Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 1 Aralık 2013 · 1:55:56
İnşallah. Cenab-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşallah. Bayanların erkek, kuzenleriyle arasındaki mesafe nasıl olmalıdır? Kuzen dediğiniz kardeş çocukları, öyle değil mi? Yani amca çocukları, işte amca hala çocukları, kuzen bu değil mi? Evet. Nikah düşer, nikah düştüğü için bunlar halvet edemezler.
Dinde kadınla erkeğin halvet etmesi haramdır. Bunu böyle sanki görüşmek harammış gibi algılıyorlar, öyle değil. Halvet de şudur, nikah düşen bir kadınla bir erkeğin bir evin içerisinde veya bir odanın içerisinde baş başa kalmasıdır. Din bunu yasaklamıştır.
Tekrar söylüyorum, birbirine nikah düşen kadın ve erkeğin, Hiç kimsenin görmeyeceği bir şekilde bir odada veya bir evde halvet etmeleri, yani baş başa kalmaları yasaklanmıştır. Haramdır. Zina hükmüne kadar çıkaran ulema vardır. O yüzden yoksa, makul şartlarda, makul dairelerde din görüşmeyi yasaklamaz. Tekkenin kubbesinin tam ortasındaki dairede yazan sayıların, şekillerin, yazıların anlamı nedir?
Fotoğrafını çekip bakmak lazım. Zina edenleri zina edenlerle evlendirin diye bir hadis-i şerif var. Ayet bu. Zamanımızda tecavüz olayları çoğaldı. Peki bir bayan tecavüze uğramışsa eğer zina eden biri mi, biriyle mi evlendirilmesi gerekir? Temiz biriyle mi? Hanefiler demişler ki bir bayana zorla tecavüz edildiyse, o temiz hükmündedir. Yani kız hükmündedir. Eğer ki tecavüz edilen kızsa, kız hükmündedir. Biz burada bir eksiklik bir şey görüyoruz. Eksiklik, eksik bir düşünce var. Eksik düşünce şu, bizim için kız olması, o kimsenin hiç cinsel ilişkiye girmemesi olarak algılıyoruz.
Bu değil sadece. Yani televizyonlarda da, işte medyada, tartışmalarda, sanki din sadece, çok çok çok özür dilerekten söyleyeceğim, kızlık zarına bağlanıyor mesela. Yani işte bir kızın kızlık zarı bozulduysa kız hükmünde. Eğer bozulmadıysa kız hükmünde, kız hükmünde bozulmadıysa, bozulduysa kız hükmünden çıktı.
Bu değildir anlayış. Bu anlayışın bu olmadığına, Hanefilerin zorla tecavüze uğrayan bir kızın, kız hükmünde olduğuna fetva vermemeleri gerekirdi. Anlayış, bir kızın bu noktada hiçbir erkekle ten temasına girmemesidir. Bu şimdi farklı noktalara çekilir, ben biraz bunu açarsam, böyle erotizm konuşuyormuşuz gibi gelir.
Bir kız düşünün, on tane erkek arkadaşı olmuş, on tane erkek arkadaşıyla değişik boyutlarda teması olmuş ama hiç cinsel ilişkiye girmemiş. Bu zina yapmamış hükmünde mi şimdi? Bu kız hükmünde mi şimdi? Bunu televizyonlarda, medyada böyle tartışıyorlar. Din bu göze bakmaz.
Dinin bakış açısı, televizyonda o tartışmacıların böyle bayılaştırdığı, aşağıladığı sadece kızlık zarına bağlı değildir. Onlar da karşılarına zaten dini teferruatıyla bilen, meselenin iç yüzüne ve iç hukukuna sahip olan bir kimseyle tartıştırmıyorlar zaten. Meseleyi döndürüp dolaştırıp kızlık zarına bağlıyorlar. Yani normalde bir kızın kızlık zarı gitti, kızlığı gitti. Kızlık zarı durdu, o kız yirmi tane erkekle de konuşsa, değişik temaslarda bulunsa, o kimse o zaman kız. Böyle değil dinin bakışı. Zina edeni zina edinle evlendirin. Zina etmek sadece cinsel ilişki değil. Bir kadının veya bir erkeğin, normalde bu noktada işte bir dudak teması yapması da zina hükmünde.
Nereye gideceğiz? Burada denklik söz konusu oluyor. Nasıl denklik söz konusu? Buradaki zina edenleri zina edenlerle evlendiriniz. Denklik. Yani bir kimse zina ediyorsa, onu temiz bir kimseyle evlendirme. Veya onu örtme, onu saklama. Onu söyle. De ki ben daha önce zina etmiştim. Örneğin, bir erkek düşünün, hiçbir kızla, hiçbir kadınla görüşmemiş. Kendisini muhafaza etmiş. Kendisini korumuş. Bir kız düşünün, hiç kimseyle teması olmamış. Kendisini korumuş. Burada koruma, muhafaza etme.
Bu öne çıkıyor. Ne kadar kendini korumadın, karşıdaki denklik noktasında o kadar da kendini korumayanla denksin. Denklik aranırsa, denklik aramaz erkek, alır evlenir veya kadın denklik aramaz, evlenir. Bunda bir sıkıntı yok. Ama velakin, mesela Hanefi fıkıhçıları, mehirle alakalı değişik fetvalar vermişler. Mesela bir kimse nikahlanmış olsa, nikahtan ayrılırlarken, birbirlerine yakınlığına göre mehir öder karşı taraf.
Mesela nikahları var ama cinsel ilişkiye girmemişler. İşte örneğin, değişik boyutlarda temaslar olmuş. O değişik boyutlardaki temasa göre o kimsenin mehri ödenir. Demek ki bu noktaya bakışı İslam'ın çok geniş çerçeveden. Evli bir bayan tecavüze uğramışsa o bayanın nikahı düşer mi? Düşmez. Hanefi'ye göre bir kadına zorla tecavüz edilmiş olsa ama zorla tecavüz veya o kıza da zorla tecavüz hükümlerinin belli olması lazımdır. Zorla tecavüz hükmün farklıdır. Mesela bir kız çocuğu bir adamın evine gitti değil mi? İşte orada zorla tecavüz oldu.
Ona zorla tecavüz hükmüne sokmaz onu hiçbir hukuk. Der ki sen orada ne işin var senin orada? Şimdi bayındırılan misafirler var. Onlar hatırlayacaklar ve kim olduklarını bilecekler. Bizim bir arkadaşımız böyle başından bir şey geçti. Hakim soruyor kıza yanınızda başka birisi var mıydı? Birinci celsede kız yok dedi. Bitti mahkeme. Altını çizeyim. Parantezi kapatayım. Hiçbir kız, hiçbir kadın bir erkek bir yardımcı almaksızın yanına bir kadına sahip olamaz. Ya bayıltması lazım. Ya kendinden geçirmesi lazım.
Ya da elini kolunu ayağını bağlaması lazım. Anladınız mı? Cenab-ı Hakk onlara da öyle bir koruma, onlara da öyle bir muhafaza fıtratı vermiş. Yapamaz bir adam. Zorla tecavüz edemez tek başına. Günümüzde yaşayan müceddit var mıdır? Muhakkak büyük bir cemaat lideri şeyhi müceddi ilan ediyor, edebilir. Bunu İslam dünyasında kabul ediyor. İslam dünyası kabul ediyor deyince durulacak. Benim kabul ettim bir müceddit yok. Nasıl İslam dünyası kabul etti? Bunlar çok su götüren şeyler. Öyle bir müceddit çıkarsa İslam dünyasında şu anda, İslam dünyasının hangi ülkesinde olursa olsun o müceddit tutuklanır.
Bakın, öyle bir müceddit çıkarsa o müceddit İslam dünyasında tutuklanır. Hangi ülkede olursa olsun. Buna Türkiye'de dahil, Suudi Arabistan'da dahil. Müceddit, öyle Kur'an ve sünnetin dışında zerrece, zerrece dışına çıkacak bir kimse değildir. Onun konuşamayacağı hiçbir şey yoktur.
Bu öyle birisini bir kimse müceddit olarak kendisi kabul edebilir. Benim mücedditim o diyebilir. Her mürşid, dervişlerince, dervişlerin müceddedidir. Bir kimse gerçekten, La ilahe illallah Muhammeden Resulullah derse ona rahat yok çünkü. Ona rahat yoktur. Bakmayın siz, yani bu 2003'te mi, 2004'te mi ne bir yasa değişti de oradan millet nefes aldı. Yoksa bizi sorguladıkları, yargıladıkları dava belliydi 2003'e kadar.
Anayasal düzeni, anayasal mevcut düzeni, teokratik dini sisteme çevirmekten, döndürmekten haydi sorgulanıyorsun. Ve o yasa çıkınca nefes aldı. Yoksa o yasa çıkmamış olsaydı hepimiz de içerideydik. Yani hepimiz derken sohbet edenlerin hepsi de içerideydi. Hepsi de terörle mücadele eden küldürt 10 yıl cezası.
Bazen sorarlar ya işte siz şeyh misiniz? Şeyhim demenin cezası 13 yıl. Severiz o müceddidi biz. Müceddit dediğiniz zaman duracak her şey.
Hayat duracak. Birileri birilerini müceddit görebilir eyvallah. O müceddit görülen kimse dahi kendi kendisini mücedditim diyemez. Tarihte bazı kimseler demiş, onlar da ölçü değil diyebilir. Ben onları ölçü olarak kabul etmiyorum. Serahsi demiş mesela. Ama ben ölçü olarak kabul etmiyorum demeyi. Müceddit dini yenileyen manasında olduğuna göre bu çok büyük bir iddia değil midir? Evet. Bu şeyh efendi zahiren mi kabul ediliyor? Bilemem. Manen mi şeyh efendi veli kullarından mıdır? Olabilir. Yoksa müceddit midir? Bizi aydınlatırsanız sevinirim. İnternette bir video izledim.
Not parantez içerisinde Mahmut efendi isim vermek istemedim. Kararı size bıraktım. Dervişleri, müritleri Mahmut efendi'yi müceddit görebilirler. Olabilir. Görebilirler. Hakları. Bu zaten bütün müridan arasında bu meşhurdur. Bunun fetvası da vardır. Tasavvufun kendi içerisinde de bu görüşü vardır. Tasavvuf dışında da fıkihi olarak bunun fetvası vardır. Her mürşid kendi cemaatinin müceddidi, kendi cemaatinin müşteididir. Bir kimse bir şeyh efendi kendi cemaatine müceddit noktasında davranır. Öyledir zaten.
Ama bunu bütün İslam dünyası demek biraz, bu benim kendimce. Yani örneğin işte Allah rahmet eylesin, şeyhim için denseydi ki bütün İslam dünyasının müceddidi, ya yapmayın derdim. Ben şeyh değilim, benim için zaten denmez de ama benim şeyhim için denseydi ben derdim ki ya yapmayın. Şu anki Kur'an-ı Kerim zamanımızda yeterli değil mi? Kur'an-ı Kerim'in veya ilmihallerin güncellenmesi gerekli. Soru işaret. Gerekli mi olacak derhalde? Kur'an-ı Kerim muhakkak bütün zamanlara yeterli. Bu noktada bir sıkıntı yok, muhakkak ilmihaller de hukuk noktasında bütün zamanlara yeterli. İlmihal bilgileri, namazı, abdesti bozan şeyler gibi. Ama Kur'an ve sünnetin içerisinden yeniden iştahat edilmesi gereken noktalar var mı?
Evet. Kur'an-ı Kerim'in anlayış açısından, anlayış açısından yeniden bu noktada yenilenmesi gerekiyor mu? Evet. Evet. Evlenip ayrılmış bir kadın illaki evlenip ayrılmış bir adam ile mi evlenmesi gerekir? Hayır. Erkek için de aynı denklik gerekli midir? Denkliği gerekli görenlere göre gereklidir. Bir kimse denklik gerekli görmüş olsa hakkıdır. Bakın bir kimse denklik isterse hakkıdır. Niçin denklik istiyorsun denmez. Bir veli çocuğu için denklik ararsa hakkıdır. Ya niçin denklik arıyorsunuz denmez ona. Bir baba kızını dengi bir kimseyle veya denginin üstünde bir kimseyle evlendirmek isteyebilir. Veyahut bir baba oğlunu kendi denginde veya denginin üstünde bir kızla evlendirmek isteyebilir.
Bu onun hakkıdır. Bakın bu onun kendi hakkıdır. Ama bir başkasına dışarıdan bir kimse bunun zorunu kılamaz. Mürşide muhalefetin sonuçları nelerdir bu konuda? Mürşidler ilişkilerimizde nelere dikkat etmeliyiz? Hiçbir şey olmaz merak etmeyin. Çünkü bu öyle bir yaygınlaştı ki şu anda. Allah muhafaza eylesin. Cenab-ı Hak korusun cümleyi inşallah. Böyle söylerken hiçbir şey olmaz derken muhakkak olur işin natifesi. Ama insanların en rahat dil uzattıkları kimselerdir bunlar. En rahat gidin mesela bir mürşidin bir şeyhin hakkında istediğiniz kadar laf duyabilirsiniz. Bunun çünkü cezai sistemi yok.
Ve insanlar istedikleri gibi konuşurlar paparazzi gibi. Hiç fütürü yoktur bu noktada. Hiç ama. Çünkü insanların büyük bir çoğunluğu kör ve sağır. İnsanların büyük bir çoğunluğu şeytana kulluk yapıyor. Öyle olunca şeytan ilk önce insanları Allah dostlarına düşman olmayı, Allah dostlarının gıybetini, dedikodusunu ettirmeye yöneltir.
Şeytan ne uğraşsın her gün kendi peşinde koşanla, kendisinin emrini yerine getirenle şeytanın ne işi olabilir? O oturmuş şeytanın kucağına zaten. O şeytanın emrinde. Şeytanın emrinde olan bir kimseyle ne uğraşsın şeytan? Şeytanın emrinde olmayanları şeytan uğraşır. Onları kendi yoluna çekmek için, onları saptırmak için uğraşır. Bunun yolu da odur. Ne yapacak? Oturacak, dedikodu yapacak. O bunun hakkında konuşacak. Ya bu. Bazen diyorum ya burada bahçede oturuyor. Ben buradayım. Oradan dedikodu yapıyor. Şimdi herkes tanıyor artık beni de, ben geçerken konuşmuyorlar. Önceden şimdi tanımıyorlardı ya ilk zamanlarda, yeni geliyorlar.
Kim sohbet edecek belli değil. Ben geçerken hem pilav yiyorlar, soruyor bu değirmenin suyu nereden geliyor diyor. Bunca millet yiyor, içiyor burada diyor. Ben duyuyorum onu. Kendi kendime diyorum ki Allah Allah'a insanlığa bak diyorum. Ne o birisi ne demiş? Ondan sonra o demiş ne kadar parasının olduğunun hesabını bilmiyor demiş. Bir gün dedim ya buradan embesilim ya para saymasını bilmiyorum ya ne kadar olduğunu bilmeyeceğim. Söyler insanlar. Söylerler. Hiç durmazlar. Normalde insanların bağlı olan insanlar da konuşur bunu. Adam şeyhe bağlı ya, o şeyhin hakkında, bağlı olduğu şeyhin hakkında konuşur. Bunları şeyh efendinin zamanında gördün mü?
İnsanlar kendi şeyhlerini eleştirirlerdi. Eleştirdiklerini bilirdim ben. Benim yanımda yapamazlardı da çok. O eleştirenler böyle gruplaşırlar, odaklaşırlar bir yerde. Çünkü birbirlerini dinleyecek, birbirlerini anlayacak, birbirlerinin dedikodusunu çekecek dedikoducular bir yerde toplanırlar. Birisi yapmayın dedikodu dese onu çağırırlar mı? Çağırmazlar. Ne gıybet ediyorsunuz dese kim çağırır onu? Kimse çağırmaz. Konuşmayan kardeşim benim sevdiğimin yanında benim yanımda dese adam onu bir daha çağırır mı? Çağırmaz. Yol ayırılıyor bakın. Birisi şimdi Nuri'yi bana kötüleme hakikse kötüleyebilir mi benim yanımda? Kötüleyemez. E kötüleyemeyeceğini de bildiği için gelip de bana Nuri'yi kötüleyecek bir kimse var mı şimdi?
Yok. Dinlersem adam Nuri'yi gelir bana kötüler. Çok basit. Toplum batıyor buradan. Biz alışkınız. Eşlerimiz kendi anne babaları veyahut da bizim anne babalarımız hakkında evde konuşurlar susarız. Bizler, kayınvalidelerimiz, kayınpederlerimiz, kendi anne babalarımız, akrabalarımız hakkında evde gıybet ederiz.
Onlar susar. Evlerinizi gözünüzün önüne getirin. Birbirlerinin akrabaları hakkında herkes konuşur. Çok rahattır. Gelin kaynanası hakkında istediği gibi konuşur evde. Adam susar. Annem hakkında konuşma veyahut da hanım gıybet etme diyemez. Veyahut da adam kendi kayınvalidesi, kendi kayınpeder hakkında evde konuşur.
Eşi diyemez. Bey gıybet etme. Yandaki komşu için konuşur. Mahalledeki bir kimse için konuşur. Bizim kulaklarımız gıybete aşina, gıybet işlendiğinde irkilen, ağlayan, titreyen, çok büyük günahı kebhar işledim deyip secdelere kapanan birisini gördünüz mü hiç? Yok. Biz şuyuz ya gıybet ettikken ya tüh ya. Gıybet etkilerin hoşuna gitmeyecek bir şeyi söylemek doğru da olsa gıybet. Ama insanlar vardır, o lakaplarıyla tanınırlar. O lakaplarıyla tanındığı için lakaplarıyla onları konuşmak gıybet değildir. Ama değilse gıybettir.
Çok basit bakın. Çok basit. Hangimiz çocuğumuza gıybet etme deyip sustururuz? Kulaklarımız aşina ona. O bize yabancı bir ses gibi gelmiyor. Bizi tırmalamıyor o. Bize acı bir şeymiş gibi gelmiyor. Bok böceği bok yuvarlar. Ona o acı gelmez. Ona o necis gelmez. O sabahtan akşama kadar bok yuvarlar. Sinek necasete konar. Ona o necaset gelmez. Sabahtan akşama kadar necasetin içinde yaşar o. Onun gözü, kulağı, ayağı, kanadı necasettir onun. Necasetin içinde yaşayan bir şey necasetle özdeşleşir.
Necasetle. Ona o farklı bir şey gelmez. Gayet makul gelir. Adam sabahtan akşama kadar faiz, kol çeviriyor. Oturmuş, çek, dönmüş, gidiyorsun. Ondan sonra ne kadar döndü, şu kadar döndü. Kaç aylık çek verin yerine? Üç aylık. Çıt çıt çıt … hesaplıyor. Bu kadar faiz oluyor abicim diyor. Alıyor çeki senden. Çok makul. Ben iplikçiliği bu yüzden bıraktım. Battım orada. Eyvah dedim ya Mustafa Özbağ nereye düştün sen? Ne kadar çek dönmüş? İşte 30 milyarlık. Ben 30 milyarlık çeki alıp götürüyorum. Dönmüş yani dönükleri ödüyorum. Oraya bir tane bankadan emekli bir tane adam oturtmuş oraya. Kocaman bankalarda olan bir hesap makinesi var. Hem vadesiyle hem fiyatıyla giriyor.
Tak, giriyor, giriyor, giriyor. 30 milyarlık çek götürmüşsün sen. 26 milyar düşüyor hesaptan. Örneğin. Sen fişi alıyorsun eline. Gidiyorsun tık tık tık … İplik aldın adama. Abi 26 lira düştü diyorsun. Tamamdır Mustafa'cığım diyor. İmam Hatip mezunu bu adam. Haa dedim. Hocam hocam diyor bir de. Yok dedim ya. Mustafa Özbağ sen buradan çık dedim. Ağırlığı bıraktım çıktım. Sıfır çıktım. Bakın sıfır çıktım. Çok normal ona. Onun içerisinde o.
Bir müddet sonra birisiyle yine sohbet ediyoruz. Bana dedi ki sen batarsın. E dedim ben. Sen faiz alacaksın dedi. Abi ben batayım ya dedim. Ben almayacağım dedi. Sen şimdi hemen hadis-i şerif söylersin bana dedi. Var ya dedi. Hani zina yapmış gibi olursunuz var ya. Abi dedim. Ben inanıyorum o hadise. O yüzden çıkacağım bu işten ben dedim. Ben bir daha battım. Normal onlara. İşte böyle toplumun içerisinde günah işlemek, günaha batmak makul ve malum hale gelir. O kimse bunu yaparken hiçbir şey olmaz bundan diye düşünür. Oysa Cenab-ı Hak hadisi kudüsle der ki kim bir benim velime savaş açarsa bana savaş açmış gibidir.
Bana savaş açanı da diyor. Bana savaş açanı da. Yırtıcı hayvanın, aslanın avundan intikamını aldığı gibi ondan intikamımı alırım der. Allah muhafaza eylesin. Ama bu insanların içerisinde makul oluyor bu tip şeyler. Yoldan geçen bir kadının hakkında konuşmak makul. Yoldan geçen bir adamın hakkında konuşmak makul. Yoldan geçen bir kadının eteğine laf söylemek, dekoltesine laf söylemek, ona bir isim takmak makul. Biz bunu makulleştirmişiz. Günah bizim için makulleşmiş. İrkilmiyoruz. Bunu nasıl yaptım ben ya? Gideyim şuradan helallık kalayım.
Olmaz böyle bir şey. Ben nasıl böyle bir şey söyledim? Ben nasıl böyle bir şey yaptım? Mümkün değil. Ben nasıl yüzleşirim bununla mahşerde? Böyle bir algımız yok. Toplumun içerisini karartan, toplumun içerisinde hayatı yaşanmaz hale getiren şeyler. Dedikodu, gıybet, iftira, suizam, mühtah. Olur olmaz konuşmak. Allah muhafaza eylesin. Tövbe ve teslimiyet nasıl olmalıdır? Nasuh tövbesi herkese gerekli midir? Tövbeyi tarif eder misiniz? Hiçbir şey tarif etmeye gerek yok. Tövbe etmek bu noktada yapmış olduğun günahtan geri dönüp bir daha yapmamak. Tövbenin dil ile olanı var. Sabahtan akşama kadar tövbe ya Rabbi de. Bu dil ile olanı.
Bu dil. Lazım mı? El cevap lazım. Bir kimsenin estağfurullah, lazim demesi. En kısa yoldan. Tövbe etmesi. Ya Rabbi tövbe ettim günahlardan demesi. Tövbe etti. Bu dil ile olanı. Bu lazım mı? El cevap lazım. Hal ile olanı var. Hal ile olanı ne? O günahı, o işi, o hatayı bir daha yapmamak. Bir daha yapmamak. Ben içkiye tövbe ettim. Bir daha içmeyeceğim. Bitti. Hiç içmediyse o kimse bir daha içkiden tövbe etti demektir. Böyle bir dönüş yapan kimsenin geçmişte işlemiş olduğu hatalar sevap olur.
Bir daha geri dönmedi değil mi o günaha? Bir daha geri dönmezse geçmişte yapmış olduklarının hepsini de Cenab-ı Hak hayra çevirir. Bu ne? Bu hal ile olan tövbe. Bu en az olması gereken şey. Bir de tövbenin nesi var? Hakikat olanı var. Hakikat olanı ne? Onu unutmak. O günahı unutmak. Hiç sanki yaşamamış gibi unutmak. Bu da tövbenin hakikat noktası. Allah bizi onlardan eylesin inşallah. Samimi ve sadık olmak nasıl mümkün? Samimi ve sadık olmakla mümkün.
Kıymetli kardeşler. Hayatınızı samimi bir şekilde yaşayın. İçinizde iki hesap olmasın. Etrafınıza karşı samimi olun. Takiye yapmayın. Sevmediğiniz halde seviyormuş gibi görünmeyin. İstemediğiniz halde istiyormuş gibi görünmeyin. Dost olmadığınız halde dostmuş gibi görünmeyin. Samimi olun. Sizin avucunuzda hiç önemli değil. Bir damla dahi olsa samimiyetiniz olsun. Kime karşı olursanız olun. Eşinize, çocuklarınıza, arkadaşlarınıza, kardeşlerinize, abilerinize, amcalarınıza, dedelerinizle, ninelerinize, sizden küçük olanlara, sizden büyük olanlara hiç önemli değil.
Hiç önemli değil kim olduğu. Samimi olun. Avucunuzda samimiyetiniz olsun sizin. Para, pul, makam, mevki hepsi de gelir geçer. Hepsi de gelir geçer. Gelip geçmeyen hiçbir şey yoktur. Dert, ızdırap, borç gelir geçer. Dünyalar kadar borcunuz olsa ödenir borcunuz. Bütün dünya dert dolu olsa, bütün dünyanın o derdi, sizin kafanızdan aşağıya giydirilse, merak etmeyin. Derdin de sonu vardır. Sıkıntının da sonu vardır.
Problemin de sonu vardır. Bakın vardır. Hiç hiç. Ama avucunuzda samimiyetiniz olsun. Borcu ödemek için samimiyetiniz olsun. Sıkıntıyı atlatmak için samimiyetiniz olsun. Problemi halletmek için samimiyetiniz olsun. Samimi olun. İki hesap etmeyin. Üç hesap etmeyin. Dört hesap etmeyin. Samimi olun. Doğru insanlar samimi olur. Doğru olun, samimi olun. Hayat felsefesi size. Başka bir şey olmanıza gerek yok. Sufilik, insanlık, dervişlik, müslümanlık, velilik, mürşitlik, ne olursanız olun.
Hepsi de samimiyete bakar. Samimi olun. Samimi olmak, içinden hesap etmemektir. Samimi olmak, senin avucunda sadece bir yudum sevgim vardır. Samimi olmak budur. Yoksa samimi değilse bir kimse, içinde başka hesapları varsa kaybeder. Hep kaybedenler samimiyetsizlikten kaybederler.
Kazananlar da hep samimiyetten kazanırlar. Samimiyetten kazanır. Samimidir çünkü. Sen samimisen doğrusundur. Samimisen ihlas vardır. Allah seni düzlüğe çıkarır. Allah seni selametliğe çıkarır. Ve samimiyet insanda sıddıklığı getirir. Yani sadık olmayı getirir. Sadık olmayı. Sadıklar ancak samimi olur. Samimi olanlar ancak sadıktır. Onlar birbirini götürür. Samimi ve sadık olmayanlar bozulurlar. Yolun bir tarafında bozulur o. Hayatın bir tarafında bozulur o. İki eş arasında samimiyet ve sadıklık yoksa bozulur yolda. Derviş, mürid, mürşid arasında samimiyet ve sadıklık yoksa yolda bozulur.
İş çevresinde çalışırken samimiyet ve sadıklık yoksa yolda bozulur o. Samimiyet ve sadıklık varsa sektelese bile düzeltir kendini. Tekler düzeltir. Tekler. Her şey tekler. Ama samimi olanlar ve sadık olanlar yolun sonunu görürler. Ben bazen anlatırken derim. Biz 18 yıl bir şeyh ile yaşadım. 18 yıl. 18 yıl. Bekarken şeyhimle olan benim iletişimim başladı. Benim evlilik hayatımdan uzun dervişlik hayatım. Benim şu anda yaşadığım hayatın yarısından fazlasını, şu anda yarısından fazlası artık çünkü. Yarısından fazlasını taşıyor.
Yarısından fazlasını. Ben bazen arkadaşlara derim yakın tarihde de geniş tarihde de. Hiç mi bir şey yaşamadık biz şeyhefendiyle? Hiç mi ben yanlış anlamadım? Hiç mi ben eksik anlamadım? Hiç mi ben negatif noktaya düşmedim? İnsanız. Ben her şeyhimin dediğini muhtemat yaptım diyemem ki. Hiç mi açıya düşmedim? Ama bir şey söylerdim. Ve hala da derim. Benim samimiyetimden kendi üzerimde şüphem yoktu. Hiçbir şey beklemezdim. Hiçbir şey. Hiçbir şey.
Bakın burada en eskiler var. Yolun başından Nuri. Yolun başından var Harun. Harun imam hatibe gidiyordu o zaman. İmam hatip kaç tane Harun? Orta üç. Orta iki, orta üç. Şu gördüğünüz adam orta ikiden beri. Babası Bayındır'ın en meşhur imamı onun. Yolun başından. Nuri yolun başından Oktay'dan altı yedi ay mı var aranızda? Ne kadar var? Beş altı ay o kadar. Beş altı ay. Oktay ilk başlangıç noktası. Kulakları için nasıl? Hiç mi bir şey yaşanmadı? Veya Nuri bana bakarken hiç mi eksiğimi görmedi? Hiç mi benim kusurumu görmedi?
Veya ben Nuri'ye bakarken hiç mi eksiğini, kusurunu görmedim? Dikkat edin. Samimiyet. Ve sıddıklık, sadıklık. Sadıklık. Dağ ben Bayındır'dayken bana halifelik teklif edenler. Ödemiş'e göçtüğümde halifelik teklif edenler. Hem de üç dört tane dergahtan, tarikattan. Bursa'ya göçtüğümde halifelik teklif edenler. Şeyhler toplantısı olurdu. Şeyhler toplantısına gelen üç tane, dört tane şeyh efendi bana halifelik teklif etti. Hazır.
Hatta iki tanesi şeyhime söyledi. Efendim dedim, var tasavvufta, tarikatta bu. Birisi sağda, şeyhime söyleyen sağ. Müsaade ederseniz Mustafa Efendi'ye ben icazet yazmak istiyorum dedi.
Önce kendisine söylemiş, Mustafa Efendi'ye söyle demiş. Bana söyledi, dedim ben ona, efendim dedim ben, bunun için burada değilim dedim. Benim yanımda şeyh efendiye bir daha söyledi, arabada giderken. Aa istemiyor dedi şeyh efendi. Allah rahmet eylesin. Birisinin vefat ettiği Allah rahmet eylesin. Evine gittik, şeyh efendi yatırdı yan tarafa, geldi benim yanıma. Mustafa Efendi dedi, Abdullah Efendi herhalde sana halifelik icazetini yazmayacak. Yazayım evladım sana bir icazet dedi bana. Efendim Allah razı olsun dedim, teşekkür ederim. Benim ömrü hayatımda ben icazet için dedim, bu yola düşmedim. Ben bunun için düşmedim dedim.
Sabah oldu, ben gece yattığımda rüyamda şeyh efendinin o hali gördüğünü gördüm. Rüyamda şeyh efendi, o şeyhin bana söylediğini o hali şeyh efendi rüyasında gördü. Ben bunu rüyamda gördüm. Bakın insanlar nerelerden imtihan oluyor. Tasavvuf yolu öyle bir günlük yol değildir. Bir günlük yol değildir. Size bunları kendimi met etmek için söylemiyorum. Size hüccet olsun diye söylüyorum. Rüyamda gördüm şeyh efendinin gördüğü rüyayı. Sabah oldu, ezan vakti, namaz vakti ben kalktım. Bekliyorum şeyh efendi kalksın diye. Ondan sonra neyse o böyle işte bir an horlaması durdu, tık açtım ben. Vakit geldi mi dedi, geldi efendim dedim.
Destur dedi, kalktı şimdi. Neyse abdestini aldı, ben abdesti aldım. Aldım abdestini, aldım efendim dedim ben. Secdade'yi yazdım hemen. Ben çekildim şeye. Kıldın mı namazı dedi, kılmadım efendim dedim. İyi gel beraber kılalım dedi. Neyse sünnetleri kıldık. Ondan sonra kâmet dedim ben. Namaza durdu. Allah rahmet eylesin. Fatiha'nın yarısında durdu. Gitmiyor. Başka başladık hıçkırmaya. Namazı bitirdik. Ardından tevhid okuduk. Döndü. Ne dedi sana dedi filanca. Tabi o ağlayınca ben dağladım.
Sustum ben. Bak ne rüyamda gördüm diyorum. Ne de herhangi bir şey. Sustum sadece. Oğlum sen nasıl bir adamsın ya dedi. Nasıl efendim dedim ben. Sen nasıl bir adamsın oğlum dedi ya. Oğlum bu zat dedi. Bilmem kaç yerden icaz etti. Bir şeyh dedi. Alim bir kimse dedi. Mürşid bir kimse dedi. Sen onun vereceği icazeti nasıl reddettin dedi. Dedim efendim ben icazet için burada değilim ki dedim. Oğlum bu yüzden çok seviyorlar seni işte dedi. Gördün değil mi rüyanda dedi bana. Gördüm efendim dedim ben.
Benim rüyamı da gördün mü dedi. Gördüm efendim dedim. Sonra kimler teşekküre geldi. Gördün mü dedi. Gördüm efendim dedim. Sonra olanları gördün mü dedi. Gördüm efendim dedim. Oğlum neden söylemiyorsun dedi. Ben makam mevki için burada değilim efendim dedim. Benim sözüm var size dedim. Siz ölünceye kadar size ve dergahınıza hizmet edeceğim efendim dedim. Siz ne zaman dedim kabretsiz yerleştireceğim. Size ve dergahınıza hizmetim. O zaman bitecek efendim dedim. Bayındır da dedim size verdiğim söz buydu. Ben tipik bir bayındır delikanlısıyım efendim dedim. Bizim oralarda dedim he.
Bizim dedim yiğitlik anlayışımız budur dedim. Bir sefer ağzımızdan çıkar. İkinciyi konuşmayız efendim dedim. Bu ne biçim bir şey bu bayındırlılık ya dedi. Bu dedim efendim farklı bir şey dedim. Böyle eğitilmişiz biz dedim. Bizim eğitilmemiz bu. Allah mübarek etsin oğlum dedi. Estağfurullah efendim. Müsaade eder misiniz efendim dedim. Tabi evladım dedim. Çekildim. Sıddıklık bir eli bir sefer tutmaktır. Bir sefer. Hani ben derim ya bazen. Doğru ol. Sen doğru ol. Ya fişmanca şeyhe bağlanmış da o şeyh mürşid midi de değil midi de doğru muydu da yanlış mıydı?
Be sen nesin? Sen dosdoğru musun ki? Sen dosdoğru dervişlik yapacaksın. Dosdoğru sufilik yapacaksın. Dosdoğru müminlik yapacaksın. Allah seni meydandan mı bırakacak? Sen Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini her şeyden fazla seveceksin. O seni yoldan mı bırakacak? Kişi sevdiği iledir demedi mi? Kişi sevdiği iledir dedi. Sen dosdoğru müritlik yap da. Bak bakalım yol gidiliyor mu gidilmiyor mu? Kim hangi şeyh varsa ben rüyamda gördüm de ben ona hemen bağlanacağım. Rüyamda göreyim.
Bana Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri desin ki şu kimseye bağlanacaksın sen. Hem valla da hem billaha da yeminle söylüyorum bağlanacağım. Açık, net. Açık ve net. Hatta daha şey hiç önemli değil. Peygamber efendilerimizden birisi söylesin. Açık ve net. Biz makam mevki noktasında değiliz. Öyle yandan kenardan muhabbet edecek de değiliz. Allah bizi affetsin. Derdimiz yok. Sıddik olmak. Sıddik olmak. Bir sefer tuttuğun eli bırakmamak. Bir sefer tutmuşsun sen.
Bırakma. O bırakıyorsa bıraksın. Sen bırakma. O seni kovuyorsa kovsun. Sen bırakma. Bozulacaksa o bozulsun. Gönderecekse o göndersin. Bu adamlar şahittir ikisi. Şeyh Efendi Bayındır'da benim zakirliğimi aldı. Devam. Orada başka bir arkadaşa benim Allah affetsin yani. Çavuşluk yapan bir kardeşi dedi ki dersleri o yaptırsın. Devam. Hiçbir şey yokmuş gibi. Hatta arkadaşlara dedim ki arkadaşlar komple dedim öylesine itaat edeceğiz ki dedim. O kardeş dedim zakirliğin ders yaptırmanın tadını çıkaracak.
Sen bozulmayacaksın. Sen bırakmayacaksın elini. O reddetsin. Sen ne bırakacaksın? Birisi nurilere bir şey söylemiş. Ben gittim yanına. Dedim benim bir yatımı alacaksın. Kaldı. Bırakmam ki tuttum elinden. Bırakmam dedim elini ben senin şimdi. Bana dedim o katıldığın dedim kuruldan birisini söyleyeceksin ya da dedim benim bir yatımı alacaksın. Elimden sıyrılmak istiyor. Bırakmıyorum ki. En son da dedi ben sana ders veremem dedi. O manada bir şey söyledi.
O bırakıyor beni. Ben bırakmam. Şeyh Efendi de benim zakirliğimi aldı. Ben bırakıp gitmedim. Bırakmam. En son bir laf geldi dersini de almış. Gittim dersimi de mi aldı. Yok oğlum yalan söylüyorlar dedi. Dön zakirliğine de devam et manasında bir şey söyledi. Efendim ben yapmak istemiyorum artık dedi. Neyse oğlum dedi. Hallolur her şey dedi. Hacca bir git gel dedi. Sıddıklık o. Bir şey tuttun mu? Bırakmayacaksın. O bozulsun bırakacaksa. O bıraksın bırakacaksa. O gitsin gidecekse. Bırakmam deyip küstahlık da yapmam.
Yolun doğrusu adabı erkanı neyse. Ben gücümün yettiğince yapmaya çalışırım. O yapmıyorsa o bırakmıştır. Ben bırakmış sayılmam. Örneğin ölçü var. Semazenler şu ölçüde olacak. Bir kimse o ölçüye uymuyorsa. O kendi kendini bıraktırdı. Ben bırakmadım onu. Ne ders almış. Bu dersi çekeceğine söz vermiş. Dersi kendisi çekmemiş. Ben seni bıraktırmadım ki. Sen kendini çekmemeye başladın. Ben bıraktırdım seni. Hayır. Diyorum ki şu ahlakta olacak. Şu işi yapanlar. E olmuyor. Ben bıraktırmış olmuyorum ki onu. Kendisi bırakıyor. Onu ben bırakmış olmuyorum.
Sıddıklık vermiş olduğun sözde durmaktır. Ne bir fazla ne bir eksik yap. Ben şeyhime onu söyledim. Kabre konuncaya kadar sana ve dergaha hizmetim dedim. Kabre kondu bütün herkes şahit. Kabrin başında dedim ben sözümü yerine getirdim. Ey arkadaşlar benim böyle bir sözüm vardı. Benim bu şeyhe, şeyhefendi olan hizmetim ve bu dergaha olan hizmetim burada bitti. Kabrin başında açıkladım eski arkadaşlar bilirler. Bende öyle şey yok. Buradan çıkmış. Mezara koyduğum anda biter efendim dedim. Sana ve dergaha olan hizmetim kabre girinceye kadar dedim. Hizmetim bitti. Yanar dönerlik yok.
Ben ders kağıtlarının altına da şeyhefendinin ismini yazmadım. Millet şeyhefendiden dersli değil, şeyhefendinin dergahına bir nokta hizmeti yok. Ders kağıtlarının altına isimlerini yazdılar. Neden? Onun mirasına konmak için. Kim bir döşekte doğmadığı halde o döşekte doğdum derse soysuzdur hadis-i şerif. Kim evladı olmadığı halde benim babam filanca derse soysuzdur diyor hadis-i şerifte. Soysuz. Soysuz. Kimin yatağında doğduysan onun çocuğusun.
Başkasının yatağında doğup başkasının çocuğuyum dersen soysuzsun. Soysuzsun. Benim bildiğim doğru bu hadis-i şerif duruyor orada. Hadis-i şerif orada duruyor. Sıddik olun. Kimin elini tuttuysanız onun müridisin. Kiminle nikah kıydıysan onun karısısın.
Bir kadının on tane kocası olmaz. Bir müridin on tane şeyhi olmaz. Ben bir el tutmuşum. O bana halifelik verecek. Sen kimsin? Ben bir el tuttum. Bütün hepsi de toplansa, hepsi de halifelik vermeye kalksa kardeş Allah razı olsun.
Ben bir el tutmuşum. Benim nasibimde bu varmış. Benim nasibimde bu varmış. Ben ders aldıktan 4-5 ay sonra Ankara'da Yakup Efendi vardı. Allah rahmet eylesin. Çorum Nacı Mustafa Efendi'nin nakibin kabbalarından birisiydi. O bana abimin üzerinden her abim gelip gittiğinde haber gönderirdi. Diyormuş ki Ahmet Efendi söyle kardeşine dersi iade etsin ben ders vereyim ona. Söyle kardeşine ben ders vereyim ona. Hatta ona derviş ki Mustafa Efendi'nin yolu onun üzerinden gidecek. Söyle kardeşine ben ders vereyim. Her abim geldiğinde diyordu oğlum bak abicim gel ondan sonra Yakup abi böyle böyle diyor. Yakup Efendi. Bak Çorum Nacı Mustafa Efendi'nin sırdaşıydı o. Şeyh Efendi de ona halifelik teklif etti.
Ben yeni dervişteyken sonra bir müddet sonra Gelsin halifeliğini vereceğim dedi onun dedi. O zaman Nevşehirliler gittiler görüşmeye Baltayı taşa vurdular düzgün konuşamadılar. O mübarek de kabul etmedi. Bakın daha yeni dervişim daha. Yeni dervişim daha. Abime söylediğim laf şu oldu. Abi ben ders aldım. Ona da bir söz verdim. Şeyh Efendi'ye de bir söz verdim. Ben o sözümün peşindeyim abi. Oğlum nasıl bir şey bu dedi abi bana. Böyle abi dedi. Bitti. Mürşitmiş, delilmiş. O gün için benim bu tıbınlarından çok bilgim yok. Bir söz vermişim ben ona.
Bir el tutmuşum ben. Meşhurdur ya bunu Şeyh Efendi Allah rahmet eylesin. O anlatmıştı. Adam şeyhi için bir karpuz büyütmüş. Niyet etmiş. Almış karpuzu yolda gidiyor. Yolda pirifane bir ihtiyar gelmiş. Demiş evladım şu karpuzu kes demiş ya. Yiyelim bir. Çok dua edeceğim sana. Demiş acı baba kusura bakma kesemem. Ben Şeyhime niyet ettim bunu demiş. Bir müddet daha gitmiş. Başka bir surette. İşte böyle böyle pirifane kes. Yok kesmem. Bir daha gelmiş. Demiş evladım ben Hızır'ım. Ben Hızır'ım. Oğlum demiş ya benim duam bereketinle senin ulaşamayacağın bir şey yok. Şu karpuzu kes de bir yiyelim demiş. Demiş Allah sen Hızır değil kim olursan ol demiş. Ben bunu Şeyhime niyet ettim demiş.
Ben ona götüreceğim. Karpuz elinde dergahtan içeri girmiş. Bakmış ki Şeyh Efendi'nin yanında Hızır'ım diyen adam oturuyor. Girmiş selamun aleyküm aleyküm selam. Karpuzu da bir kenara koymuş. Edeble. Gitmiş Şeyh'in yanına. Şeyh Efendi demiş ki evladım Hızır kardeşimize karpuzu neden kesmedin demiş. Hızır kardeşimize karpuzu neden kesmedin? Mürid cevabı muhteşem. Efendim sizi tanımazdan önce Hızır beni tanımıyordu ki demiş. Burası'ya yeni göçtüm sıkıntı çok. Böyle bir sohbet esnasında gençler de heyecanlı ben de gencim. Hızır'dan dem vurdular. Hızır'ı görseniz ne olacak, görmeseniz ne olacak dedim ben. Böyle bir muhabbet oldu.
Perşembe böyle Hızır'la alakalı. Ben biraz böyle es geçtim yani Hızır aleyhisselam. Gençlik ya. Şimdi de es geçerim de Allah affetsin kibirlilik böyle gibi olmasın. Cuma mübarek için Şeyh Efendi'yi aradım. Selamünaleyküm aleyküm selam. Cuma mübarek o zaman zakirler arıyor. Yani dervişler aramıyor sadece zakirler arıyor. Cuma'nız muharek olsun mübarekleşip kalıyor. Edep, adep bu. Aradım selamünaleyküm aleyküm selam efendim. Cuma'nız muharek olsun. Allah razı olsun evladınız. Mustafa Efendi cumayı nerede kılacaksın oğlum dedi. Şimdi kılacak olduğum yer belli olsa dahi edeptir bu. Belli değil efendim. Nerede emrederseniz orada kılarım dedi.
Bugün ulu camiye git de dedi. Hızır aleyhisselamla tanışırsınız orada oğlum dedi. Emredersiniz efendim. Bu muhabbet. Telefonu kapattım. Kendi kendime başladım kızmaya. Lan Mustafa Özbağ. Dün akşam neden böyle söyledin? Bak başına iş açıldı senin. Lan ne işine gerek senin? Hızır'da es geçerim demek. Aha es geçerim dedim. Burnunun ucunda tüttü şimdi. Aa ne olacak şimdi? Ben şimdi kendime kızıyorum. Ne yapma böyle konuştun. Ne yapma böyle dedin. Hızır'dan sana ne? Sana ne sen ne biçim adamsın? Kendime söylene söylene söylene. Bir de öbür taraftan da diyorum ki. Sende gizli bir istek mi var? Sen Hızır'ı görmek mi istedin? Hızır'ı tanımak mı istedin?
Sen ne yapma kendine böyle bir yol açtın? Sen ne kötü adamsın? Senin ne nefsine uydun sen böyle? Öyle öyle ben cumaya gittim neyse. Oturdum ondan sonra. Cuma için. Hiç umurumda değil ama. Hiçbir yere de bakmıyorum. Bir ara böyle arkamdan birisi. Hani kancayı, çengeli takar da asılırsın ya. Kalbimden arkasız arkadan birisi asılıyor boyuna. Ben içimden dedim ki. Yüzde yüz asılan Hızır dedim ben. Tak. Jeton düştü Hızır. Hani arkaya dönüp bakacağım ben. İçimden dedim ki. Vallahi arkaya dönüp bakamam dedim. Şeyh'in bana dedi ki dedim ben. Oğlum onu görür tanışırsın. Onu görmek için uğraş demedi dedim.
Görür tanışırsın. Görüp tanışacaksan dedim. Kendin geleceksin, göreceksin, tanışacağım. Bayındırılık var ya bizde. O böyle asılıyor. Ben bakmıyorum. O asılıyor. Ben bakmıyorum. Kalbim yarılacak ama sanki. Sanki sırtından kalbim rup bak çekecekler. Ben dayanıyorum zikrullaha, rabıtaya. Şeyh Efendi'ye. Kalbim gidecek arkadan sanki. Öyle çıkacak. Öyle bir his oluyor. Yani dönüp bakmaması bir kimsenin gayri kabil bir şey. Yani döneceksin bakacaksın. Bir de Hızır. Şimdi desem ki kapının önünde Hızır var size. Hüra beni bırakırsınız burada. Tabii. Diyom ki ne olursan o sen ya. Hiç mesele değil. Namaz bitti.
Ben oldum olası. Cumanın son sünnetini kılırım. Zuhrair'i kılmam. Peygamber Efendimiz kılmadı diye. Ben kendimce öyle bir şey tutturdum kendime. Ben Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri. Ne yaptıysa yapmaya çalışacağım. Yapmadığı bir şeyi de dindenmiş deyip yapmayacağım. Kendi kendime öyle söz verdim. Çünkü baktım çok yurucuna ortalık. Namaz bitti. Zuhrair kılıyor millet. Ben tesbihata başladım. Dönmüyorum arkaya gana. Bitti her şey. Kalktık. Ben gidiyorum şimdi. O orta kapı var ya Ulu Cami'de. Benim ayakkabılarda orta kapıda. Hiç umurumda değil.
Nasıl söyleyeyim? Bundan 400-500 yıl önceki bir insan kıyafeti düşünün. Hatta yani herhalde yakın tarih söyledim. Yani 2000 yıl önceki bir insan kıyafeti düşünün. Bakın bu belki de hani sahabeler giderler bir adaya da adada deccalla karşılaşır ya sahabeler. Bağlı. Bu bir hal olarak da yaşanmış olabilir. Bu zaman mekan karışıklığı demeyeyim de zaman içerisinde zaman mekan içerisinde mekan hali olabilir bu. Siz istediğiniz yere yorumunu ne yapıyorsanız yapın. Benim işim değil. Yaklaşık ben diyeyim ki 2000 yıllık siz deyin ki 3000 yıllık ben abartmayayım diye daha geriye gitmiyorum.
Hadi 2000 yıllık olsun diyorum. Öyle bir insan ki insan kıyafetleriyle beraber artık geri kalan Ulu Cami'nin cemaati onu öyle görüyor mu görmüyor mu bilmiyorum. Sadece ben mi öyle görüyorum herkes mi öyle görüyor onu bilmiyorum. Ben diyeyim ki 3000 yıllık siz deyin ki 5000 yıllık. Ben kafam önde içimden dedim ki Hızır değil Hızır'ın kare kökü de olsan dedim sana tabi olmayacağım.
Hani onun asılmasına tabi olmayacağım. Şeyhimin sözü var dedim. Görürsün tanırsın dedi dedim. İçimden söylüyorum bunu. O yüzden ben Allah affetsin hakkınızı helal edin. Abdullah Efendi'nin dervişiyim dedim. Onun bunun dervişi değilim. Bana dediyse dedim görürsün tanırsın. Sen de kendini istersen dedim gösterirsin tanıtırsın. Ben bakmam. Böyle söyleyerekten gidiyorum. Ayakkabıları almak için kafamı kaldırdım göz göze geldim. Öyle bir göz ömrümde görmedim. Öyle bir suret görmedim hiç. Ayakkabıları elinde ayakkabı değil.
Bundan 3000 yıl önceki köseleden yapılma bir çarık düşünün. Böyle bir zaman hikayesi gibi bunu algılıyorsunuz belki de. İçimden dedim ki gördüm tanıdım. Gördüm tanıdım. Şeyhimin söylediğini yerine getirdim. Şeyhim dedi ki oraya git gör ve tanı. Oraya gittim cumaya kıldım gördüm ve tanıdım. Tebessüm ediyor bana. Tebessüm bile etmedim. Bana tebessüm et demedi çünkü. Gör ve tanı dedi. Bana konuş da demedi. Hani selam versem konuşacağım. Tebessüm bile nasılsınız desem konuşacağım. Hiç bana gör ve tanı dedi.
Hiç bana gör ve tanı dedi. Gördüm tanıdım. Ayakkabılarımı aldım. Hiç oralı olmadan yürüdüm. Çıktım ondan sonra telefon açtım. Selam aleyküm aleyküm selam. Emrinizi yerine getirdim efendim. Gittim mi cumaya? Gittim efendim. Gördün mü? Gördüm efendim. Tanıdın mı? Tanıdım efendim. Oğlum konuşmadın mı dedi. Siz konuşun demediniz efendim. Nasıl yani Mustafa efendi dedi. Efendim siz konuşun demediniz dedim. Gör tanı dediniz. Ben de gördüm tanıdım dedim. Oğlum millet Hızır'ı görse elini ayağına kapanır dedi. Efendim bir el ayak kapanacaksa gelir sizin elinizi ayağınıza kapanayım efendim dedi. Oğlum neden dedi.
O hikayeyi biliyorum ya ben. Bana daha önce anlatmıştı ya. Karpuz derviş hikayesi. Efendim ben sizi tanımazdan önce Hızır beni nereden tanırdı? Ooo Mustafa efendi. Hadi oğlum selam aleyküm. Allah mübarek etsin. Tak kapattı. Sıddık olmak. Bir el tutunca başka bir el düşünmemek. Aklından dahi geçirmemek. Bakmamak. Bunlar size başkalarına manevi küstahlıkmış gibi gelir. Değildir. Ben şeyhimin sağlığı boyunca hiçbir kimsenin dersini çekmedim. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri hariç. Onu da şeyhim bana söyledi.
Evladım dedi. Hazreti Peygamber Efendimiz sana bir şey söylerse sen bunu çekeceksin. Yapacaksın. Benim emrimi beklemene gerek yok dedi. Emredersiniz efendim. O kapıyı açan o. Sıddık olmak. Pir efendiler de gelir, sahabeler de gelir, geçmiş peygamberler de gelir, hepsi de gelir. Bir şey söyleyebilirler birisine. Sıddık olmak. Sıddık olmak. Benim şeyhim var. Şeyhin olmazdan önce görüyor mudun sen birisini? Şeyhin yok. Hangi pir gelip ders veriyordu sana? Bir şeyhe bağlamazdan önce hangi peygamber efendimiz gelip seninle görüştü, konuştu, ders verdi ki? Sıddık olmak.
Allah bizi onlardan eyleseyim. Hakkınızı helal edin. Buraya böyle uzun oldu sohbet bugün. Sorularınıza bakamayacağım. Saat 10 oldu. İlmi, siyaset konusunu aydınlatır mısınız? Meşhur ya. Hakkınızı helal edin. Böyle sorular fazla ama böyle rüzgar gibi geçeyim. Hadi kimsenin gönlü kalbi kalmasın. Rüzgar gibi geçeceğim için de hakkınızı helal edin inşallah.
Düğün konvoylarındaki araçlardan çıkan korna sesinden rahatsız olan insanların üzerinde kul hakkı olur mu? Bir insanın ölümüne sebep olan kişi affolur mu? Ölümüne sebep olduğu kişiyle ahirette hesabı nasıl olur? Sebep olmak ayrı, öldürmek ayrı. Sebep olduysa o da kusurlu. Dinin o noktada da hükmü var. Din mi çağa ayak uydurmalı yoksa çağ mı dine ayak uydurmalıdır? Din hiçbir şeye ayak uydurmaz. Yani din çağa uyduracak. Önceden işte bir kimse bir kimseyi öldürürse keyfi, keyfi öldürdüğü için onun da öldürülmesi gerekir. Çağ'a ayak uydurup öldürmeyeceğiz mi? Mümin insanların hayat amacı ne olmalıdır? Hayata bakış açımız nasıl olmalıdır? Hayat dediğiniz şey hayalden ibarettir. Hayal olan şeye nasıl bakarsanız bakın diyeceğim ama hayalden ibarettir.
Mümin hayata bakarken hayale bakar. O hayal onun için yaratılmıştır. Orada Kur'an ve sünneti tatbik ederekten o rüyadan uyanacak. Hz. Mevlana isminin bir anlamı var mıdır? Evet. İsmini doğudan, doğduğunda mı almıştır? Hayır. Yoksa ileriki zamanlarda etrafındaki insanlar tarafından mı verilmiştir? Evet. Allah affedici olduğunu müjdeliyor. Ancak bir kul affedilmeyeceğini düşünüyor. Ayrıca ben kulumun zannı üzeriyim buyuruyor. Kulun zannı Allah'ın vaadini değiştirir mi? Allah'ın vaadini muhakkak kulun zannı değiştirir. Allah affedicidir. Bir kul da ben affolmam affedici değil derse ben affolmam. Affedici yani bu noktada ben affolmam demek küfürdür. Eşim sizden ders almış olduğundan bu yana hayatımız daha da huzur dolmuş.
Allah muharak eylesin. Küçük oğlumla birlikte geliyorum ama büyük oğlum buraya gelmiyor. Namazını kılmıyor. Onun da buraya gelmesi ve kardeşi gibi olmasını istiyorum. Bunun için sizden dua istiyorum. Sen dua edeceksin inşallah biz de dua edeceğiz. Hizmetin kıymeti cami imamlarının görevleri nelerdir? Görevleri sadece namaz kıldırmak mı? Cemaati ve topluma karşı sorumlulukları yok mudur? Hepsi de var. Cami imamlarıyla uğraşmayın. Ben yeteri kadar uğraşıyorum çünkü. Kadınların, kızların üretim alanlarında, çeşitli iş alanlarında çalışmaları ne kadar doğru dinimizde yeri nedir?
Kur'an ve sünnet dairesinde kadının çalışmasını yasaklayan bir şey yoktur. Tesettürlü dahi olsa bayanların erkeklerin içinde çalışma saramlık selamlık ayetine ters düşmez mi? Sokağa çıkmayacaklar o zaman hiç. Sokaklarda da bir sürü erkekler var. Çarşıda, bacada, otobüste erkekler var. Erkek bu dünyada yaşıyor. Bu dünyada yaşamayacak o zaman. Böyle bir mantık olabilir. Erkeğin olmadığı, kadının olmadığı bir dünya mı var? Bazen gayri ihtiyar şeyler aklıma geliyor. İyi ya da kötü bunlar muhakkak başıma geliyor. Yaşıyorum bu durum, beni korkutuyor. Bir şey düşünmekten korkar oldum, ne yapmalıyım? Düşünme o zaman.
Yani bir şey düşündüm oldu. Bunların hepsi de boş şey. Sen düşündüğün için olmadı o. Ben müzisyenlik, piyanistlik yapıyorum. Dinimizce sakıncası var mıdır? Gel bize ilahi söyle. Aleyküm selam hocam hoş geldin. Bu noktada normalde bakın bir insanları hadis-i şerifle sabittir. İnsanları makulün dışında eğlendirmek ve bu eğlendirmekten kazanılan para haramdır.
Tekrar altını çiziyorum. Makulün dışında eğlence nedir biliyor musunuz? Mesela bir Müslümanın eğlence yerleri ve zamanları bellidir. Ramazan bayramında Müslümanların kendilerince eğlence yapmaları caizdir. Kurban bayramında Müslümanların kendilerince makul dairede eğlence yapmaları caizdir. Nikah, nikahı ilan etme. Kadınların kendi aralarında hani ya Ayşe sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri der ki ya Ayşe ne oldu filancının nikahını kıydınız mı? Kıydık ya Resulallah. Def vurdunuz mu? Hayır ya Resulallah. Ya Ayşe ensar defi severdi. Defsiz nikah, nikah değildir. Buradaki defter kası nikahın ilan edilmesidir ve kendi aralarında kadınların o bir sevinç günüdür.
Bir kız dünya evinde, dünyada evleniyor, ahiret evliliği yapıyor. Ve o evlendiği için o güne kadar işlemiş olduğu günahları da affoluyor. Onun için sevinç günü, evlilik günü. Evlilik günü hüzün günü değildir. Evlilik günü matem günü değildir. Evlilik günü yaz günü değildir. Bayram günü yaz günü değildir. Kurban bayramı yaz günü değildir. Ramazan bayramı yaz günü değildir. işte davul filan çalarlar bir Medine'de Hazreti Ömer Efendimiz onları yasaklayacak olur Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem dur ya Ömer onlar otuz Ramazan oruç tuttular bugün eğlenmeleri davul çalmaları haklarıdır Müslüman eğlenmez diye bir ibare yok Habeşliler harbeleriyle mescidin içerisinde oynadılar Hazreti Aişe Validemiz de seyretti Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin cübbesinin altında başka bir olayda bir bayram günü de
Hazreti Peygamber Efendimizin omuzuna çıktı oynayanları seyretmek için Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri kafasını yukarı kaldırdı Hazreti Aişe annemiz anlatıyor yeter mi ya Aişe dedi yetmez ya Resulallah dedi üçüncüsünde Hazreti Aişe Validemiz diyor ki utandım artık tamam ya Resulallah dedim diyor indim aşağı ha demek ki insanları eğlendirmek için kazanılan para caiz değildir Hanefi'ye göre eğlendirmek için ha o bu kardeş müzisyenmiş gelsin burada ilahi okusun bize naat okusun zikrullahlarımızla eşlik etsin
harika mahkemenin boşaması boşama mıdır yoksa erkek boşarken yüzüne boşadığını söylemeli midir bakın hani az önce söyledim ya bir müceddit bir mümin bir üstad bir mürşid bir veli Kur'an ve sünnetin dışında bir şeyin hükmetmesi mümkün değildir şimdi bir kimsenin mahkemesi bugünkü mevcut mevcut mahkemelerinin boşamasını dini bir boşama olarak algılarsak bu mahkemesi mevcut sistemin evlendirmesini de dini olarak görmemiz lazım bir şeyin sonu da başı da
İslam olması lazım şimdi bu konudan gene beni bir ifadeye çağırırlar Türkiye Cumhuriyeti devleti layık demokratik bir devlettir İslami bir devlet değildir İslami bir devlet olmayan bir hukuk sisteminde İslami bir hukuk yoktur devlete bağlı bütün kurum ve kuruluşların diyanet dahil buna hiçbirisi de İslami bir kurum kuruluş değildir mahkemeler de bunun içindedir mahkemeler dini bir mahkeme değildir evlendirme daireleri dini bir kurum değildir evlendirme memuruna bir nüfus cüzdanı iki nüfus cüzdanı üzerinde kadın yazıyorsa
üzerinde de öbürkünün erkek yazıyorsa ve ikisinde de bekar yazıyorsa o ikisinin nikah akdini daha doğrusu evlenme akdini yapar nikah da kıyamaz nikah dini bir terimdir layık demokratik bir devletin dini bir terim kullanma hakkı da yoktur layıklığa da demokratik hukuk devletine de aykırıdır aslında şehitlik kavramını da kullanamaz bir kimse şehit olmuş olsa dahi devlet layık devletin şehidi mi olurmuş şimdi buradan hareket ederekten şimdi yeni çıkan yasaya göre bir erkekten dönme bir kimse kadın kimliğini alabiliyor mu
alabiliyor kimliğini alınca gidip evlenme dairesine ben evleneceğim filanca ile deyip evlendiriyor mu evet soruyor mu o senin cinsiyetin nedir diye hayır iki hristiyan bir erkeğe müslüman bir kadının nikahını bulmakta da evlenme haktini yapıyor mu yapıyor bir şey dini olacak ki ondan çıkan sonuçlar da dini olsun ha birileri çıkıp benim bu noktadaki bu görüşüme karşı çıkabilir beni ilgilendirmez ben mevcut devlet hukukunun islam olmadığı için evlendirmesinin de boşamasının da islam olmadığına inanıyorum o yüzden mahkemelerin
boşamasını ben dini boşama olarak görmüyorum mahkemelerin boşamasını dini bir boşama olarak görmüyorum birisi şunu diyebilir ya dini boşama eyvallah o sizin diyanet öyle görüyormuş eyvallah diyanet bu noktada ben böyle görüyorum diyor eyvallah ben diyorum bazen gidin diyanete sorun diyanet sor diyanetin verdiği fetva şu mahkeme seni boşadı mı evet boşamış oldun mahkeme bizi sorguya çekmeyecek Allah çekecek sorguya eşimden ayrıları 3 yıl oldu mahkeme kararıyla eşimden ayrıldık fakat daha önce kıydığımız islam nikahıyla
alakalı talakları vermedi veya sözle boşadığını söylemedi bu noktada mahkemenin boşamasını boşama olarak ben kabul etmediğimden dolayı boşanmış olarak kabul etmiyorum bir derviş üstadının bunu benden habersiz yapma dediğini şeyi yapsa ve bunu bir süre ve bunun yanlış olduğunu fark etse bu kişinin izleyeceğinin yolu ne olmalı helallı kalacak aramızda aramızda benim 1990'da tanıştığımız şeyh efendi Allah rahmet eylesin beraber haçtaydık o sene 90 haccında tanıştığımız büyük bir kısmının da kısmınızın da yakinen tanıdığı
hocamız burada ben soruları rüzgar gibi geçeyim diye o yüzden bekledim inşallah hocamızı davet edelim iki kelamda bizde ondan faydalanalım inşallah hocam buyurun bunun günü mü var ayı mı var
maşallah bu kadar evliyayı bunlar hepsi evliya bu haftada bir mi bu gece maşallah esselamu aleyküm ve rahmetullahi ve berekatuhu sallu ala rasulina muhammed allahumma sallu ala tabibi kulubina muhammed allahumma sallu ala şefi'i zunubina muhammed allahumma sallu ala sallu ala biz acizane medine emine vele de mekke mükerremede bulunduğumuz için böyle kıymetli kardeşlerimizle tanışma şeyi oluyor zaten haccın maksadı da tanışmaktır müslümanlar birbirlerinin imandaki maksat kalbimize iman yerleşen eğiliklere şükreder
sıkıntılara sabreder imanlıdır ikisi de faydalıdır bu bir ikincisi namazda terbiye namaz içinde yemiyoruz içmiyoruz konuşmuyoruz namazın dışında da terbiyeli olmak haçta da zekatta fakir zengin arasına muhabbet oruçta elhamdülillah Allah'ın lütufları oruçta takvaya erişmek yemek bulamayanları düşünebilmek haçta da şey haçta şey efendi haçta tanıştık buyurdu da onun için söylüyorum elhamdülillah o tanışmalar şey çok güzel yani böyle bir ben Türkiye'de bu kadar hanımefendiler de var büyük bir şey yani hanımlar efendimiz
buyuruyor erkekler camilerde namaz kılmaları daha çok sevap hanımlar evlerinde kılabilirler ama ilim için gidebilirler ondan sonra efendimiz buyuruyor sakın ha hanımları camilerden de yasak etmeyin bazıları buraya kadar okuyor evinde hanımlar evinde evinde ısrar eder ya evinde evinde olur camide de camiden de yasak etmeyin ilim meclisiyle de gelince farizatul ilmi ala kulli müslimin ve müslimetin ilim öğrenmek erkeklere ve hanımlara da farzdır lazımdır bu şey ben şimdi size selamlardan bahsedeyim selam getirdim orada bulunuyorum
acizane size peygamber efendimizden selamlar getirdim siz çok seviyorsunuz onu orada bulunduğum için söylüyorum ya resulallah ben nereye gidiyorum burada burada oturan insanım ben bir hafta gelmek için ne kadar çalışanlar gelemeyenler izin verirseniz ümmetine selam götürmeye gidiyorum diye efendimize söylüyorum söyledim sizin hepinize selam getirdim bedir şehitlerinden selam getirdim özellikle Japonya'dan geçtim 24'ünde Ramazan'ın 24'ü biraz da hastalık geçirmiştim biraz Japonya'da birçokları bu şeylerden bakmışlar
facebooklardan hastanede görenler şey yapanlar böyle nimetullah hoca hastalanmış dualar şeyler hepsine teşekkür ederiz Allah'ımıza şükür ederiz size de teşekkür ederiz Uhud şehitlerimiz onları biz cemaatleri ziyaret ettirirdik oralarda neler yapılacak oralarda neler memleketlerimize götürülecek diye öyle şeylerimiz de olurdu Allah'ın Resulü'yle inşallah oralardan selamlar böyle sahabe efendilerimizden selamlar cennetül mualladan cennetül bakiyeden efendim hadice validemizden ayşe validelerimizden hepsinden selamlar
getirdim bir de japonya'dan da selamlar getirdim japonlar elli kadar ülke gezdirdi Cenab-ı Hak babamın şeyhinden gezmeye başlamıştım çocuklukta geceleri o zamanlar maşallah şey efendi hazretleri ne güzel şeyler söylüyor böyle bunu bazıları söylemeye bir taraftan korkar bir taraftan aman kırılmasınlar etmesinler şey yapar işte iman kuvvetli olunca demek böyle zaten Allah okutuyor mübarek şeyhleri Allah okutuyor Cenab-ı Hak buyuruyor ve tegullaha ve yuallimukumullah ve allahu bi külli şeyhin alim ben talebeyim devamlı talebe
olarak söylüyorum her yerde Medine-i Münevvere'de Efendimiz'in camilerinde 10 saat 15 saat vaaz ettiğim günler vardı şimdi gezme fazla oldu Japonya'yı da görünce Medine-i Münevvere'deki Mekke-i Mükereme'deki o kadar kıymetli vazifeleri de terk ederek Japonya'da kalıyorum her gün en az sadece bizim davetimizle 50 kişi 100 kişi Müslüman oluyor onlar aralarında toplanıyorlar dinler toplantıları yapıyorlar davet ediyoruz son toplantılardan da sonunda Kelime-i Tevhid'le siz diyorum her sıkıntıdan kurtulursunuz bir mübarek
Kelime-i Tevhid söyleyince hepsi memnuniyet herkes zaten sıkıntılar var sıkıntısı olmayan insan mı var yukarıda insanlarda Peygamber Efendimiz buyuruyor Ey insanlar La ilahe illallah Muhammed Resulullah söyleyin her sıkıntılardan kurtulursunuz bu şeyde bu şey üzere davetler yapıyoruz son toplantılarda da böyle 5-600 kişi toplu bir yerde herkes kendi dininden gösteriyor ben acizane ezan okuyorum iki reket namaz geliyoruz ötekiler kendi dinlerini gösteriyor Şinto dini Japonya'nın dini bizim Türklerin eski dinine benziyor
Türklerin eski dinine benziyor bazı profesörler da Japonların aslı Türk'tür diyenler de var öyle tarikat ededi gibi edepli insanlar çok okuyorlar şeyi söylüyorlar efendim evet kelimesi hay hay o ilk gidişimde baktım profesör Müslüman Abdülkerim Sayto üniversiteye gittik rektörle konuşuyor izin alacaklar beraber girip konuşacağız adam telefonda hay diyor sen hay dersin de ben diyemez miyim ben de gittim yanına bizde hay da var hu da var başladım hay ben hih hay ben hay bu şeyler Japonlar bunlar yani birbirlerine selam veren
ayağa kalkarken belki bu şeylerde şey rukunun tamamını yapıyorlar rukuyu yapıyorlar şuradan 5 kişi gelse buradan 10 kişi gelse birbirine yaklaşınca tam zaten niye geciktirdiniz bizim komşularımıza bizden daha evvel getirdiniz Çin'e İslam getirdiniz Çin'e sahabeler gitti biliyorsunuz Efendimiz 10 sene Mekke Mükerreme'de o 13 sene Mekke Mükerreme 10 senede Medine Müneride İslam'ı öğrettikten sonra nedirsiniz Arafat'ta hocalarımız okurlar şeyhlerimiz okurlar şeyhlerimiz daha ruhaniyetli oluyor Elhamdülillah Allah'a şükürler olsun
ki Efendimiz ne buyursun getirdiğimi İslam hakkında ya Resulallah ne söylemeyiz ki düşmandık bizi kardeş ettiniz vahşiydik bize İslam medeniyeti getirdiniz çok memnunuz ya Resulallah o zaman Efendimiz öyleyse burada bulunanlar bulunmayanlara götürsün ikinci hadisi şerifi ondan sonra bir de belli guanni ve lev'ai üçüncüsü de benden bir ayet de biliyorsanız onu da tebliğ edik üçüncü dördüncüsü de siz birilerine söylersiniz onlar da haç biz çok toplantılarda dünya çapında toplantılarda bulunuyoruz bu toplantılar içinde diyorlar
Efendimizin bu sözü de siz birilerine söylersiniz onlar bizde hayatımızda gördük bunu bir İngiliz kızını davet ettim beş altı dilden davet ediyor e benden iyi değil mi hiç üniversitelere gidiyor her dilden söylüyor şey yapıyor yani o şey bu arada bir söz var da o toplantılarda diyorlar Cenab-ı Hak bu başkalarına söylerseniz onlar daha çok yapar sözünü Türklere de Cenab-ı Hak nasip olunca daha dünyanın her yerinde camiler dergahlar şeyler şimdi bir Avrupa taraflarında dergahlar var her tarafta var bizim o şeyde var
elhamdülillah Japonya'da camiler 20 sene evvele kadar iki camiydi şimdi 500'ü geçtik küçük küçük yerler bile işçilerin şeyine camimiz yok buraya cami yapalım kabul eder Allah'ımız kabul eder buyuruyor elhamdülillahimineşşetan bismillahirrahmanirrahim ve zekkir fe inne zikrâten feal mu'minîn imanlı insanlara söz söyleyin onlar söz söz kabul eder bildiğiniz şeyler bunlar sizin Efendimiz'in lisaniyle de eddînün nasîhâ ben Sultanahmet'te müezzinlik yapmıştım 55-56'larda öyle başımam hem şeyh'ti Seyyid Şeyh Şefik Ervasi
Hazretleri başımam Günenli Hoca Efendi'yi daha çok eşitirsiniz o talebe babası o da ikinci imam böyle şeylerinde onlar hem şeyh'ti hem de hem de imam alim hem şeriat alimi hem tarikat alimi Şeyh Seyyid Şefik Ervasi Hazretleri İstanbul müftüleri halledemediği meseleleri ona gelirlerdi bizimlere de selam gönderirlerdi öyle mübarekler Sultan Abdülhamid Hazretleri zamanından kalan alimlerden istifade etmek nasip oldu acizane onlar her birisinden böyle Fatih imamları yeni cami imamları efendim mübarekler öyle müftüler şeylerden
istifade etmek nasip oldu elhamdülillah şimdi size söylemekteki maksadım inşallah bu şeyler Japonlar Japonlar İslam'a çok yakın bak birer birer söyleyeyim de siz kalbinize şey yapın Medine-i Münevlaz'e vaaz ederken öyle derdim iman gönül kalemlerinizi açın gönül defterlerinizi açın iman kalemlerinizle yazın size mühim şeyler söyleyeceğim diye Japonların birkaç şeylerini söyleyeyim inanın yani her şeyden evvel edepli insanlar bizim tarikat edebi gibi edep yazılıyor ya ikincisi çok okuyorlar üçüncüsü neden bize İslam'ı
geciktirdiniz diyorlar dördüncüsü az yiyorlar beşincisi çok çalışıyorlar çok çalışıyorlar altıncısı Japonya 130 milyon 17 milyon dışarı çıkıyor altıncısı dışarı çıkıyor ben bundan 15 sene evvelde oradaydım 20 sene evveldim daha çok orada kalıyorum Medine Münevvere Mekke mükerremede başka ülkeleri Rusya'ya üç kere gitmek nasip oldu elhamdülillah Çin'e 20 bin Kur'an'la girmek nasip oldu Allah'a şükürler olsun yalnız Japonya'yı bırakmıyoruz 130 milyon her sene 17 milyon dışarı çıkıyor 15 sene evvel buraya şey gelmişler
efendim Şeyh Efendi Hazretlerine sormadık da yani kaç dakika konuşacaktır sizi böyle vakitlerinizi 5 dakika daha efendim ha maşallah iyi tamam o zaman tamamlamak lazım 17 milyon dışarı çıkıyor buraya gelmişler 15 sene evvel Zelzele'ye Müslüman olmuş bize geldiler bize İslam öğretin Amerika'ya gitmişler Amerika'da şeylerde parklarda ezan okuyup namaz kılanları görüp Müslüman olmuşlar bize geldiler bize İslam öğretin Fılıştın'da bile efendiler muhterem efendiler muhterem hanımefendiler hanımefendiler ben daha çok hürmet ederim
siz kıskanmayın sakın sizde boş değilsiniz helal rızık peşindesiniz ama çocuk ve dediği zaman Allah der o Allah dedilir bunun için en evvel mektep ana mektebi orada onun için size de şey böyle altıncısı şey götürüyorlar gettiklere ilimler götürüyorlar ben şeyi de davet ettim dışlar bakan bakan yardımcısını davet o da Müslüman oldu bizi ticaret başkanına götürdü tüccar kardeşimiz gelmişti gelin orala zaten şey yapın onu götürdüm tüccar şeyin hanımı da hanımı da Müslüman oldu ayşe ismi verdim hanımına ayşe gedik ayşe gedik
diye Türkiye'den bir ayşe gedik eşitmiş mi seviniyor ayşe gedik oldum ben diye ticaret bakanına gittik onlar da öyle şey yaptılar onlar da Müslüman oldular herkes bu dünya bize şunu söyleyeyim kısaca Efendimizin zamanında insanlar inat mucizeleri hep biliyorsunuz alimlerimiz şeyhlerimizden dinliyorsunuz Efendimizin ağaca bile Ebu Cehil dedi şu ağaçta inanırsan inanacağım sana ya Muhammed Allah'ım mesaj şu ağaçta Efendimiz buyurdu ağaç yanıma gelip de mi şehadet getirsin yoksa orada mı yanına kadar gelirse bu daha mühim bir şey
ey ağaç gel dedi geldi bu ecdadımız o ağacın şeyi ne ağaç mescidi diye orada var Hacca gidenler görür daha çok Pakistanlar öyle şeyler bize gösterdiler şeyden Kabe'den şeye doğru giderken mescid ağaç mescidi yürüyor geliyor eşhedü Allah beraber söyleyelim eşhedü Allah ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu resul yeni Müslüman olanlar gibi hepimiz birden eşhedü Allah ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu resul Ebu Cehil ne diyor diyor ki sihirbaz olduğunu biliyordum ama bu kadar da sihirbaz olduğumu
bilmez şimdi adamlar geziyor 17 milyon bak nerelere gidiyor nerelerde Müslüman oluyor geliyorlar ve bizim sonumuz diyorlar Japonlar bizim sonumuz İslam devletidir iki sebep var İki sebep var Endonezya Malazya Brunay bizim gibi Budizm şimdi İslam devleti oldu ikincisi de her Müslüman davet ediyor gençlerimizden orada evlendiler her birinin 5-6 çocukları onlar camilerde okutuyoruz dergahlar şeyler her şey güzel şeyler var inşallah o zaman ben Şeyh Efendi Hazretleri'nden ilk sözüm o oldu dedim bunlar hepsi şey olursa
bütün Japon hepsi Müslüman oluyor zaten edep var okuyorlar şey yapıyorlar şeyden kitap dağıtıyorum bu şeyleri veriyorum bunları 9 dilden bu kelime-i tevhid arkasında şey var yani merak eder de Nimetullah Hoca Japonya'da deseniz orada eşhedü diyorum eşhedü onlar da söylüyor buraya şu kadarcık bir şeyin içine beni de koymuşlar onları da koymuşlar bu ne güzel ilim ya ben bunları bilmiyorum siz hepiniz biliyorsunuz yani şeyleri festen ezberlesin facebook mu birisi facebook facebook ondan sonra ben tiri tiri diyorum da
anlıyorlar yine onlar ne güzel şeyler bunlar işte yani birisine Efendimiz'e Efendimiz Ali Efendimiz'e buyuruyor ya Ali senin davetinle bir kişi imana gelse bir sarı deveye sahip olmuşsun gibi olur olur ondan sonra da dünyanın hepsi senin olsa da sadaka versem ondan daha da kıymetli hanımlara birkaç kelime söylemeye izin var mı ne dersiniz hanımlar beş yerde erkeklerden ileri geçtiler çok mühim bir şey ama yine de kıskanmaya lüzum yok çünkü hanımlar da annelerimiz Hadice Validemiz peygamberimizin ilk davetini kabul eden
Hadice Validemiz bir iş o vefat edinceye kadar Efendimiz evlenmedi ikinci evliliği Ayşe Validemiz evlilik çağı gelmemişti ama edepli bir odada kaldıkları halde dokunmadan ilim öğrenmesi içinmiş Efendimiz'den sonra en büyük alim Ayşe Validemiz Şeyh Efendi de zemin zikretti Şeyh Efendi Hazretleri de zikretti Ayşe Validemiz Üçüncüsü İslam'da en evvel şehit o da Sümeyye Validemiz Maşallah Türkiye'de bunların isimleri konuyor Sümeyye'de konuyor Dördüncüsü Hazreti Ömer gibi bir zatın İslam'a girmesine kız kardeşiyle eniştesinin
Müslüman olması Efendimiz'i öldürmek için arıyordu biliyorsunuz Ebu Cehil hediye başını hediye götürecek bir mübarek dedi ki sen ne yapıyorsun böyle ben bilmiyor musun bu hiç putlarımızı kabul etmeyen birisi çıktı onun başını kesmeye gidiyom ben dikkat et Ömer diyor dikkat et onların adedi 38 oldu 38'i kıtır kıtır kesmeden Muhammed'i sana vermez de elhamdülillah şikayet yok Müslümanlar birbirimizi seviyoruz muhafaza da ederiz de yalnız bazıları bize söylüyor hocam o gürt Müslüman ne zaman olacağız söyle dünyaya meydan
okuyalım diyenler oluyor Hazreti Ömer evine de hemen şey yaptı kız kardeşi mi kız kardeşi mi Müslüman oldu doğru eniştesine kız kardeşine içeriden Kur'an sesi onun için hanımefendiler Kur'an dersleri camileri evlerimizde çocuklarımıza Fatih Şerif'i okutmakta oradan öyle bu neydi deminki okuduğumuz birer tokat burada ama eniştesine bir tokat düştü kız kardeşine tokat vururken burnuna geldi burnundan kanlar fışkırırken Ömer'in kalbinden iman fışkırmaya başladı hadi Hadreti Ömer gibi bir şehadet okuyalım eşhedü en la
ilahe illallah ve eşhedü en Muhammeden abdühü ve resulü la ilahe illallah Muhammedun Resulullah ya Resulullah ya Resulullah Efendimiz'e gitti ya Resulullah kaç kişi olduk ya Ömer seninle kırk olduk öyleyse çıkalım meydana gizli gizli ibadet ediyorlar biz gizli günleri gördük haberiniz ya Elhamdülillah ömürde bir Allah'ın lütfu Cenab-ı Hak sizlere de ben şöyle bakınıyorum da en küçük ben diyeceğim ama o abi benden daha şey o benim 10 yaş daha büyük bizim memleketimizde öyle bize yardım ederdi onu da buraya bir çağırabilsek
çok şey olur ama bir daha gelişimizde artık Allah kabul hepimizi Allah kabul eylesin ben dua edeceğim öyle mi ya Rabbi amin Elhamdülillah Rabbil Alemin assalatu vesselam yalnız hepinizi davet ediyorum gelin inşallah vizesiz gelinebiliyor bu şeyleri de alacak sonra kardeşler de şey yapar amin ya Rabbi elhamdülillah Rabbil Alemin assalatu vesselam ala seyyidina Muhammedin ve ala aleyhi ve sahbih ecmen ya Rabbi senin için kaldırılan elleri hiçbir yerde boş çevirmedin bizlere de çok verdin ya Rabbi bizi insan yarattın ya Rabbi
insanca yaşamayı insanlığa davet etmeye nasip eyle ikinci nimet İslam'ı evlerimizde memleketlerimizde bulduk sana çok şükrederiz bunun içinde şükrettikçe daha nimetler verirsin ya Rabbi üçüncü Efendimizin mübarek kapısına başımızı bağladın ona ümmet olmak şerefini verdin sana şükrederiz ya Rabbi davet vazifesi peygamberler vazifesini verdin ya Rabbi alimlerimiz şeyhlerimiz her Müslüman buraya her gelen evliya şu kapıdan giren evliya olur hepiniz evliyasınız hepiniz inşallah bu şerefle başkalarını da çağırmaya her davet eden
nasihat edenlerin sözlerine nasihatlerine kabul eyle ya Rabbi vefat edenlerimizi edeceklerimize rahmet eyle her türlü hastalıklara şifalar ver ya Rabbi dünyada katiller dursun İslam adaleti gelmesini nasip eyle her yerde ya Rabbi ya Rabbi her türlü hastalara şefalar ver böyle yerlere gelmesini nasip eyle içkili yerlerde kalmış haram yerlerde kalmış gidip çağırmamız lazımdı çağıramıyoruz noksanlarımız ya Rabbi onlar kendileri tevbe nasip eyle böyle yerlere gelmesini camilerimize dergahlarımıza gelmelerini nasip eyle ya Rabbi
oradan da dünyanın her yerine sen Rabbül Alemin'sin ya Rabbi bütün alemin Rabbiyiz Peygamberimiz rahmetenlil alemin bütün alemlere rahmet dinimizde bütün dinimizde bütün yaratılanların hepsine mübarek dinimiz hepsinin dini inşallah böyle muhabbetle herkesi la ilahe illallah Muhammed Resulullah'a davet etmeye nasip eyle her davet edenlerin davet sözlerine kabul eyle erkeklere hidayet eyle kolay kazanıp hayır yolları harcamaya nasip eyle bütün hanımlara hidayet eyle çocuklarımızı iyi terbiye etmeye muvaffak eyle ya Rabbi
dualarımızı mücahitlerin cihat saflarında dualarıyla kabul eyle dualarımızı evliyaların teheccüd vaktinde dualarıyla kabul eyle dualarımızı mazgumların dualarıyla kabul eyle haç yollarında mübarek makamlarda mübarek makamlarda Beytullah'ta Efendimizin mescidinde mescidi garip mescidi aksamızda ve her yerde güzel makamlarda güzel yerlerde güzel vakıtlarda mübarek vakıtlarda yapılan dualarla kabul eyle ya Rabbi hepimiz inşallah böyle sevindiğimiz gibi birçok yerlerde de görüşüp inşallah Japonya'da da mübarekler gelip
Japonlar bütün dünyaya ilan edecek İslam'ı çalışkanlıklarıyla hedefleriyle inşallah onu da böyle olmak için kardeşlerimizin oralara gelmelerini de nasip eyle ya Rabbi her hayırları nasip eyle her şeylerden muhafaza eyle dualarımızı Allah dostlarının dualarıyla kabul olması için bu mübarekler mübarekler her mübareklerimizin dualarıyla kabul olması için bir elham-i şerif üç kulhu vallahu ahat hatmi şerif niyetimizde vefat edenlerin edeceklerin de ruhlarına hastaların şifa her türlü hastalığın şifatına her türlü hastaların
inşallah el-fatiha Allahümme sallana seylin elhamdülillah rhabbilalemin rahman rahim haliki yemin yakin abdü yakin usta ihdinas rahat müstakimet rahat lez miyam terlihim gayrın malzıb aleyhim el-tahaline amin bismillah el-man kulhu vallahu hata allahu shemen lem yeliz ve lem yüled ve lem yakullahi fana bismillah ahim l-man kulhu vallahu fahat allahu shemen lem yeliz ve lem yüled ve lem yakullahi bismillah kulhu vallahu fahat allahu shemen lem yeliz ve lem yüled ve lem yakullahi fana velhamdülillah bilalemin ve sallallahu arsallahu Teşekkür
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.