mustafaozbag.org

399. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 25 Temmuz 2014 · 1:09:02

Ziyareti gittim diye de değil. Gelemez ki, takviz olacak. Burada sohbet var. İsteyen istediği yere gider, izleyen istediği şartlara kadar olur. Ama dönüş noktasında işte, ben orada giderim de dönerken arkadaşlar da dönerim. Çünkü oraya gitti, gitmiş, oraya otuz kişi yazılmış, kişi geri dönecekler. Örneğin. Şuraya hesabı yapacak ama birisi yolda bırakılmaz asla, bilip ne olacaksınız. Allah mafaza edin ben. Gerçek adal değilim. Burada iptal verenlere hükmet edenlere sizin ağzınızda hepsine teşekkür ederim. Hem kendim adına hem arkadaşlar adına Allah razı olsun.
Hütah veya fikre askere verilir mi? Allah yolunda cihat edenlere verileceğine de hüküm var. 25 yaşındayım, ben de daha çok yolunduğumdan dolayı çoğu zaman iman ediliyorum. Hüküm ve cihazlıklara da tanıştım. Hüküm ve hükümlerinde sıkıntı alabileceğini. Hükümden seyrediriz bir imayla kılmanın daha iyi olduğunu söyleyelim. Bu noktada herhangi bir benim de, ne bileyim işte, beyninde, omurinde, ayarlarında sıkıntısı olanlar, herhangi bir yerinde bir ucunda bir sıkıntı olanlar, herhangi bir namazın bir hükmünü yerine getiremiyorsa, o hükmünü iman ederek yerine getirebilirler. Hüküm ve seyrede sıkıntı varsa o kimse kıyamı yapar. Örneğin bir tane koltuk, sandalye gibi bir şey bulun, kıyam yapar, ondan sonra oturun koltukta, sandalyede hükümünü de yapar veya oturduğu yerine kılar, ikisi de olur.
Mümküm ve sen koltuktan çalışmak yüzümde büyüyor, gözümde büyüyor, şimdi ise oturulda, toplumumuzda, hacizler peş peşe evimizde girdi, kardeşime aldım ya, kardeşine aynı numarayı arayanlara başka bir şey yoksa kendimi ıltar edilir ve her yada benim numaranım görüyor. Eve gelen çocuklar kendisinin yerini söylememeli, söylememeli ve onlar da benim yolum durmamamını istiyor.
Ünceden çok tartışıyorduk ve eşimi evden kovdum. Bir daha eve gelmemiştiğini söyledi, benim günahı var. Bunun hesabını nasıl davet ettiler? Bir erkek evine, yoluna, çocuğuna bakmakla mükemmel. Eğer bir erkek bu mükemmeliyetlerini yerine getirmiyorsa kadının boşanma hakkı var. O yüzden kadın o erkekten boşanabilir, adamın tembeli kadar nefret edilecek başka bir şey yok desendirir. Allah hiç kimse bununla intahan etmesin. Kimin keseceği bir kurbanı varsa birinci ayının ilerini görünce kurban kesene kadar nefret edilecek, nefret edilecek, nefret edilecek, az var bir şey almasın. Hadisteki emir Haç'taki müslümanlar içindedir. Eğer gece namazı ikişer ikişerdir ama gece namazı kılarken sabah namazının vaktinin girmesinden endişe edersen tek rekat olarak vidir yaparsın, erer.
İmam Mehmet, İmam Yusuf'a göre bir de namazı nafile yüzündendir. O yüzden normalde gece namazı da nafile yüzündendir. Normalde nafile yüzündeki o nafileyi sabah namazının farkından ayıracak olan sabah namazından ayıracak olan tek rekatlık vidir olmuş olur. Normalde biz vidiri vacip olarak kılarız, vacip kürtü imam-ı azama görürüz. Zaten vakip kürtü ise imamların içerisinde imam-ı azama kestirir. Diğer imamlara göre vidir namazı vacip değil, nafile namazı. İmam Mehmet, İmam Yusuf'a göre de nafile namazı. O yüzden vidir nafile olarak kılanlar için böyle bir şey geçerli olur. Aziz'de kafirlerin yer seviyesinde olması gerekiyor üzerine. Türk mezarlarının yer seviyesinde yapıyoruz.
Orada üzerine mermer taşlar oluşturuyor. Bu sakın yolunun. Mezarlarının yüksek yapılması çok zilin değil. Ama Türkler de bir gelenek vardır. Büyüklerine ait mezarlarının yüksek yapanlar, sandık asayanlar. Bu normalde geçmiş peygamberlerin mezarları da anlıyordu. Ama bu acet, bu gelenek yine peygamberlerden gelirdi. O yüzden normalde hazret peygamber, sandık aslanlar ve selam aslanların tabi şeridi deyordu. Bu mezarlarının çok şakafatlı, şakafatlı olması, çok masatlı olması, çok gösterişli olması, İslami kaideyle uzunluğundayız. O yüzden mezar yeri belli olacak kadar çevirip, başına işte bir isim belli olacak şekilde bir şey koymak için ortaya olur. Allah'ın izinildiği şeylere yemin etmek yakaklanmış. Ancak bazı evimizdeki kişiler, anne babadanın yüzlerine yemin ediyor.
Ya da anne babanın ölüsünü göreyim diyorlar. Bunlar yakaklanan zorlanmış. Anne babanın üzerine yemin edilmez. Anne babanın ölüsünü göreyim derse, o kendisi uzun ömürlü olmak istiyor. Anne babanın ölüsünü göreyim diyeyim de, bu ne demektir? Anne babam benden büyücü ölsün. Ben de onların ölüsünü, ben de öleceğine göre, ben de uzun ömürlü olayım demektir. Meseleyi böyle atlı tarafa dolduğumuz zaman yemin etmekten uzak durmaya gayret edin. Ama bazen yeminleşmek de insanın yüzlerinde bazen şart oluyor. Allah'a mahvur edin. Bu hafta sorduğumuz birisi terbiyesi olur. Şimdi o zaman dua etmiyor. Bir de bir kimse eline sike alıp oradaki kim savaşabilir.
Dua ile de kaderi etki edebiliyoruz ama aynı zamanda eylemle de etki edebiliyoruz. Bunun dışı arasındaki fark etsin. Dua fiilidir. Normalde fiil olmayan noktalarda laf ziyiz sadece. Burada işin içerisinde var ama mazi şeyler böyle Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve selam müzretleri müşriklerle Mekşe döneminde eline alıp silah alıp savaşmıyor. Savaşamayız. Elini alıp savaşmak öyle kolay bir şey olmaz. Şu anda Müslümanlar kendilerini ve kendilerini silahlı görüyorlar değil. Müslümanlar şu anda benim nazarımda Mekşe döneminde kildiler. Bir kötülüğü elinizle mümkün değilse, delinizle o da mümkün değilse, kamyon bulut ederken önlemeye çalışıyor.
O da bir yok. Sonuçta onun fiilinden kaptır mıydı? Savaşmak öyle bir şey olmaz. O da bir yok. Yani normalde bu Müslümanlar için en suçucu bir nokta, en istedirmeyen nokta. Tamam mı? Şu anda Müslümanlar bu hal yaşıyorlar. Gözlerinin önünde yaşıyorlar. Gözlerinin önünde yaşadıkça, bunu fikri planına söylediğinizde, insanlar sizin o fikri planınızı çok destek vermiyorlar.
İyili olarak yaşayınca bakıyorlar. Şu anda İslam dünyası, yani haberleşmenin iyice çağı aktardığı zamanlar, canlı yayında insanların Müslümanları katledimişini seyrediyor. 1910'de bunu seyredemiyordu. 60'da seyredemiyordu. Mesih'te seyredemiyordu. 80'de seyredemiyordu. 90'a geldiğinde yavaş yavaş anlamaya başladı. 2000'e geldiğinde bu mesele ince yerleşti oturdum. Ama şimdi Batı bu vahşetini medya yayınlarıyla Müslümanların üzerine gösterirken, Müslümanları sindirmek, onları böyle aşağılamak, iyice fasifize etmek, iyice baş kaldırmasınlar diye düşünürken geri teptir. Geri tepmesinin sebebi şu, Müslümanlar şimdi ha bunlar zalim, bunlar katil, bunlar katlediyorlar bizi değil.
Bu sefer Müslümanlar da bu gemi teptiriyorlar. Şimdi antisemitisin dedikleri şey, oturtu yerleşti, herkes Yahudi düşmanı şimdi. Şimdi Müslümanların ülkesinde birisi çok mahkum, Yahudilere düşman olmayın dese İsrail'e düşmanı, ayırıştırıyorlar ya, sadece İsrail Yahudilerden çıkmıyor. Antisemiti damgası yiyelim diye ayrıştırmaya çalışıyorlar. Siyasetçiler korkuyorlar. Devleti idare eden bürokratlar korkuyorlar. İsrail tarafından, Batı tarafından antiseminist olarak, İsrail yani Yahudi düşmanı olarak, belirlenecek diye Yahudi düşmanlığı yasak, dünya üzerinde düşünebiliyor musunuz? Uluslararası bir hukuk çıkarmışlar, siz Yahudi düşmanlığı yapamıyorsunuz. Kahrolsun Yahudiler derseniz, sizi mahkemeye verin.
İsrail dediğinde, ben İsrail'i idare eden hükümeti söyledim deyince, sizi mahkemeye veremiyor. Normalde bütün dünya üzerinde, şu anda Yahudi düşmanlığı yerleşti, oturdu. Bu zaman içerisinde daha da yerleşti. Çünkü o basın yayını eline alıp, ortalığı basın yayınla idare etmeye çalışan Batı, böyle umarsız hani, böyle kontrolsüz güç yükseğince derler ya, o umarsızlığını, o gücü elinde tutmanın vahşetini, vahşelini geri çekiyor şimdi.
Şimdi bütün İslam dünyasında, Yahudilere karşı, Batı'ya karşı iyice bir tepki oluşuyor. İyice bir tepki oluşuyor. Daha da oluşuyor. O yüzden normalde şu anda belki de İslam dünyasının elinde silah yok, ve İslam dünyası bugüne kadar bunu dinlendiremiyor. Dinlendiremiyor, dinlendiremiyor hala da. Doğru, İslam dünyasında, İslam dünyasında, Müslümanların hakkını savunacak bir mekanizma kurulsun, bir düzay kurulsun, bir alay kurulsun, bir ordu kurulsun diyen bir fikir adamı yok. Bir entelektüel yok, bir siyasetçi yok, bir pirafatçı yok, korkuyorlar. Buna korkuyorlar. Uluslararası hukuka aykırı, uluslararası denge, siyaset politikalarına aykırı, her şeye aykırılır. Bugün bir, herhangi bir İslam dünyasından, bir politikacının, bir siyasetçinin, bir bürokrasının, kalkıp da böyle bir öneriyle ortaya çıkması müzgün değil.
O korku içlerinde silmiş. Ama, bunu dinlendirmek zorunda kalıyorum ben şimdi. Bunun ölümünü değil, bu noktadaki bir şey ateşleme, ateşleme mi derdinde değil ben, kalbimdekini söylüyorum. Bunun bitmesi mümkün değil. Bir kimse katlediyorsa, öldürüyorsa, ve öldüreniz, öldürmüyorsanız, o öldürmeye devam edecek. Bir kimsenin kendi özel şahsi hukuku vardı, bir de kamu hukuku vardı. Suhubiler de bunu böyle, Suhubiler de bunu konuşurlar ki, karıştırdılar. Normalde benim kendi hukukumdu. Benim Müslüman kardeş gelsin, bana bir zarar vermiş.
Affedersin. Birisi nasıl kaldığını işte, savaş istersin ya kardeşim. Ben affedeceğim de, Müslüman kardeşime affedeceğim. Siz müminlere karşı şefkatli ve merhameti, kafirlere karşı şedid olun. Allah'ın emri bu. Bakın, şunu unutmayın. Birisi, birileri devamlı öldürüyorsa, katlediyorsa, ve o katledilen bir ceza almıyorsa, o katletmeye devam edecekler. Bu kaçınılmaz sondur. Siz bir hukuksuzluğuna karşı susarsanız, o hukuksuzluğuna devam eder. Siz bir eksikliğe, yanlışlığa karşı susarsanız, o devam eder ona. Hiç kimse ona seslenmiyorsa, o zulüm etmeye devam eder.
Birisi, sen ne diyorsun kardeşim buna, senin aklın varmayınca, bakar o kendi kendine. Bu da bir tebliğ. Kibirlenene, kibirlenin. Seni bağırıp çağırmak için, böyle yönlendirdiler buraya. Bitti. Ben bir yerin tacirine söylemiştim. Biz arkadaşlarla beraber gidiyoruz. Böyle sert davranıyorsam. O şerk yaptık, burada uçuyordur. Bunu toparlayınca kadar, bunun içindesini çekmiş olsun. Her gün bu iş gelmiş, anlatmış, seyretmiş, yedirmiş, içirmiş, gezdirmiş, onun nefsini çekmiş. Götüreceksin, sen oradan, bundan hiç haber olmuyorsan, ona fark yok etsin.
Ters getirmiş. Sen kimse dedim ya. Böyle kaldı. Sen kimse kardeşim. Ne diyorsun sen? Biz buraya şeyhimize geldik. Senden bıçağı iman diyor. Bir daha bizim arkadaşlarım, bir içine bir bak söylemeyeceğiz. Ne dersin varsa bana soracaksın. Söylersen dedi, koparır mı senin elini dedi. Böyle kaldır. Dervişlik bu mu dedi. Dervişlik gelen arkadaşlara dedim, bağırıp çağırıp hakaret etme. Onlara tepeten bakmak lazım. Bir daha zihin derişsine, sen böyle gel dedim ben, gör vermem seni ne yaptım. Bu alışmış ya, gayet ihtiyaret, elini de unutacak, indir elini. Kaldı, baktı, sertine. Bir daha dokuncunu sormayacak seni. Neyse de tecrübe.
Şeyh Efendi demiş ona, oğlum Mustafa Efendi, kurt tavuk soruyor. Kurt tavuk gibi dedi. Bu ciğerini alacaksın demiş, etrafındaki insanlara dokunulabilir. Dokunmadıyorsa, dokunmadı. Senden sesmiş gibi dedi. dilini kopardın dedi. Elini kopardın dedi. Elini kopardın dedi. Mustafa Efendi derviş, koparır, koparır efendim. Nasıl ya, koparılması gerekiyorsa, koparır efendim. Benim çizgim bu iştir. Bir kimse normal, insanlığın içerisinde olmazsa olmazdır. Bu ademden beri gelen bir hukuktur. Bu tarafta da geçer, dişe diş, göze göz değil.
Bu Kur'an'da da geçer. bir şey, bir kimse sana nasıl karar vermişse, sana aynıyı da sana cevap verebilirsin. Hakkıdır mısın? Bir ülke var, yıldan beri öldürüyor. Yıldız yıldan beri öldüren bir kimse, bir kimse bir silah çekmiyor. Silahı yok ki teksiniz zaten. Silah olsa silahsızlaştırmışlar ortadoğu. Ortadoğu'da silah yok. Kendi öldürecek kadar silah var. Yani Irak'ta İran, Suriye'de Türkiye'nin, Kürdün'den işte Irak, veya kendi öldürecek kadar silah var.
Kendi halkını öldüreceksen sana hatırlıyorsun. Bütün ellerindeki, ellerindeki eski, klasik damıda olduğu silahları getiriyorlar. Veriyorlar sana, sen de kendi halkını kapat ediyorsun. Damıda olduğu silah var mı? Senin normalde böyle üstün silahlar sana satmıyorlar. Ellerinde ne kadar demada olmuş, bomba, tüfek, tank, top varsa onları normalde diyorlar. İşte diyor ki, sana yüz tane tank, hibe ettim. Yüz tane tankı zaten ayağa kaldırmak için sen bir yüz yedi tank parası ödüyorsun. Ama hibe diyor zaten. Sen o yüz tankı yürüteceğim diye, yüz tank parası ödüyorsun, onun sonu o da dikiyor zaten. Senin elinde beş yüz tane tank var, yürümüyor. Bu arada olsun. Dövraklar, uçaklar vardı.
Amerika oraya işgal etmeye kalkınca bir tane uçak mı uçaktır? Hayır. Amerika'ya bir tane mermi mu atabildiler? Hayır. Kendi kendilerini öldürmek için her türlü eski demates silahlarını veriyor. Demates silahlarını Orta Doğu'ya satıyor, Orta Doğu'daki insanlar yürürlerini kapat ediyorlar devletler bazında. Veya devletler kendi vatandaşını kapat ediyor. İsrail'de istediği gibi kapat ediyor. Suriye'nin başında kafan işgal altında tutulduğu bir yeri var. Volantepeleri işgal edilmiş onları. Kim tarafından? İsrail. Yani Suriye devleti İsrail'le savaşmıyor kendi vatandaşıyla savaşıyor. Aynı o topu, tüfeği, bombayı, kolunu almak için yürürseydin, kolunu da alacaksa belki de.
Ama kendilerini kedi için kurtardı. O yüzden normalde musik meselelerde insanlar artık seslerini yükseltmek zorunda. Yükseltecekler de. Yani o vahşeti, o kafirin yapmış olduğu, o bunlarca katliamları gören bir kimsenin, vicdan olan bir kimsenin susması mülkündeymiş. Ama ne yapacak? Yani ona birbirinin savaşması lazım onunla. Birilerinin savaşması lazım. Düzenli bir orduyla savaşması lazım. Düzenli bir orduyla savaşması lazım. Düzenli bir orduyla. Düzenli bir ordu zaten savaşlar sizlere farklı olamıyorum. Düzenli bir orduyla savaşması lazım. Siz yoklarınız. Birileri birilerini öldürüyorsa, onun karşılığında bir diyet ödemiyorsa, bir bedel ödemiyorsa o öldürmeye devam edecek.
Geri kalan edebiyat. Yani 1940'tan beri resmisi, 1940'tan öncesi var. 1900 onlara dayanan gayri resmisi var. 1850'lerden itibaren gayri resmisi var. İsrail vahşeti 1800'lerde, 1820'lerde başlamış. 1800'lerde başlamış diyebiliriz. O günden beri İsrail'i oradaki komuteler, oradaki terör örgütleri, oradaki Filistinlileri kat ediyor boyunu.
Ve 1800'lerden sonra onları silahlandıran İngilizler. İngilizler onları hafifle silahlandırıyor. Nereye kadar? 1920'den 30'lara 40'lara kadar. Ne zaman İngiltere'nin mimayesindeydi, Birleşmiş Milletler'e devretti. Birleşmiş Milletler'e devredip kendisini devlet olarak tanıtılınca Amerika'nın mimayesini görüyor. Artık Amerika'nın mimayesinde, İngiliz, İngiliz'in fikrinde, Amerika'nın mimayesinde, Almanya ve Fransa'nın desteğinde, katliama devam ediyor. Müslümanların ondan karşı savaşacak bir tane bölüğü yok. Bir tane Nebret-i Tugayı yok. Bir tane taburu yok. Hiçbir şey yok. Bunu Müslümanlar kendi içlerinde örgütler kuruyorlar. O da CIA'nin, Mossad'ın eline geçiyor. Kurduranların arkasında Mossad'ın CIA'nin olduğuna inanıyorum.
Çünkü o Yahudi, o tatil İsrail'i hapse çıkarmak için, uyduruktan oraya bir örgüt kurduruyorlar. O örgütle uyduruktan bir iki tane havan topu bir iki mermi attırıp, ondan sonra katliama devam ediyorlar. Onların arkasında dahi ben Mossad'ın olduğuna inanıyorum. Orta yoludaki evi silah tutan bütün örgütlerin arkasında Mossad'ın olduğuna, CIA'nin olduğuna inanıyorum. Orada hani kendince bir şey yaptığına inanan Müslümanlar da var. Çocuğu katledilmiş, şehit olmuş. Hanımı şehit olmuş. Abisi, kardeşi, babası. Birileri şehit olmuş. O kimse uhrisla, o kimle gidip o örgüte giriyor. Ben kendi kendime nefis muhasebesi yapıyorum. Diyor ki senin çocuğuna böyle yapsalar, sen ne yapardın? Ne kadar atip.
Oradaki ortadoldaki Müslümanlar bu tip meselede ne kadar atip düşünebilirler? Ne kadar selameti düşünebilirler? Ne kadar ortadoldaki Müslümanlar ayağı yere basar? Ya düşünebiliyor musunuz? Adam sizin evinizi yıkmış, çarşınızı yıkmış, dükkanınızı yıkmış. Çocuğunuzu katletmiş. Yani bir insan düşündüğü zaman atli devletini yitirecek. Yani şeyde kumsarlı oynayan kız çocuğuna siz bir tane füze atıyorsanız akli devletinizi yitirirsiniz. Bu vahşetin karşısında akıllı davranamazsınız. Gider yola sararsınız. Bir tarafında bir şey sarar, gider ben bundan 20 kişiyi katledim hiç olmasa der sararsınız. Bunun fetvasını da veriyor orada da o ulamazlar.
İşin bir de bu tarafı var. Bu cahil değil. İnsanlara fetva vermek için zorluyoruz. Yerlerden fetva çıkarmaya çalışıyorlar. Çünkü hakim düşünemiyorlar. Kendilerince mutezim düşünemiyorlar. Ya bir kimse var işte eşine tecavüz edilmiş. Ya bunlar basında açıkça konuşuluyor artık. Basında açıkça. Yani gaz dediği için bütün kadınlara tecavüz ederiz. Peki bütün hamile kadınları çocuklarıyla beraber katlederiz. Basında açıkça konuşuluyor. İşte Amerika gibi yapalım. Amerika'ya yürüyüşümesi bir tane bomba aktı. Gazze'ye de böyle bir bomba atalım. Bunlar açıkça konuşuluyorlar.
Bunlar açıkça konuşulmarken tehdit bunlar. Ya diyorlar ki, ey müşter, bu Gazze'ye bu kadar desteklemeye kalkmayın. Veyahut da ne yaparsanız yapın. Ben Gazze'ye yürüyüşüme gibi bir bomba atarken bir eterim. Bitti. Bunu söylerken böyle diyor, devlet yetkililerden birisi söylemiyor. Üniversitedeki bir profesör söylüyor. Bunu söylerken bu grubundaki bir adam söylüyor. Kim bu? Sahibi lisesi bunlar. Yani bunu bir sınırlar, bunu devlet adamı diyecekler ya. Veyahut bunu siyasetçi nasıl söyler deyin. Bunu karşı çıkacaklar. Ama orada birisi söylerse, bir günü söylemiş oluyor. Bir günü söylüyor.
Bir günü söylüyor. Yine millet bana yayılsın. Ne o? Mehirlerden. Hiç umurumda değil. Bir günü söylüyor. Müslümanlar muhakkak ve muhakkak. Müslümanların kanı akıtıldığında onun öcünü alacak, onun intikamını alacak bir ordu. Düzenli bir ordu. Düzenli bir ordu. Yani uluslararası hukuku uygulayacak bir ordu. Kurmak zorun. Fikirlerim var böyle bu ara. Çok ben yapmıyorlar. 20 kilometre. Burasını diyeceğim ki, emin berde ettim. 20 kilometre benim ülke sınırlarımın içinde de değil. Çekil.
Sen ondan çekil. Ben de buradan çekileyim. Buradan çekil. Buradan çekil. Sen kırk alıştaki her son. Kimse kimseyi kat ediyorsa acımasızca kat etmeye devam edecek. Birisi gelir sizden önce bir sigara alır sizden.
Takside bir sigara alıp deriz. Bir şey, rafi içer. Mesela fermanışkanlığım yok benim de. Siz onu bir sefer yuttunuz mu etkütarsınız. İki sigara ister. İki sigarayı verirsiniz, başıma iş almayın diye, sizden 10 sigara palası ister. Sen başıma iş almayın diye 10 sigara palası verirsin, ertüsün ortak olur sana. Siz adam fark ettiğini yaparsınız.
Sıfak etmeden aramızda. Bir sefer fark etmezseniz hiç fark edemezsiniz diyor. Uçak yardan gelir, 5 lira der sana. Her bir sefer girirsen, hep verirsin. Ben yapamam. Hep bir evin babanın malının değil.
Değil diyor, ben malım gerçek. O zaman böyle konuşmayacaksın. Diyecek mi bir sürü ben? Hacı abi, Hakkın El abi, eser de. Malımız gerçek. Böyle diyeceksin diyor. Diyor ki 5 lira ne parası? Ne o? Otoparkta. 2000 lira sürücüsü ben, böyle değil mi? Bir iş geçiyorum diyor. İyi ben de alayım dedim bir iş, sana bir 20 lira kesiyorum ben. Neden diyor? İş var yerinde diyorum ben. Fiş kesene, fiş keseceksin. Sen de 20 lira vereceksin diyorum ben. Bakıyor işte. Lan beyaz taklalığı kocaman ya. Ya diyor ki bu benden de deli. Bir sefer çekerse. Bu değişmez bu kanun kaide. Değişmez. Bunu büyüdü.
Bu İsrail. Bir tane öldürüyor. Ceremesini veriyor mu? Kim öldürdü bunu? Kansiye'de her var mı Ceremesini? Şimdi kesiyor, bir daha. Ateş kesti.
Ateş kesti mi? Bitmez. Bitmez. Ben 28 yıllık sufi hayatım var. Ondan öncesi siyasi hayatım var. Ben siyasete başladığımda 15 yaşından beri Filistin meselesi var. Ve 15 yaşından beri ben aktif olarak siyasetin içerisindeyim. 15 yaşından beri katliam var. Müslüman dünyası, Müslüman dünya dua ediyor, ağlıyor sadece. Birisi çıkıp da savaşalım demiyor. Müslüman dünyasının içerisindeki devlet mekanizmaları, siyasi mekanizmalar, yönetim mekanizmalarının hiçbirisi de İsrail'le savaşmanın üzerine kurulu değil. Değil, İsrail'le savaşmaya destek çıkacak, yön açacak, omuk açacak, yol açacak da değil.
İyi kardeşim, terörünüz olmayan bir ordu diyeceksin. Doğru söylüyorsun, Hamas terörünüz kabul edebilirsin. Hadi gelin hep beraber ortak. Filistin davasında savaşsın. Hadi. NATO mevcutlar, mücadelerimizde NATO silahlarını kullanmıyor. İkisiler, başkan bir kimseler de benim silahlarımla vurma. Türkiye kendi kendine silahını üretmeye başladı, kendi kendine ayağını kendine kurmaya başladı.
Kendi kendine siyasetini yönlendirmeye başladı. Bitti. Şimdi neden bitti diye kavga ediyorlar. Türkiye'nin içinde de var. Siyasiler, bürokratlar, belli kesimler PKK töreni neden bitti diye heyecan yapıyorlar. Ondan bir tanesi bir böyle bir hareket yaptığında işte PKK şunu yaptı. Hemen manşetlere taşıyorlar, hızla. Sebep, çünkü mesela Türkiye şu anda kendi zamanında en güçlü sesler İsrail'i kınıyor. Siyasiler pervasınca konuşuyorlar. Sebep, onların pervasını deyen şey arkadan PKK'nın saldırmaması. Önceden daha İsrail'e bir hata söylerken bir bakmışım PKK 10 kişi şeyi de sessizler.
Mesajı konuşursan böyle yapalım. Ne yaptılar Mersin'de? Yine gazetemeyi, yine katliam yapıyordu İsrail. Türkiye tam konuşacak oldu Mersin'de kaç tanesi? 12 tanesi. 34 kişi şehit verdik. Şimdi bitti, askeriydi, hepsi de bir yayağı toplandılar da kafa kafaya verdiler. Bu işi nasıl çözeriz, nasıl tercih ederiz diye.
Selamakal hamdolsun. Meseleyi bir yere getirdiler. Şimdi bangıl bangıl bağırıyorlar. İyisin sen diye. Buluştan azsın. Şimdi İsrail'e bazı yoldan kızanlar var. Yani çok şimdi tehlikelilerine artık bakıyorum ben yazarlara.
Ahmet Hakan dair. Bunlar kötü. Katliam yapıyor mu? Muhammed. İki tane füze atıyor. Yok katliam yapıyor. Kendin de çakı bıçağı olsa çakı bıçağı anlatacaksın. Çocuğunu öldürüyorsun. Kendin de bir tane. Demir geçse demirle vuracaksın. Ne yapacaksın başka? Hiç olmazsa çocuğun itikamını alayım. Gelin havası gelin çekin. Seni savaşmanın kutusuna katıl. Gönüllü gitsin yazılsın. Bak gönüllü.
Gönüllü kesin. Adam iş adamı gitsin. Şimdi geride tank yapan da var. Desin ki ya on tane tank aldın kardeşim. Gönüllü nereye? Bu İslami cihaz ordusuna veyahut da bu İslam barış gücüne. Adına da barış gücü koyacaksın. En güzeli bu. Ne o? İslam barış gücü. Tabi bir iş alabilirsin. Türkiye şu anda helikopter yapıyor. Desin ki on tane atak helikopter aldım. Nereye? İslam barış gücüne. Türkiye'ye sen envanterinden bana on tane çıkmışsın parasını verin. Dikleri anda hizaya girmez. O yüzden mesela hizli duvardan çıktı.
Mekke'den öyle bir giriyiz. Savaşamıyoruz şu anda. Elimizde silah yok çünkü. Elimizde top tüfek yok. Sakın birisi de size derse ki savaşmayın diyoruz. Alınsın silahı bırakın. Anarşi yok İstanbul'da. Siz bir örgüt kurup savaşamazsınız. Bu anarşiye girer. Yok İstanbul'da. Bu İstanbul'da yok. Bunun açıkçası ölüyoruz. Siz kurup savaşamazsınız. Bunun fetvasını verin. Darül Harp imanı bunun fetvasını verirse olur. Darül Harp imanı da yok Müslümanların başında. Bu da yok. Halifesi yok. Darül Harp imanı yok. O zaman Müslümanın kalkıp da bir yerde örgüt, bir yerde böyle bir teşkilat kurması mümkün değil. Silahlı bir örgüt kurması mümkün değil.
Bu cahil değil. Bunu korktuğumdan, çekindiğinden söylemiyor. Dinin hukukunu söylüyor. Karsetekinlere cahil. Namusunu koruyacak, imanını koruyacak, kitabını koruyacak, sonunu, çocuğunu koruyacak. Beltesini koruyacak. Her şeyi oradanın cihad etmesi, örgüt kurması, ne yapması gerekiyorsa yapacak. Elinden gelin. O ona cahil. Ama Türkiye'de bu cahil değil. Bu mümkün değil. O yüzden birisi gelip silah mülah size vermek, kalkartır, böyle bir şey yapalım diyorsan almayan veyahut da diğerlerden gelmiş bir şekilde sizi kullanmak istiyorlar. Allah'ın mağazı olsun. İnsanlar namazı borçlarını tutarlar, imdar yaşarlar. Ancak son nefeste imanlarını kaybederler.
Buna neler sebep olur, hassızlık gibi olur. Kim demiş ki bunu? Kim namazını kılar dostlar olursa, neden böyle imansız gitsin ki? Böyle bir şey yok. Bunları kim söylüyor? Hatta eksik ve yanlış söylüyorlar. Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz. Nasıl ölürseniz öyle cevip kılırsın. Bir kimse namazını kılıp, borcunu tutup, dostları Allah yolunda gidiyorsa, niçin imansız görsün ki? Böyle bir dini anlayışı yok. İslam'da halk ve reca yan yana gider. Halk ve reca yan yana gitmesi şu, o kimse bir nemsel korku. Vardır orada korkuyu içinden hiçbir zaman kaybetmez. Son nefes korkusudur bu. Ama bir tarafta reca et. Yani o kendince, kendin yaptıktan, kendi hayatından Allah'a ümit eder.
O yüzden böyle bir insan anlayışı yok. Mesela bir hadisemin mezheble, yani hadisesi var. Yani mezhebi temiz.
Nezebinin temiz olması soyunda hiç gayrı meşhur bir ilişki yok. Nezebinin temiz olması manevi olarak da o peygamber, onların ruhaniyeti, Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in ruhaniyeti, ilk yaratılan ruhaniyeti. O yüzden tertemiz o. Meshebi temiz olandılar. Bunun içerisinde İbrahim aleyhisselam'ın babasının kutlarla olan alakalısını koysak dahi ona arabi gözlüğüyle, mantığıyla bakarsak yine nezebinin.
Anlaşıldı mı? Ama o meshebin senin şey olarak, o kimsenin soyunda gayrı meşhurumuz yok hiç. Gayrı meşhur şu, bir kimse nikahsız olan bir çocuk değil ya bu. Mesheb temizliği bu. Anlatabildim mi? Yani işte bir çocuk var, babası şüpheli. Bir çocuk var, annesi işte görüntüde birisiyle evli ama başkalarıyla da cinsel ilişkiye girmiş. Döneminde kimden olduk belli değil. Veya annesi bir erkekle nikahlı iken başka erkeklerle cinsel ilişkiye girmiş. Mesheb bozukluğu budur. Anlatabiliyor muyum? Buradan bunu anlayacaksınız. Meshebi temiz aramak, bak mesheb temizliği aramak o kadının ve erkeğin namuslarının tam olmasıdır.
Bir kadın, normalde bak bir kadın evlendi, evlendikten sonra evlendi. Başında bir kocası var, gözü başka bir adama hiç bakmayacak. Mesheb temizliği budur. Özür dilerim, o çocuk neyse ki temizdir o çocuğun. Bunu böyle ince ayırlayabileceği babasına da, yani o kimsenin de anne babasına, o kimsenin de anne babasına gidebilirler insanlar. Ama din burada onun annesine babasına, onun annesine babasına kadar sürdürmez meseleyi. Din şöyle, peygamberlerde sürdürür de, normal insanlarda sürdürmez. Siz evlenmişsiniz, evlendikten sonra eşinizden sorumlusunuz. Eş evlenmiş, kadın evlenmiş, evlendikten sonraki hayatından zorunlu. O zaman evli bir bayanın, erkeği hayal etmesi dahi hayali ziyanır.
Yanlış. Bitti. O zaman o da o soracak. Mesheb temizliği budur. Ebrahim Ali. Bu kadar.
M.K. Bu nedenle değil, sen beni seviyorsan benim de seni sevmemeliyordun, düşün olmalısın.
Ben kimsin ki? Hazreti Ali Efendimiz'in muhteşem sözü. Seni çok seviyorum, yalan söylüyorsun. Benim sana karşı içindeki sevgim, bu muhteşem bir şey. Eğer sen gerçekten sevmiş olsaydın, benim kalbimi yaralardı. Benim içimi sızlatırdı, beni sana doğru çekerdim. Sen gerçekten sevseydin, ben sana kayıtsız kalamamıştım. Muhteşem bir şey. Bu sevgiyi güceleştirmek, sevgiyi kıymetli, kıymetlileştirmek, sevgiyi önemsemek, sevmeyi öne koymak. Ya bir kimse o zaman bir başkasının sevgisine bakmadan kendi sevgisiyle hareket edecek. Ben bakacağım, doktor beni seviyor, bunu sevmiyor mu diye.
Bana ne doktorun beni seviyor, sevmedi. Başkasından duyduklarım beni bağlamıyor doktor. Beklemek tembellere işidir. Aziyetin içerisine düşmüş zamanların işidir.
Aşık diyor bize başın alını ekliyor. Aşık bir an daha hiç durduğu yerde durmayan. Aşık. Senin günler de yardım etmek gibi iyi bekler. Beklemez.
Aşık iştiyatlıdır. Aşık. Aşık Fırat nehri gibi bir de. Biz de görüyoruz. Bunlar huyuzlar mektabı yer. Aşıklar nasip olmayanlar bekler. Aşık durur mu? Hep inanıklıdır. An ve an hep koşuyoruz. An ve an o hep ilerledir. Beklemek bizim bir işi değildir. Duraklayan yoldan çıkmıştır. Tanışıyoruz. Ondan yiyoruz, içiyoruz. Çok güzel bir sohbetimiz oluyor. Daha sonra bir süre geçiyor. Bizim o halimiz değişiyor.
Bu arkadaş bize geldiği zaman ben onu tanımıyorum. Bana mesela o yapmış olduklarımızdan bahsettiği zaman ben onun o yapmış olduklarımızı o zaman uygulamış olduklarımıza beynim onları hatırlamıyor. Ben başka bir ben olmuş oluyor. Mesela en yakınımdaki bir insan bile bunu yapsa ben bir süre sonra benim o her şeyim değiştiğimde o yapmış olduklarını tanımıyorum. Yani hani bir sarhoşun, bir sarhoşun böyle cemaat tanım gibi oluyor. Ayrılınca tanımıyorum gibi oluyor. Ben bu ayrılınca tanımamak değil, bunu böyle kalemeli olarak yaşıyorum. Yani bu bölümde şey, benim bu bölümde hiç hatırlamıyorum. O yüzden ne dostum kaldı ne arkadaşım kaldı. Yani insanlar geliyor ya hani böyle böyleydi diyorlar.
Bence zaten yabancı hissi uyanıyor. Yeniden tanıyorum. Mesela şimdi her şeyi yeniden tanıyorum. Bir anda, ikisi, ilk bir anda. Sonra o yeniden tanımayı, her şeyi unutuyorum. Yeniden bir tanımaya başlıyor. Hiçbir şey anlarında kalmamış oluyor. Hiçbir şeyi bilememiş oluyor. Bu acaba benim yaptım olduğum etminat bile eksiklikten mi oluyor mu gerçekleşiyor? Yoksa, yani, herkesi benim, her insan annesini, babasını, yani onun çocuğunu unutuyor zaten. Yeniden sonra gördüğümde yeniden konulmuş oluyor yani. Yeniden konu yok, yeniden, o bilgiyi taat ediyor. Bir süre sonra her şey yeniden gidiyor. Doktor, teşhis ben. Doğru oldum. Hinn nedir miyim şimdi? Eşhis mi? Doktor oldum.
Yemek şeyler şimdi doktor oldum. Normalde uzun bir olarak yürütçiler, o yüzden hiç yaştan ormadan bir şey değil. Yani öyle, anlatırıyorlar mı? Ama bu sorularını düşünmüyorum. Çünkü genç olduğu bir, onca o görünce değil, Toksunların bu notu değil de, buç duyduğu noktada, çünkü bağlantılarda olacaksınız. Hoş bana teşhis koydu da bu arada bu böyle kesitler kesitler yaşıyor bir önceki kesitler hazırlamıyor.
O an orada.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi