mustafaozbag.org

345. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 19 Temmuz 2013 · 59:16

scandal var ya. Şehâya, müfettişlik edilmişiz sözler dolaşmaktadır. Doğru mu? müfettiş tespitlerinde, raportlar olarak şey yapmıyordur, yoksa çuz ceza gereken durumları kendisine takdir etmişler. Bunları müzah edebilir misiniz? Aslında normal bir müfettişlik diye eski dilde, eski dilde böyle bir şey göremezde bunu ama birazcık Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ve arkasından gelen ihale yeri bizim efendilerimiz yani Hz. Ebru'nun Osman Ali efendilerimiz zamanında onlar bir mesele bir problem olduğunda birini tayin ederler
veya birkaç kişiyi tayin ederler giderler oradaki o meseleye bakarlar o meselelerin bu noktada raporunu getirirler emir-el müminine söylerlerdi emir-el müminin de bununla alakalı bu eski dergahlarda bu vazife ile vazifelerde nakipler, müzabahlar duruma göre halifeler vazifeler verilmiş Allah rahmet eylesin Şehir Efendinin zamanında benden başka birisi var mıydı yok muydu bilmiyorum ama Şehir Efendinin dergahanın içerisinde herhangi bir şey var ise beni gönderir mesela gece saat 1'de ben yola çıktığımı bilirim gece saat 2'de yola çıktığımı bilirim
ama o böyle bir şeyde eğer ona aktarılan bir şey varsa maddi manevi, önemli değil o bir meselede hakkında bu noktada incelenmesi gereken bakılması gereken görünmesi gereken bir şey var ise beni vazifelendirdiğimu kim diyor, bir başkasını vazifelendirdi mı vazifelendirdi mi onu bilmiyor burada iki şekilde cereyanı değil şey efendi bana derdi ki oğlum her iki tarafı da dinle hükme ya da git Mustafa efendi bu meseleyi dinle bir bana hani dinle bana anlat bu mesele o esnada öyle tecevde bu sadece dergahın içerisinde o gün için
herhangi bir resmi kurum yoktu biz de şimdi bakın resmi resmi olunca zaten hesaplar resmi olarak denet edilir vaktin kendince vaktinlar bölge müdürlüğü neyse kim karışıyorsa dernekler masası kim karışıyorsa bunu yapıyoruz artık Allah velah dergahın içerisinde başka bir problem bir sıkıntı olursa şey efendi bunu istediği kimseye denetletebilir veyahut da bu noktada raportör gibi gönderip raportörlük yapabilir yaptırabilir bu noktada finansla alakalı açık konuşmak gerekirse zaten bizim dergahın borçlu vakıf olarak o yüzden
onun üzerinde bir şeyler olduğunu zannetmiyorum bu konuda da bir sıkıntı olduğunu düşünmüyorum varsa da sorumluluğu bana ait borçlu işin eski tarihçatlarda tekledeki borçlu okuran şekil tekledeki tekledeki korsta çıkanlara korst işin veriliyor korst işinin esas manasıyla karıştırılıyorsa daha başka bir kesin verilebilir bu kimselerin görevleri değerlendirdik silsirede yer işgahı nasıldır korsta çıkanlar bilgilerle kime bak korst işin verildiği gibi tekkelerde şey efendilere söylenen
söz ama ve lakin ben yaptım olduğu gibi değil bu mesele tabi postin manevi olarak oradaki saygı posta saygı manevi silsireye saygı ama ve lakin dışarıdan buna bakanlar bunlar posta tapıyorlar posta tapıyorlar delilmesin diye ben dergal içersin diye böyle akli senin yaşı belli bir noktaya gelen kardeşlere post orada boş kalmasın diye kardeşler oradaki semam aile yöneten kimisi olarak oturmaları o liste
o esnada oradaki sema aile şerifini yöneten kimisi o esnada bu böyle nasıl bir yerde üstad olmadığı halde orada ders yaptıran bir kimse var mı? Var o dersi yaptıran kimse üstadın yerine yaptırır dersini üstad adına yaptırır bütün ders yaptıran kardeşlerinin hepsinde ders yaptırır derken üstad adına yapar vazifelerinin hepsi der ehli sufide tasavvuf ehlinde üstad adına bir kimse orada zikrullah yaptırıyorduk üstad adına talih yaptırıyorduk üstad adına işte ne yaptırıyorsa ne yapıyorsa üstadın adına yapıyordu sema eden
üstadın adına sema durduk da bu böyle oturmuş yerleşmiş bir bedef herkes her ne hizmet ediyorsa o hizmeti üstadın adına yapar o yüzden oradaki pozisiymiş kardeşler ders yaptıran takil kardeşler ne bileyim işte bir yerde vazifeli olan herkes yapmış olduğu işin vazifeyi üstad adına yapar orada orada kendi nefsine kendine bir benlik gelmez o iş onun kendisinin değildir bir başkasının adına yapıyordur aslında onun bir çıt üstü Allah için yapıyordur ve Allah adına yapıyordur ama sufi ilk eğitim noktasında üstad için yapıyordur
aslında vazifelerinin hepsi de Allah için der kim ne yapıyorsa gerçek manada Allah için yapıyordur Allah adına dur o hizmet Türkiye'de hizmetin sahibi de Allah'tır yolun sahibi de Allah'tır sufilerin sahibi de Allah'tır burada hiç kimse kendi nefsini kendi adını koymaz sufilikte adattır o sufi adabına göre hiç kimse kendi adına hiçbir şey yapmıyor her şey üstad adın adı bir çıt üstü aslında öyle düşünülmesi gerekir ama ilk sufi eğitiminde insanlar öyle düşünemezler veya düşünemezler alıştırırlar aslında bütün her şey
Allah adına bir sufi topluluğunun nefes alıp vermesi dahi Allah adına yemesinin içmesi yedirmesi içmesi hareket etmesi davranması her şey Allah adına bir sufi topluluğunda ben yoktur hatta sufi topluluğunda bizde yoktur ya Allah var biz buraya toplandıysak Cenab-ı Hak toplatmıştır bizi Allah'ın yutu ikramıdır o burada kendi buraya gelişimizi biz kendi irademizi görmeyiz aslında gerçekte biz bakacak olursak görünüş noktasında ve Kur'an sünnet noktasındaki düşünce tarzı şudur biz kendi cüz irademizden sorulukuz ve biz cüz
irademizle buraya geldik ama ayet-i kerime'de Cenab-ı Hak der ki iyilikler Rabbimizdendir ayet-i kerime'de iyilikler Rabbimizdendir dediğinde bizden bir iyilik sudur ettiğinde onun sebebi de müsebbibi de sahibi de başı da sonu da Allah'tır bir iyilik varsa orta yerde onun her şeyi Allah'tır burada subi kendince kendi benliğinden kendi kimliğinden kendi kişiliğinden kendi yaptığından kendi yetkilden her şeyden sarfinaz eder der ki bunu yaptıran da ettiren de getirttiren de getirttiren de kaldırttıran da indirttiren de
var eden de yok eden de Allah'tır kendisini atar kenara kötülükler de nefsinizdendir bu Adem Aleyhisselam'ın yoludur ve bütün peygamberlerin yoludur bizden bir şey sudur ettiyse o bizim nefsimizdendir biz onu cebriyeciler gibi Allah'tan görmeyiz biz onu kadereciler gibi Allah'ın üzerine atmayız bu şeytani olur çünkü biz o öyle olmuş olsa dahi perbenin gerisinde açık açık söyleyip onu biz üzerimize alırız her ne yerde eksiklik varsa kusur varsa hata varsa o bizim nefsimizden kaynaklanır bu dergahda bir eksiklik noksanlık
varsa bu benim nefsimden bu hizmette bu yolda burada herhangi bir eksiklik noksanlık varsa bu Mustafa Özman'ın eksikliğinden noksanlığından başka kimsenin değil o zaman eksiklikler ve noksanlıklar nefsimizden veririz Sufi böyle düşünür ve herkes posta çıkan kardeşler sema eden kardeşler semayenin başında duran semazen başında kudümün başında kudümü vuran kimsede neyi üfleyen kimsede ilahiyi söyleyen ilahinin başında duran kimsede burada çay dağı borçları toplayan yerleri su kuran veyahut da tekkede henüz daha bilmiyorum
başlamadı galiba hizmet edenler her ne yapılıyorsa herkes bunu Allah adına yapar bunun gerçeği budur bir makam bir mevki benlik bizlik senlik yok sufi yolunda her şey Allah için Allah adına her şey iyiliklerin hepsi de Allah'ın lütfu ve ikramıdır bizim gücümüz yetmez aklımız yetmez nefsimiz yetmez kalbimiz yetmez bizim içimiz ona yetmez o bize Allah'ın lütfu ikramı ihsanıdır biz hangi aklımızda hangi fikrimizde beceremiyoruz beceremeyiz kim kimi toplamayı yetkili kim kime dinletmeyi yetkili mümkün değil bu Allah'ın
için ve o yüzden yaptığınız bütün kardeşlerine yaptığınız işlerde yaptığınız hizmetlerde benliğimizi kimliğimizi kişiliğimizi ortaya koymaya çalışırsanız bakarsınız sakın sakın hep Allah için Allah adına Allah için Allah adına sakın makam düşünmeyin sakın mevki düşünmeyin sakın herhangi böyle kafamıza bir şey oluşturmayın sakın bu yolda saltanattır sakın kendinizi bir şey oldu bir şey oluşturmaya çalış oldu veya oluşturmaya çalış sakın kim öyle olmaya çalıştıysa tecrübeye de sabit bu fakirde
bakmıştır o kimse bakmıştır niceleri vardı benim derviştir haydarilerinin kenarlarında halife haydarisi değil diktireceğim diye haydari diktirenlere özel halife haydarisi diktiren abiler biliyorum ben kardeşler bu noktada böyle işte nefislerine uyanlar diye asla ve asla o haydari bilgilerini umuma bile söylemedim şu anda herkesin üzerindeki duran haydari derviş sakın kendi kafanızdan çavuş olayım nakim olayım şu işin başına geçeyim
bu işi ben daha iyi yöneterim bu işi ben daha güzel yaparım ben bunu böyle yaparım sakın bir sivilce batırır sizi bir sinek batırır sizi beğenmediğiniz bir kimse sizi batırır cenazı sizin başında öyle bir kimseyi musallat eder bir bakarsınız yıkılana bir de sebep olan yıkana bakarsınız kalırsınız beyniniz donar beyniniz donar ya bu adam buna mı yıkıldı dersiniz evet Allah mafaza eylesin insanın ruhiyesi değişir gözü kapanır körleşir amalaşır sakın ha
bunu döner dolaşır döner dolaşır bunu söyler yıllardandır için hizmet edin için koşun insanlar gelir geçer makamlar gelir geçer mevkiler gelir geçer hayat gelir geçer iyilik yapmaya koşun iyi olmaya çalışır iyi olmaya çalışır Allah için zikredin Allah için oruç tutun Allah için zamaz kılın Allah için bir şey yok hesap kitap etmeyin hesap kitap edenler batarlığa stratejimiz Allah için olsun stratejisi Allah için olan kimsenin hesabı kitabı bitmiştir Allah onunla beraber Allah için kılın bu işin en önemli
noktası o yüzden posta çıkan kardeş de Allah adına çıkar eski suhiler öyle derler isterse ağaç diksin şeyh efendi oraya derler şeyh efendi oraya ağaç da dik o işi yapan derler şeyh efendi oraya bir ağaç diker ağaç da o işi yapar ağaç da onu koyar burada o işi yapar istersen münafıya dahi orada hizmet ettir isterse kafire dahi hizmet ettir orada isterse en gerçek eleman olarak gördüğünüz kimseye orada hizmet ettir en dağınık kimseyi bir bakmışsınız toplamış orada bir şey almış götür o yüzden kardeşler vazifelerinin yerine
getirirlerken hepsi de Allah için yapacaklar bir makamın bir mevkisi yok o yüzden dergâhta bir tane post sinis vardır o da şeyhidir o kimse o dergâhlı şeyhidir geri kalan orada vazife yapar posta çıkmak post sinis olmak demek değildir vazife yapar yani ben normalde değişik yerlerde değişik noktalarda gördüm itirazları gördüm veya insanların o noktada değişik manalarını gördük işte posta selam veriyorlar posta selamı verilir sünnette var mı?
soru yok posta selam vermek sünnette var mı? diyor bu tip kafa karıştırıncı mide bulandırıncı aklı kalbi yoran şeylerle uğraşmaktansa posta birisi değil tamam ne olur selamlaşıyorlar selamlaşmak sünnet aslında tabi o uygulayanlar bizim gibi uygulamıyorlar bizde normalde dergisler birbirlerine selam verirler postun önünden de geçerken yani saygılarını selamlarını gösterirler ama normalde tabi ki televizyonlarda orada burada görünen yerlerde posta geliyor adam yere kadar eğiliyor öyle olunca bugün de soruyor bu sünnet mi?
sünnette yeri var mı? ona söyleyecek bir söz kalmıyor öyle olunca posta bir kimse var posta selamlaşıyorlar selamlaşmak sünnet bunu da söyleyecek bir şey kalmıyor bunu yok posta çıkan kardeşlerim de kendilerini postulmuş olarak tanıtmaları tabi o noktada hoş bir şey değil düistat için gazcılar ve tekkede veya daha başka yerlerde millete karşı sohbette öyle diyor demelidir de zaten ama beni bağlayan bana özelliklerindir diyenler sohbetlerim ki değerini düşünmüş olmuyorlar mı?
istatın özelliğe gerçek dışarıda millete karşı daha farklı sünni yiğitleri olduğunu böyle demekle tevil edenler yıllar önce bu bevdat da hem de önde oldukları bu ifade ederek anlığı cesaret eder yapabilmektedirler konuyu izah getirebilirler şahıslara ait olan şeyler vardır evet o kimsenin özelliğini bağlı şahsa özellik bir şey söylendiyse o şahsın kendisini bağlı ama umumlu olan sohbetlerde ben genelde iki yüzcülük etmem burada doğru değilse doğruyu söylemeye çalışır bu noktada şey yok böyle kendi kendime hesap etmem
hesap ettiğim yerler vardır muhakkak ama bu dervişlerle alakalı değildir siyasi stratejik şeylerdir bunlar olabilir ama belaket dervişlerle alakalı hukukuyla alakalı veyahut da genel meselelerle alakalı böyle şeyler yapmam ama birebir kişiye özel bir şey varsa onu kişiye özel o söylenir zaten bu herkesin en doğal hakkıdır ama sohbette söylenenler benim bağlamak sözü çok hoş bir söz değil söyleyin kardeşler bu noktada hangi cihetten hangi noktadan söyleyin bilemez ama hoş bir söz değil o yüzden normalde sohbetlerde
söylemek istediğim varsa söylerim şunu unutmayın eğer şahsın herhangi birisine direkt bir şey söyleyeceksem söylerim yıllardan beri benim bu tarzım ve tavrım bir önemli bir şey birisine bir şey söyleyeceksem söylerim benim dervişlik hayatımda derviş kardeşlerden borç aldığım bir elin parmağı kadar değildir he son dönem yani ya bir kişidir ya iki kişidir bunun sebebi şudur
ben birisine bir şey söyleyeceksem benim beyin yerinde beyin önünde beni darpacak edecek hiçbir şey olmaması var ben özgür mür bir şekilde vazifemi yerine getirmem birisine bir şey söylemem gerekiyorsa ben onu söyleyebilmeliyim birisine bir tavsiye de bir nasihatta bulunacaksam onu rahat bir şekilde söyleyebilmeliyim bu bir iki kendimi Allah bildiğine özgür hissediyorum bu noktada o yüzden birisine bir şey söyleyeceksem derim ama ben genel olarak mesajlarımı sohbetlerde veririm doğru neyse
sohbetlerde anlatırım birisinden bir rahatsızlık duyduysam da sohbette söylerim bir sıkıntılı bir şey varsa da sohbette söylüyorum bir arkadaşım bir şey genel olarak söyleyebilirim sohbette söylerim veyahut da bunun şimdi benim bunu anlattıklarımdan herkes kendine bir şey çıkarabilir suviliğin adam herkes şunu der bu sohbet bana ben burada şöyle yaptım bu sohbet bana ben burada böyle yaptım ama suviliğin tatlı tarafı da budur zaten ve özel bir şey söylemeye gerek kalmaz ve ben sohbetlerde söylenenlerden kimisi üzerine
alınır mesela neyim yazarlar bana bunu bana mı söyledin mesaj çekerler bunu bana mı söyledin veyahut da bir kimisi der bunu bana mı dedi ben gülerim ve kendi içimden derim ki tamam iyi onun mesajlanacak bir tarafı var mesajını almış ama şunun altını çizin birisine bir şey diyeceksem yüzüne de bunun sıkıntısını çok yaşamış bir kimsenin çünkü ve size de tavsiyem şu dervişliğimi öyle yaşadığımdan dolayı size de onu tavsiye edeceğim şeyhiniz size bir şey söylediyse sizin yüzünüze bir şey dediyse size söylemiştir bu geri kalan
sohbetlerden siz alacağınızı alın kendinizi düzelteyin yolun hikmeti bu zaten ama sana özel bir şey söylediyse sana söyler umuma sohbet edilmiş umuma sohbet zaten ben doktora bir şey diyeceksem yüzüne derim doktor doktor bunu böyle yapma veyahut da hatalı yanlış davran bunu böyle şıkkın bir kimse ise doktorun sevdiği kim halit halit söyle doktorun böyle böyle yapmasın derim bu türlü de bir kimsenin yüzüne söyler eğer nasihatla alakalı bir şeyse birileri için ismini yazmış tehir vesaire
kafadan darbeli artık izle almaz diyenler yanında ne gereği vardı ne güzel gitmişler diye ayrılaya çanak tutanların yanında sevinç gösterileri yapanlar ve bu işlere çomak sokan şu kişi bu kişi denilmekte olduğunu bilmekteyiz hem şahsında bana ver hem de genel manada dervişlerin ders nasihat olması açısından ve yapılan hataların tekerrüm etmemesi için ilaç olacak ve çift terörlüsü yücreder biz bunların hepsi de eksik söz var burada çift tarafa hata ve kusuru hiç kırk zaman hata ve kusuru tek tarafı değil birileri hata
yapar birileri de o hatanın üzerine bina yapar hata çift tarafa şunu unutmayın bu herkes için ve bütün umum için geçerli herkes hata yapamayacak Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem sözü çok hoş hata yapanların en iyisi hatasından geri dönenler herkes eksik davranabilir herkes yanlış davranabilir önemli olan geriye dönüp toparlamaktır geriye dönüp toparlamak o kimsenin samimiyetinden görüye dönüp toparlayanlardan olur bir ikincisi kardeşler hata yaptı herhangi bir kimse hata yaptı bir eksik yaptı bir noksanlık yaptı
o kimsenin derlinin toparlanması için yardımcı oldu hata yapan noksanlık yapanlar genelde yakın dairede olanlar yakın dairede olanlar yakınlığın vermiş olduğu dost olmak kol kol olmak o kimseyi hataya götürebilir o kimseyi biraz daha böyle vanasını açmış olabilir o kimse biraz daha böyle kapıyı fazla aralamış olabilir her bir için geçerli bunu nereden biliyorum kendimden ben şey efendiyle beraber şey
yaparken mesela kendi şahsınla alakalı hatalarım olur ben derdim ki ben sihir dururum ben kendi kendimi öyle düşünüyorum yani ben buna sihir dururum ben hala da öyle düşünüyorum öyle hatalarım çok olur ben bu bireji alırım derim kedi kedi veya da ben bu bataklıktan çıkarım derim o bataklıya girerim üstün başını çamur ederim kirleterim kendimi ondan sonra derim ben zahirinde yaşarım ben bir yol giderken kendi kendimi bu yoldan bulurum ben derim yolu kaybederim ben bir bakmışım yol bitmiş derim ki yine yaptın yapacağını
girdiğin yerde yol bitti haydi oradan bir daha geri dönüyorum ben bir daha toparlayacağım ve uğraşayım yaşarım ben bunlarla kızmam kendi kendime bu insanın biraz kendisine güvendiği ben biraz böyle yakınlığına güvendiğim ben veya fıtri özellikti bunun gibi onları yaparım ben bir batak vekiler çıkarım kendimi bir yaralar denelerim ben bu araba buradan geçmez diye düşünmez bu böyle bir şeydir nasıl söyleyeyim fıtri bir şeydir daha böyle yapanları da bilirim ben derim ki bu da benim gibi bu araba geçmiş buradan herkes
bu araba buradan geçmiştir o inadına sürer oradan oradan geçsem diye uğraşır patinaj yapar patinaj yapar arabanın orasını burasını keser yırtar en sonunda cevdete telefon açar cevdet falan yerde baktım da veya burada böyle bir şey oldu der veya oradan tekrar kurtulacağım derken bir daha batar batar ya bu yol bu biz isteriz ki herkes tek düzü bir yol biz değil hiç olmadık bir yerde tepeye çıkıyor ya bu adam kokuyorsun neden tepeye çıkıyor be kardeşim millet burada iş burada o tepede oluyor mu oluyor tepeden onu indirmekle
bizim işimiz ben bakıyorum Mustafa Özbağ sen de çıkardın çıkardın bunlar hayatımdan örnek ben bir yere sohbete gideceğim yani iki üç saat var sohbete ha şurada yatayım ha buraya gireyim ha buraya gireyim bir baktığında dağın zincir tepesindeyim orman oraya böyle helikopter indirip kaldırmak için dümdüz bir yer yapsın sulama yeri oraya çıkmışım ben lan Mustafa Özbağ ne işin var senin burada dedim oraya çıktımda gördüm ha demek ki dedim buraya çıkman lazım istedim oturdum arabaya çektim kenara serdim secde haberi namaz kıldım
oradan biraz yaptım dinlendim güneş tepemden duruyor gölge hiçbir yer yok bildiniz helikopter alalım dağın en yük tepesinde oraya çıkınca kendime geldim dedim ki demek ki buraya çıkmam lazım işte oradan döndüm tekrar geriye sohbet yerine yetiştim olacak bu olacak bu tip kimlikler kişilikler var bu var bunlar olabilir mi olabilir bunlar sürçebilir mi sürçebilir mi batabilir mi batabilir yani kendi kendine aklından düşünürsün bu kayıkla karşıya geçilmez o ne kayı o biten tahta parçası bulup geçsem diye uğraşsın eyvallah
o da lazım bu lazım bunun gibi yakın olanlar veyahut da belli bir fırtata sahip olanlar bu tip şeyleri yapabilirler onlara bakıp da gülme onlara bakıp da üzülme onlara bakıp eleştirme hayat böyle biz alış herkes alışmış tek düzey yaşamıyor yani yemek yenecek önce çorbadan başlıyor sonra yemek yiyor yani yemeğin yanında salata pilav yiyor onun üstünden tatlı yiyor değil mi herkes bu tek düzey adam çorbadan önce iki tane tatlı yiyebilir önce tatlıya getirir tatlı ben önce bir baklığı yiyeyim ondan sonra çorbayı yemeye bakırız
diyebilir şunu deme yavrumun silsilesi bu yemek adamı bu yemek yerken böyle kim koydu kuralı insanlar nerede görülmüş önce çorba sonra yemek sonra pilav sonra tatlı sonra bilmem ne diye bir kaide bu var böyle insanlar kendi terimlerinden oluşturmuşlar eyvallah onu redd etmiyor ama birisi de şunu diyebilir kardeşinizi baklığa getir bana çekerim düzelsin canım ya bunun gibi o yüzden bu tip bizim hatalı gördüğümüz eksiklik gördüğümüz noksanlık gördüğümüz şeyler olabilir kardeşlerin birbirlerinin arasında yok o kafadan
darbe aldı yok ayağını sıktı yok kafasına sıktı veya o darbe veya şunu bunu denilmesi hoş bir şey değil ama ve lakin bunlar konuşulurken de bunlar konuşulurken de hiç kimse oturduğu yerden durduğu yerden senin araya yazıp da bunlar mı konuşmaz şimdi de bu tarafı var ya neden Ertan için bunu tabii kimse darbe al dizemiyorlar peyn için diyor tek tarafını düşünmücek hiç kimse hatasızım yok ben kusursuzum yok hepimizin hatası kusur olabilir ben yanlışsızım yok hepimizin yanlışı
olabilir önemli olan geri dönüş ama bir kardeş bu önemli hata yaptıysa onun adına böyle konuşulması doğru değil yine bakın tekrar söylüyorum birisi hata yaptı birisi eksiklik yaptı ama yine de doğru değil bunun kardeşliğin kardeşlik adına örtüyordum burada herkesin hatası var benim meşhur sözlerim vardır ben gittim Adnan'a şimdi Adnan'ın şeyhiyle alakalı bir şey söylüyorsam Adnan'da dinliyorsa en az benim kadar o da hatalı Adnan beni susturmalıydı ve Adnan beni susturup
bu meseleyi kapatmalıydı bir başkasına da söylememeliyim Anladınız mı? açık toplumlarda fitneye ve dedikoduye yer yoktur İslam topluluğu açık bir topluluktur Suhbiler kendi içerisinde açık bir topluluktur bu sorular buraya geliyor mu? geliyor burada kapalı bir şey yok kapalı bir şey yok burada kapalı bir şey yok su istesem de vermeyin kapalı bir şey yok insanların geride laz üretmesine de gerek yok bu İslam toplumunu batıran şeylerdir devletler yıkılır organik yerleşmiş bir şeyi
bakın cemaatlerin cenniyetleri okur yıkılış sebeplerini görürsün yıkılış sebeplerini İslam devletlerinin yıkılış sebeplerini araştırın yıkılış sebeplerini baktığınızda İslam toplumunun İslam'ın ahlakıyla ahlaklanmadığını göreceksiniz İslam'ın ahlaklanmayan toplulukta
kendi kendilerini batırırlar ve yıkarlar şu anda İslam topluluğunda en büyük sıkıntı bu Mısır'da örneğin işte ne diyorlar evi paladılar mı diyorlar ne diyorlar baltacılar var baltacılar var barbarlık var cehalet var baltacılar bir kurumun içerisine giriyor kesiyor bitiyor gidiyor bir toplumun içerisine giriyor, kesiyor, biçiyor, gidiyor manevi ne?
değil bir toplumun içerisine fitne giriyor, çıkıyor bir toplumun içerisine laf dedi konu şaiye giriyor, çıkıyor yıkılıyor yıkılışına dışarıdan bir bak kurulu bir sistem var ama bir baba resul isyanı çıkıyor, bitiyor Selçuklu'nun işi Anadolu'da baba resul isyanında ortalık, baltacı onlarda barbar isyanında yakın mı?
talan edilmedik yer kalmıyor Anadolu'da ve Selçuklu hükümdarların baba resul isyanını bastırmakta zorlanıyor ve çöküyor Selçuklu barbarlıkta bir barbarın birisi çökertti Selçuklu Osmanlı'ya bakın Osmanlı'daki isyanları, Osmanlı'daki hem askeri isyanları hem de yerel barbarlık isyanlarını bakın Osmanlı'sına sebeb Avrupa'dan Avrupalılar milliyetçilik akımını koydular ve Avrupa'daki cahil insanları toparlayıp Osmanlı'ya karşı barbarlık yaptılar ne yaptılar?
kılıçtan geçirdiler Avrupa'da yaptılar, yıktılar Osmanlı'ya karşı ellerinden gelen her şeyi yaptılar yapanlar kim? oranın barbarları arkasında kim var? Avrupa var aynı şekilde Yemen'de, aynı şekilde Hidal'da aynı şekilde Mısır'da, Tunus'ta, Cezayir'de, Fars'ta, Afrika'da Aynı şekilde Orta Doğu'nun yukarı Metapotamya'da, Türk Gümenistan'da, Kazikistan'da, Tacikistan'da, Afganistan'da her yerde Osmanlı'yı yıkan barbarlardır. Yerel barbarlar. Dışarıdan enjekte edilmiş, beslenmiş, yerel barbarlar yıkmıştır. Gelin Cumhuriyete şimdi. Otuz yıldan beri Türkiye Cumhuriyeti neyle uğraşıyor? PKK ile. Otuz yıldan beri memleketin ekonomisini, siyasetini, askeriyesini, entegyöterliğini, fikrini, kültürünü, sosyalitesini bozan en önemli unsur ne?
PKK. İkinci unsur ne? Davriler. Bunlardan besleniyor. 12 Eylül içtiler, 28 Şubat'ta kan emdiler, 60 ihtilalinde kan emdiler, yuttular, üttüler. Barbarlar, bunlar bu baltacılar gibi hepsi de.
Kimisi maliyenin başına durmuş, kimisi dış işlerin başına durmuş. Kimisi askerinin içine durmuş. Barbarlar elinde klavyesi var, onun elinde palası var, bunun elinde parası var. Onun elinde palası var, bunun da dili var, basını var. İslam topluluğu bu barbar düşünceleri ve barbar hareketleri iyi takip etmeli. Biz şimdi de Elifalı'nın birisini bekliyoruz mesela. Elifalı'nın ayaklarında fikri veren, düşünce veren beyin takımı vardır. O beyin takımının arkasında bir beyin daha vardır. Onun arkasında da deccal vardır. Mevcut yönetimi çökertirler. Birisi birisi, siz birisine çok makul bir şekilde şunu diyebilirsiniz. Ya Halit'in şöyle hataları var ya.
Bu çok makul gibi gelirse ve makuldur da belki de. Halit çok samimi arkadaşınızdır sizin. Hacı Erkan şunu diyebilir. Ya Halit'in böyle hataları var. Çok samimi değil mi? Bu söz bir barbarın kulağına giderse Halit'i de Erkan'ı da yıkar. Anladınız mı? Bir cahilin kulağına giderse ikisi de yıkılır mı?
Orada kalmaz. Adam şöyle der. Madem Halit de böyle, neden Üstad onu orada tutuyor ki? Üstadta da kırıklıkları var. Ya Adnan'ın şöyle şöyle şöyle hataları var. Üstad da onu orada tutuyor. Çok iyi düşünüyor değil mi? Yani iyi olmasını tutuyor.
Hiçbir şey tek tarafı değildir. Örtün, affedin, sarın sarmalayın. Herkes hata yapabilir. Bakın herkes yapabilir. Bu yaparken şöyle düşünün herkes. Ya Hacı Erkan zaten samimi arkadaşı ki o. Erkan'la alakalı konuşurken samimiler zaten. Kime konuşuyor? Halit'e konuşuyor. Çok samimiler zaten. Adnan, Erkan'la alakalı Halit'e konuşuyor. Ama birisi onu duyuyor. Veya Halit onu alıyor, doktora söylüyor. Doktor bundan Barbar bir tanıdığı var, arkadaşı var. Doktor Barbar olduğunu bilmiyor adamı. Doktor diyor ki, ya Adnan Hoca da bilmiyor. Erkan böyle böyleymiş.
Bitti iş. Bunun böyle olacağını Adnan Erkan'a söylerken bilmiyor. Ama bir bomba gibi dergahın ortasına düşüyor. Sonradan dergahın içindeki kim şey diyor ki, bu bombayı kim attı? Fehim attı diyor. Dağ Bey gibi. Öyle. Benim kendi ismi yazdığı için ben yani açık bir şekilde söylüyorum.
Fehim hareket ederken çok samimi. stratejik hatayı. Örneğin. Neden? Ya Adnan'la alakalı meseleyi gidip de Erkan'a konuşacak. Anladınız mı? Böyle açık açık konuşuyor mu? Ya hiç kimse bir daha böyle hatalara düşmesin. Siz çok nasiptir o. Siz mesela örneğin yani İsmail hakkında bir yerde bir şey söylersiniz. Kürsü'de İsmail için demiş ki ya adam deli, yalan söylüyor. Laf geldi, döndü dolaştı, geldi bana.
Yani hal gördüğü halleri yalan söylüyor. İyi dedim, sen onun halini görüyor musun halinden? Hayır. Yalan söyledin, nereden tespit ettin? Elinde yalan matik mi var? Fakat o söz orada dolaştı ya herkesin içerisinden. Yusuvlar elinizi kaldın bakayım. Neredesin? Kaç? Evet, bu sözleri büyüdünüz değil mi sizden? Şimdi orada dolaştınız, bu söz dolaştı. Herkesin içerisine oturdunuz, bu söz oturdunuz. O kimse kendince inek yaptığını düşünüyor. Birine söylerken bunu, ya iyi bir şey yapıyor. Yani o bir şeyi durduruyor, yanlış bir şeyi durduruyormuş gibi görüyor. Ama ve lakin ortaya bir el bomba sarıyor.
Ondan sonra dönüyor, bomba onun elinde. Diyor, nereden tespit ettin yalanını? Onu söyleyen kimse en son bana geliyor. Yalan söylüyor diyor. Nereden tespit ettin deyince duruyor. Bir kimsenin hal görüp görmediğini, senin tespit etmen için senin de hal görmen lazım. Yetmedi. Halinde onun da halini görmen lazım. O kimse hal anlatırken sen de o hali, onun davetanda o hali görmen lazım. Daha iyidir, tikrullah halakasındaysan orada hal görenin halini görmen lazım ki hayır sen bunu görmedin diyebilirsin ona. Hatta bunu herkesin içerisinde söylemek de senin hakkın değildir.
Sen tespit edersin sadece, yazarsın kenara. Anlat halini dediğinde, o yalan söylüyorsa, iki şey vardır. Bir, sen onun haline vakıf değilsindir. İki, vakıf olamadığından dolayı da sen onu ayrılamayabilirsin. Vakıf olamamışsındır. Onun da halin başında gördüğünü görmüşsündür sen. Veya onun sonunda gördüğünü görmüşsündür, bu da olabilir. Ama sen kendince, bunu da böyle dip nokta olarak bir şey, böyle bilen böyle gören de yok. Yani bir kimsenin halini halinde gören yok. Olarsa da bizi bilmiyor. Allah bizi affetsin.
Öyle olunca senin elinde böyle bir delilin olması lazım ki, o kimsenin yalan söylediğine dair elinde bir manevi delil olsun. Bunu yine söyleyemezsin. Çünkü neden? Zahiri delilin yok. Ama birisi kalkardı, birisinin için bu yalan söylüyor dediğinde, eğer o kimseye yalan söylemiyorsa çok büyük iftira attı. Nasıl helal başlar? Seconde, bunu söylerken o kimse kendince Kur'an ve sünnet tarihinde duracak. İnanmayabilirsin. Kendi hiç aleminde dersin ki, yok ya bu böyle hal görmüşsün. Bu senin hakkın. Ama bunu dillendiremezsin. Bu senin hakkın değil. Sana İsmail ben halimde gördüm, bana bin lira getir diyorsa götürme.
Senin halimde öğret parmağını seke seke gideceksin diyorsa yapma. Yani İsmail değil söz konular, kim olur söz konular. Birisi seni rüyasında gördü, aa ben seni rüyanda gördüm. Eee hadi bana bir yemek söyle diyorsun, söyleme sen. Kimse böyle yapmayan yok zaten. Tamam. Birileri hakkında yalan söylüyor demek. Birilerinin hakkında yanlış isnatlarda bulunmak, kim o kim olursa olsun, birilerinin hakkında velev ki doğru olsa dahi hikmet etmek, toplulukları bozar ve helak edecek. O yüzden herkes kendince dersini alıp, tövbesini edip yoluna devam edecek. Bu çubanları, sivilceleri bu problemleri örtecek, kapatacak ve kardeşler kendi kardeşimlerinin hukukunu tesis edeceklerdir.
Terslemeyecekler. Bunların yaşanması bir eksiklik değildir. Hatta tecrübedir, zenginliktir. Bakın tecrübedir, zenginliktir. İnsanoğlu düşe kalkıp gidiyor. Düşe kalkıp işliyor. Falanahum. La illallah.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi