mustafaozbag.org

37. Mesnevi Şerhi (216-222 Beyit)

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Mesnevî Şerhi · 5 Eylül 2020 · 31:28

Bu dünya bir dağdır, yaptıklarınızsa ses, ses yankılanır, gene bize döner gelir dedi, kuyumcu bu sözleri söyledi, söyler sözlemez de toprak içine girdi, ol halayıkcaz da aşktan, zahmetten arındı, bu dünya bir dağdır, yaptıklarınız da sesi, hiç bilir misiniz, hiç bir vadiye çıktınız mı, bir dağa çıktınız mı, bir vadiye bağırırsınız, karşınızda dağ vardır, ahmet dersiniz, karşıdan ses yankılanır, ahmet diye, ellerinizi böyle yaparsınız, huuu dersiniz, biter, bir yankı gelir, huuu diye, ses sizindir, bir yere vurur, bir yere çarpar,
size gelir tekrar, yaptıklarınız sizindir, bir yere vurur, sizin yüzünüze çarpar yine, ateş eken, koğur biçer, iyilik eken, iyilik biçer, kötülük eken, kötülük biçer, sevda eken, sevda biçer, nefret eken, nefret biçer, yaptıklarınız sizindir, hani Cenab-ı Hak der ya, o mahşerde, yaptıklarınız sizin ellerinize tutuşturuluverir, yaptıklarınız sizindir, bu dünya, imtihanhanedir, sonunda, kıyamet duvarı vardır, yaptığınız, o kıyamet duvarına vurur, size gelir, bu dünya, o kıyamet duvarını bekler, herkesin bir kıyameti vardır, herkesin bir kıyamet duvarı vardır, vurur, size gelir, bir başkasına gitmez,
kıyımcı bu sözleri söyledi, söyler söylemez de, toprak içine girdi, o halayıkcağız da açtan, zahmetten arındı, çünkü, ölülerin sevgisi eyleşmez, çünkü ölü, bir daha dönüp gelmez, ölülere olan sevda, çabuk biter, ölür, biter, çünkü ölümlüdür, çünkü ölümlüdür, ancak, ölümsüzlere olan, ölümsüzü sevene, sevdiyseniz, o sevda bitmez, Hz. Peygamber, sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, ölümsüze aşıktı, ona aşık olursanız, o sevda bitmez, onun aşkı ölümsüzdür, çünkü, hangi ölümsüz aşka tutulursanız, o bitmez, ama, ölümlülerin aşkı biter, çok durmaz insanın üzerinde,
bir kimsenin babası ölse, o kimseye üç gündür yaz, bir kimsenin kocası ölse, dört ay iddet bekler, dört ay bittim evlenir, biter, bir adamın karısı ölse, gömdüğü anda unutur biter, gider bir daha evlenir, hatta bakar hasta, hazırlar yedeğini, ölümlü ise çabuk biter, siz bir gömlek alırsınız, biter, dirinin aşkı, gönüldedir, gözdedir, her solukta, goncadan da daha taze bir hale gelir, oysa diri olan Allah'tır, siz o diriyi severseniz, o hep gözdedir, veyahut da bir şahsı seviyorsanız, o hep gözünüzdedir sizin, ölünceye kadar, o her nefes gonca güller açar,
her nefes tazelenir, sevda öyle bir şeydir ki, kendi içerisinde bitmez tükenmez bir enerjisi vardır, her nefes tat taze olur, her nefes binbir kokular saçar, her nefes binbir tat verir, öyle bir an gelir ki, nefesi aldığınızda onun kokusu gelir ya, bırakmak istemezsiniz, ama bilirsiniz ki, bir daha nefes aldığınızda, apayrı bir koku gelecek, o kokuyu saklarcasına, yüreğinizin bir köşesine koyar, bir nefes daha alırsın, sanki o nefesi alırken, onun koku zerreciklerini içinde hissedersin, ciğerlerinde o vardır böyle senin, kokladıkça koklayasın gelir, kokladıkça koklayasın gelir, emme basma tulumba gibi,
ciğerin büyür, kalbin yığır, patlayacak gibi olursun, gözlerin açılır, kan oturur gözlerine, damarların şişer, nefes aldıkça alasın gelir, aldıkça alasın gelir, aldıkça alasın gelir, aldıkça alasın gelir, aldıkça alasın gelir, artık nefes nefese karışır, nefes nefese karıştıkça senin nefesin kalmaz, en sonunda onun nefesi olur, artık nefesi alan da odur, veren de odur, bakarsın o nefes alır, o nefes verir, her nefes onundur, dersin ki nefes senin, kabarcıklar senin, koku senin, hüzün senin, keder senin, aşk senin, sevda senin, ben de seninim, her şey senin dersin,
enteresan bir şeydir, o nefes alıp verdikçe gözünde görürsün onun tomurcuklarını, nefes alıp verdikçe seni bir bahar bahçesine götürür, nefes alıp verdikçe bir bakarsın ki senin gönlünden Beytullah geçer, tak Beytullah'a götürür seni, al der gönlünden bu mu geçti, eyvah dersin eyvah, keşke gönlümden seni geçirseydim, yürü der aşık yolun var senin, tekrar nefes alır vermeye başlarsın, bin bir tövbe edersin, ben senin yarattığını neden düşündüm diye, der anladın mı şimdi, sevilecek olan bendim, anladın mı şimdi, koklanacak olan bendim, anladın mı şimdi,
zikredilecek olan bendim, anladın mı şimdi, yardım eden benim, anladın mı şimdi, dost olan benim, anladın mı şimdi, terk etmeyen benim, anladın mı şimdi, hamçerlenmeyen benim, anladın mı şimdi, elinden tutan benim, anladın mı şimdi, karanlıklardan aydınlığa çıkaran benim, aşık, gafletsiz olmaz, bir an gelir, yine gaflete düşer, yine ayrılıktır, yine acıdır, yine hasrettir, yine hicrandır, yine yoldur, yine nefestir, oturursun, an ve an, dersin ki tövbeler tövbesi, bir daha gaflet yapmayacağım, tövbeler tövbesi, bir an gönlüm, senden başkasına dönmeyecek,
tövbeler tövbesi, bir an dahi olsa, gönlüm seni zikirsiz geçirmeyecek, bir an dahi olsa, gönlümde başka bir suret olmayacak, tövbe edersin, beklersin, hani şarkı var ya, baharı bekleyen kumrular gibi, sen de beklersin, baharı bekleyen kumrular gibi, her gece, o vaat etmiş, gecenin yarısında gelecek, süslenirsin, kokulanırsın, en güzel kokularını sürersin üstüne, saçını, sakalını, sarığını toplarsın, o gelecek, ne zaman, nerede, nasıl geleceği belli değildir, beklersin, vaadi, haktır o sevgilinin çünkü, o insanlar gibi değildir, insanlar, akşamın olduğu yerde bekle diyorsun, gelmiyorsun,
insan gelmez, o gelir, gelmediği için yazmıştır insan onu, akşamın olduğu yerde bekle diyorsun, gelmiyorsun, o öyle değildir, o diridir, o vaadinde haktır, o zikredeni zikreder, tövbe edenin tövbesini kabul eder, dua edenin duasına icabet eder, o zaman gafletinden tövbe et, ey sevgili, gaflete düştüm, çamurlara düştüm, karanlıklara düştüm, toza dumana bulandım, kirlendim, geldim, tövbe ettim, rücu ettim, bir daha ah teyledim, kast eyledim, benden bin bir günah, senden af merhamet, geldim yine kapının önüne, bin sefer tövbe şişesini kırdım, yine geldim, ümit ettim, umut ettim, sen Allah'ımsın,
beni affedeceğini vaat ettin, sen sevgilimsin, sen maşukumsun, sen benim her şeyimsin, sen ümit ettirdin, ümit de senin, ben o kapıya geldim, sen zikredeni zikrederim dedin, oturdum, la ilahe illallah, la ilahe illallah dedim, la derken ne kadar ilaheler varsa attım gönlümden, gönlümde bir kirlilik kalmadı, gönlümde bir tamah kalmadı, gönlümde kin kalmadı, gönlümde haset kalmadı, gönlümde nefret kalmadı, gönlümde affetmemek kalmadı, gönlümde hiç kimseye karşı kızgınlık kalmadı, gönlümde barış hakim, gönlümde af, şefkat, merhamet hakim,
herkese hakkımı helal ettim, hiç kimseden hiçbir şey istemiyorum, herkese olan her şeyinden vazgeçtim, kendimden vazgeçtim, gel, gönlümün misafiri ol, bir an da olsa, fakir gönlüm bayram etsin, bayramı son bayram olsun, pekler, diridir o, gelir, diridir, sever, diridir, affeder, insanlar affetmez, o affeder, insanlar merhametsizdirler, o merhamet eder, insanlar iter kakar insanı, o itip kakmaz, insanlar terk eder, o terk etmez, insanlar korkar, o korkmaz, insanlar cimrilik yapar, o cömerttir, cüvttür, insanlar nasıl ben buna bir oyun yapayım da ayağını kaydırayım der,
o elinden tutandır, o kimsesizlerin kimsesidir, o gariplerin sahibidir, gariplerin sahibidir o, arkası olmayanların arkasıdır, önü olmayanların önüdür, yanı olmayanların yanıdır, destekçisi olmayanların destekçisidir o, o sever kendisini sevenleri, o aşık olur kendisine aşık olanları, ola ki birisine aşık olursunuz, o vefasızdır, o haindir, o zalimdir, belki de sizin aşkınıza karşılık vermez, ama o hain değildir, o zalim değildir, o vefasız değildir, o siz sevdikçe o da sizi sever, siz ona koştukça o sizi kucaklar,
siz onu severseniz o da sizi sever, ve aşık olur, aşık, aşık olur, onun size aşık olmasını istemez misiniz? Düşünün, bir kardeş bugün gündüz yazmış, hayattaki hedefin ne diye, bana yazmış, hayatınızdaki hedef ne diye, hedef, aşıklık olmak gerek herhalde, ölümsüz derinin aşkını seç, çünkü cana canlar katan şarabı odur sana sunan, öyle bir aşk seç ki ölümsüz olsun, canına can katsın senin,
ruhuna şarap döksün, kalbini aşk şarabıyla doldursun, kalbini muhabbetullahıyla doldursun, sana susadıkça mansur şarabı sunsun, onun aşkını seç ki, bütün peygamberler onun aşkıyla güç kuvvet buldular, işe güce koyuldular, bu aşkın aşıklığın hakikatidir, Allah aşkı hakiki manada aşktır, Allah'ın haricindeki bütün aşıklıklar mecazdır, mecazın içerisinde mecaz, mecazmış gibi görünen ama mecaz olmayan, Allah'ın sevgisi, Allah'ı sevenin sevgisi,
Allah'ı sevdirenlerin sevgisidir, bu mecaz değildir, mecazı istemez çünkü Davud, Davud der ki, Rabbim senin sevgini, seni sevenlerin sevgisini, seni sevdirecek olanın sevgisini, çölde susuz kalmış bir kimseye, soğuk şerbeti sevimli kıldığın gibi, bana da sevimli kıl, bunu Muhammed Mustafa, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, Davud aleyhisselamın dilinden nakleder, bunlar mecaz değildir, Allah'ı seveni sevmek mecaz değildir, Allah'ı sevdireni sevmek mecaz değildir, bu üçünün haricindeki sevgilerin hepsi de mecazdır,
Hz. Mevlana mecaza olan sevgi de, hakikata bir yoldur, bir kapıdır, bir delildir der, evet doğru, bir kimse bir kızı, bir erkeği, bir çiçeği, bir böceği, bir kuşu, bir ağacı sever, mecazdır, ama o sevginin varlığına, sevgi hakikatının varlığına işarettir, o yüzden Sufiler, seven bir gönül isterler, Sufi, seven bir gönül arar, kuşu sevsin, önemli değil, ağaçta öten bir kuş, ne kadar güzel, kafeste değil, Sufiler çünkü, fıtrata aykırı olan bir şey istemezler, Sufilerin evinde kuş yoktur, Sufilerin evinde kedi köpek yoktur,
ihtiyaç değilse, Sufiler hep fıtrata bakarlar, kuş sesi dinleyecekse, seher vaktinde, gelir onun bahçesine, onun camına, penceresine bir bülbül, başlar şakımaya, dersin ki, şehrin göbeğinde bu bülbülün ne işi var, ooo, aklına gelir, bülbülün şakıması, dersin ki, sevgili, bülbülün üzerinden şakıyor bugün, şakır sana seher vaktinde, gecenin vaktinde bülbül ne öter, bir dağlık araziye, bir ovalık araziye çıkarsın, bakarsın ki uzaklardan, bülbül sesi geliyor, şakır şakır şakır …
dersin ki, tamam ya, gece yarısı bülbül mü öter, öter, gece yarısı kanarya mı öter, öter, gece yarısı böcekler öter, gece kuşlar öter, şakır şakır her taraftan bir nida gelir, biraz daha beklersen, herkes kendi lisanıyla onu zikreder, uyandırır seni, ooo, her taraftan bir esma sesi geliyor, ağaçlardan, böceklerden, çiçeklerden, kuşlardan, kurtlardan, tilkilerden, hepsinden bir esma sesi geliyor, her biri kendi diliyle, her biri kendi lisanıyla, onu zikrediyor, diri, her yere diriliğini göstermiş, tecelli etmiş, sufi,
fıtratı bozmaz, fıtrata uygun, fıtrata uygun, hapsetmez, kendisi hapiste, nasıl hapsetsin, kendisi mapus, nasıl mapus etsin bir şeyi, kendisi hür olup, kanat çırpıp, şu dünya cehenneminden uçup gitmek istiyor, niçin hapsetsin, hiçbir şey hapsetmez, hiçbir şey böyle tutmaz, bazen derler ya, işte bir dergaha girdiğinde çıkamıyormuşsun, sevdiğinden çıkamaz o, zorla tutan yoktur, bizim, benim felsefemde zorlama yoktur, herkes sevdiği yere gitsin, rüyanızda bir şeyh gördünüz, gidin, rüyanızda kimi gördünüz, oraya gidin,
rüyanızda kime, kim gösterildi size, gidin, özgür olun, hür olun, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri size bir yer göstermiş, gidin, şeyhiniz size bir yer göstermiş, gidin, piri piran hazretleri bir yer göstermiş, gidin, özgürsünüz, hürsünüz, sevdiğiniz yere koşun, sevdiğiniz yere, sufilik böyle bir şeydir, hürriyettir sufilik, hani Hz. Mevlana der ya, ey oğul, ne zamana kadar altına gümüşe tapacaksın, hür ol, hürriyettir sufilik, hürriyet, senin bağlanacağın, seni sımsıkı tutacağın, zorunlu olduğun hiçbir şey yoktur,
hürsün, hür, sevdiğine koş, hürsün, rüyanda gördüğüne koş, hürsün, ben şöyleyim diyenlerin peşinden gitmeyin, hürriyeti seçin, gönlünüz nereye akıyor, kimi gördünüz, salih rüyalar, hüccettir, delildir der ya Hz. Peygamber, hürsünüz, yürüyün, hürriyete doğru, işte diyor ki, onun aşkını seç, geç bütün mecazlardan geç, bak, peygamberler onun aşkını seçti, bak, veliler onun aşkını seçti, bak, Allah dostları onun aşkını seçti, başka aşıklıklardan bir şey bulsalardı, onlara gideceklerdi, ama peygamberler onun aşkını seçince,
peygamber oldular, veliler onun aşkını seçince, ona dost oldular, onun ismiyle anılır oldular, ebedi oldular, onun dost bahçesinde dolaşır oldular, onun dost cemaliyle cemalleşir oldular, siz o peygamberlerin gittiği yoldan gidin, ya hakikate erin, onun aşkını seçin, onun aşkını seçenler, ancak kurtuluşa erecekler, sen bize, o padişaha varmaya izin yok deme, kerem sahibi olanlara, işler güç değildir, sakın ha, kendi kendine, ben o Allah'a yaklaşamam, ben kimim ki ona dost olayım, ben kimim ki ona yakın olayım, deme,
sakın ha, o öyle bir kerem sahibi ki, o lütfeder, o ikram eder, o ihsan eder, o görünmeyen yerden, bulunmayan, bilinmeyen yerden, keremini ihsanın akıtıverir, o dünya padişahları gibi, kibirli gururlu değildir, o dünya padişahları gibi, onun kapısında bin bir tane, nöbetçi ve kapı yoktur, o dünya padişahları gibi, girmek için randevuya ihtiyaç yoktur, o dünya padişahları gibi, dünya sultanları gibi, şatafatı yoktur onların öyle, kibirliliği yoktur onun, o dünya padişahı değildir, şimdi dünya padişahlarla dolu, dünya ilahelerle dolu,
bir kaymakama girmek için, bin bir kapı geçeceksiniz, bir valiye girmek için, bin bir kapı geçeceksiniz, bir belediye başkanına gitmek için, bin bir kapı geçeceksiniz, bir müdüre ulaşmak için, bin bir kapı geçeceksiniz, bir fabrika sahibine ulaşmak için, bin bir kapı geçeceksiniz, bir zenginin kapısına ulaşamazsınız, kapılarında nöbetçiler var, kalkan enen, vurup da tak tak tak şeyenillah diyemezsiniz, bir mazuratınız açıklayamazsınız, onlar sitelerde yaşıyorlar, sitelerinin önünde bir tane bekçileri var, o gittiğiniz zaman bekçiye diyorsunuz,
ben filanca ile görüşmek istiyordum, o oradan kaldırıyor telefonu, filanca görüşmek istiyor, görüşüp görüşmedin de duymuyorsun sen zaten, oradan içeriden diyor ki cevap verme, cevap vermiyorlar de kapat diyor, o da diyor ki evden cevap vermiyorlar, kapattı, sen ışığını mışığını da göremiyorsun, onlar dünya sultanı, onlar dünya ilahı, ilahe, onları Cenab-ı Hak ilahe olarak nitalandırıyor, ilah da değil, ilahe, ilahe, onları inkar et diyor, onu yok gör diyor, la ilahe, ilahe, zayıf, gevşek, püf desen gidecek, ilahe,
ottan, samandan, çerden, çöpten, hayalden, ilahe, düşük seviyeli, ilahe, çürük, ilahe, böyle kumdan evler yapılmış gibi, ilahe, onlar dünya ilahesi, onlarla görüşmek için, aman eee, söyleyeceksin de söyleyeceksin, anlatacaksın da anlatacaksın, o öyle değil ama, o kerem sahibi, Ya Rabbi dediğinde buyur diyor, Allah diyorsun, buyur kulum diyor, Ya Rabbi, halim sana malumdur, zalimlerin elinde kaldım, ben, onları şikayet edecek, dilim dahi yok, şikayet diye dahi edemiyorum, halim sana malumdur, ben,
senin kapında durmak istiyorum, ben senin dizin dibinde oturmak istiyorum, ben gözlerimi, gözlerine rapt etmek istiyorum, ben yüreğimde sen misafir ol istiyorum, elim senin elin olsun, ayağım senin ayağın olsun, ayağım sana koşsun, elim sana koşsun, dilim sana koşsun, gözüm sana koşsun, onu istiyorum, kerem sahibidir, bir adım gelene, on adım gelirim diyor, kerem sahibi, on adım gelene, yüz adım gelirim diyor, kerem sahibi, bana yüz adım gelene, koşarım diyor, kerem sahibi, ben her gece yarısından sonra, dünya semasına,
tecelli ederim, derim ki, yok mu rızık isteyen, rızkını arttırayım, yok mu derdine derman isteyen, derdine derman olayım, yok mu borçlu olan, borcuna eda olayım, yok mu sıkıntısı olan, sıkıntısını ortadan kaldırayım, yok mu beni benden isteyen, kendimi ona sunayım der, o kerem sahibi, bekle, vaat etmiş, her seher vaktinden önce gelecek, imtihana gitmek için erken kalkan, mesaisine gitmek için erken kalkan, bir yerden, bir şehirden, bir şehire gitmek için erken kalkan, yarın on milyar verecek deseler, bir telefon için,
bir ucuz televizyon almak için, yeni bir iş yer açılacak, bin liralık televizyon, beş yüz liraya satılacak deyip de, geceden sıraya girenler, o dirinin aşkını seçin, o kerem sahibi, o bir gecelik indirim yapmıyor, bir günlük indirim yapmıyor, o bir günlük kendini göstermiyor, o bir günlük duaları kabul etmiyor, her gece, sen usanıyorsun, o usanmıyor, sen unutuyorsun, o unutmuyor, sen yoruluyorsun, o yorulmuyor, sen oturduğun yerde uyukluyorsun, o uyuklamıyor, onu beklerken uyukluyorsun, gelmiş, o öyle mütevazi, öyle kerem sahibi,
geldim diyor sana, sen utandığından bir daha yerin dibine giriyorsun, ben nasıl ahmakça uyudum, iyi ki Hz. Muhammed Mustafa var, sallallahu aleyhi ve sellem, kurtarıyor seni, uyuduklarınızdan sorumlu değilsiniz diyor, diyorsun eyvah, bir utanç daha, keşke uyumasaydım, bekleseydim sevgiliyi, göz kapaklarıma kürdan taksaydım, açsaydım, mandallasaydım göz kapaklarımı, kaşlarıma, boğazıma ip sarıp assaydım tavanlara, seni bekleseydim uyumadan günlerce, dudaklarım çaptasaydı susuzluktan, senin elinden bir damla su damlasın diye,
içmeseydim dünya suyundan, midem kazınsaydı, yemeseydim sen doyurursun diye, senden bir nefes bekleseydim, ye dediğinde yeseydim, senden bir nefes bekleseydim, iç dediğinde içseydim, dağılsaydı vücudum tek tek, hücre hücre de, seni beklerken uyumasaydım, gaflet çökmeseydi, üzerime, ve sen kereminle, her zaman yaptığın gibi, merhamet ve şefkat edip, geldim dedin, ben yine senin kulun olarak, acizce, yine yerin dibine girdim, beni affet, kerem sahibi, hiç diyor mu, size, namaza yaklaşmayın diye, hiç diyor mu,
beni zikretmeyin diye, kerem sahibi, onu zikredin, onu sevin, ona aşık olun, onu arayın, vaat etmiş, beni arayan bulur, vaat etmiş, bulan tanır, vaat etmiş, tanıyan sever, vaat etmiş, seven, bana aşık olur, vaat etmiş, ben de ona aşık olurum, ben de ona aşık olurum, onun size aşık olmasını istemez misiniz, yol bu, ona aşık olmaya çalışın, el fatiha, mazalat, anı Kerim, iyi,
bu ne?

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi