mustafaozbag.org

332. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 5 Nisan 2013 · 32:27

Selamun Aleyküm, Allah genelinizi hayırlı eylesin, Cenab-ı Hakk'ın sizlerinizi hayırlı eylesin, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Böyle uzun soru sormayın. Soruyu sorun, meseleyi bitirin. Hakkınızı helal edin ama uzun oluyor sorular. Yani soru, anlatımı uzun. Herkesin bilerek veya bilmeyerek birbirine hakkı geçmektedir.
Muhabbetliyken kimse hak bilmemiş, peşinde koşmaz. Ancak aralar açıldığında da haklar meydana çıkar, iyilere vurdu. Hak sahibi, esici diğer tarafta mahcup olup, iyilikler yüze vurdu. Yapılan iyilikler ve güzellikler aşık hak olmalı mıdır sizce? Yoksa Allah hızasını kazanmak adına gizli tutmak mıdır? Haklar kişi için değil de Allah hızasını güterek tek tarafta olsa da helalleşmek, halk karşısında bir itibar kazanılmış onunla vurdu. Bizleri bu konuda aydınlatır mısın? Bir kimse bir iyilik yapar da o iyiliği birisinin yüzüne vuruyorsa, o kimse insan görünümünde bir kimse. Görünümü insan. Birine iyilik yaparken o kimse iyiliğini göstere göstere yapması, iyilik yaptığının göstergesi değil.
O bu noktada rüya yapıyor. Herkesin içerisinde birisine iyilik yaptığını göstermek, birisine iyilik yaptığını anlatmak rüyadan başka bir şey değil. Bunu kalkıp da bir kimsenin yüzüne vurmak daha büyük rüya. Bunu insanın arası bozulunca, arası hoş olmayı veya bir şekilde ara bozulunca, bu kimsenin yüzüne söylemek, herkesin yüzüne yaptı, bunu böyle o kimseyi mahcup etmek için, ben sana şöyle yapmadım, ben sana böyle yapmadım demek, iyice meselenin çığırdan çıktığına işaret.
İnsan ahlakı değil. Mümin ahlakı değil. Derviş ahlakı hiç değil. Hiç değil. O yüzden sumberlerin, dervişlerin böyle birbirleriyle, işte herkesin içerisinde hediyeleşmesi güzel bir şey. Belki de hediyeleşme mantığını, hediyeleşme ibadetini, hediyeleşme ahlakını oturtturmak için güzel.
Ama insanlar o olgunlukta değiller. Yani bugün sevdiğini, yarın nefret edebiliyorlar. Bugün seviyorum diye görüyor o kimse, yarın onu başka bir şey yapabiliyor. O yüzden bunları insanlar çok yaşadıklarından dolayı, böyle şeyler yaşandığından dolayı, bir kimse insan için de hediye kabul etmeyebilir bu noktada. Veyahut da bir müddet sonra, insanoğlu böyle enteresan bir şey. Bunları bizatihi kendim yaşadığım için çok rahat konuşuyoruz. Birilerinin üzerinden örneklemeye gerek yok. Bunları yapar insanlar. İnsan nefsine uyduğu zaman, en rahat konuşacağı, en rahat eleştireceği, en rahat hançerleyeceği kimse, derviç kardeşleridir. En rahat iyi insanlar eleştirilir.
En rahat iyi insanların arkasından konuşulur. En rahat iyi insanlar hançerlenir. En rahat bir şekilde, iyi bir insanı, bu noktada insan dinine geleni söyler, aklına geleni söyler. Bizim insanımızda öyle bir ahlak, böyle bir öğreti var ki, enteresan bir şey. Yani iyiyi koruyup, muhafaza edip, onu korunacağına, ve bu iyi adam deyip de, veya bu iyi kadın, veya bu iyi insan deyip, ona karşı saygısını ve hürmetini arttıracağına, bizde kötüye karşı, daha fazla saygı, hürmet var.
O, onun kötülüğünden, ya sağmak için, ya da onun böyle hani, bana kötülük yapmasın diye, ya da kalbindeki kötü duygularından dolayı, veya ona karşı kendisini, amandan bu bana ulaşmasın noktasında, ama o kötüyü, insanı seviyor. Ama iyi insan, onun için basit şey değil. Çok basit değil mi? Yani insanlar çıkıyorlar, Hazreti Peygamber, Sabunlar ve Selam Hazretleri için, her şeyi söylüyorlar, televizyonlarda. Kim bir şey diyor? Kimse bir şey demiyor. Siz gençler bilmezler ki de, bir televizyonda, bir yarışma programı gibi, bir program vardı. O bir yarışma programını süren, bir güner miydi, neydi? Güner Ümit. Efendim? Güner Ümit efendim. Güner? Güner Ümit. O, sen kızılbaş mısın dedi birisine, bitti ortalık.
Adam özür diledi, olmadı, televizyon özür diledi, olmalı, herkesle özür diledi olmalı, adamın televizyon hayatının sonu oldu. Adamın televizyon hayatının sonu oldu. Bizim toplumumuzda, iyi insanların istediği gibi, herkesi laf söyle, biz dinleriz onu. Aa, ödemeceğiz. Dilimize gelirim de, söyleriz o iyi insanlara. Bakın. O yüzden bir derviş kardeşinize karşı kalbinizde böyle bir onunla böyle bir muhabbetsizlik olursak ve ona yaptığınız iyiliği onun yüzüne söylüyorsanız bilin ki südünüz bozuk. Çok tövbe. İyilikler yüze vurulmaz.
İyilikler gizli yapılır. Kimseye gösterilmeden yapılır. İyilik yaptığın kimseyi incitmezsin. Onu böyle acıtmazsın. Ben ha bak iyilik yapıyorum, göstermezsin. Senin elinden ben tuttum. Ya sana şunu ben yaptım, ben olmasaydım bunu yapamazdım. Allah muhafaza edersin. 10 emir filminde Hazreti Musa Aleyhisselam'ın yüzünü gösterirler de neden Çağrı filminde ya da başka filmlerde Efendimiz'in yüzünü göstermezler? Haram çünkü bu. Hazreti Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretleri'nin yüzünü tasvir etmek, onun resmini çizmek haram. Ona birisinin o şekilde sinema filminde veya bir bu tip şeylerde Hazreti Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretleri'nin cemal-i şerifi, hiç kimsenin cemal-i şerifine benzemez.
Onu resmetmek, bu noktada onun yerine birisini oturtmak caiz değil. dualarımızda Allah'ın dostlarını, belirlerini, aşıkları katarak, vesile koyarak, yüzü yürümden diyerek istemek doğurmuştur. Bu noktada bir sıkıntı yok. Vesilelerle Allah'a yaklaşın. Hazreti Ömer Radiyallahu Anh Hazretleri bir yağmur duasına çıkar. Yağmur duasına çıkarken Hazreti Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretleri'nin amcası Abbas'ı alır.
Abbas'ın bir rivayette ellerini alır, onun ellerini yukarı semaya doğru açtırır kendi ellerin üzerinden. Ya Rabbi bizim içimizde Hazreti Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretleri'nin amcası var. Onun yüzü yürümetine bize yağmur deyince, o bölgeden daha ayrılırlarken yağmur yağmaya başlar. O yüzden bir kimsenin manevi olarak Allah'a yakın kimseleri dualarına vesile etmesi bu noktada caizdir. Bazıları bunu caiz görmezler, caiz görmeyenler de var. Bunlar genelde Vahabi beynirlerdir. Vahabiler bunları pek caiz görmezler, biz onlara katılanlardan değiliz. Veya Allah dostlarından benim adıma dua etmesini istemek mi doğru olur? Bir kimsenin normalde birisinden dua istemesi de caizdir. Bana dua eder misin demek bu noktada o kimseden dua istemek caizdir.
Herhangi bir kimse olabilir bu önemli değil. Çünkü Hazreti Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretleri'nin siz günahsız ağızlarla dua elin eder. Sahabe der ki ya Resulallah günahsız ağız var mı? Siz birbirleriniz için günah istemeliniz. O yüzden birbirlerinizle yaptığınız dua günahsız ağızlarla yapılmış dualardır. Allah kabul eder der. O yüzden bir kimsenin birbirine dua istemesi, birbirine dua etmesi mübarek ibadetlerden birisidir. Birbirlerinize dua edin. Bu noktada birbirine dua etmek ibadettir. Bir ikincisi Hazreti Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretleri ömreye giden ya da hacca giden Hazreti Ömer Efendimiz raddallahu anh Hazretlerine der ki Ya Ömer oraya gittiğinde bu kardeşini de hatırlar mısın bana da dua eder misin der.
Demek ki ömreye giden, hacca giden bir kimseden de orada kendisine dua edilmesini istemek, bunu rica etmek de Hazreti Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretleri sünnetlerinden. O yüzden bir başkasına kendisine dua etmeyi istemek, dua etmesini istemek bu manada sünneti Resulullah. Allah bize o sünnetleri uyanlardan eylesin. Allah'ın o kişilerin hatırını diye mi istemeli? O kişilerin yüzü sürmedi mi diyebiliriz? Hatırlarla yüzü sürer aynı. Allah'ın inşallah dualarımızı kabul etsin. Bir de bildiğimiz kadar yapmaya kalktığımız sünnetler için her seferine niyet mi etmeli? Yani normalde bir kimsenin niyet etmesi, bir şeyi niyetlenerekten yerine getirmesi, o kimsenin o şeyi yaparken ibadet etmesine sebep olur.
Mesela seferliğe niyet etmek gibi. Bir kimse niyet ettim ya Rabbi senin Rıza-i Şerif'in içeriği veyahut da mal mülk alıp satmak için, hayırlısından seyahat etmeye. Nereye? İşte İstanbul'a. O kimse niyet edecek ona. Eğer İstanbul'a gitmeyi niyet etmezse o kimsenin İstanbul'a gitse dahi seferi olmaz. Hanefiler her ibadette niyeti görmüşler. Niyet çünkü bu noktada amelin özü, ameller niyetlere göredir. Hadeş-i Şerif'ini ölçü alan Hanefiler her ibadette niyeti şart koşmuşlar. Bir kimse yatarken, otururken, yemek yerken, yürürken, derse giderken, gelirken her yaptığı şeyde niyet edecek. Kendisini o niyet etmeye alıştıracak.
Ve niyet ederekten her seferinde ne yapmış olacak? İbadet etmiş olacak. Diyeceksiniz ki ya su içerken niyet edilir mi? Evet. Su içerken şifa niyetine niyet edersen, içtiğin su şifa olur. Sıhhat niyetine niyet edersen sıhhat olur. Zayıflama niyetine içersen, seni zayıflatırsın. Niye? Yemeği yerken ya Rabbi senin yolunda koşuşturacak bana güç, kuvvet eylemen için niyet ettim karnımı doyurmaya dediğinde Allah yolunda sana güç, kuvvet olur o.
Su içerken niyet ettim ya Rabbi işte senin yolunda daha iyi koşabilmek için suyumu içmeyen o su sana şifa olur, o yolda koşuşturur. Niyet o çünkü insanın niyeti önemlidir. Allah sizin suretlerinize değil, siretinize bakar, içinize bakar. Niyetin ne? Senin niyetine bakar. Hani meşhurdur ya, bir kimse gelir, bir kuyudan su çeker, abdestini alır, namazını kılar, bakar, orada hayvanını bağıracak hiçbir şey yok. Bir kazık çakar kuyunun yanına. Der ki yine bir yolcu geldiğinde, hadisi kutsidir, bu geçmiş ümmetlerde tecelli etmiştir. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bunu nahleder bize. O kimse kazığı çakar gider. Arkasından başka birisi gelir, der ki bu kazığı birisinin ayağı takılsa, Cumhurluğu kuyuya düşer, kuyuya düştün dedi, burada kurtaracak hiç kimse olmaz, boğulur gider der, kazığı söker.
Cenab-ı Hak der ki, her ikisine de Allah on sevap verdi, on derece verdi, on günahını sildi. Niyetlerinden dolayı, birisi niyet etti, bir başkası burada hayvanını bağlasın dedi, bir kazık çaktı, öbürkede niyet etti, birisi bunu ayağına takılırsa düşer, ölür diye söktü. Allah kazığı çakana da sevap verdi, sökene de sevap verdi. Niye? Niyet her şeyin özür hükmündedir. Senin niyetin geçinmekse geçinirsin, senin niyetin kavga etmekse kavga edersin. Senin niyetin iyilikse iyilik yaparsın. Senin niyetin iyilikse iyilik bulursun. Senin niyetin kötülükse kötülük bulursun sen. Senin niyetin içinin, içinde neyse niyet dilinde de o vardır sen. İnsanın dilinden, mimiklerinden, sözünden belli olur.
Adamın niyeti kötüyse, ona biraz yan tarafa geçten dediğinde o kırılır ona. Niyeti kötü o. Yan tarafa biraz gidiver dediğin kimsenin. Kırılacak yer arıyor, gidecek yer arıyor. Niyetinizi bu noktada temiz tutun. Aklımızdan geçirdiklerimizden, yani içimizden geçirdiklerimiz kötülük ve iyiliklerden sorunlu muyuz? Bu noktada daha önce ayet-i kerime var. Allah sizin içinizden geçenleri bilir noktasında ve içinizden geçenlerden sorunlu sunulun noktasında. Tabi bu ayet-i kerime sonradan ne sorundu başka bir ayet-i kerime ile? Allah sizin içinizden geçirdiğiniz kötülüklerden hesaba çekmez diye. Ama sufiler, bunun normalde şer'i noktası bir kimse içinden kötülük geçirmiş olsa ve kötülüğü icra etmediyse, enteresan noktası, kötülüğü içinden geçirip, niyet edip de yapmadığından dolayı Allah ona yine de sevap verir.
Bir kimse içinden iyilik geçirmiş olsa ve iyiliği icra edemese, yerine getirmese Allah ona yine sevap yazar. Ama sufiler, burada düşüncelerini arı tutarlar, temiz tutmak için gayret ederler. Ve içlerinden kötülük geçirmemeye, içlerinden kötü bir şeyler kurgulamamaya gayret ederler. Bu sufi ahlakıdır. Sufi, karşısındaki bir kimseye kötülük düşünmez. Sufi bir başkasına kötülük düşünmez. Sufi bir başkasını incitmek, kırmak noktasında durmaz. Sufi diline sahiptir, gözüne sahiptir, kulağına sahiptir, eline ayağına sahiptir. Sufi mimiklerine sahiptir. Sufi insanlarla alay etmez, onların arkasından iş çevirmeye çalışmaz.
Sufi temiz ahlaklıdır, güzel ahlaklıdır, ince ahlaklıdır. Sufi insanları kırmaktan, üzmekten, incitmekten çekinen kimsedir. O yüzden sufi içinden kötülük beslemez. Sizde öyle bir şey vardır ki orası iyiyse bütün vücut iyidir, o da kalptir. Düşünce kalbin içindedir. Bir kimsenin bu noktada, düşünce noktasında kötülük üzerinden geçirmesi kalbinin bozulduğuna işarettir. Bu o kimsenin zikretmediğini gösterir. Bu o kimsenin kalbinde iyiliğin, güzelliğin, hoşluğun hakim olmadığını gösterir. Bu o kimsenin kalbinde kötülüğün kol gezdiğini, bu da sufilikten uzak bir ahlak olduğunu gösterir.
Kalpleri tenvir etmek, düzeltmek, güzelleştirmek, bunun yolu tövbe ve zikirdir. Eğer birisi hakkında, bir şey hakkında kötü düşünmeye başladığınız zaman, kelime-i tevkide sanır. Bir arkadaşınız, bir dostunuz, bir kardeşiniz, eşiniz, çocuklarınız, anne-babalarınız, kayınvalidiniz, kayınbederiniz, her kimsenin, damadınız, gelininiz, akrabalarınız, etrafınızdaki insanlar için kafanızdan kötü ve kötülük düşünmeyin.
Bu sufi ahlakının dışında bir şeydir. Bunu dışarıda, hocalar, kötülüğü düşün, yerine getirmediğin müddetçe bir şey yok der. Şeri atan öyledir, doğrudur. Ama sufiler için öyle değildir. Sufiler sanki o ayet nes olunmamış gibi, içinden geçirdikleri kötülüklerden hesaba çekilecekmiş gibi davranırlar. Sanki hesaba çekilecek onlar.
O yüzden hiç kimse hakkında kötülük düşünmeyin. Sizi Allah'a yakın edecek olan, sizi Allah'la dost edecek olan, sizi Allah'la bu noktada, bu noktada, aynı paralelde, aynı çizgide götürecek olan, gönlünüze Allah'ın misafir olacağı, gönlünüzün Allah'a zikrinin, Allah'ın zikrinin misafir olacağı en önemli şey, kalbinizden hiç kimseye kötülük geçirmeyin. Hiç kimse. Buna çok ehemmiyet verin. Hayatınız boyunca kalbinizden kimseye kötülük geçirmeyin. Hayatınız boyunca hiç kimse, ben ona bu lafı söyleyeyim, ben bunu edivereyim, ben bunu yapıvereyim, ben buna küfredivereyim, ben buna şu hakareti yapayım, ben buna şöyle söyleyeyim. Böyle böyle böyledir zaten. Bunların hepsi de sufi ahlakının dışındadır. İnsanı batırır. İnsanı batırır.
Sufileri batıran yerdir. İnsanları batıran yerdir, ağıran yerdir, sülaleleri batıran yerdir. Allah bizi muhafaza edesin inşallah. Eşer ve la ilahe. Derken namazda işaret parmağımızı kaldırmakta sürtetmeyin. Evet, doğru yapamamaktan korktuğumdan yapmıyorum. Doğrusu nedir? Doğrusunu yapmaktır. Ben orucu tutamamaktan korktuğumdan dolayı oruç tutmuyorum mantığı doğru değildir.
Ben namazı dosdoğru kılamam diye düşünerekten o yüzden namaz kılmıyorum mantığı nefsin oyunudur. Ben zikrullah'a geleceğim ama orada dosdoğru zikrullah yapamam diye düşünüyorum. O yüzden zikrullah'a gelmiyorum. Bu doğru mantık değildir. İlahede parmak kaldırılır. İlahede sağ baş, sağ işaret parmağını böyle kaldırmak sünnettir.
Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri terk etmemiş namazda geçiyor. Bu enteresan bir şey. İnsanı namaz kılarken gafletten kurtarır. Hatta bazı mezheplerde bütün tahiyyat boyunca işaret parmağını dik tutmak da sünnettir. Hanefiler sadece ilahede olanı almışlardır. O yüzden o kimsenin parmağını bu noktada ilah ederken dik tutması gafletten insanı kurtarır. Namazı gafletle bitirmemiş olur. Dikkat edin. İlahe derken parmağınızı kaldırdığınızda o esnada dahi gafletten kurtulsanız namazınız namaz olur. Onda büyük hikmetler ve işaretler vardır.
Allah'tan ilaheden sonra illallah'ta parmak kapacak. İllallah'ta parmağını kaldırdığında tabiri caizse Allah'tan başka ilah yok. İlla Allah var. İşaret o. Hani bazen bazı nümayetlerde parmakları kaldırırlar ya böyle. Bu parmağın böyle kaldırılması Muhammed'i işarettir. İlla Allah. Bu Allah'ın tekliğini, Allah'ın vahidliğini işaret eder. Mesela şu işaret bu da Allah işaretidir.
Bu Hz. İsa'nın işaretidir. Ama bunu sonradan Hristiyanlar Allah, Kutsal Ruh, Evlat olarak üçlü testis inanacaklar. Bu işaret Hz. İsa'nın işareti. Ve Hz. İsa'nın yeniden yeryüzüne indirildiğinde bu işaretle indirilecek. Mehdi Aleyhisselam ise bu işaretle çıkacak.
Ve İsa Aleyhisselam, Mehdi Aleyhisselam'la buluştuğunda aynı o da Mehdi Aleyhisselam gibi Muhammed'i işareti kullanacak. Ve İsa Aleyhisselam'ın o Muhammed'i işareti kullandığını bütün Hristiyan alemi görecek. Hani bir kısım yalancılar, dolandırıcılar, bir kısım hayalperestler, bir kısım kendi gördüklerini, kendi kendilerini İsa zanneden veyahut da işte Nebi zanneden kimselerin yanıldıkları yerler bunlar.
Maneviyattan haberleri yok çünkü. Veya hani bir kısmı da İstanbul'da böyle dolaşıyormuş ya İsa Aleyhisselam kendini bilmiyormuş ya. Yani Hz. İsa peygamber olarak peygamber vazifesini yerine getirmiş. Ve peygamber olarak gökyüzüne çıkarılmış. Ve tekrar yeryüzüne indirildiğinden kendinin sizlerinden haberi yok. Onlar aslında bilmeden şuna, buna da bir hemen parantez atayım, sözü kapatayım.
Bilmeden bir şeye çalışıyorlar. Hristiyan inancına göre, Hristiyanların bazı daha doğrusu felsefetik kısmına göre, bir kısım dünya üzerindeki değişik felsefelere göre hani reenkarnasyon meselesi var ya, onlardan karışık bir sistem çıkarttırıyorlar. O karışık sisteme göre İsa Aleyhisselam çocuk gibi inecek. Bir başkasının üzerinde İsa Aleyhisselam ruhu onda tecelli edecek, reenkarnasyon gibi. O çocuk ilim öğrenecek, irfan öğrenecek. Ondan sonra 40 yaşına geldiğinde, aa ben peygambermişim diyecek. Onlar Allah'ın İsa'yı gökyüzüne çektiğine, normalde gökyüzüne kaldırdığına bu manada inanmıyor var. Onlar Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazreti'nin bu işaretine inanmıyor var. Ve İsa Aleyhisselam'ın tekrar yeryüzüne çocuk gibi geleceği, yok işte ilim tahsil ettiğini söylemeleri, yok bir medresede tahsil ediyormuş, yok bir şeyhin dizinin dibinde tahsil ediyormuş, yok işte o şeyh de değilmiş.
Tahsil ettiği yer, Mehdi'ymiş. Bunların hepsi de safsatadan başka bir şey değil. İşaretlerden yola çıkıldı. İlla Allah'ta işaret parmağını kaldırıp işaret etmek sünnet. Hanefiler illallah'ta kaldırmışlar. O yüzden Mehdi Aleyhisselam da bu işaretle çıkacak. İlla Allah. Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü ennem Muhammeden abduhu ve resuluhu diyecek. Bunu söyleyecek. Mehdi Aleyhisselam Muhammedun Resulullah diyecek. Muhammedun Resulullah demeye gerek yok demeyecek. Gelin la ilahe illallah'ta birleşelim demeyecek.
Rica'a şey gelin. Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü ennem. Gelin bunda birleşelim demeyecek. Sancak la ilahe illallah Muhammedun Resulullah yazacak. O sancağın altında toplanacak. Öyle yok la ilahe illallah demek yeter.
Muhammedun Resulullah demeye gerek yok. İşte la ilahe illallah demek yeter. İşte İsa ruhullah, onlar da İsa ruhullah desinler. Öbür günler de Musa kerimetullah desinler. Ve onlar la ilahe illallah dedikten sonra Yani Musa Resul deseler ne olur? Böyle bir şey yok. Bunlar hoplatmaca, zıplatmaca, kaydırmaca, döndürmaca işler bunlar.
Din bu değil. Din Kur'an ve Sünnet. Kim Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin peygamberliğini iman etmiyorsa küfür ehlidir. Yeri ebedi cehennemliktir. Din bu. Döndürmek, dolaştırmak yok. Kim Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinden sonra Bir nebi, bir peygamber, bir resul geleceğine inanırsa küfür ehlidir.
Geldiğine inanırsa küfür ehlidir. Kim böyle bir kimseyse kendi kendini öyle görüyorsa o da küfür ehlidir. Allah muhafaza edesin. O yüzden işaretlerden buraya geldik. Hakkınızı helal edin. Allah muhafaza edin. Allah muhafaza edin.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi