mustafaozbag.org

30. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 22 Mayıs 2011 · 1:06:33

Müzik yapmak, şarkı söylemek günahmalıdır. Bununla alakalı eski kitapların hangisine bakarsanız bakın, hepsinde de günah olduğuna dair fetvayı bulacaksınız. Bakın, eski fıkıl kitaplarının hangisine bakarsanız bakın, hepsinde, haramların içerisinde şarkı söylemenin, işte herhangi bir şarkı aletini çalmak, bilhassa şâfiî fıkıhçılarının hepsinde de haram olduğuna dair fetva bulursunuz.
Hanefilerin bir kısmı, işte bazı şeyleri ayırt etmekle beraber, onlar da bu noktada değişmemişler. Ve bunun üzerinde günah-i kebailerden mi, değil mi diye tartışma çıkmışlar. Bir kısmı şarkı söylemek ve çalgı çalmayı, herhangi bir müzik aleti çalmayı, günah-i kebailerden saymış, bir kısım günah-i kebail değildir demiş. Burada yalnız ayırt edecek bir şey var. İmam Gazali ve Gazali'nin ekolünden, ekibinden olanların büyük bir çoğunluğu ve Hanefilerin bir kısmı demiş ki, Buradaki kasıt ne? Eğer ki buradaki şarkıdan, çalgıdan kasıt insanları gülüp eğlendirmek ise ittifakla caiz görmemişler. Eğer bu noktada çalgı aleti haram olmuş olsaydı, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri, Hz. Aişe'nin kız kardeşinin kına gecesinde çalgı çalanları durdururdu, kınası yapılırken.
Eğer çalgı çalanlarla bir şey söz konusu olsaydı, bir bayram günü, Hz. Ömer Efendimiz'in bir kabilenin kendi oyunlarını durdurmak için onlara hücum ettiğinde, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri, Hz. Ömer'i serbest bırakırdı ama, Hz. Ömer'i yasakladı, dur ya Ömer, bu onların hakkıdır dedi. Eğer öyle bir şey olmuş olsaydı, Hz. Aişe Validemiz, Hz. Kabilesinin kendi oyunlarını, Resul-i Nebevi'de, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin tübbesinin altında seyretti.
Şimdi o zaman, bir şeyi böyle kullanılmış yeri maksadıyla alakalı bir yorum getirilebilir. O yüzden eğer ki bu söz konusu müzik ve söz konusu şarkı yapma, eğer ki Kur'an ve sünnetin dışında insanı harama, küfre götüren, günaha, kebare götüren bir şey ise, bu ittifakla caiz değil. Ama yok böyle değilse, onun üzerinde o zaman değişik görüşler var. üzerinde değişik görüşler olan bir şeyin üzerine kesinlikle haram demek de, fıkıh açısından uygun değil. Allah bizi affetsin. Ben eğer ki insanları şehvete götürmüyorsa, bir kadının uzvunu tarif etmiyorsa, insanları harama doğru yönlendirmiyorsa, haram diyenlerden değil.
Ben tecid-i iman, tecid-i nikahı yeni öğrendim. Bununla önceden bir kusur işlediysem hatırlamıyorum, bundan mesulmuyor. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin meşhur bir duası var ve tübbesi var. Ya Rabbi, bilerek ve bilmeyerekten işlediğim günahları affeyle. Bilerek ve bilmeyerekten yaptıklarımdan beni sorumlu eyleme. Bilmeyerekten yaptıklarımdan sorumlu eylemediği duası ve tübbesi var. Bilmeden, İslam öncesi yaptığımız, dinimizin o hükmünü öğrenmeden yaptıklarımızdan, Allah inşallah rahman, halkı muğfiret eylesin. Muhakkak ki her gün tövbe edin. Mümin her gün tövbe eder. Müminin tövbe etmediği bir gün yoktur. Eğer mümin o gün tövbe etmediyse, kendi kendisine öldüğünde bugün cehennemliklerdenim der.
Eğer o gün siz salatu selam getirmediyseniz hiç, mümin şöyle düşünür, bilhassa ehli tasavvuf şöyle düşünür. Bugün Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemle selamlaşmadık. Onunla hasval edemedim. Bugün onunla konuşamadım. Bugün onunla görüşemedim. Bugün ondan biraz uzaklaştım, ayrıldım. Eğer ki ehli tasavvuf bu manada kendisini yapılandırırsa, bu mantıkla o zaman her gün tövbe eder.
Ve şunu hiç unutmayın. An gelir kendinizi günahsız görürsünüz. Bu şeytanın vesvesesidir. An gelir kendinizi bu noktada bıkkın görürsünüz. Bu nefsinizin size bir oyunudur. Tövbe etmediğiniz gün, bilin ki Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin çizgisinden ayrıldığınız gündür. Çünkü o günde yetmiş kez ben Allah'a tövbe ederim diyen bir peygamber. En az. Başka rivayette ben en az günde yüz sefer Allah'a tövbe ederim der. O zaman bir derviş kendi kendisine ehli tasavvuf kendi kendisine eğer ki bir gününü tövbesiz geçirdiyse, bir gününü zikirsiz geçirdiyse, bir gününü salat-ı selamsız geçirdiyse, bir gününü duasız geçirdiyse, o gününe komple tövbe etmesi gerekir.
O dönecek öyle bir güne geçirdiğine de tövbe edecek. Tövbe etmediğine değil. Böyle bir gafletle geçirdiği güne, böyle bir sorumsuz geçirdiği güne, böyle bir Allah muhafaza eylesin, muhabbetsiz geçirdiği güne tövbe edecek. Hani İmam-ı Hanbel bir üstada bağlanmış, şeyban-ı raiye, İmam-ı Şafii de diyormuş ki ona, Ya İmam! Ne işin var bu ümmi kimseyle? Gitmişler beraber. İmam-ı Şafii demiş ki, İmam-ı Hanbel'e üstadına bir sorum olacak. Olur demiş o da sor, yalnız dikkat et hazır cevaptır. Demiş ki efendim, bir kimse günün bir vakit namazını kılmamış olsa, ve hangi namazı kılmadığını bilemese, ne yapması gerekir, hangi namazı eda etmesi gerekir demiş, mübarek cevabı patlatmış, o bütün gününü gafletle geçirmiş, bütün namazlarını iade etmesi gerekir demiş.
Hangi namazı kaza edeceğini bilmiyor çünkü, hangi namazı kılmadığını bilmiyor. bu da onun gibi, derviş eğer ki, gününü derssiz, zikrullahsız, tövbesiz, salatu selamsız geçirdiyse, o gününe tövbe etmesi lazım. O gün onun çünkü, ne yazık ki, ne yazık ki gafletle geçmiş. Allah muhafaza eylesin inşallah. Bir müridin, başka mürşid-i kamil üstadda, elinde olmadan, kendi üstadından daha fazla muhabbet beslemesi, müridin delalette olduğunun bir göstergesi midir?
Bunu normalde yine eski, düşünce ve mantıkla yaklaşılacak olursa, eski mantık bunu der ki, eski ehli tasavvuf, bu delalettir der. Bu benim kendimcesi, bu işin bencesi. Bence delalet değildir. İnsan sevdiği ve sevildiği yere yakışır. Tasavvuf sevgi meselesidir, muhabbet meselesidir. Eğer bir kimsenin bir mürşide, sevgisi ve muhabbeti yok ise, tam değil ise, gözünün gördüğü bütün her şeyden fazla onu sevemiyorsa, o zaman onunla manevi bağını kesecek.
helallaşacak, daha fazla sevdiğine gidecek. Bu onun hakkı. Bir müridin hakkıdır bu. Bakın, bir müridin hakkıdır. Bir kim? Çünkü, sevmek, gönül alışverişidir. Sevmek, muhabbetin kaymasıdır bir tarafa doğru. Oraya doğru yönlenmektir. Ve bu yönlendiği kimse doğru olabilir, yanlış olabilir. Seven kimse için, sevdiğinin doğrusu ve yanlışı yoktur. Eğer gerçekten seviyorsa, birisi birisini severse, siz onun gözünü göbene soksanız, bu yanlış deseniz, sevgi bu noktada akıl tanımaz. Sevenin aklı yoktur. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri o yüzden de demiştir. Seven kimse sevdiğine karşı kör ve sağırdır der. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri.
Niçin? Onu seviyor çünkü. Eğer gerçekten seviyorsa, ona kör ve sağırdır. Ve bir kimse, eğer gerçekten seviyorsa, sevdiğinin peşine gitmesi gerekir. Eğer gerçekten seviyor da, sevdiğinin peşine gitmesini engelleyen bir şey varsa, ona zulümdür bu. Ona zulümdür. dünyadan hareket edersek, o zaman biz bir mürid, bir mürşid-i kamil, bu kim olursa olsun, onun gözünde o mürşid-i kamilse, ve onu seviyorsa, bir önceki mürşidiyle helallaşır, yoluna devam eder.
Ama onun doğru mu sevdiği, doğru, olmayan bir sevgimi taşıdığı, zaman gösterecektir. Çünkü seven, eğer gerçekten seviyorsa, değişecektir. Bizim değişmemizi sağlayan sevgidir. Neyi seviyorsak, sevdiğimize göre değişiriz. Sevdiğimiz şey, bizi değiştirecektir. Dönüştürecektir. Kendisine dönüştürecektir. Sevgili, muhakkak ki, sevenini kendisine dönüştürür. Eğer bir kimse, Allah'ı seviyorum der, hala da yalan söylüyorsa, o sevgisinde samimi değildir. Çünkü Allah, yalan söylemeyi haram kılmıştır. Eğer bir kimse, seviyorum deyip de, hala da sevdiğini razı etme noktasında değilse, seven kimse, yalan söylüyordur. Kendi kendisini aldatıyordur.
Çünkü seven, sevdiğini razı etmeye çalışır. Seven, sevdiğinin peşinden gider. Seven, sevdiğini dizayn etmeye çalışmaz. Seven kendisini, sevdiğinin, kendisini nasıl istiyorsa öyle dizayn etmeye çalışır. Bizler sevdiğimizi dizayn etmeye çalışırız ki, bu bizim sevmediğimizi gösterir. Ve biz şöyle deriz, ben seni seviyorum ama, bunu böyle yap. Ben seni seviyorum ama, şunu şöyle yap. Hayır. Ben seni seviyorum ama, dersi çekmek istemiyorum. Hayır. Gelir öyle dervişler. Bilhassa bayanlardan çok, siz Allah'ı seviyorsanız, siz Allah'ı seviyorsanız, Allah'ı kendi kafanızdan şekillendiremezsiniz. Allah'ı kendi kafasından, fiilyatlarına engelleyemezsiniz. Bir kategorize koyamazsınız.
Allah'ım ben seni seviyorum, bunu böyle yap. Hayır. Ben seni seviyorum ama dersi çekmek istemiyorum. Hayır. dervişler. Bilhassa bayanlardan çok olur. Efendim ben sizi çok seviyorum da, dersi yapmasam olmaz mı? O sevgisinin, derinlemesine tecelli etmediğini gösterir. Sevgi, derinlemesine nüfuz eder. Bu manada bir kimse, herhangi bir mürşidi kamili seviyor ise, onun peşine gidecek. Eğer bu kardeş, bizim kardeşlerimizden birisi ise, hakkımız helal olsun. helallaşmasına da gerek yok. Herkese hakkımız helal olsun. Bir gün, eğer ki kalbinize, eğer ki gönlünüze, başka bir üstadın sevgisi düştü de, onun için yanım kavrulmaya başladıysanız, anamın ak sütü gibi helal hoş olsun.
Bundan gurur duyarım, mutluluk duyarım. Bir mürşid sevgisini tanımış, mürşid sevgisini, lezzetini almış. Ne güzel, onun peşinden gidiyor derim. Anamın ak sütü gibi helal hoş olsun. Bu noktada hiç mi hiç gönül koymam. Bu durumda mürid ne yapmalıdır demiş, herhalde yapacağının da cevabını almış oldu. Bu meselede ben çok açıkım. Allah bizi affetsin inşallah. Asla ve asla. Hadis-i şerif vardır. Sizi istemeyen bir cemaatin başına imam olmayanız diye. Ve bir kimse istenmediği, sevilmediği bir cemaatin başına imamlık yaparsa, o cemaate zulümdür o. Bir kimse sevmediği, hoşlanmadığı, muhabbet beslemediği bir kimsenin peşinden gidemez ki.
Onun söylediklerini yapamaz, ona rağm olamaz, ona teslim olamaz. İnsan sevdiğine teslim olur. Teslim olur. İnsan sevdiğinin sözlerini yerine getirir. Zahiren seviyormuş gibi görünecek, kalbinden sevmeyecek. Allah muhafaza eylesin. Bu riyadır zaten. Riyada en büyük şirklerden birisidir. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine Cenab-ı Hak ne diyor? Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol. Derviş ya olduğu gibidir, ya da göründüğü gibidir. Olduğu neyse görüntüsünde o vardır. Görüntüsünde ne var ise olduğunda da o vardır. Bunun gayrisi riyadır. Ehli tasavvufun da bu noktada en büyük riyalarından birisi odur. Aslında bağlı bulunduğu üstadı sevmiyordur. Aslında bağlı bulunduğu üstadla bir gönül bağlantısı kuramamıştır.
Kendisini orada zorlar. Veya zorlamaya çalışır. Veyahut da orada eğer ki gerçekten benim burada tutunmam lazım. Benim burada bu nefsimi yenmem lazım diyorsa buna söylenecek bir laf yok. Ama ya işte idare edeyim burada. Ben de burada dergâhta geçinirim. Burada beni de yedirler, içirirler. İhtimam gösterirler. Burada da bana bir köşe verirler otururum. Burada da bana bir makam verirler, mevki verirler. Nasıl olsa bunlar su gaba anlamazlar. Beni de burada kenarlarında tutarlar diyorsa yanılıyorlar. Kendilerini aldatırlar. Riyâ yapan insan kendisini aldatır. Bu akşamki ders konumuz riyâ. Riyâ bir kurt gibi insanın içerisini kemirir. Ağaç kurdu gibi. Ağaçı dışarıdan görürsünüz çok güzel.
O endamı iyi, kalınlığı iyi, düzgünlüğü iyi ama onun içine kurt girdiyse o kurt o ağaçı çökertir. Riyâ böyle bir gizli şirktir. Adamın içine girdi mi çökertir adamı. Ama ellerini alır götürür. Haccını, orucunu, cihadını alır götürür. Sevaplarını alır götürür. O yüzden dervişlikte de bu çok önemlidir. Bir kimse bir mürşidi sevmiyorsa açık konuşuyorum. Sevmiyorsa, sevemiyorsa onun o gönül marazı öbür etrafındakileri de etkiler. Ondaki hastalık başkalarına da geçer. O çünkü üstadı der ki, buradan kalkın öbür tarafa gidelim. İçinden bir tanesi der, neden öbür tarafa gidiyoruz ki şimdi? Eğer bu sorgulaması doğru öğrenme açısındansa söylenecek bir şey yok.
Ama insanları öbür tarafa götürmekten engellemek için söylüyorsa sevgisizliğini izhar ediyor. Allah muhafaza eylesin. Bu iki yüzlülüktür. Allah'ım korusun inşallah. Bir söz var, öleceksin, dayanabileceğin kadar günah işte. Yani normalde ölçeceksin, cehennemde hangi azaba dayanabilirsin ki? Hangi azaba dayanacaksan onun gibi günah işte gibisinler. Cuma günü neden iki ezan okunuyor? Cuma gün bir dış ezan okunur, bir de iç ezan okunur. Sünnet. Bir hadis-i şerifte deve et yiyen abdest alsın. Neden abdest alınması gerekiyor açıklar mısınız? Bu Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, Deve eti yediğinde abdest almış. Deve etinde bir ağırlık vardır. Deve etinde ağırlık olduğundan Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerin, Deve etinin o ağırlığını abdestte izal etmiş.
Bu manevi bir meseledir. Manevi şifadır bu. Bu hadis size enteresan gelebilir. Hadis enteresan gelir. İnsan koyun eti yiyince abdest tazelemeyecek, Deve eti yiyince abdest tazelecek. Bu ne biçim işte? Kendi kendinize gelebilir. Evet. Başka bir hadislerde aklında kaldığı kadarıyla Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, Deve eti ağırlığı, Onun ağırlığını ancak abdest izal ederler. Sorarlar Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine. Hatırımda kaldığı kadarıyla ve Deve eti yedikten sonra gerçekten Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Bu noktada abdest almış ağırlığını yenirtmek için. Bir bilgin var mı bu noktada? Bir şey, şimdi oradan bir tane sahabenin yerinin gaz kaçırdığını gördü.
Bir adres alın diye bu hadisi yaptı söylüyor. Bana o bir kişi rivayet veriyor. Bir kişi görüyor yanında o sahabenin gaz kaçırdığını. Allah Resulü mahçul etmemek için. Diğer kırk tane işte topluluk tepki sahabe de diyor ki, İşte Allah Resulü bize dene ettiğin dedikten sonra abdest alın. İşin şeyi onu diyor. Evet, hayırlısı inşallah. Evet, o da doğru. Bir topluluk kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez. Bu ayeti açıklamışsınız. Ayrıca bu arkadaşlar şunu söylüyorlar. Yıllar, yani insanlar kendi durumlarını değiştirmedikçe Allah onların durumlarını değiştirmez. Yani siz günahtan tövbe etmedikçe, geriye dönmedikçe Allah sizin günahlarınızı affetmez.
Siz kendi konumunuzdan, kendi durumunuzdan eğer negatif bir noktadaysanız, şikayet edip geri dönmüyorsanız Allah sizi o noktada yapacak bir şey yok, geri döndürmez. Ama siz kendinizi değiştirirseniz, o zaman Cenab-ı Hak da sizin konumunuzu değiştirecektir. Allahu Alem. Riyah. Gizli şirk. Yanaşın biraz daha. Geri bile haram olduğu sabittir. Ve günah-i kebahilerin başında gelir.
Genelde gizli şirk olarak nitelendirilir. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri gizli şirk olarak nitelendirmiş. Ayet-i kerimede Cenab-ı Hak Mavi'un suresinde onlar gösteriş yaparlar. Başka ayet-i kerimede Rabbine kulluktanla hiç ortak koşma. Demek ki veçesi gösteriş yapmaktır.
Bir şeyde gösterişe dalmak. Ve gösterişe dalarken Allah'ı unutmak. Bunları ayrı ayrı işleyeceğiz. Çünkü ehli tasavvufun, Allah affetsin, burada gizli yönleri vardır. Dervişlerin yıkıldığı yerler vardır riyada. Üstadların, şeyhlerin, Üstadım şeyhim deyip orta yerde dolaşanların yıkıldıkları yerler vardır.
Zenginlerin yıkıldıkları yerler vardır. Fakirlerin yıkıldıkları yerler vardır. Alimlerin yıkıldığı yerler vardır. Gösterişle alakalı. Kimisi şataattan, şatafattan yıkılır. Kimisi kendisini fukara gösterir, aciz gösterir, derviş gösterir. Oradan yıkılır. Allah muhafaza eylesin. İkincisinde de Cenab-ı Hak diyor ki, Onlar Rabbine kullukta ona hiç ortak koşmasın. Demek ki riyanın bir çeşidi var ki, Kullukta Allah'tan gayrısına, Allah'tan başkasına ortak koşuyor. Allah muhafaza eylesin inşallah. Hadis-i şerifte, sizin için korktuğum şeylerin en korkuncu, küçük şirk olan riyadır. Allah, kıyamet günü insanlara amellerinin mükafatını verdiği vakit gösteriş yapanlara. Dünyada kime gösteriş için amel ettiniz ise, gidin onlara bakın.
Onların katında alacağınız bir mükafat bulur musunuz buyurur. Derviş zikrullahı yaparken gösteriş yapar. Yanımdaki benim ne kadar güzel zikrettiğimi görsün. Çavuş benim ne kadar güzel zikrullah yaptığımı görsün. Ahmet, Mehmet nasıl güzel zikrullah yaptığımı görsün. Ya desinler ki, bunun zikrullah yaptığı gibi kimse edemiyor. Benim ne kadar güzel sema ettimi herkes görsün. Benim ne kadar güzel ilahi söylediğimi herkes görsün. Benim ne kadar güzel Kur'an-ı Kerim okuduğumu herkes görsün. Benim ne kadar iyi bir zengin olduğumu herkes görsün. Benim ne kadar sabırlı bir fakir olduğumu herkes görsün. Benim ne kadar iyi bir alim olduğumu herkes görsün.
Benim ne kadar şanlı, şerefli, şatafatlı, şataatlı bir üstad olduğumu herkes görsün. Ya öyle bir namaz kılayım ki, öyle bir tadili erkan edeyim ki, etrafımdaki insanlar ya ne kadar tadili erkanlı namaz kılıyor desin. Veyahut da kendimi öyle göstereyim ki, boynumu bükeyim, ağır derviş gibi durayım. Ağır derviş, şükut etmiş. Bir dakika sonra şükuttan hiçbir şey yok.
Çok edepli, çok adaplı. Birisi onun dokununcaya kadar. Yolda giderken 99'luk elinde boyun bükük. Kardeş öyle gidiyor. Boynunu bükük ama kadınlardan gözünü alamıyor. Boynu bükük gidiyor yalnız. Bakıyorum boynu bükük. Veyahut da işte bunun öylesine çok ki şeytanın aldattığı yer. Öylesine çok ki namaz kılarken, oruç tutarken, zikrullah yaparken, hayır hasamet işlerken veya bir kimsenin kendi kendisine sohbet ederken sanki dünyaya temayülü yokmuş, dünyayı hiç sevmiyormuş, dünyadan kesilmiş, dünyayla alakası yokmuş gibi kendisini göstermesi,
dünyadan nefret ediyormuş gibi kendisini gösterip dünyalı hiç etmesi, kendisini paraya ehemmiyet vermiyormuş gibi göstermesi ama para için en yakın arkadaşını daim perişan etmesi veya kendisini işte mala mülke sevdalı değilmiş gibi gösterip, insanların cebindekini insanların elindekine göz koyup onları alması. Bunun öylesine çok ki, riya, gösteriş, Allah muhafaza eylesin. İnsanın içiyle dışının bir olmaması. İnsanın insanları dışıyla aldatması. Dışıyla aldatıyor. Aldatıyor ki namazıyla aldatıyor, orucuyla aldatıyor. Ona desinler ki bu her pazartesi perşembe oruç tutardı. Sırf öyle desinler diye oruç tutması. Veya bu öylesine savaştı, öylesine savaştı, öylesine kahramanına savaştı deyip, kendisini meth etmek için savaşması.
Allah muhafaza eylesin. Riya, insanın bütün ibadetini alıp götüren şey. Gösteriş, insanın bütün ibadetlerini, bütün hayırlı amellerini alıp götüren şey. Ve insanlar ne yazık ki bu noktada nefsine ve şeytana yeniliyorlar. Ve bu yenilgiden kendilerini kurtaramıyorlar. Bu yenilgiden kendilerini alamıyorlar. Ve habire aldanıyorlar. Allah muhafaza eylesin. İşte normalde örneğin. Herkesin içerisinde namazda ağlayıp da sabah namazında gözyaşı akıtamamak. Herkesin içerisinde ağlayıp da yalnız kaldığında ağlayamamak. Herkesin içerisinde zikrullah ehliymiş gibi kendisini gösterip, yalnız kaldığında Allah'ı hiç zikretmemek. Herkesin içerisinde dersini çekiyormuş gibi kendisini gösterip, insanlardan ayrıldığında dersi hiç çekmemek.
Herkesin içerisinde takva süsü verip kendisine, fakat insanlardan ayrıldığında takvayla hiç varlantısının olmaması. İnsanların içerisinde ben haram yemem deyip, yalnız kaldığında haramı kütürt etmesi, götürmesi. Allah muhafaza eylesin. Bunlar hep ve insan en önemlisi. İbadetlerini yaparken, Allah için ibadet etmemek. Kardeşler, Allah ayeti kerimede der ki, Allah sizin suretlerinize değil, siretlerinize bakar, kalbinize bakar. Allah sizin içinize bakar, niyetinize bakar. İnsanların arasında çok ibadet ehli gibi gösterip, kendi aranızda eğer ibadet edemiyorsanız, kendi evinizde ibadet edemiyorsanız, insanların arasında gece namazına kalkıyormuş gibi süs verip, gece namazına kalkmıyorsanız, insanların arasında günahlarına çok tövbe eden birisiymiş gibi gösterip, yalnız kaldığınızda Allah'a tövbe edemiyorsanız, kendinizi sorgulayın.
Bu sizin için acı bir şey. Bu sizin için kötü bir şey. Bu gerçekten insanların amellerini alıp götüren bir şey. Riya ehli. Ahirette eli boş insan. Riya ehli. Dışarıdan kesesi doluymuş gibi gösterip, kesesi çakıl olan kimse. Hani aldatırlar ya, önceden para keseleri vardı. Büyükler böyle para keselerini şakırdatırlardı. Ve içinde altın olduğunu zannederdi herkes. Ama içi altın değil. Normal lira. Bu da onun gibi. Riya ehli kesesinde altın varmış gibi gösterir. Ama keseyi açıp baktığında, onun içerisinde kalp var olduğu görünür. En kötüsü de bu. Ve bu ahirette görünür. Dünyada da görünür de, bu asıl ahirette görünür.
Allah muhafaza eylesin. Asla ve asla. Allah için zikredin. Başka bir şey için değil. Bu sizi kurtaracaktır. Namazı Allah için kılın. Bu sizi kurtaracaktır. Orucunuzu Allah için tutun. Bu sizi kurtaracaktır. Çok enteresan, böyle noktasal ibadetler bunlar. Duanızı Allah için yapın. Allah sizin o duanızın hürmetini, sizin istikametinizi düzeltecektir. Tövbenizi Allah için yapın. Allah için yapın tövbenizi. Allah'a yapın. O sizi günahlarınızdan arındıracaktır. Sizi istikamete götürecektir. Neyi Allah için yapmıyorsanız, o boşlukta kalacak. O kenarda kalacak. O sizin yüzünüze paçavra gibi atılacak. Bütün gün çalışıp, bütün gün çalışıp, çalıştığını bütün gün akşam harcayan insan gibi.
Evinize eli boş dönen bir insan. Muhafaza eylesin. Hatta, bu daha da ileri. Bir kimsenin yanına gidip, ben senin işçinim deyip, bir başkasına çalışmam gibi. Kuluysanız Allah'a ibadet edin. Başkalarının kuluysanız, ona ibadet edeceksiniz. Birisine kafir deriz. Kafirin kafirliği bellidir. Başka şeylere ibadet eder. Başka şeylere secde eder. Ama kafirdir, bellidir. Biz deriz ki, bu kafir, insanı içinden çökertir. Bilemezsin o riya ehlini. Ve o riya münafıklık alametidir. Allah muhafaza eylesin. Secdeniz Allah'a olsun. Ve her yerde o secdeyi yapın.
İnsanlar var, camide en son çıkmaya gayret ediyorlar. Sırf kendilerini takva göstermek için. Dışarıda alabildiğine küfrediyor. Namazını arttırmaya çalışıyor. Veyahut da çalışan elemanlar, işçiler var. Namaz kılıyor ya oğlan. İş yerinde uzun uzun namaz kılıyor. Kaza bile kılıyor iş yerinde. Ceydin cihazsayı farzı acip yapıyor benim gibi. İş yerinde olursa, akşam namazını evvabini bile kılıyor. Evinde olursa evvabini bile yok. İnsanlar derler ya, İmamın evi caminin yanında. Eleştiririz ya. İmam evde. Ezan okunuyor imam evde.
Hatta bahçesinde çapa yapıyor. Ya ezan okunuyor. Kaminin bahçesindesin. Cemaatte kıl. Ben bugün izinliyim diyor. Mahfaza eylesin. Çalışan elemanlar, iş yerinde normalde eğer ki kaza kılıyorsanız, evde daha fazla kılmanız lazım. İş yerinde sünnetlere riayet ediyorsanız, evinizde haydi haydi riayet etmeniz lazım. İş yerinde nafilelere riayet ediyorsanız, evinizde haydi haydi etmeniz lazım. Riya. Allah muhafaza eylesin. Yani normalde mesai saatlerinde oruç tutup iş yerinde uyuklayacak. Ama yıllık izne çıkmış bir ayda bir gün oruç tutmayacak. Neden?
İzinde ya arkadaş. Yıllık izne çıkınca pazartesi perşembeleri de tatil oldu onun. Hani iş yerinde hiç terk etmiyordun ya pazartesi perşembeyi. Yıllık izne ayrılınca niçin terk ettin? Tatil, pazartesi perşembe oruçta tatil oldu. Riya. Kaçmak bir şeyden. İbadeti Allah için yapmamak. İbadeti Allah için yapmamak. Amelleri Allah için yapmamak. En önemlisi Allah için yapmamak. Birisi görsün, birisi beğensin. Birisi ooo ne kadar güzel desin. Birisi sen kahramansın desin. Birisi senin gibisi yok desin. Birisi senden başka yok desin. Sen olmasan bu dergah yürümezdi desin. Sen olmasan bu insanlar toplanmazdı desin. Senin gibi sohbet eden yok desin. Sen gelmemeye başlayınca burası dağıldı desin.
Nerede sohbet etmek? Afazayı desin. Allah için olsun. Secdeleriniz Allah için olsun. İnsanların arasında Allah'ı zikredip de yalnız kaldığında Allah'ı zikredemiyorsan. İnsanların arasında Allah zikredilirken gözyaşını akıtıyon da yalnız kaldığında gözyaşı akıtamıyorsan. Topluluğun içerisinde kendi sana cezbe geliyor da. Trim trim titreyip de. Sen kendi başına zikrullah yaptığında o cezbe sana gelmiyorsa. İnsanların arasında namazda hayyyy deyip ırgalanıyop da. Sen kendi kendine namaz kılıp da o ırgalanmayı yaşamıyorsan. Beyhude'ye yaşadın. Gitti. Beyhude yaşadın.
İbadetin beyhude oldu. İbadetin yoka gitti. Allah muhafaza eylesin. Dervişler gördüm ben. Zikrullah halakasında titriyorlar. Dervişler gördüm. Zikrullah halakasında top gibi kendilerini zıplatıyorlar. Dervişler gördüm cezbe geçiriyorlardı. Titriyorlardı. Sonra en büyük günah kebahirlerle yakalandılar. Gözümüzün gözümün önünde. Allah muhafaza eylesin. İbadetleriniz Allah için olsun. Davranışlarınız Allah için olsun. Sevgileriniz Allah için olsun. Muhabbetleriniz Allah için olsun. Zikriniz, fikriniz, rabıtanız Allah için olsun. Allah için. Kanmayın başka şeye. Dünya gelip geçecek. Güzellik gelip geçecek. Zenginlik gelip geçecek.
Fakirlik gelip geçecek. Her şey gelip geçecek. Her şey gelip geçecek. Gözünün önünde gördüğün her şeyden kanabilirsin. Ve gözünün önünde gördüğün her şey seni Allah'a uslat da edebilir. Davranışlarına Allah mu? De ki bundan Allah razı olacak mı olmayacak mı? De ki bunu Allah kabul edecek mi etmeyecek mi? De ki bu Allah'ın sevdiği bir şey mi değil mi? Olduğunuz gibi olun. İnsanların önünde kendinizi çok takva gösterirsiniz. Aslında o takva noktasında değilsinizdir. Bir saat sonra sizden o hale uygun olmayan bir hal sudur eder sizden. Utanırsınız. Bu neye benzer biliyor musunuz?
Bir kimsenin şeyhini üstadını gördüğünde işte müziği değiştirip Kur'an-ı Kerim dinlemeye benzer. Ben de diyorum ki değiştirme. Ne veririm diyorum sanat musikasını. Neden? Yani beni gördüğünde sen dinlediğin müziği değiştirme. Ben Allah değilim. Eğer dinlediğin müzikten rahatsızsa neden dinliyorsun? Yaptığın eylemesizsa neden yapıyorsun?
Ben görsem ne olacak görmesen ne olacak? Allah görmüyor mu? Bana birisi diyor ki ya nasıl diyor rahat söylüyorsun. İşte bu ilahileri dinleyeceğimi müslüm dinlerim diyor. Dinliyorum dedim. Yani ben müslümü dinliyorum diyor. Buradan dervişlikten uzaklaşacak olan varsa şimdi uzaklaşsın dinliyorum. Yani insan olduğu gibi göstermeyecek kendini. Kendimi çok takva baba derviş göstereceğim. Biz dinlemeyiz. Dinlerim ben. Efkar bastığında ayın damarını dahi dinlerim. Geldiler mi dinlerim. Değiştirme kardeşim beni gördüğünde.
Beni gördüğünde halini değiştirme. Beni gördüğünde kendine takva süsü verme. Beni gördüğünde mazluluk derviş haline girme. Hayır. Gün üstadım açtı. Oğlum yok mu sende dedi. Hiç ilahi kaseti. Yok efendim dedim ben. Ne var dedi. Ben de hep dedim arabeskları dedim şarkılar var efendim dedi. Ne var dedi. Orhan Gencebay var efendim dedi. Onu da bizim Gökhan var dedi. Orhan Gencebay'ın iki tane şeyi vardı kaseti. Kendisi de burada o yüzden rahat konuşuyor. Bunu dinliyorum o esnada. Neydi Gökhan o kasetlerin adı? Neydi o iki tane kaset verdi dedi.
Gencebay'ın. Gencebay'ın. İki tane. Onları dinliyorum dedim ben. Tık yok şey efendim de. Yani yalan mı söyleyeyim şimdi. Efendim ben Gencebay'ı dinlemeyeyim mi diyor. Dinlemeyeyim. Ne var oğlum bunlar var dedim. Ben bunları dinliyorum dedim. Ben hala da o radyolardaki mevcut o castuku castuku ilahiler var ya hala da dinlemiyorum. Bazen denk geliyor kendi kendime utanıyorum. Ya diyorum bundan millet göbek atacak diyor. Ezin de samimiyim. Yani onu dinleyeceğine arabesk dinlesin. Hüzünlenir bari. Hüzün ekmeği olsun. Dönsün dolatsın yitsinizsin. Allah muhafaza eylesin.
Olduğunuz gibi yaşayın. Riya yapmayın. Eşinize kendinizi takva gösterin. Ondan sonra takvasız yakalanmayın. Eşinizin akrabalarına etrafınıza olduğunuz gibi görünün. Olduğunuz gibi görünün. Allah muhafaza eylesin inşallah. Hayatınızı kendi dairenizde yaşayın. Neyse seviyeniz kendi seviyenizde yaşayın. Kendi halinizi göstermekten utanmayın. Fukarası kardeşim fukaralık utanılacak bir şey değil ki. Yokluk utanılacak bir şey değil ki. Sıkıntı utanılacak bir şey değil ki. Bir kimsenin çok iyi kıyafetlerinin olmaması utanılacak bir şey değil ki. Ama yoksa çok iyi kıyafetler giyip de insanları kandıracağım diye uğraşma. İlla ki insanlara var göstermek zorunda değilsin.
Yok var göstereceğim diye uğraşıyor. Hayır olduğun gibi görün kardeşim ya. Senden para pul isteyen yok. Senden şan şöhret isteyen yok. Senden şatamat isteyen yok. Senden hiçbir şey isteyen yok. Siz olduğunuz gibi yaşayın. Dervişlik olduğu gibi yaşamaktır o kimsenin. Ve kendisini devamlı iyiye doğru yöneltmektir. İstikametini düzeltmektir. Dervişlik odur. Dervişlik utanılacak hallerden kendi kendine uzak tutmaktır insanın kendisini. Bir halinden utanıyorsan ondan uzak dur. Sende utanılacak bir hal varsa ondan uzak dur. Öyle yaşama. Kendinde bir kusurun varsa ondan utanıyorsan ondan uzak dur. Yaşama kardeşim bırak. Çalıştıkça o meydana çıkacaktır. Sen onu gizlemeye çalıştıkça o meydana çıkacaktır.
Hayır onunla barış. Onunla yüzleş. De ki ey nefsim sen yalan söylüyorsun. Ben bu yalanımla yüzleşeceğim. Bundan sonra yalan söylemeyeceğim. Yalan söylediğine de ki kardeşim ben sana yalan söyledim. Seni aldattım. Seni kandırdım. Yüzleş. Yüzleş. Riya yapma. Yüzleş. Gösteriş yapma. Yüzleş. İnsanları aldatma. Yüzleş. Kendini aldatma. Yüzleş. Allah'ı aldatmaya çalışma onu aldatamazsın. Yüzleş. Onunla kendi kendine savaş. De ki Allah'ım seninle yüzleşeceğim. Bir daha seni kandırmayacağım. Bir daha seni aldatmayacağım. Namazımı senin için kılacağım. Patron beni namaz kılarken görür de beni işten atmaz diye düşünmeyeceğim. Aman kocam beni namaz kılarken görsün de bana laf söylemez.
Evdeken namaz kıl, adam evde yokken namazı bırak. Ders çekiyormuş gibi tesbih al elinden de. La ilahe illallah, la ilahe illallah de. Adam gittikten sonra az gitsin. Veya erkek hanımın yanında aman beni takva bilsin. Ben burada tesbihi çekeyim. Burada namazı kılayım. Eee dışarı gidince her türlü cevizi kırayım. Muhafaza eylesin. Ya Allah muhafaza eylesin. Nasılsanız öyle olun. Nasılsanız öyle olun. Nasılsanız. Ben sizin hiçbirinizin suretine bakmıyorum. Beni ilgilendirmiyorum. Bunu tekrar tekrar söyledim. Dervişlik hayatım boyunca dervişlerin suretleri beni ilgilendirmemiştir. Zenginlikleri, fakirlikleri, varlıkları, yoklukları, şatatları, şatafatları beni ilgilendirmemiştir.
Cenab-ı Hak inşallah bundan sonra da beni ilgilendirttirmese. Amin. Hiç bunlardan etkileneceğimi düşünmeyin. Benim için iyi ahlak. İyi ahlakın içerisinde sağlamlılık, vefalılık önemlidir. Direnç önemlidir. Benimle kol kula nereye kadar gidiyorsun o önemlidir. Namaz kılmıyorsa kılmıyor benim yanım. Benim yanımda da kılmasın. Evet kılmasın. Kılmıyorsa tutmuyor, benim yanımda da tutmasın. Tutmasın kardeşim. Ben onun namazını, abdestini, orucunu ben değerlendirmeyeceğim. Allah değerlendirecek. Olduğunuz gibi olun. Riya. Allah muhafaza eylesin. İbadetlerinizi alıp götürecek çünkü. Ümmetim için korktuğum şeylerin en korkuncu Allah'a şirk koşmaktır.
Dikkat edin. Ben güneşe taparlar, aya taparlar, puta taparlar demiyorum. Ancak Allah'tan başkası için yapılan ameller ve gizli şehveti kastediyorum. Allah'tan başkası için amel işlemi. Allah muhafaza eylesin. Allah'tan başka. Yani işte şöyle desinler, böyle desinler. Onu methetsinler, onu övsünler. O iyi göstersin kendini. Böyle tipik insanlar vardır toplumda. Aslında gaddardır, cabbardır. Milleti perişan ediyor, dur. Kendini iyi göstermek için arada bir gösteriş yapar. İyilik yapar. Muhafaza eylesin. Cenab-ı Hak korusun inşallah. Allah bize onlardan eylemesin inşallah. Bir hadis-i şerifte inşallah, biraz uzun ama o olsun.
Kıyamet günü olduğu vakit Allah-u Teala hesapları görmek üzere kullarına tecelli eder. Kullarının tümü dicesi çökmüş, şaşkın ve perişan vaziyettedir. İlk hesaba çağırdığı, Kur'an'ı ezberleyen hafızlar, Allah yolunda savaşıp ölenler ve zenginlerdir. Okuyucuya, yani Kur'an-ı Kerim okuyana, Resulüma indirdin kitabı, Kur'an'ı sana öğretmedin mi diye sorar.
Okuyucu da der ki, Evet öğrettin ya Rabbi der. Allah-u Teala der ki, O halde bu öğrendiğin ile ne amal ettin diye sorar. Hafız der ki, Gece gündüz senin rızan için okudum ve okuttum der. Allah-u Teala ona der ki, Yalan söyledin buyurun. Melekler de ona yalan söyledin derler. Allah belki bunları yaparken, Benim rızamı değil, Halkın teveccühünü arıyor ve Falancı ne okuyucu denmesini istedin Ve hakiketten de öyle dediler buyurur. Zengin getirir ve Allah-u Teala kendisine sorar. Size hiç kimseyin muhtaç olmayacak şekilde Servet vermedin mi diye buyurur. Zengin de der ki, Evet, verdin ya Rabbi der. Allah-u Teala der ki, O halde sana verdiğin bu servet ile ne amal yaptın diye sorar. Zengin der ki, Senin rızan için akrabamı gözettim. Fakir ve yoksullara tasaddukta bulundun der.
Allah-u Teala der ki, Yalan söyledin buyurun. Melekler de yalan söyledin derler. Allah-u Teala, Belki bunları yapmakla falancı ne cömerttir denmesi istedin. Ve böyle de dendi buyurur. Sonra Allah yolunda öldürülen getirilir. Allah-u Teala ona niçin öldürüldün diye sorar. Adam senin yolunda cihat ile emrolundum. Ve öldürülünceye kadar savaştın der. Allah-u Teala yalan söyledin buyurur. Melekler de yalan söyledin derler. Sonra Allah, Belki falanca ne kahraman, Ne cesur bir adamdır denmesini istedin. Ve bu da dendi buyurur. Allah muhafaza eylesin. Devam eder. Ya Ebu Hayre'ler. Kıyamet günü, Kardeşin ilk katlayıcı bu üç sınıf insandır der. Allah muhafaza eylesin.
İbadetlerinizi Allah için yapın. Allah için. Muhakkak ki, Bir irşad göreviyle görevlenen insanlar, Allah ve Resul'unu sevdirmeye uğraşırlarken, Nefislerine uyup, Kendilerini sevdirmeye çalışmasınlar. Derviş kardeşler, Kendilerini nazara vermesinler. Kendilerini nazara vermesinler. Dervişi yıkan, Kendisini nazara vermesidir. Ben şöyle ibadet ederim. Ben şöyle hayır hasanet işlerim. Ben şöyle namaz kılarım. Ben şöyle oruç tutarım.
Ben şöyle geceleri kalkarım. Allah muhafaza eylesin. Kendilerini nazara vermektir ki gösterişe girer. Cenab-ı Hak cümlemizi affetsin inşallah. Kurtluklarımıza nail eylesin. Kurtluklarımıza hızlı muhafaza eylesin inşallah. 3 İhlas ve Fatiha-i Şerife. Asul el-han sevat ve evvelen bir zat, ahi kainatüle sahih mevcudat, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve selleme gelmiş geçmiş, bütün Peygamberli Şan efendilerimizin ruhlarına ayrâ ile hedeleydik.
Vâsır ve sadar eyle ya Rabbi. Amin. Verdar eyle ya Rabbi feydatlarını, himmetlerini, şefatlarını üzerlerimizden eksik eyleme ya Rabbi. Amin. Nâri yâri yüzün Ebubekir, Sıddık, Umar'ın Fârik, Osman'ın Nuriyen, Ali Ali Murtaza radıyallahu anh efendilerimizin ruhlarına, aşire-i mübeşeren evlâd-ı Resûlullah'ın zevcât-ı Resûlullah'ın şuhaday-ı Resûlullah'ın ruhlarına, İmam-ı Azam Ebu Hanife, İmam-ı Şafi, İmam-ı Malik, İmam-ı Hambele Hazretleri'nin ruhlarına ayrâ ile hedeleydik. Vâsır ve sadar eyle ya Rabbi. Amin. Verdar eyle ya Rabbi feydatlarını, himmetlerini, şefaatlerini üzerlerimizden eksik eyleme ya Rabbi. Amin. İhlas ve Fatiha. Amin.
Elimiz Seyyidâb-ülkadir Geylân-ı Seyyidâhmet-el-Rufay, Seyyidâhmet-el-Bedevî, Seyyidâhmet-el-Bedevî, Seyyidâhmet-el-İbrâhîm-i Dûsuki, Şâh-ı Ulesan-ı Şâdâli, Şâh-ı Kşûben-i Muhammed-i Bahaddînî, Şâh-ı Mevlânâ Celâlet-dîn-Urîmâ, Hacı Bektaş ve Hacı Bayram-ı Veli, Mehmet-i Muhittin İktâdî Hazretleri'nin ruhlarına ayrâ ile hedeleydik. Vâsır ve sadar eyle ya Rabbi. Verdar eyle ya Rabbi feydatlarını, himmetlerini, şefaatlerini üzerlerimizden eksik eyleme ya Rabbi. Amin. Üç İhlas-ı Fâtiha. Amin. Geçmiş Mürşid-i Kamillerin, Velilerin, Evliyaların, Dervişlerin, Hükminlerin ruhlarına hedeleydik. Vâsır ve sadar eyle ya Rabbi. Amin.
Üçümüz Üstadımız, Mürşidimiz, Canımız, Cananımız, Sultanımız, Bayındırlâhmet-i Mustafa Efendi Hazretlerine hedeleydik. Vâsır ve sadar eyle ya Rabbi. Amin. İhdiâle Resul'un, Ruhanet-i Kutselerine hedeleydik. Vâsır ve sadar eyle ya Rabbi. Amin. İşân-ı Mürşid-i Kamillerin, Velilerin, Evliyaların, Dervişlerin, Müminlerin, Ruhanet-i Kutselerine ayrâ ile hedeleydik. Vâsır ve sadar eyle ya Rabbi. Amin. Ülke âlemize gelmiş, geçmiş, Osman âlemize gelmiş, geçmiş, geçmiş, efrabâ-i talikatımızla gelmiş, geçmiş, en ruhlarına, ruhaniyetlerine ayrâ ile hedeleydik. Vâsır ve sadar eyle ya Rabbi. Amin. Verdar eyle ya Rabbi feydatlarını, himmetlerini, şefaatlerini üzerlerimizden eksik eyleme ya Rabbi. Amin. Estağfurullah, Estağfurullah, Estağfurullah el-Azime Kerime, lezile ilahe illa hu. Elhanil gayyum ve tebhüle de bismillahimineşşeytanirracim. Bismillahirrahmanirrahim.
Estağfurullah el-Azim, Estağfurullah, Estağfurullah.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi