mustafaozbag.org

367. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 28 Aralık 2013 · 1:26:52

Selamun Aleyküm, Allah'ın gününüzeyir, Cenâb-ı Hakk'ın izlediğiniz, inşâAllah, ve ölümünüzü, nefesinizi hayırlı eylesin. Ümmet-i Muhammed'e yardım, Muhammed'e hırsı mahvoldeyiz. Ümmet-i Muhammed'e birlik, beraberlik nasip etsin. Ümmet-i Muhammed'e Kur'an ve Sünnet'e bağlı kalmayı, ona göre yaşamayı nasip etsin. Ümmet-i Muhammed'e inşâAllah, Cenâb-ı Hakk'ın bitireden muhafaza eylesin. Beyin ölümü gerçekleşmiş kişinin orda nakli cahil veriyor. Orda nakliyle alakalı fetvaların hepsi de sonradan verilmiş fetvalar. Bununla alakalı Diyaret İçişleri Başkanı'nın caiz olduğuna dair fetva veriyor. Bu fetvaya katılanlardan değilim.
O yüzden fetvaya katılanlardan olmadığından dolayı ben de cahildir diyemiyorum. Bir kimsenin beyin ölümü gerçekleşse de yıllarca komanda kalıp, bilgisayar hayat yaşayıp, sonradan tekrar tabiri caizse o haberlerdeki delinle birkaç arkadaş bana, ben bu konuda özellikle buna karşı geliyorum, bununla alakalı bunu destekleyici bana birkaç tane gazete küpürü haberi göndermişlerdi.
20 yıl, 25 yıl beyin, yani bitkisel hayatı yaşayan bir kimsenin normal hayatı döngüne dair bana böyle gazete küpürleri haberler gönderdiler. Bu da benim katılmamamı destekledim. O yüzden beyin ölümü gerçekleşse de bir kimsenin öldürülmesine karşı. Burada Allah razı olsun derslerle alakalı isteklerimiz var. Bunlar, bu dersleri yaptıran, bunlarda vazifeli olan kardeşlere karşı kim ne vazifesi varsa, o vazifesini yapan kimseler, Kur'an ve Sünnet dairesinde, Erkan'ın alakalı, Erkan'ın dairesinde hareket ettikleri mümkün edecek,
bu noktada hiyerarşiye duydukları mümkün edecek, onlar hiyerarşi öyle bir şey bizim adımıza yaparlar. O yüzden bizden de farklılıyor. Hani bir yerde bir askere birisi bir vazife verir, o asker vazifesini yerine getirdiğinde, o kimse genelkurmay başkanının gözetiminde yapmış olur. Onun sorumluluğu genelkurmaydadır veyahut da asker bir şey yapan millet adına yapmıştır. Onun milletin bu noktada, onda bir dahli vardır. Millet adına iş yaptığından dolayı. O yüzden buradaki kardeşler de ders yaptırılarken veya başka yerlerde ders yaptıran kardeşler, bu manada Kur'an ve Sünnet dairesinde hareket ettikleri mümkün edecek, Allah ve sizin benim adıma değil, bu manada Allah adına iş yapmış olurlar.
Öyle biliyorsunlar. Bir arkadaş kulaktaş edilme bir yerde şöyle bir dünya almış, sizden doğrusunu öğretince rica etti. Bir erkek nikahlı karısını aldatması durumunda nikah düşme gibi bir sıkıntı olmuyormuş. Bu normalde bir kimsenin bir kimseyi aldatması, aldatmaması diye bir şey yok. Aldatma ne demek ki? İnsanlar kendilerini aldatır. Bir erkek noktada zina işledi ise, zina işlemi sabit ise, zina işlemi sabit olduğundan dini hukuka göre evli bir erkek zina ederse öldürülür. Öldürüldüğünde kadının nikahı zaten otomatikman düşer. Şu anda dini hukuk olmadığı için bunun içinden çıkmak mümkün değil.
Ben evrensel hukuk denilen insanların uyduruk hukuklarını kendime hukuk kabul edenlerden değilim. Ben Müslüman'ım, gücümün, bilgimin nispetinde dinimi yaşamaya, bildiğim kadarıyla da anlatmaya çalışıyorum. O yüzden bazıları için evrensel hukuk denilen uydurmaca veya demokratik teamüller denilen, neydi belirsiz, insanların kendilerince heva ve heveslerinden koydukları hukuk ve hükümler beni bağlamıyor.
O yüzden beni bağlayan Kur'an'ın üstünde zina eden bir erkeğin zinası kesinleşti ise ama kendisinin bunu kabul etmesi ama dört tane şahit ve ispat edildi ise, o kimse evli ise katledilir, bekar ise yüz sopa olur. Evli ise katledildiğinde otomatikman kadının nikahı düşmüş olur zaten.
Kadın bu noktada üç ay, üç ay iddeliğini bekler, üç ay iddeliğini bekledikten sonra evlenebilir. Aynı şey evli kadın için de geçerlidir. Evli bir kadın zina ederse, zina ettiğini kendisi itiraf eder veyahut da dört şahit ile belirlenirse, aynı hukuk Kur'an ve sünnet tarihinde imanların iştahı ile o kimse de katledilir. O katledildikten sonra otomatikman kocasıyla olan nikahı düşmüş olur. O yüzden de erkek eğer bu noktada evleneceksin, tekrar evlenir, ne yapacaksın de yapar. O yüzden şimdi bu sorular, soru Darül Harp'te yaşanan bir şey. Darül Harp, İslam hukukunun yaşanmadığı yerde. İslam hukukunun yaşanmadığı bir yer.
Yerde insanların bu tip hukuklarını icra edebilecek bir mercileri yoktur. Bir mercilerin olabilmesi için oradaki Müslümanların ittifak halinde bir Darül Harp imamı seçmeleri gerekir. Darül Harp imamı seçenler ise, o Darül Harp imamı, o Müslümanların bu noktada fıkıhi meselelerine hükmeder. Bu da mümkün olmadığından dolayı böyle bir ortamda. O yüzden Müslümanların bu meselelerine iştahat edecek herhangi bir iştahat kurumu bulmak mümkün değil. İştahat eden insan da bunu ayağı yere basmadan iştahat eder. Bildiğim kadarıyla. O yüzden burada devam ediyoruz sonra. Erkekte hal böyleyken, kadının aldatması durumunda, erkek affetse de, kabullense dahi asla nikahları olmuyormuş, düşüyormuş.
Bu konuda sağlıklı bilgi verir misiniz? O yüzden normalde bir kadın da başka bir erkekle bu noktada, başka bir erkekle zina ettiyse, zinasını bu noktada otomatikman kendisi kabulleniyorsa, diyorsa, evet ben bunu zinaya ettim diye, zinaya ettiyse otomatikman kadının rejim edilmesi gerekir. Otomatikman.
Ama tabii böyle bir rejim söz konusu olmadığından dolayı kadınlar çok rahat bunu itiraf ediyorlar. Evet ben bunu zinayı yaptım diyorlar. Erkekler de o zina etmiş, işte ben hata ettim, kusur ettim, kusura bakmam. Bir daha olmayacak veya ne söylüyor olsa kadınlar veya adamlar nasıl bir düşünceye sahiplerse, o kadınla tekrar evlenmeyi devam ettiriyorlar. Bunu diyanete sorduklarında, diyanetin verdiği fetva şu. Senin resmi olarak evlenme akdin kimin üzerindeyse, senin onunla nikahın devam ediyor diyor. Bu konuyla alakalı birkaç meseleden fazla geldi de, ben onları diyanete sevk ettim diye, diyanetin vermiş olduğu fetvanın bu olduğunu söylediler bana. Ben açık bir reklilikle söylemek gerekirse, kendi kulağımla duymadım.
Ama bu meselelerin içinden, bu tip meselelerin içinden, İslam hukukunun olmadığı bir yerde içinden çıkmak bir hayli zor. Ha ne oluyor mesela, benim bu kendimce, kendi kendime, yani bir erkek bu noktada zina ettiyse, kendisi de bunu kabul ediyorsa, Evet, daha bu zina ettim diyorsa, otomatikman rejim edilmesi gerekiyor. Rejim edilince, kadının da otomatikman nikahı düşmüş oluyor. Ama rejim edilirse düşecek, rejim edilmezse adam ortada duruyor. Buradaki nikahın düşmesi ölüm sebebiyle. Ölüm sebebiyle. Nikah, ölümün sebebi var ama ölüm sebebiyle sonuçta.
İşin içinden çıkılması çok güç. O yüzden bir Müslümanın darülhakti dinini tamam bir şekilde yaşaması bu manada mümkün değil. Müslümanları aldatıyorlar, Müslümanları kandırıyorlar. Mesela bu son hafta herkes bedduaya gözünü diktir. Herkes bedduayı konuşuyor. Hiç kimse şunu konuşmuyor. Söyleme dikkat etmiyor. Okumuyor. Ne diyor söylemde? Kur'an'a, sünnet'e, hukuku ve demokratik teamüllere uymuyorsa. Yani bizim bildiğimiz din, Kur'an, sünnet, imamların iştahı. Bizim bildiğimiz din, hem ibadet olarak, hem amel olarak, hem de hukuk olarak.
Din neydi? Kur'an, sünnet, imamların iştahı. Veya Kur'an, sünnet, icma-i ümmet derler ya. Herkesin gözünden kaçtığı bir şey var. İlk literatörün içerisine iki tane daha seküler mesele, seküler hüküm, seküler madde, seküler bir, dünye bir bir şey konuluyor. Neymiş? İki tane yeni Müslümanların dikkat etmesi gereken şey, evrensel hukukmuş. Kimin evrensel hukuku? Pavlos'un mu? Kimin evrensel hukuku? İsrail'in mi? ABD'nin mi? Avrupa Birliği'nin mi? Kimin evrensel hukuku? Hangi neymiş bilirsinizlerin toparlanıp kendi heva ve heveslerinden yazdığım işe mi? Hangi demokratik, demokrasi bir İslam sistemi mi?
Ben yine aynı noktada duracağım. Hüsnü zam besleyerekten bir hezeyanın tezahürü bu meselede tecrid-i iman gerekir. Bir kimse derse ki ben Kur'an'a, sünnete, evrensel hukuka ve demokratik siyamilere göre davranıyorum derse bir dini meselede o kimseye tecrid-i iman gerekir. Çünkü bir Müslümanın uyacağı şey, Kur'an sünnet, icmai ümmettir.
Kur'an'a, sünnete, icmai ümmete uymayan bir şey, hevahibestir, deccaniyettir, şeytaniyettir. O zaman biz şimdi az önceki bu zina ile alem sünnetten, işin içinden çıkamadık. Evrensel hukuka bakacağız. Eyvallah, evrensel hukuka göre neye göre bakacağız şimdi biz buna? Zina Avrupa'da yasak değil, Amerika'da yasak değil, kadınlar evli olsunlar, bekar olsunlar, hissedikleri gibi cinsel özgürlüklerini işleyebilirler.
Demokratik devam ettiler ve bunları gerektirir. Hiç kimse karışmaz, hayli yaşayın dinimizi bunun adı değilse. Bilerek, dinleyerek, farkında olaraktan, olmayaraktan içinize başka bir şey konuyor. Ve basın ve yayını ben komple izliyorum, basın ve yayını komple izlediğimde hiç kimse dini hukukun içerisine bu evrensel hukuk nereden geldi, bu demokratik devamüller nereden geldi diye kimse işaret basmıyor.
Nereden çıktı hocam bu demokratik devamüller, evrensel hukuk derecelerleri diyen yok. Var mı? Yok. E şimdi tabii meseleleri normalde Kur'an ve sünnetin iktidar olması. Dikkat edin Kur'an ve sünnetin, Kur'an ve sünnetin hakim olmasını düşünmeyenler, bunun için mücadele etmeyenler, bunu mücadele noktasında gözünü kestirmeyenler, gözlerini Kur'an ve sünnetin yeryüzünde hakim olmasını, hakim olmasını, gözleri almayanlar, İslam'ın yeryüzünde hakim olmasını gözleri almayanlar bizim önümüze bir şey getiriyorlar.
Gizli mahmillerde yerleştirilmiş, pişirilmiş bir yemek konuyor önümüze. Evrensel hukuk ve demokratik devamüller, buna bir ilave daha edeceksiniz, insan hakları, evrensel hukuk, demokratik devamüller, üçlü testis inancı olur. Evrensel hukuk, demokratik devamüller, insan hakları da kutsaldır. Buradan çok üzgünüm, içim içine sığınmıyorum.
Bunu hala da bir hezeyan olarak görüyorum. İnşallah bunu görürler, buradan geri dönenler de bekliyorum. Bir mü'min, bir müslüman, bir mü'min, bir müslümanın din, diyanet, hayat, bakış, neye bakarsa baksın, felsefesi, yaşam tarzı, sosyal hayatı, her şeyi, Kur'an, sünnet, icma-i hükmettir. Yapabildiği yere kadar, yaşayabildiği yere kadar, inabildiği yere kadar, hiç olmazsa söylediğimini bu noktada oturtturur, yerleştirir.
Hepimizin bir yerlerde bir şeyleri, kıstığımız, konuşamadığımız, sustuğumuz yerler vardır. Vardır. Çünkü o mücadele esnasında her yerde her şey konuşulmaz. Bir stratejidir bu. Bunu kabul ederiz. Böyle cemaate söylenecek bir şeyse, Herkes, senin ağzından onu din olarak kabul edecekse, Biraz sıkıntılı bir durum.
Kur'an-ı Kerim'in Türkçe mealini baştan sona okumak hatim sayılır mı? Sayılmaz. Hatim sayılabilmesi için bir kimsenin meal değil. Kur'an-ı Kerim'in kendisini okuması gerekir. Baştan sona meal okur. Kur'an'ı öğrenmek, Kur'an'ın ne dediğini anlatmak, Kur'an'ın bu noktada ne söylediğine bakmak muhakkak ibadettir. Hem de iyi ibadetlerden birisidir ama hatim sayılmaz. Bunu hatim sayanlar var, 78 Şubat aileleri var. Onlar bunların da hatim sayıyorlar. Ben onlardan değilim. Nefsimizi nasıl terbiye edebiliriz? Bununla alakalı, ben de hep aynı şeyi söylüyorum. Bu zamanda nefsi terbiye etmek, haramlardan uzak durup ibadetlerini yerine getirmektir. Eğer haramlardan uzak durup ibadetlerinizi yerine getirirseniz, nefis terbiyesine adım atmışsınızdır.
İnsanlar zil görür mü? Evet. Yoksa gördükleri mi zannederler? Kimisi zannedebilir. Zillerden insanlar daha gelebilir mi? Bade. Şeyh ya da alim gaybettan ilerinde olacaklardan haber verebilir mi? Evet. Buradan gaybettan kast edilen ertesi gün, 3 gün sonra, 10 gün sonra, 5 gün sonra, 20 yıl sonra olacak olan bir şeyden haberdar olmaksa, gaybettan kast edilen evet.
Buradan insanlar haberdar olabilir mi? Buradan haber verebilirler. Hazreti Ömer Efendimizin içki içmenin haram edileceğini daha öncesinden söylemesi gibi. Eczan-ı Şerif'i rüyasında gören sahabenin onu anlatması gibi ve eczanın hala da o rüyanın tecelliyatında okunması gibi. Bir kimse, suvilerde yaşanan bir haldir bu.
Bir şeyi, 3 gün, 5 gün, 10 gün, 13 gün, 13 yıl sonra olacak olan bir şeyi, o kimseye Cenab-ı Hak haberdar edebilir. Bunu reddedenlerden değiliz. Ama velakin birisinin ben gaybı biliyorum demesi, uygun bir şey değil. Cenab-ı Hak, ileride olacak olan hadiselerin belirli kesitleri, belirli insanlara gösterebilir. Cin 26-27 ayetlerinde, gaybettan ancak odur, gaybettan kimseye bildirmez.
Bildirmez, kimseye bildirmez. Ancak seçtiği peygamberler bunun dışında dışa. Evet, peygamberlere Cenab-ı Hak göster. Başka ayet-i kerimeler var bu konuda. Cenab-ı Hak'ın bildireceğini dahil bundan mümkün. Afdetsiz olarak Allah'ı zikmetmek maksadıyla herhangi bir yerde tevhid ya da esmalardan birini çekebilir miyiz? Evet. Tembellik doğuştan mıdır? Hayır. Hastalık mıdır? Evet. Tedavisi nedir? Çalışmaktır. İslam aleminin kan ağladığı olaylara kayıtsız kalan su yönetimini protesto etmek için Müslümanların birkaç sene ömreye gitmemesi İslam'a açıdan caiz olur mu? Hayır. Bir kimsenin protesto maksadıyla herhangi bir ibadeti terk etmesi, ibadeti yapmaması dini değildir.
Bu kapı aralıyorsa yani protesto maksadıyla camilere gitmemin derse birisi ne yapacağız? Nur cemaatinden ablalarla ders çalışmamız, onlarla yatırır, kanunlu uygun mudur? Sabitli cem bayanlar var. Hangi nur cemaati? Okuyucular mı, yazıcılar mı? Yeni asyacılar mı? Biz bu noktada cemaat fark ettinmeyiz, ayırmayız ama gidebilirler işinde tepesi. Nur cemaati deyince hangisinin yolundan sordu.
Bir kızı gördüğümüzde ay ne kadar güzel kız dememiz veya erkek için ne kadar emişiriz dememiz sakınca var mı? Kızlar kızlar için böyle söylerse bir sıkıntı yok, erkekler erkekler için de böyle söylerse bir sıkıntı yok. Ben okurken her sırada önce besmele sonra ihlas okuyup sonra okuyorum. Bunu her sırayı okuduğunda yapıyorum. Kimi yanlış dedi, yaptığında bir sakınca var mısın? Bu Kur'an okuma sünnetine uygun değil. Kur'an-ı Kerim okunacak sıra başında eyüzü besmele çekilip okuyabileceği yere kadar oku kimse okur. Yoksa her sıranın başında besmele çekip, imzat çekip Kur'an-ı Kerim okuma sünnete uygun değil. Birileri bir taraflarda bu tip şeyler uyduruyorlar.
İnsanlar da o uydurulan şeylerin peşine düşüyorlar. Bu noktada Kur'an-ı Kerim okunacak olan insanlar oturacaklar, eyüzü besmeleyi çekip okuyabileceği yere kadar Kur'an-ı Kerim okuyup kapatacaklar. Sünnet olan bu. Evgenin kaynağında okunmaya çalışıyorum, hakkınızı helal edin. Ya buraya yazmayın ya da böyle okuyacağım, hakkınızı helal edin.
Efendim, ne vakit geçirmek istiyorum ama eşim çalışmamı istiyor, iş ortamı, psikolojimi bozuyor. Eşimi bunu anlatamıyorum. Eşime getirdiğime razıyım dediğim halde anlamı yok. Lütfen yardım et. Efendim, ülkemizdeki ve özelimizdeki sıkıntılar çok.
Şiddetlenme müsaade buyurursanız, hatma yapabilir miyiz? Yapabilirsiniz. Efendim, nişanlarda yapılan çeyiz sergisinin bir odada sergiyip erkek ve kızın terbiselerinin gösterilmesi uygun mu? Bunun şeyini nasıl söyleyeyim, ağrını çok iyi benlerden değilim. Ama velakin işte ben kendi bizim yöremizdeki ağrını söyleyeyim. Normalde böyle bir şeyde kız çeyizini erkekler gidip bakmazlar. Bizim onlarda öyledir. Erkekler gidip kız çeyizi şey yapmazlar. Ne o? Bakmazlar hiç. Ama buralarda böyle bir bilmiyoruz. Reişin hon ortasına bakarsan aslında ben kendim böyle bir şey yapamadım.
Allah selam etsek verin. Allah subhanallah. Bir mürşid, müridin Allah yolunda kabiliyetli olduğunu anlar mı? Allah yolunda kabiliyetli olup olmamanın arasındaki farkı kim bilecek?
Bu bir resim sanatı mı? Bu bir demircilik mi? Bu bir marangozluk mu? Yani bir kimsenin Allah'ın sevmeye istidadının olmadığına dair kim hükmetecek? Bunlar normalde bazı sufi kitaplarında yazan şeyler. Hazreti Peygamber sallallahu ve sellem Hazretleri senin Allah yolunda gitmeye istidadın yok deyip de kovduğu bir kimse mi var? Kovduğu bir kimse mi var? Bunlar ehl-i tarikatın sonradan kendilerince koymuş oldukları bazı kaideler. Bu kaideler değişmez değil.
Ve bu kaideleri koyduklarını söyleyenler neyi nasıl yaptılar? Bu da ayrı bir muamma. Biz kim la ilahe illallah Muhammed'in Resulullah diyorsa kardeşimiz de bizim. O Müslümandır, onun bir yolda gidip gidemeyeceğini, onun bir yolda nereye ne kadar ne yapıp yanmayacağını o kimsenin kendi gayret ve çalışması zorlu gösteriyor. Biz onu normalde sen şuraya kadar gelebilirsin, buraya kadar gidebilirsin deme hak ve selahetine hiç kimsenin sahip olmadığını düşünür. O yüzden normalde bunlara bu noktadan bakanlara bu noktadan hükmederler. Böyle söyleyenlerin yolun adab ve erkanına uygun davrandıklarını zannetmiyorum. Biz bunu kendi açımızdan söylüyoruz.
Çünkü bize gelen kardeşler genelde Kur'an ve sünneti çok iyi bilen, bu noktada iyi eğitim almış, mükemmel eğitilmiş insanlar değil. Hatta benim görüşüm o, gelip dert alan kardeşler bu noktada çok istidaklı ki Cenab-ı Hakk'ın sevgi ilahiyle buraya göndermiş. Bunun üzerine şüphe etmek, bunun üzerine tereddüt etmek bir kimsenin kendi üzerinde şüphe ve tereddüt etmesidir.
O yüzden biz bu noktada gelen kardeşlerin hepsinin de Allah'ı sevmeye muhbedi, zikir olduklarını hatta Allah'ın onları sevdiklerini düşünür. Allah o kardeşi sevmiş ki halakayı zikirle onu tanıştırıp halakayı zikirle onu buluşturmuş. Halakayı zikir ki af olmuş olarak kalkınız denilen bir halaka. O yüzden orada Allah gelenleri ayırmamışken ve mele-i izandan birisinin bir tanesinin buraya şu temaşa için geldi dediğinde dahi, orası öyle bir yüce meclistir ki orada bulunanları ayırmak Allah'ın şanına yakışmaz diye cevap verilen halakayı zikirle,
zikrullah'ta biz kimin bir mezhebeye istidatı olup olmadığını öğretmeyeceğiz. O yüzden buna katılan bir insan değil. Bu yola istidatlı olduğunu mu nasıl anlattı demiş. Bizim için kim zikrullah halakasına oturduysa o yolda istidadı vardır. O yolda istidadı olduğu için Cenab-ı Hak onu sevki ilahiyle getirmiştir. Müridin kırık bir kalp taşıması, herhangi bir nedenle tutulması, uçakta düşer gibi olması ve yana çakılması, manevi yönden ve hep ağlaması, hüzünlü görünmesi, sulu gözlü duygusal olması iyi midir, yol aldırır mı?
Biz yol almayı ne olarak biliyor bu kardeşimiz bilmiyorum. Ama yol almak bizim için farzları yerine getirmek, nafilelerle Allah'a yaklaşmak ve Allah'ı sevmek. Yol bu. Yol almak isteyen o kardeş herkese. Bu farz ibadetlerini yerine getirip günahlardan uzak durup, haramlardan uzak durup, nafilelerle seyri sürüp ne demektir?
Anlattığım şeydir. Bir kimsenin farz ibadetleri ve günah kefailleri terk edip, nafilelerle Allah'a yaklaşıp, Allah'ı sevmesidir seyri sürüp. Ben hevla yıkama içinde çalışıyorum, tuvalet bir adet abdesthane yıkıyorum, cami temizliyorum ve her gün yaprak temizliyorum. Sonunda Allah'ın güzel kulu olur muyum? Tuvalet temizlemek, Allah'ın güzel kulu olmamak yani, Allah'ın güzel kulu olmak haramları terk edip, farz ibadetleri yerine getirip, az önce kendi yolda yürümekle alakalıdır. Bu işleri gönülden yaparsam, Allah'a ne bağlı olur mu? Allah, bu noktada bakın, siz tuvaletleri yalasanız, Kur'an-ı Sünnet'e uymadığınız müddetçe bir anlamı olmaz.
İnsan beden kandilinden nasıl kurtulur? Dediğim gibi kurtulur. Beden ağırlığı, hep yeme içme, şefet uyku, bu beden ağırlığından gerçek sufi nasıl kurtulur? Siz yemeği, içmeyi, şefeti, uykuyu kötüden mi biliyorsunuz? Bunların fazlası yasaklanmıştır. İfrat ve tevhid noktası yasaklanmıştır. Bir kimsenin günlük iki öğün, doymayacak kadar yemesi yasaklanmamıştır. Bir kimsenin vücudunu dinlendirecek kadar uyuması yasaklanmamıştır. Bir kimsenin kendi helalıyla cinsel ilişkiye girmesi yasaklanmamıştır. Hatta bunların hepsine teşvik edilmiştir. O yüzden normalde bir kimse, Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerin hadis-i şerifin mucibince, ben kah oruç tutarım, kah iftar ederim.
Kah nafile namaz kılarım, kah kılmam. Kah nafile oruç tutarım, kah tutmam. Kah uyurum, kah uyumam. Orta yoldur dinimiz. Bizim yolumuz da orta yoldur. Biz sufi, tasavufi bir hayat yaşarken orta yolu tercih ederiz. Biz de komple uykuyu terk etmek, komple şehvet dedir denilen o, cinsel ilişkiyi terk etmek, biz de yemeği terk etmek, biz de içmeyi terk etmek yol adamından değildir.
Biz az yemek, az uyumak, az konuşmak, hadis-i şerifin mucibinde, kendimizle kendimizi disiplin ederiz. Yolumuzun adamından da üç öğün yememeye gayret ederiz. İki öğünden fazla yememek için gayret ederiz. Üç öğün yememek bizim için şiardır. Günlük bir öğün, had olmadığı iki öğün yemeye gayret ederiz.
Bizim yolumuzda vardır, biz nafilelerle bütün günümüzü geçirmeyiz. Biz farz ibadetlerimizi yerine getiririz. Yapabildiğimiz cehnafile ibadetler yerine getiririz. Hiç kimseye zarar vermemek için gayret ederiz. Yolumuzu güzel değiştirmeye çalışırız. Yolumuzun adamı, biz şehvetimizi yok etmeye çalışmayız. Bir kimsenin eşiyle cinsel ilişkiye girmesi ibadetlerdir.
Hadis-i şeriftir. Biz şehvetimizi helalımızla, helalımızın üzerinde tecrübe ettiririz. Bunun da ibadet görenlerdir. Hadis-i şeriftir bunun arkasındadır destekler. O yüzden şehveti yok etmeye çalışmak, İslam değildir. İslam'da ruhbanlık yoktur. Hiç evlenmemek, İslami noktada bir fazilet değildir. Hiç evlenmemek, faziletten kaçmaktır. Hiç evlenmeyenler, sünnet-i resulullahı, hiç işlemeyen insanlardır. Nasıl ki büyük insanlar, hiç sünneti kaçırmadı demesinler diye, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin, rivayet edilmiştir ki, işte birkaç kez, ikindi namazının sünnetini kılmadığı, birkaç kez yastı namazının, ilk ve son sünnetine kılmadığına dair, rivayet vardır.
Önlü hayatında bunları hiç terk etmeyenlerin, birkaç kez terk etmeleri de sünnettir. Biz sünnete bu açıdan bakar, sımsıkı bağlanırız. Herhangi bir alimin veya hoca efendinin, herhangi bir sebepten dolayı evlenmemesini veya evlenmeye yasak koyması şiarımız değildir. Onu din olarak kabul etmek, evlenmemesi ve bunu ölçü haline getirmesi ve etrafındaki insanların da belirli namazıya kadar, belirli yaşa kadar evlenmesine sınır getirmesi.
Ve müridanına veya etrafi insanların belirli zamana ve yaşa kadar çocuk edilmesine sınır getirmesini sünnetten sayanlardan değiliz. Bunu bidat olarak görüp, sünnet-i Resulullah ile savaş kutluklarına hükmederiz. Çünkü evlenmemekle alakalı bir tane had-i şerif getiremezler. Evlenin, çoğalın. O yüzden normalde kardeşler bu noktada biz orta yol bir dinin müntesipleriyiz. Halimizde ve hareketimizde biz ifrat ve tevkikten uzak duracağız. O yüzden böyle normalde kendi kendinizi, ah bekar olanlar vardı, şehvetleriyle problemleri vardı.
Bu noktada Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri onlara oruç tutmaya, o kimse şehvetle alakalı sıkıntı var ise, o kimse oruç tutsun, az yesin, az uyusun. Evlenmeye gücü yetmiyorsa, evlenmeye kendini muhtedir görmüyorsa, olabilir. Ama evlenmeye muhtedir orakalılar, muhakkak evlenecekler. Gönülde Allah sevgisi veya tevhid akidesi nasıl yerleşir? Bu rafta bir kitap değil ki, alıp gönlüne koyarsın. Bunun için insanları sevmek ve onlara hizmet etmek, tatlı bir ve güler yüz ile onların duasını almak, bu devam olursa Allah'ın muza makamına ve manevi kalasını alır mı? İnşallah alsın hadi bakalım.
Sen illa artık bunlardan bir yol bulacaksın kendine. Sufi gönül verildiğini, devamlı gönül mahallini nasıl kazanır? Sufi gece namazı kılmak, gece on ikinden sonra bir yolda fayda verir mi? İnşallah verir. Abdestsiz zikir yapılır mı? Evet. Yılbaşına özel bir zikir yapabilir. Fakikadan erzak veriliyor. O avlımız doğru mu? Al. Ne yapacaksın? O ne için veriyorsa versin sen. Besmele'yi, çek ye. Benim psikolojik sorunum var. Ömür boyu ilaç kullanacağım. Geleceğe yönelik korkularım var. Evrana Hazretleri demiş ya. Gül düşünürsen, gül diken, düşünürsen, diken mi olsun? Hayata bakış açın, diken gibi olumsuz bir bakıyorum.
Nasıl olumlu bakarım hayata? Olumsuz bakacak bir şey yok. Bakın psikolojik rahatsızlıklar gerçekten psikolojiktir. Bir kimse kendi kendisini rahatsız gördüğü müddetçe herhangi noktada bulursa o kendisini hep rahatsız görecek. Bu belirtiler biraz size çırpınca veyahut da felsefi olarak böyle sıkıntılı gibi gelebilir.
Ben psikolojik olarak kendimde hastalığa inanmamakla tedavi ediyorum kendini. Mustafa Özman hastalık denilen şey yok diyorum ben. Hastalığa inanma diyorum. Muhakkak hemimizin başında bu tip problem olarak görürseniz bunların problem var da da işte diyor ki benim psikolojik sıkıntılarım var.
Ben de şunu diyebilirim. Bende de var. Burada kimde yok ki? Ben de kendi kendime baktığımda böyle bazen diyorum ki Mustafa Özman hastalık bir problem var. Var. Ben hemen okşuyorum. Bu problemi güzel bir problem. Sev onun arkadaş olduğunu. Kendi kendinizi bunları dert edip öbürünüze doğru böyle bir karanlık tablo çizmeniz şeytani. Bunu tabii şimdi şöyle diyebilirler. Ya senin başına gelmedi de oyunlar işte böyle.
Ya herkesin başına her şey gelir. Önemli olan onu atlamaktır. Onu geçmektir. Oradan kendini, kendi kendini çekip çıkarmak Allah'ın engelliği der. Yoksa orada kalırsanız hep orada döner durursunuz. Hayat algısı öyle bir şeydir. Ben bakıyorum bana da oluyor.
Diyorum sen bugün hasta olma. Bugün dersi var ya diyorum ben dışarıda gideceğim. Sen yarın hasta olur. Sen hastalığını yarına sarkıtıyorum ben. Anlayışı yok ben ama. Onun gibi. Biz ne işiniz ki psikolojik ya. Hepimizde var psikolojik. Benimki de takyatı işte. Bunun gibi. Ama böyle yani ilaç da kullanabilirsiniz öbür boyu. Mesele değil. Bu böyle önünüzde karanlık olarak bakacağım bir şey değil. Allah'ım hafızı. Kendi dairenizde büyüttükçe bunların önüne geçemezsin. Bir problemi, bir sıkıntıyı, önünüze gelen bir engeli aşmanız gereken bir şeyi gözünüzde büyüttükçe onu aşamazsınız. Bu işte evlilikte, dergapta, sağlıkta her şeyde böyle.
Kendi kendine mesela kadın veya erkek önemli değil kendi kendine evlenememeyen. Mesela insanlar da var evlenemiyor oluyor kendi kendine. evlenmeyi psikolojik olarak takıntı haline getirdik. Veya ben işimde başarısızım diyor. Psikolojik olarak takıntı haline getirdik. Veya ben bu dergapta başarısızım, şöyleyim, böyleyim. Onun psikolojik takıntı haline getirmiş. Veya da ben bu dersleri geçemem. Ben bu okulu bitiremem. Psikolojik takıntı haline getirmiş. Her şeyi yapar. Veya da işte böyle inci ile eleyeceğim, sırt okuyacağım derken. Hani bazen böyle söylerim ya. Hani işte adam bir tuvalette girer çıkar, kırk kadın koşacağım da uğraşır. Öksürmedik yani kalmam.
Yani orada takıntı var. O yani o işte beynini atacak ya beynini atmak için. Bakıyorum ben cami ağrısında adam böyle hareketler ediyor, koşturuyor, bir şeyler yapıyor. Bakıyorum ben ona öyle. Allah'a hamd edeyim ya Rabbim sana hamd edemezsin ya. Böyle bir hastalık hastalığı olmuyor. Ve adam abdest alacak böyle sakalını yollarçasına böyle abdestini alıyor. Veya böyle takıntıları var ya işte duyuyor mesela. Kadın evde namaz kılacağı zaman dipten kırılan suyunu giyinip öyle namaz kılıyor. Mesela ya kirlenecek, kirlenecek, kirlendiğinde temizler. Dökülecek, dökülecek ya dökülünce temizler. Kırılacak mı? Kırılacak ya. Kırıldığında yenisini alacak, koyacak.
Bu dikkatsizlik değil. Olacak hayatımızda. Yırtılacak mı bir şey? Yırtılacak. Olacak hayatımızda. Bu ses ne oluyor? Geliyor gidiyor. Nerede problem var burada mı? Nerede bir problem var? Ya normalde insanlar bunları yaşayacaklar. Hayatınızda olumsuzluklar yaşayacaksınız. Sıkıntılar yaşayacaksınız. Problemler yaşayacaksınız. Hastalık yaşayacaksınız. Bunları kendi kendinize büyütmeyin. Her şeyle karşılaşabilirsiniz. Her şeyle. Anneniz aniden ölebilir. Babanız aniden ölebilir. Eşiniz aniden ölebilir. Çocuğunuz aniden ölebilir. İklaz edebilirsiniz. Birkaç tane hastalık sizin pençenize yakalayabilir.
Herhangi bir yerden bir olumsuzluk yaşayabilirsiniz. Hayat bu. Yani hayatı tek düzey yaşamak. Hiç hasta olmayacak. Hiç sıkıntı çekmeyecek. Hiç problem çekmeyecek. Hiçbir şey olmayacak. Bu hayatın içinde inişleriniz olacak. Çıkışlarınız olacak. Mutluluklarınız olacak. Hüzünleriniz olacak. Neşeniz olacak. Kahrınız olacak. Aziz de olacağınız. Dehil de olacağınız. Hayat bu. Dövüleceğiniz de. Sevileceğiniz de. Sövüleceğiniz de. Övüleceğiniz de. Size aşık olan da olacak. Sizden nefret eden de olacak. Sizi görmek için can atan olacak. Sizi gördüğünde yolunu değiştiren olacak. Hayat bu. Kimisi yolunuza güllerse.
Kimisi beddua edecek. Hayat bu. Hayatı tek düze yaşamak. Tek dairede yaşamak. Tek görüntüde yaşamak. Bir insanın kah sevgisi kabaracak. Ertesi gün düşecek. Hayat bu. Kah çoşacak. Akçak. Fırat nehri gibi. Kah sakinleşecek. Ölü deniz gibi. Hayat bu. Kah bunun zirvesinde dolaşacak. O onun dibinde dolaşacak. Kah volkan gibi patlayacak. Kah böyle sükunete erkek yürüyecek. Hayat bu. Bu yüzden böyle hayatı kendi kendinize. Tek düzeye getirme. Sırf kahrabağın. Sırf hüzne bağın. Az önce demiş ya işte. Hüzünlü olmak. Sırf hüzünlü olmak değil hayat. Sadece hüzünlü olanın kalbine ilham gelmez. İlham mutluluktur.
Neşeli kalplere ilham gelir. Hüznümüz yaşadığınız olaylardan olmasın. Hüznümüz Kur'an ve sünnet olsun. Hüznümüz sevgiliye ulaşmak olsun. Hüznümüz sevgiliyle konuşmak olsun. Hüznümüz bu noktada onunla hem hal olsun olsun. Ama ondan bir nefes. Ondan bir ilinti. Ondan bir sıcaklık. Ondan bir işaret geldiğinizde de. Neşenizde durduğunuz yerden durmayın. Sema olur. O yüzden hayatı benim nazarımda kendimce tek düze yaşamak yok. Bunların hepsini Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri yaşadı. Sevindi de, üzüldü de, neşelendi de, kahırlandı da. Hasta oldu, zamanlar doldu, sağlık doldu, zamanlar doldu.
Hoşuna giden şeyler doldu, hoşuna gitmeyen şeyler doldu. Hayat tek noktada değil. İnsanın üstlerine düşen vazife. Her noktada, her noktada insanın kendince etrafıyla olan ilişkisini kesmemesi. Hasta oldu adam eşiyle ilişkisini kesiyor. İşi bozuldu, eşiyle ilişkisini bozuyor. Çocuk hasta oluyor, eşiyle ilişkisini bozuyor. İşte herhangi bir şey oluyor, eşiyle ilişkisini bozuyor. Bunlar o kimsenin zayıflığından kaynaklı. Bilhassa erkekler, siz güçlü olmak zorundasınız. Siz her türlü fırtınada, her türlü savrulmada eşinizi, çocuğunuzu, evinizi, işinizi, dergamızı dengeleyip, onları koruyup, kollamak, ileriye doğru götürmekle mükellefsiniz.
Savrulmayın. Hastalık sizi savrutmasın, yokluk sizi savrutmasın, zarar etmek sizi savrutmasın. Eşinizin hataları, çocuklarınızın hata ve kusurları başına gelenler sizi savrutmasın. Savrut kesilir, doğal gaz da kesilir, su da kesilir. Kapıya icra da dayanır, yokluk da dayanır, varlık da dayanır. Hayat doğal gaz kesilir, sen eşin edersin. Sen öyle bir el etekli fırında yemek yaparsınız ki, herkes bunun tadından sekiz köşe olur der. Yaparsınız. Kadınlar da aynı, siz de varlıktan, yokluktan, herhangi bir şeyden yüzünüzü düşürmeyin. Hayatı dolu dolu yaşayın. Kör olasınca adam doğal gaz kesildi deme. Sevgilim, aşkım, doğal gazımız kesildi.
Hamlediyorum. El etekli fırında sana bir yemek yapıyorum ki, senin ellerinin parmaklarını yiyeceksin der. Adam desin ki ya, elde ne hatun varmış ya. Telefonun açıp, harı var mı? Ne oldu? Doğal gazı kestiler. Zaten ne olmuş olan adamı bir de yıkma sen. Ondan bir neşe çıkar, ondan bir tak çıkar. Ne olacak ki? Elektrik de kesilebilir, doğal gaz da kesilebilir. Hiç sorun bir iki tane bir şey karıştırırlar salçayla, ne bileyim işte peyniri. Doğal ye, otur ye, zeytin, peynir, ekmek ye. Ne olacak ki? Önceden bir tane barbun ya, yoğun kavanozun içerisine yap, döküver onu soğuk barbun ya, piyaz bir ye. Bugün de böyleymiş, hayatının en mutlu anında.
Hayatı tek düzeye yaşamayın. Kardeşim bir cemaate, Mürşid-i Kamil ne demek? Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin haliyle hallenen kimselere, kısaca bir cümle eder. Mürşid-i Kamil derler. Kardeşim bir cemaate gidiyor, cemaatindeki herkesin inancı, şeyhlerinin Resulullah Efendimiz'in son geçiricisi olduğunu söylüyorlar. İstiyare namazını kılıp yat, mutlaka Allah sana Mürşidini gösterir diyorlar. Ve kendi şeyhlerinin son Mürşid olduğunu itaat ediyorlar. Onu görmek bilinçaltı, oyun bulduk, yoksa gerçekten doğru bulduk.
Şu an böyle Mürşid-i Kamil var mıdır? Her daim Mürşid-i Kamil'ler vardır. Hiçbir kimse kendi şeyhini son Mürşid-i Kamil diyemez. Bunu deme hakkı yok. Çünkü Mürşid-i Kamil'lerin en sonuncusunun kıyamette olacağı söylenmiştir. O da işte gerçekten Allah diyen kalmadıkça kıyamet toplantı der. Hadis-i Şerif'te bunu Muhyiddin Araba Hazretleri gerçekten Allah diyenin zamanın kutbu olur. O zamanın kutbu vefat ettiğinde yerine yerisinin tayin edilmeyeceğini tayin edilmeyince der. O gece hükmünlerin kullarını Cenab-ı Hak tavsedeceğinde hadis-i Şerif onun tecelli edeceğini söyler. Ama bir kimsenin bizim şeyhimiz son Mürşid-i Kamil ondan sonra yok demesi biraz bu ilimsizlikten kaynaklanır. Allah bizi affetsin.
Kul Allah'a aşık olursa ne olur? Allah da ona aşık olur. Yine aynı işlerimiz yılbaşı paketi veriyor bunu. Alnımız doğru mu? Al kardeş al. Ahilik nedir? Bugün hükümetin içinde ahiler var mıdır? Avcılar, kasatlar, cerrahlar ahi olmazmış neler? Ahilik sanat erbabının, sanat ve ticaret erbabının bu noktada sağlıklı Kur'an ve sünnete uygun yetişmesini sağlayan ocak gibi, tekke gibi şeyler.
Önceden Osmanlı döneminde ahilik vardı. Bu ahilikler işte bir sanatın içerisinde o şehirde, o sanatın piri hükmünde insanlar oldu. O sanatta yetişen hem de ahlakla düzgün olanlara ustalık belgesi verildi. Ahilik bu. Bugün hükümetin içinde ahiler var mı yok mu? Vallahi bilmiyorum. Her namaz kıldırıp, imanlık yapıp, her de cerrah yapılabilir mi? Normalde eğer seferiyse bir kimse, namaz kıldıran kimsenin arkasındakiler de seferiyse, cerrah yaparak da namazları kılabilirler. Bunda bir sıkıntı yok. Bir Alevi imam olabilir mi? Yani Alevi dediğimiz kimse, Kur'an'ı kitap, Hazreti Peygamber sallallahu ve sellem Hazretleri'nin peygamber olarak görüyorsa, Kur'an ve sünnet tarihisinde bir sıkıntısı yoksa, neden olmasın ki?
Aleviliğin dinimizdeki yerine de, Alevileri nasıl görmeliyiz, nasıl davranmalıyız? Ya normalde, Türkiye'de o kadar çok Alevi fraksiyonu var ki, hangisini soruyorsanız bu noktada bilmiyoruz. Evlere resim, çerçeve veya kendi resmimizi asıl, caiz bilirsin. Bu noktada resmi Haneviler şerh etmişler bununla alakalı adı şerifleri.
Mesela eğer yarımsa o kimsenin resmi, bunun asılabileceğini söylemişler. Boydan resimlerin asılamayacağını söylemişler. Veyahut da bir işte hayvan bütün olarak resmi dinlisi onun asılmasına asılamayacağını söylemişler. O yüzden namade evlerin içerisine boydan resim asmamaya dikkat edeyim, gayret edeyim. Ama bu noktada boydan olmamışsa, Haneviler bir sıkıntı yaşamamışlar.
32 yaşındayım, evlenmek istiyorum, çevre bana kız duruyor ama bir türlü olmuyor. Kısmetin mi kapalı, ne yapmam lazım? Yunağın arkamıza helal edin. Böyle kısmet kapalı meselelerine çok inananlardan değilim. Kadınlar da, erkekler de bu noktada kendilerini tevazının ortasına koymuyorlar. İsabetli atış yapamamak olarak görüyorum bunları.
İsabetli atış demek bir kimsenin kendi halini, durumuna bakıp, kendi halini, durumuna göre karşı taraftan birisini seçmesidir. İsabet açısından. Yani bunun böyle kendi durumunu, konumunu, insanlar farklı noktalarda görürlerse, isabetsizlik söz konusu olur. O yüzden bu isabet açısından bir problem yoksa bir kimsenin bir problem yaşayacağına da inanmıyorum.
Çok uzun bir şey var burada. Bu sorumludur, ondan sonra böyle maddelendirilmiş ama bir sürü şeyler var. Bunu yazan kardeşi hakkını helal etsin. Bu kadar şeyi inşallah ben bir de uzatmış ondan sonra inşallah okumaya fırsat bulurum. Evlilikle alakalı meselelerde kafanıza çok takmayın bir şey. Biraz daha rahat olun. Kadınlar da erkekler de bu noktada biraz böyle rahat değiller. Bazen kendi kendime düşünürüm. Hani önceden sufiler bunu uygulamışlar. Allah rahmet eylesin. Şeyh Efendi de bunu böyle arasına uygulardı. Son dönem uygulamaktan vazgeçti tabii. Böyle birisini alır birisiyle evlendirirdi Şeyh Efendi. Ama bu zaman içerisinde o kardeşlerde bazı sıkıntılar yaşandı.
O yüzden Şeyh Efendi ondan vazgeçti. Önceden sufî geleneğinde böyle bir şey varmış. Evlendirirlerdir. Bu tabii şimdi insanların yaşadığı bu noktada bu kıymet bilinmiyor. Bu acı bir şey. Yani sufiler bunu böyle taraflar arasında birbirlerine böyle farklı bir noktada cereylet veriyorlar.
Bunları kulağımla şahit oldum çünkü. İşte efendim demeseydi ben seninle evlenmezdim. O da diyor efendim demeseydi ben seni almazım. Bunları duydum tabii ben duyunca ondan sonra yani bu meselelerin böyle işte bugünkü toplumda biraz sıkıntılı olacağına kani olur. O yüzden orta yol hadis şerif evlenecek olanlar birbirine bakacaklar, edecekler kendileri karar vercekler. Bu noktada Dervis kardeşlerim tavsiyem şu. Bu meselelerin işlerine girmeyin. Dergahanın içerisinde abi hükmünde olanlara bu tavsiye. Bunların içerisine girin. Çünkü evlenecek olan şahısların özel hayatlarının, insanlardan sakladıklarının, bilgediklerini bilmiyorlar. Bilmeyince bu sefer baltalar taşa vuruluyor.
Taşa vurulunca ailelerin içerisinde sıkıntılar yaşanıyor. Herkesini derviş zannediyoruz. Evet bir şeyde böyle hayırra sebep olmak, bir şeye, bir bir şeye sebep olmak çok güzel bir şey. Ama ve lakin bu noktada sıkıntılar yaşanıyor. Kardeşlerin teslimiyetleriyle de problemleri var. O yüzden bu noktada abi hükmünde olan kardeşler bu meselelerin içerisine girmesinler. Birisi birisiyle eğlenecek. Allah'ın varı kesine kardeşim. Git, bak, et, görüş, konuş, karar var, evlenmeye karar var diyoruz. Yürüyün Allah yolunu açık etsinler. Bir sıkıntı yok.
İşte bana soruyorlar kimileri. Ben diyorum ki bana sormuyor. Ben hangi derviş kardeşi kötü diyeceğim ki? Benim profilim ayrı, senin profilin ayrı. Bir başkasının profili ayrı. Bir başkasının görüşü ayrı, bir başkasının hayatı ayrı. Bir başkasının kültürü ayrı. Bunları kalkıp da bizim hükmetmemiz çok uygun değil gibi geliyor bana. O yüzden abi kardeşler bu konuda daha temkinli davransınlar. Bu tip meselelerin içerisine girmesinler. Birisinin annesi, babası girsin işin içerisine. Baksınlar, etsinler, yürüsünler yollarına. Biz dua edelim, biz teşvik edelim. Biz gidelim, icabet edelim.
Hala. Çünkü insanların derviş olmazdan önce bir hayatları var. O hayatlarında sakladıkları var. Biz o hayatında sakladıklarını, o hayatında yaşadıklarını bilmiyoruz. Aile unsuru var. Aile unsuru da bilmiyoruz. Bakıyoruz biz derviş kardeşe. Harika. Paybayan önemli değil. Ama arkasında onun ailesi var. Böyle bir meselede aile giriyor araya. Anne, baba, teyze, hala, hayır, evmi, dede, evnen neler var arkadan. Bir bakıyorsunuz abi. Sökülüyor hepsi de arkadan. İlk önce orta evde bir tane erkek veya bir tane kız görüyorsunuz.
Ama arkası bulup sıkıntı yaşamıyor. O yüzden evlilikle alakalı meselelerde kısmetsizliğe inanmam. Nasipsizliğe inanmam. Ya bu böyle sünnet-i Resulullah'ın çizmiş olduğu yolu takip etmemektir bu. Evleniniz, emir ise o zaman bu hadiseye bakış açımız farklı olacak. Namaz kılınız, emir. Zekat veriniz, emir. Hakkı ve sabrı tavsiye ediniz, emir. Kısmetse evlenirsin, böyle bir şey yok. Evlenmek için mücadele edeceğiz. Gayret sarf edeceğiz. Nasıl namaz kılmak için abdest alman gerekiyorsa, namaz kılacak yer bulman gerekiyorsa, kıbleye yönelmen gerekiyorsa, namazın olmazsa olmazların yerine getirmen gerekiyorsa, evlenmek için de ayrılır.
Birileri için kolay olmayan yolu da o kimse yürüyecek, aşacak olur. Ama burada sünnet-i Resulullah'tan devam edin. Sünnet-i Resulullah'tan ayrılmayın. Sünnet-i Resulullah'tan ayrılırsanız, sıkıntıya düşersiniz. Allah muhafaza edersin inşallah. Sen taktik okuma, değil mi?
Abdullah İbni Mesut'tan, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin şöyle dediği vaat edilmiştir. Beni Allah terbiye etti, terbiyemi güzel yaptı. Sonra bana üstün ahlakı emrederekten affı av, iyiliği emrederek dedi. İşte bizim yolumuz, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ahlakıyla ahlaklanmak, onun haliyle halletmektir.
Onun ahlakının kaidelerinden birisi de affetmektir. Sufi birinci derecede derviş kardeşlerini affeder. Değişinin çocuklarını, etrafındaki arkadaşlarını, akrabalarını affeder. Ona karşı yanlışlık, eksiklik, noksanlık yapanları affeder. Etrafınızdaki kardeşlerin sizlere karşı olan yanlışlıklarını ve eksikliklerini affedin. Affetmeyi kendinize ölçü ve şiar edin. Eğer affetmeyi kendinize ölçü ve şiar edilmezseniz, etrafınızda hiç kimseyi bulamazsınız. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine hitap edip, Cenab-ı Hak der ki, eğer sen affedici olmasaydın, etrafında hiç kimseyi bulamazsanı göremezsiniz.
O zaman etrafınızdaki kardeşleri affedin. Önce onların hata ve kusurlarını görmezden gelin. Hata ve kusurlarını örtün. Yanlışlıklarını örtün. Kardeşlerinizin hata ve kusurlarını şeytan sizin önünüze getirir. Siz de şeytana inat, onların hata ve kusurlarını örtün. Onlara dua edin. Eğer bir kardeşiniz size karşı bir eksiklikte, noksanlıkta bulunduysa, onu da affedin.
Onu affetmekten geri durma etmeyenler, kalplerinde kin besleyenlerdir. Kalplerinde kin besleyenlerin asla Cenab-ı Hak kalplerine ilham etmez. Allah'ın ilhamı kalbinde kinden, kibirden, hasetten arınmış olanlar. Allah'ın ilhamı kalbinde zikrullahın neşvi neva ettiği. Sevginin, muhabbetin, şefkatin neşvi neva ettiği. Duygunun oluk oluk arttığı kalplerdir. Eğer bir kalpte kin, nefret varsa, bir kalpte hasislik var ise, bir kalpte kardeşine karşı buğuz varsa, bir kalpte kardeşine karşı suizam var ise, o zaman o kalpte Allah'ın ilahi aşkı neşvi neva bulmayacaktır. Bu sufi adal ve ahlakıdır.
Bu Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerin ince ahlakıdır. Siz kardeşlerinizin üzerinde bir hata, kusur gördüyseniz örtün, dua edin. Kardeşlerinizin size karşı bir hatası, kusuru olduysa, onları affedin, onlara dua edin, onlara merhabet edin, onlara şefkat gösterin. Onlara iyilikte bulunun, ihsanda bulunun. Etrafının etrafının iyilikte ve ihsanda bulunanlar, Allah'ın yanında iyiliğe ve ihsana mazhar olurlar. Etrafının hata ve kusurlarını örtenlerin, Allah hata ve kusurlarını örter. Etrafındaki kendisine karşı hata ve kusur yapanlarını affeder. Allah da affeder.
O yüzden biz Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin haliyle hallendiriz. O etrafındaki kardeşlerinin hatalarını affed. Etrafındaki kardeşlerinin kusurlarını örttü. Müminlere karşı şefkatli ve merhametli olun. Kafirlere karşı şedid olun. Biz mümin kardeşlerimizle karşı şefkatli ve merhametli olmak zorundayız. Biz kafirlere karşı şedid olacağız. O yüzden mümin, müminin hatasını ve kusurunu diline doladıysa, şeytan onu aldatmıştır. Bir ayin, bir hoca efendi, bir şey efendi, bir şey söylediyse, din adına isim zikredilmesi veya zikredilmemesi önemli değil.
Ona karşı bir misale yazılabilir. Ona karşı bir söz söylenebilir. Ama yarasik olarak bu meseleyi bilen bir kimse olması gerekir. Ama bunda dair isim zikretmemek, kaideleri konuşmak, kuralları konuşmak, kuralları konuşmak, kuralları sünnetin koymuş olduğu hükülleri konuşmak, bu işin tatlıları var. Az önce sohbetin başında demokratik, işte, teamüllerin bizim için hukuk sayılmıyor, evrensel hukuk denilen uydurmanın bizim için hukuk sayılmıyor.
Sayılmayacağız. Evrensel hukuka hangi gözden, hangi açıdan bakacağız? Amerika'da idam cezası var, Avrupa'da idam cezası yok. E idam cezası, evrensel hukuka haykırı mı değilmiş? Bunun gibi. İslam'da var mı? Belirli suçlara Cenab-ı Hak, idam cezası, katletme cezası vermiş mi? Evet. Biz Kur'an ve sünnete uyuyoruz. Demokratik teamüller bizim için din değildir. Evrensel hukuk bizim için din değildir. Uyulması gereken şeyler değildir bizim için. Bizim için uyulması gereken şey, Kur'an ve sünnettir. Bizim için uyulması gereken ahlak, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem azze senin ahlakıdır. O yüzden Cenab-ı Hak, Cenab-ı Resulullah der ki, Rabbim terbiye et.
Ne güzel terbiye et. Cenab-ı Hak da ayeti kerimlerde der ki, seni yetenken büyüten değil mi? Seni terbiye eden değil mi? O zaman Hz. Peygamber'in sallallahu aleyhi ve sellem azze senin terbiyesi direkt Allah'ın terbiyesidir. O yüzden Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem azze senin hedef ve ahlakına uyma, Hz. Allah'ın hedef ve ahlakına uymaktır. Kim Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem azze senin ahlakıyla ahlaklandıysa, o Allah'ın ahlaklanmıştır. Kim Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem azze senin üzerinden tecelleden, sıfatlarıyla sıfatlanırsa, o Allah'ın sıfatıyla sıfatlanmıştır. Hadi sufilerin içerisinde bir adab ve erkam vardır. Fena olma denir.
Fena olmanın sıfatlarında fena olmanın yolu, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem azze senin üzerinde tecelli eden, hal ile hallenmektir. Eğer Hz. sallallahu aleyhi ve sellem azze senin üzerinde tecelli eden, hal ile hallenmeyenler, fena filah noktasında değillerdir. Burada şeytan onları saptırır, ahlaklarını kaydırır. Çünkü fena, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem azze senin üzerinde tecelli eden halidir. O zaman sufi yolunda fena, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem azze seninle fena olmaktan geçer. Eğer onda fena olamıyorsa bir kimsenin Allah'ta fena olduğunu söylemesi, şeytanın meşresesi olur.
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem azze seninle fena olmanın başlangıcı da, onu rüyanda görmek, ondan sonra halinde görmek, ondan sonra elinin, gözünün, ayağının, kolunun ona benzediğini görmek. Ondan onu dağda, ovada, bulutta, ağaçta, meyveda, ekmekte, yerde, suda, her halde olmaya başlamak. Bir müddet her şeyde, her şeyde, her baktığı şeyde, Muhammed-i Mustafa'nın velçesini, Muhammed-i Mustafa'nın sallallahu aleyhi ve sellem azze seninle ruhaniyetini ve ruhaniyetini görmek.
Bu haliyle etmeyen insanların kendilerini fena makamında görmeleri gerçekten ve gerçekten aldatıcıdır. Bunlar seni sülükün son halleridir. O yüzden Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem azze senin ahlakıyla ahlaklanmaktan başlarım. Onu terbiye eden Rabbimdir, ne güzel terbiye etmiştir. O zaman o yolda gidiyorsan senin de değişik ameliyatlar geçirin, senin de değişik sülük hallerine yaşaman gerekir. Senin de kalbini açık yarın, içindeki kimi nefreti, müktahlı suizame almaları, senin de belli bir terbiyelerden geçmen gerekir ki yol budur. E derviş kardeşlerinde fani olmayan, fena olmayan, onların hatanı, kusurlarını örtüp affetmeyen, onlarla kardeşliklerini üst seviyeye çıkarmayan, onların bu noktadaki suizana, müftana düşen, bitçi tahrim yukarı üstadıyla suizana, müftana düşen onun ahlakıyla ahlak.
Nasıl seni sülük etsin? Allah'a mağabalıyım. O yüzden kıymetli dostlar. Anlattığımız bu hadis-i şerifler, bu ayet-i kerimeler, bu tasavvufun ilkeleri aslında seni sülükün ilkeleri. Dönüp dolaşıp aynı yerlerden ders yapıyormuş gibi size gelebilir. ama bunlar yolumuzun değişmeyen kaip. Yol Kur'an ve sünnettir. O yüzden siz af yolunu seçiniz. Af ederseniz kalbinize, kardeşinize karşı ki memnuniyetimiz kalmaz. Kalmazsa kalbinizi ilahi vayda tecelledem. Etrafınızdaki bunları affedin. Size hata ve kusur işleyenleri affedin. Size eksik ve noksan davrananları affedin.
Size zarar veren kardeşlerinize affedin. Affedin ki, içimizde onlara karşı bir düşmanlık oluşmasın. Allah'a son aranı versin. Cenab-ı Hak cümle bizi korusun, affesin inşallah. Yarın Cuma, yarın İzmit'te bayanlara şey bir aruz programı var. Saat kaçta idin? Sekizde, akşam sekizde. Kaçta hocam? Saat yedide. Yarın saat yedide İzmit'te, Sabancı Kültür Merkezi'nde bayanlara şey bir aruz programı var. Yarın saat sekizde ve yirmi de İstanbul'da, kim var İstanbul'da? Nerede?
Hidayet Türkoğlu Kafalı Spor Salı'nda. Şevvarız programı var. İnşallah. Pazar günü Üsküdar'da ve Salı'nda. Bağlarbaşı Kültür Merkezi'nde. Şevvarız değil mi o da? Şevvarız programı var. İnşallah. Kardeşlere duyuruluruz inşallah. Salı günü öğlen Biga'da nerede? Biga kesin değil. Salı akşam nerede? Yedide. Yedide kim hisseder. Neydi konu? Hazreti Meryem'in vasiyeti bu. Yedi öğüt mü? Yok öbür vasiyetleri. Bayra var mı? Sen yaz gönder bana. Vasiyetleri. Tamam. Ben hiçbir üyesini getirmek istiyorum. Ben hiçbir üyesine uyamadım. Uyumamış bir kimse olarak nasıl işin içinden çıkacağım bilemiyorum. Allah'ım sefer.
İnşallah. Önümüzdeki programlar bulunma Cenab-ı Hakk'ın önümüze gayreti kuvvet verin. Amin. Kendi yolunda koşut tursun diye. Etrafınızda olan bitenlere rüyasız kalmayın muhakkak. Ama tartışmayın, hatışmayın. Gündem kalabalık yapıyor aslında. Her şey hamadımı çüşüyor ya. Kimin doğru, kimin yanlış, kimin eksik, kimin fazla olduğu da belli değil. O yüzden bu noktada birbirlerimize atışmayın, tartışmayın. Taban, taban yani ümmet birbirine düşmesin. Yukarıdakilerin değişik hesapları var. Herkes bir hesabın peşinde koşuyor. Biz karşı karşıya kalacağız. Kapı kapıya arayız. Biz yan yanayız. O yüzden biz birbirimize düşmeyelim inşallah.
Bu noktaların üstünden inşallah Cenab-ı Hak bir merhametiyle merhamet edip, Cenab-ı Hak bir noktaya getirecek inşallah. Ben bunu dolanmışım, mireştirdikleri de. Cenab-ı Hak başta bakalım.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi