Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 1 Ağustos 2014 · 43:55
Sağ olun, Allah gecenize hayırlısı, gününüzünüzü hayırlı eylesin, ayınızı, yılınızı hayırlı eylesin, ayınızı, yılınızı hayırlı eylesin, Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri, Ramazan'dan sonra Şevval ayında 6 gün oluşturacaktır. Hazreti Peygamber'e buyurdu ki, kim Ramazan'dan sonra Şevval 6 gün oluşturarsa, bütün yılının oruçunu geçirmiş gibi sevaptırız.
Ve bu konuda da, Ayet-i Kerime'ye oturduğu ardında, Allah, 1'e 10 verir diye, o yüzden bu manada 1'e 10 verirse, 30 güne 300, 6 gün verirse, 6 günde etsi, 360 gün. Böylece, o kimse bütün yılını oruçlu geçirmiş gibi sevaba gider. O yüzden Sufiler, terk edilmiş bir sünneti işlemek için gayret gösterirler. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri kim, terk edilmiş bir sünnetini ihya ederse, yaşarsa, onu yenilerse, onu gündemde tutarsa, onu kendi üzerinde tesis ederse, ona 100 şehit sevabı veririrler. O yüzden inşallah kardeşler, bu önümüzdeki ay, yani içinde bulunduğumuz ayda, inşallah 6 gün oruç tutacaklar.
Bu 6 günü 2-2 tutabilirler, 3-3 tutabilirler, hepsini bir seferde tutabilirler. Bu noktada, bu serbest. Gusül abdesti alınca, çok vesvese diye düşüyorum. 40 dakika abdesti sürüyorum, taşlarımla özellikle su geçiyor mu diye, vesvese yapıyorum, ne yapmalıyım? Normalde bir kimse gusül, abdesti var mı, yok mu diye vesvese ederse, gusülü alır.
Gusül abdesti bozuldu mu, bozulmadı mı diye düşünüyorsa, bir bozulmamış. Gusül almak için, banyoya girdi ve suya daldıysa, gücünün yettiğince, yıkandıysa, şurada su değindi mi, değmedi mi de düşümeyecek. Bu vesveseyi arttırır. Şimdi telefonlar hep böyle orijinal, yeni, pardon telefonlar demişim, banyodaki o fiskiyeler, ona telefon mu diyorlar, fiskiye mi diyorlar, ne diyorlarsa.
Telefon mu diyorlar? Yok. Onlar şimdi normalde orijinal. Her evde hemen hemen 3 aşağı 5 yukarı var. Onun altına bir kimse girse, kendince elini değdiği yerleri sürdürse, gusül gusülü. Üzerine vesvese yaparsanız, şeytan sizin üzerinde vesvesesini arttırır. O yüzden gireceksin, ağzına, burnuna su verceksin, komple yıkandın mı, bitti. Yok, kulağımın arkasına su değdiği miydi? Yok, kulak menememesinin içerisinde kadınlar için küpe yerine su değdiği miydi? Yok işte tepemin, saçımın bilmem neresine su değdiği mi, değmiştir. Vesvese'ye bu noktada mahal vermeyin, ona yer açmayın, şeytana fırsat vermeyin. Ben sohbetten algıladığımca dünnemi yaşıyorum. Benim algım hakikat, bir değil, bir şüpheliyim.
Algım hakikate nasıl ulaşır, şüphem ne zaman kaybolur. Bir kimse içinde bulunduğu şeyden şüphe ederse, asla ve asla bu manada hakikate ulaşamaz. Şüphenin pozitifi vardır. İnsanı araştırmaya, doğruyu hakikate götürür. Bunlar normalde bilim adamları içindir. Bilim adamları otururlar, dört kere dörtten dair şüphe ederler. Onların işidir bu. Bu onların işidir. Bu pozitif noktada o kimseyi daha da doğruya, daha da iyiye götürmeye çalışıyor. Dinde ise şüphe, insanı sapıklığa ve küfre götürür. Allah'a abadayız. Bir kimse kıldığı namazdan şüphe etmeyecek, tuttuğu oruçtan şüphe etmeyecek, aldığı abdestten şüphe etmeyecek, yaptığı zikrullardan şüphe etmeyecek, yaptığı duadan şüphe etmeyecek, yaptığı iyilikten bir şüphe etmeyecek.
Allah'ın aklından şüphe etmeyecek, onun mağfiretinden şüphe etmeyecek, onun duaları kabul edişinden şüphe etmeyecek, dini yaşamanın hakikat olduğundan şüphe etmeyecek. Dini bir vecibin yerine getiriyorsa, asıl hakikatin o olduğunu bilecek. Bundan şüphe etmeyecek. Bundan şüphe ederse, Allah muhafaza edersin, şeytan onu delalete götürebilir. İnsan muhabbetini sevdiğe, sevgisini aşka nasıl yükseltir? Bu aklın işidir. Akıl muhabbet besler, muhabbet besledikten sonra umur sever, sevdikten sonra ona aşık olur. Bu aklın yoludur. Aklın da bir kimse muhabbet eder, sever, aşık olur mu? Eğer cevap verir. Bu yol mudur, eğer cevap verir.
Bu aklın işidir. Önce muhabbet besler. Muhabbet besledikten sonra sever. Onu tanır muhabbet beslediğini, muhabbet beslediğini tanıdıktan sonra onu sever. Sevmekle derinleşir, aşka ulaşır. Ama biri de vardır ki, ben onun gençli may felsefesi diyorum ya, bir görüşte aşık oldum diye. Hazreti Ömer radiyallahu anh hazretleri geldi, gördü, kaldı.
Hazreti Ebu Beker Efendimiz'e söyledi, kaldı. Bitti. Araştırmadım artık. Asıl benim kendimce aşıklıkta zirve gördüğüm yer burası. Eğer gerçekten böyle olduysa. Havas imni nedir, günah mıdır? Peygamber Efendimiz zahir zamanında hadisleri neden işledi? Hadis şerifler neden gizlensin ki? Bak bunu Atlan Oktar televizyonun iki de bir de söyleniyor gizlenen hadisler diye. Gizlenen hadisler diye bir hadis şerifler yok. Kötü bir sitem meydanda, ruhdani meydanda. Ebu Davud Müslüm, İmam Buhar'cın hadis kitapları meydanda. Altı düşür hadis kitabı meydanda. Otuz iki tane hadis kitabı meydanda. İslam dünyasının içerisine tümünü çekip bomba atıyorlar.
Gizlenen hadisler varmış. Bunlar insanların kafasında soru işareti yaratmaktan başka bir işe yaramıyorlar. Gizlenen hadis şerifler var. Atlan Oktar hatunları oynatırken buldu. Bu gizlenen hadis şerifler ona hatunları oynatırken ilham yoluyla geldi. Milletin kafasında soru işareti.
Bunların hepsi de, hepsi de dünya üzerindeki, dünya üzerindeki egemen güç olan deccaliyetin oyunları. Dünya üzerindeki o egemen, egemen güce boyun eğenlerin tezgahları. Kimisi hadis şeriflere inkar ediyor. Kimisi gizlenen hadis şerifler var diyor. Kimisi bazı hadis şeriflere tavrı olur, bazılarına tavrı olmaz diyor. Kimisi Hristiyanlara cennette geliyor. Kimisi Yahudileri de cennette geliyor. Kimisi bütün dünyadaki ne kadar inanan, inanmayan var, hepsinde cennette geliyor. Kimisi Muhammed'in Resulullah demenize gerek yok diyor. Kimisi Kur'an'a iman ettiğinize gerek yok diyor.
Kimisi Hazreti Peygamber'e iman etmenize gerek yok, Allah yeter diyor. Kimisi peygamberliğini ilan ediyor. Kimisi hakikaten bir mehtu oluyor, bir nebi oluyor. Bunlar dünya üzerindeki egemen güce boyun eğmiş olan sapık insanlar. Deccaliyete boyun eğiyorlar. Deccaliyet bunların bir tarafından tutmuş. Deccaliyet bunların bir tarafından tutmuş. Bunlar deccaliyete kölelik yapıyorlar. Bunlar deccaliyete kendi ruhlarını satmışlar. Bunların ruhları fahişe. İnsanları, bedenlerini satanlara fahişe olarak gösterdiler. Asıl ruhlarını satanları göstermiyorlar.
Asıl fahişe aranacaksa ruhu satılık olanlar. Aklı satılık olan, imanı satılık olan, kalbi satılık olan. Asıl fahişe kalbi, ruhu satılık olanlar. Asıl fahişeler vefasızlardır, hainlerdir. Asıl rüfasızlar dinin olmazsa olmasına sırtını dönen, hain kere hainlerdir. O yüzden milletin içine bir bomba atıyorlar. Gizlenen adı şerifler var. Yarın öbür gün gizlenen ayetler çıkar. Yarın öbür gün yazılmayan ayetler çıkar. Çıkar. Biz dinimize sahip değiliz ki. Biz din adamlarımıza da sahip değiliz. Biz doğru Kur'an ve Sünnet Dariyesi'nde duran din adamlarına da sahip değiliz. Biz Kur'an ve Sünnet Dariyesi'nde duran tarikat şehirlerine sahip olamıyoruz.
Biz Kur'an ve Sünnet Dariyesi'nde duran bir kardeşimizi, bir arkadaşımıza sahip olamıyoruz. Biz korkak, fısırık, her an için yenilmeyi röze alan, her an için dağılabilen bir ümmet topluluğuyuz. Suyun üzerinde deniz köpüğü gibiyiz biz. Hiçbir ağırlığımız yok. Hepimiz aynıyız. Biz öyle gözümüzün içine baka baka gazete katliam yaparlar, Irak'ta yaparlar, Suriye'de yaparlar, Afganistan'da yaparlar, Pakistan'da yaparlar, Bangladeş'te yaparlar, Bosna'da yaparlar.
Gözümüzün içine baka baka televizyonlarda bizim dinimize hakaret ederler. Namusumuza, şerefizmize, haysiyetimize hakaret ederler. Gözümüzün içine baka baka, baka baka her türlü uğursuzluğu, yolsuzluğu, her türlü yanlışlığı, eksikliği yaparlar. Biz tepki gösteremeyiz. İslam dünyasından bir korkuları yok ki. İslam dünyasından bir çekintileri yok ki.
Müslümanlardan herhangi bir şekilde ya bunlar ayıp olur, ya bunlar ayağa kalkarsa ne yaparım? Ya bunlar gelir bizim televizyonumuzu basarlar, bunlar gelirler bizim mahkemeye şikayet ederler, bunlar gelirler bizi tükürürler mi de? Bunlar gelirler, böyle bir şey yaparsa ben bunlara ne yaparım? Böyle bir şey yok ki. Var mı? Yok. Yarın sabah olduğunda herkes işini, gücünü, herkes hayatına devam edecek gelir. Devam edecek. Değişen bir şey olacak mı? Yok. Yok. Bu değil mi? Allah bizi affetsin. Havas ilmi nedir? Kur'an-ı Kerim'dir. Bir de bunlar var. Yani bir ilim ismi, havas ilmi, eğer kim ne?
Lan oca da. Yok Kur'an'da. Havas ilmi mi arıyorsunuz? Kur'an-ı Sünnet'e sımsıkı yapışır. Havas ilmi mi arıyorsunuz? Asla haram ulaşmayın. İlmi mi arıyorsunuz? Fersah, fersah kaçır. Kudüs'i açıp kim haramları terk ederse, Allah ona bilmediğini öğretir. Allah ona bilmediğini öğretir.
Siz sımsıkı kulağın ve sünneti yaşayın. Allah sizin bilmediklerinizi öğretir. Bilmediklerinizi öğretir. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazreti Efendimiz ne diyor? Sen yetimdin, ben bakmadım. Sen ümmüydin, ben sana ilim vermedim mi? Ben sana öğretmedim mi? O da diyor ki, beni Rabbim terbiye etti ki, ne kadar terbiye etmiş. Allah bizi onun terbiyesiyle terbiye vermezsin. Amin. Bak arkasından bir daha yapmış. Okuyamam, görememdir. Ailenin zamanında kardeşlerim neden gizleniyor diye. Kim yıkıl kardeşini yazar? Anamın önceleri televizyonda mı dinler?
Çevrenlikler sürekli bu gibi meclislerden uzak durmamı söylüyorlar. Onları duymak istemiyorum ama sürekli söylemeleri çok rahatsızlıyor. Özellikle bayram gibi kalabalık ortamlarda daha da üstüne geliyorlar. Onlara ne cevap vermeliyiz? Doğru söylüyorlar. Bu gibi topluluklardan uzak durmakta fayda vardır. Bu gibi topluluklar insanı dinler eder. Bu gibi topluluklar insanı Allah'a aşık eder. Bu gibi topluluklar insanları Kur'an ve Sünnet'i yaşamayı sevk eder. Bu gibi topluluklar bu noktada Kur'an ve Sünnet tarihinde durduğu için her nefse hoş gelmez.
Her aileye hoş gelmez. Herkese hoş gelmez. O yüzden bu yerlerden uzak durup, heva ve hevese göre rahat hayat yaşamak gerekir. Rahat hayat yaşamak isteyenler gerçekten bu topluluklardan uzak duracaklar. Gitsekler evlerinde namazı kurup evlerinde oturacaklar. Biz de buradan üç beş tane yumurta göndereceğiz. Çinçin çıkaracaklar. Çıkarabilirlerse. Sınıçkıya yatacaklar. Bakıyorum onu da yapamıyorlar. E burada yapamıyorum başka yerde de hiçbir şey yapamıyorlardı. Bu yüzden dedikleri doğru. Bu büyüklerin sözlerine katılabilir, katılanmaz. Telefonlarınız çalıyor. O yüzden büyüklerin sözüne dinlemekte fayda var.
Buraya gelince rahatınız bozulur. Buraya gelince işinizde eksiklik olabilir. Buraya gelince aşınızda eksiklik olabilir. Buraya gelince eşinizde aramız bozulabilir. Çocuklarınızda aramız bozulabilir. Yani buraya gelince haftanın üç günü, dört günü, beş günü sohbet var. Sohbetlere gidince evde eşler rahatsız olabilir. Çocuklar babamız nerede deyip arkasından ağlayabilir. Veyahut da arkasından baba senin hiç işin bitmiyor, sohbetin bitmiyor. Denilebilir, muhakkak deniliyordur. Eşler şunu diyebilir. Sizin neden böyle haftanın üç dört günü dersiniz var? Başka tarikatlarda haftada bir günmüş veya haftada iki günmüş. Neden sizde dört gün, beş gün ders, sohbet devam ediyor? Denilebilir. Buraya gelince özüne sözüne dikkat edeceğiz.
Yanlış bir şey yaparsan hemen karşına lafı koyarlar. Dermişliğiniz böyle mi diye. Eksik bir şey yaparsan hemen lafı çakarlar. Siz orada böyle mi öğreniyorsunuz diye. O yüzden aklın yolu belli. Pırını pırtını toplayıp buradan gitmek. Bu aklın yolu. Bunları düşündüğün zaman hiç durma. Burada doğallar da zaten akılları olanlar değil.
Buna rağmen hala burada duruyorsanız tamamen akıllı değilsiniz. Kendinizi de böyle akıllı, dört beş mağmur bir kimse olarak görmeyin. Bunu itiraf etmesini de öğrenin. Bizim çatlağımızda, bizim kırılığımızda biraz çatlak fazla oradan fazla su kaçırıyor deyin. Evli olma eşlerinizi bu noktada söyleyin. Ben bir dergaha bıktım orada benim çatlağım birazdan fazla açtı. Fazla su kaçırıyor. Benden boşanabilirsin istediğin zaman. Tamam. Bu. Bu yol bitmek, tükenmek bilmeyen bir yol. Ne makamı var, ne mevkisi var, ne yeri var, ne yurdu var. Ne ayı belir, ne senesi belir, ne günü belir. Ne saati var, ne dakikası var.
Yirmi sekiz yıldan beri Cenab-ı Hakk'a hamd olsun. Biz buradayız. Ders bitmedi burada. Millet makamları tamamladı, sahabe oldu, biz daha varamadık bir şey. Millet makamları tamamladı, kimisi nebi oldu, kimisi peygamber oldu, kimisi mürşid oldu, kimisi mehdi oldu. Daha bizde bir şey yok, benimle beraber yola başlayanların hepsi de bir şey oldu, tembellik bizde, bizde bir şey olan yok da. Zavallı, Adnan'dan, Hüseyin'den de bir şey olmadı. Benden bir şey olmadığından, burada olanlarımla da hiçbirisinden hiçbir şey olmadı. O yüzden yol yakınken, aklınız henüz daha eriyorken, bence helallaşıp gitmekte fayda olur. Tabii, işiniz güzelleşebilir, eviniz güzelleşebilir gidince, ne bileyim, eşiniz sizden çok memnun olur, bakın.
Tabii, kadın diyecek ki, ne oldu ya bu adamın hasta mı acaba, kafasında tuğla mı düştü, trimit mi düştü, evden çıkmıyor. Çocuklar falan bayram yapabilir, üç gün, dört süt, üst üste evde durunca. Biraz fazla çay, kahve, meyve, tatlıydı, isterseniz evde eş de biraz böyle tembellik bir şeyse, ya sen derse giderken daha iyi deyip sizi sepetleyebilir de. İşin bir de bu tarafı var. Ben bazen arkadaşları gizliden söylüyorum, eşlerin derse ki, derse gitme, gitme diyorum ben. Başta diyorum evde, benim canım kurabiye istedi, hadi bir kurabiye yap. Nasıl da, ne fazla tatlı olsun, ne az tatlı olsun, orta, kurabiyeyi yapsın. Ya bunun üstüne ne güzel, şimdi bir de süt taş giderdi.
Ya bunun üstüne bir de keşkül giderdi. Ya hanım can, tovuk göğsü, biliyor musun? Biliyor, bir yapsan yiysek. Bahçak olur, çekilecek çile değil. Her gece iki tatlı, iki tuzlu pes. İkinci gün, üçüncü gün, evet ben derse gitmeyince, yiyesin geliyorduk yani. Gayet normal. Uyutmayacağım, hak derine bakalım çayı. Nasıl abi sen dervişin bir çayı var, bir hayı var. İçelim bir derinlik çayı, ondan sonra da çekerim bir tane hayı. Diyor. Bir hafta, ikinci hafta, beram etmez. Bizim dervişler böyle şey gibi, köyün gibi. Gidiyorlar evde oturuyorlar, bir kısmı tatlısın.
Bir kısmının da deli zehir gibi. Allah muhafaza edersin. O yüzden yol yakınken gidebilirsiniz. Gerçekten de kar edersiniz. Bu yol bitmek, tükenmek bilmeyen bir yol. Sonsuz. Koş Allah, koş, koş Allah, koş, koş Allah koy. Git Allah, git, git Allah, git. Bir de burada oturan adam diyor ki, kabirde ne bekleyecek diyor. Baksana işe. Yani öldükten sonra yakını kurtaramayacak. Şimdi fırsat mı fırsat? Kurtardın, kurtardın. Kurtaramadın, yandın. Yandın ki yandın. Kabirden sonra da rahatça. Aşık öyle demiş ya, evvel aldandım, pek kolay sandım diye. Ben öyle söylemiyorum. Ben aldatmıyorum kimseyi.
Ben sorduklarım zaman, lafın sırası geldim kardeşler. Ben sizi aldatıyorum. Ben size böyle çok kolay bir yol söylemiyorum. Hayatım önce demedim. O yüzden çok müsterihin ben. Vicdanım çok rahat. Ben diyorum ki bakın gelirseniz, işinizden, aşınızdan, eşinizden, çocuğunuzdan, anenizden, babanızdan intihar olunsun. Malınızdan intihar olunsunsunuz. Olursunuz. O yüzden şey değil, kimseyi zorla tutmuyorlar. Bizde öyle girersin, çıkamazsın yok. İstediğin zaman gel, istediğin zaman git. Ha gittikten sonra istediğin zaman gelemesin. O yok. Bir sefer gelir, bir sefer gider adam buraya.
Gelmesin bir sefer, gitmesin de bir sefer. Gelirsin, kalırsın ya da gidersin, hemen gidersin, bir daha gelemezsin. Bu. Allah'ın rızası için perşembe günleri zikrullahu uzun tutar mısınız? Rica ediyorum. Allah'ın selamı bize olsun. Selamun aleyküm. Olur, biz dersi bitirdikten sonra sen otur, sabaha kadar ders yap, şurada bir sıkıntı yok. Güzel, açık. Bir baba evladına yaşarken miras bırakmamı mı?
Miras öldükten sonra mı? Bir baba evladına yaşarken bir muhabara bilirsin. Bunda bir sıkıntı yok. Beyin validem hem yüzüme gülüyor, hem de arkamdan benim kendi akrabalarıma beni şikayet ediyor. Sen gıybet dinlemişsin. Her söylediğinden haberin var. Kulağına kurşun dökülmüş senin. Kulağına ateş dökülmüş. Ben sadece biliyorum bir tavır takılmama gerek var mı? Hiç dinleme. Dinledikçe günaha girersin. Bir kızın kilolu olması mı? Her şeyden mavfi yapar mı? Hayır.
Örneğin örtülmekten, spor yapmaktan, temiz gezmekten, ev işi yapmasından kilo kişisel bir sıkıntı değil mi? Evet. Kişinin vücudunun korkması, diş sağlığı ne kadar önemli? Muhakkak ki temizlik yapacak bütün herkes. Hazreti Peygamber Sallallahu ve Selam Hazretleri neredesin ispaklamayı fans kılacaktır. Abdestten önce, abdestten sonra, namazdan önce, namazdan sonra namazların aralığında dişlerini mislaklardı. Abdest aldıktan sonra, dişlerini mislaklardı. Abdest aldıktan sonra dişlerini mislaklardı. Abdest aldıktan sonra, dişlerini mislaklardı. misafaklar sünnete geçerli. Abdest almazdan önce dişlerini misafaklar, abdest alır. Abdest aldıktan sonra da dişlerini misafaklar. Vücut kokusuna ehemmiyet verilerek güzel kokuyu sever, güzel kokuyu sürünmek de sünnettir.
O yüzden vücudunuz ter kokmasın, vücudunuz ekşi ekşi pis kokmasın. Değerli işler, Müslümanlar bu noktada vücutları ekşi ekşi, ter mi pis kokan insanlar değillerdir. Ağzınız kokmasın. Ağız kokusuna dikkat edin. Vücut kokusuna dikkat edin. Yaz şimdi. Yaz olduğundan dolayı sık sık bu noktada yapabilenler banyo yapıp vücutlarını rahatlasınlar. Evli erkekler ve kadınlar geceleri yatarken ne zaman olursa olsun duş almadan eşlerinizi yatağına yatmayın. Dişlerinizi fırsat almadan, ağız kokunuzu gidermeden, vücut kokunuzu gidermeden yataklarınızı yapmayın. Kadınlar, erkekler birbirlerinizi bu noktada gözetleyin. Hiçbir kadın, hiçbir erkek birbirlerine kötü kokup yaymasınlar.
Hiç kimsenin bunu çekmeye, bunu çektirmeye hakkı yok. Allah bizi affetsin. Dostlar, bunu bu gençleri ilgilendiriyor. Bugünkü gençlerin arasında bir hastalık var. Bilhassa üniversite gençliği bu hastalığa hastalığa düçar olmuş vaziyette. Üniversitedeki gençler haram olmasın diye birbirleriyle nikahlanıyorlar. Bu nikahlarından ailelerinin haberi yok. Nikah, nikah mıdır fıkıhen, vüküken? Evet. Hanefi'ye göre normalde bu nikahdır. Ama ve lakin bu noktada insanlar güvenilir değil. Bunlar evlenmek için kıyılmış olan nikahlar değil. Bunlar bir ev paylaşmak için kıyılmış olan nikahlar değil.
Zaman içerisinde gençler bu nikahın evlilik nikahı olduğu bilincinden uzak davranıyorlar. Bir müddet sonra sepeti koluna herkes yolunu alıyor. Tabii bu böyle konuşurken tabiri caizse çıkarken nefse tatlı geliyor. Helal mi helal. nikahı var mı var? Şahit de var mı var? Mehri de var mı var? Eyvallah. Okul bitti. Her gün cebine gitti. Veya beş ay sonra altı ay sonra bir tartışma sepeti koluna herkes yolunu. Sepeti koluna herkes yolunu. Çok seviyorlardı. Birden nefret ediyorlar.
Çok seviyorlardı. Yüzlerini dahi görmek istemiyorlar. Çok seviyorlardı. Ne yazık ki birbirlerini hiçbir daha görmüyorlar. Bu dinin özgürlüğünü heva ve hevesine kullanmak. Bu dinin bu noktadaki bu hükmünün arkasına saklanıp aldatmak insanlara. Aldatmak. Bir erkek bir kıza desin bakalım. Ben asla senin evlenmeyi düşünmüyorum. Kız ne yapacaksın? Bir şey değil. Ben seni değil.
sohbetlerinde derim. Bir kimse nikah kıydı mı kıydı? Nikah mı nikah? Bunun üzerine şey şüphe var mı yok? Evlenmiş, ayrılmış, iddetini beklemiş kadın istedi ya erkekler. Düğün bir şekilde nikahlanabilir mi? Evet. İşin altı üstü dolacak o köken. Ondan sonra ondan ayrılıp aa ne oldu? Ayrıldık. Ayrılmadınız. Boşandınız diyorum ben bakıyor bana. Siz boşandınız. Cinsel ilişkiye girdiniz mi? Evet. İstiközlük girdiniz. Girdiysem boşandın diyorum ben. Ayrıldık değil. Boşandınız.
Sen diyebilecek misin şimdi diyorum kıza? Ben evlenmiş, boşanmış bir kızım bir daha evlenirken. Evlenmiş, boşanmış bir kadınım. Erkek diyebilecek mi? Ben iki sefer evlendim. Erkek de aynı şekilde. O da evlenmiş, boşanmış oldu. Diyebilecek mi? Yok. Yok. Bu toplumun üniversite kesiminde kanayın yollası var. Yapmayın. Evlenmek herkesin hakkı yok. Dün gidin evlenme. Gidin evlenme. Biz çok seviyoruz. Ne kadar güzel. Ne kadar iyi. Harika.
Ben de sevdiğim insanıyım ya. En güzel ben aldık bulayım. Birisi çok seviyorum deyince ben hemen aldanım vereceğim. Ben de harikasın diyorum ben bakıyorum. Ne arıyorum burada diyorum ben. Nasıl yani? Çok sever. Sevdiğin yanındadır. Benim yanımda ne arıyorsun? Birisi bir evde oturuyor, birisi bir evde oturuyor.
Boş dur buna. Allah'ım ağzada eylesin. Uzak durun. çocuklarımızın üzerinde bu konuda teşhislikte durun. Gerçek olan gönderir annesini, babasını, kızın annesine, babasını. Allah'ın rızası ile peygamber sallallahu aleyhi ve sellem sünneti ile ben kızınıza talibim. Vermedir. Bir daha git talip ol. Vermedir. Bir daha git talip ol. Git talip ol. Ya gene o olmuyor. Olacak gibi değil. Git bir tane ev tut. Bayağı döşeğin içine ne yapabiliyorsan. De ki evim hazır. Haydi kendim. Evlenim. Bitti. Bu kadar basit.
Şimdi millet dolaşıyor. Önce kızla konuşacak bir üç ay, beş ay çıkacak, bir altı ay çıkacak, bir fikirlerini öğrenecekmiş. Bir gidecekler, gelecekler, koruyacaklar, dolaşacaklar, yiyecekler, içecekler, koklaşacaklar. Bunların olması için de bir örtü lazım. Ne lazım? Bir de dinini kaklayalım biz. Tamam. Üç ay geçince kız diyor ki olmadı. Bir kadın var, nasıl ayırıcan, ayırılamıyor. Ne hatırlıyorum? Senin kocan diyorum ben. Gel dedim de gideceksin. Sana gel diyorum. Git hadi. Yok.
Yok. Bilinçsizce yapılan şey. Şuursuzca yapılan şey. Derviş kardeşler, uzak durun bundan. Uzak durun. Giden şey şu, birisi geliyor, benim kılarımı fısıldıyor. Bir anca bayram kardeşliği hoşuma gitti. Ben vallahi oraya giriyorum ona. Diyor ki bir anca sana talip, kızlar kekiç önemli. Evlenmek istiyorsan görüşürüz. Bu sünnet yok. Ben diyorum adam da delikanlıymış, kız da delikanlıymış. Kim bana söylerse. Bunlar görüşmüşler, konuşmuşlar, çıkmışlar, yemişler, içmişler, her türlü, haramı, mendeburluğu, işlemişler. Ben de onun üzerine hukukunu koysam.
El-İnsaf. Ben pencere kapattım değil mi? El-İnsaf. Git, nerede ayıldırsan orada bayılın. Yer içerken bana mı sordun? Yardımcı olayım ya olayım. Ama Allah hızası için yapmayın diye yalvarıyorum herkese. Yapmayın. Yapmayın. Helal yol var iken harama iştigal etmeyin. Harama temessül etmeyin. Hiç kimsenin kızına gidip de arkadaşlık teklif etmeyin. Yapmayın. Bu sulgilik değil.
Bu dervişlik değil. Yapmayın. Yapmayın. De. Söyle, söyle, söyle, söyle. Değişen bir şey yok. Nefse tatlı geliyor. Nefse tatlı geliyor. Yapmayın arkadaşlar, kardeşler. Yapmayın. Size teklif edilse dair dönüp bakmayın. Yapmayın. E ondan sonra ortalık bir bulunuyor ki. Her seferinde aynı oluyor. Tecrübe var. Tecrübeyle sabit bu. Bu tecrübeyle sabit. Ben ilk sevgili olarak noktasında durduğumda tanıştığımda sekiz yaşındayım.
Bu tecrübeyle sabit. Yapmayın. Evlenmek isteyen evlenmek, bir dakikalık iş. Bir dakikalık iş, bir dakikalık. Bir dakikada evlenir insan. Makul yol, helal yol seçin. Makul yol, helal yol seçin. Git annesinden, babasından işte. Okuyor mu şimdi? Okuyor. Ailen okursun seni. Hanımın da okursun. Gücü yok. O zaman otur, otur, yeme. Adam evlenacaksın eşini. Ben tamam dedim. Bitti. Ve daha aynı zamanda da okuyor.
İkisi de evlensin, bir ev tutsunlar aileler. Baksınlar çocuklarına. Ya bir kız, o bir kız çocuğunu dışarıda okutan aylık bir milyar harcıyor mu? Harcar mı bir milyar harcıyor mu? Hemen hemen. Yani ayrı bir ev tutsa dört yüz, beş yüz lira ev tut, her şey üç yüz liralık ev tutursun isterse. Üzerine de bir harçlık dönecek. Beş yüz lira, sekiz yüz, yüz yüz lira. E versinler çocuklarının kız çocuğuna bir lira, erkek çocuğuna da bir lira versinler, iki lira. İki lirayla onlar hem otursunlar, hem ayarlarla yaşasınlar. Dört yıl boyu, hem de malayı yapsınlar. Gart yıldır malayı. Kimse böyle düşünmüyor. Bizler kızın babasına desen ki, ya öyle de olsa, böyle de olsa bir lira vereceksin sen bu kız çocuğuna.
Ver bir lira, evlensinler burada, hayatlarını böyle devam ettirsinler, havaya kalkar adam. Ya öbür dedik, bu kız çıkacak, konuşacak, bundan zina edecek, zina girecek, harama gelecek. Sen bile bile bu harama nasıl göz yumacağım susuyor. susuyor. Evlendir, evlendirmiyor. Erkek anne babalarını. O yüzden harama dalmayın kardeşler. Böyle kendi heva ve hevesini de dinin hukukuna kullanmayın. Dinin hukukunu örtü yapmayın. Ailemenehu.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.