mustafaozbag.org

409. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 26 Eylül 2014 · 57:39

Selamun Aleyküm. Allah gecenizi hayır etsin inşallah. Cenâb-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü, nefesinizi hayırlı eylesin. Yeni yerinizi de hayırlı eylesin. Cenâb-ı Hak hakkıyla her ne kadar ona hamd edemezsek de ona hamd eden, onu zikreden, minetlerine şükreden kullarından eylesin. Biz şimdi alıştık ya, bu kaçıncı yer durmuyoruz biz sonuçta. Göçebeyiz ya, durduğumuz yerde de duramıyoruz. Ya sürgün yiyoruz, ya Hz. Mevlânâ'nın dediği gibi, her gün bir yere konmak ne güzel, her gün bir yerden göçmek ne güzel.
Hesabı, biz bir yerden bir yere konup göçüyoruz. Bu yere aileye kesebilmek gerekiyor bu âlemde. Öyle geçecek. Tabii Bursa'daki yolculuk, ilk dik kaldırımda evde başlamıştı. Sonra orada bir, yine böyle bir yer bulduyduk. Orayı tamirat ettik arkadaşlar. Orada devam ettik. İnsan demek ki dönüyor, dolaşıyor, yine bodruma giriyor.
Biz yine, biz yerin altıymış bizim yerimiz. Cenab-ı Hak hanım da olsun. Yerinin altına geçtik yani. O yüzden, en anlığına, Cenab-ı Hak hanım da diyoruz. Tabii bu arada, buranın ilk fotoğraflarını çekmemiz lazımdı aslında. Burası harabe bir yerdi. Gerçekten harabeydi. Allah razı olsun. Adnan adı konulmamış, ihale üzerine kaldı. Nerede kendi? Hakkın gitti. Vay, bu seferde buraya da şey yapılmadı, desene. Allah razı olsun. Adnan, Cafer ilgilendiler. En fazla Adnan ilgilendi. Arkadaşlar ilgilendiler. Gerçekten güzel bir yer bulmuş. Ben bu sesi gelmedim buraya. Ben gelince karışacağım ya bir şeye.
Burası olmamış, burası bitmemiş diye. Yok orası yıkılacak, yok orası yapılacak bir şey olacak diye. Ben böyle bir pimpirik pimpirik hastalık başladı. O yüzden dedim ben şimdi gitmeyeyim hiç. Gidersen dedim ben orayı yıktıracağım, burayı yaptıracağım derken o inşaat bitmeyecek dedim. O yüzden hiç gelmedim ben. Bugün geldim ben. Bugün geldim, yine işe karıştım orada. Kalktım dedim mutfağı böyle ayırıp şöyle ayırıp. Yeni bir iş çıkardım. Allah bizi affetsin. Amin. Güzel olmuş. Bütün arkadaşlara, çalışanlara, burada emek sarf edenlere. Allah razı olsun Cenab-ı Hak emeklerini zayi etmesin. Amin. Hem böyle derli toplu oldu. Elhamdülillah. Hamdolsun.
Evet. Tarlada bulunan yabani ağaçları, otları kesmek günah mıdır? Bir de Allah'ı zikrediyorlar. Ben de kesiyorum ne yapmalıyım? Bir sıkıntı yok onda. Dabbetül Arz nedir ve zuhur etmiş midir? Kıyamete yakın on büyük alametten birisi Dabbetül Arz. Dabbetül Arz çıkar çıkmaz hemen Mehdi âlâ Resûl zuhur edecek. Bunlar hemen birbirlerinin ardına tesbih tanesi gibi sıralı olan alametler. Şimdi bazı meselelerde insanlar işte yok Mehdi çıktı, yok şu oldu, bu oldu muhabbetleri var. Mehdi'den önce Dabbetül Arz'ın çıkması lazım. Tabi onların da kendilerine göre nasıl bir kimse kendisine göre Mehdi ise kendisine göre bir Dabbetül Arz icadı diyor.
Tabi Mehdi olunca İsa aleyhisselam da yenmesi lazım. Kendilerine göre bir İsa zuhur ettiriyorlar onlar. Son noktada İsa İstanbul sokaklarında kendinden mecnun bir şekilde dolaştığına dair onlar bir haber verdiler. Bunlar böyle boş muhabbetler. Muhakkak Mehdi çıkacak, muhakkak çıkacak. Ama Mehdi'den önceki bu alametler de olacak. Dabbetül Arz çıktığında bütün herkes bilecek ki Dabbetül Arz çıktı. Tesbih tanesi gibi ardı ardına çıkacak der. Millet Dabbetül Arz'ın şaşkınlığını daha atamadan Mehdi çıkacak. Onun şaşkınlığını atamadan işte Südyan çıkacak, Mehdi ile savaşacak. Onun şaşkınlığını o hengamede normalde İsa aleyhisselam zuhur edecek. Ardı ardına bunlar.
Bunlar belki de birer gün arayla. Veya belki de birer ay arayla. Veya birer yıl arayla. Ama onlar yıl değil. Çünkü işte kıyametin kopmasına yedi gün de kalsa Cenab-ı Hak Mehdi'yi gönderir der. Buradaki yedi günden kasıt yedi yüz gün müdür? Yedi günden kasıt yedi yıl mıdır? Gün nerenin günüdür? Bu noktada bir işaret Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri deyan etmemiş. Öyle olunca buradaki yedi günün üzerinde herkes kendince bir şey söylemiş. Bunların üzerinde çok konuşma, çok anlatmaya gerek yok. Bir laf. Mehdi bugün çıktı ne yapacaksın? Mehdi çıktığında ne yapacaksan bugün yap.
Mehdi çıkınca senin kaşın gözün mü değişecek? Mehdi çıkınca senin dini aldın mı değişecek? Mehdi çıkınca senin imanın mı değişecek? Değiştireceksen bugün değiştir. Ne bekliyorum ki Mehdi'nin çıkmasını? Yarın vefat edebilirsin. Allah bizi affetsin. Ben iş yarıları kahvehane devralmak istiyorum. Fakat çayına dahi oyun oynatmanın hükmü nedir? Oynatmanın oyun yoksa yasak etmenin yollarını mı haram olayım? Kahvehane çalıştırmak çok hoş bir nokta değil Türkiye'de. Çünkü insanlar bir şekilde kumar oynayanlar. Kumar oynayınca da o kumardan para kazanmış oluyorsun. Gayrimüslim kimselerden kumardan para kazanmakta bir beis yok darin harpta. Diyelim ki Almanya'da bir kimse işte Hristiyanlara yönelik orada kumar oynattı.
Bunda bir beis yok. Veya Türkiye'de Hristiyanlara, Yahudilere, Budistlere, kafirlere kumar oynattı. Bunda bir beis yok. Ama Müslüman kimseler kumar oynarlarsa o zaman onun kumarına sebep olmaktan dolayı günah kebale girer kimse. Dersten sonra anlatmam gereken bir rüyam var anlatabilir miyim? Tecelli yap. İnşallah. Evde erkek kedi besliyoruz. Sıkıntılı durum oluştuğundan kısırlaştırmak istiyoruz. Dinen bir sıkıntı var mı? Var. Hayvanları hadım etmek caiz değil. Hangi hayvan olursa olsun dişilerin doğurganlıklarını iptal ettirmek. Erkeklerin bu noktada erkekliğini iptal ettirmek haram. Evde kedi besleyecek olan kimsenin evine fareler basmış olması lazım.
Ebu Hureyre radiyallahu anh hazretlerinin üzerinden fetva vermişler. Kedinin artığı bu noktada hanefilere göre şey değildir. Necis değildir. Hanefilerce köpeğin artığı necistir. Ama gel gelelim insanlar normalde kedi beslemeyi o kadar kendilerine virt ettiler ki. Bu normal fıtratının dışına çıktı. İnsanlar işte bu caizdir deyim. Bunu haram edecek değilim. Ama velakin insanlar o kediye köpeğe harcadıkları zamanı Kur'an'a sünnete harcasalar. Kediye köpeğe harcadıkları parayı bir fukaraya harcasalar. Kediye köpeğe harcadıkları parayı o normalde onlara harcadıkları emeği gitseler Bir hafızlık kursuna bir imam hatiba harcasalar.
Gitseler bir yetimi doyurup besleseler. Gitseler bir fukaraya yardım etseler. Gitseler bir fukara kızın çeyizine düşseler. Kedi köpek beslemekten daha hayırlı iş yapmış olurlar. Biz kedi köpek besleyeceğiz diye asıl yapmamız gerekenleri yapmıyoruz. Eğer çobansan varsa koyunum tarlan takkan köpek besler. Yok evini fareler bastıysa eyvallah kedi besler. Ama öbür türlü sırf süs niyetine. Sırf böyle işte evde hayvan besleyeceğim diye uğraşanlar çocuk beyinliler. Neden çocuk beyinliler? Hz. Enes radıyallahu anh hazretleri küçükken daha onun böyle şeyi varmış. Kuşu varmış böyle. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri de ona enescik diyor zaten.
Enes demiyor. Enes küçük tabii. Sorarmış enescik şey nasıl ne o? Kuş nasıl diye ona sorarmış. Enescik olanlar evde kedi köpek beslesinler balık beslesinler. Kafaları enescik çünkü onlar. Kafası enescik olunca besleyebilirsin. Bunda bir sıkıntı yok. Aşk vazgeçmektir ey sevgili. Mecnan gibi aklından.
Kerem gibi bedeninden vazgeçmek. Yardan gayrısından cümle cinandan vazgeçmek. Yemeden içmeden uykudan uyanıklıktan vazgeçmekten bile vazgeçmek. Gün gelince senin için senden vazgeçmek şimdi besin. Sorun. Efendim senin için senden vazgeçmek nedir? Açıklar mısınız? Vazgeçmek kimdir nedir? Buna tersen ne bakmak mümkün? Aşk vazgeçmektir? Hayır. Aşk. Sımsıkı tutunmaktır. Aklından vazgeçmekle sen aşık olamazsın. Aklını Allah'a teslim ederekten aşık olursun. Aklından vazgeçen kimse ekmeği ağzına yerini burnuna götür. Bir kimse eğer gerçekten aşık olacaksa aklını sevgilisine teslim edecek.
Bu vazgeçmek değildir. Bu teslim etmektir. Aşk bu noktada teslimiyettir. Vazgeçmek değildir. Vazgeçmek bir şey bırakmaktır. Vazgeçersiniz. Buna alırsınız bırakırsınız. Bundan vazgeçtiniz. Bundan vazgeçtiniz. Bir şeyi normalde mücadeleyi terk ettiniz. Savaş alanından geri döndünüz. Vazgeçtiniz. Aşk vazgeçmek değildir. Aşk ölümüne savaşmaktır. Vazgeçenler bu manada tersinden alıyorum. Vazgeçenler bu noktada hep kaybedenlerdir. Sağlam gönüllüler vazgeçmezler. Sağlam akıllılar vazgeçmezler. Sağlam aşıklar vazgeçmezler.
Bu akıldan vazgeçmek demek bu manada aklı sevgiliye teslim etmektir. Aklı sevgiliye teslim etmek bir kimsenin kendince kendini ben biliyorum demesinden bırakıp vahye tabi olmasıdır. Vahye tabi olmak vazgeçmek değildir teslim olmaktır. Aşıklık teslim olmayı gerektirir. Aşıklık vahye tabi olmayı gerektirir. O kimse aşıksa Allah'a aşıksa vahye tabi olur. Eğer bir kimse bir kadına aşıksa kadına tabi olur. Bu akılsızlık değildir. Eğer bir kadın erkeğe aşıksa erkeğe tabi olur. Bu akılsızlık değildir. İnsan aklıyla tabi olur. Aklıyla tabi olur.
Din akıl sahiplerindedir. Burada vazgeçmeyi insanlar akılsızlığa vurduruyorlar. Yani işte bu vazgeçti ya vazgeçince sorumluluktan kurtuldu. Hadi namazdan da vazgeç. Hadi oruçtan da vazgeç. Hadi sünneti Resulullah'tan da vazgeç. Madem ki vazgeçmekmiş aşk vazgeç hadi. Bunlar edebiyatta çok güzel. Mesnevi okuruz edebiyatta iyidir. Veya bu tür sözleri okuruz edebiyatta iyidir. Namazını geciktirdin mi? Önce ona bak. Orucunu geciktirdin mi? Önce ona bak. Dersini geciktirdin mi? Önce ona bak. Zikrullah halakasını geciktirdin mi? Önce ona bak. Neye sattın zikrullah halakasını? Önce ona bak. Kime sattın zikrullah halakasını? Önce ona bak.
Gittiğin yolu neye değiştin? Önce ona bak. Senin önüne ne çıktı da sen yolunu değiştirdin? Senin önüne ne hangi şeytan? Hangi şeytan? Hangi oyunla senin önüne geldi ki sen dersini zikrullahın yolunu vazgeçtin? O yüzden vazgeçmek değildir. Mecnun akılsız değil. Mecnun akıllısı o günün içinde. En akıllısı. Eğer Mecnun aklından vazgeçmiş olsaydı Leyla'da kalırdı. Mecnun Leyla'da kalmadı. Akılsız olanlar Leyla'da kalır. Akıllı olanlar Mevla'yı bulur. Evla bu manada akılla bulunur. Yoksa vazgeçmek de değil.
O kimse vahye tabi olur. Kur'an ve sünnete tabi olur. Şeytanın kulağını tıkar. Şeytandan vazgeçer. Bir kimse şeytandan vazgeçerse Allah'ı bulur. Şeytandan vazgeçerse Resulullah'ın sallallahu aleyhi ve sellem adetlerinin kokusunu bulur. Eğer şeytandan vazgeçmezse bir kimse şeytan onu kulağından hep işecektir. Şeytan onun kalbine hep üflecektir. Ve şeytanın her üflemesiyle o yönünü hep şeytanın döndürdüğü yöne dönecektir. O zaman vazgeçmekse haramdan vazgeçmektir aşk. Vazgeçmezse şeytanın yolundan vazgeçmektir aşk. Vazgeçmekse nefsin heva ve hevesinden vazgeçmektir aşk. Nefsin heva ve hevesinden vazgeçmeyenler asla hiçbir şeyden vazgeçemezler. Bu edebiyatta çok tatlı, edebiyatta çok güzel.
Edebiyatta çok iyi. Namaz, ezan, Allahu Ekber dediğinde ne yaptığın önemli. Veya önüne bir haram bir şey çıktığında senin ne yaptığın önemli. Ne yaptığın önemli, işin zahiri o. Senin önüne Allah yolunda bir şey çıktığında senin ne yaptığın önemli. O yüzden kıymetli dostlar, vazgeçmeyi kendinize yol etmeyin. Vazgeçmek bizim yolumuz değil. Bizde sımsıkı yapışmak var. Ha, aklımızı vahiyden üstün tutmak yok. Aklı vahye tabi ettirmek var. Gelin vahye tabi olalım. Bizim önümüze çıkan bütün oyunlardan biz o zaman kurtulmuş oluruz, selamete geçmiş oluruz inşallah. O yüzden kerem gibi bedeninden vazgeçmek, bedeninden vazgeçmek yok. Beden sana Allah'ın emaneti, beden Allah'ın sana emanetiyse sen bedenini Allah yolunda cihat etmek için diri dur.
Sen bedenini Allah yolunda koşturmak için istikametli eyle. Sen bedenini heva ve heves uğruna süsleme. Bedenini heva ve heves uğruna koşturma. Bedenini Allah yolunda yol. Bedeninden vazgeçmek yok. Sana bedenin lazım. Ailenin yaşesini sağlaman için bedenin lazım. Allah yolunda koşman için bedenin lazım. Kafirle cihat etmek için bedenin lazım. Karşındaki münafıklarla, mürtedlerle, Müslüman görünümündeki münafıklarla mücadele etmek için bedenin lazımsın. Sakın ha bundan böyle işte biz vazgeçtik deyip bedenini temizlemeyenler, koltuk altlarını temizlemeyenler, etek altlarını temizlemeyenler, dervişliği bu noktada vazgeçmek olup sünnet-i Resulullah olan hem kıyafet temizliğini, hem beden temizliğini, hem ağız temizliğini, hem de kalp temizliğini bu noktada terk edenler sünnet-i Resulullah'ı terk etmezler.
Allah'ı terk etmiş olurlar. Sakın ha. Hiçbir dervişin ağzı kokmayacak. Hiçbir dervişin bedeni kokmayacak. Hiçbir derviş çok affedersiniz tıraşsız dolaşmayacak. Fıtrat olan tıraşını yapacak. Hiçbir dervişin bedeni bu noktada ter, tuz kokmayacak. Kadın erkek. Hiçbir derviş iki gün üst üste yıkanmadan gününü geçirmeyecek. Ekşi ekşi kokmayacak derviş. Saçı sakalı yağlanmayacak. Kadınlar erkekler hepsi için geçerler. Biz vazgeçtik bedenimizi temizlemekten, biz içimizi temizliyoruz. Laf o. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem adet dedi.
Bedeni de temizdi, kıyafeti de temizdi, içi de temizdi. O zaman biz içimiz de temiz tutacağız, kıyafetimiz de temiz tutacağız. Bedenimiz de temiz tutacağız. Bedeninden vazgeçtim diğeri bir iğne batırıyorum. Ne olacak? Bedeninden vazgeçtim diyen, hadi bakalım. Saçını, sakalını hiç ellemem. Bedeninden vazgeçmek oruç. Orucunu tut. Ben zayıflarım diye düşünme. Namaz. Namazını kıl. Bedeninden vazgeçmekse bu. Allah yolunda yürünmesi lazım. Yürü. Zikrullah olacak. Terleyeceksin burada. Evet. Gel terle. Ya oradan çıkınca hasta oluyor mu deme. Hasta ol. Koru, muhafaza etkidir. Falto getir.
Manto getir. Battaniye getir. Çıkarken sarın battaniye getir. Ben hasta oluyorum deyip de zikrullah haldeyem. Allah bizi affetsin. Hasan sessiz olur. Hasan sessiz olur. Hasan gayrısından, cümle cihandan vazgeçmek. Yemeden, içmeden, uykudan, uyanıklıktan ve vazgeçmekten bile vazgeçmektir. Gün gelince senin için, senden vazgeçmişim, gilesin. Hu hu hu. İyi geç bakalım sen, ondan da geç. O söz senin için, senden de vazgeç. Bu sözleri erdemlik san. Allah için Allah'tan vazgeçecek.
Öyle mi? Bunu bir kadına söylersin. Dersin ki, senin için senden vazgeçiyorum. Çünkü sen benimle mutlu olamazsın. Sen benimle hayatta huzur bulamazsın. O yüzden ben sana iyilik yapıyorum. Ben ne kadar kendim kötü bir insan olduğunu biliyorum. Senden vazgeçiyorum. Senin için senden vazgeçiyorum. Bunu bir kadına dersin. Bunu bir kadın bir erkeğe der. Bir kadın der ki, benim ahlakım düzgün değil. Sana layık değilim. Ben seninle evliliğimi devam ettirirsem, seni günaha katabilirim. Seni yanlışa sürükleyebilirim.
O yüzden sen çok iyi bir insansın. Ben sana layık değilim. Ben senden vazgeçiyorum. Bunu diyebilir insan. Ve bu söz zaten Allah'a yazılmış bir söz değil. Bir kimse Allah'a aşıksa ondan vazgeçmesi mümkün değil. Laf. Müminler ki Allah'ı şedid bir sevgiyle sever. Ayet-i Kerime. Müminin vasfı neymiş? Allah'ı şedid bir sevgiyle sevmek. Var mı vazgeçmek buradan? Kur'an diyor ki müminleri bahsediyor. Diyor ki o müminler Allah'ı şedid bir sevgiyle severler. Siz Allah'tan vazgeçemezsiniz. Her şeyden vazgeçersiniz.
Vazgeçtiğinizi düşünelim. Allah'tan vazgeçemezsiniz. Boş söz. Kur'an ve sünnetle alakası yok. Heva ve hevesten söylenmiş bir söz. Allah'a söylenmiş bir söz değil bu. Bu senin için senden vazgeçmek. Ne yani? Allah'tan vaz mı geçecek o kimse? Allah bize afiyet olsun. Eşim dükkan satılınca parasıyla kurban keseceğim diye adak adadı. Bu adayı yerine getirmedi. İşimiz işte battı. Şimdi bulup buluşturup kurban adayı kessek yükümlülüğünüz kalkar mı? Paranız olduğunuzda, paranız olunca o yükümlülüğü yerine getir. Kurban kesiminde iki kişi ortak olup büyükbaş kesiyorlar.
Hayvanı ikiye bölüyorlar. Hissenin birini ortak alıp gidiyor. Diğer isteği tekrar ikiye bölüp hisse olabilir mi? Olmaz. Bölünmüş hayvanı tekrar iki paya bölüp hisse olur mu? Olmaz. Kurban alınırken, büyükbaş alınırken. O yüzden tanımadığınız, bilmediğiniz kimseler de büyükbaş ortağa girmeyin. Büyükbaş alınırken daha daha alınmazdan kaç hissedar olduğu tespit edilip öylesi alınacak.
Beş hisse bu hayvanı alıyoruz. Niyetlenip öyle alınacak. Beş hisse alındı. Ardından bir kişi daha geldi. Ya bana da bir hisse verin. Al sana da bir hisse verin. Bu ne? Banka hissesi bu. Şirket hissesi. Her kurban bayramında yaşanan şeyler. Bunu böyle satan bir kimse diğerinin de kurbanını bozuyor. Bir kimse geldi dedi ki üç hisse benim, üç hisse senin. Biz üç hisse benim, üç hisse onun. Biz kurbanı kestik. Ardından ortak yani öbür ortak bir hissesini başkasına satmış kurban alındıktan sonra. Benim kurbanımı da bozdu. Eğer kurban bana vacip değil ise ben nafile ibadet ettiğimden, nafileyi bozduğumdan kurban bana vacip oldu. Ben bunu keseceğim.
Tanımadığınız kimselerle büyük başa girmeyin. Asla. Çocuklar. Siz orada oynuyorsunuz. Çocuklar. Siz orada oynuyorsunuz. Orada bayanlar sohbeti dinleyemiyorlar. Geçin bakayım karşıya. Ta öbür tarafa geçin. Ta inacak. Öbür tarafa geçin bakayım. Hasan. Topla onların hepsini ta karşıya geçin. Topla hepsinden. Bir hafta önce araba satışı yaptım. Sonra bu parayı bankaya altın hesabına yatırdım.
Bir ay sonra yatırdığım para iki bin TL kazandırdım. Bu para helal mıdır? Helal. Allah şifa versin rahatsız olan herkese. Amin. Gece vardiyasında çalışmak dinimizce caiz mi? Caiz. Bitti. Evet. Varsa soru. Solan sorsun inşallah. Mikrofon yok ama. Var efendim. Aaa. Vardı. Benim devrimi mi bekliyorsun? Varmış bakıyorum. Senin için hazırlamışlar. Tarık Hacı. Teşekkür duymadı sahibi. Teşekkür ederim.
Bütün arkadaş çok güzel olmuş. Allah razı olsun bütün emeği için. Bir derviş hikaye sana değil mi? Evet. Bir şeyh efendi hacca gidiyormuş. Biliyor musun sen o hikayeyi? Şeyh efendi hacca giderken bir yolda arkadaşı bir şeyh varmış. Ona uğramış. İşte ondan bir misafir olmuş. Demiş yalnız mı gidiyorsun? Evet demiş. Demiş şu çömezi vereyim size hizmet etsin efendim. Siz bilirsiniz demiş. Neyse bir derviş vermiş. Mekke haç varzlasını yapmışlar. Medine-i Münevvere'ye gitmişler. Medine-i Münevvere'de işte bir müddet kalmışlar.
Geri dönecekler ya. Şeyh efendi sormuş. Evladım senin adın ne demiş. Berber Ahmet efendi. Gelmişler tabi. Tabi o çömezi veren şeyh efendi demiş ki. Efendim çömezi nasıl buldun? Çok gemisi. Devam et. Yunus Emre'nin şiirlerinde ve Hz. Mevlana'nın ve böyle şahsiyetlerin en büyük arzuları ve isteklerini Allah'ın cemalini görmek. Hatta o cemalinin görülmesine canını verebilmek. Ömründen vazgeçirilmek.
Yani çok büyük bir iştiyatla bunları istediklerini okuyorum. Bizler de bunlara taklit ederekten böyle bir istekte bulunuyoruz. Ama içimde onların yaşamış olduğu, onların o hasret olduğu, onların o hasrette ve acıda, sevgide zirve yapmış olduğu, o cemalullah arzusunu bulamıyorum. Bu nasıl bir şeydir?
Nedir? Nasıl bulunur bu? Yani bu hale nasıl geleni bilir insan? Bu iştiyatla, yani bazen bir ana dahi can verebilmek. Oraya biz nasıl gelebiliriz babacığım? Cemalullah'ın hakikati bir İtopya'dır. Aşkın hakikati de İtopya'dır. Aşk, İtopik bir mitolojik hikaye zaten. Cemalullah'ın da bu manada hakikat noktasında İtopya'dır. Neden Cemalullah hakikat noktasında İtopya'dır diyorum? Çünkü siz cemal noktasında hangi daireye geçerseniz geçin, geçmiş olduğunuz daireyi teyzih edeceksiniz. O değildir diyeceksiniz.
Ben desem ki şimdi buradaki bütün cemallarda Cemalullah tecelli etmiş doğrudur. Ve her cemalda Cemalullah'ı seyretmek de doğrudur. Ama değildir. Devamlı süre gelen bir şeydir. Ve siz hangi cemale yaklaşsanız O diye onun olmadığını görürsünüz. Bu değil diyen hep akıldır zaten.
O yüzden akıldan vazgeçemezsiniz. Tenzih eden hep akıldır. Akıl hep tenzih eder. O yüzden biz aklımızdan vazgeçemeyiz. Akıl bize hep lazım. Bize tenzih edecek bir şey lazım. Tenzih eden ise akıldır hep. O yüzden bütün ilahi aşk derdiyle dertlenenler hep Cemalullah aşkıyla yarmışlar. Ama onlar Cemalullah'tan uzak olduklarından değil.
Her cemal tecelliyatının o olmadığını tenzih ede yürüdüklerinden dolayı Cemalullah aşkıyla yanıp tutuşmuşlar. Evet. Çünkü aşıklığın sıfatsal bir tecelliyatı olması gerekir. Aşıklığın bir çok sıfatsal tecelliyatı varken aşık hep sevdiğinin cemalini hayal eder. Eğini, dudağını, yüzünü, gözünü hayal ederse bu biraz nefsaniyete kaçar.
Ama Cemalullah düşüncesi ve her gördüğü cemali bu değildir noktası o kimseyi hep yaşadığı boyunca Cemalullah'ın tecelliyatından başka bir tecelliyatına, o tecelliyattan başka bir tecelliyata devam edeceğinden dolayı hep onlar bunun aşkıyla yanıp tutuşmuşlar. Bu şenkin anahtarı olmuş. Hiç tenzih etmeye gerek duymamışlar. Demiş ki mesela bir kere yüzünü göreyim, o anda canımı vereyim. Görseydi tenzih edecek. O anı aklında düşündü, o anı düşünmesini neden tenzih etmiyor? Ne var ki o anda yani? İtopya. Yani bizde neden o muhakkak biz nasıl o hale gelebiliriz? Çok severim.
Nasıl severim biz? Bunun ilmi yok. İlimsiz. Her şeyin ilmi var. Sevdanın ilmi yok. Ben öyle düşünüyorum. Bu yedi uyuyanlarla mı alakalı? Evet. Orada şey var, teşbih sanatı var. Yani o yedi uyuyanların suretlerini normalde mumyalanmış gibi. Böyle hani insan suretinde gibi değil.
İnsan ama insan suretinde gibi değil. Zayıf. Kemikleri çıkmak. Kemiğe bulaşmış gibi. Hani böyle bir hilkat kareyesi gibi görün. Orada bir şey var. Teşbih sanatı var. Korku herkese var. O ayrı korku. O ayrı korku. Cenab-ı Hakk'ın sen onları görseydin, seni korku salardı dediği şey. Cebrail Aleyhisselam'ı gördüğünde ördün dedi ya. Ölperdi ya. Bu kimsenin tanımadığı bir şeyle karşılaştığında ilkinmesi gibi. O manada. Oradaki ama o herhalde bizim Rabbimiz diler. Sevdiğe kapanıyor.
Ama ee Rabb'i halinde dilerler. O sevdiğe kapanmaz ve onu takip edenlerle. Hades-i Kudsi Allah Cennet halkına tecelli eder. Allah Cennet halkına tecelli edince bir kısmı bu bizim Rabbimiz değil der. Bir kısmı hemen secdeye kapanır bu bizim Rabbimizdir der. Cenab-ı Hak Cennet halkına ikinci sefer tecelli eder. İkinci sefer tecelli ettiğinde de birincide de secdeye gidenler yine giderler. Birincide secdeye gitmeyenler evet bu bizim Rabbimizdir deyip secdeye giderler ki bu. Cenab-ı Hak der ki hadisi kudsi de ben kullarımın zanlı üzeriyim. Bu kullarımın zanlı üzeriyim hali avam içindir.
Ama has için haslar Cenab-ı Hak'ın nerede ne şekilde tecelli ederse etsin onun tecelli ettiğini gülürler ve tamamen. Aleyhisselatü Vesselam Hazretleri Mirak'a çıktığı olan birtakım kimselerin Cennet tecelleri ve Cennet tecelleri anlatıyor. Bu oladaki gördüğümde gerçekten şu anda Cennet'te ve Cennet'de insanların yaşayanlar var mıdır? Zant'e rahatsız kurulmadan. Oraya nasıl gidilmiştir? Bir de benim aradığım, gördüğüm birisi var Cennet'te gördüğüm. Onlar makamıyla oraya geçmişlerdir. Varlığın dereceleri vardır. Varlığın derecelerinden birisi de misal alemidir. Misal aleminin de kendi içerisinde derecatı vardır. Tabi misal aleminin derecatını, misal aleminin tecelliyatını seyredenin derecatı da önemlidir.
Bu manada Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin miraca çıktığında misal aleminde seyrettiği her şey hakikattendi. Ve ona Cennet hayatı hakikat penceresinden gösterildi. Ve o misal aleminde zuhur eden o tecelliyatı bize anlattı, bize aktardı. Meseleyi bu veçeden bakabiliriz. Bir veçeden daha bakabiliriz. Evet Cennet var. Ve Cenab-ı Hak ibretlik, derslik, delil olsun diye cennetlik insanları da, cehennemlik insanları da Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine gösterdi. Bu Allah için zor bir şey değildir. O yüzden Cenab-ı Hak cennet ve cehennem hayatını Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine yine hakikat penceresinden gösterdi ve izletti.
O yüzden biz şimdi rüyalarımız misal alemine açılır. Gördüğümüz rüya misal aleminden bize haber verir. Bazen geleceği görürüz. O misal aleminden bize bir nedir? İlham gibidir. Bir müjde gibidir. Bir gelecekle alakalı kayıp gibidir. Aslında kayıp değildir o. Ama bize kayıp değil. Ve misal alemine o rüya ile biz haberdar oluruz. Rüya misal aleminden bu dünyaya açılmış bir kapı gibidir. Hal de aynıdır. Zikrullah'ta görülen. Ama bu zikrullah'ta görülen hal de misal aleminden bize açılan bir gaybi bir penceredir. Rüya da bu manada misal aleminden bize açılmış gaybi bir penceredir. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin miraçta yaşadıkları ve gördükleri de yine misal alemindendir.
Ama peygamberlerin gördükleri rüyalar hakikattendir. Hz. Aişe annemiz hadis-i şerifte diyor ki peygamber bir rüya gün gibi görüldü. Yani güneş nasıl parlaksa ayan beyansa Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin yormuş olduğu rüyada güneş gibi ayan, sabit, güneş gibi parlak, üzerinde şek şüphe yok, rüyasında gördüğü gibi tecelli ediyor. Bakın Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin rüyaları yorulmaz. Rüyasını yoran sahabelere de tesmin ettin, doğru söyledin veya evri söyledin dememiştir. Ne doğru söyledin der, ne yanlış söyledin der. Mesela Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerin rüyasını anlatır.
Hz. Ebubekir efendimiz ben yorayım mı ya Resulallah'tan? O da yor der ona. Yorunca işte şuna yordum der. Onu şuna yordum deyince Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ona hiç bir şey demez. Ama hadis-i şerif var. Hadis-i şerifi söyler. Rüyalar yorulduğu gibi tecelli eder diye. Burada enteresan nokta şudur. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri kendisinin rüyasını yoran kimsenin eksikliğini, fazlalığını düzeltmez. Ama bir başkasının rüyasını, bir başkası yorunca sonra döner soranlar oldu mu ya Resulallah diye Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ona müdahalede bulunur. Burası oldu burası olmadı diye.
Şimdi misal aleminden tecelli eden şeyler o misal alemine vakıf olan kimselerin derecatına göre de değişir. Bazı misal aleminden gelen tecelliyatların ise bazısı karşıdaki kimsenin derecatına göre değildir. Onda da bir ilahi el yordumu vardır. Ona illa ki hani bazen aklımızla biz onu kabul etmeyiz. İşte dini yaşamayan bir kimse vardır. Dini tam anlamıyla yaşamadığı halde Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini görür. Veya dervişlerden öyle kardeşler vardır. Tam böyle dini yaşamıyorlardır. Ama Hz. Peygamber efendimizi görürler. Veya zikrullah da işte hal görürler. Bayanlardan da öyle kardeşler var. Hatta delikodu çıkarırlar. Erkekler de bayanlar da.
Ya bunlar birbirlerini mi aldatıyorlar? Kandırıyorlar. Yalan rüya anlatıyorlar. Yalan hal anlatıyorlar. Yani o mu görecek Hz. Peygamber efendimizi? Yani o mu görecek zikrullah da hali? Ya o kim ki ya? Daha geçen gün işte filanca yerde yalan söylerken duydum. İşte filanca yere, pişman ciğere şöyle yapmış onu yaparken duydum diye aldanırız biz. Oysa o kimsenin kendi gayretinden değildir. Cenab-ı Hak ona misal aleminden bir pencere açmıştır. Ona bir misal aleminden ona bir şeyler aktarıyordu. O yüzden Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini miraçta gördükleri veya Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini miraça çıkmadan normalde dünyadaken değişik varlıkları değişik suretlerde görmesi hepsi de misal alemindendir.
Ve tecelliyatları farklı farklıdır. Bunlar sufiler için seyri sülükte anlaşılacak olan şeylerdir. Mesela misal alemindeki hakikat ile dünyaya tecelli eden, rüyaya tecelli eden hakikat aynı değildir. Yani misal aleminde gerçek vücudu veya da gerçek sureti veya hakikati farklı olan şey rüyada veya gerçek dünya olarak yaşadığımız bu dünyada tecelliyatı farklı olabilir. Siz bir meleği rüyanızda farklı surette görür ama yolda yürürken meleği farklı surette görebilirsiniz. Veyahut da zikrullah da meleği farklı surette görebilirsiniz. Zikrullah esnasında burada gördüğünüz bir kimseyi misal aleminde daha farklı görebilirsiniz. Nice ben sakalsız kardeşleri sakallı görmüşümdür.
Nice sakallı kardeşleri de sakalsız görmüşümdür. Gerçekte sakalı olmayanların hakikatte bazen sakalları olur. Bunu böyle anlatmak istemem. Sanki böyle ya biz gerçekte hakikatte sakallıyız deyipte sünneti Resulullah'ı delme söz konusu oluyor. Dostlar, sünneti Resulullah'ın zahiri bir kimse sakalını bırakacak. İşi müsait olanlar, resmi dairede çalışmayanlar, dar harpteyiz. O yüzden hiç kimseye sakal bırakmayı zorlayamazsınız. İslam hukukunun bulunduğu yerde insanlar sakallarını bırakmakla mükellef olurlar. İslam hukuku yok ise insanlar orada bazı şeylerin mükellef ettikleri kalkar. Bankalarda faize ister istemez bulaşmamız gibi. Memurların bankalardan, diyanet işlerinin dahi müftünün dahi, diyanet işleri başkanının dahi o faiz yuvasından maaş alması gibi.
Emeklilerin o bankalardan faiz alması, bankalardan maaş alması gibi. Veyahut da elektrik faturası geldi gelmedi, yaptı yapmadı götürüp götürdüğümüzde faiz ödememiz gibi. Bunlardan biz böyle gayret eder disiplinli durursak mükellefiyetimiz ortadan kalkar. Bunun gibi ama normalde kimi kardeşler vardır, üzerinde derviş sureti, üzerinde derviş kıyafeti yoktur. O kimse misal aleminde dört başı mamur derviştir. Kimi dört başı mamur derviştir burada, misal aleminde adı sanı yoktur. O yüzden bunların tecelliyatları misal alemin zuhuratı kişinin şahsın derecatına göre de değişir. Mesela Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine Cebrail aleyhisselam geldi toplumun içerisine dıhye suretinde geldi.
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri onun hakikatte Cebrail aleyhisselam olduğunu biliyordu. Ama o tecelliyatta dıhye suretinde geldi, insan suretinde geldi. Onun insan suretinde gelmiş olması onun hakikatini değiştirmez. Veyahut da bir kimse Allah'ı rüyasında bir yakışıklı çocuk gibi görebilir. Bir genç kadın gibi görebilir, genç erkek gibi görebilir. Veyahut da rüyasında Allah'ı bir şeyh gibi görebilir. Rüyasında bir filanca zat suretinde görebilir. Bakın bunlar misal alemindeki şekil ve surettir. Misal aleminde bir şekle bürünmesidir. Allah çocuk değildir. Allah genç bir erkek değildir. Allah bir veli değildir bu manada. O veli Allah değildir. Ama o velinin suretinde gelir.
Bakın o velinin suretinde gelir. Veyahut da bir peygamberin suretinde gelir. Bu onun öyle olduğunu göstermez. Veyahut da bunu böyle den vuruyorum, hakkınızı helal edin. Bunları böyle öleceğiz, gideceğiz. Arkaya böyle herkes kendinden sonra ne o yetişecek insanların gelmeyeceğini düşünürüm. Ama ben öyle düşünenlerden değilim. Muhakkak herkes bu fani dünyadan göçüp gidecek. Ben kendimce şeyhinden öğrendiklerimi, bu yolda öğrendiklerimi fıtınsuzca harcamak istiyorum. Dilime makas vurmuyorum hiç. Anlatmamazlık etmiyorum. Ben şeyhinden ne öğrendiysem, kendimce bu yolda ne öğrendiysem, olduğu gibi aktarmaya çalışıyorum. Olduğu gibi. Dervişin seyri sülükünde beşinci makam vardır.
Beşinci esma vardır. Derviş gerçek manada beşinci esmaya oturduğunda Allah ona hitap eder. Bu misal halindir. Derviş cennete girer. Allah, Cenab-ı Hak ona hitap edecekse o kimsenin cennete girmesi gerekir. Nefis meratibi olarak emmareleyvame mülhüme mutbeyine radiye makamına gelen cennetliktir. Sorgusuz sualsiz. O yüzden eski sufiler radiye makamına gelmiş bir kimsenin şeyhlik yapabileceklerine hükmetmişler. Sebep o kimsenin cennetlik olması. O kimse rüyasında cennete girer. Ona derler ki senin burası cennet. Cennet olduğunu bilir. Ve cennetteki makamını da görür. Cennetteki yerini de görür. Cennetteki makamının yerini gördükten sonra ona hitap gelir.
Buna hitap denir. Bu normalde üçüncü makamda da gelebilir, dördüncü makamda da gelebilir. Ama bu daha yerini bulmamıştır. Beşinci makamda yani emmarelevame mülhüme mutbeyine radiye makamında gelen hitap yerini bulmuştur. O hitap gelirken de aynen Hz. Peygamberlerin peygamberlere geldiği gibi gelir. Bir ağacın arkasından gelir Musa aleyhisselama geldiği gibi. Cennette böyle bir yerden bir hitap gelir. Bir ağaçtan gelir, bir yapraktan gelir. Ama bu fakirin bildiğini söyleyeyim ağaçtan gelir. Hitap geldiğinde o kimsenin bütün vücudu duyar onu. Kulağına duymaz sadece. Bütün vücut duyar. Bütün vücut duyunca vücut kendinden geçer. O kimse de kendinden geçer. Bu hitaptır. Bu misal alemindedir.
Allah ağaç değildir. Ama Cenab-ı Hak ağaçtan tecelli eder. Ağaçtan hitap eder. Kuştan hitap eder Allah. Kuş. Siz bir seher vaktinde oturursunuz İkullah'a gelir pencerenize. Bir hitap gelir. Onun kuştan bilme onu. Veya hacca girecek olanlar. Beytullah'a oturursunuz tesbihatınızı çekersiniz. Beytullah tarafından hitap gelir. Sakın bir taraftan gelirse o Allah'tan değildir. Hitap gelir Beytullah'a bakarken. Cenab-ı Hak Beytullah'tan hitap eder. Beytullah'tan hitap eder. O hitaba mazhar olan kimse onun bir taraftan olduğunu bilmez. Allah Beytullah'tan mıdır? Hayır. Beytullah'tan gayrı mıdır? Ona da hayır. Bakın ona da hayır.
İşte misal aleminde hakikatte farklı vücuda sahip olan bir şey dünyaya tecelli ederken farklı bir surette tecelli edebilir. Dünyada gördüğümüz gerçek hayat olarak nitelendirdiğimiz burada farklı surette gördüğümüz bir kimse veya bir şey misal aleminde sureti farklıdır. O yüzden nice insan suretindekinleri görürsünüz kafir cinli olabilir. Nice insan suretindekinleri görürsünüz şeytan olabilir. Dervişler aldanmayacak, kanmayacak bunda. Kadın erkek. Siz çocuk suretinde görürsünüz kandınız sizi. Şeytan olabilir. Sizi harama yönlendiren her şeyde bir şeytan vesvesesi olacak dervişlerdir. Çünkü dervişin yetişmesini istemez şeytan. Dervişin istikametini istemez şeytan.
Bakın bir derviş kardeşinizin suretinde bile gelebilir. Bir derviş kardeşinizden tecelli edebilir şeytan. Aynı şekilde derviş kardeşinizden Allah da tecelli edebilir. Siz sureten onu görürsünüz. Bunlar genelde şeyhlerin üzerinde olur. Mürşid-i kamillerin üzerinde olur. Allah o mürşid-i kamilin üzerinden tecelli eder. Yanılıp da o şeyhi Allah zannetme. Allah dostlarının üzerinden tecelli edebilir. Sakın ha yanılıp da bu Allah dem. Misal alemi ile gördüğünüz dünya arasında bir irtibat vardır. O yüzden Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin miraçta gördüğü şeyi ikiye yorabiliriz. Bir, Cenab-ı Allah ona misal aleminde bütün tecelliyatı hakikat penceresinden gösterdi.
İki, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri için Cenab-ı Hak nizan etti ona gösterdi. İkisi de mümkün yok. Ama ikisi de alemi misal denir. O yüzden Allah bu noktada da bizi hata ermekten korusun. İkisi de mümkün yok. Eskiden namazlarımda olsun, bir yeri inçler hakkı veriyor. Şimdi bu arada, yaslı namazın kılarken, gece namazın nasıl kalkacağım hakkı veriyor. Sabah namazı kılarken, işte yapacağım bayırlar, yapacağım hizmetler hakkı veriyor. Namazı, bunu tutamıyorum. Şöyle söyleyeyim mi? Bu yapıcıyım. Allah muhafaza eylesin. Devam. Bunlar gerçekten çekil.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi