mustafaozbag.org

32. Mesnevi Şerhi (180-185 Beyit)

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Mesnevî Şerhi · 26 Ağustos 2020 · 54:16

Gerçek söz verişleri gönül kabullenir. Geçici söz verişler ise insanı tasalandırır. Büyüklerin söz verişleri yürüyüp duran bir define'dir. Ehil olmayanların söz verişleri ise akıp giden bir zahmettir, bir eziyettir. Demek ki herkes söz verir. Söz verirken gönüller, kalpler gerçekten gerçek bir kimse sözünün eri olan sözünü tutacak olan bir kimsenin sözünü gönlü kabullenir.
O söze güven duyar. O söze inanır. Çünkü o kimse emin insandır. Emin insanların vermiş oldukları sözleri gönüller kabullenir. O çünkü emindir çünkü. Eminlik Allah'ın sıfatlarından bir sıfattır. Bütün peygamberler emin insanlardır. Ve İslam aleminin en önemli özelliği eminliktir. Siz malınızın talan olmayacağına emin olursunuz İslam topraklarında.
Mesela Hazreti Ömer Radıyallahu anh Hazretleri'nin zamanında gayrimüslim bir kervan gelir. O kervan konaklayacaktır orada. Kervan bütün yükünü orada getirir. Kondurur. O yükün etrafında, o kervanın, o malların etrafında Hazreti Ömer Efendimiz sabaha kadar nöbet tutar. Ve o kervan sahiplerinden birisinin çocuğu uyanıp baktığında emirel müminin kervanın başındadır, nöbettedir. Ve babasına der ki, baba sabaha kadar nöbet tuttu, emirel müminin. Ve oradan kervan komple Müslüman olur. Çünkü İslam dünyasında eminlik orta yerdedir. Bu, bu medeniyettir. Medeniyet parayla kurulmaz. Medeniyet ahlakla kurulur.
İşte öyle bir eminlik oluşturursunuz ki, ve ahir zamanda, kıyametten önce, İslam dünyası yeniden İslam medeniyetini tesis edecek. Ve dünyanın bir ucundan bir ucuna bir kadın yayan tek başına yürüyecek, onun örtüsünün bir tek noktasına leke gelmeyecek. Emin belde olacak. Hicaz için emin belde denilir. Mesela bir kimse, bir suç işlese, Hicaz bölgesine gitse, Hicaz bölgesi emindir. Orada o kimseye siz bir ceza veremezsiniz. Hicaz bölgesinden çıktığı anda cezalandırırsınız. Örnek. Emin beldedir. Oraya gitseniz, siz canınızdan emin olacaksınız. Hicaz bölgesinde, daha önceleri Hicaz'da, Beytullah'ın içerisinde katliam olması da, Ahir zaman işareti, Hicaz'ın bölgesinde, Bekken'in içerisinde, Kabe'nin içerisinde katliam olacağını, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hz. bize öncesinden bildirmiş.
Kan akıtılacağını. Ve orada kan akıtıldı. Orada kan akıtıldığı için, Ahir zamanın son diliminin başlamış olduğu görüldü. Demek ki eminlik kalmadı. Şu anda Hicaz bölgesinde de eminlik kalmadı. Bu da Ahir zaman elameti. Ve başka bir hadis-i şerifte diyor ki, Öyle güvenilir, emin insanlar eksilirler ki, Bir bölgede, bir beldede derler ki, Filanca kimse emin insan. Oradaki insanlar emin değil. Ya, filanca kimse emin bir tek. İşte böyle emin, güvenilir, Gerçekten, Ağzından söz çıktığında yerine getiren. Hani bizde derler ya, Ağzından çıkar söz diye. Ağzından söz çıkan, Gerçek, Makbul, Mükmin, Gerçekten saygılı, Seviyeli, Kemal-i ehli insanlar, Bir şeye söz verirlerse, Gönüller onu kabullenir.
Gönül onu kabul eder. Gönül ona inanır. Gönül ona teslim olur. Hani Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hz. diyor, Ey Kureyşliler, Ben şu tepenin arkasında, Size bir düşman geliyor. Bir ordu geliyor. Sizi katledecek desem, İnanır mısınız? Evet inanırız diyorlar. Müşrikler, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hz.'nin eminliğine bu kadar inanıyorlar. Müşrik, Müşrik, Ama onun eminliğine inanıyorlar. Hz. Mevlana diyor ki, İşte gerçek söz verişleri, Gönüller kabul eder. Bir gönül taşlaşmadıysa, Bir gönül mühürlenmediyse, Bir gönül mühürlenmediyse, Bir gönül taştan kesilmediyse, Bir gönül çelikten erimesi mümkün olmayan, Madenlerden teşekkül etmediyse, Yani bir böyle kapı aralanması mümkün değilse, Küfür ehliyse, küfür inadiyse, Bu farklı bir şey.
Ama öbür türlü, Gönül kabul eder. O gerçek söz verişi. O zaman birisine söz verdiğimizde, Karşımızdaki inanmıyorsa, Bu karşımızdaki kimsenin suçu değildir. Bizim suçumuzdur. İslam yemini kabul etmez. Niçin? İslam inanışın üzerinedir. Güvenin üzerinedir. Karşıdaki kimsenin söz verişini kabullenir. O yüzden yemine davet etmez onu. Yemine davet etmek demek, Senin söylediğine inanmıyorum. Sen yalancı birisisin demek. Sen doğru konuşmuyorsun demek. Sizi birisi yemine davet ediyorsa, Bilin ki sizi yalancı görüyor. Size güvenmiyor. Size inanmıyor. Hakkı mı o kimsenin? Hakkı. Buradaki kabahat kimin? Bizim.
Biz söz verdiğimizde, Karşıdaki kimse bizim sözümüzü kale almıyorsa, Kabahat bizdedir birinci derecede. Bizim söz verişimiz demek ki, Doğru bir söz veriş değil. Biz doğru bir insan değiliz. Emin bir insan değiliz. Eğer siz konuştuğunuzda eşiniz inanmıyorsa, Konuştuğunuzda çocuğunuz inanmıyorsa, Konuştuğunuzda alışveriş ettiğiniz kimse inanmıyorsa, Konuştuğunuzda komşunuz inanmıyorsa, Söz verdiğinizde etrafınızdaki insanlar, Kim olursa olsun, Sizin sözünüze, Sizin sözünüzü kale almıyorsa, Birinci derecede suç, Sözü verendedir.
İkinci derecede o kimsenin gönlündedir. Ama biz ondan sorunlu değiliz. Bizim sorunlu olduğumuz kendimiz. O zaman biz emin insan olalım. Biz bir söz verdiğimizde, Sözümüzü yerine getirelim. Herkes bilsin ki, Onun ağzından bir söz çıkarsa, Sözünü yerine getirir. Herkes bilsin ki, O konuşursa, Havaya konuşmaz. Herkes bilsin ki, Yapacağım dediğinde yapar doğru olan bir şeyi. Herkes bilsin ki, Yapmam dediğinde yapmaz. Bilsin onu herkes. Emin insan olun. Güvenli insan olun. Bir kimse size eşini güvenmeli. Bir kimse çocuğunu güvenmeli. Bir kimse parasını güvenmeli. Bir kimse malını, Mülkünü size güvenmeli. Siz emin insan olmalısınız.
Bunlar müminliğin temel esaslarıdır. Bizde öyle bir tabir vardır. Kız ver, dul al geri derler. Bayındır'da konuşurlar bunun böyle. Veya gümüş, Altın ver, Gümüş olarak geri al derler. Altın ver, Bakır olarak geri al derler. Demek ki o kimse emin insan değil. Hatta derler ki, Ondan yumurta aldığında, Kıracaksın bakacaksın, Sarısı duruyor mu diye derler. Meşhurdur ya. Demek ki güven yok o kimsede. Eminlik yok. Sufi, Emin insandır. Sufi, Güven veren insandır. Sufi, Sözünde özünde insandır. Sufi, Diliyle, Gözüyle, Eliyle, Ayağıyla, Varlığıyla, Eminlik verir. O kimseye herkes güvenir. O kimseye herkes inanır. O kimseye herkes verdiği sözü, Kahale alır.
Bu neyle mümkün? Bu güzel ahlakla mümkün. Kıymetli dostlar, Çok zenginliğin içerisinde dolaşabilirsiniz. Sizin ülkeniz çok zengin olabilir. Sizin topraklarınız çok zengin olabilir. Sizin mal varlıklarınız çok çok olabilir. Hatta bugünkü dilde sizin gayri safi milli hasılanız dünyanın birincisine çıkabilir. Sizden daha zengin bir ülke yoktur. Amerika'dan daha zengin bir ülke yok. Öyle deniliyor ya şimdi. Elektrikler kesilmesine bağlı. Bir dakikalık elektrik kesintisinde milyarlarca dolar talan alıyor. Elektrikler kesildiği anda herkes barbarlık yüzünü meydana çıkarıyor. Bütün vitrinleri indiriyorlar aşağı. Vitrinlerde ne varsa alıyorlar. Elektrikler geliyor.
Vitrinler boşalmış. Her taraf kırılmış, dökülmüş. Talan edilmiş. Barbar. Fransa'da bir olaylar oldu. Onca dükkanlar talan edildi. Onca arabalar yakıldı, yıkıldı. Hani medeniyet vardı batıda? Barbar. Hani demokrasinin eşiğiydi? Barbar. İçerisinde barbar büyütüyor. Talan ediyorlar ortalığı. Aynı şekilde İngiltere'de oldu. Aynı şekilde İspanya'da oldu. Bunu devletleri idare edenler bunları görüyor. Görmek zorunda. Aynı şekilde Türkiye'de oldu. Bunu siyaset yaptığımı zannediyorlar. Buradan bu grup bir kitle buradan yürürken eğer ki dükkanları talan ediyorsa, evlere rahatsızlık veriyorsa biz barbarız. Biz hayvandan aşağı bir mahlukuz.
Kendimiz için de söylüyorum. Programlara gidiyoruz. Davet ediliyoruz. Orada masadan izinsiz siz bir tane ekmek yiyorsanız haramdır o. Bir lokma bir tane zeytin alsanız haramdır. Yok. Bu medeniyettir. Güzel ahlaktır medeniyet. Medeniyet güzel ahlaktır. İnsanlık güzel ahlaktır. Din güzel ahlaktır. Güzel ahlak. Peygamberler güzel ahlakı anlatmak, öğretmek için gönderildiler. Kur'an bize güzel ahlak anlatır. Kur'an bize edebi anlatır.
Kur'an eskilerden, eski peygamberlerden örnek verirken bize edep öğretir. Hadis-i şerifler bize edep öğretir. İnce ahlak öğretir bize. Bize medeniyetin ince noktalarını söyler. İslam dünyasında güvensizlik söz konusu değildir. Güvene dayalıdır. Şüphenin üzerine kurulu değildir İslam. Güvenin üzerine dayalıdır. Siz kendinizin olana dahi el süremezsiniz. Bu nefis terbiyesidir. Kadın bir noktada, kadın da erkek de birbirlerinindir. Ama siz kadına oruç zamanında dokunamazsınız. Sizin benim kadınım deyip dokunamazsınız. Dokunursanız 61 gün tutarsınız.
Siz kadınların muayyen zamanlarında cinsel ilişkiye giremezsiniz. Benim kadınım deyip giremezsiniz. Sizi edebe davet eder. Sizi terbiyeye davet eder. Sizi nefis terbiyesine davet eder. Sen sadece meseleyi cinsellik açısından bakamazsın kadına. Bu müthiş bir terbiyedir. Bu medeniyettir. Museviler önceden muayyen zamana gelen kadınları evlerinden götürürler çölde yaşatırlardı. Bir kısmı odasına ayırırdı. Bizde yoktur. Hz. Muhammed Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretleri Medine'de bunu yasaklamıştır. Böyle bir şey yoktur. Medeniyettir çünkü bu. O zaman İslam medeniyet kurar. Medeniyet kurar. O medeniyetin temel unsurlarından birisi güvendir. Bu tekkede herkes güven altında olmalı.
Benim bangır bangır bağırdığım budur burada. Bu tekkeye giren herkesin namus emniyeti, can emniyeti, mal emniyeti, din emniyeti burada eminlik altında, güven altında kalmalıdır. Burada hiçbir kadına birisi şehvet gözüyle bakmamalıdır. Burada hiçbir bayan kardeşi kimse rahatsız etmemelidir. Ne kıyafetinden ne de herhangi bir halinden dolayı. Rahatsız edemezsiniz. Buranın bir kuralı vardır. Herkes o kurala uyar. Buranın kuralı eminlik içindir. Güven içerisinde herkes gelip burada ibadetini yapabilmeli. Herkes gelip sohbetini dinlemeli. Herkes semayı izlemeli, zikretmeli ve gitmeli. Burası güven, eminlik bir yer olmalı. Camiler emin bölge olmalı. Camiye girdiğinizde emin yerdesinizdir.
Güven çalışır orada. Orada sizin paranız çalınmamalı. Orada sizin ayakkabınız çalınmamalı. Orada sizin herhangi bir şeyinize laf söylenilmemeli. Emin, güven alanı olmalı. Bunu arttırmalıyız. Bu sadece tekke güven altında olması gerekmez. Daha da bunu çoğaltmalıyız. Sokaklarımız güven sokaklar olmalı. Sokağımızda bir bayan giderken biz ona yan gözle bakmamalıyız. Biz ona laf atmamalıyız. Biz onu taciz etmemeliyiz. Biz onu bakışımızda rahatsız etmemeliyiz. İslam topluluğunda böyle bir şeyin olmaması gerekir. Yapanlar hayvan suretindedir. Sireti hayvandır onlar. Sureti insan, sireti hayvan. O yüzden İslam hakim olmaz. O yüzden İslam yerleşmez.
Erkekler güven vermeli. Kadınlar güven vermeli. Bir erkek eşinden şüphelenmemeli. Bir kadın kocasından şüphelenmemeli. Güven vermeli. Bir çocuğundan anne baba şüphelenmemeli. Güven içerisinde eğitmeli onları. Çocuklarınızı güvene dayalı eğitin. Evlerinizde güven hakim olsun. Güven hakim olsun. Çocuklarınızın üzerinde güven hakim olsun. Ve eşiniz size bir şey söylediğinde inanın ona. Güveni hakim etmek için inanın. İsterse aldatsın sizi. Senin sözünü doğru kabul ediyorum. Senin beyanını doğru kabul ediyorum. Senin beyanının üzerine şüphe koymuyorum. Beni aldatıyorsan Allah'ı aldatıyorsun. Hiç kimse Allah'ı aldatamaz.
Ben güvenmekle Allah'a olan imanımı sergiliyorum. Ben güvenmekle Allah'a olan inancımı gösteriyorum. Ve güveniyorum. Ve benim bu güvenime eğer ki güvensizlikle cevap geliyorsa Allah seni muhakkak helak edecektir. Bitti. İslam topluluğudur. Güvenin ve eminliğin üzerine kuruludur. Güzel ahlakın üzerine kuruludur. Zenginliğin ve barbarlığın üzerinde değil. Sizler çok zengin olabilirsiniz. Fabrikalar kurabilirsiniz. Çok güzel lüks villalar yapabilirsiniz. Ama eğer ki oradaki insanlar eğitilmediyse ve oradaki insanlar emin ve güven içerisinde yaşamıyorlarsa ve oradaki insanlarla sizin diyolunuz yoksa ve onlar barbar bir şekilde duruyorlarsa sizin zenginliğinizin bir faydası yok.
Dünya zenginliğe koşuyor. Ahlakı maneviyatı bırakmış. O zenginliğe koşarken o zenginliğinin arkasından gelen fukara barbarların, o zenginliğin arkasından gelen eğitimsiz barbarların o zenginlikleri helak edip o zenginlikleri aşağı çökerteceğini görmüyorlar. Dünya cehenneme koşuyor. Kendi cehennemini oluşturuyor. Toplumlar kendi cehennemlerini oluşturuyorlar. Siz çok katlı plazalar yapıyorsunuz. Siz çok katlı devasa fabrikalar yapıyorsunuz. Siz çok katlı devasa teknolojiler üretiyorsunuz. Bunları üretirken, bunları yaparken ahlaki ve maneviyatı paylaşmayı, bölüşmeyi unutuyorsunuz. Hep kazanmayı, hep ütmeyi, hep sömürmeyi düşünüyorsunuz.
Bir gün o sömürdüğünüz kitlelerin o devasa plazaları sizin başınızda yıkacağını düşünmüyorsunuz. Bir gün sizin o devasa fabrikalarınızı, fabrikaların işçilerinin yerle yeksan edeceğini düşünmüyorsunuz. Siz devasa villalarınızı, devasa köşklerinizi boğazdaki yerle yeksan olacağını, altüst olmayacağını düşünüyorsunuz. Mal sahibi, mülk sahibi, hanibunun ilk sahibi. On bin yıldan beri boğazın kenarında villalar var. Bundan bin yıl önceki villayı gösterebilir mi insanlar bize? Arkadan gelen eğitimsiz insanlar, sizin zorbalıkla ve zulümle yaptıklarınızı yerle yeksan ederler. Siz muhakkak o değerler eğitimini vermek zorundasınız.
Siz muhakkak peygamberi bir ahlak eğitimini vermek zorundasınız. Bunu verirken, bunu verirken kendinizi kenarda tutamazsınız. Ey paranın üzerine oturmuş olan zalimler, maddiyatın üzerine oturmuş olan hainler, memleketin bir kısmını fakire, fukaraya, fakirliğe, fukarlığa götüren hainler, kazanmış olduğunuz zorba ve zalimliklerden kazanılmış olan paraların bir gün sizin başınıza musallat olacağını bilin.
Ve o parayı, o gücü elinde tutaraktan insanları zorbalıkla yürütemezsiniz, yönetemezsiniz. İşte ihtilaller yapamıyorsunuz şimdi parayla. Yapamıyorsunuz. Bakın bitiyor. Geri tepiyor. Siz zorba insanları, siz barbar insanları sokaklara atıyorsunuz, yaktırıyorsunuz, yıktırıyorsunuz. Ama bir sonuç alamıyorsunuz. Bitti. Bitti. Bakın Mısır'da yapamıyorsunuz. O insanlar kendilerini üttürmüyorlar artık. O insanlar kendilerini güttürmüyorlar artık. Güdülmüyor. Güdülmüyor. Barbarlığınız, zorbalığınız bitiyor.
Bitiyor. Herkes için geçerli bu. Müslüman iş adamları için de geçerli. Müslüman iş adamları. Öyle ya ismi. Müsiyat. Onun açılımı Müslüman iş adamları. Eğer siz dininizi tam anlamıyla yaşamaz, oradaki teşekkülünüzü dinin gerekleri yerine getirmezseniz siz de aldatıyorsunuz insanları. Mümin iş adamları. Kendinize gelin. Siz de sefahata düşmeyin. Siz de hemen 3-5 kuruşunuz olduğunda lüks villalara konmayın. Siz de 5-10 kuruş olduğunuzda mahallenizi değiştirmeyin. Aynı mahallede kalın. Arabanızı varsın, çizsin orada çocuklar. Güzel arabanız çizilsin. Almayıverin o kadar çok lüks araba o mahallede otururken.
Tedbirli olun, temkinli olun. Deyin ki ben bu mahallede doğdum, bu mahallede öleceğim. O mahallede ölün. Evinizi değiştirin orada. Evinizi güzelleştirin. İhtiyacınıza göre cevap versin. Evinizde 50 kişilik yemek verin. 100 kişilik yemek verin. Evinizde 100 kişilik sohbetler yapın. Aynı evde 100 kişilik zikirler yapın. Aynı evde bütün mahalleyi toplayıp orada mahalleye iftarlar verin. Evinizde verin. Bakın o zaman mahalledeki çocuklar sizin arabanızı çizmeyecekler. O zaman mahalledeki çocuklarınıza, çocuklara harçlık verirseniz siz sabahleyin, o çocuklar sizin arabanızı muhafaza edecek. Annelerine, babalarına, yoksulluk çekenlere mahallelerde görür gözetirseniz, anne, babalar, çocuklar diyecekler ki ne kadar iyi bir aile.
Ne kadar hayır-hah bir aile. Ne kadar cömert bir aile. Aman evladıma, aman anlara dokunma. Saygısızlık yapma. Aman ona karşı terbiyeni bozma. Bu medeniyet. İslam medeniyeti. Sen 10 kuruş bulur bademliğe göçersen, 10 kuruş bulur bilmem ne evlerine göçersen, 10 kuruş bulur bilmem ne villalarına göçersen, sen bana İslam'dan bahsetme Allah rızası için.
Sen bahsetme bana, sen bana dini tedrisattan, dini ahkamdan bahsetme. Sen bulunduğun yerde olacaktın. Sen doğduğun mahallede büyüyecektin. Evini genişlet orada, villanı o mahalleye yap, villanı o mahalleye yap, güven ver o mahalleye, o mahallenin dinamiği ol, o mahallenin hayır-hahı ol, o mahallenin hizmetçisi ol, o mahallenin sen görünen yüzü ol.
Mahalleye bir ihtiyaç var, sen hallet orada. Yol yapılacak, telefon aç, bu mahallenin yolu olsun da. Muhtarla git görüş, okulu git görüş, okulu tahmin et orada. Okulu tadilat ettir. Okul yönetimiyle görüş orada. Öğretmenlerle görüş. Git öğretmenleri o villana topla yemek ver. Aman bu mahallenin çocuklarına değerler eğitimi verin de. Yoksa o kana kenar mahalledeki çocuk bir gün taşı alıp senin fabrikana atacak. Bir gün o kana kenar mahalledeki eğitilmeyen çocuk, dini ne olursa olsun, inancı ne olursa olsun, bir gün nefsine uyacak, galayana gelecek, senin fabrikanın temeline monotof kokteyline atacak. Değerler eğitimi ve Müslümanların kendi bulunduğu yerde olması.
Müminler kendinize gelin. Sefaata dalmayın. Müminler kendinize gelin. Gösterişe dalmayın. Get dolaşmayın. Nerede toplanıyorlarmış? Vay namaz kılanların hepsi de bir villa kurmuşlar. Başınıza yıkılsın. Sabahleyin kalkıp da sabahın dördünde işe gidecek olan bir bayan işçi görecek misin kapının önünde sen? Sabahleyin dörtte tril tril titreyen, servis bekleyen bir kız çocuğunu görecek misin?
Görmeyeceksin. Nereden bileceksin onun halini? Evleneli bir ay olmuş bir kızın, bir kadının sabahleyin titreye titreye servis beklediğini görecek misin? Hayır. Müslümanlar, Müslümanlar sekülerleşiyorlar, dünyevileşiyorlar. Müslümanlar farkında değilsiniz. Demek ki içinizde sizin kapitalizme karşı bir istek varmış, bir arzu varmış. Demek ki siz kapitalistler gibi yaşamak istiyormuşsunuz. Demek ki siz kapitalist sisteme özeniyormuşsunuz. Deniz kenarlarında villalarınız olsun, şehrin get dolaşmış kenarlarda lüks yerlerinde villalarınız olsun, şehrin herhangi bir yerlerinde gökdelenlerde yaşayın siz. Siz kocaman kocaman fabrikalar kurun, işçilerin hakkını vermeyin.
Siz kocaman kocaman iş yerleri kurun, bunun zekatını vermeyin. Siz kocaman kocaman fabrikalar kurarken imam hatip okullarını düşünmeyin. Kur'an kurslarını düşünmeyin. Eğitim verecek olan bölgeleri, bölgeleri düşünmeyin. Kendi kendinizi aldatın. Kendi kendinizi kandırın. Bir hesaba bir kadar yüz lira para gönderin. Filanca yerde yemekte benden beş milyar deyin. Aldatın kendinizi. Bu değil İslam. Bu değil. Belki de size ağır şeyler söylüyorum ama sizin için değil bunlar zaten. Biz fukara insanlarız. Biz fukara insanlarız.
Ola ki gençler var ya, yarın öbür gün mal mülk sahipleri olursa onlara bir kulak küpesi olsun. Ola ki böyle mal mülk sahipleri size şimdi din ahkamı kesmeye kalkar ya, size kulak küpesi olsun. Sakın özlenmeyin onların hayatına. Onların hayatı İslam değil. Sakın şöyle şeyler kurgulamayın. Benim şöyle bir evim olsaydı böyle hizmet ederdim diye. Hizmet her zaman için var. Paramız yoktu bizim biz bayındırda sufilik yapıyorduk. Yoktu paramız. Ödemişte paramız yoktu bizim. Bursa'ya geldiğimizde paramız yoktu bizim. Allah affetsin hala da yok. Cenab-ı Hak'a hamdü sena olsun bir ihtiyacımız da yok da yoktu.
İdealizminizi kaybetmeyin. İlla ki parayla hizmet olmaz. Güvene dayalı yaşayın. Güveni tesis edin. Varlığınız yokluğunuz önemli değildir. Paranız önemli değildir. Güven tesis edin. Herkes emin olsun sizden. Bilsinler ki siz onun parasına, puluna, malına, mülküne tecavüzde bulunmayacaksınız. Bilsinler ki orada bir kız çocuğuna bir yanlışlıkta bulunmayacak. Ben bazen derim ya iğneyi kendine batıracaksın diye. Bizim burada sema, mıtırıp burada çalışan gençlere, arkadaşlara derim ki gözünüzü kaydırmayacaksınız. Bazen burada sohbet dinleyen erkeklere de derim. Yukarıda eşin olabilir, yukarıda annen olabilir. Kaldırma kafanı derim. Rahatsız olurum bundan ben. Neden rahatsız olurum?
Ya senin orada eşinin olduğunu kim nereden bilecek? Alnında mı yazıyor? Birisi diyebilir. Sen ne yukarı bakıyorsun kardeşim bayanların yerine? Burasını ben böyle açık bir şekilde yapıyorum. Niçin biliyor musunuz? Güvene dayalı olsun. İnsanlar nefislerine hükmetsinler. Gözünü kaldırmasın yukarı. Bakmasın yukarıda kimseye. Bakmasın bir kadına. Güvene dayalı olsun. Güven, nefsini burada dur de. Allah'ı zikret. Yukarıda kadın varsa var. Yukarıdaki kadın senin ensene bakacak zaten. Senin ensenden bir şey olmaz. Güvene dayalı. Emin yaşayın. Burada bir kadına bir sıkıntı olmuş olsa valla burada kimse kalmaz. Burada hizmet eden arkadaşlara derim ki öyle bir mahrem iş yapıyorsunuz ki siz.
Aman dikkat edin. Aman dikkat edin. Niçin? Bu insanlar aldatılmış, kandırılmış, ütülmüş. Siz kandıran olmayın. Siz üten olmayın. Siz iten olmayın. Siz ona tacizkar bakan olmayın. O emin bir şekilde gelsin burada otursun. Hatta size emretsin. Hatta sizi yerin dibine batırsın. Benim çayımı geç getirdin. Neden getirmedin? Neden getirmüyorsun desin. Hesap sorsun sana. Sen bir şey deme. Sen bir şey söyleme. Güven hakim olsun. Güven. Bir bayan burada bizim ilahi söyleyen bir çocuğa mektup yazmış. O çocuk da o bayana mektup yazmış. O kızın babası geldi mektubu benim önüme attı.
Biz dedi buraya güvenle gidiyoruz dedi. Haklısın dedim ben. O arkadaşı buradan uzaklaştırdım. Bir müddet sonra geldi o arkadaş benim yanıma. Ya dedi meseleyi iyice araştırdım dedi. Önce benim kız yazmış dedi. Önemli değil ki dedim ben. Ben biliyordum öyle olduğum dedim. Bizim arkadaşımızın ona cevap yazması önemliydi dedim. Senin kızım yazması önemli değildi dedim. Nasıl dedi? Bizim arkadaşlarımız, bizim kardeşlerimiz gel dediğinde bir kadın gitmemesini bilecek dedim. Hadis-i Şerif var ya diyor gecenin karanlığında bir kadın o erkeğe gel dedi de o kimse Allah'tan korkarım der gitmezse Arş-ı Allah'ın gölgesinde gölgelenecek diyor. Bu tekke Arş-ı Allah'ın gölgesi.
Arş-ı Allah'ın gölgesi. Gel dediğinde bakmayacaksın. Gel diyecek sen gitmeyeceksin. Bak diyecek sen bakmayacaksın. Tut diyecek elimden sen tutmayacaksın. Sen güven insanısın. Sen emin insansın. Sen sufisin. Senin yüksek değerlerin var. Sen gözünü Arş-ı Allah'ın gölgesine dikeceksin. Sen Arş-ı Allah'ın gölgesindeki nurdan minberlere gözünü dikeceksin. Gözünü oradan ayırmayacaksın. Oraya oturmak için mücadele edeceksin. Ve kenardan gelen sesleri algılamayacaksın. Sen Allah'a koşan bir koşucusun. O zaman sana herkes gel diyecek. Sen gitmeyeceksin. Sana herkes bak diyecek. Sen bakmayacaksın. Sana herkes sunacak.
Sen almayacaksın. Sen almayacaksın. Güven vereceksin. O sana kutusuyla para getirecek. Sen almayacaksın. Hacı Erkan en zor zamanında, en sıkıntılı zamanında bir kutu para getirdi bana. İlk defa söylüyorum. Ayakkabı kutusunun içerisinde para var. Ben ne kadar olduğunu bilmiyorum. Bana getirdi. Abi ne olursun buradan ihtiyacın kadarını al dedi. He helalı hoş olsun abi dedi. Bir paraya baktım. Kutuya. Bunu konuşmak istemezdim. Yıllardan beri içimde duruyor. Bir Hacı Erkan'a baktım. Dedim ki Hacı Erkan. Allah senden razı olsun.
Teşekkür ederim. Cenab-ı Hak sana sayısız sonsuz versin dedim. Sen almayacaksın. Sen almayacaksın. İyilerin iyilikleri anlatılmalı. Allah ona da nefsine vurdurmasın inşallah. Yaklaşık belki de 15 yıl oldu. İyilerin iyilikleri anlatılmalı. Yiğitlerin yiğitlikleri anlatılmalı. Ama sen elini uzatmayacaksın. Güven vereceksin. Güvene dayalı yaşayacaksın.
Güvene dayalı. Emin olacaksın. Emin. Diyecekler ki o emin insan. Nefsine uyup benim parama dokunmaz. Nefsine uyup benim hanımıma dokunmaz. Nefsine uyup benim helalıma dokunmaz. Hazreti Mevla'na diyor ki oruç der ki diyor. Orucu konuşturuyor. Oruç der ki. Bu helalı kendisine yasak etti. Harama bir daha döner bakar mı? Helalı kendisine yasak etti. Harama döner bakar mı? Harama dönüp bakmayacak. Harama dönüp bakmayacak. Helala dönüp bakmayacak. Sufi helala dahi dönüp bakmaz. Onun dünya metası ile işi yoktur. O gözünü Arşalan'ın gölgesine dikmiştir. Bu dünyayı reddetmek değildir.
Bu çalışmayı reddetmek değildir. Bu böyle işte işini gücünü terk etmek değildir. Öyle bir şey algılamayın. Emiin olun. Emin. Birisinin elindekine, evindekine, birisinin dükkanındakine gözünüze dikmediyseniz emin olursunuz. Emin insanlar olun. Erkekler size gelip insanlar arkadaşlık teklif edebilirler. Bayanlardan size teklif gelebilir. Dönüp bakmayın. Konuşmayın dahi. Bayanlar size gelip erkeklerden teklif edebilirler. Dönüp bakmayın. Emin olun. Güven verin. Bir erkekle konuşan ikinci erkekle de konuşur. Bir bayandan konuşan ikinci bayanla da konuşur. Birisinin elini tutan ikincisinin de elini tutar. İkincisinin elini tutan üçüncüsünün de elini tutar.
Birinin gözüne baygın baygın bakan ikincinin de gözüne baygın baygın bakar. Emin olun. Güven ehli olun. İşte büyüklerin söz verişleri ise. Demek ki o gerçek söz verişleri gönül kabul ediyor ya. Büyüklerin söz verişleri yürüyüp duran bir definedir. Büyüklerin söz verişleri ise yürüyüp giden definedir. Yürüyüp giden define nedir bilir misiniz?
Karun'un definesidir. Yeryüzünde en büyük define Karun hazinesidir. Karun hazinesiyle, definesiyle beraber yere batırılmıştır. Ve o günden itibaren mitolojik bir hikaye vardır. Mitolojik hikaye şudur. Karun'un definesi cinni taifesi tarafından yeryüzünde yer değiştirir boyuna. Bir mitolojik hikaye şudur. Karun'un definesi melekler tarafından yer değiştirir. Ve Karun'un definesi Mehtala Resul zamanında Mehtala Resul zuhur ettiğinde bulacaktır onu. Daha doğrusu Karun'un definesi Mehtala Resul'a getirilecektir. Lütuf ve ikram olarak o defineyi yeryüzüne harcayıp, yeryüzünün ihya olup, İslam medeniyetinin kurulması için harcayacaktır.
Bu Karun definesidir. Ve büyüklerin söz verişlerini Hazreti Mevlana diyor ki, işte o Karun definesi gibidir. Yeryüzünde dolaşır o. Hiç kimse ona dokunamaz. Ama o definenin sahibidir. O veli o defineden yer içer. O veli o defineden söyler. O veli o definenin üzerinde dolaşır. Ve bunu Muhyiddin Arab Hazretleri der ki, zamanın kutbu o defineye mutdalidir der.
Hazreti Mevlana öyle enteresan bir kimsedir ki, insan alır, mitolojik bir hikayeye götürür aynı anda. Mitolojik bir hikayeye götürüyor bizi. Diyor ki, büyüklerin söz verişleri var ya, yeryüzünde dolaşan hazine gibidir. Hani insanlar yerin altında dolaşan hazineye bakarlar ya, bütün hazineciler, defineciler, Karun'un hazinesiyle rüyalanırlar. Onların gözlerinde, kalplerinde, gönüllerinde Karun'un hazinesini, definesini bulmaktır. Defineciler her gün define rüyası görür. Hazreti Mevlana diyor ki, o veliler ise diyor, bu yeryüzünde dolaşan define gibidir. Yani o Karun'un definesi ne kadar yerin altında dolaşıyor, muhteşemse, mükemmelse, o veli de o define gibidir diyor.
Bulabilene, nasıl o defineyi bulamıyor ya herkes, yeryüzünde dolaşan o velilere de herkes ulaşamaz. İşte onlar diyor, onların sözleri, onların sözleri bir define gibidir. Çünkü Cenab-ı Hak onların niyazını kabul eder, onların duasını kabul eder, onların münacatını kabul eder. Onlar olsun dese Allah oldurur. Hadis-i Kudüsü de öyle diyor Cenab-ı Hak. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri, o Hazreti Ali Efendimiz için diyor ki, Ya Rabbi, onun döndüğü yere hakkı döndür. Ne yaptı Hazreti Ali Efendimiz? Bir avuç toprağa, üç ihlas bir fatiha okudu. Hazreti Peygamber Efendimiz'in ruhaniyetine bağışladı. Üfledi, yedi altın oldu.
Demek ki onların nefesi hazine. Onların sözü hazine. Karun hazinesi gibi. Abdallar, yer altında hazine ararlar. Karun'un hazinesini. Gerçek akıllılar ise, yeryüzünde yürüyen hazineleri ararlar. Onlar yürüyen hazinedir. Hazreti Mevlana diyor ki, işte diyor, O veliler, o büyük insanlar, yeryüzünde bir define gibidir. Yürüyen define gibi. Yürüyen define. Onların söz verişleri de o yürüyen define gibidir diyor. Allah bizi, cümlemizi onlara layık eylesin. Ehil olmayanların söz verişleri ise, Akıp giden bir zahmettir. Bir eziyettir. Ehil olmayan bir kimse de söz verirse, Bir zahmettir o. O akıp giden bir zulümdür. O taşın üstünde akıp giden su gibidir.
O rüzgar gibidir. Bir tesir olmaz. Uçar gider. Söz suyun üstüne yazılmış gibi olur. Silinir gider. Demek ki o ehil olmayanlar, Söz verişleri, İnsanlar onların söz verişleri ne yapmazlar? Kabullenmezler, kabul etmezler. Kendilerine bir derinlik olmazlar. Allah bizi o ehil olmayanlardan eylemesin inşallah. Bundan sonra hekim kalktı. Padişahın huzuruna gitti. Padişaha bu işi birazcık duyurdu. Dedi ki, Yapılacak şey şu, Bu hastalığın iyileşmesi için, O adamı o uzak şehirden buraya getirelim. Kuyumcuyu o uzak şehirden çağır. Onu altınla, Elbiseyle aldat.
Padişah hekimin bu sözünü duyunca, Öğüdünü canla, gönülle kabul etti. Hekim dedi ki, Kuyumcuyu buraya getir. İnsan sevdiğiyle aldanır. Sevdiğiyle aldatılır. Neye muhabbetiniz varsa, Sizi aldatacak olan onunla aldatır. Tilkiyi tavukla aldatırsınız. Aslanı ceylanla aldatırsınız. Tavuğu buğdayla aldatırsınız. Köpeği bir et parçasıyla aldatırsınız. Aldatırsınız. Bir atı, Gel gel dersiniz, Buğdayla aldatırsınız. Yemle aldatırsınız. Herkesin aldandığı bir yer vardır. Allah'ı seveni Allah'la aldatırsınız. Müslümanı dinle anlatırsınız, Aldatırsınız.
Kafiri dinle aldatamazsınız. Aldatamazsınız. Dervişi şeyhiyle aldatırsınız. Dervişi dervişle aldatırsınız. Derviş bir işi olacaksa, Şeyh Efendi'nin bundan haberi var, Şeyh Efendi böyle istedi der, Hüra yapar insanlar onu. Dervişi başka türlü aldatamazsınız. Dervişi harekete geçireceksiniz, Şeyh Efendi söyledi, Bunun böyle olması lazım dersiniz. O insanlar yaparlar. Bir sefer yapar, İki sefer yapar. Hatta birincisinde de, Kalbine gelir. Yahu Şeyh Efendi buna söyler mi ki böyle bir şey? Ben bazen derim ya, Sakın benim adıma birisinden borç para vermeyin. Kimse. İsteceksem ben isterim. Birine gitmiş birisi. Selamun aleyküm, Aleyküm selam. Mustafa Efendi'nin söylemiş, Selamı var.
Bana demiş, Bin lira gönder dedi. Oradan bakmış, Mustafa Efendi kim ki demiş? Şeyh Efendi demiş. Soy ismi ne demiş? Kalmış adam şimdi. Sonra telefon açtı buna. Aferin dedim ya. Bak aferin dedim. Severi, Sevdiğinle aldatırsın. Kuyumcuyu altınla aldatırsın. Nefsi, Nefsin istediği şeylerle, Nefsin sevdiği şeylerle aldatırsın. Nefis neyi ister? Aldatırsın onunla. Nefsi kandırırsın. Onunla kandırırsın. Hani Hz. Mevlana'ya gelir ya birisi, Çobanın birisi. Şemseddin-i Tebrizi, Birinci Şam'a gidişinde, Hz. Mevlana, Dağ, bayır, Dolaşmaya başlar.
Çobanın birisi der ki, Ya Mevlana, Şemseddin-i Tebrizi'den sana selam var der, Bakar ceplerine hiçbir şey yok. Kaftanını, Cübbesini, Paltosunu çıkarır. Çok kıymetli. Der ki, Efendi, Hakkını helal et, Yalan söyledim der. Biliyorum der, Hz. Mevlana. Yalan olduğu için cübbemi verdim. Gerçekten selam gönderseydi der, Canımı verirdim der. Seveni sevdiğinle aldatırsın. Onunla kandırırsın. Bir kimse neyi seviyorsa ona kanar. Bir erkek güzel elbiseyi seviyordur, Kanar onu. Birisi gel sana bir takım elbise alayım der, Onun peşine düşer. Gider o takım elbiseyi ondan alır, Onun borazanını çalar. Çok yemek yemeyi seviyordur, Onu yedirerekten konuşturursunuz. Kadınlar kıyafeti çok severler.
Ver ellerine parayı, Dolaşsınlar dükkan dükkan, En iyi adam odur. Nefsine uymuş bir kadın için. Nefsine uymuş bir adam için, En iyi arkadaş, Ona kılık kıyafet alan. Nefis. Nefis neyi severse onunla kanar. Unutmayın bunu. İnsanları sevdikleriyle kandırılırlar. Peygamberle kandırırlar sizi. Haydin Hz. Peygamber'e kurban keseceğiz derler. Siz harıl harıl paraları yatırırsınız. Niçin? Hz. Peygamber'e kurban kesilecek. Haydi derler şunu şöyle yapacağız. Kandırırlar. Hz. Peygamber'i rüyamda gördüm. Dedi ki senden için bunu böyle yapsın. Harıl harıl kanarsınız siz. Bir kimse fakir fukaraya yardım etmeyi çok seviyor.
Onu onunla kandırırlar. Gelirler ona derler ki, Bak fakirlere yardım edeceğiz. Para ver bize. Sen verirsin kanarsın. Zekat toplayıcılar vardır. Çıkarlar zekat toplarlar. Getirin zekatlarınızı bize. Bize verin zekatınızı. Ne yapıyorsunuz? Şöyle kurslarımız var, talebe okutuyoruz. Böyle yerlerimiz var, şöyle yerlerimiz var. Veya şahıslar derler ki, Şöyle işler yapıyoruz. Siz onunla kanarsınız, verirsiniz. Adam gerçekten de göstermelik 3-5 kişiyi ömreye götürür. Parayı eline vermez onun. Birkaç kişiye göstermelik bir şey yapar. Herkes bakar, aa yapıyor onu ya. Verelim ona parayı der.
Kandırırlar insanları. Şimdi Ramazan ya, Dini duygular dorukta. Atmacalar da dorukta. Leş kargaları da dorukta. Akbabalar da dorukta. Bakıyorlar öyle, kimden ne alabiliriz diye. Akbaba. Alacak, yutacak, ütecek. Silecek, süpürecek. Ne varsa yiyecek, alacak götürecek. Allah muhafaza eylesin. Sevdiğiyle kandırırlar insanı. Sevdiğiyle. Nefsi neyi istiyorsa ona kanarsın. Mala düşkünse malla kanarsın. Mevkiye düşkün, mevkiyle kanarsın. Makama düşkün, makamla kanarsın. O makam seni kandırır. O mevki seni kandırır. O mal seni kandırır.
Allah muhafaza eylesin. Ama aşık ancak maaşukundan kanar. Aldatılır mı o da? O da aldatılır. Onun aldatılması da maaşukundandır. O bakmaz. Bakmadığı için, kör olduğu için kandırılır. Aşık uyanık değildir. Aşık süper zeka değildir. Aşık fitne fikir düşünmez çünkü. Aşık masumdur. Aşık masum olduğundan dolayı onun da maaşukulla kandırırsın. Onun yanında iki Allah de, seni başında tac eder. Onun yanında da ki ya şeyhiniz ne mükemmel insanmış de, uçurur seni o. Öbürkü de onu kandırdım der. Aman şeyhini iki övdüm, iki de Allah dedim yanında. Benim her istediğimi yapıyor der.
O da onurdan kanar. Doğru mu? El cevap doğru. İşte, hekim padişaha dedi ki, filanca yerde bir kuyumcu var. Bunu ne yapıp getirmemiz lazım? Yol gösteriyor ona. Diyor ki ona, altınla, makamla, servetle kandır. Onu buraya getir. Devam edeceğiz inşallah. Hakkınızı helal edin. El Fatiha. Mesela Allah.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi