mustafaozbag.org

32. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 22 Mayıs 2011 · 40:17

Selamun Aleyküm. Bir müminin Allah'a yakınlığı ve uzaklığı neyle ölçülür? Haramlarla ölçülür. Üzerinde bir kimsenin ne kadar haram az ise o kadar Allah'a yakındır. Üzerinde ne kadar haram hazlaysa o kadar Allah'tan uzaktır. O yüzden haram hem sevginin zeminidir, hem müminin zeminidir. Bir kimse hem haramla iştigal edip hem de Allah'ı seviyorum iddiasında bulunamaz.
O yüzden Allah'ı seven kimse Allah'ın yasaklarına riayet eder. Yani haram kıldığını kıldığından uzak durur. Bakın çok ibadet eder değil mi? Müminliğin ölçüsü haramla sınırlıdır. O yüzden haramlardan uzak durun. Haramlardan ne kadar uzak durursanız Allah'a o kadar dostluğunuz artar.
Kadınların dal kıyafet kimesi haram olduğu gibi erkeklerin de haram mıdır namazdaki hükmü nedir? Tesettürle alakalı. Kadınların vücut hatları belli olmuyor. Kadın keçeden daracık bir elbise giyer keçeden vücut hattı belli olur mu? Olmaz. O zaman yani vücut hattını belirleyen şey kumaşın yumuşak olması, ince olması, vücudu sarması ile alakalı bir şeydir. Bu erkekler için de geçerlidir. Erkeklerin de uzuvları belli olmayacak. Erkeğin kolunun dar olması, bacağının dar olması bir şey ifade etmez. Yani kendi kafanızdan bir oluşum da oluşturmayın. Erkeklerin çok özür dilerikten söylüyorum. Avret mahalleri belli olmazsa bu darlıkla alakalı konuya riayet etmiş onurlar. Amel ne demektir? Amelsiz Müslüman kimdir?
Amel bir kimsenin işlediği iştir. Bir hareket etmesi, davranması, bir fiiliyata, fiiliyat içerisinde bulunması o kimsenin amelidir. Dini termolojik açısından bakarsak bir kimsenin hayır hasanet işlemesi, namaz kılması, oruç tutması bunlar iyi amel hükmüne geçer. Kötüler de ne? İşte yalandır, yemindir, gıybettir, dedikodudur, haramlardır. Bunlar da ne? Bunlar da kötü amel.
Yani haram işleyen şeyler. O yüzden amelsiz Müslüman da hayır hasenat yapmayan, harf ibadetleri yerine getirmeyen kimseye amelsiz Müslüman denir. Zikre gelirken ve bir dostlu sohbetine gelirken nasıl bir kalple ve nasıl bir gönül ile gelelim ki o zikirden ve sohbetten nasibimizi alalım. Kitaplık bir soru.
Ameller, amelden laf açılmışken amelden devam edelim. Niyetlere göre. İslam dini niyete o kadar çok önem vermiş ki bütün her şeyin başını niyete bağlamış. Bir kimse aç kalsa, oruca niyet etmemiş olsa aç kalmış olur. Bir kimse namazı niyet etmemiş olsa, rüyku seyde yapmış olsa aerobik yapmış olur.
Yani niyet meselenin özü hükmündedir. Başlangıcıdır. O öz, o başlangıç sağlam zemin üzerine oturursa üzerindeki bina da sağlam olur. O zaman bir kimse zikrullaha gelirken niyetini bu noktada temiz tutacak. Diyecek ki ben bugün af olmaya gidiyorum. Ben bugün vuslat olmaya gidiyorum. Ben bugün Allah'la sohbet etmeye gidiyorum. Ben bugün Allah'a dostluğumuz ispat etmeye gidiyorum. Ben bugün Allah'la hemhal olmaya gidiyorum. Niyet. Ya gideyim bakayım ne yapıyorlar orada. Ya gideyim işte orada bir bulunayım ya. Orada bir görüneyim.
Yarın ömür gün düğünüm olur, derneğim olur, kimse gelmez sonra. Ya gene de bir görüneyim de işte bakarsın bir şey olduğunda hiç olmazsa bize yardım olur. Yardımlar olur. Niyet. Bu her şey de böyle. O yüzden niyetin neyse o kimsenin niyeti kadar olur. Zikrullah. Bir kimse birini görmeye dahil gelse af olmuş olarak çıkar. Ama onun zikri vuslat olmaz. Allah bizi muhafaza eder. Selam. Ahir zamanda ümmetinden bir kısım kişiler vardır ki cami ve mescitlere gelerek halka olup otururlar. Bütün zikirleri ve düşündükleri dünyadır. Ve dünya sevgisidir.
Onlarla asla oturmayın. Allah'ın onlarla bir haceti yoktur. Diye buyurmuştur. Bu kişilerle namaz kılınır mı? Ya namaz kılınır camiye kim gelirse gelsin, mescitten kim girerse girsin, namaz kılınır. Ama onlarla oturur sohbet edilmez. Camide, mescitte, dergahta, misafirhanede, tekkede dünyayla ilişkili şeyler konuşuluyorsa onlardan uzak duracaksınız.
Alamadın da, satamadın da, yan geldi de, çamura battı da, şu şöyle zengin oldu, bu böyle fakir oldu, insanı dünyaya doğru yönlendirir. Allah muhafaza eylesin. Dünya öyle bir şeydir ki, ahtapot gibi insanın her tarafını sarar. Ahtapot gibi. Adam sabahtan akşama kadar almayı satmayı düşünür. Ve insanın gönlünde ne varsa, dilinde de o vardır.
Bilhassa bu tip ibadethanelerde kesinlikle ve kesinlikle dünya konuşmayın. Allah muhafaza eylesin. Bazı kişiler sıcak havalarda oruç tutma, nefsine zulüm ediyorsun diyorlar. Eğer kişi oruç tutmaya alıştıysa, nefsine zulüm etmiş midir, hakkınızı helal edin. Nefse zulüm etmek, oruçla alakalı hiç iftar etmemektir.
Bir kimse akşam olduğunda iftarını ediyorsa, o kimsenin oruçla alakalı nefsine zulüm etmemiş olur. Ama iftar etmeden orucuna oruç ekliyorsa, bu sefer nefse zulüm etmiştir. Din bize böyle bir orucu evretmiyor. Ashab böyle bir oruç tutmamış hiç. Ashabtan sonra kimler de tutmamış. Bazı tasavvuf kitaplarında bu tip şeyler okuyabilirsiniz. İşte filanca zat-ı muhterem hiç iftar etmezdi, günlerce iftar etmezdi. O din değildir kıymetli kardeşlerim. Din, Kur'an ve sünnettir. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bize üç kişiyle alakalı hükmetmiş. Onlara hükmederken aslında bütün 1400 yıl içerisinde bugüne kadar ve bundan sonra da kıyamete kadar bütün Müslümanlara bir ölçü vaaz etmiş.
Hani üç kişi kendi aralarında söz vermişler ya, birisi hiç uyumayacak, birisi hiç yemek yemeyecek, birisi de hiç evlenmeyecek. Cebrail aleyhisselam gelir bunların üçünün halini peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine nakleder. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine onlar gelirler bu kararlarını bildirmeye. Allah Resulü der ki size ne oluyor ki? Allah'tan en fazla korkanınız benim. Yerim, uyurum, evlenirim. Yani hanımlarımla cima ederim. Yaşayacak kadar, ayakta duracak kadar en azı. Günlük işlevlerinizi, işlerinizi yerine getirecek kadar yemek yemeniz şart. Ertesi günü götürebilecek kadar uyumanız şart.
Mali ve fiziki problemi olmayan bir kimsenin evlenmesi şart. Neyi kastettiğimi anlıyorsunuz öyle değil mi? Evlenecek, cima edecek hanımıyla. Hazreti Ali Efendimiz'e sorarlar. Allah Resulü, Hazreti Ali Efendimiz'e der ki, en az dört günde bir sefer. Cima edeceğiniz der. Onu dahi öğretir bize din. O zaman nefse zulmetmek nedir? Bize helal olanı haram etmektir kendi kendimize. Kendi kendimize yeni bir ibadet tesis etmemizdir. Bize sabahlara kadar Faso her gün namaz kılmak emredilmedi. Eski bazı kitaplarda okuyorlar kardeşler. Değişik yerlerde de soruyorlar.
İşte hiç iftar etmemiş. İşte hiç namazdan, secdeden kafasını kaldırmamış. İşte şunu yapmamış filan. Biz yiyeriz, içeriz, israf etmeyiz. Evleniriz de, uyuruz da, oruçla tutarız, iftar ederiz. Namaz da kılırız. Günah da işleriz. Bu adam günahsız denmektense, bu adam günahkar denmeyi tercih ederiz.
Bu adam havada uçuyor denmektense, bu adam burun üstü yerlerde sürünüyor denmeyi tercih ederiz. Allah muhafaz eylesin. İnsanız insanca yaşarız. Bütün insanlar nasıl yaşıyorsa biz de öyle yaşarız. Sakın kendinize, din adına, tasavvuf adına ayrı bir süs, ayrı bir eda vermeyin. Bu nefsin oyunudur. Biz uyumayız geceleri, sakın demeyin. Bunu demektense, paso yatın, uyuyun, biz horu horu uyuyoruz diye. Biz yemek yemeyiz demektense, oturun paso yemek yiyin. Allah muhafaz eylesin. Sakın ha. Allah'ım korusun inşallah. Namaz secdadelerinin namaz bitiminden sonra köşesi katlanıyor. Bu uygulama dinimizce caiz mi, yoksa caiz değil mi?
Dinimizce böyle bir kanun, hukuk mu var ki? Bunun sorusunu soruyorlar. Burada namaz kılarsanız halının neresini katlayacaksınız ki? Yani secdadenin yazılması demek, oradaki halının çok temiz olmamasından kaynaklanan bir şeydir. Ama müminin, müslümanın evini bütün her yerinde namaz kılınabilmeli. Secdade serilmeler. Bir yere secdade serilmesi demek, benim halımda necis var. Benim halımdaki necisten dolayı sen namaz kılamazsın bu halının üzerinde demek. Evleriniz necisin içerisinde dolaşmasın. Yüzmesin halılarınız neciste. Ben secdade kullanmam evimde. Secdade tekrar söylüyorum.
Normalde etrafınızda namaz kılacağınız yerde necis var ise, secdade o yüzden kullanılır. Eğer namaz kıldığınız yerde necis yok ise, o zaman secdade de kullanılmaz. Ve secdade kullandıysanız, orada etrafta necis vardır, necise basıp secdadenin üzerine de basarlarsa, necisi secdadenin üzerine taşıdıklarından dolayı, o secdade de bir tane namaz kılmaz. O zaman katlayın secdadenizi, kaldırın. Veya secdade olduğunu belli edin, bir tarafını bir tarafına katlayın ki, tekrar secde edeceğiniz, tekrar namaza duracağınız yer, kirlenmesin, pislenmesin. Mesajı aldınız herhalde öyle değil mi? Mezar gibi ziyaretlerde koku geliyor.
İnsan bu kokuları nasıl aşar mı? Neden kokuyu aşmayı düşünüyorsunuz ki? Koku istemiyor musunuz? Güzel koku Peygamber Salallahu ve Sedem Hazretlerine sevdirildi. Ümmet hem kendisi güzel kokacak, hem yaşadığı yer, güzel güzel kokacak. Evlerinizi kokulayın, kendinizi kokulayın, güzel kokuyla kokulanın, sünnet.
Ter kokmayın, pis kokmayın, iç kokmayın, kokmayın, güzel kokun. Sabahları kokulanaraktan evinizden çıkın. Akşam eve gittiğinizde hanımlarınıza kokulanın. Resulullah Salallahu ve Sellem Hazretleri kokulanırdır. O yüzden türbelere de gittiğinizde, türbelerde de güzel koku duyarsınız. Mezarlıklarda güzel koku duyarsınız. İnsanlık tarihinde mezarlıklarını çiçek bahçesine doluşturan bir tek İslam vardır. Biz mezarlıklarımızı yeşile ve çiçek bahçesine dönüştürürüz. Ne yazık ki Hristiyan adetlerine uymaya çalışıyorlar, mermer dolduruyorlar mezarlıklarına. Gösterişli, kocaman, bina gibi mezar taşı yapıyorlar.
İslam'ın kendi içerisindeki adat ve ahlakında böyle bir mezar anlayışı yok. Kocaman gösterişli mermerden, granitten mezarlar. Böyle bizim bir mezarlık anlayışımız yok. Bizim inanç ve kültürümüzün dışında bir şey. Mezarlıklar karanfil kokmalı, gül kokmalı. Mezarlıklar lale kokmalı, zambat kokmalı. Mezarlıklar dehne kokmalı, çam kokmalı. Heşillik olmalı, ağaçlık olmalı, ormanlık olmalı. Taş olmamalı. O yüzden mezarlıklar da güzel koksun inşallah. Sigaraya verilen para israf mı? Bunu sorman dahi israf.
Sigarayı para vermeyi bırak, bunu sormak dahi israf. Bakın sigarayı insanı ne kadar israfa götürüyor. Arkadaş öyle bir fetvayı kimse veremez diyor, sigaraya verilen para israf değil diye iddia ediyor. Ona israf değil diye iddia eden kimseye aklından sorarlar. Yerinde mi diye doktora göndereceksin onu. Gerçekten sigaranın aklın muhafesini bozmuş olabilir. Çünkü sigara gerçekten tiryaki olanların akıllarını bozar. Sigara içen insanlar normal, doğru dürüst düşünemezler. Doğru dürüst karar veremezler. Sağlıkları bozuk durumların. Tiryaki ise eğer, mesela sigara içmediği bir zamana denk geldiysen, aklın muhafesini denk olmadığından şahitliği bile kabul edilmez.
Sigara içen adama soracaksın, o esnada kafan yerinde miydi, değil miydi? Sigara içmiş miydin, içmemiş miydin? İçtim derse, sigara çünkü içtiğinde onun kafası denk gelir. O öyle görür çünkü. Sigara içmeyen adam bir üç saat, beş saat içmese, psikolojisi bozuluyor tiryakilerin. Doğru mu? Bozulmuyor diyorlarsa, neden o zaman bozulmadı diyorlarsa, neden ben sinirleniyorum sigarayı bırakınca, hanımı dövüyorum, çocuklara ters davranayım diyorlar ki? Demek ki sigaranların psikolojileri de bozuyor. Psikolojisi bozuk olan bir kimsenin şahitliği kabul ediyorlar mı? Olmaz. Bir kimsenin şahitlik yapabilmesi için psikolojik dengesinin olması gerekir. Ya psikolojik dengeyi bozan bir şeyini biz nasıl doğru kabul edeceğiz ki? Sigara içmeyin. Yok, israf değilmiş.
İsraf değil diyen kimse, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri de çok güzel tüttürür mü diyecek bize. Düşünebiliyor musunuz Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin sigara içtiğini? Bizim dinimiz helal olan yemeği dahi, yani eğer tok olarak kalkarsan israf ettin demiş. Ya helal adamın kendi yeme, tok kalkmayacaksın demiş, aç kalkacaksın yemeği.
Bunu israf görürken sigara yemeye israf görmeyecek. Bunun dengesi yok bu arkadaşım o yüzden. Gerçekten sigara içenlerin psikolojik dengesi yoktur. O yüzden sigara içenlerin bu tür tevkilerini normal görüyorum, dengeleri yok çünkü. Bir insanın süt annesi olabilmesi için ne kadar süt emmesi gerekir? Hanefiler bir ağız dolusu demişler.
Öyle mi bu Allah? Öyle miydim? Bir ağız dolusu. Bir ağız dolusu iki sefer mi? Bizde iki sefer mi doyması lazım? Evet, iki sefer doyması lazım. Müslümanlar birbirlerine yardım etmiyor. Nedendir? Müslümanlar birbirlerine yardım ediyor. Sana yardım etmedilerse bütünü hiç kimseye yardım etmiyor diye bir kaydı yok. Veya birisine yardım edecek diye bir kaydı de yok. İmtihan, Müslümanlar birbirlerine yardım ediyorlar. 9 Mayıs'ta resmen sigara yasalığı başlıyor. Sigara dinen, sigara helal mu?
Mekrum mu? Dinen de yasak mı? Sigara, cemaat, şeyhleri gördüm. Doğrusu nedir? Şeyhler içer. Şeyhlerde kısım kısım çünkü. Cigaracı olanlar var, cigarası olanlar var. Cigara şeyh adamı neden içmesin? Şeyh deyince ne aklımıza geliyor ki? Şeyh deyince bir konuda ihtiyarlamış, onun tecrübe sahibi, pirifadi bir kimse. İçer. Evet, sigara konusunda uzmanlaşmış, ihtiyarlaşmıştır. Sigara şeyhidir, içer. Ne gülüyorsunuz ki? Onun ürünleri de içer.
Diğerine iyi cigara içer, ürün bırakacak. Neden içmesin ki? Normal. Tasavvufi terbiyesi veya tasavvuf termolojisi açısından soruyorsanız, bu da farklı. Onlar da gurup gurup. Mesela bir kısmı var, Peygamber Sallallahu Vesselam Hazretlerinin sünnetini ve Cihari Güzin Efendilerimiz başta olmak üzere ashabın yolunu tercih edenler var. Bir de bu yolun haricinde kendi kafasına göre yol kuranlar var. Bu yoldan giderler, hiç duydunuz mu? Şah-ı Geylan'ın, Ahmet Erbul Fahini, Şah-ı Akşübeldini, İmam-ı Rabbani'nin tütün içtiğini duymadınız değil mi?
Demek ki onların yolundan gidenler içmiyorlar. E kendilerine yeni bir yol tahsis edenler, tesis edenler içerler. Allah muhafaza eylesin. Hem bir de, yani sigara helal mı, mekruh mu, yine de yasak mı derdiğinde bakın sigaranın üzerindeki ibare var ya, sağlığa zararlıdır. Öyle değil mi? Bu ibareyi koyan kimse, kurumunurken, tıp dünyasının, tıp dünyasının, tespit etmiş olduğu hastalıklardan dolayı kondu. Öyle değil mi? Size bir şey söyleyeceğim şimdi. Bir kimse şeker hastası. Doktor ona perhiz veriyor. Diyor ki, şekerli yiyeceklerden uzak duracaksın, şeker yiyeceksin.
O hastanın şekerli yiyecekler yemesi haramdır. Hepsine zulmetmiş oldu. Sağlığı için, sağlığını koruması bir kimsenin farz. Sağlığını koruması için doktor ona dedi ki, bu şekerli bir şey yemeyeceksin. Ona farz oldu. O şekerli muhafaza edecek, koruyacak. Doktor ne diyor? Ayağının üzerine basma. Öyle değil mi? Hadi bas üstüne. E basmıyorum. Neden? Ayağım sakat kalır. Basarsan haram işlemiş olur musun? Evet. Basarsan ayağının üzerine haram işlemiş olursun. Sağlığın sana emanet, basmaman farz olur.
Yazıyor üzerinde, sigara sağlığa zararlıdır. Senin onu terk etmen farz olur. Akciğerle alakalı, kanserle alakalı, kanser ve akciğerle alakalı hastalıkların yüzde sekseni sigarada. Tütünden. Bir tane kişi diyemez ki, sigara sağlığa faydalıdır. Deli olması lazım o zaman. Fakirmeni öldürür diyor. Sigara öldürür diye yazıyor. Deli olması lazım, deli. Akıllı, normal akıllı insanlar sigara içmezler zaten. Gerçekten. Psikolojik dengesi bozuktur. Psikolojik dengesi bozuk olanlar sigara içerler.
Bunu ciddi olarak söylüyorum ha. Gidin, isterseniz bir psikiyatrilere sorun. Sigara içen bir kimseyle sigara içmeyen bir kimsenin psikolojisi aynı mı diye. Sigara içen bir kimsenin psikolojisi bozuktur. Bu da psikolojisi bozuk olan adam şeyhlik yapabilir mi? Servişlerine yön çizebilir mi? Arkasından gelen insanlara selamet çizebilir mi? Allah muhafaza eylesin. Sadece üzerindeki, şimdi öldürür yazıyormuş. Ben sağlığa zararlıdır olanı biliyordum. Sadece o öldürür yazısından dolayı bir kimse dinen ona haram fetvası verir. Hz. Mevlana zaten içmesinler demiş, yasak etmiş, haram etmiş. Demek ki Pir Efendiler'in birisinin haram ettiğini öbürkünden helal edebiliyor.
Allah rahmet etmesin. Bizim üstadımız öyle dedi bana. Oğlum sigara içen adamın dedi manen hali bile açılmaz dedi. Haber halinde dahi vakıf olamaz dedi. Ben de dedim efendim sizin dediğiniz gibi şeyhler var dedim sigara içiyorlar. Ne şeyhim usta efendi burnlarının ucunu dahi göremiyorlar. Ahmetli şeyh efendi bunu da söyledi sigara içen insan dedi abdesti bile abdest diyemiş.
Yani abdestini de tutamıyormuş. Dedi daha da ilerisini söyledi de anlatmıyor. Bakla delirde. Daha onun o sigara ile alakalı birkaç daha tespiti var. Ben konuşmak istemedim. Ailede koca ile hanımın malı ayrı ayrı mıdır birçok ortak malı. Ayrı ayrı herkes malı kendine har. Bir kadına annesi babası bir mal hediye etmiş olabilir. Kendisine miras kalmış olabilir. Kendisinin bir işi olmuştur. Oradan para kazanmış olabilir. O kadının kendi malıdır. Aileye harcamak zorunda da değildir. Ailenin hiyaşesi ve bakımı erkeğe aittir. Erkeğin malı da hanımın olmaz.
Erkeğin kazancı da hanımın olmaz. Kadın da şunu diyemez. Bu para ortak. Hayır. Ona adam kazandı. Adam çalıştı. Adam istediği yere onu harca. Evine bakmak şartıyla. Saçları dikmek günah mıdır? Günahsa neden? Günahsa günahın nedeni olmaz ki zaten. Günah günahdır. Yani içki içmek haram neden? Kumar oynamak haram neden o zaman? Habire neden ekler? Din bir şey haram etmişse haram etmiştir. Günahsa günahtır. Ama saç ekmek günah değil. Gübreleyip bir de çapalayın. Sulamayı da ihmal etmeyin. İçini narenleyeceksiniz öyle değil mi?
Hanber sallallahu aleyhi ve sellem hazretler ashabdan birisinin sakalı çıkmıyordu. Kendi sakalından aldı. Onun biraz çizdiği yanağına kendi sakalını oraya yatırdı. Ve o ashabın da sakalı çıktı. Onun sakalsız yüzü çok parmaktı. Allah resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretler ona böyle bir şey yaptı. O yüzden normalde bir kimsenin saçı sakalı çıkmıyorsa hatta en iyi tasavuk kendi içerisinden bunu bir sünnet ve adab kabul etmiş.
Üstatlarının sakallarından alıp işte başlarını yarıp oraya sakal yatıranlar veya yanaklarını yarıp oraya sakal yatıranlar tarihte görülmüş. Sakın saçımı sakalımı da yol muyuması var. Bunu bir adab, bir hedef, bir sünnet olarak görmüşler ve bunu icra etmişler, yerine getirmişler. O yüzden bir kimse fizik olarak bir kimsenin kafasında saç olması, yanağında sakal olması fıtriydir.
Fıtri. Sakal fıtrattandır. Saç fıtrattır. Saçın olması da fıtrattır. Ha değişik hastalıklardan dolayı veyahut da işte cinsten, cinsiyetten dolayı kimsenin işte saçı dökülebilir, rahatsızlıktan olabilir, bu noktada tedavi ettirebiliyorsa edebilir. Fıtrata uygun çünkü bu. Veya işte sakalı çıkmıyorsa sakal çıkması için kendisini tedavi ettirmesi fıtrata uygun, fıtrata aykırı bir şey değil. Adış Şerif'i bir yerden daha sormuşlardı ama ne zaman sormuşlardı toparlayamadı. Allah'ın daimi ikamet yeri olan ahirette kötü komşudan sana sığırır. Çünkü dünyadaki komşu değişir, buyuruyor, ahirette kötü komşu nasıl olur, açıklar mısınız? Ahiret deyince aklınıza bir tek cennet mi geliyor sizin?
Cehennem ahirette değil mi? Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri öyle güzel dua etmiş ki, beni cennetine koy dememiş, beni kötü komşulardan uzak eylememiş. Kötü insan nereye yakışır? Cehenneme. Kötü komşu cehenneme yakışır. Ya bir şekilde Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri kötü komşulardan beni uzak tut derken, cehennem azabından beni uzak tut manasını getiriyor. Siz de çok dua edin ona. Ya Rabbi, bu dünyadaki komşular değişir, ahiretteki komşularım iyi ve güzel olsun diye dua edin. En hayırlı, en iyi komşular bizde olsun diye dua edin. En iyi komşu kim olur ahirette insana? Muhammed Mustafa Allah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri. Ondan Allah'tan, onunla komşuluk dileyin.
Allah cümlemizi onlardan eylesin. Üç ihlal, hatiyah şerifler. Amin.
Ya Rabbi, okumuş olduğumuz dağlardan az kullanırsanız ve velen bizzat, fâd-ı kâinat, sevemen bizzat, sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammed Mustafa. Aleyhissalatu vesselam Efendimiz'in mübarek hatı, münevver, ruh şeriflerini yedirin. Sen vası ve seda reyle ya Rabbi. Amin. Üç geçmiş bütün peygamberlerimizin onlarına, Cebrail, Mikail, İsrafil, Azrail, Aleyhissalatu'un ruhlarına, onunla evli ve itibası hâb-ı kirâmına, Hazreti Abu-Bekr'in, Amir Osman'a, Vali efendilerimizin onlarına, İmam Hasan, İmam Hüseyin ve Etmiş Birşeyler'in onlarına, Tâbi'in ve Tebeyt, Tâbi'in efendilerimizin onlarına hediye edirin. Sen vası ve seda reyle ya Rabbi. Amin. İmam Azem'a, benüfe, imam-ı şâf, imam-ı malik, imam-ı Allah'ın hazretlerine onlarına hediye edirin. Sen vası ve seda reyle ya Rabbi. Amin. Seda reyle ya Rabbi. Amin. Tezviatlarını, tebeccüdlerini, şefaatlerini üzerlerinden eksik etme ya Rabbi.
Amin. İmlaz bir Fatiha şerfi. Amin. Ağabey okumuş olduğumuz dualardan asıl anısağlı firmiz bir Seyyid Abdülkadir Geylani, Seyyid Ahmet Ar-Rufvay, Seyyid Ahmet Ar-Bedevi, Seyyid İbrahim ve Dursuki, Şeyh Abalasan Ali Şazeli, Şah'ın Akşibendi, Muhammed-i Bahattin, Şah'ın Mevlana, Celalettin Rumi, Şah'ın Bektaşı, Veli Hacı Bayram Beyne, Veysel Karani, Mahmud Udayi, Helveti, Celveti, Uşak'ı, Sümbürlü, Sühre verdi, Kübre verdi, Şeyh Muhyiddin, Arabi.
Biri Firan efendilerimizin onlarına hediye edirin. Sen vası ve seda reyle ya Rabbi. Ağabey. Biri fecratlarını, teveccüdlerini, şefaatlerini, üzerlerimizden eksik etme ya Rabbi. Ağabey. İtlaz bir fatih yaşadık. Ya Rabbi okumuş olduğumuz dualardan asıl anısağlı bütün verilerini, İbriyaların denmişleri, müşidik, amilleri, mümkünleri kullarına, hasreten Şeyhimiz, Üstadımız, Sultanımız, Bayındırlacı, Mustafa Fendi Hazretlerinin, Ruhanesi, Kutsiyelerine, Cez ve Cezatlarının onlarına hediye edirin.
Sen vası ve seda reyle ya Rabbi. Ağabey. Biri fecratlarını, teveccüdlerini, şefaatlerini, üzerlerimizden eksik etme ya Rabbi. Ağabey. Biri fecratlarımızdan, akrabayı, tarikatımızdan gelmiş ve geçmişlerimizin ruhlarına, Mehdi Aleyhisselam'ın ruhunu, Kutsiyelerine, Burada bulunan ve bulunmayan kardeşlerimizin ruhun etlerine, Bursa Evliya Allah'ın ruhuna ve yaşanan ruhun etlerine, Tüm ümmet-i Muhammed'in ruhaniyetine, Derviş, Dervişan, Mürşid, Mürşidan ve İman'ın da ruhlarına ve yaşanan ruhun etlerine Hediye edildik sen vası ve seda reyle ya Rabbi. Ağabey. Bunlar da reyle ya Rabbi. Ağabey. Ağabey. Ahabey. Ağabey. Ağabey.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi