mustafaozbag.org

4. Mesnevi Şerhi (19-26 Beyit)

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Mesnevî Şerhi · 19 Temmuz 2020 · 54:53

Bağı çöz, huyur ol, ey bu, nice bir gümüş altına bağlanacaksın, denizi bir tesliğe döksen ne kadar alırsın, bir günlük su atacak, hadislerin göz tesliğine dolmadı gitti, sedef elde ettiğini yeter bulmadıkça, inciyle dolmadı, kimin elbisesi bir aşk yüzünden yırtıldıysa, ıskan, kayıptan, tamamıyla azıdı ol. Sevin, ah sevdası güzel aşkımız, ah bütün illetlerimizin hekiminizim, ah bizim ulularmamızın, gömürlememizin ilacı, ah ehlatımızımız, caninosumuz bizim, toprak, beden, aşk yüzünden göklerin yücesine ağzı, dağ bile oynamaya koyuldu, çevikleşti. Ey aşık! Aşk turtan canı oldu, tur sarhoş oldu, Musa yıkıldı, balı çöz.
Bağ'a baktığımızda, ruh için nefis bir bağ, ruh için vücut bir bağdır. Bağ'a baktığımızda bir kimsenin kendi gönlündeki sevdikleri, o kimsenin boludur. Hz. Mevlana, balını kör dedikten sonra niceye, gümüşe, altına bağlı kalacaksın diyorlar.
Demek ki Hz. Mevlana, Devlet-i Rumah Hazretleri'nin buradaki bağdan kastı, insanların dünya sevgisi. Dünya sevgisini Hz. Mevlana'nın bağ olarak görmüş. Hani Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri insanı helak eden üç sevgiden kaçının, bu kadın makam mal sevgisidir. Tabi bu kadın derken, kadınlar sevilmeyecek gibi aklınıza bir şey gelmesin. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin bir bedeli, kimi fazla seversin ya Resulallah dediklerini de Âişe'yi der.
Demek ki buradaki kadın sevgisi bir kimsenin eşine duymuş olduğu muhabbet değil. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Hz. Âişe valideninden bahsederken, şeker karem diye bahseder. Demek ki burada Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bu kadın sevgisini nitelendirmemiş. Bana dünyamızdan üç şey sevdirildi. Güzel koku, iyi kadın, gözümün nuru da namazdır.
Demek ki bu hadis-i şerifle kadın sevgisi, mal sevgisi, makam sevgisi hadis-i şerif birbirine tenakuz gibi görünse de, anlam ve mana ve tecelliyet itibariyle birbirlerinden ayrılırlar. Bir kısım ehli tasavvur bu hatayı yapıp eşlerini sevmemen, eşlerine muhabbet etmemen yanlışlığına düşmüşler. Veya bir kısım Müslümanlar bu hadis-i şerifi uygun yerde, uygun noktada algılayıp anlamadıkları için, bu hadis-i şerifi tersine kullanmışlar ve atlamışlar.
Kıymetli dostlar, bağı çözlerken bu hatın ve gömüş veyahut da makam veyahut da kendisinin olmayan aşırı şehvetten dolayı kadınlara düşkündür. Veya aşırı şehvetten dolayı erkeklere düşkündür. Bir kimsenin başka bir heva, hevese bağlanması, bir kimsenin yanlış bir şeye muhabbet desteği, kendisini ona bağlaması hep bağdır. Balıc ölmek, bağdan kasıp, o kimsenin Allah'a koşuşturmakta, Allah'a koşma yolunda önünde engel ne var ise odur. Bir kimse gönülden, eğer ki Allah yolunda koşarken, gönlü bir yere takılıp kaldıysa, o gönlü bir yere takılıp kalması onun için bağdır. Allah yolunda koşarken, o nerede tökestiyorsa, gönlü onu nerede tökestetiyorsa, onun için o bağdır.
Kimisinde bu maldır, paradır, kimisinde bu makamdır, kimisinde bu kibirliliktir, önde görünmektir, kimisinde abiliktir, kimisinde nakipliktir, nukafalıktır, çavuşluktur, kimisinde dervişliktir, bir yere derviş olmaktır, kimisinde bir sohbete gitmektir, kimisinde gördüğün bir haldir, gördüğün bir rüyadır, kimisinin parasıdır, kimisinin evidir, kimisinin rahatıdır, kimisinin memuriyetidir, kimisinin dükkanıdır, kimisinin işçilidir, kimisinin müdürlüğüdür, kimisinin torunudur, kimisinin baba bahçesidir, kimisinin ne bileyim işte kendi kendisine kuruladığı hevasıdır, arzusudur, isteğidir,
yemeği sevmesidir, örneğin veyahut da etrafında sayılıp sevilmeyi sevmesidir. Ne gidersem şimdi etrafında sayılıp sevilmem diye düşünüyorum. O zaman bir kimsenin Allah yolunda koşuştururken, Allah'a koşarken, o kimsenin önünde onu sıkıntıya sokacak, onu bu manada engelleyecek, onu bu manadıkta gözletecek her ne var ise o sufi için o bağdır. Bir kimsenin doğru noktada, doğru dairede, doğru istikamete gitmesini engelleyen ne varsa o bağdır. Onu yenemiyorsa, onu geçemiyorsa, onu bırakamıyorsa, onu itemiyorsa, onu ezip geçemiyorsa, onu arkasına atamıyorsa, onu bu manada unutmuyorsa ve o şey eksik ise, yanlış ise tasavvuf yolunda, o şey büyükler tarafından eksik ve yanlış görüldüyse o sufi için o bağdır.
Bağ, onu geçemez. Onun için o bağdır. Sufilerde şöyle bir yanlış düşünce vardır. Sufiler şunu isterler. Gökten bir el gelsin, elinden tutsun, onu öbür tarafa atsın. Gökten bir el gelsin, onu oradan çıkarsın. İşmiş dedik göndersin. Sizin için sizin elinizde yaptıklarınız vardır, işledikleriniz vardır.
Sizin için sizin elinizde ve önünüzde kazandıklarınız vardır. Nefis de cihat, en büyük cihattır. Ve nefsinizin takıldığı yer sizin bağınızdır. O bağı çöz. O bağı çöz ki, Muhammed Mustafa'nın sesi. Şeytan giremez. Daha gençsin, çok şey göreceksin.
Yolunuz ayrı dedi. Onun sözüne doğru söylüyorsun dedi. Senin yolun ayrı, benim yolum ayrı dedi. Öyle deyince baktı. Nasıl yardım dedi. Benim yolum dedi. Benim yolum dedi. Hz. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine bağlı. Benim yolum Muhammed Mustafa'ya bağlı dedi. Allah'u ve selleme. Derse onun yıkmanın yolunu ararım ve yıkarımdır.
Bağı çöz. Sen şeytana uydun. Kendine üstad olarak şeytanı tuttun.
Çözemiyorsan sen şeytanın yolunda gidiyorsun. Sen nefsinin yolunda gidiyorsun. Yarın yaz yine. Özeliniz çok acı geldi de. Yarın yaz yine. Özeliniz çok ağır geldi. Çözemiyorsan istiyorsan panzehir. Bişli Hâbi'si sevmişler. Çünkü bunlar çözmüşler. Nefsine bağlıdır.
Bu şeytana uymak. Bu hevaya. Bu mülke aşıklık. Bu padaya aşıklık. Bu kadına aşıklık. Bu erkeğe aşıklık. Bu gösterişe aşıklıkla. Bu hava atmaya aşıklıkla İmam, sigara, içki, Kıybet, dedikodu, harap, idiraf, suizam, mühtak, hırsızlık, lutilik, insanlara hayal sütletecek, adını kes,
yolu çöz. Olu çözmezsen muhafaza edersin. Senin yolun yoldaydı. Denizi bir tesliğe döksel ne kadar az, tüm peşinde koymaz. Ne istersin?
Dünyacı'yı verir. Bunu gördünüz mü? Hiç olmadı, reşit, cifedirdir. Dünyada kendisi, dünyaya aşık olursan cifeye aşık olun. Dünyaya aşık olun, dünyaya aşık olun. Nefsini tanın. Nefsin senden neler istiyor. Onlara bir bak. İndişatın, gidişat değil.
Kendinize oturup aldın. Kendini değiştirelim. Dün beş disiplin et, bugün dört günah işler. Disiplin et, bugün bir günah işler. Dün dört edepsizlik ettiysem bugün birer. Dün beş yanlışlık yaptıysan, bugün hiç olmasa büce. Kendini yanlışlıklardan uzak tut. Kendisini yanlışlıklardan uzak tutmazsan ve dünyaya karşı haris olursan sen batakın içinden çıkamazsın. O yüzden Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri dünyaya haris olanları cifeyi seven, cifeyi yiyen olarak gördü. Sen de kendini muhafaza etme, onlardan olma. Devam ediyor. Bir günlük şu ancak. Harislerin göz tespirleri dolmadı gitti. Sedef, erdi ettiğini yeter bulmadın, çiğinciyle dolmadı. Halisin gözü doymaz.
Eğer senin haristin, Allah haristliği verdi, kendisini sevesin diye. Aşık olan da harist, aşık olan da haristtir. Aşık olan harist, o tutmak, usanmak bilmez. Birisi, adını sevmekle tutmak, usanmak bilmez. Aşık olan da hiçbirisi de, gerçek aşıklar. Aşıkların üzerinden unutmamış. Bizden ne güzel söylemiş aşık. Aşık adına bilinen kişi hiç yorulur, usanır, katına binmiş. Yoruluk, usanmaz. Yoruluk, usananlar nefislerine uyanlardır. Gerçek aşıklar yoruluk usanmazlar. Gerçek aşıklar bir yerde durmazlar.
Bir makamda, bir mülkünde durmazlar. Gerçek aşıklar bir perdede durmazlar. Gerçek aşıklar aynileşmezler. Gerçek aşıklar her nefes bir perdeye geçerler. O yüzden gerçek aşıklar aşka haristtir. Harisi olmayan ortası yoktur. Dünyaya harist. Eğer diyor, kendini yeter bulmadıkça inciye dolmadı. Hatır kendini. Hatıktan sonra içinde inci oluşmaya başlar. Eğer o kendini kapatmazsa, kendini örtmezse, kendini iyice yapıştırmazsa, o aldığı şey bu dur ya, mitolojik hikaye.
O öylesine bir yağmur damlası alır ki, o yağmur damlası ona inci olur. Kendini örter, kapatır, kendini örtüp kapatınca içinden çok inci haline gelir. Ve içine aldığı yağmur tanesi çok kıymetlidir. ve yağmur tanesi çok sever o. Sevgi için o yağmur tanesi inciye dönüşür. Sedef, eğer o yuttuğunu uygun görmezse, ağzı açık kalacaktır. Ağzı açık kaldır mıydıçe de asla içinde inci olmayacaktır. O zaman sen dünyaya karşı haris olma. Küm ağzının gözünü dünyaya. Merak etme. Sen güneşe dönersen, dünya senin peşinden koşar. Aldatmak için, seni kandırmak için, senin peşinden Fırat Nehri gibi akutlasın.
Sen dönün bana bakasın diye. Hani Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem adet her dedi ya, dedi ki bana dünya süslendirilip getirildi. Bana arz edin, bana dünya en güzel şekilde süslendi geldi. Ve o dünyayı reddetti. Bir daha süslendi geldi yine reddetti. Bir daha süslendi geldi yine reddetti. Üç sefer, sana da üç sefer dünya süslenip gelecek. Sen üç sefer onu reddedeceksin. Sen o üç seferde de onu reddedersen, o zaman hakkar yekime vuracaksın. Sen imel yakin noktasında dünya süslenip gelecek sana. Aynen yakin noktasında dünya tekrar süslenip gelecek sana. Hakkar yakin noktasında yine dünya süslenip gelecek sana. Ve dünya süslenip geldiğinde eğer ki sen dünyaya tevessül eder, ona teveccüh edersen kaybedeceksin.
Bir daha sefer sunasında dünya ona süslenip gelir. Dünya ona süslenip, dünyayı tercih ettirip, kapatar onu. Dünya ona tekrar süslenip geldiğinde dünyaya tekrar taba edip gelir. Geri dönerse helak olur.
Süslenip gelir. Şu kadar dolarımı al ver. Birisi gelir, abi seni rüyanda gördüm, halinde gördüm. Bu kadar parayı al ver. Birisi gelir, rüyanda gördüm. Bana bir dua edersen benim hastalığım geçecek. Dünya süslenir gelir. Dünya süslenir gelir. Dünya süslenir gelir ona. Bir örgüye, bir mantoya, bir ayakkabıya, bir takım elbiseye, bir yemeğe, bir arabaya, bir kata, bir yatağa. Katar kendini.
Şeytan ona vesvese verir. Gitme bu yoldan iflas edersin. Gitme bu yoldan paranı kaybedersin. Gitme bu yoldan eşini kaybedersin. Gitme bu yoldan malını mülkünü kaybedersin. Dostlar, hepinizde de söylenmiş. Gitme bir gün sizden paranızı alacaklar. Gitme bir gün sizin pulunuzu alacaklar. Gitme bir gün seni kandıracaklar, seni aldatacaklar. Sizler kaç para alıyorsunuz? Sizler ne kadar alıyorsunuz? Onlar topluyorlar da size bir... Söylerler. Adam kendini kendine der. İsterler mi isterler. Gitmeyinler. Demez ki şeytan beni kandırdı. Mustafa Özgür atsın dursun.
Yirmi beş yıldır hiçbir şey istemedim diye. Dinlemez. Neden? Tekkenin hizmetinde ücret yok.
Hizmet istenmez ve beklenmez. Tekkenin hizmet eden de tekkenin hizmeti beklemez. Açılır burada diyorlar, ne kadar güzel diyorlar. Açın kursunuzu. Ücret almayacaksınız. Dolayısıyla gelinir bunlar. Yollar siz, biz ücret almıyoruz diyorlar. Neyin kursu? Ücretsiz. Semen kursu ücretsiz. Sohbet ücretsiz. Ücretsiz. İşte kandillerde yemek ücretsiz. Buradaki hizmet ücretsiz kardeşim. Bağı çözememiş ya. Bağı çözemeyen şöyle düşünüyor.
Bu değirmenin suyu. Bu değirmeni atmış geriye. Deniz yarıştığında.
Senin su dedin. Yusuf'a atmış. Ne inanmıyorsun? Hurus balın kanunu Sina'ya çıkmış. Hurus Sina'da Allah'a betinmiş.
Sofralarla. İnsanın, insanın hadi inanın. Banın dostlarına cennet ırmağı, akçığına inanmaz.
Allah'a aşık olursan aşık olmayanlara yabancı geleceksin. Bil. Aşık olursan tanımsız uçacaksın. Bil. Aşık olursan yollarına dikenler dökecekler. Bil.
Allah'a aşık olursan Yusuf gibi kuyuya atacaklar. Bil. Aşık olursan Nemrutlar toplanacak, İbrahim gibi seni ateşe atacaklar. Bil. Aşık olursan Firavunlar toplanacak, hile ve tesisesini senin başına örmeye çalışacaklar. Bil. Aşık olursan destereyle pişecekler seni. Bil. Aşık olursan bil ki dişin de kırılacak, yanağın da kesilecek.
Bil olursan bil. Ağacan açıkta kalacak. Yerin yurdun olmayacak. Bir mekanın olmayacak. Bir makamın olmayacak. Bağlı konumun bir yerin olmayacak. Ben olduğumda evim var diyecek. Evine gidecek. Bizim bir malın mülke olacak. Herkes malın var, mülkün var diyecek. Ama mülke olmayacak. Eşi olacak. Çocuğu olacak. Açık, katı olacak.
Elbisesi diyor. Gerçek aşıysa bunu çocuktur. Bir şeye bağlı değildir. Hz. Muhammed Mustafa dedi ki, bir gönülde iki sevgi olmaz.
Hem dünya aşık, hem Allah aşık olmaz. Olmaz. Olmaz. Hem silteyi yıkayacaksın, temizleyeceksin, bakacaksın ona. Gözün ne? Gözüm gibi bakıyorum diyor. Ben ona binarken diyor, gözüm gibi bakıyorum. Ayaklarımı silerekten biniyorum diyor. Oh ne kadar güzel. Adam arabasını satıyor. Arkı koltuğa daha üç kişi binmedi dedi. Aldım mandala. Neden dedim ben? İndirmem ki dedim. Geri tekal edilmesin. Ona bir mal vermiş, Allah yolunda kullanmıyor. Bir mülk vermiş, Allah yolunda onu kullanmıyor. Bunların hepsinden geçen insan. Neye aşıksa, adam dünyaya aşık, Allah'tan vazgeçer.
Dünyaya aşık, namazdan vazgeçer. Dünyaya aşık, oruçtan vazgeçer. Ve kendi kendine de aldatır. Ben o çok seviyorum ki. Mürtülerden, hocalardan, şeyhlerden, dervişlerden, sakallılardan, yükverirlerden, sarıklılardan, o bütünlülerden, kapalılardan, herkenden fazla Allah'ı seviyorum. O esnafı da ezan oturdu. Sevgili çağırıyor seni.
Kimdir? Ses yok. İddia, ispat ister. Neyi seviyor? Orunca çağırdı seni. Kimin elbisesi bir aşk yüzünden yırtılmadıysa o Kemal Ermez.
Senin elbiseni yırtacaklar. Namusundan varıncaya kadar ne yapsa önecekler? Dayanamazsan yolunda da gidemezsin. Dayanacak mısın? Yoksa Allah muhafaza eylesin. Mümkün değil. Eğer öyle olduğunda ayıplarından kurtulacaksın. Olduğunda günahlarından kurtulacaksın. Başlanmayınca kurtulmuyorsun.
Çıcakla at. Hemen taş atacak. Diline hemen taş atacak. Yemeğini yiyen taş atacak. Suyunu içecek, taş atacak. Sofrana oturacak, senin namusuna laf söyleyecek. Senin sofrana oturacak, gidecek senin biyvetini edecek. Senin sofrana oturacak, gidecek yan odada senin biyvetini edecek. Taşlanacaksın, söyleyecekler. Seni en çok seviyorum diyen hançerini vuracak bağrına seni. Seni en çok seviyorum, en fazla muhafaza ediyorum. İpini kesen komşusuydu. Sofrasından kalkmazdı. Hançer, senin yan odanda, senin gıybetin edilirken, onu duyduğunda gıybetini elene çayı daha güzel bir şekilde vermemiz.
O gıybetini elene bir tabak vurma, tatlı götürmemiz. En güzel yerinden. Neyat-ı Hazreti Ebubekir Efendimiz, hakkında gıybet edene bir çana vurma gönderdi. Aşıklık, seni sevmeyene yeme gidilmendir. Aşıklık, sana küfredeni affetmendir. Aşıklık, seni tırmalayanı, seni affetmendir. İşte öyle elbisen senin diyordu. Senin neden dedi Yunus, namus belasını vurdum taşa diye. Kendisi namussuz olduğundan mı? Kendisi ahlaksız olduğundan mı? Kendisi kimliksiz, kişiliksiz olduğundan mı? Dedi ki namusuma da laf söylendi. Koruduğum muhafaza ettiğin bir namusum vardı. Ama bu yol öyle bir yol ki namusuma da laf söylendi.
Taşa vurdum demektir. Üçüsü kimdir? Hazretleridir. Üçünde yırtarlar seni. Koruduğun neyin varsa teker teker hançerlerler onları.
Koruduğun neyin varsa teker teker onları paçavraya döndürürler. Ve sen çıs çıplak ortaya kalırsın. Artık senin koruduğun hiçbir şey kalmamıştır. Koruduğun ve koruyacağın hiçbir şey de yoktur. O yüzden dersin ki Ya Rabbi beni in'am ettin, ihsan ettin. Zümresine ilhak eyler. Benim koruyacak gücüm, takatım kalmadı. Hiçbir şeye mecalim kalmadı. Benim elime oynatacak halim de kalmadı. Benim elime oynatacak gücüm de yok. Kudret de senin kuvvetin içine atma. Beni tekrar yanlış siktiklerin içine atma.
Ben aşık ve umudun başka bir şeysi kalmamıştır. O yüzden de beni sırahtı mustakimde eylediklerinle beraber eyler. Bu sırahtı mustakimin özüdür. Hakikatin hakikatidir. Hakikatine ulaştık, yırtılmadık elbisesi kalmamıştır. Tek misali uçmak. O bütün elbiselerin, bütün elbiselerin yırtılmış atılmıştır. Önünde bir tek şey bekler ve umar.
Ümidi korkusu odur artık. Belki beni o in'am ettin, ihsan ettin. Tamamdır senin hani beraber oldun. Kimsi bir yere sığmadın mümin kulumun kalbine sığdın. Ve mümin kulların var ya senin. O kalplerine sığdın. İşte onlarla beraber eyle diye. Aşığın son nefesi olur. Son isteği, son arzısı olur. Aşık bakarken öyle bakar. Hazreti Mevla'na der ki bırakın artık beni. Gerdeğinden çekin, çekmeyin. Hastatına hastatına. Bağı kaldığı müddetçe bakın göçemeyecektir.
Aşığın bu bağlamda bağı da, Aşıkların aşkı, sultanlar sultanı, Hazreti Allah çözecektir. Onun çözümü O'na aittir. Yurt noktasında gözünün gördüğü görmediği, bütün bağları çözer. Bağını çözemediği bir şey vardır. Kafesinin bağını Hazreti Allah çözer. Onun vakti vardır, onun saati vardır, onun zamanı vardır, onun dakikası vardır, onun sahnesi vardır. Geri kalan bütün bağları çözmek kulağa aittir. Bütün bağlardan çözülmekle sorumludur ve bütün bağları çözmekten sorumludur.
Bütün, o bütün bağlarını çözer, ondan sonra onu bekler. Onun vakti saati geldiğinde de o da o bağını çözer, bu dünyadan veya bu alemden gökler gider. O yüzden Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri son nefesine yakın öyleder. Der ki, tam ki benden bir şey kesiliverdi. Ondan sonra bir daha konuşmaz. Çünkü o vücut bağı o esnada kesilmiştir artık. O esnada bu kafesle onun işi kalmaz. Hani son nefesler Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri nefesler ya kul son nefesinde gidecek olduğu yeri görür. Bağ konmak üzeridir. Bağ konma ile konmama arasında kul gidecek olduğu yeri görür.
Eğer Sufi değilse, Sufi olmayanlar gidecek oldukları bağları son nefesle görürler, gidecek oldukları yerleri. Tam bağ kesilirken ya cennetten bir vadi, bir bahçe, cennetten bir mekan, bir cennet nimeti, bir cennet kokusu veya cennet ona gösterilir. O gideceği yeri görür son nefesle. Ve cennete gidiyorsa bir an önce bağının kopmasını bekler. Onu çünkü cennet bekliyordur. Cennetin kokusunu alır. Cennetin perdesini ister. Cennetin sesini duyar. Cennetteki makamını görür. Ve cennetteki makamını görünce bir an önce akit geçip gitmek ister. Etrafında kimler onun yaşaması için mücadele eder, o da oraya gitmek için mücadele eder. İkinci tip insan, yine bol çözülecektir onun.
Bu bedenle, bu kafesle işi bitsektir. O da cehennemdeki bolunu görür. O cehennemini görür. Cehennemini görünce bolunun çözülmesini istemez. O develenir yaşamak için. O depreşir yaşamak için. O sağın nefesine kadar yaşamak için çaba harcar. İlaç ister, hap ister, iğne ister, doktor ister. O bir türlü teslim olmaz. Teslim olmayışının sebebi artık perde oluyor. Artık perde onun gözünün önünde kaldırıldığında, o cehennem vadilerinden bir vadiyi izlediğinden. Cehennemin o acı kokusunu aldığından. Gözünün önünde cehennem oluştuğundan. Zebalileri görür. Şeytanı görür. Bütün zebaliler, bütün zincirlerini alırlar. Her şeylerini alırlar. O son nefesle o azamı yaşamaya başlar. O yüzden onları gördükçe, bizden kurtulmak ister.
Ayet-i Kerime der ya, onlar tekrar dünyaya gelmek isterler. Ve derler ki bizi tekrar dünyaya gönder. Bak biz nasıl iman edip, nasıl İslam'ı yaşayacağız. Ama bitmiştir artık. Bunlar iki grup insandır. Bir dahiletten üçüncü grup vardır. Üçüncü grup da Allah'a aşıktır. Allah'a aşık, gidecekleri yeri neresi olduğuna bakmazlar. Onlar için cennetteki hangi makamda oldukları önemli değildir. Onların cennetin hangi mekanında duracakları da önemli değildir. Onlar aşıklarla beraber olacak. Onlar aşklarına uçuyorlar. Onlar aşıklarla aşıklarına uçacaklar için bir türlü melekler onun nefesini alamazlar. Çünkü melek bakar ki o baştan başa sikir olmuş.
Melek bakar ki baştan başa o aşk kokuyor. Bebeğin kafası çalışmaz. Gelir başına bekler. Kul acaba. Bir şey söylese söyleyemez. Çünkü onlarda akıl yoktu. Bundan geçti. Bir tek aşıklık.
Aşıklığa aşık. Nefesini alamazsınız. Siz onun son nefesini kurtarın, çözemezsiniz. O benim sözümü bilir. O son hitamlarında, başka duran yoktu artık onun önünde. O tek geri bekler ki, o gel dediğinde onu artık tutacak hiçbir şey yoktur.
Çünkü al gelip madde kimidir, mal mülk kimidir. Al gelip bu vücut kafesine aşık olur insan, o malı çözemez. Tedavi ile, tedavi ile değildir. Artık o vücut kafesinden vazgeçmiştir.
Kafesinden vazgeçmiştir. Onun için beden durup eğlenince, hani Hazreti Resulullah der ya, zaman kadardır. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem adetleri. Kendi bedenini kastetmiştir. Kasteterekler dedi ki, bu ruh buralara ait değil. Bu dünyada bir nefesler, bir ağacın gölgesinde gölgelenecek kadar.
Burası buraya ait değil ki. Bu ruhu buraya, bu bedende gölgelenecek gidecek. Bu da işte son bağdır. O kimse bedeninden de geçtikten sonra, o bağ çözülecektir. O bedenin yıkılması lazımdır. O bedenin çökmesi lazımdır. O bedenin yime yime edilip, kıyma gibi atılması lazımdır. O bedenin kül olup, harmanlanıp, aleme savrulması lazımdır ki, insan o vatanda kurtulsun. Allah bizi bütün bağlarından kurtarıp, kendi bağıyla bağlayan, bağlanan kullarından eylesin. Cenab-ı Hak, kendi bağıyla bizi bağlasın. kendi bağlarını hiç mi hiç bizden çöldürmesin inşallah.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi