Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 18 Nisan 2013 · 45:59
Allah edin edeylesin, inşâAllah. Senam'a, yüzünüzünü de hayırlı eylesin, hayırlı, yüzünüzü de hayırlı eylesin, inşâAllah. Üzerk-i nüfus ve suhurrah-ı cînânı kitapları hakkında bilgi verebilir misiniz? Bu dervişlik yoluna girenler için hangi kitabı tavsiye edersiniz? Muhakkak bu yazılan eserler kıymetli eserler. Bu yazılan kitapların üzerine laf söylemek, onları eleştirmek, onlara şerf düşmek, benim gibi cahil bir insana düşmez. Ama kıymetli dostlar, size tavsiye niteliğinde benden kitap istiyorlar hep. Ben size kitap olarak hep evinizde muhakkak edeb-i müfredi bulundurmanızı, muhakkak daha geniş bir şey istiyorsanız, kütüb-i sildeyi bulundurmanızı, bu noktada Kur'an-ı Kerim-i Ali bulundurmanızı ve daha da geniş bir şey istiyorsanız, bugün Akit gazetesinde reklamını gördüm, hoşuma gitti, beklediğim bir kitaptı.
Suiyeti'nin hadisler ve Kur'an tefsiri var, onu bulundurabilirsiniz. Ama Sufiliği yaşayacaksanız, bir Sufilik öğretisi istiyorsanız, Sufilik ile alakalı, ya normalde biz işte Sufi ahlakı nasıl olur, yaşantısı nasıl olur diye, böyle bir şey okumak istiyorsanız, bununla alakalı Sülevi'nin şu gördüğünüz tasavvufun ana ilkeleri var.
Bunu buradan öğrenebilirsiniz, okuyabilirsiniz. Sülevi'nin yine kütüvveti var. Buradan öğrenebilirsiniz. Ama temel, Kur'an-ı Sünnet noktasında olduğu için muhakkak hepinizin evinde bir innihal, hepinizin evinde bir edeb-i rüfret, hepinizin evinde olabilirse açıklamalı kütüv isimde bulunsun. Evli bir erkek kazandı parayı benim param diyebilir mi? Evet. Kadın çalışıyorsa kazandı para benim param diyebilir mi? Evet. Kadının kendi ihtiyacı varsa kendine mi harcamalı, yoksa kazandı parayı kocasına mı vermeli? Kendine de harcayabilir, kocasına da verebilir. Ama kocasının o parayı almaya hakkı olmaz. Aynı gün doğan bir Müslüman çocuğu ile bir İslam çocuğunun arasında bir fark nedir?
Hiçbir fark yoktur. İkisi de İslam fıtratı üzerine doğmuştur. Allah'ın cemalini gören seçkin kullar var mıdır? Evet. Mürşid-i Kamil'e neden ihtiyaç duyuldu? Allah razı olsun. Allah emretmiş, siz salihlerle beraber olun demiş. Salihlerle beraber olmak emir, salihlerle beraber olmak tavsiye değil, emir. Böyle bazen İslam dinin içerisinde tavsiye niteliğinde olan şeyler var.
O kimse onu yapsa da olur, yapmasa da olur. Salihlerle beraber olmak farz, ibadet. Ben ihtiyaç duymuyorum. Deme hakkına sahip değilsin. Bunu deme hakkına sahip değilsin. Bu şu oluyor o zaman.
Allah'ın veri kulları var, sabit mi? Sabit. Allah'ın seçimi kulları var, sabit mi? Ayetle, hadiste sabit. Allah'ın peygamberleri ayetle sabit mi? Sabit. Hadiste sabit mi? Sabit. Peygamberlerin etrafında kümelenmiş asa mı, sufa var mı? Sabit mi? Sabit. Bu seçkin kulları dünya üzerinde var mı? Var. Hadis-i şerifle bunların eksik olmayacağı sabit mi? Sabit.
Bir Müslümanın, benim buna ihtiyacım yok. Bu şart, bu zaruretten değil deme hakkına sahip değil. Cahil, gafil, kör olan insanlar bunları söyleyebiliriz. Cuma namazı kılındıktan sonra öğlen namazının kılınmayacağını ve bunun da peygamber efendimizin de yaptığı bir şey olduğunu duydum. Doğru bilgilendirmişsiniz. Evet, Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri Cuma'dan sonra Cuma'nın sünneti veyahut da her farz namazdan sonra o dört rekat veya iki rekat önce ve sonra namaz kılardı. Cuma namazından sonra da dört rekat namaz kıldı. Cuma'nın sünneti, öyle ifade edelim ama ardından Cuma'nın tekrar farz olarak bir şey kılınmadı.
Osmanlı uleması zuhr-i ayet namazı diye bir namaz koymuş. Sadece şu anda Anadolu'da kılınıyor. Ben kılmayanlardanım. Kılmayışımın sebebi Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin kılmadığından dolayı. Onu Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri kılmamış. Osmanlı uleması gerekli görmüş. Gerekli gördüğünün sebebi de şu bir işte Cuma birkaç yerde kılınırsa bir yerde önce kılınan yer tam vaktinde hangisi kılındığı belli olmadığından dolayı. İşte tedbiren zuhr-i ayet namazı olarak koymuşlar. O gün için doğruymuş. Ama bugün için doğru değil diyenlerden değilim.
Ben Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e de kılmıyor diye kılmadık. Hiç kılmadık bir şey diye ben de kılmadım. Sahabe kılmadık, tabiim kılmadık, tebai tabiim kılmadık. Kılmadı, kılmadı, kılmadı, kılmadı. Ne zamana kadar? Osmanlı'nın son dönemine kadar. Herhangi bir esnürman üzerinden, esnürman üzerinden öğreterek ya da icra ederek para kazananların bir sakıncası var mıdır? Zannediyorum bir aklımda kaldığı kadarıyla bir hadis-i şerif var. O hadis-i şerifte Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri esnürman çalıp da insanları eğlendirip de para kazananların caiz olmadığını söylüyor. Yani bir kimse örmeyin, gitar çalıyor. Bu gitarla insanları eğlendirerekten para kazanıyorsa, bu kazandığı para caiz değil olarak söylenmiş.
Hanefilerce. Size gönderdiğimiz soruları bazı abilerimiz okuyarak masaya koyuyorlar. Bu konuda görevli bir kimse var mı? Biz, siz okuyorsunuz diye özel sorularımızı yazıyoruz. Bu konuda kimseye verilmiş bir görev yok. Soru getirip götüren arkadaşlar, buraya koyan arkadaşlar bu noktada dikkat etsinler. Bu ciddi bir şey.
Bu noktada ama hem tekkede hem burada. Arkadaşlar bu vazifeyi yerine getirirlerken sorunun içini açmasınlar. Bu ciddi bir mesele. Çünkü bazen altlarına isim yazıyorlar. Kim olduğunu belli olsun, ben bileyim diye. Özel problemlerini yazanlar var, özel meselelerini yazanlar var. O yüzden bu konuda fitil de var. İnsan nefsi merak eder. Bu noktada bu konuyla vazifeli arkadaşlar meraklarını yenilsinler. İhtiyacı var kredi çekmek istiyorum. Dinem bir sakıncası var mı? Buna Darül Harp, Darül İslam meselesi giriyor. Darül Harp, Darül İslam meselesi girince Hanefiler buna müsaade etmiş. Ama ve lakin bundan uzak durmaya gayret edin. Bundan fersah fersah kaçmaya gayret edin.
Bu noktada dini hukuk olarak bana sorarsanız ben dini hukuk olarak cevap veririm. Derim ki Hanefiler, kafirlerle kendi arasında alış yöreşi faiz görmemişler. Fazlalık veyahut da azmış, önemli değil. Bugün Türkiye'de Diyanet dahil hiçbir kurum ve kuruluş İslami değildir. Dini değildir yani. Türkiye layık demokratik hukuk devletidir. Türkiye layık demokratik hukuk devleti olduğu için layık demokratik hukuk devletinde dine dayalı hiçbir örgütlenme, dine dayalı hiçbir kurum ve kuruluşun olması mümkün değildir. Diyanet işleri de bu noktada devletin din işlerinden sorumlu bir kurumudur. Devletin nasıl maliyeden, hukuktan, güvenlikten, iç işlerinden, dış işlerinden, ticaretinden, ziraatından sorumlu bir kurum ve kuruluşlar varsa devletin de din işlerinden sorumlu bir kuruluşudur Diyanet İşleri Başkanlığı.
Yani Müslümanların bu noktada Muhammedilerin din işlerinden sorumlu bir kurumu değildir. Bunun altını çizir. Hiç kimse Diyanet İşleri Başkanlığı İslam dininin temsilcisi diyemez Türkiye'de. Veya İslam dininin kurum, hüküm, kanunlarına göre uygun bir şey olduğunu söyleyemez.
Söylersen suç işlemiş olur. Bunu kim söylerse suç işler. Savcılığın önünde bulur kendini. Mahalle derslerinin amacı ve önemi nedir? Mahalle dersleri ve tekke garibi arasında sıkışan dervişlerin tavsiyelerini bir ödü derviçleri demiş. Bir sıkıştıklık yok. Adamın o esnada tekkede bir vazifesi varsa vazifeli olan olduğu yere gidecek. Normalde yani işte o adam tekkede sema var bu gece. Kendisi de semaya çıkacaksa, mahallede de ders varsa sema dersine gidecek. Veyahut da tekke de o esnada ilahide vazifeliyse bu gece, o gece ilahiye gidecek. İkisinin arasında sıkışıklık yok. Önceki sohbetlerde pozitif bilim insanları ikiye ayırıyor demiştiniz. Yaratılışa inananlar, diğerleri ise yaratılışa inanmayanlar diye.
Daha sonraki sohbette tevhid biliminden bahsettiniz. Orada hakka maddeden de gidilebileceğini söylediniz. Bilim eğer sabitse bu yaratılışa inanmayan bilim insanları niye inanmıyorlar? Bu noktada bilim sabitliği bir kaide yok. Yani maddeden hakka gidebileceğini söylediğimiz kimseler bu pozitif bilime hat gözlüğüyle bakan insanlar. Ve hat gözlüğüyle bakmasa dair, Cenab-ı Hak onların maddenin üzerinden o noktada hakikate bulmak kapısının yolunu açabilir. Ama bu noktada bir kısmı gerçekten yaratılışa inanmıyor. Yaratılışa inanmayanlar dine de inanmıyor. Ve bu noktada yaratılışla alakalı hiçbir şey kabul etmiyorlar. Onlar aynı zamanda da zaten insanların maynundan geldiğine de inanıyorlar.
Tıpçılar bunların başında geliyor. Sosyologlar bunların başında geliyor. Kimi? Ameliyattan çıkan bir ağabeyimiz dua istiyor. Allah şifa versin inşallah. Peygamber Efendimizin kırk peygamber gücünde olduğu aktarılıyor. Kırk erkek kişinin gücünde olduğu olarak biliyorum ben. Peki Mürşid-i Kamil olan insandaki güç ne? Onu Mürşid-i Kamil'lere sormak lazım. Deniz Mürşid-i Kamil'e sizseniz merak ediyorum. Sizin bir günün geçen bir saatinizin bile boş olmadığını tahmin ediyorum. O programda, o programa ve kendiniz yolculuk yapıyorsunuz. Bunun temeli nedir?
Farkında değilim. Yani normalde bu bir şeye ünsiyet peydah etmek gibi dillendirilebilir bir şeye ünsiyet peydah ettik. Ya bir kimse bir şeyin üzerine o işle çok istigal ederse ona ünsiyet peydah ettik. İşte ne bileyim şimdi hepimize pilav yapmak zordur. Her seferini denk göçtüremez insan. Ama bizim ahşi İsmail ünsiyet peydah etmiştir. Gözü kapalı pilav yapıyor. Pilavı yaparken gözünü de açmıyor. Kafası gözü kapalı bir zikir yapıyor. Allah'a emanet pilav. Ama ünsiyet peydah etmiş. Sizin o gözü açık falan yemek yaptığını zannetmeyin. Ondan sonra da millet, o İsmail abi güzel olmuş deyince o da hayrette.
Hani nasıl güzel oldu ki üstünde. O insiyet peydah etmiş. Sen böyle sürücü tanelerini tek tek saysan yapamazsın onu. Hani işte bir ölçe 1.25 diyorlar ya ben 1.25 koyarım pilava. Bire 1.5 koyar o biraz böyle pilavı hamlaştırır. Pilavın tane tane olmasını istiyorsan bire 1.25 koyacaksın. O da normalde işte Osmancık baldosuna. Geri kalanını bilmem. Osmancık baldosu orta pirinçtir. Lüks baldo değildir. Aşağı da değildir. Memleketin bir yerli malı. Ona bire 1.25 koyar. Ama bizim İsmail bire 1.5 bile koysa önemli değildir. O gelirler birisi elini karıştırır içine. Bir şeyler yapar. Bu ünsiyet peydah etmiş.
Bir başkası onu zor yapar. Ama o ünsiyet peydah edince o kimse o Cenab-ı Hak onun elinde hamurlaştırır, biter gider o mesela. Bizimki de onun gibi bir şey belki de. Benimki böyle bizimki o kadar büyütülecek bir şey değil. Allah yardım ediyor. Efendim Abdullah Gürbüz Hazretleri'nin bir videosunda rüyalarında ruhların bedenden çıkıp o rüyadaki görünen yer ve mekanlarda bulunduğuna benzer sohbetini dinlemiştim. hal böyleyken sizi rüyasında gören birinin ruhiyle sizin ruhunuz gerçekte buluşuyorlar mı? Eğer buluşuyorlar ise siz uyanırsanız o ise uyuyorsa bu durum nasıl gerçekleşiyor? Bizi aydınlatabilir misiniz? Benim başkası bütün matematiksel işlere çok öyle kafam basmaz ya ben neredeyse böyle şeyler anlayacağım aşkımı belal edin.
Bunların hepsi de Allah'ın fazla keremidir. Geçen hafta hak esmasında işte arkadaşlara ne gördünüz diye sorduydum öyle. Sonra başka bir arkadaşa, bir kardeşe sordum. Bir mevzu oldu ondan sonra. senle gördüm diye. O da bana yazmış. Sonra telefonla da görüştük. O diyor ki ben sizin gördüğünüzü diyor gördüm. Siz diyor hak esmasında bütün dervişlerin üzerinden hepsinin üzerinden birer nur hortum gibi diyor kanal gibi hepsinin üzerinden toplanmış böyle bir büyük hortum gibi bir hale gelmiş.
O hal işte sizin kanalınızmış buradan komple Allah'ın katına çıkıyormuş. O nur hortumu gibi siz de diyor halbuki o bütün dervişlerin o hortumlarından çıkan yani manevi o kanallarından çıkan gördükleri bütün hale vakıfmışınız. Ama diyor ben onların ne hal gördüklerini göremedim. Sizin böyle bir hal gördünüzdür. Sizin böyle bir şey gördünüzdür. Gördünüzdür. Diye bana yazmış. Şimdi bu tip şeylerin hepsi de Allah'ın lütfu keremidir. Allah'ın bu noktada ikramıdır.
Bunlar ayetle hadisle sabit olan şeylerdir. O yüzden o ayetle hadisle sabit olduğu için bu tip hadiseler bu tip haller görülür. Bunları Cenab-ı Hak bir kimseye bildirirse o kimse bilir. Allah bildirmezse hiç kimse bir şey bilmez. O yüzden bunda şatahat yapmak bu böyle bilinir bu böyle görünür demek çok uygun bir söz değil. Çok uygun bir lafız değil. O yüzden evet ruhlar buluşur. Ruhlar görüşür. Rüya görmek bu dünyanın haricinde bu alemin haricinde başka bir alemin varlığına işaret ederiz.
Nasıl uyumak ve uyanmak ölüme kabre işaretsen uyuruz. Uyuduğumuz noktadan bizi tekrar uyandıran Allah'tır. Ve biz uyku halindeken yarı ölüyoruzdur. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine uyku yarı ölümdür der. Şimdi uyuyan bir kimse yarı ölüdür. O yüzden uyuduğu zamanki hallerinden sorumlu değildir hiç. Altını çiziyoruz bakın. Hadis-i şerifi diyor ki bir kimsenin uykusundan sual edilmez. Uykusunda yaptıklarından söylediklerinden sual edilmez.
Niçin? Uyku yarı ölüm halidir. Uykuda o kimse kendinde değildir. ve Cenab-ı Hak takdir ettiği zaman o uykudan kalkar. Bu insanların ölüp yeniden dirilişine işarettir. Dünyadayken görebilenir. Kimse nasıl uyumak ve uyanmak ölmek ve mahşerdeki dirilişe işaret aslında biz her gün yatağa yatarken biz ölümle pençeleşiyoruz ölümle yüzleşiyoruz ve her sabah kalkışımızda veya gece kalkışımızda mahşeri bir noktadan kalkıyoruz.
Mahşer o. Nasıl uyudup bizi yeniden uyandırıyorsa bu ölümle yüzleştirip yeniden dirileceğine işarettir. Bu uyku nasıl ölümle yüzleşip dirilişimize işaretse uykuda gördüğümüz rüyada öte aleme işarettir. Veyahut da zikrula esnasındaki görülen halde öte aleme işarettir. o zaman bu öte aleme işaret olan bu işaretleri ruh yaşar. Çünkü öte alemde yeniden varlığın içine girecek olan ruhtur. Ruhun dolaşması öte alemdeki dolaşmanın delilidir.
Siz gününüzü nasıl geçirdiyseniz geceniz öyle geçer. Gününü zikirle geçiren gecesini de zikirle geçirir. Ruhu zikre devam eder. Zikir halakasında da devam eder. Ruhu namaza devam eder. Namaz kılar rüyasında. Ruhu sevdiği kimseyle görüşür. Sevdiği kimseyle buluşur. Hani hadis-i şerifte dedi ya biz öbür alemde buluşamayız diye korkuyoruz deyince kişi sevdiğiyle beraberdir dedi. O zaman sen burada gündüz yaşarken sevdiğin dese gece uyku ölüm sana geldiğinde de sen yeniden dirilişini sevdiğinle yapacaksın. O zaman hal görmek ve halde sevdiğini görmek o kimsenin halde gördüğü kimse onun sevdiği.
Rüyasında gördüğü kimse onun sevdiği. Allah seveni seveni sevdiğiyle kavuşturuyor. E şimdi bu noktadan bakılırsa bu ruhların dolaşmasına ruh sevdiği yeri dolaşıyor. Kabe'ye gidiyor namaz kılıyor. Kabe'ye gidiyor tavaf ediyor. Mescid-i Nebevi'ye gidiyor dua ediyor. Salat-u selam getiriyor. Mescid-i Nebevi'ye gittiğinde orada Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin başında salat-u selam getirirken belki de bazıları onunla sohbet ediyor. Geldim ya Resulullah dediğinde o da buyur diyor. Belki de kalkıyor sarmaşıyor. Bu sevenin sevdiğine kavuşması. Belki de Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri onu oradan alıp uruç ettiriyor.
Beraber dolaşıyorlar. Allah alem. Bunda o kimsenin haberi olur mu? el cevap olur. Haberi olmayanlar var mıdır? El cevap vardır. Haberi olmayanlardan haberi olanlar var mıdır? El cevap vardır. Yani birisinin bir şeyden haberi yoktur. Buna işaret şudur. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Bilal-i Habeşi diyor ki cennette senin takınya seslerini işittir. Oysa Bilal-i Habeşi henüz daha ölmedi. Bilal-i Habeşi sağ. ama Bilal-i Habeşi bu halden uzak. Bilal-i Habeşi evet ben de gördüm ya Resulallah demiyor.
Evet bana da maa Resulallah demiyor. Ama Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hadretleri diyor ki senin cennette takınya seslerini duydu. Şimdi mürinin öyle halleri vardır ki halinden habersizdir o. Mürin iken onun halinden haberdar olan vardır. Ve halinden haberdar müjdeler vardır. Ve birilerin müjdeleri bunlardır. Bunlar müjdedir. Mesela bir kimsenin haberi yoktur. Ama bir başkası onu öyle bir hal üzerinde görür ki onun haberi olmadığı şeyi o bilir.
Geçen hafta hak esmasında birisi bir hal anlattıydı. Dedi ki işte bir abimize cükbe giydirdin. Kimdi anlatan? Elli kalırsın kimdi o? Evet. Şimdi diyor ki bir abiye cükbe giydirildi. Şimdi normalde o kimse bir başkasının halini görüyor Allah. Bir başkasının halini görüyor. Normalde parayla tutulmadı ya bu. Şimdi bu suvilik yolunun içerisinde hayret duraklarıdır buna. Bunların dışarıda bu suvilik eğitimini almamış sohbetine gitmemiş bu halleri yaşamayan dergalarda tekkelerde bilinmeyenler bunlar.
ama bunları dinleyerekten kafanızı da sıyırttırmayın. Şöyle yani ya bunlar böyle haller görüyorlar biz neden görüyoruz filan biz neyimiz eksik veya biz ne yapıyoruz filan bu tip noktalarına düşmeyin. Ama ve lakin bu bir lütuf bu bir ikram şöyle bu dergahın içerisinde bu tip şeylerin yaşanması bu dergahın doğru yolda gittiğine işaret. ve bunlar Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ve sahabesinin üzerinde yaşanan dikkat edin buraya Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ve sahabesinin üzerinde yaşanan hale haliyle hallenmek kaliyle değil sözle değil haliyle hallenmek yaşanıyorsa nerede olduğumuza dikkat edin.
Bakın yaşanan buradaki her anlatılan halin Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin numunesi var karşılığı var. Zikredenler için Hazreti Peygamber'de güzel örnekler vardır. Ayet-i Kerime bizim yolumuz öyle normal bir yol değildir. Herkesin elini konuya sallaya girip çıkacağı yürüyeceği bir şey değildir. Adamın kafası bir anda dank eder. Aklı durur adamın. Onu sorarsa sormasının sebebi ona Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinden cevap vermek için. Ama Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinden cevap geldiği halde hala da inkar yoluna gidiyorsa o da sufilin körlü.
Allah muhafaza eylesin. O yüzden normalde bazılarının halletini bazılarının görmesi muhal bazılarının haberi olmadığı şeylerden bazılarının haberi olması da muhal ve ruhların buluşması muhal ruhların bazı ruhların gezilmesi de muhal ve bazı ruhların veya buna biz suviler bulur maneviyatta bu illaki uykuda olması şart değildir.
Geçenlerde bizim profesör satmıştı burada ben güvercin halini aldım ondan sonra işte babamın evine gittim gördüm başka yerlere gittim gördüm hem güvercin ben onu izliyorum hem ben onun ayrıca onu izliyorum görüyorum onun gördüğü yerleri görüyorum dedi. Hatırımda kalan doktor buradaydı. Nerede profesör? Öyleydi değil mi? Hatırımda kalan o. Anlattığımız buydu. Şimdi normalde işte babasının evini babasını annesini veyahut o esnanda görülecek yerleri bir güvercin gibi olmuşum diyor. Kanatlarının hışırtısını bile duyuyor. Ve hepsini görüyor bir başka bir gözle onu görüyor. Kendisi görüyor bir de.
Yani iki tane var. Doktor ikileşti. Profesyonel bunun normalde pozitif bilimle bunun içinden çıkması mümkün değil. Gitse üniversitede dese ki ben güvercin olmuşum kuş olmuşum kendimi de oradan seyrediyorum. işte gittim ailemin dolaştığı gezdiği yerleri seyrettim baktım dese profesöre beyaz gömleği ters giydirdiler. Ama bu bir hal. Şimdi bu bunu normalde bir başkası da görür mü? Evet. Bunu normalde buradaki görenlerin hepsini de birisine gösterilir mi?
Evet. Bu var mı? Evet. Ve oluştuğunu bu noktada daha kemale ermiş ruh onu görür mü? Evet. O kimse onu fark etmeye bilir mi? Evet. Hatta bu gözler normalde illaki uyku halinde olmayıp bir kimse zikir halindeyken veyahut da gayri ihtiyarı hani derler ya mürşitler dervişleri nazara alırlar diye böyle bir nazar esnasında o dervişin evine gireni çıkanı dahi görür mü?
Evet. Evine girip çıkanı tanır mı? Evet. Böyle nazar aldığı yediği yemeği dahi görür mü? Evet. verirse bunların hepsi de onun nereden nereye gittiğini görür mü? Evet. Onun ne düşündüğü onun kalbine gelir mi? Evet. Bu şimdi şunu düşünüyor dediğinde onun da aynı şeyi düşündüğünü görür mü? Evet. Bunu inkar edenler var mı? Evet. İçinizde yaşayanlar var mı? Evet. İnkar edenlere içinizde yaşayanların bir cevabı olur mu?
Evet. İnkar ederlerse yaşayanlar bunlara cevap verebilir. İnkar ediyor. yaşayanlardan birisi der ki kardeşim ben bunu yaşadım. İnkar etmem bir şey değiştirmem. Bu şatahat olmamak şartıyla cevap olmak şartıyla söylenir mi? Evet. Söylendiği zamanda bazıları yavrumların hepsine kafayı düşündük kırmış der mi? Evet. Biz şuna alışmışız. Biz kitablarda okuruz şimdi. Filanca kimseye işte filanca şeyhin huzuruna dört tane beş tane on tane yirmi tane soru hazırlayıp gitmiş.
Soru kağıdı cebindeymiş. İşte o şey efendi orada o sorulara cevap vermiş. Kitapta okursa ona o kimse vay ya ne keramet ekleymiş. Şimdi o kimse normalde mesela örneğin şimdi birisi veya birileri bu zamanda da bir yere giderken kendi kendine sorular hazırlasalar o sorulara cevap verseler cevabını varsalar o kimse kitaptakine inandığı kadar inanmaz. İçin enteresan noktası bu. İslamiyet'ten önce cahiliyet evinde yaşayan bazı iyi ümmetlerle İslamiyet sonrası yaşayan iyi ümmetlere ahirete vaat edilen cennetler aynı yerler midir açıklayabilir demişsiniz İslamiyet Adem Aleyhisselam'dan Muhammed Müstafa'dan bu zamana kadar İslam dini bir Hz. Peygamber sallallahu ve sellem hazretlerinden önce hak dil İslam'ın üzerinde yürüyen ümmetlerin hepsi de kendi konularına durumlarına göre cennete girecekler.
Rüya tabirlerini ehlinin yorumlaması makbul olun rüya yoranındır deniliyor efendim rüyalarda yaşayacak bazı amellerimiz bize önceden mi haber veriliyor yoksa rüyayı yoran kişinin yorumuna göre mi amel işliyoruz veya yaşanmış da bize haber mi veriyor bizde biraz aydınlatabilir misiniz Allah sizden razı olsun demiş bir kardeş rüya üçtür birisi hak hakikattir birisi bir şeyin etkisinde kalınan oraktan doğrudur rüyadır birisi de nefsaniyetten şeytaniyettendir siz böyle bir rüya gördüğünüzde sol tarafınıza dönün özgürler
yine şeytan rüzgar Bismillahirrahmanirrahim değil üç sefer tükürünüz Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretler o zaman bir kısmı da bir şeyin etkisinde kalır o gün kaza yapar kazanın etkisinde kalır o gece de kaza yaptığını görür rüyasında bu da nedir bu da etkisinde kalınaraktan görünmüş rüyada şimdi İsmail'i gördüm de aklıma geldi bundan 20 17-18 sene olmuştuk biz Nevşehir'e gideceğiz bizim çantacı Abdurrahim'in babasıyla beraber rüyanda kaza yap sabah oldu gideceğiz
anlıyız yola çıkacağız İsmail aldı beni bakın az önceki sohbeti tamamlıyor şimdi birisinin gördüğünü veya yaşayacağını bir başkası görüyor mu evet İsmail telefon açtı bana şimdi geçmiş gün kelimeleri tam oturtamaya oturtamaya bilirim İsmail de siz de hakkınızı helal edin meseleminin özünü çünkü söyleyeceğim İsmail dedi ki abi de diyor rüyanda kaza yapmış dedi öyle ol değil mi İsmail biz Hacı Mehmet'le yola çıkacağız Allah rahmet eylesin diyor ki Hacı Mehmet'le diyor rüyanda kaza yapmışsınız ben dedim biliyorum İsmail
sus öyle ol değil mi İsmail biliyorum İsmail dedim abi ne yapacaksın dedi takdire razı ol dedi İsmail Hacı Mehmet geldi evin önüne daha kartal yeni bunu sıfır daha anahtarı verdi bana dedim Hacı abi sen götür ya yok yok sen al dedi ben aldım biraz götürdüm çıktım bu şeyi yolda molla verdim ondan sonra tabii ben normal gidiyorum şey yok dedi ki dedim al biraz götürdü bu al abi sen götür Mustafa Özbali yapacak bir şey yok ben aldım gidiyoruz biz şimdi araba yeni geçmiş gün golf olması lazım bir tane yanımızdan geçti
bana dedi şimdi gitmiyor mu dedi bastım golfi ben sonladım sonladım geçtim kenara ben usul ettimle kenara geçtim arkadaki golf genç çocuk biz de geliyoruz ama böyle Polat diye doğru ben baktım daha tamam dedim nokta belli gördüm benim şey başladı mekanizma çalışmaya başladı yere geliyoruz bizi bir daha geçince bas ya bas Allah bas bas tamam dedim yapacak bir şey yok daha bastım ben yürüdüm golf bizim şeyde önümüzdeydi ben arkasına yapıştım golf solladı bir tane yok sollamadı golf kendini kurtaramadı ben de arkasından
geliyorum viraja girince önde bir tane adam banka emekli midir bilmiş tatilden geliyor yani 70-80'den o viraja normalde giriyor ya arkadan iki tane manyak geliyor yani öyle gidilir mi golf çaktı arkadan şeye ne o o bizim bankacı memura ondan sonra ben de golfe çaktım arkadan ben indim hiçbir şey yapmadım ben indim baktım tamam mı dedim tamam elhamdülillah bu kadarmış işim secda diye aldım ben hemen çıktım oraya yolun kenarına allahu ekber namaza durdum ben hacı memed'in anımı durur mu bağırıyor bir de namaza durdu
orada diyor arabayı vurdu namaza durdu diyor bunlar telaş tabi ondan sonra ortalıkta neyse ben namaz bitti benim biraz da uzun sürdü namazları ortalık sakinledi ondan sonra dedim ki hacı memed de sen dedim al arabayı ben dedim geri kalanları tekrar ederim burada sen dedim dost doğru git arabanın ön farları kırıldı tamam hemen birer tane buna ön far tak yola devam edeceğiz yalnız yolda durmak yok neyse Polaklı jandarmaya gittik artık orada birer ifade verdim ondan sonra ne o alkol tahlili bilmem ne tahlili bu arada
o da arabanın ön camlarını taktıldı gece yarısına yakın ondan sonra Nevşehir'e vardık şimdi bir kimse rüyadan çıktığı bir şey bu hak bunu görür mü her cevap görür geleceğini görür mü her cevap görür görür bunu şimdi bunu adam ya olur mu böyle şey ya sen öyle de gören var mı her cevap var yani burada canlı şahit var şimdi ertesi gün biz yola gideceğiz adam benim kaza yaptı bu yolda ben kalktım o gün böyle kanter içinde dedekiler sordu ne oluyor dedim yok bir şey bugün dedim ağır geçecek onu yaşıyorsun ne yani kelime kelime
dahi yaşıyorsun onu kelime kelime cümle cümle yaşarsın Cenab-ı Hak gösterirse olur bunu e bunlar var mı cevap var o yüzden rüyanın bu noktada üç noktası var üç dairesi var birisi hakikat dairesi muhakkak tevhile ihtiyacı vardır hepsinizde muhakkak noktada bir sıkıntı yok Allah bizi affetsin inşallah ismimi isim olarak koyun fakat künye mi kendinize künye yapmayın zira edin kasım ancak benim bu harim üstüm buyuruyor peygamber efendim yine sahabeden biri oğlunun adını kasım koyunca aynı şeyi söylüyor peygamber günümüzde
çocuklarına kasım ismi koyanlar da sıkıntı oluştur mu bilmeden koyanlar ne yapmalı vardır yani bu noktada kasım ismine hazreti peygamber sallallahu aleyhi ve selam adetleri koyuldurmamış ama o üzerinde inceltme işareti var oradan diyorlar ki biz kasım koyuyoruz yani inceltme işaretini ondan sonra yok ettiklerini söylüyorlar gönlende sizinle konuştuğumda bazı sözlerinizi ayan beyan anlıyorum bazen de anlamakta güçlük çekiyoruz bu eksiklik üzerlerindeki tavsiyeleri nelerdir Allah yardımcın olsun zikre ve tövbeye devam
bugün hizmetlerle alakalı hakkınızı helal edin onu az önce cevaplamıştım father minna oh
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.