Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 13 Ekim 2012 · 1:06:03
Ey Habibi sen bir kimse kendisine yapılanları affetmiyorsa o kimse Hz. Allah'ın ahlâkıyla ahlâklanmamıştır. O kimse sen en güzel ahlâk üzerindesin diye buyurduğu medhetti Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin ahlâkıyla ahlâklanmamıştır. Bir kimse Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin ahlâkıyla ahlaklanmadıkça kurtuluşa eremez. Ahlâkımız Muhammed-i Mustafa'nın sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin ahlâkıyla edebimiz, onun edebiyle süslenmedikçe necata erenlerden olamayız. Allah bizi affetsin.
Bir kimse seviyorsa sadık olur. Sevmeyen zaten sadık olmaz. Sadıklık Allah'a, Resulüne ve yoladır. Allah'a sadıklık Allah'ın çizmiş olduğu o dindik yolda yürümektir. Resulüne sadıklık Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin edebiyle beklenmektir.
Yola sadıklık Kur'an ve sünnet dairesinde yolun gereğini, yolun gereğini harfiyen yerine getirmekte. Eğer bu sıvkiyet o kimsede yok ise, Allah muhafaza eylesin, o yolu karışanlardan olur. Seven sabırludur. Sabır, dinin yarısıdır. Öbür yarısı da hoşgörünüz. O yüzden oruç, dinin dörtte biri oldu. Bir kimse sabırlı olacak.
Sabırlı olmak, hem başına gelen bela, müsbet, sıkıntı, dert, gam, kasvet, bunlara karşı isyanet demek, hem de ibadet noktasında devam etmektir. İbadet, hem İslam, hem iman, hem ihsan noktasında o kimse sabırla devam edecek. Bekleyecek, hemen karar vermeyecek.
Gördüğüne daha inanmayacak. Yanlış görüyor musunuz? Duyduğuna daha inanmayacak. Duyduklarını bir başkasına aktarmak sana yalan olarak yeter miydi Hazreti Peygamber? Salınmalı ve selam. O yüzden bu kimse sabırlı davranacak. Sabırlı davranmak bütün peygamberlerin yoludur. Peygamberler sabırlı davranarak da bize en önemli ölçüyü gösteriyor.
Peygamberlerin üzerinde sabırsız gördüğünüz yerler peygamberlerin kendi ihtiyarları değildir. Peygamberlerin şikayet ettiği, peygamberlerin çabuk hareket ettiği, peygamberlerin bir şeyden bir şeyi söyledikleri şeyler, peygamberlerin sabırsızlığından veya herhangi bir şeyden şikayet ettiğinden değil, onların o hali Allah'ın onların üzerindeki teceviyatıdır. Sen atmadın, ben attım sırrıdır. Sen öldürmedin, ben öldürdüm sırrıdır. Sen tutan evi, yürüyen ayığı sırrıdır o. Hani Hazreti Meryem'e der ki meslevisinde, annen sana geberesece dediğinde sakın annenin seni ölçmeni istediğini zannetme. O senin kötü ahlakından dolayı sana geberesece der diyor.
Ölcüyü iyi anlayın. Üstadının diyor şeyhinin senin bir kötü halini söylemesi, onun için diyor senin kıymetini ettiğini göstermez. Senin o kötü halini terbiye etmek için söylemiştir onu diyor. Sen onu dedikodudan ve kıymetten zannedersen zulmedersin diyor Hazreti Mevla. O zaman peygamberler bir şeyde sabırsızmış gibi davrandılarsa, o Allah'ın emriyledir, onun ihtiyacıydır. O yüzden sakın sen peygamberlerin de sabrının durduğu yer, peygamberlerin de sabrının taştığı yer, peygamberler dahil buna sabretmemiş diye düşünme. Onlar çünkü Allah'ın bu manada iki parmağının arasında gibidirler.
Seven merhametlidir. Gönlünde merhamet olmayan cennetin kokusunu alamaz. Gönlünde merhamet olmayan hayvandan daha aşağıdır. Mümin kardeşlerine merhamet etmeyen, arkadaşlarına merhamet etmeyen, etrafına merhamet etmeyene Allah da merhamet etmez. Merhamet edin ki merhamet bulun. Merhamet etmiyorsanız merhamet olmayın. Allah bizi onlardan eylesin. Mevlana ile Şems'in bağlılığı nasıl bu kadar artmış, yani kör düğüm bulmuş açıklarsanız sevinirim. Bu sevgi Allah sevgisidir. Bu sevgi Allah için olur.
Allah için seven bir kimse kör düğüm gibidir. Ama sevgileri Allah için olmayanlar bu kör düğümü anlamakta düşük çekerler. Biz öylesine yürekli, öylesine cesareti sevemediğimiz için öyle sevenleri de biz kendi etrafımızdan uzaklaştırırız. Birisi bizim çizgimizin dışında sevmiş olsa biz onu Türk Haka ilan ederiz. Dergahın içerisinde hala bu yıllardan beri değişmeyen bir şeydir. Müslümanlar hallacı asan Müslümanlardır. Müslümanlar Seyit Nesimi'nin derisini yüzen Müslümanlardır. Müslümanlar Yunus Emre'yi küfürle itham eden Müslümanlardır. Hazreti Mevlana'yı küfürle, lütilikle itham eden Müslümanlardır. Müslümanlar Niyazi Mısri'yi sürgüne giyendiren Müslümanlardır.
Müslümanlar Sayın-i Nursi'yi cezaevinden cezaevine atıp onun bölücü Kürt siyasetçisi olarak önümüze koyanlardır. Müslümanlar Hasan-i Benna-i Hasanlardır. Müslümanlar Müslüman kardeşleri katledenlerdir. Müslümanlar kendilerinden farklı düşünen, kendilerinden fazla aşık olan seveni küfürle itham eden, Budistlikle itham eden, cahillikle itham eden, serkeşlikle itham eden, ayyaşlıkla itham eden Müslümanlardır.
O yüzden Hazreti Mevlana'nın ayım şems, günüm şems, canım şems, sözünü anlamaktan güçlük çekerler. Günüm şems, imanım şems, sözünü anlamaktan güçlük çekerler. Ve Hazreti Mevlana'nın bu deyişlerinden dolayı onun küfrüne fethat edilirler. Sevmek, çoluk çocuk işi değildir.
Sevmek, bayığı ve aşağı insanların işi değildir. Sevmek, küfrün içerisinde yüzen insanların işi değildir. Sevmek, alalade insanların yapabileceği bir şey değildir. O yüzden gerçek sufiler seçilmişlerdir. O yüzden gerçek hak erenleri seçilmişlerdir. Çok insan tekkeye gider, az insan sufi olur. Çok insan bir şeyhe bağlanır ama onların içinden çok azı sufi olur. O yüzden Hazreti Allah çok azınız iman etti dedi. Çok azınız iman etti. Çok insan Müslüman olur. Ama hakkıyla seven az mı? Hakkıyla sevenler de biz ya asarız, ya keseriz, ya namusuna dil uzatırız, ya arkasından konuşuruz, ya süreriz onu şehir şehir, ya kurkaka ilan ederiz, ağzımıza geleni deriz, dilimize geleni söyleriz, elimize ne geliyorsa atarız.
Biz ona her türlü zulmü yaparız. Yaparken de onu çok sevdiğimizi söyleriz. Biz öyle severiz ki o kadını kaybettiğimizde nereden sevdim o zalim kadını diye arkasından şiirler yazarız. Biz öylesine severiz ki adamı kaybettiğimizde kör olasıca adam deriz. Boynu altında kalsın. Biz abimiz deriz, öylesine severiz, ondan sonra deriz ki nereden sevdik ya, sevilecek adam değilmiş. Biz şeyhimiz deriz, öylesine severiz, arkasını döndüğü anda kıymetini ederiz. Derisini yüzeriz. Düşünürüm, insanlar Seyyid Resim'in derisini yüzer. Düşünürüm, insanlar Hz. Şems'i, Hz. Mevlana'nın birbirlerine olan muhabbetini hiç böyle vicdanları titremeden başka bir noktaya getirdiler.
Evet, Allah için seven kimsenin hesabı, kitabı da Allah var. Bir kimse Allah için sevdiyse, Allah için sevdiyse, bakın Allah için sevmek ne demek biliyor musunuz? Düşündünüz mü Allah için sevmek ne demek? Hiç tefekkür ettiniz mi?
Hadis-i Kudüs'e diyor ki, onlar Arşalan'ın gölgesinde gölgelendirilecekler. Çinler, Allah için birbirlerini severler, birbirleriyle arraba olmadıkları halinde, aynı kavimde olmadıkları halde, birbirleriyle bir menfaatleri olmadığı halde, onlar birbirlerini Allah için çok severler. Toplandıklarında Allah'ı zikrederler. Bunlar için diyor ki, onlar Arşalan'ın gölgesinde gölgelendirilecekler. Allah için sevmek ne demek biliyor musunuz? Allah'ım ben senin yerine seviyorum demek. Kendin için sevmiyorsun. Kendi nefsin için sevmiyorsun. Allah adına seviyorsun. Allah adına.
Dikkat edin, Allah adına seviyorsunuz. Senin Vedud ismi şerifin benim üzerimde tecelli etti. Senin Vedud ismi şerifin benim üzerimde tecelli ederekten, senin yerine ben sevdim onu. Aslında benim üzerimden seven sensin. Ama ve lakin bana lütfettin, bana ikram ettin, bana iksan ettin, beni o seven koltuğuna koydun. Senin adına seviyorum ben, senin için seviyorum. Allah adına sevmek. Allah için sevmek. Birine diyorsun ki benim için bu suyu iç, o da senin için o suyu içiyor. Senin için sevmek kimin işiymiş, kimin işi? Allah'ın işi.
Allah'ın işini üzerine almışsın. Peygamberler Allah'ın işiyle, gücüyle işlenip güçleştiler. Veliler Allah'ın işini üzerlerine aldıklarından dolayı veli oldular. Çok namaz kılmaktan, çok oruç tutmaktan dolayı değil. Allah'ın işini üzerine aldılar. Ona rağm oldular, onu talep ettim. Dediler ki ben senin için seveceğim, Allah için seveceğim. Kimi? Kullarını. Allah için sevmek. Kıymetli dostlar, Allah için sevmek. Hz. Şems ile Hz. Mevlana'nın birbirlerine olan sevgi, Allah için. Hz. Şems, Allah için Hz. Mevlana'yı seviyor. Hz. Mevlana da Allah için Hz. Şems'i seviyor.
Bir tarafta seven, bir tarafta sevilen, bir tarafta seven, bir tarafta sevilen. Her iki tarafta hem seven hem sevilen. Sevgi de teklik, sevgi de vakti. Herkes Allah için sevdiğinde birbirini, bu bir itopya. Dünya üzerinde herkes birbirlerini Allah için seviyorlar. Herkes birbirlerini Allah için sevdiğinden dolayı, herkesin muhabbeti menfaatten çıktı. Herkesin muhabbeti tenden çıktı. Tenden çıktı. Allah için seviyorum derken, tenimi değil, gözümü değil, kaşımı değil. Allah için severken, mavi gözlerimi, yeşil gözlerimi, ela gözlerimi, kahverengi gözlerimi değil. Allah için severken, saçıydı, sakalıydı, kulağıydı, eliydi, maddusuydu, örtüsüydü, fiziydi değil. Allah için severken, malıydı, mülküydü, ilmiydi değil, Allah için sevmek.
O yüzden Allah adına severse merhametli, Allah adına severse vefalı, Allah adına severse sabırlı, Allah adına severse affet. Ey Habibim kullarını bana gelirlerse, affedici bir Allah bulurlar. Affedemiyorsan, Allah için sevemedin.
Sabredemiyorsan, Allah için sevmedin. Vefalı değilsen, Allah için sevmedin. Merhametli değilsen, Allah için sevmedin. Şefkatli değilsen, Allah için sevmedin. Allah bizi onların adına eylesin. Allah için sevenlerden eylesin. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin zamanında mezhep ve tarikat var mıydı? Evet, Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin zamanında mezhep de vardı, tarikat da vardı.
Tutturmuşlar biterenlerini. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin zamanında mezhep var mıydı? Vardı. Söyledi neyle amel edeceksin? Yemen'e gönderirken Kur'an'la ya Resulullah. Bulamazsan dedi, senin sünnetine bakarım ya Resulullah. Bulamazsan dedi, ben kendim ona iştahat ederim. Hazreti Peygamber tevessüm et. Al sana mezhep. Ashabım yıldızlar gibidir. Hangisini sarılırsanız beni bulursunuz. Ashabım yaptığı bütün her şey mezhep. Ashabım yaptığı her şey tarikat. Ya birisi sabahleyen kalktı, bestur bismillah bugün ben bir mezhep kurayım dedi.
Birisi sabahleyen kalktı, ben bugün bir tarikat kurayım dedi. Öyle mi? Ve insanlar da çıkıyorlar, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin zamanında mezhep yoktu. Aa ne kadar güzel. Senin yoktu demekten yok oldu. Var kardeşim sen görmek istiyorsun. Bu soruyu sorana değil bu cevabı. Senin gözün kör olmuş, kalbin kör olmuş. Bakmışsın, bataklığın içindesin sen. Bakmışsın. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sağlığında mezhep de vardı, tarikat da vardı. Namaz kılanların hangisi faziletli ya Resulallah?
Allah'ı zikredenler. Kuşkutanların hangisi faziletli ya Resulallah? Allah'ı zikredenler. Cihad edenlerin hangisi faziletli ya Resulallah? Allah'ı zikredenler. Ya Ebu Havz, Allah'ı zikredenler bütün sevabı aldı götürdü. Ne yapar? Arkadan Hazreti Peygamber sesleniyor. Zikir tarikatı. Kim oturdu Allah'ı zikretti? Zikir cemaatıyla beraber kaldı. Tarikat. Yoldu. Vallahi de var. Ne yapıyor oradaki? Allah'ı zikredecekler şimdi. Hazreti Peygamber sallallahu ve sellem Hazreti'nin ölmüş olduğunu, met etmiş olduğu bir eylemi, bir ifili, bir ibadeti gerçekleştirecekler.
O dersen Allah'ı zikredenler, hem bir de cemaatle Allah'ı zikredenler met edilmiş. Hiç ki Allah'ın zikri bile tarikatın başı Hazreti Allah. O minatı kim Allah'ın hak?
O hak tarikatta. Birisi olmadığına dair bir delil getirsin bana. Kendi kafasından uydurmasın. İşkembeyi kübrasından atmasın. Sabahleyin kadı birisi erkenden senin gibi uydurup, adı profesördü onunla, adı bilmem ne araştırmacısıydı, çıktı, dedi ki ya tarikat kuruyorum ben bugün Sabahleyin. 12 Eylül darbesi dahi darbe edeceğiz ama 5-6 yıl, 10 yıl süresi sürdü. Adam bir darbe yapacak, 10 yıl uğraştı. 28 Şubat dahi bir günde olmadı. Uğraştılar da uğraştılar adamlar. 28 Şubat yapmak için. Adam mezhep, ha adam sabah kalkacak mezhep kuracak, değil mi? Sabah kalkacak, adam diyecek ki ben bir tarikat kurdum.
Onlar tabii şimdi televizyonlarda görüyorlar ya, hatunlarla oynayan, zıplayan, işte kendisini peygamberle bir ilan eden, ertesi gün tövbe edip geri dönen, ertesi gün Mehdi olan, daha ertesi gün sonra Nebi olan, onlarla her yerde sahabeyi aynı kefeye kuruyorsunlar. Görüyor ya, bunun yıldızlar gibidir. Hangisine sarılırsanız beni bulursunuz. Demek asamın herkesi, hepsi de ayrı ayrı, fert fert bir yol, fert fert bir mezhep, fert fert bir tarikat, fert fert bir hikmet kesmesi, fert fert bir hakikat kesmesi. Sen hangisine ulaşırsan, onda Muhammed Mustafa'nın hakikat şerbetini içersin. Sen hangisinin elinden su içersen, o Hz. Muhammed Mustafa'nın elinden içilen suda.
Sen onu görmeyecek kadar ahmak, görmeyecek kadar körsün. Bunlara ahmak ve kör demek, ahmakları ve körleri hakaret oluyor. Onlar da haklarını helal etsinler bana. Evet. Vardı ikisinde. Sakın ha sohbetlerle, orada burada kafanı deyip de, Hz. Peygamber sallallahu ve sevme manbetlerin zamanında mezhep yoktu. Demek. Yok öyle bir şey. Sakın. Ya Hz. Peygamber zamanında tarikat var mı? Bütün elinde tarikat, ustus, vardı kardeşim. Vardı, var. Sen yolsuzsun. Sen usulsüzsün. Sen usulsüzsün. Sen ahmaksın. Sen körsün. Senin yolun yok. Senin yolun yok. Sen utan. Sen ağla.
Sen töv. Senin şeyhin yok. Şeyh olmayan şeyhi şeytan. Yürü git. Şeytanla korkula gidelim. Senin yolun uğramış bir velinin yoluna. Senin yolun uğramamış bir mezhebin yoluna. Senin yolun uğramamış bir ashabın yoluna. Senin yolun ashabın, mezhebin yoluna uğramadıysa, Muhammed'in Mustafa'nın yoluna hiç... Onun yoluna uğramadın. Hakikat noktasından hiç geçemezsin sen. Nesin ki sen? Sen kendini ne zannediyorsun? Yolsuz, usulsüz, serkeş olan sensin. Serkeş olan sensin. Benim sözüm değil, Hazreti Geylanin'in sözü. Şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır. Hadisçiler zayıf hadis diyorlar buna.
Hadisçiler buna zayıf hadis diyor. 50 tasavvuk buna hadis diyor, hadisçiler de buna zayıf hadis diyor. Hadi bu Geylan Hazretleri'nin sözü olsun. Hadi onun sözü olsun. Değil. Şeyhi olmayanın şeyhi şeytan demiş. Variyetlere gidiyor sanki. Diyorlar ki dört mezhebin dördü de hak. Bizlerin hak diyebilmesi için Kur'an'dan geçmesi gerekmiyor mu? Hakkımızı helal edin. Dört tane mezhef yok. Sahabe kadar mezhef. Dört tanesi ayakta kalmış. Sinirli filan değil, iznin kendinize. İddedim, bilir bilmez mezheplere ve tarikatlara savaş açanlar.
İddedim onlara. Ve ne yazık ki ehli tasavvufta böyle süklüm küklüm duruyor. Süklüm küklüm duranlara ildedim. Veya ehli mezheb sakla hata yapıyormuş gibi onlar da süklüm küklüm duruyor. Hayır yok kardeşim ya. Bir mezhebe intisap etmekten dolayı gurur ve sevinç duyuyorum. Elhamdülillah. Allah'a hamd edin. Hanefi. İmam Azam Hazretlerinin mezhebine tabi. Var ise fetva. Yaşayabiliyorsam İmam Azam Hazretlerinin, İmam Muhammed'in, İmam Yusuf'un, İmam Züfer'in. Mezhebi noktada onların yolundan gitmeye gayret ediyorum. Orada bulamazsam bu noktada İmam Maliki'ye bakıyorum. Bulamıyorsam İmam-ı Hanbel'e bakıyorum.
Bulamıyorsam İmam-ı Şafi'ye bakıyorum. Serasi'ye bakıyorum. Mevsud'a bakıyorum. İbn-i Abidin'e bakıyorum. Fetavay-ı Hindi'ye bakıyorum. Bundan dolayı herhangi bir koçunmuşluğum yok. Bulamazsam Ashab'a bakıyorsam bir seferde üç tane boşamış. Yandım Allah şarkısı söylüyor herkes. Sahabede var. Sahabeden bir grup demiş ki bir seferde üç talak olmaz. Üç ayrı zamanda olacaktır. İmam Hanefiler bunu kabul etmemiş. Ama insanlar dini bilmiyorlar. İnsanlar şu anda talak bilmiyorlar. Boşanmayı bilmiyorlar. Eğlenmeyi bilmiyorlar. Bilmiyorlar. Cahil. Adam sinirleniyor. Boşadım üç talak seni diyor.
Kadın da müzdalip adam da müzdalip. Sahabede var fetvası. Bir kurum ashab. Bu talanın bir seferde olmayacağına kavga gelmişler. Dert dinleyen benim. Problem dinleyen benim. Orada kürsüde oturuyor. Orada profesör. Orada ilerif fakültesinde. O derslerinin ders notlarını kaça satacaksın diye uğraşıyor. O gidip bir bankanın birisinde yönetim kurumunda görev alıp bilmem kaç dolar diyor bir tarafta kitap doçentik tezimi kime bastırttırayım diye bakıyor.
O gidiyor asistanlık tezini satacaksın diye uğraşıyor. O gidiyor profesyonel tezini kitaplaştırayım satayım talebelerle mecbur edeyim diye uğraşıyor. O gidiyor oradan üç tane kez kokona yapıştır diyor milletlere millete kitap diye satsan diye uğraşıyor. Oğlum işi o. O oradan para kazanıyor. Mesleği o. Dinden para kazanma. Sen dinden para mı kazanır? Dindarlık satma kardeşim. Sen de bizim tamirci cennetten farkın yok. Tamirci cennet mesleğini yapıyor alıyor parasını. Sen de mesleğini yapıyorsun alıyorum paranı. Din satıyormuş sen.
Din Türkçe arası. Kim dinden bir kuruş para kazanıyorsun? Din Türkçe arası. Bakmıyorum fetvalarına. Okumuyorum. Koca iman nakledecek. Külahını gel gel gel. Bakmış külah da bu oday yok. Demiş atı aldatan Mısır'a gitmiş. Mısır'a sardın. Tekrar. Din hala ayakta. Yayan gideceksin Mısır'a. Mısır'dan diyeceksin ki vilanca kimsede hadis biliyormuş. Onu nakledeceksin sadece. Oraya kadar gideceksin yayan. Yanında kimler diyecekler ki işte. Şu adam hadisi nakledecek adam. Adam çıkarmış kafasından tepinin atından gel gel gel diyormuş. Atta yem var diye gelmiş.
Demiş bakmış. Tepte yem var mı yok. Geri dönmüş. Atı aldatan bizi de anlatırlıyor. Hadesi ondan nakletmemiş. Şimdi oturmuş bu profesörler. İnan bu Ariham ya hadisi nakletmekten para aldı. Hadisi nakletmekten para aldı. Oturacak onlar da diyecekler ki şimdi mezhep yok. Tabii onlara o lazım. Onlara ağa babalı dünya üzerinde hakimet kurmak isteyen deccaliyet parayı akutuyor onlara. Diyor ki önce tarikatlardan soğutun insanları. Velilerden soğutun. Arkalarından dedikodu gıybet çıkarttırın. Bütün deccaliyet, bütün velilerin, evliyaların, sufilerin arkasından havıra dedikodu ya makinası gibi dedikodu geliyorlar.
Mısır'da üstadım söyledi, evladım dedi, şeyhleri bayıltıp dedi, kadınlarla çıprak fotoğraflarını çekip dedi, orada dedi gazetelerde yayınladılar dedi, tarikatları yok etmek içindir. Bizim Türkiye'de öyle olmadı mı? Adam üç tane esrakeşi koydu tarikatın içerisine, tarikatlar esrakeş yuvası oldu. İki tane kadını koydu tarikatın içerisine, o iki tane kadın sanki orada vuruş yuvası oldu. Haydi kapatıverdiler hepsini bir yandan. Hepimiz laf söylemedik mi? Herkes laf söylemedi mi? Dervişlere, sufilere. Benim şeyhimin arkasından söylenilen lafları ben dinlemeye kalksaydım, buradan İstanbul'da yüz on sekiz tane yol olurdu. Benim yanımda konuşamıyordu kimse, ben serptim. Bana söyledikleri oydu, o deli ya, deli Mustafa işte.
Ha deliydim ben. Sen akıllısın, sen iyi an daha böyle söylediler. Herkes söylediler. Şimdi sıra mezhepleri de bitiriyorlar şimdi. Dikkat edin. Televizyonlarda sahabelerle başladılar. Din tüccarları sahabelere laf söyleyordu. Din tüccarları Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine. Bu uluslararası bir oyun. Bu uluslararası bir, bu uluslararası bir, Kur'an-ı Kerim'de kumar haram, Kur'an-ı Kerim'de fuhuş haram, Kur'an-ı Kerim'de kadınların açık dolaştığı saharam, Kur'an-ı Kerim'de faiz haram.
Kim faiz deyip ulanın dibinde zina etmiş gibi günaha giren, der bakalım televizyon. Seni oraya profesör diye çıkaracaklar mı? Yapmışlar bana böyle. Faiz de işte kalma dedim. Zihin avcı seni dedim. O böyle televizyona çıkıp da işte mezhep yok da ne kaldı? Hocam mezhep yok diyorsun. Kur'an-ı Kerim'de kahraman işleniyor. Sana oturmuşsun mezhep yok. Laksız.
Din düşmanı. Din düşmanı. Ama mücadele eden yok. Harama laf söyleyen yok. Oturmuş iki zikir yapacak. Beş teyfit okuyacak. Üstadın demiş bir yere bağlamış. Tarikat yok dinimizde. Allah'ım Bismillahirrahmanirrahim. Bunu söyleyen de dindar birisi olsa, geymiş askılları birisi, o dini kesimin kadınları gece yatarken bile geyinli olur. Hocam size bir şey söyleyeceğim. Buyurun.
Geyinimizde tarikat yok. Siz nereden çıkardınız bunu? Böyle baktım. Temessüm ettim. Gönlünüzü kırmayayım dedim. İçitmeyim sizi. Siz öyle inanıyorsanız öyle birim dedim. Doğruyu söylüyorsun bana hocam dedim. Sizin böyle gezmeniz de yok dedim dindar. Biz Allah'ı zikrediyoruz. Allah'ı zikretmek farz. Yoksa zikrediyoruz kardeşim bizi. Zikretmekten sevap alacağız. Sen ne yapacaksın hoca dedim. Sen böyle dolaşmaktan sevap mı alacaksın dedim. Hayır dedi. Yaptığının günah olduğunu biliyor musun dedim. Evet dedi. Önce günahtan dön tövbe et sen. Önce günahtan dön tövbe et. Bu sözüm sana acı gelebilir.
Bu sözüm sana alır gelebilir. Ama bu hakikat. Sen önce bir namazını kıl. Önce bir orucunu tut. Önce bir Allah'ı zikre. Önce bir haramlardan kurtul. Vardı dedim. Sen bir tarikat yok de. Sen hayatını öyle yaşa. Ama üzerine haram var olmasın dedim. Allah bize affetsin. Öyle sakın boyutunuzu bilmeyin. Sakın. Evin sufi olduğunuzu saklamayın. Kendi edebinizden, adabınızdan, ahlakınızdan, güveniniz yoksa söyleyecek sözüm yok. Adam senin gibi sufi olmaz olsun diyecekse saklayın. Sufiler, sufiliklerini bu yüzden saklamışlar. Ben bir kusur edersen, benim yoluma laf gelir. O yüzden demişler ki bir yere bağlı değil mi?
Tevazu etmişler. Yoksa sufiliklerinden, utandıklarından, çekildiklerinden değil. Allah bizi affetsin. Her şeyin bir adabı vardır. Allah'ı da sevmenin bir adabı var diyor. Hazreti Şerif'i Tevri'de. Efendim bu sözü açıklarmışsınız. Hakkınızı helal edin. Bu zat-ı şeriflerin, büyük velilerin sözleri hep hakikate dayanmış. Evet Allah'ı sevmenin de bir adabı vardır. O adamı da Hazreti Allah, Kur'an-ı Hakim'i mucibinde beyanmış. Demiş ki Allah'ı sevenler için, Allah'ı zikredenler için Hazreti Resulullah'ta güzel örnekler vardır. O zaman Allah'ı sevmenin adabı ne?
Muhammed Mustafa'nın ayak izinde yürümek. Allah bizi onlardan eyle. Bedenimi o kadar büyük, büyük yarat ki benden başkasın cehennemde yanılmasın. İşte Allah'ı haksiz, hutsuz, sınırsız sevenler, sonuçta insanları da haksiz, hutsuz, sınırsız seviyorlar. Ve Allah'ın kullarının cehennemde yanılmasını istemiyorlar.
O yüzden diyorlar ki bedenimi o kadar büyük ki yarabbim bedenin cehennemi doldursun da bir mümin kimse oraya girmesin. Doğrusu o mümin, müslümanlar oraya girmesin. İnsanlar değil. Sözün doğrusu müslümanlar için. Müminler için. İslam'dan önce de tasavvuf var mıydı? İslam'dan önce de İslam vardı. Ondan önceki de İslam'dı. Ondan önceki de İslam'dı. Allah'ın bütün dinleri İslam'dı. Hepsinde de tasavvuf da, tarikatta var. Benim sinirli davranışlarımdan dolayı eşimle aramızda sorunlar yaşanmaya başladı. Başka problemlerimiz de var.
Oturup konuştuğumuzda sevgi hissinin bittiğinin sehbeti artık bana karşı istekle duymasını, daha evliliğim için bir şey yapmam gerektiğini düşünmemiştim. Şimdi ise eşim ister yap, ister yapma diyor. Ben evliliğimin bozulmasını istemiyorum. tavsiyeniz nedir bu haline? E sonuçta kendi hatanı görmüşüm kardeş, sinirlilik yapmışım. Sinirlilik şeytandan bir kimse mümin kardeşine, bir kimse eşine, dostuna, arkadaşlarına sinirlilik yaparsa, bu nefsinden, pehlivan o ki öfkelendiğinde öfkesini yenendir. Hazreti Ömer Efendimiz. Öfke şeytandandır.
Hazreti Peygamber Salindal ve Selam Hazretleri'nin sözü, hadis-i şerif, öfke şeytandan, sinirlilik şeytandan. Ancak insan kafirlere sinirlenebilir, öfkelenebilir. Müşriklere, müddetlere öfkelenebilir. Cenab-ı Hakk'a öfkeyi verdi, kafirleri, müşriklere, müddetlere kullanalım diye. Kötü huylara karşı kullanalım diye. Bir insan nefsine öfkelenecek, öfkelenecek. Sufilik hayatında halimin Kur'an ve sünnete inişli çıkışlı olduğunu görüyorum. Allah'a reis-i şerif, sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz, imanımızı tazeleyelim diyoruz. Sufi imanını nasıl tazirler, tazeli nasıl korur? Sufi halini, gelişini güzel mi yaşar? Yoksa Sufi önlem alan kişi midir? Allah sizden dağılıyor. Kardeşler, bol bol dövme edin, bol bol Allah'ı zikredin.
Hizmetten geri kalmayın, dedikodu etmeyin, hizmet etmeyin, iftira ile iştigal etmeyin. Allah için birbirlerinizi sevin, Allah için koşun, Allah için hizmet edin. Bıkmayın, gevşemeyin, gerilemeyin. Olaylar, sıkıntılar, problemler sizi geri tutmasın. Her sabah yeniden kendinizi tazeleyin, yolunuza devam edin. Ticaret yapanlar, ümidimizi kesmeyin, ümit edin. İşinize bakın, işinizi takip edin. Her şey dağıldığı yerden topladınız. Memur olanlar, amir olanlar, işinizi sevin, işinizden bıkmayın, devam edin. Büyük bir titizlik daha. Öğrenciler, talep edinize dikkatle yapın. Esnaflar, her sabah dükkanınızı açın, temizleyin, işinizi düzgün yapın. Müşterilerinizi düzgün ağırlayın.
Edebinizi, adabınızı koruyun. Hırs yapmayın, rekabet yapmayın. Hırs ve rekabet bulma noktada. Yanlış hırs, yanlış rekabet batırır insanı. İşinizi düzgün yapın, kararınızı koyun. Çalışanlarınızın helalliğini alın. Dükkanında çalışanlarının helalliğini alın. Onların hakkına, hukukuna riayet et. Onlara bir şey taahhüt ettiğinde taahhüdünü yerine getir. Taahhüdünü yerine getirmezsen, o çalışanın malında gözü olur senin. Atar senin malını yere. Islanıyormuş, ıslanır. Dağılıyormuş, dağılır. Batıyormuş mal, batar. Dönüp bakmaz bile. Sen onun adabını, erkanına riayet et. Kaç saat çalıştıracaksın?
Anlaşman ne? Bir saat. Bir saat çalıştır. Kaç saat çalıştıracaksın? On beş saat. On beş saat çalıştır. Anlaştığının üzerinde git. Ne anlaştın? Beş lira. Beş lirasını ver adam. Kaç anlaştın? On beş lira. On beş lirasını ver. Gözün kalmasın. Deme sonra, yahu on beş lira fazla mıydı? Anlaştın. On beş lirasını ver. Sen ahdini bozma. O yüzden asla yenilmeyi düşünmeyin. Gerilemeyi düşünmeyin. İşinize sahip çıkın. Evinize sahip çıkın. Eşinize sahip çıkın. Kadın boşamak kolay. Boşamayı düşünme. Erkekler, boşamayı düşünmeyin. Eşlerinizi güzelle, şefkatle, merhamet verin. Geçindirmeye çalışın. Evden kovmayın.
Zavallı insanlar eşlerini evden kovarlar. Zavallı insanlar kızlarını evden kovarlar. Asla kız çocuklarınızı evden kovmayın. Hata yapmak için seli baştan önleyin. Hazreti Mevlana'nın sözü. Seller baştan önlenir. Siz baştan önleyin selinizi. Kızınızı düzgün yetiştirin. Dizinizin dibinde yetiştirin. Gözünüzün önünde yetiştirin. Öğretin. Haramı helalı ona. Eşinize söyleyin olmazsa olmazlarınızı. Eşinize güvenin. Eşime güveniyorum deyip de saldım çayıra mevlam kayıra yapmayın. Nereye gidecekmiş haber versin size. Bakkala gidecek haber versin.
Çakkala gidecek haber versin. Çarşıya gidecek haber versin. İzin alsın sizler. Haram değil sünnet. Kızınız izin alsın. Ben filanca yerdeyim. Ben filanca yere gideyim. İzin alsın. Sünnet. Kız çocuklarınızı gittikleri yerde eğer ki arkadaşların evinde oğlan kardeşleri varsa, akrabaları varsa, gençlik davranıyorlarsa, kadınla erkekle konuşuyorlarsa göndermeyin. Muhafaza edin. Koruyun. Erkek çocuklarınızı muhafaza edin. Koruyun. Siz koruyun. Üzerinize düşeni yapın. Allah sizinle karar verir. Salarsanız yakasını. Hepsinde dağılır gider. İşiniz de dağılır, tarikatınız da dağılır, cemaatiniz de dağılır, dergahınız da dağılır, eviniz de dağılır, her şeyiniz de dağılır. Sıkı olun, disiplinde olun.
Harame, helala riayet edin. Kendinizi yenileyin. Her gün bir adım daha, her gün bir sayfa daha, hadis daha, her gün bir ayet-i kerime daha, hizmet daha. Eğilinin kalbini dağılır, onun kalbi dağılır. Bir dile haram gelirse onun kalbi dağılır. Bir mideye haram girerse onun kalbi dağılır. İnsanların organları haram, iştigal ederse kalpleri dağılır. İnsanın çürümesi, dağılması, eskimesi haramlıdır. Uzak durun. Bundan uzak durun. Haram dinlemeyin.
Haram söylemeyin. Harameyin. Kardeş haram konuşuyorsun. Ben alim değilim, ben amir değilim, ben hakim değilim. Konuşma bana. Ben şeyh değilim kardeşim, bana konuşma. Git şeyhine konuş. Derdin varsa git ona anlat. Problem varsa git ona anlat, bana anlatma. Rüyam varsa git ona anlat. Halin mi var? Git ona anlat. Eksiklik mi var? Git ona anlat. Ben kendi eksikliğimi bana yeter. Ne çıkışın içinden? Boyundan büyük işlere kalkışma, edebli ol. Sen samon çöplüsünü dağı kaldırmaya kalkma.
Kendini öyle gör. Kendinde güç, kuvvet, kudret görme. Kendinde bilgi görme. Kendinde hal görme. Kendinde rüya görme. Kendinde maneviyat görme. De ki ben bomboş tenekeyim kardeşim. Allah muhafaza eylesin. Uzak durun. Türkiye-Suriye çatışması bir savaş başlangıcı var. Önceki sohbetlerimizle ortalığı kum gibi karıştıracaklar demişleriz. Allah-u Teala iki Müslüman savaşırsa ikisini de helak ederiz. Sonra yürüdün mü Müslüman hükmünü hükmünde midir? Yoksa Türkiye-Suriye savaşırsa ikisi de helak olur. Dünya üzerinde Müslüman bir devlet yok şu anda.
Devlet var. Müslüman devlet olmadığından dolayı zaten dünya üzerindeki kargaşalar devam ediyor. Müslüman bir devlet kurumunda kargaşalar bitecek. İnşallah. Bu kargaşalar da onun habercisidir. Bu gibi davulmadan toplanmaz hiçbir şey.
Sufilerin adabından birisi de halvete Allah ile edebi muhafaza etmek. Bir kimsenin evinde, bir kimsenin mescidinde, bir kimsenin dergahında, tekçesinde mürakebe etmesi, Allah'ın zikretmesi, sohbet dinlemesi, itikafa girip itikafta zikir halinde kendisini zikirhaneye kapatması gibi hallerdir.
Bu manada halvet baş başa kalmaktır. O zaman halvet zikrettiğinle baş başa kalmaksa, kimin zikrediyorsa azabını, edebini ona göre takın ve tavrını. Tavrını ona göre koydun. Halvettesin, oturduğun, secdadenin üzerinde Allah'ı zikrediyorsun, sen halini ona göre muhafaza et, ona göre korun. Elini, ayağını dikkat et. Yan yatıp, böyle işte yataraktan, yok yaslanaraktan bir şey yapmaya çalışma benim gibi. Biz yan geliyoruz, elimizde televizyon kumandası, bir elimizde ne o tesbih, böyle tesbih yapacağım diye uğraşıyorum. Ben kendimi söylüyorum. Allah bizi affetsin. Sufi, namazda, zikirde, toplu zikirlerde, evdeki zikrinde, mahalle zikrinde, tek eder, edebini, adabını muhafaza eder.
Topluluk içerisinde kahkahayla gülü vereyim, herkesi güldüreyim, şaka yapayım, müziklik yapayım, insanları eğlendireyim. Bunlardan uzak duruz. Zikir esan, tebessüm eder, küçük şakalar yapar sufiler. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin sünnetidir. O da küçük şakalar yapardı. Ama hicretmezdi insanlarla, alay etmezdi. İnsanla, müminlerle alay etmek yoktur. Müminleri hicretmek yoktur. Müminlerin arkasından konuşmak yoktur. Müminlere alay konusu yapmak yoktur. Ama hafif, hafif şakalaşmalar sünnettir. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin dişleri görününceye kadar gülerdi. Asıl suratlı değildi.
Hazreti Ali Efendimiz, Hazreti Fatıma Atun, Zehra Ademiz de hafif bir atışması olunca, Hocamız sıkıldı, gitti mescide, oturdu bir kenara, biraz uyuyakalmış orada. Hazreti Peygamber gitti, ey Ebu Traf dedi, toprağın uzun, kalk. Böyle hafif latifeleşmeler yapar, arkadaşlarıyla hafiften şakalaşırdı, hafiften tebessüm ederdi. Hayatını asık yüzü geçirmedi. Hafiften tebessüm edip, hafiften şakalaşırdı. Kahkahalarla uzun uzun gülmek, el şakası yapmak, dilinle hicretmek, alay etmek, onun bir azasıyla alay etmek, onun elbisesiyle alay etmek, bunlar İslam edebinde ve adabında yoktur. O yüzden bir kimse namazda namazın edebini ve adabını, oruçta orucun edebini ve adabını, zikrullahta zikrullahın edebini ve adabını, evde eşiyle çocuklarıyla olan edebini ve adabını korumalı.
Halvetin bu noktada, her noktasında edebini korumalı. Zikrediyorsa zikrin edebini, salatü selam getiriyorsa salatü selamın edebini, toplu zikirde ise toplu zikrin edebini, evde eşiyle eşinin edebini, çocuklarıyla çocuklarının edebini, arkadaşlarıyla halvetinde, arkadaşlarının edebini, adabını, anne babasıyla olduğunda anne babasıyla edebini, adabını, korumalı muhafaza etmeli. Sufi bu. Her an uyanık olan kimse. Gaflete düşmeyecek. O yüzden, sufilerin adabı da, ne yapacak? Devamlı adabı, erkanı koruyup uyanık olacak. İnsanlar Allah'ın huzurunda doğduğunun, onun sizi gördüğünü, sizi gördüğünü, halvetin en uç noktası.
Her an o beni görüyor deyip, hayatını öyle yaşamaktır. her an huzurunlahtayım deyip, hayatını öyle yaşamaktır ki, o hayetin en uç noktasıdır. Allah bizi onlardan eylesin. Alemin Allah'ın huzurunlahtayım. Allah'ın huzurunlahtayım.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.