mustafaozbag.org

288. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 4 Haziran 2012 · 42:00

İman ederken Allah'ın kaderine de iman ederiz. Bu noktada kayıptır. Kader yarundur. Kader bir saat sonrasıdır. Kader on dakikan sonrasıdır. Kader bir dakikan sonrasıdır. Kader bir göz açıp kapama sonrasıdır. Bu kayıptır. Biz bu noktada da gayba iman etmiştik. Mümin bu dairede kadere teslim olmuştur. Kader'e teslim olmak demek, anı yaşamamak demek değildir. Bir kısım ehl-i tasavvuf kadere iman ettik derken kaderiyeye kaymışlar.
kaderiyeye kaymak biraz neme lazımcılıktır. Tembelliktir. Emirleri dinlememektir. Allah'ın üstlerine istediklerini, müminlerin üzerinde Allah'ın istediklerini reddetmektir. O yüzden ehl-i tasavvufun büyük bir kısmının ayağının kaydığı yer orasıdır. Oysa Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bütün ilimlere vakıf idi.
Allah'ın bildirdiği kadarıyla. O ne olursa olsun muhakkak kendi anında üzerine düşen vazifeyi yerine getirmeye çalışırdı. Biz kadere iman ederiz. Yani kaderi hanifler ikiye ayrılmışlar. Mutlak kader, mukayyet kader, yani değişen kader olarak. Mutlak kader, bir kimsenin doğrumu, ölümü, yani eceli, kadın veya erkek olması, rızkı ve evlenmesidir. Bunun dışındaki kader mutlak değildir. Yani o cebri değildir, mutlak değildir derken. Kader mutlaktır da, yani değişmez ama cebri değildir. Geri kalan kader, insanın kendi cüz iradesiyle alakalıdır. Allah bizim nerede, neyi nasıl yapacağımızı bildiğinden yazmıştır. Yoksa bizim orada neyi iş yapacağımızı Allah cebretmemiştir, emretmemiştir üzerimize.
Sen içki içeceksin diye bizim alın yazımıza öyle yazı yazmamıştır. O zaman cebri olmuş olurdu. Elimizi kolumuzu bağlamış olurdu. Hem elimizi kolumuzu bağlayacak, bunu diyecek ki sen yapacaksın, hem de diyecek ki bu yaptığından sen sorumlusun. O zaman bunda bir adaletsizlik söz konusu olurdu. İşte bir kısım kaderiyeciler veya ehli tasavvufun diyen bir kısım sapıklar, kendi kendilerine yapması gereken vazifeleri terk edip, üzerinde uygulanması gereken vazifeleri terk edip, kendi kendilerine kader istemiş deyip, haşantiye devam etmekte,
kurut dışındaki düşünceye devam etmekte, bir biçimde yaşamamaktadırlar. Minnik adına, talikat adına işlenebilecek insanların üzerinde en önemli cinayetlerden birisidir. Evet biz kadere iman etmişiz, kadın doğmuşuz ve bizim çocuğumuz erkek doğmuş, kadın doğmuş ve bizim ölümüz, öyle şekilde olacaksa bütün sema, bütün sema, hiçbir şey bitmese yine de rızıktan endişeye düşmem diyor.
Rızıktan endişe değil. Ama velatiyaya bizim gelmek için biz çaba sarf edeceğiz, gayret sarf edeceğiz. Dinimizi yaşamak için çaba sarf edeceğiz, gayret sarf edeceğiz. Bu noktada mücadele edeceğiz. Şu şöyle olmak için gayret göstereceğiz, hareket edeceğiz. Senin hangi biçimi?
Bu lastiğini patlatabilir. Bileceğin bir şey yoktur. Sen insanların arının geçeceği yere çivi atma. Çivi atanda mensuliyet yok.
Hayır çivi atanda mensuliyet var. Sen insanların arabalarının geçeceği yere niçin çivi atıyorsun? İnsanların arabalarının geçeceği yere keskin viacları neden çizgilerle nevhaları koymuyorsun? Hızla giderse arabanın kaza yapma ihtimali yüzde yetmiştir. O kader değildir. Allah'ın cebri değildir yani o noktada. Kader değildir dedim. Allah ona cebretmemiştir. O bizim kendi hatamızdır. Kendi kusurumuz. Kendi hata ve kusurumuz işler gelebilirler. Aslında dolayı gelir. İnsanın kendisine aittir.
Yoksa o kimsenin başını aşağı ile yaşadık. Asmışsın. Senin bu yazdığını uyguladım.
Beni neden cennetinden atıyorsun derdi. Şeytanın vesvesesine kalıp gittiler yediler ve cennetten uzaklaştılar. Tembellerden direkt bir şeyi emretmiştir. Mücadele edeceğiz.
Gayretin yaşanması ve yaşatılması için mücadele edeceğiz. Düşer ve sünnet-i seniyenin emirlerini yerine getirmektir. Anlatır.
Birisi bakmış. Rızka kefil değil mi? Rızka demiş. Şu mağarada ben yaşayayım. O kimse gider mağaraya kendisini kapatır. Bir gün geçer gelen giden yok. İki gün geçer gelen giden yok. Mağarada oturuyor. Üç gün, dört gün derken dışarıda bir çıtırtı var. Bir ses var dışarıda. Aradan dışarı bakar. Bir kervan. Kendi kendine durur. Bir kimsenin öksürük sesi var.
Gelirler bakarlar ki açlıktan baygın bir şekilde bayılmak üzere olan bir sufi. Karış yaparlar. Karış. Kepçe ile o an içeri vermiş kendisine elhamdülillah der. Bulamacı yiyince. Ve der ki elhamdülillah. Kervancı başı der ki demeseydin daha çok burada bekleyecektin o rızkı der. İki kişi olduğu söylenir. Yani o şeye giren iki derviştir. Birisi dayanamaz.
Açlıktan ölmek üzerelerken, bayılmak üzerelerken kervancıya ehe çeker. Öbürkü der ki arkadaşına. Gördün mü bak. Allah bizi nasıl rızıklandırdı. Bu derviş de der ki ehe diye. Eğer ehe demeseydin daha çok burada bekleyecektik der. Biz ehe demese göstereceğiz. Neyse bilemeyiz. Biz gayret göstereceğiz. O canı bilemeyiz. O kimseler babdın diye evden dışarı çıkmazsan, o zaman da aynı zamanda sen kadere de teslim değilsin.
Allah'ın takdiri ne de teslim değilsin o zaman. Senin başına kaza gelecekse gelecek. Sen başıma kaza gelecek deyip de, Ertesi gibi yola çıkmamazlık etme. Sen yola çık. O zaman o dünyanın tecelliyatını gör. Benim başıma kaza gelecek deyip de, ona lütfetmiş, onu göstermiş. Sen ona sabit o zaman. Köşsünde, mağarında erik. Sen onu kendi içinde erik. Allah'a teslim ol. Seni teslim et. Ne gibi yapandır. Yorumlu değildir.
Nedenini, niçinini, nasılını araştırma. Ya, sen üzerine düşen vazifeyi yerine getir. Hayret göster. Bugün bir adım atma, bugün bir adım at. Gerekiyorsa yarın o çocukluğu gösterme. Resulü dedi ki, siz hepinizde sorumlusunuz.
Ne altında bulunanlardan. Hanımından sorumlusun. Çocuklarından sorumlusun. Sen sorumluluğu, hanımına Kur'an ve sünneti anlar. Çocuğuna Kur'an ve sünneti anlar. Çocuklardan sorumlusun. Üzerimize düşen vazifeyi, fazlasıyla yerine getireceğiz.
Yerine getireceğiz. Asi direnelim. Enişte bulunmayalım. O tecavüz edilir.
Direnmeyene sormazlar mı? Sen neden direnmedin diye. Edilen de direnmezse o da suçlu. Günahka.
Direnmesi gerekir. O Müslümanlar, kurancılığı seçmişler. E bize tecavüz ediyorlar canım. E sen de karşı dur. Senin elinle. Türkiye'den pıs yok.
Türkiye'den pıs yok. Neden? Uyuşturuldu. Uyuştuk. Uyuşturulmamız ve uyuşukluğumuz devam ediyor. O uyuşuklukta mı? O güvüntülüktan kurtulmak için mücadele etmiyoruz. Nereye kadar gidecek ki? Bir başıboşluk almış götürmüş bizi. Bir kadercilik almış götürmüş bizi. Kader vereceğim. Arabesli olmuşuz hepimizden. Git sen adamı vur haksız yere, git cezaevine. E ben kader kurbanıyım. Ulan sana kim dedi adamı haksız yere vur diye. Sana kim dedi hırsızlık yap diye.
Sana kim dedi elin kızadır da tecavüz et diye. Kader kurbanı. Mücadele et. Kardeşim ya.
Birisinin evine tecavüze gelir adam. Hanımına, çoluğuna, çocuğuna tecavüz edecektir. Evde bir hengame varsa adam çeker silahını, tabancasını, bıçağını, vurur adamı. Namusunu koruması insanın farzı. Namusunu korurken bir kimse ölürse şehittir. Malını koruması bir kimsenin farzı. Malını korurken ölür.
Kurbanı ise bu kader kurbanı değil. Bu adamın lütfu, kaderin bir lütfu. O zaman onu öyle diyeceğiz. Ona demeyeceğiz bu kader kurbanı. Ya kader kurbanı lütfetti. Namusunu korurken öldü. Kader buna lütfetti. Ya malını korurken bu adam öldü, şehit oldu. Diyeceğiz ki bu adam namusunu korurken öldürdü.
Orta yerden kaldırdın. Allah senin elinle melaneti ortadan kaldırdı. Namusunu koruyorsun. Namusunu koruyosun götürecek. Bizim dinimize her gün gözümüzün içine bakar.
Bir karikatür o Türkiye'de de. Kardeşim her gün araya diyor. Uzamış canavarlar gibi tatlediyorlar diyor.
Şafisit böyle demiş. Hepsi de ayrılmış gayrılmış.
Böyle olması lazım. Öyle olması lazım. Bizim kalkıp da ona bir şey söyleyecek noktada değiliz ki hiçbirimizde. Telefonu dahi açamıyoruz. Diyanet işlerine bir mektup gönderemiyoruz. Ya bu ne biçim sözdür ya çıkın konuşun bunun karşısında. Herkes bir laf söylüyor. Dini meselelerimizden. Açıklasın. Herkes bir şey söylüyor. Manken'in dini fetva veriyor. Manken. Bilmem ne bürokratı dini fetva veriyor. Şey yazılır. Dini fetva veriyor. Çocuk kimin çocuğu?
Düşünebiliyor musunuz? Apartmana korku salmışlar. Apartmana birisi şikayet etmeye kalkmış. Bir şey deme kalkmış. Sizi demişler. Perişan ederiz. Ben açtım telefon polise. Dedim ki böyle böyle filanca apartmanın filanca karşısında böyle böyle uyuşturucu. Kötü örnek buluyorlardı. Parti ekip geldi. Derledi toparladı bunları götürdü. Bir gün sonra apartmanın üstünden kiremi tatıyor adam oradan. Hani bu mahalleden söylediler diye tekrar telefon açtım.
Kardeşim dünkü götürdünüz psikopat adam kiremi tatıyor buradan. Mahallede hastalıyor. Bir daha geldi ekip bir daha aldı götürdü. Bitti. Bir daha yok bir şey. Yöneticiye dedim neden yapmadınız? Mustafa Bey şöyle oldu da böyle oldu da siz yapmadıkça siz yapmadıkça ihval edilmeye mahkumuzun. İhval edilmeye mahkumuzun. Mücadele etmek farz. Kötülerle mücadele etmek farz. Edile edile biz hani çok affedersiniz özür. Kadını genel evine satarlar. Kadın kendi kendine onu kabullenir artık. Der ki ben böyleymiş ben bunu kabulleniyorum. Ona dersin ki sen yok ya bunu kabullenme. Mücadele et.
Çık buradan. Ayrıl bundan. Mücadele et. O bir iki dayak atarlar ona. Bir iki jilet atarlar. O orada kendi kendine mücadele azmini kırarlar onu. Fahişeyliği kabullenir. Der ki kendi kendine ben fahişeyim. Bizim halimiz bu. Biz fahişeyi, fahişeyliği kabullenmişiz. Gözümüzün içine baka, baka, baka dinimizle alay ediyorlar. Bizim onun karşısında yapabilecek hiçbir şeyimiz yok. Sokağa dökülmenize gerek yok. Sokağa dökülmenize gerek yok. Telefonlarını kilitletin. Mehtup gönderin. Sessiz protest edin. Yürüyün. Bağırıp çağırmanıza gerek yok. Olay çıkartmanıza gerek yok. Televizyonda gazetesinde dinime küfrediliyor.
Adam en Müslümanı gene alıyor aynı gazeteyi. Ne veriyormuş? Tencere veriyormuş. Batsın tencere kafanı kaynatın. Kardeşim yemeği verin Avrupa'dan gelen tüketim maddelerini. Yeme kardeşim. Adamın peyniri Avrupa'dan olacak. Kıyafetleri Avrupa'dan olacak. Yiyecekleri, giyecekleri Avrupa'dan olacak. Alma kardeşim. Adam senin dinine söğüp durur. Alma. Git iki milyonluk bir kumaş al.
Diktir bir gömlek gel. Bana söylediler. Dediler ki imam hatip mezunları müracaat etmesin. Bizim dervişi görüyorum. Karfursa'dan çıkar yani. Mustafa abi biz sen ben seni çok seviyorum. Sevme beni ya. Ne seveceksin ki beni. Benim saçımı sakalımı seveceksen sevme kardeşim. Ne yapayım? Üstadı sevmek o değil ki. Onun cüzdanını bekletme.
Sünnet noktasında sözünü dinlemek. Beraber arkadaş olacağız ki ya. İmam hatip mezunu bir tane elinde bolla mı patladı bu maketler?
Diyecek ki ya Allah müracaat etsela. Alın ciddi noktanda kayal ediyorum.
Diyorum ki ya. Şöyle diyorum. Yirmi milyon Müslüman almayı verecek hiçbir şey. Bir ay hiçbir şey almayacak. Alışverişik gelecek. Bütün her şey düzelcek. Her şey düzelcek. Bir ay almayı verecek hiçbir şey. Diyecek ki bir ay biz unu evde bazlama yapacağız. Diyeceğiz. Pirinciyi karıştıracağız. Pilav yapacağız. Bir sürü şey konserve. Bir sürü ne ol. Çek ne ol. Ketçapından tut. Mayan hızından tut. Ne ararsan bir sürü kaydırı kutpak yiyecek maddesi. Hiçbirisinin ne olduğu belli değil. Yemeye ver kardeşim. Al neye ver. Git pişir kuru fasulyeyi. Hurt canağa yet. Pişir mohutu yiye geç. O kadar pişir mercimeği yiye geç.
Gitmeye ver markete. Bir de çoluğunu çocuğunu götürüyor. Ondan sonra çocuk diyor. Babamın çikolatadan da al. Alsa bir türlü almasa bir türlü alıyor. Garı diyor ama şu deterjanın binbir türlüsü. Sanki adamlar yağlı tarlada çalışıyor sanki. İnek bokundan geçilmiyor sanki adamlar da bir sürü binbir türlü deterjan var evlerde. Binbir türlü deterjan var. Gene kokuyor evler gene kokuyor. Kaynanamın gördüğü yerleri temizliyorlar. Başka bir şey yok. Ama deterjanın binbir türlüsü. Alma kardeşim. Bahçesine girme. Yok pazar günü gidecek.
Kabe tavafı gibi tavaf edecek. Çoluk çocuk çombalak. Oraya gitmek için bir de para avcayacak. Benzin yapacak. Gün avcayacak. Desen ki kardeşim pazar günü git anneni babanı ziyaret et etmez. Köyde annesi babası varsa gitmez yanına. Dayısına emlisine gitmez. Tezlisin ağlasına gitmez. Bir hastaya gitmez. Bir arkadaşına gitmez. Ama herhangi bir alışveriş yerine gider tavaf eder. E de bir çuval sakalımdan araba yiktirir bir de orada. Ne? Bir de beni çok seviyor. Sevme kardeşim. İstemiyorum. Cavize alışmışlar. Şu mübarek günlerin hürmetini bizleri uyandırsın inşallah. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem adetleri mübarek teşrifleri günleri geliyor.
Teşrif günleri geliyor. Şu ortama bak. Ve biz böyle durdukça dayatıyorlar bize. Durdukça dayatıyorlar. Biz de durmaya devam ediyoruz zaten. Değişen bir şey yok. Biz de durmaya devam ediyoruz. Evet hayat devam ediyor bizim için. Hayat devam ediyor. Yarın çekimiz var, paramız var, pulumuz var, işimiz var. Dolu. Ona bakacak haliniz yok. Allah bizi affetsin inşallah. Cenab-ı Hak konusun. Hala ben de.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi