mustafaozbag.org

4. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 22 Mayıs 2011 · 1:10:02

Pazartesi kardeşleri, Gürsü'da dinledim, çok hoşumayız da, Allah razı olsun, iyi çalışmışlar, o yüzden Cuma'ta gününün özellikle inşâAllah dedin, ilâhîler, sizler olsun, pardon, sarsabeyle gün, Allah razı olsun, bizler çalışmışlar, Allah gecenize hayır etsin, Cenab-ı Allah gününüzü, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü, hayırlı eylesin.
Amin. Bunu da o zaman nail eylesin, o zaman yanıza hızlı muhafaza eylesin. Amin. Âlem-i İslam'a birlik, beraberlik, birilik nasibesini inşâAllah. Amin. Gerçek tövbe nasıl yapılır? Tövbe eden insana şeytan tövbe ettiği konularları daha çok anlamak etmesi normal bilir. Ve tövbelerin sürekli tekrarlaması gerekir.
Tövbenin gerçeği sahtesi olmaz. Tövbe, tövbedir. Eğer ki bir kimse bu manada tövbesinin üzerinde şüpheye düşerse, kendisinden şüphe etmesi gerekir. Benim nazarımda bu manada tövbenin gerçek olmayanı yoktur. Çünkü bir kimse tövbe etmesi o günahtan pişman olmasıdır.
Ama bu manada eğer ki tövbe ettiği meseleyi bir daha hiç geri dönmezse, geçmiş günahlarını Cenab-ı Hak onun affettiği gibi sevaba çevir. Tövbenin bir faydası da olur. Hani hadisi kutsinde peygamber Efendimiz buyurur ki kul mizana çıkarılır, Cenab-ı Hak ona sen bu sevapları işledin, kabul ettin der, tebessüm eder kul, boşuna gider.
Ardından der ki sen bu günahları da işlemiştin, kul üzülür, hüzünlenir birden ve Cenab-ı Hak der ki ama ben bunları affettim, kulun o hüznü üzerinden dağılır, hoşuna gider. Cenab-ı Hak onun kulağına tekrar der ki bunları hayra çevirir, ibadete çevirir, güzelliğe çevirir, kul dövülmeye başlar diyor, pişman olur, keşke biraz daha affinam işleseydin derdir.
Tövbe, ibadettir, bildiğiniz ibadet, namaz kılmak, hayır hasanat işlemek gibi ibadettir, tövbe, çünkü Cenab-ı Hak ayet-i kerime ile sabitlemiş, farz, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri hem kendisi yapmış, hem tavsiye etmiş, kuvvetli günlerdir. Sahabe, hiç bu noktadan geri çevirilmemiş, çatlak ses yok, ayet ve hadisle sabit olduğunda, sahabelerin de ne yapmış olduğu, izlemiş olduğu yol.
Ve sahabelerden sonra da Allah dostlarının, Allah'a veli olanlarının yürüdüğü bir yol, tövbe. Eğer bir kimsenin tövbesi yok ise, o kimsenin kulluğu yoktur. Kul, tövbesi ile kulluğunu perçelerdir. Bu manada bir kimsenin tekrar tekrar tövbe etmesi, aslında gözünüzde çokmuş gibi görünür. Ama Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri'nin sözü ile az bir iş eder. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri hiç günahı yok iken ve günah işleme şansı da yok iken, günde en az yetmiş kez tövbe ederdi. Bir rivayette en az yüz kez tövbe ederdi. Onun yetmiş kez, yüz kez tövbe ettiği bir yerde biz tekrar tekrar tövbe edeceğiz. Şunu unutmayın, şeytan en sağlam durduğunuz noktada dahi sizin ayağınıza çelme takacaktır.
Ben burdan gedik açmam, benim burdan hiç gedik değildir dediğiniz yerden dahi şeytan size bir gedik açabilir. Sizi oradan yöneltabilir, yenebilir, yeniltebilir. Burada bize düşen vazife, biz o günahı terk ederekten tövbe edip geri dönmektir. Hani Hz. Mevlana'nın deyimiyle, bin kere tövbe şişesini kırsan da yine gel. Yani bin kez siz o batak sapmış olabilirsiniz. Bin kez o bataklığın içine girmiş olabilirsiniz.
Şeytan sizin affolmayacağınızı, şeytan bir daha sizin yüzünüzün ağırmayacağını size söyleyebilir. İşi o, ümitsizliğe sevk etme. Ve bütün arkadaşlarınız, bütün kardeşleriniz, etrafınız, eşiniz, dostunuz, akrabalarınız, aileniz, sizin affolmayacağınızı söyleyebilir. Sakın yanılmayın, sakın yenilmeyin. Şirk, müstesna, günahtan geri döndükten sonra hatta şirkten de geri dönerse Allah bütün günahları affeder. Şirk hali devam ederken o kimsenin ibadetleri kabul olmaz. Münafıklığı devam ederken ibadetleri kabul olmaz. Kafirliği devam ederken ibadetleri kabul olmaz. Yoksa oradan geri döndüyse, şirkten çıktıysa Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü en Muhammeden abduhu ve resuluhu dediyse Kur'an ve sünnetin getirdiği her şeye imanını kavuleştirdiyse, kabul ettiyse onun için affolmayacak bir günah yoktur.
Yeter ki o kimse tövbe edip geri dönsün. Yeter ki o kimse bir daha işlememeye afdetsin. Yeter ki o kimse bir daha günahı yüzünü çevirmesin. Hadis-i Şerif'in deyimiyle Tövbe eden kimse hiç günah işlememiş gibidir. O zaman tövbe eden kimse hiç günah işlemediyse bizde düşen vazife her gün tövbe etmektir. Ben özellikle kardeşlerim diyorum ki tek ders çekenler için dersinizi çekebiliyorsanız gece çekin.
Gününüzü tövbeyle, salatu selamla, zikirle, hamdla bitirin. Günün sonunu sonlandırırken kar edermekten bitirin. Bu demek değildir ki günün içerisinde her türlü medaneti işleyin akşamında kar ederek yatın. Evet günün içerisinde kendinizi muhafaza edebildiğiniz yere kadar yedin. Koruyabildiğiniz yere kadar koruyacaksınız. Ama günün sonunda muhakkak tövbe edeceksiniz. Gece yatmazdan önce muhakkak tövbe edeceksiniz. Gece yatmazdan önce muhakkak derslerinizi çekeceksiniz. O sizi her gün günlük temizleyecektir. Perşembe derslerine, mahalle derslerine muhakkak takip edeceksiniz. Onlar sizi iki ders arasındaki işlediğiniz günahlara kefanet olacak.
Muhakkak ki cumalara gideceksiniz. Muhakkak ki vakit namazlarını kılacaksınız. Muhakkak ki Pazartesi, Perşembe oruçlarını tutacaksınız. Pazartesi, Perşembe tutamıyorsanız ayın başında, ortasında, sonunda tutacaksınız. Öyle de tutamıyorsanız on dört, on beş, on altı tutacaksınız. Bunlar muhakkak sizin üzerinizde olacak. Muhakkak. Muhakkak abdestsiz dolaşmayacaksınız. Muhakkak. Ve muhakkak günah-i kebale durmaya gayret edeceksiniz. Ve günah-i kebale işliyorum biliyorsunuz. Muhakkak. Muhakkak o günah-i kebale duracak. Kardeşler. Muhakkak. İnsanlar eğer günlük tövbe eder, günlük zikrederlerse her gün canını teslim etmeye hazır olacak. Her gün ruhunu teslim etmeye hazır olacak.
Her gün sevgililiğiyle buluşmaya hazır olacak. Gelinleri de önceden düğün hamamı yaparlardı. Veya zivap hamamı, gerdek hamamı yaparlardı. Eğlenecek olan erkek ve kadın hamama gider, o gerdeğe öyle girerdi. Gece gerdeğe girecek bir eş, yani bir kadın veya bir erkek gibi her gün temizlenerekten yatmalı yatağına.
Aslında bir adım ilerisi var. Her an tövbe ve zikirle olmalısınız ki o sevgiliyle buluşma özlemi çektiğiniz belli olsun. Kokar bir tene, sevgili gelir mi? Kokar bir ağıza, sevgili gelir mi? Kokar bir vücuda, kokar bir kalbe, kokar bir ayağa, kokar bir ele, kokar bir göze, kokar bir kulağa. Sevgili yaklaşır mı? Ne dedi Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri? Meleklerle görüşme olmasaydı her gün soğan sarımsak geldi. Demek ki melekler soğan sarımsak kokusundan dahi hayırlı olurlar. Zahiri, gıda, insan vücuduna faydalı şey. Düşünebiliyor musunuz günah kokusunu? Günahkar bir kimsenin kokusu yedi mahalleye yeter. Günahkar bir ağızın kokusu yedi mahalleye yeter.
Günahkar bir kimse etrafına hep kötü kokular saçar, haramlarla iştigal eder, haramlarla yoğrulmuş, haramları bırakmayan, haramları terk etmeyen bir kimse leşe benzer. Bildiğiniz leş, kokar neşe ondan burnunu tıkayaraktan geçer. Herkes ondan yüzünü döndürerekten geçer. Onun her şey haramdır. Niçin? Haramlarla yoğrulmuş. Kıymetli kardeşlerim, bütün dinler insanlar yüzünden bozulmuştur. Dinlerin bozulmasına sebep bu harama dalan insanlardır. Haramdan uzak durur. Hududunu çiğnemeyin.
Allah'ın hududunu çiğnemeyin. İnsanların hududunu çiğnemeyin. Ne olursanız olun, insanların hududunu çiğnemeyin. İnsanlara zulmetmeyin. Eşlerinize, çocuklarınıza, etrafınıza, işçilerinize zulmetmeyin. Onlara haramla yaklaşmayın. Haramdan uzak durun. Haramdan uzak durursanız Allah sizin günahlarınıza affeder. Ve her gün muhakkak tövbe edin. Gece yatmazdan önce muhakkak Allah'ı zikredin. Allah'ı zikredin. Allah bizi onlardan eylesin. Sema yaparken önünüzün için açık tutuyorsunuz. Ben önümü açık tutarsam adam, yaka açmayı diyorsanız birileri açmış, biz de açıyoruz işte. Benim kayınçom kendisine ait olan üç evin tapusunu arkadaşına verip, arkadaşı da bu tapuları bankaya ipotek ettirip kredi çekiyor.
Ve arkadaşı kayınçoma her ay daire başına belli bir miktar ücret veriyor. Bu para haram mı, faiz mi ne diyebiliriz? Aralarındaki hukuku tam olarak bilmediğimizde verecek olduğumuz şey fetva havada kalır. Yani o kimse dairelerini aynı zamanda o kimseyi kiraya mı verdi? Yoksa tapularını mı kiraya verdi? Yoksa tapularını o kimseye mi verdi? Ne yaptığını bilmiyoruz. O yüzden bu havadan, çünkü mesele tam açıklayıp havadan fetva vermiş olur. Allah bizi affetsin. Zikreden okunan Kur'an-ı Kerim'i dinleyip takip etmek ve bu şekilde hatmetmek caiz midir? Yani Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine, Cebrail aleyhi ve sellem okudu, o dinledi.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri okudu, o dinledi. Bunu şimdi cahil değildir demek de çok uygun değil, cahildir desem çok uygun değil. Ama şu var, insanlar eğer ki camiye gidemiyorlarsa, bu noktada hatim yapabileceği yerlere gidemiyorsa, böyle bir şey yapabilir, bir yapabilir. Bunu engellenecek de bir şey yok. Ama ve lakin böyle cemaattan korkmaya yönlendirir bu tip şeyler. Cemaattan ayrılmaya yönlendirir. Adam şunu da diyebilirsin ona, ya arkadaş doğru söylüyorsun, oradan hatim yapabilirsem, ben buradaki zikrullara da alıp götürür DVD'yi eve koyarım, oturup ben de onun anlamları ben zikrullah yaparım der, evden dışarı çıkmaz.
İnsanlar şimdi akıllarıyla fazla oynuyorlar. Yani eğer onun evden çıkmaya muktedir değilse, böyle bir şey yapabilir. Hani ama birisi dedi ya, ya Resulallah ben namazlarını evde kılsam olur mu dedi, olmaz dedi Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretler ona. Sen mescide geleceksin dedi, cemaata devam etmekte fayda var. Erkeklerin uzayan kaşlarını makas ile satmaları caiz midir? Yani kaşlar fıtratın dışına çıktıysa, böyle aşağı doğru iniyorsa, gözlerini kapatıyorsa, makasla saç keser gibi kaşlar uzarsa, onda bir rahatsızlık vardır. Rahatsızlıktan dolayı saçı uzar gibi bir kimsenin kaşı uzar, o zaman bu makas almasında bir beis yok. Ama erkeklerin fıtratın dışında, kaşlarının cımbızla, işte yolaraktan, öyle böyle yaparaktan almaları, şekil vermeleri caiz değil. Haram.
Yani görüyorum ben bazı erkekleri, Allah sizin anlasın, kendi kendime diyorum ki ya, bunlar da diyorum erkek. Bunlar doğduğumda diyorum babalarım bunların iki tane kurman kesti, oğlumuz oldu diye diyorum. Açık konuşayım. Haram. Lanet olsun kadınlaşan erkeklere, lanet olsun kadın giysisi giyen erkeklere.
Kadınlaşan bir şeyi giymek, kullanmak caiz değil. Bunlardan uzak durur. Ne olursa olsun, millet şimdi krem kullanıyor, yok işte ondan sonra pudra kullanıyor, yok aldık, tulluk, erkek bu sözde. Her şey kullanıyor. Hepsi de haram. Allah muhafaza eylesin. Şiddini gördüğünüzde kalp atışlarının normalinden çok fazla artması neye işaretidir?
Bizim de atar da. Gördüğümüz salih rüyaları arkadaşlarımızı ibadete, zikre, teşvik maksadıyla anlatabilir miyiz? Sufiler, bir tarikata bağlı olan kimseler. Biz kendimiz için söyleyelim. Bizim kardeşlerimiz böyle şey yapmayacaklar. Böylece rüyalarını üstadlara anlatacaklar. Rüyasını üstada anlattıktan sonra, bir kardeşine bu noktada ona aşk, şevk verecek, inanıyorsa ona anlatabilir.
Ama bir müddet sonra bu rüya tüccarlarına dönür. Rant olur, rant. Bir kimsenin iyi görünmesi ranttır. Bir kimsenin sufi görünmesi ranttır. Bir kimsenin bir şey yapıyor görünmesi tarikatın içerisinde ve kendisini o topluluğun içerisinde onu yapıyor göstermesi ranttır. Alkışlanmak ranttır. Rant illaki para değildir. Mete bilmek ranttır. Alkışlanmak ranttır. Kıymetli görünmek ranttır. Allah muhafaza eylesin. O yüzden yolumuz rant toplama yolu değil. Yolumuz nefisle mücadele. Allah'a mustat olma. Allah'a mustat olma. Allah'a kavuşma yolu. Bunun için tevazu gerekli.
Bunun için iyi ahlak gerekli. Bunun için insanlarla iyi geçinmek gerekli. Bunun için kendisinde bir şey görmemek gerekli. Bunun için kendisini hep böyle hayırlı noktada değil, kendisini eksik noktada görmek gerekli. Haşin dediği gibi, Eller buğday ben zaman, Eller yahşi ben yaman demiş. Kendisini öyle görmek. Yani siz birisine Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin gördüğünüzü söylerseniz, O sizin size bakış açısı değişecektir onun. Size hürmeti ve hizmeti değişecektir. Ve siz bunu hürmeti ve hizmeti değişeceğini bile bile ona anlatıyorsanız, İnsanların size bakış açısını, sizin anlattığınız rüyalarla size olan verdikleri değer artacaksa anlatmayın onlara rüya.
Kendi manevi helakınızı sağlıyorsunuz. Anlatmayın. Kendinizi koymayın orta yere. Bir kardeş şöyle görmüş deyin. Bir arkadaş böyle görmüş deyin. Şöyle bir rüya anlatıldıydı deyin. Kendi nefsinizi koymayın. Üstadlar dahi, geçmiş üstadlar, ben şöyle rüya gördüm demezler kolay kolay. Halbuki onlar belli bir noktaya geldiğinden belli bir şeyleri geçmişlerdir.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri anlattı. Onun için sünnettir. İnsan bazı rüyalarını kardeşlerine anlatır. Üstadlar için. Ama kardeşler rüyalarını, üstadlarını anlatmadan bu başkalarından rüya canlı yapmasınlar. Allah muhafaza eylesin. Kişi kendisinin Allah'a yaklaştığını ve mümkaklaştığını nasıl anlar? O kimse gönlüne bakacak. Kendisini ne kadar yakın hissediyorsa o kadar yakındır Allah ona. Ama bu noktada insanlar hep kendi nefislerini Allah'a yakın görürler. Bu böyle kendini azaltmak için olmayacak. Allah muhafaza eylesin. Allah'a yakın hissedin kendinizi. Eyvallah bu çok güzel bir şey. Hatta çok yakın hissedin. Çok güvenin Allah'a, çok inanın.
Allah dibinizdeymiş gibi, yanı başınızdaymış gibi, içinizdeymiş gibi, gönlünüzü oturmuş yerleşmiş gibi hissedin. Öyle davranın. Bu manada yakının yakınına arayın. Bu manada güvenin üzerinde güven arayın. Bunda bir eksiklik yok, bunda bir noktanlık yok. Allah muhafaza eylesin. Uluslar görmekten ise Allah'ı kendinizden, kendinize çok yakın görmeniz. Hatta gönlünüzde sultan olarak oturduğunu hissetmeniz daha hayırlı. Bu amasini ibadetsizliğe, bu gevşekliğe, şatahat ve şatapata, bu insanlara tepeten bakmaya, bu sünnet çizgisinden sapmaya sebep olmasın. Ne kadar yakınsanız o kadar zikredersiniz. Ne kadar yakınsanız o kadar zikredersiniz. Ne kadar yakınsanız o kadar tövbe edersiniz.
Ne kadar yakınsanız o kadar haramlardan uzak durursunuz. Ama yakınlık iddiasında bulunan bir kimsenin üzerinde günah-ı kebail var ise tartışılır. Ve devam ediyorsa bu günah-ı kebail tartışılır. Yakınlık iddiasında bulunan bir kimse her daim günahla iç içe yaşıyorsa bu tartışılır. İnsan kendi kendisini aldatır, şeytanını aldatır. Ya bir kimse haramların içerisinde güzel iken kendisini Allah'a çok yakın hissetmesi ya muhakkak bir psikolojik problem ne olduğunu gösterir. Allah muhafaza eylesin. Biz haramlardan ne kadar uzak isek Allah'a o kadar yakınızdır. İbadetlere ne kadar yakın isek Allah'a o kadar yakınızdır. Zikrullahla ne kadar hemhal oluyor isek Allah'la o kadar yakınızdır.
Yani Allah'la yakınlık peydah eden bir kimse ondan başka bir şey düşünebilir mi? Ondan başka bir şeyi zikredebilir mi? Ondan başka bir şeyi görebilir mi? Ondan başka bir şeyle hemhal olabilir mi? Ondan başka bir şeyi sevebilir mi? Ondan başka bir şeye aşık olabilir mi? Ondan başka bir şeyin koluna girebilir mi? Onun emrinin haricindeki bir emri dinler mi? Onun Habibinin izinin dışında başka bir iz tanır mı? Onun Habibinin sünnetinden başka bir şey tanır mı? Onun Habibinin sevgisinden başka sevgi tanır mı? Onun dostlarının sevgisinin haricinde sevgi tanır mı? Onu sevenlerin sevgisinden başka sevgi tanır mı? Onu sevdirecek olanların sevgisinden başka sevgi tanır mı? Ben başka sevgi tanır mı?
Gelin ve kendimizi ona çok yakın hissedelim. Bu sevgiyle. İzine uyar sallallahu aleyhi ve sellem. Gelin Allah'ı sevenim ve onu çok zikredelim. Onu çok zikredelim ki Allah bizi konuşlasın. Onu çok zikredelim ki Allah bizi sevsin. Onu çok zikredelim ki Allah bizi sevsin. Onu çok zikredelim ki Allah bize merhamet etsin. Onu çok zikredelim ki Allah bize muhabbet destesin. Onu çok zikredelim ki Allah bizi bizim zikrettiğimiz ortamdan daha güzel, daha âlâ bir ortamda bizi zikretsin. Onu zikredelim ki onun kalasına sığınalım. Onun kalasından daha beter bir kala var mı?
Ya. Evet. Kendinize onun yakın görelim. Basan bir yakınlık olsun. İnşallah. Uyanık davranmaya çalışıyorum. Çabalıyorum. Ama bazen farkında olmadan insanlara nefis yapıyorum. Sonra içim süzdüyor ama laf ağzından çıkıyor. Bu konuda bizi aydınlatır mısınız? İmtihan olay esnada zaten. Sizin damarınıza bastıklarında, sizin ayağınıza bastıklarında, size çekin şuradan kenara dediklerinde, otur veya kalk dediklerinde, parmağınıza iğne baktığında, diken baktığında, acıdan direk tatlıya, tatlıdan direk acıya geçtiğinizde, soğuktan direk sıcağı, sıcaktan direk doluya geçtiğiniz an imtihan.
Bir şeyin size dokunduğu an, bir şeyin size ilginçtiği an, imtihan o esnada. Eğer parslar dairesinde durmuyorsanız, o imtihan esnasında imtihanı kaybederler. Allah muhafaza etsin. Dinimizi muhafaza etsin. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem insanların rüyasında ve halinde onlara aynı suretle bitiyorlar. Yok. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri rüyalarda, hallerde aynı surette görünmez. O kimsenin Allah ve Resulü'ne yakınlığına göre değişir. Bu kimsenin kendi şahsi çabası, getirdiği salatu selamı göre değişir. Yaptığı zikrullaha göre değişir. Nefis meratimine göre değişir. Seyir suyuk meratimine göre değişir. Hem şekli sureti değişir. Yani şekli sureti derken, işte gençlik zamanıydı.
Orta yaşlılık zamanıydı. İşte ne bileyim yaşlılık zamanıydı. Ve üzerindeki kıyafetleri değişir. Ve üzerindeki yuru değişir. Üzerindeki nur da değişir. O kimsenin kendi haliyle alakalıdır. Kendi durduğu noktayla alakalıdır. Kimisi bütün olarak göremez mesela. Bütün olarak görür. Kimisi işte beyaz nur içerisinde görür. Sarı nur içerisinde görür. Yeşil nuru görür. İşte mor görür, pembe görür örneğin. Kırmızı görür. Bir sürü nur renkleri var. Nefis meratimine göre yedi tane nur renk var. Onlarla görür. Bu o kimsenin haliyle alakalıdır. Bir. İkincisi, bir de bir lütfi ilahi vardır. O kimsenin hali değildir bu. O bir lütfi ilahidir.
Allah'ın bir ikramıdır. Hep gördüğünüz o hali, gördüğünüz o rüyayı, kendi çabanızın neticesinde değil, Allah'ın lütfu olarak görür. Çünkü siz ne kadar çaba gösterirseniz gösterin, Muhammed-i Mustafa'yı görme Allah'ın lütfudur. O sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini görmek, onu ama halde ama rüyada görmek Allah'ın lütfu ilahisidir. Başka bir şey değil. Bizim çabamızın sonucu değildir. Allah var. Değerli hocam ve değerli mümin kardeşlerim, hocam sizden bir ricam olacak. Müslüman bir erkek ve kadının iki şahit huzurunda karşılıklı anlaşarak imam olmadan evlenmelerini caiz bilir. Açıkçası hocam erkek kadına üç kere ben seni karım olarak aldım dese, kadındır üç defa ben sana vardım dese nikah caiz olur mu?
Olur. Bir erkek evlenmeye muhtedir bir bayana ben seni karım olarak aldım dese caiz olur. Ama bu kız ise aldığı kadın velisinin haberi yoksa hanefiye göre nikahı bozma hakkı vardır velinin. Şafiye göre ise kızın böyle bir nikah yapmaya hakkı yoktur. Hanefiye göre kızın nikahı nikahdır ama velinin o nikahı bozma hakkı vardır.
Der ki benim kızımın denge değil nikahı pes ediyorum, pes olurum nikah. Veya erkeğin babası der ki bu kız bizim dengemiz değil nikahı pes ediyoruz, pes eder. Evet velinin bu noktada denklik arama hakkı vardır. Kız ve erkeğin der. Hanefiye göre nikah nikah ama velinin nikahı bozma hakkı vardır. Dol ise o kendisi muhayyerdir. İstediği kimseyle evlenir. Dol ise kadın istediği kimseyle evlenir. İlm-i siyaset açıklar mısınız? Bunu anlatan bir kıssa var hep onu söylüyorum. Kardeşler onu anlatsınlar bir kardeşim. Allah bizi affetsin insanın. Yani bu şeyi doğuluya götürürken, doğuluya götürürken insanları başka yoldan götürmek. İlm-i siyaset. Übüvvet ve zulmü velayet hakkında bilgi verir misiniz? İnşallah.
Peygamberi sevmek ve velileri sevmek. Alevilerle, Hanefilerin arasındaki farkı anlatır mısınız? Alevi dediğimizde çok muallak bir söz. Bilhassa Türkiye'de. Türkiye'de Maksist, Levinistler var. Aslında hiç bir dine inanmıyorlar. Biz inanmıyoruz da diyemiyorlar, biz Aleviz diyorlar. DHKBciler var. Bunlar da biz Aleviz diyorlar. Din gibi görenler var. Bunlar da biz Aleviz diyorlar. Türkiye'de. Atatürkçülük de Kemalizm ayrıdır. Kemalistler var.
Kemalistlerin de bir kısmı dinsiz. Bunlar da biz Aleviz diyorlar. Niçin? Yani Türkiye'de bazı Aleviliği iddia edenler var. İçiyorlar sabahtan akşama kadar. Her şey serbest olmaz. Din yasaklamış, İslam dini. Diyorsun ki İslam dini bunları yasaklamış, biz Anadolu Aleviziyiz diyorlar. Yani Sivas Alevilerin farklıdır. Onlar da içerisinde 2-3 krepsiyondur. Tokat Alevilerin farklıdır. Tunceli Alevilerin farklıdır. Evet. Dağlarının Anadolu'ya bakan yamaçlarında Aleviler vardır. Onlar farklıdır. Ege Denizi'nin, Ege tarafının Ege bölgesinden Marmara'da Aleviler vardır. Onlar farklıdır. Onlar tahtacı demiyor onlara. Aslında tahtacılar şeytana tapanların ayrı bir fraksiyonudur.
Benur dağlarından. Ama onlar şeytana taptıklarını söyleyemezler. Onlar da Aleviyi izliyorlar. Kızılbaşlar vardır mesela. Kızılbaşlar, Rafisilerin ayrı bir konudur. Rafisilikten ve Lübnan'daki şeytana tabii haktan karışmış bir şeydir. Kızılbaşlı. Onlar da kendilerini Alevi izliyorlar. Yani buradaki hangi Alevi ile Hanefi'yi karşılaştıracağız ki sıraladıklarını? Ama buradaki Alevi'den kasıt şiiyasa aralarında çok bir fark yoktur. İmamımızın imamı çaferi sadık. Konusu olan Türkiye'de siyasi bir rant haline dönüşen Alevilik. Allah muhafaza eylesin.
Satılan hasıl tavukları İslam'ı usule gören değildir diye almıyoruz. İyi yapıyoruz. Tavsiye edebileceğiniz bir yer var mı? Ekranlara giriyor. Tavsiye edebileceğim bir yer yok. Ben de almıyorum zaten. Mümkün olduğunca yemiyorum. Mümkün olduğunca da almıyorum. Din bir marka diyor. Kimisi şu marka, bu marka diyor. Vallahi ben inanmıyorum artık. Ama Müslüman memlekette kesiliyor. Eğer şirketli sahipleri de Müslümansa, bir kimse hiç nızan besleyerekten onu alır yer mi? Alır yer mi? Karışma. Dersen ki sen yiyormuşsun ben kolay kolay yemiyorum. Mesela büyük konuşmayayım ya, 3-4 yılda bir iki sefer, 2-3 yıldan sonra bilhassa bir ara çok fazla takılıyordum. İşte daha doğrusu bizim rahmetli seyyid sarken, işte bu İslamiymiş yok filan, işte oradan alınıyordum, alınıyordum.
İşte yiyordum filan. Ama ben uzun zamandan beri yedim. Gaflet vücutta en büyük etkisi nerede olur? Kaç çeşit gaflet var? Gaflet boşluktur. Şer'i manada nay kebale işlediğiniz zaman gaflete düştüğünüz anlasın. Sıvı manada Allah'ı unuttuğunuz anlasın.
Elimizce satranç oynamanın ve resim çizmenin hükmülüdür. Resme bir şey denmez. Yalnız yeter ki suret çizmesinler. Resim yapmak bunun bu manada bir şey yok. Satrançla alakalı tartışma var. Bir kısmı demiş ki kesinlikle ve kesinlikle haram. Hanefilerden bazıları demiş ki zihni açtığından dolayı işte devlet başkanlarının, böyle bir komutanların, işte böyle savaş ve devlet yönetme stratejisiyle alakalı uğraşanlar oynayabilirler demiş. Zihin açma açısından.
Çünkü satranç bir şey oyunu değildir, şans oyunu değildir. Onu da hamle hesaplarsınız. O yüzden Hanefilerden ve Hanefilerden bir kısmı oynanabileceğine dair fetva vermişler. Ama Hanefilerden ve Hanefilerden de Şafi Maliki uleması zaten müsaade etmemiş. Satranç oynanmasına da müsaade etmemişler. Ha bir kimse buradan bir pencere ağırlamak açısından mesela zihnini geliştirmek istiyorsa, zihin aritmetini geliştirmek istiyorsa, yani çünkü satrançta işte 8 hamle, 10 hamle, 15 hamle sonrasını hesaplayacak.
Kendi hamlesini hesapladığı gibi, karşıdaki kimsenin de karşı hamlelerini hesaplayacak. Yani ben işte fili şuraya oynarsam bu adam atı buraya oynar, bu adam atı buraya oynarsam ben kaleyi buraya oynarım, ben kaleyi buraya oynarsam işte vezirimi buraya oynar deyip karşılıklı onunla ne hamle yapabileceğini dair, adam zihin yiyecek. Bu zihni yoran bir şey ve zihni de açan bir şey. E bir kimse bunu savaş sanatını öğrenmek istiyorsa, veyahut da benim bir eğitim için hadi müsaade etmişler diyelim, oynayabilir. Yani kahvede vakit geçirme içerisinde oynarsan bu gaflet, Allah muhafaza eylesin. Herhalde insanlar böyle bir savaş sanatı ya da şu anda uğraştıkları yok. O yüzden resim olarak dağ, taş, ova, bayır resmi çizebilirler.
Suvete yüzü belli olursa o resmi çizemezler. Allah bize affetsin. Salavat duyurumuzu yapar mısınız? Duyuru asmıştık, kanoya çıkmış. Çekenler haftaya sarılsın, kağıda yazıp getirsinler. İnşallah saravat kutusunu haftaya getirelim. İsteyen günü açsın. 18 Nisan'a kadar devam edecek. İnşallah programda borçlanacak. Evet üniversitede genç bayan kardeşleri bir kutlu doğum haftası münasebetiyle bayanlara yönelik programlar olacak. O yüzden böyle bir salavat çekme kampanyası diyelim. Böyle bir şey geliştirdiler. İnşallah kutlu doğumda borçlanmak üzere selam okuyorlar. İnşallah sizler de okuduklarımızı işte 3 bin, 5 bin, 7 bin, 10 bin herhalde şeyde var.
yukarıda tekke de var. Buraya astılan bir durum. Salavat kutuları var. O böyle, millet onu bir de sadaka kutusu zannetmiş. Paramala. Bizim öyle bir geleneğimiz yok. Yani sadaka kutusu geleneğimiz yok bizim. Allah bizi affetsin. Ama normalde onlar salavat kutusu. Yani işte kaç bin salavat çektin? 5 bin. 5 bin salavat çektiğine dair. Bir yazın. Oraya atacaksın. İsim bile yazmayın. Bak kardeş. Hani bak işte kim? Mustafa Özba. 5 bin salavat çektiğine. Böyle bir şey de olmasın. Allah muhafaza eylesin. Kendi vermeninizi, şahsınızı, kişiliğinizi koymayın böyle şeylerden. Bu sufiler için uygun bir şey değil. Yani 100 bin salavatı çek, hiç kimse bilmesin.
At oraya borçlansın. Allah bizi onlardan vermesin. Bizim yolumuzda dervişlerin veya olacak kişilerin saçı, sakalı, giyinişi önemli mu açıklanmışsınız? Yani bunlar sünnetliyse bizim için ben buna müdahaleci bir kimse değilim. Saçlarımız şöyle olacak noktasında değilim. Saçlarınız yeter ki kadınların saçlarından benzemesi. Birisi gel şöyle ne yaparım? Ben ona bir şey demem mi? Onu eğitmeye, öğretmeye çalışırım. Derim ki bir müddet sonra işte mesela saçları bigudili bir erkek gelirse, gelir. Artık mümkün bu tip şeyler. Kıyafetlerinize hiç karışmamız, haram olmadığınız müddet.
Çizgi haram. Hiç kimseye de karışmayın. Hiç kimseye de karışmayın. Buraya şimdi bir erkek, işte diz kafayla göbek deliğinin arasını kapatmış bir şekilde gelse ne diyebilirsiniz ona? Hiçbir şey diyemezsiniz. Farzı yerine getirmiş mi? Getirmiş. Burada namazını kılabilir mi? O şekilde kılabilir. Sizin kulluğa da katılır mı? Katılır. Ya böyle olur mu? Olur kardeşim. Sana işte normalde İslami tesettüre uygun olmamış olsa da girebilir mi? Girer. Baya kardeşler de karışmayacaklar ona. Namaz kılarken tebliğ.
Kardeş, işte tesettüre riayet ederek de namaz kılsanın. Tebliğ. Kimsenin kılığına, kıyafetine karışmayın. Allah muhafaza eylesin. Kimsenin saçına, sakalına karışmayın. Sen sakalını neden kesmiyorsun? Sen sakalını neden kestin? Sen sakalı neden bıraktın? Neden bırakmadın? Sen bıyığını neden bıraktın? Neden bırakmadın? Ben şimdi Darül Harp'te hukuk var. Darül Harp'te bir kimseye siz sakalını bırakma mecburiyetini getiremezsiniz. Darül İslam'da bir kimse sakalını da bıyığını da kesse, imamlar demişler ki bunlar kadına benzeyen erkekler. Nerede? Darül İslam'da. Ben düşmüyorum kimseye bu noktada. Bir insan işte memur, amir bir yerde çalışıyor.
Oranın şeyi, hukuku, kendi içerisindeki sistemi onu gerektiriyor. Söyleyecek bir laf yok. Çünkü insanlar bıyıkların üzerinden siyaset yapıyor. Bıyıklar aşağı doğru olursa ülkücü. Burada kalırsa Nurcu, ondan sonra ne bileyim öyle olursa böyle, böyle olursa böyle. Bıyığın üzerinden siyaset, bıyığın üzerinden cemaat kuruyor millet. Devlet de diyor ki kesin bıyıkları. Neden? Neden? Bıyıklar siyaset yapıyor. Bunlar neden kaynaklanıyor aslında biliyor musunuz? Oradaki devletin siyasi baskısından kaynaklanıyor. Yani insanlar hür bir şekilde siyaset yapamayınca bıyıklarının üzerinden, kıyafetlerinin üzerinden siyaset yapıyorlar. Yani önceden solcular işte yeşil parka giyerler.
Solcuların hepsi de yeşil parka giyerler. İşte böyle namaz kılan, oruç tutan, müddeteyin, daha doğrusu Nurcular asla parka girme giymezlerdi. Gençliğimizde bizim. Nurcular kısa palto dizlerine kadar, önden hürmeli yukarı kadar, kış kıyafeti onların oydu. Solcuların, ünlislerin, kavşonlu yeşil parkaları vardı. Haki renkte. Onlar çünkü hep devrim yapacaklar ya, yiğitler yapacaklar. Hepsi de hazır. Birer şey, ne o? Devrimci. Hazır. Yapamadılar. Ülkücüler de kocaman palta giyiyorlar. Mafya bari. Kıyafetten siyaset olur mu? Türkiye'de oldu.
Büyükten siyaset olur mu? Türkiye'de oldu. Devlet de ne yapıyor? Bunların hepsini engellemek için bu sefer bıyığına da karışıyor adamın. Kes bıyıklar diyor, kesiyor hepsi de. Yani hepsi de bu yıksız, sakas olunca kimin hangi siyasi görüşten olduğu belli değil. Kimin hangi cemaattan olduğu belli değil. Gene belli oluyor. Halbuki insanların kendi içinde bulundukları ortamdan insanlar etkilenirler. Yani gidin şimdi işte ilk finans kurumu bankacılara, hani finansçılar var ya, gidip orada tipik gaytan bıyıklı, yumuşak yüzlü, kuzu gibi adamlar göreceksiniz. Gayet narin konuşmalı.
Gayet narin, gayet kiva. Ben o bir hadis-i şerif var, o hatıma geliyor. Ümmetim ayrı zamanda diyor. Öyle gençlerle böyle parlak ve yıksız kimselerle karşılaşacak bunlar diyor. Yumuşak olacak. Kuzu gibi olacaklar. Şey de diyor ki, işte kuzu postuna bürünmüş kurtlar gibi olacaklar. Kuzu postuna bürünmüş kurtlar gibi. Kuzu postuna bürünmüş. Sen gidiyorsun selamun aleyküm, aleyküm selamun. Her şeyleri İslami. Sana böyle bir hava veriyorlar. Onlar her şeyi fetvaya danışaraktan yapıyorlar. Bir de fetva kuruları var. Bir de fetva kuruları var. Sen gidiyor bizim hacı kardeşler, hacı anneler. İki sefer girdim ben içeri, üç sefer mi ne girdim?
Üç sefer girdim. Hallerine baktın. Oradaki müşterilerine baktın. Çıktım. Sonra bir tanesi dükkana geldi. Ben böyle onların aleyhine konuşuyorum diye. Sen nasıl İslam'ı değil dersin gibisinden. Ben de çok açık bir şey söyledim. Sen dedi Türkiye'deki buradaki Türkiye borç alacak hukukunda tabi misin? Evet. Yani senin dedin buradaki varlık bulunduğun hukuk, Türkiye Cumhuriyeti devleti, anayasası ve onun kanunları değil mi? Evet. Ne farkın var senin dedim ya? Milleti aldatıyorlar, kandırıyorlar. Gidin mesela onların cemaatlerini, onların hallerini görebilirsiniz orada. Ha ben böyle konuştuktan sonra da benim konuştuğumu yayın bundan rahatsız değilim. Gidip o finans kurumlarına benim adımı da söyleyin bundan da rahatsız değilim. Ha bunu engellemek için söylemeyeyim.
Sonra beni arıyorlar. Hocam sohbette böyle böyle demişsiniz. Evet dedim diyorum ben. Daha ileri gidiyorum hatta dedim ben. Sizin aranızda bir fark dahi görmüyorum. Daha ileri gidiyorum. Ya öbürkü ne? X banka. Biliyorsun ki o seni ütcek. Kendini ona göre dizayn ediyorsun. Bu beni ütcek görüyor. Bu bizdenmiş gibi görünüyor. Kökten götürüyor. Kendini muhabbet etmeye çalışıyorum. Korumaya çalışıyorum. Aman diyorsun elimi kolumu kaptırmayın. Aman diyorsun buna ben parmağımı kaptırırsa benim kolumu değil. Yani vücudumun bir kısmını dahi götürür. Öbürki bizden görünüyor. Kalkal bıyık. Selamünaleyküm. Aleykümselam.
Ay ne kadar güzel bizden. Ay kardeşim atıver buraya imza. Sen atıveriyorsun kökten götürüyor seni. Zaten minnacık minnacık ya yazılar. Okumaya kalksan müsaade etmez zaten. Vermez sana kırı diyen. Hadi Allah yoluna çıkasın der. Kalksan okuyamazsın 3 günde zaten. Onu okuyacağına git buhar adış kitabını oku. İlim sahibi ol. Küçücük yazıyor ya. Ve böyle gayet nazi, gayet nazik, gayet kibar. Senden yana. Ya o gel gel. Onca parayı sermaye koymuş. Müslüman kardeşler bunu kullansınlar. İşlerini büyüsünler. Ya böyle bir geri zekalık var mı? Ya ben bir iş yeri açacağım.
Eee? Gelsin herkes benim paramı yiyisindir sen. Eee kim geldi zekalı ki? Gelmiş. Böyle bir Müslüman dini kimliğin altında ne kadar üterim diye. Şimdi böyle Allah affetsin. Canavar mı bu? Canavar mı bu? Dar lafter, faiz. Demiş ki arasında faiz yoktur.
Bana İmam-ı Allah'ın fetvasını soruluyor. Mümkün olsa kapısından içeri girmeyeceğim. Eşkıya hepsi de. Ticaret yaptığımdan mecbur hesap açtı tırpınlar büzede. Mahalleye bakımdan kıtan babamız. Babaymış haberimiz yokmuş öyleymiş o da. Ne çekti isek babalardan çekiyoruz. Mecbur kıldı. Bütün herkesin şeyi olacak. Hesabı olacak diye bizim de var. Hepsi de eşkıya. Hepsi de. Hepsi de ütmeye çalışıyorlar. Ütüyorlar. Ütüyorlar resmen. Allah muhafaza eylesin. Burada bir rüya var.
Güzel. O yüzden. Güzel derken. Şey açısından. Sohbet açısından. Rüyamda cin gördüm. Hep beni takip ediyordu. Eğer Kur'an okumazsam peşinden ayrılmam dedi. Arkadaşlarımın içine girip beni öldürmeye çalışıyordu. Ama rüyamın Kur'an'ı elime alamıyordum. Ayrıca cini bir tek ben görüyordum. Bu kardeşimiz muhakkak. Kur'an-ı Kerim'i okucak. Tek bir okucak. İnşallah. Dua ediler. Evde büyüğü tutar mı? Tutar. Tutmaz demeyin. Tutuyor. Tutmaz demeyecek.
Hepsi tutar. Yalışın burada. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini tuttuktan sonra tutmayacak olan hiç kimse yok. E bu manada bizim eski dervişliğimizden kalma bir hastalığı uzadı bizde.
Biz derdik ki dervişi büyüğü tutmaz. Unuturduk. Ya Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini tuttu. Dervişi tuttun mu? Dervişi tuttu daha. Ben devamlı zikrullah yapıyorum. Bizi tuttu. Ya kardeşim. Sen ne kadar zikrullah yaparsan yap. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinden daha mı fazla yaptın? Onu tuttu. Ya bu anlayış da yanlış. Bu anlayış da yanlış. Ya ne yapacağım? Her gün çektiğin ders var mı? Evet. O çektiğin ders bir şekilde seni korur. Etkisini azaltır. Yani ufak tefek yapılan şeyleri de ne yapar? Etkisizleştirir.
Ama bu kapıyı komple kapatmaz. Allah bizi affetsin. Az önce bir soru vardı. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine sevmek. İşte onların dostlarını sevmekle alakalı. Bu akşamki konumuzda zaten zalim ve fasıkları sevip salihleri mutlu etmek günah kebalilerden. İnşallah önümüzdeki haftadaki ders, önümüzdeki hafta tabii sohbet yapmayacağız. Önümüzdeki hafta hatme var. Allah izin verirse inşallah sıkıntı çoğaldı. Milletin borcuydu, harcıydı. Derdiyiz derken. İnşallah şöyle bir kabuz haline atalım üzerimizden. Önümüzdeki hafta bir hatme yapalım.
İnşallah. Bu yüzden önümüzdeki hafta sohbet etmeyeceğiz. Saat 9'da hatmayı başlatacağım. Ona göre şeyinizi, gardınızı ona göre alıp önümüzdeki hafta hatme dokunuza başlayacak inşallah. Allah tam işe gelmezse. Hemen buradan inşallah iki tane hadis okuyalım. Bu akşam sohbete son verelim. İnşallah. 3 şey vardır ki bunlar haktır. İslam'dan nasibini olan, Allah-u Teala İslam'dan nasibi olmayan gibi tutmaz. Allah-u Teala bir kulunun velayetini aldı mı onun başına başkasını mevla kılmaz. Allah-u Teala İslam'dan kişi ancak sevdiği kimselerle haşrolunur. Yani iman edenle iman etmeyen bir olmaz. Bir.
İkincisi, Allah bir kulunun kendi velayetine, kendi emanını aldığı zaman onun başkasına ne yapar? Mevla kılmaz. Onun başkasına birisini musallat kılmaz. Bir başkasına onu göndermez. 3 kişi sevdiği ve haşrolunur. Bir kişi sevdiği ile beraberdir ya, Dünya ile alakalı hem de ahiretle alakalı. Haşrolunurken de sevdiği ile haşrolunurken. Şirk, yalçın kayar üzerine karanlık gecede karıncanın ayak yürültüsünden daha gizlidir. Bunun en düşük derecesi az da olsa zulümden bir miktarı sevmek ve adaletten bir miktarı sevmemektir. Din ise ancak Allah için sevmek ve Allah için buğuz etmektir. Nitekim Allahu Teala ey Muhammed de ki eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin.
Üç ihlas bir Fatiha şerr.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi