Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 22 Mayıs 2011 · 32:16
Kaybetmiş olsalar dahi kazançlıdırlar. İşte Afganistan'da Müslümanlar kaybetti.
Görüntü bu, öyle değil mi? Yani uluslararası organizasyon açısından baktığımızda Müslümanların bu noktada bir kaybı var. Ve aynı zamanda moral olarak yıkıntıları var. Aslında Müslümanlar orada kazandılar. Kaybetmeden kazanılmasını öğrenemez insanlar. Eğer mücadeleye devam ederseniz kaybetmek bir kazançtır. Eğer mücadelenize devam ederseniz zayiat vermek bir kazançtır.
Bir dahaki savaşta zayiat vermezsiniz. Bir dahaki mücadelenizde daha diri doğursunuz. Kaybettiğiniz yerlere bakar, kaybettiğiniz gedikleri onarır. Yeniden mücadelenize devam edersiniz ki o kaybolmuşluğu, kaybedilen yeri bir kazanç olarak. O yüzden mümin için kaybetmek yoktur. Ne dünyalık işlerinde ne ahiretlik işlerinde. Ticarette de kaybetmiş gibi görürsünüz. Ama siz kaybettiğiniz alanın yeri tesbit eder, o alanı, o yeri, o batakları temizler. Yeniden kazanırsınız. Mücadeleye devam ederseniz. İnsanlar aile hayatlarında kaybettiklerini zannederler. Etraftaki insanlar kaybetti bu adam denir. İşte eşinin kaybettiği, çocuklarını kaybettiği, ailenin içerisinde hiyerarşisini kaybetti diye görünür.
Evet, o esnada kaybolmuş gibi gelir insanız. Fakat o kimse kaybına sebepleri araştırıp bulursa, onun için bir kazanç olur. O yeniden oradan kazanmasını bilmeli ve öğrenmelidir. Mesela Uhud'da Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin emrini dinlemeyen Müslümanlar önce kaybettiği gibi göründüler. Öyle değil mi? Ve Müslümanlar kaybettiler. Aslında Uhud'un galibi yok, galibi yoksa Müslümanlar bunun ortasında stratejik olarak kaybetmişlerdir. Ama mağlubu da yok. Ama Müslümanlar bakın 1400 yıldan beri kendilerine oradan ders çıkarmak için bir kazanç var. Ha başındaki emire itaat etmek, başındaki komutana itaat etmek, başındaki devlet reisine itaat etmek, başındaki işte o noktada kimse hiyerarşik olarak ona itaat etmek.
Ve böylece Müslümanlar 1400 yıllık bir kazanca sahibi oldular. Ve 1400 yıldır Müslümanlar dönerler geriye bakarlar. Uhud'da peygamberini dinlemeyen sahabelerin sebep olduğu zayirini görürler ve ileriyedir bakarlar. Ve şuurlu Müslüman, iyi Müslüman, iyi mümin der ki ben başımdaki emirimi dinleyim. Başımdaki komutanını dinleyim. Başımdaki üstadını dinleyim. Başımdaki işte çavuşu, zakirimi dinleyim. Başımdaki kim varsa ben onu dinleyim. Onun burayı terk etme dediği yeri, terk etmeyin. Bu işi yap dediği yeri yapayım. Ve böylece aslında kayıpmış gibi görünen şey kazanca dönmüş olur. Ve kaybederken Müslümanlar zayiat verirler. Öyle değil mi? Zayiat verilir.
Her mücadelede kaybedilir gibi görünen insanlar zayiat verilir. Bu nefeste olan mücadelede de aynıdır. Bu nefeste olan mücadelede de zayiat verirsiniz. Hata işlersiniz, kusur işlersiniz, günah işlersiniz. Yanlış yaparsınız. Ve bu bir zayiattır, manevi zayiattır. Bu işin maddi zayiatı, mücadelesi olduğu gibi manevi zayiatı mücadelesi de vardır. Manende insanlar bu noktada kaybetmiş gibi gördüler. Ve zayiat verirler. Nefis mücadelesinde yapmış olduğu hata, kusur, eksikliği, yanlışlığı görür. Tövbe eder. Mücadele eder. Yürür.
Eski bulunduğu yerden daha ileri gider. Günah işlemiştir. Hani ben bazen bangır bangır bağırırım ya. Kumar oynadırsan da gel buraya zikrullah lakasına derim. İşte şu yanlışlığı da yaptım. Gel kardeşim zikrullah lakasına derim. Ondaki kastım şu. O kimse günahına tövbe eder. Ağlar. Feryat eder. Fikran eder. Yüreğini yakar. Ciğerini dağlar. Allah onu affeder. Ve Cenab-ı Hak onun eski bulunduğu noktadan daha ileri bir noktaya atar. Sakın öyle yapmak için de günah işleyicilerden olmayın. Öyle bir şey de düşünmeyin. Ama bazen o günah tarihi insana itici bir güç yapar. İleriye doğru onu korkturdurur. İleriye doğru onu fırlattırır. Yay misali onu menziline ulaştırır.
O zaman mümin ister maddi mücadelede ister manevi mücadelede ister dış mücadelesinde ister iç mücadelesinde hiçbir zaman kaybettiğim olarak yormamadı. Veya kaybedilmiş olarak da yormamadı. Ve bu sayyat Afganistan'da onca insan öldü öyle değil mi? Müslümanlar ölüyor. Hala da ölüyorlar mı? Ölüyorlar. Irak'ta hala da Müslümanlar ölüyor mu? Ölüyor. Hiç kimse ölümü istemez. Hiç kimse öldürülmeyi de istemez. Ama ölenler gerçekten Allah ölüyorlarsa kazançlılar nasıl kazançlılar? Şehit olarak kazançlılar. E şimdi o savaşlar olmamış olsaydı kim şehit olacaktı? Bütün İslam ülkeleri işgal altına alınabilirler.
İşgal altına alınmasını bir kayıp olarak görmeyin. Kazanç olarak görür. Ve bütün İslam ülkelerindeki Müslümanlar cihad şuuruyla ayağa kalkarlar. Son nefeslerini verinceye kadar mücadele ederler. Savaşırlar. Ölenler şehit olur. Cennetin baş köşesine oturur. Geri kalan şehit olmayı bekler. Yine cennetin baş köşesine oturur. Mümin için La ilahe illallah Muhammedun Resulullah diyen için kayıp etmek yok. Bu noktada böyle kendi kendine herhangi bir ümitsizliğe yiyirse düşmek yok. O yüzden Müslümanlar evet yani konjüktür olarak işgözle bakacak olursak Çeçenistan'da Bosna'da Irak'ta Afganistan'da Filistin'de kaybediyorlar.
Ama Müslümanlar yaklaşık 300 yıldan beri 300 yıldan beri savaşmayı unutmuşlardı. Savaşmayı unutmuşlardı. Kur'an için Allah için vatan için bayrak için toprak için savaşmayı unutmuşlardı Müslümanlar. Şimdi öğreniyorlar ve öğreneceklerler. Onlarda hikmet görür hep. Öğrenecekler. İyi savaşmayı öğrenecekler. Yani mesela bunu böyle konuşmak istemezdim ama Türkiye'de Kuzey Irak'ta bir savaş görüyor. Öyle değil mi? Türkiye Kuzey Irak'ta antrenman ediyor. Büyük bir savaşa antrenman ediyor. Daha büyük bir mücadeleye antrenman ediyor.
Onda bir hikmet görüyor. Gönül arzu eder mi? Arzu etmez. Gönül ister mi böyle bir şeyi? İstemez. Her gün vatan evlatları bir tane, iki tane, üç tane, beş tane, kaç tane ise burnu kanasın, ölsün, şehit olsun orada ister mi? İstemez. Milyarlarca doları gidiyor. İstenir mi böyle bir şey? İstemez. Ama mahallenin abisi olacaksa belli diyetler ödersin. O mahalleye baba olacaksa daha fazla diyet ödersin. Ödersin bunu. Yani biz şimdi Osmanlı, Osmanlı olurken yani hiç mi elini kolunu sallaya sallaya mı oldu? Kimse Osmanlı'yı rahatsız etmedin mi yani? Aa Osmanlı gel sen buraları fethet. Buraları camiler kur, medreseler kur mu dedi. Herkes el pençe divan mı durdu?
Osmanlı'da zahiyat verdi. Selçuklular da zahiyat verdi. Abbasiler de verdi. Emeviler de verdi. Zahiyat verecek. Yeniliyormuş gibi görüldüğü zamanlar buldu. Geriye çekildiler, püskürtürdüler, işgale vurdu. Dünya hayatı. Oyundan, oynaştan ibaret. Bugün onlar gelirler, seni katlederler, yarın sen gidersin, onları fededer, onların çocuklarını islam edersin. Yani İstanbul'un fethini düşündüğünüz zaman bu topraklar 1200 yıl önce İslam'la tanışmışlar. Ama ne zamana kadar? 1500 kaçtı? 1453. Kaç İstanbul'un fethi neydi? 1453. 1453'te fethet olmuş. Ama 1453'e kadar 1200 yıl 1200 yıl İstanbul'un muhasara altına alabilmek için gelmişler gitmişler.
Ne paralarını harcamışlar, ne canlar harcanmış, ne askerler harcanmış. Gelmişler, muhasara etmişler, alamamışlar, antlaşma yapmışlar. Demişler ki biz buraya bir mahalle kuruyoruz. Buraya bir cami kuruyoruz. Şunun dışına buraya bir medrese kuruyoruz. Buraya bir mahkeme kuruyoruz. Sen buradaki bu Müslümanların muhabbetindeki bunların yaşam haklarına saygı göstereceksen, bunları öldürmeyeceksen, katletmeyeceksen muhasareyi kaldıracağız. Onlar da imzalamışlar. Bir avuç Müslüman bırakmışlar oraya. Yani ilk öldürülecek olanlar, Suhun limine kalmışlar onlar. Üsküdar'da kalmışlar. Yani şeyin Mahmut İsa arasında kalmışlar. Boğaz'ın öbür tarafında. Boğaz'ın bu tarafında surların dibinde kalmışlar.
Yavaş yavaş. Ve her haçlı seferinde, her kargaşa çıktığında bilir misiniz siz, 1200 yıldır orada Müslümanlar katledilir. Her kargaşada Bizans Hristiyanları asker çıkar, oradaki Müslümanları kılıçtan geçerir. Kılıçtan geçerir. Camileri yıkar, medreseleri yıkar, onların hukuku, mahkeme alanlarını yıkar, yaşam standartlarını alt üst eder, oradaki Müslümanlar şehit olur. Ardından İslam orduları tekrar İstanbul'u fethetmek için, muhasara altına olmak için yürürler, gelirler. Orada gelen 5-10 tane Müslüman vardır. Bir mahalle, iki mahalle Müslüman vardır.
Yine onlarla mücadeleye devam ederler. Yenildim yok, yenilmek yok. 1200 yıl sonra İstanbul, İslam olur. 1200 yıl sonra. İnsanlar yiyorlardı, içiyorlardı, onların da tarlaları, toprakları, manunları, çocukları, paraları vardır. Yenilmek yok, mücadele etmek vardır. Hem nefsi planda yenilmek yok, mücadele etsizlik var. Yani sahabeden içki içen olmuş mu? Olmuş, kumar ölen olmuş mu? Olmuş, zinaden olmuş mu? Olmuş, olmuş. Onlar yenilmek deyip dini mi terk etmişler?
Hayır. Tövbe etmişler, yürümüşler. Tövbe etmişler, yürümüşler. Tövbe edeceğiz, yürüyeceğiz. Mücadeleyi bırakmak yok. Bir an durduğun zaman olabilir. Bir an stratejik olarak bir adım geri çıktın olabilir. Stratejidir. Komutan bir adım geri çıkacağım bir adım geri çıkarsın. Ama bir adım geri çıkarken on adım ilerisini hesabatarsın. Dersin ki ben bir adım geri attım şimdi öyle bir buradan kuvvet kazanacağım ki on adım birden ileri atacağım dersin. Mümin geriye bakmaz çünkü. Onun bir adım geriye adım atması hani futbolcular gerilirler de topa vurmak için. Gol atacaktır. O yüzden birkaç adım gerilir ya kuvvet almak için. Birkaç adım gerilirsin kuvvet alırsın.
Ondan sonra gelir bir vurursun gol atarsın. Mümin öyle o yüzden hiçbir şekilde ben Müslümanlar muhakkak oradaki bu sıkıntılarından sancılarından düştükleri noktadan üzülüyoruz. Gönül arzu eder ki öyle şeyler yaşanmasın ama onları bir mağribiyet olarak görmüyoruz. Filistin'de her gün Müslümanlar katlediliyor öyle değil mi? Evet mağlubiyet değil kazanıyor. Müslümanlar ölürken kazanırlar. Şehit oluyor evet şehit olurken kazanır Müslümanlar. Ölüm ölüm bazen insana büyük bir zafer getirir. Büyük bir zafer getirir.
Ve o Filistin'deki küçücük çocukların katledilmesi kadınların katledilmesi gece yarısı evlerinin basılıp onların katledilmesi gece yarısı yıkılması evlerinin şehirlerinin yıkılması aç kalmaları susuz kalmaları elektriksiz kalmaları onların oradaki her türlü zorluğu yaşamaları bir mağlubiyet değildir. Bir mağlubiyet değildir. Bir galibiyettir görener. Kafir Hristiyan dünyanın o Yahudi dünyanın o Batı emperyalizmin o vahşi yüzünü insanlar göremezler. Evet kalibiyet var. Ve La ilahe illallah Muhammedun Resulullah diyen bir kimse bir an kendi kendine düşünüyor.
O Amerikan sempatizanını o Batı sempatizanını o Yahudi sempatizanını bir anda yok oluyor. Yoksa o mümin kalpler o mümin gönüller o tarafa çevirivercek. sempati duyuyor. Ama o katliamlarla nefret ediyor onlardan bu sefer. Yok ya böyle bir katliam olamaz. Düşünüyor, tartıyor. Benim atalarım 1400 yıl boyunca hiç çocuk katletmemişler. Benim atalarım 1400 yıl boyunca hiç kadın katletmemişler. Bizim atalarımız 1400 yıl boyunca 1500 yıl boyunca 1600 yıl boyunca. Hiç böyle bir şey. Yani ırki manada söylüyorum. 1600-1700 yıl diye. Türklerin öyle şeyi yoktur. Biliyor musunuz? Türkler savaş yaptıkları yerini hiçbir zaman çocuklarını ve kadınlarını katletmezler.
Otlakları hayvanlarını katletmezler. Türklerin çabucak Müslüman olmasının en büyük etkenlerinden birisi İslam'ın kendi içerisindeki ana ögelerle kurallarla Türklerin kendi kavim kurallarının hiç zıtlat zıtlaşmamasıdır. O yüzden çabuk Müslüman olalım. Ve İslam dünyası hiçbir zaman böyle bir katliam yapmamıştır. Allah razı olsun bana bir Serahsi'nin İslam devlet hukuku diye bir beş çiftlik değil mi o? Beş çiftlik bir kitabını getirdi. İslam devlet hukukundaki savaş hukukunu almış.
Serahsi. Ve o savaş hukukunu komple ait ve hadislere dayanmış. ve ashabın büyük o halifelerin savaşa ordularını gönderirlerken yasakladığı şeyleri almış hukuku belirlerken. Hiçbir yerde yoktur kadınların katledilmesi. Hiçbir yerde yoktur çocukların katledilmesi. Hiçbir yerde yoktur. Ve kesinlikle yasaklanmıştır. Yeşillerin tahılların hayvanların katledilmesi. Ve İslam tarihi boyunca görülmemiştir böyle bir şey. Ama şimdi Müslümanlar bunu görüyorlar mı? Görüyor. Dünya halkı görüyor mu? Görüyor. Şu anda Irak'taki kadınların kızlarının ırzlarına geçiyorlar. Namuslarını paçavra atıyorlar. Daha bu söylenilenleri daha söylenilmeyen o kadar çok şey var ki insanlar kendi insanlıklarından iğrencekler.
Onları öğrendikçe. İnsanlıklarından iğrencekler. Müslümanlar dahi kendi Müslümanlıklarını hafife alacaklar. Kendi insanlıklarından iğrencekler. Kendi kendilerine diyecekler ki biz o zamanlar oyunda oynaştaydık. Ve kendi kendilerine diyecekler burada bizim kardeşlerimiz katledilirken biz daha ne kadar fazla para kazanırız? Biz daha kimi yüteriz? Biz nerede gezeriz? Biz nerede dolaşırız diye geziyorduk dolaşıyorduk diyecekler. Onun hesabı ayrı bir hesap. Bu yüzden inşallah Rahman Cenab-ı Hak Müslümanları yeniden ayağa kaldıracak. Hayır ölüm inşallah. İnna cedirlilişin habercisi olsun inşallah. Banyoda bevletmek uygun mudur demiş. Uygun değil.
Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretler hadis-i şerif var. Siz kusut ettiniz yıkandığınız yere bevletmeyiniz diye. Bu yalnız buradaki kasıt işte örneğin şimdi kimisinin evinde küvet vardır. Küvet diyorlar kimisinin evinde böyle bir hani banyo yaptığı yer ayrı bir yerdir. Öyle değil mi? Oraya bevletmek ne alakalı o? Banyoda bir de oturak tuvaletler var. Yani oraya bevletmek değil. Banyo su döküldüğünüz yere bevletmek o cahil değil. Efendim mürşid müridinin dersini çektiğini bilir mi? Bildiği de olur bilmediği de olur. Böyle eski kitaplarda işte sağından soluna döndüğünü bilir görür. Sağından soluna döndüğünü görür. İşte bilmez dönmezse gitsin dağda çobanlık yapsın diye şeyler okursunuz.
Bunun böyle algılanması akide açısından çok uygun değil. Mürid bunu böyle tefektör edebilir. Mürid bunu böyle kendince ya üstadım bundan haberi diyebilir. Ama bunu kendince her şeyimiz bilir derse tecid-i iman gerektiği. Allah kuluna kötü kader yazar mı? Şans tebrişi var mı? Allah hiçbir kuluna kötü kader yazmaz. Kader mutlak manada algıladığımız kaderse yani o kötü değildir. Allah kötü bir şey yazmaz. Kulun kötülüğünü istemez diye ayet-i kerime de var. Kul kendisi kötülük yapar. Kul kendisi iyilik yapar. Allah iyilikte yardım ama kötülüğü Allah yardım etmez.
Kul gider kötülüğü kendisi yapar. Allah bizi affetsin inşallah. Kutlu doğum etkinliği için çalışmalarınızdan gayretlerinizden Allah razı olsun. Hepinize teşekkür ederim. Bu böyle hani bir şeyin kaymağı olur ya kutlu doğum kaymağı oldu. İnşallah bu başarıdan gevşeyip tembelleşmeden haberleşmeden daha ileriye daha bizele daha iyiye doğru çalışmalarımız devam edecek inşallah. Bu topraklarda insanlar bu topraklarda insanlar Allah'ı sevmeyi Resulullah'ı sevmeni sallallahu aleyhi ve selam aleyhi ve müminlerin birbirlerini sevmesini yeniden öğrenip yeniden bu noktada derlenip toparlanıp inşallah yeniden bu toprağın insanları büyük işler yapmak mecburiyetinde yapmak zorunda.
O yüzden inşallah Allah'ın biz bu noktada cemaat olarak eğer çorbada bir tuzumuz olursa ne ala inşallah ben bütün kardeşlerim en yenisinden en eskisine kadar en merkezinde en dışında durana kadar hepsinde bu manada çorbada tuz olduğuna inanıyorum kendimle dahil inşallah hepimiz çorbada tuz olmaya devam edeceğiz. Cenab-ı Hak inşallah bütün kardeşlerle beraber yeni hizmetler etmeye bizleri inşallah sebeb eylesin. Hakkınızı helal edin. Ben böyle bu tip programlardan önce stresim artar ben dışarıdan rahat gibi görünsem de rahat değilim. Böyle stresim artar heyecanım artar ondan sonra kendide yani program bittikten sonra birkaç gün daha o stres bende devam eder.
Böyle bu seferde bir yorgunluk hissi alır benim üzerimde öyle enteresan bir şey ben rahatmış gibi dururum. Ben hiç rahat değilimdir aslında. Her sohbete gelirken her derse giderken işte her toplantıya giderken her böyle programa giderken aslında hep böyle stresli diyeyim artık heyecan diyeyim ama böyle biraz heyecan biraz stresli stres olur muhakkak böyle olur eğer bir bu noktada kardeşlere arkadaşlara bir eksik bir yanlışlığım olduysa haklarını helal etsinler inşallah ama Canavak'a hamdolsun ben o esnada bir şeyin
farkında olmuyorum herhalde o gece de ben gittim yumdum gözüme oturdum oraya sonradan saat üçe dörde kadar bütün gece boyunca bilen bilmeyen tanıyan tanımayan Allah razı olsun hep mesaj çektiler telefon açtılar çok güzel oldu diye Allah kabul etsin inşallah uzun müddet merak etmişler ortada semazen neden yatıyor diye herkes uzun sorunlar yapmışlar semazen ortada yatışının ama sonradan kalktığımda meseleyi büyük bir çoğunluğu idrak etmiş anlamış yani temanın ne olduğunu elhamdülillah sevindim mutlu oldum Allah razı
olsun bütün matribundan semazenden ve onlarla beraber hareket eden çalışan koşturan kardeşlerden ve mahalledeki arkadaşlarından çevredeki ilçelerden hepsinden bütün gayret eden koşturan bütün kardeşlerden Allah razı olsun inşallah islam tek başına yaşanan bir din değil yaşanmıyor sadece cemaatle toplulukla olacak olan bir iş inşallah rahman bu cemaat bu topluluk daha ileri bölgede Allah yolda hizmet etmeye devam amin
hasıl adam sevabı evlen zah sah inat ve say peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve selam gelmiş geçmiş bütün peygamber zişan efendilerimizin ruhlarına ayrı ayrı edeydik vası ve seda ya abim evlat resulullah ashab resulullah en ruhlarına edeydik vasıl ve seda ale ya rambi ne amin imam i ma hambele hazret ne yar amin Merdar ile Ya Rabbi, seydatla, mehimmetle, inşaatla üzerlerimizden eksik eyleme Ya Rabbi.
Amin. İçinat-ı Fatıma. Amin. Birimiz Seyyid Abdülkadir Geyrek, Seyyid Ahmed el-Refahit, birimiz Seyyid Ahmed el-Bedebim, birimiz Seyyid İbrahim, İdusül, İbrahim, Şahı Bülsün, Şahı Bülsün, Şahı Akşibendi, Muhammed-i Bahattin, Şahı Merdan, Celalettin Ulmü, Hacı Bektaş, Veli, Hacı Bayrami Veli, Mehmed-i Muhittin İftahat'a aldıklarını, ullarına ahledelik basır ve sıdalarıyla Ya Rabbi.
Merdar ile Ya Rabbi, seydatla, mehimmetle, inşaatla üzerlerimizden eksik eyleme Ya Rabbi. Amin. İçinat-ı Fatihah. Amin.
İçmiş Mürşid-i Kamilerin, Velilerin, Evliyaların, Dermişleri, Müminin, Nuhlar, Mürşid-i Bahattin ve Sıdalarıyla Ya Rabbi. Amin. İlimiz, Üstadımız, Mürşidimiz, Canımız, Canımız, Canımız, Sultanımız, Bayrı, Lazım, Sofya Efendi Hazretlerinin, Ruhane Fükselerinin, Hedirlik Basır ve Sıdalarıyla Ya Rabbi. Amin.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.