Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 6 Ekim 2013 · 1:57:22
Selamun, Allah gecenize eylesin, insâlam. Genel Bakın yüzünüzde de iyileceksiniz. Elinizde, yüzünüzde, elinizde, elinizde, elinizde, ayırda eylesin, insâlam. Arka bir şey, sorular. İçindeki sıkıntı, insanın yaşam sevincini alıyorsa ne yapmak gerekir? Böyle düşünmek ne yapmadır? Allah hakkak sıkıntılar, insanları bu noktaya götürür. Yaşam sevincinden kastılır nedir bilmiyorum ama, bu yeni diller, deyinler var.
İşte yaşam sevinciliği. Bu nasıl bir duygudur bilmiyorum. İnsan yaşadığı için sevinmesi ise, zaten yaşadığı için sevinse de, sevinmese de yaşıyor. Sıkıntı, insanın kendi nefsindendir. İnsanlar kendi kendilerinin sıkıntının içerisinden uygulamadır. Biz şöyle düşünürüz. Dışarıdan sıkıntı futbol topu gibi gelecek, bize çarpacak.
Aslında o futbol topuna doğru koşarız. O futbol topunu biz çağırırız. Muantuz gibi çekeriz. O yüzden sıkıntının kaynağı sebebi, insanın kendisi muhakkak ki, Cenab-ı Hak, sebepsiz bir şey yaratmadığından, sebeple bir şey gönderecektir. Ama bu noktada biz o sıkıntının sebebini, o sıkıntının temelini kendimiz görürsek, birinci derecede sıkıntıya karşı, bir sıfır galip oluruz.
Bu sıkıntının sebebi benim. Ya Rabbi beni affeyle. Bu Adem'in yoludur. Adem aleyhisselam, ben nefsime zulmedenlerden olurdu. Bu peygamberlerin yoludur. Yunus aleyhisselam, ben nefsime zulmedenlerden olurdu. İbrahim aleyhisselam, yine hatayı kendinde gördü. İsmail aleyhisselam, hatayı kendinde gördü. Musa'sı, İshak'ı, İsa'sı, hatayı kendinde gördü. Hz. Peygamber, sallallahu aleyhi ve sellem adetlerini, hatayı kendinde gördü. Günahlardan arınmış olmasına rağmen tövbe etti. Hakkıyla sana kulluk edemedim, ya Mahmut dedi. Kendisini koydu ortaya. Biz başımıza gelen bir sıkıntı, bir bela, bir musibet, bir dert, bir hastalık, bir problemi başkasını yıkıyoruz ki bu şeytanın yok.
Bu şeytanın yok. Allah muhafaza eylesin. Başınıza bir sıkıntı geldiyse tövbe edin. Bir şeyi sıkıntı olarak görüyorsanız tövbe edin. Bir şey sizi törpülüyorsa tövbe edin. Bir şey canınızı acıtıyorsa tövbe edin. Arkadaşlarınızla helallaşın. Eşinizle helallaşın. Çocuklarınızla helallaşın. Alışveriş ettiniz insanlarla helallaşın. Çıkın cemaatin içerisine. Arkadaşlar, kimin kalbini kırdıysam, kime eksiklik, kime noksanlık, kime yanlışlık yaptıysam, kalksın helallaşalım. Ben ondan özür dileyim deyin, helallaşın. Ben yanlış bir insanım, beni affedin. Allah da beni affetsin deyin, helallaşın. Bu sizi küçültmez.
Eşinizle helallaşmanız sizi küçültmez. Yanınızda çalışanlarınızla helallaşmanız sizi küçültmez. Çocuklarınızla helallaşmanız sizi küçültmez. Büyüklerinizle, annelerinizle, babalarınızla, amcalarınızla, dayılarınızla, akrabalarınızla helallaşmanız sizi küçültmez. Varsa bilerek, bilmeyerek birisinin gönlünü kırdıysanız, kalbini kırdıysanız, birisine tepeden baktıysanız, bu sizi küçültmez kardeşler.
Bilinmez nereden ne sıkıntının geldiği. Bir gönül kırdın ise, kırdın namaz, namaz değil. Bu distor var önümüzde. İstediğin kadar ben doğruydum de. Allah muhafaza eylesin. O yüzden bir sıkıntı, bir müşkülat, bir darlık, bir problem, bir şeyi aşamamak, bunların hepsi de bizim kendi nefsimizdendir.
Ve kendi nefsimizi temize çıkarmamız kibirliliktir. Kendi nefsimizi kusursuz görmek, hatasız görmek, kendi nefsimizi yanlışsız görmek şeytani bir yoldur. Etrafını hatalı görmek, kusurlu görmek, eşini, anneni, babanı, çocuklarını, dedeni, neneni, amcanı, halanı, dayını, teyzeli kusurlu görüp kendini temize çıkarmak şeytani bir yoldur. Derviş kardeşlerini kusurlu görüp kendini temize çıkarmak şeytani bir yoldur. Hep bütün herkes suçlu, sen suçsuzsun. Bu şeytani bir yoldur. Bu sefer sıkıntı eksilmez insanlar. Kibirlenmek, kötü ahlaklı olmak, kaba ahlaklı olmak, utanmamak, sivri dilli olmak, keskin dilli olmak, cahil ve cehalete banaraktan, o cahil ve cehalet yoluna yürümek, hep insanı sıkıntıdan sıkıntıya, karanlıktan karanlığa götecek.
İyilik yapmak, iyilerle beraber olmak, iyi insanlarla dostluk kurmak, günah keballerden uzak durmak, sizi hep aydınlıktan aydınlığa koşturtacak. Bu demek değildir ki hiçbir problem yaşamayacaksınız. Ama o problemden bir hayır çıkartacaksınız. O problemden bir iyilik çıkartacaksınız. O problem size bir ışık olacak. Size bir tecrübe kazanılacak. Sizin önünüzü açacak. Nasıl yürümeniz gerektiğini öğreneceksiniz. Tecrübe edileceksiniz. İnsanları tanıyacaksınız. İnsan nerede bozulur, ne yapar bir insana onu göreceksiniz. Yoksa bu dünyadan ot gelir, ot gitmek yok. O sıkıntılar, o problemler, o daraltılar, o hastalık, o başka bir yerden bir patlak vermesi bir şeyin sizin onlara karşı nasıl davranmanız gerektiğini ve davranış biçiminizle nereye gideceğinizi, nereye sevk olduğunuzu gösterir.
Hepsi de birer tecrübe olacak. Sabrederseniz birer hükmet olacak. O yüzden suhilik yolu öyle günlük gülistanlık değildir. Muhakkak dikenleri vardır. Muhakkak kayvan yerleri vardır. Yokuşu vardır. İnişi vardır. Her şeyi vardır. Hayatı durdu zaten. Yoksa tek düze bir hayat yaşamak hayat değildir. Her gün bir yerden göçmek ne güzel. Her gün bir yere koymak ne güzel. Hz. Mevlana. Tek düze bir hayat yaşamak sufi hayatı değildir. Siz her gün bir şey yaşarsınız. Her gün bir şey yaşamak, her gün bir şeyden bir şeye geçmek. Bir yerden kalkıp bir yere göçmek gibidir. Bir yerden kalkıp bir yere göçersiniz. Göçtüğünüz yerden bir daha kalkar.
Yine bir yere konaksınız. Allah onlardan eylesin. bir kızı sevmek haramsa. Kim dedi ki, sevmek ne zamandan beri haram olur? Adış-ı şerifte peygamber sallallahu aleyhi ve sellem adetler der ki, bir kimse ama kızı ama erkeği sever de, kalbinde o sevgiyi saklarsa, öldüğünde şehit ökündedir der. Doğuş yapmak haramdır. Bir genç bir kızı sevebilir, haber gönderir annesine, babasına. Selamun aleyküm, aleyküm selamlar. Ben sizi kızımıza talibim. Bu çok makuldür. Buna itiraz etmek, buna karşı durmak, buna böyle böbürlenmek, kibirlenmek, buna höykürmek haramdır.
Sünneti bilmemektir. Cehalettir. Cehalet. Bu, Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünnetini reddettir. Bu gayet makul bir şeydir. Ve Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünneti işlendiği için, o kimse, halis bir şekilde bir kız da evlenecek, evlenecek oldu kızın velisine haber göndermesi, gidip kendisinin konuşması, sünnettir, ibadet.
Bakın, sünnettir, ibadettir. Kızın velisinin bunu horhakir görmesi, isteğini horhakir görmesi, günah kevairdir, şeytanidir. Ha birisi orada, kenarda orada burada buluşacak, konuşacak, yok festen konuşacak, yok işte mesaj atacak, konuşacak, yok orada burada buluşacak, bunlar günah kevair, bunlar şeytanidir.
Bu nefsani, nefsaniyet başka bir şey değil. Çok basitdir. çok doğaldır, çok malumdur, çok makuldür. İster kızın bir erkeği, evlenmeyi düşünmesi, isterse bir erkeğin bir kızla evlenmeyi düşünmesi. Çok makuldür. Suyununa göre, adabına, taraflar birbirlerinin velilerine haber gönderirler, mesele biter. Olacaksa olur. Buna kim haram diyor ki? Bunu İslam teşvik ediyor. Evleniniz, çoğalınız. Ben mahşerde, ümmetimin çokluğuyla övüneceğim. Evleniniz, dininizin yarısını tamam edin. Teşvik edilmiş.
Teşvik edilmiş olan bir şeyi, haram görmek yok. Kuşan. Gidecek kafede konuşacak, parkta konuşacak, gelecek dolaşacak konuşacak, feste konuşacak, messenger de konuşacak. Feste boy boy resimlerini koyacaklar konuşurlarken. Ondan sonra ondan ayrılacak, yenisinden konuşmaya başlayacak. Sonra tekrar koyacak boy boy resimlerini. Ondan ayrılacak başkasından konuşacak. Bu ne? Harama giden, bütün yollar haram. Kadınla konuşmak haram. Nişanlı bir kızla konuşmak haram. Nişanlı bir erkekle konuşmak haram.
Yol bozmak için. Yol bozacak. İş bozacak. Bir insanın arkadaşının hanımıyla, arkadaşının aklamasıyla, makul bir şekilde bu tip şeylerin, yani arkadaşın hanımı böyle bir fuhşiyattan, böyle bir haramiyetten dem çalması, normal komşun daha tatmellisi haram. Bir insanın komşusuyla zina etmesi, normal zinadan bilmem kaç kat fazla. Arkadaşının hanımıyla zina etmesi, normal bir kimseyle zina etmesinden, bilmem kaç kat daha fazla haram. Bunlar haram. Evli bir kadınla, telefondan konuşmak, onunla yazışmak, onunla buluşmak, evini bozmak haram.
Büyük günahı kebay. Bunlardan uzak durun. Evlenecek olan, dost doğru adam gibi gider. Kim bu kızın babası? Eks kimseye. Gider o kimseden ister. Bu helal kere helal. Bu kadar. Sufiler öyle kaydırı kuppak, arkadan dolaşıp işenmazlar.
Bizim kızdığımız şey bu. Birbirine mektup yazmalar, birbirine haber göndermeler, birbirine mesaj çekmeler. Ayıp. Bunlar yok. Evlenecek. Kadının birisi geldi, beni nikahına al ya Resulallah. Sünnet. Bakın sünnet. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem adetleri, kadının bu yaptığını hor hakim görmüş olsaydı, ertesi gün kadın yine cemaatin içine gelip, beni nikahına al ya Resulallah demezdi ikinci günde.
Eğer Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem adetleri, onu hor hakim görseydi, üçüncü günde gelip söylemezdi kadınıma. Tamam mı? Şey yok. Ne o? Duvar arkalarında, sokak arkalarında, yok bugün o sosyal paylaşım diyorlar ya, oralarda yok.
Allah muhafaza eylesin. Tabii o sosyal paylaşım sitelerini unutuyorlar bir de. Fotoğraflarını koyuyorlar, unutuyorlar. Bayan kardeşlerin boy boy fotoğrafları orada. Yani ben onları görmek istemedimden dolayı, fese girmek istemiyorum. Yine herhalde, yani görüyorum, üzülüyorum bu sefer. Herhalde bugünlerde son günlerim var benim gelen. Açtıydım iş yerine bir, iş yerindeki nerede? Açılsın diye, İstanbul'daki nerede? dediler, açalım öyle bir yer diye. Ama yok. Üzülüyor insan. Gerçekten üzülüyor. Allah'ın ağırlığı.
Güvercin bakmak günah mı? Ve onları ürettikten sonra ticaretini yapmak günah mı? O zaman tavuk bakmayı da günah sayacağız. Babam sinirlendiğinde, dine, kitaba, küfür ediyor. Ahirette bunun cezası nedir? Ne yapması lazım? Babam şeker hastası, bizi aydınlatır mısınız? Tezhid-i iman, tezhid-i nikah gerek. Ölen kişi için kurban kesilir mi? Kesmişler babaları için. Eğer kesilirse ne zaman kesmemiz lazım? Büyük baş hisseye katabilir miyiz? Zannediyorum katılıyor galiba. Ameliyat olan komşu kızımız için dualarını istiyoruz. İnşallah. Cenab-ı Hak hayırlı şifa arasın. Din büyüklerimiz der ki, Allah'tan korkandan zarar gelmez.
Onlarla iş yapın, kız verin alın. Sormak istedik, işin başında Allah'tan korkanı nasıl anlayacağız? Sonradan konuşmak bizler için kolay. Allah'tan korkanların en belirgin özelliği göz göre göre haram işlemezler. Bile bile haram işlemezler. Bile bile bir farkı terk etmezler. Çok basit. Bir kimse bile bile kasten haram işlemiyorsa, bile bile bir farkı terk etmiyorsa, o Allah'tan korkuyordur inşallah. Kurban taksitle alınır mı? Alınırsa gerekçeleri var mıdır? Nelerdir? Olabilir. Vadeli alışveriş caiz. Sufilik yolunda ticarette hırs sakıncalı mıdır? Günümüzde kredisiz ticaret çok az.
Ticarette kredi kullanmanın darlığa, darlığa, darlığa farklılıkları farklı mıdır? Farklıdır. Günümüzde kredisiz ticaret çok az demiş. Çok azında sen yap. Suizan beslemeyin, buğuz etmeyin, içimizi nasıl temizlemeliyiz? Nefsine suizan et, nefsine buğuz et. Azalarımızı en kolay nasıl terbiye etmeliyiz? Hiç haram işlememeye gayret et. Azaların terbiyesi haram işlememeyiz. Edepli olmalıyız. İnşallah. İnşallah. Geçen sohbetimizde bir konuyu yanlış anlamamdan dolayı hakkımızda farklı düşüncelere nali olduk.
Doğrusunu öğrendik, özür dilerim, hakkımızı helal edin. Helal olsun, konu ne bilmiyorum ama. İslamiyet'te zorlama yoktur. Herkes kendi rızasıyla Müslüman olur. Halifelikten bu yana ecdadımız savaşların bazılarını ya Müslümanlığı kabul edecek, ya haraç verecek, ya bizimle savaşlayacaksınız diye hak ettikler oluyoruz. Burada bir zorlama yoktur. Yoktur. O zaman vergi verdikler. Günahları terk etmesi, kötü alışkanlıklardan vazgeçip, önce namaza olunca sonra bir şeyhe bağlaması, kendi iradesinden midir yoksa Allah'ın takdiri midir?
Bu kendi iradesidir. Muhakkak ki iradesini bu noktada kullanmıştır. Allah doğru o iradesini o noktada kullandığından memnun olup takdir etmiştir. Gündüzün son saati hangisidir? Akşam namazı yediye kaç keçen gidiyor? Yediye beş kala. Yediye beş kala mı? Yediye beş kala. Saat altıdan itibaren gündüzün son saati olur. Vakitte namaz kılınır mı? İkinlinin farkı kılınır. Benim biri on bir, biri on üç yaşında iki oğlum var. Eşim onların yanında kısa kollu ve eşofmanlı durmama, dolaşmama kızıyor. Bir annenin erkek çocuğun yanında tesettürünün nasıl olması lazım? Bu dolaştığınız kıyafet tesettüre aykırı değil.
Lozan Antlaşması'nın bitmesi 2023, hedef 2023. Bunun bir belirtisi var mıdır? Savaşlar ne zaman başlayacaktır? Mehdi kendini nasıl açıklayacaktır? Savaşlar teknolojik mi olacak? 2023, mehtere çıkışı mı diyorsunuz? Bazı sorular kastel soruluyor.
Geçen Mısır'la ilgili soru soruldu. Fondalat'a yürüyüşe çıkacak mısınız? Sanki metodori bir şeymiş gibi, sanki emir veriyormuşçasına bir üstada bu şekilde emir verir gibi sorular soruluyor. Geçen sohbetimizde yine bir soru yöneltildi. Bir cübbelinin sohbetine cemaat olarak gitmemizi istiyor. Bu arkadaşı seslenip eğer buradan feyiz alamıyorsa ne işi var burada? Bir Müsri Kamil'i tanıyamıyorlarsa bu tür soruları sormasın, kimse kendisini açıklasın. Bu tür sorular sanki birileri gıcıktığından soruyor. O soruyu ben soruldum. O soruyu ben soruldum. Hangi neyi? O soruyu ben sorumuştum geçen hafta.
Demiştim ki, hep beraber, bir iki defa başka Hoca Efendi'nin de, X Hoca Efendi'nin veya Belahmet Hoca Efendi'nin diye sordum. Siz X'i görmemiştiniz herhalde orada. Hoca Efendi'nin cemaati olarak anlamıştınız. Adım Hoca Efendi'nin cemaati demedi. Değişik Hoca Efendi'nin cemaatlerine de gidip dinleyelim demiştim. Siz de 10-15 dakika beğendiniz. Benim sorumda 15 dakika cevaplamıştınız. O kağıdın 15 dakika elinize tutmuştunuz. İnternette kaydı var. Sıkıntı yok. Yani sizin için bir sıkıntı olmamıştık. Sıkıntı yok. Ve efendim diye başlayarak sormuştum ben soruyorum. Sende neden sıkıntı oluyorsun? Ayrıca ben senin sohbetinizden boşlanmasam, 7 senedir burada olmaz.
Olmaz mı? Sıkıntı yok. Sen de sıkıntı yok. Boşlanmasan, 7 senedir burada olmaz mı? O arkadaşa cevap olsun. Burası öyle cevap vermeyebilir değil. Herkes yazıyor, herkes okuyor. Sinirlenmek yok. Senin sonraki kimse sinirlenmemeyi. Sende sinirlenmez. Atışmak yok. Burası atışma yeri değil. Ben mümkün olduğunca, burada da bütün her yerlerde, şahsını böyle işte, Allah affetsin, şahsını övücü şeyler var.
Onları ben okumam. Ama bir soruysa bir noktada, eğer bir sıkıntısı yoksa sorunun, yani edebe mukayyur bir şey değilse, ben soruları okurum burada. Benim bu noktadaki, tarzım, tavrım bu. Mümkün olduğunca, vaktim olduğunca, her türlü soruyu okurum. Bilebildiğin bir şey varsa, cevaplandırın. Bilemediğin bir şey yoksa, cevaplandırmam. Bunu bilemiyorum derim. Haftaya öğrenir, geliyorum derim. Geçeriz. Bu kadar basit. O yüzden, bunların üzerinden herhangi bir alıngandım olmaz. Üzmeyin kendimizi. Tekrar söyleyeyim, hiç üzmeyin kendimizi. Bir alıngandım olmaz. Herkes için çekiyor. Allah'a mümür verdiği müddetçe, Allah rızası için buradayız.
Bizim bir iddiamız yok. Bizim bu noktada, illa ki biz bu yüzdene noktasındadır. Biz ağırsak bu kadar ağırız, hafifsek bu kadar hafifiz. Denişsek bu kadarız, derinsek bu kadarız. Sığırsak bu kadarız. Hiç kimseye işte, biz şu takılın peşimize deme noktasında da değil. Allah rahmet eylesin. Şeyh Efendi Hazretleri'nin bana tavsiyesi ve vasiyeti o verirmiyorsun. Bana sözüm o. Oğlum sakın ha. Bana şunu verdiler, şunu oldum demeyeceğim dedi. İstahane yapacaklar. Kim, kimin rüyasında görüyorsa bir de bana intisap edecekler oğlum. Bu kadar. Başka hiçbir şey yok ortaya ben.
Adam bir rüyasında bir şey gördü. Ne gördüyse oyu. Görmedi. Burada sohbet var, zikrullah var. Ben gidiyorum orada. Bir şey gördüm, gördüm, görmedim. Orada sohbet var, zikrullah var. Haram mı? Değil. İbadet mi? Evet. Bu kadar basit. O yüzden bir şeyden alınmam. Büzmeyin kendinize. Bu noktada hiç kimseye neum vaat edilmiş bir şeyim de yok. Arkadaşlara söylediğim ölçüler belli. Söylediklerinin içerisinde Kur'an ve sünnete aykırı bir şey varsa yapmayın. İtaat malumde durur, makulde de durur. İtaat, Kur'an ve sünnette de. Bir kimsenin size vasiyeti, size nasihatı, size sohbeti, Kur'an ve sünnet içerisindeyse alırsınız doğru olanını, geçersiniz.
Hayat bu. Sakın size de vasiyetim o. Vasiyetim o. Bir şeyde iddia sahibi olmayın. Dini meseleler iddia meselesi değildir. Manevi meseleler iddia meselesi değildir. Size rüyanızda Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri hiç kimse senin mürşidindir der. Bu seni bağlar. Allah! Gidersin ona, intisap edersin. Yanı başındaki bir kimseye Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri başka kimseye gösterebilir. O da gider ona intisap eder. Hatta bu manevi yolculuk Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri sana bir şeyh gösterin, bir veli gösterin, Cenab-ı Hak gösterin de onun üzerinden gösterin ve orada devam ederken Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri zuhur edip seni başka bir şeyhe de gönderebilir.
Bu manevi yolculuk. Bu manevi bir yol. Yolun özü ve aslı bu. Ama birisi büyükler şöyle demişler. Birisi bir yola çıktıysa yani demişler ki zahiri sorulacak şeyler. Senin şeyhin kimdi? Bunlar zahiri bakın.
Hiç kimse dedi ki bana şeyhlik verilir. Şimdi sohbet, sohbet açıyor. Bundan hiç kimse kocunu palınmasın. Bir kimse dedi ki bana şeyhlik verilir. O zaman o kimseye sorulacak soru var. Ona diyen ki senin şeyhin kimdi?
Bakın otomatikman iş değişti. Böyle söylesem hakkındır benim. Yanlış anlaşılmasın. Benim sözüm var şeyhine. Söylesem hakkındır. Bana birisi de dese ki senin şeyhin kim? Nevşeli Hacı Abdullah'dır. Senin mi çektin? Evet. O senin manevi olarak nefis terbiyeni belli bir noktaya kadar evet. O kimseye normalde bir kimse kalkıp soramaz ki. Zahiri birisi açıklamış. Örneğin. Git senin şeyhi kim? Şimdi buradan bir yerlere laf attığımı düşünmesin arkadaşlar.
Bu işin hakikatini konuşuyorum. Şimdi böyle mantar patlar gibi patlıyor ortalık. Çıkıyor. Bana rüyamda verdiler. İşte geldiler. Hatta kimisi de öyle bir noktalardan söylüyor. Bana söyledikleri mesela işte geliyor birisi bana diyor ki böyle böyle böyle böyle olmuş. Böyle olur mu? Ben şahıs konuşmuyorum. Diyor ki bu mümkün değil. Böyle bir şey olur mu? Yani Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri seni huzura alacak. Huzur da diyecek ki seni vazifelendirdik. O kimse de diyecek ki hayır ben kabul etmem. Ha o böyle çok tevazı ehli.
Ben kabul etmem diyecek. Hazreti Peygamber Efendimizin söylediğini. Allah'a itaat edin. Resulüne itaat edin. O heva versinler hiç konuşmadın. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin sana bir şey söyleyecek de sen kalkacaksın ona itiraz edeceksin. Yani onu kabul etmeyeceksin. Öyle mi?
Biz onu öyle öğrenmiştik. Çorum'la Hacı Mustafa Efendi Hazretleri Tire'ye gelmiş. Tire'ye geldiğinde bizim orada bir Hacı Kamil abimiz vardı. Hacı Kamil abimize zakirlik vermek istiyormuş. Hacı Kamil abimiz de ben yapamam demiş. Ondan sonra ondan feragat etmiş. Ben zakirlik yapamam diye. Bu Hacı Kamil abinin bana ilk yola girdiğimizde anlattığı şeylerden birisi. sonra Ankara'lı Yakup Efendi olacak karar Hacı Kamil abiye demiş ki sen günlük şu kadar tövbe çekeceksin. Bir Mürşid-i Kamil'in söylediği söze itiraz ettiğinden dolayı. Hacı Kamil abinin dediği bana şey şuydu. Mustafa bende kardeşim hala da biz o tövbeye devam ediyoruz.
Şimdi bir Mürşid-i Kamil'in vermiş olduğu zakirliği itiraz etmekten dolayı biz tanıştığımızda Çorum'la Hacı Mustafa efendi filan vefat ettiydi. Yani 86'da mı 86-87'de tanıştık. Çorum'la Hacı Mustafa efendi de 84'de vefat etmiş zaten. Yani o basılmaları ihtilalde 80'de filan 80'den 86-87'ye 6-7 yıldan beri tövbeye devam ediyormuş. Biz o zaman öğrendik ki bir Mürşid-i Kamil birisine bir şey verirse bir şey efendi birisine bir vazife verirse ona itiraz etmek mümkün değil. Yani yolun adabına bakın. Bir şey efendi birisine bir vazife verecek o vazifeyi o kimse reddettiği için 6-7 yıldan beri tanıştığımızda biz bana öyle demiştik. 6-7 yıldan beri ona tövbe edecek her gün bir peygamber sallallahu ve sellem normal bir peygamber dedi.
Sen olmasaydın kainatı yaratmazdın dediği peygamber. O hiç heva ve hevesinden konuşmadı dediği peygamber. Bütün varlık aleminin evveli olan peygamber. Daha henüz Adem yok iken ben peygamber idim diyen peygamber. İnsanların eşef-i mahlukat en üstün. Yaratılmışların en üstün. Varlık aleminin en üstün. Cenab-ı Hak'ın bu yaratılmışlarından hiçbir şeye bahşetmediğine bahşettiği bir peygamber. Size işaret edecek de siz o işarete itiraz edeceksiniz. Size siz sana bu vazife ile vazifelendirdik diyeceksin de ben istemiyor mükeksin.
Öyle mi? Bunlara üzülüyorum. Bunlar dervişanın arasında subhiderin arasında hazreti peygamberin dediğine itiraz etmiş bir şey var orada. Böyle bir şey. Hazreti Abbas dedi ki bu bu dedi buradaki su yolunu su yolunu bu dedi buradaki bu çatıdan gelen su su telikesi kim bunu dedi kaldırdı Hazreti Ömer Efendimiz dedi ki ben kaldırdım.
Eyvah dedi ya Hazreti peygamber koymuştu oraya. Koca Ömer rengi attı tırır tırır titriye titriye cumadan sonra gitti Hazreti Abbas da çok samimiydi. Ben sen bunu bana nasıl söylemedin daha önceden? Ben nasıl böyle bir hata yaptım? Ben nasıl böyle gaflete uydum? Ben nasıl böyle bu boşluğa düştüm diye buradan buna kadar mı koydu? Buradan bu kadar mı koydu? Bu bu kadar mı oldu? diye o su yolunu o yağmur su yolunu üç dört saatte ancak koyabildi. Onun çatıdan gelen su yoluna bozun diye. Şimdi insanlar Allah'ın bu küstahlıklarını nereden alıyorlar?
Bu aymazlıklarını nereden alıyorlar? Onu bilmiyorum. Hazreti Peygamber Efendimiz onu cübbe giydirmek istemiş de o giymemiş. Bak küstahlığa bak cahil insan şunu diyemiyor efendim Hazreti Peygamber Salınlar ve senin söylediği sözün üstüne bir söz değil bir nokta üzerine bir zerre kondurabildi.
Terbişlerinin arasında vay efendim bizim şeyhimize şey peygamber efendinin vazife vermek istedi de o kabul etmedi mübarek. Vay vay vay vay yola bak sen vay ne şeyhmiş ya küstahın önüne gidemiş. Ne şeyhmiş ya edepsizin önüne gidemiş. Ne şeyhmiş ya şeytanın şeyhı onunla sufilerin arasında kıymet bahşettirecek kendisine onunla sufilerin arasında gözünde büyüyecek sufilerin geçenlerde dükkanın önünde bizim mübarek diyor bütün peygamberler toplanmış bizim peygamber efendimizle gelmiş huzura almışlar dinliyorum ben mübarek ben yapamam demiş böyle baktım dedim kardeş bana bir şey sorma ben sizi televizyondan seyrettim videoyu internetlerden de seyrettim dedi ondan sonra işte mübareksin ben mübarek falan
diyelim aman dedim sen deme zaten ona inanmış çünkü dedim bunu mantığın alıyor mu bütün peygamberler toplanmış başlarında başlarında da hazreti peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ona vazifet evde edecekler o mübarek ben kabul etmiyor bu kadar da siz dedi tabii döndü kafam dedim kardeşim ya böyle bir küstahlık maneviat mı görüyor musunuz böyle bir edepsizliğe maneviat mı görüyor musunuz böyle bir ahlaksızlığı maneviat mı görüyor musunuz yani bütün peygamberlerinin huzuruna çıkacaksın hazreti peygamber
efendimizin huzuruna çıkacak hazreti peygamber efendimiz sana görev tevdi edecek o peygamberlerin önünde sen peygamber efendimize ben yapamam diyeceksin öyle mi dedim acı olan bunlar dervişlerin arasında konuşulandan bunlar adam bunlarla kendine derviş topluyor soruyorlar bana işte filancık bilmiyorum kardeşim tanımıyorum nasıl tanımıyorsun ya tanımıyorum o zaman sen kırklar meclisine girme ha girmiyorum kardeşim o giriyormuş biz girmiyoruz kardeşim tanıcan illa onu onun şeyhini tanımak sorumlu birisi de bana bir tarih
öyle demiş peygamber için onu demiş divanda göremiyoruz demiş gittim ben şu divandan gördüğün birisini söyle gidip intisam edeceğim ona ses yok şu divandan gördüğün birini söyle gidip intisam edeceğim ona ya da sana intisam edeyim ikisinden biri çok basit böyle rahat konuşacağını düşünmüyorlar ya benimle Allah bizi affetsin bir kimse bir şeyhe bağlanacaksa zahiren onun bir şeyhi olacaktır kimsenin şeyhin yok sen o dergahda bir vazife yaptın yok üç kişiyi orada bir yere toplayıp zikir mi yaptırdın yok sen bir on kişiyi
topladın orada zikir yaptırdın yok sen nereden bize hiçbir çilen olmamış senin senin hiç sülukun yok nasıl ya hiçbir süluk olmaz başında beş kişi olmayan hiçbir süluk olmaz başında iki kişi olmayan evlenir yarısını tamamlayınız diyor evlenmeyen süluku tamam olmaz süluku tamam olmaz süluku tamamlayamaz o hanıme evde süluku tamam
ömrü hayatında üç kişi gelmemiş evine şey şimdi ömrü hayatında on kişi toplamamış başına şey bunlar yolun zorunlulukları bir şeyhin dizinin dibinde durmak onun arakasında durmak onun eğitiminde durmak ben bazen öyle söylüyorum millet ya işte kendini diyorum ki ben bir sahte dahi olsa bir şeyhin şeyhe intisap etmek nefis mücadelesidir kolay başına buyurur deli danalar gibi dolaşmam adamın şeyhi olmazsa deli danalar gülür soracağı kimse yok dur
deyen yok git deyen yok deli danalar gibi şeytan Allah bizi affet o yüzden hiçbir cemaat hiçbir tarikatla hiçbir şeyhin işimiz yok hiçbir iddiamız yok soracağınızı sorun bir sıkıntımız da yok bir problemimiz yok bir derdimiz yok bu noktada kendi üzerimizde kendi şahsımızın üzerinde böyle bir iddiamız da yok biz Allah için Kur'an ve sünneti yaşamaya çalışan bir sufi toplumumuz biz gücümüzün yetince doğru Kur'an'ın doğru sünneti Resulullah'ın doğru sufi tasarrufun anlaşılması için gayret sarf eden tarif insanlar kendimize
bir derdimiz yok tacımız yok hırkımız yok makamımız yok menkimiz yok olmayacaklar bakın olmayacaklar bizimle beraber hep beraber yol koşanların da olmayacak böyle bir beklentisi olanlar var ise gitsinler başka yerlerde şeyh olabilirler halif olabilirler lükkan bağ olabilirler poz sinist olabilirler gerçekten olabilirler buradan tedrisattan geçen insanlar gerçekten dışarıda şeyhlik yapabilirler çok rahat etraflarına insanlar toplayabilirler rahat bir hayat yaşayabilirler ayrılabilirler gidebilirler gönül koymayız bu ay
neden gittiydi filan demeyiz rüyalarını birilerini görebilirler gidebilirler bu noktada bir sıkıntımız yok Allah Allah'a kesin deriz veya hiçbir şey görmeden bakarlar ulan bunun sakalı kısa yok işte burnu uzun yok bunun haydarisi yamuk deyip de gidebilirler gidebilirler biz canımız sıkılınca deliden belek de konuşuyoruz oradan buradan da konuşuyoruz gidebilirler olmuyor canımız sıkılıyor bize eve koynuyoruz ulan böyle adam mı olur der çeker gider alalım çeker gider ne dedi birisi bana sen bu oyna dönüyorsun dedi ya
dönen şeyh mi olurmuş dedim onu doğru söylüyor dedim ben şeyh değilim dedim dönüyorum o yüzden dedi sen bir tane dönmeyen bir şeyh bul kendilerini aradan bir sene geçti geldi bu dükkanın önünde duruyor birisi dükkanda kınlar diyor dışarıda birisi var böyle dükkana bakıyor dükkanda bayanlar olduğunda bazen dışarıda bayanları kesmeye filan geliyorlar öyle bizde böyle şey var ya hop ne oluyor filan diyeceğiz ya dediler dışarıda birisi var içerisinin boynu kesiyor üstümüzde alındık hani sen görürsün şimdi birinizin bir şesi
mi dersin size bahane bulursun birisi kapının önünde boynu içeri bakıyor dediler ben büyük bir hışınma çıktım bir baktım aa dönemden şeyh mı olur bir anama şimdi boynunu bitmiş karşıda böyle şimdi dedi gördüm bitti bitti dedim hayırdır kimi bekliyorum burada seni bekliyorum dedi efendim neyefendisi dedim ya ben dedim dönen adam ben de değilim hakkınızı helal edin helal olsun ben tekrar ders almak istiyorum aslında ben şeyh değilim ki benden ders alacaksın dedim ben rüyamda göreceğimi gördüm ben görmedim nasıl rüyam
dedim ilk geldiğinde ben görmedim görmediğime bakmadan sana ders ver dedim şimdi ben görmem lazım ben ne yapacağım sen bilirsin dedim dönmeyen bir şey bulacaksın sen şimdi sıralıyor şimdi ya bu çukurdaki bütün şeyhlere gitmiş herkesin de bir kusurunu görmüş yani işte ben filanca yere gittim böyle yapıyorlar o benden hayırlı diyorum şimdi bakıyorlar filanca'ya gittim şöyle yapıyorlar o benden hayırlı pişmanca'ya gittim şöyle o benden hayırlı kimi söylüyorsa benden hayırlı diyorum sen git ona soru ben ben semden ders
alacağım benden ters yok dedim adnan abiden alayım mı dedi sıraya gir dedim ben adnan abi verirse verir dedim ben ben sen bilirsin ben sen bilirsin ben vermem yalnız dedim onun o zaman onlar verirler belki dedim bu nasıl dedi hani benim vermedik onlar verir onlar verir kardeş dedim onlar derler ki dedim bir kardeşimiz gelmiş ellandırı al sen de dersin çek derler dedim peki sen ne dizeceksin onlara dersen dedim sen de bize bu durdu şimdi tabi ikimizin arasında ya bir de onu
diyor sen bunu kimse söylememiş şimdi zaten efendim diyor e dedim söylemedin ama dedim bir ders konusu oldu da patlatırım bak dedim bu mahvede ondan sonra dedi benim ismimi söylemezsin dedim söylemem hepsi var ondan sonra Hüseyin'den dersi almış bir de geldi bana seni abinden aldım dersin Allah'ın varı kesin benim halim ne olacak dedi sen dedim her döndüğümde bakacaksın dedim dönen şey deniyor geneteceğ dedim hepsi lazım Allah'ı etsiniz o yüzden iki tarafta da bizim hakkımızda iddialı sözler söylemeyelim gerçekten
samimi söylüyor millet şimdi alışmış ya böyle kendini kulaklı kocaman sarıklı köşede oturan hiçbir şey yapmayan böyle duran gülmeyen temessüm etmeyen herkese sak sak böyle bakan mazar eden filan öyle bir şey arıyor bizde de yok bizde çaksan durmaz bizde öyle bir şey biz böyle kuyruk kaldıran kuşun gibi bir gün oradayız bir gün oradayız onun kafasında öyle bir şey yok o istiyor ben şimdi gideyim hem de ta o köşeye oturayım hiç kımıldamayın oradan veya çıkayım tekkeye oturayım orada da hizmet edenler olsun onun sona
işte ziyarete geldiydik bugün antalya'da bu bulutlu o yüzden görüşemeyecek kimseyle ne istirahat ediyor ne özel rabıtada ne filistin'de savaşıyor şimdi odadan ne yapıyor çeçenistan'a gittisinden tabi onu da gelip sordular adam gece şeyleri kapatıyormuş ne o lambaları eline bir kılıç alıyormuş şeyh efendi başlıyormuş diye ne yapıyor diyorlarmış şeyh efendi savaşıyor diyorlar şeyh savaşıyor elinde kılıç odadan tabi mühürükler de şeyhimiz Bosna Ersek'te iyi ki savaştı dedim bir sürü katliam olur savaşmasaymış Bosna Ersek
kökten gidecekmiş onlar alışıyor mühürükler ne o şey uçacak şeyh efendi yıldız gidiyor aha şeyh efendi gidiyor nasıl yıldız işte o var ya ama şeyhimizdi gidiyor tabi öyle oldu bir takunya atacak adamın kafasına takunya düşmüş abdest almıyormuş da abdest alması için şeyh efendi takunyasını fırlatmış işte 500 km 700 km adam abdest almıyor diye kafaya takunya düşündü ee adam abdest almaya başlamış ne işi var onunla dedim ben bunu anlatan böyle baktık şu Süleyman'ın kafasına bir takunya ataydı dedim ben Süleyman Çankaya'da
bir takunya gelmiş kafasına hem de ıslar ulan idayet ayarsın üstü başımızı iş açtı başlasın abdest almaya adam yok gidiyor gurebanın tekinin kafasına atıyor takunya yani git o zaman için işte 28 şubakçılar vardı Cenab-ı Kurmayan Başkanı'nın kafasını vur takunya seni gidi seni de yok bir gurebanın kafasına geliyor takunya ben o sabahtan akşamı kadar abdest alsın olunca kalmaz sana olacak ben hiç olmaz sömürkün abi bir takunya bütün askeriye abdest alsın böyle şey lazım onlara da birinin de öyle dedi bizim dedi saadatlar
elhamdülillah dedi yani hiç benzin bitmiyor dedi ulan bunların karası bana mı dedim ben nasıl dedi ben doldur Allah doldur dedim böyle baktı şimdi dedim kabahat bende zaten dedim benim gibi günahkarı dedim saadatlar hiç bakmıyor ben dedim hiç yolun kenarında öyle dedim sakalı cübbeli sarıklı birisi elimde benzin pomponsu hiç bize renk almıyor dedi gidelim dolduralım şimdi ben böyle söyleyeyim bakıyor şimdi Allah kardeşim Cenab-ı Hakk'a hamdolsun diyorum hadi ben dört beş kilometre dört beş mi yapıyorum ya bir tane
saadatın birisi kenara yolun kenarında çekildi evinde benzin pompasından bizinkiler çekiliyor Allah affetsin ne dinleniyor lan nereye dinlendireceksin bizinkiler hepsinin kaşığı çatır bizden koş Allah koş haşa desem yalan olur şöyle bir denize bakayım dedim durayım dedim dur bakalım dur dedi denizin ortasından birisi eyvah dedim Halit ne okuyor acaba yolda dur durak yok bas Allah bas bas Allah bas Allah Halit telefon açıyor baba her şey hazır seni bekliyor tamam Halit geliyorum bizim saadatlar durdurmuyor bizi ama
demek kimisinin böyle benzinli mazatını dolduruyorlar bizde yok dolduran Cenab-ı Hakk'a hamdolsun bizimde saadatlar var da konuşmayın hiç cıvıcak yiyecek kulağını çekecek herhalde yerde çeker tadı cıvıdır Allah bizi affet o yüzden sorun soracağımızı başlayalım yazıyı yazacağınıza neyimiz varsa Cenab-ı Hakk'a herkesin sizin de bizim de ilmimizi arttırsın bak soruyor işte şimdi ben bu kovletin üstünü olsun ama şükrede Ahmet Hoca'da bir yazısı paylaştı İmam-ı Rabbani Hazretleri'nin sözünü paylaştı buna denk geldim ben de
çünkü edeb zikirden üstündür ben yani herhalde bana dağılmazdık İmam-ı Rabbani Hazretleri'ne veririz Ahmet Hoca ama edebi zikirden üstün olsak zikirle edebi ayırmak değil mi? Allah'ın zikriyle büyük iştir edeb de zikrin bir parçası değil mi? Edeb de zikrin şemşeğisinin altındadır insanın anınıyla helal gaylede ilişkine dahi bulunması zikir değil midir? Evet zikrin çerçevesi nedir? edebden zikire ayırmak bu hususla ikiliğe götürüp hakikat manada şirk değil midir? Bu sözü İmam-ı Rabbani Hazretleri karımdan söylenme ihtimali nedir? Jükeli Ahmet Hoca da bunu görmüyor mu?
Edebin ehemmiyetini anlatmak için söylenmiş ama biraz sınırı aşmış bir çöz Allah'ın zikir en büyük iştir ayetine orada bir şer Allah bizi affetsin onlar da affetsin yani orada edebin hakikatini ve edebin ehemmiyetini anlatmaya çalışılmış bir söz olarak makul bir ayeden bakalım ama zikir edebi de kapsar zaki de edeb ibadetlerin içerisinde bir kubbeye benzetirse kubbenin en üstünde olabilir ama zikir aşamaz çünkü edebin eksik olmasını
zikir tamamlar zikir nedir? zikir Allah'ı anmaktır hiç unutmamaktır tekrar yani sadece sesle söylemek bu o ayrı bir mesele bunu normalde bir kimse sünneti seneyi işlemesini zikirdir bu kocaman şemşiyedir öğlen namazını kılmak zikirdir ikindi de kılmak zikirdir harama bakmamaktır zikirdir haram yememek de zikirdir kötü konuşmamaktır zikirdir alt seviye iyi konuşmak bir üst seviye o yüzden normalde ibadetlerin hepsini biz zikir şemşehrisinin altında toplarız ama bunun içerisinde mesela La ilahe illallah zikrin en faziletlisindir
der bu La ilahe illallah demek zikrin en faziletlisindir noktasında bir oturup Allah'ı zikretmek iki burada tevhid atlidesi vardır burada birinci derecede Allah'ı tevhid etmek en faziletlisidir örneğin ama oturup Allah'ı zikretmek bunun alt kategorisidir ama oradaki maksat tevhid noktasına yükselmektir ama bu tevhid noktasına yükseltecek olan kimseyi bütün ibadetler ve oturup tevhid çekmektir örneğin o kimseyi tevhid noktasına çıkardır ama edeb bu noktada her iki noktadan davranılansa eksik olsa bir kimseler Allah'ı
zikretmek o edeb eksikliği noktasını tamamlar mesela dilden la ilahe illallah demenin öncesinde bir insanın paraya olan rablığını bitirmesi kadın olan rablığını bitirmesi ve gerçekten bilgi olarak Allah'a bu noktada yaklaşması hala bununla la ilahe illallah demesi olmuyor eyvallah ama dil olarak da denecek yani bu noktada hali kapsamıyor eyvallah yani ikileştirmelerinde sıkıntı görmüyoruz çemşiyenin altında 16 neyde 276 doğar 16 bsr 74 jip araçlarımızın üzerinde deve çıkmıştır deve güreşlerinde öğreniyorlar bunlar yolu
kapatmış buradaysa sahipleri tupalı dur sor sor ben şöyle sor bir demiştim işte bundan 4-5 sene önce sabah kalktığınız zaman güne hangi duayla başlayalım mesela büyükler bazı güzellikler ölçüyor bir de sabah kalktığınızda en çok hangi duayı yapalım diye sormuştum ikinci sorumda hocam bu 6-7 sene içtikin ikinci sorumda bunu biz başlatsa öteki hoca efendilerini de x diye sormuştum bu soruyu x hoca efendilerin cemaatlerine de giysek bunu biz başlatsak onlarla sohbetlerini dinlesek olur mu Allah bize manevi feyizlerini
artırmaz yağdırmaz diye sormuştum hatta sizin de hoşunuza gitti ki gidinse gelinse çok hoşulur çok da hoşulur harika bir şey oldu evet sabahları hangi dua ile başlayalım diye yapalım tevhid de baş inşallah var mı başka sorun sohbet sen Allah'a ve bir de öğretmen öğretmen ama bu önceden Allah da değil bu dua Allah versin öyle demiş doğrul ilk bahsiz dediğimiz gibi ilk beyden size göre hemen yapın diye biz Mevlana gelersin durmu efendimizin üretmen ısır çıkardığında kral size bir şey takdim geçerinde tevazu ve edeb bana layık
değil diye geri çevirin ikinci de de küşletmeyin diye yazıyor kürtmüştür onu soruyormuş onun görüşürmüş şimdi yüksek hususiyette ve derecattaki hali bilmeyenler öyle konuşmak istemezdim ama konuşayım ama yüksek derecatta ve seviyedeki hali bilmeyenler bunları böyle konuşabiliyor ya da herkesin kendince bir hali vardır kendince o hali içerisinde o öyle yaşıyor olabilir şimdi herkese
anlatıldığı için şeyh efendi anlattırdığı için anlatayım şeyh efendi Allah rahmet eylesin bize icazet öğret icazet öğret videoda izlemiş Allah rahmet eylesin önce Ahmet Turan abiye hem yedi sahibi üzerinden ders verdi hem de namubini kabba icazet verdik ardından işte bana hem yedi sahibi üzerinden ders hem de icazet verdik tören bitince hay görevler anlatsın dedi döndü bana bekledi döndü bana
Mustafa hem de anlat dedi onun emriyle anlattığı için söylüyor daha şeyh efendi elini alıp anlımı anlına dayadırta Hz. Peygamber sallallahu ve sebeb hazretlerinin ayakları ve vücudu komple aşağıda olmuş aşağıdan bakarken uçsuz bucaksız bir umma bakıyorum nurdan
ve öylesine hızlı hızlı yükseliyorum ki yukarıda bitmiyor ama en çerçevede noktada yüzünü de görüyorum şey bitmiş yani tören bitmiş ben farkında değilim ben o esnada yani şeyh efendi bana işte ne diyorsa ben tam duymuyorum bile ben ne dediğimin farkında değilim orada ona ama bir şey deniyor ben kendimi de görüyorum dip aşağıda yani yukarıdayım kendimi de
dip aşağıda sözleri verirken de görüyor aynı zamanda da peygamber salınlarla vesellem hazretlerinin yüzünü de görüyor aynı zamanda da hızla yukarı doğru yükseliyor ve o ne ayaklarının ayaklarını bitirebiliyor ne gövdesine gelebiliyor kaç neyince 96 94 2000 kaç 19 94 küçük bir estantane söyledim bu kadar
bir kimse ben şimdi bunu anlatmaya çalışıyorum bunu anlattığım için gene böyle bir bir teğet anlattığım bir şey anlatayım çok etkilendiydim arkadaşlara da anlattıydım yine böyle bir gece Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri tehtişe çoğırdım böyle bir hani askeri şeyler olur komutanlar falan oraya geçer askerler yürürler ya böyle ne diyorlar tören geçit tören Allah affesin biz kibiz de böyle bir tehtişe çıkılmış
ben birden kendimi orada gördüm Hz. Peygamber Efendimiz sağınlar ve sellem hazretler orada ben de böyle sağındayım layık değilim böyle bir şey değil de belki de hayaldir bizimki öyle değil bütün cemaatler tarikatlar başlarında şeyhleri geçiyorlar söz konuşma ne mümkün hissediyorum arkamda peygamberler var görüyorum kimisini sahabeler var yerin dibine gireceğim neredesin utancımdan ben burada nasılım diye o böyle büyük bir vakarla
geçenlere bakıyor ben de görüyorum geçenleri o şeyhfendileri tanıyorum ben şimdi kimisinin üstü yırtık pırtık perişan cemaat yırtık pırtık perişan dağınık hani böyle bir ordu dağılır da fethedilmiştir işgal edilmiştir toprakları böyle hani bir dönüş yolcular olur ya asker dağınıktır yırtık pırtık böyle geçiyorlar pecmurdeler her biri kiminin dili sarkmış kiminin gözü şaşır kiminin ağzı bozulmuş üstte yırtık pırtık dağınık kimisi toparlayacağım diye uğraşıyor Allah'ım diyorum bu ne bu şeydir böyle ben diyorum ki bizim de arkadaşlarımız var
kardeşlerimiz var yarabbim diyorum bizim hani arkadaşlar nasıl gelecekler diyorum nasıl ben yerin dibine gireceğim şimdi ben böyle yerin dibine gireceğim yerin dibine böyle geçiyor boyuna hep tanıyorum geçenlerin bir kısmında tanıyorum şimdi konuşmak istemiyorum artık kimler olduklarına ben onlar geçtikçe dua ediyorum yarabbim bunlara hidayet edin bunlara iyilik yap bunları affet bunları rahmet et bunları hazreti peygamberin efendimizi kurtardırma ben uzaktan görüyorum gelirlerken uzaktan gördüğüm zaman aslında kafamı da
kaldırmıyorum ha kafayı kaldırmak ne mümkün zaten yani böyle gördüğümden utanç vesilesi böyle yağmur diyorum ben yakalıyorum böyle kendi kendimi herkese yanılsa böyle yerin dibine gireceğim ben öyleyiz içime geldi bizim arkadaşlar geliyor diye biz böyle işte arkadaşlar geliyor böyle baktım içlerinden içler muhakkak bizden de var geçirdiler bunu böyle yanlış anlaşılmasın her sorunu böyle var ya bizde onların başında arkadaşlar onları görünce böyle bir için böyle ferahladı Cenab-ı Hakk'a hamdolsun
yarabbim bizimkiler düzgün gibisinler içime doğdu ki hazreti peygamber efendimiz en bizim hani artımızın sımsıkı Kur'an ve sünnete bağlı kalmamızdan mış işte arkamdakiler dua ediyorlar hani bunlar Kur'an ve sünnete sımsıkı yapışkanlar deysinler ama o içinden o böyle döküntüleri gördüm tabi hakkınız var mıydı bunu bana hani neden kendinizi toparlamadınız aslında
sonradan ona da yüzündüm kendi kendine nasıl böyle düşündüm diye sufi hayatım boyunca rüyamda veya halinde herhangi bir kimseye itiraz edebildiğim anı ve zamanı bilemiyorum o kimsenin o esnada bir Abdülkadir Geynana Hazretlerine bunu kimseye atıp da bulunarak da söylemiyorum bu benim kendi sufi alım bir Abdülkadir Geynana Hazretlerine bir
Hazreti Ebu Bekir Efendimiz'e geçmiş pirlerden birisine peygamberlerden birisine sahabelerden birisine Hasan ile Hüseyin Efendimiz'e örneğin itiraz edebileceğine inananlardan değil bunu büyük bir edepsizlik ve küstahlık olarak görüyorum böyle bir şeyin yaşanabilirdiğini belki de bilmediğimden kaynaklanacak olamayacağını düşünenler belki de birileri çok naz ehlidir eyvallah çok nazlı niyazlıdır eyvallah itiraz edebilirler belki de eyvallah ama ben olabileceğini
düşünmüyorum bir de işin şey tarafı var ben şeyhime daha itiraz edememiş bir insanım şey efendim bir şey söylerdi peki efendim der bana bana sorarsa onun bu konu hakkında ne diyorsun diye ben fikrimi söylerdim hatta bir şeye şerh düşeceksem söylerdim efendim bu böyle böyle ama siz bilirsiniz siz yapın derseniz yaparız veya siz emrederseniz yaparım efendim ee biz böyle bir itiraz kapısı açık olan bir Sufilik yaşamadım ben bazen anlatırım ya hala da yaşayamam bana şimdi bile bir şey deseler ben
hayır diyemedim bu hayatımı alt üst edecek bir şey dahi olsa bir Sufinin gerçek manada şeyhine hayır kelimesinin olabileceğini düşünenlerden değilim bir Sufinin Pirine hayır diyebileceğini olabileceğini düşünenlerden değilim Şeyh Efendi Konya'ya yerleşiyor diye çok benim böyle şey yaptığını ben buraya yerleşsin diye böyle ver yansın çek uzansın yapıyordum ben Şeyh Efendi Hazretleri Konya'da biz de oraya gittik
Zikrullah esnasında Hazreti Mevlana Celalettir Kurma Hazretleri geldi böyle bir mütebessim baktı bana ben ama yandımın üzerinde dağ ataşa vuruyorum ben ola Mustafa Efendi evladım bir yıl misadet burada kalsın ben istedim oğlum tak bitti benim işim ben o ana kadar böyle yağdırdım yıktırdım döktürdüm bir yer kalmadı öyle gidiyorum ben ben tabi oraya gitmesini istemiyorum Şeyh Efendi'ye bir şey demiyor bana ama ben Şeyh Efendi'ye de
bir şey demiyorum kendi içimden ben yapıyorum yapacağım yıkıyorum yıkacağım zikrullah bitti bitti benim işim hemen kalktım ben efendim müsaade edin dedim ben tabi Mustafa Efendi bir iki işim vardı efendim tabi Mustafa Efendi bak onun işine dedi hemen Konya'nın zakirini çağırdım gel bakayım buraya geldi dedim nerede ev baktınız mı baktık abi dedi nerede dedim ben külence ev iyi yarın sabah bana evi göster neyse yarın sabah şu şöyle olsun bu böyle olsun şuraya gidelim buraya gidelim şunu yapalım bunu yapalım ben hemen bir yol
çizdim orada Şeyh Efendi sormuş neyin o çocuğun adı Nuriye sormuş Nuri ne dedi oğlum Mustafa abin demiş efendim yarın eve bakacak şunu yapacak bunu yapacak ağanın gönlü oldu ha demiş bana dedi aa gönlün oldu demek dedi estağfurullah efendim dedi ben kimim efendim yok yok dedi gönlün oldu demek dedi o da biliyor ben oraya göçmesini istemiyorum ben Burçaya gelsin istemiyorum ben tabi o bir yıl deyince bir yıl kalacağım hemen artık şimdi evi tuttuk biz Murtaza'ya dedi Murtaza bir eve lazım olacak olan eşyaları hazırla
o zaman Mehmet Reşber'le de ortak ol biz hemen eşyaları hazırlıyoruz biz şimdi bir de curcuna kopardık yeni ev kuruyoruz diye kendi başıma bunda dert atıyoruz tabi tam bir yıl bir gün değil bakın maneviat böyle bir şey bak bir yıl bir gün değil tekrar ediyorum bakın bir yıl bir gün değil bir yıl on iki saat değil bir yıl sekiz saat değil bir yıl beş saat değil bir yıl dört saat değil bir yıl üç saat değil tam bir yıl saat dahi yok murtaza oradan
eşyaları gönderdi buradan biz gittik çafer sen var mı adına yerleştirmeye kim geldi nafız geldi başka kimler bulsadan işte arkadaşlar derdi burada mı kimler vardı murtaza vardı biz eşyalar düzdük yerleştir tabi ben hiç kimseye dinlemiyorum ben eşyaları yerleştiriyorum şeyh efendi sorduk aa ne oldu dedi dedim efendim hazreti mevla cerrah turma hazretleri böyle böyle dedi maşallah müstafa ilk sen gördün hani işin manevi ortada ardından cami oluyordu zaten caminin yanındaki el bitti o zaman cafer müstafa boyuna tahta
çakıyorlar uğraşıyorlar ben yine o yeni evin o caminin yanındaki evin orada tadilattayız biz gene araba araba geldik değil mi arkadaşlar gene buradan geldiler bakın tam bir yıl saat yok ben dedim ki bu gece ben burada yatacağım günlerden cumartesiydi öyle değil mi cumartesiydi yine aynı cumartesi göçürdük yine aynı cumartesi tam bir yıl tam bir yıl tarihe baktım ben sonra dedim ki bu gece ben burada yatacağım cumartesi gün nevşehir evde cafer ekiple beraber tahtasını mahtasını bitireceğim diye uğraşıyorum evşehirlilere
perdelerini taktıracağım diye uğraşıyorum ben ben ayrılmıyorum telefonla şunu şöyle yapın bunu böyle yapın şunu getirin bunu kaldırın bunu oturtun eşya konya'dan sarıldı şeyhemen dedi hacer nedir konya'daydı öyle değil mi eşya geldi eve yerleşti ben o gece yattım tam bir maneviyat böyle bir şey şimdi birisinin kalkıpta bu benim sufi hayatımda yaşanmamış bir şey birisi kaçak şimdi ve hazreti mevlana celalettin ruma hazretleri öylesine yumuşak öylesine seveten öylesine sevimli söylüyor ki bana hani deli avuturlar ya
böyle deli avutur gibi birisi kaçak şimdi benim bu sufi mantığımda yok hazreti mevlana celalettin ruma hazretlerine itiraz edecek öyle mi hani bu yol teslimiyet yoluydu hani bu yol iddiat yoluydu hani bu yolda insanlar gaslarının önünde mefta gibiydi hani ölü kıyancısının önünde ölü gibiydi hani bu yolda sufi asla itiraz kapısını gönlünden ve kalbinden kapatacaktır neyin terbiyesini veriyorlar bize
bizim sufilik hayatımız boyunca bize verilen terbiye şuydu şeyhine itiraz etme şeyhine hayır deme maneviyata itiraz etme onlara hayır deme her düşenin parçası bulunur maneviyattan düşenin parçası bulunmaz ondan sonra pir efendiler sana bir şey söyleyecek sen hayır diyeceksin öyle mi veyahut da bir çıt üstü bakın şimdi sahabe efendilerimiz sana bir şey diyecek hayır diyeceksin öyle mi anlatıklarımı anlatıyorum böyle hani şey olmasın diye nasıl söyleyeyim hani şata yaptı derler ya şeyhime anlattıklarımı anlatıyorum
böyle bir naçar zamanım var dedi hazreti emubekir efendimizi radiyallahu annafretleri çikolata gibi böyle meşe gibi böyle sıralanmış onlar ben böyle bakıyorum ona böyle sıralı kahverengi kahverengi çikolata böyle bir tane aldı hiç konuşmak yok böyle tebessüm ediyor bana ben ağlıyom o tebessüm ediyor böyle benim ağzıma doğru getirdi ağzıma bıraktı böyle hiçbir şey istemek
bir şey şey yok hiç aklımın ucunda yok böyle sen şimdi diyeceksin ki o esnada ben almayayım öyle mi asker arkadaşın ya doktorun evine misafir getirdin ya doktor tamam ben almayayım bizim orada böyle kızartma yaparlar akşamdan dolaba koyarlar onu yoğurtlu sarımsaklı yoğurt sarımsak dolap tonun içerisinde işler sabah kahvaltıda yerler bizim orada hoşumuza gider bizim yazı günleri böyle sabahleyen serin serin onun kahvaltında yemek intikaflıyım böyle canım çekmiş o şeyhefendi de yemeği içmeyi yasakladı ya bana ben çekiyorum
oynen la la illa ve la la bir an böyle kalmışım ben zikrettiğimi devam ettiğimi farkındayım yalnız çoluğumun acı Mustafa ben de özetle mübarek böyle aynı bizim oranın usulüyle böyle üç parmağımla ekmeği bandırıyor böyle kızartmanın içine bol yağlı salçalı domatesli kızartmayı benim ağzıma veriyor böyle ben böyle yiyorum tadı damağımda ama böyle yiyorum ya normal yiyorum bir daha bandırıyor ağzımda lokma bitiyor benim karşımda
duruyor böyle ben ama tehdit devam la la illa la la illa la la illa böyle bir daha bandırıyor çanak yerde merdi durmuyor kendisi de yerli durmuyor ben de yerli değilim böyle havadayız ben oturuyorum ama böyle iki dizimin üstündeyim ben şunu fark ediyorum ben iki dizimin üstünde otururken dahi sağ baş parmağım sol baş parmağımın üstünde benim iki dizimin üstünde otururken böyle edebe riyayet ben böyle kendimi de görüyorum ellerim iki dizimin üzerinde bir tanesi var zikrullah'a devam ediyor la la illa birisi böyle oturuyor
o otura bir daha üç elinden parmağımla lokmayı böyle şey yaptım bunun tabi ben böyle bir aynaya baktım bir ara çökmüş benim vücudum yüzüm kendi kendime dedim ki bu halden ben dedim itikafa itikaptan çıkarsam dedim bayınlarda hiç kimse itikafa girmezdi adam girdi çöktü çıktı gibi yüzü bozuldu çöktü gibi bu da itikafın altıncı yedinci günleri olması lazım ben birinci gün bir lok yarım dilim ikinci gün yalan olmasın üç lokma üçüncü gün bir lokma dördüncü gün attım her şey dördüncü gün çay ve su beşinci gün çay su altıncı
gün çay su yemek memek getiriyorlar kapının önüne ben açmıyorum de kapıyı ondan sonra bu altıncı yedinci günler oluyor ben böyle kimse yokken abdest tarzı insanlarla konuşmak yasak güneşe çıkmak yasak dışarı çıkarken kapımı kocaman bir battaniye örtüyorum güneşi görmek yasak itikaf öyle hiç kimse gelmeden abdest tazelemin dışarıda durmak yasak nefes almak yasak dışarıda şöyle bir bakın vereyim demek yasak hemen tuvalet bir adım zaten iki adım yan taraf hemen tuvalete giriyor onun bir ihtiyaç olmuyor zaten psikolojik
tuvalete gireyim diye hemen abdest alıyorum yiyorum orada da bir ayna var bir baktım ben çökmüş benim yüzüm aynen dedim ben bu halde dışarı çıkarsam vay dedim bayılırda bir daha itikaf giren olmam yüzüm çökmüş benim kendi kendime ben ama devam ben bir şey yemiyorum gene o esnada ya o gün olacak ya ertesi gün olacak işte çoluğum lan cumhur aftan hazret üç lokma bana kızartmış yoğurdu bol zeytinyağlı böyle salçalı tadını alıyorum biliyorum yani yedim ya aslında evet şimdi belisi karşıya bunu yapanlar vardır derkide bir şey
demiyorum benim öyle bir dirayetim öyle bir cesaretim öyle bir tarih olmamış demek ki ben yemeyeceğim bize bilmiyorum adamiyle biraz sıkıntı var herhalde vuuu telefonik de biner tane toplasın o zaman kursu demirtaşlardan beş
kursu işte neredesin bin tane demirtaş ismail neredesin bin tane ismail inşallah bin tane ver ver şey nerede yaşar nerede yaşar bin tane senin burası
kırmızı ben silam senin yurucu senin yurucu
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.