mustafaozbag.org

339. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 10 Haziran 2013 · 1:21:36

Sığınarak'tan okumak istiyorum. Yani malum geçtiğimiz günler ve hâlâ devam eden olaylar hepimiz tarafından takip ediliyor.
Bu süreçte sizin aklınızın birkaç tweet dikkatini çekti. Mesela asıl devrinci biziz. Kan dökmeden, sevgi, gözyaşı, zikir ve dua ile iki yüz yıllık askeri, bürokrasi ve CHP'den oluşan cuntaz, ünlü, ciftlik, hamdolsun. Burada bizim kim olduğumuzu anlayamadık. Biz siyasi bir görüş içinde miyiz? Burada siyaset, para yok diye etrafımızı anlatıyoruz. Biz Mevlânâ'nın hoş görüşü içindeyiz diyoruz. Programlarımıza her köşinden insanı çağırıyoruz ve de geliyorlar. Bu kadar değişik düşüncelerin olduğu toplumda Mevlânâ'nın hoş görüşü, bütün dünyanın kabul ettiği bir ortamda bizim için CHP'li, MHP'li, AKP'li olması bizim için fark ediyorum.
Biz hizmet için burada değil miyiz? Ötekileştirme kavramının üzerinde çok duruyorsunuz. Kimseyi ötekileştirmeyelim diye söylüyorsunuz. Hatta hayatınızı buna adamış bir insansınız. İyiliği yaymak, barışı yaymak için hiç durmadan çabalıyorsunuz. Bizler de sizden aldığımız güçle insanlara bunu anlatmaya çalışıyoruz. Sonuçta bu ülkenin polisi bizim evladımız. göstericisi de bizim evladımız. Biz evimizde bu güzel dinimiz, o güzel peygamberimiz, Salallar ve Sellem, o güzel Mevlânâ'ımız ve onlar, onları bize anlatır. Siz canımız, ciğerimiz, üstadımız varken nedir? Biz insanları karşımıza alıyoruz. Bunları yazmamdaki sefer sizi sorgulamak değil, sadece düşüncelerimi paylaşmak verdim.
Hayatım boyunca hiçbir siyasi partiye üye olmadım. Hiçbir siyasi partinin de peşinden gitmedim. Ben bu güzel ortamı bulduğumda, işte burası paranın, siyasetin geçmediği yer dedim. Ve burada kaldım. Allah izin verilse son nefesine kadar burada kalmak istiyoruz. Son olarak, bence bizim Taksim'e gidip, oradaki insanlara sema gösterimizi yapıp, onlara dinimizin güzelliklerini, kardeşliğimizi anlatmamız lazım.
Bu vatana bundan daha fazla yapabileceğimiz bir hizmet de olmadığını düşünüyorum. Harika. Evet, asıl devrimci biziz, kan dörtmeden, sevgi, gözyaşı, zikir ve dua ile 200 yıllık askeri, bürokrasi ve CHP'den oluşan Cunta zulmünü yıktık hamdolsun. Diye tweet'te bir şey paylaştım. Bunu paylaşırken, kendilerini devrimci zannedenler tweetime bir iki tane bir şey yazmıştı. Ben de devrimcimi, devrimi, insanları katlederekten, polis araçlarını devirerekten, dükkanların yıkılıp, yağmalanarak, insanların tedirgin edilerekten olmayacağını, bu işin sabır, dua, gözyaşı ve olacağını söylemek isterim. Evet, bu manada asıl devrimci biziz.
Bizizden kastımız şuydu. Kendi nefsini ortaya koymak istemedi. Veyahut da cemaatın nefsini ortaya koymak istemedi. Biziz derken, horlanan, iteklenen, kakaklanan, 200 yıldan beri dindar ve dini meseleleri savunanların ezildiği, horlandığı, cezaevlerine atıldığı, 200 yıldan beri dinin ve diyanetin konuşmasının yasaklandığı, yaşanmasının yasaklandığı bir topraklarda yaşıyoruz.
Biziz derken, din adına, İslam adına, Kur'an adına, sünnet adına, peygunlar adına ve onların kutsallıkları adına mücadele etmiş, onların kutsallıkları adına malum İstiklal Mahkemelerinde asılıp sonradan gerekçeli kararının açıklandığı şehitlerden tutunlar, o baktıcı CHP döneminin ilk dönemlerinde din ve dindarların görmüş olduğu zulümlerden, çekmiş olduğu zulümlerden tutunlar, 28 Şubat'ta görülen zulümlerin ve işkencelerin de hepsini içine alarak da sonuç olarak sabrın, duanın, zikrin, sevginin, muhabbetin galip geldiğini göstermek istedim.
Eğer devrimcilik adına polis otolarını yapmaksa, devrimcilik adına halkın kullandığı belediye otobüsleri yapmaksa, devrimcilik kaldırım taşlarını sökülüp dükkanları atmaksa, devrimcilik işine gelmediğin, zulme uğradığın zaman ortalığı ateşe vermekse, benim bildiğim devrimcilik bu değil, bunun adına devrimcilik derlerse, bu terördür.
Bu anarşidir. O zaman 28 Şubat'ta okullara alınmayan kız öğrenciler ortalığı ateşe vermesi gerekirdi. Eğer 28 Şubat'ta Müslümanlar, zulme uğrayan Müslümanlar daha doğrusu, 28 Şubat'ta konuşmak istemiyorum fazla, eğer 28 Şubat'ta belirli kesimlerle anlaşıp, belirli kesimlerle ortaklaşa, 28 Şubat'ın bir şekilde destekçisi olanlar benim dediklerimin içinde değil.
28 Şubat'ta herkes derdest edilirken, insanların iş yerleri basılırken ve basılan iş yerlerindeki insanların defterlerine el konulurken ve o insanlara milyonlarca, trilyonlarca ceza kesilirken, Türkiye'deki bazı cemaat ve tarikatlara hiç dokunulmaması, bazı cemaat ve tarikatların okullarına, derneklerine, ne bileyim işte, hizmet alanlarına hiç dokunulmaması, belirli yerlere dokunulması, belirli insanlara dokunulması ve onlardan bir infial beklenmesi ve onlar, bunları ayırıyorum çünkü.
Bir dokunulmayanlar var 28 Şubat'ta, bir de dokunulanlar var. Dokunulmayanları, 28 Şubat'ın destekçisi ve 28 Şubat'ın bu noktada payandaları olarak görüyorum, parantezi kapatıyorum. Ama 28 Şubat'ta o zulme uğrayan insanlar, o haksızlığa uğrayan insanlar, üniversite kapılarında sorgu odalarında bekletilenler, polislerin sorgu odalarında bekletilenler ve neydi belirsiz, nereden geldiği belli olmayan değişik mavi, gri, siyah araçlarının içerisine sorgu odaları kurup onlara dert etsedip toplanıp 2-3 gün onların içerisinde
bekletilen sorgulananlar ama iş yerlerinde, ama devlet dairelerinde, ama özel sektörde, ama ne bileyim işte kendi işlerinde yapılmış olan bu zulümlerin karşısında bu zulme uğrayan insanlar bir tane araç yapmadılar. Bir tane araç devirmediler. Bir tane okul taşlamadılar. Bir tane dükkan taşlanmadı. Ve yemin ediyorum, yeminle söylüyorum bunu, inancımı söylüyorum. Eğer 28 Şubat'ta bu haksızlıklara uğrayan insanların bir tanesi eline bir taş almış olsaydı ve bir taş atmış olsaydı bir taşa karşılık bin kelle giderdi. Bir taşa karşılık bin Müslüman kıyılırdı.
Siz 28 Şubat'ı bilmiyorsunuz daha. Ve 28 Şubat'ın çilesini çekenler hala da kendi içlerinde korku yaşıyorlar. Hala da sendrom yaşıyorlar. Çünkü 28 Şubatçılar hala da görev başında, kalıntıları da görev başında. Ve her kendi çocuklarına, kendi eşlerine, kendi işlerine herhangi bir Sabatoj'da bulunabilirler diye onlar hala da susuyorlar.
Konuşanlar meselenin edebiyatçıları, çileyi çekenler konuşamıyorlar. O zulmü gören, o işkenceyi görenler konuşamıyorlar. Kendilerinden, korktuklarından dolayı değil, aileleri var. Çocukları var, aileleri ve çocuklarından dolayı konuşamıyorlar. O yüzden 28 Şubat'ta eğer ki bu çileyi çekenler, bu ızdıralı çekenler, bu pozisyonun içerisinde inim inim inleyen insanlar, eğer ki tekrar söylüyoruz, parkı bırakın, bir tane eylem adına çiçek koparsalardı, kolları kopar zorunda. Kolları kopar.
Şimdi, birileri bir yerine basacak, birileri düğmeye basınca insanlar sokağa çıkacaklar, organizatörler iş başında olacak, organizatörlerin organize ettiği insanlar, polis araçlarını yakıp yıkacak, devirecek, belediyelerin arabalarını yakacak, yıkacak, altı gün içinde iki yüz yetmiş tane sivil aracı yakacak, iki yüz yetmiş tane, daha az önce haberler edilir.
İki yüz yetmiş tane sivil araç yapılmış. İki yüz yetmiş tane. Altı gün içinde. Bunun adı halkın ayaklanması mı olacak? Bunun adı devru mı olacak? Öyle mi? Ve biz Allah affetsin. Gideceğiz orada semam edeceğiz. Güzel bir fikir. Tatlı bir fikir. Bunu söyleyen kardeş, keşke cumartesi gün benimle beraber heykelde olsaydı. Ben geçen hafta cumartesi gün heykeldeydim. Mitingin olduğu yerdeydim. Bir, bir buçuk saat orada bulundum.
Ben canlı köşklerde oturmuyorum. Sırçalı odalarda da oturmuyorum. Benim öyle bir surgi anlayışım yok. Ben pazartesi günü de keskin mitingindeydim. Türkiye'nin sevgi diline ihtiyacı var.
Evet. Haksızlığı uğramıştır insanlara. Haksızlıklarını dile getirsinler haksızlığı uğradıkları geldi. Arkadaşlar ilkokula giden çocuğunuz haftada iki bin çekildi mi sizin okul yönetimi tarafından? Sizin anneniz babanız irticacı diye. Horlandı mı çocuklarınız hiç sizin? Hiç okuldan kovuldu mu sizin çocuklarınız? Anneniz babanız irticacı mı okula giremezsiniz diye. Hiç iş yerinize sizin elli altmış tane polis birden bastı mı? Sizin kapalı depo gibi depo gibi duran iş yerinizde yirmi beş otuz tane polis birden bastı mı?
Kapalı depo hiçbir çalışma yok. Sizin kapınızın önünde günaydın diyen bir sivil polisiniz oldu mu? Haftanın iki üç günü dükkanın önünde soteye yatmış sivil polisiniz oldu mu sizin hiç? Sayın neredesin? Burada mı sayın? Gözüm gördüydü. Kaç günü sivil polis gelirdi de bana telefon açardın efendim gelmedik yıkanı diye iki üç günü sabahtan ara gelmese iyi olur. Bir aracı mı yaksaydımlar da?
Sivil polisleri mi dönseydim? Türkiye çok acı günler geçirdi. Şimdi kaçak diğer arkadaşlar polis araması yakacaklar bunlardan da devrimcilik mi diyeceğiz biz? Bir şey yapacak. İmam Hatip okullarının teker teker kapılarına kilit vurup okullar normal memleketin kendi kendi vatandaşın yaptığı okul İmam Hatip okullarının içerisinde bir tanesinin içerisinde devletin parası yoktur.
Vatandaş kendi parasıyla İmam Hatip'in okulunu yapar milli eğitime teslim ederdi. Milli eğitim sadece oraya hoca atardı. Nerede bu İmam Hatip okulları? Yirmi sekiz Şubat'ta hepsine de el koydular normal liseye çevirdiler. Kim kalkıştı? Durduğun herhangi bir patlatılır. Bursa'da kaç tane sohbet eden böyle benim gibi dili sivri varsa karakolda Bursa merkezde bir yerde İstanbul'da ne işin var ispat etlerdi burada olduğunu Neredeydi bu demokrasi aşıkları?
Neredeydi bu demokraflardır? İki yanlış bir doğru yapmaz bize yapılanlar yanlıştır. Biz sabırla duayla zikirle gözyaşıyla açtık. sabırla duayla zikirle gözyaşıyla açtık. Taş bastık içimizden. Dedik devlet bizim bu millet bizim bu topraklar bizim Mustafa Özbağ kinlenme. Mustafa Özbağ kinlenme. Etrafına kin yayma. Etrafına sakın ha. Kinlendirme. Konuşma. Uzun müddet de bunları konuşma. Mustafa Özbağ sus. Mustafa Özbağ sus. Mustafa Özbağ sus.
Konuşma. İnsanlar bilemezler. Kinlenirler. Birisi kalkar birisine bir çakı bıçak batırır. Birisi kalkar birisine bir şey yapar. Olur sorumlusu sen olursun Mustafa Özbağ sus. Sabır. Şimdi kalkacaklar ellerinde bira şişeleri, viski şişeleri, rakı şişeleri. Bir tarafta Türk bayrağını yapacaklar. Bir tarafta dükkanları yağmuracaklar. Dükkanları normalde kıracaklar, dökecekler. öbür taraftan belediye otobüslerini yakıp yıkacaklar. Polis arabalarını yakıp yıkacaklar. Anarşiyi, terörü, anarşiyi ve terörü hortlaşacaklar. Biz onlara devrimci mi diyeceğiz? Onlar şeytanın kulları ve köleleri.
Onlar şeytanın kulları ve köleleri. Onlar şeytanın askerleri. Onlar şeytanın hizbi. Biz hiçbir zaman kardeşlerimizle şu partiye oyatın demedim. Benim bir bu noktada partisel angecem yok. Bir angecem vardı de angecemde de haklıydım. İhtilallerin sorgulanması için evet dedim. Bu memlekete Cumhurbaşkanı'na halk sessin istedim. Evet dedim. Madem demokrasi, ben müadillerin dahi seçimli olmasını istiyorum. Ben emniyet müdürlerinin dahi seçimli olmasını istiyorum. Ben milletvekillerinin dahi yerel olarak yerelde milletvekili adayları sıralarsın hangi partiden olursa olsun onun dahi seçimli olmasını istiyorum.
Milletvekili aday adayların da seçimli olsun. Valiler de seçimli olsun. Emniyet hamilleri de seçimli olsun. Belediye başkanları nasıl seçimle geliyor? Valiler de seçimle gelsin. Evet. Rektörlerini seçimle seçiyorlar da valilerin neden seçimli yapmıyorlar? Üniversiteler rektör seçiyorlar. Üniversiteler dekan seçiyorlar. Üniversitelerinin kafası çok çalışıyor da normal halk geri zekalı mı? Onlar neden valisini seçemiyor? Bu insanlar milletvekili seçiyor da valisini mi seçemeyecek? Geri zekalı mı? Bu millet belediye başkanını seçecek de emniyet düdürünü neden seçemiyor?
Geri zekalı mı? Devlete bırakalım. Valiyi neden seçemiyoruz biz? Valileri neden seçemiyoruz? Deseler ki biz de iş başına gelmesini istiyoruz, protost ediyoruz, ben gideyim orada 10 bin cema döneyim.
Yakmasın, yıkmasın. Deyelim ki haklı gerekçeleri var. Haklı gerekçeleri var. Ben istemiyorum eski garajın yıkıldıktan sonra ne o? Alışveriş merkezi olmasını. ne yapsaydık? Biz de birkaç tane polis arabası çevirdik.
Adama de ki öyle işte temen yeri parkının üstünden bir yer bulun bir yerde adam gitsin oradaki evleri büyük paralarla satın alsın. Hem oradaki normalde ev sahipleri kazansın. Değilerek 5 yıldızlı otel izni vereceğim. Bu bölge oradan bir bölge seç. Şehrin üstleri o varoş yerler zengin olsun. Çehresi değilsin. örnek ovayı katleteceksin bir tane telefriğe de ki telefrikte çalma üstüne büyük bir otel izni atı.
Adam gitsin telefrikte orada bir arsa toplayacak kaç metrekare lazım? 2000 metrekare 2000 metrekare bir alan seçsin versin parayı telefriğine olası canlansın. Benim şehircilik anlamı şimdi oraya gidilen yollarla düzelcek oradaki etrafta düzelcek şehir değişecek düzenleşecek ben vermezdim İzmir yoluna İstanbul yoluna otel izni üniversitenin orayı kalkıp otel izni vermezdim örnek anlayın bunlar olmadı diye şimdi hep beraber gidip polis arabasını yakalım yok yok Allah bizi affetsin o yüzden bizim siyasetimiz yok biz bu
memleketi seven insanlarız bu memleketin insanlarını da severiz bu memleketin bu noktada toprağını da taşınır toprağını da severiz biz memleketin insanını da severiz ama ve lakin terörün adını terör koymazsak teröristler kendilerini haklı görürler edep sınırının dışındaki bir şeyi bu edepte değil demek edeptir bunu söylemek hakikattir yanlışın yanlış olduğunu haykırmak hakikattir insanlar şimdi üç beş tane devrimci bozuntusundan korkup ilk etapta bunlara tepki koyamadılar sindi herkes sindi bir anda
hakikata haykırmaktır devrimcilik sindi herkes sindi anda haykırmaktır hakikati herkes şimdi hakikati haykırıyor şimdi söylüyorlar işte otobüsler yandı şunlar yandı o gün ne söylemediniz bu gün ne söylemediniz cumartesi oldu ben cumartesi gün konuştum cumartesi gün konuşacaktı herkes bu yapılan terör kardeşim terör yapacaksan gidersin valiliğe danışırsın valilik nereye gösteriyorsa gider orada gösterini yaparsın hayır ben orada yapmam ya ben istediğim yerde yaparım
bu terör bu terör biz onları yaşadık 12 öğününde yaşadık 12 öğününde bizatihi yaşadık 28 şubatta bizatihi yaşadık bizatihi bizim ders yaptığımız yerler basıldı arkadaşlarımız tek tek normalde kameralara çekildi hepsinin de kimlikleriyle beraber kameralara çekildi ders yaptığımız yerler basıldı arkadaşlarım kimlikleri toplandı millet millet taciz edildi dükkanlarına gidildi tehdit edildi Mustafa Özman peşinden gitmeyin denildi yalan yanlış bir sürü haberler yayıldı benim hakkımda yayıldı bizim içimizden
arkadaşları da kandırdılar onlar da inandılar televizyonlarda göreceksiniz bir hafta sonra denildi tutuklandığını göreceksiniz elleri kelepçeli televizyona çıktığını göreceksiniz dediler götürdüler ellerimi kelepçeye bağladılar arkadan hem vücud bugün adalet sarayına öyle getirdiler etrafında beş on tane polis nerede bu televizyoncular diye sordular gelmemiş televizyoncular bunu söylediler arkadaşlara arkadaşlar geldiler bana dediler on gün sonra seni böyle böyle yapacaklarmış on gün sonra aldılar götürdüler beni televizyoncuları
eksilti yaşadık bunları yaşay yaşay bunları yaşay yaşay böyle şimdi elinde bir tane delil var filanca efendi aa yirmi sekiz şubatta neredeymiş aa hiç bir şey olmamış bırak yirmi sekiz şubatçı diyorum ben diyorum kardeş sizin cemaatınızda hiç sizin ders yaptığınız bir yer basıldı mı hayır sizin bir dershaneniz basıldı mı hayır sizin bir okulunuz basıldı mı hayır sizin fikir yaptığınız bir yer basıldı mı hayır sizden birisini götürüp kimlik elinde Mustafa Özbağ adresi bu dendi mi hayır bırak yirmi sekiz şubatçı seni diyorum
camide bastılıyorsun sen değil mevlüt sahibi benim diyor Remzi abi götürecekseniz beni götürür polislere onu söylüyor ben hiç odadayım biz mevlüt okuduk sadece polisler diyor ki Mustafa Özbağ nerede ben son anda geldim üç tevhid okuttum eski arkadaşlar üç tepel la ilahe illallah dedik dua ettik bitti rap polisler sardık bütün camide dört değil dedi
üç biz yönetim odasındayız orada adam geldiler Remzi abi diyor ki mevlütün sahibi benim ben babama mevlüt okuttum götürecekseniz beni götürün adamlar diyor ki biz Mustafa Özbağ diyoruz Remzi abi tekrar diyor ya mevlüt sahibi benim diyor mevlütü düzenleyen benim götürecekseniz beni götürün diyor onlar diyor ki Mustafa Özbağ lazım ayakkabılar kapının önünde Remzi abinin bacanağı geldi içeri dedi ben söyleyeyim burada deyim ya dedi dediğin anda deşerim seni baktım hiç konuşmadım böyle bir bakım
orada bir tane bir pencere var pencereyi açtım baktım minarenin arkasına çıkıyor açtım pencereyi minarenin arkasına ayağımda ayakkabı yok arabayı açtım o hafızlık çalışan çocuklar da hocam hocam gidin mi onlara yok gitmiyor çocuklar sette valla gittim arabanın içersin geçtim çalıştırdım yaktım yambalı yurdum çıktım çoğun çocuk Adnan'dan evindeydi Adnan'a dedim Adnan al götür al eve götür evden ayakkabı eşya çamaşır al nafızın ikizleri o gece isim koyduk nafızın da ikizleri oldu isim koyacak orada nafızın evine nazım nafızın evinde
isim koyduk eşyalar geldi çay içtik dinlendik selamun aleyküm keles yoluna dağ keles yoluna dağ bursa'da çıktık tamam bitti işim dedim dedim o dağ yolunda bir şey var ne o petrol ofisi var petrol ofisi oraya geçtim çok yorgulmuşum gibi dedim şurada biraz uyuyeyim dedim ya arabayı çektim oraya tamam dediler ya acaba büyü sen sonradan yine dörtlüklendim ben bunun şimdi birisi kalkar jandarma bunlara dediyse dedim ben böyle bir yabancı araç gelir buraya şey yaparsa bize haber verir verirler bir daha uğradım oradan çıktım
hepsini yaşadık biz otobüs devirmedik ki o zaman biz otobüs devirmedik sinemize çektik içeride bilerek bilmeyerek satanların listesini aldık sinemize çektik dışarı çıktığımızda demedik bizi filanca arkadaş satmış diye millet gider ona bir şey yapardı sinemize çektik sinemize çektik devrimcilik bu eğer devrimcilikse arkadaşlar iki tane ağaç için ortalığı yaygılara verip yakıp yıkacaklar adı devrimcili soracak sarhoşlar toplanacaklar ellerinde içki şişeleri biz buradayız Tayyip nerede
diyecekler Tayyip Erdoğan'ın üzerinde dine ve dindarlara küfretcekler şimdi bu yaptığınız yanlış deyince her biri saldırıyor adamın üzerine ya sen bir başkasının yaptığını yanlış diyorsun tamam senin de yaptığını birisi yanlış deyince niçin saldırıyor bir tek demokrasi bunlarda bunları eleştirirsem sen faşistsin gelincisin yobazsın din sömürgenisi söz bu diyorsun ki yıkma işte siz dindarlar böylesiniz dini sömürüyorsun ya yıkma yıkma yıkma sana birisi yıkma deyince ne alakası var bunun din sömürüsüyle kalıyor sen kemalist misin
diyorum ben evet diyor okudun mu Mustafa Kemal Atatürk'ün emriyle yazılmış olan Elmalı Hamdi Yazık tefsirini bakıyor çok basit kardeşim Atatürk insanların dinsizleştiğini görmüş dinsizleştiğini görünce dinsiz bir toplumun hayvanlaşacağını da görmüş dinsiz bir toplum hayvan bir topluluktur dini olmayanın insanlığı olmaz dinsiz bir topluluk cahil cehalet topluluğudur hayvandan daha aşağıdık Atatürk onu görmüş bu insanlar dinsiz olmasınlar dinsiz yetişmesinler diye diyanete emretmiş demiş ki tefsir yazın buna uygun insan kim
demişler ki işte Elmalı Hamdi Yazık tefsirin nasıl olacağına dair protokol indi aranmış bu protokolde din Kur'an ve sünnet noktasında algılansın Kur'an ve sünnet anlatılsın diye protokolde var iyi ve Atatürk bu Elmalı Hamdi Yazık tefsirini bastırttırmış camilere okullara dağıttırmış Kemalist misin evet okudun mu Elmalı Hamdi Yazık'ın tefsirini hayır niye okudun mutluluk okudun kardeşim Atatürk dinsi doğmuş olsaydı bunu yazdırmazdı ben senden en fikrim Atatürk dinsi değil aha işte Elmalı Hamdi Yazık'ın tefsirini yazdırmış
al oku bu harcin tercümesini yaptırmış al oku birinin de hesabını o birinin de olan hesabını gör bana ne dine hakaret etme dindarlara hakaret etme yoldan geçen başörtülüğe pet şişe atma elin kırılsın sus yap sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri susmamış Yahudinin birisi Müslüman bir kadının başörtüsünü çekmiş yanındaki Müslüman adamla o Yahudi'ye bir tokat vurmuş durunca Yahudiler de kapmış o Müslüman'ı şeyin etmiş
hadreti peygamber ikindi namazını kılacak kıldırmıyor namazı diyor ki gidin o Müslüman kardeşinizin intikamına alınacak bineğin üzerine namazın fetva çıkarıldı mesele bu bineğin üzerine namaz kılmış sahabiler ezan okunmuş farzını kılalım da gidelim yok demiş yürü önce bunun intikamını alın mescitte namaz kılmak yok ya Müslüman için bir Müslüman kadının başörtüsü çekilir müminler sabırlı insanlar bu memlekette memleketini sevdikleri için galayana gelseydi üniversitenin kapısına yığılsaydı o müminler ne yapacaklardı
daha içindekini söyleyeyim müminler korkak insanlar müslümanlar korkak sizi galayanı getirmek için söylemiyorum arasını, malını, mülkünü, çoluğunu, çocuğundan geçecek müslüman çok az gözün içine baka baka adamlar dinimize küfrediyor gözün içine baka baka başörtüllere pet şişet atıyorlar laf da söylüyorlar neymiş de güneşten D vitamini almamış da başörtüllerin o yüzden kafası çalışmamış yolda geçerken duyuyor bunu
senin başına güneş geçmiş herhalde dedim senin başına güneş geçmiş herhalde dedim öyle baktı ne lan söylediyom diyorum ben kadına, kıza susuyor şimdi kolu elimde hadi bağır dedim yeticacı kolumu tuttu dedem günler, cesaretleri yok ki hikmet görüyorum, diyorum ki kendi kendime ya bunlar cesaretle olmuş olsa yani şuraya yüz elli iki yüz kişinin bir şey çıkmış olsa ha harp çıktı diyorum ben harp çıktı bir taraftan da adişlerim geliyor aklıma aynı zamanda siz çok olacaksınız ama denizin köpüğü gibi olacaksınız
neden? bir ağırlığınız olmayacak neden? dünya sevgisi dünya sevgisi dünya sevgisi başka bir şey değil onlar parkta yatıyorlar mı altı günden beri? yatıyorlar yemeleri, içmeleri, hepsi de geliyor mu parka?
geliyor bütün herkes de onları şimdi mağdur görüyor mu? geliyor hükümet bile kalkıp özür diledi mi? dedi hiç başörtülülerden özür dileyen oldu mu? yok hiç ehli tarikattan özür dileyen oldu mu? yok ya evet ya yirmi sekiz şubatta biz şu şu şu … adamlar sorguları alınmış bunlardan özür diliyoruz dendi mi? yok işini kaybeden, eşini kaybeden, çocuğunu kaybeden, malını kaybeden, mülkünü kaybedenler oldu mu? oldu bana söylenen sözü söyleyeyim bana dediler ki sen bu bu dediler dincilerin en ahmağı senmişsin en salar senmişsin en kafası çalışmayanı senmişsin dinliyorum ben şunu böyle dedim ne oldu?
dediler ki senin evinde hiç para bulamadık biz demek ki başkalarının evinde para buldu bunlarda ne yaptılar bu buldukları paralar acaba? Bursa'dan arabaya toplamışlardı on kişi bunun içerisinde şu anda ııı şeyin sanayi odasının başkanının abisi de var kimse bilmez şu anda Bursa Dizel ve sanayi odasının başkanı kim?
İbrahim Burkay İbrahim Burkay'ın abisi Mehmet Burkay'ı da aldılar Bursa'da on tane iş adamı, on iki on üç tane iş adamı konuşmaz şimdi onlar o gece beni de yakalayıyorlar çünkü beni de alacaklar sonradan yakaladılar beni onlar söylediler beni sonradan araştırdıktan götürmüşler bunların hepsini bindirmişler otobüse üç gün dört gün bunların nereye götürdükleri belli değil ben biliyorum götürdükleri yeri bu meseleyi konuşmadı hala da konuda biliyorum sabır nasıl ihtilal ettiriyor nasıl devrim yaptırıyor alıp götürdükleri Mehmet Burkay'ın kardeşi İbrahim Burkay
şimdi seçildikten sonra söyleyeceğim dedim bunu şu anda seçilen Mehmet Burkay'ın kardeşi İbrahim Burkay Mehmet Burkay'ın kardeşi İbrahim Burkay nerede lastikçi Ömer bizim? Yurt dışında mı? Ömer geldi bana ne yapayım dedi çalış dedim ben gideyim mi dedim git dedim ben benim neden git dediğimi neden çalış dediğimi bilmiyorum Burkay'ın listesi seçilsin benim derdim de bu neden seçilsin?
yirmi sekiz Şubat'tan bir intikam daha alacağım ben intikam böyle alınıyor seçilsin diye dua ettim habire içimde huzur var böyle mutluluk var neden? Burkay'ın ben üç dört gün ne çektiğini ne yaşadığını biliyorum kendisiyle bir seferlik selamlaşmamız var bir sefer bu kişileri sorsanız beni tanımaz bile şimdi beni tanımaz bile bunları da götürdüler yüz yüz yedi tane işçi çalışıyordu yüz yüz yedi tane işçiyi alıp da fabrikanın önünde bir maiş yapılmış maiş yapılmış işçiler de kendini verirdi maaşları
çağları bir sefer aldılar karakola çağlar karakolda şunu söyledi bütün fabrikalar servis çıkışı karakolun önünde toplansın toplandı bütün herkes aynen çağları bıraktılar gittiler Türkiye burası evet yakmak bizim işimiz değil yıkmak bizim işimiz değil terör bizim işimiz değil birisi yakıyorsa senin yaptığın yanlış kardeşim bizim işimiz haksızlıklar karşısında susan dinsiz şeytandır yıkma bizim işimiz değil kardeşim yıkıyor mu birisi yıkma kardeşim bu vatanın parası o bu memleketin parası nerede yirmi sekiz Şubat'ta
trilyonlar bir dolarlar nereye gitti bu da hükümetin gafleti arkaya dönüp banka hesaplarını incelettik bu paraları kim iç etmiş bile ancak çıkar mahkemenin huzuruna yavaş yürüyor yavaş yürüyünce o mihraktan çalışıyorlar ortalıkta bir taraftan yirmi sekiz şubat dosyası kabul edildi mahkemede ortalığa halave çevirdiler neden yirmi sekiz şubat dosyasını çünkü mahkeme kabul etti savcılığın dosyasını Ankara'da ne zaman geçen hafta çünkü yirmi sekiz şubat uluslararası bir proke uluslararası bir sistem uluslararası bir komplo
uluslararası bir tezgah içinde mostat var içinde CIA var içerisinde KGB var CIA bağlı KGB'ye bağlı mostata bağlı bankalar var bunlara bağlı Türkiye'de iş adamları var bunlara bağlı Türkiye'de basın var bunlara bağlı Türkiye'de hem askeri hem sivil bürokrat var bunlara bağlı savcı var bunlara bağlı hakim var Türkiye'de bunlara bağlı emniyet müdürleri var polisler var bunlara bağlı sorgonaları var bunlara bağlı hiç kimsenin bilmediği yerlerde cezailleri var işkence yerleri var hiç kimse bilmiyor bunları bilenlerde susuyor
müslümanların gözyaşı bu müslümanların feryadı işkence altında inim inleyen inim inim inleyen müminlerin feryadı bu Allah feryadı karşılıksız bırakmayacak gösterecek öyle şey yok hiçbir şey havada kalmaz hiçbir şey havada kalmaz sen adamın çoluğunu çocuğunu gözünün önüne serceksin bir sürü mevzulardan geçireceksin bütün fotoğraflarını serceksin önüne bir sürü mevzulardan geçireceksin o feryat kalmaz hava
kalmaz feryatın önüne durursa o feryat onu yakar geçer ezer geçer parçalar geçer kim durduracak o feryat orada bir ah çıkmış çıkan ah senin de değil artık orada bir feryat dökülmüş dökülen feryat senin de değil artık sahibinin o kim geri döndürecek geri dönüşü yok onun geri dönüşü yok onun eşsiz devrimi yirmi şekil subatın zulmü altında inleyenler yaptı dışarıdakiler değil nerede İsa gibi inen adam Hasan Mezarcı nerede akli dengesini kaybetti
kim bu adam müftü ilahiyat mevzunu müftü dinini bilen adam yitirdi adamın aklını iğneyle yitirdi dışarı gitti bir tane tarihçi vardı Refah Partisi'nden kimdi oğlum git müyelesidir Hasan Hasan Hüseyin Çeyna adam yurt dışında durdu onların gidecek bir yeri vardı bizim gidecek bir yerimiz yoktu bizim gidecek bir yerimiz yoktu gitmek isteseydim kendileri
göndereceklerdi merak etme yeter ki kurtulalım doğru yanlış bilmiyor o yüzden evet bu görüntüler hoş mu değil hoş olmayan görüntüleri sebep olanlar da hoş değiller bunu bin yıl geçecek yine haykıracağım bana çekiyorlar mail işte ne bileyim işte mesaj hocam sevgi konuşsak kardeşim polis arabasının yakıldığı yıkıldığı yerde hangi sevgi konuşacağım adam eline taş almış dükkana vuruyor hangi sevgi konuşacağım ama cumartesi bir şaiya bütün dükkanlara ondan sonra
kepenk indirme hangi sevgini konuşacağım altı parmakta millet geçerken dükkanlar neden açık diye taktaklamışlar insanları hangi sevgi konuşacağım heykelle örtülü bayanlara sarkıntılık yapıyorlar hangi sevgi konuşacağım ne sevgisi konuşacağım tutturmuşlar kendilerini onlar devrimci onlara karşı çıkanlar yovaz gerici meşhur kelam dedim 15 yaşında da biz bunları dinledik kim bunlara karşı çıkarsa neden yaktın dersin gericisin sen ya yakıyorsun kardeşim yakmanın ilericiliği var mı?
belediye arabasını yakıyorsun ilericilik bu mu? bira viske şişesi ilericilik bu mu? buysa ilericilik ben istemiyorum ben ilerici değilim bu noktada istediğin hakareti yapacaksın ilericisin sen yok böyle bir şey yok böyle bir şey herkes sabukla, gözyaşıyla, zikirle, duayla yoluna gidecek işkencelerde şimdi alıyorlar götürmüş arabasını yakmış yıkmış alıyorlar götürüyorlar nezarete alıyorlar nezarette kimliğini savunmasını ifadesini bırakıyorlar ama kardeşim neden ayrımcılık yapıyorsun?
suçluluğun tespit edildiyse neden atmıyorsun içeri? iki yüz yetmiş tane sivil araba yakılmış bunların nerede sorumluluğu? bir tane tutuklanan kimse yok iki yüz yetmiş tane araba yakılmış nerede bunun?
polis arabalarının sorumluları nerede? belediye arabalarının yakanların sorumluları nerede? kaldırımları, kaldırım taşlarını söküp canları, çerçeveleri aşağı indirip dükkanları soyun sal, tamana çevirenlerin sorumluları nerede? yarın öbür gün bu cemaat buradan kalkıp bir tane polis arabası devirmiş olsa bunları da bırakacağız mı geriye? yirmi sekiz Şubat'ta İmam Hatip Okulu'nun önüne gelen polis arabasının birisini oradaki liseli talebeler devirmiş olsaydı o İmam Hatip okulu kalın mıydı orada? ben gittim Yıldırım İmam Hatip'in önüne bazı veliler çocuklarına baskı yapıyorlardı başınıza açın gelin diye şimdi konuşmayın bunları da kendi kızları başörtüsünü çıkarmamak için mücadele ederken babalar çocuklarını ikna etmeye çalışıyorlardı başörtülerini çıkarın diye kendimden utandım
yerin dibine girdim ben de onları desteklemek için gittiydim Türkiye'de o cemaatın kapısına hiçbir zaman tıklanmamıştır konuşamadığım çok şey var gene bir ikiyüzlülük edeyim bu muhabbeti burada kapatayım benim ikiyüzlülüm çoktur böyle söylerim içinde sakladıklarım biz dediklerim vardır hep böyle içimdekiler bana kalır ne zaman söylerim ne zaman gene böyle bir Pandora'nın kapağının açılması mı diyorlar
ne zaman açılır bilmiyorum o yüzden gene bakarsın bir şeye vesile olur gene böyle oradan bir sızıntı sızar Kardeşler cumartesi dün gece söyledim ya bizim işimiz hizmet etmek tekrar bu noktada bilenmeyelim keskinleşmeyelim bilenmeyelim keskinleşmeyelim biz hizmetimizi götürelim yanlışa yanlış yanlış kardeşim yakmak, yıkmak yanlış insanları taciz etmek, tecavüz etmek yanlış insanları huzursuz etmek yanlış yanlış bunun doğru tarafı yok gece saat on ikiden sonra çanak çömlek çalmak yanlış rahatsız etme insanları biz bile dersi on bir buçukta bitiriyoruz
burayı on ikiyi geçmiş olsa burayı burayı da kanserde şikayet ediyorlar adam buradaki zikrullah alakasından çıkan sesi şikayet ediyor da çanağa çömle şikayet edemiyor çanağa çömle şikayet etmiyor korkuyor ona karşı durmaya korkuyor neden? denizin üzerinde köpük misali aman işiniz, eşiniz, aşınız ortalıkta kaybolmasın döneceğim tekrar şimdi geri gel filmi saracağım şimdi yine benim meşhur kelamım müslümanların malına, müslümanların işine, aşına, eşine, rahatına, ürküsüne, parasına, karismazlar senden iyi müslüman yoktur senden iyi müslüman yoktur senden iyi şeyh yoktur senden iyi üstad yoktur rahatına karışma elleme yaz tatili gelince dersleri tatil etsinler deniz kenarlarına yayılsınlar güneş gözüklerini takıp bermuda şoklarını giyip yaz tatili de onların hakkı olsun
gitsinler beş boyunuzda otellerde fix menü tatil yapsınlar deniz kenarlarına zevki sefa sürsünler ne bileyim işte böyle tatil belgelerine aksınlar ne bileyim beş boyunuzda otellerde kalsınlar rahat etsinler müslümanlar her şeyin rahatına, her şeyin iyisine layıklar aman uykusuz kalmasınlar aman kadınlar kocalarınızı derse göndermeyin sımsıkı tutun adam kumara gider seslenmezler içkiye gider seslenmezler adamlar Hovartalı'ya gider seslenmezler adamlar başka bir yerde her türlü haltayı işlerler seslenmezler bizim mümine dediğimiz kadınlar
kocaların derse gideceği zaman gene bir derse gidiyor gene bir ders var diyebilirler derler orada ileri giderler sizin bir Mustafa abiniz var sen git Mustafa abinle yat bunu der derler erkekler de aynıdır hanımlara böyle bir iki derse giderler sen bu kaçıncı ders biraz da evine bak canım nereye derse gidiyorsun sen kaynanana gitmiyorsun ne o annene gitmiyorsun kayınvalidine gitmiyorsun kayınpederine gitmiyorsun bilmem kime gitmiyorsun ders olunca koşuyorsun bu değil miyiz?
ne anlıyorsunuz her cumartesi sohbete gitmeye ya ne anlatıyorsunuz ya şey efendim bu aynı şeyi hedafiyiz ya bizim evimize onu karıştır diyor ki malınızdan eşinizden çocuğunuzdan annenizden babanızdan canınızdan daha fazla beni sevmedikçe imanınız kemale ermez ermez ey
ya resulallah öyle bir zaman geldiğinde müslümanlar çok olmayacaklar mı? hazreti peygamber diyor ki aksine çok olacaklar peki ya resulallah çok olacaklar müslümanlar nasıl bu hale düşecek?
denizin üzerine köpük misali olacaklar nasıl bu hale düşecek? Denizin üzerinde köpük misali olacaklar. Denizin üzerinde köpük misali. Adam şimdi iki araba yakıyor bütün herkes tedirgin kenara çekiliyor herkes. Denizin üzerinde köpük misali. Ezanı uyguluyor adam. Denizin üstünde köpük misali. 28 Şubat'ta bağırıyorlar. Kahrolsun şeriat. Denizin üzerinde köpük misali. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e hakaret ediyorlar. Müslümanlar denizin üzerinde köpük misali. Kur'an'a hakaret ediyorlar. Müslümanlar denizin üzerinde köpük misali. Televizyonlarda gürül gürül dine, diyanete kümrediyorlar.
Müslümanlar denizin üzerinde köpük misali. Bir tane televizyon var mı? Bu yakanlar, yıkanlar yanlış yapıyorlar. Bu yakanları, yıkanları durduralım. Bu yakanları, yıkanları muhafaza etmeyelim. Bu yakanları, yıkanları hukukun karşısına çıkaralım. Bu yakanları, yıkanları neyse mahkemenin huzuruna çıkaralım. Bu yakanlar, yıkanlar devlet malını yakıp yıkıyor. İnsanların malını yakıp yıkıyor. İnsanların malını yakıp yıkmak harap. Devlet benim canımı, malımı korumak zorunda. Devletin devlet olması benim malımı ve canavusumu korumak, dinimi korumakla zorunda.
Düşüz ki, üç tanesi ağzını kapatıyor, burnunu kapatıyor, yıkıyor ortalığı, herkes seyrediyor. Polisler de seyrediyor. Polislere diyorlar ki, dokunmayın. Neden? Dokunma. Dokunduğun zaman şahitler de büyüyecek. Dokunmuyor polisler. Hadi buradan çıkın siz. Kar olsun, yakanı, yıkanı deyin. derdest edip hepiniz de karakola tıksınlar. Evet. Hepiniz. Bir de bakın bir şey size daha söyleyeyim mi? Şeriat ayağa kalktı, irtica ayağa kalktı deyip de manşetsiniz. En önde de ben. Meşhur olmanın yolu.
Allah-u'sa affetler. Cenab-ı Hak bizi koruyor inşallah. Memleketimizi koruyor. Gerçekten normal şeyler değil bunlar. Akıl tutulması yaşıyor insanlar. Akıl tutulmasını, beyinsizliği, izliyorum hayretler. Akıl tutulması ve beyinsizlik var ortalıkta. Akıl tutulması bu, beyinsizliğin etrafında toplanmış bütün herkes. Yanı şu, ben izliyorum ve mimliyorum. Çünkü bu da akıl tutulmasınlar.
Bu da korkak. Bu da korkakmış. Bu da akıl tutulmasınlar. Bu da diyorum BBC'nin adamı. Bu da diyorum CNN'nin adamı. Aynı karanlık odaklarımlar. Onlar aynı odak. Ben tanıyorum onları. Onların ülke içinde de, ülke dışında da, ülkenin içinde de, her yerde onların satılık elemanları var. Ben hiçbir kimseyi takip edemedim. Ben takip etmiyorum. Hadi derviş kardeşler alınmasınlar, birisini takip etmiyor. Birisini takip etmedi diye. Ama bana gelen cevaplar filan var. Onlardan, işte basını böyle bakıyorum, dolaşıyorum.
Bazı kardeşler, arkadaşlar Allah razı olsun, mail adresime gerekli bilgileri atıyorlar. Benim böyle ilgileneceğim bilgileri. Haber olarak atıyorlar. İşte bilgi olarak, görüntü olarak, Allah razı olsun hepsinden de. Onları gün içerisinde bakıyorum, böyle analiz ediyorum, tespit ediyorum ben de, zamanın fırsatım olursa. Diyorum bunlar akıl tutulmasına, tutulmuşlar. Bu bir değişik bir şeydir. Gerçekten. Adamın ilmi donar, aklı donar adamı. Adam bir şeyle karşılaşınca, birden ne yapacağını bilemez. Akıl tutulması olur. Karşılaştığı şey, onu hazır içine, girdabına alın. Adam normal, düşünemez öyle. Bu böyle bir kaos yönetimi gibi, bir şeydir.
Adam birden, mesela diyelim ki, bir işletmesi var adamın, yüz lira batak verdi. Adam hemen akıl tutulmasına kalır. Adam grovi durumuna düşer, ne yapacağını bilemez o esnadır. Bu onun gibi bir şey. Veya karşısında adam, ta silahı çıkarır adama, karşıdaki adam, akıl tutulması yaşar. O esnada, ritmik olarak ne yapacağını bilemez. Akıl tutulması budur. Bunun gibi bir şey. Yanında, pah, bir şey patlar, adam kalır böyle. Akıl tutulması budur. O olay, onu etkisinin altına alır. Buna dikkat edin. Senin önündeki kişi, birbirine girişir, akıl tutulmasına kalırsın. Sen ne yapacağını bilemezsin. Aniden bir olay gelir, senin karşısına, automatikmen o olay, seni kendi pençesinin altına alır.
Akıl tutulmasıdır bu. Müslüman, akıl tutulmasına, girmez. O gördüğünü, hemen analiz etmek zorundadır. Bu neyle mümkün? Bu zikirle mümkün. Bu Allah'a teslimiyetle mümkün. Bu olacak olan olayların, hepsinin birer imtihan olduğunu, görmekle mümkün. Gerekirse, hemen hayal dünyasına. Bu da bir hayal dünyasında, akıl tutulmasına tutulma. Bir şekilde oradan kendini at. Kendini sıçra. erkekler, eve girdiğiniz, kadını koyuyor, hemen birden bağırdı. Size, eşiniz, akıl tutulması. Ona hemen bağırırsan, sen akıl tutulmasına kapıldın, gittin. Şeytan, seni olay pat içine aldı. Şeytana yenildin o esnada.
Veya birisi sana hakaret etti, hakaret ettiği anda, sanına hakaret ettin, şeytan seni aldı eline. Akıl tutulması bu. O sana hakaret ettiğinde, sen ona dini bir noktadan cevap vereceksin. Akıl tutulmasında olma. Rövi durumuna düşme. Rövi durumuna düşme. Bu zikirle, imanla, bu tecrübeyle, bu hayatı olduğu gibi yaşamakla, kabul etmekle, bu hakikata rağm olmakla, görüntüye aldanmamakla, aldanmayın.
Akıl tutulması. Hemen başına, adam bir hasta oluyor ya, mesela, doktor, profesörümüz, arkadaş şimdi, o şimdi benim dediğimi daha yanılacak. Hasta edersin ki, hasta, sen kanser hastasın, hasta akıl tutulmasını tabi olur. Bitti hasta anında. Onunla barışmıyor.
Onunla mücadele etmenin yolunu aramıyor. Ben bunu da geçerim demiyor. Bu hayatın içerisinde, kendi içerisinde, döngüsünün içerisinde, bu da olacak demiyor. Elini altına alıyor. Hastalık seni zapt ediyor. Bir olay var, olay seni zapt ediyor. İflas yaşıyorsun, inflas seni zapt ediyor. Araba bozuluyor, araba seni zapt ediyor. Televizyon bozuluyor, televizyon seni zapt ediyor. Bitiriyorsaydım şunu. İmzanı böyle. Kapağız arttırırsa, hastaymışım efendim. Değil, hastalıkta vermez kimse, boş ver, hayatını devam ediyor. Bakıyor şimdi. Grip gibi gördüm diyor. Meşhur lafım yapıyorum. Benim için en ağır hastalık, grip gibi görmek.
Grip gibi. Benim birisi on sekiz, açık birisi elli açık. Grip gibi. Hocam alay etmek değil, hakkını ilerleyin. Ne diyor Nerevizici? Etrafına haber ver, dilini feltekleştirsen, söylediğini unutursan, bir de tarif ediyor. Nasıl feltekledim? Böyle olduğunda diyor, ciddi bir şey, hemen işte hastaneye kaldıracağım. İyi tamam. Ben de dedim ki, başka bir yerden akıl tutulmasını, sonradan baktım, ben de farklı yerden akıl tutulması yaşamışım. Orucum dedim ben, ben oruç tutamıyorum, ona üzülüyorum dedim, doktora. Ben çıkınca, kendi kendime, sonradan, hatta orada toparladım, ulan dedim, ha Mustafa Öçko. Ya kadın diyor ki, sana dedim ben, felç geçireceğim, ben ona diyorum ki, benim orucum ne olacak?
Akıl tutulması. O bana diyor ki, felç geçirdiğinde, bunları bunları, bunları yaşayacaksın. En yakın etrafındakiler bunları söyle. Seni böyle yaşadığın anda, hemen seni acile, yüz elli beşi çağırın. Kaç oy? Yüz elli beş mi? Yüz on iki. Yüz on iki çağırın, işte hastaneye kaldıracaklar diyor, ben ona orucum ne olacak diyorum. Ben oruç tutamayacak mıyım şimdi? Sonra içeride dedi ki, ulan Mustafa Öçko, kendi verdiğin fetva mı? Oruç tutamasın. Kendi verdiğin fetvayı değil mi? Bilmiyorum. Akıl tutulması, aynı şey. Oruç tutmuş ben orada. Orucu endekslemişim ben hayatı. Akıl tutulması işte, örnek. Allah bizi affeder. Amin.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi