mustafaozbag.org

307. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 6 Ekim 2012 · 23:17

Ümmet-i Muhammed'in maddi manevi dertlerine, âmî. Maddi manevi hastalıklarına şifa olmasın, âmî. Maddi manevi borçlarına eda olmasın, âmî. Maddi manevi batmurallarların, muradlarının hâline vesile olması için, hu diyelim, huuu. El-Fatiha, am'a selam. Selamun aleyküm. Ben anne ve babama çoğu zaman tahammül edemiyorum. Ve onlarla tartışıyorum. Onlara hakaret ediyorum. Birkaç kere tövbe ettim ama tekrar kısa zamanda eski haline döndüm. Bugün hastalık bu halde nasıl kurtulabilirim?
Anne babaya Kur'an'ın deyimiyle üf dahil demeyimdir. Günah-ı Kebail'lerin ikinci sırasındadır. Yedi tane büyük günah-ı Kebail sıralamış Hazreti Ömer Efendimiz'in oğlu Abdullah. Birincisi Allah'a şık koşmak, ikincisi anne babaya itaat etmemek, isyan etmemek. Onların hatırını saymamak, anne baba bu manada üf dahi demeyecek. Anne babanın hatırını saymamak, anne babaya itiraz etmek, onlarla tartışmak, onlarla kavga etmek, onlara hakaret etmek, Allah muhafaza eylesin.
Deccal ahlakı eylesin. Bu Müslüman ahlakı değildir. Sufi ahlakı değildir. Bu şeytan o kimseyi bu manada ifsad etmiştir. Erkek çocuğunun babası ölünceye kadar babasına itaat etmesi fazlız. Kız çocuğunun evleninceye kadar babasına itaat etmesi fazlız. Kadınların kocalarına itaat etmesi fazlız.
O yüzden sufi kardeşler, anne babalarına üf dahi demeyecekler. Velev ki annesi babası onun nefsine hoş, nefsinin hoşuna gitmediği bir şey söylese ve yapsa dair. Eğer sizden haram işlemenizi isterlerse işlemeyin. Ama öbür türlü üf dahi demeye hakkımız yok. Tövbe etsin bu kardeşimiz. Bu kardeşimiz bu noktada kendine gelsin.
Annesinin babasının duasını almayanın işi gücü rast gitmez. Annesinin babasının helalini almayanın işi gücü rast gitmez. Annenizi, babanızı cahil cüheyle görmeyin. Gidip elini öpün, duasını alın, helalini alın. Allah işiniz gücünüzü denk getirseniz. Açık bir bayanın veya başka bir kişinin sabah haddesi alarak telefondan kulaklığın sayesinde hatim dinleyip hatim etmesi cahil zorunlu.
O Kur'an-ı Kerim'i dinlemiş olur. Hatmetmek için okunmak gerekir, takip etmek gerekir. İnşallah dinlerse de hatim sevabı alır. Ve açık bayanın abdest alarak dışarı çıkması dışarıdaki mahremleri onu gördüğü için abdestine bir sevabı verilir mi? Vermez. Abresti bozan şeyler bellidir. Vücudundan bir şey çıkması lazım. Namazda kahkahayla gülmesi lazım. Gibi. Abresti bozan şeyler kısaca. Böyle kısaca söylüyorum. Ondan sonra diyorlar ki işte abdestin sünnetin de bir milyon fazlalığı. Efendim sabah eşi işe giderken geçirmeyen. Ve eve geldiğinde de yatan kadın bu gece ibadet için katıl peşini ihmal ederse ne yapmalıyım?
Böylesi de var mı ya? Kadınlar sabah erkekler işe giderlerken onları işe geçirme mecburiyetin yok. Eve geldiklerinde onları karşılama mecburiyetleri yok.
Bu malada gece için erkek gel dediğinde buna mecburlar. Kadın gece ibadet edeceği zaman erkeğinden izin alması lazım nafile ibadet için. Nafile oruç için erkeğinden izin alması gerek.
İran, Irak ile yaşayabileceğimiz bir sıkıntıda bizim duruşumuz ne olmalıdır? Allah razı olsun demişler. Suriye, İran ve Irak veyahut bu bölge ülkeleriyle biz savaşı tasvip edenlerden değiliz. Türkiye bundan uzak durabileceği kadar uzak durmalı. Bu tip savaş tamtamları çaranların savaş tamtamlarına kanmamalı. Bu ruakeye gelmemeli. Şunu diyebilirsiniz ya ülkemize adamdan bomba atıyorlar. Uçağını düştükler. İşte Irak'ta yol geçen anı gibi oldu. Geliyorlar teröristler, ülkemize ne bileyim işte polisimize, askerimize, karakolimize baskın yapıp gidiyorlar. Evet, yapıyorlar.
Ülke topyekun kendi içerisindeki bu terörle uğraşmalı. Sınırlarına dikkat etmeli. Bu manada teröristlere de terörizme de bulaşacak olana yani bu manada anarşi çıkarana idam cezasını çıkarıp eline silah alın, terör yapın, herkesi idam etmeli. İdam cezasını yeniden geri getirecekler. İdam cezasını geri getirdikten sonra ne kadar askeri, polisi, sivili katleden varsa geriye dönüp, geriye dönüp işlem yapıp Abo dahil hepsini de asacaklar. Kim askeri öldürmüş, askeri şehit etmiş, kim polisi şehit etmiş, yakalayacaklar, mahkemeye verecekler. Mahkem önce kesinleşecek, anında asacaklar.
Hatta asma vazifesini o şehidin velisine verecekler. Dizekler ki isterseniz gelin siz asın. Neyle öldürüldü? Kurşunla. Gelin siz de kurşunla öldürün. Neyle öldürüldü? Bombo patlattı. Gelin altına, kıçına dinamitik koyacaksın, patlatacaksın. Bu canice gelirsiniz insanlar öyle değil mi?
Bunu normalde söyleseniz dışarıda bütün herkes cani bu der. Caninin caniliğini görmezler insanlar da caniye hükmeden, ceza veren, hukuka cani derler. Haksız yere öldüreni siz de öldürün der Kur'an bize. Haksız yere öldüreni cani görmez de sanaklar, elbesiller, kaz kafalılar.
Haksız yere öldüreni, öldüreni haksız görürler. Ateş düştüğü yeri yakıyor. Senin yirmi yaşındaki çocuğun terhisine on gün kalmış, on beş gün kalmış. Veya terhis olmuş, otobüse binmiş geliyor. Onu şehit etsinler yolda da sen ne yapacaksın o zaman sor. Dinin emri belli. Dişe diş, göze göz. O ailenin bir tane çocuğu öldürürsün bakalım o ailesi, o çocuğunun birisini daha gönderecek mi? Bir tanesinin çocuğu sallansın, öldürürsün bakalım da o çocuğunu gönderecek mi?
O yüzden o terör mücadelede, evet şu anda bazı şeyler doğru yapılıyor ama yeterli değil. Yeterli değil. Sınırlar daha iyi korunmalı. Sızmalar daha iyi tespit edilmeli. Ve sızmaların geldiği yerler açıklanmalı. Nereden bize sızma geliyorsa oraya da bombalarız demeli. Hangi ülke olursa olsun, hangi ülke olursa olsun bu uluslararası hukukta hak. Hak olsa da olmasa da. Ama Suriye, İran, Irak'a açıkça bir savaş açılması uygun değil. Böyle demiş olsak dahi o bölgede savaş durmayacak.
Bu da işin başka tarafı. Bazı kardeşlerin gördüğü hal ve rüyalar ayyuka çıkartılırken, bazılarınınki ise hiç itibar görmeyin. Hatta o hayal görmüştür veya yalan söylüyordur denecek kadar küçümseniyor. Hatta üstad yorum bile yapmadı deniyor. Sizce bakış nasıl olmaz? Ayyuka çıkaranlar da hata yapıyorlar. Yalan söylüyor, hayal görmüştür diyenler de hata yapıyorlar. Üstad yordu, yormadı deyip onun yormayışının üzerinden fikir yürütenler de hata yapıyorlar. Bazılarının rüyalarını ve hallerini ayyuka çıkaran kardeşler de hata yapıyorlar.
Bunları söyletmemizin, anlattırmamızın birkaç sebebi var. Yol tasavvuf yolu. Bu yol delil ister. Salih rüyalar bu noktada delildir. İnsanların gördükleri salih haller delildir. Bu şahsa delil değildir, yola delildir. Eğer şahsa delil olmuş olsaydı, yani onu gören, onu anladana delil olmuş olsaydı, farklı olurdu. Bizim anlattırmamızın sebebi yola delil olması içindir. Şahsın ayyuka çıkması farklı bir şeydir. Bir rüyanın, bir halin ayyuka çıkması farklı bir şeydir.
Siz bir kardeş böyle bir rüya görmüş deyip, o rüyayı ayyuka çıkarabilirsiniz. Bizim kardeşlerimizden öyle kardeşler var ki, zikrullah halakasında bunları görüyorlar deyip, o rüyayı, o hali ayyuka çıkarabilirsiniz. Ama X kardeş şöyle rüya görmüş, X kardeş şöyle iyi, X kardeş böyle hal sahibi derseniz, o zaman o kardeşe hançerliyorsanız demektedir. O yüzden kardeşlerin öne çıkması tasavvüfen uygun değil, ama kardeşlerin görmüş oldukları rüya, hal, keramet, her neyse, bunların ayyuka çıkması yola delil noktasındadır. Benim asıl anlatmak istedim, anlattırmak istedim şey budur, yolun delilidir. Şahısların öne çıkması değil. Çünkü bir kimse bir meclise girdi, orada oturdu, ondan sonra kalktı gitti, hiç kimsenin haberi olmadı, cennetlik birini görmek istiyorsanız ona bakın demiş.
Şöhret afat getirir. Şöhretli sufiler afatı yanlarında taşırlar. O kimse afat tacı giymiştir. Şöhret var ise afat tacı başındadır onun. Edeb tacı değil. Şöhretten uzaklaşmak sufinin vazifesidir. Ve bir kimse rüyasını, halini görmüş olduğu veya göreceği herhangi bir şeyi kendi şöhreti için anlatıyorsa bu çok hoş bir şey değildir.
Hatta kendi rüyasını, üstadını anlattıktan sonra bir başkasına bir kardeşin birisi şöyle rüya görmüş deyip anlatması edebe çok çok uygundur. Ama bana şöyle bir tecelliyat oldu, ben şöyle bir rüya gördüm demesi sufi için tehlikeli, zehirli bir ok gibidir. O oku sufi kendi kendisine vurmuş olur. Kendi kendisine intihar etmiş gibi olur. O yüzden bu yolda şahısların kendileri öne çıkmayacak, kendileri ayyuka çıkarılmaması gerekir. Bir kardeşinizi bu manada ayyuka çıkarırsanız o kardeşinize ihanet veriyorsunuz, o kardeşinize kötülük yapıyorsunuz. O yüzden bu manada o kardeşiniz ama o kardeşinizden bir iyilik gördüyseniz onun iyiliğini ayyuka çıkarın, iyiliğin hakim olması için.
Onun herhangi bir kimsenin görmüş olduğu bir rüyayı, bir hali ayyuka çıkarırız. Ama şahsın kendisini bu manevi hallerden dolayı ayyuka çıkarmak çok hoş bir şey değil, sufi adamında değil. Bu manada rüyası ve hali ayyuka çıkarılmayan kardeşler Allah'a hamd etmeli. Veya kendisi şöhret sahibi değil ise ve kasıtlı bir şekilde şöhretten kendini uzak tutmaya gayret ediyorsa, bu haline hamd etmeli, şöhretsiz bir şekilde bu dünyadan göçüp gitmeyi arzu etmeli de istemeli.
İnsanlar kendi kendilerine şöhret ederlerse kendi kendilerine de batırırlar. Ama bir kimseye Allah şöhret ettiyse, o kimse kendi kendini batırmıyordur mu diyece Allah'ını batırmaz. O yüzden şöhret istemeyiniz. Öne çıkmayı istemeyiniz. Önde olmayı istemeyiniz. Allah rızası için, Allah için yaşayınız. Allah için hizmet ediniz. Rüyanız da haliniz de Allah için olmalı. Anlatmanız da Allah için olmalı. Allah bizi onlardan eylesin inşallah. Sufilerin adamından biri ve yardımı Allah'tan almak ve Allah için terk edilecek şeyi terk etmektir. Ahmet İbni Hudveri şöyle dedi, kim Allah'tan alırsa izzet ile alır. Kim Allah için terk ederse izzet ile terk eder.
Kim Allah'tan başkasından alırsa zillet ile alır. Kim Allah'tan başkası için terk ederse zillet ile terk eder. Sufilerin adabı her şeyini Allah'tan istemektir. Hz. Ebu Vekir Efendimiz'de Hz. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Allah'tan başka hiç kimseden hiçbir şey istemeyeceğine bana söz ver. Ben de sana cenneti söz vereyim demiş. Sufiler bu manada bir şey alacaklar ise, bir şeye ihtiyaçları var ise Allah'a münacaat ederler. Allah'a münacaat ederek kendi işlerini görürler. Bu demek değildir ki Sufi kendi alacağından vazgeçecek. İkili ilişkiler. Birisi alışveriş etmiş, birisinin borcu alacağı var. Onu istememek değildir bu. Bir kimse bir hizmet sunmuş birisine.
Adnan Öcağı halı satmış. Halının parasını isteyecek. Halının parasını istememek Sufilik değil. Kendisiyle alakalı kendisinin bir ihtiyacı var. Bunu istemeyecek kimseden. Bu manada kesinlikle ve kesinlikle hiç kimseye şeyin billah demeyecek. Bana Allah için bir şey ver demeyecek. İyyâ ken'a hüdü ve iyyâ ken'as da'in. Ancak sana ibadet eder. Ancak senden yâ hüdü. Hazreti Ebu Zer'i ki, variye der ki, bana söz ver. Söz verdim ya Resulallah. Üç sefer söz alın Allah'ın. Ahit yapar. Ben o üç sözü ilme lakin, aynen lakin, hakken lakin olarak görüyorum.
Üçüncü sözden sonra der ki, ya Ebu Zer, hiç kimseden hiçbir şey istememeye bana söz ver. O da söz ver ya Resulallah deyince, ona cenneti söz verir. O yüzden Sufiler, Allah'tan isterler bir şeyi. Bir şeyi terk ederlerken de Allah için terk ederler. Bir şeyi terk ederken Allah için terk edin. Bir şey isteyeceğinizde Allah'tan isteyin. Allah, muradlarımıza nail olacak, verecek olan zat-ı şeriftir. Allah bizi onlardan eylesin. Haklarınızı helal edin. Satiha, selam edin. Amin.
Arkadaşlar, ilan olan kardeşimiz var, silahını yapsın.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi