mustafaozbag.org

3. Mesnevi Şerhi (16-18 Beyit)

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Mesnevî Şerhi · 19 Temmuz 2020 · 15:47

Son nereye okumuştuk? Hatırlayan var mı burada? On üç bitti. On üç bitti. Bunları değiştireceğim zaten inşallah da. Ne gibi bir soluktaşı bir iştiyat çekilip görmüş? Evet. Onu bitirdik değil mi? Evet. Bu aklın mahremi akılsızdan başkası değildir. Dile de kulaktan başka müşteri yoktur. Gavnımızla günler geçti, akşamlar oldu. Günler yanışlarla yoldaş kesildi de yandı gitti. Günler geçip gittiyse de ki, geçin gidin, pervamız yok.
Sen kal ey dost. Temizlik de sana benzer yok. Bağıttan başka herkes suya kandı. Rızkı olmayanın da günü uzadıkça uzadı. Han, pişkin kişinin halini hiç mi hiç anlamaz. Öyleyse sözü kısa kesmek gerek ve selam. Bu aklın merhemi akılsızdan başka bir şey değil. Hani akıllı insana veya akla merhem, akılsız insandır. Kendine bir akılsız insan bul da, seni akıl hastalığından kurtarsın. Kendine bir akılsız bir kimse bul.
Kendine kalbiyle hareket eden bir dost bul. Kendine kalbiyle yol yürüyen bir yoldaş bul. Kendine kalbiyle konuşan bir dil bul. Kendine kalbiyle duyan bir kulak bul. Kendine, kendini kalbiyle gören bir göz bul. Böyle bir göz bul ki, senin yanında dolaşırken rüya anlatsın sana. Öyle bir kulak duy ki, bul ki yanında yürürken başka alemlerden sesler anlatsın sana.
Sen öyle bir dil bul ki yanına, dost bul ki dini öyle olsun. Gönül aleminden konuşsun sana. Yoksa sen bu aklınla gidip eşekler gibi çomurun içerisinde nebelinip duracaksın. Yoksa sen bu aklınla gidip şeytanlaşıp yürüyüp gideceksin. Şeytan da aklına vurdu ya, ben alemden üstünüm dedi. Şeytan da aklına vurdu ya, onun yaratılışından benim yaratılışım daha fazladır dedi. Şeytan da aklına vurdu ya, ben meleklerin hocasıydim dedi. Şeytan da aklına vurdu ya, yer türünde fesat çıkaracak birini mi yaratıyorsun sen dedi. Şeytan da aklına vurdu. O yüzden sen bu aklınla şeytanlaşabilirsin. Bu aklınla şeytanın yolunda gidebilirsin.
Bu aklınla sen, İslam dini, mantık dini der çıkarsın. Bu aklınla sen, bu dinin içerisinde aklıma yetmeyen şeyleri kabul etmem dersin. Sen bu aklınla kendini çok bilgili zannedersin. Sen bu aklınla kendini çok yüksek zannedersin. Sen bu aklınla herkese tepeden bakarsın. Sen bu aklınla çibirlenirsin, beğenmezsin. Bu aklınla böbürlenirsin, kendini yükseklerde görürsün. Bu aklınla kendini sen aşağılarda dolaşır görürsün. Bu aklınla sen kalkarsın, kendi kendini peygamber bile görürsün. Bu aklın seni mehdit eder, bu aklın seni peygamber de eder. Bu aklın seni istediğin heva ve hevese doğru götürür. Bu aklın merhemi bir akılsız bulmak. Akılsız demek, kendini Kur'an ve sünnete teslim etmiş demek.
Akılsız demek, kendini Allah'ın hükmüne bırakmış demek. Akılsız demek, kendisini peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünnetine bırakan, ona rağmen eden demek. Akılsız demek, kendini üstadın yörüngesine oturtmuş, üstadının bir dediliği iki etmeyen kimse demek. İnsanlar bu insanlara deliler. Akıllı insanlar bunlardan kaçar. Akıllı insanlar peygamberi kabul etmek istemez. Akıllı insanlar, yani akıllarını ilah edinenler. Akıllarını ilah edinenler, Kur'an'ı kabul etmezler bütünüyle. Otururlar akıllarını ilah edenler, şu Kur'an'ın hükümlerini kaldıralım derler. Şu Kur'an'ın bize indirdiği kısas ayetlerini, hüküm ayetlerini kaldıralım deyip, millet meclisinde konuşmaya çalışırlar.
Akıllarını ilah edinenler, yeryüzünü fesada çeviriyorlar. Akıllarını ilah edenler, yeryüzünü zulümle idare ediyorlar. Akıllarını ilah edinenler, akıllarınca kendi kendilerini maskara ve madara ediyorlar. Akıllarını ilah edinenler, meydanlar zaten. Allah tanımıyorlar, peygamber tanımıyorlar, Kur'an tanımıyorlar, kitap tanımıyorlar, büyük tanımıyorlar, küçük tanımıyorlar. Hiçbir şey tanımıyor olma. Hayvanlar gibi yaşıyorlar, eşekler gibi yaşıyorlar. Hatta eşeğin başına bir yular koyuyorsun, eşek ondan daha ayrılıyor. Eşeyi yularından çekiyorsun, bağlıyorsun, orada duruyorsun. Bunlara yularla bağlayamıyorsun. Bunlar ayet-i kerimenin tefsir, deyimiyle hayvandan daha aşağı. Hayvandan daha aşağı.
Çünkü akıllarını ilah edinmişler. Onlar akıllarını ilah edindiklerinden dolayı ihla etmiyorlar. İşte diyor ki sen bu aklınla git bir akılsız bul. Ya senin merhemin o akılsızda, senin ilacın o akılsızda, eğer senin böyle bir akılsızın yoksa yandın ha yandın. Senin aklın ilah olmuş sana. Nasıl Hz. Mevla'nın 850 yıl öncesinden bugünlere işaret ediyor. Akıllarını ilahlaştıran eşeklere, akıllarını ilahlaştıran hayvan durumuna, akıllarını ilahlaştıran hayvandan aşağı olan mahlukata seçleniyor. Akıllarını ilahlaştıran mahlukat. Görün kendi halinizi ve dönün. Ya sizi buradan döndüreceğim ona bir akılsız bulun. Bir şans bulun kendinize.
Bir şans bulun da sizi bu akıl ilahından kurtarsın. Bir şans bulun da kendinize sizi bu aklın düşürdüğü bol çukurundan çıkarsın. Tabirlerim ağır olduysa affola. Ama bu yüzdünün insanlarının düştüğü çukur bu. Sünnet-i Resul, Kur'an ve sünnet yolunu bırakmış. İlahi emirleri bırakmış.
Vahyi bırakmış. Vahyi terk etmiş. Vahyiyle alakasını kesmiş. Hz. Mevla'nın diyor ki vahye itaat edin. Vahye dönün. Aklınız vahyi kabul ettiği anda nurlanır. Akıl kemale erer. Vahyi kabul etmediyse o akıl eşekten daha aşağı bir mahlukun aklına olur. O akıl hayvandan daha aşağı bir mahlukun aklına olur ki o bataklıktan kurtulamaz. O pislikten kurtulamaz. O küfür derniyasında döner durur. İşte bu yirmi birinci yüzyılın aklını ilahlaştıran insanlarına sesleniyor. Hz. Mevla'nın. Çağlar öncesinden diyor ki bu akla bir akılsız gerek merhem olarak dile de kulaktan başka müşteri yoktur.
Nasıl dile kulaktan başka müşteri yoktur? Karşında duyan bir kimse varsa konuşursun. Bir kimse duymuyorsa ona konuşsan bir anlam olur mu? Olmaz. Ve konuşsan o kimse duymadığı için anlamsızlık kalır. Bu kimse der ki ya ne diyorsun ki sen ben zaten duymuyorum. Boşu boşuna konuşuyor der. Duymadığından senin ne konuştuğunu da anlayamaz. Senin dudağının hareketlerini de okuyamaz. Hiç duymamış o. Hiç duymamış kimse konuşmak aptallıktan başka bir şey değildir. Ona konuşacaksan kalbe konuşacaksın. İşte kulak varsa dil iyi esnaftır. Kulak yoksa dil iyi esnaf değildir. Dinleyene dil iyi esnaftır. Dinlemeyen olunca Arif olan cevherini boş yere saçar mı? O da susar.
Gamımızla günler geçti. Akşamlar oldu. Günler yanışlarla yoldaş kesildi de. Yandı gitti. Her gün gamla geçti. Her gün yandım Allah yandım. Her gün yandım Allah yandım. Her günüm yanışlarla geçti. Her günüm kavruluşlarla geçti. Her günüm hüzünle geçti. Her günüm dertlerle geçti. Her günüm sancılarla geçti. Her günüm koşuşturmakla geçti. Ve her günüm her güne eklendi. Ve günler yok oldu. Yandı gitti bitti. Baktın ki bir hiç kaldı. Günler geçip gittiyse de ki Geçin gidin. Her varmız yok. Sen kal ey dost. Temizlikte sana benzer yok. Ne geldiyse gitti.
Ne geçtiyse gitti. Ne günler geldi geçti. Ne dostlar geldi geçti. Ne sevenler geldi geçti. Ne nehret edenler geldi geçti. Ne tapanlar, ne tapılanlar geldi geçti. Ne koşanlar, ne koşmayanlar geldi geçti. Her şey geldi geçti diyor Hazreti Mevlana. Gelen hep gittiği gibi gitti. Gelen gitti, gelen gitti, gelen gitti. Günler geldi, günler de gitti. Ey dost. Sen hep kalıcı ve bakisin. Temizlikte de senin üstüne hiçbir şey yok. Sen kal. Sen geçip gitme. Sen kal. Sen vefasız değilsin. Her şey geldi geçti de. Sen gelip geçmedi. Sen kal da. Seninle hep dostluğumuz daim olsun. Balıktan başka herkes suya kandı.
Rızkı olmayanında günü uzadı, cevap uzadı. Balık düşünün. Suya kanar mı? Kanmaz. Ona has. Ama bir kimse suya öbürtülü herkes kanıyor mu? Kanıyor. Bir tek balık kanmıyor. Sudan hiç çıkmıyor. Rızkın diyor. Tadiyse gün uzar da uzar. Allah manevi olan rızkımızı geniş etsin. Ham. Burası çok önemli. Ham. peşkin olgun kişinin halini hiç mi hiç anlayamaz. Böyleyse sözü kısa kesmek gerek ve selam demiş. Hazreti Mevla 18 beyti bağlamış. Bu 18 beyti bağlayıp sarığının ucuna buraya koymuş. Öyle dolaşıp dururken Hüsamettin Çelebi gelmiş. Demiş ki efendim sizin sohbetlerinizi yazsak, bir kitap haline getersek demiş.
Hazreti Mevla'nın da sarığının ortasından bu 18 beyti çıkarıp Hüsamettin Çelebi'ye vermiş. Böyle bilirmiş. 18 beyti önceden yanmış. Bu 18 beyti hayatın panatomisi gibidir. 18 beyti hayatın özü gibidir. 18 beyti tasavufun özü gibidir. 18 beyti mesleminin özü gibidir. Mesleminin özü gibidir. 18 beyti otursak bütün meslevi işaret edersin. Hepsini kelime kelime tek tek harf harf harf harf şerhe otursak Meslevi'yi yarmış olursun. Meslevi'yi şerh etmiş olursun. Bu 18 beytler öylesine bir kerame, öylesine bir iksir vardır. Ama söz öyle bir vurucu bir şekilde bitiyor ki 18 beyt. Herkes dersini alsın.
Ham, pişkin, olgun kişinin halini hiç mi hiç anlayamaz. Öyleyse sözü kısa kesmek gerekmezselam. Ham, olgun kişinin halini anlamaz. Ham, pişkin insanın halini anlamaz. Ne darınır? Bu deli der. Ne diyor ashab? Tahmin ediyoruz. Eğer siz diyor, pardon, tahmin temayike tahmin ediyoruz. Eğer siz diyor ashabı görseydiniz, bunlar deli derdiniz. Ashab da sizi görseydi, bunlar kafir olmuş, dinden durmuş der, sizi kılıçtan geçirir. Allah bizi muhafaza eylesin. Allah bizi muhafaza eylesin.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi