Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 7 Haziran 2012 · 29:01
Selamün aleyküm, Allah gecenizi öylesin inşâAllah, Cenab-ı Hak ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı öylesin, nefeslerinizi hayırlı öylesin inşâAllah, Allah kendi yönünde gidenlerden eylesin inşâAllah. İlm-i batin ve ilm-i yakin nedir? İkisi arasında ne fark vardır? Bizleri aydınlatır mısınız? İlm-i batin, batin Allah'ın bilinmekten uzak, görünmekten uzak sıfatı.
Zahirin, görünenin, bilinenin zıddı. İlm-i batin diye aslında bir ilim bilmiş değilim ben. Muhakkak bunu söyleyenler biliyorlardır ki böyle bir şey söylemişler. Kur'an'ın deyimiyle Cenab-ı Hak Kur'an-ı Kerim'de ilmi üçe ayırmış. Üç daire koymuş. İlm-i yakin, hakkel yakin, ayn-i yakin.
Bu ilm-i yakin, ayn-i yakin, hakkel yakin olarak üç tane iç içe birbirinin içine girmiş daire gibi görün. En dış dairesi ilm-i yakin, onun içerisinde bir daire daha var, ayn-i yakin. Onun içerisinde bir daire daha var, hakkel yakin görmek. Hakkel yakin bilmek. Yakin, bir şeyin gerçeğini bilmek.
Yakin, şüpheden kurtulmak. Yakin, bu manada şeytanın bütün vesveselerinden beri olmak. İnsanın kendi içerisinde nefisten gelen heva ve hevesinden arınmış olmak. Tabi bu yakinliğin hallerinden başlangıcı ilm-i yakin.
Bir kimsenin haramlardan uzak durması, takva sahibi yönünde yürümesi, namazlarını, ibadetlerini yerine getirmesi, ilmen bir şeyi bu amel noktasında. İnanç noktasında da bir şeyi ilmen kabul etmesi, inanması. Allah'ın varlığına inanmak, inanç noktası. Allah'ın sıfatlarına inanmak, inanç noktası. İslam nedir ya Resulallah? Kelime-i şehadet getirmek, namaz kılmak, oruç tutmak, hacca gitmek, zekat vermek. İnanç, inan nedir ya Resulallah? İnancın içi, iman nedir? Allah'ın varlığına, birliğine, meleklerine, bakın görünmeyen bunlar. Allah'ın zat olarak, zahir noktasında görüyor ama batini var.
Görünmüyor. Melekler, batın, metafizik dediğimiz şey. Perdenin gerisinde, duvarın gerisinde, aklın algılamadığı şey. İnancı, akıl algılar. İnanç, akılladır. İman, kalp iledir. O yüzden iman-ı azam imanı tarif ederken, kalp bile tasdik, dil ile ikrar der. İnanç için böyle bir şey söz konusu değildir.
İman için söz konusudur. İmanın yeri kalptir. Akıl değildir. Akıl onu algılamaz. Akıl onu anlamaz. Akıl onu reddeder. Evet, bu ilim noktalarına getiren insanın aklının da ayağı vardır. Evet, insan ilim alacağı bir yer vardır. O akıldır. Akıl o ilmi ona sunar. İnsanın öbür akıl alacağı yer duyudur. Düyü organlarıdır. Duygusallığıdır. Duygudur. O da bir ilimdir. Görmesi duyudur, ilimdir. Ama bu duyudu algatır insanı. Bu duyular kandırır. Bu duyular yerli yerinde kullanmazsa bizi helaka götürür. Eğer yerli yerinde kullanılırsa helaktan kurtarır.
Düyudur. Hazreti İbrahim yıldıza iman eder. İman yıldızın ilah olacağına inanır. Der ki bu yıldız benim ilahım olabilir. Düyudur çünkü bu. Parlak bir şeyi görmüştüm. Göz ona hayran olur. Göz aklı bu noktada akıl harekete geçer. Akıl ona hayran olur. Gözün gördüğüne akıl hayranlık besler. Ve der ki bu benim ilahım olabilir. İnançtır bu. Ve göz aldandı. Ve göz aldanır. Aklı da aldattı. Ve dolayısıyla akıl aldandı. Gözün gördüğüne akıl aldandı. Gözün gördüğüne ancak kalp aldanmaz. O zaman senin gönül gözün ne? Vücut gözün aynı olursa. O zaman senin gözünün gördüğü aldanmaz. İşte İbrahim'in gözü gördüğü yıldızı.
Dedi ki bu benim ilahım olmalı. Akıl bakın yanıldı. Ardından ayı gördü. Göz ayı görünce akla dedi ki bu daha parlak. Bu daha büyük. Sen buna inanman lazım. Kıyasla kıyasla dedi ki benim ilahım doğal olması lazım. Akıl yine aldandı. Ertesi gün güneşi gördü. Güneş doğduğunda dedi ki akıl ilahım doğal olması lazım. Akıl. Bu manada akıl. Yine aldandığını gördüm. Ben batanları sevmem dedi. Güneş batınca. İşte o kimse yakin noktasına gelmedi daha. Daha peygamberlik ona tebliğ edilmedi. O zaman düğü aldattı. Dinledim seni aldatır.
Gördün seni aldatır. Çok uzakta çok küçük görünür sana. Sen uzaksın deriz. O çok küçük der. Ben uzağım diye düşünmez. Gördüğün aldattı seni. Oysa yaklaştıkça büyüdü gözünde. Gözünde yaklaştıkça büyüyünce gözün ki ya ne kadar büyükmüş. Aldandı. Neye göre büyük? Neye göre büyük? Neye göre uzak? Neye göre yakın? Aldandı. Aldandı. Duyu aldattı. Akıl da aldattı. Akıl bir yere kadardı. O zaman aklın da hafselası almadığı yerler var. Meleğin var olduğuna siz akıl olarak bunu asla delillendiremezsiniz. Ve bunu normalde bilim olarak insanların önünüze koyduğunda o insanlar bu bilgiden şüpheleneceklerdir bilgi noktasında.
İman kalbile enteresan bakın. İman ne? Allah'ın varlığına, birliğine, meleklerine, peygamberlerine, kitabına, kıyamete, eline, kabirdeki hesaba ve din gününe yeniden dirilmeye, kadere kazaya iman etmektir. İman farklı bir tecelliyeti vardır.
Bir kimse Allah'ın varlığına inanması farklı bir şeydir. Allah'a iman etmesi farklı bir şeydir. İman etmek onu kabul etmektir. İman etmek ayrı bir sıcaklık, ayrı bir tat, ayrı bir lezzettir. Onu kabullenmektir. Onu sindirmektir iman etmek. İlme yakin, o kimse inandı. Aynel yakin, o kimse gördü. Ayn görmek demek. İşte o kimse Allah'ın varlığına şehadet etti. Şahitsin. Allah var ve bir. Şahitsin. Allah'ın melekleri var. Şahitsin. O melek, Hazreti Peygamber'e peygamberlik tebliğ etti.
Şahitsin. Şahitsin. O peygamberlere de önceden kitaplar indirmişti. Onlara da şahitsin. Onların hak olduğuna da şahitsin. Şahitsin. Kur'an'ın da hak olduğuna. Ve ilahi bir ömür olduğuna. Ve ilahi bir kitap olduğuna. Şahitsin. Kadere. Allah bir kader yarattı yazdı. Şahitsin. Kaza. Allah'tan şahitsin. Şahitsin. Ölüm yap. Şahitsin. Ölüm yap. Ölmeden görmüş olmalıydım. Şahitsin. Ölemi gösterme bana. Tahitsin. Tahitsin. Şahitsin. Kabirde sorgu sual var.
Şahitsin. Yeriden kıyamet kofuk dirilmek var. Şahitsin. O dirilişte hesap vermek var. Şahitsin. Hesabın neticesinde cennet ve cehennem var. İman. Şahitsin. Şahitsin. Şahat etmek. Gözle görmek. Bir kimse diyecek ki hiç kimsenin yirmi tane eli almış. Şahit misin değilsin. Gözünden doğru mu değilsin. Ta yalandırın ta tekisin sen. Onun şusu varmış. Şahit misin gördün mü gözünden hayır. Yalan görün tekisin. Şahit. Gören. Zinada dört şahit lazımdır. Şahit misin? Hayır.
Yalan söyledin. İftira ettin. Dibet ettin. Dibikodu ettin. Benim adamın sevgilisi varmış. Gördün mü diyorum kadına. Susuyor şimdi. Gördün mü? Duydun mu kulağına? Herkes söylüyor. Herkes yalan. Duruyor. Göreni getir bana. Göreni getir. İtiraf ettin mi onu getir bana. Yok. Şahit. Görmek. Aynel yakim. Hakk el yakim. İhsan nedir ya Resulallah. Allah'ı görüyor muşşasına ibadet etmendir.
İhsan. Görüyor muşşasına. Hakk el yakim. Görmediğim Allah'a ibadet etmem diyen Hazreti Ali. Hakk el yakim. Cennet bir an. Cennet ve cehennem bir an gözümün önünden katsa imanımdan şüphe ederim. İmanımdan. İnancımdan değil. İmanımdan şüphe ederim. İman. Hakk el yakim. Ne diyor ayet-i kerimede. Onlar cehennemi görürlerdi. Tekasür suresi. Orada cehennemi görmekten bahsediyor. Eğer inansalardı. Eğer siz ahirete inanmış olsaydınız. Eğer siz yeniden hesaba çekileceğine inanmış olsaydınız.
İman etseydiniz. Cenneti ve cehennemi gözünüzün önünde görürdünüz. Cehennemi gözünüzün önünde görürdünüz. Ölmeden önce ölürüz. İşte ilim üçtür bu manada. Şüpheyi izal eden. Şüpheyi orta yerden kaldıran. İnsana yakınlık veren. Sufi için lazım olan şey bu. İlmel yakim. Aynel yakim. Hakk el yakim. Bu vahiydir. Akıl vahiyi kabul ederse şüpheden kurtulur. Akıl vahiyi kabul etmezse o felakete gider. O yüzden bizim için, sufiler için, Müslümanlar için, müminler için ilmin kaynağı vahiydir. Kur'an ve sünnettir.
Bizim ilmimizin kaynağı akıl değildir. Aklımız, Kur'an ve sünneti anlamaya yeter bize. Günlük hayatımızı yaşamaya yeter. Günlük hayatımızı yaşamaya. İyiyi, doğruyu, güzeli ayırt etmeye. Çirkini, eksiği, ayırt etmeyi. Allah'ın haram kıldıklarını, helal kıldıklarını ayırt etmeye yarayan algılama makinası. Bu manada o zaman o kimse ilme bakarken batın ilim diye bir ilim yok. Yok, yok Allah'a ait. Allah'ın. Varsa Allah'ın. Varsa Allah'ın. Birisi batın ilminden bahsediyorsa, batın, batın. İlimden konuşuyormuş, zahir olmuş o zaman o. Batınlıktan bahsetme.
Zahir olmuş o ilim. İç filanca kardeş filanca kimse batın ilimlerine hukufiyet sağlamış. Zahir olmuş o ilim. Sakın batın ilim değilmeyelim. Sakın. Yok. Ya o ilim zahir olmuş. Çık bir yere damladı mı o ilim zahir oldu. Hazreti Peygamber sallallahu ve sellem hazretleri ilmi zahir idi. Allah peygamberlerinin üzerinden ilmi ishar etti. Peygamberlerinden sonra velilerin üzerinden ilmini ishar etti. Yani o ilmi tecelli ettirdi. Zahire çıkardı. O ilim batın değil. Ehline söylenmiyor olabilir.
Eyvallah. Buna söyleyecek lafım yok. Ama o ilim batınmış. Hayır. O ilim zahir. Ama o ehline söylenmemiş. Hazinesini saklıyor bir yerde. Lazım olduğunda verecek. Ve altta hazinesini özel insanlara açıyor. Diyor ki gelin bakın ne kadar hazinen var benim. Adnan Hoca'nın parası var hiç kimsenin haberi yok. Adnan Hoca'nın parası olsa ne olacak ki? Kendisine bile faydası yok o zaman. Bir anlamı var mı bilinmezse Adnan Hoca'nın hazinesinin? Hiçbir anlamı yok. Ya Adnan Hoca o kadar alim, o kadar alim, o kadar alim, o kadar alim ama hiçbir şey söylemiyor. Hiç alakası yok Adnan Hoca'da, hiç alimlik yok o zaman. Neden? Kardeş testiden sızar da, öküpten bir şey sızar.
Bir şey akar oradan. Kokusu gelir, rengi çıkar, nemi çıkar, sızar oradan bir şey. Sende ne varsa sızar o dışarı. Ta o söylememiş. Yok, hiçbir şey yok. Falanca efendi varmış, hiç konuşmamış, hepsi sızıyormuş. Sünnete aykırı konuşsak bir şey yok o zaman. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri konuştuğu iyiyi, doğruyu, güzeli anlatmak farz. Tebliğ etmek farz. Hakikati anlatmak farz. Bismillahirrahmanirrahim. Bütün insanlar hüsrandadır, hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesna. Farz.
Neymiş de o susarmış. Farzı terk etti. Nefsine uydu, şeytana uydu. Nefsine uydu, şeytana uydu. Ona birisi gelip bir şey söylediğinde o hakkı tavsiye etmek zorunda. O zaman neymiş de batın ilimlerine vakıfmış da konuşmamış. Yalan, ona şeytan galip gelmiş. O zaman ilme bakarken ilmel yakin, aynel yakin, hakkel yakin Kur'an'ı bize öğretti. Kur'an büyük öğreticiyse bize öğrettiği ilim bu. İlmel yakin, aymel yakin, hakkel yakin. Hepsi de şeriat-ı karranın içinde. Hepsi de Kur'an ve sünnetin içinde. Şeriat-ı karra'yı büyük daire, onun içerisine küçük daire, onun içerisine küçük daire. İlmel yakin, şeriat-ı karranın içinde. O hakikatta, o ola olmuş da. Haram helal olunmuş hakikatta.
Yalan. Zındıklık, şeytana ilmaklıktan başka bir şey değil. İçki şeriatta da haram, tarikatte de haram, marifette de haram, hakikatte de haram. Hepsinde de haram. İçemezsin keyfi. Susuzluktan ölmek üzereysen, o zaman susuzluğunu dindirmek için içebilirsin. Orada da farz olur. Haram. Yeni yeni sapıkça şeyler çıkıyor. Sapıkça. Yıldızlardan ilim alıyorlarmış.
Taş, toprak ve ahlak. Yıldız dedim taş, toprak. Yıldızın nesinden ilim alıyorsun? Yalan. Şeytan aldatıyor, şeytan kandırıyor. Felsefeye dalıyorlar. Felsefeye dalanların imanları yoktur. Felsefecilerin imanları yoktur. Çünkü felsefeciler vahyi kabul etmezler.
Vahyi kabul etmeyen kim, ne varsa hepsi de kafirdir. Bu kim olursa olsun, bu nereden olursa olsun, isterse adam uçuyor olsun, vahyi kabul etmiyorsa kafirdir. Kur'an var, duruyor. Kur'an var, duruyor. O Kur'an'ı yaşayan Muhammed-i Mustafa var, duruyor. Allah onu muhafaza ediyor, koruyor. Minkiller veremez. Oradan bir şey alamaz. Onların kulaklarını tıkatmışlar kendi kulaklarına. Onlar göremezler, zor etmişler. Kendi kendine gözlerine de çekmiş onlar. Allah kimseye zulmetmez. O kendi kendine körlüğe doğru koşar. O yüzden batın ilim diye bir ilimden haberimiz yok.
Haberi olanlar vardır belki de. Haberi olanlar bize söylerlerse biz de onlara söyleyeceğimiz çok küçük bir şey var. Kardeş bu batın ilim olmaktan çıkmış, zahir olmuş. Bu batın değilmiş demek ki. Kendi kendine susaraktan batın ilim ehliyim diye hava atma. Kitabın satılsın diye batın ilimlerden haberdar ediyormuş da hava atma. Batın değilmiş o. Hani sır vardır ya, bir ne söylediğinde sır olmaktan çıkar o. O kimseye sırdır şimdi. Ben Adnan Hoca'ya dedim ki bunu kimseye söyleme. Söyledi Hacı Erkan'a. Bitti. Adnan Hoca sırdaş değil.
Adnan Hoca sır ehli değil. Adnan Hoca'ya güvenme. Bir daha sırrını kolay kolay ona söyleme. Mümin bir delikten bir sefer ısırılır. İki sefer değil. Sen ona bir sır verdin. O gitti. Sırrını senin söyledi. İkinciyi de söyler diye bekle. Hadis-i şerif mümin bir delikten bir sefer ısırılır. Sen de Adnan Hoca'ya ikinci sırrını söyledin. Onun da söyleyeceği kesin kayın. Kesin. Sakın onun üzerine şüphe etme. Bunun gibi sır ilinmiş. Söylendi mi sana? Evet sırlıktan çıktı. Rüyada gördü sırmış. Ya senin gördüğün rüyayı başkası da gördüse? Halinde gördün.
Senin halini bin bin sefer görecek olan insan var. Halinde gördüğün niye sır ki? Kaldı mı sır diye bir şey? Yok. Bir şey kün dedi, zuhur etti. Sırlık bitti. Sırlık bitti. Birisinin kulağına izlendi. Dağıtımlık bitti. Dağıtımlık bitti. Bir de işin şu tarafı var. Onu tutmuş ya orada tutuyor. Ah be yavrum. Am ya am onun üzerinden. Neler geçti? Eskidi o. Hani diyorum ya. Ne zaman gördün? On gün önce. Eskidi kardeş. Örgünde kaç bin sefer yaktı, yıktı, var etti yeniden. Hal görmüş. Ne zaman? Yirmi yıl önce. Yirmi yıl önceydi o. Eskidi ki eskidi.
İhtiyarlıdır. Yirmi yıl önceyle şimdinin arasında hayretten hayrete. Bilmiyorum kaç milyar kez perde değişti. Değişti. Yenilendi, ceditlendi. Eskidir. Kendini yenile. Eskiye anlatma. Dünü anlatma. Ne demiş Hazreti Mevlana? Dün dünde kaldı Cancavrum. O dündü. Yarın gelmedi. Han bu an. Bir anda neler yaşanıyor? Sen o ana bak. Ne eski rüyalerini anlat. Ne eski hallerini anlat. Geçen haftayı da anlatma. Geçen hafta da bitti gitti. Bak yeni bir meclis kuruldu. Yeni bir alem kuruldu. Yeni bir dünya kuruldu şimdi. Sen şu ana bak. Sen şimdiki toplananlara bak. Sen şimdi Allah diyenlere bak.
Sen şimdi tehdit okumaya bak. Sen şimdi kalbini açmaya bak. Sen şimdi her şeyinden sığırılıp Allah demeye bak. Dündünde kaldı. Hatta gün de bitti bak. Gündüzü geçirdin komple. Akşamı da geçti. Yatsı geliyor. Oooo gün bitiyor. Gün bitti aslında. Ertesi gün başladı şu anda dine göre. Biz 12'yi bekliyoruz da. Hazreti Peygamber'in sünnetine göre akşam namazı kılın dili bitti o gün. Bitti o gün bitiyor akşam namazından sonra. O zaman an bu an. An bu an. O yüzden ilim de bu manada İlmel yakin, aynel yakin, hakkel yakin noktasında ilmi bu noktada algılıyoruz. Allah bizi affetsin inşallah. Bize yakin ilmi lazım.
Bildiğimiz ilim bu. Bildiğimiz ilim o olduğundan geri kalanları cahiliyiz. Allah bizi affetsin.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.