mustafaozbag.org

285. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 4 Haziran 2012 · 34:00

Her inanışın kendi içerisinde kaideleri vardır. İnsanlar inanışlarını kendi kafalarını kendi düzenleyemezler. Muhakkak ki önceden onun düzenleyen olmuştur. İşte Budizmin esasları vardır. İnsanlar o Budizmin esaslarına göre Budist olurlar.
İşte Hindül dininin kendine göre esasları vardır. İnsanlar giderler, Hindül dininin esaslarına neyse ona göre kafirinip öyle inanırlar. Budizminin kendine göre esasları vardır. İşte Kataküfe, Protestansa, Süryani ise neyse o kendi inanç esaslarına göre gider, ona inanırlar, buna iman ederler. Hayatlarını öyle yaşarlar. İslam dininin de kendine göre esasları vardır. İnanç esasları.
O inanç esaslarının üzerine İslam dini bina edilmiştir. Biz Allah'a kendi kafamıza göre iman edemeyiz. Yani kendi kafamıza göre Allah'ı şekillendiremeyiz. Dini kendi kafamıza göre şekillendiremeyiz. Dinin inanç esaslarını da kendi kafamıza göre şekillendiremeyiz. Eğer öyle bir şey olursa okunan o İslam dini olmaktan çıkar. Allah'ın dini olma noktasından çıkar.
Orta yere Ahmet'in dini, Mehmet'in dini, Hüseyin'in dini, filanca şeyhin dini, filanca işte üstadın dini, filanca cebatın dini gibi oluşumlar çıkar ki bu tevhid inancının dışındadır. Bu Allah inancının dışındadır. Oysa Allah kendi üzerinde insanların kendisine nasıl iman etmesini Kur'an-ı Kerim'de kendisi açıklıyor. Buna peygamberi de karıştırmıyor. Buna peygamberleri de karıştırmıyor.
Mububiyetle alakalı, kendi Rabbimle alakalı bir mesleği, hiçbir şeyi karıştırmıyor. Yani Hristiyanların dediği gibi, işte İsa Aleyhisselam Allah'ın oğlu veya çocuğu veya da ayrı bir Allah, yani onlar da üçlü Allah inancı vardı. Allah, İsa, Ruhul Kudüs yani Cebrail Aleyhisselam. Böyle bir inanç sistemi kurmuşlar. İslam'da böyle bir inanç sistemi yok. İslam, yani Allah'ın indirildiği din, peygamberlerin üzerinde ruhubiyet yüklememiş. Peygamberlerin üzerine Allah'ını yüklememiş. Peygamberlerin üzerine ilan. Peygamberlerin bir tanesi dahi zamanında herhangi bir zeminde ruhubiyet hepsinde bulunmamış. Hiçbirisinde.
Hepsinde demişler ki, biz Allah'a kuz. Peygamberler kumlukta en ileri dereceye kadar gitmişler. Ve peygamberlerin kumluk derecesine ulaşabilmek mümkün değil gibi bir şeyler mümkün değil. Öylesine kumluk derecesine ulaşmışlar ki, normal arkasından gelen ümmetlerin hiçbirisi de o kumluk derecesine ulaşması mümkün değil. Onların ümmeti miydi? Allah'ın kuluydu hepsi de. Ve peygamber sanırımlarına faziletlisi, en yücesi ve kumlukta en ileri safhaya giden bir peygamber. Ve Allah'ın diyor ki, peki, ben kaybettim ve Cenab-ı Hakk'ın dilinden ya muhabbetse konuşurken kendi dilen bir melek değilim.
Ve Allah'ın deyildi gerekir. Peygamber ve peygamberin resulüdür. Ve peygamberler, Oysa'lısız konuştu.
İstediği yani mümkün değildir öyle diye. Allah'ın müsaade ettiği kadar ona müsaade eden aldır.
Şirke düştü. Allah'ın istemesi farklı bir şeydir. İnsanlar şehirlerini Allah. İnsanlar şehirlerini bilirler. Bir şey söylemiyor ki, Cebrail. Cebrail uydurup cevaplayacak.
Söylemeye galet edecek. Kaldıracak olan aldısı ve O'dur. Allah'ın kılaklı.
Kitabın. O zaman şeytan da durur, cinniler de durur, melekler de durur. O zamanlar semaya indirilmiştir artık. Semaya indirilmiştir. Çünkü o semaya indirilmiştir. Semaya indirilmezden önce nedir? Hayıptır. Sen onu bilemezsin. Sen bana on yıl sonrasını sensin. Sen bana bir... Söylediği şey sadece kendisini bağla.
O aile mi ilimdir? Yağmurcağına sana bilinmeyen, tahmin edilmeyen bir rüzgar ise yağmur yağacak derken kar yağıyor. Yağmur yağacağına nasıl yağıyor? Şimdi insanların hataya düştükleri noktalardan birisi bu. Yağmurun ne zaman, ne şekilde yağacağına mah bilir. Sen bunu düşmüş olursun.
Bizler düşmüş olursun. Bizim Allah inanın kalacaktır. Dediler ki biz dediler bu mühenniyi tutarysanız ne kadar yüksek bir el yaparsanız yapın. Onlar helak edicidir dedi.
Helak etti. Olur mu olur? Bu Rabbim öyle bir iş yapar mı yapar? O zaman ellerimizi yüksek yapalım. Ama onlar başlarına ne geleceğini bilemediler. Cenab-ı Hak bunları kahhar ismi şerifiyle kablettik. Ve biz anladınız sıfatının bir cüzü belki de sıfatının gerçek mafiyetini biz bilemeyiz. İşte orucunun içine Allah'ın ism-i şerîfi orucunun içine sığmayacak kadar koymamız mümkün değil.
Biz diyoruz ki kembe kembe bize hariyat vahiyette hare gitti çiçeğe kondu. Arkabımız çalışıyor. Abi sadece hariyat çiçeğe kondan için o vahiyette Allah. Başka bir iş yok mu? Ben çiçeğe dolaşmayayım o vahiyette. Hayır. Neyin lan? Çünkü tam olarak idraf etmemiz mümkün değil. Çünkü o bizim ilmimizi aşamışa. Bizler Allah'a öyle inanılır. Bir yerde o kötülüğü istediği zaman kaldırmanın gücü kuvveti yeter. Kötülüğü oradaki bir peygamberin kaldıramı yedene göre hiçbir şeyhin, hiçbir alinin kaldırılmasının uygun değildir. Allah inancımızın bu kısmı böyle oturup yerleşmesi gerekir ki eğer öyle yerleşmezse o zaman biz de Allah muhafaza eylesin şirke düşmüş oluruz, küfe düşmüş oluruz.
O yüzden açılıp hakkınızı helal edin. Bende öyle bir şey yok. Sizin başınızdaki bela ömür süretleri kaldıracak gücüm yok. Allah'lık olmadığı için sizin gözlerinizden kalplerinizden hidayet bunun anlamını indirecek bir çözü kuvvet bende yok. Ben Allah'ın aciz bir kuluyum. Kulluk yapmaya uğraşan bir kimsiyim. Hakkınızı helal edin. Bunları böyle ince ince, görüm görüm, her şeyi anlatmaya çalışıyorum. İnşallah hep beraber Allah'ını öğreniriz. Hakkınızı helal edin. Konuşmak istiyorum. Telefonlar açıyorlar, duyuyorum. Öğreniyorum bir şekilde. İşte bayanlardan da bu noktada sonuna yazıyorlar.
Bir kızın tabi bize çek olan kimse o hükmetsin. Hükmü ona bırakın. Birisinin velisi, babası kızını evlendirdi. Başkası ile nikahlandırdı. Geldi kız dedi ki ya Resulallah. Benim babam filan neydi? Dedik ona tabi olur. Ne diyorum? Nikahım olsun dedi.
Dedi ki ya Resulallah ben babamı ayağa düşürmek için böyle bir şey yapmak için bunu sormadım. Ya bu benim hakkım bu değil mi? Onu öğrenmek için sordum. Dedi ki bu senin hakkın. Genç bir kız kızın annesi babası usulüne uygun bir şekilde kızına diyor ki kızım seni isteyen birisi var. Seni filanca istiyor. Seni fişmanca istiyor. Abzu edersen görüş. Gelsin eve konuş. Evet, evet konuşan eğer kız onunla evlenmeyi biliyorum, tanımıyorum, mesajlar soruyor. Babana soruyla.
Bizi isteyenler var baban kabul etmiyor. Bizi isteyen var annem kabul etmiyor. Telefon açayım diye söylemek istemiyor. Ben dününcüler var. Anne babamınları istemiyor. Hakkınız yok. Buna hiç kimsenin hakkı yok. Benim kimi telefon açtın? Öyle bir şey de girmesin. Ben size Kur'an ve sünneti anlatmaya çalışıyorum bildiği kadar. Bildiğim kadar. Gidin kitaplarımızı açın okuyun. Ve annem ve İslam'ın disturları yerine rahim iş açıyorlar. Veyam edin kızlarınıza. Kız ölçene istedim ve evleniyorum ben. Hiç merak etme.
Verim ben seni. Gelsin dününcül olsun. Sen istiyorsan git evlen. Kendi profilinizi, kendi dağlarınızı çocuğunuza da Kur'an ve sünnet öğreticisini verin. Çocuğunuza Kur'an'ın bilgisini verin. Çocuğunuza sünnet bilgisini verin. Çocuğunuza sünnet ahlakı verin. Habib'i verin. Çocuk benim diyorsunuz. O çocuk sizin değil. Kız ve herkı evlen de değil. O çocuk sokakta mı sokakta? O çocuk senin değil. O çocuk sokağın olu. O çocuk okulun olu. Benim yanımda ticaret yapıyorsa. Nerede çalışıyorsa.
O ona olmalı. Neye çırpınıp durma. Senin çocuk senin elinin altında olacak. Elinde oturacak. Senin çocuğun mesajlaşması olmayacak. Senin çocuğun telefonlaşması olmayacak. O zaman senin çocuğuna Kur'an ve sünnet sevgisi verin. Onun ahlakını aşılam. Onun ahlakını aşılam. Bana benim çocuk diye bak. Babası burada. Oğlu kumarlanede. Babası burada. Babası burada. Bizim oğlun evlenecektir. Minasip bir kız bulsak. Senin oğlan kim? Ben şunu soruyorum.
Senin oğlan kim? Görünürüm ki senin yanında ben senin oğlun. Alkınıza da ben böyle şeylerle uğraşmıyorum. Nasıl yakayım milletin başını, ben kızının başını? Nasıl yakayım kardeşim? Anası burada. Kızım evde etkilerde. Anası burada. Kızı arkadan gelmekten. Ben senin kızın nerede? Acaba bizim kıza bir nasip birisi olsak. Veya kimisi işlerine geliyor. Biz kızı evlendirmeye kalarız.
Ooo ne büyük iş yaptım lan. Bütün herkes sırada senin kızı bekliyordu veya senin oğlanı bekliyordu. Bunlardan kurtulun. Çocuklarınıza sahip çıkın sahip. Yıllardan beri diyorum ki çocuklarınıza sahip çıkın. Hayip çıkın. Çocuklarınız da arkadaş olun. Kardeş olun. Çocuklarınız da dost olun. Sen bunu evlendiriyorsun değil.
Evde onlara kurlaşıyordu, kızışıyorduk, kırışıyorduk. Kızlar reddediyor onun gittiği yere. Orman reddediyor babasının gittiği yere. Ya onu doğmuştur, ya soğumuştur, ya sonra getirmeye çalışmıştır. Ya ezmeye çalışmıştır onu. Onunla itibatı kopmuştur. Koptuğu için diyordu. Nuruk hadi sen git Allah'a. Ya bizim işimiz var. Kendimizi kurtarmamız yetmez. Ailenin içine ateş toplu düşer. Ateş toplu. Ateş toplu yatar ortalığı. Kendi kendiniz edersiniz ki çocuk kendi kendini. Bakın bir adamı ıbz ederse ıbz eder. Ondan ailenin huzuru kalmaz. Hepsinin başına ateş toplu düşer.
Sahip çıkın çocuklarınıza. Kız çocuklarınıza sahip çıkın. Hanımlarınıza sahip çıkın. Ya benim hanım kardeşim nefis yapar. Sen sahip çıkın sen disiplin et. Sen bil nereye gittin. İki de bir de çarşıya. İki de bir de çarşıya. Sen bil kardeşim varsa ihtiyaç gitsin. Yoksa de ki ne mi ya daha dün çarşıya çıkmadın mı? İddi kardeşim. Nefsini dolaştırma ortalıkta. Sen de çıkma. Sen de gitme. Sen de nefsini dolaştırma. Sen de boş zamanda odun evinde. Çoluğumdan çocuğumdan otur. Bir kitap oku. Yadis kitabı oku. Tefsir oku. Bir şey olur. Sen de eve gidince oturup televizyonun karşısına geçme. Çocuklarımız da iletişim korun.
Çocuklarımız da arkadaş. Nasıl size dışarı? Çocuğumuza dışarıdan kimin sahip çıkın. Çocuğumuza dışarıdan kimin sahip çıkın. Çocuğumuza dışarıdan değil. On beş yıl olsa yakalık bugün o zaman için yirmi yaşında olanlar şimdi beş yaşında. O zaman bekar olan üç on dört yaşında, on beş yaşında. Elinden tuttuğumuz vesile olduğumuz arkadaşları ya başkası elinde tutsaydı mı olacaktı?
Şimdi pardon meyhanede pavyondaydı. Bizi elinden tutarsa ne olacak halin? O yüzden siz de çocuklarınızın elinden tutun. Hem kız çocuklarınızın hem erkek çocuklarınızın. Bizi de bizim elinden sakın ha. Çünkü teccalet ve şeytanet tuzağını kurmuş. Hazır bekliyor. O azim olmazsa muhafaza eylesin.
Ailelerinizden sahip çıkalım. Şunu unutmayın. Çocuk evlenecek kimseyi kendisi sessin. Kendisi tespit et sessin derken elma değil. Gelen birisi varsa onun görüşünü alın. Onun düşüncesini alın. Seçmek dediğim o. Kendiniz karar vermeyin. Küçüktür, büyüktür. Yok okuyordur, yok okumuyordur. Yok tavandaydı, yok yertteydi. Yok kursa gidiyordur. Yok kuran bir kararını sen var mı? Akıl bahri oldu mu çocuğum? Akıl bahri oldu. Sen çocuğuna sor. Kızım her bir tarih yok var mı diyorsun? Bitti. Akıl bahri oldu. Evlenme kendilerini sessin. Bitti. Dur kendine bak işine.
Hadi ki bir kaptan fazla ol. Konusunda. Yok. Yok okul gidecek, askerini yapacak, işini açacak, evini olacak, arabası olacak, yaş olacak otuz. Otuzundan sonra ne yapsın adam evlenip de? Duvara tırmanız etmişin. Kızın tam kız olduğu zaman otuz yaşında kadının kadını yıkar.
Otuz yaşından sonra kadın beş yıl daha duvuruyor. Fazla duvuramaz. Otuz yaşında kız everse. Allah bizi affetsin inşallah. Cenab-ı Hak bizi muhafaza eylesin. Hakkınızı helal edin. Üç ihlas müfatiha.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi