mustafaozbag.org

348. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 16 Ağustos 2013 · 46:31

İkisi de olabilirsiniz. İkisi de olabilirsiniz. İkisi de olabilirsiniz, daha hoş olur. Kadayet almış bu oruçları, Erkan Muhtası'nda yapabilirsiniz. Bir insan dokunduğu günü üst üste yapmış bir gün olur.
Bir de şevvalde kim 6 gün oruç tutarsın, kim seneye oruçsuz tutmuş gibi olurlar. Şevval orucunu da unutmayın. Yani 9-6 daha 15 oluyor o zaman, 14. Anne babanın evlatlarının üzerindeki hakkı sona erer mi? Ermez. Mesela evladına hayırlı olmayan bir babanın yanı kötü alışkanı, mesela olup da evladının zararı veren babanın veya annenin evladının üzerindeki hakkı ayrı geçer mi olur mu? Evet. Evlatlarının anne baba üzerinde hakkı var mıdır? Evet. Anne babanın evladına helallık alması gerekir mi? Hayır. Anne baba eğer evladına Kur'an ve sünnet tarihinde davranmadıysa, bir şey yapmadıysa tabi bunlar çocuklarıyla bu noktada bu manada helal açacak, bu ayrılması gerekir. Mısır ve Suriye'de dünyanın göz önünde insanlar, insanlık canlı yayınlarla kapat ediliyor mu?
İnşaat ve İslam alimi nereye gider? Canı yanından Allah'a münacaat edin de biz de amin diyelim. İnsan olarak ne yapabiliriz? Allah'a alırız. Canı yanından öyle bir münacaat eden olursa biz de amin demeye hazır. Vefat etmiş bir Müslümanın namaz, oruç gibi ibadet koşları dönenebilir mi? Sahabeden bir nakil var, babasının oruçlarını tutan tutma ile alakalı. Babasının orucunu tutmaya nakil olunca böyle oruçtan kıyas edilirse o zaman namazla da alakalı fetva vermişler. Ama tabii bu fetvayı böyle namazda da bir para bitmişler, parayı döndürüp böyle bir şey yapıyorlar. Bununla alakalı o kimsenin varsa geçmiş namaz, kaza olursa, ömrü yetmediyse, vasiyet ederse veya geçmiş kaza orucu var da ömrü yetmediyse, vasiyet ederse öyle olabilir.
Kocası ölmüş bir kadının ne kadar illet beklemesi gerekir? Dört ay. Bu zamanda yapması gereken şeyler nelerdir? Yapmaması gerekir. Evlenmeyecek, süslenmeyecek bu kadar. Zamanlarda Fatiha'dan sonraki Zameh Sûreden önce besmene çekiliyor mu? Evet. Ayet ve hadislerde geçen orta namazı ihlal edilen sözüyle hangi namaz da aktarılıyor? Öğle namaz. Karam ayda uygulaması devam ediyor mu? Evet. Cenaze namazı kullanacağı zaman neden tesluat yapılmadan camiden çıkılıyor? Acele ediniz ölüyü görmekten. Kadın şerif, altın, borsa, tahmin, bono, repo, hisse senedeki bir finans şeylerinden hangileri sakıncaladır? Altın bir kimse, altın sahibi olabilir. Zekatını verdiği müddetçe bir sıkıntı yok.
Borsayı, tahvili, bonoyu, repoyu hisse senedeki bilmiyorum. Bunlar sakıncaladır mıdır? Benim nazarımda sakıncaladır. Benim param olsa herhalde altına yatırır. Borsayı kafam basmaz, ben üç kağıt görüyorum. Tahvili üç kağıt görüyorum. Bono'nun ne olduğunu bilmiyorum. Repo, o zannediyorum şey günlük faiz mi? Gecelik faiz. İşse senedeki bunlarda hep böyle şeyler, non, sıkıntılı ve sakıncalı şeyler. Ders almış bir dervişin derslerini çekmemesi, yarım çekmesi ya da bırakması gibi bir durum olabilir mi? Olabilir mi? Ders almak bir şeyi tahvüt etti. Bir kimse tahvüt ettiği bir şeyi akciğinde durmaz, geri dönebilir. Geri dönemeyecekleri bir kaydı yok. Aha akciğe vefasızlık etti, etti.
Günahı kebabı, evet. İnsan hayatı yaşamıyor. Bu cemaate devam etmenin şartları var mıdır? Hiçbir şart yok. Bizim hiçbir şartı mıdır? Allah bize affetsin. Allah'ı sevmek isteyen sufi iç ahlakını nasıl düzeltirir? İç ahlak insanın kalbi ile alakalıdır. İnsan kendi iç halini, kendi iç durumunu, o kimse kendince dizayn ettirir.
Bunu dizayn eden en önemli şey Kur'an ve Sünnet'i sevmek. Allah'ı sevmektir, Resul'u sevmektir. İtaat etmek demek, itaat etmeyi gerektirir. İtaat etmek demek, birinci derecede zahiri kurallara riayet etmektir. Bu görüntüler. Kendi iç aleminde de o kimse, kendi iç aleminde o ahlaki noktaya devam edecek.
O ahlaki duruşuna devam edecek. Böyle olursa, o kimse o zaman kendi iç aleminde kendi iç ahlakını dizayn ettirir. Kendi iç ahlakını kendi içerisinde dizayn ederse, o zaman o kimse kendince dış ahlakını da tamamlamak. Bununla alakalı o kimse tövbeden, zikirden, namazdan, oruçtan, abdestten, iyilerle beraber olmaktan geri durmayacak.
Aslında önemli olan o kimsenin kendi iç ahlakı. Kendi iç ahlakı. O kendi iç ahlakı, o kimsenin belli bir noktada olduğu müddetçe, o kendini muhafaza eder, korudur. Zahirimizle mücadele edebiliyoruz fakat gönlümüzden geçenleri gayri ihtiyar. Ne yapalım demiş. O normalde benim kastettiğim o insanın içinden geçen kötülükler değil.
Benim burada kastettiğim o insanın içerisinden o ses geçer, nefes geçer, söz geçer. Onunla alakalı ayet-i keriminde Cenab-ı Hak diyor ki onlardan sorumlu değilsiniz. Benim iç ahlaktan kastım şu, aslında o kimse kendi iç aleminde saklı gizli noktalarda kötülük yapıyor, yanlışlıklar yapıyor, eksiklikler yapıyor. İçinde onu durduramıyor. Ve o içindeki durduramlamaz ahlaksızlığı gidiyor bir yerlerde işliyor.
Bu o kimsenin iç ahlakıyla alakalı oluyor. Mesela o meşhurdur ya hadisi kutsi, gecenin yarısında diyor, hiç kimsenin görmediği bir yerde, hanımlı, çanımlı, belli bir noktada olan bir kadın, bir erkeğe gel dedi de diyor, o kimse gitmezse, o arşalanın gölgesi altında gölgelenir. Bu o kimsenin bakın iç ahlakıyla alakalı. Gecenin yarısı ısı, pena, hiç kimse yok. Kadın o kimseye gel dedi, o kimse de gitmedi, bu onun iç ahlakıdır. Hiç kimsenin görmediği yerde bir günah, nefse tatlı, gerçek bir şey olabilir. O esnada hiç kimse görmüyor durdur, hiç kimse fark etmeyecektir. Hiç kimse anlamacaktır. O insanın iç ahlakıdır, onunla baş başa kaldığında.
Onunla baş başa kaldığında o kimsenin iç ahlakıdır. İç ahlaktan kastım o. Hani şimdi, kardeş belki de yanlış anlayacak ama, hani işte diyor ki, ders aldık, çekemedik. İç ahlakıyla alakalı o kimsenin. Çünkü senin ders çekmemin seninle Allah arasında kalmış bir şey. Senin o noktada, hangi noktada durup durmadığın iç ahlakla alakalı.
Sen yalnız başına kaldığında dersi çekiyor musun, çekmiyor musun? İç ahlakınla alakalı. Sen tek başına kaldığında namazı kılıyor musun, kılmıyor musun? İç ahlakınla alakalı. Sen sabah namazını kıldın mı, kılmadın mı? İç ahlakınla alakalı bu. kılmadın mı? İç ahlakınla alakalı bu. Sen evde kocana nasıl davranıyorsun? İç ahlakınla alakalı. Sen evde karına nasıl davranıyorsun? İç ahlakın alakalı. Sen hiç kimsenin görmediği yerde ne yaptın? İç ahlakın alakalı. İç ahlaktan kazdığın bu.
O gönülden geçenler şeytanın vesvesesidir. Şeytan üfler. O gönlünüzden geçirdiklerinizden sorumlu değilsiniz der. Ayet gelme var. O bize bir ümit kapısı. Her ne kadar suviler onunla da mücadele ederler. O gönülden gelen o sesleri de durdurmaya çalışırlar. Ama Hazreti Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretleri diyor ki, yani o vesvese şeytanın o kapısı hep ona açıktır. Suvilerin bir kısmı o kapının kapandığını söylerler. Ama Hazreti Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretleri madem ki o kapının peygamberlerin aracında herkes açık olduğunu söyledik. Biz de nübüvvet noktasında o kapının herkese açık olduğunu söyleriz. Şeytan o kimsenin gönlüne üfler. Nübüvvet noktasında bunu böyle söyleriz.
Bir kısım ehli velayet olarak nitelendirirler. Velayet yolundan gidenler bu kapının mürşid-i kamillerde kapalı olduğunu, temalata ermiş olanlarda kapalı olduğunu, bu kapının işte bir tek nefis kapısı olarak açık olduğunu, şeytanın kapısının kapalı olduğunu söyler. Tabii burada muhalefet etmezler. Hazreti Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesselam'ın bu hadis şerifine derler ki bunlar avam içindir derler. bu hadis şerifine. Ama biz bu nübüvvet noktasında avamı da hası da Hazreti Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazreti'ne maden ki böyle bir şey söylemiş. Biz hepimiz de bundan ölçümüzü alalım, hepimiz de bundan dersimizi alalım. Hepimiz için gönlümüzde şeytanın penceresi açıktır.
Oradan her an için bize üfleyebilir. Bu noktada eminlik yok. Biz devamlı o şeytanın penceresine karşı biz Allah'ın zikirle devam edelim. Allah'ın zikir bir kimsenin gönlünde oturduysa hadis şerif var o kimsenin gönlünde şeytanın penceresi kapanır. Hadis şerifle sabittir. Bir kimsenin gönlünde zikrullah oturduysa şeytan gönülden çıkmıştır. Ne zaman zikirden beri oldu şeytan tekrar onun gönlüne oturdu der. Bu noktaya geldiğini söylemek biraz böyle şatahattır nübüvvet noktasında. Bunu söyler ehli velayet. Ehli velayet şeyhini böyle görür. Ehli velayetin şeyhleri kendilerinde böyledir. Bu o yolun kendi içerisindeki kendince bir doğrusu ve hakikati de kabullenebilir.
Kabullenebilir bu. Buna kalkıp da reddiye koyma noktasında değiliz. Ama bazen sohbetlerde ara ara geçen nübüvvet ile velayetin arasındaki ince farklılıklar bunlardır. Nübüvvetteki bir kimse asla benim gönlüme Allah'ın zikri oturdu. Benim gönlüme Allah'ın zikri oturduğu için benim için gönlünde şeytan ve nefis kapısı kapandı diyemediği için Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem adetlerinin hakkıyla sana kulluk edemedim mi?
Ya mağmur! Noktası devam eder. Allah bize affetsin. O yüzden inşallah o meseleyi de bu kadarcık kısa bir dokunmuş olalım. Babam hanıra'dayken birbirlerini kaybetmişler. Babam yanında yok iken annem birkaç beyan arkadaşıyla tavaf yapmış. Babam da ben yokken tavafın olmaz demiş. Size sormamı istediler. Tavaf olmuş mudur? Tavaf olmaz dersek namaz da olmaz olur. Oruç da olmaz olur. Zikir de olmaz olur. Allah mağmur! Onlar doğru sözler. Tabii olur. Baba biraz fazla sinirlendi herhalde bu meseleyi. Veyahut da içeriden değilse böyle bir şey demiş olabilir.
Allah bize affetsin. Böyle bir şey söz konusu olmaz. Erkekler, kadınlar toplumda şöyle bir şey var. Birisinin bir hatasını görüyoruz biz. O hatasını görünce hemen şöyle diyoruz. Onun namazı kabul olmaz yani. Veyahut da sufilere söylenen meşhur sözlerden birisidir. Sen bir de gidip oraya zikir yapıyorsun. Senin zikrin kabul olunmaz. Senin namazın kabul olunmaz. Neden? İşte sen kadına kötü davranıyorsun. Veyahut sen adama kötü davranıyorsun. Veyahut sen birisine karşı bir eksiklik, bir noksanlık yaptın. Yaptıysan senin bütün ibadetlerin kabul olunmaz. Bu aslında bir taraftan güzel bir şey. İnsanı iyiliğe, doğruya, disinkline sevk eder. Ama bir taraftan da o kimseni, onu söyleyen kimse Allah yerine geçer.
Büyük müdür? Senin namazın kabul olunmaz. Yani kaybetmişler birbirlerini. Demek ki adamın canı sıkıldı. Hanım kaybolunca. Bir de duyduysa tavaf ettiğini. Adam dedi ben kayboldum bunu sana. Fellin kemik seni ararken sen de tavaf edin lan. Bu yolun var mı? Allah bizi affetsin. Aşk insanın her yolu, her de sonu olması için ne yapması gerekir? Haşık olması lazım. Aşk insanın yolu olursa o yolda durduğu müddetçe aşk o insanın da dünyadaki sonu olur. Aşkın sonu yoktur da aşk onun sonu olması demek aşk ebediyeten onun üzerinde tecelli eder. O yüzden aşkın yolu da Kur'an ve sünneti sımsık yapışmak Allah'ı, Resul'ünü ve müminleri Allah için sevmek.
İnsanın şikayetçi olup günlerine ağlaması acizliğinden midir? E insan normalde şikayet etmesi hoş bir şey değil. Bir şeyi şikayet konusu haline getirmeyin. Azmedin, mücadele edin varsa bir sıkıntı, problem aşmaya çalışsın. Şikayet söz konusu değil. Sahabe, ya Resulullah, Allah ya Resulullah, aynılık nedir diye sorurlar.
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem bir hüzündür buyuruyor. Efendim, biz sevdiğimizden ayrılınca hüzünleniriz ama bazen isyan da girer arayan. Kişi isyan ederken günaha girer mi? Evet. Seven neden hep acı çeker? Neden anlaşılmaz? Açıklarsanız sevinir. Seven acı mı çeker ki? Seven kendince acı çektiğini hissediyorsa, acı çekiyorum diyorsa o sevinir.
Seven için acı yoktur. Seven kendince yaşamış olduğu hadiselerden işte ayrılıktır, hüzündür, sıkıntıdır, derttir, müsibettir. Başına gelen herhangi bir şeyden seven kimse kendince acı çekmez.
Seven, şeker kamışı gibi tatlıdır. Biz dışarıdan bakarız, şeker kamışının başına gelenlere biz ah vah ederiz. aklımızda. Ama şeker kamışı şekerliğin vermiş olduğu aşkla hiç başına gelen ah vah etmez. Onu şeker kamışını keserler, biçerler, götürürler, kuruturlar, öğütürler, fırından geçerler, yakarlar, yıkarlar.
En sonunda herkesin ağzına tat, şeker vurur. Sonuçta şeker kamışı bu süreç içerisinde hiç başına gelenlerden acı çektiğini düşünmez. Bir şeyi acı olarak görmeyin. Bir şeyi acı olarak görürseniz o meseleye nankörlük yapmış olursunuz. Bir şeyi sıkıntı görmeyin, bir şeyi dert görmeyin. Onu öyle gördüğünüz an hep yenilirsiniz diyor. Yenilirsiniz. Yenilmemeniz sevmektir. Şahıslara yenilirsiniz. Yenersiniz.
Ama yenmek için sevmeyin. Birisi size severseniz onu sıkıntı olarak görmezsiniz. Severseniz onu problem olarak görmezsiniz. Severseniz onu dert olarak görmezsiniz. Önemli olan o kimsenin sevebilmesidir. Sevmesidir. Sevebiliyorsa, seviyorsa mesele hayl olmuştur. O yüzden sakın bir kimse severken acı çektiğini düşünmesin, sevgisine ihanet etmiş olur. Kendi sevgisine. Acı çekmek, sevgiliden dolayı görünür.
Bu sefer sevgilisine nankörlük etmiş olur. Bu sefer sevgilisine ihanet etmiş olur. Bu sefer sevgilisini zalim noktasına tanımış olur. Sana kim acı çektiriyor? Sevdiğin demek. Oysa hakikat manasında Cenab-ı Hak der ki Allah kullarından zulmetmez. Sizin kaldıramayacağınız, bize kaldıramayacağınız yüklemiyorsa, yüklemiyorsa ne ki size?
Bu acı düşüncesi ne ki size? Bu acı düşüncesi şeytanın vesvesesi size. Sizde şeytan sevdiğinizden acı çektiğinizi söylüyor. Kim anne sevgisinden acı çekmiş ki? Kim baba sevgisinden acı çekmiş ki? Kim eş sevgisinden acı çekmiş ki? Hepsi de sevmek bunlar. Kim evlat sevgisinden acı çekmiş ki? Bela olabilir, ücüsü olabilir, dert olabilir. Onları dahi siz pişmenin merhaneleri olarak görür.
Nimet görür. İsyan edenler onları dert ve çile gösterir şeytan. Seven için, mümin için onlar birer işarettir. Onlar birer lütuftur, ikramdır. Hastalık sevmeyen için derttir. Seven için mükafattır, lütuftur. Çocukları sevmeyen için çocuk harikattır, derttir, sıkıntıdır. Ama çocuğu seven için lütuftur, ikramdır, Allah'ın emaneti ve hediyesidir. O evi sevmeyen için derttir, müsibettir, sıkıntıdır, kurtululması gereken bir şeydir. Seven için mümindir, mümin için lütuftur, ikramdır. Ekmeğin üzerindeki kaymak gibidir. Ekmek kadayı bunu diyorlar.
Ne diyorlar ona? Öyle diyorlar değil mi? Onun üzerine kaymak var ya onun gibidir. Şimdi böyle konuşurken ben cümledi görüyorum oradan Adnan'ın babasından ve arasındaki ilişkiyi ben üç aşağı beş yukarı tahmin ettim den söylüyorum. Şimdi ikisi yan yana. Birisi burada, birisi karşımda orada. şimdi hangisi birbirine dert olarak bakacak ki? Aaa yok. Seven için evlat da baba da nimettir. Seven için eş de yani kadın da koca da nimettir. Seven için arkadaş nimettir. Seven için dost nimettir. Seven için başkası dert görür. Nimettir. Hastalıkmış, müsibetmiş, sıkıntımış, herkes patınaş çeker, isyan eder.
Onun için nimettir o. Neden? Allah onu unutmamış. Cenab-ı Hak onu kenara atmamış. Onunla ilgisiz, alakasız değil. Onunla ilgileniyor. Onun başına bir çorap görüyor. Oh! Almış Allah'ın şeyi, iki tane iğneyi sarıyor seni. Senden kasa görüyor. iplik sensin. Sen o rengden renge kaçsın senin. Ne kadar? Öğren kim? Allah. Öylesine güzel ol ki harika bir elbise örsün. Sen öylesine ol ki senden şahane bir kaftan örsün. Ve desin ki işte ibretlik bakın ne kadar güzel bir kaftan ördü. Sakın sevmekte acı yoktur.
Seven inadına tatlıdır. Seven inadına şekerdir. Seven inadına baldır. Siz öylesine sevin. Sevgisizler sizi vurdun da sizden sevgi kapsın. Sevgisizler gelip sizi iğnelesin sizden sevgi kapsın. Sevgisizler gelsin sizi hançerlesin dönün bakın tebessüm edin. Sizden sevginin hakikatini görsün. Vursun vurduğu yerden siz tebessüm edin ona. Elini öpün onu. bir çıt ilersin. Vurdunum hele görme. Hacı yok. Dışarıdan gören mesela kanser hastası ne kadar acı çekiyordur diye düşünsün sen tebessüm et.
onlar geçmiş olsuna gelsin sana sen onlara geçmiş olsun be. Hastaymışsın geçmiş olsun size geçmiş olsun. Neden? Ya dedim hasta olduğum diye dair bir rivayet almışım bir söz duymuşsunuz üzülmüşsünüz bu üzüldüden dolayı size geçmiş olsun. Neden? Ya hastalığa sevinir mi? Üzülülmez. E hem diyeceğiz ki yolda biraz illet biraz illet biraz zillet olacak illet ne hastalık illet ne biraz geçim sıkıntısı zilletin çoğundan Allah muhafaza edilsin. Herkes o kolay bir imtihan değil insanın namusuna laf söylemesi.
Bakın insanın namussuz olması değil insanın namusuna laf söylemesi. Namuslu kadının üzerine iftira etmeyin. Namuslu tırzların üzerine iftira etmek. Ailenin namusunun üzerine iftira etmek. Allah muhafaza yapın. Bu yolda o da var mı? Evet. İftira edecekler mi? Evet. İftiraya maruz kalacak mı? Evet. Rüyübete maruz kalacak insanlar duyacak mı? Evet. Sakılacak halimiz yok.
Örnek var. Hazreti Peygamber sallallahu hazretlerine dahi yapıldı mı? İftira edildi mi? Evet. Bunun şef sevgilim bunun içine baka baka
seninle beraber koruya inşallah.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi