Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 28 Temmuz 2012 · 23:53
Selamun Aleyküm, Allah gecenizi hayır etsin inşallah, gündüzlerinizi hayırlı eylesin, ayınızı, yılınızı hayırlı eylesin inşallah. Sufilerin bir adabı, bir erkanı da, Allah'ın şu sözüyle Muhammed-i Mustafa'ya öğrettiği hedeftir. Ayet 54.
Ve şu sözleriyle öğrettiği hedeftir. Ayetlerin hakkında tartışmaya davranları görünce başka bir söze geçirmelerine kadar onlardan yüz çevir. Enam Suresi Ayet 68. Yine Cenab-ı Hakk'ın öğrettiği hedeftir, yetimi azarlamak. Yine Cenab-ı Hakk'ın öğrettiği hedeftir, sabah akşam rahterine yalvaranları kovmak. Yine Ayet-i Kerime ile öğrettiği hedeftir, sabah akşam rahterinin rızasını dileyerek ona yalvaranlarla beraber oturmaya sabret.
Bunlar Allah'ın kitabında diğer ayetlerle öğretilen adat ve ahlak. Bütün ayetleri buraya almak sözü uzatır. Bu kadarlıkla yetiniyor. Ayrıca söz uzamasın diye bu eserde bütün senetlerini almadım demiş Sülevi isabesinden. Kıymetli dostlar, Sufi'nin adab-ı ahlakı, Sufi'nin edebi Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem adetlerinin ahlakı ve edebi oldu.
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem adetlerinin ahlakı ve edebi Hz. Ayşe valimizin deyimiyle siz Kur'an okumadınız mı? Hz. Peygamberin ahlakı Kur'an'ın ahlakıydı dediği ahlaldir. Sufi adabla erkanın, Sufi'nin yolu Kur'an ve sünnetle yoğrulmalı. Kur'an ve sünnet dairesinde olmalı. O zaman bizim adablarımızdan birisi Cenab-ı Hakk'ın ayetlerinin üzerinde tartışanlarla tartışmaya girmek değil. Cenab-ı Hakk'ın ayetleriyle sabit olan şeyleri tartışanlardan uzak durmak. Bu imanı muhafaza etmek, vesveseden korumak, şeytanın deslisesinden korumak, şeytanlaşmış insanların vesvese, deslise, fikir, düşünce her türlü saldırılarından uzak durmak için insanın kendisini koruma noktasıdır.
Sufi kendisini bu boş tartışmalardan uzak tutar. Allah'ın ayetlerinin üzerinde, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünnetlerinin üzerinde tartışanlar var ise, bunların üzerinde ileri geri konuşanlar var ise onları dinlemek günah kebahedendir. Onları bu noktada onlarla tartışmaya girmek de günah kebahedendir. Sufi asla ve asla Allah'ın ayetleriyle, ayetlerini tartışanlarla oturup tartışmaz, onları da dinlemez. Sufi asla ve asla Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünnetiyle, azabıyla, ahlakıyla, erkanıyla, her şeyinle, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin üzerinde tartışanlarla oturup tartışır, onlarla lat bir yoluna girmez.
Onlardan kendisini terk eder. Öbür, sonradan gelen ayet-i kerimelerde sufilerin ne yapması gerektiği vardır. Bu nedir? Sen nefsini zikredenlerle beraber oturmaya terk et. Sen Allah'ı zikredenlerle beraber ol. Zikredenlerin yanındadır. Çünkü Allah'ı zikredenler imanın kemaline ermiş insanlardır. Allah'ı zikredenler Allah'ın zatıyla alışverişte bulunan insanlardır. Allah'ı zikreden insanlar Allah'a aşık olan insanlardır. Allah onlara aşıktır, onlar da Allah'a aşıktır. Kim zikrullah meclisinden uzaklaştı, kaçtı, onda münafıflık alameti vardır. Kim zikrullah'tan uzak durdu, onda münafıflık alameti vardır. Zikrullah meclisi içinde münafıflık alametlerini devam ettirenleri içinde barındırmaz.
Bu bir potanın, bir demiri eriten, madenleri eriten bir pota düşünün. O potanın dışına cüruhlarının artması gibidir. İçinde özlük kalır. Cüruhunu hep atar. Hep yeni madenler potanın içine girer. O yeni madenler potanın içine girdiğinde ya onlar kendilerini düzelt eder ve temizlerler. orada özlerini ve asıllarına dönerler. Ya da cüruh halinde potanın dışına çıkarlar. Ve ehli hakikat dünyası bunlarla doludur. Nasıl ehli ve hakikat bunlarla doludur? Hakikat yolunda dışarı çıkanlarla doludur bunlar. Bunlar kimin nerede dışarı çıkacağı belindeydi. O yüzden bunun işareti, bunun delili, bunun delili Allah'ı zikredenlerle beraber olmaktır. Allah'ın ayetlerinin tartışılmadığı, Allah ayetlerinin hafife alınmadığı, Hz. Peygamber hadislerinin ve hayatının sünnetlerinin hafife alınmadığı yerde mümkün durmak, orada devamiyet kesmetmek imanın tecelliyatıdır.
Bu Allah'a aşıklığının, Allah'a dost olma yolunun tecelliyatıdır. Bunun tecelliyatı ancak zikredenlerle beraber olmaktır. Bunun tecelliyatı ancak fakirlerle, yetimlerle, öksüzlerle, kimsesilerle beraber olmak. Bunun tecelliyatı ancak zikrin kokusu ile kokulanlarla beraber olmaktır. O zikrin haliyle hallenenlerle beraber olmaktır. Kim zikir meclisinin haliyle hallenmedi, kim zikirden uzak durdu. Zikir meclislerinden uzak durdu, o şeytanın desisesine, şeytanın vesvesesine tanıp, şeytanın midesinde oturan kimsedir. O kimse şeytanın desisesine ve midesine oturmuştur. O şeytanın yolundadır. O şeytanın izindedir. O şeytanın haliyle hallenmiştir. O şeytanın kendi içerisindeki yolunu, şeytanın kendi içerisindeki konumunu kendi içerisinde benimseyip, orada devam edenlerdir.
Çünkü zikirde sabit durmak, zikir halakalarında sabit durmak, zikir halakalarında durmak cennet bahçelerinde durmaktır. Madem ki zikir halakaların cennet bahçesi, cennet bahçesinin dışındaki yerler cehennem gayyasıdır. Ya kimse cennet bahçelerinde dolaşıyordur, ya da o kimse cehennemin gayyasında dolaşıyordur. Ortası yoktur. Ya cennet bahçesindedir, ya Allah'ın zikirle o kimse mamurdur, ya da cennet bahçesinde değiller Allah'ın zikretmediği için viranedir. Bunun ortası yoktur. O yüzden sufiler Allah'ın zikredildiği meclislerde mukim durmak. Kıymetli de olsa insanlar gelir geçerler, gelir geçer. Yollar bakidir. Mustafa Özbağ gelir geçer.
Mustafa Özbağ'ın Şeyhi Abdullah Efendi'nin geçtiği gibi Mustafa Özbağ'da geçer. Abdullah Efendi'nin Şeyhi Aci Mustafa Efendi Hazretleri'nin geçtiği gibi Hacı Erdoğan Efendi Efendi geçmiştir. Bütün zatlar gelip geçerler. Ve mezarlıklar olup gelip geçmeyecekmiş gibi duran zatlarla dolu dolu tutamazdır. Üftat Hazretleri gibi. Onların şu anda hala da anılmalarının sebebi yollarıdır. Kupi yolundan yürümüşlerdir. Onlar Allah'a aşıklık yollarından yürümüşlerdir. Onlar Allah'a dostluk yolundan yürümüşlerdir ki hala daha ayaktadır mı? Yolundan gitmemiş olsalardır. Zikredenlerle nefislerini orada tutmaya zorlamamış olsalardır. Zikredenlerin muhabbetler kucakladıklarından dolayı oradılar.
Eğer öyle olmuş olsalarda adı sana anılmazdır. O zaman Sufi Arab'ı. Şunda sözümü oraya getirmek istemiştir. Kim giderse gitsin sizler son nefesinize kadar zikir halkalarında mühkün kalın. Şeyhimiz kim olursa olsun, üstadımız kim olursa olsun, mürşinimiz kim olursa olsun, ne zamanki zikir halakalarını terk ettiniz, bilin ki nefsini duyduğunuz şeytan sizi aldattı. Bunun suçlusu sizsiniz. Yok zafir bana yoğun baktı, yok çavuş bana düz baktı, yok işte zikir yaptıran şöyle yaptı, yok bana oradan kalk buraya otur dedi, yok beni sevdiydi, yok beni sevmediydi, yok benim dersimi aldı, yok benim dersimi aldı, yok yan yaptı, yok çamura battı, yok bir yanda şöyle gördüm, yok bir yanda böyle gördüm.
Yok bu mürşitti, yok bu değildi, vallahi de billahi de nefsin uydudur bunların hepsine. Şeyh-i kamil olmuş olsa dahil. O kimse zikir halakasında odursa, Kur'an ve sünnetine uyarsa o kurtulmuş herhalde. Allah onu boş bırakmaz. Allah onu meydanda bırakmaz. Kim ki Allah'ı zikretti, Allah onu zikretti. Kim ki zikir meclisinde bulundu, Allah onu daha yüce bir mecliste bulundur. O zaman. O yüzden Sufi'nin ebeb ve adam noktasında hiç terk etme diye bir şey bunlar buluşurlardır. Bir, zikir halakasını terk etme. İki, zikri terk etme. Üç, zikir halakalarındakileri eksik, nafız, noksan görmez.
Dört, yedimi, kimsesizi, fakir fukarayı koru ve kolla. Onlara tepeten bakma. Fakirlerle beraber olmayız, nefsine terbiye et. Nefsini zorla. Nefsini zorla. Parayı bulabilirsin. Allah seni dünyayla, dünyayla imtihan edebilir. Asla zikir halakalı terk etme. Ne kadar zengin olursanız olun zikir halakalınızı terk etmeyin. Ne kadar bela, müslübe, sıkıntı, dert başınıza gelirse gelsin. Hala bir zikrullahını terk etmeyin. Orada din, dik durun. Hastasınız, yatağındasınız. Kardeşlerinize telefon açın. Ben hastayım, yataktayım beni zikrullahın arkasını göstereyim. Kardeşleriniz sizi sevdede zikrullah halakasına getirsinler. Battalya'ya sağlık getirsinler.
Orada arkada yat sen. Bir arkadaş öyle demiştim. Ölümdün en fazla orada. Ölümdün en fazla. Hani sufi din ya, hani zikrullah halakasında ölmeyi hedeflediğin ya. Hani sufi din ya, zikrullah halakasında son nefesini vermeye hedeflediğin ya. Hasta olunca neden bu sufiler evlerinde akıllı erdiren? Zikrullah halakasında ölmeyi hedefleyen bir sufi. Soğuk algınlığından dolayı evden çıkmıyorsa davasının yalancısıdır. Zikrullah halakasında ölmeyi hedefleyen bir sufi. Hava sıcaktı, hava soğuk değildi, hava yağıştı. İşim vardı, gücüm vardı, hastaydım. Kahnım hastaydı, çocuk hastaydı, anam hastaydı, babam hastaydı.
Teyzem gelmedi, yok eniştem gelmedi, yok derdimın dırtısının dırtısı bize misafir geldi, değil. Derse gelmiyorsa davasının yalancısıdır. Davasının yalancısıdır. Her dava şahit ister, deli ister. Zikrullah halakasında son nefesini vermek isteyen bir kimse, halak-i zikrullah'tan bir nefes dahi olsa ayırılacak. Ayırdığı anda büyük bir bina kebari işlemiş gibi hissedecek kendisini. O yüzden halak-i zikrullah'ta devam etmek bizim sufi azaklarımızdan en önemlisidir. Ve yetimleri görüp gözetmek, dulları görüp gözetmek, kimsesindeki kimsesi olmak sufi azaklarının en önemli özellikleridir. Dini tartışır hale gelenler.
Dini tartışanlar, onlardan uzak durmaz sufi adamıdır. Din tartışılmaz, yaşanır. Namaz kılmayanlar din tartışıyorlar. Oruç tutmayanlar din tartışıyorlar. Ayet-i kerime okumayanlar din tartışıyorlar. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünnetinden uzak olanlar din tartışıyorlar. Ömürlerinde halunları secdeye gitmeyenler din tartışıyorlar. Dini tartıştıklarının sebebi şu. Alınlarının secdeye gitmiyor ya. Bütün herkesin alnını secdeye götürmek dertleri. Hepini tartışıyorlar. Sufiler bunlardan uzak dururlar. Bu tartışmalara girmezler. Ve tartışanlardan da uzak dururlar.
Tartışma ortamında uzak dururlar. Ve işyerlerinizi sokakta, kahvede, bacada, akraba toplantılarında, mahalle toplantılarında görürsünüz. Sizin sufi olduğunuzu bilirler. Bildikleri için tartışma ortamı açarlar. Sakallara laf söylemek isterler. Yükbelilere laf söylemek isterler. Sufilere laf söylemek isterler. Dervişliğe laf söylemek isterler. Şeyhe laf söylemek isterler. Şeyhlere laf söylemek isterler. Tartışacaklar. Konuşmayacaksınız. Onlar dönem için bunu söyleyecekler. Tebessüm etseniz kaynağı olmayacaksınız.
Bir daha bir şey derler. Ayet-i kerime. Sen cahilleri gördüğünde onlara yüz sev onlardan. Yüz sev. Cahil. Dini tartışanlar cahil insanlardır. Kitap okunduklarına bakmayın. Profesör de olabilirler. Cahil insanlar. Din tartışılmaz. Din yaşanır. Din tartışılmaz. Din yaşanır. Din tartışılmaz. İnanılır. Din tartışılmaz. İman edilir. İnanmıştır. İnanılır. Bitti inan sahibi. Nesini tartışırır. İman etmiş. O zaten tartışmaz ki. İman ettiyse görür gibi yaşıyor. İman etmiş. Görür gibi yaşar. O hiç tartışmaz zaten. O hiç tartışmaz. O yüzden bizim adaplarımızdır bunlar.
Bu adaplarımız tutulan inşallah. İnşallah. Bu adaplar çerçevesinde Kardeşler kendilerini Dizayn eder. Ve bu yolu Bu yolu Gelecek kuşaplara aktarır. Bizim derdimiz Sadece kendimizi kurtarmak değil. Bizim misyonumuz Kur'an-ı Sinnet Kardeşlerinde bir Kur'an-ı Sinnet Kardeşlerinde bir Tasavvuf hayatını ve düşüncesini Şehrin göbeğinde İnsanlara yaşatmak.
Bunun yaşanır olduğunu göstermek. Bunun yaşanabileceğini göstermek. Ve bütün Gündüzleyin Bütün Hengamesinden Gece Zikrullah alakasını Oturarak O Hengamenin İzlerini Zikrullah alakasını Oturarak Ertesi hafzaya Ertesi güne Yenilenmiş bir şekilde Yenilenmiş bir şekilde kalkmak. İnşallah. Allah bizi bu adaflarla adaflananlardan eylesin. Bu edeplerle edeplenenlerden eylesin inşallah. Tekrar tekrar mübarek olsun. Amin. Öyle kendimize bu sene niyet ettiydim. Dedim ki Perşembe akşamını toplu bir şekilde hiç olmazsa dervişlerle beraber Allah'ı zikredenlerle beraber telavi namazı kuralım.
İnşallah Ramazan çıkınca kadar Kısa sohbet teravih namazı kısa bir zikirle inşallah Ramazanımızı böyle geçirmeye niyet edelim. Allah inşallah niyetlerimizi ibadetlerimizi kabul ve makbul edelim. Amin. O yüzden kardeşler teravihinin en sahih miktarı sekiz rekastır. Adış verilerin çoğunluğundan bazı arkadaşlar neden yirmi kılınmadı da sekiz kılındı diye bir iki bana böyle soru soran veya işte bu noktada sebeb ihtiyacını soranlar oldu.
En sahih olanı sekiz rekattır. En azı iki rekattır. En çoğu yirmi rekattır teravih namazımız. Ama Hz. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin üzerinden nakledilen hadislerinde sekiz rekattır çoğunlukta durur. Sekiz rekattır kıldırmamızın bir sebebi hani Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin namaz kıldıranlara öğüt verirken sureleri namaz surelerini kısa tut. arkandaki yaşlıları ihtiyarları yolcuları emzikli kadınları hamile kadınları düşün de iman olacak olan hadisleri kırık olası. O yüzden ben de o noktadan hareket ederekten burada sekiz rekattır kıldırmayı uyguluyordum. Dedim hem yukarıda çocuklarla olan bayan kardeşler var bütün kardeşler eşleriyle çocuklarla beraber gidiyorlar.
Onları da görüp gözetmek hava sıcak içeride rahatsızlı olanlar vardı. yaşlı ihtiyar olanlar vardır. Onların da bu noktada ibadet ezerken ibadet olmanı zorlamasın diye sekiz rekatt olarak kendime öyle bir yedirtti. O yüzden inşallah yirmi rekatt kılacak olanlar evlerini bunun devam ettirebilirler, kılabilirler. Bu da ayrı bir sünnet olur. O yüzden inşallah burada sekiz kılmamızın bir sebebi de bu. Bu sünnete uyma noktasında kendi kendime öyle bir iştah ettim diye Allah beni affetsin inşallah. Yanındıysam da Cenab-ı Hak inşallah düzeltirsin yan kırmasın inşallah. Hak var. İnsanların önünde çok ibadet etmek değildir. sufilik sufilik insanların önünde çok ibadet etmek değildir.
Sufilik yalnız kaldığında Allah'la sohbet etmektir. Sufilik yalnız kaldığında gözyaşı atıtmaktır. Sufilik yalnız kaldığında ibadetini çokça arttırmaktır. Sufilik eşinin ve çocuklarının dahi görmeden ibadet etmektir. onlar seni yaptı bilecekler. Yapacaksın. Hatta belki de uyuyacaksın bir müddet bir müddet sonra kalkıp ibadet etmektir sufilik. Sufilik herkes görsün diye herkesin içerisinde çokça ibadet etmek değildir. Bizim sufilik anlayışımız nazilelerimizi gizlemektir. Gizlemek der ki hiç yapmamak demek değil. kimisi gizliyor terenlenmesiyle hiç yapmıyor.
Öyle değil. Allah bizi affetsin. O yüzden teravihi 20 kılmak isteyenler evlerinde inşallah 12 daha kılsınlar. Bu noktada bir sıkıntı yok. İnşallah evlerinde 100 kılsınlar. 150 kılsınlar nafile ibadet olarak. Bunda bir sıkıntı yok. Sen sabaha kadar namaz kıl. Bunda bir sıkıntı yok. Nafiledir. Kılarsın. Bunda bir sıkıntı yok. O yüzden bunu böyle sıkıntı haline getirmeminde bir anlamı yok. Cemaat içerisinde mümkün olduğunca kısa, mümkün olduğunca cemaatı da düşünerekten cemaatı kolaylaştırıcı bir şekilde din yaşanacak. İnşallah. Saygın.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.