mustafaozbag.org

35. Mesnevi Şerhi (197-209 Beyit)

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Mesnevî Şerhi · 31 Ağustos 2020 · 56:23

Hayalinde mal vardı, mülk vardı, yücelik, büyüklük vardı, Azrail ise evet diyordu, git, umduğunu bulursun. Hayal, iyiye doğruya güzel yese, o kimseyi iyiye doğruya doğru götürür. Hayal, hayır ise, o kimseyi hayra doğru götürür.
Hayal, Kur'an'a, sünnete, tatlılıklara, güzelliklere ise, o kimseyi oraya doğru götürür. Ve o hayal, o kimseyi hep ümit ettirir. İyi hayal kuranlar, ümit kapısında dururlar. Bu yolun başındayken muhteşem bir şeydir.
O kimse af olacağını ümit eder. O kimse Allah'a dost olacağını ümit eder. Hayırlı rızık ümit eder. Hayırlı eş ümit eder. Hayırlı çocuk ümit eder. Hayal kurar. İyi, güzel, doğru şeyler hayal kurduğu müddetçe, o hayal onu iyiliğe sevk eder. Hayal vardır, kötüdür, ekşidir.
Hayal vardır, kokar, leştir. Azazıyla ortaklıktır. O kimse kötüyü hayal eder. O kimse yanlışı hayal eder. O kimse doğru olmayanı hayal eder. Ve onu da, o hayal şeytanın kapısına götürür. O ümit etmeyen, o hot gönüllü, hot benlikli, kör gözlü, sağır kulaklı, kötü dudaklı olur. Onu hayali yanlışlıklara doğru götürür. Sufi hayalini iyi tutar. Sufi hayalini güzel tutar.
Sufi hayalini derin tutar. Sufi hayalini geniş tutar. Ümit eder. Koşar o hayalin peşine. Mücadele eder. Çalışır o hayal ile. İyi olacaktır çünkü. Mutlu yarınlar onu bekliyordur. İyi olacaktır. Mutlu insanlar onu bekliyordur. İyi olacaktır. Çöller yeşerecek. Yeşeren çöllerde meyve ağaçları bitecek. Ve gelecek nesil o meyvelarla meyvelanıp yiyecektir. Ümit eder. Subhanallah derken, onun ümidine ümit eklenir. Cennette onun adına bir meyve dikilmiştir.
O muhbir sadıktan bunu duymuştur. Ümit eder. Çünkü hayali iyidir. Hayali iyi ve güzel olanlar. Hayali kötülüklerden arınmış olanlar. İyiye doğruya ve güzele doğru koşarlar ve mutlu olurlar. Hayalinizi mutluluğun üzerine kurarsanız, mutluluğu yakalarsınız. Hayalinizi iyiliğin üzerine kurarsanız, iyiliği yakalarsınız. Hayalinizi tatlılığın üzerine kurarsanız, tatlılığı yakalarsınız. Hayal edersiniz. Şöyle bir cami yaptırayım. Camii yaptırmamışsınızdır daha. Hayalinize sevap verir sizin. Hayal edersiniz. Bursa'da kapalı spor salonunda değil, stadyumda Allah'ın zikredildiği günleri hayal edersiniz.
Allah hayalinizi verir sizin. Ve stadyumda zikrettiğinizi görürsünüz. Hayal edersiniz. Muhteşem bir sufi programı. Hayal edersiniz. Herkes bölük bölük İslam'a giriyor. Hayal edersiniz. Her yerde gül bahçeleri açmış. Hayal edersiniz. Her yerde sünnet-i Resulullah gürül gürül yaşanıyor. Hayal edersiniz. Aramızda Hazreti Peygamber dolaşıyor. Hayal edersiniz. Aramızda Hazreti Ali radıyallahu anh dolaşıyor. Hayal edersiniz. Her semazenin başında Hazreti Mevlana ayrı bir sema ediyor. Hayal edersiniz. Bütün semazenler toplanmış.
Ve o siki semazenler o yeni çocuksu semazenlerin üzerinde sema ediyorlar. Yollarının açıldığını görüyorlar. Ve diyorlar ki ya Rabbi bunlar terk edilmiş yolumuzu yeniden neşvineva ediyorlar. Hayal edersiniz. Dersiniz ki bütün mevlevhaneler açılsın. Biz oraya hizmet edelim. Bizden sonrakiler orada rahat etsinler. Biz öylesine bir yol açalım. Zorluğu biz çekelim. Kur'an ve sünnete dayalı. Tasavvufun ana ilkelerine dayalı. Öyle bir mevlevilik. Öyle bir sufilik koyalım ortaya ki. Hayal ya. Arkadan gelenler ona sahip çıkıp düzeltsinler ortalığı. Ve yine semahanelerde hu hu sesleri yükselsin. Yine semahanelerde her çarkta Allah sesleri yükselsin.
Yine insanlar Allah'ı sevmeyi öğrensinler. Yine insanlar Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine aşık olmayı öğrensinler. Yine insanlar birbirlerine muhabbet etmeyi, birbirlerine sevgiyle yaklaşmayı öğrensinler. Yine insanlar kendi aralarında kardeşliği tesis etsinler. Yemen'deki canımızda olsun. Öylesine bir kardeşlik tesis edelim. Hayal bu ya. O kardeşliğimiz öylesine olsun ki menfaatsiz, garatsız, önfikirsiz, art niyetsiz. Fisebilillah bir kardeşlik. Hani Allah beyan etmiş ya, onlar akraba da değillerdir. Birbirleriyle alışverişleri, menfaatleri de yoktur. Ama Allah için birbirlerini severler. Ve Allah için toplanırlar. Ve toplandıklarında Allah için Allah'ı zikredip dağılırlar.
İşte onlar var ya, onlar mahşerde hiçbir gölgenin bulunmadığı bir anda Allah'ın gölgesi altında gölgelenecekler. Hayal bu ya. O hayale doğru koşmak. Hiçbir gölgenin bulunmadığı bir yerde Allah'ın gölgesinde olmak. Ve o gölgede peygamberlerin gıptayla bakacağı, nurdan elbiseler giymiş zatlardan olmak.
Biz peygambere yetişemedik. Sana yetişemedik ya Resulallah. İsa'na yetişemedik, Musa'na yetişemedik ya Rabbi. Biz İbrahim'e, İsmail'e, Yakub'a, Yusuf'a yetişemedik. Biz Yusuf'un güzelliğine bakıp hayran, hayran onu seyredemedik. Biz Musa'yı seyredemedik, Tur'da bulunamadık. Biz Yusuf'la kuyuda bulunamadık. Biz Yakub gibi gözlerimizi kör edinceye kadar sevemedik. Ama hayal ettik, ümit ettik. Bu naçar zamanda, bu karanlık ahir zamanın diliminde, Fisebillillah Allah için birbirlerini seven cemaat olmayı hedefledik. Kimsenin gözünün, kimsenin cebinde olmadığı, parasında olmadığı, malında, mülkünde olmadığı, eşinde, çocuğunda, çoluğunda olmadığı, karısında olmadığı, Herkesin birbirinin eşine, kardeşçesine baktığı, birbirinin çocuğuna kardeşçesine baktığı, birbirine kardeş olarak baktığı, bir dilim ekmeği paylaştığı, bir lirayı bölüştüğü
ve birbirine önfikirsiz kardeşim deyip sarıldığı, hayal! Herkesin birbirinin eline, cebine attığı zamanda, senin kimsenin cebine elini atmaman, herkesin birbirinin malını, mülkünü araştırıp, onun hakkında dedikodu yaparken, senin hiçbir şeyi araştırmaman, kardeşiyim deme, maddi, manevi, hiçbir menfaat beklemeden, kardeşiyim deme, hayal!
ve bütün insanlığın birbirine kardeş olduğu, Hz. Peygamber'in, ey insanlar, hepiniz Adem'in çocuklarısınız, kardeş olun! Nidasını kulaklarında duyup, bütün insanlığı kardeş edinmek, hayal ya! İşte böyle hayaller, bunun gibi hayaller! Allah bizim önümüze bir hayal koyar, ben öyle derim! Allah'ın hayali derim bunu! Allah'ın hayali olur mu? Beninki cahilcesi ne olsun? Cahil cesaretli olur ya! Allah'ın hayali derim ben! Bütün insanlar, İslam olmuşlar ve kardeşler, kimsenin kanı zulmen akıtılmadığı, kimsenin inancından, imanından dolayı öldürülmediği, kimyasal silahlara boğulmadığı, atom bombalarının altında öldürülmediği, acımasızca mermilerin altında, kadın, kız, çoluk, çocuk, yaşlı ihtiyar denmeden, katledilmediği bir dünya,
Allah'ın hayali! insanların yeryüzünde fitne çıkarmadığı, fesada boğmadığı, oluk oluk kanının akıtılmadığı bir dünya! Bu hayalin peşine düşmek! Bunu Allah'ın insanların üzerinde hayal ettiğini düşünüyorum! Allah haşa hayal etmez, belki de bizim için hayal etti! Bunun üzerine siz benim dangolozluğuma bırakın bu sözümü! Deyin ki ya gene bir yerlerden konuştu! Hayal ya! İnsanların arasında sevgiyle hükmedildiği, sevginin hakim kılındığı, muhabbetin hakim kılındığı, ve insanların birbirlerine fitursuzca bir sevgiyle yaklaştığı, yapmacıklıktan uzak, menfaatten uzak, ön fikirden uzak, uzak, bunun bıyıkları böyle, bu şucudur, bunun sakalı böyle, bu bucudur, bu baksana sakalı şöyle, at bunu, bunun saçı baksana farklı, at bunu, ya bu ne biçim gömlek giymiş, at bunu, ya bu şalvarlı değil, böyle Müslüman mı olur, at bunu, ya bu sarıklı dolaşmıyor,
böyle mümin mi olur, at bunu, vay genç, senin sakalların neden, senin saçların neden uzun, at onu, vay sen oradan genç, yeni gelen, selam veren, saçların neden uzun, at onu, bunların konuşulmadığı, insanların suretlerinden dolayı yargılanmadığı, suretlerinden dolayı itilmediği, suretlerinden dolayı ayrıştırılmadığı, hayal ya, böyle bir kardeşlik tesis etmek, evde, iş yerinde, sokakta, kardeşlik tesis etmek, ona kardeşim demek, kardeşim diyebilmek, ve onun kardeşçesine sevebilmek, onu kardeşçesine bağrına basmak, onu kardeşçesine onunla yaşamak,
kardeşçesine onunla hayat sürmek, kardeşçesine son nefese kadar, kardeşim var benim diyebilmek, ve son nefesten sonra, benim kardeşlerim vardı deyip, dünyaya dönebilmek, ne yapıyorsunuz dünyada, kardeşlerim, sizi burada bekliyorum diyebilmek, ve kardeşliğinizi sakın ha, bozmadan buraya gelin, sakın ha, kardeşliğinize bileke getirmeden buraya gelin, ben yine o kardeşlik çatısının altında, sizi bekliyor olacağım, çünkü, Muhammed Mustafa, kardeşim dedi, onun o kardeşim sözüne, mahzar olabilecek bir, hayat kurgulamak,
onun kardeşi olabilmek, onun kardeşi, benim kardeşlerim sonra gelecek, sizler değilsiniz, sizler ashabımsınız, arkadaşlarımsınız, ama kardeşlerim ahir zamanda gelecek, sizlerden sonra gelecekler, onlar Kur'an'ın yaşanmadığı, sünnet-i Resulullah'ın terk edildiği, dinin, İslam'ın yere battığı, öyle bir zamanda gelecekler ki, onlar yeniden kardeşliği tesis edecekler, yine kardeşlik kuracaklar, onlar yine, garatsız, ivazsız, hesapsız, kitapsız, fütursuz, birbirlerinin kollarına girecekler, onlar aralarında güven tesis edecekler,
onlar aralarında inanç tesis edecekler, onlar birbirlerini itmeyecekler, onlar birbirlerinin gıybetini etmeyecekler, birbirlerinin kanlarını dökmeyecekler, birbirlerini aldatmayacaklar, birbirlerini kandırmayacaklar, birbirlerine kötü sözler söylemeyecekler, birbirlerine yanlış kelimeler kullanmayacaklar, birbirlerini eleştiri bombardımanın altında tutmayacaklar, birbirlerine ellerinde bir avuç samimiyetleri olacak, ve herkes samimiyetten uzak yaşarken, onun elinde bir avuç samimiyeti olacak, elinde samimiyetiyle gelenler,
elinde samimiyetinden başka bir şey olmayanlar, ve samimiyetini sunanlar, ihlasını sunanlar, işte peygamberin kardeşleri, bunu tesis etmek, hayal ya, ve hayal ya, ya Resulallah, bunun için mücadele ettik, biz avucumuzda bir avuç kardeşlik getirdik, avucumuzda bir avuç samimiyet getirdik, biz birbirlerimizi ticaret için sevmedik, biz birbirlerimizi menfaat için sevmedik, biz birbirlerimizin eşlerine dilimizi uzatmadık, gözümüzü uzatmadık, biz bizbirlerimizin çocuklarına yanlış gözle bakmadık, kendi çocuğumuz gibi baktık,
birbirlerimizin mallarına, canlarına, kanlarına, namuslarına, şereflerine, dilimizi, elimizi, gözümüzü uzatmadık, biz kardeşçesine bölüştük, kardeşçesine paylaştık, kardeşçesine verdik, ve saflarımızı bu noktada sımsıkı tuttuk, hayal ya, hayali olmalı insanın, ve doğru hayalleri olmalı, iyi hayalleri olmalı, güzel hayalleri olmalı, tatlı hayalleri olmalı, o vahşetin içerisinden kendisini, o hayal dünyasının atıvermeli, o kan deryasının içerisinden, kendini hayal dünyasına atıvermeli, o her türlü karanlık dehşetinin içinden,
kendini o hayale atıvermeli, hayal ya, işte, o kuyumcu da, iyi hayaller kurmadı, dünya hayali kurdu, dedi ki, mal var, makam var, mevki var, baş olmak var, koş, Azrail de dedi ki, koş, sen, canını vermeye koşuyorsun, hayalinizi iyi tutun, güzel tutun, o garip kişi yoldan gelince, hekim onu aldı, padişahın huzuruna götürdü, taraz mumunun, baş ucunda yanıp yakılsın diye, izzetle, ikramla, padişahlar, padişahın huzuruna götürdüler onu, sonra da hekim, ey büyük padişah dedi, o halayıkçı ağzı bu efendiye ver, padişahın aşık olduğu,
sevdiği, o kadını, bu adama ver dedi, ver de halayıkçı ağzı buna kavuşup iyileşsin, çünkü kadın, o kuyumcuya aşıktı, o gönül yarasına tutulmuştu, gönül derdi vardı, hiçbir dert, gönül derdi gibi değildi, insanın kalbini ince, ince, ince sızlatır, hani der ya şarkıda, aklında fikrimde hep sen varsın, gönül yarasıdır, aklında fikrinde hep o vardır, gönül yarasıdır, akşamın olduğu yerde bekle diyorsun, gelmiyorsun,
yine akşamın olduğu yerde bekler, gönül yarasıdır, gelmeyeceğini bilse de bekler, gece olur, dün gece mehtaba baktım, seni sandım der, yine gece olur, yine mehtabı bekler, gönül sızısı, hiçbir sızıya benzemez, her baktığını o zanneder, koşar, olsun der, bakar ki, o değilmiş, ama yine ümit eder, yine koşar, yine o zanneder, yine bakar ki, yine o değilmiş, yanıldım, yeter artık, yoruldum, demez, gönül sızısıdır, insanın içerisinden, ilmek, ilmek, canından alır,
götürür sanki, orada bir sızı vardır, her daim inler, her daim kanar, hiçbir merhem yoktur, hiçbir dikiş yoktur, o yarığı dikecek, birleştirecek, hiçbir ine iplik yoktur, o damlayı, o sızıntıyı, dindirecek, hiçbir merhem yoktur, gönül sızısıdır adı, ne kadar güzel koymuşlar, her sızı geçer, o geçmez, her yarayan kana diner, o dinmez, herkese sabah olur, ona olmaz, herkese söz verilir, yerine getirilir, onunku olmaz, gönül sızısı, bekletir, ümit ettirir, kapıda durdurur, hep o sızıyla yaşar o, en güldüğü zamanda dahi,
sızının acısını çeker, en neşeli anı, içindeki sızının, en kabardığı andır, çünkü öylesine kabarmıştır ki, o gönül sızısı, ona mutluluk verir, çünkü sızı, onun içindir, çünkü yara, onun içindir, herkes yarasını tedavi etmek ister, o yarasını daha da deşmek ister, herkes sızısını dindirmek için, bin bir tane ilaç içer, o sızısını artsın diye ilacı keser, gönül sızısı, hiçbir sızıya benzemez, işte dedi ki, bu halayıkçı ağzı ona ver, bu halayıkçı ağzın sızısı geçsin, bu kadının derdi bitsin, bu istediğine kavuşsun, seven sevdiğinde vuslat bulsun,
seven sevdiğine kavuşunca, gönlü rahatlar, sızısı biter, sevdiğinize kavuştuğunuzda, sızınız biter, sevdiğinize kavuştuğunuzda, yaranız biter, bir kadın sevmişinizdir, ona kavuştuğunuzda, sızınızın bittiğini görürsünüz, bir erkek sevmişinizdir, ona sarıldığınızda, sızınızın bittiğini düşünürsünüz, biter, işiniz bitmiştir artık, sonra da döner, ben bu adamı mı sevmiştim dersiniz, sonra döner, ben bu kadını mı sevmiştim dersiniz, öyledir, hatta bir müddet sonra, nereden sevdin bu zalim kadını, bana zehretti hayatın tadını,
sormayın, söyleyemem, asla adını, bana zehretti hayatın tadını der, şiirler yazarsınız, nereden sevdim ki seni dersiniz, seni gördüğüm güne lanet ediyorum, ben ne günah işledim de seninle karşılaştım, ben seni nereden sevmişim ya, nasıl sevdim ki ben seni, Allah beni kahretseydi de seni sevmeseydim, insan, öyledir, işte hekim dedi ki, ey padişah, hekim meseleye aşina, hekim meselenin başına, gözüne vakıf, hekim meselenin evveline, ahirine vakıf, dedi ki, ey padişahlar, padişahı, bu senin sevdiğin halayık çağız var ya,
her gün gözünün önünde, yudum yudum eriyen, sararıp solan, ve senin de onun sararıp solmasını gördüğünden dolayı, her gün üzüldüğün, her gün kahrolduğun, ülkeye hekimler getirttirip, hekimlerin hepsine de ilaçlar denetip, onu iyileştirmek için uğraştığın, o canından fazla sevdiğin, o halayık çağız var ya, bu kadın var ya, evet, dedi ki, bunu sen, bu kadının sevdiğine ver, o padişahlar padişahı, hekimin sözüne muti, hekime inanmış, hani demişlerdi ya, rüyamda bir pirifani göreceksin, işte o pirifani bizim bizdendir,
bizim dostumuzdur, bizim hekimimizdir, ona tabi ol, ona inan, ona iman et, onun sözünü dinle, hani padişah pencerenin ucunda durmuştu ya, pencerenin ucunda uzaktan, serap misali, geliyordu bir ay yüzdü ya, işte o hekime tabi olmuştu, ver de halayık çağız buna kavuşup iyileşsin, bununla buluşma suyu, ateşi söndürsün, padişah, o ay yüzlüğü, ona bağışladı, bağışlayanlar padişah'tır, ay yüzlüleri feda eden padişah'tır, bağışlarsınız, bağışlarsanız padişah olursunuz, af edenler, tasadduk edenler, padişah'tır,
tasadduk eden, padişahın ahlakiyle ahlaklanmıştır, bağışlayan, padişahın, sünnetiyle sünnetlenmiştir, o sultanın sünnetidir, o Allah'ın sünnetidir, onun sünnetlerini yerine getirenler, padişah olurlar, ve padişah, o canı gibi gördüğü, canı gibi sevdiği, halayık çağızı, o hekimin sözüne baktı, bağışlayıverdi, birbirleriyle konuşup görüşmek isteyen, o ikisini birbirine çiftletti, dedi ki al, nikahla kendine bunu, senin olsun, doyun birbirinize, bu, hot gönüllülerin anlayacağı bir şey değildir, bu, karanlık gönüllülerin anlayacağı bir şey değildir,
bu, azazilin hakim olduğu gönüllülerin anlayacağı bir şey değildir, bu, afla, mağfiretle, bağışlanmayla, yoğrulmuş gönüllülerin anlayacağı bir şeydir, altı ay, murat alıp murat verdiler, o kız da iyice iyileşti, o kız dedi ki sevdiğime kavuştum ben, canıma can katana kavuştum, tenimi renklendirene kavuştum, tenime bir dokunuşuyla, sanki bin bir ferahlık verene kavuştum, bir bakışıyla yüreğimi yaralayana kavuştum, bir dokunuşuyla ciğerimi dökene kavuştum, bir dokunuşuyla beni bulutların üzerinde dolaştırana kavuştum,
canı rahat etti, iyileşti, seven sevdiğini görünce iyileşir, seven sevdiğini görünce marazlarını atar, seven sevdiğini görünce dertlerinden geçer, seven sevdiğini görünce sıkıntısı aklına gelmez, atar sıkıntısını, sevenin derdidir sevdiği, aşığın derdidir maaşıku, bir saçının telini görse, bütün hastalıkları şifa bulur, bir gözünün kemanını görse, bütün dertlerinin bittiğini görür, bir ona uzaktan bir nefes verse, ister sıcak olsun ister soğuk, ona bin bir nefes katar, aşık bir nefese muhtaçtır, aşık bir dokunuşa muhtaçtır,
aşık bir kelimeye muhtaçtır, aşık bir harfin noktasına muhtaçtır, ondan gelsin, bir harf gelsin, kızsın yeter ki, isterse azarlasın, isterse yerden yere vursun, maaşıku vursun, isterse kovsun, açsın kapıyı, kovdum seni desin, ne büyük müjde, ne büyük mutluluk, desin ki seni affetmedim, ne büyük mutluluk, desin ki seni istemiyorum, ne büyük mutluluk, desin ki sen ne yapmaya geldin yine kapıma, ne büyük mutluluk, içeriden seslense, yine mi sen geldin dese, git istemiyorum dese, ne büyük mutluluk, aşık için, maaşıkından bir harf duymak,
ne büyük mutluluk, saçının bir telini gösterse, telinin zerresini gösterse, ne büyük mutluluk, bir bakış fırlatsa, uzaklardan gelse, ne büyük mutluluk, ne büyük mutluluk, aşığın derdi maaşı, ona kavuşmak, uzak hayal, ama ondan bir şey görmek, ne büyük mutluluk, işte baktı ki kadıncağız, sevdiğini gördü, tenine can katanı gördü, ruhuna genişlik vereni gördü, bedenine tatlılık, diline damağına tat vereni buldu, altı ay, iyileşti, serpildi, semirdi, aşık, maaşıkına kavuştu, bundan sonra hekim kuyumcuya, bir şerbet hazırladı,
içirdi, kuyumcu, kızın önünde erimeye başladı, hastalık yüzünden kuyumcunun güzelliği kalmayınca, kızın canı da onun derdinden kurtuldu, tene aşık olanlar, görüntüye aşık olanlar, gösterişe aşık olanlar, arabasına aşık olanlar, evine aşık olanlar, güzelliğine, vücuduna aşık olanlar, göğsüne, dudağına, kaşlarının kemanına aşık olanlar, aşk-ı mecaziye kapılanlar, sebep gidince, hiçbir şey kalmaz, dudak gidince, diştek bir kadını sevmez olur erkekler, dudak gidince, diştek bir adamı sevmez kadınlar, görüntüye ve tene,
mecaza aşık olanlar, o mecaz sebebi bitince, aşkları biter, ve, kuyumcu çirkinleşip, kötü bir hale gelince, yüzü sararıp solunca, kızın gönlü de yavaş yavaş soğudu ondan, hani kadın demiş ya, herif senin bir gözün körmüş, her gün fileyle gelirmiş ya, demiş ki ya, bir gün filesiz gelince, herif senin bir gözün körmüş demiş, hani insanların eline bakarlar ya, adam eve gelir, yemek hazır mı, değil mi, yemek hazır değilse, ne kötü kadınsın sen, bir yemek dahi yapmıyorsun, oysa yıllardır yemek yapar kadın, bir gün gelmez aklına,
ne güzel bir yemek hazırlamışsın, muhteşem bir sofra hazırlamışsın, ey sevgilim, ne kadar tatlıydı yaptığın yemek, demez, sevgilim, aşkım, canım, bir soğan dahi getirsen, razıyım sana, Kıraç söylüyor, şarkılarda, iki gönül bir olunca, samanlık seyran olurmuş, gir samanlığa da göreyim seni, bir tahtanın üstünde otur bakayım bir, git bir kenar mahallede oturacağım de bakalım ne diyecek, iki gönül bir olunca samanlık seyran mı oluyor, yoksa hüsran mı oluyor, görüntüye aşık olanlar, tene aşık olanlar, hakikati görmeyenler,
iyiliği, güzelliği doğruyu, iyi ahlakı görmeyenler, onlar, o görüntü kaybolunca, o mecaz geçince, aşkları biter, ona bir sefer, tadını alınca, aşkı biter onun, bir öper, aşkı biter, bir cinsel ilişkiye girer, aşkı biter, çünkü sebeptir o, sebepler onu yönlendirmiştir, kadının göğsü erkeği yönlendirmiştir, arkasından çekmiştir onu, o güzel göğüsü, bir kadını seviyordur, güzel göğüsleri sevdiğin için, arkasından gitmiştir, güzel göğüsler kaybolunca, adam da kaybolur, sebep onu taşımıştır, kadın, güzel arabalı bir erkek istiyordur,
güzel araba ortadan gidince, sevgi de kalkar orta yerden, sebeplere yönelmiştir, insanların büyük bir çoğunluğunu, sebepler yönlendirir, bugün bayanlar az bir şey sohbet etmiştim, yağmur yağınca şemşi alır ya yanına, şemşiyesiz hiç kimse yağmura çıkmaz, sebepler onu götürür, bugün kar yağdı, arabayı çıkarmayacak, niçin? kar yağdı çünkü, sebepler onu arabayı dışarı çıkartmasını engelledi, arabaya çıktın vurdun, Cevdet arabayı ben filanca yerde vurdum, onu göze almaz, sebep kar yağdı trafiğe çıkma, İstanbullular öyle diyordu, efendim kar yağıyor ama, ne yapacaksınız bu cumağa geleceksiniz, ha geleceğim, İstanbul'da çok kar yağacakmış, iyi yağsın, yolda kalırım ben, siz bilirsiniz ama zorluk çekmeyin diye söyledik, ben zorluğu çekeceğim siz toplanın, bir kişi de olacağınız olsanız geleceğim ben, öyle ya, Amerikalılar gibi olduk, yarın kar yağacak hiç kimse çıkmıyor,
sebep bizi idare ediyor, yönlendiriyor bizi, televizyonda spiker söylüyor, yarın şu saatler arasında 45 derece sıcaklık olacak, saat 11 ile saat 4 arasında, işte kalp rahatsızlığı olan, şeker hastalığı olan, tansiyon ilacı olan, çocuklar, yaşlılar, ihtiyarlar, kadınlar çıkmasınlar, sokaklar bomboş, sebep yönlendirdi bütün herkesi, ben çıkıyorum, beynim kaynasın diyen yok, çıkana deli bu, lan deli sensin, bir laf söyledi kaldın evde, aa, bu karda çıkar mı, camdan uzanıyorlar, hacı nereye gidiyorsun, işim var, işe gideceğim diyorum,
kar yağmış ya, namazgahta dik, oynatıyorum, bişşşşt gidiyor, Cevdet, ben çıkıyorum abicim, haberin olsun ha, bir gün dedim, Cevdet çıkıyorum, haberin olsun, yani dükkandan bir yere gitme, vuracağım çünkü ben bir yere, ama ben çıkacağım, çıktım vurdum, açtım, vurdum, Cevdet dedim, neredesin dedi, filanca yerdeyim dedim, evin 20 adım altında, karları aşağı aşağı geliyor, yol açıldı, diyeceksiniz ki kaldın mı, hayır, gittim yine, kar seni yönlendirmesin, sen karı yönlendir, yağmur seni yönlendirmesin,
dolu seni yönlendirmesin, sıcak seni yönlendirmesin, televizyondaki haber seni yönlendirmesin, moda seni yönlendirmesin, reklam seni yönlendirmesin, reklamla yönetiyorlar sizi, kadınlara bir örtüm odası çıkıyor, hüra, herkes aynı örtüden, 3-4 yıl önce her taraf patlıcan tarlası gibi, mor kadınların başı, bir bakıyorsun bordo, her taraf, bir bakıyorsun ne o sallama, dolama, kocaman örtü, bellerine kadar, herkes de aynı, bu kış kreasyon ne olacak biliyor musunuz, ne olacak, çul giyeceksiniz, herkesin sırtında çul, dün bakmıyordunuz,
Amerikan bezinden bir pantolon yaptılar, bundan 30 yıl önce, Amerikan bezinden pantolon giyiyordu millet, bildiğiniz patiska, pamuğa pamuk, deniz diyişi, düz tezgahta, vur Allah vur, pamuğa pamuk, herkes, hüra ondan giydi, keşke öyle olsa, sağlıklı, yok, birisi donunu giydiriyor, kalçasından aşağı kadar, herkes kalçadan aşağı donunu değiştiriyor, adamlar bile, kalçada adamın pantolonu, eğiliyor kabak gibi, vurdum birine, namazda, görünüyor, dedim abicim, görünüyor, haram, erkek erkeğe de haram, erkek erkeğe de, erkeğin,
normalde diz kapayla, göbek deliğinin arası haram, erkek erkeğe de haram, kardeşim sen bana, poponu gösterme, senin poponu seyretmen, noktasında değilim, haram, ama geydi ya Tarkan, hüra, herkes Tarkan olacak, oğlum Tarkan, Amerika'da bir yerlerde görülmüş bak, sen de orada mısın, çocuk kalıyor, oğlum neden uydun ona, oğlum Tarkan uyulacak insan mı, sen onun gibi yaşayamazsın, onun bir ayakkabısı vardı, viking gibi, vikinglerin gemisi gibi, onu önde, bir bakıyorsun adam, boyu bir altmış, adamın çocuğun, ayakkabı kırk beş santim,
kendinden önce ayakkabı gidiyor, burnu önde, ve mübarek çocuk, neden, ama yönlendiriliyor, birisi geydi onu, birisi tıraşını öyle yaptı, şimdi beni tanıyanlar bakar, ulan Bursa'ya geldiğinden beri, yirmi yıldan beri adamın kafası aynı, kenarlar üç numara, yukarısı dört numara, tıraş çok basit, İlhan şurada bile tıraş ediyor beni, ayna yok, tarak yok, makası yok, çırt çırt çırt … da oldu tıraş, hadi selamun aleyküm aleyküm selam, yirmi yıldan beri aynı, kimisi kafasını dikeltti, kimisi kenardan kazıttı, kimisi çizdirdi,
hepsi de döndü, dolaştı, şekilden şekile girdi, bir benimki şekle girmedi, aynı şekilde devam ediyor, yönetilme, yönlendirme, sebepler, sebeplere göre yaşıyor, sebeplere göre, herkes, hava sıcak, ince giyiniyoruz, hava sıcak, kalın giyinen yok, kalın giyinen, birisi buraya zaten, takım elbiseyle girse, ya milletvekili, ya vali, ya bürokrat, ya bir şey diyeceğiz, bu normal adam demeyeceğiz, hava şartlarına düşünmeyi verin, hani sıcak klima açıyorsun, açma, terle, dün akşam ısıttım içerisini, terliyorum içeride, ne kadar güzel,
buram buram, klima var, var, hep soğutacak değilim, bir de ısıtayım dedim vücudu, soğut soğut, ne kadar, dedim kaynasın biraz, yönlendirmeyle sevdi, sebeplerle sevdi, sebeplerle, sebepler onu o tarafa götürdü, annesi dedi ki, evladım şöyle güzel kız, böyle kız, bizim ailemize yakışır, tamam, ya ben sarı saçlı istiyordum ama, bu siyah saçlıymış, ya ben mamül gözlü istiyordum ama, bu kara gözlüymüş, ya ben şöyle istiyordum ama, bu böyle, bu böyle istiyordum ama böyle, aa bunu alalım bak, daha ne istiyorsun, ha tamam alalım,
bitti, yenildi adam, adam yenildi, dikkandan örnek verdim, bugün aynı örneği vereyim, şimdi birisi bir şey alacak, öbürki diyor ki, alma onu, neden, senin mutfağının rengine uymaz, ama çok güzel diyor şimdi, yanındaki kadın tamam mı, uymaz dedim ya sana, şunu al, kızcağız aldı onu, yenildin dedim, kıza, böyle baktı, yattı, dedim ki, hiçbir zaman sevdiğine kavuşamayacaksın, gözleri doldu hemen, pırıl pırıl, cam gibi, domurcuk oldu, kavuşamadım zaten, bitti, sebepler yönetti onu,
annesi babası yönetti onu, sülale yönetti onu, havanın sıcaklığı yönetti onu, havanın soğukluğu yönetti onu, televizyonda bir haber yönetti onu, yönetti onu, filanca yerden bir haber duydu, yönetti onu, Twitter'dan bir haber geldi, yönetti onu, yönetti, farkında değilsiniz, yönetiyorlar bizi, yönlendiriyorlar bizi, biz, oturup, idrak edip, tefekkür edip, kendimiz, olamıyoruz, kendimiz değiliz, kuru fasulye böyle yenir,
böyle yiyeceksin kuru fasulyeyi, nasıl yenir, kuru fasulyenin yanında, pilav yenir, kuru fasulyenin yanında, patlıcan musakka yenmez, kuru fasulyenin yanında, patlıcan musakka yiyecek olan, ne iş, köftenin yanında, patlıcan musakka yenmez, değil mi, biz yedik, afiyetle, mutlu olduk, köftenin yanında, patlıcan musakka yedik, var mı yiyen, elini kaldırsın, değil mi, hiç kimse yemedi değil mi, kendiniz değilsiniz, alışılagelmiş bir şekilde, hayatınızı yaşıyorsunuz,
alışılagelmiş bir hayat yaşıyorsunuz, köftenin yanında, salata yenir, şıra içilir, doğru mu, evet, devam edin, kuru fasulyenin yanında, pilav yenir, çacık yenir, devam edin, aynı şey, aynı şey, insanlar, böylece yönlendirilip, yönetilirler, sebeplere bağlı yaşarlar, sebepler onu yönlendirir, yağmur yağıyor, siz yağmura çıkmazsınız, ıslanayım demezsiniz, elinde şemsiye, sucuk gibi ıslanan bir kız, eve giderse, annesi babası, bütün herkes, feryat figan eder, aklın yok senin, neden, niçin şemşeği açmadın, senin yağmurda ıslanma özgürlüğün dahi yoktur,
sen yağmurda göğsünü gere gere, böyle oh ne kadar güzel, ıslanıyorsun ya, biri dedi ne yapıyorsun, yağmur damlalarının arasından geçeceğim diye uğraşıyorum dedim, böyle baktı, bakıyor bana öyle, hani tepkim ne olacak diye, yürüyom ben yağmurda, dedi nasıl oluyor, sen geçemezsin dedim, nasıl dedi, ıslanırsın sen dedi, sen de ıslanmışsın dedi, senin gözün kör dedim, hacı abi dalga mı geçiyorsun, kırık mısın dedi, kendini aynada görüyorsun dedim, ıslanamazsınız, siz bir derede yıkanıp, yosun kokamazsınız, siz bir derenin kenarında oturup,
kendi kendinizi cinnilerle muhabbet edemezsiniz, yapamazsınız, hiç yosun koktunuz mu, hiç yosun kokusunu biliyor musunuz, kurbağalarla beraber suyun içerisinde duran var mı, elini kaldırsın, bir, iki, üç kişi, dört, beş, mecburiyetten değil, severekten, oh bak, yalnız değilmişim, kırıklar var elhamdülillah, tersine yaşamak değil, tersine yaşamak değil, burada sebeplerin, sizi yönetmemesi, kendinizi yönetmeniz, kendinizi yönetmeniz, işte sebeplerin yönetmediği insanlar, enteresandır,
onların kıymetini bilin, köftenin yanında, patlıcan musakkası yiyenin kıymetini bilin, evet, müthiş bir şey, şimdi usta karşıda kayhanda, şimdi herkes geliyor değil mi, ne yiyecek, iskender kebap yiyecek, aynı stil, öyle değil mi, evet, sormuyorlar bile, yoğurtlu mu, yoğurtsuz mu, değil mi usta, var mı soran hiç, yok değil mi soran hiç, herkes, cırırırt kes, koy pidenin üstüne, yanına yoğurdunu koy, üzerine tereyağını, kızdır, ver, herkes aynısını yiyor, herkes aynısını yiyor, hiç hiç, mutat, mutat,
10.000 kişi de, kaç yıllık ustasın usta, kat, 35 senelik, 35 seneden beri, senden, kaç kişi, pidesiz sadece kebap istemiştir, hasta, mast olmadı halde, bitti, yemeğimiz, giysimiz, ayakkabımız, eve aldığımız, sebze, meyve, kıyafetlerimiz, eşyalarımız, her şeyimiz, yönlendirmenin sonucu, birileri yönlendiriyor bizi, ama bu tarikat oluyor, ama bu şeyhefendi oluyor, ama bu hava durumu oluyor, ama bu siyasetçiler oluyor, ama bu bürokrat oluyor, ama bu devlet oluyor,
ama bu hükümet oluyor, ama bu moda oluyor, ama bu bizim hevamız, hevesimiz oluyor, bir renk yüzünden meydana gelen aşklar, aşk değildir, sonunda ayıp olur gider, bir rengi aşık olduğunda, renk gidince, senin ona aşkın biter, bu neye benzer, hani böyle çok güzel renkli bir gömlek almışsınızdır, rengi solunca onu atarsınız, atmaz mısınız, evet, hani çok sevdiğiniz o gömleği, gömleği değil, siz rengini sevmiştiniz, rengi gidince sevginiz bitti, rengi olan sevdalar böyledir, hani görüntü, ay ne kadar güzel, mavisi çok hoşunuza gitti,
hey evde, hanımefendi biraz, çamaşır suyunu kaçırdı, rengi açıldı, bir de kızdınız, bunun rengi açılmış, bunu neden renklilerin yıkanacağı deterjanla yıkamadın, bir de renkliler için deterjan çıkardılar ya, renklilerin deterjanıyla yıka, niçin elde yıkıyorsun, çamaşır makinesi var, at içine, elde yıkamayınca, aa, elleri bozuldu, pantolonlarınız, gömlekleriniz, elde yıkanmıyor, değil mi, size diyorlar, bulaşık, çamaşır makinesini yıkar, neden, çünkü, 3-4 sefer, çamaşır makinesini yıkandı mı, rengi ve efsabı bozulacak,
seneye bir daha alacaksınız, hele iş bilmez bir kadın, triko kazandı, attı mı çamaşır makinesini, çıkaracak düdük gibi onu, keşke tamamıyla ayıp olsaydı da, başına bir kötülük gelmeseydi, ırmak kesilen gözlerinden kanlar aktı, yüzü canına düşman kesildi, tavus kuşunun da düşmanı ayaklarıdır, nice padişah vardır ki, gücü kuvveti öldürmüştür onu, deyip, buradan devam edeceğiz, tavus kuşu, niçin ayaklarına düşman, değil mi, bir padişahın gücü kuvveti, nasıl ona düşman, müthiş, arkası haftaya, 209'dan,
hatırlatın, unutkanlık var ya bende, o yüzden, hakkınızı helal edin, bizden yana da helal olsun, el fatiha, agoguna, ış CG,

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi