mustafaozbag.org

398. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 18 Temmuz 2014 · 1:15:57

Selamun Aleyküm, Allah gecenize hayırlısı inşâAllah, Cenâb-ı Hak gündüzünüz hayırlısı, Cenâb-ı Hak gündüzünüz hayırlısı, Cenâb-ı Hak gündüzünüz hayırlısı, tereketle hayırlısı, ameliyiz. Hazret-i Muhammed zamanında ölüyüken namaz kılmıyordu. Hazret-i Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin içki haram olmadan önce evet, namaz kılmıyordu. Sonradan ayet-i kerime indi, içkiliyken namaza yaklaşmadık diye, bu içki haramına giden yoldur. Müslümanlar büyültte sonra içkiliyken namaza yaklaşmamak, o içkili bir şekilde namaza yaklaşmamak başladılar, ardından içki haram oldu. Türk Aleviliği gider, Arap Aleviliği neden farklıdır?
Araplarda Alevilik yoktur. Araplarda Şia var. Şia ile Alevilik de farklıyız. Türkiye'deki Aleviler Şia değiliz. Türkiye'deki Şia farklıdır, Aleviler farklıdır. Karıştırmayın birbirine. Türkiye'deki Aleviler kendi içerisinde de farklıdır. Kendi içerisinde Ermenilerden, gizli Ermeniler vardır.
Kendi içlerinde gizli Sabataycılar vardır. Kendi içlerinde Zerdüşler vardır. Kendi içlerinde ondan sonra şeytana tapanlar vardır. Kendi içlerinde şey, yani o Aleviyim diyenlerin kendi içerisinde ateşperestler vardır. Yani Türkiye'deki Alevi kesimi dediğimiz zaman o çok farklı bir kesime var. Şia ile karıştırmayın. Ama Türkiye'de bu konuşulurken Arap Alevisi derler, kendilerini güçlü gösterdir. Arapların içerisinde Alevi yoktur. Bu manada, Türkiye'deki manada Alevidir. Zaten Alevi sözü son 100 yılın sözüdür. İngilizlerin uydurduğu bizim Türkiye'deki Alevilerin üzerine giydirdiği bir elbisedir. İngiliz-Fransızlı ortaklığıdır bu. İngiliz-Fransızlı ortaklığı Güneydoğu'yla alakalıdır.
O Güneydoğu'yla alakalı yani Türkiye'nin Doğu ve Güneydoğu'nun o bölgeyi İngilizler Fransızlara bırakır. Suriye dahildir buna. Emperyal güçler, Avruçlar, Osmanlı'yı tasarlanırlarken belirli bölgeleri belirli bölgelere, belirli insanlara bırakırlar. Belirli devletlere bırakırlar. Mesela İngilizler petrol yataklarını alırlar. Petrol yataklarını alırlarken de kendilerinin Suudluları ortak alırlar. Suudluları ortak alırlarken de Suudluların dinini oluşturuyorlar. Suudi aşiretinin dini de Vahabiliktir. Abdurrahman Vahabi miydi neydi öyleydi bunun ismi öyle olması lazım. O kimse mesela aşiret aşiret dolaşır Suudun içerisinde. Hiçbir aşiret onun görüş ve düşüncelerini kabul etmez.
Hiçbir aşiret onun himayesini almaz. Çünkü Mısır valisi o gün için ne paşaydı o? Kavaloğlu Mehmet Ali Paşa onunla mücadele eder. Çünkü böyle bir sıkıntılar çıkmıştır, sıkıntılar çıkmıştır. Kavaloğlu Mehmet Ali Paşa Mısır'dan gelir. Mısır'dan komple mi Yemen, Sundaristan, Şam'a Bağdat'a kadar ortalığı bir temizler. Ama o da biraz kendine pay çıkarmaya başlar.
Yeni bir devlet kurma düşüncesi. Bunlar uzun mesele. Ama normalde o Kavaloğlu Mehmet Ali Paşa sünni bir kimsede. Kur'an ve sünnete bağlı bir kimsede. Ama Osmanlı'yla o da ters düşer. Bunların tabii arkasında bir sürü oyunlar, tezgahlar, bundan bunlar var. Kavaloğlu Mehmet Ali Paşa'nın korkusundan o Abdurrahman Vahabi asla bir yer tutunamaz kendine. Ta ki nereye kadar? Suudi aşiretine gidince kadar. Suudi aşireti de küçük bir aşirettir. Ama o küçük aşiret de orada normalde tam böyle sünni bir ekrabe sahip değildir. Onlar himayesini alırlar o Vahariyeci. O düşüncelerini normalde birleştirdiler. Arap milliyetçiliğinin üzerine kuruludur. Sünnet ve Resulullah'a tam bağlı değillerdir.
Ve böylece orada yeni bir aşiret büyümeye başlar. O aşiret büyükken de yanında yeni bir dini anlayış vardır. O yeni bir dini anlayışıyla beraber yürür. Ve İngilizler onu öne çıkarlar. O Suudi aşiretini bu noktada silahlandırırlar. Suudi aşiretini silahlandırırlar. O bölgede diğer aşiretlere savaş açtırırlar önce. Diğer aşiretleri de kendi bünyesini alırlar. Dikkat edin. Savaştıkları kimseler la la illallah Muhammeden Resulullah diyenlerdir. O aşiretleri de kendilerine bağlarlar. Orada aşiret büyür. Aşiret büyüdükten sonra İngilizler onlar hem silah olarak hem fikir olarak yardımcı olurlar. Onlara bir yön çizerler. Ve böylece Suudi aşireti Hicam bölgesini ve komple Suudi Arabistan o bölgenin üzerine hakimet kurar.
Bu hakimiyet Osmanlı'nın zayıflığı zamanlarındadır. Ve Osmanlı'yı İngilizlerle beraber olarak da, İngilizlerle beraber olarak da, İngilizler silah yardım eder, fikir yardım eder, stratejik yardım eder. İngiliz komutanlar gelir, subaylar gelir, bunları eğitir. Bunlar Osmanlı'yla savaşırlar. Osmanlı bunlarla savaşmak zorunda kalır. Ve Osmanlı kan dökmemek için, Müslüman kanı dökmemek için geri çekilmek zorunda kalır. O yüzden, bu daha da, bu noktada, bu Vahabilik de tabi bu noktada kendisine sistem olarak da daha geriye gideyim şimdi. Bu noktada o Abdurrahman Vahabi, gider daha geriden tibinle, İbn-i Teymiye'nin düşünceleriyle. İbn-i Teymiye herkes tarikat düşmanı zanneder.
İbn-i Teymiye kendisi kadiridir. İbn-i Teymiye tarikada düşmüş değildir. O günkü tarikatçılara düşmandır. İbn-i Teymiye mezhepsiz değildir, hanbelidir kendisi. Ama mezhep taassumuna karşıdır. Bugünkü Teymiyecilerle İbn-i Teymiye'yi ayırın. İbn-i Teymiye'yi bir yere koyun, o farklı bir şey. Onu tartışacak olanlar ilim erbabı, fıkıh erbabı, arkayet erbabı. Otursunlar, tartışsınlar. Bugünkü Teymiyecilerle İbn-i Teymiye'yi aynı tepeye koymayın. Veya kendisini şu anda Selefi'yi diyenler var ya, Selef imanlarıyla bugünkü Selefileri aynı noktaya koymayın. Bunları ayırın.
Dikkat edin konuşurken. Çünkü Selef imanlarına laf söylerseniz, iman-ı azamın iştihadına göre küfürdür. Selef imanlarına laf söylemeyin. Varsa iştihadında bir eksiklik noksanlık, onlar kendi aralarında birbirlerine bir sürü risaleler yazmışlar, birbirlerine konuşmuşlar. Bizi ilgilendirmez bunlar. O ilim erbabın işi. Odursunlar onlar, tartışsınlar, konuşsunlar, risale yazsınlar birbirlerine. Onların işi o. Bizim o durumda birilerine risale yazma noktamız yok. O yüzden bizim o tartışmalara da girmemize gerek yok. Ama bugünkü Selefi akımı ile sakın Selef imanlarını karıştırmayın. Çünkü bugünkü Selefi akımı Vahabilikten beslenir. Bugünkü Selefilerle Vahabiler aynı noktadadırlar.
Beslendikleri yerde Suudi'dir. Yani aynı noktadan beslenmeseler Mısır'da Sisi'ye desteklemez o Mısır Selefisi. Şimdi Türkiye Selefisi Mısır Selefesini kübürle itham ediyor. Bunlar birbirlerine çok rahat da kübürle itham ederler. Yani seni dair kübürle itham ederler, çok basit. Sen dersin ki ben de hala ile ona Muhammed Arasıl bakıyorum, namaz kuruyorum, sen de kübür ehlisin diyebilirler. Bana çok rahat diyorlar, mail yazıyorlar kübür ehlisin diye. Çok rahat. Ben de adını soyadını soruyorum, diyorum seni mahkemeye vereceğim, cevap yazıyı mazıyı kesiyor beni. Bunlar öyle çok cesaretli insanlar da değillerdir. Böyle laf kalabalığını getirirler, bak benim laf kalabalığı. Komun yanımızda. Onlar o Suud, Suud Vahhabisi, o Suud Vahhabisi, Osmanlı'dan kalan ne varsa hepsini yaktı, yıktı.
O Sahabe Mezarları'na, Peygamber Mezarları'na, o turbeleri, o dergahları, tekkeleri ne varsa yıktılar. Ne diyor şimdiki işin? Kabe'yi de yıktılar. O günkü Suud Vahhabileri de yıkmaya kalktılar. Değişen bir şey yok. O günkü Suud Vahhabiler de Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerinin Kavri Şerif'ini onun da türbesini yıkacaktı.
Değişen bir şey yok. Onların beslenlikleri İngiliz Suud kaynağıdır. İngilizler akıllı, o içindeki, o ülkedeki ağa paşaları, ağa borularında hareket eder. Böyledir bu iş. O yüzden Türk meseleyi toparlayayım şimdi. Arap dünyasında asla alevi yoktur. Orada Şia vardır. Ayrıiyetler ne vardır? Vahhabi vardır. Vahhabiler asla Şia ile savaşmaktadır. Vahhabilerin savaştıkları, veyahut bugünkü, Selefi Vahhabi, bugünkü diyorum bakın. Selefi Vahhabi ekonomi, Sünnilerle savaşır. Şia ile savaşmayı Vahhabiler göze alamadılar hiç. Vahhabiler korkaktır çünkü.
Bunlar cesaretli değillerdir. Korkaktırlar ki asla mücadele edemezler. Savaşamazlar hiç. Hep kendilerine silah çekmeyen, yine Müslüman kimselerle savaşırlar. Şia da asla kafirlerle savaşmaz hiç. Bakın bin dört yüz yıllık tarih boyunca, Şia'nın tarihi bin yıl koyalım. Bin yıl içerisinde Şia'nın savaştığı bir kafir devlet yoktur. Bir kafir topluluk yoktur. Dikkat edin. Şia da Müslümanlarla savaşırır. Yani, Sünnilerle savaşırır. Şia'nın savaşı Osmanlıydı. Tarih boyunca Osmanlı ile savaşmıştır. Çünkü başlangıç noktası Şia'yı devlet haline getiren Şah İsmail'dir. Türk Türk elbise.
İki tane Türk padişah düşünün, ikisinin birbirine üstünlük kurmaya çalışıyor. Bu sefer Şah İsmail Şialığı kendi üzerine alıyor. Kendileri de şia değil onların. Başlangıç olarak. Türkler hiç şia alınmamıştır. Ne zaman olmuşlardı? Şah İsmail ile beraber olmuşlardı. Şah İsmail'in çevresinde etkisinde kalan Türk boyları, Şah İsmail'in yanında bulunduğundan dolayı, ilk etapta Şialığı dair bilmenler Osmanlı'ya karşıdırlar. Burada karşı duruş Osmanlı'dır. Dikkat edin, bir şeye karşı dururken, karşı duranlar, yanına muhakkak dini argüman da biriktirir ve beslerler. Bir şeye karşı dururken dini argumana ihtiyacı vardır. Çünkü toplulukları harekete geçiren dindir. Toplulukları bir yerde toplayan dindir.
Kurtuluş Savaşı'nda bütün şeyhlerin, hocaların, köy köy, ilin, ilçe ilçe, cami cami gezip, insanları Kurtuluş Savaşı'na hazırlaması, Anadolu'yu Kurtuluş Savaşı'na ikna ederler. İkna ederlerken, İstanbul Faytap halifelik işgal altındadır. İkna edilirken şu konuşulur. Halifeyi kurtarmak, Faytap'ı kurtarmak vardır. Bütün Anadolu ayak altında. Haklıdır çünkü bu. Bunu gördüğünden dolayı, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni kurduktan sonra, İngilizler ona derler ki, bu hoca, bu ondan sonra şey kısmını kesip atacaksın. Kurtuluş Savaşı'na destek veren ne kadar güç var ise, Cumhuriyet'in ilk döneminde hepsi de ne olur?
Tasfiye edilir. Tasfiye edilirken de Cumhuriyet'le beraber yeni bir din oluşturulur. Cumhuriyet'le beraber yeni din oluşturulurken de, o dinin birinci bir payandası da Aleviliktir. Türkiye'deki Sünni Müslümanlığa karşı Alevi bir Müslümanlık oluşturulur. Bir Alevi inanç oluşturulur. Devlet eliniye oluşturulur bu. Bu oluşturulurken de, harp kendince oraya atar. Dini zayıf olanlar, Ermenilik'ten dönmeler, Ermeniler, Kızılbaşlar. Kızılbaşlığı normalde, bu noktada Türklerin eski Kızılbaşlığı olarak almayın. Meyrut'ta ateşe tapanlar var, Meyrut'ta şeytana tapanlar var. Onlar bunun söndüğü yapıyor. Bunlar da Alevliğin içerisine girer. Bütün Türkiye'de Sünni Müslümanlığın dışında ne kadar unsur var ise, hepsi de Alevlik çarpısının altında toplanır.
Bu İngilizlerin işi. Anadolu'da tecelli eden budur. Peki, Sünni düşüncenin ve yaşantının karşısında Orta Doğu'da ne üretilir? Suhidi, Vahhabili üretilir. Bunlar da güçlenirse yine sıkıntı olur. O zaman ne lazım? Bir de Şia'nın güçlenmesi lazım. Şimdi dünya üzerinde üç tane İslami güç kaldı. Bir Sünni Müslümanlık var, başı yok. Onu temsil eden devlet diyor. İki, Şia Müslümanlığı var. Temsil eden kim? Devlet olarak İran. Vahhabi Müslümanlığı var. Temsilcisi kim? Suudi Arabistan. Sünni Müslümanlık başsız. Türkiye, Osmanlı'dan kalan ritmik davranışlarını göstererekten şu anda Sünni Müslümanların niderliğini oynuyor.
Tarih oynatıyor. Kökler oynatıyor. O derin nüfuzlar oynatıyor. Bir tekke var orada. Tekke bizim. Şiha Müslümanlığında tekke yoktur. Vahhabi Müslümanlığında da yoktur. Kimde vardır? Sünni Müslümanlıkta vardır. Sünni Müslümanlıkta karşı çıkmak için tekkeyi küfürle hitap edersin. Bütün şeyhler kafirdir. Vahhabi anlayışına göre. Bütün şeyhler kafirdir. Bugünkü selefiye göre. Bugünkü selefi, vahhabi anlayışına göre bütün dervişler kafirdir.
Selefi, vahhabi anlayışına göre bütün camiler şu anda bidat yerinin yıkılması gerekir. Bütün selefi, vahhabi anlayışına göre cami imanlarının da dahil hepsinde tasvir edilmesi gerekir. Selefi, vahhabi anlayışının başında şu anda Suriye'den gelir. Bunun haklı İngilizlerdir.
Mısır'da örneğin işte Sisi'ye destek verir. Suriye'de bakın aynı anlayış Mısır'da Sisi'ye destek verirken ya Mısır'da aslında bir şekilde tam böyle vahhabi değil ama selefi anlayışta devam eden Müslüman kardeşler Mısır'da tahsiye edilir. Aslında Müslüman kardeşler de selefiden çıkmadır. Selefi anlayıştan çıkmadır. Ama tam selefi anlayışında değillerdir. Mısır'da, Mısır'da ve Suriye'de, Irak'ta Müslüman kardeşler tasfiye edilir. Yerine selefi vahhabi işit gelir oturtturulur. Bunlar hep oyundur. Hep tezgahdır. Ve sonuçta meseleyi toparlayabilir.
Selefi vahhabi anlayışı ile şia anlayışıyla mücadele halindedir. Sünni kesim. Bu mücadele yalnız Sünni kesimde silahlı değildir. Fikridir sadece. Sünni kesim tarih boyunca şunu demiştir. La ilahe illallah Muhammeden Resulullah diye kardeşimizdir. Biz sizinle kolay kolay savaşmayız. Savaşmazlar. Savaşmamışlar. Osmanlı savaşmamış. Kendini korumuş. Kendini korurken dahi güvenmiş onlar. Mesela silah bıraktırdığı yerler olmuş. Silah bıraktırdığı yerlerde o Suudiler bu muharca Osmanlıları şehit etmişler. Katletmişler. Köylere sürmüşler. Bunları konuşmak istemiyorum. Çünkü hani İslam'ın kendi içerisindeki kardeşin hukuku bozulmasın diye konuşmuyorum.
Yıllardan beri konuşmadığımız konular bunların üzerine. Yani o Osmanlı'da Suudilerin Osmanlılara yaptıklarını anlatırsan, siz o kadar etkide kalıp Hacca Ömre'ye bile gitmezsiniz. Gittiğiniz zaman bir Suudlular çok rahat kavga edebilirsiniz. Çok rahat. Ve Suudluların hepsi de Osmanlı düşmanıdır. Büyük bir çoğun mu? Büyük bir çoğun mu? Aynı şekilde tabii Şia da aynı şekildedir. Şia'da da Osmanlı düşmanlığı vardır. Sünni düşmanlığı vardır. Vardır. Ama bunlar kardeşler arasında oluyor diye susarım ben de. Bunları gündeme getirmek istemem. Madem alevlikle laf açıldı, işte Türkiye'de yeni cumhuriyetle yeniden bir din anlayışı gerçekleştirirken, oturtturulurken Türkiye'deki sünnilere karşı da bir karşı güç oluşturulur İngilizler eliyle.
Bu da nedir? Alevi şemşiyesidir. Türkiye'de bir alevilik oluşturulur. Bu alevilik oluşturulurken çok masumdur. Biz baktığımızda deriz ki, Hazreti Ali'yi sevmek neden suç? Hiçbir şekilde suç değil. Bir kimse aleviyim diyebilir miyiz? Her cevap diyebilirim. E gel kardeş, Hazreti Ali'nin namaz kılardı, o kılmaz. Gel o oruç tutardı, o tutmaz. Ya nesiniz siz? Biz Anadolu alevisiyiz. Bu uzun bir muhabbet. Bu öylesine uzun bir muhabbet ki, bununla alakalı birkaç, 4-5 tane işte sohbetimiz olduydı. Arkadaşlar oraya müracaat edebilirler. O yüzden sakın Arap alevliği diye yeni bir isme kalmayın. Arap alevisi yok.
Araplarda Şia var. Ya da Vahabi var. Vahabi de direkt Vahabi olarak görmeyin. Ben onları tanımlarken Selefi Vahabi diyorum. Kızıl olağı tabi çok badandı. Selefi Vahabi IŞİD. IŞİD de aynıdır. Sakın IŞİD'i böyle dini bir topluluk olarak da görmeyin. Onlar da İngilizlerin emrilerdir. Orta Doğu'da, Orta Doğu'da fikri planda İngiliz, İsrail, Amerikan güçlüsü vardır. İsrail zaman zaman Amerika'ya da res çeker. Amerika'nın fikri planı yoktur. Fikri plan İngilizler aittir. Amerika, İngiltere'nin eyaletidir. Türkiye gibi.
Türkiye'de henüz daha özgür değildir. Kraliçenin eyaleti hükmündedir. Bu özgürleşme yoluna gidiyoruz. Sıkıntılarımız bu, sancılarımız bu, dertlerimiz bu. Biz özgürleşme yoluna gittikçe bizi boğazlamaya çalışıyorlar. Bizi boğazlamaları için askeri güç kullansalar ortaya çıkacak.
Neyle yapıyorlar? Ekonomi ve dinle yapıyorlar. Ekonomi ve din. Silahlar PKK'yı yaptılar. Yıllar boyu devam etti. Yıllar boyu devam ederken hükümet bir böyle şey yaptı. Aldatmacı yaptı. Kürtlerle alakalı ne lazımsa hepsinde yaptı. Yapması gerekiyordu zaten. Onları da yaptırmayan, içerideki İngiliz ajanlarına çalışan, bizdenmiş gibi görünen İngilizlerdi. Dağları, taşları bombalatıyorlar. Adamın kendi dilini konuşması kadar bir hakkı olamaz. Adamın kendi, kendince, kendi dairesinde özgürlüğü yaşaması kadar hakkı olamaz.
Var mı böyle bir şey? Ben Doğu Beyaz'da askerlik yaparken anlatırım ben. Dış bostaydı ben nüfus müdürlüğüne gittim. Nüfus müdürlüğünde o Kürtçe konuşuyor diye kadın nüfus müdürlüğünde Doğu Beyaz'da. Yani kadına söylemedik, adama söylemedik lan bırakmıyorlar. Yalnız bir o kimsenin konuşacak, bunu nasıl engellersin? Ne enteresan bir şey. İngilizce yabancı dildir. Bütün okullarda okutulur, her yerde öğrenilir. Yabancı dil. Adam kendi ana dilini konuşamaz, yasak. Türkiye buralarda değişti. Hükümet bu noktada bir barış yaptı. İşte bir verilmesi gereken haklarını verdi. Güzel bir ortam çıktı ortaya, yetmedi. Bakın Türkiye'de hala da anarşinin olmasını için körükleyen unsurlar var.
Silahlı mücadeleyi Türkiye bir şekilde halletmeye çalışırken Türkiye'de bir şey çıktı. Dini mücadele çıktı. Ne yaptı İngilizler? Dini mücadeleyle bayrak açtılar. Bunu böyle tarih incelerseniz, Osmanlı Arap Yaranadası'nda nasıl yenildi? Vahabi Suvidilere yenildi.
Yenilirken Vahabi Suvidilerin ellerinde ne vardı? Din vardı. Onlar din adına savaşıp Osmanlı'yı yıktılar. Din adına, dikkat edin. Türkiye'de de son dönemde dini bir cemaat ve onun yanındakiler din adına hükümeti devirmeye kalkmadılar mı? Bir dindar cemaat hükümetle gidişiyor.
Dikkat ediyor musunuz? Hala da gidişmeye devam ediyor. Dikkat edin bakın. Mücadele ediyor. Dikkat edin. Ben bazen öyle söylüyorum ki, kızıyorlar bana. Dün 12 Eylül'de neredeyiz? Kızıyorlar ama bana beyin döşeniyorlar. Bu sene bugün gece 4-4'ün yerine olacak Bülent Bey. Ben yaşadıklarımı anlatıyorum. Biz 12 Eylül'de sorucularla, komünistlerle yakapaç olurken onlar trende, okulda, otorayda seyrederlerdi. Ve derlerdi ki ya bu böyle olmaz. Siz yanlış oldun.
Cemaatın MHP'ye ve ülkücülere karşı bakıyorsunuz. Böyle asla yumuşak değildi. O zamanları yaşayan benim. Asla. 12 Eylül oldu bitti. Yani hala da aynıydı cemaatın MHP olan ve ülkücülere olan tavrı. Değişmedi hiç. 28 Şubat'ta da neredeydiniz? 28 Şubat'ta da dindarlar baskı yapılırken yine yoktulardı orada daha. Aaa! Birisi bir yerlerden düğmeye bastı. Arkadaşlar bir anda hükümete cep açtılar. Bir anda.
Bir anda. Ben geriye çekiliyorum böyle. Tarihten alıyorum kendi kendime ölçülerini. Osmanlı'ya diyorum ki Suudi Arabistan'da, Suud'da, Arap Yarımadası'nda yenilirken kimler yendi? Suudlular yendi. Nasıl Osmanlı'ya arkadan vurdular? Dini kullanarak vurdular. Ve onlar savaşırlarken de hafif adına savaşıyorlardı. İngilizlerle beraber. Yanınızda bir İngiliz, bir Müslüman'a silah çekiyorsunuz. İngiliz size diyor ki vur bunu. Vuracağımız kimse La-i-Lay-Lay-Lay-Muhammeden Resulullah diyor. Çok basit. Çok basit denklem. Bakın çok basit denklem.
Ben size girip bir şey söylemiyorum. Karşınızda La-i-Lay-Lay-Muhammeden Resulullah diyen bir kimse var. İster Şia olsun, ister Selefi, Vahabi işit olsun. Senin yanında da İngiliz var. Diyor ki vur bunu. Vurabilir misin? Vuramazsın. Çok basit. Çok basit denklem. Fazla akayet bilmeye. Fazla gıh bilmeye. Fazla hadis bilmeye. Fazla ayet bilmeye. Hani bir kimse der ki ya benim buna bilgim yetmiyor. Çok basit kardeşim. Senin karşındaki kimse La-i-Lay-Lay-Muhammeden Resulullah diyor. Sen bunu nasıl katledersin? Çok basit. Aynı oyundur. Aynı tezgahtır. Değişmez bir şey.
Mesela buradaki bir arkadaşın kalkıp dışarıdan bir kimsenin fikriyle, düşüncesiyle buraya karşı cep açmasına benzer. Ben bazen diyorum ya, arkadaşlar Kur'an ve sünnetin dışında bir söylemimiz, bir hareketimiz varsa gelin biz hep beraber düzeltelim kendimizi. Ama dışarıdan sen beni eleştiriyorsan, dışarıdan sen bana sağ ol, dışarıdan sen bana bir şeyler yapmaya çalışıyorsan senin İngiliz'den farkın ne?
Kahveyi eksik içiyorsun. Gel kardeş ben. Allah senden razı olsun. Bakın bütün yazılan sorular burada. Bir tanesini yazdın, sordun da cevap vermeyen mi? Çok basit. Burada soruya bakmıyorsan örneğin işte bakmadığın sorular şahsınla alakalıdır.
Yani bir dua istemişler. Kimse bir şey söyledi. Bu geri kalan hepsine de bakar mı? Dikkatli olun. La ila illa Muhammeden Resulullah diye bir kimse var, siz onunla savaşacaksınız. Dur ya. Ya yanlışları var. İyi kardeşim yanlışları varsa tebliğ edelim. Söyleyip anlatalım. Neden savaşalım? Böyle dünya üzerinde kurgulanmış oyunlar, tezgahlar vardır. Hindistan'da İngilizler Hindularla beraber olurlar Müslümanlara karşı. Müslümanlara da yanına bir tane adam koyarlar. Oradaki Müslümanlarla da Hinduları savaştırırlar. İkisi havre savaştırır tarih boyunca. Hindu Müslüman çekişmesi. Savaşır Allah savaşır. Böylece İngilizler Hindistan'dan ne alacağını tarih boyunca alırlar.
Bu da Sünni, Şia, Rahabi çatıştırır. Ne alacaksa alır oradan. Tarih boyunca almış. Türkiye'de, Türkiye'de de yeni bir çatışma alanı oluşuyor. Oluştu zaten. Aleviler bir tarafta, cemaat bir tarafta. İşte geri kalan Sünni topluluk bir tarafta. Aleviler orada duruyor. Alevilere oynuyor. Yanıma alırsam savaşta galip çıkayım diye. Herkesten kastım ne? Cemaat. Alevilere oynuyor. Yanına almaya çalışıyor. Fethullah Güler bir tane Alevi öldü diye ona taziye mesajı çekiyor. Doğru yapıyor. Harika bir şey. Memleket barışı için. Ama aynı Fethullah Güler, Gazze'de ölen çocuklar için taziye mesajı çekmiyor. Aynı Fethullah Güler, Rusya'sı öldürülen İstanbul'daki çocuğa taziye mesajı çekmiyor.
Sonra Alevi değil, eleştirilince taziye mesajı. Dikkat edin. Ben sadece olana bakıyorum. Aaaa! Fethullah Güler ölen Alevi'ye taziye mesajı çekmiş. Harika. Tamam. Ülke barışı için lazım. Mükemmel. Ülke barışı için ölen, o çocuk da ülkücü ha. Sonradan öldürdüler ya o sizi. Burak Erdoğan. O çocuk ülkücü ha. Ülkücü olduğunu bile bile öldürdüler o çocuğu. Türkiye'de böyle bir denge güderler. Yanmadım hatta olay oldu. Ertesi gün başpahalardır. Denge güdürü. Bakın denge güdürü.
Oradan birisi öldü. Karşıdan birisini öldürdüler. Karşı olarak öldüler. Denge güdürü. Denge güdürü. Ardından Burak için şey yok. Ne o? Başsağlığı yok. Niçin? Alevilere şirin görünür güç olalım. Bir oyun var orta yerde. Cemaat ve Aleviler ve solcular bir yerde toplandılar. MHP'yi de yanlarına aldılar şimdi. Şimdi Büyük Birlik Partisi demeyeceğim. Destici'yi de yanlarına aldılar. Benim eski mahallem ya üzülüyorum da tabi. Benim içinde de bir durukluk var. Her ne kadar bilsem dahi, her ne kadar bilsem dahi. Daha önce tespit etmiş olsam dahi.
Tespit ettiklerini görmek dahi üzüyor beni. Ya diyeceksiniz ki ya. Ey eski ülkücü, yeni ülkücü ve MHP'ler. Nasıl bir araya geldiniz? Ha bir yere karşı bir araya geliyorlar. Bir yere karşı geldikleri yer, sünni kesimin temsilcisi. Bu mezhepçilik yaptığımı falan düşünmeyin. Görünen şey bu. Şey bu, tablo bu. Bir tablo var ortaya. Bir tablo var. E bizi bir de neyle kandıracaklar? Bizden birisiyle kandıracaklar. Kim? Ekmel Etti. Ekmel, Ekmel Etti'nin ismini tam daha karar veremediler de. O yüzden ben de karar veremedim daha.
Türkeş'in eski danışmanı. Türkeş'in eski danışmanının etrafında toplandılar. Bakın bir taşta kaç tane tuş vurdu. Kuş vurmaya çalışıyorlar. Ama bir yerde daha yapıyorlar. Türkeş'in eski danışmanına, Türkeş'in eski danışmanına, Türkeş'deki solcular ve aleviler oy vermiyorlar. Vermez. Ama sünni kesimin parçalayacaklar, dertleri. Türkeş'deki sünni oylardan çırpmak istiyorlar. Yani destici, MHP, ondan sonra o tava tencere var ya. Haydar baş tencere, baş çelik, baş tava. Öyleydi. Markası o onun. Siz bilmezsiniz. Bizim gençliğimizde normalde onlar dili toplantılar yaparlardı.
Dili toplantılarda çelik tencereler çıkardı. Baş tava, baş tencere, baş tabak, baş çatal. Adamın şeyde, karadenizde bir tane çelik fabrikası vardı. Çelik tencere üretimi vardı. Siz bilmezsiniz bölümleri. Onlar tava tencere satarlardı, din adına. Tabii tava tencere satarak da dine hizmet ettiğine inananlardı. Bak, Türkiye'de gazete çıkarırlar, onu sattırırlar, dine hizmet edersin. Dergi çıkarırlar, dergiyi satarsın, dine hizmet etmiş olursun. Tabii herhangi bir yerde bir kuruluş, bir şey olur. O orada çalışırsın, dine hizmet etmiş olursun. Bu meşhurdur. Okulda öğretmenlik yaparsın, dini hizmettir. Dershanede öğretmenlik yaparsın, dini hizmettir. Orada yerleri paspas tersin, dini hizmettir. Onlar sakın ha, orada fakir talebe filan okutacağız dediklerine bakma.
Bütün herkes, maaşlarını alırlar, bütün herkes talebelerden alırlar. Mesela hastanede bir görev yapıyordur, dini hizmet olarak yaparlar. Bunlar meşhurdur İslam dünyasında. Ondan sonra almayanlar da dönerden bakarlar. Ah, bak biz kimden besleniyoruz biliyor musunuz? Tayyip Erdoğan'la. Ördülüğü ödenekten besleniyoruz. Benim ara bu değirmenin suyu nereden geliyor, Uludağ'dan geliyor sözüm var ya. Adamlar oraya bağlamışlar. Tayyip Erdoğan'ın ördülüğü ödenerden alıyor diye. Tabii. Neden? Onların gözlerinde çünkü dini hizmet olunca para geliyor. Yani istemiyoruz ya. Biz istemiyoruz ya. İstemiyoruz ya. İstemeyince.
Uludağ ya. Bu nereden geliyor? Soruyorlar, soruşturuyorlar. İçinizde siz gayet normal böyle hani bunun böyle sorunlu soruşturulduğunu zannetmiyorsunuz. Sizler gibi görünüyor onlar. Başlarına sarıp sarıyorlar. Haydar giyiyorlar. Geliyorlar. Ooo harika dervişler burada da. Soruyor. Şeyerden diye para veriyor musunuz? Tabii. Soruyoruz. Zekatları nereye topluyoruz? Bizinkiler safiyane açıyor. Bilesi telefonu. Selamun aleyküm aleyküm selam. Efendim bir kardeşim var. Burada bunlar güzel şeyler. Hoşuma gidiyor. Efendim bir kardeş var yanımızda. Zekatları kim topluyor diye düşünüyorum. Soruyor. Soruyor. Diyor ondan derneğin hesabı var. Gidin oraya yatırın.
Sonradan Cafer'e döndü. Nasıl ben sordum? Cafer hiç banka hesabını birşeye oturun var mı? Yok efendim. Ha iyi. Nerede muhasebeti bizim? Ha ömreye gitti. Ona sordu. Birkaç yakal. Böyle hani böyle sorduğu utanıyor da insan. Sanki bir para yatırıldı da bunlar iç mi etti gibisinden. İnce ben soruyorum. Bunlar da sordu. Birkaç yakal. Birkaç yakal. Böyle hani böyle sorduğu utanıyor da insan. Sanki bir para yatırıldı da bunlar iç mi etti gibisinden. İnce ben soruyorum. Bunlar da senin altında kalacak. Sonradan uyardılar beni dediler ki böyle araştırıyorlar. Soğurtturuyorlar. Keli içimizden de var onlar. Çok uyanık ya onlar kendilerince. Aklı ermiyor hala da.
Kafası basmıyor. Gönül ata mı değil. Dava ata mı değil. Bunu yaşamamış hiç. Bazen örnek veriyor. Şaka gibi zannediyor o. Sanki kandırıyormuşum gibi. Biz kanımızı saptık. Dernek kira söz dedik diyorlar. Ona martalar geliyor. O inandırıcı gelmiyor. Biz diyorum alçıdan bozkurtlar yaptık. Üçlü derler yaptık. Alçıdan. Sattık bunları okullarda. Sokaklarda sattık. Dernek kirası ödedik biz. Oradan gelmeyiz. Geldiğimiz yeri inkar etmiyoruz. Benim gerdiğim yer orası. Artık bir şeydir çünkü. Mülke metaya insanların cebindeki paraya kula tenezzül etmemektir.
Öyle dava. Makama mevkiye tenezzül etmemektir. Öyle dava adamı. Dava adamı yoktur. Mevki yoktur. Rütbe yoktur. İslam da budur. Suvilik de budur. Adamlar rüya olmuş. Allah'ın var herkesin de. Ben görmedim. Mevki yok. Hiçbir şey yok. Rütbe yok. Ben bazen buradan bağırırım ya. Bu devletten makam mevki, rütbe bekleyerek beklemesin. Yok. Bir makam, bir mevki, bir rütbe olmayacak burada. Olmayacak.
Bir tane söylüyorum. Hadi verdi. Vefat ettim. Herkes istihar yapacak. Rüyasında gördüğünü gidecek, bağlanacak. Bu kadar basit. Şeyhime bana vasiyetiydi. Evladım herkes rüyasında kimi görüyorsa istihar yapsınlar, oraya bağlansınlar. Vasiyet devam ediyor. Arkadaşlar kimi rüyanızda görürseniz ona gidip bağlanacak. Bu kadar basit.
Bu kayıyorlar. O yüzden adam inanmıyor. Diyor ki. Yani. Her toplaması lazım bunun. O tabii benim sohbetlerimi de dinlememiş. Hani bir gün böyle hangi akla hizmet ederekten söyledim bilmiyorum ama söylediğinden pişman değilim. Hani Bursalılar bir yudum sizden su istersen sakın ha vermeyin dedi. Aynen söyledim. Daha devam ediyor. Örtüm yok. Bir yudum su istersen vermeyin. Bu bir gerçek. Allah'a selamet dıkarsın herkese. O yüzden onun kafası almıyor. Diyor ki. Bunlar başbakanımız var. Bu bir gerçek. Allah'a selamet dıkarsın herkese. O yüzden onun kafası almıyor. Diyor ki. Bunlar başbakanın örtülü ödenenler. Lan başbakan bizi nereden tanıcak? Nereden bilecek?
Bizi kim hale alacak zaten? Şurada bir kavurmalı ki insanız biz. Allah'a mahafaza eylesin. Meseleyi toplanıyorum. Bu tip ittifaklar olur dünya üzerinde. Sakın bunlara kalmayın. İsrail'e tokat vurmak için, istedikleri noktaya getirmek için Hamas'ı bile desteklerler orada. Aynı İngilizler bir bakmışın İsrail içerisinden başka bir tarikatı desteklerler.
Bir bakmışın Hamas'ın yanında yan bir kol kurmuşlar. Bir bakmışın şimdi İSİN'i destekliyorlar. Bir daha sonra İsrail'in yanında bir bakmışın ahir bir grup. Ne? Bin Hüsra cephesi vardı. Onu desteklerler. Kalmayın. Aynı İngilizler Irak'ta bakın kanlı bıçaklılar öyle değil mi? İran'a. Ama Irak'taki Irak şihası ile İngilizler dosttur. Siz tane orada bir karışıklık gelince nereden geldi? Londra'dan geldi. Nerede ikametgahı? Londra'da arkadaşın İngiliz pasaporta taşıyor. Ne? İran'ın ruhani dikli lideri. Şimdi İran'dan da çıkmaya başladılar. İran'dakilerin bir kısmı da Sistani'yi ruhani lider olarak görüyorlar.
Ama neyi değil. Sistani'yi görüyoruz şimdi. Dili lider olarak. İran'a da mesaj gönderiyor. O yüzden böyle değişik, değişik, enteresan birliktelikler kurdu. Avlan. Yani İngiliz gelir burada bir tarikatla birleşebilir. Onun kendi imayesini alıp onu örgütlemeye çalışabilir. Aa bir bakarsın ki o tarikat lideriyle beraber bir başka bir yeri destekliyor. Enteresan bir şeydir. Bakarsın ya nasıl oluyor böyle dersin. Ve o Şeyh Efendi de böyle onun öyle desteklenmesi gerektiğini, manevi haller gördüğünü, bir işaret aldığını söyler. Müridan da o işarete doğru gider. Herkes de böyle bakar. Böyle ittifaklar kurulduğunu görürsünüz.
Bu ittifaklar sizi aldatmasın. Siz Kur'an ve sünnete sımsıkı bağlayın. Bağlanın. Şeyden çıktı, Arap Aleviliğinden çıktı. O yüzden Arap Alevisi yok. Anadolu Aleviliği var. Onların tarihiyle söylüyorum. Bu da 100 yıllık bir çatı. 100 yıllık bir şemsiye. Fazla değil, 120 yıl, 130 yıl bile değil. 100 yıllık. Cumhuriyetle başlayan bir şeydir bu. Bunların hepsi de Alevi çatısının altında toplanmıştır. Anadolu'ya has bir şeydir. O yüzden içinde mesela namaz kılanları vardır. Oruç tutanları vardır Alevilerin. Aynı çatının altındadır onlar. Kürt Alevileri vardır. Aynı çatının altındadır. Mesela Kürt'ten Alevi olmaz.
Olmaz. Tuhaf değil mi? Olmaz. Birisi Alevi olamaz. Vardı ya Ezeb'in dayısı. Adam Alevi değildi. Alevi köyüne gömülmek istedi. Adamlar mezarını dahi görmediler. Dediler sen Alevi değilsin bizim mezarlarımızda. Ne işin o? Bir kimse Alevi olmak istiyon derse Türkiye'de Anadolu Alevi'ne göre Alevi olamaz. Mümkün değil. Kadro yok çünkü. Kayınbaba geline fitre verebilir mi?
Dışarı gitmesin ha. Kayınbaba geline veremez. Çünkü oğlu hükmünde, o da kızı hükmünde. Kayınbaba ne oldu? Baba, oğluna bakacak. Oğluna neden fitre versin? Sen bir kimse oğluna fitre verir mi? Ama gelin tabii, bu noktada oğlu hükmünde değil. Dışarı gitmesini istemiyorlar. Allah iyisin icap. Askeri ücret alan kimseye fitre vermedi mi? Bakın, fitre verecek olan kimse, tekrar söylüyorum. Fitre verecek olan kimse, nisap miktarı kadar paraya nail olması lazım. Yani, zekat verebilenler, fitre verebilir. Zekat verenler, Hanefi'ye göre. Ama, herkes fitre veriyor mu biz de veriyoruz. Vermek mededilmiş herhalde.
Normalde, yüz lirada olsa bir fitre ver, bununla bir sıkıntı olmaz. Fitreyi kimler vermeli, bunu anlattı. İki maaşı olan bu kadın, elde katıcını kabul etmelidir. Ne yapsın? İsterse beş maaş olsun bir kimsenin. Eğer kenarda nisap miktarı kadar parası yoksa, o yine fakir hükmündedir. Adamın beş tane dairesi olur, altında son model arabası olur, ne bileyim, her şey olur. Nisap miktarı kadar parası var mı yok mu, ona bakalım. Nisap miktarı kadar parası yoksa bir kimsenin, o yine fakirdir. Fıkıh açısından. Bu ne demektir? Adamın geliri vardır, o kadar da gideri vardır. O kadar da gideri varsa, o adam yine fakirdir. Değişik bir şey yok. Ey iman edenler, iman edin. Allah ve Resulü ayetindeki iman edenlere tekrar iman edilmesindeki anlam nedir?
Bu soruyu size sormamı isteyen kişinin selamı ile. Aleyküm selam. Ne Allah gelip de kendisi sormamış ki? Evet, iman edenler, iman edilmiş ayet-i kerimdisi, imanınızı kemale erdir. Gülü gülüne müsavi olan zarardadır. Her gün imanını kemale erdir. Her gün kendini yeniler. Her gün iman dairesinde kendince yeni perdeler erdir. Yetmiş bin zulüm perdesi vardır. Kalanlık perdesi. Sen imanını her gün taze ederekten ne yap? O iman perdelerini yenile taze er. Allah bize onlardan eylesin. Hz. Mevlana Mevlana'nın adıdır. Zikrullah buyuruyor açıklamadım. Doğruyu anlayamadım. Din ihlas ve samimiyet de demiştiniz. Tepeminde de sevgi vardır. Her seven ihlaslı ve samimiyetlidir.
Her seven ihlaslı ve samimiyetlidir. Allah'ın varlığı ile resfesi oluyor. Nasıl kurtulurum ona bu hal. İhlas suresini okuyacaksın. İhlas suresini okuyacaksın. Oğlum bonzai satanları ve kullananları bilgini söylüyor. Biz küçük bir yerde otururuz. Ne yapacağımızı bilmiyorum. Ve açıkçası korkuyorum. Oğluma bir şey yaparlarsa diye. Oğlum kullanmıyor. Ne yapamayalersiniz. Derhal o bonzai satanları ihbar et. Nerede uyuşturucu satan var ise. Nerede uyuşturucu kullanan var ise. Gidin ihbar et. Memleketini seven. Vatanını seven. Bu memleketin geleceğini seven. Geleceğini düşünen insanlar. Bu uyuşturucuyla mücadeleye yardımcı olacaklar. Bunu birkaç yıldan beri.
Ne yapamayalersiniz. Ne yapamayalersiniz. Derhal o bonzai satanları ihbar et. Nerede uyuşturucu satan var ise. Nerede uyuşturucu kullanan var ise. Gidin ihbar et. Memleketini seven. Vatanını seven. Bu memleketin geleceğini seven. Geleceğini düşünen insanlar. Bu uyuşturucuyla mücadeleye yardımcı olacaklar. Bunu birkaç yıldan beri baktır baktır. Bağırıyorum yeni yeni bunu bu noktada. Tehlikeyi yeni gördüler. Tehlikeyi yeni gördüler. O yüzden şimdi yeni yeni bununla alakalı toparlamaya çalışıyorlar. Nerede varsa bakın. Nerede varsa. Derhal herkes ihbar edecek. Adınızı, soyadınızı verir, sıkıntı yok. Bana da veriyorlar, teşvik ediyorlar.
İkbal edin. Gençlik yoksa elden gidecek. Allah muhafaza eylesin. İhaleye girip icralı, ev, araba vesaire almak uygun mudur? Uygun. Dinle sıkıntısı yok. Niçin sarılır? Sünnet. Secda halindeyken avuç işleri yere değmeli midir? Evet. İlümün altı nedir? Uzun sohbet. İlmanet'i ile alakalı sohbet eden adam vefat etti öldü. Neydi o araştırmacı? Aytılç, altın dal. Haddi açtıysam affola. Estağfurullah. Yerarşi noktasında görevli bir kardeşin yapması gereken fiillerde ve söylememesi gereken sözlerde ana ona tabi et.
Yani sözünü dinlemek ne kadar zor. Yanlış. Yanlış. Arkadaşlar vazifeli kimseler Kur'an ve sünnet tarihinde dergaha ile alakalı bir şey söylediğinde biz onlara uyarız. Bu kadar. Bu kadar. Ama bir kimse bir kimse ya muhabbeti yerindeymiş istediği gibi davranır. Bu farklı bir şey. Bakın bu farklı bir şey. Ama dergaha ilgilendiriyorsa bir tek o tip meselede biz onun tavsiyesine de onun bu noktada bir iş yapılacak, onun yapılması gerektiğinde tabi olun.
Bunun tartışılacak bir şey yok. Bu kardeş çocukları sürekli azalıyor. Şahsınızı olur olmadık yerde aşağılıyor. İse hakkımızda helal ediliyor. Allah midayet eylesin bütün arkadaşlar. İki kafa nasıl girilir? Vasbeye niyet edilir, girilir. İki satıp kazanılan parayı harcamanın mahsuru var mıdır? Var mısın o parayı? Ne yapmalıyız? Bir kukaraya git ver ama sevap bekleme. Allah-u Teala'nın 99 ismi çocuklara koyulmuyor. Fakat kurkan ismi de onların ismi neden koyulur? Elbette hesabının denildiği yeri nedir? Evcet hesabı. Yani Allah'ın isimleri konulmuyor diye bir kaydı. Cenab-ı Hakk'ın bir tek zatını söz konusu eden Allah ismi Celle Celaluhu direkt olarak konulması sakıncalı.
Geri kalan, mesela isimlerin üzerine Allah'ın Rahman'ın kulu, Allah'ın kulu Abdullah, Rahman'ın kulu Abdurrahman, Rahim olan Allah'ın kulu Abdurrahim gibi isimler konulmuyor. Evcet hesabında bir matematik hesabı dinlerine bağladıkça olsun ki. Harfleri değerler vermişler kendilerince. O harfleri verdikleri değerlerle bir şeyler çıkarıyorlar. Bir ilim. Bunu da söyleyecek bir laf yok. Ama merak etmeyin, o evcet hesabını yapanlarda da enteresan şeyler var. Bunun ilmini belki de bilmediğinden ben böyle konuşacağım. İşte bir tarafta cim, işte harf değer olsa başka bir yerde bir bakmışsın on üçe çıkarmış. On buradan buradan buradan çıktı on üçe oldu diyor. Nereden çıktı on üçe oldu?
Burada on, burada on üçe oldu dedim de. Bakıyorsam. Ya ne bakıyorsun dedim yani. Burada ondu bu cim, burada neden on üçe oldu? O tarihi kafasına göre onun uygun yapmış. Oradan bir harfin değerini değiştiriyor. Ya değiştirme, bir harfin değerini değiştir. Onun üzerinden git, onun üzerinden gitmiyor. İlla ki kafasındaki Mehdi tarihini yakalayacak ya. Mehdi tarihini yakalayıp kendisinin de Mehdi olduğunu söyleyecek ya. Uydur Allah, kaydır Allah. Döndür Allah. Ondan sonra ben demedim, siz dediniz. Ben Mehdi'yim ya. O Mehdi gördü, ben değilim ya. Bütün yollar ona gidiyor. Ondan sonra da zevke geliyor. Oynadı zımatçe diyor. Haydi oynuyor o araçlara. Mehdi o ya. O döndü dolaştı, döndü dolaştı.
İterici. Bunun tadını çıkarmak lazım. Hadi zımatçe diyor. Haydi birisi çıkıyor. Bu evcet hesabı. O hale geldi. Ömürkü de oturuyor, kıyamet hesabı yapıyor. Evcet hesabına. Ömürkü oturmuş, başka hesap ediyor. Allah muhafaza edilsin. Amin. Dininizi yaşayın kardeşler. Bırakın böyle şeyler. Kur'an ve sünnete sımsıkı yapışın. Dininizi öğrenin. Fıkıhınızı öğrenin. Öğrenin. Etrafınızı öğretin. Hayat, Kur'an ve sünnetin üzerine kurulsun. Kıyamet kopacakmış. Varsın kopsun, şimdi kopsun. Şimdi kopsun. Ne olacak ki? Diyince bakıyorlar. Kardeş şimdi kopsun, kopacaksa.
Ne tarihle uğraşacak? İki yüz yıl kopacak deyip de. İki yüz yıl sonra kopacakmış deyip. Namazı mı terk edeceksin? Kıyametin kopmasına yüz yıl var. Ne yapacaksın? Orucu mu terk edeceksin? Kıyamet yarın kopacak. Hadi kıl namazını. Ne yapacaksan yap şimdi. Hadi kıyamet beş dakika. Kimin ne zaman öleceğin darbi var mı elinde delili? Yok. E sen yarın ölecekmiş gibi dinine sımsıkı sarılıp yaşasana. Bu tezgahların hepsinden de geçtik. Bu fakir geçti. Doksan birde Mehdi çıkıyordu. Tehir oldu doksan beş.
Tehir oldu doksan yedi. Tehir oldu doksan dokuz. Tehir oldu iki bin bir. Hep tehir oldu. En son Şeyh Efendi Allah rahmet eylesin dedi ki Mustafa Efendi onun dedi. Haklısın dedi bak. Bir daha tarih verdiler mi dedi. Tarih açıklanmayacak dedi. Bir algı bu. Burada desem ki millete Mehdi çıkacak iki yıllar herkes oraya yüklenecek.
İki yıl geçecek. Dizecekler ki Mehdi nerede? Yok. Ne oldu? Tehir oldu. Görülen rüyalar ve halleri inkar etmiyor. İnkar etmiyor. Bunu şuna bağlıyor. Gerçekten Ümmet-i Muhammed'in içerisindeki büyük zahta zor anlar yaşıyorlar. Sıkıntılı günler yaşıyorlar. Sıkıntılı devreler yaşıyorlar. Bu her yerden geliyor. Öyle her gelince o kimse daralıyor. Ona bir manevi bir kapı var. Ona çünkü bir nefes ihtiyacı var. O hengamenin içerisinde ona bir nefes lazım. Kimse o halden anlamıyor çünkü.
O kolay değil o tip meseleler. Hiç kimse onun derdini bilmiyor çünkü. O dertle dertlenecek kalbi insanlar az. O sıkıntıyla kendisini sıkıntının içerisine koyacak, elini taşın altına koyacak kalbi insan, samimi ihlaslı insan çok az. Yani düşünebilir misiniz? Bir kimse yedirdiği yemeği zorla yedirmiş, zorla davet etmiş, onu aram zıkkım ediyor. Üç gün sonra. Ve on gün sonra hiç ummadın bir kimse senin karşına çıkıp seninle yol gitmiş, yolda giderken bir şey yapmış kendince, onu senin önüne koyuyor. Sen Kur'an sünnet deyip, ver yansın, çekin salsın, koşuştururken o başka bir davanın önüne çıkıp senin önüne geliyor. Bunlar kolay şeyler değil. Kolay yutuluk şeyler değil.
Bu hengamenin içerisinde işte ona bir nefes olsun. Ona böyle bir öte alemden bir müjde olsun. Bu noktada onu desteklediklerini gösterin, bir hal olsun diye işte az kaldı sabretti olan. İşte ne diyor o İsa Aleyhisselam? İşte bir bakıyorsun o senden daha fazla sıkıntılı. Oturuyorsun diyorsun, o öyle bir sıkıntı yaşamış ki. Yani senin sıkıntın ne ki Mustafa Özbağ diyorsun, atıyorsun kendini bir kenara. Bir bakıyorsun, başka bir peygamber ne zulümler çekmiş. Ondan sonra az kaldı diyor sana birisi. Bir pencere açıyorlar, diyorlar ki işte bak, Burhan Yürücen. Bir ümit o, bir umut o. O can ağabeyi de diyor ki bitecek bu sıkıntılar. Bu problemler bitecek, bu darboğaz bitecek, bu çekilenler bitecek.
Ey kardeşler devam edin, az kaldı diyor. Mehdi'yi gördün, evet görüyor. Doğru. İsmail'e de desem ki İsmail kaçıncı Mehdi'yi gördün, İsmail bir sürü Mehdi anlatırsın der. Doğru mu İsmail? Ya, Karadağ burada mı Ali? Hani kaç tane Mehdi gördün bugüne kadar? Yalan değil. Yalan değil. Değil. Değil. Mehdi'yi görürsünüz Zekrullah'ta. Yalan değil. Hazreti Peygamber Salonlar dedi, işaret eder. İşte benim evladım der. İşte gelecek olan mehtubu der. Görürsünüz, yemin ediyorum. Yalan değil.
Veya İsa Aleyhisselam gelir, işaret eder. İşte der, beklenen mehtubu. Geliyor. Sen dersin ki ya geliyor, bitiyor imkanın. Sıkıntın bitiyor. Geçtik ya. Geliyor. Yakın zamanda. Biraz da böyle bu rüya ve hay yorumuyla tam sırra vakıf olamayanlar da, bu meselede böyle karıştırabilirler. Herkes için yeterli bu. Bu sefer Mehdi algısı. O algı bütün her yere sarıyor. Sarıyor. Asıl bu sıkıntılarla alakalı. Bir sorumluluk alınmış, bir sorumluluk var. Bir cemaat var, bir dergah var, bir yol var. Koşulması gereken, yapılması gereken şeyler var. Gecesi ayrı, gündüzü ayrı, şehirler ayrı, ilçeler ayrı. Her yerde bir şey var.
Muhakkak olacak bunlar. Ama o hengafenin içerisinde insanların kendi özel yaşadıkları var. Etrafında yaşadıkları var. Bu böyle bir şey değil. Bunlar bir şey değil. Olmuyor. Bir de laf tüm. Muhabbet. O var. Adamın sanki bir kuruşunu almışsın, bir kuruşunu yemişsin sanki. Veya bir kuruşunu istemişsin sanki. Kendince kendi parasını bir şey zannediyor. Böyle laf arası söylüyor mu canı sıkılıyor. Yani senin toplam sermayeni ben sayın arada pavyonda bıraktım diyorsun. O kalıyor öyle. Adamın senin bütün sermayeni ben sayın arada pavyonda bıraktım iki yılda diyor. Adam bakıyor öyle. Kendince kendi parasını çok görüyor adam. Üç kuruşunu çok görüyor.
Allah muhafaza eylesin hiç kimse Cenab-ı Hak üç kuruşa muhtaç etmesin. Ama kendince böyle o şey paralı. Herkes onun parasını yemeğe verdik ediyor ya. Bir de böyle bir aldı o. Yani bakıyor ne zaman isteyecek diye. Veya tabii bunlar ne işin yaşıyorsun sen? Her şey. Hiç haberin yok. Birisi boşanıyor. Şeyhin boşalttı diyor. Birisi evleniyor. Şeyhinin emrinden geldim diyor. Aa öyle misli diyorum ben duyuyorum sonrada. Bunların hepsi yaşanıyor. Bu hengamenin içerisinde var ki sıkıntı olacak, problem olacak, dert olacak. İnsanın üzüldüğü yer olacak. Kendince sıkıntı yaşadığı yer olacak olacak. Ondan sonra bulutların arkasından birileri geliyor.
Okşuyorlar başını. Sabret az kaldı. Sen sabah olduğunda yeniden doğmuş gibisin. Yürü. Bu. E ondan sonra da birileri de evcet hesabı çıkarıyor. Bu da bu. Bakıyorum dinliyorum. Ah evcet hesabına göre kıyamet şu tarihte kokacak. Şimdi geçenlerde de bizim şey Orhan önce geldi. Kıyametin tarihini attığıyla. Dedi ki hesaplamalara kadar bilmem kaç milyon yıl sonra. Dünya fiziken yok olacak dedi. Bütün kıyamet hesapları alt üst oldu. Hocaya diyecektim iş büyüyecek diye seslenmedi. Hoca bütün kıyamet hesaplarını alt üst etti. Yani yoksa bazılarına göre işte 100 yıl sonra kıyamet kopuyor. E nasılsa o hocalar 100 yıl sonra yaşamayacak ya.
O yüzden kendi yaşantılarından sonrasına kıyamet tarihi verebilir. Bundan 600 yıl önce kıyamet tarihi veren İslam dünyasında alimler var. Dikkat edin. Bundan 600 yıl önce, bundan 700 yıl önce, 1000 yıl önce kıyamet tarihi veren İslam ulemasından İslam araştırmacılar var. Geçin. Veya evde o kimsenin ismini yazacak da isminin numaralarını aşağıya verecektir. Bindi. Bir de o var. Allah yoluna açık etsin. Hiç böyle şeylerle işim olmaz. Kur'an ve sünnete bakarım. Dinimi yaşamaya bakarım. Dini yaşantımı dizayn etmeye bakarım. Allah benim üzerine ne vazife vermiş onları yerine getirmeye çalışır. Bırakın bu temişleri.
Hiç uğraşmayın, kahve bile almayın. Ondan sonra bir gün siz de Mehdi olarak önünüze çıkabilirsiniz. Tabii. Bütün yollar sizi gösterebilir. Olmadı peygamber olursanız. Bir kimse filanca nebi derse dikkat edin. Bir kimse nebi diyen de küfre düşer. Nebiyim diyen de küfre düşer. Bir kimse ben nebiyim, ben peygamberim derse kübre eklidir. Veyahut da bir kimse dese ki, x kimse nebidir diyen kimse de kübre edilir. Din bu. Bu aslında başka bir dinle intikal etsin, ne yapıyorsam. Din bu. Allah bizi muhafala edersin. La ilahe illallah. Amin.
Allah gecenize hayır etsin. Hava sıcak olduğundan biraz da böyle sekret olduğundan zikrullahı kısa tutayım. Yarım saatte geç falan derse gelirse haklarınızı helal edin. Ramazanınız, bayramınız, orucunuz mübarek olsun. İttikafa giren kardeşler nerelerde ittikafa girdilerse onları bilen kardeşler, hepsi de bilenler kim nerede ittikafa girdi diye listelerine Adnan'a versinler. Var mı istediniz? Yok. Tesmin edin arkadaşları konu ve herkes kim nerede girdiğini bildiyse Adnan'ın camisiyle beraber ismini de yazdırsın. Ecelin mübarek olsun. Son on gün derse gelme zorunluluğu yok hiç kimsenin ama bu dönemdeki perşembe tekrar burada ders yapacağız. Mahalle derslerini bu on gün içerisinde bütün il, ilçe, diğer iller, ilçelerde dair dersleri bu noktada iptal edin.
Çünkü bayram hazırlığı herkes bayram hazırlık yapacak. Mahallelerde ondan sonra diğer illerde, ilçelerde bu noktada dersleri iptal edin. İnsanlar bu noktada zorlanmasınlar. Bayram haftası biz, bizim derslerin tatil olduğu bir hafta vardı. O da iki bayramda bayram haftası biz. O yüzden tatil derken mecburiyet yoktur. Örnek İstanbul'da, İzmir'de ders konulabilir mi? Konulabilir. Ama mecburiyet yoktur. Bunun gibi. Sorry. Yoksa nenun dikkatı dikkatli. ız. İşaret Dili Trab. Dili Trab.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi