mustafaozbag.org

390. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 30 Mayıs 2014 · 1:04:14

Şahin, Allah gecenizi eylesin, Cenab-ı Hakk'ınlığınızı hayırlı eylesin, ayınızı, yollumun, yollumun, yollumun, … ayınızı, ayınızı, ayınızı, … Sufiliğin adablarından biri, bütün hallerde Allah'a taati tercih et. Nefsi suçlamak, dostlardan övüp kavuş. Sufi, günlük hayatının her saatinde, her dakikasında ibadeti düşürür.
Sufi için günlük yaşantı, tesbih tanesi gibi artı algına ibadet ekliyor. Bu şu demek değildir. Yani bir kimse gidecek, camiye, mescidinde kendini kapatacak veya tekkiye kendisini kapatacak ve bütün gün içerisinde ibadet edecek. Bundan bu algılanmasın. Bunu böyle algılayanlar olmuş, bunu böyle algılayanlar bu meseleyi eksik ağırlamışlar. Çünkü, Hz. Ömer radiyallahu anh hazretleri, devam-ı mescitte ibadet eden bir gençle alakalı methiye dilerler, Hz. Ömer Efendimiz'e. Onun zamanında. Hz. Ömer Efendimiz, o gencikiden mescitte oturuyor. Dert, sen ne yaparsın? Dert, ben bütün günümü mescitte geçerim. Peki, der, senin iyaşeni kim sağlıyor?
Abim, ya. Abin senden hayırlıdır. Bizim için çalışıp, bu noktada alın Tirmizî yemek, ibadetten bir sufi, sabah namazını kılar, öğlen namazına niyet eder. Öğlen namazını da kılıyorum kendisi, bu ikisinin arasında ilaçesini temin etmek için çalışması ibadet üstündedir.
Öğlen namazını kılar, ikindi namazına niyet eder. Sufi için öğle ve ikinci namazın arası, çoluğunun çocuğunun nafakası için uğraşmak, ibadet ücündedir. İkindi namazını kılar, işine göre, akşam namazına kadar, işiyle geçirdiği saatler, dakikalar, ibadet ücündedir. Akşamı yatsı yıkılar, öğlen evine gelir, evli ise çocuklarıyla, ailesiyle geçirdiği zaman, ibadet ücündedir.
Gece olur, eşiyle geçirdiği zaman, ibadet ücündedir. O yüzden, öyle sufi günün bütün saatlerinde ibadet ücündedir derken, dünyayı terk edip, işi gücü terk edip, ben derdi Allah, tekkeyle, yok işte, ibadetle iştigal ediyorum demek, doğru hal ve hareket değildir. Bir, ikincisi sufi, her hareketinde, her hareketinde Allah'ın hukukunu, Allah'ın haramlarını, Allah'ın hedef ve adabını, erkanını, gözünü diker.
O, her halinde, her hareketinde, günay kemahiyetten, tarikat erbabının, ehli tasavvufun, adab ve erkanından uzaklaşma. O, her halinde, her fiil yapında, fazlara gözünü diker. Her halinde, o tasavvufun, kendi içerisindeki ölçülerine, gözünü diker. Öyle, buraya geldiğinde sufi, buraya geldiğinde derviş, eve gittiğinde, estağfurullah, tövbe değildir.
Buraya geldiğinde derviş, eve gittiğinde, hanımının kalbini kıran, çocuklarının kalbini kıran, buradan dışarı çıktığında, etrafın kalbini kıran kimse, sufi adab ve erkanında değildir. Yok, ben sinirliyim, çarpı verdir. Oh, ne kadar güzel. Yok, ben sinirliyim, sövüverdim. Oh, ne kadar güzel. Öyle bir sufilik yok. Öyle bir sufilik yok. Sufi, her halinde, Allah'ın emirlerine itaat eder. Evinde, Allah'ın adab ve erkanına göre riayet eder. Geçen darzim, düğünde söyledim. Allah nefsini uydurmasın. Kayınvalidesi dedi ki, çok memnuduz biz, aletten için.
Bitti, kalbime ferahlık geldi. Ona teşekkür ediyorum, Allah razı olsun. Sufi, dergâhta ayrı, evde ayrı değil. Sufi, arabını tercih edecek. Uzak duracak.
Sufilik olmaz. Sufi, dervişlik olmaz. Ağzında haramla dervişlik olmaz. Elin haramla dervişlik olmaz. Buraya terbiye olmak için toplandık hepimiz. Terbiyemizi bozmak için değil. Gözün haramda sufilik olmaz. Elin haramda sufilik olmaz. Olmaz. Olmaz. Bizim berçok olsun diye millet toplamak için uğraşmıyor. Sufi olsun. Sufi olsun. Tövbe edip geri döndü mü bir daha bakmasın geriye.
Diminize hakim olun diye yalvarıyorum. Gözünüze hakim olun diye yalvarıyorum. Facebook'a giriyor, herkes bir hamler karıştırıyor diyorum. Yalvarıyorum. Haram işlemeyin. Asık ki haramları işleyenler çok seviyor. Bende mi yanlışlık var? Onlarda mı yanlışlık var? Kim bir haram işliyor o çok seviyor. Kim yanlışlıkların içerisinde o dergaha öyle bağlı ki. Bir nefsini kurban edemiyor.
Bir durduramıyor. Bir, iki, üç devam ediyor. Birinde affediyor. İkisinde affediyor. Üçünde affediyor. Affetme acizler. Affetme aciz. Arkadaşlar, sufi halinde ibadet gibi yaşar. Karşındaki kız ya senin kızınsa, ya senin kız kardeşinse, karşındaki erkek ya senin abinse, senin kocana yapsalar ne yaparsın, senin kızına yapsalar ne yaparsın, senin kardeşine yapsalar ne yaparsın, ne yaparsın?
Tövbe ettin döndün mü? Bıraktın. Bitti. Bitti. İçkiye tövbe mi ettin? Bitti. Sufi bir hayata tövbe mi ettin? Bitti. Bir şey yok artık. E geri dönüyorsa bu oyuna, onda eksiklik, yanlışlık var. Bu sufi değil. Sufi hayatı değil. Allah muhafaza eylesin. Bu haram yapamam. Bu haram yapamam. İşleyemem. Bunu diyebilmedik. Kendini her sayı disiplin edebilmedik. Nefsini suçlamak, dostlardan öğüt kabul etmektir. Sufi için ben haklıyım yoktur.
Sufi ben haklıyım demez. Benim. Der ki kusur benim. Der ki yanlışlık benim. Der ki eksiklik benim. Ben nefsime uydum. Adem'in yolunu tercih eder. Adem şeytanın yolunu tercih etmedi. Adem aleyhisselam kendince Allah'ın ona ilham ettiği, vahyetti.
Allah'ın hoşuna gider yol. Cenab-ı Hak onun kalbine ilham etti. Dedi ki ben nefsime uydum. Ben günah işleyicilerden oldum dedi. Şeytanın yolunu izlemedi. Ben haklıyım demedim. Ben bu sebeplerle ben haklıyım. Böyle bir şey söylemedim. Kendini haklı gören bu noktada şeytanın yolunu tuttu. Sufilik nefsini ezmektir. Bendedir yanlışlık. Bendedir kusur. Bendedir hata. Benim eksikliğimdendir bu. Benim eksikliğimden dolayı bu böyle tecelli etmiştir. Sizin önünüzde sizin işledikleriniz var. Bana bir eksiklik noksanlık isabet ettiyse bu benim eksikliğimden noksanlığındandır. Ben kendimce diyorum.
Bir mesele oluyor. Arkadaşlar bazı bazı kimseler işte şöyle yaptılar bize diyor. Benim eksikliğimden diyor. Neden diyorlar? Ya ben tam öğretemiyorum. Bu benim eksikliğimden. Ben tam olarak yapabilmiş olsam o olacak demek ki. O zaman sufi için haklılık yok. Sufi kendi nefsine vuracak. Hata yapmışızdır. Kusur işlemişizdir. Biz yanlış yapmışızdır. Biz eksik davranmışızdır. Biz günah kebali içine bakmışızdır. Biz yolun hakkını vermemişizdir. Biz yolun adat ve erkanına riayet edememişizdir. Biz edep dairesinde duramamışızdır. Biz gözümüze sahip çıkamamışızdır. Biz dilimize sahip çıkamamışızdır. Biz elimize kulağımıza sahip çıkamamışızdır.
Biz nefsimize uyanlardan olmuşuzdur. Ya Rabbi bize affeyle. Sufi aynı zamanda büyüklerin nasihatini kabul eder. Büyüklerin nasihatini kabul etme. Büyüklerin bu noktadaki tavsiyelerine uyman yolun adabındandır. Bir gün önce gelen bizim büyüğümüzdir, abimizdir. Onun adab, onun bu noktada Kur'an ve sünnet dairesinde, derganı adab ve erkanı dairesinde bize söylediği bir şeyi biz kabul ederiz.
Yolun adabıdır bu. Ben X kimseyi tanımam, ben Y hanımı tanımam, yolun adabı değildir. Ben şeyhimi tanırım, başka kimseyi tanımam, yolun adabı değildir bu. Nasıl Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini tanımak zorundasın? Dinin adabından, erkanından, dilin bu noktada Kur'anındandır. Mümin olmanın adabı, büyüklerin nasihatlerini dinlemek.
Bizim büyüğümüz olur, nasihatini dinleriz. Bizim büyüğümüz olur, yapma dediğini dinleriz. Allah rahmet eylesin, Şeyh Efendi öyle demişti. Mustafa Resulullah, insanlar Allah'ı dinlemiyor, Resulullah'ı dinlemiyor. Beni mi dinleyeceklerdir? Doğru söylüyorsunuz efendim. Oğlum baksana dedi etrafına dedi. Derviş, Allah'ı dinlemiyor dedi. Derviş, Allah'ı dinlemiyor. Beni mi dinleyeceklerdir? Allah gıybet etmeyin diyor dedi. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri gıybet etmeyin diyor. Ben de gıybet etmeyin diyorum. Oğlum millet gıybet ediyor. Ben burada gıybet etmeyin diyor. Kapıya çıkıyorlar, orada gıybet ediyorlar. Gıybet ediyorlar dedi. Büyükleri, ahileri, nasihatlerini dinlemek yolun adabındandır.
Suhilik adabıdır bu. Bu yolun adabıdır. Ben tanımıyorum demek yoktur. Onlara yolun abilerine itiraz etmek, isyan etmek, yolun abilerinin arkasından gıybet etmek, dedikod etmek, şurada şöyle yaptığı da burada böyle yaptığı da deyip de fitne çıkarmak, bizim yolumuzun adabı ve erkanı değildir. Bizde büyük olarak dergahın zakiri vardır. İşte sorumluları vardır. Her yerin bir görevlisi vardır. Bunlar bu noktada Kur'an ve sünnet dairesi içerisinde tarikatın adab ve erkanı bir şey deyiniyorsa, itaat ediyorlar. Onlar da etraflarına şefkatle, merhametle davranırlar. Onlar da etraflarına ne yaparlar? Adaletle davranırlar. Hikmetle davranırlar. Bu yolun adabıdır.
Yolun adabının dışında davranmak, yolun adabının dışına çıkmak uygun görünmemiş. O yüzden bu manada büyüklerimiz bize bir şey nasihat ederlerse, din nasihattir, din nasihattir, din nasihattir. Adi Şerif, biz o nasihati alıp kabul ederiz. Ona hürmet etmeyen, büyüklerine hürmet etmeyen, bizden değil dedi Adi Şerif Hazreti Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesselam. Küçüklerine de merhametle, şefkatli davranmayan bizden değildir dedi Hazreti Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretleri. O zaman sufi her haliyle sünnet-i Resulullah'a uyandı. Her haliyle. Bizim yolumuz nübüvvettir. Biz her şeyimizi, her dakikamızı, her saatimizi, her fiiliyatımızı sünnet-i Resulullah'a uydınmakla mükellefiz.
Bizim adab ve erkan olarak gördüğümüzün temelinde sünnet-i Resulullah hocam. Sünnet-i Resulullah'a uymuyor. Yaptığınız şey yolun adabında, erkanında yoktur. Yok. Kendi kendimize yol adabı çıkartıp, kendi kendimize yol üretmeyelim. Bizim ayak izimiz olmayacak.
Biz Hazreti Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretlerinin ayak izine basmaya gayret edeceğiz. Ona gücümüzün yetmediği yerde Ashab-ı Resulullah'ın ayak izine basmaya gayret edeceğiz. Gücümüz yetmedi belki de. İmanların iştahına ayak ucuna ayağımızı basmaya çalışacağız. Sufilikte Hazreti Peygamber'in ayak ucuna bas, ayağının izine basacağız. Geriye dönüp baktığımızda Mustafa Özban'ın yolu kalmayacak. Geriye dönüp baktığımızda Ahmet'in, Mehmet'in yolu kalmayacak. Geriye dönüp baktığımızda bu benim hayalim. Geriye dönüp baktığımızda tasavvuf, sufilik denilen olgunu, sünnet-i Resulullah'ın, biz geriye dönüp baktığımızda miras olarak bunu bırakmalıyız. Miras olarak.
Biz öyle bir miras bırakmalıyız ki bu dergahta. Bizden sonra gelenler şunu demedi. Allah bunlardan razı olsun, bize Kur'an ve sünnet dairesinde tam bir sufi yolu bırakılmış. Bulunduğunuz her yerde, Bayındırk, İzmir, Demirtaş, Gürsu, Kestem, İstanbul, Çanakkale, Edirne, Keşaf, Tekirdağ, Gelimoğlu, İzmir, Ankara, Yunan, Akşehir, neresi varsa.
Bizim ister sonra bir grup toplanmasın, Fizan'da bir kardeşimiz var ise, o kardeşimiz geriye sünnet-i Resulullah'ın izinde bir yol bırakacak. Ama bunun için önce biz burada çok sağlam olacağız. Öyle eli oynaşta, gözü başka yerde bir sufilik hayatı olmaz. Olmaz. Bir şey yapma denildiğinde yapılmaz. Bu haram denildiğinde bırakılır. Sufilikle haram iç içe olmaz. Sufilikle dil bozukluğu iç içe olmaz. Olmaz. Sufilikle haram yan yana yürümez. Yürümez.
Gözün kaymasın artık. Gözün çıkacak çünkü. Evin kolun kaymasın. Bir tarafa. Bir şey şikayet etmemeli onunla. Etmeyecek.
Yasında duracaksın. Yok öyle bir şey. Kirliyet mi? Ben dair hiç kimsenin hakkı yok. Allah onun hesabını sorar herkesten. İnsanlar buraya emek harcıyorlar. Masum düşünceyle, ihlaslı bir hal ile herkes derse gidiyor, zikre gidiyor. Yıllarını veren kardeşler var içimizde.
Yıllarını vakfeden, kendisini vakfeden kardeşlerimiz var. Siz beğenmeyebilirsiniz. Kolay değildir onu. 20 yıl, 25 yıl, 18 yıl bir yerde durmak. Öyle nefse kolay gelecek bir şey değildir. Onların emeklerini düşünün. Sizden öncekilerin emeklerini düşünün. Şeyh Efendi ile Allah rahmet eylesin. 18 yıl boyunca genizlik biz. Şehir şehir. Şeyh Efendi Hazretleri'nin emeğini düşünün. Ondan önce Hacı Raydar Efendi. Ondan önce, pardon özür dilerim. Sorun Hacı Mustafa Efendi. Emeğini düşünün. O 12 Eylül ihtilalinde yeni mi emin etmişler eksiler? Ondan önce Hacı Raydar Efendi.
Emeğini düşünün. Ondan önce, sorunlu Hacı Bekir Baba. Emeğini düşünün. Yol orada bitmiyor. Oradan ta geçiyor Hüdayi dergadan. O silsileyi düşünün. Yani yol ta Üftat Hazretleri'ne geliyor. Hacı Bekir Baba, İstanbul'da Mahmud-i Hüdayi dergadan'da yetişmiş. Halife makamına kadar gelmiş. Seyahate çıkarılmış. Yolun burada bitti bizde diye. Seyahate gidip, Aturein Tantavi Hazretleri'nden Tantada icaz et alışken gelmiş. Sorun'a yerleşmiş. Billah Tav-ı Arap Şeyh, Kurtuluş Savaşı'na bizatihi katılanlardan, dervişleriyle beraber. Bunu düşünün.
Bu yol üç günlük bir yol değil. Benim değil. Senin iş değil. Farzlara higayet et. Hemenin içerisinde, günah keballelerden uzak durmak var. Yapma. Nasihat dinle. Dinlemeyeceksen. Ne işin var kardeş burada? Git hayvanlar gibi yaşa. O nasihat dinle. Söz dinle. Adap Erkan dinle. Dikkatli ol. Dikkatli ol. Sufilik. Farzlara riayet etmek. Birinci derecede. Bizde farzla riayet etmezsen olmaz. Olmaz.
Farzla riayet etmenin içerisinde günah keballelerden uzak durmak var. Olmaz. Elinden, dilinden, gözünden, kulağından haram çıkmayacak. Olmaz. Farz ibadetlerini terk etmeyeceksin. Olmaz. Olmaz. Yavaş yavaş yapıyorsun. Yavaş yavaş yap. Ama daha günahına günah ekleme. Ekleme. E bir yaptın. E söyle değil. E bir daha yapıyorum. E kardeş. Ne yapalım? Hep kıyma makinesi gibi kıyacağız mı milleti? Yapmayın. Allah ve Erkan'a riayet edilecek. Allah muhafaza eylesin inşallah. Gizli ve açık her zaman Mevlasına itaat eder.
Hiçbir an onun emirlerine aykırı gitmez. Kendisine kötülük edene iyilik eder. Nefsin arzusuna uymaz. Nimet zamanında şükreder. Şiddet zamanında sabreder. Kendinden aşağı olana ikram eder. Kendisiyle müşavere edenin sözünü dinler. Bunlar müminin vasıflarıdır. Sana kötülük yapsa da sen iyilik yap. Sana germese de sen git. Senin aleyhine konuşsa da sen konuşma. O seni aç bıraksa da sen aç bırakma. O sana zarar verse de sen zarar verme. O seni harama sürmeye kalkarsa sen... O seni yanlışa götürmeye çalışıyor.
Sen gitme. Ona da bunun yanlış olduğunu söyle. Büyükse yanlışa dur de. E sana yanlış demişler. Dur demişler. Sen de dur. Küçüksen küçüklüğünü bil. O zaman. Bu sıraladığım şeyler var ya. Şimdi düşünüyorum böyle. Git eski ahitte de bulursun bunu. Git yeni ahitte de bulursun. Bunu git İbrahimlilikte de bulursun. Bu kaideleri git Budistik'te de görürsün. Bu kaideleri git Hinduluk'ta da bulursun. Bunlar olmanlık öğretisidir. İnsan olacak mısın?
Evet. İnsan olacaksan senden kötülük sudur etmeyecek. İnsan olacaksan senden zarar çıkacak. İnsan olacaksan senin elinden, dilinden, gözünden, kulağından, ayağından, üreme organlarından insanlar emin olacaklar. Bir çıt daha ilerisiyiz. Bütün varlık alemi senden emin olacak. Kurdundan, kuşundan, köpenden, itinden, tavşanından, faresine kadar. Balık bile senden kaçmayacak. İnsan olacaksan kuş dahi senden kaçmayacak. İnsan ol. Sakın kendi kendinize bir şey zannetmeyin. Biz dervişiz, çarpılırsınız bana bize bir şey yaparsanız. Biz dervişiz, helak olursunuz.
Biz dervişiz, batarsınız. Rüyamda gördüm battın sen. Rüyamda gördüm çarpıldın. Allah muhafaza eylesin. Nefsinize vurun, nefsinize. Nefsinize vurun. Büyüklenmeyin kimseye, kibirlenmeyin. Size zarar verinim, böyle tehdit etmeyin. Nefsinizin hoşuna gitmeyen bir şey, böyle tehdit etmeyin. Yanlış. Sufilik adabı değil. O yüzden gelmeyene gitmektir bizim adabımız. Vermeyene vermektir bizim adabımız. Selam vermeyene selam vermektir bizim adabımız. Kötülük yapana iyilik yapmaktır adabımız. Bizim adabımız bu. O yüzden sakın ha. Öyle size bir laf söyleyene beş laf siz söyleyin.
Sufilik bu değil. Siz hepiniz bir laf söyledi. Siz ona bir laf söylüyorsanız onun ayarındasınız. Sufilik bu değil. Sana düşmez bu. Bu senin değil ki bu senin işi. Sen nefsine vur. Sen kendini ez bir. Nefsini ez. Allah muhafaza eylesin. O horoz gibi orada durduğu müddetçe yol yürümek mümkün değildir. Allah muhafaza eylesin. Sufiliğin adabların birinde vücudunun organlarını yalnız Allah'ın emirleri doğrultusunda kullanmak. Demek ki sufilik adablarından birisi de vücut organlarını Allah'ın emrine tabi tutmak. vücudunu bahfetmek Allah'ın emirlerine. Vücut organları Allah'ın emirlerine nazilde bir şey yapmayacak.
Bu ne demektir? Hiç haram işlemeyecek vücut organları. Gayret edecek onun konuda. Ya işte hiç günah işlemezseniz Allah bir kavim yaratır. Onlar günah işlerler. Allah'tan tövbe dilerler. Allah da onları affeder. Evet. Hiçbir zaman kendinizi günahsız olarak yollayın. Bizim bir nimetini şükürden unutmamız günah olarak yeter. Bir nimetini hamd etmememiz onu gafletle görmemiz günah olarak yeter. O günah olarak yeter. O yüzden kendinizi sakın an öyle saf ve temiz olanlardan görmeyelim.
Allah mafaza eylesin. O yüzden bütün vücut azalarımızı onun emirlerinde tutmaya gayret edelim. Bütün vücut azalarını emirlerinde tutacağız. Haramdan uzak tutacağız. Dostlarından çıkan hatadan dolayı onları mazur görmek. Demek ki etrafımızdaki insanlardan hata, kusur, eksiklik, noksanlık sudur ederse biz onları mazur göreceğiz.
Onların af olması için dua etmemiz gerektiğinden dolayı o hata ve kusuruna biz aşina olmuşuzdur. Biz o yüzden onların af olmaları için dua edeceğiz. Ya Rabbi kardeşinin üzerine böyle bir şey gördün. O muaffet. Onun için bize gösterilmiştir. Bir çıt aldı. Bu daha güzel. Muhakkak bizde o kusur vardır ki o bize gösterilmiştir. Allah onu da beni de affetsin. Daha güzel olanı. Hadi bir çıt üstte olsun. Kardeşlerimizin bir kusurunu gördüysek onun af olması için dua edelim. Hata ve kusurları örtmekte gece gibi ol. Bulumuzun adabı insanların hata ve kusurlarını kardeşlerimizin hata ve kusurlarını örtmekte gece gibi olalım.
Onları başkalarına aktarmayalım. Onları bir başkalarına söylemeyelim. Onları bir başkalarının önünde rezil zevri etmeyelim. Onu bir başkasına aktararakten onun da o kardeşin gözünden düşmesini sağlamayalım. Bunlar ancak üstada söylenebilecek şeylerdir. O da dua niyetine. Böyle bir hata gördüm. Bu hata bu hata noktasından dua istiyorum sizlere. Böyle böyle bir yanlışlık var. Bu yanlışlığı nasıl hallederiz? Bu yanlışlığı nasıl çözeriz? Bu eksikliği nasıl ortadan kaldırabiliriz? Yol yoldan bize öğret deme noktasından üstada söyleyeceğim. Bu kıymet değildir. Bu dedikodu değildir. Bu iftira değildir. Çünkü alime hatime amir bütündeki kimselere bu tip meselelerin söylenmesi gıybet hükmünden çıkmıştır.
Bunların konuşulması gerekir. O ay sen üstadımızla şikayet ettin beni. Ne olmuş seni söylediyse Allah görmedi mi seni? Allah onun hesabını görmeyecek mi sen de? Hani sen saklın gizli yoktu ya benden. Ne oldu? Ben şikayet edilmez misin? Hatasız mısın? Sen kusursuz musun? Allah maazır.
Bizim etrafımızdaki kardeşlerin hata ve kusurları olabilir. Onlar mazul görünecek. Devam ediyor bir şeye. O zaman dua istenecek. Böyle bir yanlışlık var, böyle bir eksiklik var. Devam ediyor bu. Eyvallah. O zaman gereği yapılacak büyük günah işleme ya da varlı terk etme dışında dostları kınamamaktır. O zaman büyük günah işlemiyorsa gözünde gördüğün bir şey var mı? Yok. Sana itiraf eden var mı? Yok. O zaman sen önce suizana düşmekten vazgeç. Sen o kimsenin o büyük günahı işlediğini gördün mü? Hayır. Gördüğün zaman sen o kimseye ne yap?
Nasihat et. E görmedim. Görmediysen iftiraya düşme. sen bu günahı işliyorsun demem. Görmediysen senin onu söylemen birinci derecede doğruysa bile gıybet. Görsen de gıybet. O kimsenin ancak gider nasihat edersin o kimseye. Bir kardeşinizin günahı evalini gördünüz. Ancak o kardeşe nasihat edebilirsiniz. Arkasından konuşamazsınız. Yüzüne karşı sen bu günahı işliyorsun. Nasıl bu günahı işlersin deyip utandıramazsınız. Konuşacak olanı ehli bir tek üstadlara bakmış. Bir tek ehli din hükmedenler alim bakmışlar.
Geri kalan bir kimsenin kalkıp da bir kimseye sen neden namazını kılmıyorsun? Namazını kıl. Namaz tebliğ edil. namaz nasihat edilir. Ona namazın fazileti anlatılır. Ona namazın tatlılığı anlatılır. Ona namazın ehemmiyeti anlatılır. Ona neden namaz kılmıyorsun? Namazını kıl denmez. Kardeş kardeşe nasihat eder. Bir başkasının bir günahını onun yüzüne çağırma. Sakın kendini iyilerden görmüş olursun. Tibirlilik olur. Sakın eşlerinizin önünde kendinizi metertmeyin.
Çocuklarınızın önünde kendinizi metertmeyin. Eşlerinizde kalkınsa ben namazımı kılıyor muyuz? Ben tergatı hizmet ediyorum ama biliyor musun? Sakın demeyin. Ben zikruluğa gidiyorum. Sakın ha. Birilik yapmayın. Etrafınıza tatlı tatlı nasip var. Adam eve geldi Türkiye'ye nereden geldi hemen. Kadın böyle düşünmesin. Veya çocuklar baba eve geldi eyvah eyvah herkes dersin var deyip bir tane eline defter tutuşturup bir köşeye kaçmasın. Zulmet etmeyin. Etrafınıza kibirler mi?
Yükler mi? Göbürler mi? Bir kardeşinize neden bunu böyle yaptın? Lan yok kardeş ya nasihat et. Nasihat et. Ona anla. Bir daha anla. Bir daha anla. Bir daha anla. Bir daha anla. Bazı sorular var 28 yıldan beri kaç sefer cevapladığını bilmiyorum. Bir daha anlatacak. Bıkmak yok. Aynı hatayı yapacak bir daha anlatacaksın. Yapacak bir daha anlatacaksın. Yapacak bir daha anlatacaksın. yapacak bir daha anlatacaksın. Anlatacaksın. Sen bunu yaptın demeyeceksin. Sen böyle yapıyorsun.
Ben böyle yapmıyorum. Hayır. Kendi yaptıklarınızı milletin önüne koymayın. Yaptıklarınızı insanların önüne koymayın. Sen çok iyiymişsin. İnsanların önüne koyma. De ki ben yanlışım. Ben kötüyüm. Ben eksikim. Karşındaki kabarıyor daha. Bırak kabarsın. İmtihan. Sen kabararsın diye bekliyor her şey. sen kabarma. Bırak oğlum. Ne diyorsa desin. Ne yapıyorsa yapsın. Sen kendini ilk önce bir de arası noktada mevsimle mücadelede tut. Sakın kendi hayrını, kendi iyiliğini, kendi mükemmelliğini benim gibi ortaya koyma. Allah muhafaza etmesin. Hatalı biziz der.
Sen bak muhafaza etmesin. Yine Tirmizî şöyle dedi. Allah'a karşı güzel terbiye huzurlarından hiçbirini onun rızasına aykırı hareket ettirmemendir. Onun halkına karşı güzel terbiyede hakkın onlar üzerinde yaptığı işlerden ötürü onları mazur görmen. Bir farz ve sünnete muhalefet dışında onları kınamamaktır. o zaman bir kimse farzı inkar ediyorsa sünneti inkar ediyorsa evet o kınanır. Ama inkar etmiyorsa Allah muhafaza etmesin. Onlar kınanmazlar. Allah muhafaza etmesin.
Bu yüzden kardeşler biz sünneti Resulullah üzerindedir gelip adabımızı erkanımıza riayet edelim. Kendi kafamızdan kendi dairemizden kendi heva ve hevesimizden yol çıkarmayalım. Etrafımıza biz iyi ahlakta örnek olalım. Güzel ahlakta örnek olalım. Biz Kur'an ve sünnetini yaşamakta ahlak Kur'an ve sünnetin ahlakını yaşamakta örnek olalım. Sufilik adabını erkanını yaşamakta örnek olalım. Tevasu edelim. alçak gönlünde olalım. Önde olmak için koşuşmayalım. Aman Allah muhafaza eylesin. Yaptıklarımızı söyleyenlerden olmayalım.
Eksikliklerimizi noksanlıklarımızı görenlerden olalım. Bir başkasının hatasını kusurunu görmek onu araştırmak onu incelemek onu öne çıkarmak bilin ki günah kebale kendi hatamızı kusurumuzu görürsün. Ve bilin ki birisinin hatasını kusurunu ortaya çıkarınca Cenab-ı Hakk'ı bizim hatamızı kusurumuzu hem de mahşerde bütün mahşer altının önünde önümüze çıkarırız. Rabbim bizi muhafaza eylesin inşallah. önümüzdeki hafta inşallah kaldığımız yerden devam edeceğiz. Hakkımızı helal edin inşallah. Nişanlısından hamile kalıyor.
Tek nikah kıymaya razı olmuyor. Ve çocuğu aldırmasını istiyor. Bu durumda kızın çocuğu aldırması caiz olur mu? Bir kere bir kızın nişanlısıyla cinsel ilişkiye girmesi cahil değil. Bir kere nişanı da olsa orta yerde nikah yoksa onunla cinsel ilişkiye girmek cahil değil. Haram zina ettiler şimdi. Görüyor musunuz toplumdaki durumu? Bunun içerisinden fetva olarak çıkmak mümkün değil. Mümkün değil.
Az önce yapmayın dediklerinden birisi haram işlemeyin. Haramdan geri durun. Meşhur sözüm nişanlısı nişanlı. Evleneceği gün nikahını kıyı gönder. Resmi evlenme akdiyle beraber nikahını kıyı gönder.
Kime güvenecek inanacağım? Kime güvenecek inanacağım? Bunlar riayete kızın annesi babası birinci derecede suçlu şimdi. Kızlarını göz göre göre zina ile baş başa bıraktılar. Bu hadis-i şerifi kabul etmezler. Bu riayet salihinde geçer. Çok eski okuduğum bir niyanetin riayet salihinin vardı. Onu da okumuştum. Şimdi yeni baskılarında var mıdır? Yok budur bilemem. Hazreti Peygamber sallallahu ve sellem hazretleri deyyus olarak nitelendiriyor.
O diyor kızına hanımına dikkat etmezdi. Onların namuslarına ahlaklarına dikkat etmezdi. Birisinden konuşuyor. Deyyus hükmünde. Ondan sonra yapma. Deyin bu. Bir baba kızının bir başka erkekle konuşmasına müsaade edemez. Bir anne kızının bir başka erkekle konuşmasına çıkmasına müsaade edemez. Bir baba oğlunun bir başka kızla çıkmasına müsaade edemez.
Bir baba oğlunun bir anne oğlunun bir başka kızla çıkmasına konuşmasına müsaade edemez. Deyyus hükmünde. Bunu bile bile yapmak deyyus hükmünde. Dikkat etçip insanın benim haberim var benim kızıma güveniyorum o bir yanlış bir şey yapmaz. Ya ne alakası var? Ne alakası var? Erkek değil mi o? Cinsel isteği yok mu? O kız değil mi?
Onun cinsel isteği yok mu? Eğer bir şey yapmazlarsa onların cinsellikleriyle alakalı problem var. Eğer bir erkek kızın yanına git onun cinselliğe uyanmıyorsa o erkekte problem var. Bir kızla uyanmıyorsa onun kızlığında kadınlığında problem var cinsel isteği bunlara. Problem var. hanifiler demişler demişler ki evlenecek olan şahısın üç şahısların üç sefer birbirlerini görmelerinde konuşmalarında sıkıntı yok. Sünnetle sabit. Ve diyor ki şehvetle bakabilirler. Üç sefer içerisinde o esnalar. Şehvetle bakabilirler. Demek ki şehveti var insanın fıtratı bu.
Yok kardeş haram haramdır. Erkek çocuklarınızı da koruyacaksınız. Kız çocuklarınızı da koruyacaksınız. Yapmayın. Haram işlemiyip. Evlenecek olan insan dosdoğru evlensin. Dosdoğru evlensin evlenecek olan. Düşmeden yanlışa düşmeden eksikliğe düşmeden dosdoğru evlensin. Siz evli dünyaya bakaraktan hataya düşenlerden olmayın. Facebook'ta kız tavlıcam oğlan tavlıcam diye uğraşmayın. Bu sufilik değil. Tekke de orada kızlara bakacak oğlanın filik değil. Siz sünnet-i Resulullah'a uyk.
Uyk. İşte sonuç. Bu çocuğu aldınamazlar şimdi. Ne yapacaklar şimdi? Anneden, babadan gidip aldıracaklar.
Kıyıda, köşede bir doktor aldık. Kız da eğlenmek istemiyor herhangi birisiyle. Daha herkes. Bu konuda çok rahat. Yapmayın diye bu alın onun sebebi bu. Yapmayın. Bu konuyla alakalı gidecekler. Diyanete müracaat edecekler. Yılda çalışan bir bayanım evlenmek.
Yani Jack kişi de burada üçüncü kez sohbetinize katılıyorum. Çok mutlu ülkesinde dinlediğim için evlenmek istediğim kişi bir yıldır sohbetinize katılıyor. Bizim bir sıkıntımız var. Biz evlenmek diyetindeyiz. Ailelerimiz maddi konuları ve konuları ve acele ettiğimizi düşünerek bu işi uzatıyoruz. Siz daha iyi bilirsiniz. Hayırlı işler böyle etmek gerekmektedir. Biz ne yapalım? Ailelerinizi ikna edin. Aileler bu noktada Kur'an ve Sünnet bilincinden uzak. Anne babalar evlenmek isteyen çocuklarınızı evlendirin. Evlenmek isteyen çocuklarınızı evlendirin. Şimdi bazı aileler vardır.
İslami bir öğretimden eğitimden gelir. O İslami öğretimden ve eğitimden gelen bir kızın bir erkeğin yanlış yapma hata yanlış yapma hakkı yok. Bilgi açısından o bilgiyi biliyor. Bu sebeple söylüyor. O biliyor bu bilginin içerisinde gelmiş. O bilginin içerisinde gelerekten bunu yapıyorsa günah-ı kebari istiyor bile bile. Anne baba bunu bildiği halde göz yumuyorsa anne baba da bunu ne yapıyor? Aynı günah-ı kebari ortak oluyor. Ama bazı aileler var mı bizim içimizde? Çok Kur'an ve Sünnet terbiyesi eğitimi bilgisi almamışlar. Bilmiyorum var. Onlar için mesela çok normal geliyor. Ben İzmir'deyim. Bizim orta öyleydi önceden.
İzmir'in içi öyleydi yani. Bizim bayındırda mümkün değil de İzmir'in içinde bunlar 20 yıl, 25 yıl önce 30 yıl önce de aileler kendilerince şöyle düşünmelerdi. Belli bir kesim hali. Görüşsünler, konuşsunlar, çıksınlar, tanısınlar birbirlerini anasınlar, evlensinler. Bu bayındırda mümkün değil diye. ama şimdi böyle tipik aileler var ya görüşün, konuşun, tanışın, bakın, hoşunuza giderse evlenin. Bu İslam adabı da yok mu? Ama benimki böyle bir aile de sonradan dinle tanışıyorlar onlar, dinle tanışınca ne yapacaklarını bilemiyorlar. Yapmış oldukları hataları da görüyorlar. Bir de işin bu tarafı var. İşte bu tip aileler çocuklarını hızla evlendirmek gerektiğini bilmiyorlar. Onlar kendilerince şöyle düşünüyorlar.
İşte biz biraz kendimizi toparlayalım, bütün eşyalarını alalım, biraz da para biriktirelim, düğünlerini, mühünlerini yapalım, düzgün, ondan sonra arkaya dönüp bakmayalım bizler. Kendilerince hayat algıları bu. Ama din bunu böyle emretmiyor. Hemen faldır, kür dur, evlenin diyor. uzatıp geciktirmeyin. Acele ediniz. Evlenmek isteyen çocuklarınızı evlendirmekte, ölüyü gömmekte, namazı kılmakta, hayır hasanat işlemekte, iyilik yapmakta, tövbe etmekte.
Acele et. Ben bazen arkadaşlarım diyorum ki karşısını isterim emannesinden, babasından. Hemen anında, evlenen. Kızlara diyorum ki birisi sizinle evlenme tekihbetli. Tamam? Göndersin annesini babasına. Dünyanın kâr, arkadan dolaşıp kızdan puan alacak. Önce kıza söylüyor, böyle böyle bir şey değil. Bu yok İstanbul'da. Evlenecek olan gidecek. Birisine talip ne? Selamun aleyküm, aleyküm selam. Ben sizin kızınıza talip. Bitti. Bunun ikinci bir şıkkı yok.
Bunun ikinci bir şıkkı hepsine nefis. Evlenecek olan. İster, evlenecekse, evlenmeyi düşünüyorsan, gider ailesini gönderin, annesini, babasını gönderin, bir tanıdık, araçı, birisini gönderin. Selamun aleyküm, aleyküm selam. Bizim oğlumuz size talip kıza verin. Ya evlendiremeceğiz. Tamam, Allah yollan çıketsin. Allah herkese yollasını versin. Bitti. Bu kadar. Bu kadar. E şimdi bu kardeş için de. Yani aile işte. Ne o? Bekleyin biraz daha. Ya ne bekleyecek? Evlendir gitsin. Yok. Kafasında bir sürü yapılacak iş var şimdi.
Bir sürü. Bu değil. Bu değil. Evlenme çağına gelmiş erkek veya kız. kimin varsa evlenmek istiyorsa evlendirmekle mükellefiz. Anne babaları. Allah bizi onlardan eylesin. Güzel. 12 yaşındayım. Ve vevolda başarılıyım. Siz çocuğunuzu her yere yollamayın dediğiniz için baba beni kulübe yollamıyor. Ne yapmam gerekiyor. Babam gitsin. Kulübe bak. Bir bakışın. Eğer kulüp düzgün bir kulübse seni göndersin. Ve vevolda oynuyorsa boyu var demek bunun. Allah iyilesin. Üç inas bu fakat. Kahri kainat sebebi ve ceza sevgili peygamber efendim sallallahu aleyhi ve selam Bekleyim ve mübarek.
Bu çevrelerden Fatih ve selamların ikisinin arasından gelmiş geçmiş bütün peygamberleriz Nişan Efendi mübarek. Bu çevrelerden var odursa ve kumarı Faruk Osman'ı bulurduğunu ayırmutsa doğradan Allah'ın Allah'ın Resulullah Sevci Ağzı Resulullah Allah'ın Resulü Başkır. Eda-i Resulullah. Albeti cevbeti, muşakil, sümrül, resulü, revazı, köpre verdi, Şeyh Muhyiddin Arabi.
Bütün Piri, Pira Hazretleri Mubarek, Ruş Evlerine. Geçmiş bütün velilerin, mürsül-i kamillerine, evviyalarına aşık, sadık, amm-i, ban-el iman. La allaha illallah, Muhammedun Resulullah. Diyen mümkün, ve mümkünatın ruhlarına, yaşayan mürsül-i kamillerin, velilerine aşık, sadık, amm-i, ban-el iman. La ilahe illallah Muhammedun Resulullah diye mümin müminah bütün ehli iman ve ruhaniyetlere hediye verdik. Vası ve sadar eyle ya Rabbi. Amin. Estağfurullah. Estağfurullah. El azimler kerimlerle zilal ilahe illa hu. El hayrı fayyum ve tümle güldürlülillahimineşşeytanirracim. Bismillahirrahmanirrahim.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi