Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 22 Mayıs 2011 · 27:35
İyâfud'un Sûresi 9. âyettir. Mallarınız ve evlatlarınız sizi, Allah'ı azim-i şân-ı zikrinden geri koymasın, âl-ı koymasın. Allah'ı azim-i şân-ı zikrinden size âl-ı koymasın. Her kim ki bunu yaparsa, aşırız yana uğrayanları ta kendileri diyor Rabbim âyet-i kendileri. Rabbim son nefesimize kaçer, bizi gidiyor. Bu bir fırsat. Elinizde bir cevayı toplar, bir bahçılığında derenin kenarına doğru geliyorsanız. O top elinizden düştü, rida vurmanın da imkânı yok. Ne topu bu? İslâm topu, teriyat topu, tevhid topu, Allah'a zim-i şân'a âşık olma topu, Habibine âşık olma topu, Cenâb-ı Hakk'ın nur cemalına âşık olma topu. O topa iyi sahip ol.
Canınız bazına da olsa onun varlığına basın. Eğer ki ezan-ı evnahta ruhlar halk olduğu zaman, Cenâb-ı Zücelal Hazretleri bizim kaderimize bu nurlu şeriat, tarikat yurunu yazmasaydık, buraya biz gelemeziz, mümkündür. İstersen gene. Bir adamı Rabbim hidayet etmezse getiremezsiniz. Ne kadar uğraşırsan uğraşır. Kaderinde o nerhu muhafız denilen, okullardaki yazık tahtası gibi o muhafızda yazılı. Daha 70 bin sene önceden yazılmış oraya. Şu zaman gelecek, şu kadar yaşadık, şu kadar nefesim var, şu kadar rızkım var. Şeyli olacak, şeyli olacak, şeyli olacak. Bu yazı Elhamdülillah, bize kılınımıza yazmış. Yaşıyor.
Rabbim bizi sevmezse biz onu sevemez. O bizi seviyor da biz onu çok seviyoruz. Gelip şimdi bir tanesi, her hafta şerifini ziyareti gelecektir. Her hafta, her pazar günü gelecektir. Elhamdülillah diyor ki, evladım ben mi çok seviyorum seni, sen mi çok seviyorsun beni? Aman efendim ben seni çok seviyorum, diyor derim. Petire, peçeli senin sevdiği kesiyor şimdi. Muhabbeti bir hafta geçiyor, iki hafta geçiyor, bir hafta geçiyor, gelmiş gidiyor. Her şey bahane büyük. Her hafta gelerler. Bir gün neyse gidiyor. Gül ki, oğlum günah oldu, sen her hafta gelimiyorum, niye gelemedin? Efendim işte evden kürten bahaneli benim bu şeye gelmem için. Üç aydır niye geliyorum, her bugün gider, kaya gider.
Nasıl bugün elmiş? Senden sevgimi kestim de onun için gelemiyorum, gelemedim diyor. Rabbim bizi çok sevinir de bizi uçurdu çok sev. İnşallah. O sevdiği kalbimden anlasın. Biz zannediyor ki, bu bizim elimizde mi? O Rabbim var. Demin ne dedin? O bu füzzah buldu billah. Ne bu? Ey kullarım! Benim rücam için, rızam için birbirinizi sevmeyin, beni sevenleri sevmeyin. Benim rızam için beni sevmeyin, beni sevmeyin. İsterse üzme babam olsun. İtaat edin, kadını duydun, elbise zlanun, götürün, getirin mi? Haşa, cümle haşa, inşâAllah. Biz de mağazdan dışarı Allah'ın bir şansı ile sevemeyin.
Çünkü Rabbim, çoğunca olsun mahşerine hadisi kuşsun, iki de, iki sefer kendi ismiyle seslenecek. Bir daha anlayın size. Mahşerin en şiddetli anında. O kadar şiddetli, an ki o an onu tarif etmem mümkündür. Hz. Hz. Hz. Aişe-i Sıdıka Validemiz diyor ki, Ya Resulallah, bu mahşer nasıldır? Mahşerden bahsediyor ki, ya nasıl? Diyor ki, Ya Aişe! Şöyle iyi düşün. Bir ana diyor. Dört ailek, beş ailek, alt ailek. Affedersin dedim, mene emin çocuğu kucağından atar mıdır? Aman ya Resulallah, atar mıdır? Şihan seferi diyor ki, iki şeyden dolayı atar. Bir diyor, yırkılı canavar peşine düşer.
O canavardan kurtarayım diyor. Çocuğunu kenarına koy. Canını kurtarmak için bırakıp. İkincisi, düşman diyor. Arkadan geliyor. Düşmanın eline geçmeyin. Namusun parçalanması, affedersin dediği dilerim. Namusun ayağlar altında sürülmesin değil. Bundan dolayı şu gün yolunu tamihana bırakıp, kendi canını kurtarmak isterim. Mahşer diyor, bundan da şiddetli diyor işte. Mahşer değil diyor, bundan da şiddetli. İneş, iki mızrak boyu inecek. Biraz üç metre, üç metre. Buradaki helaletinden yetmiş derece daha fazlanacak helaletin. Beyinler, şu çay suyunun kaynadığı gibi kaynayacak. Her kişi ameline boyu terleyecek. Kimisi topuğuna, kimisi dizdata, kimisi beline kadar, kimisi burçuna kadar.
O terde nasıl? Bu dağlar, pastiyolar, lav sevgibahıyız ya. İşte onu yısacağını da eylem yürütücüsü. İşte mahşer bu. Ama bunu inşallah zikrullah ehli görmeyecek. Samimi olarak, bütün adalarıyla. Buyurun Kaşkirah. Laa sallallaha'a neylesine. Tama'larla terbi. Başı rahşanamin evrahında kelebetliydi. Harun iniltisi gibi iniliyerek dönmeye. Zülceler Hazretleri, ey terbiht derdim, ne diyor?
Ya Rabbi, beni söyleyeni affetmedikten sonra ben durmam diyor. Bağışladım sana. Vüjdeye vüjdeye vüjdeye layin ezi. Ama laa, hiç sevdiğim, hiç hiç. İsterse buranın zorlusu, mahkular, kâret, altın, gümüş olsun. Zer, saman kökübe de. Bu halde sevgisi oldu. Laa, ne yok? İlla Allah, gel, dil bunu sev. Kaş, bütün en ince kız, ben zamanlı adayın, bunu tasdik edeceğim. Kim gibi öyle bir tevhid olursa Cenab-ı Zülceler Hazretleri'ni bağırıyor. 70 aydır.
Bana yukar günce günde. Vay bu kalpten hangi sevgi var? Ben azimüşşan 18 gün alem yarattım. 18 gün aleme sığan anca mümin kulumun kalbine sığa. Hangi kalbe? Allah adımüşşanın sevgisinden, Habibinin sevgisinden, İslam sevgisinden, Kur'an sevgisinden, İbadet sevgisinden, Tevhid sevgisinden, Başka bir sevgi olmayan kalbimiz sığa göründür.
Rabbim cümlenizi, O halde yaşamayı resimleyin. Buyur kardaşınız. Sağ olun. Şu makamlar yanıklıdır. Allah cümlenizden razı olsun. Habibini bilmiyor. Hacı Mustafa gelmemişti, Örçün. Rabbim bunu mutfettik, onu size söylemeye çalışmıştı. Ne yapayım? Ya ben Musalan-ı Şulman'ın cevabını vermemiştim. Adil yapar. Bu nedenle birşey yok. Harikat üzerine soracağın varsa, Şeriatı yedersin diye sorarsın.
Vani memleketin ücretsin var. Harikat tam dolayı. Herhangi. Yanlış. Ben bunu soruyorum soruyorum. Ben biliyorum. Gülemezsem vahcup edeyim demem. O zaman ayrım olur. Bunu ya, Rabbimin rahmetinin nihayeti yoktur. Yani o piyanusun bir kenarı var. Değil mi? Buradan başlıyor. Bir tarafta bitiyor. Ama basa, basa, basa, basa. Rabbimin rahmetinin kenarı yoktur. Sayısı yoktur. İlminin de sayısı yoktur. Rabbimin şu kadar milyar ilmi diye bir şey, bir sayı yoktur. Çünkü Cenab-ı Zül Celal Hazretleri ancak kendisi diyor. Çünkü insan bildiğini, okuduğunu, işittiğini, öldüğünü, Rabbimin kalbine verdiği ilhamı anlatacak.
Evet. Hacı Mustafa, Hacı Mustafa, Yürşid'im size emir veriyorum. Kısa kısa soracağım. Allah bizi soruyorum diyor. Kim?
O da öyle. Elkişin sevgisi kendi inancına göre. Öbürü diyor ki, Ya Rabbi sen olmasaydın bunun çapana olmaz mı? Sen her şeye galirsin diyor. Diyor ki, Hacı Mustafa gelmeseydi benim işim yapılmazdı. Bunda da benimle senin arana diyor. Vasıta koyma.
Ya ne demesi lazım? Ya Rabbi sen Hacı Mustafa'yı gönderdin. Benim işim oldu. Demek ki sevgi de kendi inancına. Ne kadar çok seversen cennette Cenab-ı Hak'ın şamalını unutacaksın. Ne kadar tefekkürde durursak, burada beş saatte tefekkürde duran beş saat. Bir saat duran yarım saat duran yarım saat. Cennetin de en kıymetli anı. Şimdi burada inşâAllah Rabbim'in izniyle Rabbimizi zikredeceğiz. Rabbim de sanırım zikredersin. Şu andan kıymetli bir an yoktur. İşte orada da Cenab-ı Zücelal Hazretleri'nin cemalını, cemalullahını izlemeden sevgili bir an yoktur. Oranın en kıymetlisi de cenneti, Rabbimiz cemalını izlemeden.
Rabbim gümlemiz anası veresin. Gümlemiz anası veresin. Amin. Mülçeyi nasıl bir faratı yaşıyor? Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve selleme gelmiş geçmiş bütün Peygamber-i Zişan efendilerimizin ruhlarına ayrı ayrı hediye dedik.
Vâsıl ve iseda-ı ile ya Rabbi. Amin. Ve lâni ile ya Rabbi feyzat ve mehûmetler ve şefağatların üzerlerimizden eksik eyleme ya Rabbi. Amin. Hâli yârimize Ebû Bekir Sıddık Ömer'i ve Osman'ı zinduruyen Haryaz Murtadar radıyallahu aleyhi ve sellem efendilerimizi, Asab-ı Rasûlullah'ının, Zecâf-ı Rasûlullah'ın, Şehâda Rasûlullah'ın ruhlarına ayrı hediye edildik. Vâsıl ve iseda-ı ile ya Rabbi. Lâni ile ya Rabbi feyzat ve mehûmetler ve şefağatların üzerlerimizden eksik eyleme ya Rabbi. Amin.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.