Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 4 Haziran 2014 · 1:56:19
Selamun Aleyküm, Allah gecenizi hayır etsin inşallah, Cenab-ı Hakk'in düzlüğünüze hayırlı eylesin, hayırınızı, iyi gününüzü, tüm gününüzü hayırlı eylesin, inşallah. Haydi bakalım, sor. Sana soru var burada, cuma günleri, işlediğimiz günahlar iki katmıyoruz diyorlar diye, böyle bir hadis olur mu? O yüzden bir şey diyemez. Var mı hocam bu konuyla alakalı bir bilgim? Bence bilgim yok efendim. Sabaplar dair var mı, günahlar dair var mı? Haydi. Allah razı olsun. Cenab-ı Hak'ın adalet sistemini bildiğim kadarıyla uygun değil. Cenab-ı Hak normalde bir günah işleyene bir günah yazar. Bir günah işleyene iki günah yazmak. Bu adaletin, benim affım, rahmetim, gadavımı sarmıştır.
Hadisi köksesine aykırı yapmış. O yüzden Cenab-ı Hak 1'e 2 yazmaz. Sevaplarda normalde 1'e 700, 1 rivayette 1'e 1000 yazar. 1'e sayısız da yazılır. Keyfiyetle alakalıdır sevaplarda. Ama günahlılarda 1 köprüye, 1 sayıyata 1 günah yazar. Benim bildiğim bu. O yüzden böyle bir hadis-i şerif okumadığından yoktur demek benim adabıma aykırı. Ola ki vardır böyle bir hadis-i şerif. Hata yapmış oluruz. Çünkü böyle bir hadis-i şerif var olur da. Onu yokluk burada görürse bir kimse Allah muhafaza eylesin. Küfüre. Bu ara hadis-i şeriflerle alakalı, İslam dünyasının üzerinde oynanan bir oyun var. O oyuna düşmek istemeyenler denilenler. O yüzden bir hadis-i şerif okumamış olabiliriz.
Gözümüzden kaçmış olabiliriz. Onca hadis-i şerifin hepsinde hırsımızda tutma gibi böyle bir iddiamız diyor. Olabilir. Öyle bir hadis gözümüzden kaçmış olabilir. Okuyamamış olabiliriz. O yüzden ben hemen böyle bir hadis yok diyenlerden değilim. Allah beni muhafaza eylesin. Allah'ım lakin okumadım böyle bir hadis-i şerifi. Ama bu Cenab-ı Hakk'ın bir sevaba bire bir, bire on, bire yüz, bire yedi yüz, bire bin, bire sayısız verebilir. Ama seyyat açısından bire bir öyle biliyorum. Bildiğim bu. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Müslüman yalan söylemedi. Müslüman yalan söylerse dinden çıkarmadı. İman üzerine yalan söyleyemezler.
Bu gerçekten o kimsenin o esnada yalan söylerken, esnada ölürse, şafi fukahası genelde o kimsenin imansız ölüm üzerine yüklenmiştir. Bu hadis-i şerifler birkaç manedir. İman üzerine zina edemez, iman üzerine hırsızlık edemez, iman üzerine yalan söylemez, iman üzerine içki içemez diye ses gitmiyormuş. İman üzerine yalan söylemez, iman üzerine zina edemez, iman üzerine hırsızlık yapamaz diye hadis-i şerifler var.
Bunlar o kimsenin ameliyle bağlantılıdır. O ameli işlerken o kimse vefat ederse, onun cenaze namazını kılınmayacağına hükmetmişler. Hanefiler, şafiler ise onun küfrüne hükmettiklerinden asla cenaze namazını kılmazlar. Hanefiler otomatikman küfrüne fetva vermezler. Ama şafiler küfrüne fetva verirler. Küfrüne fetva verildiğinden dolayı sıkıntılıdır orası. Ama hadis-i şerif bu, bu şundan kaynaklanıyor. Yalan söylemek ümmeti ifsad eder. Bir yalanla siz bütün ümmeti ateşe atabilirsiniz. Bir yalanla bir aileye ateşe atabilirsiniz. Bir yalanla bir topluluğu, bir kavmi, bir ülkeyi ateşe verebilirsiniz. Bir yalanla bütün algıyı değiştirebilirsiniz. İnsanları saptırabilirsiniz.
Çünkü yalan söylemek bu noktada, bütün bu manada toplulukları ifsad edebilir. Yani görüyorsunuz son yaşanan hadiseler. Yani genci olaylarında sözde tomaların altında insanlar ezildiğinde ezilenler yok. Bunun gibi. Veyahut da son depremde üç yüz kişiyi betonla görmüşlerdi. Öyle normalde üç yüz kişi değildi. Bin üç yüz kişiydi. Bin kişiyi betonla kapattılar. Ördüler. Yani bu bin kişinin ailesi, anası, babası nerede ki? Bakın bir yalanla ifsad ediyorlar ortalığı. O zaman ümmet yalan söylemez. İman üzerine yapamaz. Zina, bir topluluğun nesebini karıştırıcı en büyük ahlakı çöküntüdür. Ahlakı çöküntüdür zina.
Düşünebiliyor musunuz? Bir insanın nesebinin karıştığı bir noktadır. Bir çocuk doğacak, kimden olduğu belli değil. Veyahut da evli bir adam, bir çocuk doğacak, kendi karısından olarak görüyor ama kimden olduğu belli değil. Zina böylesine toplumu ifsad eden bir hastalık. Büküneydi hırsızlık. Bir kimsenin emeğini bir kimsenin alıp götürmesi. İman üzerine yapamaz. Buradaki hırsızlıktan kasıt. Sakın ekmek çalmak olarak görmeyin. İslam hırsızı mesela. Birisi ekmek aldı götürdü. Sonra ekmek çaldı. İslam ona nasihat eder. Önce kendi toplum kendisini soruyor. Oradaki İslam'ın en yetkinisi toplar oradaki zenginleri. Sizler ne yapıyorsunuz? Zekatı düzgün yerlere vermiyor musunuz?
İnsan açık kalmış diye önce onları sorarlar. İslam o yüzden vakıflar kurar. Hak açık kalmasın. Orta yerde yemek dağıtırırlar. Orta yerde ekmek dağıtırlar. İhtiyacı olanın indip alsın diye. Neden? Yiyecekten, içecekten, giyecekten hırsızlık suçu işlenmesin diye. Bir İslam toplumunda yiyecek, içecek, giyecek hırsızlığı görülmez. Orada bir İslam toplumunda yiyecekten, içecekten, giyecekten hırsızlık varsa, birinci derecede devlet oranın eşrafı sorumlu. Niçin? Devlet sosyal değildir orada. Fakirinin, fakirinin fukarasına bakamıyordur. İkincisi, oradaki oranın eşrafı zekatını düzgün vermiyordur. Buradan birinci derecede herkes kendine pay çıkar.
Ama birisi gelmiş bir başkasının evine oradaki altını çalmış götürmüş. İstan buna ceza keser. Veya burada şimdi çek kanunu var. Doğru ya. Hırsızlık çeki. Alıyor bir başkasının üzerinden. Çalılmıştır diyor. Bir mahkeme kararı çıkarıyor. Ben hala da o çekten şey yapıyorum. Bize öyle bir tane çek vermişler. Hırsızlık çeki. Verenin imzası var tabi arkasında. Bereket. O çıkıyor mahkemeye. Hırsızlık. O diyor ki bana filanca verdi. İspat et. İşte filancayı çıkardı. A davacı dediler ki, bana dediler ki davacıyım. Evet. Orada hani ben böyle evli tarikatım ya davacı olacağını düşünüyor. Ondan sonra dedim evet. Davacıyım.
Kimsenin canını yakmasın dedim. Asıl ben davacıyım. Onlardan ettiler ki ben affedeceğim. Hayır dedim. Bile bile suç hafı olmaz dedim. Bile bile. Bir başkasının canını yakacak. Bir başkasının canını yakmasın. Müretti dolandırmasın. Hırsızlık insanların yemeklerinin çalınması. İçki kötülüklerin anası. Bakın bunları kim yaparsa diyor iman üzerine yapamaz. Hanefiler der ki bir kimse bunu işlerken üzerindeki iman öncesi gider. Üzerindeki iman muru gider. Allah muhafaza etmesin. Kaç tane şeytan var nasıl çoğaldılar? Şeytan bir tane. Ama çoğaldılar mı? Çoğaldılar. Nasıl Adem Aleyhisselam bir tane? Bir tane gibi çoğaldı. İnsanlar. Çoğaldı.
Aynı şeytan da çoğaldı. Şeytanın çoğalması da Adem gibi. Dizekseniz onun dişisi var mı? O çift çiziyetler şeytan. Hem erkekliği var hem dişiliği var. Erkekliği ve dişiliği var. Her inkar eden, her inkar lafından, her küfür lafından şeytan mümnun olduğundan aşka gelir, iştaha gelir, bir çocuk daha yapar. Her bu noktada isyan eden, her bu noktada Allah'a ve Resulüne ve insanlara küfür edenler şeytanın çoğalmasına sebep olurlar.
Ve onun amelinden dolayı şeytan çoğalır. Onun amelinden dolayı şeytan çoğaldığından o şeytan onun yanına gelir. Çünkü ondan sudur eden amelden dolayı şeytanın sebebi olmuştur. Sebebi ne? O kimse ne yaptı? Küfür etti. Onun küfüründen dolayı bir şeytan zuhur etti. Şeytanı çoğaltan kim? İnsanlar. Şeytanın çoğalması insanların kötülüğüne bağlı. Ne kadar dünya üzerinde kötülük aşağı indi, şeytanın nesli o kadar kurudu. Ne kadar kötülükler çoğaldı, şeytan o kadar çoğaldı. Şeytanın erkekliği de dişiliği de kendine ayırır. Şimdi böyle tarif edeyim size. Bir eli erkek, bir eli dişi.
Bir bacağı erkek, bir bacağı dişi. O kimse bir günahı kebal işledi, bir şirke düştü, bir küfür etti, iki bacanın birleşti, tak bir şeytan oldu. O şeytan da o günahı işleyen, küfre düşen o hatayı yapanın yanına geldi. Müminin etrafında on tane melek dolaşıyorsa, günahkarın etrafında da on tane şeytan dolaşıyor. Her günahından şeytan dolaşıyor. Her günahından şeytan, her günahından şeytan. O şeytan ordusuyla dolaşıyor yanında. Mümin yanında melek ordusuyla dolaşıyor. Mümin olmayan, faas, günahkar, kafir olanlar da şeytan ordusuyla dolaşıyor. Onun etrafında şeytanlar var. Onu haber eden günaha devam ettiriyorlar.
Onu haber eden şirke isyana devam ettiriyorlar. Habire kardeşler oluyor onlar. Çoğalıyorlar. Ve bir günahkarın etrafında, bir küfür ehlinin etrafında 50 tane, 100 tane, 1000 tane şeytan odur. Onun amellerinin neticesinde olmadı. O kimse tövbe etmeye başladı. Geri dönmeye başladı. Her geri dönüşünde, Cenab-ı Hak onun ondan sudur eden şeytanları teker, teker, teker, ne yapıyor? Katledi. Tövbe etmek bu kadar önemli. Tövbe etmedin, bugün bir günah işledin, tövbe etmedin. Ertesi güne işin daha da zor. Bugün 50 şeytanın vardı, yarın 100 şeytanın oldu. Ertesi gün 200 şeytanın oldu. Diyorsun ki namaz bana ağır gelmeye başladı.
Diyorsun ki oruç bana ağır gelmeye başladı. Diyorsun ki zikir bana ağır gelmeye başladı. Diyorsun ki ben tesbih elimi aldım. Allah'ım da sallallahu seyyidine Muhammed derken uykum geldi. Neden ehli sufi dersin başına hemen tövbeye koymuş? Tövbe ederekten o gün günahlardan sıyrıl ki şeytanlardan sıyrılasın. Yoksa şeytanlar senin eteğinden, senin gömleğinden, senin paçalarından kabri çekecek.
Şeytan bir tane. Ama o da Adem gibi çoğaldı. Onu çoğaltan da biziz. Nasıl Adem Aleyhisselam Havva istedi, çoğaldı. Havva'yı isteyip çoğalınca şeytan dedi ki ben de çoğalmak istiyorum. Ben de çoğalmak istiyorum deyince Havva'yla beraber Adem çoğalmaya başlayınca da şeytan da çoğalmaya başladı. Cenab-ı Hak ondaki var olan özelliği şeytanın haberi yoktu.
Şeytan onu tespit etti kendisinde. Tespit edince o da bir sürü şeytan yaptı. Ama onun sebebi bizim bu noktada müahlarımız ve kusurlarımız. Osmanlı padişahlarının bazılarının alkol ve fuhuş yaptıkları söyleniyor. Doğru mudur? Çok tartışılıyor ve kimin doğru söylediğini bilmiyor. Velev ki Osmanlı padişahları yapmış kabul eder. Öyle ya. Çok kötü değil mi? Yani Osmanlı padişahlarının yaptığı çok kötüyse ne kadar kötü değil mi? Madem ki biz padişahları kötüleme noktasında gidiyoruz öyle değil mi? Madem ki içki içmişler, rezil kepaze adamlar, fuhuş işlemişler. Dur!
Rezil kepaze adamlar. Doğru mu? Hadi gelin bakalım. Cumhuriyet dönemine gelelim bakalım. Osmanlı padişahlarına haram olan Türkiye Cumhuriyeti padişahlarına helal mi? Hangi Osmanlı padişahı genel evi açtı ki? Açık açık konuşacak. Hangi Osmanlı padişahı içki üretim fabrikaları açtı ki? Ya bu Osmanlı padişahları hangi yaptıysa ya ne büyük günah işlemişler ya? Doğru mu? Yattılarsa gözünüzde görme. İddia var ortaya. Bu iddia yapılırken yalnız şunu da unutmayın. Şimdi Cumhurbaşkanlığı konutuna alınacak olan bir kilo elma, konutun hesabına yazılır mı?
Yazılır. Siz Cumhurbaşkanlığı'nın mutfağına dışarıdan bir kilo elmanın kayıtsız girebileceğini düşünüyor musunuz? Bir şişe soda'nın Cumhurbaşkanlığı'nın komutuna kayıtsız girilebileceğini düşünüyor musunuz? Eğer girerseniz Cumhurbaşkanlığı'na bir gün de yaşatmazlar öldürürler. Turut özel bulutur.
Girmez. Yani bunu normalde sarayın, sarayın giriş çıkış defterinden yakaladılarsa, diyeceğiz ki muhteşem bir şey yapmışlar. Ama oradan yakalayamıyor. Bu bir varsayın. Ben koruma noktasında değilim. İşliyse Allah verecek hesabını. Tamam. Ya çok melanetli bir iş yapmışlar. Melanetli bir iş yapmışlar. Evet öyle diyorlar ya. Çok melanetli bir iş var. Harika ya. Ya bu adam gitmiş işte. Yani huş yapmış. Ya padişahım huş yapma ya. Onun sonra hakkınızı helal edin. İhtiyacı var mı ya? Sarayda cariyeden bu ne var?
Ya saraydaki cariyeleri bitirde dışarıdakinden mi gözülecekler? Bu iş yapma ne hacetti? Kimle evlenecek olsa evlenemez mi ya? Evlenecek olsa evlenemez mi? Kim diyecek padişaha evlenemezsin diye? Padişaha kızını vermeyecek olan bir adam tanıyor biliyor musunuz? Üç kıtada hükmeden.
Sermanıyla bütün herkesi ayağa kaldıracak. Ekonomik, siyasi, askeri gücü elinde tutan bir şahıs düşünün. Padişahları bize çok kötü dediğinden biz padişahları tırılır bir adamla veriyoruz. Alıştık ya. Alıştık ya biz böyle şimdi, ne o şeyin, Amerikan Başkanı'nın önünde düğme dikleyen başbakanlara.
Alıştık ya biz böyle Amerikan Başkanı'nın önünde, Amerikan Başkanı'nın havalarda koltuğum ucuna oturmuş, öbürki esas turist'e böyle süklün püklün derviş yüzüyle oturmuş. Bu tarafları görmedik mi? Biz alıştık ya yani üç cent, beş cent, on cent, bir milyon dolar için aylarca, günlerce New York'ta, Washington'da, Avrupa'yı yakaran Cumhurbaşkanlarına, başbakanlara. O yüzden biz padişahlara da bakarken, bizim o böyle Amerikan'ın tayin ettiği, İsrail'in desteklediği, Avrupa'nın aleverinin içerisinde bulunup, biz de böyle işte olan Cumhurbaşkanı'nı, başbakanlar gibi görüyoruz biz. Öyle gördüğümüz için böyle konuşuyoruz. Şimdi neden sindiremiyorlar Türkiye'yi millet? Türkiye o noktadan.
Biz şimdi Cumhurbaşkanları, gördüğümüz Cumhurbaşkanları, başbakanları biz böyle gördüğümüz için, böyle alıştığımız için biz padişahı kırmızı zannediyoruz. Bakın Yavuz Sultan Selim'e başbakan, o gün böyle bir sefer öyle söyleyivermişti. Demiş ki haşmetli bir devlet elbisesi var. Değiştirseydiniz diye. Bu Sultan Selim otuz kusur yıldır padişahlığı boyunca devletten iki katı elbise almış. Abdülhamid Han iki katı devletten. O devletin elbisesi. Sabahane devlet elbisesini giyiyor, makamını geçiyor. Bunlar normal devlet başkanı. İşte sefirler geliyor.
Ordu komutanı geliyor. Başbakan geliyor. Bakanlar geliyor. Sancak beyleri geliyor. Onlarla görüşmeler oluyor. İstişareler oluyor. Her biri savaştan savaşa kaçırmış. Hep savaş hazırlıkları var. Hep böyle muhafaza etme, koruma hazırlıkları var. Nerede, ne yere imarlar yapacaklar. Biz zannediyoruz ki padişahlar biz öyle anlatılıyor. Biz şimdi padişahları muhteşem yüzyıldaki padişah gibi görüyoruz. Kötüledikleri padişahlar Anadolu gibi bir yeri daha Sultan Mehmed'e varmazdan önce Türk İslam İmparatorluğu'nu kurmuşlar. Ey yavrum ey. On yıllık padişahlık yapan Anadolu toprakları, bu toprakları kendine, kadına, kimi kötülüyorlar şimdi? En kötülendikleri padişah, cumhuriyet döneminde bütün cumhurbaşkanlarından tutun da Bakanlarımı yüz on sekiz sefer cebinden çıkarın daha yüz on sekiz tane içeride kalır.
Yüz on sekiz tane dağıdır böyle. Daha bir yüz on sekiz daha cebinde vardır. Bitti zannedersin. Bitti zannedersin. Onlar öyle bak devlet elmisesi giyiyor. Akşam olunca çıkarıyor devletin elmisesini. Oraya devletin dar durabını koyuyor. Ertesi gün tekrar geliyor. O devlet elbisesini giyiyor. Tekrar onunla devlet vazifesini. Savaşa o elbiseyle gidiyor. O elbiseyle yaşıyor. İşte o başbakan demiş ki, efendim bir elbise dekirseydik size. Dizmiş ki o sultan sevini. Bu tezini doğrultacak ya Avusturya Macaristan başsefiri gelmiş. Güven mektubunu sunmuş. Demiş ki sefire. Sultanımızın kıyafetini nasıl buldun?
Sefir demiş ki, o kadar dirayetli. O kadar şatafatlı. O kadar şatahatlıydı ki demiş. Ben sadece ve sadece elbisenin demiş. Ucunun eteğini göremiş. Ben kendisine dayı bakıyordum demiş. Girayete bakın. Bırak koltuğun kenarını kısını böyle koyup karşısında da böyle duran başbakan yok. Sefir bakamamış eteğinden yukarısına.
Kafasını eğiyor, mektubu sunuyor. Kafasını eğip mektubu sununca sadece onun eteğini görüyor. Başka bir şey görmemiş. Öyle de geri çekilmiş zaten. O yüzden varsınlar Osmanlı padişahlarını kötüleşsinler. Eksikleri vardır, vardır. Günah işlemişlerdir, işlemişlerdir. İşlemişlerdir. Acaba onların günahının yanında bir kendine baksa, bir kendine baksa.
Allah bizi affetsin inşallah. İslam'da yalancı şahitliğin suçunu açıklamamızı istiyorum. Yalancı şahitlik İslam'da o kadar çok, o kadar çok, o kadar çok kerih görülmüş ki. Eğer bir kimsenin yalancı şahitliği tespit edilirse sürgün edilmiş o beldeden. Bir daha onun hiçbir şekilde şahitliği kabul edilmemiş. Bırakın Allah katındaki günahını.
Zahir olarak bu şehirde işte x kimseye yalancı şahitlik yaptı. Tespit edilmiş. Ona sopa vurmuşlar, değnek vurmuşlar, şehirden de sürmüşler. Zannediyorsunuz ki şehirden sürülen başka bir şehre oturacak. Oturamıyorum. Elinde sürgün kârı var. Siz Osmanlı'da normalde bir şehirden bir şehire gidip adamın yerleşmesi kolay zannediyorsunuz. Öyle değil. Bir şehirden bir şehirde yerleşecek olan yerleşme sebebini söylüyor. Elinde kağıt var. Eğer bir kimsenin böyle bir kötü siciliği varsa o şehir diyor ki sen hırsızlık yapmışsın. Ben seni buraya kabul edemem, kaydedemem. Ömür şehre gidiyor, kaydedemem. Bu hani mezralar var ya köylerin tingir tepesinde uzakta yaşayanlar.
Onlar köyler ve kasabaların kabul etmediği kimseler gidip doğum başında tek başına yaşamamış. O yüzden cehadet kalıyor onlar. Allah muhafaza. Karıştırmış. Köylerin arkasından onun adına kaza haccı, kaza namazı, kaza orucu, kaza zekatı olur mu?
Sünnette yeri var mı? Var. Kadının birisi gelir. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin tutamadığı oruçları için orucunu tutup tutamayacağını söyler. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerde onun orucunu tutabileceğini söyler. Buradan fıkıh çıkar kıyasla. Ve bir kimse eğer ki normalde örneğin işte babası veya annesi hasta oldu. Beş vakit, on vakit namazı kılamadı. Arkasından çocuğu onun namazlarını iade edebilir. Ya Rabbi niyet ettim babamın kılamadığı namazlar için. Niyet ettim ya Rabbi babamın tutamadığı oruçlar için. Bu var. Normalde zekatla hac bu o kimsenin vasiyetiyle alakalıdır. Çünkü parası olanı hac fazlardır. Normalde o kimse parası var.
Hacca gidemedi bir sebepten dolayı. Onun vasiyet etmesi lazım. Benim yerime birisini hacca gönderin. Veya benim malımdan hac yapın. Veya bu senelik zekatımı ben veremedim. Eğer veremezsem vasiyet ediyorum. Benim malımdan bu seneki zekatı da verin diye vasiyet etmesi lazım. O vasiyetle o kimsenin malından hac ve zekat verilir. Malı yok ise zaten hac ve zekat ona par değil. O yüzden onunla da bir sıkıntı yok. Namaz kılan bazı insanlarda gurur kibir olabiliyor. Bu insanların gurur kibirinin farkına varması için ne yapması gerekir? Şeytan ve nefsin bir oyunu olduğunda ne zaman farkına varabilir?
Bu herkeste gurur kibir olabilir. Ama gerçekten namaz kılanlar, ibadetin verdiği bir gurur kibir olursa Allah muhafaza eylesin, o kimseyi helak eder. Genelde Müslümanlar veya bu tip ibadet eden kimseler ibadet etmeyen kimselerin yanında kendi ibadetlerini görerekten, göstererekten o kimselere gurur kibir yaparlar. Büyük bir handikattır. Yani ben namazımı kılıyorum, sen kılmıyorsun bak işte. Ben iyiyim, ibadet ediyorum ama sen iyi değilsin. Ben bu noktada ibadetlerimi dört tört tük dikkat ediyorum. Sen dikkat etmiyorsun noktasında insanlar Allah muhafaza eylesin. Gurur kibir yaparlar. Örtümü bayanlarda, bir tarikata giren erkeklerde veya kadınlarda, bir ibadet eden kadınlarda veya erkeklerde bu hastalık var.
Bu amelini görmek, yaptığı işi görmek Allah muhafaza eylesin. İnsanı kibre götürüyor. Gönlünde zerrece kibir bulunan asla cennete giremez. O zaman yapmış olduğunuz ibadetler, yapmış olduğunuz hayır ve hasenetler, sizi diğerlerinin yanında üstün bir noktaya getirmeye çalışıyorsanız siz, ve siz öyle görüyorsanız evet yapmış olduğunuz ibadetlerden dolayı gururla kibre düştü. Sufi terbiyesi bunu aşağı indirir. O yüzden yaptıklarını görmemek, namazını görmemek, orucunu görmemek, iyiliklerini görmemek bu sebepten dolayıdır. Ve Sufiler bir terbiye olarak üzerinden geçen bütün fasiletleri Allah'ın görüntü. Hani iyilikler Rabbinizdendir, kötülükler de sizin nefsinizdendir der ayet-i kerimeden. O yüzden Sufiler kendi üzerinden tecelleden bütün iyilikleri Cenab-ı Hak'ın rütf ve ikramı olarak görüp, görüp bir başkasına bu noktada büyüklük taslama, bir başkasının üzerinde kibirlilik taslama olarak görmezler.
Allah muhafaza eylesin. Böyle görenler için ibadetlerini sıfırlamış olurlar. Hatta geriye eksilere düşmüş olurlar Allah muhafaza eylesin. Bunun normalde farkına varma açısından farkına varma, eğer etrafından herhangi bir kimseden kendini faziletli görüyorsan kibirliliğe düştün. Bu kim olursa olsun, bunu eşlerin arasında bazen böyle namaz kılan bir eş, namaz kılmayan eşe karşı kibirlenir.
Kibirlenince ona böyle tepeden namazını kıl, ona tepeden orucunu tut demeye başlar. Kadın erkek değişmez. O yüzden bize düşen vazife kibirlilikten kurtulmak. Bir başkasının yanında kendini daha faziletli görüyorsan, bilgi o kibir çukuruna düştü. O zaman yanındaki kardeşini kendinden daha faziletli gör. Etrafındaki insanları kendinden daha faziletli gör ki o çukura düşme. Allah'ım yanımızda gıybet eden birinin kalbini kırmadan gıybet etmesini nasıl engelleyebiliriz? Gıybet bugünkü sümmetin ateş çukuru. Bugünkü ümmetin bu noktada Allah muhafaza eylesin, dilini kırletti, gönlünü kirletti. En önemli günah-i keballerden birisi.
O yüzden gıybet eden bir kimse Allah muhafaza eylesin. Zinadan daha ağır bir günah işliyor. Çünkü gıybet zinadan şedit bir hadis-i şerif. Bir kimse gıybet ederekten zina etmekten daha ağır bir günah işledi. Daha meşhurdur benim sözüm. Bir kadın veya erkek gıybet ediyor olsa, özür dilerim zina ediyor olsa ve onun zinasını o kimse görse tek başına, şahitlendiremedi ya, görse ve dışarı çıksa filanca zina ediyor dese ondan daha ağır günah gelir.
Çünkü bir şey söylediğimizde doğruysa, söylenilen şey o kimsenin hoşuna gitmedi doğru, gıybet etmiş oldu. Değilse iftira etmiş oldu. Bir Müslümanın, Müslümanın arkasından böyle konuşmaya hakkı yok. Gıybet etmeye hakkı yok. İftira etmeye hakkı yok. Bir kimsenin arkasından şerefini düşürücü, haysiyetini kırıcı sözler söylemeye hakkı yok. Yok, kimsenin yok. Müslüman, Müslümanın arkasından şeref ve haysiyetini korumak konukerler. Etrafımızda gıybet işleniyor. Biz orada gıybetin haram olduğunu tavsiye edeceğiz. Dicez ki, aman kardeşler nasihat edeceğiz. Gıybet etmeyin. E nasihat edemiyoruz. Annemiz babamız tatlı bir şekilde nasihat edeceğiz. Daha da olmalı terk edeceğiz.
Terk edemiyoruz. Başlayacağız Allah'ı zikretmeye. Sikretmen diyeceğiz. Yarabbi bunların gıybetini al. Sen gıybetini bunların dilinden al. Burada önle. Siz bir kötülüğü gördüğünüzde, eliniz de mümkün değilse, diliniz de o da mümkün değilse, kalb ve muza değerlerden önlemeye çalışıyoruz. E biz annemiz babamızı elimizle susturamayız. Çocuklarımızı sustururuz. Arkadaşlarımıza nasihat ederiz. Annem babamız olunca, büyütler olunca sıkıntı yaşıyoruz. O zaman tatlı bir şekilde nasihat edip, daha da olmalı odaya tak edebiliriz. Daha da olmalı kalbden uğuz edeceğiz. O zaman inşallah, rübetten kurtulmuş uğuz. Son zamanlarda her köyden bir Mehdi çıkmaya başladı.
Mehdi kendisinin Mehdi olduğunu bilecek ve kırk yaşında mı öğrenecek? İyi köylere kadar düştüğünüz zaman, mahallelere düştük. Her mahallenin bir Mehdi'si vardır. Her sokan bir Mehdi'si vardır. Bunu ciddi olarak söylüyorum. Her evin bir Mehdi'si vardır. Mehdi, etrafındaki insanların hidayetine vesile olan kimseler.
Birisinin namaz kılmasına, oruç tutmasına, İslam olmasına birisi vesile oldu. Onun Mehdi'si oldu. Bu benim dediğim şey, bütün Müslümanların üzerine vazife olan bir şey. Ama söz konusu olan ahir zaman Mehdi'siyse ki kasıt bu, o buradaki soru, dakikası bu. E o zaman ahir zaman Mehdi'si ile alakalı ne zaman çıkacağını Allah biliyor. O kimse kendisini bildi mi bilmedi mi yok, saf saf İstanbul'da mı dolaşıyor, salak salak Şam'da mı dolaşıyor, bunların hepsi de boş muhabbet. Tabii o çıkan Mehdi'ler ertesi gün, biz Mehdi değiliz, böyle bir iddiamız yok diyorlar. Mesela Adnan Hoca yeni şey vermiş, ne o? Mülakat vermiş, ben Mehdilik gibi bir iddiam yok demiş, örnek.
Ama insanlar vasıfları olarak beni Mehdi görüyorlarsa ben ne yapabilirim demiş, açık kapıyı da bırakmış. Bir tanesi de Amerika'da zaten, o da kah Resul oluyor, kah Mehdi oluyor. Allah'a affetsin bu fakirin bir tespiti var. Nerede paranoyak Bakırköylüler var, Ümmet-i Muhammed bunlardan çekiyor. Zaten tarih boyunca böyle olmuş. Tarih boyunca psikolojik problemli olanlar, ya kendilerinin zamanın halifesi, ya zamanın Mehdi'si, ya zamanın Resulü. Kimisi demişler ki, yeryüzünün kutbuyuz biz. Biz olmasak yeryüzü bozulur, dünya bozulur. Kimisi demiş ki, ben olmasak yağmur yağmaz. Kimisi demiş ki, bizim Şeyhimiz olmasa toprak sebze bitirmez. Kimisi demiş ki, bizim Şeyhimizin hürmetine yağmurlar yağıyor.
Kimisi demişler ki, işte Mehdi bu. Mesela Anadolu'da Baba Resulü isteyenleri. Baba Resulü isteyenler, insanlar inanmışlar, bu adam Resul diye. İki kardeş biliyorsunuz bunlar. Selçuklu'nun başına dert olanlar. O Baba Resulü isyanlarında da Hacı Bektaş Veli Hazretleri geliyor. Mesela Hacı Bektaş Veli Hazretlerinin kardeşi Menteş, Baba Resulü isyanlarında öldürülüyor. Sivas'ta. Bunları çok dile getirmezler çünkü. Mesela Baba Resulü isyanlarında çok dile getirmezler Aleviler. Baba Resulü isyanlarında bugünkü geziciler gibi yakıyorlar, yıkıyorlar köyleri. İnsanların karılarını, kızlarının navuslarına geçiyorlar. Ambaraları yağmalıyorlar, hayvanları yağmalıyorlar. Anadolu'yu tufan ediyorlar.
Onların başında da normalde Resulü iddiasında olan Baba Resulü lakaplı kimse var. Selçuklular bunu öldürüyorlar. Almanesi diyor ki, o ölmedi, göğe kaldırıldı, tekrar indirilecek. Yakmışlar Anadolu'yu. Anadolu'yu bildiğiniz yakıyorlar. Yakanlar, yıkanlar İslam dünyasının hiç eksik değil. Bunlar normalde Türklerin başına hep musallat bu yakanlar, yıkanlar. Tarih boyunca. Bunlar Osmanlı'da da var. Bunlar Selçuklularda da var. Bunlar Orta Asya'da da var. Türklerin başına, bu ırkçılık değil. Türk devletlerinin başına böyle yakan, yıkan insanlar hep musallat edilmişler. Hep edilmişler.
Şimdi de var. Ben böyle kızınca diyorlar ki, ya bir Mevlevi Üstadına Çin yakışıyor mu? Ya ben Çin vermiyorum. Yaptığınızı gösteriyorum size. Nerede görülmüş insanların araçlarını yakmak? Nerede görülmüş insanların dükkanlarını yağmalamak? Nerede görülmüş? Hangi dinde görülmüş? İşte var bu. Adamın kapısının önündeki arabayı yakmak. Senin arabanı bir yaksınlar bakalım. Senin dükkanını bir yağmalasınlar bakalım. Bir camının çerçevesini kırsınlar. Oradan televizyonları, videoları götürsünler bakalım. Elektronik aletleri bir götürsünler göreymezse. Senin çocuğunun birisi gelsin bir monotof kokteyl alsın bakalım kafasına. Sen ne yapacaksın? Devletin acil tedbir alması lazım.
Ne demek monotof kokteyli ya? Bildiğin bomba. Cezası yok şu anda. Bizim ülkücülüğümüzde açık açık konuşacağım şimdi. Biz monotof kokteyli nedir bilmezdik biz. Solculardan öğrendik biz bunu. Solcular bunu nereden öğrendik? Maksit Leniniz öğretide ne oluyorlar? Maksit Leniniz öğretide vardır bu. Maksit Leniniz öğreti devleti ve milleti idare edilemez hale getirmektir amacı. Devlet ve millet idare edilemez hale getirilir. Ondan sonra herkes pusak devlet gücü kalmadığından dolayı Maksit Leniniz bir ihtilal yapılır. Maksit Leniniz bir ihtilal yapılır. Maksit Leniniz bir ihtilal yapılması için insanların serkeş bir şekilde öldürülmesi, katledilmesi, polislerin, askerlerin dağıtılması, devlet kurumlarının dağıtılması söz konusudur.
Maksit Leniniz öğretidir bu. Maksit Leniniz öğretidir bu. Bu komünist öğretidir. Ve bugün Türkiye'nin başına bunlar musallattır. Bunlar uluslararası güçlerin elinde. Bunları ilk önce Rusya Maksit Leniniz sistem olarak örgütledi. Ondan sonra bunlar Avrupa, Amerika, İsrail, İngiltere bunların eline geçti bunlar. Şimdi Rusya yapmıyor bunları. Şimdi dünya üzerindeki Maksit Leniniz örgütlerinin arkasında Fransa, Almanya, bazı yerlerde İngiltere, Amerika, bazı yerlerde sadece Amerika, bazı yerlerde sadece İsrail var. Bunların arkasında bunlar var. Şu anda Maksit Leniniz örgütlerinin arkasında Rusya yok. Mesela Türkiye'deki Maksit Leniniz örgütlerinin arkasında şu anda Rusya yok.
Şu anda Maksit Leniniz örgütlerinin arkasında Almanya, Fransa ikilisi var. Türkiye'deki. Şu anda PKK'nın arkasında Amerika yok. Şu anda PKK'nın arkasında Fransa, Almanya, İsrail üçlüsü var. Bunlar bu yakıp yıkmalar bizim başımıza hep derdi. Allah muhafaza eylesin. Konudan konuya geçmeyin. Hiç büyüyecek yoksa. Burada kapatayım. Hocam bir insan hem yetim hem öksüz ise, başında bulunduğu anne ve babası bu kişinin haklarını vermiyip yediyse. İnsan hem öksüz hem yetim. Annesi babası nereden geldi ki o zaman? Allah Allah ya.
Enteresan. Tekrar ben okuyayım. Yanlış mı anladım? Bir insan hem yetim hem öksüz ise, başında bulunduğu anne ve babası bu kişinin haklarını vermiyip yediyse ve bundan dolayı bu kişi evlenemiyorsa, iş bulamıyorsa ve bunun gibi birçok kötü işlere ulaşmasına sebep olduysa, kişi ne yapmalı? Yetim hakkının İslam'daki yerini nedir anlatır mısınız? Üvey anne. Üvey anne. Üvey anne. Hocam babası sağken ölmüş, annesi de üvey. Babası sağken ölmüş. Evet hocam. Yani babası sağken ölmüş derken çocuk sağken ölmüş. Hayır babası sağ ama ölü gibi, yaşamıyor gibi oğlu için. Ya babası yaşarken ölmüş onun için hocam. O da evladı onun için ölmüş.
Öyle bir şey yok. Bir insanın babası varsa vardır yoksa yoktur. Öyle yaşarken ölmüş diye böyle arabesce bir şey yok. Bu arabesce bir baba evladının üzerine vazifelerini yerine getirmiyor olabilir. Bir baba evladının üzerine vazifelerini yerine getirmemiş olabilir. Vazifesi nedir? Bir babanın, anne babanın çocuğun üzerine vazifesi. Bir, hayırlı isim koyması. İki, ona ticaretten, sanattan, ziravattan bir şeyler öğretilmesi. Maddeyi değiştirdim. Bu üç. İkincisi ona dininin öğretilmesi. Bu üç şeyden anne baba sorumlu. Ama bir baba düşünün işte böyle muhtedin değil. Normalde çocuklarına bakabilecek güçte değil. Çocuklarına bu noktada eğitim verecek güçte değil.
Dini hukuk açısından o babanın evlenmesi de çaiz değil. Burada işin dini hukuku var. Bir baba evlenme, o erkeğin evlenmesi çaiz değil. Çünkü erkekte evlenmekte aranılacak olan özellikler var. Bir aileyi, bir kadını, ondan doğacak olan çocukları hem maddi olarak hem manevi olarak yetiştirmeye ve geçindirmeye muhtedir olacak.
Böyle bir muhtedirliği varsa o kimse evlenebilir. Böyle bir muhtedirliği yoksa o kimse evlenemez. Şeran haram. Bakın sıkıntılar nereden başlıyor bu sefer? Bir kimse hiç çalışmıyor. Erkek. Erkek. Anne baba onu evlendirmeye kalkmayacak. Sıkıntılar var. Çocuk psikolojik rahatsız. Oğlunun biliyor psikolojik rahatsız olması. Anne baba onu evlendirmeye kalkmayacak. Doğacak olan çocukları düşünecek ondan. Veya bir kadın evliliği götürebilecek kapasitede değil. Anne baba o çocuğu evlendirmek için uğraşmayacak. Gelecek nesili yakmayan hiç kimsenin hakkı yok. Bunlar dinin kaideleridir. Ama bizde İslam öğretilmez.
Bizde din sadece namaz kalıp oruç tutmaktayız. Biz evliliğin nasıl olması gerektiği ile alakalı fıkıh kaidelerine bakmayız. Bununla alakalı hadis-i şeriflere bakmayız. Evlenecek olduğumuz kimsede aranılacak özelliklere bakmayız. Herkes perbe pancurlu, yeşil bahçeli, beyaz atlı prens ile o eve prensesi bekler. Ne o beyaz atlı prens gelir ne o prenses bulunur. Yok öyle bir şey. Yok yok. Real düşünecek herkes. Real. Bu adam ne kadar maaş alıyor? Bir lira. Ya bu adam bir lira maaş alıyor. Bir lirayla bunun evine bakıp bakamayacağın meydanlar. Evin kirası 500 lira. 500 lira ev kirası. Eğer evi yoksa.
En azından 150 lira yakacağıyla beraber 300 lira da yakacak iletinin suyu gitti. 800 lira. 200 lirayla ev mi bakacak bu kimse? Bitti. Diyeceğiniz ki 1 lira maaşla olan evlenmeyecek mi? Evet evlenmeyecek. Evet evlenmeyecek. Evlenmeyecek. Ne yapacak? Gitsin ticaret yapsın. Daha fazla çalışsın. Yalnız basbaya. Şimdi kızlar evleniyor. Gidiyor. Benim şahit olduğum. Mustafa Efendi kardeşim. Buyurun bacı. Benim kızın bulaşık yıkamasını bilmez. Aaa. Vallahi patates dahil söylemez. Tamam. E ütü de yapamaz bak. Kalıyorsunuz ama. Niye işe yarıyor dedim. Niye işe yarıyor? Çocuya döndüm. Bak oğlum dedim.
Beni isteyecek olduğun kız. Bulaşık yıkamasını bilmiyor. Çamaşırın ütülemesini bilmiyor. Patates soymasını bilmiyor. Alacaksan al. Nasıl? Basbaya. Hiç olmaz. Dürüst dedim. Bilmediklerini söylüyor. Dürüst. Bilmediğini söylüyor. Alıyorsan al. Çocuk kaldı. Alacaksan al. Alacaksan. İsticaret. Alacaksan. İsticaret. Alacaksan. İsticaret. Alacaksan. İsticaret. Bak şimdi. Ben oradayız ha. Yani iste. Tamam. Allah'ın emriyle. Peygamberin kavliyle. Çamaşır yıkamasını bilmeyen. Ütülemesini bilmeyen. Patates soymasını bilmeyen kızımızı. Siz bu oğlanı istiyoruz dedim ben.
Buz gibi ortalık. Girdim. E dedim. Siz söyleyin. Ne kız ne buz gibi oluyor ki ortalık. Ha ha iyi. Güldüler bu sefer. Ya bunu söylemeye utanır isen. Evlendiler. Dört beş ay sonra. Dört beş ay sonra. Çocuk demiş ki. Valla bu kirayı veremiyorum. Babana söyle. Kiracının bilini boşlatsın demiş. Biz oraya göçelim. Geldiler bunlar. Onun sonu böyle. E dedim. Bu çocuğun bir buçuk lira maaşı olduğunu ben de size söyledim. İşi bu. Ben de dedim ki. Bakın bunun işi şu anda bu. Bir buçuk lira kadar filan bir maaş oluyor. Şoförlük yapıyor bir arabada. Yarın bir gün bunu bırakabilir bu dedim.
Arabada şoförlük yapıyor bir taksiden. Yarın bir gün bıraksan olacak. Yok işi. Dedim buna kabul et. Bunu da bilin yanlısını dedim. Sizinki patates soymasını bilmiyor. Bizimki de çalışmasını bilmiyor. E tamam dediler. E tamam. Beş yaşta o çocuk işi bıraktım. Demiş ki ya babanın evine göçelim. Ya demiş çalışıyordun. E demiş ben. Çıktım işte. E ne olacak? Ya ben patates soymamanı seni kabul ettim demiş. Benim işsizliğimi kabul etmiyor musun? Daha çocuk öyle demiş. Bana geldi babası ya böyle böyle bizim damat işten ayırmış dedi. Hayır nasıl olsun Acabi dedim. Ya bizim evi istiyormuş dedi. E ver dedim ben. Sanki kabilleşmişiz biz çocuklar. Öyle baktı.
Dedim Acabi. Patates soymasını bilmeyen ağalar dedim. Sonuçta evi isteyecek senden dedi. Ya o da öyle demiş zaten dedi. Dedim Acabi. Yapacak bir şey yok. Allah dedim sana vermiş. Verdiğinden paylaş dedim. Evladın değil mi dedim. O kız da senin evladın. Sonuçta dedim. Patates soymasını bilmeyen kızı kim alacaktı ki dedim. Kaldı. Tabii ki geçti bizim o alan şeye. Ne o? E ver. Hem bir de onların alt katından da daha gülüyor. Kaldı. En ben bir de onların alt katına da evimize daha biberli bir ev var. Ben girmemeyim ki.
Lian. Kaldı. Kald Kaldı. Kaldır. Bilме. Kaldı. Kamlan. Kaldı. ben bunu söyleyecek daf yok. Şimdi normalde ya bu kardeş başka var mı bunun izah tarzı? Yok. O realiteyle biz karşılaşmak, yüzleşmek istemiyoruz. Bununla yüzleşmek istemiyoruz. Geliyor arkadaşlar bana. Ben evleneceğim. İyi evlen. Çalışan birini arıyor. Ertek. Öyle diyor. Tamam. Haklısın diyorum ben. Haklısın. Hele bir tanesi var. Şimdi kimse gelmiyor artık öyle. Selamun Aleyküm Aleyküm Selam. İşte zamanınızı alacağım. Estağfurullah buyurun otur. Ondan sonra havlu dükkanındayız o zaman. Üst kaktayım.
Dedi efendim düşününün taşının dedi. Evlenmeye karar verdim ben korktuktan kalktım. Allah razı olsun gel bir sarılayım öpeyim seni dedim. Bütün kızlar seni bu kararını bekliyor. Hiç bozuntuya vermedi. Gayet normal. Bir sarma işte benden derken. Gayet çıktı. Allah razı olsun efendim. Ben dedim teşekkür ederim. Ben Allah razı olsun. Dedim benden istediğin ne? Onu bilin. Öyle yap. Evlenmeye karar verdin. Bana neden söylüyor? Ağlı dedi. Ben dedi inşallah benim buluma uygun. hangi seksen dolayında sarı saçlı ondan sonra işte gözleri renkli maaşı iyi ondan sonra bir bayan arıyor. Aynı zamanda derviş olacak. Annesinin babasının ahlakı yerinde olacak. Böyle baktı.
Ulan oğlum fabrikalar iflası dedim. Böyle birini bulsan ben evleneceğim. Sana ne sıra dedi. Böyle baktı bu. Ama dedim. Sen niyetine girmişsin. Gel bir sarılayım. Sarılayım. O sana kara kuru birisiyle evlendim. Hiç de boyunla boyunla uygun değil. Dedim. Hayalini yüksek tut sen. Boyunu gör. Saçlarını sarı gör. Gözlerini de renkli gör. Hayal. Sonu yok bunu. Allah muhafaza eylesin. O yüzden bir babanın üzerinde biz onu kalkıp taşındayız. Ya sen nasıl babasın demen hakkımız yok. Bunu onu hesaba çekmeye hakkımız yok. Biz dinin yaşanmadığı öğretilmediği bir üç yüz yıllık bir üç yüz yıllık bir zaman diliminden geliyoruz.
Bunlar bizim suçumuz değil. Bunlar geçmiş cehaletle alakalı. Yani biz de çocuklarımızın eksikliğini böyle bir övünç olarak söylüyoruz. Yani hiç kimse şöyle demiyor. Benim kızım dört dörtlük yemek yapar. Benim kızım harika. Mesela örneğin bir estrüman çalar. Benim kızım dört dörtlük takva sahibidir. Benim kızım daha hiçbir erkekle konuşur. Benim kızımın hiç sevgilisi olmadı. Benim oğlum dört dörtlük bir adamdır. Takvası yerindedir. Biliyorum hiç zina etmedi. Benim oğlum dört dörtlüktür. Evine bakar, çalışır. Ben ona küçük bir sermaye verdim.
O sermayesini yükseltti. Benim bildiğim hiç içki içmedi. Benim bildiğim hiç kumar oynamadı. Benim bildiğim hiç gayrı meşru bir iş olmadı. Benim oğlum hafızdır aynı zamanda. Harika. Kur'an ve sünneti çok iyi bilir. Harika. Harame, helama, riayet eder. Harika. işinde, gücünde, takvasında bir kimsede. Harika. Arabasını kendisi aldı. Biz sadece ona ticaret öğrettik.
Ahlaklı olmayı öğrettik. Deli kalanı kendisi yaptı. Harika. Evimiz var ama orada oturmayacak kendisi. Kendine yeni bir ev aldı. Bari kendi evimde oturmak istiyorum dedi. Seksen metrekare parası yetti. O kadar bir ev var. Kendisi doğru da duracak. Bakın nasıl farklı değil mi? Böyle bir erkeğe buradaki herkes kızını verir mi kendisi? Verir. Böyle bir kıza herkes talip olur mu? Olur. Böyle bir kızdan ve erkekten doğacak olan, gelecek olan nesil sağlam olur mu? Olur. Evlilik dört şey için yapılır.
Dini, güzelliği, asaleti ve malı için. Siz dindar olanı seçiniz. Dört dört özellik var. Diyeni, malı, güzel, asaleti, soy, sopu. Gelin şimdi yeniden dizayet edin. Her şeyi. Ya biz evlat olup suçumuz yok. Yok. Babam belli. Ey ne yapacaksın kardeş? Burası kader işte. Sen öyle algıla yürü. Değil ama kader. Sen öyle algıla. Yoksa babanın neden böyle yaptığını deyip de zıran zıran zıran vurmaya kalkma. Allah muhafaza eylesin.
Şeyh Bedretli'nin Varidat isimli eserinde tasavvuf gerçekleşince münafıklar başlar. Münafıklık başlar. Çünkü yaşadıkları, üzerdikleri halktan gizlerler denemektedir. Bugün dahi bu görüşte olanlara cevabınızı lütuf eder misiniz? Sufiler iki yüzüdür. Münafıklık ağır gelir mi buna? Ben münafıklık başlar diye. İki yüzüdür bazı genelde sufilik noktasında belli bir noktadan sonra iki yüzdürlük başlar. İki yüzdürlük şudur. Gerçeği, hakikati anlayamayacak olanlara hakikati anlatmamaktır. Ben bunu iki yüzdürlük olarak nitelendiriyorum.
Hatta diyorum ki Mustafa Özkan'ın iki yüzdürlüğü vardı. Münafıklık ağır gelir. Allah muhafaza eylesin. Böyle normalde o münafıklık ağır gelir dedi mi insanlar şimdi onu farklı türlü aldılar. Ama sufilerin yani belli dereceye gelmiş olan sufilerin iki yüzdürlükleri farklı. Bunu kabul ederim. Bazen inandıklarını anlatmayabilirler. Anlatmazlar. Gördüklerini gördüklerini dile getiremezler. getirmezler. Ama tasavvufun kendi içerisindeki adabı erkanı mudur? Tasavvufun kendi içerisindeki doğrusu mudur? Siz bir kimsenin kötü haline de vakıf olabilirsiniz. İyi haline de vakıf olabilirsiniz. Kötü haline vakıf olmak duayı gerektirir.
İyi haline vakıf olmak ona tekrar duayı ve ona normalde kaynet elensin diye böyle teşekkürü gerektirir. Bazen bazı şeyleri vakıf olursunuz susarsınız. Bilmemezliğe yatarsınız. Anlamamazlığa yatarsınız. Öyle olması gerekiyordur. Bu iki yüzünü vardır sufiyde. Allah bizi affetsin. kocasını dinlemeye kadın hakkında ne söylenebilir? Veya kocasını dinleme zorunluluğu var mıdır? Erkek öyle erkek olmalıdır ki kadın ona itaat eder. Bir kadın kocasını dinlemiyorsa hata adamlıdır. Diyeceksiniz ki bunlar mı çıktı? Evet. Al sahibine göre kişiler.
Erkek öyle bir mükemmel erkek olursa dinlemeyecek kadını görmüyorum ben. Adam öyle bir adamdır ki kadın ona kölelük yapar. Sufiler her hatayı kendilerinden görmüyorlar. Bir derviş şeyhi dinlemiyorsa şeyh kendisine bakacak.
Vay dervişler beni dinlemiyor. Kendi nesin ki onun seni dinlesinler? Nesin ki? Kendine bakacak. Bir memur amirine itaatsizlik ediyorsa amir kendine bakacak. Bana itaatsiz davranacak. Sen amir ol itaatsizlik etmesinler sana. Zümmet me. adaleti davran. Sevecen davran. Birisi yanlışlık yapıyorsa cezasını ver. Eksiklik yapıyorsa eksikliğinin konumuna göre davran. Erkek de aynı. Bir adam eşine zulmediyorsa kadın onu neden dinlesin ki? Her kadın evliya mı? Veya zulmettiğin halde neden dinlesin ki seni? Senin zulmünü mi dinlesin?
Zulm etme. Sen Kur'an ve sünnete göre davranıyorsan buradaki bakın anahtar buradaki iksir Kur'an ve sünnete göre davranmaktır. O iksir senin elinde mi? Sen Kur'an ve sünnete göre davranıyor musun? İnan ki o kadın sana itaat edecek. Davranmıyor musun? Kadın da sana davranmayacak. Mandakkada dukkal. Ne ekersen onu içersin. Ateş çekken kovun bir şek. Sufler kendilerine bakarlar. Bu tip şeyleri bana sorarsanız ben hep diyeceğim ki kendinize bakın. Birini sevmiyor insanlar.
Kendine bak ya bu insanlar neden sevmişsin ki seni? Sende bir zalimlik var ki sevmiyorlar. Sen etrafına zulmediyorsun ki sevmiyorlar. Sen etrafına Kur'an ve sünnete göre davranmıyorsun ki insanlar seni insandan saymıyor. Herkes kendine bakacak. Kadın kocasını dinlemiyormuş. İyi boşan o zaman hadi. Neden boşamıyorsun? Bir daha evlenebilirliğin yok çünkü. Bir daha evlenemeyeceğine sen de inanırsın. Çok kötü. Kadına diyor mu ki boşan? Adam çok mu kötü? Evet. Boşan kardeşim. Boşanmak senin hakkın. Sen kendinin çok iyi olduğuna inanıyorsan boşan. Seni alınacak adam mı var?
Suriye sokağa bir tane buradan altın ileri atsan. Kisi bakmadan geçer. Söyleyeyim mi? En kötüsü, en iyisi şunu yapar. Alır. Bu kimin düşmüş burada? Ses yok. Cebini alın götür. Desen ki ya neden cebini aldın? Bir başkası fırsızlık olmasın. Ben sahibini vermek sizin alnında. Der mi? Var mı altın sokakta bırakacak olan? Yok. Denemesi bedava. Valt lahat billah da yarım saat geçmez. Geçer mi? Geçmez. Geçmez. O zaman sen altınsan yerde kalmazsın.
Sen altınsan necisin içine düşsen birisi gelir seni çıkarır olur adam. Sen altın olun ya. Kadın kötüymüş de adam sabrediyormuş. Laf. Sen de kötüsün biliyorsun kendini. Yok. İşte adam kötüymüş kadın çok iyiymiş. Laf. Nereye giderse gitsin. Nerede olursa olsun. İyi iyidir. Hiçbir zaman iyiyi batılamazsınız. Hiçbir zaman iyi ve değerli bir şey yerlerde sürülmez. Düşer sürülmez o kadar. Mesele o açıdan bak. Çocuktuk biz. Bizim bir annemin halasının oğlu vardı.
Bahçı Hüseyin'de Allah rahmet eylesin. Müzik bir adamın teki. Arıcılık yapıyor böyle. Oradan oraya oradan oraya arıları götürüyor. Müzik bir müzik ada. Böyle biz gülmekten bütün herkes katılır böyle. işte bir gün mesela mahalleden geçerken kadınlara demiş cennete yazıyorum herkesi demiş çabuk olun elinizi çabuk tutun demiş gelin yazayım size. O kadınlar da inanmışlar buna. Anneme geldiler Nerevan ne oldu? Hüseyin emir cennete yazacakmıştır biz de yazdırmaya geldik. Böyle müzik bir adam. Bir köye gitmiş demiş ki ben tozbağ topluyorum ihracat yapıyorum bir temiz kabım battı. demişler ki demiş ki toplayın ondan sonra tren istasyonuna getirin. Kendisi anlatıyor bir inmiş tren istasyonunda keletirlerle kablum bağlı olur.
Takır tukur. Demiş ki bekleyin ben şu demiş arılarla işimi halletip geleceğim. Hemen bir kamyon oradan arıları sarmış kaçırıyor millet dövecek onu orada. Gelmiş tren istasyonuna demiş ki bunların erkeklerin dişilerine ayırın geliyorum ben. O zaman bunun peşinden takılmışlar bu tabi terene zor atmış kendini. Böyle bir müzik bir ada. Fare tutmuş kafandan ölmüş fare onu bir güzel jiletinden paketlemiş ondan sonra bizim böyle evde böyle üç yol ağzına bakıyor yanın başında kahve vardı önceden kahve vardı ondan sonra git oraya yolun ortasına sıcak avustos sıcak bizim orda avustos sokakta kimse dolaşırken bulamazsınız. Oraya meydana koyduğunu oturduğu kahve hiç oralı değil böyle işte o tarafa doğru bakmıyor.
Birisi alacak götürecek o neyini bakın paketlenmiş bir şey. Biri geldi biz de camdan seyrediyoruz çocukuz o zaman böyle işte çocukuz dedim dokuz on yaşında dedi müzik bek ya tek başına oturuyor kahve hiç o tarafa bakmıyor. Birisi geldi mahalleden birisi şimdi sağına baktı sonuna baktı aşağı baktı onu göre paketi aldı gürüdü. Bu gidince arkadan ne gülüyormuş sildi. Ardından o giden kimse paketi aşmış gelip orta yere çarptı sövmeye başladı onu yapana. Bu gülünce orada anladı bunun yaptığını. Şimdi bakın insanoğlu dışı yalnızlı bir paketi daha götürüyor. Değil ki altını yerde bırakacak.
O yüzden herkes kendine baksın. Herkes kendine bakacak. Herkes sen kıymetlisin seni yerde bırakmazlar merak etme. Seni yerde bırakmazlar. Sen kıymetlisin seni kaybetmemek için herkes can mücadele eder. Aman kaybetmeyin bunu da. O yüzden biz kendimize bakalım inşallah. Seferinde kılamadığımız namazların kazasını iki dört rekat kılacağız. Seferinde iki rekat sorumluluğunuz var. Yine iki rekat olarak kılacaksınız. Değil mi hocam? Seferinde kılamadıkları namazları seferinde kılarlarsa kazasını iki rekat ama normalde muhkim ise iade çekersin dört rekat.
Birini kınadık buna pişman olduk. Kınadığımız yine başımıza geldi mi tövbe edince de. Kınayanın kınadığı başına gelmedikçe vefat etmez. Bir şey kınadınız başınıza gelecek. Her yemekte tatlı varız. Sufiler neden tatlı yok diye sormazlar. Fuhuş sayılmaz muhayır. Cariyelere nikah kıyılıyor muydu? Cariyelerin hukuku farklıdır. Cariye hukuku cariye savaşta esir alınmış kadınlardır. Onların hukuku farklıdır.
O yüzden birbirine karıştırmayın. çalıştığım için semazen dersine gelemiyorum. Peki semazen evde öğrenmeye devam ettirilmek uygun değilmiş. Bunun açıklaması nedir? Yok hayır öyle bir şey yok. Normalde bir kimse evinde de sema kendi kendine edebilir. Bunun kendi kendine evinde de eğitimini alabilir. Ama genelde bu eğitimler yaparken o kimsenin kendi kendisine bir seması çıkar. Toplulukla sema etmekte zorlanabilir. Ama normalde bir kimse evinde kendi kendisine sema edebilir. Bunun eğitimini alabilir. Bunda kısıtlılık yok. Semazen olduktan sonra neden başörtüsü takmak gerekiyor?
Semazen normalde eğer ki kendi kendilerine sema ederlerse başörtüsü takma zorunluluğu olmaz kadın kadına. Normalde bunda başörtüsü takma başörtüsü islamın bir şartıdır farzıdır. Sema eden kimse semanın kendi ritüeline uymak zorunlulur. Kadınlar nasıl ibadet ederlerken başlarını örtüyorlarsa sema ederken başlarını örtelerler. Birisi sema ederken başını örtmek istemiyorsa kendi kendisinin evinde sema ediyorsa veyahut kadınların kendi içerisinde ediyorlarsa bu noktada başını örtme zorunlu olmaz. Ama her şeyin bir adabı erkanı vardır ya o adabı erkanının içerisinde bu var mıdır? Her cevap vardır. Nasıl namazın kendi içerisinde bir farzı vardır.
Namazın kendi içerisindeki farzlarından birisi başını örtmektir. Tesettürel hiayet etmektir. Bu namazın kendi içerisindeki ritüelidir, farzıdır, şartıdır. Aynı şekilde sema ederken bir kadının zikir halidir. Çünkü zikir halinde de başını örtmesi gerekir. O kimsenin kendisini bağlayan bir şeydir bu. Niçin? Bir gün Hazreti Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretleri Hazreti Aişe Adnimizin yanına evinde dururken Hazreti Aişe Adnimiz aniden eve içeri girdi. Aniden içeri girdiğinde başa çıktı. Ve melekler hızla Cebrail Hazreti Peygamber Sallallahu Vesselam Hazretleri yanından ayrıldı. O yüzden dedi Hazreti Aişe Adnimizin dedi ki ya Aişe meleklere utanmaz mısın?
Başını ört. Bu niçindi? O esnada Hazreti Peygamber Sallallahu Vesselam Hazretleri Cebrail Aleyhisselam ve diğer zevap peygamını meleklerle irtibat halindeydi. Eğer sema eden bir kimse mana alemiyle irtibat kuracaksa başı açıkken irtibat kuramaz. Zikir halindeki bir kadın eğer mana ehliyle irtibat kuracaksa başı açıkken irtibat kuramaz. Abdülkadir Geylan Hazretleri gelip onunla görüşmez. Mana alemine irtibat dediğim bu. Hazreti Mevlana gelip onunla irtibat kurmaz. Mana alemi dediğim bu. Yoksa bir kimse başı açık zikredebilir mi? El cevap edebilir. başar açık semah edebilir mi? Kendi el cevap edebilir. Bunu kıyaslama bunu kısıtlama yok. Allah muhafaza eylesin.
Sakın ma. Zikreden kimsin. Burada birazdan zikrullah başlarız. Orada bayan kardeşler var. Başlar açık olan var mı? Var. Zikrede sevgiler mi? Evet. Hakkı yok. Bunun kendisi ile alakalı. Biz ona deriz ki kardeş başını örterse senin için iyi olur. Örtme de. Biz ona zorunluluk getirmeyiz. Namaza sorunudur. Bir kimse başına açıklanamaz beni ilgilendirmez de. Ben ona sadece dinin emrini tebliğ ederim. Dinin emrini tebliğ ederiz. Gıybet etme karam. Dinin emri bu. Biz bunu tebliğ ederiz. Neden kaybet ettim deyip dilini koparsak Allah muhafaza etmesin. Öyle bir şey yok. O yüzden normalde sema insan kendi kendisine evinde öğrenebilir mi?
El cevap öğrenebilir mi? Yapabilir mi? El cevap yapabilir mi? Başını örtmesi kendince evinde zorunlu değil. Değil. Ama burada adamını arkana diyaret etmekle fayda var. Açık sema edilmemesini açıklar mısın? Bunda açıklamış olur. Mehdi bizim tembelliğimizin adıdır diye bir söz düm açıklayabilir misiniz? Laf yani herkes oturmuş kalkmış bunda haklılık payları da var. Yani Mehdi'yi diline pelsenek etmiş herkes. Bir kısım Müslümanlar zaman zaman yani doğru söylemiş doğru bir taraftan tembellik edip Mehdi'yi beklemişler ama bu algılar bitti şu anda İslam dünyasında. Büyük bir çoğunluğunda bitti.
Hala bu algıların peşinde gidenler gerçekten fizik psikolojik problemi olanlar. Ben onlar normal akil insanlar kafaları beyinleri normal çalışan dini eğitimi ve öğretimi normal kimseler olarak görmüyorum. Bunlar kendilerince cahil eğitim almamış kendilerince hala da insanları metafizik ve bir yerlere getireceğine inanan hayalin peşinde koşan tabi kaba tabir oturacak ama bakır köylü insan bunlar. Bir kimse zaten fizik psikolojik problemli olmamış olsa kendilerini ilan etmez. Pisişik psikolojik problem olmamış olsa bir kimse kendisinin resulü ilan etmez. Bunlar rahatsız insanlar ve normalde o rahatsız insanlar bu tip rahatsız kimseleri etraflarında toplarlar. Ben Mehdi'yim diye.
Ben manevi görevliyim diye. Ama gerçek Kur'an ve Sünnet'e uyanlar da eleştirirler. Beğenmeyiz biz onları. Biz onları da gerici irticacı olarak görürüz. Biz onları da bu meselenin anayızına vakıf olmayan insanlar olarak bize gerçek Kur'an ve Sünnet acı gelir ki. Bize acı gelir. Bize kakara kukara hahahaha lazım biraz. Bize uçlu kaçtı muhabbeti lazım biraz. Biz nerede Kur'an ve Sünnet'e sımsık yapışmamış bir yer var. Orası bize tatlı geliyor. O bize böyle bizim anamıza göre şerbet verecek. Yani biz faizle iştigal edeceğiz. Tamam diyecek yavrum devam etsen. Yani bizim bütün haramlarınıza işte demiş olduğumuz heva ve heveslerimize cevap verecek bize.
Bizim kafamıza göre bir Allah tanımlayacak o. Bize gerçek Kur'an ve Sünnet ağır. Biz o sohbetten de hoşlanmayız. Canımız sıkılır. Çekilir gideriz biz. Neden? Ya bu adam iki demirde beş vakit namazınızı kılacağınız ben kulağımla duyuyor. O her şey çok güzel. E tamam mı? Ya sen iki demirde haramları terk edin diyorsun. Ben iki demirde haramları terk edin demeyecek. Sufilik haramları terk etmektir. Dediğim zaman canın sıkılıyor. Neden? O hem sufilik yapacak kendince hem haramlara devam edecek. Sazı görünce içecek. Ha bir de sohbete gidecek. Harika ya tamam bitti. Din bitti. Hadisleri terk edecek. Sünneti Resulullah'ı terk edecek. Farzlarının bir kısmını kafasına göre yapacak. Bir kısmını terk edecek.
Haramlar ya gününe göre zamanına göre işlenmeli gidince bir kadeh içmeden olur mu şimdi? Ortama uyman lazım. E hocam sen kadınlara örtünmenin de farz olduğunu söylüyorsun. Ha ne diyeyim? Ne diyeyim diyorum ben söyle. Söyle bana ne diyeyim? Susuyor. Ve bazı hocalar var farz değilmiş. E git o hocalara. Nefsini tatmin edeceksen git kardeş. Nefsini tatmin et. Dün akşam televizyonda kendim duydum atlamaca gerekli görmeli. E git ne güzel hatun ben dün akşam gördüm. Dedim ya bu tamam beyazı geçmiş bu dedim. Şovmen olmuş öyle. Gidime dolamam hayatta hiç kimse. Akşam görünce tamam dedim ya. Evde dedim ya bunu nereden açtınız beni seyrettirdiniz dedim ya.
Ya dediler bana senin bir şeyden haberin yok işte gör. Lan ne yapayım dedim. Böyle mi olayım bir şeyden haberin yok diyor. Allah muhafaza eylesin. Biliyoruz ama karşımızda bu var. Kardeşler din Kur'an ve Sünnet imamların iştahı. Din bu. Tasavvuf da bu. Tasavvuf Kur'an ve Sünnet'in dışında bir şey değildir. Fakirin nefesi var iten sağ olduğu müddetçe istersen burada bir kişi gelsin. Kur'an Sünnet dairesinde bir tasavvuf isterse bir kişi kalsın fakir.
Bizim yaşadığımız hayat bizim öğretimiz Kur'an'a Sünnet'e imamların iştahına ucağır. Biz Hazreti Peygamber Sallallahu Vesselam Hazretlerini izine basmaya gayret edeceğiz. Benim anladığım bu. Benim arzu ettiğim yaşamak istediğim beraber koşuşturmak istediğim şey bu. Ben dahi Kur'an ve Sünnet'in dışında size bir şey tavsiye eder. Bir şey söylersem bana bu noktada deyin ki burada hata var. Ben de kendimi düzelteyim. Ben de kendimi düzelteyim. İnsanız hata yapabiliriz. Kusur işleyebiliriz. Varsa Kur'an ve Sünnet'in imamların iştahının dışında bir şey burada imamların iştahının dışına çıktı. Biz kendimizi düzelteyelim.
Biz kendimizi toparlayalım. Ha benim şu ben kendimce derim din yaşanmak içindir. Hanefi'den bulamazsanız Maliki'den bulamazsanız Hameli'den bulamazsanız Şafi'den ona bir fetva bulmanız lazım. Din yaşanacak. Hadis-i Şerif varsa temelinde o din yaşanmak içindir. Hadis-i Şerif var temelinde o tartışma götürmez. Hadis-i Şerif yoksa temelinde o dini bir mesele değildir kardeşim. Günlük bir meseledir o. Beni ilgilendirmez zaten. Ben buraya din anlatmaya geldik. Kur'an sünnet dairesinde tasavvufun ana ilkeleri dairesinde hareket edecek. Filanca şeyh efendi böyleymiş bizi ilgilendirmez. O yüzden mesele mehdilikten çıktı. Değil mi ne ki konu?
Mehdi bizim tembelliğimizdendir. Eyvallah. Ama ve lakin bunlar bitti artık Türkiye'de. Dünya üzerinde bunların bitmesi lazım. Şimdi her yerde Mehdi var bu noktada. Hidayete sebep olma. Ama vadede Mehdi çıkacak mı? Her cevap çıkacak. Fatihlerle sabit mi? Evet. Ne zaman çıkacak? Allah bilir kardeş. Ya tarif veriyorlar. Beni ilgilendirmez benim ilim değil. Git tarif verene sor. Ya şimdi çıkmış diyorlar. İyi kardeşim o çıkmış değerine nerede dolaşılmış gözlersiniz. Ben çıkmış değerine dedim ki İsa aleyhisselam nerede o zaman dedi. Tabi böyle videolardan kameralardan internetten bunlar duyuluyor ya o güne kadar hiç kimsenin aklına gelmiyor.
Mehdi çıktı İsa nerede? Öyle hemen bir söylem geliştirdiler. İsa aleyhisselam İstanbul'da salak salak dolaşıyor. Salak salak ilave ettim de kendinden habersiz dolaşıyormuş İstanbul'da. Bir peygamber veli olarak tekrar yeryüzüne indirilecek bir haber mi gelecek nebi yeryüzüne indirilecek kendisinden habersiz gezi. Salak salak dolaşıyor o zaman İstanbul'da sokaklarda. İsa aleyhisselam ki annesi yok babası yok şu anda. Nerede dolaşıyor? Gökyüzünden indirildi İstanbul sokaklarında dolaşıyor öyle mi? Onlar İsa aleyhisselamın gökyüzüne çıkarıldığına dahi inanmıyorlar.
İmanları yok. Bir anneden babadan yeniden doğacakmış gibi algıları var. Gökyüzüne kaldırıldıklığına çünkü. Bu kadar kendilerine sahip değiller. Allah muhafaza eyleselam. İsa aleyhisselamın normal anneden babadan doğacak gerçek gibi diyorlar. Allah'ın korusunu o yüzden evet mehdelik tembelliğinde var insanlarda ama velakin miktar artık bu. Müslümanların önüne bu tip aldatmacalarla bu tip kandırmacalarla Müslümanları aldatamazlar artık. Şimdi onların psikolojik deli olduğuna aykırıyorum ben buradan. Kızıyor bana herkes. Ben diyorum ki bunlar kendi mehdeliğini ilan eden kendi kutupluğunu ilan eden kendi kendisini yeryüzünün halifesi ilan edenlerin psikolojik rahatsızlıkları var.
Bunların tedaviye ihtiyaçları var. Bunları söyleyenler bunları bu şekilde söyletenler uluslararası güçler bunları regamanyasına alıyor. Bunları nasıl şırın ediyorlarsa nasıl eğitiyorlarsa öyle eğitiyorlar. Müslümanları bölüp parçalamak bu noktada kafalarındaki ümitlerini umutlarını yok etmek için yapıyorlar bunu. Ve Müslümanların önünü koyuyorlar. Psikolojik rahatsız olanlar. Bunların hepsinin de Bakırköy'den geçmişliği var. Hepsinin de. Hepsinin de orada tedavi görmüşlüğü var. Ya bu Bakırköy'de bir hainlik var. Oraya gidenleri bunlar o şekilde eğitiyorlar, öğretiyorlar, sen mehdisindeyi döndürüyorlar. Bunlar beş ay yıl sonu biz mehdiyiz, resuluz diye çıkıyorlar.
Bugün baktığınız zaman Amerika'da duran zatlar da Bakırköy'den çıkma. Türkiye'deki mehdin diyenler de Bakırköy'den çıkma. Hepsi de Bakırköy'de tedavi görmüş insanlar. Bir de enteresan, bunlar Bakırköy'de tedavi gördüklerini saklamıyorlar bir de. Bunu bir övünç olarak koyuyorlar. Ve bunun arkasından gidenler de ne kadar kör ki, kendi hocalarının, kendi şeyhlerinin adına ne dersek diyelim, Bakırköy'de bisikolojik tedavi gördüklerini bildikleri halde onları akıllı büyürler insan zannediyorlar.
Asıl Kur'an ve sünneti anlatanı deli görüyorlar, Kur'an ve sünnetin dışında çıkan bir kimseyi akımı görüyorlar. Kur'an ve sünnete rağmen olmuş, onun peşine düşmüş, onun mücadelesini verer bir kimseyi. Veliden, şeyhten, evliyadan, müminden sayılıyorlar, gidiyorlar, nerede deliden melek bir adam var, onun veli olarak başlarına tac ediyorlar. Nerede sahte peygamberlik var, mehdilik yapacak olan var, milletin başına tac. Nerede sahtekar bir hoca var, milletin başına tac. Getirin paraları, hürra, herkes götürüyor. Getirin arabaları, hürra, herkes arabaları götürüyor. Televizyon kurun, hürra, herkes televizyon kurun, herkes kardeşi açıyor. Şunu, şunu yapın, herkes yapıyor.
Hiç kimse sormuyor, bu nereye gidiyor? Buraya hasbelkader hizmet eden kardeşler, şuradan, sizden birer yere istese, bütün izmit ayağa kalkar. Şuradan birer yere isteyecek buradaki arkadaşlar, izmit ayağa kalkar. Başka yere çektiler, paralar, çuval hiç kimsenin ağızı açı. Hep de ağzını açmaz. Birisi Kur'an ve sünneti anlatsın, on günde yirmi sekiz Şubat'ta öyleydim ben, kapımın önünden alıyorlardı beni. Haydi Mustafa Özbağ, buyurun, tanımayanlar öyle diyordu, Mustafa Özbağ buyurun, hey hadi yürü, hadi gidiyoruz biz, nereye salçılıyor, ne dedim dün akşam böyle dedim, Allah Allah. Ya savcılıktan, karakoldan geri gelmiyordum ben.
Şimdi hala da aynı, uyduruktan birisi bir dilekçi yazıyor savcılığa. Dün akşam sohbette derken karabeyi çekerinin tekkesinde böyle dedi. Yemin ediyorum, ben bir hafta sonra ne o, basın savcılısını selamun aleyküm, aleyküm selamun, boş geldin, girmişte. Savcı bey ne demişim gene? Şunu şunu demişim. Nerede delil? Yok bunları şikayet edeceğim ben. Deliller mi? Yok değil. Savcı bey dedim, bütün soh, beter internette canlı yayınlanın. Siz bunu ne yapın? Dün geceyle alakalı bana bir şey oldu, soh, yalnız indirin. Dinleyin orada, suç unsuru var mı, yok mu? Bir şikayet gelince sizi çağırmak zorundayız. Bitti. Siz Kur'an ve sünneti anlatmak öyle basit mi zannediyorsunuz?
Yok. meydilik kolay, meydilik kolay, velilik kolay, evliyalık kolay. Kur'an ve sünneti anlatmak zor. Bunu anlatmak zor. Sor. Önce devlet yapışıyor sizin yakınıza. Önce devlet yapışıyor. Siz millet tonlarından götürüyor. Siz duyduğunuz mu hiç? Bir tane şeyin önüne söyleyelim şunu, dershanenin önüne, bir tane yurdun önüne, bir tane okulun önüne, bir tane maliyetin duymamışsınızdır. Benim kapının önünden ayrılmıyorlardı. Ben yeşil sermayenin başıydım. Benim kapının önünden ayrılmıyorlardı. Ben illallah ettim, dükkanı kapattım ben. Dükkanına sigortalılar, burada sigortalı yanıyor mu?
Kaçak sigortalı var mı? Dükkan mı basılır adam? Var mı? Dükkanına sigortacı gelen sigortalı var mı? Yok mu? Dükkan çalıştılar. Adam? İki gün önce geldim sağdım. İki gün önce geldi. Kaç aydın sonra geldi? İki ay önce şikayet ettiler, iki ay sonra geldi. On senede bir geliyordu. Evet. Her ay gelirim ya. Tanımıyorsun bile. Adam geliyor, ondan sonra sayıyor çalışanlar. Bir, iki, üç, üç, dört, beş, altı, yedi, sekiz. Rapor yazın soruyu, sen buradan çalışınlar. Sen buradan... Haberimiz yok, biz aşağıda oturuyoruz. Ondan sonra gelsin işe sahibi, gidiyor. Raport, oğlum kaçıncı dedim ya, gelin ha? Her ay geliyoruz size dedim ya.
Umumu geliyoruz. Umumu geliyorsan hakkım helal olsun. Umumu sadece bana geliyorsanız dedim. Allah sizi yüz bin kez helak etsin. Diyemiyor. Öyle kaldı. Hadi deneyim ben. Ben demeyim. Öyle yok öyle. Kur'an ve sünneti öyle. Anlatma. Seni her yerden kanca ile tutarlar. Hiç duydunuz mu siz? Hiç duymadınız değil mi? Bir cemaatın kapısının öne getirdikler. Var mı şimdi bir sürü cemaatlerin, tarikatların, okulları? Var. Hiç duydunuz mu? Vergi idaresi gidip onları denetleyebilir mi? Hiçbir sigorta müfettişi onları denetleyebilir mi? Denetleyemez. Dileyemez. Bizim insanımız nerede psikolojik problemler var onun arkasına takılır.
Ya adırır da onu adırır. Cemil lan. Kaç yıldır tanıyorsun Cemil beni? Yirmi yıldan beri cemaatlerin hiçbir kuruş para topladığını duydun mu? Hiç sekat topladığını duydun mu? Hiç sekatların bana geldiğini duydun mu? Hayır. Beni yirmi sekiz şubattan beni içeri aldıklarında dilik dilik ediyorlar ben gülüyorum ben.
İtiraf edin dedim bir şey bulamadınız. Evet itiraf ediyoruz dediler buradan senin üzerinde bir şey bulamadınız. Borcun var var borcun dedim. Kime ne kadar borcun varsa içeride tek tek kalem kalem önüme döktüler. Kime ne senet verdiysen fotokopilerini çekmişler. Öyle devlet çalışır canı istediğin canı istedi mi çalışır öyle bir çalışır ki senin ruhun duymaz seni sen kime ne çek verdin hepsinin fotokopisini topla kime ne senet verdin hepsinin fotokopisini topla kime ne borcun var hepsinin fotokopisini topla canı istesin yeter
bak canı istesin ama başbakan diyor ki inlerine ince dur başbakan nereye iniyorsun sen ya neden ya kardeş sen indirirlerse sen inersin ya nasıl basmaya müsaade ettikleri kadar sen inlerine inersin sen istersen dört yüz değil yedi yüz milletvekili evet Allah bizi affesin o yüzden bu mehdiler onlar bunlar çıkacak da bunlar özel hazırlamış dizayn edilmiş örgütlenmiş şeyler bunlar yurt dışı yurt içi bağlantıları olan böyle global oyunlar bunlar öyle bir adamı böyle televizyonda çıkaramaz da şurada İzmit'teki şuradaki televizyonda
faiz alan da veren de anasından kahve duvarına zina etmişsin gibi dedim televizyonda içimden de dedim ki Mustafa bu son programı dedim bu son programı baskı gerçeksindir program bitti dedim hanımefendiye dedim benim sözüm var bak iki program kaldı dedi iki programla sonra gelmiyor haberimiz ya hocam olur mu öyle şey yaparız ederiz dedi ardından aşağı indi ertesi gün çıtıyor bitti ses televizyonu çıkardık çok basit beni istediklerinin televizyonu çıkarsınlar beni çıkaracaklar ben özgür ve hür konuşacaksam gelirim kalıyor
Fatih'e konuşturmazlar orada dedim çok rahat konuşacaksam söyle dedim ben tam ben öyle söyledim bir daha aramamış konuşturmazlar başörtüsüne tefavrat yoktur olsa dolur olmazsa da olmaz diyeceksin faizle alakalı ilişkilere girmeyeceksin öyle şey haramlarla alakalı şeyleri konuşmayacaksın ne yapacaksın severim sevilelim yiyelim içelim hoş gelin içelim hüram dönelim Allah'ı bulalım haramla elimizde içki işçesiyle yürüyelim harika ondan sonra mehdi de olursun veli de olursun bir baba çocuklarına sürekli aşağılayınca küçük düşürünce
beş para etmezsiniz susun busun gibi ağır ihlamlarda bulunuyorsa burunda nasıl kurtulabilir ve bu babanın İslam'a göre hükmü nedir bu babanın psikolojik rahatsızlıkları var tedavi görecek her insan sinire sahip İslam'da sinire karşılığını yapmalıyız sinir değil mi burada anladın peygamberimiz hiç sinirlendi değil mi evet öfkelenmek haktır kime karşı kuran ve sünnet dairesinin karşısında öfkelenmek haktır Allah bize öfkeyi verdi kuran ve sünnetin dışında müşriklere kafirlere karşı müminlere karşı şefkatli ve merhametli
kafirlere karşı şedid bu mümin vasfı o yüzden öfkelen kime mümin olmayanlara küfre karşı peygamber kölelik ve cariyelik kabul edilemez şeylerle neden savaşmamıştır bu tanımamazdıktan bunu böyle algılıyorum ben musuluyum çünkü hazreti peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri köleli ve cariyeli zaman içerisinde kaldırmıştır bunlar birer sosyal fatiyadır şöyle düşünün İzmit kaç bin nüfusu var kocayeli olarak 2,5 milyon 2,5 milyonun içerisinde 500 bin tane köle olduğunu düşün 500 bin kadın köleyi bir anda kapının önüne
koydu kaç işçisi vardır 2,5 milyonun nüfusun işçisi olsa 500 bin doğru mu 500 bin işçisi vardır 2,5 milyon nüfusluk bir yerin 500 bin işçisi var 500 bin erdesi gün işsiz bu 500 bin de kadının gidecek yeri yok yatacak yatağı yok bir yastığı yok bir tane kabı çanağı dahi yok üzerindeki sadece riabeti var söyleyin bana hocam Osmanlı ile pekberin zamandaki arasında çok zaman farkı var o zaman Osmanlı İmparatorluğu'nda neden kaldırılmalı cariyeli sakin olun bakın sosyal facialardır bunlar hasedi peygabert
sanıl köleli ve cariyeli kendisi icat etmemiştir mevcut sistemin üzerine gelmiştir mesela herkes hasedi peygamber efendimizin çok evliliğini konuşur normalde hasedi peygamber çok evliliği dörde indirdiğini görmez herkes zanneder ki birden dörde çıkardı hayır seksenden doksandan yüzden dörde indir hasedi peygamber sallallahu ve selam adetinin peygamberliğinde mekke'de yüz yirmi tane kölesi cariyesi hanımı olan erkekler var yüz otuz tane seksen tane doksan tane altmış tane yetmiş tane sekiz dokuz tane on tane on beş
tane yirmi tane otuz tane bir tek ibrahimilerde var bu çok çok onlarda geri kalanında var o bölgede var hazedi peygamber sallallahu ve selam hazetleri zaman içinde aşağı indiriyor aynı şey kölelikle de alakalı hazedi peygamber sallallahu ve selam hazetleri köle azat ettiriyor günah işlerini diyor ki iki köle azat et bir günah işlerini üç köle azat et bir günah işlerini bir köle azat et azat ettire ettire kölelik müessesi medine-i münevvere de müslümanların içerisinde kaldırılıyor mesela islamın yasakladığı en önemli şey
köle olmayanları köleleştirmektir islamda yasaklamıştır bunu islam yasaklamıştır o güne kadar köleleştirme sistemi vardır gidersiniz siz bir yerden insanları toplarsınız zorla köleleştirirsiniz zayıf böyle çelimsiz gücü kuvveti yani savaşmayan gücü kuvveti yetmeyenleri köleleştirirsen islam bunu yasakla köleleştirmeyi ve hazreti peygamber sallallahu aleyhi ve sellem adetleri vefat etmezden önce artık çok az bir köle kalmıştır medine devleti ve zaman içerisinde kölelik kölelik kaldırılır osmanlı kölelik sistemi yoktur
bu zaman içerisinde cariye sistemi de kalkar şöyle düşünün islam orduları selanik'e girdi selanik'te evli silah tutan erkekler öldürdü savaşta öldü eski savaşları şimdiki gibi görmeyin selanik'e girildi erkekler öldü selanik'te örneğin beş yüz tane nüfusu diyelim ki oranın iki milyon beş yüz tane kadın bu kadınları ne yapmaksınız bunlar sosyal facia gayrimüslimler bunları kesiyor öldürüyor esir muamelesi yapıyor o günkü bir sistemden
baktığımızda dünya üzerinde hristiyanlar esirleri katlediyorlar direkt öldürüyorlar yahudiler direkt öldürüyorlar paketanistler puttavestler direkt öldürüyorlar bunları yaşatan bir tek sistem var ne islam islam öldürmüyor ne yapıyorlar alıyorlar bir adımın dört tane cariyesi var birisi evlenecek evlendirmek onları methedilenmiş yani biz şöyle anlıyoruz dört tane cari var dört ünle de yapacak puş partisi gibi görüyoruz bu sanırım öyle görüyoruz ya şimdi yapıyorlar ya orada burada kimse şunu sorgulamıyor
şu anda Türkiye Cumhuriyeti'nde vesikalı kadınlar var bu işe var söyleyin bana bir adamın elinde bir kadın onun elinde onun elinde tek bir adam tanıyıp onun eşi veya cariyesi mi olmak ister her gün üzerinden dünnen kaç tane adamın keşfesini her şeyi kendi zamanında kendi hukukunda değerlendiriyor. Bu normalde İslam'daki köleli, cariyeli eleştiren normalde televizyonlarda çıkıp eleştiriyorlar ya.
Bu vesikalı konuşu neden eleştirmiyorlar? Çakılımıza geldi. Bir gün öyle dedim ben bir kadın derneğinde. Hadi yarın dedim hep beraber bu konuyla alakalı miting yapalım. Vesikalı kuruşa harm. Hayır diyelim. Kadın örgütleri İstanbul'da dolaşıyorlar değil mi? şey yapıyorlar. Miting yapıyorlar. İstediğimiz gibi kuruş yapalım diye. Değil mi? Kuruşa evet, nikaha hayır. Zinaya evet ama böyle dini, ölçü içerisine hayır. Bu algı bize konuklanmış bir algı. Evet işte padişahın cariyeleri var.
Padişahın cariyeleri hep paşalara eş olmuş. Siz bilir misiniz padişahın cariyelerinin padişahların hiç dokutmadığını, onları çok iyi bir şekilde eğitilip saray ahalisine eşedildiğini millet cariye olmak için can atıyor. Niçin biliyor musunuz? Cariyelik maaşlı. Cariyelerin maaşları var. Padişahın akçesinden akçe alıyorlar. Cariyelerden zemin olanlar var. Hiçbir para harcamıyorlar yani. Osmanlı'da belirli belirli dairete çalışan mahrem noktalarda duran bakanlara, paşalara eş ediliyor. Niçin biliyor musunuz? Bacanak kayınço, amcaoğlu, teyzeoğlu kayırımı yapılmasın diye. Osmanlı padişahlarının kendi temasından evlenmeyip cariyelerinden evlenmesinin sebebi de buzdur.
Kayınpettere, kayınvalideye, dayıya, amcaya, teyzeye, hısım akrabe peşkeş çekilmesin. Hiçbirisinin akrabası yoktur kadınların. Peşkeş çekilmesin diye. Ne zaman zaten kısım akraba ayırma yapmaya başlamışlar? O zaman da batmışlar zaten. İslam'da dövüş sanatları sporların yeri nedir? Mededilmiş. Dövüş ve savaş sanatları mededilmiş. Dövbe suresinin başında neden Bismillah yok? Koymamışlar. Din yok. Neden yok? Allah yazdırmamış. İman edeceksin. Kur'an'da neden Bismillah ve Febih-i Alâ'i Rabbu Kuma Tüte-i Fikman çok tekrar diyor.
Öyle Allah'ın nimetlerini nasıldı? Hangisini yalanlar? Yalanlar. Doğru. Nimetini yalanlayamayamayız. Vahavi bir imamın arkasında namaz kılınır mı? El cevap Evet. ben buna evet derken ümmetin içerisinde fikne ayrılık kaygılık girmesin diye evet derim. Ben diyeceksiniz ki sen kılar mısın? Hayır. Kılmamaya gayret ederim. Bizim iki üzdürümüz de bu. Ama sakın Havun. Hekke'de ve Edine'de namaz kılınırları Vahavi zannetmeyin onlar Maliki mezhebine var. Çünkü İmam Malik Hazretleri Hicaz bölgesine ait muvattasını yazar Hicaz bölgesindeki Müslümanlar muvatta ile amel ederler.
Yani İmam Malik Hazretleri'nin hazırladığı o kitaptan amel ederler. Oradaki Hicaz bölgesinin Müslümanlar imamları genel olarak Maliki mezhebinden verir. Vahabiler onları değiştiremezler. Değiştirmek için mücadele ediyorlar ama diğer Müslümanların hışmığından korkuyorlar. Çünkü düşünebiliyor musunuz? Mekke'de ayrı ayrı insanlar namaz kılmaya kalkarsa onlar orayı yönetemez hale gelir. Bunlar korktuklarından orayı oraya Vahabi imam tayin edemiyorlar. Suudi Arabistan komple Vahabi değil. Bir tek Suudi ailesi Vahabi. Sizce ülkemizde yaşayan insanların ilk beş hastalığı nedir? Dine açıdan insanlık kafesinde. Bu her yerin hastalığı farklı.
ama ve lakin benim nazarımda şu anda insanların en büyük hastalık dillerine hakim olamıyor. En büyük hastalık bu. Dilimize hakim olamıyoruz. İkinci hastalık yani erkeklere kadınlara göre hastalıklar değişiyor genel olarak. Ama bu noktada en önemli şey mesela haramlara çabuk kendimizi bırakıyoruz. Haramlara çok sert durmuyoruz. Üçüncü hastalık farzları hakkıyla nihayet etmiyoruz farzlara. Benim nazarımda hastalık bunlar. Benim nazarımda hastalık üçüncüsü Kur'an ve sünnet dairesinde çalışmalarımız çok disiplinli ve sıkı değil. Bunlar bence hastalık. Zikrullah yapan veya küçük bir ders yapıldığı zaman dervişin dersi çekilmiş olur.
Yeniden ders çekmesi gerekir mi? Gerekmez. Ama bu fakir çekerdi yine. Bazen hala da çeker. Öyle söyleyeyim. O yüzden normalde çekilmiş olur. Biz şimdi burada üç sefer La ilahe illallah La ilahe illallah Eşhedü en El Fatiha Amin Ders çekilmiş olur.
Ama siz yine de çeker bilirseniz çekerseniz hala bir iş olursunuz. Hakkınızı helal edin. Sürç-i lisan ettiysek af olan Cenab-ı Hak cümlemizi muhafaza eden Ümmet-i Muhammed'i koruyan memleketimizi de memleketimizin insanlarından muhafaza eden inşallah. Eee yolcu yolunda gerekmiş. Saat on bir buçuk. Buyur hocam. Rüyamızın halimiz anlatılıyor mu? Evet. Bu konuda bir serzeniş geldi bize. Ama saat on bir buçuk etek. Ben de yaşlıya ihtiyarım artık hocam. bir iki saatlikten yolu var. Allah rahmet eylesin.
Şeyh Efendi de bir saatten sonra sohbet etmez. Bana da diye ki Mustafa Efendi olup on birden sonra milleti tutmak. O yüzden biz de on birden sonra arkadaşları tutmak gayret ederdim. Abi şimdi artık yaz dönemi on biri kaçırıyoruz. Bir ikincisi ayda bir buraya geliyoruz. İşte ayda bir yukarı geliyoruz. Öyle olunca istiyoruz ki bütün soruları cevap mandırılımın vazifemizi tam yapmaya gayret edelim. Burası eksik kalıyor. Bayanlarda da eksik kaldı. İnşallah bu yaz döneminde belki de bu kadar olmasa da biraz da geç geliyoruz. Olmazsa bir dakika şeyde ayda geldiğinde Ramazan'a geliyor herhalde değil mi?
Ramazan'a geliyor. Evet. Ramazan'da da arken geliyoruz. Bir şeyler yaparız. İnşallah. Selamun Aleyküm. Aleyküm.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.