Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 7 Ağustos 2012 · 12:59
Selamun Aleyküm. Allah gecenizi hayır etsin inşallah. Selamun Aleyküm gününüzünüzü hayırlı eylesin. Kınıklarınıza nail eylesin. Korktuklarınıza hırs-ı muhafaza eylesin inşallah. Sufilerin adatlarından birisi de Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin buyurduğu üzere beni Allah terbiye etti.
Terbiyemi güzel yaptı. Sonra bana üstün ahlakı emrederekten affı al, iyiliği emret dedi. Yine Hazreti Peygamber kendisine gelen kişinin sözlerinden çok edebini öğrenmesini severdi.
Ziln-i Mısır'ı şöyle demiştir. Allah İslam'ı bilgi ile süsledi. terbiye ile yükseltti, takva ile şereflendirdi. Ebu Hafs şöyle dedi. Terbiye, Allah'a karşı ihlas ile hareket etmenin mirasıdır. Yebacı şöyle dedi. Terbiye, hallerin süsüdür. Terbiye, büyüklere güzel sohbet etmektir. Büyüklerle güzel sohbet etmektir. Ve şöyle dedi. Her şeyin bir hizmetçisi vardır. Dinin hizmetçisi de edeptir. Edep, hürlerin süsüdür. Hür.
Edep, büyüklere güzel sohbet, onların sözlerini kabul etmek, büyüklere terbiyesine ve ahlakına uymak, onlara saygı göstermek, yaşıtlar ve arkadaşlar, arkadaşlara güzel ahlak ile muamele etmektir. Dedi. Ebu Ubeyd el-Nesevi şöyle dedi. İbadette edep, günün sıcaklığında uzun zaman susuz, geceleri uykusuz kalmaktan daha şerefli ve daha iyidir.
Zira edep, Allah'a yakın olmayı gerektirir. Susuzluk ve uykusuzluk ise ece ve sevap getirir. Çin'deki müritlerin adabı görünürse, melekler onu görmekten seviş duyar. Cennet halkı onu görmekle övünür. Kıymetli dostlar, tasavvuf imandan sonra en önemli olguyu güzel ahlak olarak önüne koymuş.
O kimse iman ettikten sonra, ahlakını en güzel ahlakla süslemeli. Kendisini en güzel ve en ince ahlaka götürmeli. Bu ahlak, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ahlakıdır. Cenab-ı Hak, zikredenler için peygamberde güzel örnekler vardır buyurmuş. O zaman, Sufi, ahlakını, Hz. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin, ahlakının içine koymalı. Ve onun ahlakıyla ahlaklanmalı. Bu noktada hiçbir zaman gaflete düşmemeli, bu noktada hiçbir zaman şeytana yenilmemeli. O ahlak üzerine gitmeli ki, o ahlakın temellerinden birisi, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin deyimiyle, büyüklere karşı hürmetli, küçüklere karşı da şefkat ve merhametli davranmalı.
O zaman, biz büyüklerimize karşı saygılı, sevgili ve hürmetli, küçüklerimize karşı da şefkat ve merhametle davranmalıyız. Eğer büyüklerimize karşı saygılı, hürmetli davranmıyorsak, ve büyüklerce, küçüklere karşı şefkatli ve merhametli davranmıyorlarsa, onlar Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin, haliyle hallenmemiş, onun ahlakıyla ahlaklanmamıştır. Kötü söz söylemek, yanlış söz söylemek, hakaret etmek, insanlara tepeden bakmak, insanların arasını bozmak, insanların arasında korunculuk yapmak, insanlara küfretmek, insanlara hakaret etmek, insanlara yanlış lafızlarda bulunmak, sufi ahlakı ve adabı değildir. Bir kimsenin eşine ve çocuklarına sert ve kaba davranması, derviş kardeşlerine karşı sert ve kaba davranması, büyüklerine ve küçüklerine karşı sert ve kaba davranması, sufi ahlakı değildir.
Eğer bir kimse bir üstada, bir yola, bir sufi meşrebine tabi olacaksa, kendince kendisini, bu güzel ahlakla ahlaklandırma yolunda olmasını bilmesi gerekir. Eğer hala daha ayağına yanlışlıkla basana küfret edeceksen, hala da sana bir bakış fırlatana, sen azarlayıcı bir bakış fırlatacaksan, ve hala da sana bir tokat vurana, sen de bir tokat vuracaksan, bu sufi ahlakı değildir.
Ve bu benim hakkım diyerekten, eğer tokat vurana tokat vuracaksan, hakkım diyerekten, sana küfredene küfret edeceksen, hakkım diyerekten, sana hakaret edene hakaret edeceksen, bu sufi ahlakı değildir. Bu sufilik hiç değildir. O yüzden sufilerin adatlarından birisi, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin, terbiyesiyle terbiyelenmektir. O öyle bir terbiye ki, Cenab-ı Hakk'ın deyiniyle, beni Rabbim terbiye etti diyerekten, meselenin önünü, arkasını, sağını, solunu bağlayıp, bitirmiştir. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin terbiyesi, Allah'ın terbiyesidir. Hz. Aişe Valdemizin deyiniyle, siz Kur'an okumuyor musunuz der, ashaba. Ashab sorar, Hz. Peygamber'in ahlakı nasıl idi?
O da der ki, siz Kur'an okumuyor musunuz? Peygamber'in ahlakı, Kur'an'ın ahlakıydı der. O zaman emanete hüyanet etmek, yarcı sözü yerine getirmemek, yanlış kelimeler kullanmak, yanlış sözler kullanmak, küfretmek, hakaret etmek, insanların eşlerine, çocuklarına, akrabalarına, annelerine, babalarına küfretmek, sufi adabı ve ahlakı değildir. Bu olsa olsa olsa … şeytanın ahlakı olur herhalde. Hatta olsa olsa olsa, hayvandan daha aşağı mahlukların ahlakı olur herhalde. Söyene dinsiz gerek, döyene elsiz gerek, derviş gönülsüz gerek demiş koca Yunus. Üstüne de ilave etmiş, kendi nefsini görmüş, sen derviş olamazsın demiş.
O zaman sufi ahlakı, söyene dinsiz olmaktır. Hakaret edene dinsiz olmaktır. Yanlış konuşana dinsiz olmaktır. Doğene elsiz gerek, o kimse birisi her şeye hak görüyorsa, kendini haksız görmektir. Herkesin her şeye hak gördüğü yerde, senin kendini haksız görmen lazımdır. Diyeceksin ki insanın hakkını savunması hakkı değil midir? Hakkıdır. Şeriaten. Şeriaten hakkını savunursun sen. Bazen gerekli olur mu? Bazen gerekli olur. Bazen gerekli olur. Hakkını savunmak yalnız. Daha ilerisi değil.
Daha ilerisi değil. Sufi ahlakı daha ilerisine gitmez. O yüzden kıymetli dostlar, sufi ahlakıyla, sufi sakalıyla, cübbesiyle, sarıyla değil, sufi haydarisiyle değil, sufi semasıyla değil, ilahisiyle değil, sufi kılık ve kıyafetiyle değil, sufi kaliyle, söylemleriyle değil, sufi haliyle, haliyle öne çıkmalı. Ve bu hal, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin haliyle hallenmek olmalı. Ve bu hali, güzel ahlakla süslemeli. Haramlardan uzak durmak meselenin başı temeli. Kim, farzları yerine getirirse, benim emrimi yerine getirmiştir. O zaman Allah'ın emrini yerine getirmek hepimizin vazifesi. Hepimiz haramlardan uzak duracağız.
Ve hepimiz farz ibadetlere riayet edeceğiz. Ve Allah'ın leyhettiği her şeyden uzak duracağız. Nafilelerle kul Allah'a yaklaşır. Hadis-i Kudsi. Buradaki nafileden kasıt Allah'u alem. Güzel ahlaktır. Sabahlara kadar namaz kılmışsın, sabahleyin karaküp tümretmişsin, bir anlamı kalmadı. Sabaha kadar zikretmişsin, sabahleyin destur, Bismillah, hatına tümretmişsin, bir anlamı kalmadı. Veya senin piyasa tabiriyle nasırına basan, damarına basana, ayağına basana ağzına geleni söylemişsin. Bu sufi ahlak olmadı. Bu olmadı. Bu sufi ahlakı değil. İnsanların arasını boğulmak için laf dolaştırmışsın. Bu sufi ahlakı değil. Biliyor musun filanca senin hakkında ne dedi diye lafı dolaştırmışsın.
Bu sufi ahlakı değil. Bu derviş ahlakı değil. O yüzden ahlakımızı en güzel şekle getirmek nafile ibadetlerin en güzeli. O nafile ibadetlerle yani güzel ahlakla biz Allah'a yaklaşmaya devam edeceğiz. Ve Allah'ı seveceğiz. Ve Cenab-ı Hak da diyor ki ben de onu severim. O yüzden sufilerin en önemli adaplarından birisi Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ahlakıyla ahlaklanmak. O'nun ahlakında günah kebari ve yer yok. O'nun ahlakında Allah'ın sevmediği hal ve hareketlere yer yok. Allah bizi onlardan eylesin inşallah. Cenab-ı Hak günlerimizi muhafaza eylesin. hepimizin tuttuğu oruçları kabul eylesin. Yaptığı ibadetleri kabul eylesin. Şu mübarek günlerde şu mübarek zamanlarda bu Ramazan'ın son günlerine yaklaşırken inşallah Rahman aşkını muhabbetini arttırdığı kullarından eylesin.
İnşallah bayramı da bayram olarak yaşayacak ve geçirecek olan kullarından eylesin inşallah. Sellem.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.