Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 21 Şubat 2014 · 1:21:59
Kişinin duyduğunu söylemesi kendine yalan olarak yeter hadisi şerifini açıklar mısınız? Şeriatta kısas nedir, nasıl olmalıdır? Bir kimse birisinden bir şey duyar, o duyduğunu götürüp bir başkasına nakletmesi yalan olarak yeter. Bu nedir? Gözüyle görmediği, kulağıyla işitmediği bir meseleyi, bir başkasına hoşuna gidilmeyecek bir şeyi taşıması yalandır onun için.
Çünkü o gözüyle görmemiş, kulağıyla işitmemiş, şehadet etmemiş ona. Bu toplumları bozan en önemli ahlaki çöküntülerden birisidir. Aileleri yıkan, insanların samimiyetlerini, dostluklarını bitiren, insanları birbirine düşüren, kavimleri birbirine düşüren, inanan insanları birbirine düşüren, bir evin içindeki insanları birbirine düşüren, bir dergahın, bir tekkenin içindeki insanları birbirine düşüren, ahlaki çöküntü.
Bu çöküntüden herkes nasibini alıyor, bir şeyi gözüyle şahitleyip, kulağıyla da duymamış. Mışlı mışlı devam ediyor. Ve bunun kökenine, inmeye kalktığınızda o bir girdap buluşuyor oradan. Siz de o dedikodu, o gıybet, o süvizan, o güftan, o kirli çukurun içerisine düşmüş oluyorsunuz bir anda. O böyle bir lağım çukuru gibi bir şey.
Ama sonuçta bok böcekleri boktan lezzet alırlar. Siz bok böceğini balın üzerinde büyütemezsiniz. Bal onu zehirler, öldürür. İnsanlar vardır, dedikodudur onların nimetleri. O dedikoduya, gıybete, büftana, süvizana, oradan kendince enerji var.
Karga gibidir, tilki gibidir, kurt gibidir, yılan gibidir. Bunu bir mümine benzetmek hoş değil bu hayvan sıfatlarına. Ama o esnada o sıfat-ı hak değildir çünkü. Sufiler ince bir perdeden düşünmüşler. Kötülüğü de yaratan Allah'tır. İlgiyi de yaratan Allah'tır. Ama böyle sanki Cenab-ı Hakk'ın üzerinde böyle bir cahil avam kesim, Allah böyle Allah'ı kötü bilmesinler noktasından perdelerler sufiler olayı biraz. Ama ne yazık ki Allah muhafaza eylesin, toplumları bitiren en önemli şeylerden birisi odur. Gözünle gördün mü? Hayır.
Hatta gözünle görsen dahi erkekse yanında bir şahit daha lazım. Normal bir meselede iki şahit lazım erkekten. Zina ile alakalı dört şahit lazım. Şimdi biz bir erkeğin bir kızla konuşurken görürsek zina etkiliyip çıkıyoruz işin içinden. Zina için dört erkek şahit lazım. Bir de zina fiiliyatını da görecek bu kimseler. Zor bir hadise. Ama insanlar bu noktada duyduklarını aktarırlar hep. Bugünkü dilde fısıltı gazetesi diyorlar ya, bunun gibi bir şey. Allah muhafaza eylesin. İnsanlar farkında olmadan kötülük yapmış oluyorlar. Farkında olmadan insanların günahına girmiş oluyorlar. Farkında olmadan insanların hakkına girmiş oluyorlar. Sürizana düşüyorlar.
Allah muhafaza eylesin. Bunu böyle görmediğiniz bir şekli bir başkasına aktarmanız bu manada yalan olarak size yeter demiş Adış Şerif'te. Görmemişsin, duymamışsın. Bende lazım. Otur otur dünyaya. Allah'ı zikret. Dedikodu edenler, dedikodu etmeyenleri saf görürler. Dedikoducu, gıybetçi, suizancı, bühtancı insanlar bunlardan uzak duran insanları aptal gibi görürler. Kafası çalışmıyor. Saf, ot, saman gibi adam. Çünkü o kimse böyle, kadın erkek önemli değil. Balmandıra balmandıra, dedikodu etmeli, gıybet etmeli, suizan etmeli, bühtan etmeli, iftira etmeli. Sen bunu yapmışsındır canım. Toplum içerisinde de revaçta görülen sanki şey bu. Çünkü herkes vahşileşmiş.
Vahşiler, vahşi din, beyin gerisinde karşısındakini de vahşileştirmek vardır. Bu bütün her şeyin beyin gerisinde kendine benzetmek vardır. Vahşi, etrafındakini de yine vahşileştirmek ister. İyi, etrafındakini de iyileştirmek ister. Kötü, etrafındakini de kötüleştirmek ister. Bu insan kötülüğe de aşıktır çünkü, ona da şevk diyor. Gıybete böyle şevk diyor insan. O kimse böyle ağzını doldura doldura gıybet eder. O, o tarafa doğru aşıktır. Herkes aşık. Allah bizi affetsin. Şerri, hadde, kısmas nedir, nasıl olmalıdır? Her ilahi dinin, ilahi inancın hukuku vardır. Bu manada İslam'ın da kendi içerisinde hukuku vardır.
Biz ona Muhammed'in şeriat deriz. Bazen ona İslam şeriatı da deriz. Ama son zamanlarda kavramların içerisinde enteresan noktalara götürmeye çalışıyorlar. Mesela bir Musevi şeriatını, İslam şeriatı değil, bugünkü Musevi şeriatını bize Musevileri yumuşak ve sıcak göstermeye çalışıyorlar. İşte İsevi şeriatını da İslam şeriatı değil, bize İsevi şeriatını da yumuşak ve tatlı göstermeye çalışıyorlar.
Evet, İsa aleyhisselam da İslam'dır, Musa aleyhisselam da İslam'dır. Adem aleyhisselam ile Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine kadar ne kadar peygamber geldiyse hepsi de İslam peygamberidir. Ama Hasan-ı Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinden önceki peygamberlerin hepsinde şeriatları kaldırılmıştır. Bugün İsevi veya Musevi veya İbrahim'i bir şeriat söz konusu değildir. Ve bu mevcut şeriatlar gerçek değildir. Sonradan karıştırılmış, kurcalanmış, insanlar kendilerince onları dizayn edip etmeye çalışmışlar, dizayn edilmiş. Şu anda dünya üzerinde ayakta duran tek ilahi hukuk vardır, o da Muhammed'i bir hukuktur.
Kur'an ve sünnete değerler. Biz ona şeriat deriz. Hukuku geniştir. Cezaların konumuna, durumuna, suçların konumuna, durumuna göre meselesi bu noktada bir derslik mesele değil. Saça sürülen jöle, abdeste, mesleğe engel midir. Sonuçta jöle hiç kullanmadım ama altına su geçilmiyorsa, altına su geçilmeyen hiçbirisi de abdest, abdest olmaz.
Ya başa mest etmiş gibi olmaz mı? Hani illaki saça su değmesin şart değil. Mest ayağıdır sünnette. Bir ikincisi, yaralı verilirse bir kimse, özürlü hükmündeyse, özür olan kısma da mest edilir. Eyvallah, bunda söylenecek bir şey yok. Ama jöle eğer özürden dolayı bir kimsenin saçına başına, eline ayağına süründüyse ve altına su girmiyorsa bilmiyorum, o zaman mest yerine geçebilir.
Yarabere varsa, bir böyle bir sıkıntı var ise. Ama böyle bir şey değil ise, bir mazurat söz konusu değilse, altına da su geçmiyorsa temizlenmesi gerekir. Bu ara sıkça cemaat ve Fethullah Gülen hakkında konuşuluyor. Sizin bu konuda söylemek istediğiniz herhangi bir şey var mı? Ve biz bu konulara uzak ve yakın olmalı mıyız? Biz bu memlekette yaşıyoruz. Bu memleketin derdi bizim derdimizdir. Ümmet-i Muhammed'in derdi bizim derdimizdir. Sonuçta biz o Ümmet-i Muhammed'in derdiyle dertlenenlerdensek eğer, hani hadişlerse diyor ya, ümmet bir vücut gibidir. Bir tarafında bir sıkıntı, bir arıza varsa, o sıkıntıdan, o arızadan bütün vücut nasibini alır, o adil çeker.
E sonuçta biz de vücut gibiysek, ve bu vücudun içerisinde bir parazit varsa, bir sıkıntı varsa, bir hastalık varsa, bütün vücut o parazitten, o hastalıktan, o sıkıntıdan nasibini alır. Vücut bu noktada bir tarafında bir keyif varsa, bir iyilik varsa, bir zevk varsa, bütün vücut da o keyiften, o iyilikten, o zevkten de ne yapacak? Nasibini alacak. E bu, gönül arzı etmezdi böyle bir şeyi. Ama Cenab-ı Hak'ın takdiri ilahisi bu. Fethullah Hoca'nın kendi yazısını okumuştum ben, veya kendi temecini, bu bize bir ilahi tokat demiş. E ilahi tokat olduğunu düşünüyorsa bir kimse, tövbe edip, dersini alıp, o ilahi tokada, sebep olan arızaları orta yerden kaldırıp, o halinden geri döner.
İnşallah Cenab-ı Hak da, onları o halden geri döndürsün. Çünkü, Fethullah Gülen'in, kendi dairesindeki, kendince, tespit ettiği şey, oydur, onun dilinde. bir yabancı gazeteyi mi ne demeç vermiş? Ben o yabancı gazeteye verilen demeçten, bir de canlı kendi sesinden de duydum. Bir de o demecini de okudum. E o demeç de, o ses de, şey olmadı, ne diyorlar, bu hani, yalanlanmadı. Bu noktada doğru olduğu, kendisinin olduğu tespit edildi. orada kendince bir, tespitte bulunmuş. Bu, bize bir Allah'ın tokadı demiş. Şefkat tokadı olarak etelendirmiş.
Ne güzel. İnsanlar hata yapabilirler, eksiklik yapabilirler, noksanlık yapabilirler. Biz kullara aittir, eksiklik, noksanlık. bir tek peygamberler, hata, kusur işlemezler. Geçmiş peygamberlerde küçük zelleler var idi. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinde, o küçük zelle de yok dedi. Bir tek Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, bu noktada, kusursuz hatasındır, noksansındır. Bir kimse Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin üzerinde, burada hata yaptı, kusur etti, burada eksik davrandı derse, tecdil iman, tecdil nikah gerektidir ona. Çünkü ayeti kerimede, her ne yaptıysa, ne söylediyse, benim emrimle yaptı, o heva ve hevesine uymadı diye, Cenab-ı Hakk'ın tasdiki, Cenab-ı Hakk'ın bu noktada takdiri, Cenab-ı Hakk'ın bu noktada tespiti var.
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin üzerinde, ondan geri peygamberlerde küçük zerriler görülmüş, peygamberlerin gerisindeki velilerde, hata da, kusur da, günah da, günah kebair de görülebilir, o yüzden bunlar, onların veliliklerine noktaniyet getirmez. Bir hoca efendide de, bir hacı efendide de, bir şey efendide de, hata, kusur söz konusu olur, yanlışlık, eksiklik, günah kebair söz konusu olur, ama o kimse bu noktada, Cenab-ı Hakk'ın bir şekildeki ikazını aldıysa, oradan geri döner, rucu eder, tövbe edilmesi gereken nokta varsa,
tövbe eder, özür dilenmesi gereken bir nokta varsa, özür diler, helallaşılması gereken bir nokta var ise, helallaşır. madem ki, Fethullah Gülen, bu noktada, kendi dairesinde, Allah'ın bir tokatı olarak bunu gördüyse, o da, tövbe edip, özür dilenmesi gereken, özür dileyip, helallanması, helallaşılması gereken yerden, helallaşıp, meselesini bitirir, inşallah. Gönlümüz de bundan yanadır, bu noktada. Herkes hata kusur işleyebilir, herkes yanlışlık yapabilir, herkes eksik iştahat edebilir. O yüzden, o eksik iştahattan geri dönmek de, erdemliliktir. Madem ki, onun söylediği sözün üzerinden, devam ediyorum, kendince, Hakk'ın tokadı, şefkat tokadaları, bunu nitelendirdiyse, o da, gereğini yapar.
İnşallah. İnsanlar bu noktada, kendilerince, bunu tespit ederlerse, kendi dairelerinde, bir hata kusur ettiğini, o hatasında, kusurunda ısrar ederse, Cenab-ı Hakk, şefkat tokadından, kahhar tokadına geçebilir. Şefkat tokadı, kendine gel. Uyarı, hata yapma, eksik davranma, yanlış davranma. Bir kimse, herkes için geçerlidir bu. etrafınızdaki arkadaşlarınız, dostlarınız, usulüne uygun, size bu noktada bir, dostane bir şekilde, nasihat ediyorlarsa, onu Hakk'ın nasihati olarak görün.
Hakk'ın nasihati, onu kale al. Bir arkadaşınız, bir dostunuz, bir kardeşiniz, ya bunu böyle yapma, diyorsa, tatlı bir şekilde, onu kale al. o ses, Hakk'ın sesi. Sufiler buna çok önem verirler. Böyle, Sufi, hiyerarşide, abiler vardır, ablalar vardır, vazifeliler vardır.
Onlar, tatlı bir şekilde, böyle yapma, böyle etme kardeşim. Ya, burada durma, buradan gelin. Ya, burada, bu şekilde davranma. din nasihattir çünkü. Bunları, Hakk'ın, uyarıcı olarak görür Sufiler. Cenab-ı Hak, halktan tecelli eder. Halktan tecelli eder. O yüzden, Hz. Peygamber, sallallahu aleyhi ve sellem, hazretler demiştir ki, ümmetin, delalette toplanmaz. Bu nedir? Halktan, hakkın tecellisidir. Halktan, hak tecelli eder. Halk, o İslam ümmetinden, hak tecelli ediyor. Bazen, ağaçtan tecelli eder ya, biz ağaçtan, tecelli ettiğine inanırız.
Ateşten, tecelli ettiğine inanırız. Kur'an'la sabit ya, biz dağa, tecelli ettiğine inanırız. Musa aleyhisselama, bulutların arasından, konuştuğuna inanırız. Tecelli yap çünkü. Musa aleyhisselama, Tur-i Sina'da, ateşin arkasından, bir rivayette, ağacın arkasından, konuştuğunun, tecelli ettiğine inanırız. Cenab-ı Hak, eşyayı kendisine perdeler. Biz bir eşyadan, Cenab-ı Hak'ın, tecelli ettiğine inanırız. Rüyada, Cenab-ı Hak, Adem suretinde, tecelli eder. İnsan suret eder. İmam-ı Azam Hazretleri, der ki, ben 99 kez, Allah'ı rüyamda gördüm.
Fıkr-ı Ekber'inde, Rüyetullah, Hak'tır diye, bağp açar. Veya, Hz. Peygamber, sallallahu aleyhi ve sellem, adetleri, ve sahabeler, rüyalarında, Allah'ı gördüklerine, ve rüyalarında, Allah'ın, tecelli ettiğini, insan suretinde, tecelli ettiğini, beyan ederler. Gerçektir. Ve İslam uleması, ittifak halindedir. Cenab-ı Hak, eşyadan tecelli eder mi? Evet. Ve bütün eşyada, Cenab-ı Hak'ın sıfatlarının, tecelliyatı var mıdır? Evet. Biz bunlara inanın da, halktan tecelliyat olacağına inanmayınız. Hz. Peygamber, sallallahu aleyhi ve sellem, adetlerinin ad-i şerifi, hakkın halktan tecelliyatıdır.
Ne der? Ümmetin delalette toplanmaz. Ümmet delalette toplanmayacaksa, siz tek başınıza, ümmeti karşı alıyorsanız, delalete düştünüz. Siz, halktan hakkın tecelliyatına, tecelliyatını göremediniz. Körlerden oldunuz. Gözünüz perdelenmiş. Kim perdelemiş? Şeytan. Gözünüz perdelemiş, kim perdelemiş? Heva ve heves. Bunun sebebine, muhakkak siz, hakka karşı edepsizlik ettiniz ki, Cenab-ı Hak araya perde koydu. Hakka karşı edepsizlik edenlerin gözleri, kör olur manen.
Saygısız davranan, hakka karşı küstah davranan, hakka karşı kibirli davranan, hakka asi olan, ancak perdelenir. Cenab-ı Hakk'ın sıfatı, subuti noktasında, perdeleyen ne nedir? Şeytandır. Sen gafil olunca, şeytan senin kalbine oturur. Hani hadis-i şerif var ya, hadisi kutsi de vardır. Kul Allah'ı zikrettin de, şeytan kalbini terk eder gider. Ne zaman ki gaflete düştün, şeytan hemen onun kalbine otur. O zaman bir an gaflete düşersin, bir an gaflete düştün de, senin hemen hakla arana, perdeler oluşur.
Ancak, sen, tekrar tövbe edip, zikredip, Allah'a yalvarır, yakarırsan, aradaki tövbeleri kaldırırsın. E öyle yapmaz küstahlıya, öyle yapmaz kibirliliğe, öyle yapmaz da, günah-ı kebaliye, öyle yapmaz da, kendi inadına devam edersen, şefkat tokadı yetmez, Cenab-ı Hak kahar ismi şerifini, tecelli ettiriveriz. Araya beş on perde değil, binlerce perde, binlerce fersah, oluverir. O yüzden muhakkak, tövbe eder, sufi her gün. Muhakkak, der ki benim bir hatam olmuş olur. O yüzden, ümmet, delalette toplanmaz. Siz ümmete karşı, bir tavır aldıysanız, o zaman siz, körlerdenmişsiniz derler.
Ümmete karşı, siz bir tavır aldıysanız, o zaman sizden, gönlünüze şeytan oturmuş. Siz ümmetten, bir topluluk, bir yerde toplanmış, siz ona karşı, cepha açıyorsanız, o zaman siz, heva ve heves koltuğuna oturmuşsunuz. O zaman sizi, şeytan kucağına oturmuş, sizi istediği gibi yönlendiriyor. Allah'ıma bazen etsin. O yüzden, ümmetin, delalette toplanmaz, hadis-i şerifi, ümmetin, üzerinden, hakkın, tecelliyatıdır. ne der? Hazreti Peygamber, bu, sallallahu aleyhi ve sellem, bu, en hayırlı ümmette, en hayırlı ümmet. Bu ümmet, en hayırlı ümmettir.
Ümmetinin, ferasetinden, korkunuz, müminler topluluğudur, müminin, ferasetinden, korkunuz, müminler topluluğu, toplanmış, ümmetin, feraseti olmuş. mümin tek, onun çoğunu, ümmet. O zaman, müminin, ferasetinden, korkunuz. Bir kişi, toplandı, cemaatin oldu. Bir hepsi, bir yer, cemaatler toplandı, bir yerde. Oradaki, ümmetin oldu. O zaman, ümmetin, ferasetinden, kork. Bu, hadis-i şerif, müminin, ferasetinden, kork. Tek kişi. Tamam. O tek kişi, topladı, cemaat olur. Üç kişi, toplanırsa, cemaat oldu bak.
Üçünün, feraseti oldu. Cemaat, feraseti oldu, üç kişinin. O toplandı. Burası, bir topluluk. Bir topluluk. Buranın, feraseti var şimdi. Bir topluluk var. Allah'ı, zikreden, topluluğun, ferasetinden, kork. Allah'ı, zikreden, bir topluluğu da, karşına alma. Neden? Al. Onlar, hakkın, gözüyle bakarlar. Onlar, hakkın, bakışı vardır, onlarda. Onlarda hakkın, kulağı vardır, hakkın eli vardır. Hakkın ayağı vardır.
Dikkat et. Şimdi bunu böyle söylemek, hakikati söyleme açısından, yerli yerine koymak gerek. Türkiye'deki, Türkiye'deki, Kur'an ve sünneti yaşamaya çalışan, ümmet, bir cenaptar. Siz, karşı cenaptarsanız, bu hakkın, şefkat dokadını geçer. Bu, asiliye gider. Bu, bayiliye gider. Kim, cemaattan bir karış ayrılırsa, oraya gider, hadis-i şerif. Senin, kimle beraber olduğuna bakarlar. Senin, kimle düşüp kalktığına bakarlar. Senin, dostlarına, arkadaşlarına bakarlar. Bana, dostunu söyle.
Senin, dinini söyleyin. Söz kimin? Hz. Ebu Bekir Efendimiz'e. Senin, dostunu sorarlar. Senin, arkadaşını sorarlar. Senin, kiminle yol yürüdüğüne bakarlar. bakarlar. E, o zaman da sınıfta kalır insan. O zaman da sınıfta kalır. Allah muhafaza eylesin. O yüzden şunu unutmayın hiçbir zaman. Cenab-ı Hak, eşyadan tecelli ettiği gibi, halktan da tecelli eder. Halkın tecelliyatını, bu noktada halkın üzerinden, hakkın tecelliyatını, görmek gerek. Onu duymak gerek. Onu görüp duymazsanız, Allah muhafaza eylesin.
Körlerden olursunuz. Cenab-ı Hak, onları da inşallah, hidayetiyle hidayet eylesin. Caferi mezhebi ve Hanefi mezhebi arasındaki fark nedir? İki mezheb arasındaki insanlar, İmam Nikad'ı kıyabilir mi? Aralarında ne gibi farklar var bilmiyorum. Yani geniş ölçüde bilmiyorum. Bildiğim bir şey varsa, İmam Cafer Sıddık Hazretlerinin, talebesidir. Hazreti İmam-ı Azam. O yüzden, Cafer-i Sadık, hem Ehli Beyt'in imamlarındandır, hem Selef'in imamlarındandır. Nikah'la aralarında çok fazla bir bağ olacağını zannetmiyorum. Nikah icap ve kabuldür.
Hangi mezhebe giderseniz gidin. Birisi, birisine ben seni nikahıma aldım dediğinde, öbürkü de susar kabul ederse, veyahut da tamam dediğinde, tebessüm ederse, boynunu bükerse, hayır demezse, nikah nikahdır. Kanuni Sultan Süleyman oğlu, Şahsı Adir Mustafa Bey'i idam ettirmiş, sonra da torunumuz suçsuz yere, bu olay nasıl olmuş?
Suçsuz yere, sonra da torunumuz suçsuz yere, bu kadar böyle yazılmış. Benim prensim bir taş atıyor, bütün Türkiye'deki, çok özür dilerim ama, ya soruyu soranı dışarıda tutayım, çünkü insanlar böyle mencetik bir şey oldu, ahmaklar bunun peşinden koşuyor.
Türkiye'de başka hiçbir dert yok, hiçbir problem yok, hiçbir sıkıntı yok, insanların başka derdi, tasası yok. Harıl harıl her yerde, işte haberlerde, yok ne bileyim işte televizyonlarda, yok gazetede, orada, burada, dizinin reytingini arttırıyorlar. Reklam gelirlerini arttırıyorlar. Milletin paralarını arttırıyorlar. Bak, tarikatın dahi içine girdi. Bitti bütün derdimiz. Şehzade Mustafa'nın neden katledildiğini konuşuyorlar. Tarihçiydi yalnız. Başka hiç derdimiz yok bizim. E tabi biz biraz da bir iki tane de kamera filan, paparaziler toplanması lazım.
Ya bize diyecekler, Mustafa Özbağ bununla alakalı şöyle dedi, ben de böyle gündeme oturmak için, çılgınca bir şey söylemem lazım. Kanuni onu astırmadı. herkes doğrusunu bilmiyor. Hiç kimse işin doğrusunu bilmiyor. Onu astıran vallahi de, billahi de, tillahi de kanuni değil. Bir yalanın peşinde. gündeme oturdum ben şimdi. Yarın flaş, flaş, flaş. Kanuni Sultan Süleyman'ı, Kanuni Sultan Süleyman, oğlu, şehzadı Mustafa'ya astırmamış.
Bir de yemin billahi de. Abi, astırdığını burada, yok. Hadis-i Şerif'in neydi en başındaki? Duyduklarınızı söylemek size yalan olarak yeter. Hiç kimse doğrusunu bilmiyor.
Ama benim söylediğim sansasyonel bir şey değil. Ben size doğrusunu söylüyorum. Yeminle söylüyorum size. Yarın hadi patlatın şimdi. Hüseyin Aga, baklıyı koydun mu? Ağzım o evlisi geldi. Bursa'dan biz bir de su içiyorsunuz onu. Ne yapacağım? Cinler, Sara, Epilepsi hastalıklarına sebep olabilirler mi? Olursa nasıl anlaşılır? Bazı eski kitaplarda bütün ibareler bulunur.
Bunlar böyle o gün için o hastalığa bir tedavi noktasında tedavisi olmayan kimseler tedavisiz hastalıkları cinli taifesinin bulaşması olarak nitelendirmişler. O yüzden normalde bakın şunu unutmayın hiçbir zaman. bu manada her şeyin bir fiziki tedavisi vardır. O hastalığın da fiziki tedavisi vardır. İnsanlar o tedavi ulaşabilmişlerdir, ulaşamamamışlardır. Bu farklı bir şey. Ulaştılar mı doktor? Kesin ulaşamazlar. Kesin olarak bir tedavisi yok. Daha kars-ı hasen beslemek nedir? Siz Allah yolunda koşarsanız o da size yardım eder.
kim Allah'a yardım ederse Allah ona yardım eder. veya kim Allah'ın dinine yardım ederse Allah da ona yardım eder. Buna iman edin. Evet buna iman edin. Yani bazen böyle çok enteresan şeyler yaşanır. Allah yolunda koşturur bir kimse fise billah Allah onun arkasını toplar.
Tabiri caizse. Allah olmayacak işini oldurur. Cenab-ı Hak böyle yetiştirilmeyecek işleri yetiştirtirir ona. O yüzden buna iman ederekten yaşayın. Buna iman edin. Hani hadisi şerif var ya bir de bir kul hadisi kudüsü olması lazım. Bir kul Allah'ı zikretmekten dolayı kendi ihtiyaçlarını dile getirmez de buna fırsat bulamazsa ihtiyaçlarını böyle işte dile getiremezse Cenab-ı Hak o istemeden onun ihtiyaçlarını görür de.
Sen hak yol dolursan Cenab-ı Hak sana bu manada hizmetçiler gönderir. Cenab-ı Hak sana hizmet ettik deriz. Yeter ki sen hakka hizmet et. 2. Abdülhamid Han 1909'da tahttan indirilince aynı zamanda Şeyh-i İslam da değişmiş ve yerine Mason olduğu gününe Musa Kazım Efendi getirilmiştir. Mason bir kimse Şeyh-i İslam olabilir mi? Radif et falan ne derece doğru olabilir? Bilgilerimizi paylaşabilir mi? Ah İslam dünyası neler var ki? Biz bunları söylerken biz bunları konuşurken şimdi kendimiz farklı noktalarla mıydı? 28 Şubat'ta neredeydi insanlar ki?
Ümmeti hiçbir zaman dışarıdan yıkamaz kimse. Ümmet ancak içindeki içindeki ihanet çeteleriyle yıkılır. Şeyh Şamil Hazretleri'ni koca Rusya yıkamadı. Kim haber verdi? Yanındaki dervişler. Kim ihbar etti? etrafındaki mücadele etmekten bıkan dervişler satıldılar. Ruslar onlara türlü hediyeler ve vaatte türlü hediyeler ve vaatte bulununca onlar sattılar üstadlarını.
O hareketi sattılar. Teslim olmak zorunda kaldı Şeyh Şamil Hazretleri. Sonra da Ruslar onun Mekke, Medine'ye Hicam bölgesine gitmesine müsaade ettiler. O da eşini, çoluğunu, çocuğunu yakın dairesine aldı, kahretti, yürüdü, gitti. Hicredi. Abdülhamid Han'a bu ümmet sahip mi çıktı?
Bedir zaman Said'in Nursi'sinden tutun, o günkü bütün entelektü her takım, milli şairimiz de dahil göremediler. Aynı şey olmuştur. Ama Cenab-ı Hak Gafur Rahim Nerhamet ve Şevkat sahibi. Diyor ki iştahatta da hata yapsa ona bir sevap verin. Onlar da yanlış iştahat ediyorlar. Biz de diyoruz ki iştahatlarınızı da isabet ettiremediniz. Şevkat ve merhametle bakıyoruz. 28 Şubat'ta da öyle baktık hep. Ben öyle bakmaya çalıştım dedim ki yaşadıklarından dolayı kinin önde olmasın.
Sen yine yanlış iştahat ettiler. Yanlış safta bulundular dediler. Şimdi ilk defa ümmet yanlış safta bulunmuyor. Ümmet tek vücut şu anda. Mesela Mısır'daki darbeye karşı çıktı herkes. Mısır'daki darbeye karşı çıktı ama ümmetin karşı çıktığı darbeye bazıları karşı çıkmadı. Örnek Selefiler örnek oradaki Eser'in başındaki şeyh örnek Türkiye'den Hoca Efendi'nin cemaatı. Onlar karşı çıkmadılar. Ümmetin içerisinden iki grup karşı çıkmadı.
Mısır'daki darbeye birisi Selefiler birisi de Hoca Efendi'nin cemaatı. Şimdi Selefilerle Hoca Efendi'nin cemaatini yan yana koyabilir misiniz siz? Türkiye'de Selefilerle cemaatini yan yana koyabilir misiniz? Ne oldu da uluslararası düzlemde yan yana koyanlar oldu onları. Tepeden yukarıdan bakın. E aynı şey 28 Şubat'ta normalde onlar darbeye karşı durmamışlardı. Suriye Suriye'deki katliama bütün ümmet karşı duruyor mu? Duruyor. Ümmetin ona içi yanıyor mu?
Yanıyor. Bütün ümmet Suriye'deki o mazlumların yanında mı? Evet. dikkat edin Selefiler yine farklı noktadalar. Oradaki mazlumların yanında değiller. Bir de kim? Cemaat.
Bak fazla çok konuşmaya gerek yok. Ya ümmet delalette dese hadis-i şerif var. Ümmetin delalette toplanmaz. Bizi durduruyor hadis-i şerif. Biz hadis-i şerife bakacağız. Birisini yapmış olduğu davranışan bakacağız. Biz hadis-i şerife bakacağız. ümmetler de toplanmış. Burada. Biz de orada toplanacağız ümmetten sen. Birisine gel buraya sen de diyoruz. Burada olman lazım. Hayır diyoruz. Siz komple yanlıştasınız. Bu iştahı geçiyor biraz. Bu Anadolu'da Selçuklu hükümdarlığının altında insanlar yaşarlarken Baba Resul isyanları gibi oluyor.
Anadolu'da örneği var bunun. Selçuklu'nun yönetimi var. Ümmet Selçuklu yönetiminin altında yaşıyor. Anadolu'da Baba Resul isyanları çıkıyor. Peygamberliğini ilan etmiş. Kendisini peygamber gören, Resul gören bir kimse çıkıyor. Etrafını bir sürü çapıntıyı topluyor. insanların köylerini yağma ediyor. Namuslarını yağma ediyor. Mallarının mülklerini yağma ediyor. Ve o çapıncı sürüsü de sonra işte Selçuklular bir asker gönderiyorlar üstlerine. Baba Resul öldürülüyor. Ondan sonra Baba Resul'ün kardeşi geçiyor çapıncuların başına.
Bir de onlar şuna inanıyorlar. Baba Resul ölmedi. Tekrar askerlerin başına gelecek savaşacak. İnandıkları şey de bu. Demek ki ümmet bir yerde muaviye ler eksik olmuyor. Her dönemin muaviyesi var. Kendi dairesinde her dönemin muaviye ümmetin toplandığı yere cephe açıyor. Dün muaviye Hazreti Ali radiyallahu an hazretlerine savaş açıyorsa bugün de Hazreti Ali Efendimizin vazifesini yapan ta İslam tarihi boyunca Hazreti Ali radiyallahu an hazretlerinin vazifesini yapan liderlerin karşısında muaviye ileride çıkmışlar onları bu noktada alaşağı etmek için uğraşmışlar. Secde nedir?
Secde bir kimsenin burnuyla beraber iki eli iki dizi iki ayakbaş parmağıyla mevcut bulunduğu düzlemde toprağa veya yere bu uzuvlarını değdirmesidir. Bunun manası Allah'a secde etmektir. Bunun şekli şemali alem-i ruhtandır. Ben sizin Rabbiniz değil miyim? Hitabını alan ruhların hep beraber böyle secde etmeleridir. O yüzden secde neden secde ediyoruz?
Allah'a Allah'a Allah'ı tanıma Allah'ı bilme onunla aramızdaki kaldırma maksadı ve amacı ile secde ediyoruz. Ona kul olduğumuzu gösteriyoruz. Ve Allah en iyi secdede bilinir. Çünkü secde eden kimsenin gönlündeki bir büyüklük kalmaz yaratıcısına karşı. Ve böylece onun gönül kapıları açılır. Hazreti Adem yaratıldığında Allah meleklerine bu secde Hazreti Adem'e ödücüsü. Cenab-ı Hak meleklerine Adem'e secde edindir. Bu Allah'ın emridir.
Allah bir şeye secde edin deyince bütün her yaratık Allah'ın o emrine uymakla mükelleftir. Cenab-ı Hak'ın bir celal sıfatı vardır. Cenab-ı Hak'ın celaliyeti tecelli ederse tecelli ettiği yere boyun eğdirir. O yüzden Cenab-ı Hak Adem'e secde edin emri celaliyettendir. Cemaliyetten değildir. O emir celaletten olunca secde etmeyen şeytan kovulmuş oldu. Eğer secde emri celaliyetten değil cemaliyetten olmuş olsaydı Cenab-ı Hak'ın cemal sıfatı düşrik yumuşak affeden cezalandırmayan sıfatıdır.
o zaman şeytana böyle bir ceza öngörmezdi. Şeytana böyle bir ceza yüklemezdi. Adem'e secde birinci derecede Allah'ın emridir. İkinci derecede Cenab-ı Hak Adem'e secde ettirdi. Aynel yakin noktasında bu hadise Cenab-ı Hak Adem'in üzerinde bütün sıfatlarını tecelli ettirdi. ve dedi ki Adem'e ben bütün bu manada gerekli olan hepinizden fazla ilim verdim. Çünkü Cenab-ı Hak Adem'e isimleri öğretti. Adem'e isimleri öğretince bu ilmel yakin noktasıdır ki secde edenler bu manada Adem'in üzerindeki hakkın ilmine bilgisine sıfatlarına secde etti.
buna hakkel yakin noktasında bakacak olursak Cenab-ı Hak Adem'i kendi suretinde yarattı. Ve Cenab-ı Hak Adem'i kendi suretinde yaratmakla Adem'e ayrıyeten kendinden kendi ruhundan bir ruh hükledi. Kendi ruhundan ruh hükleyip kendi suretinde yaratmış olduğu Adem'e hakkel yakin noktasında bütün varlıkların secde etmelerini emretti.
Secdeye insana secde gibi görünmüş olsa dahi eksiklik değil. Enteresandır hadisçiler bunu böyle zayıf hadis bazıları uydurma hadis olarak nitelendirir. Kulun kula secde etmelerini emredecek olsaydım kadınların kocalarına secde etmelerini emrederdim hadis-i şerifi buradaki kulun birbirine olan secdesinin kulların üzerinde Cenab-ı Hakk'ın sıfatlarının tecelli etmesinden kaynaklanır.
Kula teşekkür Allah'a teşekkür hadis-i şerifi de buna delilir. Çünkü kula teşekkür kulun o esnada bir iyiliği olmuştur. Kul o iyiliğe teşekkür eder. İyiliklerin sahibi Allah'tır. Az önceki sohbette cuk diye oturdu. Cenab-ı Hak halktan halktan tecelli etmiştir. Adam yardım dilemişsindir. Cenab-ı Hak bir kulunun üzerinden sana yardım göndermiştir. Ona sebep vesile olmuştur. Ve senin kula sebebe teşekkür müsebbübe teşekkür gibi algılanır. Ve öyle o yüzden bu manada gerçekte Adem'in sahibine secdedir.
Bu manada Adem'in üzerinde ikinci derecede Adem'in sahibinin sıfatlarına seyrederiz. Birinci manada da emre itaat etmektir. Allah mutlak kudret ve kuvvet sahibi olup yaratandır. O yaratan Allah mutlak güç sahibidir. Onun emri yerine getirilir. Bu işin en alt seviyesidir. bu hak mıdır? Bu da haktır. Secde emri bu manada haktır. Ve biz secdeyi ederken de bu noktada Cenab-ı Hakk'ın emri bu deyip kenara da çekilebiliriz. İlla ki biz onun hakikatine mazhar olma noktasında olma şartımız yoktur.
Olursa ala olur. Hani bu şuna benzer. Namaz kılın oruç tutun, namazdaki hikmet ne? Hiçbir hikmet yok. Delilebilir. En büyük hikmet Allah'ın emrini yerine getirmektir. Sen Allah'ın emrini yerine getir. Hani var ya hadisi kudsi farzları yerine getirmek Allah'a en sevimli gelen fiildir, iştir. O zaman Allah sana bir şey farz kıldıysa onu sen yerine getir. En büyük hikmet bu. Farzı fiiliyat noktasında yerine getiremeyen insanlar o farzın perdesindeki hikmetleri araştırmaya kalkıyorlar ki bu saflıktan, salaklıktan, zındıklıktan başka bir şey değil. Namazın hakikatini, namazın tehfiyetini ancak namaz kılanlar anlayabilirler.
Ancak namaz kılanlar onu algılayabilirler. Ancak namaz kılanların kalbinde bu noktada hikmet pınarları, hikmet nurları oluşur. Namaz kılmayanın kalbinde namazla alakalı hakikat bulunmaz. Namazı kim dosdoğru kılarsa Cenab-ı Hak onun kalbine hakikat nurları açar. Kim dosdoğru zikrederse Cenab-ı Hak onun kalbine hakikat nuru açar. Kim dosdoğru ibadet eder fiiliyatlarını bu noktada sünnetini gerçek manada uygulamaya çalışırsa Cenab-ı Hak yapmış olduklarının hikmetini onun kalbine tecelli ettirir. Yoksa Allah Hazreti Adem'i köble olarak gösterip kendisine secde edilmesini istiyor.
Dünyadaki değişik inançlarda da tapılma sembolü olarak secde edilme şeklini görebiliyoruz. Allah her kavramı bir uyarıcı gönderdiğini bize bildiriyor. bu çeşitli inançlar peygamberin tebliğ etmelerinden sonra ortaya çıkmışız. İnaçlar mıdır Allah ağrısın? Yok. Dünyadaki bütün inançlara baktığınızda hepsi bu gerçek secde bulabilirsiniz. Ve Cenab-ı Hak dünya üzerindeki kavimlerin büyük bir çoğunluğuna arada bir böyle bir perde bırakırız orada açık kapı bırakırız. Büyük bir çoğunluğuna Cenab-ı Hak uyarıcılar göndermiştir. Peygamberler nebiler veliler göndermiştir. Onlara da onlar dini tebliğ etmişler. Reyganlar Efendimiz'i rüyanda gördüğümüz sanıp anlatıp sonra gördüğümün o olmadığını idrak ettiysem ne yapmalıyım?
Ne güzel öyle sanmak daha güzel insanları aldatmak için demektirsem bir sıkıntı yok. Allah yardımcınız olsun mülakata katılacak bir kardeş vermiş. Çözüm 6 senelik evli 2. evliliği kızımı Sırf Kur'an ve Sünnet ahlakı için verdim. Ama 6 senedir bize gösterdiği gibi bir hayatı yok. Ne Kur'an ne secde. Geçen de ona söyledim oğlum namazın yok, niyazın yok, böyle olmaz dedim. O da masaya yumruk attı bağırdı. Şimdi bana gelip gidiyor. Ama ben istemiyorum sizce ne yapmalıyım? Bizde namaz kılıyor diye dinen uygun diye verdim. Yaptığı her şey yalanmış.
Bana bir akıl verin. Allah razı olsun. Aldatan midan değil. Ama bir kimse evlenmiş, bir günah kebalden dolayı boşanmakta nereye kadar doğru tartışma konusu. Marifet nedir? Ulaşanlara sormak lazım. Bize aşkımızı anlatır mısınız? Bir insan duygusunu böyle anlatabilir mi ki? yemek tarifi değil ki bu mübarek insan. Yemek tarifi sorar gibi soruyoruz. Ahmet evlaki dedenin hariflerin menkübeleri adlı eseri mütbet bilgiler mi içerisinde soruldu bilginiz var varsa paylaşabilir misiniz?
Okunmasında bir beis yok. Zikir ehlinin vasıfları nelerdir? Her perşembe zikrullah'a iştirak eden zikir ehli sayılır. İnşallah göklerde ve yerde olanların hepsi ister istemez gölgeleri de sabah ve akşam Allah'ın secdede Rahat Suresi ayet 15 Kaynaktaki her şey Rabbimiz'e secde halinde midir? Evet. Yerdeki ister istemeden maksat nedir? Gölgelerin secdesinden anlatılmak istenen nedir? Cenab-ı Hak bir şekilde sen bilsen de bilmesen de secde ettirir sana bütün hücrelerine zerrelerine ben resim öğretmenliği bölümünde öğrendiğim resim konusundaki başka bir başka bir söylendi bulunuyor tam doğrusu nasıldır? Resmin dinlendir yeri nedir?
Yarın bir gün öğretmen olduğunda öğrencilerine nasıl anlatmalıyım? Açıklayıcı bir şekilde cevaplayabilir misiniz? Allah'ın sanatı geniş Cenab-ı Hak kendi sanatının kopyalanmasından kendi sanatının bu noktada icra edilmesini ister oturun dağların taşların bunlar tefekkür sebebidir efendim siz göğe bakmıyorsunuz mu? siz yere bakmıyorsunuz mu? siz toprağa bakmıyorsunuz mu? ağaçlara yeşilliklere hayvanata bakmıyorsunuz mu? bunların hepsi de Cenab-ı Hak'ın sıfatlarının tecelliyatıdır bunları resmetmek bunları bu noktada üzerine bakıp tefekkür etmek Allah'ın fikirdir ha suret komple bir insan sureti çizme Cenab-ı Hak diyor ki ona mahşerde denir ki sen buna bir ruh üfler bu başka bir dert yok burada hayal gücü nedir?
hayal gücünün sınırları var mıdır? hayal gücü değil hayal etmek vardır hayal etmek vardır hayal edin hayalinizi geniş tutun yüksek tutun hayalinizi bu noktada hayalinizi peşine düşün insan hiç görmediği bir şey hayal edebilir mi? sadece onun ismini biliyorsa ismini düşünebilir ama isminin üzerinden onun sıfatları tecelli eder mi? o kimse de eder onun sıfatlarıyla tanır mı? tanır o yüzden bu noktada bir sıkıntı yok iki sorun vardı birincisi bir şeyhe bağlı iken suvi kendi kafasına göre başka bir şeyhe bağlanabilir bağlanır ne bağlanmıyor? gider kendi kafasına göre bağlanır bir de kafs nedir?
adıyaman menzilindeki seyyid abdülbaki hazretleri kafs mıdır? bu kafs sözünü kutup sözünü muhidin araba hazretleri koymuştur sufi ıstılaha zamanın kutbu vardı kutbun etrafında üçler vardır hadis şerifle de sabittir üçlerin sonunda sonunda beşler onların sonunda sonunda iki daha koyu yediler vardır bunların hepsine de kutup denir bazıları buna gavs denir işte o yüzden normalde bu hal ile hallenen kimselere sufi ıstılah da gavs derler şahıslar üzerinde konuşmuyor şu gavs mıdır bu kutup mudur diye öyle olduğunu söylüyorlarsa
öyledir deyip geçiyor hakikati olmayan bir adı hiç gördün mü yahut kaf ve lan harflerinden gül topladın mı mevlana hazretleri bu sözünde bizlere ne anlatmıştır sormak lazım hazreti mevlana hazreti mevlana sözünü bana söylüyoruz ki oturun sormana ona sormanın yolunu arayın harika gülmek yok hoşuma gitti babamız yok
diye diyelim ki annemizle karışmak istemiyor ve bulamıyor ben ve benim gibi otuzu geçmiş kardeşlerimiz biz de bulamıyoruz herhangi bir sorunumuzda yok nasıl eğleneceğiz birine bul ciğeri yanmış bunu söyleyelim Allah yardımcınız olsun önceden ne kadar güzelmiş bazen insan böyle onu böyle yaşamak istiyor bazen önceki zamanlarda üstadlar böyle işte evlenme çağını gelen bir kimselere evlendirirlermiş Allah rahmet eylesin şeyh efendi hazretleri de ilk zamanlarda yapardı bunu sonradan sıkıntılar yaşanmaya başlanmıyor gerçekten
sıkıntılı bir durum bu gönlüm arzu eder ki bütün kardeşler evlensinler vücuttaki dövmeler abdestte engel midir dindeki hükmündedir Allah sizden razı olsun dövme yaptırmayın yaptıran kimseler tövbe edip abdestlerine devam edecekler yaptırmış çünkü cehalet cahiliyet döneminde olmuş bir şey cehalet cahiliyet döneminde olmuş bir şey yapacak bir şey ne yapacak o kimselerin tedavileri mümkünse o dövmeleri kaldırmaları mümkünse kaldırmaya belirt edecekler zannediyorum böyle bir tedavisi yok galiba veya çok ağır bir tedavi edilirse
evet salim diyor ki cilt kanser oluyormuş ölüm oluyor doktor olma ihtimali var yüzde doksan dokuz mı dediğin gibi senin bilginin o kadar değil tıpçılara soralım bizde kaç kanser olma kadar bir şey öyle mi mesela 50'ye kadar elinin üstündeyse yaptırmayın elinden aşarsa yaptırmayın öyle mi bu da harika şensi temrizinin temrizinden onun aşkından aşkı için ölümünden bahseder misiniz ölümünü kabul edip
gitmesi inhtar sayılır mı harika sorulardı Allah'ın harika birinin başıma dersin bu güzel fabrikada çalışan kimse sakal bırakın ve patronun da burada sakal olmaz kes sakallarını bir dahasına dese kesmeli mi fabrikayla memurların arasında bir fark görüyor musunuz ki seferiyken bazen unutup namazlarımızı tam kılıyoruz bu durumda bir şey olur mu olmaz kaza namazını kılmayı alışkanlık haline getiren bir kimse seferiyken nasıl kılar kazalar yine dört kılacak ama seferinde bıraktıklarında yine iki kılacak bunu soru sormuyorum
diyorum ama günümüz İslam camiasının bulunduğu karmaşada karmaşada diğer din camialarının teknolojik sanayi atılımları bizden önden gidiyor maalesef biz en azından gücümüzün yettiği kadar İslam camiasının karmaşadan kurtulduğu bu döneme Mehdi Aleyhisselam'ın arkasında bırakıldığı devlete sanayi teknolojisi olarak robotik yapıları projeleri numune olarak miras etmek mü bizlere hedefli olan yoksa bu karmaşada piyasaya çıkartıp gelişmesi ve tüm camiaları yayılmasını sağlamak mı hakkımızı helal edin bir de vakıf olarak
bilim inovasyonları yarışmaları düzenlesek abilerimiz ve bizi duyan insanlar belki de İslam camiasını yüksek noktalarda olmasa da geliştirecek bir şeyler buluruz kadrimi açtıysam afferin Allah bizi muhafaza edesin olabilir ilim mütminin yetik mağıdır siz cihad ederekten ticaret ederekten zenginleşin Müslümanın iki zenginlik yolu vardır cihad ve ticaret
cihad ve ticareti elinde tutan bir mümin topluluğun dünyayı elinde tutan müminler topluluğun kafalarında bir iki unsura kafalarını çalıştıracak lazım cihada ve ticarete bizim şu anda birinci derecede ticaret yapmamız lazım Medine'yi münevvereye Hazreti Peygamber Sallallahu Vesselam Hazretleri hicret edince birinci derecede çarşıyı ticareti ele aldı oradaki ticari hukuku realize etti ticari hukuku rantalım
hale getirip bütün Arap coğrafyasının ticaret merkezi haline getirdi Medine'yi münevvereye ticaret ve Müslümanlar bir mala paraya ve bununla beraber güce sahip oldular böyle güce sahip olunca cihadla bütün Arap yarımadasını İslam ettiler onlar teknolojiyle Arap yarımadasını İslam etmediler Fatih Sultan Mehmet Han Hazretleri ilim Çin'de de olsa Müslümanı yitik malıdır macar topçusunu aldı getirtirdi bilmem ne ilim adamı varmış bastı parayı getirtirdi Osmanlı öyle
yükseldi ticaret var cihad düşüncesi var güç toplandı güç toplanınca bütün gücün etrafında toplandı diğer güçsüzler en güçlü olursan diğer güçsüzler senin etrafında toplanır dünya üzerinde maddi olarak gücü elinde tutanlar ticareti elinde tutanlardır sen ticareti elinde tutarsan Microsoft'un kulağınını tutar buraya getirirsin ama şimdi Microsoft'un ürünlerini almak zorunda kalıyorsun şu anda İslam toplumu da cihad düşüncesinde bir İslam toplumu değil bizlere yurtta
cihanda sult deyip oturtturdular bir kenara biz normalde savaşabilecek imanımızı ve cesaretimizi kaybettik bize birisi yan gözle bakınca biz onun yan gözünü oyarız diyemedik Şamaroğlan bize yan gözle bakanlar savaşabilseydik şimdi zengin ve güçlüydü zengin ve güçlü Musul Abdülhamit Han'ın özel tapulu malı gidelim düşüncesi olsun
Osmanlı'nın Osmanlı'yı terk edip çıkarıldığı bütün topraklarda bizim hakkımız var diyelim gidelim biz şimdi çocuklarımıza okullarda bunu öğretebiliyor muyuz? biz çocuklarımıza okullarda şimdi cihat ruhunu verebiliyoruz biz çocuklarımıza okullarda memleket sevdasını verebiliyoruz mu?
biz şimdi okuldaki çocuklarımıza kimsenin memleketine göz dikerse git gözünü çıkar diyebiliyoruz mu? diyemedik ne zaman Türkiye'deki eğitim Milli Eğitim Bakanlığı'nın eğitim formatları formasyonları değişir kitapları bilgileri değişir bu noktada Kur'an ve Sünnet tarihisinde bir bilgi formatına ulaşır o zaman gücü elinizde tutarsınız siz bir kimse ölümüne savaşacaksa bu dünyaya bağlı hepsi de o kimsenin gözüne bakar kenara çeker hani derler ya deli deliyi görünce sopasını saklarmış bu benimki değişik
gelebilsin siz en iyi füzeyi yapsanız ne olacak ki? bir böyle konuşmak istemezdim ama cemaatten bir kardeş öyle demişti bana ne yani dedi İsrail'le savaşmalı mıydık dedi ne dedim ben de İsrail'le savaşmayı uluslararası sularda sevindiği insanları katletmiş mi?
şehit etmiş mi? evet katliamı o gerçekleştirmiş mi? eğer o şehrinin bombalaracağını bilmiş olsaydı onu yapamaz yapamaz sen uluslararası sularda benim bir tane askerini öldürürsem ben senin on tane askerini öldürürüm deseydin o senin orada bir adamını öldüremez der olmazdı kızıyorlar bana adam güneydoğuda taburu basılıyor biz adamı Tugay komutanı yapıyoruz senin taburun basılmış ya boy koynuyor arkadaş senin Tugay'ın basılmış
kolordu komutanı bilmem nerede orada senin karakolun basılmış sen o yeri gökü tecelli yaptan böyle Musa'nın bayıldığı gibi orada bayılacak orada herkes yıksan adamı söyler ki benim topraklarımı bir daha böyle bir terörist bir saldırıya açarsan beni inimde katletecek adamı söyler sen onu yapmazsan herkes elini kolunu sallaya sallaya gelir eşeğin üzerine katının üzerine adamlar silahları taşırlar senin de karakolunu basarlar sana bir tane kurşun attı mı sen gideceksin onun öyle protostopilan değil başkentinin
bombalayı var bak sana bir daha kurşun atıyorlar bundan önce ticaret yapacaksın dinlemeyeceksin mesela hükümete birisi ne yapıyor ne o operasyon yapıyor hemen suçluları bulacaksın hemen şeyden yargılayacaksın uluslararası casusluktan yargılayacaksın bütün tırlarını basmış adam uluslararası casusluktan yargılayıp müerbet etsin atacaksın içeri hatta idam edeceksin devlete ihanetten bağıracak bütün herkes evet
devlete ihanetten ascan adamı satıyor devlete ihanetten ascan uyuşturucu yetiştiriyor ihanetten ascan adamda terörist silahlar bulundu ihanetten ascan adamı ascan idamı kaldırırsan herkes bir gün elini kolunu sallaya sallaya çıkacağını düşünüyor adam gidiyor bir askeri bir polisi şehit ediyor onun sonu çıkıyor adam gidiyor masum bir kadını tecavüz ediyor katlediyor 10 yıl sonra çıkıyor ascan adamı ascan ascan idam edeceksin bak nasıl güç toplanıyor
ticaret edeceksin kim o ticarete engel oluyor gideceksin vatan ayninden ascan onu ben demokrat değil mi demokrat olmadığını da açıklıyor ben ben iman ettim kur'an sünnete iman ettim ben bir kimse vatana ihanet ediyorsa cezası ölümdür islamda bayi cezası ölümdür bir kimse senin askerine silah çekiyorsa bayidir cezası ölümdür bir kimse senin polisini katlediyorsa bayidir cezası ölümdür küfür olarak ölür islamda ama o kimseyi öldürdüğünde o kimse kafir olarak ölmüş olur öyle değil mi islam yok
olmayınca biz sunmuyoruz öyle Allah bizi affetsin amin tekkede hizmet ekibine kayıt anonsu yapmayın hatırlatın demiştim ben evet kardeşler tekkede hizmet etmek isteyenler çıkışta ayağa kap mühendis çıkışta kardeşimize isimlerinizi yazdım inşallah üç inas müfatıha şey amin evet abin abin
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.