Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 22 Mayıs 2011 · 40:39
Allah gecenizi hayırlı eylesin. Vahiyye, İki süt kardeşi haberleri olmadan evlendirilmişler, şu anda türekleri devam edilmişler, ne yapmalıyız? Eğer gerçekten süt kardeşleri sahihiyse, dolu dolu süt kardeşiyse boşanacaklar.
Bir insan normalde bir şey öğrendikten sonra onu devam ettirmesi çok zor. süt kardeşlik bir kimsenin içine girdiyse kardeş çünkü, bir kimse kardeşiyle evliliğini devam ettirmesi çok güç. Bunu midesinin alması, içinin alması çok güç. Ne yazık ki bizim toplumumuz, İslam ümmeti bu noktada cahil bırakmamış. Cahil. Yani çocuklarını emzirirlerken düşünmüyorlar bunu. Veyahut da o esnadaki halet-i ruhiye ile süt kardeşliğini anne babalar tesis ettirirken düşünmüyorlar. Allah'ın muhafaza eylesin. Boşanacaklar dolu dolu eğer ki süt kardeşlikleri sahihse. Peygamber'in peygamberimize tabi olmaları ile bu ahir zaman biz Allah doğrusuna bir mürşid-i kerumine tabi olmaları aynı.
Aynıysa neden tabi olanlar sizin onların yanlış olan şeylerini söylediğinizde yapmıyorlar. Ya normalde tabilik bir üstada tabilik, peygambere tabilik gibi olmaz ki. O her ne kadar bazı tasavvuf kitaplarında üstada tabi olunmanın peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine tabi olunması gibi olmasını öğütleseler de, onun öyle olması gerektiğini söyleseler de, üstada tabi olmakla, peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine tabi olmak aynı kategoride ve aynı ölçüde olmaz.
Ben onun öyle olduğuna inananlardan değilim, onun öyle olması gerektiğine de inananlardan değilim. Hiçbir mürşid-i kerumine bir peygamber değildir. Hiçbir mürşid-i kerumine bağlı olan bütünse de bir sahabe değildir. Onunla peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ve ashat kendine has, kendine minhasır bir topluluktur. Yüz binlerce mürşid-i kerumini üst üste koysanız, peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin asının, terinin üzerinde tozu dahi olamaz. Her ne kadar bu bazı zevat, kendilerini peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleriyle eşdeğer görseler de, küstahlık yapıyorlar, yanlışlık yapıyorlar, eksiklik yapıyorlar.
Her ne kadar bazı dervişler, bazı ehli tasavvuk, kendisini sahabenin kategorisine koyaraktan hem sahabeye küstahlık yapıyorlar, hem de sahabelerin yoluna küstahlık yapıyorlar, hem de kendi içlerindeki durdukları noktanın ne kadar gayri ciddi olduklarını gösteriyorlar. Allah muhafaza eylesin. Biz onlardan değiliz. Tekrar söylüyoruz. Biz onlardan değiliz. Hiçbirimiz sahabenin derecesine ulaşamayız.
Hiçbirimiz de sahabe olamayız. Hiçbir kimse, peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin derecesine ulaşamaz, peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin bu noktada asla ve asla yakınından dahi geçemez. Derece olarak. Allah muhafaza eylesin. O yüzden bütün mürşide bağlılık, asla ve peygambere bağlılığı gibi değildir. Mürşide olan bağlılık, asla ve peygambere olan bağlılığı gibi değildir. Bunun insanların uygulaması, bunun insanların kendi nefislerinde tecelli ettirmesi çok zor. Gönül arzu eder ki insanlar üstadlarına gerçekten ruhani sevgiyle sevip onlara bağlansınlar. Ama bu hiçbir zaman sahabenin peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine bağlantısı gibi olmaz.
Bu mümkün değil. Bakın bu mümkün değildir. Yani o sahabenin yüzde birini bulsak biz, yani diyeceksiniz ki bir üstadın birisi öyle de dedi. Yani sen dedi bu zamandaki müminleri silgin attın dedi. Bu zamandaki velileri silgin attın dedi. Yani hiçbir kimseyi sen hani bir şey görmüyorsun manasında. Yani biz de peygamber derecesindeyiz gibisinden bir şey söylerim. Allah muhafaza eylesin. Bu ham hayalinden başka bir şey değil. Bu bilmemezlikten başka bir şey değil. Allah bizi korusun inşallah. Biz gücümüzün yettiğince üstadımızı severim, gücümüzün yettiğince üstadımıza bağlanalım.
Gücümüzün yettiğince Kur'an ve sünnet çizgisinde yaşamaya çalışalım. Şu bir hayaldir. Ben size şimdi bir derviş portresi çizerim. Bu derviş portresi hayaldir. Diyeceksiniz ki hayal, evet hayal. Bunu biliyor musun? Kendimi methediyormuş gibi olmasın. Hakkınızı helal edin. Kendi dervişlik portremi dahi hayal olarak görüyorum şu anda. Mustafa Özbağla, Abdullah Efendi'nin arasında bir derviş şeyh ilişkisi vardı. Kendi dervişliğimi, kendi dervişliğimi, kendimi böyle izliyorum şimdi, kendim bugünden dönüyorum, geriye bakıyorum. Hayalmiş Mustafa Özbağla, hayalmiş diyor.
Değil ki, ashabın, Peygamber sallallahu ve selam özelliklerine olan bağlılar gibi dervişler, üç tane de bağlı olacaklar. Şuradaki topluluğun on tanesi böyle olmuş olsa, Bursa düzelir. Ama böyle düzelir. Daha ileri söyleyelim. Türkiye düzelir. Laf da olmuyor ya. Hakkınızı helal edin. Sizin bağlılıklarınızı, sizin muhabbetinizi görmemek değil. Bunu da yerli yerine koyalım şimdi. Sizi de hiç gördüğünü zannetmeyin. Öyleyse değil. Kıyasladığımız şey, kıyaslanmayacak bir şey çekiyor.
Her şey kendi zamanına göre kıyaslanırsınız. Siz bu zamanın en iyilerisiniz. Bugünkü topluluğun en iyilerisiniz. Öyle değil. Kendi zamanınızın sahabeleri olabiliyorsunuz. Kendi zamanınızın en uçtaki insanları olabilirsiniz. Olabilirsiniz. Ama sahabelerle kıyaslamak çok böyle, ne bileyim, çizgi bir şey gibi bir şey. Allah'a mağabalık. Ve şunu dışarıdan insanlar şöyle görürler. Ya bu dervişler neden üstadlarını dinlemiyorlar ki? Hatta bunu aynı dergahanın içerisindeki bir kardeş de söyleyebilir. Onun söyleyene şu denir. Sen dinliyor musun seni? Sen ne kadar dinliyorsun?
Sen ne kadar bağlısın, sen ne kadar seviyorsun? Bu noktada kimse, kimseyi eleştiren noktadan bakmasın. Ne dinlemiyor musun üstadı? Bir gün gelir sana derler sonra sen ne dinlemiyorsun? Gerek yok. Herkes kendi gücü nispetinde, kendi anladığı nispetle, kendi kavradığı nispetle bir üstadı hasber kafe bağlanmışım. Onun bağlılığını hakip görmek, zayıf görmek, onun bağlılığını eksik görmek Allah muhafaza eylesin. Küstahlattır. Annesi ilaç kullanıyor diye dört haftalık bir bebeğin alınsın diyor doktorlar. Yoksa sakat doğar diyorlar, ne yapalım? Anne alınmasına müsaade ederse alınsın.
Bunda bir problem olmaz. Mezar taşlarının yazılarını okumanın herhangi bir sakıncası var mı? Allah resulü sürüdü Aleyhisselam Hazretleri ad-i şerifte unutkanlık yapar diyor. Mezar taşlarındaki kitabeleri okuman, unutkanlık yapar diye ad-i şerif var. O yüzden bir de oraya maşallah, şiir gibi yazıyorlar. Yok doymadı da, olmadı da, yanmadı da, yattı da, yan yattı da, çamura battı da. Ölüm mü bu, doğu mu bu, tamam. Kıkaya yazıyorlar oraya. Namaz kıldığım odada fotoğraflar var. Bir de oyuncak ayılar ve tavşanlar var. Oyuncak bebek var.
Sizce bir sakıncası var mı? Hakkınızı helal edin. Daha bunlarla mı uğraşıyorsunuz ya? Namazınızı kılın kardeşim. İşimin dolayısıyla buradan zikrin sonundaki duanın başında buradan gitmek zorundayım. Kabup olur mu? Bir sefer Allah desen kârındır. Zikrullah halakaya gelse bir kimse, bir sefer la la illallah dese, vakti olmasa çıksa, halakaya zikrullah'a katılmış olur. Kuzey Irak'ta Kur'an-ı Kerim'e silah atıldı, bunu da mı görecektik? Millet Kur'an'ı sövüyor memlekette. Bunu görsen ne olacak, görmesen ne olacak? Yani Kur'an-ı Kerim'e silah atmakla hükmünü reddetmek, Kur'an-ı Kerim'e silah çekmekle, bu çağların ötesinde kaldırdığı, bunun uygulanması mümkün değil demek arasında bir fark mı var?
Kur'an-ı Kerim'in haramını haram olarak kabul etmemek, helalını helal olarak kabul etmemekle, ona silah çekmenin arasında bir fark mı var? Kur'an-ı Kerim'in doğrusuyla alay etmekle silah çekmenin arasında bir fark mı var? Çok terbiyesizce, ahlaksızca, insafsızca, vicdansızca, küstahça bir şey var. O ne kadarsa öbür günler de o kadar.
Namaz kılanların hakir görüldüğü, Kur'an-ı Kerim'in hakir görüldüğü, öğrenenlerin ve öğretilenlerin hakir görüldüğü, Kur'an ve sünnete inananların hakir görüldüğü, her gün hakaret edildiği, hakaretine hakaret eklendiği, din ve dinden olan her şeyin yerle bir edilmeye çalışıldığı bir dünyada yaşıyor. Siz herhalde onları görmüyorsunuz galiba.
Şuradan dışarı çıktığınızda gidin televizyonları açacaksınız, sizin kutsal kabul ettiğiniz bütün her şeyle alay edilip hakaret ediliyor. Sizin inancınızla alakalı bütün her şeyle, her şeyle hakaret ediliyor. Binlerce manevi kurşun sıkılıyor. Yani o Mustafa kurşun sıkmış. Bugünlerden daha kötü ya. Onu yapan kafir, biliyorsun kafir olduğunu. Kafirden başka ne bekliyorum? Kur'an'a saygı mı bekliyorum? Bu da büyük bir, çok affedersiniz, ahmadık değil mi? İçinizdeki beyinsizlere bakın. İçinizdeki kafirlere bakın. İçinizdeki döneklere, münafıklara bakın.
İçinizdeki müşriklere bakın. Nasıl tehlikeli olan onlar. Kırakta kafir var, kafir askeri var, biliyorsun. Kendini ona göre yönlendirir, kendini ona göre dizayn edersin. Ya senden beraber dolaşıp da senin dinine kürbeten de ne yapacaksın? Uykudan kolaylanmak için ne yapmalıyım demiş. Uyuma. Demişler ki filmlerin fragmanı, fragman da fragman yazmış. Bunlar seyrediliyor. Bunlar filmin ne olacağını biliyor.
Bilin yazıyor. Depremler, tsunami'ler, volkanik patlamalar diyor. Allah'ın bize sunduğu bir kıyamet bırakmanı diyebilir miyiz demiş. İşiniz, gücünüz o kıyameti beklemek. Her gün kıyamet kopuyor. Onu görmüyor musunuz da? Hedef ve ilmin arasındaki farkı zorluklar. Niyeti bazen bize söyleyemiyoruz. Kalp bile niyet olur mu? Olur. Örneğin, kusul abdest almak için, sahura kalkmak için. Bitirle de olsa tatlı olur. Ama olmasa da kalp bile de niyet niyettir. Bu yolda müride en kolay ve en hızlı yol aldığın amel hangisidir? Bu yolda muhabbetin yeri nedir? En güzel yol aldığın şey aşktır. Aşk. Gözlerinizi haramdan korumanın yollarını anlatır mısınız?
Mil çektirin gözlerden özellik. Kendim ettim, kendim buldum sözünün, gerçekteki yeri nedir? İnsanların başına gelen umutsuz şeyler, kendi ettiğinin neticesi midir? Bazen kendi ettiğinin neticesidir. Bazen de imtihandır. Bir büyüklerden intikal eden, Ebu Bekir bin Hazm bin Sahabi'den, Resulullah'ın şöyle buyurduğunu rivayet ediyor.
Sevgi ile ilgili Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin şu adı işlerinde sana yeter. Sevgi, büyüklerden intikal etmektir. İntikal etmek, bir başka yere aktarmak. Yani siz eğer ki anne babalarınızı severseniz, çocuklarınız anne baba sevgisini öğrenirler. Siz çocuklarınızı severseniz, çocuklarınız çocuk sevgisini öğrenirler. Siz eşlerinizi severseniz, çocuklarınız eş sevgisini öğrenirler. Siz etrafınıza kıymet verirseniz, çocuklarınız kıymet vermeyi, kıymet verilmeyi öğrenirler. Siz neyi yaparsanız evinizde, çocuklarınız onu öğrenirler. Bu aile içi eğitimdir. Çocuk bir de dışarıda eğitim alır. Eğer bir iş sahibiyseniz, siz etrafınızdaki insanlara sevgi öğretin.
Yanınızda çalışanlara sevgi öğretin. Etrafınızdaki insanlara sevgi öğretin. Ve bunları öğretemiyorsanız, bunları öğretemiyorsanız sevgisiz bir toplum oluşacak. Muhabbedsiz bir toplum oluşacak. Ve bir sevgisiz toplum dünyayı da katletecek. Ekolojik dengeyi de katletecek. Anne babasını da katletecek. Gelecek olan nesilleri de katletecek. Niçin? Sevgiden mahrum. Sevebilme yeteneğini kaybediyor insanlar. Sevme yeteneklerini kaybediyorlar. Ve biz seveni ve sevgiyi hoyratça harcıyoruz. Birisi seviyor ya, onun sevgisini hoyratça harcıyoruz.
Birisi seviyor ya, onun sevgisini acımasızca vahşi bir şekilde kullanıyoruz. O nasıl olsa seviyor bizi. Onun sevgisini kendi nefsimize kullanıyoruz. Onun sevgisini ütüyoruz biz. Onun sevgisinin, sevgisinin üzerinden silindir geçer gibi geçiyoruz. Nasıl olsa seviyor çünkü o. Allah muhafaza eylesin. Bugün toplumumuzun en büyük acısı ve sancısı bu. Yani çocuk anne babasını seviyorsa, anne baba çocuğun sevgisini istismar ediyor. Anne baba çocuğunu seviyorsa, çocuk anne ve babasının sevgisini istismar ediyor. Eşler birbirlerini seviyorlarsa, hangisi sevildiğini gördüğü anda, sevenin sevgisini istismar ediyor.
Kendi nefsine, kendi hevasına kullanıyor. Kendi şeytani haline kullanıyor. Ve bu toplumun bütün katmanlarında var. Bir patron bir işçisini seviyorsa, seviyorsa işçi patronun sevgisini istismar ediyor. Bir işçi patronunu seviyorsa, patron da işçisinin sevgisini istismar ediyor. Ya onu az maaşla çalıştırmaya çalışıyor, ya onu kendi nefsine kullanmaya çalışıyor. İstismar ediyor. Sevenlerin sevgisini istismar ediyoruz. Ve sevenlerin sevgisini istismar ettikçe, sevgiye ihanet etmiş oluyoruz. Sevgiyi hançerlemiş oluyoruz. Ve sevgiyi küstürüyoruz. Yok ediyoruz. Bir kuş gibi ürkütüp, elimizden kaçırıyoruz. Yüreğimizden kaçırıyoruz. Canımızdan, ruhumuzdan kaçırıyoruz. Ve bu sefer sevip de, sevip de istismara uğrayanlar, sevip de hicranı ve hüsranı uğrayanlar, sevip de aldananlar, aldatılanlar, sevip de kendi kendine kahrolanlar, bir gün sevmekten bıkıyorlar.
Ha, ruhani bir noktaya çıkmış olsa sevgileri, asla bıkmayacaklar. Ne kadar hançerlenirse hançerlensin, ne kadar aldatılırsa aldatılsın, ne kadar istismara uğrarsa uğrasın, o sevmeye devam edecek. Ama öyle seven çok az kardeşler. Öyle seven bulunmayan bir nimet. Öyle seveni bulan, öyle seveni bulan, dünyada krallığını ilan etsin. O yüzden, hiç kimse, büyük bir çoğunun sevgisi, o noktada değil. Az da olsa, seni seviyorum diyene hürmet edin. Seni seviyorum diyene hizmet edin. Seni seviyorum diyene, sevgiyle karşılık vermeye gayret edin. Seni seviyorum diyenin sevgisini istismar etmeyin. Seni seviyorum diyenin sevgisini bedavaya harcamayın. Seni seviyorum diyenin sevgisini, çok affedersiniz, duruşturup çöpe atmayın.
sevgiye ihanet etmeyin. O yüzden, size hep derim ki sevin. Aldatılacağınızı bilseniz de, istismara uğuracağınızı bilseniz de, yıkılıp, yanıp, yok olacağınızı bilseniz de, büyük bir gayretle sevmeye devam edin. Aldanabilirsiniz. İcrana, hüsrana uğratılabilirsiniz. İstismar edilebilirsiniz. Ama yine sevmekten zarar etmez insanlığa. Dünya olarak veya anlık olarak, maddi olarak, kendilerince zarar etmiş gibi görülebilirler. Etrafları der ki, sen zarar etmesin. Ama, kar, her zaman için sevenin yanındadır. Seven her zaman için, seven her zaman için, mutlu sana ulaşmaya adaydır. Hicrana da, hüsrana da uğrasa, istismara da uğrasa, gelin, hep birlikte, önce kardeşler arasında, birbirlerimize olan sevgimizi istismar etmelin.
Birbirlerimize olan muhabbetimizi, heva ve hevesimize kullanmayalım. Birbirlerimize olan mağlılığımızı, birbirlerimize olan kardeşliğimizi, kendi nefsimize, kendi egomuza, kendi kuruntularımıza kurban etmeyiniz. Birbirlerimize sevgili davranalım, saygılı davranalım, hürmetli davranalım, birbirlerimizin elimizden tutalım. Ve büyüklerimize karşı da öyle davranalım. Büyüklerimize de sevgiyle davranalım. Küçüklerimize sevgiyle davranalım. Varsınlar, bizi aldatsınlar. Varsınlar, bizi istismar etsinler. Seviyoruz diye, sevdiğimiz kadınlar, bizi istismar etsin. Seviyoruz dedik diye, sevdiğimiz erkek kardeşlerimiz, bizi istismar etsinler. Seviyoruz dedik diye, annelerimiz, babalarımız, avcalarımız, dayılarımız, büyüklerimiz, varsınlar bizim sevgimizi istismar etsinler.
Seviyoruz dedik diye, küçüklerimiz de bizi istismar etsin. Biz asla istismar etmeyiz. Biz doğru sevgi insanların arasında bir güneş gibi doğurtalım. Çıkartalım, parlasın. Varsın, bu nesil kendini yok etsin. Varsın, bu nesil istismar olasın. Birilerimiz fedakar olsun. Feda etsinler kendilerini. Gelecek için. Kendini feda etsin. Sevgi uğruna. Ailenin içerisinde bir sevgi çiçeği olsun. Bir sevgi tomurcu eklesin. Bir sevgi ağacı beslensin ailenin içerisinde. Sülalede birisi kendisini feda etsin. Desinler ki ya filanca, aç kaldığımızda gider yeriz.
Salak zaten, seviyor ya bizi. Kullanırız da. Desinler. Desinler ki bizim her şeyimize bu koşuştur. Nasıl olsa seviyor. İç dünyasında seni salak görsün. İzmin senin tebessüm etsin. Varsın, hepsin. Biz sevgi uğruna feda edelim. Paramızı, rahatımızı, canımızı, malımızı, sağlığımızı, evimizi feda edelim. Ve varsınlar aldasınlar. Seni seviyorum diye diye aldasınlar bizi. Evet. Ama sevgiyle aldasınlar. Seni seviyorum diyerekten aldasınlar. Ve siz de onun sizi sevmediğini bildiğiniz halde siz de tebessüm etsin. Sevgi uğruna, seni seviyorum lafının uğruna tebessüm ederekten kendinizi feda edelim. Varun feda edelim. Cengaverlik burada.
Sevgi mücahitliği burada. Sevgi pervaneliği burada. Evet. Seni seviyorum diyene siz kucağınızı açın. İstismar edildiğinizi bile bile. Gelir adam der ya seni çok seviyorum ya. Bana elli milyon verir misin? Ver elli milyon. Seni çok seviyorum dedi ya. İçinden nefis vuracak sana. Seni aldatıyor. Evet biliyorum aldatıyor diyorum ben de. Olsun seni seviyorum diyerekten aldatıyor. Evet seni seviyorum diyerekten aldatsın sizi. Aldatsın. Yeter ki seni seviyorum diyerekten aldatsın. Evet feda edelim. Şuradaki topluluk bizim neslimiz, bizim şu andaki kardeşlerimiz bu noktada kendileri feda etsinler. Sevgi uğruna feda etsinler.
Eşlerimiz desin ki ay tatlım seni çok seviyorum bana bu eteği alır mısın? Al. Aldan canı bile bile al. Bu hatın beni sevmez ama bu etek yüzünden dediler. Evet öyle git al. Git al. Çocuklarınız daha desin ki babacım seni çok seviyorum. Ay evladım ben de seni çok seviyorum. Baba şu kıyafet çok başıma gitti alır mısın? Git al gücün yetiyorsa. Git al. Aldan canı bile bile al. Al. Bu bir felsefi bir şey. Kabul etmeyenler olabilir içinizde. Ama bu sevgisizlik nereye kadar ki ya? Bu sevgisizlik nereye kadar gidecek? Biz gelecek vesirlerimize sevgisiz bir toplum bırakacağız. Birbirlerini aldatan, birbirlerinden, sırf birbirlerine menfaat noktasında bakan, sevgiden yoksun, sevmekten yoksun, sevilmekten yoksun, arkadaşlıktan, dostluktan, kardeşlikten yoksun, gerçek sevgililikten yoksun.
Nereye gidiyorsunuz? Nereye gidiyorsunuz? Gelin feda edelim sevginin yoluna kendimizi. Evet. Zor olan bu. Derler ya ben gider canımı veririm. Cihayet meydanında. Verirsin ben de veririm. Gel seni seviyorum diyene kendini feda et. Hadi seni seviyorum diyen birisini desin ki ben seni çok seviyorum. Şu çuvalı sırta götür. Sırtla götür hadi bakalım. Can vermek kolay. Gelmiş ya kadının birisi Hazreti Resulullah'a ne dolaşıyorsun ki burada demiş. Allah Resulü bakmış ona. Demiş ki al şu çuvalımı demiş sırtına. Götürüver de mi öyle demiş. Almış Allah da şu çuvalı sırtına. Ta Medine'nin arka sokağına kadar bunun çuvalını taşımış. Tevazuya bak, inceliye bak, sevgiye bak.
Birisi diyecek şimdi al mı sırtına bu çuvalı taşı. Gömleğiniz kirlenir, pantolonunuz kirlenir. Çarşıda dolaşamazsınız, üzülürsünüz. Kariyeriniz sarsılır. Öyle değil mi? Yapamazsınız. Koca peygamber. O yaptı. Gelin sevgi uğruna yol yürüyelim. Aldatılacağımızı bilsek dahi. Sevgi uğruna diyorum bakalım. Allah bizi muhafaza eylesin. Ebu Hureyre iki erkek gördü. Birine bu senin neyindir diye sordu. Adam babandır diye cevap verdi. Bunun üzerine Ebu Hureyre şöyle dedi. Sakın onu adıyla çağırma. Onun önünde yürüme ve ondan önce de oturma. Demek ki babasını adıyla çağırmayacak. Ondan önce yürümeyecek.
Oğlan önde, baba arkada. Kız önde, anne arkada. Damat önde, kayınpeder arkada. Gelin önde, kayınvalide arkada. Büyükler arkada, küçükler önde. Büyükleriniz evde oturmadı. Müttetçe siz oturmayın. Evde büyüklerinizin yanında yan yatmayın. Babalarınızın, annelerinizin, kayınvalidelerinizin, kayınpederlerinizin yanında yan yatmayın. Onların yanlarında ayaklarınızı uzatmayın. Onların yanlarında yerlenmeyin. Onların yanında kaba konuşmayın. Küfürlü konuşmayın. Onların yanlarında saygısızca davranmayın.
Onların sözünü kesmeyin. Onlar sofraya ellerini uzatmadıkça siz uzatmayın. Onlar yemeğe başlamadan siz başlamayın. Onlar yemekten, sofradan kalkmadıkça siz kalkmayın. Edebli davranın. Ya bu kayınvalide nasılsa. Hayır. Annen gibi hürmet et ona da. Bu kayınbeder nasıl olsa. Hayır. Baban gibi hürmet et ona. Ki eşin de senin annene ve babana hürmetkar davransın. Sen onların yanında ayaklarını uzatma. Onların yanında yan gelip yatma. Çocukların öğrensin. Anne babanın yanında nasıl davranılacağına, nasıl oturacağına. Sen anne babanın yanında yatarsan çocuk da senin yanında yatar. Sen anne babanın yanında ayağını dikersen havaya, çocuk da senin yanında havaya diker ayağını.
Bunlara riayet edin. Evinizde bir büyük gelmiş. Hürmet edin, hizmet edin, saygılı davranın. Sevmediğiniz insan olsa dair. Asla. Ve büyüklerinizi ismiyle çağırmayın. Bu kim olursa olsun. Bu akrabanız olmayabilir. Ali abi, Mehmet abi, Hüseyin abi. Bir yaş büyük senden. Abi de ona. Bir yaş büyük. Abi de şimdi kaybetmezsin. Abi demekten dilin yenmez. Baba demekten dilin yenmez. Anne demekten dilin yenmez. Merak etme. Derviş saygı. Derviş sevgide kusursuz olur.
Hürmette kusursuz olur. Onlar hata yapabilir. Sen hata yapma. Hizmette, hizmette, saygıda kusur etme. Evinizden birisi büyük gelmiş. Onun elini öpün. Hoş geldin deyin. Evinizde bir büyük var. Anneniz, babanız var. Değil mi? Evinizde sizi. Her geldiğinizde öpün annenizin, babanızın elini. Kayınvalideniz, kayınbederiniz var. Her evinize girişinizde girin elinden öpün. Nasılsın, iyi misin deyin. Asla. Bir büyük var mı evde var? Muhakkak sevgi, saygı, hürmet gösterin. Allah muhafaza edersin. Bunlar terk ediliyor. Eşlerinizi uyarın. Kadınlar bilhassa çok yapıyorlar. Şikayet geliyor. Kaynanılardan ve annelerden.
Kızlar şimdi bacak bacak üstüne, kadınlar bacak bacak üstüne atmayı bir şey zannediyorlar. Yanınızda eşlerinize bacak bacak üstüne attırmayın. Siz de atmayın. Eşleriniz de atmasın. İslam kürkümde yok. Bacak bacak üstüne atmayın. Büyüklerinizin, babalarınızın, büyüklerinizin yanında bacak bacak üstüne atmayın. Yanınızda bir misafir var, atmayın bacak bacak üstüne. Kibirli. Ticaret yapıyor. Esnafsın, tüccarsın. Mal alıyor, mal satıyor. Ne yapıyorsan yap. Kim yanına gelirse gelsin. Sen kimin yanına gidersen gelin. Bacak bacak üstüne atma. Sızın davranmak yok. Ben üstüne atmaktan saygım olur. Evet saygı olur.
Silaradan saygım olur. Evet saygı olur. Küçü de edeptir, büyü de edeptir. Bugün senin yanına sigara içer, yarın içki içer. Bugün bacak bacak üstüne atar, yarın o okudan şunu alır artık. Müsaade etmeyin. Müsaade etmeyin. Ama siz de yapmayın. Siz de yapmayın. Allah muhafaza eylesin. Hakkınızı helal edin. Üç ihlas fıkartı. Teşekkür ederim. Allah muhafaza eylesin. Allah muhafaza eylesin.
Bismillah. Allah muhafaza eylesin. Ruhi şevklerine, Amin.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.