Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Mesnevî Şerhi · 20 Ağustos 2020 · 30:37
Yüz yetmişinci beyt, hangi mahallede diye sordu, kız, köprübaşı semtinde dedi, köprübaşı semtinde, Gatfer mahallesinde dedi, hekim tezce hastalığın sebebi nedir anladım, seni kurtarmada büyü gibi hünerler göstereceğim, sevin, taslanma, emin ol ki, yağmur, yeşilliğe ne yapıyorsa, ben de sana onu yapacağım. Senin gamını ben yerim, sen gam yeme, seni yüzlerce babadan daha fazla esirgerim ben, sakın ha, sen sen ol, bu sırrı kimseye söyleme, padişah senden bunu soruşturur, pek arar, araştırır ama, sen gizle, sırrın gönülde kaldıkça, dileğin daha da tez meydana gelir dedi.
Bu kelimelerin üzerine, yan baştaki bu köprübaşı semti, demek ki böyle bir semt var, köprübaşı, bir köprünün başı, bu sırat köprüsü olabilir, bu hayat köprüsü olabilir, bu yanlışlıkla eksikliğe gidilecek olan yolun başı olabilir, Bu, o esnana kadar yaşamış olduğun hayatın, bir dönüm noktası, bir şeyin başı olabilir. Bazen hastalıklar, yeni bir hayatın başlangıcıdır.
Bazen yanlışlıklar, eksiklikler, noksanlıklar, yeni bir sayfanın başlangıcıdır. Bir rahatsız olur o kimse, iki üç gün yatar ya, başı ağrır, kulağı ağrır, midesi ağrır, bir rahatsızlık yaşar. Evinde üç dört gün yatar, sıhhatin faydasını, kıymetini görür. Der ki, sıhhat büyük hazineymiş. Bazen insan bir problem yaşar, elinde nimetlerin kıymetini bilir. Bazen insan bir yokluk yaşar, varlığın kıymetini bilir. Onda bir hikmet vardır. O yüzden, olaylara bakarken, hikmet gözüyle bakın. Ondan bir hikmet çıkarın. Ondan bir hisse çıkarın. Ondan bir tecrübe çıkarın. Ondan bir bilgi çıkarın. Ondan kendinize bir resim çıkarın. Dönün sonra o resime tekrar bakın. Dönün sonra o bilgiye tekrar bakın.
Muhakkak, ondan bir şey çıkartmanız gerekir. Ondan bir şey çıkarıp not almazsanız, hayatı boş boş yaşarsınız. Geçmişte yaşadıklarının gözünün önünden geçir. Geçmişte yaptıklarının gözünün önünden geçir. Nerelerde hatalar yaptığını anla. Nerelerde eksiklikler yaptığını anla. Ondan kendine bir ders çıkar. Ondan kendine bir hikmet çıkar. Hayatı hayvanca yaşama. Ot gelip saman gitme. İnsansın. İnsanı kamil olarak bu dünyadan göç. İnsansın. İnsansın. Allah'ın halifesine yakışır bir şekilde bu dünyadan göç. İnsansın. Mümin olarak son nefesini vererekten bu dünyadan göçmeye gayret et. O zaman yaşadıklarını not al.
Yaptıklarını not al. Günlük hayatını not al. Sufi anlık hayatını not alır. Ben bir saat önce ne yaptım? Ben yarım dakika önce ne yaptım? Ben bir an önce ne yaptım? Ay bir an önce tehdit çekmemişim. Az önce boşa geçmiş ben. Ben o esnada ne işle meşguldüm? Eğer iaşe'ni temin etmek için bir işle meşgulken Allah'ı zikredemediysen o işle iştigal etmen zikirden sayıldı. Bir namazdan bir namaza niyet ettin. Ortasında da günah kebal işlemedin. İbadetten sayıldı. Öbür türlü gaflete düştün. Her anını, her dakikanı, her saniyeni ibadetle geçirmen gerekir. İbadet ediyormuşsun gibi yaşa. İbadet içindeymişsin gibi yaşa. Namaz kılarken gıybet ediyor musun? Namaz kılarken yalan söylüyor musun?
Namaz kılarken iftira ediyor musun? Namaz kılarken içki içiyor musun? Namaz kılarken kumar oynuyor musun? Namaz kılarken zina ediyor musun? Namaz kılarken bir kalp kırıyor musun? Namaz kılarken bir gönül incitiyor musun? Namaz kılarken bir fitne çıkarıyor musun? Namaz kılarken annene babane ağası oluyor musun? Namaz kılarken Allah'a şirk koşuyor musun? Devamda namaz devamlı namazda olmak bu. Günlük hayatını namaz kılıyormuşçasına yaşaman. Namaz kılarken gözlerini feldürfeş dolaştırıyor musun? Hayatı namaz kılıyormuşçasına yaşamak. İşte diyor ona sordu. Köprü başında.
Hayatı köprü başında gör. Hayatını köprünün başında görürsen yolunu seçeceksin çünkü. Yol ayrımındasın. Her an kendini yol ayrımında gör. Her an kendini yolun başında gör. Köprünün başında gör. Köprüden geçip geçemeyeceğin belli değil. Tıngil deyip düşüp cehenneme gidebilirsin. Elinde senedin yok köprüden dost doğru geçeceğine dair. Düşersen cehenneme gideceksin. Düştüğün an cehennemliksin. Bir hata ettin cehenneme düştüğün an. Yalan söyledin, gıybet ettin, dedikodu ettin. Fitne çıkardın. Orta yere kan gövdeyi götürdün. Sen cehennemlik amel işledin. Köprünün başında görkönlüğünü her daim. Hekim tezce hastalığın sebebi nedir anladım. Hekimler hastalıkların sebeplerini anlarlar.
Mürşitler, veliler hastalığın sebebini bilirler. O kimseyi konuşurlar, konuşurlarken ona nazar ederler. O kimse onun önünde durunca ona nazar ederler. Veliler, veliler o nazarla müritlerin üzerindeki yanlışlıkları, eksikliklerin gitmesi için onlar için dua ederler. Hani sahabe dedi ya, Hanzal'a, Hazreti Ebu Bekir Efendimiz'e dedi. Dedi ki, ya Ebu Bekir, Hazreti Peygamber'in huzurundan çıkınca, ben dedi perişan oluyorum. Sanki kafir olmuş gibi oluyorum. Bende de aynı şey oluyor dedi. Yürü gidelim kendisine soralım. Geldiler, Hazreti Ebu Bekir Efendimiz dedi ki, Ya Resulallah, Hanzal'a da böyle böyle oluyormuş, bende de oluyor. Dedi ki, buradaki halinizi dışarıda da tutmuş olsanız, meleklerin kanatlarını sizin altınıza açtığını görürdünüz.
Şimdi burada herkes çok iyi. Can hıraş beni dinliyorlar. Can hıraş beni de değil. Allah sohbeti dinliyorlar. Dışarı çıkınca ne olacağız? Köprü başında gör kendini. Kendini disiplin et. Ve, o hekimlerin huzurunda durmaya gayret et. Cenab-ı Hak, Peygamber ne dedi? Sen o tövbe edenlerle beraber dur. Onlarla beraber ol. Hud suresi. Başka bir ayet-i kerimede, Sen o zikredenlerle beraber ol. Nefsini buna zorla. O zaman mümin, Salihlerle beraber olacak. Dua ediyoruz ya, Ya Rabbi bizi salihlerle beraber eyle. O zaman sen o salihlerin sofrasında otur. O salihlerin halakasında otur.
O salihlerin yolunda otur. O salihlerle beraber olmaya gayret et. O salihlerle hem gönül beraberlik koy, kur, Hem fiziki beraberlik kur. Yoksa, Kurt seni kapar. Kurt ne? Şeytan. Şeytan seni kapar. Şeytanlaşmış insanlar seni kapar. İçkiye götürürler. Kumara götürürler. Anarşiye götürürler. Teröre götürürler. Haksızlığa götürürler. Yakmaya götürürler. Yıkmaya götürürler seni. İnsanları öldürmeye götürürler. İnsanları katletmeye götürürler. Devleti yıkmaya götürürler seni. Darbeye götürürler seni. Bilmezsin. Eline bir silah verir birisi. Eline bir filama verir birisi.
Eline bir taş verir birisi. Eline bir sopa verir birisi. Eline bir visk işçesi verir birisi. Nereye gittiğini bilemezsin. Şeytan gözünü örter seni. Göremezsin. Ne yaptığını göremezsin. Sarhoş eder seni. Aklını başından alır seni. Seni kendine getirmez. Öğle nefsine düşersin, öğle nefsine düşersin, öğle nefsine düşersin. Hazreti Peygamber'i katletmeye gidersin. Öğle nefsine düşersin. Kendi kardeşini katledersin. Habil gibi. Yol göstericin karga olur senin. Yol göstericin karga olur. Yol göstericin hüt hüt kuşu olmaz. Kiminin habercisi hüt hüt kuşudur.
Kiminin habercisi kargadır. Sen salihlerle beraber ol. Bak hani yedi uyuyanlar diyoruz. Ashab-ı keyf cennete girecek olan tek hayvan Ashab-ı keyfin köpeği. Allah dostlarıyla beraber oldu. İddiayı cennetlik oldu. Allah dostlarının kapısında yattı. Cenneti kaptı. Başka hayvan yok cennette. Dünyadan gidecek olan tek hayvan var. Kim? Ashab-ı keyfin kapısında yatan it. Köpek. Cennete gidecek. Salihlerle beraber ol. Onlar hastalıkları tedavi ederler.
Canın sıkılır biraz. Ya bunu bana söyledi. Gördün mü bana laf attı. Gördün mü bana taş attı. Ha bak. Bu sohbet banaydı. Neden bana söyledi ki? Daha ne istiyorsun? Keramet görüyorsun işte. Oturdun yerden senin hastalığına şifa söylüyor. Keramet. Allah onun üzerinden bir keramet zudur ettirdi. Kör. Onu da görmüyor. Bu lafı bana söyledi. İyi sana söylemiş işte. Birisi geldi ben bir daha gelmeyeceğim sohbete. Neden dedim ben? Dedi şeyh efendi. Habire bana söyle dedi. İyi oğlum dedim. Daha ne istiyorsun? Nasıl gelin dedi. Ulan oğlum bir şeyhten dedim keramet bekliyorsunuz. Öyle değil mi? Evet. Aha sana keramet dedim.
Şeyh efendi ne söylediyse sana mı söyledi? Evet. Vallahi de o veli billahi de o veli bak dedim. Kaldı. Ne istiyorsun daha dedim keramet olarak? Senin hastalığına merhem sürmüş. Veliler hastalığa merhem sürerler. Salihler hastalığa ilaç verirler. Hastalığı anlayan onlardır. Onlardır çünkü. Onlardır çünkü. Sen bilmezsin gizli hastalıkları. şeytan olmadık. Şeytan olmadık yerden girer sana. Görünmezden girer. Şeytan sana. Onlardır. Devamlı zikir halinde değilsin.
Devamlı zikir halinde olmuş olsaydın. Şeytan senin kalbini örtmeyecekti. Devamlı zikir halinde olsaydın. Şeytan senin gözünü örtmeyecekti. Devamlı zikir halinde olsaydın. Kulağınız şeytan senin örtmeyecekti. Devamlı zikir halinde olsaydın. Şeytan senin elini ayağını bağlamayacaktı. Ama sen devamlı zikir halinde değilsin. Senin kalbinde zikrullah yerleşmemiş. Kalbinde zikrullah yerleşmediğinden baktığında müminin ferasetinden korkununuz. Feraseti yok sende. Sende devamlı zikrullah yerleşmediğinden kalbin senin içinden fitne geçiyor. Ficurluk geçiyor. Kalbin senin çıfıt çarşısı oluyor. O yüzden şeytan seni allak bullak gösteriyor. Sen karanlığın içerisinde dolaştırıyor seni.
Seni aydınlığa doğru yükseltmiyor. Onun karanlığı aydınlık. Onun aydınlığı karanlık. Şeytan sana bir aydınlık bir şey gösteriyorsa bil ki orası karanlıktır. Şeytan sana karanlık bir şey gösteriyorsa bil ki o aydınlıktır. Muhalefet et şeytana. Nefsine muhalefet et. Nefsine muhalefet et. Gözünle gördün mü? Hayır. İnanma. Kulağına duydun mu? Hayır. İnanma. Ya filanca söyledi. Filancanın da şekline, şemaline şeytan girer gelir söyler sana. Cebrail aleyhisselam dıhya suretinde geldi ya. Cebrail aleyhisselamın dıhya suretinde geleceğine inanıyorsun da şeytanın başka bir kimsenin suretine girip sana gelip söyleyeceğine inanmıyor musun?
Bu nasıl iman? Hadis-i şerifler var cinni taifesi gelip hurmalardan yiyecekti ya. Demek ki hadis-i şerif var ihtiyar insan suretinde. Hazreti Ali Efendimiz'in önüne geçti. Hazreti Ali Efendimiz canhıraş, sabah namazına yetişmek için hızlı hızlı koşuyor, sağdan geçecek, o sağa geliyor, soldan geçecek, o sola geliyor. Sağdan geçecek tekrar sağa geliyor, soldan geçecek tekrar sola geliyor. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri rükuya eğildi. Allahu Ekber dedi. Rükuya gitti, rüku da durdu. Hazreti Ali Efendimiz o esnada bir sağdan geçeceğim, bir soldan geçeceğim diye uğraşıyor. Nereye gidecek? Camiye. Neye yetişecek? Sabah namazının farzına.
Sabah namazının farzını cemaatle kılmaklıyım bütün dünyada ve dünyadakılardan daha hayırlıdır dedi. Hayra koşuyor Hazreti Ali Efendimiz. Öyle hayra koşarken seni bırakmaz şeytan. Bırakır mı? Senin önüne bir sürü alevere talevere çevirecek, engel koyacak. Bak Hazreti Ali Efendimiz önüne ihtiyar bir kimse olarak çıktı. Hazreti Ali Efendimiz edeb etti, geçemedi onu. Camiye girdi, mescide baktı ki cemaat rüku da Allahu Ekber dedi, rükuya geçti. Subuhane Rabbiyel Azim dedi. Allahu Ekber dedi, Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri rüku'dan kalktı, namaz bitti. Sordular Hazreti Peygamber Efendimiz'e sallallahu aleyhi ve sellem.
Ya Resulallah rüku'da çok uzun durdunuz bugün. Dedi ki Cebrail aleyhisselam geldi, kanatlarıyla benim üzerimi bastı. Beni rüku'dan kaldırmadı. Rüku esnasında kim namaza geldi dedi, Hazreti Ali Efendimiz ben ya Resulallah dedi. Niçin geç kaldın ya Ali dedi. Önümde bir ihtiyar vardı dedi. Onun kim olduğunu biliyor musun ya Ali dedi. Hayır ya Resulallah dedi. Pardon. Allah ve Resulü daha iyi bilir ya Resulallah. O şeytan azazildi ya Ali dedi. Seni namaza geciktirmek için, yetiştirmemek için önüne geçti. Şeytan kandırır seni. Hayra koşturtturmaz.
Şeytan aldatır seni. Doğruya koşturtturmaz. O yüzden o hekimin önüne git otur. O hekim şeytan hastalığını bilir. O hekim o şeytan hastalığından geçmiştir çünkü. Şeytanın nereden vuracağını bilir. İşte o hekim de baktı cariyeye, cariyeye sorular sordu. Cariyenin hastalığını tespit etti, tahlil etti. Ve dedi ki, senin hastalığını iyileştirecek olan benim. Sana öylesine iksirler sunacağım ki, sana bu büyümüş gibi gelecek. Ne dedi Ebu Cehil, Hz. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine, işte senin büyücü olduğunu şimdi anladım dedi. İksiri gördü.
Ay ikiye bölündü. Dedi ki işte şimdi büyücü olduğuna inandım. Sen bir büyücüsün. Hekimin isabet etti ya. İsabet eden, isabet ettiğinde mümin olanlar, bu hekimden keramet gördüm der. Şifa gördüm. Mümin olmayanlar, bu bir büyücü der. Mümin olmayan ne der? Bu büyücü. Bu boş safsata. Bu boş konuşuyor. Bu normal konuşmuyor. Bunu mu dinliyorsunuz? Delinin teki, büyücünün teki, cahilin teki. Senin gamını ben yerim. Sen gam yemem. Seni yüzlerce babadan daha fazla esirgerim ben. Senin gamını, kederini ben taşırım.
Senin hastalığını ben üzerime alırım. Bu sufilerde edeptir. Sufiler bir hastanın başına gittiğinde, Ya Rabbi, şu kardeşimin hastalığını bana ver. Ona şifa ver. Bu hastalığı ben çekeyim. Dua ederler. Gider sufi, bir arkadaşının yeri işi bozuk. Ya Rabbi, bu kardeşin iş bozukluğunu ben yaşayayım da, bu kardeş yaşamasın. Bunun işini asan eyle. Kardeşlikte had safhadır bu. Senin gamını ben yerim. Senin hastalığını ben çekerim. Senin sıkıntını ben katlanırım. Ben sana kızmam. Ben sana darılmam. Ben sana gücenmem. Ben seni ötelemem. Ben seni itmem.
Ben seni kakaklamam. Ben seni ikinci sınıf vatandaş gibi tutmam. Bir baba evladını ayırır mı? Ayırmaz. Ben sana baba şefkatinden daha şefkatliyim diyor hekim. Baban diyor evlatlarını ayırır. Hangisi ona daha fazla tebessüm ediyor. Hangisi ona daha yakın. Ona mallan fazla koyar. Ama der ben baban gibi değilim. Ben senin canına can olurum. Ben senin kanına kan olurum. Ben senin derdine derman olurum. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ne dedi? Ben size babanızdan daha yakınım dedi. Aç kalan, açıkta kalan, borçlu olan, dertli olan gelsin dedi bana. Babalık o. Soğan babalı değil.
Liman babalı da değil. Manevi baba. Hekim dedi ki senin gamında, senin kederinde benim olsun. Yağmur nasıl her şeye can verirse sana da can vereceğim Allah'ın izniyle. Yağmur nasıl yeşertirse sen de yeşereceksin ilahi aşkla. Dirileceksin. Sakın ha. Sen sen ol bu sırrı kimseye söyleme. Sakın ha. Bu manevi sırları ifşa etme. Olmayacak yerlerde konuşma. Anlamayacak yerlerde konuşma. Sen bu sırrı gönlünde tut. Bu sırrı içinde tut. Sen bir hedefe koşacaksan, o hedefin sırrını içinde sakla. Kimselere söyleme ki, menziline çabuk kavuşasın. Sen kimselere anlatma ki, hızla şifa bulasın.
Kem gözle bakan çok olur. Eteğinden asılan çok olur. Çelme takan çok olur. Paçandan çeken çok olur. Kendini sakla biraz. Kendini biraz gizle. Erken öten horozun kafasını keserlermiş. Erken ötme. Vaktin, saatin gelince ötersin sen. Vaktin, saatin gelince koşarsın sen. Vaktin, saatin gelince uçarsın sen. Uçmak için yuvadan uçmayı bekle. Senin kanatların çıkınca uçurlar seni yuvadan. E sen kanatların çıkmadan yuvadan kendini atarsan, kediye köpeğe yem olursun sen. Sen yuvadan ayrılma. Yuvadan kanatsız, tüysüz uçmaya kalktın. Üç kuruşluk kedi öper seni. Sen yoksa dersin. Ben bu kediye yem olacak insan mıydım?
Sen aslanlara bile yem olmazdın ama sen kendi kendini kanat sıkızken uçurmaya kalktın. Seni aslan dahi tutamazdı. Aslan doğanı tutabilir mi? Aslan, ormanlar kralı. Doğana cortlayamaz. Ama daha doğan doğan olmadan, tüysüzken, daha doğan doğan olmadan, kanatsızken, atarsa kendini yuvadan, kedi yer onu.
Kedi yer, kedi. İfşa etme. Sakin ol, sabırlı ol. Yoksa kedilere yem olursun. Yerler seni çıtır çıtır. Doymaz bir de yiyince daha. Küçücük gelirsin ona. Ama sabredersen, doğan olursan, sen padişaha layık olursun. İyi doğan, padişaha layıktır. Padişahın kolunda gezersin. İyi doğan olursan, padişahın omuzunda gezersin. Harika bakarlar sana. Harika beslerler seni. Sen, padişah kuşu olursun. Kimse yan gözle bakmaz sana. Bir padişahın omuzunda gezmek var. Bir de kediye yem olmak var. Erken uçarsan, kediye yem olursun. Sabreder, beklersen, padişahın kolunda dolaştırsın.
Padişahın kolunda. Sen, padişahın kolunda dolaşmaya layık ol. Bekle, sabret. Eğitimden geç. Hemen senin padişahın koluna koyacak değiller ya. Ya, eğitecekler. O eğitimi bitireceksin. O eğitimi bitirdikten sonra, seni padişahın huzuruna çıkaracaklar. Decek ki eğitici, ey haşmetliğim, senin koluna layık bu doğan. Bu sana avlar getirir, harika. Tüyüne dahi zarar vermez. Bu sana avlar getirir, harika. Bununla cümle aleme övünürsün. Cümle alem, senin kolundaki doğana bakar. Ava çıkan padişahın kolundaki doğana bakarlar. Padişaha değil, avlanan padişahtır ama, avı getiren doğandır.
Doğan ne kadar kıymetliyse, o kadar iyi av getirir. Hiç kimse doğan avlandı demez. Ya, padişah, av partisi düzenledi. Ava çıktı. Kolunda bir doğan vardı ki, bakmaya kıyamazsın. Padişah doğan olursan, süslerler seni. Çıngıraklara bezerler seni. Kanat vuruşun ayrı güzel olur. Uçuşun ayrı tatlı olur. Konuşun ayrı güzellik de olur. O zaman bir yerden göçmek ne güzel, bir yere konmak ne güzel dersin. Her gün konar göçersin. Her gün ayrı bir aleme gösterir seni. Her gün ayrı bir alemde avlandırır seni. Sen padişah doğanısın.
Semalarda dolaşırsın. Padişah doğanısın. Padişahın mülkü sana helal olur. Padişah doğanısın. Sen ne tarafa uçuyorsun diye kimse sormaz sana. Sen sabırlı ol. Hekimin tavsiyelerine uy. Hekimin terbiyesine uy. Doğan ol da. Padişahın koluna kon. Bekle. Sabret. Ve dinle. Hekimi dinle. Dinle ki, kanatsız, tüysüz, kedilere yem olma. Sırrın gönülde kaldıkça dileğin daha da tez meydana gelir dedi. Demek ki sırrı gönülde tutmak gerek. Sırrı gönülde tutarsan, dileğin tez olur.
Sırrı gönülde tutmaz, diline vurur. Sabahtan akşama kadar lak lak lak … herkese sırrı anlatırsan, hiç benim evimde hazine var diyeni duydunuz mu? Bir günde hırsızlar helak ederler orayı. Bir fısıltı duyulsa, filanca mezarda hazine varmış derdilersen, mezarı yıkarlar öyle değil mi? Sen sırrı tut, sırrı tut, gönlünde tutmazsan, hazineni bırakmazlar seni. Allah muhafaza eylesin. El Fatiha. Masalâhu.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.