Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 28 Haziran 2012 · 26:36
Selamun aleyküm. Allah gecenizi hayır etsin inşâAllah. Cenab-ı Hak gününüzünüz hayırlı eylesin. Umduklarınıza nail eylesin. Korktuklarınıza nüfus muhafaza eylesin inşâAllah. Mürid'in seyri süluku geçen hafta mücadele ehlinden bahsetmiştik. Bu mücadele ehlinden sonra o kimse seyri süluku devam ederse, yolda yürümeye devam ederse o kimse Allah'ın davetçisi olur.
Bu davetçiler de kendi içlerinde farklı farklıdır. Bazı davetçiler vardır, insanları Allah'a çağırır. Bazı davetçiler vardır, insanları yola çağırır. Bazı davetçiler vardır, insanları sadece sünnete çağırır. Bazı davetçiler vardır, insanları sadece şeriatın ahkamına davet eder.
Bazı davetçiler vardır, insanları sadece inanca çağırırlar. Bazı davetçiler vardır, insanları şeytana çağırırlar. Bazı davetçiler vardır, insanları küfre, dinsizliğe çağırırlar. Çünkü şeytana çağıranla dinsizliğe çağıran aynı değildir. Şeytana çağıran, kendisine yol gösterici olarak şeytanı görür. Allah'a şeytana uyaraktan gidileceğini düşünür.
Bunların hepsini de sınıflandırmak mümkündür. O yüzden şeytana davet eden davetçilerin, müritleri daha çoktur. Şeriat'a davet eden davetçilerin, şeytana davet edenlerden müritleri daha azdır. Sadece sünnete davet edenlerin müritleri öbür günlerden daha azdır. Allah yoluna davet edenlerin, müritlerin daha da azdır.
Ama sadece Allah'a davet edenin, müritlerin de daha azdır. Gerçek manada. O yüzden kalabalık olup olmamakla alakalı, o kimsenin etrafında insanlar çok ise, o kimsenin davetine dikkat etmek lazım. Eğer bir kimsenin davetçinin etrafında az ise insanlar, o gerçek manada insanları Allah'a davet eder.
Gerçek manada insanları Allah'a davet edenin yolu, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin haliyle hallenmektir. Haliyle hallenenlerle, onun sünnetine tabi olanlar, sünnetine tabi olanlarla sünnetinden iştihat çıkarıp şeriat'a uyanlar farklı meçelerdedir. Farklı dairelerdedir. O yüzden bu manada davetçilerin en hakikisi, insanları sadece ve sadece Allah'a davet edendir. Allah'a davet ederken, insanları nefisle terbiyeye ve nefisle mücadeleye, insanları Kur'an'ın manasına tabi olmaya, insanları Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin manasına tabi olmaya çağırır. Eğer manaya çağırı yoksa, o yerde mana yoktur.
Eğer insanları, etrafındaki Müslümanları manaya çağırıyorsa, etrafındaki Müslümanlara perdenin gerisinde bir alem var diyorsa, etrafındaki Müslümanlara Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin haliyle halleneceksiniz. Bu hal onun ahlakının ince noktasına ulaşmak. Bu hal Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin kabul haline vakıf olduğu gibi vakıf olmak.
Bu hal Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin gördüğü, yürüdüğü yoldan yürümek. Eğer bu noktadaysa o kimsenin daveti, onun etrafında insan az olacaktır. Ama yok, böyle bir şey de değil ise, insanlara sadece Allah'ın yolunu anlatıyorsa, ve oraya davet etmiyorsa bu farklı bir noktadır. İnsanlara sadece sünnette Resulullah'a tabi olmayı düşünüyorsa, namazın, abdestin farzı dörttür, sünnetleri de şu kadardır, bunları yaptığımız senin abdestin abdesttir deyip zahirde bırakıyorsa, kolunu yıkarken kolunu görmeyen, duymayan insan, kolunun hamdini işitmiyorsa o kimse, yüzünü yıkarken yüzünün hamdini işitmiyorsa, kulaklarını meslederken kulaklarının feryadını veya hamdini işitmiyorsa, o kimsenin manadan haberi yok demektir.
O kimse namazını kılarken hiç olmazsa namazı secdadenin yanında dikilmiyorsa, hadi beni kıl benim işim semalarla, hadi beni kıl, ben yürüyeceğim bu aleme ait değilim, hadi beni kıl dediğinde, kıldığında, Esselamun Aleyküm ve Rahmetullah dediğinde namazını alıp götürenleri görmüyoruz. O zaman o kimse baya yol alacak demektir. Bunlar sadece Allah'a davet edenlerin yoludur. Bu yolda yürüyecek olanlar nefisleriyle mücadele edecekler. Bu yolda yürüyecek olanlar dillerine sahip çıkacaklar. Bu yolda yürüyecek olanlar gözlerine sahip çıkacaklar.
Bu yolda yürüyecek olanlar kalplerine sahip çıkacaklar. Bu yolda yürüyecek olanlar midelerine sahip çıkacaklar. Bu yolda yürüyecek olanlar cinsel huzurlarına sahip çıkacaklar. Bu yolda yürüyecek olanlar ayaklarına sahip çıkacaklar. Bu yolda yürüyecek olanlar ellerine sahip çıkacak. O yüzden lafla eline, diline, beline sahip çık demek değil. Bu haliyle olacak. O yüzden hakka giden yolda, hakka gidilen yolda eğer nefisle ve şeytanla mücadele yok ise dile geleni diyorsan, ele geleni yiyorsan, önüne gelene çenkiriyorsan, arkandan gelene tekme atıyorsan senin eşekten bir farkı yok. Bütün malı mülkü insanların parasını pulunu kendini zannediyorsan, insanların namusunu, ahlakını, edebini, erkanını, karısını, kızını kendini zannediyorsan, eşekten bir farkı yok.
O zaman sufi elbisesiyle ne kendini aldat ne başkasını aldat. Başına sarık takıp ne başkasını aldat ne kendini aldat. Sırtına haydari geçirip de ne başkasını aldat ne kendini aldat. Tepkede iki sene edip de ne başkasını aldat iki ilahi sene. Bu yol nefisle mücadele yoludur.
Bu yol kendi hakkından vazgeçme yoludur. Benim hakkım deyip de insanları ezip çiğneme yolu değildir. İşte hakka giden yolda senin hakkın yoktur. Hakka gidilen yolda hiçbir şey senin değildir. Sadece ve sadece edeble ve sadece ve sadece ahlakla ve sadece ve sadece Allah sevgisiyle ihlas ve samimiyetle bu yolda gidilir. Sıdkiyetle yolda gidilir. Gözün şaşmaz, elin şaşmaz, kalbin şaşmaz, aklın şaşmaz, ayağın şaşmaz, yönün şaşmaz. Sırat-ı müstakimde dost doğru gidersin ki işte o zaman sen bir lamba gibi olursun. Aydınlatırsın. Bak bu yolda gidenlerin sonunda Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin haliyle hallenmek var. Yani lamba gibi anlatıcı olmak.
Bu yolda dağdır kendi nefsinde. Sadece davet edilen vardır. Davet edilen Allah'tır. O zaman bu yolda hiç kimse bu manada kendi nefsini görme noktasında değildir. Sadece ve sadece sıd ile, aşk ile, muhabbet ile, Kur'an ve sünnetin zairesinde kalaraktan Allah'a koşma yoludur bu yol. O yüzden Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin üzerine Cenab-ı Hak demiş ki Ey Habibim de ki ey insanlar Allah'a koşun.
Ey insanlar Allah'a koşun. Kardeşler koşun. Sahibiniz Allah. Destekçiniz Allah. Malikülmülk olan o. İnsanların gönüllerini evirip çevirecek olan o. İnsanları istihdam edecek olan o. Hallerini değiştirecek olan o. Kaçacak ferdeden ferdeye geçirecek olan o. O yüzden bu yolda sıdk makamında dur. Bu yolda sen fakir makamında dur. Bu yolda sen acz makamında dur. Kulluğuna devam et. Edeble edeblen. Edeble edeblen. Var gücünle Allah yolunda uğraş ve çaba ver. Allah yolunda koştur.
Allah'a koş. Onun yolunda istikametin o olsun. Onun yolunda yürüyeceğin yer o olsun. Onun yolunda tutunacak olan dalın o olsun. Onun yolunda zikrin o olsun. Onun yolunda ibadetin o olsun. Onun yolunda istediğin şey o olsun. Sen onu iste. Ondan bir şey istemek onun hoşuna giderdi iste. Onun elindeki onun rızkına, onun malına ona gözünü dikme. Gözünü dikeceksem bu yolda sadece ona gözünü dik. De ki ya Rabbi ben senden seni istiyorum. Ben sana kavuşmayı diliyorum.
Ben bir an önce bir an ermek istiyorum. Ben bir an önce sana doğru uçmak istiyorum. Benim namazım sana gelmek için, benim orucum sana gelmek için, benim zikrim sana gelmek için, benim dünya hayatım sana gelmek için, benim dünya nefesim sana gelmek için. Benim amacım seni görmek, senle olmak, seninle yaşamak, senden hiç ayrılmamak, senden hiç uzaklaşmamak, bir nefes dahi olsa, senden bir nefes dahi olsa uzaklaşmamak.
Kardeşler, bu yol o yol. Biraz belki de azameti çoktur, çilesi çoktur. Nefisle mücadele, lay lay lay lay kaldırmaz. Şeytanla mücadele, lay lay lay … beccanla mücadele, lay lay lay … kaldırmaz. Diyebilirsiniz. Ya başka cevap ne kadar güzel. Adamlar huşu içerisinde yürüyüp gidiyorlar. Böyle zorlukları yok, evet yok, buyurun gidin. Nice tarikatlar var, böyle sıkı değil, buyurun gidin. Nice cemaatlar var, sıkı değiller, buyurun gidin. Nice istatlar var, şeyhler var, nice yerler var, küretin dışında, gevşet. Buyurun gidin. Sıkı yerler var. Kalacaksanız, nefsinizle mücadele edeceksiniz.
Burada kalacaksanız, şeytanınızla mücadele edeceksiniz. Burada kalacaksanız, deccaliyetle mücadele edeceksiniz. Burada kalacaksanız, facebook dervişliği istemiyorum. Burada kalacaksanız, internet dervişliği istemiyorum. Burada kalacaksanız, böyle bir şey yok. Herkes kul olacak. Kul. Herkes işiyle, gücüyle çalışırken dervişliğini yaşayacak. Edebiyle edeblenecek dergahan. Ahlakıyla ahlaklanacak. Sünnet-i Resulullah'a tabi olacak. İşin en dış noktası, iç noktasında Habibi'nin ahlakıyla ahlaklanacak. Habibi'nin haliyle hallenecek.
Çalışmayan derviş olmayacak. Bizim yolumuzda bütün pirlerimizin işi var. Herkesin işi olacak. Emekli olsa dahi, iş yok istemiyorum. Gitsin bedava çalışsın, karın tokluğuna çalışsın. Gitsin desin ki ben bedava çalışacağım. Gitsin çalışsın. İşsiz, çalışmayan, tembel, yobaz, ahlaksız, diline sahip olmayan, gözüne sahip olmayan, ona buna çemkiren, hayatını boş geçiren insan, evet burada terbiye olmuyorsa, bir müddet sonra hala da aynı şekilde devam ediyorsa, lütfen, kendisini bilir o kimseler, ayrılsınlar, ayrılsınlar, açık ve net söylüyorum, ayrılsınlar, açık ve net.
Birbiriyle kavga eden, birbiriyle dövüşen, birbiriyle kırık, birbiriyle küs, birbirine laf uzatan, laf çemkiren, kadındır, büyüktür, küçüktür, kızdır, abidir, abladır, kardeştir, tanımayan kimse hiçbir şeyi tanımaz. Bizim yolumuz nefisle mücadele yolu, nefse paya verme yolu değil. Haftanın iki günü oruç zor geliyorsa, bu yolda işin çok zor senin. Ve sen Ramazan'dan Ramazan'a oruç tutuyorsan, bu yolda işin çok zor senin. Ve sen önüne, eline geleni yiyorsan, önüne gelene tekme vuruyorsan, ardından gidene çifte atıyorsan, bu yolda işin çok zor senin. Bu yol imtihan yolu, nefislerle mücadele etme yolu, şeytanla mücadele etme yolu.
Bu yol ahkam kesme yolu değil. Bu yol gidip tekkede tembellik yapma yolu değil. Bu yol gidip tekkede iki sema edip, iki ilahi söyleyip, ona buna sarkma yolu değil. Değil. Bu yolda disiplin lazım. Aşk lazım, muhabbet lazım, bağlılık lazım, sıdkıyet lazım, ihlas lazım. Nefisle mücadele lazım. Her an abdestli dolaşmak lazım. Her an zikirle olmak lazım. Her an hedef ve erkan lazım. Çarşıda, barcada, orada, burada, evinde, barkında hiç önemli değil. Nerede olursan ol, edeple davranman lazım. Gece adam gidecek, hanımının gözünü şişirecek. Saat üçte kadın bana telefon açacak, diyecek ki senin dervişin, senin arkadaşın, benim gözümü şişirdi.
Neden? Ondan sonra yanındaki çayı katmadı da ben de işte yanında çayı katmakta geciktim diye. Öyle mi? Hep gecikiyor efendim diyeceğim. Bir de geleceğim benim burada gözümün içine bakacağım. Hep gecikiyormuş. Çayını masanın üzerinden koymuyormuş. Gecikiyormuş kadın. Masanın üstünde demlik, demliğin yanında çay bardağı. Oradan katmamış da, hanımı gecikmiş de, hanımı gecikince de vurmuş ona. Sinirlerime hakim olamadım efendim. Benim emrimi dinleyip bana tabi olup gelip çayımı koymayacak mı diyor. Bu yolda işi yok o zaman senin. Yok işin senin bu yolda. Bir yol kılıbık yolu. Bir yol kılıbık yolu. Hep ben kılıbık yolu diye diye bazı arkadaşlar evlerden atılıyor, atılıyor.
Boş ver atılan biz olalım. Bir yol bizim kılıbık yolu. Çolum Naci Mustafa Efendi Hazretleri de öyle demiş. Oğlum en iyi demiş, en iyi kılıbık olan demiş. Rahmetli Şeyh Efendi Hazretleri anlatı. Oğlum dedi hacı anne bir laf söylüyordu, bir laf söylüyordu ona dedi. Mübarek hiç seslenmezdi dedi. Aynı o da kendi çilesiyle çilelendi, o da aynıydı. Dervişim deyip bir laf söyleyene iki laf söylemek yok. Beni maneviyat ne? Onu maneviyat ikaz edermiş. Oh oh oh … Telefonda sordum. Haftada kaç sefer Peygamber Efendimiz'i görüyorsun dedim sallallahu aleyhi ve sellemi. Sustu. Ayda dedim sustu. Allah'ına dinine söyle dedim.
Hiç dedim rüyanda beni gördün mü dedim ben. Bir ay boyunca dedim sustu. İki ay boyunca sustu. Üç ay boyunca sustu. Susuyor. Yanılıyorsam söyle dedim. Son bir yıldır hiç görmüyorum rüyanda dedim ben. Evet efendim dedi. Hangi maneviyat seni ikaz edecek dedim. Sen zaten ikaz almışsın dedim. Sen bir seneden beri şeyhini rüyanda görmüyorsan sen ikaz almışsın zaten. Senin her yer karanlık. Düşmüşsün sen dedim. Kaldı. Tövbe et Allah. Tövbe et Allah. O yüzden kardeşler bu yol Allah'a giden yol. Davetçiler bu noktada sınıf sınıf.
Biz ben kendim Allah affetsin. Kendimi o en iyi yolda olanlardan görmüyorum. Ama söylediğim şey o en iyilerin yolu. Anlattığım şey o en iyilerin yolu. Ve o yolda ben de sizden beraber kendimi düzeltmeye çalışıyorum. Ben de sizle beraber oraya layık olmaya çalışıyorum. Oraya yürümeye çalışıyorum. Ama eğer yok bu nokta bize ağır gelecekse o zaman kardeşler bu noktada benim bir derdim yok. Hakkım helal olsun gidecek olanlara. Hiç benden izin almalarına da gerek yok. Kim giderse hakkım helal olsun. Sadece gittiğini söylesin bize. Desin ki ben gittim. Helal o hoş olsun. Allah yolunu açık etsin. Bir daha geri dönmesin.
Bizden ders alıp da helallaşıp gidenlere bir daha bizim bu noktada ders verme noktasında değiliz. Allah bizi affetsin. Zikrullah halakası herkese açıktır. Gelir gider. Birisinin dersini aldıysak bir daha onu geri verme noktamız yok. Allah bizi affetsin. O yüzden bu noktada o kardeşler bizi rahatsız etmesinler. Beni rahatsız etmesinler. Gerek yok. Ben bir adım attığımda o adımı iyi hesap edenlerdenimdir. Eğer aklımla atıyorsam. Yok aklımla atmıyorsam zaten sorumlu değilimdir ben. Hiçbir daha geri dönmem. Allah cümlemizi affetsin inşallah. O yüzden dostlar Cenab-ı Hak fazlından, kereminden, ihsanından lütfeylesin inşallah. Bizleri kendi yolunda daim eylesin.
Kendi yolunda dailerden eylesin inşallah. Ona çağıran, ona koşan, onun yolunda olan Hz. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin haliyle hallenenen kullarından eylesin inşallah. Allah.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.