Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 6 Haziran 2014 · 1:23:53
Selamun Aleyküm, Allah'ın gecenizi hayır etsin inşâAllah, Cenâb-ı Hak cümnetimizi hayır verlesin, mecbur verlesin, gururlarınızdan hayır verlesin, korktuklarınızdan hızı muhafaza eylesin, cümnet-i Muhammed'e yardım eylesin, cümnet-i Muhammed'e yardım eylesin, cümnet-i Muhammed'i muhafaza eylesin, cümnet-i Muhammed'i fayda eylesin, hüküm-ruan eylesin, inşâAllah gönlünüz, inşâAllah Allah'ın zikriyle, muhabbeti ve hem'ar olsun.
Bunda bir hayli soru var. Bu sorular zannediyorum ki insanların kendi arasında konuşup, ama bir türlü dile dökemedikleri sorular gibi geliyor bana. Bu noktada ilim öğrenmekte sınır yoktur. İnsanların dinini öğrenmelerinde sınır yoktur. Dini hükümlerini öğrenmelerinde sınır yoktur.
Bazı sohbetlerin bir tarafından, bir bölgesinden tutup, bir tarafından tutup nasıl böyle konuşulabilir diye eleştiri oklarının üzerine yöneltildiğini biliyorum. Ama ben söz konusu olan değilse, bu noktada kırılmakta ve korkanlardan değilim. Allah beni Kur'an-ı Sünnet dairesinde, sizi de beni de daim eylesin. Amin. Bu bir erkek eşi, bir erkek eşi, arkadaşların komşu ve bölgesindeki tanıdık ya da tanımadık bayanlar ile ilişkileri arasında nasıl bir diyalog olmalı? Bir erkek eşiyle olan adab-ı muhaşereti ile konuşma adab-ı erkanı ile komşularıyla, arkadaşlarıyla tanıdık bayanlar ile tanımadık bayanlar ile ilişkileri adab-ı muhaşereti aynı değildir.
Eşiyle olan adab-ı muhaşerette, Kur'an-ı Sünnet dairesinde kalıp birbirine hakaret etmeden, birbirlerine saygısız davranmadan eşiyle olan adab-ı muhaşeret açıktır. Bir kimse ama konuşma esnasında ama cinsellik noktasında eşiyle haram kelimeler ve haram davranışların haricinde eşiyle olan adab-ı muhaşeretine sınır koymak mümkün değildir.
Din, Kur'an-ı Sünnet dairesinde eşiyle olan din ile adab-ı muhaşeretinde harama düşmediği müddetçe sıkıntı yok. Cinsellikle alakalı kadının ay hali, doğu saha halinde cinsel bir ilişki, tam bir cinsel bir ilişki haram ve kadına bu noktada arkadan yanaşmak, yani kadının arkasından cinsel bir ilişkiye girmek yasaktır. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bu noktada adı şerifte kesin bir dille ihanetlemiş, ihanetlemiş.
O yüzden kesin bir dille, hatta onların kim işte erkek veya kadın birbirlerine arkadan cinsel ilişkiye girerlerse, girenin de, girdirenin de imanının kabul edilmeyeceğini söyledi. Bu noktada kadın kadına da, erkek erkeğe de cinsel ilişki noktasına giren insanların imanlarının kabul edilmeyeceğine dair kesin, sahih rivayetler var. O yüzden bunların haricinde, haramların haricinde bir erkek eşiyle bu noktada adam muaşeret noktasında bir sıkıntı yok. Şimdi arkadaşlarıyla, yani normalde bir erkeğin arkadaşları var, erkek kendi arkadaşlarının arasında da adam muaşereti aşmadan, genel ahlak kuralarını sarsmadan bu noktada arkadaşlığını, muhabbetini devam etmektir.
Ağır er şakaları, ağır sözlü şakalar, küfürlü şakalar, birbirini rencide indirici, hakaret edici şakalar, birbirini bu noktada küçük düşürücü, onları eleştiren, onları bu noktada kendince doğruymuş gibi görür. Onu bu noktada, Kur'an-ı Sünnet'in dışındaki bir davranış biçiminde ona davranmak kesinlikle yanlış ve haramlı. Bayanın arkadaşlarıyla, erkek, onların da hedef ve adam tanesinde davranmak önündedir. Onlar da kesinlikle ve kesinlikle bir kardeşi gibi, bir bacısı gibi, hürmette, onlarla olan muaşerette eksiklik ve yanlışlık yapmayacak. Komşu hakkı bellidir. O yüzden normalde bir kimse komşusunu tanımalı, komşusunu bilmeli, komşusuyla selamlaşmalı, komşusuyla da adam muaşeret davranmalıdır.
Tanıdık, tanımadık bayanlar, tanıdık bayanlarla olan hukukla, tanınmamış, tanımadığı bayanlarla olan hukuk aynı değildir. Tanıdık bayanlar kimlerdir? İşte teyzesinin kızıdır, halasının kızıdır, dayısının kızıdır, komşusunun kızıdır, karısıdır, birşeyisidir. Onlar da normalde erkek kendisine selam verilir, kendisine bu noktada merhabet edilir, cevap verilir. Onları cevapsız bırakmamalı. Ama buradaki muaşeret, erkeğin onlara selam vermesi değildir. Burada erkeğe selam verilirse, erkek onları cevapsız bırakmaz. Erkeğe selam verilmezse, erkek onları kalkıp da illa ki görüşeceğim, konuşeceğim diye uğraşmaz. Tanımadık bayanlarla zaruret noktasında konuşulur. Bir erkek tanımadığı bir bayana, o baraba nasıl, iyi misin demez ki.
Veyahut da gidip ona yanaşıp bir şey konuşmaz. Bu kesinlikle haram. Ama bir zaruret söz konusu, bir dükkana girdi, alışveriş yerine girdi. Veyahut da ona geldi o kimse. O zaman onlara adam muaşeret noktasında görüşebilir, konuşabilir. Bu noktada erkeklerin bu tip, bu adam muaşeret noktasında, kulağın ve sünnet dairesinde kalaraktan ilişkilerini, kadınlar kıskançlık damarlarını kabartıp adamları sorulamasınlar. Bir kadın da çarşıya alışverişe çıkar, gayet adam muaşeret dairesinde kalarak alışverişini yapar, alacağını alır, satacağını satar. Bu noktada yani işini görüp, erkeğin de kalkıp bu noktada kıskançlık damarlarını kabartıp, işte sen o ayakkabıcı dükkanında ne arıyordun? Ya gitmiş, ayak kapatıyor. Gayet basit, normal bir şey. Bunu makul görüp, bu noktada kıskançlık dairesinde olup, kıskanılmayacak bir şey de kıskanmaya kalkmaları hoş bir şey değil.
Bir erkek kendisinden ikrarı düşmeyen bir kadınla oral ilişkiyle tatmin olursa zina hükmüne girer mi? O bir şey zina günahı yazıyor mu? Evet, cevap evet. Ama bu rejim edilmez. O zina binalına girer, yapmış olduğu şey zinadır. Ama bu noktada rejim cezası olarak uygulanmaz. Ama zina hükmündedir, günahı da zina günahıdır. Yabancı bir tadınla, bunu açık açık konuşacağım.
Kömüşmek, işte ne bileyim tabiri caizse, sevişmek, bunların hepsi de zina hükmündedir. Ve kesinlikle haramdır. Bunun rejim edilmemesi, onun zina hükmünü kaldırmak. Rejim edilmesiyle alakalı Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin bu noktadaki iştihad, sünneti muhakkak o kimsenin tam bir cinsel ilişkiye girmesidir. Ama adi şevklerde bunlar yabancı bir kadınla bir insanın el ele tutuşması dair, nikah düşmeyen bir kadına şehvetle bakmaya dair zina hükmündedir, günah olarak. O yüzden bunlardan uzak durmalı. Bununla alakalı bir şeye tevessül etmemek. Bazen fıkıh kitaplarına otururlar, o fıkıh kitaplarına okuduklarında işte buna rejim cezası gerekmen dendiğinden zannediliyor ki o böyle günah olarak aşağıda.
Muhakkak o bütünden aşağıda bir şey demiyorum ama hadis-i şevklerde zina günahı işlenmiş olur diyor. O yüzden bunu böyle fıkıh kitaplarındaki rejime tabiri tutulmayan zina ama hükmen zina olan bu meselelerden de arkadaşlar, kardeşler kaçınacaklar. Şunu unutmayın, nikah düşmeyen, nikah olmayan bir kadınla bir erkeğin şehvetli noktada birbirlerinin ellerini tutması dahi zinadır.
Zina. Bundan uzak duracak. Bunu küçük görmek, bunu küçümsemek. Ya bundan bir şey olmaz mı demek? Allah muhafaza eylesin. Günahı küçük gördüğünden büyük günah kebayı. Cenab-ı Hak muhafaza eylesin, korusun inşallah. Bizim Kur'an ve sünnete dayalı olan algımızda, anlayışımızda hiçbir günah kebayı o kimseyi dinden çıkarmaz. Günahı yok görmek. Günahı yok görmek dinden çıkarır. Allah muhafaza eylesin. Zina nedir? Tam bir zina anlatıracaksa, bir erkeğin bir kadınla veya bir erkeğin bir erkekle, bir kadının bir kadınla, bir kadının bir kadınla cinsel ilişkiye girmesi zinadır. Bir erkek, bir erkekle zina ederse, her ikisi de Reis Hazreti Ali Radıallahu anh Hazretleri'nin fetvasına göre bu melaneti işledikleri yer yakılır.
Yapan erkekle, yaptıran erkekleri öldürülür. Bir kadın, bir kadınla cinsel ilişkiye girerse, normalde o erkeklerinki cinsel ilişki gibi değil ama böyle bir şey yaparsa o da zina hükmündür. Bu noktada rejim edilmemiş. İslam tabiinde böyle bir şey yok. Nasıl? Benim okuduğum bir delil yok. Böyle bir hadise yaşanmamış. Çünkü bu genelde böyle dar toplumlarda, dar dairelerde böyle insanların kendi arasında yaşadığı şeydir bunlar.
O yüzden kadınların böyle bir kadın kadına da olsa, küçük kızlar da olsa, onları böyle erkek kimse bir şekilde öpmeleri, böyle fazla sunulu, fazla böyle ıslaklı, kocaman kocaman öpüşmeleri, öpmeleri uygun değil. Kadın kadına da böyle bir yatakta aynı yorganın altında yatması yasak. İki kardeş de olsa aynı yata, aynı yorganın altında yatması yasak. İkisi de kadın da olsa birbirlerinin tenlerini değdirmeleri yasak. Bunlar otomatikman zina hükmünde.
Kesinlikle. O yüzden zina bir erkekle bir kadının arasında tam bir cinsel ilişki olursa, rejime dayalı, yani öldürülmesi gereken her ikisi de bekarsa yüzer değnek vurulması gereken günah kebay. Birisi evi, birisi beka. Evli olan rejim edilir, bekar olana yüz değnek vurulur. Bunun altındakiler derece derece aşağı doğru inebilir. Bunun içerisinden eyvallah.
Hayvanı da bu noktada cinsel ilişkiye giren bir kimse o hayvan da öldürdür. Üzerinde tartışma yapmışlar. Öldürülsün mü, yakılsın mı? Bunun eti yenilir mi, yenilmez mi? Etini yenilmeyeceğine hükmetmişler. Ve onu yapan bir kimseye bazı fıkıhçılar rejim edilmesi gerekir demişler. Allah muhafaza eylesin. Darül İslam veya Darül Hak'ta bunun cezası nedir? Darül İslam'a göre benim bu söylediğim fıkıh kaydeli. Darül Harp'ta Darül Harp imamının seçilmesi gerekir. Darül Harp imamının bu noktada bunu yapması gerekir. Yani hükmetmesi gerekir. Ne yazık ki Darül Harp imamımız yok. Anefi'ye göre Harp'ta olan bir Müslümanların kendi aralarından bir Darül Harp imamının seçmeleri şart. Ama bunu yapabilecek, bunu edebilecek Müslüman topluluğu ne yazık ki yok.
Bu acı tarafımız. Müslüman veya gayrimüslüman birisiyle olması olayı farklılaştırılır mı? Normalde Müslüman Müslüman olursa zina hükmünde gayrimüslün bir kimseyle erkek zina ederse yine zina hükmünde. Yani cinsel ilişki giderse yine zina hükmünde değişen bir şey yok. Ama Darül Harp'ta olan bir zinanın rejim edilme cezası verilmesi mümkün değil. Çünkü Darül Harp'te hukuk icra edilmez. Hukuk icra edilemediğinden dolayı orası Darül Harp'tır. Hukuk icra edilmiş olsa orası Darül İslam olur. Darül Harp'te İslam hukukunun hemen hemen hiçbirisi icra edilmez. Orası Darül İslam oluncaya kadar Müslümanların orayı Darül İslam'a çevirmelerini fardayındır. Şafiye göre son Müslüman şehit oluncaya kadar savaşmaları şarttır.
Şafiye göre. Hanefiler bu noktada orayı Darül İslam'a çevirmelerin fardı demiş. Ama son Müslüman şehit oluncaya kadar savaşmakla emrolunduğumuzu da yok. O yüzden Hanefiler orayı Darül İslam'a çevirmesi için mücadele edilmek ya da hicret edilecekler. Ve hicret edecek bir yerimiz de olmadığına göre o yüzden Darül Harp'in Darül İslam'a çevirilmesi için mücadele edeceğiz.
Altını çizerekten önemli söylüyorum. Darül Harp'te hiçbir İslam hukukunu icra edemezsiniz. Buna malların taksimi dahil. Bazıları işte İslam'a göre kadınlar şu kadar olacak, ertekler o kadar olacak. Hayır. O Darül İslam'da. İşte boşanırken İslam hukuku. Yok kardeşim İslam hukuku. İslam'ın hukuku yok. Burada İslam'ın hukuku iki kimsenin arasında yapabildiği yere kadar, gücünün öğrettiği yere kadar, iki ikisinin arasında. Mesela ticarette insanlar kalkıyorlar şimdi tak hemen İslam hukukuna geçiyor.
Dur kardeşim nereye İslam hukukuna geçiyor? Altı şişane üstü tophane olmaz. Bir şeyin altı şişane üstü tophane olması mümkün değil. Bu ne çek? Sen bu çek kanununa tabiisin. Bunu aldın mı?
Öyle gayet yaptı çamları mı? Bir senet aldın mı aldın hukukuna? Dikkat edin. Türkiye'nin cüzdanı var mı? Kabul ettin. İcra, iflas, hukuk. Yapacak bir şey yok. Ticaret hukukunu kabul ettin. Ticaret yapmıyor. Sen gideceksin Ayşan. Ya ben aşmanı istemiyorum. Ya kardeş ticaret yapıyorsan bu hukuku ettin sen. Ettin. Tamam var. Sigortasını yapacağım. Hukuku kabul ettin. Yaşamakla hukuku kabul ettin.
Şimdi bunları şey çıkıyor ortaya. İnsanların normalde dini inançlarını sömürüyorlar. Burada inanç sömürüsü var. Kardeş biz seninle İslam hukukuna göre hukuklaşmadık ki. Benden İslam hukuku istiyorsun. Seninle İslam hukukuna göre hukuklaşsın. Benden İslam ister. Ama seninle İslam hukuku kurmak mümkün değil. Niçin? Niçin? Burası davran. Böyle sakın kafanızı başka yere yaslamayın. Hatta kendince seni hemen İslam hukukunun içine atacak. Dur ya nereye atıyorsun beni hukukun içine? Sen geçikince benden faiz alıyor musun?
Evet nerede İslam hukukunda? Yok ee ben ödüyorum ama veyahut da sen ee normalde sen alıyorsun ama o benden. O zaman bakın bu ibare şeyde de, Hanefi de de, Şafi de de, Maliki de de, Hanbeli de de ayrıdır. Dar halte hukuk uygulanamaz.
Mümkün değil. O zaman kendince karşıdaki kimseyi şu noktaya koyma hemen. Herkes bir yanıldı düşüyor. Bu nasıl hacı ya? Bu nasıl tarikat ya? Bu nasıl derviş ya? Ne oldu? İstediğin ne? E bu hak mı? Çok basit bir şey söyledim birisine. Böyle elimi onun umutuna koydum. Zinası mı dedim ben? E yani işte. Hadi rejim edeceğim seni. Nasıl dedi? Basmayan. Benden dinin hukukunu istiyorsun ya. Evet. Hadi rejim edeceğim seni. Kaldı. Hadi dedim sana gelince İslam'ın hukukunun olmayışı tatlı. Birbirlerinizden sadece ve sadece şahsi dairede yapabildiğiniz yere kadar İslam hukukunu yürleyebilirsiniz.
Bir şeyin içerisine devletin hukuku giriyorsa orada İslam hukukunu uygulayamazsın. Hatta birisi size İslam hukukunu dayatsa telefonda veya sizin karşınıza gelse, istediğiniz onun normalde cumhuriyet savcısına bir şikayet etseniz otomatikman kürtük içeride devletin normal cumhuriyet anayasasının hukukunun düzenini teokratik düzenine dönüştürmekten adamın içeride normalde mahkemelik olur mümkün değil.
O zaman Darül Harpler İslam'ın hukuku uygulamaz. Cezaların uygulanması mümkün değil. Cezalar uygulanmazsa siz ona bir şey yapamazsınız. O yüzden Darül Harpler birisine İslam hukukunu o anın önüne koyma. Senin önüne de konulursa de ki kardeş burası İslam hukukunun icra ettiğinde bir memleket değil. O yüzden benim önüme İslam hukukunu koyma. Açıkça o adam da nerede yaşadığını bilsin, nerede yaşadığını görsün. Anladınız mı bu meseleyi? E harbine zarar vermek de caiz. Bakın bu Darül Harp hukukunu istememeleri ve konuşulmasının yasak olmasının ve konuşanların paldık küldür, içerik girmesinin sebebi çok. Darül Harp hukukunda harbinin imbaa şudur. İmam-ı Mergigami'de geçmesi lazım bildiğim kadarıyla, aklımda kaldığı kadarıyla.
Der ki Darül Harp'te nasıl Müslüman'ın malı, canı, aklı, dini, namusu emniyette değilse bu ne demek? Harbi de zarar görebilir. Bir Müslüman zarar görüyor mu? Evet. O zaman harbidir. Zarar görebilir. O zaman şunu algılayın. Darül Harp hukuku. Bir çeki aldınız elinize. Kaç ay şu anda geçen müddeti? Altı ay mı? Bilen var mı? Altı ay mı? Altı ay. Sana ne kadar ne kadar. Ya harb var, hukuk var. Kardeş sen bunu almışsın.
Bunun normalde hükmü bitti. Bu hukuku kabul ettin sen. Bu hukuku kabul ettin. Bak bu hukuku kabul ettin. Bu hukuku kabul ettin, bitti. Kaybetseydin ne yapacaktın? Yapacak bir şeyin var mıydın? Yoktu. Hukuku kabul etmiş oluyorsun. Gittin normalde devlette devlet senin nikahını kıydı. Resmi olarak evlenmek değil. O hukuku kabul ettin. Ya ben kabul etmiyorum kardeş, kabul ettin. Sen kabul etmiş olma. Senin resmi olarak evlilikle aynı her şeyin resmiyette. O hukuk çerçevesinde devam edecek.
Şimdi İslam'a göre şeyde İslam hukukuna göre diyor ki serkeşlik yapacağına. Hani bir kadın serkeşlik yapıyor. Serkeşlik yapacak. Bu noktada serkeşlik sıkıntılı günler başlayabilir. O yüzden işte bir kadınla görüşüyor. Veya birisi bir komşuyla bu noktada serkeş bir komşuyla fazla alakadar oluyor. Hiç de sözü dinlemezsen hafif bir şekilde dövürüz. Normal hukuka göre yasadık polis geliyor. Ne oldu? İslam hukuku oldu mu? Olmadı. Sen normalde mevcut hukuka göre yaşadın. Allah bizi affetsin inşallah. Eline boşanma cahit midir? Hanefiler demişler ki, bir kimsenin harama düşmesi sabit ister.
Bu konuda kendisini durduramıyor asla. Harama düşmek derse böyle bir şeyi yapabilir demişler. Ama bu alışkanlık haline gelmemesi gerekir. Alışkanlık haline gelirse bu fizik psikolojik bir bozukluk meydana gelir. Kişi evlenmeden bu şekilde övrünü sürdürebilir mi? Sürdürürse psikolojisi bozulur. Kadın erkek. Bu o kimsede fizik psikolojik sendromlara itebilir. O kimsede bu noktada bu sendromlar artabilir. Allah muhafaza eylesin. Böyle bir rahatlık konusu olabilir. Hadis-i şerif fark bu noktada uzak durmakla alakalı. Ve eviyle evlenme olarak hükmedilmiş hadis-i şerifte. Bundan Müslüman erkek ve kadınlar mümkün olduğunca uzak duracaklar.
Ama harama düşecek olana. Yanlıştan zina edecek Allah muhafaza eylesin. Bu sefer o kimsede cevap görülmüş. İnsanlar artık bu noktada gerçekten kadın ve erkek şehveti yüksektir. Muayıplanacak bir şey değil. O zaman bu yola tevessül edebilirler. Evlenme noktasında bir sıkıntı var ise. Ama evlenmeyi hedefleyecek bütün herkes. Pornografik şeyleri seyredip hayal etmesi o kişinin o anki durumuna doğru çözüm olabilir. Bunlar normalde böyle pornografik, filmler seyretmek, böyle bir konu insanlarda zina meyilini arttırır. Zina meyilini arttırdığı için caiz değil. Ama bir kimse böyle hayal ederekten soyuma ulaşmaktansa, hayal ederekten kendi kendine böyle bir boşalmayı seçiyorsa, bu elle boşalmaktan daha uzun denilebilir.
Müslüman birisiyle gayrimüslüman birisi arkadaş olma veya iş görüşmesi veya evlenme kastıyla üç seferden fazla görüşse, konuşsa, yemek yerse hükmü nedir? Müslüman gayrimüslüman bir kimseyle konuşabilir, onunla ticaret yapabilir, onunla alışveriş edebilir. Bu noktada evlenme kastıyla üç seferde görüşebilir. Yani buradaki Müslüman erkek. Çünkü bir erkeğin, Müslüman bir erkeğin gayrimüslim bir kadını nikahlaması caizdir, ehli kitap olarak. Bu noktada onunla görüşür, konuşur, oturur, yemek yer. Eğer böyle bir kimse var, bu kimseyle ticaret yapıyor, o yüzden o kimseyle de ticaret kuralları içerisinde görüşmesinde, konuşmasında bir sıkıntı yoktur. Oral ilişki helal.
Eşler arasında bu tip davranışlarda iki çıkan sıvıyı yutması helal mi demiş bir de. Eşler arasında bu meselede kesin haram diyebilecek dayanak olarak bir hadis-i şerif yok. Bu noktada Kur'an ve Söylesi'nde, Sünnet dairesinde haram olan cinsel ilişkideki haramlar netleşmiş. Bir kadında normalde ay halindeken ilişkiye girmek, doğum sağ halindeken ilişkiye girmek, bir de arkasından ilişkiye girmek kesinlikle haram edilmiş.
Haram edilen üç bu ana unsur var. Geri kalan normalde bu noktada haram edilmemiş. Birisinin haram edilmemiş. Birisinin haram edilmemiş bir şeyi haram etmesi dine sıkıntılı. Çünkü haram etme yetkisi birinci derecede Allah ondan sonra Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri. Üçüncü derecede böyle imamların ümmetin icma noktasında toplanması lazım.
Bu noktada İmam-ı Azam, İmam-ı Şafii, İmam-ı Maliki'den, İmam-ı Hanberi'den daha bir fetva okumadım. Veya İbn-i Abidin'den de okumadım. Veya İbn-i Abidin'den de okumadım. Böyle bir bu noktada çünkü birkaç sefer daha gençlik yıllarında bana soru sorulmuştu. O zaman ben bu meseleyi biraz böyle incelemiştim kendimce. O zaman bunu kesin ve kesin bir şekilde yasaklayan Hanefi'den bir fetva bulamamıştım. Sonra da bazıları bunu yasaklamışlar. Kimisi mekruh görmüş, uygun görmemiş. Eyvallah! Birkaç tane bu noktada fetva veren çıkmış. Amma ve lakin ne Ashab-ı Resulullah'tan bu noktada ne de fıkır noktasında belli fıkır kaynaklarında bunu haram eder. Herhangi bir kayıda rastlamadım. O yüzden bu noktada bir kimse kendi hanımıyla böyle bir ilişkide söz konusu değil.
Çıkan sıvıyı yutmasa el almış. Sıvı kendi içerisinde bulunduğu müddetçe tahirdir. Ama dışarı çıktığında normalde o necis hükmüne çıkar aslında özünde necis değildir. Ama bu noktada böyle bir şey söz konusu olduğunda da bunda da bir beis olmaz. Yine de bundan uzak durmakta fayda var. Çünkü olabilir insanların cinsel huzurları aynı zamanda dışkılarının da devlet bir noktalardır.
Devletildiği için oradan orada bir mikrobik söz konusu olabilir. Mikrobik bir şey söz konusu olduğundan temkinli tedbiri davranabilir bir kimse. Kadına muayyen zamanlarda ne kadar yaklaşabilir? Cinsel ilişkinin haricinde kadına muayyen zamanda istediğiniz yere kadar yaklaşırsınız. Ancak muayyen zamanlarda ancak ve arcak cinsel ilişki yasaktır. Parantez açın o esnada kadınla erkeğin birbirleriyle iletmesinde bir mahsur yoktur. Bazı fikir fukuk kitaplarında o insanı cinsel ilişkiye götürecekse, o kimse kendini tutamayıp da cinsel ilişkiye girecekse kadın veya erkek o zaman bundan uzak durulması tavsiye edilmiş. Ama o kimse bu noktada haram olduğunun kafasında yerleştiyse, böyle bir şeye gidemeyeceğini, gitmeyeceğini kesin kendisi emir ise o zaman bundan bir iş yok, bir sıkıntı yok.
Kadı koca birbirlerine evlen tatmin edebilir mi? Edebilir. Bu noktada bunu yasaklayan, kadı koca arasında bunu yasaklayan yani cinsel ilişkinin içerisinde, sevişme bahsinin içerisinde bunlarda bir sıkıntı yok veya muayyen zamanlarında böyle bir şey söz konusu olabilir. Bunlarda sıkıntı yok. Bir Allah dostu bir İslam alimi evlenmeden hayatını sürdürebilir mi? Bu noktada birkaç tane bu örnekler çoğaltılması için değil. Olabilir bir İslam alimidir, kendin de kendisini evliliğe muhtedir görmüyordur. Bir kimsenin kendisini evliliğe muhtedir görmüyorsa onun evlenmesi caiz değildir. Bu genelde bugünkü dünyada bugün için geçerli olanları söyleyeyim. Böyle evlenmeyenler var, onların psikolojik rahatsızlıkları var.
Bu noktada tedavi gördükleri Türkiye'de tedavi gördükleri hastaneler belli. Orta raporları belli. Onların evlenmeleri zaten caiz değil bu noktada. Normalde şu anda böyle evlenmeyenler var. Bazı benim bildiklerim var. Ben bazı da değil paranteleler için bazılarının psikolojik problemleri var. Onlar belli bir müddet tedavi görmüşler zaten. O tedavilerinden de tam onlar da kendilerince övünerekten söylüyorlar. Ben tımarhane kapatıldığım zaman diyor. İnsanlar ne kadar güzel tımarhane kapatıldığını istiyor, devam ediyor. Yani karşısındaki bir psikolojik rahatsızlık değil. Bildiğiniz değil. Bu tip psikolojik rahatsızlığı olan kimseden veli olmaz. Evet, psikolojik dengesi bozuk olan veli olmaz.
Çünkü o bu mahada dinden sorunlu değil. Aklın geldiği zaman söylediklerinden sorunlu, aklın gittiği zaman yaptıklarından sorunlu değil. Bu tip böyle bir kimsenin normalde dini olarak, ilim olarak, alimlik olarak, fetva olarak da söylemiş olduğu her şeyi tartışmaya çıktı. Tabi olunur mu? Cevap hayır. Bu noktadaki yazdıkları eserler okunur mu? El cevap hayır. Tasavvufi olarak onlara bağlanılır mı? El cevap hayır. Rahatsız. Eğer bir kimse evlenmeden hayatını bu noktada devam ettiriyorsa, sürdürüyorsa rahatsızlığı vardır. Ya da muhtelir değildir.
Ben bazen böyle işte erkeklerden, bayanlardan böyle denk geliysem, bir rahatsızlığı var mı yok? Neden? Evlenmeyi düşünmüyorsun. Öyle ya, varsa bir fizik, fizik, fiziki bir rahatsızlığı, bilirim. Eyvallah. Yok, neden evlenmiyorsun? Evlenmeyi bir kimse evlenme kapısının kendisine kapatamaz. Ancak, der ki kendi kendini tanımlıyordur, benim psikolojim normal değil. Benim psikolojik problemlerim var, ben evlenip de adamın başını yakmayayım veya ben evlenip de kadının başını yakmayayım. Ha, ona teklif gelirse, o halde kadın diyor ki benim psikolojik problemlerim var, adam diyor ki ben senin evlenirim. Bak ben rahatsızlığım, hastayım. Yine ben kabulüm, o zaman evlenirim.
Veyahut adam dedi ki benim psikolojik problemlerim var, rahatsızlığım. Kadın dedi ki kabulüm, ben senin evlenirim. Tamam, evlenirim. Sıkıntı yok. Ama o kimse bu rahatsızlığı bildiği halde ona neden sen böyle rahatsızlık yapıyorsun diyemez. Bir de adamın maaşı verdi. Kaç para? İki lira. İki lira maaşı kabul ettin mi? Ettin. Sen adama neden iki buçuk lira almıyorsun diyemez. Kabul ettin. Adam sana bir ayak standartı koydu. Dedi ki, ben askeri ücretle çalışıyorum. Bir lira benim maaşım. Kabul ediyorsan evleneceğim. Ya ben bir lira maaşla, ya bir lira maaşla evlenmişsin. Ya neden bizim koltuğumuz değişmiyor? Ben yıllardan beri bu koltuktan oturacağım.
Evet. Senin neden koltuğun değişmiyor diye itiraz etmeye hakkıyla o. Adamın maaşını kabul eterekten evlendirirsin. Adamın maaşını kabul etmeyecektin, evlenmeyecektin. Bitti. Bakın bunlar nikahta, evlilikte özel hukuka. Bunun kapısını araların kim? Hz. Zeynep halemiz. Hz. Zeynep halemiz Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri beni boşayabilir diye düşünüyor kendi kendine. Hz. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine hiçbir söz yok, hiçbir davranış yok. Ama o kendince diyor ki benden boşanabilir mi? Boşanabilir. Diyor ki ya Resulallah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine. Beni diyor boşama. Ben diyor geceleme sırasını Ayşe devretim diyor. Zaten uzaktan akrabalar birbirlerine.
Ve birbirleriyle tabiri caizse paralel güçler içeride. İkisi ortak anlaşmaları var. Bir tatlım meselesi var ya. Değişik bir bal gelmiş. O bal ile unu karıştırıyor annelerden berisi. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinde çok hoşuna gidiyor. Ayşe mademiz diyor ki Zeynep annemize senin yanına geldiğinde ya Resulallah ağzın ne böyle tuhaf kokuyor dedi.
Hz. Zeynep annemizin yanına gidiyor. Ondan sonra diyor ki ya Resulallah neydi ki ağzını tuhaf kokuyor. Mübarek hemen başlıyor dişlerini misfaklamaya. Hemen dışarı çıkıyor. Böyle bir ağzını çarpıyor diyor. Dişlerini misfaklıyor. Oradan Ayşe annemize geliyor. Konkluyüz düzenleyen Hazreti Ayşe annemiz. Onun yanına geliyor. Onun yanına gelince o da diyor ya Resulallah ağzın tuhaf bir şeye kokuyor diyor. Hemen oradan çıkıyor başlıyor yine misfaklamaya. O zaman Cebrail aleyhisselam. Kadın milleti sonuçta. Annemiz de olsa kadın. E tabi onlar bir an demek ki Cebrail aleyhisselam'ı unutmuşlar. Bir an için Cebrail aleyhisselam'ı unutmuşlar. Yani o bütün komploların, tuzakların kurucu bir Allah'ın olduğu bir anda olsa. O Allah'ın onu haberdar edecek. Cenab-ı Hak demek ki bize ders olsun diye oluyor bunlar.
Böyle bir gaflet söz konusu oldu. Hemen Cebrail aleyhisselam geliyor. Bunun tuzak olduğunu söylüyor. Allah bizi affeylesin. Bunun gibi. Hazreti Zeynep annemiz bu noktada işte kendisini boşayabilir düşüncesiyle, korkusuyla diyor ki Ya Resulallah benim boşamam. Ben senin nikahında ölmek istiyorum. Bu müthiş bir şey. Peygamber eşi olarak ölmek. Vahabiler bunu kabul etmezler. Sıkıntılı böyle ağzımın talanı bozulacak şimdi. Selefiler kabul etmezler. Onlara Selefi demiyorlar. Bunlar Selefi filan değil bunlar. Bunlar karanlık güçlerin oynadığı oyuncak gibi. Bunlar Sisici Selefi. Böyle düşünün.
Bunlar Esatçı Selefi. Böyle düşünün. Ya böyle bir şey olabilir mi? Ya Selefi bir imamın Sisiyi desteklemesi düşünülebilir mi? Selefi imamlarından birisinin Esed'i desteklemesi düşünülebilir mi? İmam-ı Azam Selef halim. Şimdiki Selefiler imam-ı Azam'ı kabul etmiyor. Selef halimidir imam-ı Malik'in imam-ı Azam. Ama şimdiki Selefiler bunları kabul etmiyorlar. Nasıl Selefilerse. Böyle enteresan bir şey. Bunlar hani çarşı her şeye karşı hesabı. Bunlar her şeye karşılar. Yani zaten mezheplere de karşılar. Şimdi yeni moda yeniden üretildi, yeniden böyle şeye kondu. Ne oldu? Servis ediliyor şimdi. Servis ediliyor.
Mezheplere karşı savaş açalım. İşte abdestin farzı kaç hocam? Dört. Şafiye'ye göre beş ama. İyi. Hanbeli'ye göre de yedi. Ben şimdi Hanbeli'ye göre de yedi. Hani hesapta oradan bana bir şey tutturacaksın. Hanbeli'ye göre yedi. Sen Şafiye'ye göre beş dedin. Arttırıyorum dedim. Hanbeli'ye göre yedi. Ama bak bakalım. Hangisi? Birisi? Aynı şey sünnetemiş. Örgünün farzıymış. Birisinin sünnetinin örgünün farzıymış. Ne var bunda? Temelde birisi net olarak görmüş. Birisi farz olarak görmüş. E kabul etmiyor. Ya nereye kabul etmeyecek? Birisini kabul etmiyor. Hanbeli'ye göre...
Kamel... Hameli iştiharlarına bakarak ben öyle amel ederim. E yol etmeyeceğim. Veya hameli benimkini niçin kabul etmesin. Bunlar böyle şimdi tekrar gündeme konuluyor. Türkiye'yi karıştırmak isterler. İslam dünyasını birbirine karıştırmak isterler. Yeniden bir salonik bir yapı oluşturmaya çalışıyoruz. Biz işte Hz. Peygamber Kur'an'a göre hükmetti. Hz. Peygamber Kur'an'a göre hükmettiği için biz Kur'an'a göre hükmetti. Yani Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem olan detaylarının sünnetlerini reddetme. Onun hadislerini reddetme. Noktasında var. Bunu pişirip önünüze koyuyorlar sadece şimdi. Normalde bu noktada Hanefi'ye göre ise Hanefi'ye göre. Şafi'ye göre ise Şafi'ye göre.
Meseleyi toparlıyorum. Bu noktada işte çıkarsın bir yutma, kenarlı, haramlı noktasından görüldü gitti. Burada kalsın. Kadınlara ne kadar yaklaşabiliriz noktasından kaldın burada kalsın. O yok şey değilmiş Allah dostu ile alakalı. Önlenebilir mi hayatını sürdürebilir mi diye. Burada bir kapatalım mesele daha da uzuncak gidecek. İslam'da ruhbanlık veya rahibelik var mı yok. Hiçbir erkek, hiçbir kadın kalkıp da kendisine evlenmemeyi hedefleyemez. Dicek ki ben evlenmeye hazırım ama ben kendime uygun bir kimse bekliyorum veya ben kendime uygun birisiyle evleneceğim. Herkes kendince evlenmeyi hedefleyecek. Bir erkek istediği bir müslüman veya ben müslüm bir kadınla nikah bir.
Belli surete nikahlı kalıp sonra ayrılmasa doğru mudur. Suret, suret tespit edilmesin. Yani dedi ki bir ayrılığına nikahladın. Bu çayi değil. İki ayrılığına nikahladın. Bu çayi değil. Neye göre? Sünni kısma göre. Şia ise diyor ki burada. Biz suret tayin ederiz. Ayrışan nokta burası. İmam Allah'ın suret tayin edilirse sure geçersizdir. Nikah geçerlidir der. Dikkat edin yalnız. Burada nikahı fesletme olduğu bir nokta var burada. Bir kadın bir erkeği bir ayrılığına nikahladı. Bir ayrılığına nikahladıktan sonra ben bu kadını bir ayrılığına nikahladım. İslam ona der ki senin nikahını kabul ettim bir ayı kabul ettim. Senin nikahı nikahdır Allah'yona çökesin yüreği öylesin sende.
Nikahı reddetmez. Nikahı hiç kimse reddedemez. Bir erkek bir kadına seni nikahladım dese bu nikahı reddedecek olan hiçbir mezhep yok. Nikahı fes edemiyor. Nikahı fes edemiyor. Kim? Kadının birisi, kızın birisi. Evler ayrıldı. Evlerde ayrıldı. Yani halk tabiriyle bunu böyle söylemek istemiyorum ama Doğum bir kadın. İstediği gibi evlenir. Hiç kimse onun nikahını fes edemez. Babasına, abisine, annesine, amcasına, dayısına bağlı değil. Hanife'ye göre söylüyorum. Şafi'ye göre bir kız velisinin izni olmadan nikahladı. Onun velinin izni gerekli onun nikahlanması için.
O yüzden siz şafi bir bayanı istediğiniz gibi nikahlayamazsınız. Velisinin izni gerekli. Hanife'ye göre velisinin izni gerekli değil. Hatta aslında yani işin böyle tam böyle şey noktası mesela Hz. Aişe Valdemiz yeğeninin nikahlar, kardeşi Abdullah yok iken Abdullah gelir der ki yani benden habersiz nikahlamışsın gibisin lan. O da der ki nikahladığım genç, ondan sonra iyi bir kimse. Hani sen bu nikaha mı karşılaşacaksın gibisin lan. Ona böyle konuşunca susar. Bunu ölçü olarak kabul eder. Hz. Ali Efendimizin halifeli zamanında yine gelir bir veli. Der ki kızım benden habersiz nikahlanmış, onu bozmak istiyorum der. Hz. Ali Efendimizin kendisine babasına kızlar seneden bunlara yırmak istiyorum der.
Nikahlarını fes etmez, kabul eder. O yüzden hanefiler nikahı kabul ederler. Ama velilerin işte hanefiler derler ki deklikten dolayı fes etmeye hakkı vardır, deklikten. O dahi çok böyle uygulanmış bir nokta değil. Hz. Hasan Efendimizin yetmiş veya seksen kere evlendiği söyleniyor. Bu gerçek midir? Gerçekse nasıl olmuştur? Evet Hz. Hasan Efendimizin normalce bazı rivayetlerde seksen beş, bazı rivayetlerde seksen, işte yetmiş de seksen beş arasında eşi oldu. Bunlar rivayetlerde var. Ama normalde diyeceksiniz ki seksen'i de elimin altında mı? Hayır. Zaman içerisinde kadınlar onu terk etmişler. Veyahut da o kadını terk etmişler.
Neyse boşunmuş, ayrılmış. Bu noktada işte yetmiş veya seksen üzerinde kadınla nikahlandı. Tabi bunun içerisinde mezhep meselesi var. Yani Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem adetlerinde ehli beytinin sülalesi olmak, ehli beytle akraba olmak, ehli beytle bu noktada ilişki içerisinde olmak müslümanlar için büyük bir mesele. Bununla alakalı, bunu şimdi tabi bugün küldüğüm dünyadan, bugün küldüğümden bakıp, aa nasıl olur bu hiç kimse demesin, eleştirmesin. Allah muhafaza eylesin. Cariye hükmündür günümüzde ve dinimizde cariye hükmündür. Cariye normalde savaşta esir alınan kadınlar, bunlar normalde savaşta esir alınan kadınlar, İslam'dan önce esirlerin hepsi de öldürülürdü.
Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri bunlar son verdi. Esirleri öldürmeye son verdi. Bunlar normalde tutsak edildi. Tutsak edilip, işte kocası ölenler ondan sonra şev olanlar filan cariye hükmüne girdi. İşte karı koca esir olanlar var. Bunlar farklı bir noktada. Ama sonradan bunların hepsi de Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri zaman içinde, bunların hürriyetlerine kavuşturdu. Ve onların hürriyetlerine kavuşturmayı vedetti. Böylece Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri zaman içerisinde, her kölelik müessesesini ortadan kaldırdı. Önceden çünkü bir kölelik söz konusu vardı.
İlk etapta insanları köle etmenin büyük günah keballerden olduğunu, köleleştirmenin mümkün olmadığını söylendi. Ve İstanbul köle etmemeye başladı hiç kimseyi. Ardından mevcut köleler bir günah keballer karşılığında azat etmeye başladı. İşte şöyle böyle bir günah işledi kimse, Hazreti Peygamber Efendimiz dedi ki ona iki köle aldı. O gitti iki tane köle satın aldı bir başkasından, onları azat etti. Böylece köle satın alınaraktan, azat edilerekten zaman içerisinde İslam topraklarında kölelik böyle en alt seviyeye geldi. Bu noktada cariye de savaşlar olduğu müddetçe cariyeler olacak. Yani kadın olacak. Mesela geçeyim önceden savaşırken kadınlar kızlar da giderdi aileye.
Çünkü savaşacak, savaştığında galip gelecek. Galip geldiğinde orada kanimetlere oturacak. Bir şehir galimet olarak alınacak. Bu ne demek? Daha önce bir yerde işsiz güçsüz olanların komple o şehri yağmalamak için o şehir, çünkü onlarda bedik düşüncesi yok. O şehri yağmalamak oradaki parayı bulur. Şöyle düşünün. Amerika geldiğinde Irak'ı işgal etti. Merkez Bankası'ndan paraları ne yaptı acaba? Hiç sordunuz mu? Irak'ın değişik merkez bankalarında bulunan paraları ne oldu acaba? Türkiye işgal altında kaldı. Türkiye'de Merkez Bankası'nda ne kadar var?
Yüz otuz milyar dolar var. Siz zannediyorsunuz ki yüz otuz milyar dolar mıydı? Öyle aşağı yukarı. Siz zannediyorsunuz ki yüz otuz milyar dolar Merkez Bankası'nın kasvasında duruyor. Öyle değil. Sana o parayı orada öyle durdurmazlar. Uluslararası ticaretçimin üzerinden dönüyor Amerika'nın. Amerika Merkez Bankası'nda mesela yirmi beş otuz milyar doların duruyor senin. Orta otuz milyar aşağıya düşmüyor o para orada. Amerika Merkez Bankası'nda duruyor senin. Mesela İngiliz Merkez Bankası'nda senin ticaret hacminiyetleri yirmi beş otuz milyon doları duruyor. Almanya'da duruyor. Rusya'da duruyor. Çin'de duruyor. Bu normalde milyar dolarlar kurularda duruyor. Günlük aktif siyasetin içerisinde kullanılıyor bunlar.
Böyle bir sistem kurmuşlar. Çin'de dursa dursa beş on milyar duruyordun. Rusya'da beş on milyar dolar duruyordun. Veya daha az duruyordun. Veyahut da toplamın hepsi de Amerikan Merkez Bankası'nda duruyordur. Amerikan bankalarında duruyordur ticaret yapılar. Her neyse o orada duruyor o para. Siz o paraya dokunamıyorsunuz. Siz o para benim diyemezsiniz. Yoksa sizin ticaretinizi keserler. Uluslararası ticaret yapamazsınız. Bunlar da sormalar parası. O yüzden finansçılar bir güçtür. Dünya üzerinde devletçiler bir güçtür dünya üzerinde. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin birisi oldu. Para kaldı mı?
Amerikan Merkez Bankası'nda kaldı. Iran ne kadar parasını kaldığını bilen var mı? Hani böyle bir toparlanıp bir karar alıyorlar ya ekonomik yaptırın. Biz onların paralarına el koyduk. Senin o parana el koyuyor. Toplanıyor beş tane ülke var ya. Beş tane ülke var ya.
Toplanıp bir karar alıyorlar. Diyorlar ki senin mal varlığını parası var. Parasın varlığını dondurduk. Bu sefer ne oldu? İşte diyorum ki Çin'de yirmi milyar dolar var. Çin Bankası'nda dondurdu. Yirmi milyar dolar o adamda duruyor senin. Ticaret mantığı olarak düşünün. Bu adam yirmi milyar dolarını senin kullanıyor koyuna. Sen o parayı alamıyorsun orada. İran'da böyle yapmışlardı. İran'da bütün ticaretini Halk Bankası'nın üzerinden Türkiye üzerinden yönetiyordu ya. Petrolü satıyorlardı. Halk Bankası'na altın olarak getiriyorlardı, para olarak. Buradan Türkiye'de de onların temel ihtiyaçları olarak işte yiyecekti, içecekti bunlar gidiyordu.
Böylece Türkiye normalde halk bile İran'a buradan mal ihracat etmiş oluyordu. Dikkat edin oyunu. Ne kadar petrol saptı İran aylık? Diyelim ki iki milyar dolarlık petrol saptı. İki milyar doların Türkiye'de bloke ediliyor. İki milyar dolarlık Türkiye'den ne alıyor? Yiyecek, içecek alıyor. Temel kıdalarını alıyor. Senin ülken ne yapıyor? Her ay işte bir milyar dolar, iki milyar dolarını İran'a ihracat yapmış oluyor. Doğu ve Güneydoğu, Habri, İran'a ne çekiyor? Mal çekiyor. İran'a gıda olarak ne ihtiyacı var? Bizim de Türkiye'den alıyor. Neden? Ya adamın parası var burada bloke zaten. Bundan da memnun.
Türkiye'ye memnun. Neden? Her ay iki milyar dolar yiyecek saptı. Düşünebiliyor musunuz? Burada bağırıyorlar ya. İşte ıspanak ikiler oldu. İkiler olmasının sebebi ne? Gidiyor örneğin ıspanak. İran'a gidiyor. İşte tabii bunun içerisinde muhakkak İran gizli servisiyle Türkiye gizli servisi konuştu. İçinde bir şeyler gidiyordur. Gidiyordur. Gidiyordur. Mesela örneğin işte ne sat lazım? Örnek atıyordur. Malık lazım. Mk'ya çalışıyordur. Malıkta satıyordur onu. Satıyordur. O sonuçta Türkiye satıyordur. Ne yaptılar? Uluslararası düzenbazlar, içerideki düzenbazlarla ortak paralel bir şekilde operasyon yaptılar. Adamın evinde kutularını hava edeceğin evinde bir ayakkabı kutusu oldu.
Adamın evinde ayakkabı kutusunda para çıktı diye. Çıkmıştır da, almıştır da. Benim bu noktada ne vardır ne yoktur deme noktasında değilim ben. Allah muhafaza eylesin. Bu noktada şey yok. Bu meselelere de o kadar çok inandım ben. Bu meselelerin içerisinde o kadar gizli oyunlar, o kadar gizli projeler, o kadar gizli meseleler verir ki. Yirmi sekiz Şubat'a hasbaya kadar biraz yaşayabilir mi kimse? Bunu anlarlar. Mesele değil yani birisi devreye girer, onu hayır hasenet yolunda yönlendirir. O da kendince hayır hasenet yapıyor der. Mesela bir ortaya atılan bir şey var. Hakan Şükür'ün kardeşi o parayı toplamış. Okulu yaptırılması için parayı da Hakan Şükür'ün kardeşi teslim etmiş diye.
Ne o? Halk Bankası'nın müdürüne. Hiç kimse de hayır demedi buna. Bir anlam kurumunu reddetmedi. Ben yazar ben okumadım bilmiyorum. Ben özellikle takip ettim meseleyi. Her şey olabilir. Ne yaptılar böylece? Bu bizim bu tıkır tıkır devam eder. Ve Türkiye'nin bu noktada ayrısında olan şey ne oldu? Kesildi bitti. Bunlar mümkün mü? Evet cevap mümkün. Allah muhafaza edelim. Önceden savaşlarda tariheler olurdu. Ve o tarihelerde oranın malı. İnsanlar oradaki ganimetleri oradaki mal varlığına konmak için. Çoluk çocuk, bütün aile boyu herkes giderdi. Mesela Haçlı severlerine böyle olmuştu. Haçlı ordusu toplanıyor.
Diyor ki Anadolu'nun işte toprakları sizin olacak. Oradaki şehirler sizin olacak. Oradaki iş yerler sizin olacak. İşli, işi olan, işi olmayan ne kadar çarpık mümkün olursa toplanıp Anadolu'ya Haçlı severine geliyorlar. Yeniliyorlar burada. Yılıştan geçiyor, yenildi. Kadınlar nereye gidecek? Meydanında dört bin tane, beş bin tane kadın var. İslam hukukuna ve onu onların memleketlerine göndermeniz mümkün değil. Hukuki olarak mümkün değil. Esirlerinizi de tekrar oraya memleketlerine gönderemezsiniz. Neden? Siz diyorsunuz ki gidin, bir daha kuvvetlenip bir daha gelin bize. Savaş hukuk açısından. Bu sefer oradaki savaş meydanındaki erkeklere şahimi paylaştırılırlar.
Onlar onu cariye hükümde götürüyorlar. Evlerinden. Yediklerinden yediriyorlar, içtiklerinden içiriyorlar. Yediklerinden gevriyorlar. Onlara dini öğretiyorlar. Ümütten sonra İslam oluyorlar zaten. Onları evlendiriyorlar gerekirse kendileri. Böylece toplumun içerisinde, çarpın içerisinde yerler katıyorlar bana. Zikrullah kişinin gücünü arttırdığını söylemiştiniz.
Erkek kısmında bağlı olarak belli oluyor. Aynı olarak bayanlar için de geçerlidir. Evet. Zikrullah o kimsenin şehvani olarak şehvani gücünü arttırır. Erkeğin ve kadının da bu noktada cinsel gücünü arttırır. Zikrullah. Evli bir erkek cinsel ihtiyacını kendi eşinden göremiyor. Sarama düşmeden nasıl cinsel ihtiyacını görmesi gerekir? Bu noktada kadınların erkeklere hayır demen lüksleri yok. Muhakkak kadınların da istedikleri zaman kullanacak. Ama gerçekten bazı kadınlar vardır ki, hiç istedikleri zaman olmaz. Allah hiçbir adamın başına da böyle bir kadın vermesin. Amin. Amin. Allah hiçbir kadına da cinsel ilişkiden tat almayan erkek de vermesin. Amin.
Yok. İkisi de lazım. Bir erkek ikinci evliliğini yaparsa ilk eşinden izin alması gerektiğini, ikinciye evlenmek sergahta hütbe gibi görünüyor. Bu doğru mudur? Hiç alakası yok. Bir kimse izin amaç, şartı, ihtiyacı da yok. Normalde çok evlilik rütbe değildir. Allah muhafaza edersin. Böyle gibi görmekten muhafaza edersin. Onu Suriye'nin bir Şeyh Efendi vardı. Allah'a rahmet eylesin. Sorduğu Şeyh Efendi'ye kaç kaynamın var diye bahay et dedi Şeyh Efendi. Bu böyle baktığı hani teksel şey değil hani caiz değil bizi böyle yani eksik gibi. Arap da dedi, bu dedi kemalataydı dedi. Eksiklik var dedi.
Mustafa Efendi ne diyor dedi, ben bir şey diyemiyorum şimdi. Ondan sonra şey vardı, muahir vardı yanımızda. Muhir birisi vardı. İşaret ediyorum siz söyleyin diye. Onlar da susuyorlar şimdi. Ondan sonra neyse inceden söyleyin diyor ki efendim dedim ben bir eş varsa ondan sonra temalat eksik olur. Ondan sonra dört tane evlenmek harz diyor dedim ben. Tabii normalde şimdi ayet-i kerimede sizin için tek olan hani tek eşlik olan evladın var. Ama Şeyh Efendi onu bazı olarak almıyor kendine. O siz işte birden dört dakika kadar kadınla nikahdayınız. Onu baz alıyor kendisine. Onu baz alınca Şeyh Efendi'ye işte bu eksik gibisinden söyledi. Mustafa Efendi dedi böyle mi diyordur, böyle diyor efendim duruma.
Allah iğnini versin dedi Şeyh Efendi. Hani böyle düşünüyor gibisinden. Allah rahmet eylesin. O şey hem de herkesi de vefat etti. O şey hem de ağzında diş yok. Yani bir tane de diş var böyle. Ama bir iki tane dişi var. Ondan sonra böyle muhabbet oldu. Onda tabii dört taneymiş. Ondan sonra. Böyle iftarlarda da şey diyor. Böyle normalde tabii ben nasıl iyi bilir de bakıyorum böyle. Ayıp söylemesi işte kuru çereziyor. İftarlar. Medine münevere de ben diyorum nasıl kırıyor bunu diyorum ben. Hani işte fındıktır fıstıktır. İş yok çünkü. Hatta Allah rahmet eylesin. Şeyh Efendi onu getirttirdi şeyden. Ne o? Suriye'den bir yerin filan yaptırdık.
Şeyden Hatay'da. Ondan sonra. Neyse onun için, o Şeyh Efendi için bir utveydi mesela. Çok eşlik. Çünkü o kimsenin böyle şov mesela. İntiham yaşaması lazım. İntiham yaşaması lazım. Çok eşli olarak da. O yüzden. O bir rütbe olarak görün. Bu bir rütbe değil. Bu noktada açık bir şekilde konuşmam gerekirse dergahda da bu rütbe değil. Bundan böyle manevi olaraklara söyleyecek bir sözüm yok. Manevi derin Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem azleti bu noktada işaret edebilir. İşte diğer peygamberlerden birisi işaret edebilir. Onun işaretiyle bir kimse nikahlayabilir. Veya üstadı söyler. Üstadın emrine itaat ederekten nikahlayabilir. Böyle bir şey olabilir.
Ama manevi rütbe olarak algılamak uygul değil. Allah bize affetsin. Allah bize affetsin. Amin. Bir kimsenin de bugünkü düzlemde, bugünkü noktada, bugünkü dairede insanların çok eşliliği, Kur'an ve sünnete uygun bir şekilde götürmeleri de mümkün değil. Bunu böyle bir kimse kendi kendisine bir hayal kurguluyor kendince. Güzel bir hayal. Bir erkek olarak da böyle kurguluyor. Güzel bir hayal. Hayal sadece. Bunu bir erkeğin Kur'an ve sünnet dairesinde bir tamam götürmesi mümkün değil. Bugünkü düzlemde, bugünkü hayat şartlarında, bugünkü insanların algısında mümkün değil, çok zor. Bunu böyle işte girip kapatır, kenarda, kıyında yaparlar olabilir.
O da öyledir zaten. Bunu böyle ortaya çıkıp da bunu böyle işte ilanın yapacak olan bir kimse de çok az. Hayır. Kendi içerisinde, nikahın kendi içerisinde şartlarından var mı? Var. Bir kimse özel nikah var. Kendi dairesinde. Böyle bir şey yapabilir mümkün. Her cevap. Haneke'ye göre yapabilir. Ama yine de zor. Yine de sıkıntılı. Yine de problemli. Yine de problemli. O yüzden mümkün olduğunca bunun böyle konuşmasını yapmanıza gerek yok. Bazıları böyle diline persenek ediyorlar bunu. Bir şey yapabilecekmiş gibi. Ondan sonra da yapamıyorlar. Eşleri bu sefer diyor ki, işte yapsaydın ya. Alsaydın ya.
Ya böyle efelik yapıp çıkıyor birisi. Ben yaparım diyor. Burnunun üstüne yumruğu iyi oturuyor. Bu böyle herkes. Hani Hz. Meryala'nın sözü var ya, bir saman çöpü dağı kaldırabilir mi? İsterken diyor, ölçülü ister. Ölçülü ister. Çünkü toplumda böyle bir algı yerleşmemiş. Böyle bir algı oturmamış. Böyle bir algı oturmadığından, yerleşmediğinden herkes için problemlidir. Dilinize, erkekler olarak söylüyorum size. Dilinize persenek etmeyin. Konuşmayın. Şimdi kaba dayılıkta bir kaide vardır. Kaba dayılıkta kaide şudur.
Eğer silah taşıyorsan, silah taşıyorsan, çektiysen silahını vuracaksın anam. Sen elini silahına attığın an karşı tak verirsin. Senin vurma hakkı doğar. Ya bu dinen de hayırdır. Dinen sen elini beline attığın an adam seni vursa, elini beline atan iki katildir. Neden? O kimse kendince beni öldürmeye kalktı değilse vurabilir. İki katil olmuş olursun. O yüzden bir şey yapamayacaksın. Sus! Kendi canına kastettirme. Veya Millet İslam hantar tabancası gibi şey böyle kuru sıkı, savaşa taşıyor da ben diyorum ki taşımayın. Bunu belinize koymayın.
Ya neden? Ya öldürdürdüler kendini. Bu kuru sıkı, adam senin silahı gördü, belinde beni öldürmek hakkınız geldi dedi. Günde dek öldürdü seni. Adamın katil etmedin, sen ettin. Silahını göstererekten ettin. Şimdi İslam hukukunu bilmiyor ya miller. Kendince kapadayılık yapacak, silah taşıyor. Bir adama silah göstermek seni vururum demek. Tehdit etmek. Çünkü mesela Adi Şerif'te diyor ki, siz bıçağı birisine doğrultmayın. Birine silah doğrultmak, birisi hani eskiler böyle bıçağı tersinden tutup verdiler ya. Onun sebebi bu Adi Şerif'tir. Siz bıçağı adama tutarsanız, adam kendini benim için, ben onu düşmanlık mı yapacak deyip sizi öldürebilir.
Bıçağın sapından o adama vereceğim. Silahı namusunu tutacağım, kendini sapından adama vereceğim. Sen namusunu adama tutarsan, adam seni öldürebilir. Dinen caiz, cevap caiz. Bakın İslam hukuku. O yüzden silahlar taşımayın üzerinizden. Bedava kavadayız, kavadalıya özel mi? Birçak birçak taşımayın üstünüzden. Suhiler için bu zaten caiz değildir. Ancak hak esnasında insanın namusunu koruma, evini koruma, eşini, aşını, eşini koruma da söz kuruyor. Başka bir yerde söz konusu olmaz. Öyle bir kimse silah birine takıp da dolaşayım gezeyim. O su büyük değil o. O normalde böyle kendi kendini büyüklemek, kibirlilik, o kendi kendini beğenmek, o sınıfa giriyor.
Adama hafaza ediyorsun. Bunun gibi. Ya sen bunu çekemeyeceksin. Onu ateşleyemeyeceksin. Taşıma. Evlilik meselesinde ya yapamayacağım bunu. Ağzını yüzüne kulaştıracağım. Dillendirme. Bunu konuşma. Bunu konuşup da huzurunu bozma. Bunu konuşup da kendi kendine evinin güzelini bozma. Çoluğunun çocuğunun ağzının tadını bozma. Etrafının ağzının tadını bozma. Kendi ağzının tadını da bozma. Yapamayacaksın. Ondan sonra bir bomba patlıyor bir yerden filanca evlenmiş. Hiç haberim yok diyorum ben. Boşken alakası yok diyorum ben. Bu bir sürü bomba kadar patlıyor bu sefer. Gerek yok. Yok. Yapamaz hiç kimse. Zor. Bunun uygulaması da zor.
Hiç kimse tadını kaçırmasın. Hiç kimse düzenini bozmasın. Hiç kimse ne kendi tadını ne de evinin tadını bozmaz. Allah muhafaza. Hiç kimse böyle bir şeyi yaşaması bu zamanda gerçekten zor. Ben bazen öyle olunca diyorum ki alim hükmünde olacak hem. Hem amir hükmünde olacak hem hakim hükmünde olacak. Hem de zengin hükmünde olacak diyor bunu yapacak olan kimse. Nasıl yani? Alim hükmünde olacak. Bu meselenin ilmini bilecek. Amir hükmünde olacak. Gerekirse kaşınlık çatacak. Hakim hükmünde olacak. Meseleye hükmedecek. Gadi zengin hükmünde olacak. Yani zekat verecek. Yetiştiremez. Bunu herkes boş. Don kuşatlık yapmaz.
Allah mafaza. Ben çok ben yaparım diğerinden gördüm. Dergahatın içinden değil dışarıdan. Mermim yapamazsınız. Sakin olun. Heyecan yapmayın. Tehlikelerinizi de. Bunu böyle ama. Çok affedersiniz. Eski dilde söyleyeyim. Huvarlanıp gibi ağırlayacaksak. Buna söyleyecek sözüm yok. Ama onu da yapamaz kimse. Onun da bir usulü kaidesi vardır. Onu da yapamaz. Onu da gayrı meşrutan bilmesi lazım. Allah affetsiniz olsun. O yüzden herkesin otursun oturduğu yer. Kim nefsini terbiye ederse sufilerden, sufilerin adamı. Kim nefsini terbiye ederse herkes ondan terbiye öğrenir.
Hedef ehline aykırı hareket eden yasakları çiğner ve kendisine uyanlar yoldan çıkarlar. O zaman nefsini terbiye eden bir kimse herkes ondan ne öğreniyor? Hedef ve terbiye öğreniyor. Sufilerin bir adamı da nefsini terbiye etmez. Ve nefsini terbiye ederekten etrafındaki insanlar edep ve adab öğrenecekler ondan. Eğer normalde bir kimse bu noktada nefsini terbiye etmezse, edep ve adaba aykırı hareket etmeye başlarsa, etrafındaki insanlar da yasakları çiğnemeye başlar.
O insan yasakları çiğnerse etrafında insanlar yoldan çıkarlar. Allah muhafaza edecek. O yüzden normalde edebi ve erkanı iyi öğrenmek, nefsiyle mücadele etmek ve normalde bu noktada kendisini nefisle mücadeleye rağmen etmek, sufilerin adablarından birisidir. Allah muhafaza edilsin. O yüzden herkes nefisle mücadele edip etrafına güzel örnek, o olmak zorunda.
Allah bize onlardan eylesin inşallah. Üç ihlas bu fatiha şerife. Amin.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.