mustafaozbag.org

38. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 22 Mayıs 2011 · 32:37

Bu futbolla alakalı başka bir pencere açıca bilir aslında da, yani futbol muhakkak ki, oynayanlara da, seyredenlere de boş bir şey. Ama dünyanın üzerinde belli bir kültür var şu anda. Dünya üzerindeki kültürle, öbür kültürlerin üzerinde başka kültür oluşturuyor. Yalnız, siz bunu böyle bir kültüre, ya ne olacak, işte bundan bize ne deyip geçemiyorsunuz, reddedemiyorsunuz yani, reddetseniz dahil, sizin o reddettiğiniz şey sizin içinize gelip bulaşıyor.
O bulaşan şey, sizin için baskın kültür oluyor, veyahut da dünya üzerinde o baskın bir kültür oluşuyor. Bazı şeylerde böyle bunu, onu reddetmek kesin çözüm değil, yani reddet istediğin kadar. Ya, işte, şimdi yakalı gömlekler giriyoruz, bu gömleği reddetmiş daha önce, uleman. Demiş ki bunlar frenk gömleği, o yüzden giyilmesi caiz değildir demiş. Şimdi giymeyen kaldı mı? Hayır, yani giymeyen kaldı mı? Kalmadı, yani normalde bir baskın kültür haline geldi. Veyahut da işte giydiğimiz pantolonları, normalde böyle bir pantolon kültürü var mıydı, İslam kültüründe yoktu. Reddettik biz bunu, şu anda giyiyor, bütün İslam dünyası giyiyor. Ha, bir şeyi bütün İslam dünyasının yapması onu caizleştirmez, onu meşhurlaştırmaz.
Veyahut da insanların çoğunluğunun onu yapması bir şeye meşhur olmaz. Ama bir baskın kültür oluşuyor. Belki de şöyle, şuradan da bakılabilir. Bazı baskın kültürleri bazılarına, bazı şeyleri, insanlar iyi icra ederekten öbür insanların üzerinde bir baskın kültür oluşturabilir. Haram olmadı müddetçe. Yani işte çıplak bir baskın kültürdür, biz daha çıplak olalım, onları bastıralım bu anlayışta değil. Ama örneğin yani bazı spor dalları var, baskın kültür. İşte o bazı spor dallarının normalde meşhuriyete yakın olan spor dallarında biz bir baskın kültür oluşturabiliriz. Bu sadece bir böyle şey, tez. Yani reddetmektense bazı şeyleri, bazı şeyleri iyi yaparak baskın kültür oluşturulabilir. Bir tez bu, tekrar söylüyorum.
Bunun böyle, şimdi futbol oynamak haram değil. Birisi futbol oynamaya haram deme noktası yok olmaz ki. Ama işte bunun üzerinden bir sürü haram olan şeyler var. Onlara bir şey demiyorum, çıplak futbol oynamayı söylüyorum. Veya işte masa tenisi oynamak. Veyahut da işte basketbol oynamak. Veyahut da veleybol oynamak. Yani bir çeşit spor dalları, bunların normalde spor dallarının herhangi bir şeysine haram demek mümkün değil. İnsan vücuduna azalarına zarar vermediyse, karşıdaki kimsenin azasına, karşıdaki kimsenin vücuduna, aklına, mantığına zarar vermediyse biz ona haram demiyoruz. Mümkün değil. Ama işte kullandıkları kıyafet açısından bakarsan, işte veyahut da kullanılan kültür açısından bakılırsa, kullanıldığı alanlar açısından bakılırsa bir sürü sakıncalı noktaları var.
Ama bunlar temizlenebilir veya bunlar dizayn edilebilir ya da hiç uğraşılmaz, reddedilir. Uğraşmazsın, reddedersin. Dersin ki böyle bir şeye ben uğraşmıyorum, reddedersin, çekilirsin. Ama sonuçta ondan sen etkileniyorsun. Toplum olarak etkileniyorsan ondan. Toplum olarak etkilenmememezlik edemiyorsun. Reddetmek bazı şeylerde çözüm olmuyor. Reddedil dediğin şey, senin içerisinde, içinde o çözüm olmuyor. Belki de o söz konusu olan şeyle makul dairede barışık durup onun senin üzerinde baskın kültürü olmasını engelleyebilirsin. Bir tezbelik isim sadece bu kutbol ile alakalı. Bir de tabi dünya aranasında devletlerin gücü veya bir felsefenin gücü, bir inancın gücü sadece inanç noktasında kalmıyor.
Devletin gücü sadece devletin zengin olmasında kalmıyor. Uluslararası arenada o devletler büyük devlet olduklarını, iyi devlet olduklarını, üstün devlet olduklarını veya o ülkelerin zengin olduğu, kültürlerinin üstün olduğu, inançlarının üstün olduğunu değişik etkinliklerle sergiliyorlar. Spor bunlardan birisi, askeri teşkilatlanma bunlardan birisi, eğitim bunlardan birisi, teknoloji bunlardan birisi, bilgiye sahip olma bunlardan birisi.
Yani siz futbola sadece bir spor dalı olarak bakmayın şu anda dünya üzerinde. Futbolla ülkeler kendi reklamlarını yapıyorlar. Futbolla ülkeler kendi kültürel baskınlıklarını ortaya koyuyorlar. Futbolla insanları uyutuyorlar. Bir de bu taraf var. Futbolla insanları eğlendiriyorlar. Futbolla insanların önünde işte Franco'nun dediği gibi ben İspanya'ya 30-40 yıl futbolla idare ettim demiş. Bu tip şeylerle oluyor. Eyvallah oluyor. Yani bu bir şeyin seni kullanıp veya senin onu kullanmanla alakalı bir şey. Bir şey seni mi kullanıyorsun sen de onu kullanıyorsun. Eğer bir şey seni kullanıyorsa o zaman bu tehlikeli bir şey. Seni istediği tarafa yönlendirebiliyorsa tehlikeli bir şey. Ama makul olan bir şeyi sen kullanıyorsan sen yönlendiriyorsan bir senin için tehlikeli değil o zaman başkaları için tehlikeli.
O başkaları kim? Burası önemli. Ama gönül arzu eder ki dünya üzerindeki bütün insanlar yönlenme ve yönlendirmeden uzak dursunlar. Ama dünya üzerindeki bütün insanlar ne yazık ki yönlendirilir, yönlendirilir veya yönetilir. Bu kaçınılmaz son. Dünya üzerindeki bütün insanlar tekrar söylüyorum. Yönlendirmeye ve yönetilmeye açık. Yani biz bir şekilde hepimiz de yönlendiriyoruz ve yönetiliyoruz. Bunun ne kadar farkına varıp ne kadar bazı şeylerden kendimizin içeri çıkarırsak o kadar yönlendirmeden ve yönetilmelikten uzak duracağız. Ama bu insanların bireysel, bireysel fikri özgürlükleri ile alakalı. Biz dini, İslam dinini bireysel fikri özgürlüğümüzün alanı olarak görmediğimiz müddetçe yönlendirmeden ve yönetilmelikten kurtulamayız.
Altını çiziyorum tekrar, İslam dinini bireysel özgürlüklerimizin alanı olarak görmediğimiz müddetçe yönlendirmeden ve yönetilmelikten uzak duramayız. Yani İslam dünyası dini sadece namaz kılmak olarak biliyor, oruç tutmak olarak biliyor, ibadet etmek olarak biliyor. Dinin fikri yapısına bakmıyor. Mesela İslam dini, şimdi insanlar İslam dininin dünyayı dizayn eder, devletleri dizayn eder, devletin hukukunu dizayn eder, insanların ikili hukuklarını dizayn eder, alışveriş hukukunu dizayn eder, insan haklarını dizayn eden, hayvan haklarını dizayn eden,
doğanın, tabiatın haklarını dizayn eden bir düşünce sistemi, bir inanç sistemi olarak görmek istemiyor. İslam dünyası da görmek istemiyor. Yani bunu böyle görürseniz mücadele etmek zorunda kalacaksınız. Bunu böyle görürseniz sizin tavrınız ve tarzınız değişecek. Namaza yaklaşmanız değişecek. İnsanlara yaklaşmanız değişecek. Devletle olan, devletle olan ilişkiniz değişecek. Hukukla olan ilişkiniz değişecek. İnsanlarla olan ilişkiniz değişecek. Hayvanlarla, doğayla, sokakla, böceklerle, her şeyle olan ilişkiniz değişecek. Ama İslam dinini sadece namaz kılmak, oruç tutmak, zekat vermek ve insanları sadece belli ibadetler etmekle mükelleh bir noktaya koyar da geri kalan tarafını kenara atarsak, unutursak, rafa kaldırırsak biz yönlendirmeye ve yönetilmeye hazırız.
Mesela, hani siyasetçiler konuşurlar ya, camiler açık değil mi, namazınızı kılmıyor musunuz? İnancınız serbest değil mi, istediğiniz gibi inanmıyor musunuz? Bu yönlendirme ve yönetilmedir. Yani sizin istediğiniz namaz kılmak. Camiler açık, birer tane de oraya memur koyduk, gidin namazınızı kılın. Bizim müsaade ettiğimiz zamanlarda. Yani ne zaman? Öğlen namazı mesaiye denk gelirse kılamazsın. İkindi namazı mesaiye denk gelirse kılamazsın yine. Cuma namazı mesaiye denk gelirse kılamazsın yine. Ama cami açıktır orada. Belki sana cami açık değil mi? Topaş da olursan namazı kılamazsın. Renault olursan namazı kılamazsın. Boğuşta çalışırsan namazı kılamazsın.
O fabrikaların önüne devasa fabrikalar yaparlar, önlerine birer tane mescid yapmazlar. Mescid olmuş olsa dahi yine namazı kılamazsın. Namaz kılacak. Müslüman toplumunda namaza özgür bir şekilde gidebilecek zaman, mekal yoktur. Ama bu cami açıktır. Gece namaz kılacaksan yine kapalı ha. Yani yatsızdan sonra cami yine kapalı. Yatsızdan sonra sen camide yine namaz kılamazsın. Gece saat birde sen gidip orada namaz kılamazsın yine. Söz olarak bütün İslam dünyasında şunu söylerler. Camiden açık değil mi kardeşim? Git namazını kıl. Sana namaz kılmam diye emanet. İyi. Topaş işçilerinin topluca cumaya gittiğini gördünüz mü hiç? Renault işçilerinin topluca cumaya gittiğini gördünüz mü hiç?
Veya herhangi bir global bir şirketin müvessirlerinin topluca namaza gittiğini, namaza müsaade edildiğini gördünüz mü hiç? Hayır. Ama söylem olarak var namazınızı kılın. İşte İslam'a bakış açısı insanın durduğu noktayı belirler. Eğer biz dine bakış açımız sadece ibadet etmek maksadıyla duruyorsa ve sadece boş bir inanç, boş bir iman etme. Ya biz Allah'a inandık, biz Kur'an'a da inandık. Ama Kur'an'ın getirdiği özgürlükleri sağlama, o özgürlüklere sahip olma, Muhammed-i Mustafa'nın getirdiği özgürlüklere, direysel özgürlüklere, toplumsal özgürlüklere sahip olma. Onları yerine getirme, onları çalıştırma, onları gayretle, toplumun içerisinde dinamik haline getirmek, bir kural haline, bir hukuk haline getirme, böyle bir şey olursa senin alnını göberden durdururlar.
Burada her şeye akan sular durdurur. Dinin yeryüzünde şu anda durduğu yer sadece ibadet noktasındadır. Ahlak noktasında bile değildir. Ne Hristiyanlık, ne Musevilik, ne İsevilik, ne Muhammedilik, ne Hudistlik, ne Hinduluk, hiçbirisi de, bakın hiçbirisi de diyorum ahlak noktasında dahi değildir.
Çünkü herhangi bir felsefenin, dinin ahlakı dahi deccaniyetin hoşuna gitmeyecektir. Biz dini ahlaki noktadan dahi yaşamamıza müsaade etmezler bizim. Yaşayamazsınız. İslam dinini ahlaki noktadan dahi yaşayamazsınız. İddia ediyoruz. İbadetin zaten ibadet noktasından yaşayamazsınızlar. Ahlak ikili ilişkilerdir, öyle değil mi? Ahlaki noktadan dahi yaşayamazsınız. Yaşatmazlar. Siz onu yaşamaya kalkarsanız, başkalarının ahlaksızlığına dokunmuş olursunuz. Sizin ahlaklı duruşunuz, başkasının ahlaksız duruşunu ortaya çıkarıp bu kimse rahatsız olur. Ve der ki böyle yaşayamazsın sen.
Şimdi kadınlar örtülüyor ya, kadınlar örtününce örtüsüz olan kadınlar rahatsız oluyorlar. Diyorlar ki örtülmesinler. Niçin? Kendi örtüsüzlüklerini ahlaksızlık olarak görüyorlar. O yüzden örtülmeye karşı çıkıyorlar. Erkekler de o yüzden karşı çıkıyor. Kendi hanımlarının ahlaksız duruşlarına bir işaret olmuş oluyor. Diyor ki örtülmesinler. Niçin? Ya kardeşim bu kadının örtülmesinden sana ne? Yani ne var bunda? Türkiye'yi humeynileştirecekler. Örtüyle humeynileşecek Türkiye. Hayır, onun arkasında şu var. Siz dinin ahlakını da yaşayamazsınız. Siz dinin ahlakını yaşarsanız, dinin ahlakının arasında kalan insanlar sizden rahatsız olurlar. O zaman siz dinin ahlakını da yaşayamazsınız.
Yani dinin ibadetini yaşayamadınız gibi. Çünkü dinin ibadetini yaşarsanız, ibadet etmeyenleri rahatsız etmiş olursunuz. Diyeceksiniz ya bu enteresan bir olgu. Yani ben ibadet ederken başkasına nasıl rahatsız olur? Evet senden rahatsız oluyor adam. Ve senin ibadet etmeni istemiyor. Diyor ki ibadet etmeyeceksin. Sen ahlaklı durursan ahlaksız rahatsız oluyor senden. Diyor ki hayır böyle ahlaklı olmayacaksın ya. Bana benzeyeceksin. Yani rahatsız olacaksın. O yüzden burada başkalarıyla işim yok. Sizin üzerinizde konuşuyorum. Siz dini, dini tekrar söylüyorum. İslam dinini sadece ibadet olarak görüyorsanız yanılıyorsunuz. İmanınız eksik kaldı. Mümkün değil.
Bunu sadece ahlak olarak görürseniz yanılıyorsunuz. Kemal-i Ermeniz mümkün değil. İslam dinini bir bütün olarak alacaksınız. Kur'an-ı Kerim'in Türkçesini okuyun. Bakın tekrar söylüyorum. Açın okuyun. Meal olarak açıp okuyun. Meal olarak oturup hadis okuyun. Ve hayatınızı, düşünce sisteminizi, inanç felsefenizi ayet ve hadislere göre yönlendirin. Hiç Ahmet'e ve Mehmet'e göre bakmayın. Hatta daha ileri gideceğim sizler. Yani beni daha iyi dinlemeyin. Net, çıplak olarak ayet ve hadis okuyun. Anlayamadığınız yerleri gidin imamların iştahlarına bakın imamların kitaplarından okuyun. Hanefisiniz imam-ı azamdan okuyun. Hanefisiniz imam-ı azamdan okuyun. Takıldığınız yerlere.
Bu nedir? İbadetle alakalı. Açın imam-ı azamdan okuyun. İşte nedir? Hukukla alakalı. Açın imam-ı azamdan okuyun. İşte nedir? Bireysel hukuk. Açın imam-ı azamdan okuyun eğer takıldığınız yerlere. Ve göreceksiniz ki dünkü inandığınız din ile dünkü inandığınız dinin arasında fark var. Ve şunu göreceksiniz. Aslında burada dahi aynıleşiyorsunuz. İslam dünyasının en büyük problemlerinden birisi aynıleşmesi. Cemaat fertlerinin aynıleşmesi. Cemaatlerin aynıleşmesi. Aile fertlerinin aynıleşmesi. Aynı şirkete çalışan insanların aynıleşmesi. Aynı topluluğu, aynı havayı teneffüs eden insanların aynıleşmesi. Ve içlerinde aykırılığın olmaması. Ailede aykırılık yok.
İş yerinde aykırılık yok. Toplumda aykırılık yok. Cemaatin içerisinde aykırılık yok. Hiçbir yerde aykırılık yok. Bir kimsenin ayrı bir düşünce, ayrı bir tarz olması lazım. Yani bir kimsenin, oradaki insanların içinden değişik bir düşüncesi olması lazım. Değişik bir fikir olması lazım. Değişik bir düşüncesi ve fikir olabilmesi için o kimsenin kendisini yetiştirmesi, okuması lazım. Kendisini geliştirmesi lazım. Okumadığına göre, geliştirmediğine göre o cemaatin içerisindeki insanlar da aynıleşecektir. Aynıleştiği zaman o insanlar, oradaki o topluluğun yeni bir fikir üretmesi, yeni bir düşünce üretmesi, yeni bir jenerasyon üretmesi, yeni bir şey üretmesi, yeni bir hamle yapması mümkün değildir. Bu dergâhta, evde, iş yerinde, bütün her yerde vardır bu.
Adamın işi aynıleşir. Mesela benim kendi özel işim aynıleşmiş vaziyette. Ben kendimi de eleştiriyorum bu noktada. Tekrar söylüyorum, benim işim aynıleşmiş vaziyette. Otomatiğe bağlanmış gibi, robot gibi al, getir, yap, sat. Bu kadar. Aynıleşmiş vaziyette. Ben şimdi koysam oraya on beş yaşımdaki bir tane çocuk, o çocuk da benim işimi götürür. Aynıleşmiş vaziyette işim çünkü. Değişen bir şey yok. Ben buraya aynıleştirmek için mücadeleniyorum. Cemaat da aynıleşiyor. Bütün soruların hepsine bakmış olsanız, üç aşağı beş yukarı hepsi de birbirine yakın sorulardır. Her hafta soruların üç aşağı beş yukarısı değişmez içerik olarak.
Aynıleştiğinin resmidir. Kadınların sohbetine gittiğinde hâlâ da kaşı aldırmak caiz mi değil mi? Saçı boyamak caiz mi değil mi? Tırnağı boyamak caiz mi değil mi? Aynıleştiğinin resmi. Buradaki cemaatin içerisindeki dini perspektifte sizin şahsi özgürlükleriniz nereye kadar hiç gününüzde bilmiyorsunuz. Evli olanlar eşleriyle olan münasebetlerinde şahsi özgürlüklerinin nereye kadar olduklarını bilmiyorlar.
Çocuklarınızla olan münasebetlerinde çocuğunuzun şahsi özelliği nereye kadar, özgürlüğü nereye kadar? Sizin çocuğunuzun üzerindeki şahsi özgürlüğünüz nereye kadar bilmiyorsunuz? Evet, arkadaşlıklarınız da aynı, dostluklarınız da aynı. Bu komple bir aynileştirme programı. Bu sadece sizin üzerinizde değil, dünya üzerinde var bu. Yani Mercedes fabrikasında çalışan işçinin aynileşmesi neyse buradaki TOFAŞ fabrikasında çalışan işçinin aynileşmesi de aynı. Yani orada Alman da aynileşmiş, buradaki Türk de aynileşmiş. Oradaki Alman'ın da değişik bir şey düşünmeye, değişik bir şey fikretmeye, değişik bir şey yapmaya hakkı yok. Dönen çarkı bozar çünkü.
Anında oradan işten atarlar, soruşturma tutarlar, dinlenme yaparlar, fırlatırlar, atarlar Alman hansı. Mercedes fabrikasında öyle bir şey yapamaz o adam. Orada aynileşmiş, sabahleyin saat dörtte kalkacak, yedi buçukta iş yerine varacak. Yedi buçukta girecek, dört buçukta çıkacak. Dört buçukta çıktığında aldığı parayı öbür büfede verecek. Onun düşünmeye, onun fikir üretmeye, onun herhangi bir şeyi, dünya üzerinde bir şeyi değiştirmeye, kendi hayatının üzerinde bir şeyi değiştirmeye müsaade yok. Hafta sonu olunca alacak hanımının çoluğunu, çocuğunu, o bir tane bilmem kaç ayrı taksitle aldığı arabaya binecek. Girecek kocaman global şirketin, Mercedes'in, öbür ortağının alışveriş mağazasına, arabasının oraya dayayacak.
Bir haftalık yiyeceğini alacak hazır gıdalarla beraber. Gelecek evine oturacak, pirasını içecek, maç seyredecek, yatacak, seks yapacak. Ondan sonra sabahın tekrar işine gidecek. Çocuklarını yine sistem başka bir yerden yetiştirecek diyecek ki, bu çocuğunu ben yetiştireceğim senin. Sen yetiştirmeyeceksin diyecek. Çocuk doğacak, iki yıl sonra, üç yıl sonra götürecek kreşe, kreşte çocuk aynileşecek yine. Sistemin bir parçası gibi büyüyecek. Sistemin parçası olacak. Sistem onu alacak oraya bir yere monte edecek. Ne iş yapıyor? O da Mercedes fabrikasında civata sıkıyor. Sabahtan akşama kadar civata sıkacak. Akşam 10. çıkacak, tekrar gidecek. Binecek arabaya, bira içecekse bira içecek, kafeye içecekse kafeye içecek, kahve içecek.
O adam giderken ben yatacak. Onun uyumama özgürlüğü yok. Onun giyememe özgürlüğü yok. Onun içmeme özgürlüğü yok. Onun telefonla konuşmama özgürlüğü yok. Özgürlüğü yok. Özgürlüğü yok. Onun giysi almama özgürlüğü yok. Sizin de yok, benim de yok. Değişik kıyafet tekelen birisi yok. Var su da var, içmek de var.
Ama ben bugün yemedim. Var mı? Anladım müddetçe. Yok. Bireysel özgürlüklerinizi vermişsiniz. Kendi kendinizi özgür zannediyorsunuz. Hayır. Özgür değilsiniz. En fakirinin evinde dair koltuk var mı şu anda? Var. Hadi almayın. Evlenecekseniz kız vermezler, evliyseniz hatun bırakıp gidersiniz. Siz ya kızı almak için alırsınız ya da hatun gitmesin diye evde tutarsınız. Özgürlüğünüz yok.
Sadece ibadet olarak görmeyeceğiz. Çıkaracağız. İbadetten dışarı çıkaracağız. Sadece namaz kılmak değildir. Sadece namaz kılmak değil. Ve kendinizi özgürleştirin. Cep telefonunuzu kapatıp günlerce kapalı tutabiliyor musunuz kenarda? Telefonun fişini çekip koyabiliyor musunuz kenara? Aramanız var oldu halde kilitleyip hiç binmeyeceğim diyebiliyor musunuz?
On beş gün. Böyle gitmeniz gereken yere yeğen gidebiliyor musunuz hiç? Yürüyebiliyor musunuz? Parasızlıktan değil. Özgürlüğünüzden dolayı. Bakın parasızlıktan dolayı değil. Parasız olunca mecbunsuz. Ya diyeceksiniz ya bundan özgürlük olur mu? Deme bir olur bak. Kendini daha iyi iyi hissetsen. İbadetten çıkarın. Din bir düşünce sistemi. Başlangıçta. İnanmış düşünmekle alakalı. Kalple alakalı. Dini düşünce sistemi olarak algılayın. Düşünce sistemi olarak algılarsanız bazı şeyleriniz değişecek. Hakkınızı helal edin.
Cemaatlik, cemirlik, edeb ve tersi gibi özellikler kişide hep var mıdır? Yoksa kişi belli bir zamanda bu huylara edinir mi? Normalde bunların hepsi ahlakla alakalı ve insanlar ahlaklarını güzelleştirirler. Cemaatlik de cümrülik de ahlaktır. Bir kimsenin normalde ahlakı güzelleştirir bu noktada bir problem yok. Bakara 10 kalplerinde hastalık vardır. Allah hastalıklarını arttırmıştır. Yalan söyleye geldikleri için onlara elem verici azap vardır. Her yalan kalpteki hastalığı arttırıyor. Bu normalde bu ayet-i kerime kafirlerle alakalı. Bu normal yalanla alakalı değil. Onlar Allah'ı inkar ettiler. O yüzden Cenab-ı Hak diyor ki onlar yalan söylüyorlar.
O yüzden hastalıklarını Allah arttırdı, inkarcılarla alakalı. Onlara buranın cennet birbirini rızık olarak verildiğinde bir daha önce rızıklandığım, bu daha önce rızıklandığınızdır derler. Cennetin birbirini oraya gitmeden tadılır, tadılır. Cenab-ı Hak Musa Aleyhisselam'ın kavmine tattırdığı gibi. Üç ihlas ve Fatiha şeref. Asıl Allah selamlar, evvelerimize asal-ı çahilat, ve sahilat, ve sahilat, ve Melayet, ve sallallahu aleyhi ve sellem'e, gelin iş geçmişler.
Tüm evvelerde şahitelerin zınırlarına ayrı aleyh, ve'lilik vası ve'l-sallahu aleyhi ve sellem'e, ya Rabbi'i. Amin.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi