Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 17 Ekim 2014 · 1:35:21
Selamun aleyküm. Güzelinize eylesin inşallah. Cenab-ı Hak gündüzlüğünüzü hayırlı eylesin. Ayağınızı iyi, hayırlı eylesin. Nâlim, Cenab-ı Hak nasip etti, hacca gittim, gittim, geldik arkadaşlarla. 92'de gitmiştim, 2005'te gittim tekrar haçla alakalı.
Şimdi bir de bu sene nasip etti. Yıllar içerisinde ne yazık ki Ümmet-i Muhammed'in üzerinde tespit edilmiş olan eksiklikler devam ediyor. Bu eksiklikleri siyasi, askeri, ekonomik her alanda değerlendirebiliriz. Zaman zaman sohbetler içerisinde bunları da değerlendiriyoruz.
Vakti, saati gelmediği müsait oldu. Ama bunların içerisinde en önemli Ümmet'i ilgilendiren noktalardan birisinin ahlaki olduğunu diyor. 92'de Ümmet'in problemi ahlaki idi. 2005'te ahlaki idi. 2014'te yine ahlaki. Kendi içimizde baktığımızda kendi kendimizi yeterli görebiliriz. Bu bir hastalık. Ama dışarı baktığımızda dışarıda bu hastalığın daha büyük olduğunu görüyoruz. Ümmet, İslam'ın bu noktada ahlaki tarafını kendisine distor edilmediği müddetçe. Siyaseten güçlüyse, siyaseten onu zayıflatmak mümkün.
Ekonomik olarak güçlüyse, ekonomik olarak onu zayıflatmaları mümkün. Askeri olarak güçlüyse, onları askeri olarak zayıflatmaları mümkün. Eğer ahlakan, onlar güçlü değillerse. Eğer bir topluluk bu manada temel dairede İslam'ın olmazsa olmaz ahlak ölçülerine sahipse, o topluluğun ayrışacağına, çözüşeceğine, yenileceğine, birbirine kim ve nefretle yaklaşacağına, düşman olacağına inanmayanlardan.
Eğer bir toplum ahlaken yüksek seviyeye çıktıysa, ama o bireyi ilgilendiren ailenin, ama o aileler topluluğu olan, o toplumun, o ümmetin dağılmayacağına, parçalanmayacağına, yıkılmayacağına inanıyor. O yüzden kendi kendime orada Mustafa Özbağ yolun başına döndürdüm kendime.
Bunu böyle kendi eksikliğim olarak göreyim. Bundan sonra her perşembe veya gittiğim yerlerde mümkün olduğunca, büyük bir çoğunluğunuza almanızı tavsiye ettiğim, gücümün yettiğine emrettiğim, ama insanların okumadığı, edeb-i müfretten ders yapmaya karar veriyorum. Allah izin verir, Cenab-ı Hak müsaade ederse, bundan sonra her derste, edeb-i müfretten ders yapmaya gayret edeceğim. Ondan sonra da sorunlar geçeceğim. İnşallah. Allah bu konuda hepimize gayret versin. Hepimize kuvvet versin. Hepimize bunu anlamak, yaşamak nasip eylesin. İnşallah. Edeb-i müfretin birincisinde, anne-baba'ya iyilik ve saygı güdürür.
Allah'tan sonra itaat edilmesi gereken, ikinci mersi, insanın babası. Birincide, yaşayan insan için, Allah dedi, işte Allah'a, Resul'le, sizden olan emir sahiplerine itaat edip, kategoriden sonraki itaat noktası baba. Anne-babaya iyilik yapmak, babaya itaat edilmek, anne-babaya üf dememek.
Anne-babasına karşı saygısını, sevgisini, muhabbetini, hürmetini yitiren topluluklar, köksüz ağaca benzerler. Eğer annesine, babasına emredildiği şekilde davranmıyorsa bir kimse, köksüz ağaç gibi bir rüzgarda üfleyip, üflenip, yıkılıp gidecektir. Bir kimsenin annesine, babasına karşı merhameti, şefkati, annesine, babasına karşı yumuşaklığı yok ise makul dairedir bunlar söyledikleri.
Makul daireden kastım Kur'an ve sünnet dairesinde. Yoksa dinle alakalı Hz. Ebu Vekir Efendimiz babasıyla savaşmak zorunda kalır, aklımda kaldığında. Bazı sahabeler babalarıyla savaşmak zorunda kalır. Hatta bazıları babalarını öldürmek zorunda kalır. Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretleri bu duruma çok üzülür. Çok üzülünce Cenab-ı Hak ayet-i kerime indirir. Onlar sizin akrabalarınız değildir. Onlar sizin ebeveynleriniz değildir. Onlar sizin bu tabir, bu noktada itaat etmeniz gereken kimseler değildir diye ayet-i kerime indir. Çünkü iman etmek veylülükte birinci derecede en önemli unsurdu.
İki, insanın namusuna, şerefine, haysiyetine zeval gelmemesi gerekir. Bunlar çünkü o kategoride alınması gerekir. Yani bir kimsenin babası, o kimsenin eşine hakkınlık ediyorsa, örneğin, bunlar önemli şeyler. o zaman bunda itaat aranmaz. Veya bir kimsenin babasına, bir kimsenin babası, annesi, çocuklarının, namuslarının üzerine sıkıntı oluşturuyorlarsa gibi itaat edilmemesi gereken noktalar var.
İtaat, Kur'an ve sünnet dairesinde kalır. İşte Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, Cenab-ı Hak ayet-i kerimde biz insana, anne ve babasına iyilik yapmasını emredik. İtaat, Kur'an, sünnet dairesinde ve anne babasına iyilik yapmak emredilmiş. Ayetle. Hatta başka bir ayet-i kerimde siz onlara üç dahi demeyiniz der ya, o zaman birinci derecede anne ve babalarımıza iyilik yapmakla mükellefiz.
Etrafınızda insanlar vardır. Anne babalarına iyilik yapmazlar, etrafa iyilik yapacağız diye uğraşırlar. Anne babasına iyilik yapmak nefsine zor gelir, ağır gelir. Ama etrafına iyilik yapınca desinler vardır ya, çok iyi insan, çok iyi hala bir kimse denecek ya, met edilecek, alkışlanacak. Olar ki annesi, babası ve evladı ya onu alkışlanmayabilir. Annesi, babası ya ondan memnun bu noktada bir türlü ondan razı olmayabilir. hamle anneye, babaya o kimseye iyilik yaptığı halde bir türlü razı olmayan anneler, babalar vardır. Ben bunları tanımışım. Hatta evlatlarının içerisinde bir tanesi çok iyidir ama o iyi olanı sevmez anne baba. bir tanesi hiç iyilikten bir haberdir, anne babanın muhabbeti onadır, anne babanın bütün antenleri ona yöneliktir.
Bizim derviş kardeşler genelde bu tip şeyler yaşarlar. Öyle bir şey olsa dair, bizim kardeşlerimiz anne ve babalarına iyilik yapacaklar. Anne babaya üf demek yok. Elinizden geldiğince anne babaya iyilik yapın. Elinizden geldiğince annenize babanızı hoş tutun. Elinizden geldiğince bu konuda kendinizi disiplin edin. Anne babaya iyilik noktasında kendinizi disiplin ederseniz bilin ki eşinize ve çocuklarınıza da iyi olursanız. Bilin ki etrafınızda da iyi olursanız. Etrafa iyilik yapma sufilin şiarlarından. Bu etrafa iyiliğin birinci dairesi insanın annesi babası.
Ondan sonra eşi, çocukları, arkadaşları, kardeşleri, akrabaları, komşuları iyilik dairesini genişleteceksiniz. İyilik yapmayı kendinize şiar edeceksiniz. Kıymetli kardeşler, biz kendi kendimize baktığımızda veya dışarısıyla kendimizi de kıyasladığımızda kimsenin hakkını yememek gerek. sufilerin gerçekten ahlakları dışarıdaki insanlardan çok iyi. Hani ben bazen derim ya, yani dışarıdaki bir kimseyle bir dervişi kıyaslamak da istemem. Dervişin ön kötüsü dahi derviştir. Dervişin ön kötüsü da en kötüsü dahi derviştir. Bunu ancak dışarıdaki insanlarla irtibatta olanlar görürler.
Bazen de o olur o. Hiç olmadığı şeyi dervişten de görebilir bir kimse. Sakın kendi kafanızdan böyle bir şey geçirmeyin. Ya böyle de olur mu demeyin. Onun dışarıda daha ağır olduğunu, dışarıda daha ağır şeylerin yaşandığını bilmemiz yeterli. O yüzden Allah bizi affetsin. İnşallah edeb-i müfretten ders yapıp bu iyiliğimizi ve iyilik halakamızı genişletmeye gayret edeceğiz. Kendi nefsimizle mücadele etmeyi ve etrafımızı da bu nefisle mücadelede dizayn etmeyi arkadaşları bu noktada odaklamaya devam edeceğiz. Kardeşlerimize bu noktada iyiliği tavsiye edenlerden bulun. Birbirlerinize iyiliği tavsiye edin. Birbirlerinize iyiliği nasihat edin.
Din nasihattır, din nasihattır, din nasihattır ölçüsünce arkadaşlarınızı, kardeşlerinize nasihat edin. Bu noktada nasihat edicileri kırmayın. Nasihat eden ağabeylerinizi üzmeyin. Nasihat eden ağabeylerinizi itiraz etmeyin. Eğer size nasihatleri Kur'an ve Sünnet dairesinde ise, size söyledikleri Kur'an ve Sünnet'e uygun ise, alın onu kabul edin.
Ve kendinizi bu disiplinle disiplendirin. Bazen kendi üzerinde kendimce diyorum ki Mustafa Özbağ, bu nereye kadar sürecek kendi üzerinde bazen diyorum ki nereye kadar? Kendi üzerinde bu soruyu soranlardan ve bu hacca gittiğimde şunu gördüm. Biz son nefesimize kadar iyiliği etrafına tavsiye eden, kendime de iyiliği emredip yaşamaya çalışanlardan olmakla mükellefiz.
Biz sufiler topluluğu olarak kendimizi buradan geri çekme şansımız yok. Biz iyi olalım, iyiliği nasihat edelim. İsterse bizim etrafımızda hiç kimse kalmasın. Biz iyiliği ve iyiliği nasihattan dolayı dostlarımız, arkadaşlarımız, akrabalarımız, komşularımız olarak gördüğümüz insanlar isterlerse bizi terk etsinler. İsterlerse terk etsinler. Hatta çocuklarımız dahi iyiliği emrettiğiniz, iyiliği anlattığınız, iyiliği nasihat ettiniz diye sizden sıkılıp sizi bıraksınlar. Kapınızı açmayabilirler. Evet. Eşiniz sizden boşanabilir. Sizden ayrılabilir. Annenize, babanıza iyiliği nasihat ettiğinizden dolayı o sizin gelip gitmenizi istemeyebilir.
Burada bir arkadaşınıza iyiliği anlattığınızda onun kendince o iyiliğe karşı karşı duruş olarak haklı gerekçeler sizin önünüze sunabilir. Hepsi de boş, hepsi de hevayes, hepsi de nefis, hepsi de şeytan. Hepsi de kardeşlerden şunu istiyorum. Hepiniz de Kur'an ve sünnet dairesinde konuşup, Kur'an ve sünnet dairesinde kalınlardan olun.
Başka bir derdiniz olmasın, başka bir hesabınız da olmasın, başka bir hesabınız olursa birinki nefsiniz oluyoruz. Başka bir derdiniz olursa bilin ki nefsiniz zorlanırız. O yüzden biz güzel ahlakı tamamlamak için gönderilmiş bir peygamberin ümmeti olarak biz en güzel ahlakla ahlaklanmak zorundayız.
Bu bizim birinci derecede bize ait olan emir. İkincisi biz etrafımıza bu en güzel ahlakı anlatmakla mükellefiz. eşimize çocuklarımıza yakın arkadaşlarımıza bu ahlakı tebliğ etmek bu ahlaktan güzel örnekler sunmak zorundayız. eğer biz İslam'ın bu güzel ahlakıyla ahlaklanmazsak biz daha çok İngiliz'in fitnesinden Amerika'nın köpeğinden İsrail'in vahşetinden kurtaramayız kendimizi.
Biz o güzel ahlakla kenetlenmezsek her türlü oyunu her türlü tezgahı bizim ensemizde pişirir. Bizim ensemizde pişirir. tekrar bizim kendi ellerimizde kendimizi yuttumlar yedirirler. Biz o güzel ahlakla İslam'ın bu noktada kendi içerisindeki kurallarıyla kaideleriyle kurallarıyla kaideleriyle kendimizi dizayn etmemiz gerekir. Bakın İslam dünyasına Müslümanın Müslümanı öldüründüğü Müslümanın Müslümana katlettirildiği Müslümanların birbirlerinin kanını içittirdiği bir dünya haline gerek. Kimin aklına gelirdi bundan 150 yıl önce Kürtlerin Türklerle savaşacağı?
Kimin aklına gelirdi Arapların Kürtlerle savaşacağı? Kimin aklına gelirdi Osmanlı topraklarında bir İran Irak savaşı olacağı? Kimin aklına gelirdi Mısır'da dar Mısır'dan Müslümanların katletileceği? Kimin aklına gelirdi? Kimin aklına gelirdi Şiirlerin canlı bombolu Sünni camileri bombolayacağı? Sünnilerin roketatarlarla Şiirlerin camilerini yok edeceği? Kimin aklına gelirdi İngiliz İsrail Amerikan ortaklığıyla İŞİD denilen bir örgüt kurulup Orta Doğu'da terör bestirilip birbirlerine katlettirileceği? Kimin aklına gelirdi? İŞİD'in içerisindeki La Elahe İllallah Muhammeden Resulullah diyen kimse hangi algıyla yine La Elahe İllallah Muhammeden Resulullah diyen kimseyi katlediyor?
La Elahe İllallah Muhammeden Resulullah diyen bir Şii Amerikan güçlerini yanına alarak hangi algıyla bir Sünni camisini bombalayıp bir Sünni camisini roket etarla yok ediyor? Bu algı nereden oluştu? Bu kardeşlik zinciri nereden kırıldı? Haç'tayken internetten izledik üç gün içerisinde dört gün içerisinde kırk tane ölüm üç gün içerisinde sokaklara inin demir denildiğinde insanların kör bir şekilde önüne gelen her şeyi yakıp yıktığı böyle bir vahşet nerede görünmüş?
Nerede bulunmuş ki? Bakın dikkat edin bu olaylar ta şeye bir dönün Osmanlı'dan önce Selçukluları yıkan sebeplerden birisi Baba Resul isyanıdır. Baba Resul isyanı. Baba Resul diye bir adam çıkar peygamber olduğuna inanırlar etrafındakiler onun peygamber olduğuna inanarak Anadolu'yu yakarlar yıkarlar soyarlar kadınları Müslüman kadınları kendilerini cariye ederler. Milletin malını mülkünü talan ederler. Rivayet edilir ki o Baba Resul isyanlarına katılmak için gelmiştir.
Hacı Behtaşı veli. Kardeşi Menteş Baba Resul taraftarıdır. Sivas da öldürür. Sonra bakar ki ortam ve gündem normal değil. İlk Osmanlı tarihçilerin yazdığı şey var. Havanesi ile beraber toplanır Hacı Behtaş veli denilen kara övüye yerleşir. Gündemden geriye gider. Etli sütli karışmak istemez doğru yanlış kim olduğu belli değildir. Çünkü bu Baba Resul isyanları Selçuklu'nun bakmasına sebep olmuştur. Selçuklu devleti ilk defa düşmanı olduğu Bizanslılar yardım alarak Baba Resul isyanlarını bastırır. Çünkü Bizanslılar da bu Baba Resul ve avanesi Bizansı gelir vurur korkusuyla yardım eder.
Düşünebiliyor musunuz? Baba Resul isyanına isyanına kalkışan insanlar önce Müslümanların köylerini katlederler. Müslümanlara saldırırlar. Bizanslılara değil. Ama bunun daha geriye gidelim İslam tarihine baktığımızda ilk kanı Hazreti Osman Efendimizin kanıdır. Hazreti Osman Efendimiz devletin başındayken ve onu seçen aşeri mübeşşere sağırken bunu ben böyle söylüyorum yanılıyorsam Allah beni affetsin. Cenab-ı Hak beni mahşerde bununla yüzleştirmesin. Kendi kanaatim bu benim. Bunun arkasında Muaviye'nin parmağı olduğuna inanırım ben.
Veya Muaviye'nin göz yumduğuna inanırım bu meseleyi. Parmağı demeyeyim de buna göz yumduğuna inanırım. Çünkü o çapurcular Hazreti Osman Efendimizin evini muhasara ettiğinde devletiyle beraber devlet başkanlık binasını muhasara ettiğinde beş bin askeri vardır Muaviye'nin Medine'nin dışında duran o buna müdahalede bulunmaz. Onlara der ki benim emrimi bekleyin. Benim emrimi bekleyin der. Ve o askerler o kadar kördür ki o askerlerin başındaki komutanı o kadar kördür ki o kadar kördür ki devlet başkanları orada muhasara altındayken Şam'daki valilerini dinlerler.
Muaviye Şam valisidir. Bunu aynı şekilde dergahın içerisine aynı şekilde sufilerin içerisine aynı şekilde cemaatin içerisine de adapte edebilirsiniz. Bir tarafta şeyh varken zakinin sözüne bakanlar. Bir tarafta cemaatin imamı dururken oradaki başka birisinin sözüne bakanlar. Onlar kördür. Muaviye'nin askerleri ve komutanları da yapmıştır. Devlet başkanları muhasara altında alıp öldürüleceği kesin iken onlar Muaviye'nin sözüne bakarlar. Orada beklerler. Oradaki o çapıcıları def etmezler. Muaviye'nin emri vardır çünkü.
Hareket etmeyin derler. Onlar da hareket etmezler. Ta ki ne zamana kadar Hz. Osman şehit edilince kadar. Hz. Osman Efendimiz şehit edildikten sonra o askerler pılını pırtısını toplarlar Şam'a dönerler. Dikkat edin bunlara. Ondan sonra da aşerî mübeşşere Hz. Ali Efendimiz'i seçer. Hz. Ali Efendimiz seçilince plan tutmamıştır Muaviye'nin devlet başkanı olma planı tutmamıştır. Ama yine de Hz. Ali Efendimiz'in başına ne yapar? Gayle açar. Fitne açar. Ve aynı şekilde insanlar Eylübeyt'e tabi olması gerekirken Yizide tabi olup Hz. Hüseyin Efendimiz'i şehit ederler.
Öyle bir şehitlik ki İslam tarihi boyunca hep arkasından alık yakılacak bir şehitliktir. Çünkü şehit edenler binlerce karşıda ve onlar çoluk çocuk yetmiş iki kişidir. Üç gün aç susuz bırakıp şehit ederler. Ve onları şehit eden askerler de komutanlar da onların başındaki genelkurmay başkanı da onların başındaki Yezid de bu kadar kördür.
Kör. Dediğiniz bunu tarihten örneklerle. Kördür baba Resul ve kardeşi ve isyancılar. Sonuçta sonuçta Selçuklu İmparatorluğu'nun yıkılmasına sebep olur. Kördür Osmanlı'nın içindeki Jantürkler İttihatçılar. Kördür. Osmanlı'nın yıkılmasına sebep olurlar. Özgürlük naraları atanlar Osmanlı yıkıldıktan sonra gerçeği görürler ama iş işten geçer. Koca üç kıtada yıkmeden bir devre bir günde yok sayılır.
Ve o Osmanlı'yı parçalayan Osmanlı'yı cetvel ile bölen güçler Ankara denilen köyde yeni bir devlet kurarlar ve bütün hepimize de alkışlatırlar. Siz ona razı olmak zorunda kalırsınız. Yetmedi şimdi. Aynı o cetvelle ölçen güçler diyorlar ki şimdi İslam dünyasına biz sizi tekrar böleceğiz. Biz sizi tekrar parçalayacağız. Ama biz gelir şimdi birinci dünya savaşındaki biz kendimiz savaşamayız. bizde savaşacak askerler yok. Biz kendimiz savaşmaya kalkarsak bizim halkımız bizi topa tutar. Biz sizin içinizden ölü örgütler kuralım. Sizin içinizden ölü fikneler çıkaralım.
Siz birbirlerinizi hapire giyin. Habire birbirlerinizi katledin. Siz kan gölünde yüzerken bizde size bol bol silah satalım. Sizin tarihi tarihi miraslarınızı alalım. Yer altı yer üstü zenginliklerinizi bize peşkeş çekin. Sizi borçlandıralım. ve siz bir beş yüz yıl daha bizim kölemiz olun. Çünkü İslam dünyası uyanış başladı. Uyanış başlayınca bu uyanışın yeniden dizayn edilip düzenlenip birbirlerine düşman kesilip yeniden bütün petrolün ve paranın ve kıymetli madenlerden elde edilen paranın ve faizden hepsini de batıya atması lazım.
Bunu durduracak bir şey lazım. Biz sufiler olarak bizim askeri gücümüz yok. Biz sufiler olarak bizim siyasi gücümüz yok. Biz sufiler olarak fazla ekonomik gücümüz yok bizim. Bizim bir gücümüz o. Güzel hala. Kardeşliğimizi tesis etmek için biz bu çatının altında Türk Türkü ile Kürtü ile Arap ile ırkı ne olursa olsun hepimiz kardeşliğimizi tesis etmeliyiz.
İslam'ın güzel ahlakını tesis etmeliyiz. Birbirimizi ötekileştirmeden birbirimizin üzerinde üstünlük sağlamaya çalışmadan birbirimizi bir çıt aşağıda görmeden kardeşliğimizi tesis etmek zorundayız. ve İslam'ı en güzel ahlakla temsil etmekle mükellefiz. Sakın şöyle düşünmeyin. Ateş buraya sıçramaz ne düşünmeyin. Ateş buraya da sıçramaz. Sakın şöyle düşünmeyin. Güneydoğu'daki ateş bize dokunmaz demeyin. Bize de dokunur. Sakın şöyle düşünmeyin. Mescid-i Aksa'daki sıkıntı bize dokunmaz diye düşünmeyin. Bize de dokunur.
Sakın şöyle düşünmeyin. Mısır'daki sıkıntı bizim neyimize bize dokunmaz demeyin. Bakın Kobani'de Müslüman Kürtlerle Müslümanları savaştırıyorlar. Türkiye'yi oraya çekmeye çalışan güçler bizim içimizi de karıştırıyor. Türkiye tuzağa düşmeyince diyorlar ki Türkiye'ye sen bizim hapımızı yutmazsan biz de sana zor daha yuttururuz.
Yaktırırız, yıktırırız, öldürtürüz, sana diş çöktürürüz diyorlar. Eğer o gençlere İslam kardeşliği anlatılmış olsaydı o gençlere güzel ahlak anlatılmış olsaydı o gençler bunu yapmayacaktı. Yapmayacaktı. o yüzden biz en güzel ahlakla ahlaklanmakla mükerrefiz. Ben kendime bir milat saydım hacımı. Ben kendime bir milat sayarakta dedim ki Mustafa Özva bizim cemaat olarak belki de fazla bir kalabalıklığımız yok. Ama bu işler keyfiyete bağlıdır. Allah'ın keyfiyetidir.
Kendiyeti değil, sayısana bakmaz. Üç kişinin duası üç milyonu etkileyebilir. Üç kişinin kalbi üç kişinin kalbi bütün dünyayı etkileyebilir. Ben ona inanırım. Hatta bir kimsenin kalbi dünyanın altını üstünü getirebilecek kadar Cenab-ı Hak onun güç kuvvet verebilir. Bu iş keyfiyetle alakalıdır. Keyfiyet. Bu iş kendime sayısana bakmaz bu iş. sizin burada kardeşiniz, sizin buradaki birbirinize olan muhabbetiniz, sizin buradaki Kur'an-ı Sünnet dairesine sımsıkın bağlı olduğunuz, sizin buradaki ihlas ve samimiyetiniz belki de İslam dünyasını etkileyecektir. Bu keyfiyet Allah'a aittir. Sizin gece yarısı bir duanız belki de bu bölgeyi etkileyecektir.
Veya içinizden birisinin yarabbi deyişi arşalayı titretip negatifi pozitife çevirebilecek Cenab-ı Hakk'a güç verecektir. Bu bilinmez. Bize lazım olan şey Kur'an ve Sünnet ailesinde durup ihlasla doğru bildiğimiz noktada ihlasla doğru bildiğimiz yolda yürümektir. Bunun etkisini, bunun tepkisini, bunun keyfiyetini verecek olan Allah'tır. Bunun tesirini gösterecek olan Allah'tır. O yüzden şöyle düşünmeyin. Ya biz kaç kişiyiz? Hiç önemli değil. Hazreti Peygamber Sallallahu Vesselam Hazretleri'nin davasına tek başına başladığını unutmayın. Bu fakirin Bursa'ya tek başına geldiğini unutmayın. Bazen bir kimse çok kimseye bedel olabilir.
Bazen bir kimsenin bir şeye elini atması çok kişinin elini atmasına bedel olabilir. Olabilir. bizim ilk arkadaşlarımız, bizim ilk beraber yol gittiğimiz kardeşlerimiz buna çok açık örnektir. Çok açık örnektir. Olmayacak diye bir şey yoktur. O yüzden inanın birbirinizle olan kardeşliğinizi, birbirinizle olan ahlakınızı en üst seviyede tutun. Dün dünde kaldı. Dünden dersimizi alalım. Gelecek bizim olsun. O yüzden Kur'an ve sünnete sımsıkı yapışalım. ahlakımızı ona göre dizayn edelim. İnşallah bu noktada anne ve babalarımıza bugünlük ders olarak iyilikte, onlara hürmette, hizmette, saygıdan kusur kusur etmeyelim.
İnşallah. Diş doğrusu, kusur abdestini engellemez. Kaza namazı var mıdır? Yoksa insanların çıkarttığı bir namaz mıdır? Hz. Peygamber sallallahu sallallahu ve sellem hazretlerinin zamanında geçmişten kaza namazı diye bir şey yoktu. Namaz yeni farz olmuştu çünkü. Namaz yeni farz olduğundan mesela bir kimse 30 yaşına kadar kafir ya müşrik olarak yaşasak, Hristiyan veya Yahudi olarak yaşasak, 30 yaşında Müslüman olsa, Müslüman olduğu saatten önceki namazları diye bir kaydı olmaz.
O yüzden 40 yaşına kadar İslam dışı yaşayan bir kimsenin geçmiş namazla alakalı bir derdi yoktur. Ama bir kimse bir kimse Müslüman olduktan sonra namazını kılmıyorsa onu kaza yapmakla mükellehtir. Çünkü bunun fedvası Hz. Aişe Validemizin ve bayanların 10. kaza etmelerinden kaynaklanır. Muayyen zamanlarda namazı kaza etmezlerdi. Ama onların geçmiş namaz borçları da yoktur. Oruç kazasından geçmiş namazın da kazasını ne yaptılar? İmamlar fetva verdiler. Ayrıyeten bir de televizyonlara çıkan bazı kaza namazı yoktur diyen ilahiyet profesörlerinin gözden kaçırdıkları veya bile bile örtükleri bir nokta var.
Hz. Bey Yalak Sabullah ve Selam Hazretleri Uhud Savaşı'nda öğlenme ve ikindi namazını kılamamıştı. Ama Hendek Savaşı o zaman için namazda ayaklarına farz kılınmamıştı. Onu kendisi kıldı. Hz. Peygamber Savaşı'nda namaz kılıyordu. Hendek de bariz olarak öğleyi ikindiği ve akşamı kılamadı. Öğleyi ikindiği kılamayan Hz. Peygamber Savaşı'nda ve Selam Hazretleri günün sonunda yani gece oturduğunda savaş bittiğinde önce öğleyi kavmet getirtip sonra ikindiği kavmet getirtip sonra akşamı kavmet getirtip sonra yatsın namazını kıldı. yine ayrı bir seferi sefer halindeyken sabah namazına uyanamadığından gün doğduğundu. Gün doğduğunda bütün herkesi oradan kaldırdı.
Dedi ki şeytan buraya zapt etmiş. Şeytan burada bize bir gaflet verdi dedi. Biraz yol yürüdüler. Biraz yol yürüdükten sonra tekrar konakladılar. Konakladıkları zaman Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Selam Hazretleri akşamı sabahın sünnetini kılmaya devam edenler yine sabahın sünnetini kılsınlar dedi. Kıldılar ardından sabah namazının farzını da kıldılar. Ve bunu normalde Hz. Peygamber Sallallahu ve Selam Hazretleri kaza olarak kılmamış idi. Böyle bir ibare yok. Böylece Hz. Peygamber Sallallahu ve Selam Hazretleri'nin vakti geçmiş namazını eda etti. Hatta Hz. Peygamber Sallallahu ve Selam Hazretleri'nin devam ettiği nafileleri kaçırdığında ertesi gün iade ettiği hadislerle ve imanların iştahatlarıyla sabittir.
Buradan hareket ederekten bir kimse La ilahe Muhammed Resulullah dedikten sonra Müslüman ise o kimsenin geciktirdiği veyahut da kılamadığı veyahut da kasten terk ettiği namazlarını kaza etmesi gerekir. Bunun dışında fetva verenler namazı yoktur diyenler bugünkü dünya üzerinde en fazla mültesibine sahip olan Hanefi Şafi Maliki Hanbeli ulemasının da fetha ve iştahatlarına karşı geliyorlar.
Ve bu noktada ümmetin kafasına bir soru işareti koyuyorlar. Dostlar bizim kaza namazımız namaz borcumuz varsa kaza oruç borcumuz varsa kaza dersimiz varsa çünkü yift alırken biz o yildi çekmeye söz veririz. Bu vacip hükmüne gelir. Ders alıp da dersini çekmeyenler biriklerim de bu noktada vacibi terk ettiklerinden dolayı geçmiş derslerinde kaza edip yapacaklar inşallah.
Daha önce fotoğraf bilgiler ve hadisle ilgili bir suf ve mektebi gibi yokluk oluşturmuşsunuz. Yine benzer bir çalışma yapabilirmişsiniz. Teşekkür ederim. Zaman zaman bunlar aklımıza gelmiyor değil. Zaman zaman bu tip istekler istemiyor. Hatta Adnan'ın bu konuda bir çalışması var. Bir rapor düzenlediği eğitimle alakalı. Fakat bunu verilmiş sözlerim var bu yılbaşına kadar. Bu yılbaşına kadar verilmiş olan bu sözlerimi sohbetlerle alakalı dizayn edilen işte düzenlenen o değişik illerdeki sohbet programları ne bileyim işte SEMA'ydı onun konferanslı bunlar var. Bunlarla alakalı verilmiş olan sözlerden geri dönmek istemiyorum. O yüzden bununla alakalı böyle bir yıl sonra doğru arkadaşlarla kardeşlerle bir istişare edip toplanıp bununla alakalı bir zaman ayırıp inşallah böyle bir eğitim faaliyetlerinde bulunmayı düşünüyoruz.
Cenab-ı Hak inşallah fırsat yarasa ev alır veya kela alarken ki ölçüleri anlatıyorsunuz peki hala çocukların okulu hastane pazar market kırtasiye bütün bunları düşününce işi biraz karıştırıyorum yakınlığı yürüme mesafesi açısından ulaşım yerinden iyi ama merkez odaklı oluyor uzaklığı hem maddi hem zaman ulaşım bakımından zorlaşıyor ve merkezden uzak sadece binaların olduğu yüksek yerleşimle neler oluyor bu benim bakış açım sizinkini yarınabilir mi Allah nasip ederse ev almak çıkıyoruz biz eşitlikler içinde sırt sırtta
ikiz villaların olduğu bir yerde ne dersiniz merkeze 10 ekran hesap eder biz bunlara karışmayız biz isteriz ki kardeşler dinlerini en iyi şekilde yaşayabilecekleri yerlerde yaşasınlar isteriz ki çocuklarını en iyi şekilde yetiştirebilecek yerlerde otursunlar ben bu yeni rezidans diyorlar ya o çok katlı binalar var hani 15 katlı 20 katlı 25 katlı o kültürün islam kültürü olduğunu inananlardan değilim ben ona karşıyım müslümanların böyle evlerini çok süslü çok şatafatlı çok şatafatlı olması yerinde olanlardan değilim
insanlar bu benim kendince insanlar makul bir hayat yaşamalı makul bir yerde durmalı evi makul olmalı yaşadığı alan makul olmalı ve makul bir orta derecede bir hayat yaşamalı herkesin kendine göre bir orta derecesi vardır ben kendine göre ben orta derecede yaşadığına inanıyorum bazıları her ne kadar evimi beğenmese de sen orta dereceden aşağıdasındır dese ben kendi evimi yaşadığım deri orta dereceden olarak görüyorum o yüzden bir başkasının bu noktada yaşam standardını eleştirmek aşağı görmek yukarı görmek değil derdim
ama ve lakin çocuklarınızı iyi yetiştirebileceğiniz kendinizin de ahlakını koruyabileceğiniz mekanlarda oturabilirsiniz ev almak istiyoruz evimizdeki para yetini o zaman üzerine krediyle tamamlayıp alabilir miyiz bununla alakalı darül harp darülistan fıkıhına göre bir kimsenin darül harpte müslümanla harbinin arasında faiz yoktur distürü söz konusu olunca bir kimsenin bankayla olan ilişkilerinde faizin olmadığına dair imanların iştahı var bir kimse iştahat alıyorsa bu noktada fetva alıyorsa fetvası var ama işin tatva noktasını
arıyorum derlerse bankadan bankanın kapısından içeri girmeyin derler bu işin takva noktasıdır azametidir zorluğudur ama bankanın kapısından içeri girmeden Türkiye'de yaşamak çok kötü çünkü sistem insanları o hale getiriyor ki hepsini de bankaya bağlıyor siz emekli maaşınızı dahil bankadan almak zorunda kalıyorsunuz ticaret yapanlar 5 liradan fazla faturalarını bankadan geçirmek zorundalar çekten geçirmek zorundalar ne bileyim işçi çalışanlar bunu biliyorum çünkü 10 kişiden sonra 9 kişiden sonrası maaşların bankaya yatırmamaları
lazım 10 mu? 10 kişiden sonra bankaya yatırmamaları lazım bunun gibi devletin getirmiş olduğu zorunluluklar var bu zorunlulukları yerine getirmekle mükellefsiniz bu zorunluluğun içindeki şeylerden mükellef değilsiniz hani öyle öyle bir zaman gelir ki hani sultan hadis şerit-i sultan size kur'an ve sünnet dairesinde davranmaz ne yapalım ya resulullah o zaman diyor size verdiklerini alın hani yapabildiğiniz yere kadar yapın onun verdiklerini alın onun vermediklerini için de diyor Allah'tan dua edin ve sabretin onun değişmesi için
mücadele edin ama elinize kılıcı almayın bunun gibi hadis-i şeritler var hükümler var o yüzden bu manada devlet ne kadar İslam'sa ne kadar değilse bizi nereye kadar zorluyorsa o zorunlulukları yerine getirmekten mükellefsiz onları yapacağız yoksa başımızda elbette boza pişiriyorlar yani siz şunu diyemiyorsunuz mahkemeye çıktığınızda hakimin karşısında şunu demem üstünüz yok ben faizle alakalı olduğu için bankadan alışveriş etmedim gülüyor hakimsize bana güldü çünkü gülünce niçin güldünüz dedim ben niçin güldünüz deyince
ortam sertleşti bir Müslümanın dininin üzerine yaşaması dedi size çok gülünç kase dedim ben öyle deyince kaldı bu ama söyleyecek laf yok hukuk böyle dedi bana hukuk öyle siz yurt dışına ihracat ettiyseniz o parayı siz elden aldım diyemiyorsunuz bankadan geçireceksiniz bankada bozduracaksınız o parayı bankada bozdurduğunuz para dekontunu o faturayı iyileştireceksiniz yok benim müşterim Yunanistan'dan geldi işte elli bin euro muha söyledi otuz bin eurosunu bana peşin verdi yirmi bin eurosunu orman tırcılarla gönderdi
yok öyle bir şey siz o elli bin lirayı alacaksınız bankaya yatıracaksınız o normalde Yunanistan'ın müşterinizin adına yatıracaksınız o parayı ve bankada bile bile daha ucuza bozacaksınız bile bile dışarıda yüreği üç liraya alıyorsa banka senden iki yüz doksan beş liraya alıyor onu bankada bile bile ütüleceksiniz bankaya ve o banka dekontunu götürüp faturaya yapıştıracaksınız bu sizde devletin zorladığı bir alan o yüzden hukuk sizi bir noktada zorluyorsa sizin yapacak bir şeyiniz yok bu manada buradan hareket ederekten
bir kimse de ev alacak aramı alacak kendince çok zarurey biz şöyle diyebiliriz ya bu zaruretten değil yok kardeşim ona zarurettendir o kimsenin bankayla bu manada iş yapmasında hanefilerce ha şafi maliki ambali ulemasına göre değil bu sıkıntı yoktur ama şafi ulemasına göre de şafi ulemasına göre islam hukukunun işlenmediği bir yer şekil oluncaya kadar oradaki müslümanların orayı islam hukukuna değiştirmeleri için savaşmaları farzayız yani türkiye cumhuriyeti devleti sınırları içerisinde bir kimse şafi hukukuna hukukuna
göre yaşaması mümkün değil bunu da altını çizelim yeni taşındığımız şehirde kızım sırf arkadaşının kız arkadaşının doğumluğu için evlerine arkadaşlarıyla beraber gitmek istiyor ne şehri ne arkadaşı ne aile tanıyoruz ben de geleyim desem kızıyor göndermesem kızıyor neden anlamıyorlar veya biz mi anne baba olarak anlatamıyoruz bu öfke kin kızmak niye çözemedik anlamadık anne baba olarak çocuklarımızı ikna edemiyoruz veya anlatamıyoruz yoksa onlar mı anlamak istemiyor Allah anne baba olmayı nasip etmiş biz mi olamadık
çaresiz kadıyoruz evlatlarımız karşısında yüreğine bir su serpil lütfen demiş ne yazık ki su serpemeyecek çocuklar sizin idanlarınız çocuklarınız sizin anne baba çocuğunu yetiştiremiyorsa anne baba çocuğunu düzgün yetiştiremediyse o çocuktan gelecek olan da anne baba çocuklarınızı çocuklarınızı kuran ve sünnet ahlakına göre sıfırdan itibaren yetiştirirseniz ben o çocuklarım iyi olacağına inanıyorum bunda kaybedilmiş bir şey yok biz tatlı tatlı yumuşak yumuşak çocuklarımızı
kuran ve sünnet tarihsini yetiştirmeye gayret edeceğiz bu bir ikincisi hani meşhur bir söz vardır ya kul hata eder kul hata eder hayat kader onun hatasını başka bir yerden ceza olarak geri ödedir bir yerde hata yapmışızdır bir yerde yanlış yapmışızdır bir yerde eksik davranmışızdır bir yerde kuran ve sünnet davresinde durmamışızdır o yüzden bizim başımıza muhallebi yerken dişimiz kırılabilir muhallebi yerken dişimiz kırılıyorsa muhallebinin içerisini karıştırmayın dişinize bakmayın kendinizce
kendi hata ve kusurlarınıza denin tövbe hani Hz. Ali radıallahu anh hazretlerinin birisi gelir hızır tarlığından şikayetçi olun tövbe et der birisi gelir bela problem sıkıntılardan şikayetçi olun ona da tövbe et der her şikayet edene Hz. Ali radıallahu anh hazretleri der onlara tövbe et bunun gibi eğer yağmur yağmıyorsa tövbe edilir Cenab-ı Hak size rahmetini kestiyse tövbe edilir hani yağmur duasına çıkanlar ya yağmur duasına çıkanlar tövbe ederler derler ki Ya Rabbi biz hata ettik biz kusur ettik biz muhakkak bir günah işledir ki
sen bizden yağmuru kestin sen bizden yağmuru kestin biz muhakkak edebe mugayyem bir hal işlemişizdir biz zayıf kullarız bir yerde yanlışlık yapmışızdır da Cenab-ı Hak bunu bizim önümüze serer bir şekilde o yüzden o önümüze serdiği şey bizim hatamızdır bizim eksikliğimizdir bizim yanlışlığımızdır o yüzden bir tövbe edelim inşallah çocuklarımız için de tövbe edelim tövbe edelim kendimiz için de tövbe edelim ve bizim yanlışlıklarımızın bizim eksikliklerimizin bizim hatalarımızdan dolayı Cenab-ı Hak bizim sevdiklerimizle
bizi imtihan etmesin Cenab-ı Hak bizim yanlışlıklarımız eksikliklerimizden dolayı bizim burnumuzun dibini yangın yerine çevirmesin inşallah zikullah alakasında veya zikullaha başlamadan önce kulaklarımda çınlama halsizlik baş dönmesi ve kendimi çuval gibi hissediyorum bazı zamanlar otururum bu bir sağlık sorunu yoksa bir kabız halimi psikolojik mi anlayamadım bu halimi siz nasıl yorumlarsınız şeytan sizi en büyük işe gelirken çok zorlar çünkü Allah'ı cemaatle zikretmek dünya üzerindeki mevcut ibadetlerin en faziletlisi
ve en üstündür namaz kılanların hangisi daha faziletli ya Resulallah Allah'ı zikredenler oruç tutanların hangisi faziletli ya Resulallah Allah'ı zikredenler cihad edenlerin hangisi faziletli ya Resulallah Allah'ı zikredenler Hz. Ömer Efendimiz Hz. Ebu Bekir Efendimiz'e diyor Ya Ebu Allah'ı zikredenler Allah'ı zikredenler bütün sevabı aldı götürdü Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin oturduğu hazretleri oturduğu yerde bunu duyuyor o fısıldayanı da fısıldaşanı da duyardı o arkasında dolaşan kimseleri de
görürdü Allah'ın izniyle çünkü o Cenab-ı Hakk'ın izni şerifiyle gören göz duyan kulaktır arkasında konuşanları görür arkasında konuşulanların da duyardı Allah'ın izniyle o yememden esen Rahmani yenin kokusunu alır Allah'ın izniyle o duydu oturduğu yerden Cenab-ı Hakk'ın duyurdu oturduğu yerden seslendi zikredenler bütün sevabı aldı götürdü çünkü cemaatle bulunan zikir en faziletli ibadettir bir kimse cemaatle
zikre gelirken bin bir tane şeytan onun eteğinden asılır onun arkasından asılır ne hin oğlu hinlik çıkarır o şeytan ne hin oğlu hinlik çıkarır neler dükkanı kapatacaksın müşteri gelir yola gideceksin trafik sıkışır bugüne kadar bir şey söyleme sana bir şey söyler evde yemek her gün altıda hazır olur on bir sekizde hazır olur neler çıkarır senin önler neler şu kapıdan içeri gelinceye kadar bin bir tane şeytan her birinin bin bir tane talebesi her talebinin bin bir tane oyunun cilvesi önünüzde parayı takar size hata
şeytan sizin damarlarınızda da dolaşır kaibesince sizi hasta deder en son felte gibi olursunuz öyle derler ya öyle diyorlar zikullaha gidiyorsun hasta oluyorsun şeytanın azgınlığı sendeki sendeki şeytan o kadar azgın ki senin hasta diyor sen inat et yürü zikullaha yürü burada birisi de bir böyle dirsek vurur ya vurur ben gittim oraya bir dirsek vurdular veya birisi de der ki işte kardeş sen arkaya küser gider adam komple şeytan buradan spittir atar fahminde değildir o şeytanın dışarı zor attığını o der ki ya adnan hoca
bana ters baktı bu yalan gelirler buna selam vermiş birisi bu da fark etmemiş adam dedi ki sen çok yiysin eğitim ben bir daha dersler gelince ne oldu hani senin dedi bize bana ters almak için gönderdiğin adnan hoca dediğin kimse var ya selam güldüm böyle baktı dedim ya insan dalgın olabilir insan duymayabilir kalabalıktır görmemiş duymamış olabilir hiç bunları düşünmedin mi dedim durdu bu hiç senin dalgın olduğu zaman yok mu dedim aynı şeyleri bana da söylüyorlardı dedim ben insan o esnada dalmış oluyor duymamış oluyor
şeytan seni kandırmasın ya dedi ben şimdi gidip ondan helallaşamam iyi ben helal ettim onun adına nasıl basmaya dedi onunla helallaşmama gerek yok mu yok dedi sen derslere gel devam böyledir şeytanın oyunu şeytan sizi namaza bırakmaz ne zaman namaza bırakır biliyor musun zikrullah'a gideceğiniz zaman zikrullah'a gitmeyin şurada namaz kılın der şeytan der ki ailen çoluğun çocuğun var ya otur şunların başında ne zaman der bunu biliyor musunuz zikrullah olduğu zaman maç olduğu zaman değil var ya maç hastaları o zaman
onların aile çoluk çocuk akıllarına gelmez kahveye gidecek aile çoluk çocuk aklına gelmez veya nefsinin hoşuna giden bir şey var üç beş arkada bir takılacaklar bir dolaşacaklar şöyle bir arabalı arabasız o zaman aile çoluk çocuk aklına gelmez o kimse zikrullah'a gidecek ya senin önünde bin bir tane parenda anneni aklına getirir annen mi kıymetli zikrullah mı kıymetli baban mı kıymetli zikrullah mı kıymetli sen anneni babana gitme zikrullah sen anneni babanı dinlemez git o adamı dinle şeytanın işi ne şeytanın işi ne
bu odur başka bir şey değil çünkü kim Allah'ı zikrederse Allah da onu zikreder bana bir ibadet getirir ibareyi taşısın üzerine yok Allah'ı zikretmek en büyük iştir ayet-i kerime en büyük iştir en büyük işe gönderirken şeytan sizi doldurduk çalacaktır gönderecek değil arif susan da yok burada vay mustafa vahve efendiler hoş geldiniz cız takı cız takı yapsın yok öyle bir şey yok o muhakkak sizinle mücadele edecek sizinle buraya getirmemek için uğraşacak geldiniz bitti mi bilmedi diyecek ki ben İsmail'in yanında
zikredecek adam mıyım bu mu geldi benim yanıma şu adamdan uzak durayım diyecek ki benim en öne gitmem lazım buradakilerin en hazretlisi benim en önde olmam lazım kameraya el sağlamam lazım haçta orada bir kamera şeytan taşlarken millet dönüyor bir haber kanalı neyse koymuş kamerası kamera dönüyor haçtan taşlayanlar şey şeytan şeytanı taşlayanlar daha yeni şeytanı taşladın daha yeni taşladın el sallayacak kamera döndürüyor o grup komple dönüyor bu tarafa dönüyor seyrediyorum ben de yoldan giderken diyor ne zavallı insanlar
kameraya o dönüyor onlar da o öndeki grup açıdaki grup komple dönüyor herkes el sallıyor kameranın çekim dolup olmadığı önemli değil bir de bu var hastalığı en önde ortak ya şeytan durmaz hiç en arkadaya geçerse de öndekiler marhaba onlar cehri zikrullah etsin ee ya sen biraz kuru takıl baba derviş olsun öndekiler Allah Allah arkadaki arkadaş kocaman derviş çok bağırdı zamanında biraz da tifiller yapsın şimdi o çok iyi bizim üstünde oturdur ee şimdi sıra sizden bitmez şeytanın kilesi o yüzden
ondan kurtuluş bugün zikrullah var dost doğru zikrullah bugün ders var dost doğru dersler bugün zikrullah var boş yere gel otur en arkadaki sesle en öndeki ses aynı olmaz biri ortada sakın kularına bakıp küsüp gitmesin küsken herkesin mi akşını derecede Allah muhafaza eylesin ben şeker hastaları alın zannediyordum dervişler dağılın der birine bir şey söylemiyor ben aman yarabbim akşamına mail atıyor bana mı söylediniz bu sözü ha 700-800 kişinin arasını bir tek sana söyledik veyahut
bir şey yazıyorum twitter'a bunu sen bana yazdın özelden bana mesaj çekiyor diyorum ya 2500 tane takipçi var içinden bir tek sana mı yazdım bir de böyle alınganlıklarımız var bizim iyi sana yazdıysan bu hal varsa buradan vazgeç o zaman kalıyor iyi sana yazmışım vazgeç bundan o zaman öyle yap e sana demişim vazgeç o zaman alınganlık yapma hiç kimse alınganlık yapmasın buradan kovsam tekrar siz içeri girin var mı kovduğunda içeri girecek ulan öyle kovmak değil bir dersini alıp gönderdiklerim var onların gelmelerini istemiyoruz
ciddi ciddi istemiyoruz ciddi ciddi bundan sonra birisinin dersini alıp gönderirsem asla geri dönüşü yok asla asla tekrar tekrar söylüyor öbür türlü git öteye demişim gidiyor alınganlık yok Allah bizi affetsin inşallah kocasından boşanmış bir akraban boşanmak istemez sebebini kocası eve girmek için anahtarı kapıya taktığında duyduğu an tüylerin diken diken oluyordu buz gibi oluyordu keşke gelmeseydi diye açıkladı ferijit olmadığını doktor bu ne ferijit öyle mi onun
sarı ferijit olmadığını bak katı uydu şimdi tamam ferijit olmadığını yani katı olmadığını bunun bir tensel problem olduğunu söylüyor bir de kız çocukları vardı kocasından maddi veya davranma açısından hiçbir sorunları olmadığını söylüyor bu düşmazlık neden oluyor ki bilgilendirilmesini olabilir İslam dünyasında bu tip şeyler var bugünkü dünyada da yani insanların geldikleri bu noktada da bu tip şeyler var bunlar birinci derecede önce nefis dalak bir de tarafların birbirlerine olan davranışlarının sonucu sonuç bu erkekler de
kadınlar da eşlerine karşı merhametli ve şefkatli davranacaklar bu merhametli ve şefkatli davranış biçimini oluşturmayan eşler yolun sonunu daha çabuk görürler yolun sonunu daha çabuk görürler o yüzden eşlerinizle karşı kuran ve sünnet dairesinde merhametli ve şefkatli davranışlar erkekler aile dairesinde vazifenizi yerine getir balen kardeşler kuran ve sünnet dairesinde vazifelerini yerine getirecekler ama bu yeni modalar var şimdi yeni anlayışlar var biz tensel uyumsuzluk yaşıyoruz biz ruhsal uyumsuzluk yaşıyoruz
biz işte duygu açısından uyumsuzluk yaşıyoruz biz işte değerler açısından uyumsuzluk yaşıyoruz diye bir sürü uyumsuzluk isimleri var bunların hepsinin de haklı gerekçeleri olabilir bunları reddeden bir kimse değil ama bunların oturulup konuşulması tarafların birbirlerinden istediklerini ortaya dökmesi ve evliliklerini sürdürülebilir hale getirmesi gerekir ama hala da sürdürülebilir halde değilse o zaman yapacak bir şey yoktur boşanmak da sonuçta haram olan bir şey değildir biz katolik nikahıyla nikahlı değiliz o yüzden
bizim nikahlarımız bir sefer kıyılıp ebediyen bozulacak diye bir anlam yok ama kur'an ve sünnet tarihisinde bakarsak meselelere çözüm yolu bulabileceğimize inanıyorum inşallah abi ben genç biriyim kızlarla geziyorum abiler beni zikrede getiriyorum içim rahat etmiyor bana ne tavsiye edersiniz aferin bunu yazabildiğin için seni tebrik ve takdir ediyorum cenabı inşallah bu haram duygusunu senin üzerinden alsın hani sahabeden bir kimse vardır hazreti peygamber sallallahu ve sellem hazretlerine bu dertle gelir anlatır der ki
demin kadınlara kızlara karşı düşkünlüğü var ona der ki senin annen yok mu var ya resulallah senin annenin böyle olmasını ister misin istemem ya resulallah senin kız kardeşin var mı var ya resulallah senin kız kardeşine birisi dokunsa ister misin istemem ya resulallah o zaman o zaman sen de istemeler anlaşıldı ister misiniz kendi kızlarımıza dokunulsun içinizde gayri meşru olarak dokunulmuş bir kızla evlenmek isteyen hangi erkek 3-5 tane sevgili değiştirmiş bir kızla
evlenir bak bir kadın evlenir boşanır haktır mı onunla bir kimse tekrar evlenir haktır mı ama kaç tane sevgilisi olduğu belli olmayan bir kızla evlenecek bir erkek var mı veya evlendiğimizde devam etse o ahlakını ne yapardınız hepimiz bu hataları yaptık hepimiz yapmış olabiliriz bu yanlışlıkları bu eksiklikleri Allah bizi affetsin ama hiç olmazsa bir sefer tövbe edip bir daha geriye dön bir sefer dön orada kalın burası cami
avlusunda doğup büyüyen yani hiç islam dışı bir hayat görmeyen bir topluluk değil biz çocukluğumuzdan itibaren mektepten medreseden gelen bir topluluk değiliz bu toplum da öyle bizim yaşadığımız toplum da bizim yaşadığımız hayat da öyle bizim içimizde zaten böyle alim ulema takımı çok takılmıyor bize haklar biz öyle çok girif ilim ehli bir kimse değiliz aman işte şu hadisin gelgesi burası bu ayetin gelgesi burası bu kadar ilim ehli ben kendi nefsimde değilim insanların bizi bu noktada ilim ehli görmemelerini gayet normal
karşılıyor bazen bizi ikinci sınıf üçüncü sınıf vatandaş gibi görüyorlar normal görüyorlar evet bizim ilim ehli değiliz böyle bir iddiamız böyle bir derdimiz de yok zaten bakın böyle bir iddiamız da yok böyle bir derdimiz de yok böyle kendi kendimi böyle ııı psikolojik olarak geri dönemmiş bir kimse de değil Allah beni affetsin ama bir sefer tövbe ettik mi bir daha geri dönmeyenler Allah senin en büyük yardımcın bir daha geri dönme bir daha geri dönme geri dönme yine tövbe yine dönme bir sefer tövbe bir sefer tövbe dönenler
bir sefer tövbe dönenler müstesna diğerlerinin tövbelerine de tövbeye ihtiyaç vardır kadehini bıraktın burada bıraktın orada kaldı o bir daha geri dönme Allah senin en büyük yardımcın bir daha geri dönme geri döneyim bir daha yine tövbe yine dön ama biraz yalan oluyor artık benim önüme koyarlar ben işte bazen almayacağım geri dedim ya işte ne olursan ol gel ben de derim ki bu Hazreti Mevlana'nın sözü değil ne olursan gel Hazreti Mevlana'nın sözü değil mesnevisinde yok divanında yok mektuplarında yok
hiçbir yerde yok İranlı bir şaire ait olduğu söylüyor bunu ta yıllardan beri söylerim ben bana da diyorlar ki hani siz ne olursanız ol gelin kardeş ne olursan ol gel kabulüm benim ama gelip de çok affedersin buraya kalkanı yapma e gelip bizim gönlümüze işemek e işedin bedevi gibi mescide işenilmemesi gerektiğini öğrettik öğrendin e sen bir daha gelir bizim mescidimize işersen e kardeş artık ders gerek senin birisi seni durdurmalı dedim bir
delikten bir sefer ısırdı hak değiliz be kardeş habire ısır bizi biz de seni habire affedelim Allah bizi affetsin o yüzden inşallah o kardeşimiz de tövbe edip geri dönsün hepimizin eksiklikleri yanlışlıkları vardır tövbe edip geri dönelim geri dönelim bir daha geri dönme meclisine inşallah edin edin anbaz demiştir ki ebu güreylen şu rivayete temas ettiği şeyden nememe daha ziyade benzeyeni görmedi resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki Allah ademoğlunun zinadan nasibini yazmıştır bu ana mutlaka ulaşacaktır
gözlerin zinası nazardır bilin zinası konuşmaktır nefis de temenni eder ve iştah verirse bunu tasdik veya tekzip eder bu herif-i şerife açıklarız Allah bunların hepsinden de bizleri muhafaza ey bu noktada nefsimize fırsat vermesin şeytana fırsat vermesin inşallah şeriatta günah ve yasak olanın hakikatte mübah olması mümkün müdür hayır arif ve kamiller için bu durum aynı mıdır evet şeriatta günah ve yasak olan hakikatte de yasaktır hatta bu tersi nedir şeriatta mübah olan şeriatta caiz olan hakikatte kısıntıya uğrayabilir
bunu ters yazmışlar mübahtır nedir az önce söylediğim gibi bir kimse ev alacak eviyle alakalı bankadan kredi alabilir mi hanefi'ye göre evet alabilir hesabı var mı evet bana değil bana değil hücümün yettiğince bankadan içeri girmeyecek dikkat et e caiz mi caiz caiz mi caiz şeriatta mübah olan ruhsattır sen buna ruhsata
tevessüm etmezsin yolculuğa çıkan kimse orucunu bozabilir ruhsattır öyle değil mi sen azameti tercih edeceksin sen orucu bozmayacaksın ruhsattır şeker hastalığına oruç tutmayacaksın gittiğim kaç doktor varsa da ramazanda oruç tutmayacaksın oruç sana yasak hepsini söylediği şey ben de diyorum ki yarabbim bana yardım et ben ramazanda orucunu tutak cerah mahti yardım ediyorum hamdolsun bugüne kadar orucumuzu duruştata son noktada örecek örneklemek açısından söylüyorum
kendimi kıymetlendirmek içindeyim haçta ayaklarımı yordu arkadaşlar ertesi gün şeytan taşlandı doktora dedim ki yarın şeytan taşlamaya gidiyor ne yapacaksan beraber akıl yürütüyoruz dedi ben sabaha kadar her iki saatte bir kremi değiştireyim sabahın ende dedi suyu alalım tamam dedim ben Allah razı olsun hakkını da helal etsin bana her iki saatte bir geldi bir kremi sürdü öbür kremi sürdü birini sürdü birini sürdü ertesi gün önüne sabahtan da geldi şirin biberle içindekini bürüken suları da aldı şeytana gideceğimiz zaman
bir güzel bir pansuman etti sardı sarmaladı e gittik geldik elhamdülillah ve kalet verip attırabilir miydin evet bu ne ruhsat azamet ne sen boyunu büyücen gideceksin geleceksin bu da azameti o yüzden şeriatta mübah olan caiz olan hakikatte nedir kısıntıya uğrayabilir bir üstadın da bunu kısıtlamaya hakkı vardır ben size ne diyorum sünneti uyun günde iki öğün yemek yiyin üç öğün yemeyin bu batılıların size tüketimi söylediklerine uymayın hazreti peygamber sallallahu aleyhi ve selam hazretleri günde iki öğün yemek yedin
günde iki öğün yemek yiyin üç öğün değil üç öğün yediniz sünneti resulullah'tan çıktınız önünüze dört kap yemek geldi sünneti resulullah'tan çıktınız üç kap yemek geldi sünneti resulullah'tan çıktınız misafirinize yenirim birkaç çeşit yemek yiyecekseniz evinize misafir davet edin deyim ki hanım misafir girdi iki üç çeşit biz bakalım şimdi de sen misafirin rahat yisin diye doyuncaya kadar yiyebilirsin bununla söylenecek
biz bir herhangi bir şey yok o zaman ne yapacağız suhiler azamete bakar bunlar olmazsa olmazdır ruhsatlara amel eder miyiz evet ama azametle edebilecek noktamız ve halimiz var ise biz azamete bakarız Allah muhafaza eylesin gönlü bir başka şeyhe bağlı olan ama zikrullah ve dersleri başka bir şeyh ile takip eden birinin durumu nedir bizim meşhur bu benim kendi ölçümdür gönlümüzün attığı yere koşun zikrullah orada şeyhimiz başka bir yerde orada zikrullah katılabilir misiniz evet sohbete katılabilir misiniz evet bizim kardeşlerin
herhangi bir zikrullah ve sohbete katılmalarına bir beis yok zaten bizim böyle bir yasaklamamız yok bu fakirin tarikat tasavvuf hayatı boyunca ağzından böyle bir yasak çıkmamıştır böyle bir şey yok ama bir üstada muhabbetiniz var mı evet gidin ona bağlanın bu bizim kardeşlere ait söylediğiniz söz rüyanızda Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri geçmiş peygamberler sahabeler pir efendiler size bir üstad gösterdiler buna bağlanın dediler gelin helallaşın gidin bağlanın hakkımız helal hoş olsun yarden yerden
hiçbir sıkıntımız yok büyük sıkıntımız yok hatta görmeseniz dair gönlünüzden birisini sevdiniz değil ki ya ben filanca şeyhefendiyi sevdim kalbim ona kaydı alan var kesin yürüyün gidin sıkıntı yok tekrar söylüyorum ama bir daha geri dönüşünüz yok bunu tabii ki sizin hakkınız herkesin hakkı müslümanların hakkı bu noktada bir sıkıntı yok bayanların en üstünü Hz. Fatıma mı Hz. Meryem demiş
ikisini kıyaslayacak olursak Hz. Fatıma sözlüğüm kız tarafı imam nikahına sıcak bakmıyor ben de nikah yapmak istiyorum kız arkadaşımla nikah yapıp bunu iki kişiye ilan etsem nikah sahih olur mu olur cema etmek şart mıdır değildir devlet nikahı olduktan sonra cema edilmesinin uygun olamaz mı iki yıl nişanlı kalan 26 bu köyde okudum iki yıl nişanlı kalan 26 ben bu günahın altında
altına istemiyorum demişler altına girmek istemiyorum böyle herhalde bunlar bu uzun nişanlı kalın çok hoş bir şey değil anneler babalar bu noktada çocuklarına zulmediyorlar çocuklarınızı en kısa sürede evlendirmek anne babanın üzerine şart evlenme çağına gelmiş erkek ve kız çocuklarını evlendirmek anne babanın en önemli vazifelerinden birisi evlenme çağına gelen çocuklarını evlendirecekler bu anne babanın bunun üzerinde bu anne babanın çocuğunu çocuğun anne baba üzerinde en önemli haklarından birisi çocuklarınızı uzun
nişanlı dönemlerine kaçmayın bazen geliyorlar çocuklar işte filan böyle bazen de anne babalara da söylüyor bu erkek bu da kız iki yıl nişanlı duracak çarşıya gidecek mi gidecek o yola benceye gidecek mi gidecek yalnız kalacaklar mı kalacak ne oğlan dokunmayacakmış ona ben diyorum ki oğlan dokunmuyorsa kıza diyorum ki boşa o adamı ayrılır neden kızım sana karşı bir isteği yok bu adamın yoksa bir adamın yanında nişanlısı durur bir yıl duracak üç ay beş ay duracak ona dokunmayacak bu mümkün değil mümkünse o erkekle sıkıntı var
normalitesi bozuk olur boşa boşa evlenecekler bir erkek evlenmeyi göze alıyorsa göze alıyorsa yola çıkacak seninle yirmi gün içinde evlenmeye hazırsan yola çık kardeşim anne baba aile olarak hem kız tarafı hem erkek tarafı yirmi günde bir ayda çocuğunla evlendirecekseniz yola çıkın erkek desek ki biz bir hafta evleneceğiz görüştüler görüşmek sünnet mi evet üç sefer görüşecek tamam evet erkek ve kız ikisi evlenecek olanlar anlaştılar önümüzdeki hafta evlenelim tamam anne baba
önündeki hafta evlenmeyecek onları ne varsa iki tane çanak bir tane kapak bir tane yastık bir tane yorgan Allah yoluna çıketsin bitti bitti bu kadar iki yıl nişanlıdur teyzemin kayınvalidesinin kardeşinin kızının torununun düğünü var gelini oraya götüreceğiz kim? kız kardeşinin nişanlısı oradan duruyor ben müsaade etmiyorum şimdi oğlanın annesi geliyor eve anneme söylüyor kız kardeşimi düğüne götürecekler kimimiş diyorum ben düğün şimdi annem söyleyemiyor düğünün olacak kadın söylüyor kayınvalidesinin işte kız kardeşinin kayınvalidesinin yani o düğünün olacak kadının kız kardeşinin düğününün teyzesinin kızının tovunu dedim ne kadar yakın akrabaymış ben ne kadar yakınmış deyince bir böyle rahatladılar içecekler diye böyle dedim daha yakın olunca müsaade edeceğim ama çok yakınmış
yakınmış ama daha da yakın vardır muhakkak annem baktı mesela dedim yani dünür ya dünürün ondan sonra kız kardeşinin kayınvalidesinin kayınvalidesinin bilmem neleri olabilir bizim toplumumuzda bu bir şeyi bahane edecek gelini götürecek kayınvalide yanında millete gelin ne hava atacak kim gelinimiz yanında da oğlan tabii ee çocuk yanında ha o çocuk ya şey çok affedersiniz dağdaki kereste ya hiç konuşmayacak o odun yan hiç laf atmayacak o böyle değişik bir hilkat karelesi ya hiç bakmayacak boş mu lan hepsine kız annesi
babası bilir ki kızını nişanlısıyla yalnız bırakırsa o çocuk onu bakacak elinden tutacak yüzünden tutacak bir şey yapacak bilir mi erkekler bilir mi bilir evlenince çocuğunuz kızınız olunca müsaade edeceksiniz öyle mi bile bile siz de nişanlısını nişanlınızı almak için uğraştınız ne dığdığımın nişanı var da işte nişanlımı oraya götürebilirim evlence olan yola çıksın bir gecede evlensin babayı yiyitse evlence olan yola çıksın bir gecede evlensin kızını babayı yiyitse konuştunuz mu konuştunuz anlaştınız mı anlaştınız
düğün gününü getirin bana evlence olan böyle evlenecek hadi tutsan onu tutsan ne yapacaksan yapsana ay erkek yoksak ben bu geceni seneye verebilirim bitti haram haramdır herkes de bana kızardı senin kızların olduğunda da göreceğiz onları da gördü herkes bitti evlendireceksin koyacaksın oraya aklında kalmayacaksın şimdi nişan yapacakmışlar altı ay sona bir daha bakacaklarmışlar bir altı ay sonunda dünya bir sene sonra gel otur çocuklarınızı evlendirin Allah muhafaza eylesin
üç yıl aslı Fatiha şerri amin talim en nehu la
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.