Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 4 Haziran 2012 · 43:00
Sorusu olamazsa sorsun içine. Yoksa ben sorayım. Var mı? Rahmetler bir şey var mı? Dik yaşadır, dik ölür demiştiniz. Dik yaşadır, dik ölür demiştiniz. Oooo, kitapı var. Dik yaşamak, yani insanlarla akıl, karakterleri belli değildir. Yani bu kademun gibi. Niye, niye, nasıl yapacağını, ilmaç veyahut da eser rüzgâra doğru değişir, o tür insanlar dik yaşam okulu görür.
Yani o, haktan yana olmaz, kuvvetten yana olur. İşte eser rüzgâra doğru göre değişir, her türlü kalıma girer, her türlü şekle bürünür, o tür insanlar Allah muhafaza eylesin. Münafıklık elemeniz. İnsanın dik yaşaması, iman ettiği noktada ve doğru bildiği noktada durmasıdır. Doğruda durması, iman noktasında durması, Kur'an ve Sünnet dairesindir. İşte arkadaşlık ise arkadaşının yanında durması, arkadaşlığını pekiştirmesi. Bu.
Bu. İnsanlar vardır, beş liraya bozulur, on liraya bozulur, bir lafa bozulur, kızılır, bozulurlar da bozulur. Allah muhafaza eylesin. İnsan vardır, hata yapar, hatasını düzeltir, doğru noktaya gelir. İnsan vardır, hatasından geri döner. Hata herkes yapacak. İnsan vardır, hata, hata olduğunu bildiği halde devam eder. Dik ölmek de, Kur'an ve Sünnet üzerine ölmek. İmanlı, dik ölmek o. Anlaşıldı mı?
Allah'tan korkuyor musunuz? Herkes korkuyoruz der. Veya sokağa çıksak, insanlara desek ki Allah'tan korkmayanız var mı? Hemen hemen büyük bir çoğunluğu herkes der ki Allah'tan korkuyoruz. Allah'tan korkarlar, içki içeriler. Allah'tan korkarlar, tesettüre riayet etmezler. Allah'tan korkarlar, hakkı desteklemezler. Hakkın yanında olmazlar. Allah'tan korkarlar, hakkı hak kabul etmezler. Allah'tan korkuyoruz derler, Kur'an-ı Kerim'i lafa kaldırırlar. Allah'tan korkuyoruz derler, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri sünnet, sünnetini terk ederler.
Allah'tan korkuyoruz derler, anne babaya karşı gelirler. Anne babaya isyan ederler. Allah'tan korkarız derler, anne babalarına bakmazlar. Korkuyoruz derler, hanımlarına zulm ederler veya kadınlar kocalarına zulm ederler. Ha demek ki Allah'tan korkmanın bir tecelliyatı var. İnsan üzerinde bir hakimiyeti olması lazım. Eğer gerçekten Allah'tan korkuyorsa o zaman o kimse Allah'ın yapma dediklerini yapmaması gerekir. Takva soruyorlar. Hakkıyla korkmaktır diyor. Birinci de başka bir hadis-i şerifte de takva nedir diye yine soruyorlar. Bu takvayla alakalı hadisler var. Bunları aslında toplamamız lazım. Bunları bir yere getirmemiz lazım. İnsanın çizgisi meydana çıkar. Takvayla alakalı başka bir hadisler diyor ki Allah Resulü haramları terk etmektir.
Bir hadis-i şerif daha var. Takva nedir ya Resulullah? Şüphelileri terk etmektir. Ha bakın Allah'tan korkmak nedir? Haramlardan kaçınmaktır. Allah'tan korkmak nedir? Bak şüphelileri dahi terk etmektir. Şimdi iki tane taire çıktı önümüze iç içe. Ha demek ki takva edecekse bir kimse Allah'tan korkacak. Bunu söyleyin kimse haramları işlemeyecek. Bakın onu ben helalları yaptırıyorum bakın. Çünkü başka bir hadislerinde de Resulullah sallallahu ve sellem hazretleri Yemen'e vari gönderdiği Muazimli Cebel'e ne tavsiye edersin ya Resulullah diyor Muazimli Cebel hazretleri şeyhe Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri O da ona diyor ki sen ihlaslı ve samimiyetli ol.
Bir kimse geçen hafta konumuz samimiyet, iyiniyetti ya Bir kimse demek ki amel işler ama ihlaslı olursa ona yetecek. Ha demek ki takva çok amel işlemek değil. Günümüzde bir Müslüman için takva şu anda takvin senin hayatında günah-i kebabları işlemiyorsan Bizim için muhtemel insan bu zamanda işe içmiyorsa kumarlanı olmasa namazını kılıyorsa bugünün evliyası da Bir kimse hamuru işlemezse ama sende namaz kıl kardeşim biz harabede içmede vermek günah-i kebabı kimse Allah'tan korkmuş olur.
Bir, İslam cemaat noktasından, mairesinden ayırmaması olmazlarını terk edemezsin. Anlaşıldı. Müslüman olarak ölecek zaten. Öyle değilse ölmesi mümkün değil.
Genişte alınabilir ve genişletmeyin. Başka soru soru soramazsın. Başka soru soruyor. Uzun dersi, dersi. Güzel hayat var mı? Güzel ahli işlerimle biz bunu tamamlayalım. Başka bir adı şeridi yok. Benden önce dinin yüzde ellisi, İslam'ın yüzde ellisi yaşandı. Benim zamanımda da yüzde yirmi beşi yaşanacak. Ahir zamanda da geri kalan yüzde yirmi beş dilimi yaşanacak. Güzel ayakı tamamlamak için indirildim dediğinde uzunca bir tenebiyle indiriyorlar. Ahir'den diyor ki, işte tenebihler gelecek, resuller gelecek. Yirmi beşi yak diye. Böyle sorularıcı bir fikir çıkarırlar.
Bunu da alacaklar sizin önünüze. Bir peygamber, ilizyonist teknolojiyi kullanarak gözünüzü büyüyecekler. Gözünü süpürecekler sizin. Başka önünüze getirecek bunu. Ondan sonra resul deyip onun peşine düşecekler. Affetsin.
İnan önümüzdeki günlerde gördüğümüz halife çıkartacaklar. Diyecekler ki bu sizin halifeniz. Ve onu biat etmenizi isteyecekler. Kanlarınızı dökecekler Müslümanların. Diyecekler ki buna biat edeceksiniz siz. Bunları sizin önünüze koyacaklar hep. Bu sohbetin aklınıza gelsin ha. Bu sohbetin aklınıza gelsin. Not edin bir tarafa. Bu gayri bir mesele değil. İşte o ahir zamanda son yüzde yirmi beşlikte yaşayan bir hadis şerif var ya. O yüzden de kalkıp bu savaşları ahalleri var. Hadi topanıyoruz senin soruna geliyoruz. İşte güzel ahlakı tamamlamak için indirildim derken güzel ahlak aynı zamanda değildir. Biz güzel ahlakı sadece işte Devasu, yumuşaklık, hoşgörü, cömert olmak.
Allah yolunda itihad etmek. Güzel ahlakın içinde Allah dostlarıyla korakın içinde Allah düşmanlarına düşman olmak. Güzel ahlakın içinde Kuran ve Sünnet-i Seniyenin icra edilmesi, yaşanması ve yaşatılması için mücadele etmek vardır. Bize güzel ahlak, içki içmemek, numara önlemek, diline sahip olmak güzel bunlar ahlakın içinde.
Güzel ahlakın tamamı yolunda görmek. Tutçuluk yapar. Allah'ın hükümleri, hepsi de İslam'ın hükümleri.
Güzel ahlakı sadece bir kimsenin yalan söylememesi, yemin etmemesi olarak algılarsak meseleyi tamamlamamış oluruz. Güzel ahlak eşittir, dindir yani İslam'dır. insanın hükümlerini uymak ve uygulamak güzel ahlak. Sadece biz güzel ahlakı hep böyle tamamlıyoruz. Allah bizi muhafaza eylesin. Anlaşıldı. O yüzden Allah Resul'ü diyor ki, ben dinin yüzde yirmi beşi benim zamanımda tamamlandı. Dinin geri kalan yüzde yirmi beşi de ayrı zamanda tamamlanacak. Aslında Peygamber üstünde bir dini yaşantının olacağı ama, üstüne yakın bir dini yaşantı, düşüncesinin, uluhiyet düşüncesinin, seri olarak o noktaya gelmesi olması.
Onu şöyle algına bir İslam yaşayan insanlara. Bunlar sunacaklar önümüzdeki günler. Bu da değil. Bir kimse, hiç bir topluluk, hiç bir kurum kuruluş, bir kimse, görmüştür.
Bana geçer bu. Başka bir artışlarım da der ki, işte bizim zamanı, işte benden sonra puslanacak. Böyle iyice Allah'ta doğru başlar. Yüzyılda bir müceddit gelir.
O müceddit her yüzyılda bir gelir. Demiştir. Yüzyıl. Bin dokuz yüz iki bin. Ve yeni bir müceddit gelecektir. Bu yeni müceddit, yeniden dinin yenilenmesinde, büyük faydalar sağlayacak. Ve insanların önüne çığır atacaktır. Herkes, geçmiş mücedditlerin, önümüzdeki yıllara da ışık saçacağını zaman eder. Hayır. Bu yeni gelecek olan müceddit, Allah bilir, Mehtana Resul'dur. Bir şey söylemeyin. Aydınlanacak, en berrak dünyayı yaşayacaktır. Ve Allah, ruhunu tamamlayacaktır. Dünyayı, kainatı, siz değerli halde vesaire, kardeşlerimizle, toplumu, cemaate ayırlatınca, Allah razı olsun.
Ben cemaat edildi, bir aziz anet paylaşınız olarak, ümit var olmalarını, ümitsiz olmamaları, ahiresiz, hepimiz ayrı vatanı paylaşıyoruz. Diyarbak Bank, İstanbul, bir çeşitli yönete olan olayların, bizi üzmemesini, ama her halükarda, onu hareketle size, şunu sormak istiyorum. Rahat, hayır mıdır, şer midir, artık Necip suresinde, Cenab-ı Hak bizlere, ne alem diyor ki, size stahir diyorsunuz. Estağfurullah. Ağlamıyorsunuz, gülüyorsunuz, böylece, oyalanmaktasınız. Bunu biraz açıklarsanız, çok memnunum. Türkiye'yle alakları, bir şey değil. Türkiye'deki olayları, Türkiye'yle bağlantılarsak, eğer orada kalırız, bir görüştür. Türkiye'deki olaylar, bir şeydir.
Oyunlar, Türkiye'de değil. Bu dünyasında, çok büyük oyunlar oynanmakta. Ve, son 150-200 yıldan beri, bu oyunlar devam etmektedir. Ve ne yazık ki, dünyada en az insanlar, insanlar, İslam dünyasındadır. Hadi bizim, kitap okuma seviyemiz, her insanların arasında, en sonlara gelir. İslam dünyası. Okuluya, nezleri, bilim ve şu anda hiçbir coğrafyaya sahip de, zenginliklerine sahip.
emperyalistlerin, emperyalist düşüncelerini, yaygınlaştıracağını, yahut da İslam'ı, çok iyi bir şekilde, aldırayamadığından, yaşayamadığından, kendiniz, söünmeye müsaitsiniz. Ve aynı zamanda, yere düşecek, yere düşecek, ve emperyalistler yoldur.
Sizin hadisleriniz kadar, bir inceleyemeyi, belirleri çıkarılır, girilişe geçip, bölgesi de, bir düşüncede, kaldıklarında,
üzerinde bir, bir karıştırma pırkası vardır. İnsanlar, sokağa çok rahat,
işte insanlar, çok rahat bir şekilde, kırlar, demesine, sorumuz vardır, ona sevgimiz vardır.
Silah çekmemeleri gerekir. İnsanlar, sokağa, insanlar bir anda, kırılabiliyor. Gelecek isteyecek, bizimdir. Müslüman işi tesis eder, kardeşlere tabi.
Tutuculuğumuz yoktur. Şeyh'i, Kaderi Şeyh'i, Ali Şeyh'in, kızın ki kesmiyor, ne yapmak yoktur.
Bu bütün yorgularını, Allah bizi affetsin. Bir de cehaletten, kimlerimizi korusun? Gerçekten çok önemli bir konulunda, İslam'ın bir yerde olacak, yüzlerden zira, kullandığı şöyle, 108. Sizlikle cehaleti yüzünden, bir insan kübretmişse, siz onlara, ha, küfürle karşılık vermeliyiz.
Kübretler olsanız, yani kübretlerine, cahilik yapana, sataşanlara, çalışırsanız, cahiletle, bilgisizliği yüzünden, Allah'a kübret verirsiniz. Bu sefer, Allah'ın razabı, hatta, hiddetlenir Cenab-ı Hak. Kendini sakınlanır, yüceleşmek isterse, Peygamber'e, sefadetler, vs.
Benim şefaatim, ümmetimi, günahlarımadır. Peygamber'in şefaatinden, mahrum mu kalacak? Bu bir. Peygamber'in şefaat etmediği, bir kişi, şefaat eder mi? Bir şey, ben şefaat ederim, diyorsa, o şey nasıl bir? Derviş, büyük günahı yoksa, bize şöyle yapalım. Hazretleri, Allah'ın müsaade ettiği kadar şefaat edecektir. Ve Allah da ona müsaade etmiştir, biz ona öyle inanıyoruz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretler, hadis-i sevgiler, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretler, buyurmuştur ki, benim şefaatim, ümmetimin günahkarlarına alır.
Baya başka bir hadis-i sevgiler, büyük günahkarlarına alır. Küçük günahları, eğer bir kimsenin büyük günahı yoksa, dedi ya, küçük günahlarına olacak diye. Küçük günahlarına, Allah affetmeyi vaat etmiş. Demiş ki, eğer kesin sabah namazını kılar, hayvan namazını niyet ederseniz, küçük günahlarınızı Allah affeder. Bunları kimliye niyet eder, günahlarınızı Allah affeder. Derviş Cenab-ı Hak. Tövbe, yüceli ve fazilete giriyor devreye. Diyor ki, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretler, benim şefaatim ümmetin büyük günahkarlarındadır. Şefaata, en ehli üzerine.
Yani bir kimse var ki, cehenneme gireceği mutlak olmuş. Hesabı kitabı görülmüş, bu cehennemliktir demiş. Ama bir kimse var, hesabı kitabı görülmüş, onun küçük günahlarını Cenab-ı Hak ne yapmış? hayran çevirmiş. Bir hadisi kutsi var ya, kul mizana çıkırmış, onun günahları oluyor, sevapları teker teker teker teker sayılır ve onun kulağına derdi, sıralayın.
İşte bu, içinde demişler ki, bu küçük günahlar. Bunları teksir etmişler bu noktadan. Allah büyük günahları çevirecek. Ona bir şey diyemeyiz. Ama uyanmaya demişler ki, küçük günahlarını hayran çevirecek. Şimdi, bir kimseye, peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri şefaat etmediyse, şefaat etmeme, Allah'ın izni iledir. Allah'ın emri iledir. Onun şefaat etmediği bir kimseye, hangi bir şeyhin, velinin, evliyanın şefaat etmesini düşünmek tuturur.
Olmaz bunu. Ve derdi, dil derdi, peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri düşünmesi de, muhafaza öylesin, şerittir küpür. Bu noktada, akılan şefaata Allah, ve kimlere şefaat edileceğini de, tam yerine getir.
O zaman, peygamberin şefaati, emri ile sunulur. Sen sevgililerine hidayet edemezsin. Dinlerin, şeyhlerin, muhafaza içinde sınırları var. İki dizimizin üstü oldu. Bir hadislerikte, cemaat-i rahmet var, ayrıca azalt var. Cemaat dinidir, cemaat yaşanılır.
İslam toplu dinidir, topluluksuz dinin yaşatması mümkün değildir. Cemaatler bütün olarak, İslam cemaatıdır. İlk önce onu biz öyle düşüneceğiz. Çünkü, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri buyurmuş ki, İslam cemaatından bir karış ayrılır, birinci derecede biz, cemaatı nitelendirirken, İslam cemaatını nitelendireceğiz. Ne yazık ki, cemaatı nitelendirirken, ama cami cemaatını, ama kendi tarifatını, ama kendi derecede cemaat düşünülürken, İslam cemaatı, İslam cemaatının içinde eylesin. İnsanların kendi mezhepleri ve meşrepleri vardır. Onlar da insanın kendi ailesi gibi.
Haklamalarını, başkalarını, çoğundan çoğundan fazla sever mi? Sever. Bunların sevmesi fıkridir. İkinci derecede şunu düşünürler. Kendi cemaatını soran, eylesin.
Bizim cemaatı, dinde yanıltmayalım insan. Bir kez şey bilir, ama yaşamadan, ne bir de bazı, işte çalışmak yapmış olabilir, bir şey düşman olur, yapmış olursunuz.
Tesirli kılar. Bu kadar yanamayacağım, selamun aleyküm der.
Çekilin diye. Hiç kimse küfre düştü, diyemez. Buna hakkı yok. Ettiysen, insan veya hayvan bokunu yermiş, karnı acıkınca, karnın dövdüten sonra, karnın başlanmış, ya Resulullah.
Tövbe Allah'ım, bir daha bok yemeyeceğim der. Karnı acıkıncaya kadar, yem bulamasa gider, yine boku yer. Fak, torba. Selahat'a biz bunu yok diye miyiz? Ama, tövbenin özü dediniz mi? Bu işin takvasıdır, sırrıdır. Bu işin içidir. O zaman, tövbenin özü, tövbenin takvası, tövbenin içi, günahı terk etmektir. Allah rahat ediyor, günahı terk eder, bir daha icra etmez, yerine getirmezse, Allah, o noktada, onun daha önce yaptıklarını hayra çevirin diyor. Daha önceki günahlarınızın hayra çevirilmesin, tövbeyi özünden yapın, bir daha o günahı işlemeyin. Hamile tövbedir, eminli olan değil.
Bu hamile olan tövbedir. Tövbenin kalbini, gideyim birisini daha uydurayım. Aklından geçirin, tövbe daha kalbine işlememişse, tek nokta terk edersin.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.