Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Mesnevî Şerhi · 26 Ağustos 2020 · 29:50
Tohum yerde gizlenir de, o gizlenmesi, bağım bahçenin yeşermesine sebep olur. Hadi en son sırrı içinde tutmaktan bahsetmeliyiz. Orada kaldı gittik, sırrının gönülde kaldıkça, dileğin daha da tez meydana geliyor, dedik. Peygamber, sırrını gizlenir de, tez muradına girişir, dilediğine eşol. Tohum bir yerde gizlenir de, o gizlenmesi, bağım bahçenin yeşermesine sebep olur.
Altınla, gümüş gizli olmasaydı, madenin içinde nereden gelişirdi? O hekimin söz verişleri, lütfedişleri, o hastayı korkudan emin etti. Hazreti Mevlânâ, Celâet-i Rûmâ Hazretleri, Mesnevî'sinde zaman zaman, bir ayet-i kerimeden iki kelime, üç kelime alıp oraya atıfta bulunur. Zaman zaman bir hadis-i şerife atıfta bulunur. Konuyla alakalı bir kelime, iki kelime, üç kelimesini hadis-i şerifin içerisinden cımbızla çeker. Ayet-i kerimenin içerisinden cımbızla çeker. O hakikat ilmine vakıftır çünkü. Hakikat ilmine vakıf olduğundan ehl-i sufinin kendince tarzıdır. Ayet-i kerimenin içerisinden bir kelime, iki kelimeyi cımbızla çekerler.
Hazreti Mevlânâ, Celâet-i Rûmâ Hazretleri de cımbızla çekiyor. Peygamber sırrını gizleyer dedi, tez muradına erişir. Demek ki sırrını gizlersen murada tez erişirsin. Derler ya, gidecek olduğun yolu söyleme. Yolunu keser. Bunu çok konuşma. Hırsızlar yolunu keser. Sende kıymetli bir şey varsa olur olmaz yerde o kıymetli şeyini gösterme. Dergide seni ondan almaya çalışır. Hani güzeli örterler ya, fitne çıkmasın diye. Talibi çok olur. Kadınlar örtünürler. İnsanın gizli hazinesi olursa onu saklar.
Cibirtecek yer alır. Hiç kimse görmesinler. Onu örter. Bir hazine varsa sen örtersin, saklarsın onu. Hatta bir şey kıymetliyse onu muhafaza edersin. Kıymetli muhafaza edilir, korunur. Bir şıp şıp terliktir. Adam cimri değilse kapının önünde bırakır o. Ne olacak ki? Bir lira, iki lira tanesi. Kıymetli bir ayakkabıysa içeri alır, ayakkabılığa koyar. Camilerde görürsünüz. Cilimli ayakkabılıklar vardır. Adam gelir ayakkabısını oraya bırakır, cilikler bir de cebine koyar kimi. O kıymetli onun için. Bir terlik yiyorsa caminin önünde bırakır, verirse de giyer gider zaten olsun.
Bilmesiz çünkü. Bir şeyse kapının önünde durur. Gelen giden alır gider o. Hiç siz iyi bir koltuğu kapının önünde bırakanı gördünüz mü? Ama adam iyi bir koltuk alırsa eski koltuğunu kapının önünde bırakır. Birisi alsın gitsin hurdacılar diye. Hurda işe yaramaz olan şeyler örtülmeye, saklanmaya, korunmaya, sır tutmaya ihtiyacı yoktur. Orada dışarıda tutuverin. Sığırmak için sırdaş gelir. Sırrını muhafaza etmez sırdaş gelir. Bir kimse sırrını muhafaza etmiyorsa iyi suhbilerden olmaz. Bir kimse bir kardeşinin, bir arkadaşının sırrını koruyamıyorsa o iyi dost, iyi arkadaş değil. Bazen küçük bir şey söylersin.
O küçük söylediğin şeyi ertesi gün dinlersin başka yerden. Kime söylemiştim? Eks kimseye. Bil ki o sırrı saklamıyor. Senden laf alıp götürür, başkalarına götürüyor. Lafın başkasına götüren kimse nembandır. Laf gezdiren kimse. Laf gezdiren kimse İbn-i Mübare'ye göre annesi babası belli olsa da damlalanmış onun onun çocuklarıdır der. Sırrı muhafaza eden ise sırdaştır. Birisinin sırrını muhafaza et. Birisinin sırrını koru. Birisi sana güvenmiş, inanmış. Onu muhafaza et kendinden. Birisi sana bir analiz etmiş. Umuma ait olan analizi söyler. Münafıkların listesi kendisinde vardır.
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sallallahu aleyhi ve sallam hazretleri eğildi. Onun kulağına bir şeyler söyledi, sır verdi. Ve o ölüdüğe kadar Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem adetleri filanca için münafık dedi demedi. Velilerin de bir sırları vardır, analizleri vardır. Senin gördüğü, inandığı bir kimseye bir ince not düşer. O ince notu o bir başkasına anlatıyorsa özel notu o sırdaş değildir. O iyi topi değildir. O teniz ahlaklı değildir. Bir kimse değildir. Başkasına anlatıyorsa emmandırsın. Başıp dövbeleşip tekrar ayın çünkü hata etmiş. Üstad yol öğretti.
20 gün sonra böyle olacak. O bir yoldur. Bekler o sır. 20 gün sonra. 2 ay sonra. 3 ay sonra. O tecelli eder. Şimdi sırdır o. Der ki böyle bir yol varmış demek ki. Böyle bir şey varmış. Böyle bir şey, böyle bir şeyin hükmü varmış. Ha demek ki bu sır denir. İşte kim sırrı saklarsa murada erer. Üstadın sırrını saklayan. Allah'ın sırrını saklayan. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretinin sırrını saklayan. Gönlündeki sırrını saklayan murada erişir. Ama sırrı saklamayan nemrottur. Sırrı saklamayan hain. Sırrı saklamayan vefasızdır. Sırrı saklamayan çürük tohumudur. O meyve olan sırrı saklamayı dille söylemek sanır.
İma etsen dahi sırrını ifşa etmişsindir sen. Anlatmasam dahi çünkü anlatmanın şekilleri vardır. Kaç kaldırmak dahi bir şekildir. Bir göz süzmek dahi bir şekildir. Bu yerle bir bıyık altından tevessüm etmek dahi bir şekildir. Anlatır o kim? O yüzden sufilik karşıyadır. Diz dizedir. Dizlediklerini kahve almışımdır. Bana böyle böyle demişler. Onun çünkü halini yakalır. Nebik anlatır.
Göz anlatır. Sadece dili anlatmaz. El kol anlatır. Bugün dilde vücut dili diyorlar ya. Sufilikte bu vardır. Bir şey böyle kaşı çatık anlatmak vardır. Tevessüm ederek anlatmak vardır. Ciddiyet vardır. Oturuşta dahi o kimsenin o meseleye vermiş olduğu değer çıkan meydan. Sırt saklanmak içindir. İfşa edilmek için değil. Sırt içte tutmak içindir. Anlatılmak için değil. Anlatan, ifşa eden kaybeder. Allah imtihan eder insan. Şeyhin dilinden küçücük bir şey senin kulağına gelir. Allah'ın imtihanıdır o. Bazen şeyh dahi bunu neden söyledin der. İmtihanıdır o.
Hem şeyhin imtihanıdır hem dervişin imtihanıdır. Sırrı saklamak gerekir. Saklamayan kaybeder. İfşa eden kaybeder. Laf dolaştıran kaybeder. Senin içinde bir niyet varsa o niyetinde sabit kal. Hatta niyetini de ifşa etme. Samimiyetini dahi sabit tut için de. Her ifşaattan zarar görürsün. Sırt saklanmak gerekir. Saklamak gerekir. Gördün. Bekle. Yanlış görmüş olabilirsin. Dillendirme. Sır yap. Duydun. Bekle. Yanlış duyabilirsin. Bir daha teyit ettir. Eksik duyabilirsin. Bir daha teyit ettir.
Yanlış görmüş olabilirsin. Bir daha teyit et. Sana farklı söylenmiştir. Teyit et. Duyduklarınızı söylemeniz size yalan olarak yeter. Bunu söyleme. Bekle. Bir mimik her şeyi ifade eder. Sır saklamak gerekir. Sırrı saklayan. Makbuldur. Sırrı saklayan kemale erir. Eksikliği örten kemale erir. Eksikliği kapatan kemale erir. Eksikliği işe eden batar. Eksikliği yapan batmaz. Eksikliği ifşa eden batar. Onun içki içtiğini yayan batar.
Öbürkü yaptığın nakalda başlar. İfşa eden, dolaştıran batar. Eksik noksanlık davranan batmaz. İçinde tutmayıp ifşa eden batar. Sırf sadece birisinin gelip de sana kulağına, senin kulağına söylediği değildir. Alemi sen sır bil.
Gördüklerini sır bil. Duyduklarını sır bil. Yaşadıklarını sır bil. Bekle. Anlatacağın zamana kadar. Ne zaman anlat dediler? O zaman anlatırsın. İnsanların sırrını anlatamazsın. Bekle. Pişir içinde. Onun içinde olumlaştır. Kemale erir. Bak, altın bir günde Kemal'e ermiyor. Diyor ki, altınla gümüş gizli olmasaydı, madenin içinde nereden gelişirdi? Eğer o olgunlaşmasaydı, meydana çıksaydı, insanlar onu olgunlaşmadan alıp eritmeye çalışırdı. Cenab-ı Hak onu toprağın içinde sakladı, gizledi. Kayaların içerisinde sakladı, gizledi.
Kayaların içerisinde onu olgunlaştırdı. Sır haline getirdi. Bütün insanlar o sırrına doğru koştu. Herkes altın toplamak için, altın madeni için uğraşıyor. Kolay para, kıymetli. Ama Cenab-ı Hak onu toprağın içerisinde sakladı, gizledi. Bak, kömür madenleri var. Milyon, milyar tonlar. Türkiye'nin altı kömür madeni. Bulunacak mı?
Bulunacak, bulunacak. Bildiğiniz böyle ağaç gibi olacak. Ağaç, bildiğiniz ağaç. Bu topraklarda yetişecek bunlar. Böyle ağaç gibi, bir dalından domates, bir dalından salatalık, bir dalından, paslıcan, bir dalından, erik, bir dalından, incir, bir dalından, kestane, bir dalından, evet yaz, kış, bütün meyveyi... Böyle yağmura, mağmura, su yağmaya ihtiyaç olmayacak.
Böyle getirecek şiringa, ete, damara, şiringala vuruyor ya, böyle ağacın içeriği bir damla. Bütün ağacı edecek et. Ya diyeceksiniz ki ya bu cennet mi? Evet. Bunun gibi bir şey. Sır, sır. Bunu kafir cinliler, kafir cinliler bunları Ruslara, Amerikalılara söylüyor.
Bununla alaka Rusya'da, Amerikada, İsrail'de Rusya'si, Rusya'si korunmuş, bunlarla uğraşan, bunlarla uğraşan. Bunlarla iştigal eden Rusya'si insanlar var. Kafir cinlilerle irtibat kurun. Nerede ne var onları öğrenmeye çalışıyorlar. Siz zannediyorsunuz ki, veliyullahların işi sadece din anlatmak. Allah'ın sırrını saklamak, biz dememek. Uğraşıyorlar. Hafir cinlilerle Müslümanların arasında cinli taifesini kullanıp, onların kafalarını, akıllarını yok etmek istemem. Cinli taifesinin saltırısına maruz bırakıyorlar insanın. Müminler bundan emin.
İşte sırf, altın ve gümüş toprağın içerisinde saklı olmasaydı, olgunlaşmazdı. Küçük çocuk, erik canı ister, evinin olgunlaşmasını bekler, yok. Kapının önünde bir erik ağacı düşünün. Daha olgunlaşmasan, olgunlaşmadan çocuklar evriyi seyirip atarlar. Öyle yapmazlar mı? Çocuklar olmadığı taş atarlar, değil mi? Evrin dalını, dudağını da kırarlar. Neden? Çocuk için o erik kıymetlidir. Olgunlaşmadan yiyecektir. Benim annemim, evinde onların çocukluğundan kalma bir dudağacı vardı. Nasıl söyleyeyim? Bu tekke kadar, Hacı Mehmet bu tekke kadar var mıydı dalların buraklarını? Vardı, değil mi? Yani çardak onun altındaydı, dışarıda vardı, değil mi?
Bu tekke kadar vardı herhalde, değil mi? Vardı. Bir dudağacı düşünün, bu tekkenin yeri kadar. Dalları, budakları. Altında çardak. Yaz geldi mi dedem, çardakta yatıyor, kalkıyor. Şehrin içerisinde. Eski, bayıncada. Şeyin, yastığın altı tağına, bıçak, satır. Ondan sonra tapanca, tüfekte ararsan, şeyin altında. Ne o? Yastığın altında. Şey değil. O oradan geçecek olan bir kimse, bin bir sefer öksürmesi lazım. Dedem çünkü gülmede patlacak. Öksürecek, öksürecek, öksürecek. Öksürünce, öksürünceye kadar orada bahçenin, duvarın dibinde, köşesinde duracak. Ses gelirse geçecek.
Öbür türlü dolaşacak ya, yol uzacak. Dedem canı sıkı isterse, kere al. Ben filanca, kendini tanıtacak o. Tamam, geç. Yoksa güğüm diye çakal patlamanın patladığını görür adam. Tut böyle yap. Çocuk daha olgunlaşmadan gelip yemeye çalışırlar. Anneannem çocukları da, evladım olmadı da, çocuğum gidin. Ama çocuk artık olgunlaşmadan dudu aşağıya indirecek. Sır taklanmak ister. Çocuk olgunlaşmayanı düşürür aşağı. Ama o erik ağacı bu bahçenin içinde olursa, bahçe sahibi muhafaza eder. Bahçe sahibi onu korur.
Der ki daha olgunlaşmadı, bekleyin. Oraya kimse koyun datamaz. Oraya kimse, aa bu erik ağacından bir tane düşürelim diyemez. Bahçenin sahibi orada. Dedem orada, öhö dediği zaman duruyor ortada. Bahçenin sahibi yoksa, olgunlaşmadan eriklerin sıyırıldığını görürsünüz. Erikler sıyırılmakla da kalmaz. Dalının, budağının da kırıldığını görürsünüz. Bir dahaki seneye meyve vermediğini görürsünüz. Çünkü dal budak kırılır. Bir zeytinliğin sahibi yoksa, zeytinliği ayrı potkalı sarar. Deliceler sarar. Aşılı zeytin, delicenin altında boğulur kalır. Oysa aşılıdır o zeytin. Ama deliceler sarar.
Delice hızla büyür çünkü. Şeytani şeyler hızla büyür. Şeytani duygular hızla büyür insanlar. Şeytani vesvese hızla her tarafı sarar. Şeytana müsaade edildi mi, ortalı deliceler sarar. Delice de meyve verir. Acıdır meyvesi. Delice zeytinden sofralı zeytin olmaz. Delice zeytinden yağdır düzgün olmaz. Asidi yüksek olur. Yakar adamın boğazını. Delice zeytinden bir tek sabunluk olur. O da ayı acıdır. Gözüne kaçsa gözünü acıtırsın. Şifa olunmaz insan ondan. Bizde delice zeytini yanete sıkma olarak bırakılır. Yaneteye verirler onu. Yanete onu sıkar, yağına alır. Kaç kilo yağ çıktı?
10 kilo. Senin sıkma parandan düşer. Kime satar onu? Anlamayan para satar. Hacı Mehmet'in babası dayım gider. Zeytinin bir tanana damatır. Bakar. Oğlu da içer. Siz zeytinyağını içmezsiniz. Bizim orada zeytin ağacı kullanan hemen gardağın dibinden bir şey içer. Fincanın dibinden bir içer. Bakar nefasetine. Kokusuna bakar. Onun yağın acılığına bakar. Asidine bakar. Atar ki kendi kendine hiç gerek yok. Ağız tadına uygun. Bizde sımbır asit yoktur. Yemez ki de sımbır asit. Sımbır asit yağ yağ değildir. Kokusu yok, rengi yok, hiçbir şey yok. Posası yok, sürdürmüş, sürdürmüş, sürdürmüş.
Her şey gitmiş. Nefasetsiz o. Bize nefaseti olacak biraz. Kokusu, zeytin kokusu olacak. Rengi zeytinyağı olacak. Altın sırası değil. Yeşile kaçacak biraz. Biz aldığını da onun tadını alacağız. Pırıl pırıl beş berrak yok kardeşim hemen. Öyle değil. O inceden zeytinin kokusunu, zeytinin rengini alacak o. Bu aşılı, güzel bakılan bahçenin, güneş gören bahçenin yağı maktudur. Puzsa, güneş görmediyse pişmemiştir o zeytin. Onun yağı düzgün değildir. O biraz kırağa çalacak. Biraz güneş vuracak o bahçeye. Onun yağı pişkindir. Dervişin de hası öyledir.
Biraz güneş çarpacak onu. Biraz kırağa çarpacak onu. Biraz suçsuz kalacak o. Biraz süzülecek o. Etrafındaki deliceler alınacak. Güzelce dibi çapalanacak onu. Güzelce dibinden gübrelenecek o. Zamanı geldiğinde ağırlanacak. Budanacak. Meyvecılar beni iyi anlayın. Ondan sonra o çiçekler de yıklanacak. Çok çiçek tutar. Asıdır o. Ası olan ağaç çok çiçek tutar. Ası olan kovan çok arı topla. Hamre oğulur. O asıdır. Çalışkandırır. Onların çiçeklerini yolarsın. Tahtar. Koparırsın. Neden? Aa çok o da çiçeği kaldırmaz. Meyveye kaldırmaz. Eylek çalışır. Herkes derviş olmaz. Olsaydı her sohbeti dinleyen derviş olsaydı. Burada size yer kalmazdı.
O diyecek ki o hoca sert. Uygun değil. Öbürki diyecek ki Lan bırak deri derbele konuşuyor. Öbürki diyecek ki Lan ne kadar arabası olduğunu o bilmiyormuş. Öbürki diyecek ki Ne kadar parası olduğunu bilmiyormuş. Birileri teneke çalacak. Birileri de o tenekeden dolayı Ürkecek gidecek. Tenekeler ürkütürsün. Tenekeyle ürkütürsün. İki tane iskelet koyuyor. Ve ürkütür. Kargalar ürksün. Kaçar gider. Gizli vakti. Gizli.
Unlaşacak. Olgunlaşacak. Pişecek. İşte o hekimin söz verişleri Lütfedişleri O hastayı korkudan emin etti. O hekim öyle konuşacak. Öyle söz verecek. Öyle anlatacak. İyilirse Kalbini unutmayın olacak. Gönlü hoş olacak. Dize ki tamam. Şimdi aradığımı buldum. Burası. Şimdi beni iyi edecek olan Hekimi bulundum. Burası diyecek. Teslim olacak. Kalacak. Her söz veren Kimsenin Sözüne güvenilmez. Ama öyle söz verişler vardır. O sözün canı gibidir. O sözün ruhu gibidir.
Öyle bir söz veriş olunca İnsan orada kalır. Allah bizi onlardan eylesin. 182. beytten devam edeceğiz. Renfa kendime selam.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.