Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 20 Aralık 2013 · 27:51
Allah gecenizi hayır etsin, inşallah. Cenab-ı Hak gündüzlüğümüze hayırlı eylesin. Hayrınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Önce şu ana kadar Çevvalılarda görev alan, görev yapan, teşrif eden, vazifeli, vazifesi bütün kardeşlere teşekkür ediyorum. Cenab-ı Hak inşallah nice vazifelerde bir ve beraber eyle.
Camilerde hocalar Fatiha Sûresi'ni bazıları veledalil, bazıları veledzalil diye okuyorlar. Hangisi doğrudur? Hafızlara sormak lazım. Arabalara kasko yaptırmak caiz midir? Müftü'ye sormak lazım. Al-Fatiha'ya yapılan son operasyonda ne anlamalıyız? Nuh'cu kardeşlerin pozisyonları nedir? Canımlı İslam altında, mason vali bir yapıda olur. İsrail'e hizmet etmek tedavirli. Kendi nefsimize bakalım biz neye hizmet ediyoruz diye. Kendi dairemizde Kur'an ve sünneti uyuyorum.
Biz bu noktada böyle fitne zamanlarında çok dil uzatmak, çok yorum yapmak hoş değil. Hiçbir zaman nefsinizden emin olmayın. Kendi kendisi bu noktada eminlik deryasına atmayın. 28 Şubat'tan ince emin kardeşlerimiz vardı. Farkında olarak olmayarak da bilerek bilmeyerek da 28 Şubat'a hizmet ettiler.
İnsanlar bazen hak gördüğü batındır, batın gördüğü haktır, karıştırabilirler. O yüzden cemaatın üzerinden de operasyon yapılıyor olabilir. Cemaatın içerisinden 15-20 kişi, 50 kişi, 100 kişi yetiştirilmiştir. Onlar cemaatın içinde hizmet ediyormuş gibi, cemaatın içindeymiş gibi görünür. Onlar üzerinden operasyon edebilirler. O yüzden tenkinli, tedbirli davranmakta fayda var. Müslümanların birbirlerine düşmemelerinde fayda var. Birbirlerini itip kalkmamalarında fayda var. Muhakkak olan şeyler normal şeyler değil. Ama bu noktada çok dil uzatmayın. Çok laf söylemeyin.
Ortalıkta çok böyle laf getirip götürmeyin. İzleyin. Köşe yazılarını okuyun. Tarafsız olun. Her taraftan köşe yazısını okuyun. Analiz edin. Bu sizin hakkınız, bu memleket hepimizin. Seyredin. Fikir sahibi olun. Bu sizin hakkınız. Herkesin hakkı. Ama bir cemaatı kötüleyici konuşmak çok hoş bir şey değil komple. Buradan bir gruptan birisi, bu arkadaşlarla bir kardeşlerden birisi hata yapabilir. Bizim cemaatimizin içinde herhangi bir yöneticisi hata yapabilir. Bu bütün cemaatı bağlamadığı gibi, o cemaatı da bağlamaz. Ama ve lakin bunlar, bu meseleler öyle şeylerdir ki, mesela benim adresimi bir çok yakın bir kardeşimiz vermişti.
Benim yeni taşındığım evi yakın dairede arkadaşlar biliyordu, orayı kimse bilmiyordu. Daha o arkadaşım verdiğimi tespit ettim, içeride tespit ettim. İçeride tespit ettim derken, sorguya beni aldıklarında tespit ettim. Çıktığımda dedim ki, ne mi işe edilmez? O bana şunu söylemişti, yalan mı söyleseydi? Bütün hayatın doğruluğun üzerinde mi bürüm ben de?
Farkında olmaz insanlar. Vatan millet, Sakarya nidalarıyla çok işler yaptırdılar. O yüzden temkinli ve tedbirli olmakta fayda var. Analiz etmekte fayda var. Çok konuşmak, Allah muhafaza eylesin. Batırır insanlar. İzleyin yalnız, analiz edin, not tutun. Kendinizce. İyi notlar tutun. Mesela öyle not tutan yazarlar var. Hoşuma gidiyor köşe yazarlarında. Ben tweette de paylaşıyorum. Not tutmuş. Şurada şunu yapmadınız mı? Burada bunu yapmadınız mı? Burada böyle demediniz mi? Burada böyle yapmadınız mı? Harika bir şey. Böyle not tutun sizler.
Kur'an ve sünnet içerisinde kardeşlik kurmak isteyen, çaba sarf eden mahalle sorumlularını kale almamak ve uymamak birliktir. Beraberliğimizi zedelememez. Muhakkak zederlerler ama o kardeşler de bu noktada. Ben şuna hiçbir zaman inanmam arkadaşlar. Birisi kulisi kalp ile bir şey yapıyorsa karşılık bulur. Şahsın hiyerarşisi hiç önemli değil.
Birisi ihlasla, samimiyetle bir şey yapıyorsa karşılık bulurum. O yüzden birisi böyle koşturuyor da, işte birileri onu bozuyor da, onu neden böyle yapıyor da, ben bunlara çok katılmam. Siz fi ise bilillah Allah için koştururuz. Fi ise bilillah Allah için kardeşlik koştururuz. Kendi nefsinize bir şey istemeyin. Kendi nefsinize karşı bir saygı, kendi nefsinize karşı bir sevgi, kendi nefsinize karşı bir özellik, kendi nefsinize karşı bir özellik, kendi nefsinize karşı bir farkındalık, bir farklı bir olgu ve oluşu beklemeyin. İhlasla, samimiyetle, muhabbetle hizmet edin. Onun karşılığında karşılık beklerseniz, yanılık yenilirsiniz.
Veyahut da bir mahalle sorumlusunu, ya dinlemiyorlar, e dinletemiyor demek kendini. Nasıl dinletemiyor? Sevdirmemiş kendisini demek ki. Onlara sempatik gelmemiş demek. Allah'ı çok seviyorsa, Allah'ı sevenler de onu sever. Demirtaşlı İsmail'le alakalı, neden böyle bir problem yok ki? Adam 20 yıla yakındı, Demirtaş'ta sorumluluğu, hiçbiri içinde gelip de, Demirtaş'ta İsmail abi, milliyet tanımıyor, onu saymıyor, böyle bir şey duymadın mıydı? Bir tek neydi onlar?
Dırmışlılardı, değil mi? Bir tek, birkaç Dırmışlı arkadaş gelmişti bana. İnceden öyle şikayete. Oranın hastalığı Dırmışlı, onun adının dramalı muhabbeti. Zaten o birkaç tane o Dırmışlılar, konuştular ki, onun için zikirlere gelmemeye başlamıştıklar. Ama bir türlü yani, o da birkaç kişiydi zaten. Bakın bunlar böyle, birisi, kendi ekmeğini kendisi attırır.
Yani adlarını kimse dinlememezlik etmiyor. Veya Hüseyin'i dinlememezlik etmiyor. O Hüseyin dediği geçen gün, beni dinlemiyor, ben ikaz ettim dedi. Arkadaşlar, kendi sevgilisi, kendi muhabbetimizi elinize alın. Sorumlu kardeş demek, onların içerisinde, onları daha fazla seven insan demek. Daha fazla muhabbet eder, daha fazla hizmet eder, daha fazla harcayan, daha fazla tasadüf eder, daha fazla yediren, daha fazla içiren, daha fazla koşturan, daha fazla ağlayan, daha fazla zikreden, daha fazla onların eksik ve noksallıklarını gideren kimseler. E böyle bir kimseye kim sevmez ya, ancak bunu hafızlar, müşrikler sevmez.
Bölge ve illerde sorumlu kardeşler, şu an devlet ve minnetimizin içinde bulunduğu duruma göre, nasıl hareket etmelidir? Kardeşlere ne tavsiye vermelidir? Önümüzdeki günlerde stratejimiz ne olmalıdır? Biz günlere, olaylara, durumlara göre strateji belirlemeyiz ki. Bizim stratejimiz bellidir, Kur'an ve Sünnet. Biz Allah'a, Resul'ünle, onun dinine ve insanlara hizmet ederiz. Bizim strateji, ne strateji belirleyecek? Kim bize göre strateji belirlesin? Kim belirleyecekse. Bizim bir başkasına göre belirleyecek stratejimiz olmaz. Biz çıkar sahaya topumuzu oynarız. Ne strateji belirleyeceğim ki ben?
Strateji belirleyecek olanlar, bizim ağzımızdan çıkan meseleye göre, bize göre strateji belirlesinler. E bu olacak olan olayları, 2-3 ay önce size söylemedik mi? Daha gezinin hemen ertesinde, gezi zamanında konuştuk. O yüzden dün dünde kalktı. Cancaz, biz bugünkü olayı, bundan 5-6 ay önce, bir sene önce konuştuk. Ne konuşalım ki bir daha? Boşuna zaman israfı. Bunların olacağını, seçimlere kadar bu tip şeylerin fazlaca oluşacağını, bu meselede herkes, ne yapacaksa yapacağını söyledik. Bunu bir daha ne konuşayım ki şimdi ben? O yüzden zaman israfı olarak görüyorum. Bir, arkadaşlar demektir, geçmiş sohbetleri iyi dinlememişler.
İki, iyi dinlemeyen bir kimse, bir daha neden bir daha konuşayım ki? İyi dinleyenler, bu olayların olacağını biliyor zaten. Bunların burada kalmayacağını da biliyor, daha öncesinden söyledik. O yüzden hiç, kendimce, hayatım boyunca, bir strateji belirlemem. Benim bir işim var. Kendimce. Bir yolum var benim kendimce. Bir hedefim var benim kendimce. Her şey gelir geçer. Baki olan Allah'tır. Herkes gelir geçer. Baki olan Kur'an ve Sünnet'tir. Yoldur. Abdullah Efendi gelmiş, geçmiş.
Çorumlacı Mustafa Efendi Hazretleri gelmiş, geçmiş. Hacer Aydar Efendi gelmiş, geçmiş. Hacer Ebu Bekir Baba gelmiş, geçmiş. Abdurrahim Tantemi, Abdurrahim Neşabi gelmiş, geçmiş. Mustafa Özbağ da gelecek, geçecek. Burada kardeşler, arkadaşlar da gelecek, geçecek. Ama Kur'an ve Sünnet ve ona dayalı, onun içinden bir pınar misali çıkan yolda ebedidir.
Şurada Türkiye Cumhuriyeti Devleti dediğiniz devlet 100 yıllık. Benim iman ettiğim din, insanlıkla, Adem'le başlıyor. Bizim en uzun süre dünya üzerinde imparatorluk dediğimiz imparatorluk 600 yıllık. Benim içinde bulunduğum yol 1200 yıllık. Tasavvuf yolu 1200 yıllık. Muhammedi olarak. Yani böyle adı öyle bu aslında ona bakarsan, Adem'den itibaren. Ne ki? Şu anda strateji belirleyeceğim kimseler kim? Strateji belirleyeceğim olaylar ne? Bunların hepsi de çanak çömle koyunca.
Bunların hepsi de çelik çoma koyunca. Siz sağlam durun. Siz yolunuza sımsıkı yapışın. Dışarıda fırtına etse de siz yolunuza sımsıkı yapışın. Biz 28 Şubat'ı yaşamış bir cemaatiz. O yüzden içinizde 28 Şubat'ı yaşayan abileriniz var. Büyükleriniz var. 28 Şubat'ta sarsılmamış, dinlik durmuş. Özünü, sözünü, yolunu sapıtmamış. İstikametini sapıtmamış. Nerede nasıl duracağını sabitlemiş. Öyle mukim kalmış. Abileriniz var içinizde. O yüzden bunlar hiç şey değil, kürdan bile değil bunlar. Dişimize koymaya gelmiyor. Gürültünün olmadığı yerde mantar tabancası çok büyük ses çıkıyor.
Gürültünün olmadığı yerde mantar tabancası bunlar. Siz bakın yolunuza, işiniz var önünüzde. Koşturacak alanınız var. Koşturacak alanınız var. Siz koşturacak alanınızda koşturun. Yarın avcılarda, cumartesi gündüz bayanlara, gecesi tekkede, pazar gün, gündüz öğrende, alaşehirde, akşamına Gazemir'de, salı gün Karacabey mi, Kemal Paşa, salı gün Mustafa Kemal Paşa'da, perşembe günü ders var, cuma günü yine İstanbul var, neresi?
Bayram Paşa'da, bayram paşa, pazar günü üç gün var, Allah koşacak çok şeyimiz var, işin keyfini yeşeyiz. Böyle bir şevvamız yaptığımız ortalık karıştı bak öyle anlayın. Değil ki yer yerinden oynadı deyin, taşlar yeniden oturuyor deyin. Elhamdülillah bak, cuma günü İzmit yaptık, cumartesi gün Bursa, pazar gün Gelibolu, elhamdülillah. Harika şey varızlardı, keyfimi bozmayacağım hiç. Tasavvufi terimler olarak çok duyduğumuz şah, pir, devran, baba kelimelerinin tasavvufi sözlük değil, manalarını eder. Bunlar bizde hiç kullanılmadığından manalarını da gerek duymuyoruz. Bizde ne şah var, ne pir var, ne devran var, ne baba var. Bizde hiç bir makam olmadığından bu tip makamsal kelimelerin üzerinde durmuyoruz.
Biz kul olmaya çalışıyoruz. Biz kul olmaya çalıştığımızdan dolayı bu makamları hiç anlamıyoruz. Şah kime denir, baba kime denir, pir kime denir, devran nedir? Sessiz zikir mi, sessiz zikir mi? Yoksa her ikisi mi fayda olur? Biz hepsini bir yapıyoruz elhamdülillah. Biz yalnız kaldığımızda sessiz zikir yapıyoruz, toplandığımızda sessiz zikir yapıyoruz.
O yüzden ikisinin de sevabını alıyoruz. İki kanatlıyız biz. Allah tek kanatlı olanlara yardım etsin. Cenab-ı Hak onlara da bir kanat taksın. Böyle bu üstün mü, bu alçak mı bizim işimiz değil. Hiç benim işim değil. Birisi desese sessiz zikir üstün, o tatlının revanesini çok sevmiş. Allah mübarek etsin. Birisi de dese ki, sessiz zikir üstün, o da Antep kadeyfını sevmiş, Antep baklavasını sevmiş. Allah mübarek etsin. Biz herkesin de iyiyiz elhamdülillah. Biz kendi vücudumuzu sessiz çekiyoruz, yalnız kaldığımızda. O var ya hani ayeti kerimede, yalnız Allah'ı zikredip gözünden yaşa tutanlar diye. Biz o tecelliyatı da yaşıyoruz.
Hani bir yerde de var ya, haç farizasını yerine getirdikten sonra atalarının alnından daha şenid bir şekilde beni zikrederler diye. Cenab-ı Hak şimdi de onu tecelli ettirecek, onu yaşayacağız. O yüzden her ikisi de var bir de elhamdülillah. O yüzden onun üstün, öbürkü mü üstün, başkalarının işi, bizim işimiz değil. Bakın bizim işimiz değil, neden? İkisi de var bizden. İkisi de var olunca hangisi üstün, hangisi alçak tartışmak cehalet olur zaten. Yılbaşı gecesini nasıl geçirmemizi tavsiye edersiniz? Ben yılbaşında herhalde halet sizin orada mı olacak? Çanakkale'de olacak. Çanakkale'de olacak. Yılbaşı gecesini nasıl geçireceksiniz ki? Yani yılbaşı gecesini özel olarak ibadetle geçirmek de bidat değil mi?
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri yılbaşını, yılbaşı gecesini özellikle, ibadetle mi geçirelim? Yılbaşı gecesine farklı manada bir özellik kesbetmiş olmuyor musunuz burada? Ne yapacağız yılbaşı gecesini biz kafirlere benzemeyeceğiz deyip kandil haline mi getireceğiz? E şimdi bir de bu tarafını düşünün.
Yüzyıl, yüz elli yıl sonra biz büyüklerimizden gördürdük, yılbaşı gecesi topladık, zikir yapardık deyip de birisi böyle bir adet ihlas etse ne yapacaksınız? Diğer gecelerden bir özelliği mi var, bir üstünlüğü mü var, bir alçaklığı mı var? Ateistler şöyle bir soru soruyorlar, Allah kendi kıramayacağı taşı yaratabilir mi?
Ya bu saçma bu, soru kendi içerisinde zaten tenakülde olur. Ya bu şuna benziyor, bir insanın kendisinin bükemeyeceği bir demiri yapabilir. İnsanla Allah'ı aynı noktaya koyuyor. Allah her şeyi bir ciyeter, güç yetiremeyeceği hiçbir şey yok ki. Güç yetiremeyeceği hiçbir şey, güç yetiremeyeceği bir şey olmayan zaten sen gücünün yetmeyeceği bir şey yaratır mısın diye soru zaten.
Cahil, bugün doğum günün kardeşlerim ile birlikte zikir alakasını da kutladığımdan dolayı çok mutluyuz. Ancak kafamda şöyle bir soru var. Doğduğumuzda sevgiliden ayrıldık, bunun için mi seviniyoruz? Kutlama yapıyoruz, yaptığımız bu hareket ne kadar doğru silecek? İlk doğum gününde ben oturup da zikirde kutlayamadım. Böyle bir sevinci nasıl olduğunu bilmiyorum. Doğum günü olarak kutladığım bir tek Hazreti Peygamber Sallallahu ve Selam Hazretleri'nin doğumu var.
Ben hiçbir kimsenin daha kolay kolay böyle doğum gününü hatırında tutamam. Hatırımda tutmak için de gayret etmem. kendi doğum gününün üzerinde daha hiç soru işaretleri var. Şüphelik, ne zaman doğduğum veri değil. Bunları böyle doğum gününü kutlamayı Hazreti Peygamber Sallallahu ve Selam Hazretleri'nin haricinden çok böyle mağdur görenlerden değil. Kur'an-ı Kerim ve Ali ve Mesnevi okumamızı nasihat etmiştiniz. İdlakım yettiğince okumaya gayret ediyorum. Sonra ne okuyayım? Oku da inşallah sonrasına bakalım. Geçmişte kalmış eskiden söz takıp ayrıldık. Artık görüşmediğim insanlar bazen çok sık rüyama giriyor.
Bu durumda ne yapmalıyım? İstersen rüyanın önüne bir engel çek. Uzakta oturan kardeşlerdenim. Sesinizi duymayı çok istiyorum. Ama nasip olmuyor. Kusurlarından dolayı mı? Aydı bir kezcik de olsa telefonda sesinizi duymak için yapabileceğim bir şey var mı? Benim telefon numaran meydanda müsait olduğumda arayanlara hemen hemen cevap vermeye gayret ediyorum. O yüzden kendimi bu noktada saklayıp gizleyenlerim değilim. Öğretmenim 3 yıldır aynı sınıfı okutuyorum. Ödev yapmayan ya da çok yaramaz olan öğrencilere tavrımın diğer öğrencilerim olan tavrımdan daha sert olduğunu fark ettim. Davranış değişmiyor. Bazıların hepsini eşit sevmek, eşit sevgi ve sabır göstermek için ne yapmalıyım?
Sevgide eşitlik zor. Uzakta olduğum için tekke ve edebini öğrenme konusunda çok eksiğim ne yapmalıyım? Ben zaman her şeyin ilacı örtülmek istiyorum. Anne ve babamın ve çevremin vereceği tepki beni ertelemeye itiyor. Ne yapmalıyım? Allah bizi affetsin. Şimdi böyle bir zamanda artık bir kimsenin örtünme noktasında ailesi ve çevresinin tepkisini düşünmemesi lazım. Dükkanda bulunması gereken dualar nelerdir? Esma-el-Güslah bereket duası gibi benim bildiğim açıklar mısın? Dükkanda bulunması gereken bir dua olduğuna dair bir şey bilmiyorum. Ama dua etmenin iyi olduğunu biliyorum.
Otuz senedir işlerim rastetmiyor. Bu kader midir? Yok. Bu muhakkak insanın kendisiyle alakalı. Kurbu Sultan Ateş-i Süzan ne demektir? Ben bir abdest tazeleyim.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.