mustafaozbag.org

289. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 4 Haziran 2012 · 41:00

Soracağınız var mı? Üstüphanın, yüzümüzde kadın, erkek, erkeğin, kadın doktora muayene ya da, yani, bakılması caiz bir durum var mı? Hanefilerin büyük bir kısmı, bu noktaya bir mahsul görmemiş. Kadınların, erkek doktorlarına, zoriyet olduğu zaman, önünde bir mahsul görmemiş. Hanefilerin büyük bir kısmı. İlhassa şimdi, insanların sağlık büyük problemi Türkiye'den. İşte, bir doktor muayenesi 120-130 milyar, 150 milyar. Adam asker ücretle çalışıyorsa, 350 milyar maaşı var. Onun gidip de, normal muayenehanede kendisini muayene ettirmesi mümkün değil. Sigorta alırsa, bağ kurulursa, içek hastanede mecbur muayene olacak.
Hanefiler de bu noktada cevaz vermişler. Bir sefincesi yok. Yapacak bir şey de yok. İşin takva noktası. Gönül arzu eder ki, kadınlara kadın doktorlar baksın, erkeklere erkek doktorlar baksın. Allah için boz edin. Boz edin. Boz edin. Ben bu konu insanlara geçen, yani Yavrum'a sevdiler. Yavrum'a hatır ederken, sohbetimizden ne demiştiniz? Sevmezsen Allah için boz edin. Eğer ki bir kimse Allah'a düşmanlık yapıyorsa, biz onun Allah'a düşmanlığını sevemeyiz. O noktadan Allah'a olan düşmanlığına huz ederiz.
Bu şahsın insanlığıyla, kişisel şahsiliğiyle alakalı değildir. Bütün insanlar bu noktada sevilebilir. İnsanlık. Bu farklı bir şeydir. Ama bir kimse Allah ve Resulüne savaş açtıysa, Allah da ona savaş açmıştır zaten. Allah'ın düşmanıdır. Cenab-ı Hak ayet-i kerimede, işte nasıl faiz gidirse, iştikal edenler, Allah'ı düşman olarak nitelendiriyorsa, işte nasıl ki Allah'ın dinine savaş açanlar, o da savaş açtığını beyan ediyorsak, biz Allah'ın savaş açtığı şeyi mi seveceğiz?
Müslümanlara eğer izah ediniz mi? Yok. Müslümanlar normaldir, Müslümanlar müminler kardeştirler. Mümin mümine bu noktada savaş açması mümkün değildir. Mümin mümine de buğz eder. Müminin mümine buğzu belli bir noktadadır. Nedir? Onun kötülüğünü engellemek içindir. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellemlere başka bir ad-i şerifte siz bir kötülük gördüğünüzde, elinizde mümkün değilse, dilinizde mümkün değilse kalbe buğz ederek ödemeye çalışır. Kalbe buğz etmek insanların çaresiz kaldığı noktada. O yüzden bir kimsenin kötü bir ahlakı varsa mümindir.
Yanlış bir noktadasa mümindir, biz onun buğz ederiz içimizden. Yani onun o kötülüğünle beraber olmadığımızı gösterir. Buğz etmek odur. Lanet okumak ayırdır. Sen lanetle burnunuzu karıştırma. Buğz etmek o kötülüğe karşı içinde karşı duruşsa, o kötülüğe karşı o kötülükten nefret etmek demek. O kötülükle mücadele etmenin, iç alemle mücadele etmenin azı dokunuz etmenin. Yoksa mümin mümin lanet okumaz, lanet okunacak bir şey varsa lanet okun. Ya biz mesela lanet okumaya herkes kötü biliyor, öyle değil mi? Bazen lanet okumak iyidir. Lanet eder. Gökteki melekler lanet eder. Resulullah lanet eder. Kime ya Resulullah?
Dinde olmayan bir şey dindermiş gibi gösteremez. Biz rahmet edeceğiz. Tasavvufu bazılarının getirdiği noktaya getirmeyin. Tasavvuf dinin dışında bir nokta değildir. Tasavvuf, Allah'ın lanet ettiğine lanet etmektir. Sevdiğini sevmektir. Tasavvuf, Resulullah'ın muhabbet ettiğine muhabbet etmektir. Onun haram ettiğini nehyettiğini haram bilip nehyet etmektir. Yaradılığını severiz. Yaradan'dan ötürü eyvallah. Yaradılığını severiz. Eyvallah. İnsanları severiz. İnsan o Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri biz insanları seviyoruz deyip Uhud'da savaşmamazlık etmedi.
Endek'te savaşmamazlık etmedi. Bedir'de savaşmamazlık etmedi. Huni'nde savaşmamazlık etmedi. Haygar'de savaşmamazlık etmedi. Müslüman birisini şeyler, Beni Gureyza kabilesinden birisi katletti. Savaşmamazlık etmedi. Dedi ki nakimli namazını, farzını kılacaklardı. Dedi yürüyün, yürüyün, farzı burada kılmayın da. O kardeşinizin intikamını alacaksınız. Biz bineğin üzerinde seferiyken farz namazının kılınacağına fetva oradandır. Bineğin üzerinde namaz kılınacağına fetva, Beni Gureyza'ya giden sahabedendir. Sahabenin bir kısmı bineklerinin üzerinde farz namazlarını kıldılar. Bir kısmı Beni Gureyza'ya varlığında kıldılar. Bineklerin üzerinde namazı kılanlar.
Bir kısmı da hemen indiler, hemen farzladılar iki rekat. Onlara yetiştiler. Üç ayrı hareket oldu. Üçü de doğru. Üçü de doğru var. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem özellikleri. Biz bütün yaratılanların Allah'ın yaratığıdır. İnsanlar da en mukaddesarlıktır. Biz onlarla savaşmayız değil mi? Onları sevmek, mesajı ulaştırır.
Bizim onu sevdiğimize işaret odur. O içki içeri doğruyu söylüyorsak, bizim onu sevgimizin göstergesidir. Yanlış yolda gidene doğruyu tebliğ ediyorsak, bizim onu sevdiğimizin göstergesidir. Burada insanlar sevmekte sınır aşamazlar. Sevmekte haddi aşamazlar. Biz bize elinden silahı çekmiş, bizimle savaşan bir kimsenin, biz seni seviyoruz. Gül uzatamayız. Allah diyor ki düşmanın silahından daha üstün bir silahla silahla. Resulullah diyor ki düşmanın silahından daha üstün bir silahla silahla biz insanları seviyoruz deyip de bundan geri duramayız. O sevmek farklı bir nokta. Dinimizde bazı çatışmalar olmuş ya bu sınavlar içinde. Fikir ayrılıkları olmuş.
Çatışmalar olmamış. Fikir ayrılıkları her toplumda vardır. Fikir ayrılıkları her toplumda. O oranın zehri nedir? Fikir özgürlüğünün olduğuna işaretler. Kim tutar? Ayrılıkları her toplumda. Kim tutar insan. İnsanda kim olmazsa insan fıkridir kin. Kini doğru yerde kullanmak lazım. Kini mümin kardeşine karşı kullanırsan yanlıştır. Ama timlenirsen kafire karşı, decaliyete karşı doğrudur. Bakın insan üzerinde bulunan duygular eksik, yanlış duygular değildir. Allah onlar eksik noktada, yanlış noktada uygulansın diye insanlara vermemişse.
İnsanlar onu eksik noktada, yanlış noktada uyguladıkları zaman günaha girmiş olurlar. Allah o duyguları insanları doğru noktada, doğru yerde kullansınlar diye. Yani bir kimsede kim olacak? Bir kimsede inat olacak. Bir kimsede hırs olacak. Ama bunları Allah yolunda, doğru yerde, doğru zamanda kullanacak. İnadını Müslümanlara karşı kullanmayacak. İnadını nefsine karşı kullanmayacak. İnat edecek. Oruçta inat vardır. Olmazsa sabır olmaz. Ben orucu tutacağım der. Böylece inadının üzerinde durduğundan sabır oluşur ondan. İnat olmazsa kimsede başarı olmaz. Hırs olmazsa başarı olmaz. Ama hırs doğru noktada olacak.
Allah'ın kitabını yayınında hırs olacak. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem mübarek sünnetlerini insanlara anlatmak noktasında hırs olacak. Dinin doğrudan insanlara götürmek noktasında hırs olacak insan var. Hırs olmazsa aşk olmaz. Aşk olduğu yerde hırs vardır. Hırsın olduğu yerde de aşk vardır. Siz dünyanın onu toplamakta kullanırsanız muhafaza edersiniz.
Helal eder, helal haram edersiniz. Hırsını edersiniz. Cehenneme doğru yol alırsınız. Siz hırs yapıp ben bugün on kişiye Allah'a tebrik edeceğim derseniz cennete bulursunuz. Hırslanır da ben sohbete gideceğim, ben zikruluğa gideceğim demek hırstır. İnsan niyet eder. Müşkülatlı bir noktadır, müşkülatlı bir yerdedir. Onun hırsı olmazsa o kimse oraya doğru yol almaz. O zorlukları aşamaz. Zorlukları aşarken de hırs lazım insanlar. Hırs olmazsa zorluğu nasıl aşacak mümkün değil. Aşılmayacak olan dağların insanlar inatçı, kararlı, hırslı insanlardır. Bir daha aşılmaz diye görülen bir dağı aşıyorsa bir kimse onda hem hırs vardır hem ilat vardır. Bütün manada nasıldır?
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri kıskançlıkla bahsedilirken işte kıskançlık kötü müdür? Normalde nefsani noktada kıskançlık kötüdür. Ama Allah Resul diyor ki Allah kıskançtır, ben de kıskanacağım. Sizin içininizde en kıskançlı da benim diyor. Ha kıskançlık hanımını, ehlini, çocuğunu muhafaza etmeden, dergahını muhafaza etmeden, arkadaşlarını muhafaza etmeden koruma da iyi bir şeydir. Ama kıskançlık vesveseye düşer de hanım beni aldatıyor mu, çocuklar beni aldatıyor mu, şu şöyle mi oluyor, bu böyle mi oluyor belli bir noktaya kadar iyi bir şeydir. Ama belli bir noktaya geçtiği zaman hastalıktır. Kıskançlık bir arkadaşın iyiliğini, güzelliğini, doğruluğunu istemekte ve onu o noktada istihdam aldık da güzel bir şeydir.
Ama ben kıskandığımdan dolayı onun başarısını başarısız gibi göstermek veya ayarı çelme takmak, önüne set olmak içinse yanlış bir şeydir. Ehli tasavvuf, bu tip Allah'ın fıtraten insanlara verdiği duyguları insanlara verdiği özelliklerini kuru yerlere kanaliz etme tasavvuf. Tasavvuf onları yok etme sanatı değildir, yok edilmez zaten. Kim yok ettiğini söylese yalnız söylüyor, fıtratı değiştirmiş olur. Anlaşıldı mı? Hatta kendisine iman eden, peygamberine iman eden kullarının başka bir yere gitmesini istemez. Başka bir yere gittiklerinden dolayı da o yüzden umum cezası verir. Peki abi? Kendisinden başka birisinin sevilmesini istemez.
Kul hakkı üzerinde tahmin edemediğiniz, sınırca bir noktalar var mı yani? Şurada kul hakkın yerine geçiyormuş mu? Muhakkak vardır. Allah, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri dua gücünün yetmediğinden, bilemediklerinden sorumlu tutulmamasına vardır. O yüzden Cenab-ı Hak gücümüzün yetmediğinden ve bilemediklerimizden bizi sorumlu tutmasın inşallah. İnşallah. Muhakkak vardır. İnsanlar belli bir toplulukta yaşadıklarına göre, belli şeyleri paylaştıklarına göre muhakkak birbirlerine kul hakları geçer. Muhakkak geçer. Bir kimse burada herkes sıkışıp otururken, böyle sık yayılmış bir şekilde otursa kul hakkı geçer. Bir kimse yanında boş yer varken oraya ayağını uzatıp da bir kardeşinin oraya oturmasını istemiyorsa kul hakkı geçer.
Bilerek ama bilir ama isterek ama istemeyerek. Bunu yaptığı zaman kul hakkı geçer. Cenab-ı Hak bildik, bilmediklerinizden ve gücümüzün yetmediklerinden sorumlu tutmasın inşallah. İnşallah. O yüzden bol bol helalaşmakta birbirlerinizle, dolduğu bu noktada dua etmenizde faydalanır. İnce yaşamak yeter. Allah sana ondan. Efendim, Allah'ın ne olduğunu biraz sonra yapacağız inşallah.
Zikrullah, Allah'ı zikret. Allah'ı, Allah'ın nedeki haline bir daha böyle deme bana. Benim iki ayağımı bir kovucu sıkıştırıyorsun. Tamam mı? Bidat nedir? Ölen kişilerin arkasından mevlüt okutmak bidat mıdır? Eğer bidatsa mevlüt yerine ne yapmak gerekir? Bidat, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretinin uzun bir hadis-i şerifi var ya, onun ortasında diyor. En güzel kelam Allah'ın kelamı.
En güzel yolda Muhammed yoludur. Bidat'tır. Bidat'ta sapıklıktır diyor. Şimdi o zaman eşittir, Kur'an ve sünnette olmayan şeylerdir. Kur'an ve sünnette ibadet hükmünde olmayan, helal haram noktasında olmayan, Kur'an ve sünnette imamların iştihadında, bu noktada bilhassa ibadet olmayan şeylerin ibadet gibi dinin içerisine katılmasıdır bidat.
Başka bir hadis-i şerifte de Allah Resulü diyor ki, Her bidat bir sünnetimi yok eder. Bir bidat, sünnetimi yok eder diyor. O zaman bidatlar arttıkça sünnetler ortaya kalkar. Bu nokta çıkıyor. Bidat, sünnet imamlarının iştihadının dışında dinin içine sokulmuş ve insanlara hoş gelmiş, lezzetli gelmiş, Nefsane olarak.
Ama sonradan onun acı bir şey olduğu, zehirli bir şey olduğu, meddana çıkmış şeylerdir. Birisinin dinlerken o tabi haftanın iki günü işte Şam bölgesinde ellerimizi şöyle kaldır alıp böyle ibadet ediyoruz deyince, siz sapıksınız diyor. Neden deyince ona Resulullah hiç böyle ibadet etmedi diyor. Şimdi mevlüt muhakkak ki Muhammed-i Mustafa'yı med eden, onun hayatını anlatan kasideler. Biz mevlüt okumayı bidat kabul edersek, Peygamber sallallahu ve sellem hazretlerinin sağlığında kendisini med eden kasideler okuyan, kendisini med eden şiirler okuyan kimseler vardı ki, o zaman onları da reddetmemiz gerekir.
Mevlüt'ü biz kendi iç noktasında reddetmemiz mümkün değil. Eğer onu reddedersek Allah'ı mededen Allah'ı öğren, Resulullah'ı mededen onu öğren, mesela işte Bedir şehitlerini öğren, Bedir kazilerini öğren, sahabenin zamanında da söylenen kasideler var. Ha o zaman biz hani bir kısmı der ya, bu ilahi bidat bunlar dinlenmez filan. Bunların aslında sünnetten kaynağı yok bunlar. Sünnetten kaynağına bakmış olsalar öyle diyemeyecekler. Mesela işte ben iade dedim ki Hz. Ebubekir Efendimiz, halifeliği zamanında Medine'deki kenar mahalledeki yaşlı ihtiya kimsesiz kadınların başlarını okşarmış, işte onların ellerini öpermiş dediler. Ormanları şey dediler.
Sen işte halifeye iftira ediyorsun, siz dini bilmiyorsunuz dediler. Kendi halifeliği döneminde Medine'nin yaşlı kadınlarının, yaşlı kadın dediğimizde kendisi de yaşlı, kendi yaşıtlarının. Yani yaşlı kadınlar diyoruz ama yani şey, Hz. Ebubekir Efendimiz halife olduğunda yaşında filanmış. 61 yaşındaymış. 61 yaşında. 61 yaşında, yaşlı kadın dediğinde kendi yaşıt. Kendi yaşıtlı kadınların ellerini öperlerini okşamış onların. Şefkatıyla, bir baba müşrikliğiyle, işte baba bir ağrıyla, tarzıyla o yaşlı kimsesiz kadınların dönümlerini almış. Şu çıkar, dağdan dala atlıyor, aklınız helal edilir.
Mesela Hanevilerin bir kısmı demiş ki, bir kenara yazın, vedalın hattı da caizdir. Demiş ki, dinden haberi olmayan. İnsanların şehvetini uyandırmayacak kadınlarla tokalaşmak için bir his yoktur demiş. Mesela gayrimüslim bir kadınla tokalaşmakta bir his görmemişler. Hanevilerin bir kısmı. Ölçü olarak bir insan alıp kabul eder, kenara koyar, çok başı daraldığında, çok sıkıştığında, olmazsa olmazla karşı karşıya kaldığında bunu kullanabilir.
Fetva var, bu var. Gönül arzu eder ki takva noktasında dursun, böyle bir şeye tevessül etmesin. Ha bidat, bu noktada demek ki, Kur'an, sünnet ve imamların iştihatlarının haricinde olan şeyler. Dine katılan şeyler. Dindenmiş gibi görünüp, işte ibadetmiş gibi görünen şeyler. Şimdi bir ölünün arkasından 3'ü, 5'i, 7'si, 42'si, 59'u, 72'si, hepsi de bidat. Ölüm yıl dönemleri, hepsi de bidat. Hepsi de bidat bunların. Peygamber sallallahu aleyhi hiç yapmadılar. Ölüm yıl dönemleri hiç yapmadılar. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin doğum gününde, işte hediyeler, dağıtılar, bilahse Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinde ona tatlı ikram ettiğin, şerbet ikram ettiğine dair şeyler var, hadisler var.
Ha bu farklı bir şey. Bu Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine ait. Ama hiç Hz. Ebubekir efendimizin doğum günü aklınıza geliyor mu? Oysa eğer benden sonra bir peygamber gelecek oldu dediği bir zat, Bedi İsrail peygamberlerinin felkinde dediği bir zat, üstünde görmüş Hz. Ebubekir efendimiz. Bedi İsrail peygamberlerine. Benden sonra eğer bir peygamber gelecesinde bir kimse, fasiliyet noktalar, sevgi derece verdirilmesi yapacaksa bir kimse, eğer böyle sevilmesi gerekir.
Yani işte insanlar ne yazık ki sünnetten, kulağından uzak kaçtıkça bidatlar içine giriyor. Bidatlar içine girdikçe de o sevdikleri insanları kutsallaştırıyorlar, kutsallaştırdıkları insanların birer tane heykellerini dikiyorlar ondan sonra. Ondan sonra heykellerine medet umuyorlar. Fotoğraflarını öldükten sonra ölenlerden medet umuyorlar. Öldükten sonra ölen kim olacağını söylüyorlar ki, neden? Bidat çünkü. Bir kimse ölüyor, öldükten sonra bir üçü oluyor, bir yedisi oluyor, bir de kırkı varmış. Bütün tek rakamları sıralar. Ha bir de senesi var. Seneye devriyesi, bidat, künyer bidat. Anlaşıldı. Mevlüt değil.
Seneye devriyesi, kırkısı, elli ikisi, yetmiş ikisi, üç ayları, beş ayları, on ayları. Bunun için de bidat. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri böyle bir şey yapmamış. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinden sonra ashab da böyle bir şey yapmamış. Tabi yapmamış. Tebaye tabi yapmamış. İmamlar kendi imamların talebeleri de yapmamış. Şimdi yapıyor ya insanlar. Daha da yapacaklar. Neden? Bidatları şeytan destekler. Bidatları nefis destekler. Eytan ve nefis desteklediği için insanların gönüllerine hoş geliyor. İnsanın nefsine hoş geliyor. Olmazsa bir eksiklik olacakmış gibi olur. Ya olmadı ya, bir eksiklik olur onun için. Onu yaparsa şeytanın ve nefsinin hoşuna gidecekler, onlar nefsane olarak tat alırlar, lezzet alırlar.
Uçarlar. Şeytan onlara uçurur. Bidat, ibadeti yaparsanız, hafif işi yaparsanız din adına bakın kendi kendinize. Eğer ondan hoşlanıyorsanız, şeytanın vesvesesine kaldınız, şeytan sizi aldattı. Eğer ondan sıkıntı duyuyorsanız iman ehlisiniz demektir. İmanınız yani iman ehli derken kemale ermen ıslatır. Çünkü her sapıklığın sonu küfürdür. Sapıklığın sonu küfürdür. Bidatın sonu küfürdür. Bidat bulaştı mı bir kimse, onun yolu bozulur mu? O yüzden Peygamber demiş ki, yolların en üzeri Muhammed yoludur. Bunu unutmayın.
Beyninize kazınsın, aklınıza kazınsın. Ve şunu kendinize dizkür edin. Bir hareket, bir davranış, bir düşünce. Kuran, sünnet ve imanların iştahatının içerisindeyse bu mutlak durumudur. İsterse, mesela hareket vermiş müfettir. İşte ister ya da gelenlerden gelenlerden birisi fetva var.
Göbül ağzı. Neden? Daha beri bulacaksınız. Daha geriye gittik anı bulacaksınız. Orada baktığınızda bugünkü daha da size öğretilen bir şeyhin önünde tövbe. Şeyhin var bir kimse.
Köpüksüz diyenlerdir. Tövbe ama ibadet Allah'adır. Yanlış Allah'adır. Yakarış Allah'adır. Her şey Allah'a olurken nasıl bir kimse kalkıp da işte şeyhinin önünde tövbe eder. Ya bir kimse nasıl olur da benceliğine getirir deyip de şeyhinin adını zikreder.
Nasıl şeyhinden yardım diler. Ve adam günde kırk sefer. İyyah terabülü ve iyah kemastayım diyor. Yanına ibadet eder. Senden yardım ederiz diyor. Öbür tarafta plazik kalsın geçirecek tamamen şeyhin yardım eyle. Gözün kör olmasın senin. Nasıl bir İslam ki? Dilinden yok. Sesini de hep anlatırım ya. İşte ben sakalım var benim kara böyle kısa sakalı.
Hacı Efendim bir şey rica çektim dedi. Bir şey söyleyeyim. Geç benim yaşlarımda o zaman geç. Benden geç. Buyur kardeş dedim ben. İşte bizi üstadımız dedi. Seyahate çıkardı işte şöyle işte böyle anlattı. Dua ederim ben sana dedim. Dedim kardeşim ben burada lokantacılık yapıyorum, çalışıyorum. Ben de dedim ehli tasavvufum. Dedim şeyhin mi gönderdi seni buraya dedim ben. O gönderdi dedim. İyi o gönderdiyse dedim ben. O zaman o rızkını da o temin etsin senin dedim ben. Nerede senin şeyhin dedim ben. Samsun tavırlarından bir yer söyle dedim. Yerini çevirdim Samsun'a doğru. Dedim söyle. O şeyhine dedim benim karnım aç. Duyur da dedim ben. Bu böyle vakti şimdi bana.
Dedim ne bakıyorsun? Ansuniyet imamların iştahı bizim çalışmamızı söylüyor. Sebepler daresinde biz çalışacağız. Şeyh'in seni dilenciliğe göndermiştir. Seyahat var mı var. Ama seyahate çıkan insan yedirlerse yer, içirlerse içer, bindirlerse biner. Hiç kimse halini arz etmez. Tasavvufu ayrı bir tarih kaldığı ayrı bir noktaya almışlar götürmüyorlar. İnsanların heva ve hevesinin, bidatların kovu gezdiği yer. Oysa tasavvuf, öz olarak bidatlara savaş açılan. Heva ve hevese savaş açılan. İnsanların kendi işkembe-i kübrasından uydurduğu şeylere savaş açılan bir yer olması gerekir. Dilin tam anlamıyla kurhan, sünnet ve imamların iştahı merkezinde yaşanılan bir yer olması gerekir.
Tasavvuf sadece Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretinin içiyle uğraşmak değildir. Tasavvuf sadece Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretinin hadisleriyle uğraşmak değildir. Tasavvuf Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretinin sadece fıkıhıyla, Şimdi dinini en ince merkezde yaşamasına fayda sağlayacak şeyler varmaktır. Biz sabahtan artık düşünmeyiz. Peygamber de böyle düşünmedi. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hazretinin yolu oktaya koyuyorlar. O kadar Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretinin yaşadığı müddetçe Ben ümmetimi neyi haram edeyim diye düşünmedi ki. Böyle bir Peygamber böyle bir yolda cevap verdi. Dedi ki Kur'an'da haram bir şey şimdi insanlarla böyle bir dini çok biliyormuşuz gibi.
Sanki dinin her tarafını okumuşuz gibi öğrenmek kastıyla değil. Belki de cahiliğinden, belki de kasıtlılığından var mı haram bir şey var mı yok. Yer kardeşim ya. Bir sohbette burada değil başka bir yerde. Elini kaldırdı çokça içme. Bunun üzerine konuş bunun içine katarsın dedim. İnsanlara şunu içirmeyeceksiniz dedim. Çayla içirmeyeceksiniz. Ama Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretinin çok yemeği uygun görmemiş. Ama biz çok yemeği haram diyemeyiz. Şunun çok uyumayı uygun görmemiş.
Ama çok uyumayı haram diyemeyiz. Şunun çok konuşmayı uygun görmemiş. Haram diyemeyiz ki. Bidat olmuş olur, sapıklık olmuş olur. Haram dersek herhala Allah muhafaza eylesin. Diri demek.
Bir şeyi kendi elinde tutan demek. Bildiğin katayla. Öyle mi bakanınız var mı? Eksenini oturtturan, elinde tutan. Kayyuh deridir. Kendi ekseninde tutan. O Allah lafzı Ceylan'ı biliyorsunuz zaten. Bütün isimlerin toplandığı yer. O yüzden o hayyuhu kayyuhu Allah derken orada lam koymuşlar. Bir de daha sene de işte vermişler. Örnek vermişler.
Oradan örnek vereyim. Bunların sünnetiyle farzının arasında Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem bir miktar beklemiş. Bu bir miktar beklerken müezzin üç ihlas bir fatiha okumuş. Anlaşıldı? Şimdi üç ihlas bir fatiha okuyanı biz diyebilir miyiz? Yanlış yaptın. Gömü nazi eder ki onu dağıtsın. Bir de adı şerifte tutar ki Bir de gönderiyesi kötüsü yoktur. Bir de bidattır da atar kenara. Halefiler ondan fazla işte bu tarafa meyledirmişler. Anlaşıldı? Çünkü demişler ki bir iyilikten kafa açanlar. Bütün geçenler sevabını alır. Ama bidarlığın üzerinde özellikle duracağımız şey şu. Özellikle. Bak tekrar söylüyorum. Benim gönlüm arzu eder ki o da olmaz.
Özellikle, özellikle duracağımız şey şu. Kur'an, sünnet ve imanların iştahatında duracağız. En önemlisi bu. Hacı Hamil de Said Nursi Hazretleri sözüne diyor ki Vermeyi istemeseydi istemek vermezdi. Bu sözde ne demiş? O Mevla Cenab-ı Rum Hazretleri'nin sözü. Nereden Said Nursi'nin oldu ki? Nerede okudun? Duymuştum da öyle demişlerdi. O Mevla Cenab-ı Rum Hazretleri'nin sözü. Said Nursi Hazretleri'nin değil. Anlaşıldı. Vermeyi dilemeseydi, vermeyi istetmezdi. Ona bir şey geldiyse, isteme noktası. Bu yüzden istetiyoruz. Önce kılmadığımız namazı, şimdi namaza yeni başladığımız zaman sünnetleri de geçmişlerin kazası olarak da niyetleneceğiz yoksa normal yine sünnet ve son sünnet gibi mi?
Bir, bir kısmı demiş ki kaza namazı olan kimseler sünnetlerini kılarlar ve kazanlarına devam ederler. İki, Hanebilerin içinden yine bir kısmı demiş ki sünnetlerini terk edip onların yerine kaza kılabilirler. Hangisini tercih ediyorsanız vaktiniz neye müsaitse onu yap. Çok ay alles啦. Yait ribay amsal denen bir sünnetten bile, Hanebilerin içinden bir sünnetini de yaşanlarına devam ederler. Hanebilerin içinden bir sünnetini de yaşanlarla devam ederler. Hanebilerin içinden bir sünnetini de yaşanlarına devam ederler. Hanebilerin içinden bir sünnetini araya alırlar.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi