Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Mesnevî Şerhi · 6 Eylül 2020 · 1:42:33
O adamın, hekimin eliyle öldürülmesi ne ümit yüzündendi ne korku yüzünden. Hani hekim kuyumcuyu öldürmüştü ya, hekimin kuyumcuyu öldürülmesi korku ve ümit üzerinden değildi. İnsanlar üç çeşittir din noktasında, kimisi hayatlarını korkunun üzerine kurgulamıştır, Allah'tan korktuğu için ibadet eder, Allah'tan korktuğu için oruç tutar, korktuğu için namaz kılar, korktuğu için kelime-i şehadet getirir, korktuğu için zekat verir, korktuğu için ahlakını düzgün tutmaya çalışır.
Bir tip inananlar vardır, onlar da ümit ederler. Cenneti ümit ettiği için namaz kılar, cenneti ümit ettiği için oruç tutar, cenneti ümit ettiği için zekat verir, hacca gider. Günlük hayatlarını, dini ibadetlerini ve hayatlarını ümidin üzerine kurarlar. O kimse ümidini keserse her şeyi bırakır. O kimse de korku ondan kalkarsa, o da her şeyi bırakır.
Birisi korkusundan emin olursa her şeyi bırakır, öbürkü de ümidinin olmayacağını anlarsa her şeyi bırakır. Mümin için ayrı bir denge vardır. Korku ve ümit arasında gidip gelmek. Hazreti Ömer radıyallahu anh hazretler der ki, bir kişi cehenneme gidecek olsa deseler, o Ömer'dir derim. Bir kişi de cennetlik olacak deseler, yine o Ömer'dir derim der. Bu vasat bir Müslümanın korku ile ümit arasında gidip gelmesidir. Üçüncü sınıf vardır ki, onlar korku ve ümitleri ile hareket etmezler. Korku ile hareket edenler, Firavun'un zulmünden korkup da onun her dediğini yerine getiren gibidir. Ümit ile hareket edenler, ay sonunda maaş bekleyen memur, işçi gibidir.
Ayın sonunda maaşı vermezsen çeker gider. Hakkıdır. O bir işçi gibidir. Akşam oldu mu ücretini ister. Ümit ile ibadet eden, ümit noktasında duran Müslüman veya inananlar. O ümidini elde edemezse çeker gider. Sevenler de aynıdır. Kimisi korktuğundan sever, korktuğundan emin olursa çeker gider.
Kimisi ümit ettiğinden sever, ümit ettiğini bulamayacaksa çeker gider. Bu hayatın her alanında böyledir. Evliliklerde de aynıdır. Büyük bir çoğunluğu. Kadın kendisinden, kadın normalde adamdan ümidini bitirirse çeker gider kadın. Adam da kadından ümidi biterse bırakır onu. Veyahut da kadın ayrılırsam perperişan olurum der, o korkuyla adama sabreder. Veyahut da adam, kadın beni terk ederse perperişan olurum der, o korkuyla kadını sürükler, yürütür. Bunların hiçbirisinde de gerçek hakikat yoktur.
Bu noktada davrananlar hakikate erişemezler. Korku, cahil hayvanlaşmış insanlar için geçerli akçedir. Ehl-i cehaleti siz korkuyla yönetirsiniz. Bilgisiz insanlar iki şeyle yönetilirler. Bir korku, iki ümit. Bir toplum bilgisizse onu iki şeyle yönetir, zaptu rapt altında tutarsınız. Korku ya da ümitle. Onun önüne ümit koyarsınız, o koyduğunuz ümidi bekleyerekten hiçbir anarşiyi çıkarmaz. Ümit ettiğini bulamazsa anarşi patlak verir.
Ya da siz toplulukları korkuyla yönetirsiniz. Haa dersiniz, herkes hizaya girer. Ama ne zaman o korkudan kurtulurlarsa, yıkarlar sizi. Irak'ta korkudan kurtuldular, Saddam'ın heykelini yıktı insanlar. O güne kadar Saddam'ın heykelini yıkmak için hiç kimse cesaretlenmemişti. Zalimin tepesine Cenab-ı Hak bir zalim tayin etti, bir kılıç tayin etti.
O kılıçla zalimden intikamı aldı. Libya lideri Kaddafi'nin o hale düşeceğini düşünür müsünüz? Korkularını yenen cahil hayvani güruh intikamını öyle alır. Korku da ümit de cahil insanlar için geçerlidir. Siz diyeceksiniz ki Allah da korkutur. Evet Allah da korkutur. Allah'ın korkutması insanların korkutmasına benzemez. Allah insanları korkutur, der ki vaadi vardır. Korkun da sizi cennetime koyayım der. Allah'ın korkutması da ümidi de haktır. İnsanların korkutmasını ve ümidine gibi değildir. Bunu da karıştırmayın.
Siz cahil toplulukları, bilgisiz toplulukları, korkuyla, ümitle hep yönetirsiniz. Cahil ve bilgisiz toplulukları aşırı korku ve aşırı sevinçle yönetirsiniz. Onların önüne aşırı derecede sevineceği şeyler koyarsınız. Futbol gibi. Herhangi bir müsabaka, herhangi bir nefse hoş gelecek bir şey. 16 ZC 723 Beyaz Hyundai. Arabanın üzerine deve çıkabilirmiş. Bir ses sanatçısı. Yönetirsiniz onlarla.
İnsanlar giderler, orada bağırırlar, çağırırlar. Binlerce insan ama o top neyse, pop neyse birisini çıkarırsınız oraya. İnsanlar orada o böyle kendilerince bir sanat icra ediyoruz derler. Bağırırlar, çağırırlar. Kendilerinden geçerler. Onlar o 10 gün, 15 gün onu konuşurlar veya güldürücüler vardır ya, soytarlar, onları çıkarırsınız, onlarla insanları güldürürsünüz siz. Onlar kendilerince kafaları boşalırlar, bilgili insanları bunlarla aldatamazsınız. Siz bilgili insanları korkutamazsınız. Siz bilgili insanları böyle heva ve hevesten avlayamazsınız. O yüzden insanların arasında insanları iki şey yönetir. Korku ve ümit.
Adam ümit eder. Ay sonunda kartı basacak, maaşı alacak. Kartı bastıp maaşı aldığı müddetçe hiç önemli değil. O ay onu yiyecek, bir dahaki ayı tekrar ümit edecek. Kartı bastığında tekrar maaş gelecek. O kurulu bir düzen, tiktak, kurulu bir saat gibi çalışmaya da devam edecek. Hiç kafasına herhangi bir şey kaldırmayacak. Toplumun yüzde 75'i, 80'i böyledir. Bu çarkı bozulmasından korkar. Bu çarkın dengesinin gitmesinden korkar. Toplumun yüzde 80'i, 85'i. O yüzden herkes o düzene, sisteme uyar. Amerika'da bütçe geçmedi, yakıyor kadın kendisini. Parkta.
Amerika'da 3 ay yokluk olsun yıkılır düzen. Düzen yıkılır. Avrupa'da bir ekonomik kriz olursa bütün sistemler yıkılır. Yıkılır. İstanbul'da bir düzen yıkılırsa, İstanbul Avrupa gibi yüzde 50 yıkılır. Bursa yüzde 25 yıkılır. İzmir yüzde 10 yıkılır. Anadolu'da hiçbir şey olmaz hiç kimseye. Bir bakmışsın, kadın tandırı çıkarmış, üzerinde ekmek yapıyor. Açıyor hamuru, ekmek un oldu mu yetti ona. Bir çuval unu eve koy, bir ay boyunca istediğini ye iç.
Onun için global borsalar önemli değil. Onun için dolardı, euro da önemli değil. Onun için borsa indi, kalktı hiç önemli değil. Onun için altın ne kadarmış hiç önemli değil. O gider oradan iki tane turpotu keser, iki tane ıspanak keser, iki tane ebegümeci keser, kavurur. Hatta bir katmer yapar, dışarıda onlar beş lira verir. Katmer yiyeceğiz diye sıraya girer. Bakıyorum ben katmer yapıyorlar. Hazır yufkadan, içine üç tane ot atıyor. İki tane peynir rende satıyor. Amanın katmer yemişler. Hacı Mehmet'in anası sağ olacaktı, o yapacaktı katmeri yiyecekti. Onlar için kriz yoktur.
Bakın bunlar korku ve ümidi orta yerden kaldırır. Şimdi bütün dünyayı korkuyla yönetiyorlar. Bütün dünyayı. Bütün dünya halklarını, bütün dünya insanlarını korku ve ümitle yönetiyorlar. Eğer siz korku hummasından kurtulur, ümit bahçesinden çıkarsanız, özgürlüğünüzü kazandınız. Ama sizi asla özgür yapmak istemezler.
Asla. Siz istediğiniz tıp ilmini okuyabilirsiniz. Dünyanın en iyi tıpçısı olabilirsiniz. Tıp ilminde dahi olabilirsiniz. Bu serbesttir. Siz ekonomi ilminde dahi olabilirsiniz. Serbesttir. Siz siyasi ilimde dahi olabilirsiniz. Serbesttir. Siz hangi ilimde dahi olmak istiyorsanız, pozitif ilimlerin hepsinde dahi olabilirsiniz. Siz Kur'an ilminde de dahi olabilirsiniz. Siz hadis ilminde de dahi olabilirsiniz. Ama asla korku, ümit kıskacından çıkmadınız müddetçe. Asıl özgür olanlar, korku ve ümit kıskacından çıkanlardır.
Asıl hür olanlar, bu abes olacak şimdi, mideyle cinsel uzvunun kıskacından çıkanlardır. Midesiyle cinsel uzvunun kıskacında kalanlar, asla hür değillerdir. Bu küçücük noktası. Aklınızın çalışmasına, mideniz engel olur.
Aklınızın doğru yolda gitmesine, haram şehvetiniz engel olur. Akıl, o ikisinden emir almaya başlayınca, o bilgiye sahip olamaz. Ve bilgiyi bu iki küçük şeye satar. Korku ve ümit, insanlık tarihi boyunca hep insanları hürriyetten esarete almıştır. Siz neden korkuyorsanız, ilahınız odur.
Aç kalmaktan korkanların ilahı açlıktır. Arabasını kaybetmekten korkanların ilahesi arabadır. Makamını kaybetmekten korkanların makamı, ilahesi makamdır. Bu korku, ümit kıskacı, insanların hayatlarını iki tane cambaz gibi, iki tane nokta var, ortasında bir tel var. Ve o telin üzerinde yürüyen insan, hem orada korku var, burada ümit var.
Ne tarafa dönerse dönsün, elinde bir tane de denge çubuğu var. Denge çubuğunun bir tarafında korku, bir tarafında ümit var. Size diyorlar ki, korkanı diyorlar ki, ümit kapısına doğru koş. Ümit edene diyorlar ki, korku kapısına doğru yürüyor. Bak, korku kapısı orada. Ve korkanı da, ümit edene de o denge çubuğunu veriyorlar. Yaşa yaşayabilirsen diyorlar. Ve siz orada yaşama mücadelesi veriyorsunuz. Bu bir kötü rüya. Bu bir halistasyon mu diyorlar ona? Efendim? Değil mi? O böyle bir kendi kendine beyninin ürettiği bir olmayan gerçek. Olmayan gerçek.
Bunun içerisinde insanlık. İnsanlar bunun içinde. Hepimiz bunun içindeyiz. Oysa Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri korkaklığın şerrinden Allah'a sığınırım diyor. Buradaki bizim korkumuz Allah korkusu değil, elimizdekileri yitirme korkusu. Buradaki korkumuz hayatımızı idame ettirme korkusu. Buradaki korkumuz kimimiz için makam, kimimiz için mevki, kimimiz için parayı, kimimiz için işte dükkanı, şanı, şöhreti, dünya üzerindeki herhangi bir dünya metasını kaybetme korkusu. Sakın bunu Allah korkusuyla bağdaştırmayın. Allah korkusu bu korkuların farklı bir noktasıdır. Ben sadece insanların arasındaki korku hummasını anlatıyorum size.
Adamın vergiyi yatıramama korkusu, sigortayı yatıramama korkusu. Korku. Devletten korkma. Validen, emniyet müdüründen korkma. Korku. Adamın bir hukuksuzluğu yok, bir kanunsuzluğu yok, korkuyor. Korkarız biz. Paşadan korkarız. Her şeyden korkarız biz. Sinekten korkarız, sivrisinekten korkarız. Bir tane kertenkele geçse buradan bütün herkes ayağa kalkar. Korkarız. Fareden korkarız biz. Bir fare geçse kadınlar masanın üstündedir. Duvarda tırmanacak bir şey olsa kadınlar duvara tırmanır. Adamlar da aynı. Adamlar da aynı.
Çarşambada bir büro vardı bizim orada. Kadının birisi bir bağırdı fare var diye. Adam ondan önce kaçıyor. Adam ondan önce kaçıyor. Kadın döndü bir an. Hadi ben korkuyorum kadınım sen dedi. Ben senden fazla korkuyorum dedi. Korku. Bakın hayatınıza. Hayatınıza bakın. Elektrik kesilirse kesilsin. Ben mumda yaşarım. Var mı böyle korkusu olmayan? Hangi kadın kaç ay elektrik kesilirse adamı terk etmez. Anasının babasının evine gitmez.
Aç kalma. Üşüme korkusu. Adam üşürüm diyor. Korkuyor. Hasta olurum diyor. Korkuyor. Ben bu işi yaparsam yorulurum burada diyor. Korkuyor. Korku. Hür değil. Bakın hür değil. Aslında her gün bunları yaşıyorsunuz siz. Ben bunları anlatınca şimdi evet ya diyorsunuz. Evet doğru. Var mı var? Var mı var? Kaç taneniz cep telefonsuz yaşayabilir şimdi? Kaç taneniz Facebook'u kapatabilir?
Bakın nasıl özgürlükleriniz gidiyor. Hür değilsiniz. Korkularla yönetiliyorsunuz. Ümitlerle yönetiliyorsunuz. Size ümit ettiriyorlar. Hepiniz ümidin peşindesiniz. Sizin önünüze bir tane profil çıkarıyorlar. Pro tip. Bak bir futbolcu oldu. 5 milyar dolar aldı. Bütün herkes Ronaldo olma yolunda. İki topa vurunca Ronaldo ayakları. Saçlar Ronaldo gibi.
Bütün futbolcuların hayalinde ne var şimdi? Messi var. Değil mi? Adam iki tane tıngırtıyor. Tıngırdatıyor. Aşık Veysel zannediyor kendini. Bir gün Aşık Veysel gibi olacak. Kim var? Pro tip. Tarkan. Saçlar, pantolonlar düşsek neredeyse. Ayakkabılar Viking. Tarkan. Kim? İşte herhangi bir bayan, sanatçı, sinema sanatçısı, dizi. Ne istersen var onda ya. Pro tip. O da öyle olacak. O da öyle olmalı.
Onun nesi eksik? O da öyle olmalı. Pro tiplere bakın. Herkes o pro tiplere bakaraktan ümit edip, çocuğunun elinden tutuyor. Nereye götürüyor? Top oynatmaya götürüyor. Çocuğunun elinden götürüyor. Nereye götürüyor? İşte müzik dersler alıyor. Şan dersler alıyor. Çocuğunun elinden götürüyor. Nereye götürüyor? Piyano dersler alıyor. Pro tip. Ümit. Yürü. Ümitlerle yönetiliyorsunuz. Ümitlerle yönetmek. Senin de muhakkak çok lüks araban olacak. Koştur. Ve dünya sizin o ümidinizle besliyor, körüklüyor. Ceylan gibi önünüzde sekiyor.
Siz arkasından koşuyorsunuz. Ümit. İşte dünyayı yönetmek isteyen zalimler, bütün insanlığı korku ve ümitle yönetirler. Allah'ın korku ve ümidi değildir bu. İnsanların kurguladıkları deccaliyet korku ve ümididir. Hazreti Mevlana diyor ki, o hekimin o adamı öldürmesi korku ve ümit üzerinden değildi. Yani siz bir adamı öldürürsünüz, sizin kadınınıza sahip olmasın diye öldürürsünüz.
Bir adamı öldürürsünüz, sizin paranıza, pulunuza sahip olmasın, bir şey yapmasın diye. Dünya ve dünyalıktır. O heva ve hevestir. Dünyada gözünüzün gördüğü her şeyin büyük bir çoğunluğu heva ve hevestir. Korku ve ümidin üzerine kuruludur. Ve dünya insanlığı hür değildir. Hür değildir.
O yüzden Cenab-ı Hak der ki, çok azınız iman etti. Bu enteresan bir ayet-i kerimedir. Çünkü dünya insanlığı hürriyeti tatmamıştır. Bu manada hürriyeti tatarsa, dünya üzerindeki mevcut sistemlerin hepsi de yıkılır. Dünya üzerindeki mevcut sistemlerin, bakın mevcut sistemlerin diyorum hepsini de koyuyorum içine. Korku ve ümidin üzerine kuruludur.
Gerçeğin, hakikatin üzerine kurulu değildir. Korku ve ümidin üzerine kuruludur. Bilginin hakikati üzerine kurulu değildir. İnsanlığı komple korku ve ümitle, sistemleri komple korku ve ümitle yönetirler. Mesela siz ülkeleri hür zannedersiniz. Hür zannedersiniz. Türkiye hür, demokratik bir ülke değil mi? Örneğin, değildir. Değildir. Adam gelir sizin gözünüzün içine bakaraktan der ki, tehdit eder sizi. Bunu böyle böyle böyle yapıveririz bak der. Faizleri yüzde bir arttır der. Siz arttırmazsanız yapar onu.
Siz o dersi almışsınızdır, korkarsınız. Yapmak zorunda kalırsınız. Adam gelir, söyle der Merkez Bankası'na. Benim yatırımcılarım var şu kadar, şu kadar milyar dolar yatıracaklar. Faizleri şu kadar puan arttır. Siz bir günlüğüne faizleri bir puan arttırırsınız, bir kadar milyar doları yatırırlar Merkez Bankası'na. Ertesi gün şu kadar puan düşürürler.
O gece yatıranlar şu kadar milyar doları kazanırlar. Siz bu korkuyla yaşarsınız. Devletinizi yıkarız derler. Devleti yönetenler bakar. Yıkılanları görürler, gösterirler. Bak derler, Irak gibi bir devlet kaldı mı? Yok. Bak derler, Suriye gibi bir devlet kaldı mı? Yok. Bak derler, Libya diye bir devlet var mı? Yok. Bak derler, Afganistan diye bir devlet kaldı mı? Yok. Bak derler, Pakistan diye bir devlet kaldı mı? Her yerde bomba patlıyor. Yok. Bak derler, beş tane şehirde beş tane bomba patlatmaya bakar. Bozarız senin istikrarını derler.
Korkuyla yönetirler. Ve siz hür değilsinizdir. Söylüyorum, hürriyet diyorum ya çözüm. Çözüm hürriyettir. Var mı bir ay maaş almadan çalışacak olan? Sizi bir korku hummasına koyarlar.
Dışarıdan kendi adamlarını da getirirler. Ekonominin başına o adam her şeyi peşkeş çeker. Ondan sonra gider. Onu tekrar nereye alırlar? Götürürler kendi adamları zaten. Yine Dünya Bankası'nda önemli bir yerde o adam vazifeye devam eder. Korku. Asla gerçeğe ulaşamazsınız. Asla hakikate ulaşamazsınız. Hakikate ulaşmanın yolu hakikatin sahibine varmakla olur. Bilginin, gerçek bilginin sahibi Allah'tır. Hiçbir sistem, dünya üzerindeki hiçbir sistem gerçek hakikate ermiş bir iman sahibi istemez. İstemez.
Hz. Muhammed-i Mustafa'ya ne dedi Mekkeli müşrikler sallallahu aleyhi ve selleme? İstediğin kadınsa istediğin kadını al. Evliyse boşattırız dediler. Yani birisinin kadınına gitseydi deseydi ki bu kadını istiyorum. Kocasına diyecekler ki boşa bu kadını. Bu onun kadını oldu. İstediğin kadar kadın al. İstediğin kadar kız al. Bakın asıl korkuya düşenler başka bakın. İstediğin kadar kadın al. Bu nedir az önce söylediğim Allah affetsin. Cinsel uzuv kıskacıdır. Bakın Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hayatından örnek. Birinci söyledikleri bu. İkinci tekliflerine eğer derdin paraysa hazineyi sana teslim edelim.
Sen emin insansın. Üçüncü tekliflerine Mekke'nin reisliği. Eğer istersen sen gel bu devletin başına başkan ol. Yönet bu devleti. Bakın dikkat edin Müslümanlar. İman ettim diyenler. Üç tane kıskaç var. Normal avam insanda iki kıskaç var. İş siyasetin içerisine girdi mi üçüncü kıskaç oluyor. Birincisi ne? Şehvet kıskaçı. İkincisi ne? Para. Mal. Kıskaçı. Üçüncüsü ne? Makam, mevki kıskacı. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ne dedi?
Bir elime dedi. Bir elime ayı verseniz. Bir elime de güneşi verseniz. Vallahi la ilahe illallah. Muhammedun Resulullah. Demekten vazgeçmeyeceğim. Geçmeyeceğim. İşte hürriyet. Eğer imanınız bu noktaya gelmedikçe siz o hürriyete sahip olamazsınız. Ve bu noktaya gelen bir cemaati, bu noktaya gelen bir halkı, kavmi, bu noktaya gelen bir inanmışlar topluluğunu dünya üzerindeki sistemlerin hiçbirisi de kabul etmez.
Musa aleyhisselam'a yaptıkları gibi öldürmeye katletmeye ordular toplarlar. İsa aleyhisselam'ı ve havarilerine yaptıkları gibi öldürmeye katletmeye kalkarlar. İbrahim aleyhisselam'a yaptıkları gibi mancılıkla ateşe atmaya kalkarlar. Yusuf'a yaptıkları gibi kuyuya atarlar. Zekerya aleyhisselam'ın yaptıkları gibi ne yaparlar? Ağacın ortasında keserler. Asla ona müsaade etmezler. Davut aleyhisselam'ı yaptıkları gibi ordular toplarlar. Karşısında savaşmaya gelirler. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine ve inananlara yaptıkları gibi sürerler sizi o bölgeden ve beldeden. Ve siz sürgün gittiğiniz yerde de rahat edemezsiniz.
Ordularını toplarlar. Hem kendileri sürmüşlerdir. Yetmez. Ordu toparlayıp orayı sizi katletmeye, öldürmeye gelirler. Bunu göze alanlar hür olurlar. Eğer dünya üzerindeki firavunlaşmış sistemler ordularını toplayıp Türkiye'nin üzerine gelmeyi Türkiye gözüne aldığı anda hürdür. Çanakkale'deki savaş budur.
Atalarımız o hürriyeti gözlerine aldıklarından ve o hürriyet uğruna orada mücadele etmişlerdir. Şehit olmuşlardır. Ama arkasından gelenler o hürriyetin tadını almadıklarından dolayı peşkeş çekmişlerdir. Neye? Üç tane unsur şehvetlerine, mallarına, paraya ve makamlarına demişlerdir ki seni devlet başkanı yapacağız. Yeni devletin başkanı sen olacaksın. Paranın üzerine sen oturacaksın. İstediğin kadını da alacaksın. Bunun için sahip olduğun değerlerin hepsini de atman lazım. Ve bütün toplumu korku ve ümitle yönetmen lazım.
Bu toplumun içerisinde dolaşan şeydir. Sakın biriniz bana şimdi hürriyetten bahsetmesin. Sakın birileri bana şimdi herhangi bir devletin hürriyetinden bahsetmesin. Bu Amerikan devleti de dahil. Bak Obama'ya ders veriyorlar şimdi. Yani Obama'ya sopa gösteriyorlar. Diyorlar ki sen de bizi dinle. Obama ne yapmaya kalktı? Enteresan bir şey. Dedi ki o fakir fukara kesim var ya evet. Ben bunların devletten sosyal olarak faydalanmasını istiyorum. Yani hepsine de sağlık yardımı yapıyorum. Hepsi de nüfus kağıdını gösterecek. Gariban gidecek. Amerikan devlet hastanesinde tedavi olacak. Diyorlar ki hayır. Neden? Bunlar bizim kölelerimiz. Sen bunlara böyle sosyal yardım adı altında böyle yaparsan bunları kölelikten bir nebze olsun çıkarmaya kalkarsın.
Eee sana sopayı gösteririz. Sen kimin parasını dağıtıyorsun? Ya ben seçildim. Hadi diyor otur. Seçtiğimizi istediğimiz zaman da yıkarız. Demokrasi dediğin şey palavradan ibarettir. Ne yaptı Obama? Obama sandvi çemeye gitmiş bugün. Sıkıntı atıyor adam. Hür mü? Amerikan devleti. Pardon. Amerikan hükümeti. Hayır. Hayır. Hani bizim de millet meclisinin arkasında yazıyor. Hakimet kayısız şartsız milletindir. Laf. Laf laf. Cumhuriyet neymiş?
Halkın kendi kendini idare etmesiymiş. Laf. Hiçbir zaman öyle olmamıştır. Korku ve ümit. Şimdi Amerikan devlet başkanına gösterilen bu sopadan bütün herkes nasibini alıyor mu? Bakıyor şimdi herkes. Ne yaptılar? Adam anayasa kitapçığını fırlattı. Ondan sonra geldi mi adam şeyden? Dünya bankasından geldi. Ne dedi? Şu şu şu … yasaları çıkaracağınız dedi mi? Dedi. Çatır çatır o yasaları da çıkardılar mı? Evet. Peşkeş çektiler mi ekonomiyi? Evet. Yeni gelen hükümeti de verdiler gazı. O paraları bir güzel de ödettiler mi? Evet.
Hep beraber ödedik mi bu paraları? Evet. Bu paraları ödememize sebep olanları biz astık mı? Hayır. Bu paraları ödememize sebep olanları biz yargıladık mı? Hayır. O paraların altına imza atan bürokratları herhangi bir mahkemeye çıkardık mı? Hayır. Vatandaşın birisi kalkıp da kardeşim bu kadar parayı peşkeş çektiniz. Bu paralar da bizim hakkımız var deyip de mahkemeye verdi mi? Hayır. Bu paraların hepsi de bizim cebimizden, çoluğumuzdan, çocuğumuzdan çıktı mı? Evet. Bu paraların hepsini de bu memleketin fukara, gariban insanları ödedi mi? Evet. Ey Türk milleti! Niçin hesap sormuyorsunuz? Hürseniz. Mahkeme açamazsınız ki.
Mahkemelerde böyle bir kanun, madde yok. Bir vatandaş gidip de herhangi bir bürokratı yapmış olduğu hatadan dolayı mahkemeye veremez. Mahkemeye verebilmesi için ona o bürokratın başındaki başbakanının şunun bunun imzası lazım. Mahkeme açamazsınız siz. Ne? Hürsünüz öyle mi? Kardeş bu parayı ödedim ben ya. Bu parayı niçin ödedim ben? IMF'ye olan bu 25-35 milyar doları niçin ödedik biz? Bu imzanın altına kim imza attı? Bu parayı, bunları imza atarken hangi vicdansız, hangi merhametsiz, hangi haysiyetsiz, hangi vatansever değil, vatan düşmanı, millet düşmanı, insanlık düşmanı imza attı? Var mı soracak olan? Hayır.
Korkarız, soramayız. Bunu konuşamazlar bile. Konuşanlar da korkarlar. İdam cezası var mıydı? Evet. Hangi el yordamıyla idam cezasını bir gece de kaldırdık? Kim için kaldırdık?
Var mı hesabını soracak olan? Yok. Türkiye'de idam cezası kaldırıldı. Vatandaşa sordular mı? Kampanya yapıldı mı? Hadi ben yazıyorum şimdi. Haksız yere birinin öldürülmesini öldürmek isteyenler, tecavüzcüler zorla tecavüz edenler, teröristler, askeri polisi öldürenler, uyuşturucu ekip ve satanlar.
Bunların kim idamını istemez? Çok basit bir şey söylüyorum. Allah hiç kimsenin başına vermesin. Senin kızını kaçırsalar, tecavüz etseler, altı yedi kişiyi, sonra da öldürseler. Sen neyi istersin? Beş yıl sonra, altı yıl sonra adam senin gelip gözünün önünde bıyığını bursa, öbür kızı da götüreceğim dese ne yapacaksın? Sorarım.
Beş altı yıl yatıp çıkıyorlar. Gelse senin hanımını da götüreceğim dese ne yapacaksın? Soruyorum. İstanbul'da adam normal yolunda gidiyormuş, inmişler, hiçbir şey yok, trafikte kırmızı ışık muhabbeti. İndiler, adamı dövdüler, attılar boğazı, öldürdüler adamı. Tanımıyor bile adamlar. Kim kaldırdı idam cezasını Türkiye'den? Kime sordular da kaldırdılar? Hakimiyet kayıtsız, şartsız milletilmiş. Sordular mı? İMF'den paraları alırken sordular mı size? Öderlerken sordular mı size? Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulurken, Osmanlı İmparatorluğu'nun bütün savaş tazminatlarını ödeme imzasını Lozan'da kim attı?
Türkiye 40 yıl boyunca o paraları çatır çatır ödedi galip devletlere. Size sordular mı? Hem Osmanlı Devleti yıkıldı hem Osmanlı Devleti'ne bir borç çıkardılar. Bu borcu çıkarınca o imzayı atanlar ne yaptılar acaba? Şimdi Irak'ı yıktılar, Irak'da savaş tazminatı koydular. Irak'da savaş tazminatı koyduktan sonra Irak'ta birileri gitti, o savaş tazminatının altına imza attı. Bugünkü hükümet. Onca bombalar patlıyor, onca Irak'ta ortalık toz duman. Hükümete bir laf söylüyor mu hiç batılılar, yabancı güçler? Canlarım benim.
Değil mi? Maliki hükümeti bir numara değil mi? Amerika şiayla düşmanlığı değil mi? Hiç de değilmiş bak. Harac'ı ödersen çatır çatır. Amerikan'ın şiaymış, siniymiş umurunda değil. Daha doğrusu Amerikan da değil. Uluslararası güç. Savaş tazminatı ödüyor adamlar. Hami adamların komple memleketi yıkıldı. Geçenlerde bir makalede okumuştum. Yaklaşık 40 yıl petrolünü satsa anca ödüyor. Irak'ın altındaki petroller zaten 50 yıllık petrol var. 40 yıl petrolü o savaş tazminatlarına satılacak. Oradaki insanların bunu durdurmaya, bunu bozmaya güçleri var mı?
Yok. İnsanlar neyle yönetiliyormuş? Korku ve ümitle. 10 tane bomba patlatırlar senin memleketinde. Sen hükümetim yıkılacak diye istifa edersin. Pardon, hükümetim yıkılacak diye taviz verirsin. Aynı şeyi Gezi'de yaşanmadı mı? Merkez Bankası Gezi olaylarından sonra puan arttırımına gitmedi mi? Gitti. Ondan sonra bir ay sonra, iki ay sonra puanı düşürmedi mi? Evet. Bu arada kim ne kadar götürdü, bilen var mı? Hayır. Hangi şirkete ne kadar peşkeş çekildiğini bilen var mı? Hayır. Bak bir Gezi daha patlatırız.
Senin burnunu bir daha kıstırırız. Dikkat edin. Ya. Bundan sonra haracımızı kuzu kuzu getirin, yatırın. Mahallelerde kabadayılar olurdu ya böyle. Bu kabadayılar yalnız böyle fukarayı çarparlar, döverler. Zengine gözdağı vermek için. Derler ki hop dikkat et bak bunu nasıl çarpıyoruz ya he. Seni de çarparız. Biz Tire Meslek Lisesi'ne gidiyoruz, bir Haşim fırtınası var. Kürt Haşim, Kürt Haşim, Kürt Haşim, haraçı var bilmem ne. Daha liseye gidiyoruz biz ikiye.
Ben de lise ikiye gidiyorum. Ama bir fırtına esiyor ki. Herkesten araç topluyor. Bir de sol görüştü. Bana haber göndermiş. Ayağını denk alsın diye. Biz de tanımıyoruz ya, bayındırılık da var da. Ben de haber göndereni haber gönderdim. Bizi aradaki cik cik, hiç unutmuyorum sözümü. Aradaki dedim cik cikleri biz dinlemeyiz. Haber getiren de böyle okuldan bizim. Arada dedim cik cikleri dinlemeyiz, kendi gelsin dedim ben. Bizden büyük halbuki o. O zamanlar kumarhanesi var bilmem ne filan. Ne olsa iyi. Bizim ilk ocaklarının üstü Haşim'in kumarhanesiymiş. Ne kadar güzel dedim.
Bir gün onun adamına denk geldim. Dedim dağıtacağım kumarhaneyi. Nasıl yani basbaya dedim. İlk ocaklarının tepesine kumarhane mi olur dedim. İki gün sonra aşağı inmişler. Başkana demişler ki kiranızı ödeyelim, şunu ödeyelim, bunu ödeyelim. Bakın korkuyla yönetiyorlar. Sen korkarsan yönetilirsin. Sen korkmazsan yönetirsin. Bakın korkarsan yönetilirsin. Korkmazsan yönetirsin. Neymiş sistem? Korkarsan yönetilirsin. Yalnız kalmaktan korkarsın. Hanımsız kalmaktan korkarsın. Çocuksuz kalmaktan korkarsın. İşsiz kalmaktan korkarsın.
Arabasız kalmaktan korkarsın. Evsiz kalmaktan korkarsın. Arkadaşsız kalmaktan korkarsın. Etrafsız kalmaktan korkarsın. Herkesin elinde oyuncak olursun. Karısız kalmaktan korkarsın. Kadın otur der otur kalk dersin kalkar. Çocuksuz kalmaktan korkarsın. Çocuğun yanlış işleri vardır. göz yumarsın. Evet. Sana istediği gibi hakaret eder, göz yumarsın sen. Çocuksuz kalmaktan korkuyorsun. Kadınsız kalmaktan korkuyorsun. Arabasız kalmaktan korkuyorsun. Ulan dün arabam mı vardı, yürürüm burada dersen arabasız kalmaktan korkmazsın. Dün param yoktu, bugün de yok dersen parasız kalmaktan korkmazsın. Bu türlü korktuğun her şey seni yönetir. Ümit ettiğin her şeyin esiri olursun.
Kadını ümit edersin, esir olursun. Gece yatacaksın ya onunla, ümit ediyorsun. Gözünün içine bakarsın. Uyumasın, yan yatmasın, çamura batmasın. Aman kızdırmayın, aman üzmeyeyim, aman keyfini bozmayayım. Ümidin var çünkü. Korkarsın. Ümidin peşine gidersin. Yok çay der, tamam seslenmeyeyim aman çayı içmeyiverin bu gece dersin. Her gün yemek mi yapacağım sana? Ne bu dersi? Ah tamam bugün yemin. Ah aşkım canım benim. Nereden köfte getireyim? Söyle sen bana. Ümit ediyorsun ya. Ümit ediyorsun. Bekliyorsun. Korkarsın. Hepimizin günlük hayatlarında var bunlar. Hiç unutmuyorum. Bir pazar günü bizim dikanda çalışanlar var.
Anlaşmışlar. Bırakacaklar yani. Birisi geldi, Mustafa Bey, biz işi bırakmak istiyoruz dedi. Hepiniz mi dedim ben? kaldı. Böyle durdu. Bırak dedim ben. Öbürki geldi. Yani ben yarın bırakayım. Şimdi bırak dedim ben. Çıktım. Var mı başka bir bırakacağım? Ben ne bırakacağım? Şimdi bırak. İki kişi kaldık biz. Pazar günü. Pazartesi oldu. Başka bırakacak olan var mı dedim ben. Üç kişi mi? Dört kişi mi? Ne kaldı? Baktılar. Dedim. Hiç önemli değil. Ben şimdi bırakacaksanız dedim. Malları içeri toplayacağım. Kepengi indireceğim dedim ben. Böyle baktılar. Benim paraya ihtiyacım yok dedim. Benim iş yapmaya da ihtiyacım yok. Benim hiçbir şeye ihtiyacım yok dedim.
Bırakacaksanız kapatacağım şimdi kepenki dedim. Biz bırakmayacağız. Aa iyi devam edin. Dört kişi yetmeyiz. Müşteri gitsin dedim. Benim veli nimetim müşteri değil Allah dedim. Dört kişiyiz. Geliyor müşteri şimdi. Aşağıda bir kişi, yanda bir kişi, orada bir kişi. Kasada da iki kişiyiz biz. Ben de geçtim kasaya. Müşteri geliyor kimse yok. Bıraktılar diyorum ben işi. Aa niçin diyor. Beni beğenmediler diyorum ben. Bakıyor şimdi. Öbürkü geliyor. Beğenmediler. Öbürkü geliyor. İşi beğenmediler. Yazdık oraya bir tabela. Eleman alınacaktır. Kendi kendime dedim. Mustafa Özbağ. Elemansızlıktan korkarsan dedim. Gene düzgün insan alamazsın. İçimden. Korkma dedim.
İçime kendi kendime tavsiyede bulunuyorum. Geldi birisi. Ben ne şartlarım varsa sıralıyorum şimdi. Hiç unutmuyorum. Bizim o Pınar var. Pınar bakıyor öyle bana. Hani şart sunacak halde değilsin. Sen nasıl şart sunuyorsun gibisinden bakıyor. Kızım boşver diyorum ben. Ölsek de kuyruğumuz dik olacağız biz diyorum ben. Sen sakin ol. Aa ben yine istediğim gibi eleman alacağım. İşime yarayan alacağım. Kafama yatan alacağım. Elemansızlık korkusu beni taviz vermeye itmeyecek. Benim düzenimi bozmaya itmeyecek. Benim sistemimi bozmaya itmeyecek. Kalırım. Kapatırım kepengi. Ben buraya gelmezler diye korkarsam inandığımı anlatamam. Gelmeyiversin.
Ben doğruyu anlatayım. O gitsin beni valiliğe şikayet etsin. Ben doğruyu anlatayım. O gitsin belediyeye binlerce dilekçe yazsın. Ben doğruyu anlatayım. Başbakan'a şikayet etsin beni. Ben doğruyu anlatayım. Gitsin şeye ne o? Başbakan yardımcısı vakıflardan sorumlu. Yok yok. Bülent Arınç'a şikayet etsin. Evet. Benim haberim yok zannediyorlar. Ondan sonra bir de geliyorlar. Hocam nasılsın ne güzel burası ya. Aa harika ya diyorum ben. Harika. Birine dedim ha bire dilekçe yazıyorlar. Şikayet ediyorlar ama diyorum. Cenab-ı Hak da dolduruyor oraya diyorum ben. Kafasını büküyor. Ben yeter ki doğruyu söyleyeyim. Şikayet edilmekten korkarsam.
Ben de burada doğruyu anlatamam. Ümidimi kesmişim. Hiçbirinizden bir kuruş beklemiyorum. Bakın ümit kesmek. Sakın bana bir lira vermeye kalkmayın. Hakkım helal değil. Bakın. Ümit kesmek bu. Ümit kesmek. Sakın. Kendi nefsim için sizden bir şey istersen vermeyin. Nefsim için sizden bir şey istedim. Bugün değil yarın değil ölünceye kadar. Vermeyin. Ümit kesmek. Geldim gittim burada. Nerede nereye gidiyorsam nereye geliyorsam. Bir lokma ekmek istersem yedirmeyin. Bir çay kaşığı sizden su istersen içirmeyin. Ümit kesmek.
Ümit kesmek bu. Borç para istersen vermeyin. Ümit kesmek bu. Bakın borç istemek. Gayet normal değil mi? Vermeyin. Ümit kesmek bak bu. Çünkü o ümitle yönetilirsiniz. O korkuyla yönetilirsiniz. İşte Hz. Mevlana bu meselenin başında öyle bir noktaya vurmuş ki. Meseleyi o yüzden geniş tutuyorum. Çünkü 18 beyt bittikten sonra dedi ki ey oğul hür ol. Bize ilk önce onu tavsiye etti. Dedi ki ey oğul hür ol. Bu hürriyetin terbiyesini veriyor bize. Diyor ki hür olabilmen için senin bir nefsinden geçmen lazım.
Kuyumcu çünkü nefisti. Nefsin oyunlarından, nefsin dalgasından, nefsin dağdağısından, nefsinin önüne koyduğu her türlü hayali, hayali cehennem, her türlü kurduğu hayali cennet, her türlü kurduğu mecazdan geçmen lazım ki hürriyete kavuşasın. Ve diyor ki onu hürriyete kavuşturan, seni de hürriyete kavuşturacak olan bir mürşidi kamildir. Bir mürşidi kamile sen teslim olmaz, bir mürşidi kamile itaat etmez, bir mürşidi kamilin elinden tutmaz, bir mürşidi kamilin öğretisini ve eğitimini almazsan ebediyen, sen ebediyen hem bir de, ebediyen hürriyete kavuşamayacaksın. Sen hakikate ulaşamayacaksın. Sen körlerden sayılacaksın.
Bize o hürriyeti anlatıyor. Başında diyor ki, ey oğul hür ol. Ondan sonra bize anlatıyor cariye hikayesini. Ve cariyeyi öldüren hekimi koyuyor bizim önümüze. Diyor ki, hekim cariyenin aşık olduğu kuyumcuyu öldürdü. Kuyumcu neydi? Nefisti. Kuyumcu neydi? Şehvetti. Kuyumcu neydi? Paraydı. Kuyumcu neydi? Makamdı. Onu getirdi saraya ne yaptı? Kuyumcu başı etti. Hazinadarın başı etti onu. Ona ne yaptı? Güzel elbiseler verdi. Ona ne yaptı? Cariyeyi verdi. Kuyumcu neydi o zaman? Şehvetti. Kuyumcu neydi o zaman? Mal ve paraydı. Kuyumcu neydi o zaman?
Makamdı. Kuyumcu bu üç şeyden korku ve ümit içerisinde yaşadı. Niçin gelmişti kuyumcu? Ona neyle aldatmıştı? Dedi ki, sana bu elbiseleri getirdim. Daha padişahta bunun binlercesi var. Arkası var. Arkası yarın. Sana hediye getirdik altın. Bunun daha arkası var. Arkası var. Seni kuyumcu başı edecek dedi. Arkası var mı? Daha arkası var. Makamın sonu yok. Ardından ne dedi? Padişah çok cömerttir. Sana istediğin kadını da verir. Ne yaptı? Cariyeyi de verdi ona. İşte insanları idare etme sanatıdır bu. Sen insanları idare etmek istiyorsan ve insanların senden hesap sormasını istemiyorsan insanların seni rahatsız etmesini istemiyorsan insanları böyle heva ve hevesine bırakırsın herkes heva ve hevesi devam ettiği müddetçe dünya üzerinde ne olup bittiğine bakan olmaz.
Senin şehvetini doyururlar senin karnını doyururlar sene de geçince kadar para, makam ve eki verirler sen hiçbir şeyi sorgulamazsın. Sahte cennette yaşarsın hayatını öyle devam ettirirsin ve bunları kaybetmekten dolayı korkarsın korktuğun için yönetilirsin. Bunlara sahip olmak için susarsın ve böylece yönetilirsin. Dünya üzerinde bütün insanlığı böyle yönetirler sizi de yönetiyorlar. Bunların içinden istemedikleri sufiler bütün yönetimler sufilere savaş açar. İslami yönetimlerde dindar yönetimler gibi görünenlerde sufilere savaş açarlar. Git cemaatlere bakın cemaatler sufilere savaş açarlar. Gidin herhangi bir devlet adamına sufilere savaş açarlar. Gidin Hristiyanlara Hristiyanların sufilerine savaş açar Hristiyanlar.
Gidin Musevilere Musevilerin sufilerine savaş açar Museviler. Çünkü sufilerin bir hedefi vardır. Bu hedef hürriyettir. İman hürriyettir. İman hür olmaktır. İman hürriyettir. Hürriyet. Gerçek iman sahibini hiç kimse istemez. Şimdi diyeceksiniz ki biz isteriz. Hayır! Nefisleriniz kabul etmez onu. Gerçek iman ehlini nefisler kabul etmez. Kaçırır insanı. Dağdan dağa kaçırır. Yurttan yurta kaçırır. Gerçek iman sahibini öldürmek ister.
İnsan nefsi. Ebu cehiller, hutbeler, şeybeler Hazreti Muhammed'i Mustafa akrabalarıydı. Ebu cehelin yeğeni yeğeniydi. Kendi yeğenine katliam yapmak istedi. Kendi yeğenine. Çünkü sufiler hürriyet aşığıdır. Onlara, onlar Allah'ı sevdikleri için ibadet ederler. Allah'ı sevdikleri için oruç tutarlar. Allah'ı sevdikleri için namaz kılarlar. Allah'ı sevdikleri için zikir yaparlar. Bilseler ki ebediyen cehennem yanacak orada ve ebediyen cennetin kapıları kapalı olacak. Yine de onlar ibadete devam ederler. Allah'ı tanımaya ve tanıtmaya ibadet ederler. Binlerce böylece evliya menkıbesi vardır.
Ancak bir mürşidi kamile bağlı olanlar hürriyetin tadını alırlar. Çünkü nefis terbiyesini yaptıracak olan o nefse acı gelecek ilaçları verecek olan o nefse acı gelecek olan yolu anlatacak olan o mürşidi kamillerdir. Onların haricindekiler bu yolu bilmezler. Bu yolda duramazlar. Ve gerçek mürşidi kamillerin de dervişleri az olur o yüzden. Çok olmaz. Bir adam için yüz binlerce müridi var diyorsanız doğru değildir o. Doğru değildir. Olmaz. İşin hakikatine aykırı.
Övündüler onlar. Çok kalabalıkız biz. Ben de tebessüm ederim içimden. Herkesin nefsine hoş gelecek şeyler söylüyor çünkü. Herkesin nefsine hoş gelecek şeyler söylersen burası dolar taşar. Sokaklara kadar gider. Sokaklar dolar. Yolda yürüyemem ben. Yolda yürüyemem. O kadar sevgi pıtırcı olurum. Benler için söylenenlere bak. Sert. Bazen lafını bilmiyor. Olur olmaz şeylere konuşuyor. Bu kadar da konuşulur mu ya? Nereden yaptı bu arabaya nereden biniyor? Ne bileyim işte bu para nereden var onda? İşte şu nereden var?
Bu nereden var? Yok canım cahilin teki. Sakın beni savunmak için uğraşmayın. Herkese de söylediğim bu benim. Benim için kimseyle tartışmayın kavga etmeyin. Neden? Yok istemiyorum. Benim hakkımda neler söylendiğini biliyorum ben. Bu noktada bir problemim yok. Namusum şerefim haysiyetim her şeyime laf söyleniyor. Bunlardan yoksun olduğumdan değil. Ben gittiğim yolu biliyorum çünkü. Ben nereye koştuğumu biliyorum. Ben nereye koştuğumu bildiğimden dolayı önemli değil. Ben insanların damarına bastığımı biliyorum.
Nefislerinin damarına bastığımı biliyorum. Acı reçeteler insanların önüne koyduğumu biliyorum ben. Biliyorum. Gıybet etmeyin bağırıyorum. Zina ediyor birisi diyorum. Sen onun zinasını konuşuyorsun. Ondan daha fazla günaha giriyorsun. Yapma gıybet diyor. Biliyorum ben. Nereye koştuğumu biliyorum. Ha işte diyor ki Hazreti Mevlana o hekimin o kuyumcuyu öldürmesi korku ve ümitten değildi. O hekim insani duygularla heva ve heva ve hevesle insandan kastım hayvani insanın hayvan tarafı yani şehvetinden yani malından mülkünden yani makamına oturmak için öldürmedi onu.
Onu öldürmesi nefisle mücadele noktasından korku ve ümitten değildi. Korku ve bütün insanlar korktuklarından ve ümit ettiklerine göre hareket ederken o korku ve ümitten müstesnadı. O korku ve ümitten istisnaydı. O korku ve insanların korku ve ümidinin üstündeydi. Onun korkusu farklı senin korkun farklı. Sen aç kalmaktan korkuyorsun. O sevgilinin kaşı çatılacak diye korkuyor. sen susuz kalmaktan korkuyorsun. O sevgiliyi bir an görememekten korkuyor. Öbürkü arabaya binememekten korkuyorsun. O sevgilinin elini tutamamaktan korkuyor. Öbürkü hatun benimle yatmazsa diye korkuyor. O sevgiliyi bu gece göremezsem diye korkuyor.
Arasındaki fark bu. Aradaki fark bu. diyor ki işte onu ne ümit yüzündendi ne de korku yüzünden. Devam ediyor. Vurguya bakın. Allah'ın buyruğu gelmeden ondan bir ilham almadan padişahın hatırı için öldürmedi onu. O hekim Allah'tan ilham alandı. O hekim Allah'tan emir alandı. O hekim her şeyini Allah'a teslim etmişti. O hekim her şeyini Allah'a teslim ettiği için her şey onun üzerinde Allah'ın hükmüydü. Gören gözüydü. Duyan kulağıydı. Tutan eliydi. Yürüyen ayağıydı.
Onun için hükmetti Cenab-ı Hak. O atmadı. Ben attım dedi. Allah sebepleri cahil insanlara gösterir. Siz Kur'an'dan ayetler görürsünüz sebepleri anlatır size. Kur'an'dan ayetlere bakarsınız sebepleri size nakşeder. Hazreti Peygamber'in sallallahu aleyhi ve sellem hazretinin öğretisine bakarsınız. O öğretide sebepleri anlatır size. Yağmurun yağması için bulutun gelip rüzgarın esip sıcaklık soğukluk böyle olacak öylesi yağmur yağacak. Bunu ilim dersiniz siz. Ama hakikate eren kimse bulutsuz yağmur yağmasına sebep olur. Rüzgarsız yağmur yağmasına sebep olur. Yazın ortasında ona su lazımsa Cenab-ı Hak oraya yağmur yağdır verir. Sebep yoktur. Sen anlatır durursun.
O bulutsuz yağmuru görür. Ve der ki yağmuru yağdıran Allah'tır. Öbür güne sorarsın o der ki bulutlar gelir sıcak hava soğuk hava birbiriyle transformasyon yapar. rüzgar üfler buluta gider yağmur yağar. Sebepler daresinde doğru mu? El cevap doğru. Eyvallah. Sorarsın ona bulutsuz yağmur olur mu? Olmaz der o. Sorarım size bulutsuz yağmur yağar mı? Hayır. Değil mi? Normal. O der ki yağar. Aradaki ilim farkı budur. Cenab-ı Hak ben attım der. Cenab-ı Hak ben attım der.
Cenab-ı Hak ben öldürdüm der. Sen öbür gün dersin kaka atilsin sen. O der ki ben öldürmedim. Ya? O öldürdü. Kafayı kırmış dersin sen. Çünkü o Allah'ın bilgi noktasında hakikate erişmiştir. O ilhamla hareket eder. O emirle hareket eder. O nefsinden hareket etmez. O yüzden dedi o heva ve hevesinden hareket etmedi. O ne yaptıysa Allah'ın emriyle yaptı dedi Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri için. Ve bütün aklına uyan aklına uyan ham saflar ya Allah bunun her şeyine de mi karıştı dediler. evet onun her şeyine karıştı. Bevletmesine varıncaya kadar karıştı.
Evet. Elini yüzünü yıkamasına kadar karıştı. Evet. Onu senin kafana almaz. Neden? Sen cancağızım sen kendi kendini akıllıyım zannediyorsun da o yüzden. Öldürmedin kuyumcuyu sen. Senin kuyumcu dimdik ayakta her gün cariyesiyle haşnefişne de canına comcomun hayatını yaşıyor. Sen inanmazsın ki ona. Hazreti Mevlana vuruyor. Uyandırıyor seni. Diyor ki ey uykuda olanlar uyanın. Hürriyetinizi elinize alın. O kuyumcuyu öldürecek bir hekim bulun. O kuyumcuyu katletecek bir mürşidi kamil bulun. Hepiniz o kuyumcu sizin içinizde öyle dimdik ayakta dururken siz asla ve asla hür olamayacaksınız.
Güdüleceksiniz. Yönetileceksiniz. İstedikleri gibi yönetecekler seni. Önce yöneten şeytan olacak. Şeytan çünkü Allah'a söz verdi. Dedi ki senin kullarını saptıracağım ben. Onların önüne mal koyacağım. Onların önüne makam koyacağım. Onların önüne para koyacağım. Onların önüne fıtratlarının bozucu her türlü işi yaptıracağım. Allah da ona bir şey söyledi. Dedi ki sen benim dostlarıma dokunamazsın. Benim hakiki kullarıma sen bir zararın olmaz. Kime olur? Yepildekler olur. Kime olur? Kuyumcuyu kendisine padişah yapanlar olur. Kuyumcuyu kendine padişah yapar. Gerçek padişahı tanımazsan kuyumcunun peşinde dolanır durursun ömür boyu.
O kuyumcuyu öldürecek bir hekim bulun. O hekimin önüne git dizçok teslim ol. Padişah gibi. Ne yaptı padişah? O kuyumcuya teslim oldu. Padişah kim? Ruh. İnsanın ruhu mürşidi kamile teslim olur. Nefsi teslim olmaz. Ruh mürşidi kamili tanır. Der ki işte bu aradığım. nefsine uyanlar nefsten bakanlar mürşidi kamili tanıyamazlar. Nefsin hegemonyasının altında duranlar mürşidi kamilden nefret ederler. Mürşidi kamili istemezler.
Bir Allah'ın velisinin peşine gitmeyi kendilerine uygun görmezler. Aşağılık bir iş olarak görürler. Siz ne arıyorsunuz orada? O adamın peşinden mi gidiyorsunuz? Hiç aklınız yok mu sizin? Allah'la kularasını kim girer ki? Kimin şey dervişsiniz? Filan canım. O adamın peşinden gidilir mi ya? Allah'a elini versin senin. Siz aklınızı ona kiraya vermişsiniz. Siz ne anlıyorsunuz? Bir de gidip önünde ağlıyorsunuz onun. Allah Allah Nefsinin deryasına düşen böyle görür. Onun gözü şaşırır. Onun gözü kördür. Onun kalbi katıdır. Onun kalbi mühürlüdür. Onun kulağı mühürlüdür. O çünkü heva ve hevesin içerisinde gezer.
Ona ver parayı harcasın. Ört uyusun. Ver hatuna hatunla yatsın. Onun rahatına dokunma. Onun parasına dokunma. Onun canına dokunma. Onun malına mülküne dokunma. Aman onun hiçbir şeyine dokunma. Ona de ki alkışlıyorum seni. Senin gibi adam mı var ya? Senin gibi akıllı, senin gibi bilgili, senin gibi takva. Sen her şeyi yerli yerinde bilirsin. Senden başka bilen yoktur. Devam et. O öyle görür. Ama ruhunun peşine düşenler öyle görmezler. İki tip insan vardır. Bir ruhunun peşine düşenler, iki nefsinin peşine düşenler. Ortası yoktur. Ortası yoktur.
Hiç ortası yoktur. İşte Hz. Mevlana diyor ki o ilham almadan bir iş yapmaz. O rüyasında görmeden bir şey emretmez. O bir tecelliyat görmeden bir şey yapmaz. O muhakkak yaptığı şey tecelliyatlıdır. Onun arkasındaki önündeki sağındaki solundaki güç Allah'tır. O yüzden Hz. Peygamber dedi ki sağıma nur ver, soluma nur ver, önüme nur ver, arkama nur ver. O yüzden dedi gözüme nur ver, kulağıma nur ver, burnuma nur ver, dilime nur ver. Bakın duaya bakın. Olmadığından mı? Bize yol gösteriyor. Önünüzde Allah'ın nuru olsun, Allah'ın nurunu takip edin. Ardınızda Allah'ın nuru olsun, Allah'ın nuruyla arkanızda görürsünüz.
Sağınızda Allah'ın nuru olsun, Allah'ın nuruyla sağınız kuvvetlensin. sağınızı da görürsünüz. Solunuzda Allah'ın nuru olsun, solunuzda görürsünüz. Hz. Peygamber dedi ki, ben arkamdakini de görürüm. Müslüman, arkandakini görüyor musun? görürsünüzdürsün. Bunu söyleyin bana. Görüyor musun arkanı?
Hangi felsefeyle işinden çıkacaksın? Hangi akılla işin içinden çıkacaksın? İnkar ediyorsun o yüzden imansızsın. Görünmez diyorsun. Görünmez diyorsun. Nerede iman? Nerede iman? Hangi iman? Bütün felsefecilere akıllıları toplayalım arkanı görebilir mısın? Hayır diyecek. Kaldırdı sebepleri. Adamın arkayı görebilmesi için arkama dönmem lazım diyecek. Bu. Onun inandığı din bu. Benim inandığım din o değil. Benim inandığım din şu. Ey insan sen bir kamelat noktasına gelirsen Allah'a imanın kamil noktasına gelirsen arkanı da önünü de yanını da sağını da solunu da altını da üstünü de yönünü döndürmeden her yönü görürsün iman Mürşid-i Kamiller bir taneniz gelsin bana göstersin Mürşid-i Kamil'im diyenler özür dilerim Haydi Şeyhim veliyim ortalıkta dolaşan binlerce müridim var
diyen Çok basit bir şey söylüyorum şuradan kabristandan haber verin bana sebep kalktı akıl bitti felsefe bitti hıtırıktan inanma bitti o yüzden sevmezler diyor mu ya Mürşid-i Kamilleri o yüzden Allah'a gerçek dostlara nefsine uyanlar sevmezler dinlemezler ama diyor ki o Allah'ın ilhamıyla davrandı hareket etti ya ne kadar güzel muhteşem bir şey muhteşem bir şey Cenab-ı Hazreti Mevlana
diyor ki enteresan bir iddia söyleyeyim bu noktada o velilerin söylediği bakın nereye getirmiş boyutu o diyor velilerin söylediği küfür olsa Allah onu iman haline getirir diyor kafayı kırdırır Hazreti Mevlana insanı akıllı olanların akıllarını alır bir kenara koyar o diyor veliler o Mürşid-i Kamillerin konuştukları söyledikleri küfür olsa Allah onu din haline getirir Allah onu din haline getirir ne dedi Cenab-ı Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazreti Hazreti Ali Efendimiz için Ya Rabbi Ali'nin döndüğü yere hakkı
döndür sen Ali olduysan döndüğün yere hak dönecek çünkü Hazreti Ali Efendimiz velilerin serdarı Hazreti Ali Efendimiz velilerin baştağcı Hazreti Ali Efendimiz velilerin ayağının altında pardon Hazreti Ali Efendimizin ayağının altında veliler turab öyle dedi Hazreti Mevlana başka bir eğitinde de öyle diyor onların küfürleri din haline getirir Cenab-ı Hak diyor buna itiraz eder şimdi akıllılar akıllı din sahipleri tabi hani Hızır da bir çocuğun boğazını kesmişti ya bunu böyle direkt
Hazreti Mevlana gibi anlatmaz hiçbir tefsirci çocuğun ölümüne sebep oldu işte ne yaptı katırın arkasına bir iğne zipledi katır da bir tekme vurdu çocuk öldü bunu tefsirlerde böyle okursunuz bana da böyle ilk gittin bir yerde gittiğinde işte Hızır aleyhisselam kıssası deyince hadi aklınız fikriniz oynamasın sizin hadi siz biraz yepildeklenin biraz oynayın derim ki ben sizin inandığınız bu tur siz inandığınız gibi söyleyeyim hani Hazreti Mevlana Hazreti Mevlana Celal Hazretleri der ki herkesin aksak dolaştığı yerde sen düb düzgün
uyarsan yürürsen ayağını kırarlar senin der ben hadi oyalansınlar duydukları o ya duydukları o olduğu için onu anlatırım şimdi herkes bir dikkat ha tamam ilmi tamam bunun neden ya bizim inandığımızı söyledi siz böyle inanırsınız derim en son bakarlar ama böyle değildir derim ben herkes kalır Hızır Aleyhisselam cartak kesti onu derim onların ilimleri bu değil herkes durur yunağ sohbete gittim ben bütün herkes oturmuş toplanmış harika gelin kaynana mevzusundan çıktı şimdi dedim bir söyleyeceğim yarısından çoğu gidecek
bunların içimden içim kendim içim konuşuyor Mustafa Özbağ bir patlatacaksın şimdi içimdeki konuşuyor yarısından çoğu gidecek dedi muhabbet oraya geldi gelinler kaynanılarına bakmak zorunda değil Hanefi'ye göre dedim bitti bir daha kay sohbete gittim sen ben bizimkinler bu kadar kaldı kesin dedim ben şimdi herkes birbirine söyledi amanun bu adamın peşinden gitmeyin neden kaynanılar gelinlerin hürriyetlerini almışlar çünkü kaynana gelini oraya gönderir mi şimdi geline aykırı olacak bakacak bakmak zorunda değilmişim sana
korkuyla bakıyordu kurtulacak kurtarır mı kurtarmaz korkuyla yönetmeye devam edecekler onu diyor Hızır çocuğun boğazını kesmişti ya neredeyse böyle Mevlana Celaleti Rumaya adam böyle nefretle bakacak ya böyle söylenir mi bizim inancımız bu değildi ya neydi Hızır işte katırın kıçına bir iğne vurdu bir iğne batırınca katırda tekme attı çocuk da öldü öyle demiyor Hazreti Mevlana bütün o güne kadar gelen tefsirleri atıyor kenara bırakın kardeşim böyle diyor orada burada dolaşma ne yaptı Hızır diyor çocuğun boynunu kesti attı
irfana ulaşmayan halk bunun sırrını anlayamaz irfan ehli değilsen bunun sırrını anlayamazsın diyor irfan ehliysen bunun sırrını anlarsın tamamlarsın çünkü o çocuğun kellesi gittikten sonra Allah o aileye bir daha çocuklar verdi onun sırrı neydi onun kesilmesi lazımdı onun öldürülmesi lazımdı öldürülmesinin arkasındaki gerçeği bilmiyorsun Hazreti Hızır onun arkasındaki gerçeği biliyordu o kötü çocuğu kesince Cenab-ı Hak ona binlerce çocuk verecekti sen içindeki o kötü nefsini terbiye eder öldürürsen Allah sana binlerce
can bahşedecek sen o kötü çocuğu içindekini katledersen o kötü çocuğu susturursan Allah sana binlerce iyi çocuk verecek ve o binlerce iyi çocuk sana hizmet edecek sağından haber getirecek solundan haber getirecek üstünden haber getirecek altından haber getirecek bütün duyu organların açılacak senin bütün her şey sana hizmet edecek bütün her şey senin elinin altında olacak bütün her şey senin gözünün altında olacak öldür içindeki o çocuğu bırak müsaade et hızır öldürsün onu mücadele etme hatta sen ismail gibi yap yap
git o çocuğu sen yatır bıçağının altına de ki ey efendiler efendisi ben sana nefsimle bağlanmadım ben sana hakikatten bağlandım işte getirdim evladımı sana kes kurban et gözüm gibi baktım besleyip büyüttüm bu yaşa getirdiğim ve üstünde titrediğim üşütümediğim yormadığım terletmediğim şu nefsin var ya ne istiyorsa ben onu yaptım bugüne kadar ama getirdim şimdi kurban etti getirdim koydum önüne al senin olsun bundan sonra nasıl sen onu öldürüyorsan öldür kurban hakikate erişeceksin binlerce temiz çocuk verecek sana hızırın
kıssasının sırrı buydu hızır dedi ki sonra musa'ya ya musa sen bilemedin bu ilim sende yok bu ilim Allah'ın ilmiledini bu ilim bana verilmiş bir ilim benim yolumdan gidenlere verilmiş bir ilim her dönemin bir hızırı vardır her dönemin hızırı yaşar hızırsız bir alem yoktur ve dedi ki bu ilim sende yok ya musa bu ilim ilmiledün bu nedir bu ta ümmül kitaba vakıf olmaktır ümmül kitaptan emir almaktır ümmül kitaptan vahiy almaktır ümmül kitaptan ilham almaktır ümmül kitaptan rüya görmektir ki o rüya hakikattır o hal hakikattır
şek şüphe etme hakikattır ne dedi hazreti peygamber o velilere müjdeler vardır denilince ayeti kerime sordu sahabeden birisi ya resulallah bu dünya ve ahiret müjdesine dedi ki gösterilen veya gördüğü rüyalardır bir insanlar var rüya gösteriliyor onlara lütuf ikram bir insan var rüya görüyor görmek istediğini görüyor işin hakikatine vakıf duvarın arkasına vakıf görmek neyi görmek istiyorsa onu gösteriyorlar hızır neyi görmek istiyorsa görüyordu neyi görmek istiyorsa hızır baktı çocuğa çocuk kötü bir çocuk hızır baktı
çocuğa bu çocuk nefis dedi bu çocuk şeytana asker olmuş bu çocuk şeytanın emrinde bu çocuk böyle kalırsa fitne fücur çıkaracak sahibini helak edecek her nefis sahibini helak eder her nefis her nefsani davranış sahibini helak eder ona bir hızır gerek cesaretle bıçağ vuracak işte hızır ilmi ledünne bildi ki o nefse emmare bitirdi Musa aleyh sen katilsin sahibi çocuğu öldürdün o sırra vakıf değil Musa işin sonunda söyledi sen o sırra o ilme vakıf değilsin ya ben dedi o çocuğu öldürdüm
Allah onlara yeniden üç tane bakın dikkat edin üç tane ne bu ilmel yakin aynel yakin hakkel yakin ölen neydi nefsaniyetti hayvandan daha aşağı hayvan veya hayvandan daha aşağı öbür günler ne üç çocuk ilmel yakin üç çocuk erkek çocuğu aynel yakin üçüncüsü ne hakkel yakin ona dedi üç tane çocuk verecek Cenab-ı Hak Allah sevgisi peygamber sevgisi mürşid sevgisi üç tane çocuk büyüt çocukları nefsinden geçersen bu üç çocuk olursan da büyütürsün sakın birbirinden farklı zannetme üç tane evladını farklı farklı mı görüyorsun
üçü de çok iyi üçü de harika hangini ayırt edersin ayırt edemezsin evlatların dersin senin onlar ama önce o kötü çocuktan kurtulmasını bil o kötü çocuktan kurtulmanın ilacı ne bir mürşidi kamile gitmek bir hızır bulmak o hızır görecek kesecek onu dışarıda üşüyenler gönlüm sizinle evet Allah içinize aşk ateşi koysun sizleri de koysun ama onlar azameti tercih edenler hızır lazım kesti dedi ki irfana ulaşmayan halk bunun sırrını anlayamaz Allah'ın kendisine vahiy gelen sorusuna cevap verilen kişi ne buyurursa doğrunun
ta kendisidir o buyruk öyle insanlar vardır ki aranızda onun sorusuna Allah cevap verir Allah'ın bu çayın içinde ne var der Cenab-ı Hakk's cevap verir ona sen sakın çaya da cevap verir mi deme nefsine uyma kaza gelirse bilgi bir işe yaramaz bu da farklı bir şeydir Hz. Peygamber'e de geldi kadının birisi koydu zehirli eti sallallahu aleyhi ve selleme kaza geldi kaza geldi sükut etti o da bir imtihan onun imtihanı sen kendi kendine kafanı yorma sen onun işlerine kafanı yorma onun işleri onun elinde sen onun işlerini
bunu neden görmedi deme sen deme Yakub'a Yusuf'un kokusunu kuyudan neden almadı diye kaza geldi mi Yusuf'un kokusunu duydurmaz kaza geldi mi dişini kıracak olan taşı göstermez kaza geldi mi miğferi yaracak olan kılıca müsaade eder o kazası ona güç yetiştirmez hiçbir şey ama diyor ki Hz. Mevla'na enteresan sorusuna cevap verilen kişi ne buyurursa doğrunun ta kendisidir demek onun sorusuna cevap verilecek senin soruna değil bizde öyle bir şey vardır ya biz gideriz bizim sorularımıza cevap veririz o mürşidi kamildir sen kimsin
ben gideyim bu akşam da iki tane kalbimden soru sorayım ona cevap veririz o bir mürşidi kamildir bak bak bak küstaha bak yetmiş iki tane kitap okumuş ya orada işte orada birisi menkıbe yazmış biz gittik mübareğin önünde kalbimizden geçen sorulara cevap verdi o da cevap vermeli sen kimsin o büyük insan o büyük mümin o büyük derviş he onun kalbinden geçen bütün soruları elektronik levha gibi hep geçecek sen de yazcan altına boyuna onun boyuna kalbinden geçecek sen alta geçeceksin ahmak okuyacak sanki biliyor sanki ama bu böyle
öyle demiyor hazreti mevlana senin soruna cevap veren değil diyor onun sorusuna cevap verilenin söylediği doğrudur onun sorusuna sen rabbine danış bakalım bir yarabbi şu çayın içerisinde ne vardı cevap geliyorsa biz sana gelelim tabi olalım evet de ki duvarın arkasında kim var şimdi yarabbi de kalbine cevap geliyorsa ben geleyim sana derviş olayım çok basit var mı aranızda böyle biri gerçekten samimi söylüyorum bütün Türkiye'ye bütün dünyaya sesleniyorum gidelim oturalım ne kadar güzel tabi teslim olmak kadar güzel
bir şey yok Allah'ım bütün sorumluluğu onun üzerine at gitsin ha aman efendim şeyhimsin sen benim bitti bitti ben öyle dedim hep gördüğüme gel dedim başımıza bir şeyh ol bizim dedim bize bir şeyh lazım şeyhimiz öldü dedim gel bizim başımıza şeyh ol ben sana tabi olacağım dedim hala da diyorum ben bunu gerçekten böyle biraz tepeden atana havadan atana çok basit aman gelsin şeyhimiz olsun bizim biz bütün arkadaşlarla beraber herhalde böyle bana saygı duyan beni sevenler benim intisap ettiğim yere intisap ederler herhalde
öyle değil mi edersiniz değil mi bak ne kadar güzel hazır demişler de var ne kadar güzel hazır tekke var hazır kürsü var tabi ciddiyim bunda böyle latife yapmıyorum yani hazırız yeter ki o desin ki ben ne soruyorsam Allah'a Allah benim cevabımı veriyor harika bana soruyorlar nereyi bitirdin ben o meslek lisesi ikiden terkim bakıyor birisi öyle dedi hocam hangi ilayeti bitirdiniz yok dedim ben ilayet okumadım hangi medresede okudunuz ben medresede okumadım dedim böyle baktı hocam tevazı gösteriyorsunuz hayır doğruyu söylüyorum dedim
çok rahatım ya ben böyle hocam yurt dışında okudunuz herhalde dedi dedim yok kardeşim Tire Endüstri Meslek Lisesi ikinci sınıftan terkim hatta atıldım dedim siyasetten dolayı seni okulda istemiyoruz dediler dedim anneme dedim ben okuldan atıldım diyemedim anne okul hayatım bitti ondan sonra olmuyor ben çalışacağım işte estekti köstekti dedim dedim ben ben okuldan atıldım arkamda bir tane ayak izi vardı dedim bitiremedim de dedim inanmıyor kimisi doğruya da inanmıyor kardeşim doğru söylüyorum diyorum dinlemiyor adamı
gülüyor tevazı ediyor şimdi de öyle zannetmeyin doğruyu söylüyorum birisi gelir derse ki ben Allah'a ne soruyorsam cevap veriyorum ah harika teslim oluruz teslim oluruz şek şüphe yok bak bir sürü herkes herkes benden beraber teslim olacak değil mi harika bak videodan da çıkıyor şimdi bütün her yayın gidiyor her yere ses seda da gider merak etmeyin can bağışlayan kişi öldürse de değer yerindedir naiptir o eli Allah elidir onun deli neymiş Allah eliymiş Allah eliyse o öldürür hakkıdır o diriltir hakkıdır
biz diriltmeye inanıyoruz da öldürmeye inanmıyoruz hani İsa aleyhisselam geldi küntü biiznillah dedi dirildi vay diriltti arkasından koşturalım öldürürse de koştur öldürürse de koştur bir zaman kerameti hep böyle güzel gökten sofra inecek o harika ne oldu gökten sofra indi ya ye hiç gökten acı inse peşinden gideni gördünüz mü yok hep bize sofra insin iyi sevilik var bizde ne dediler iyi seviler ya İsa Rabbine yalvar bize gökten sofra insin ne dedi Hz. İsa siz haddi açıyorsunuz dua etti namaz kıldı çünkü
onlar biliyorlardı Musa'ya gökten sofra inmişti onlar kendilerince kendi bildiklerince İsa'yı sınadılar İsa aleyhisselam da ne dedi siz haddi aşıyorsunuz haddi aşanlardan eylemeyersin Cenab-ı Hak burada kalsın El Fatiha Umau salut Allah
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.