mustafaozbag.org

280. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 1 Haziran 2012 · 50:23

Kısım ve aşabalarını ölçünün dışında sevmesi fitnedir. İşini ölçünün dışında sevmesi fitnedir. Ne bileyim insanın kendisini ölçünün dışında fazla sevmesi fitnedir. Bu manada Allah'tan ayıran her şey insanın fitnedir. Her şey. Yani çok makul gelebilir bize, çok ehren dairede gelebilir, helal olan bir şeydir. Ama velâkın o bizi Allah'tan alıkoyuyorsa, o bizim için fitnedir. Fitnenin bir manası imtihanlıdır.
Gereken şey Allah'tan uzaklaştıran şeydir. Bir insanın çalışıp kazanması, kendi parasını, kendi ihtiyacını karşılaması helal dairedir, şarttır. Bir kimse bu helal dairede ben yaşayacağım derken, ben çalışıp para kazanacağım derken, namazını terk etmesi, namazını geciktirmesi, namazını geciktirmesi fitnedir. Namazı geciktirmesi fitne, terk etmesi daha büyük fitne.
Şimdiki insanlar diyorlar ki, ya çalışmakla ibadettir. Ya kardeşim, çalışmakla ibadet derken, biz normal ibadetimizi terk edemeyiz. Normal ibadetimiz, yani namaz kılmak, oruç tutmak, işte Kur'an okumak, dinin olmazsa olmaz bazılarını yerine getirmek, getirmenin önünü hiç geçmemesi gerekir. Ama geçiyor adamın, her şeyin önüne geçiyor. O zaman ne olmuş oluyor? Fitne olmuş oluyor. İşte çocuğuyla oynarken, yok çocuk ağlamaydı, yok altı bakılacaktı, yok üstü bakılacaktı, namaz gitti, küt aşağı indi. Çocuk onun fitnesi oldu. Adamın işi fitnesi oldu. Adam kendime bakacağım, kendime özellik, güzellik takacağım diye yatıyor makinenin altında. Fıtrata aykı, ameliyatlar oluyor. Fitne olmuş oluyor adamın kendisine olan muhabbeti.
Kadının kendisine olan bir muhabbeti var, orasını burasını gerdiriyor, derdiriyor, yıkıyor, yapıyor, bir şeyler yapıyor. Kendi kendini güzelleşmeye çalışıyor. O kendisini öyle muhabbet etmesi onun için fitne olmuş oluyor. O yüzden fitneye temel bir anlam, temel bir mana vereceksek, insana Allah Resulullah'tan ayıran, şeriatın yolundan ayıran her şey, o insan için fitnedir. Allah muhafaza eylesin. Şimdi bir saatte gıybeti, dedikodu, iftirayı zannediyoruz. Hayır. Allah'tan ayıran her şey fitnedir. Ha dedikodu ederken insan, hadis-i şerifte bir kimse diyor, gıybet ederken, gıybet ederken onun üzerinden iman kalkardır, gıybet halindeyken. Ölür de imansız olarak ölecek. Burada Şafiler işte bu noktada o kimsenin imansızı özelini inşaat vermişler.
Haneviler o bir günah-i kebaili işlerken imansız gitmez bu noktada. Ama işte günah-i kebaili şey yapmışlar. Bu noktada gıybeti, iftirayı, dedikoduyu yine fitne. Neden? Allah'ın mem ettiği bir şey yapmış oluyor. Ama biz fitneyi bu kadar daha da ayrıca bırakamayız. Gün gelir adamın arabası fitne olur. Gün gelir adamın dükkanı fitne olur. Gün gelir adamın parası fitne olur. Gün gelir adamın kendi güzelliği fitne olur. Gün gelir kadının kendi güzelliği fitne olur. Gün gelir insanın kendisini sevmesi fitne olur. Annesini, babasını, kardeşlerini, etrafındaki insanların fazla sevmesi fitne olur. Adamın şeyhini fazla sevmesi fitne olur. Ölçüsünden fazla sevmez.
Onu küçük tabi yerine koyar. Fitne olur. Anlaşıldı. Fikir fesat mı? Fesat bozulmadır. Bozulma, çürümedir. Bir kimsenin fesada uğraması, çürümesi demektir. Bunun en büyük, Allah muhafaza eylesin, en iyisi, bunu imanda fesada uğramaktır. İmanda fesada uğramanın en önemli şeyi, uluhiyetli başka bir kişiye, şahısa, doktrine veyahut da bir mekanizmayı yıkmaktır.
Bu, imanda fesada uğramaktır. Bir kimse, iyi yaşanan güdüve, iyi yaşanan aslayın deriz. Ancak sana ibadet eder, ancak senden yardım eder. İman Allah'adır. Bu noktada, imani meselelerde insanlar, fesada uğradıkları zaman en büyük bozulma, çürüme odur işte. O yüzden, fesattan anladığımız bizim imani meselelerde çürüme, imani meselelerde bozulma, sulandırma, yani daha doğrusu şirk, gizli şirk dediğimiz şey.
Gizli şirk bir fesada uğramadır. Riyakallık bir fesada uğramazdır. Zaten riyayı gizli şirkle eş değerli tutmuş Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri. O yüzden fesat, bir kimsenin bozulmasıdır, çürümesidir. İçinin içine karışmasıdır, ikiliktir. Bu noktada, bir kimsenin fesada uğraması, birinci manada imani meselelerde çözülmesi, bozulmasıdır. Allah muhafaza edersin. Anlaşıldı? Tabii bunun alt kademeleri var. Bir kimse Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerin sünnetleri noktasında fesada uğrar. Bir kimse müşriyetlerin, imamların, iştahatların noktasında fesada uğrar. Mesela İmam-ı Azam Hazretleri, İmam Muhammed'in, İmam-ı Yusuf'un imamların bir noktada fesvası vardır.
O noktada fetvası var olmasına rağmen adam fesada uğrar, o fetvaları reddeder. Bunu reddediyor. İmam-ı Azam Hazretleri, bunun zamandaki bu hükmünü yerine getiremiyorum ben, yapamıyorum. Ama burada İmam Şabi'nin bu noktada, buna gücüm yetiyor, bunu yapmaya muktedirim. Ben bunu yapacağım der. Bu farklı bir şeydir. Ama ben bunu reddediyorum, ben bunu böyle bir şey kabul etmiyorum derse, o noktada fesada uğramış olur. Veya bir noktada sünnet-i resulullah vardır. Sünnet-i resulullah adam reddeder. Der ki ben bunu reddediyorum. O sünnet-i resulullah da fesada uğramıştır. Veya bir sünnet-i resulullah'ı yasaklarla var.
Yasak koyar. O yasanın gerekçesini koyması lazım. Gerekçesini koymuyorsa o kimse, o zaman o haklı gerekçesini koyması lazım. Mesela Dar-ül Harp emirlerinin, Dar-ül Harp imamlarının, Dar-ül Harp'te bazı sünnetleri yasaklamak değil de tehir etme selaheti var. Mesela işte bir yere asker gönderiyordur veyahut da işte ajan gönderiyordur, ona der ki sen sakalın bu yığını keseceksin, bu sünneti terk edeceksin. Neden işte düşmanın içine gidiyorsun, böyle bir görevin var, böyle bir görevinden dolayı sen sakalını sarını çıkartacaksın, sakalını da keseceksin, kübbeni de atacaksın, böyle yürüyeceksin, böyle yaşayacaksın orada da. Onun o Dar-ül Harp imamına veyahut da işte cihat komutanına veyahut da işte oradaki imamına itaat etmesi gerekir.
Onun ayrı hususi bir görevi var. Anlaşıldı mı? Burada fesat olmaz. Ama o kimseye şunu diyemez. O yüzden bir kimsenin namazı terk ettirmeye, beni kuray seyir, siz namazı terk edin demedin.
Namazı tehir edin şimdi, tehir edin dedi. Deseydi, o sahabe namazı terk ederdi, kılmazdı. Ama namazı terk edin demedin. Gidin kardeşimizin intikabını alın dedi, tehir edin. Sahabeler yolda kıldılar namazı bir kısmı. Bir kısmın vardıkları yerde kıldılar. Bu imamlar buradan hüküm çıkardı, bu farklı bir konu. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem azze o Dar-ül Harp'e o dar zamanda dahi tehir edin, tehir edin dedi, terk edin demedin. Uhud'da Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem azze namazı gecikti. Bu namaz olması lazım, namazlarını gece iade ettik. Saldığı kadarıyla ikindi namazını kılamamıştı herhalde. Hatırlayanlarsa ikindi namazını kılamamıştı savaşta, hendekte.
Ve ikindi namazını kılamadı diye çok hiddetlendi, çok sinirlendi ve aynı zamanda çok üzüldü. Fakat sahabelerin hiçbirisine demedi namazı terk edin diye. Bir kısmı kıldı sahabelerin ikindi namazını. Ama o kılamamıştı, onu şeyde gece namazını iade etti. Hatta o günkü namazını iade edişiğini de biz oradan anlıyoruz. Önce ikindi namazını kıldı, ondan sonra akşam namazını kıldı, ondan sonra yatsı namazını kıldı. Anlaşıldı? Önce peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretten en sıkıntılı, en darbamanında dair namazı terk edin dememiş. Namazı kılmayın dememiş. O yüzden hiçbir ulema normal şartlarda herhangi bir hizmeti, herhangi bir hadiseyi, olayı önestirerekten burada namaz kılmayabilirsin diyemez. Allah muhafaza edilirse. Halbuki kimse çünkü gücünü yettiğince her halükarda namazı kılmaya gayret edecek.
İma olarak kılacak, kılacak, bir şekilde kılacak. Allah muhafaza eylesin. O zaman fesada uğramak ne olmuş oluyor? Bir şeyde bozulmak. Anlaşıldı? Allah bizi muhafaza eylesin inşallah. Bir şartlarda gayrimüslimlerin kadınlara yani cinsi münaseyefetle bulunması ne derdi? Sağlıklı veyahut da siz buna ne diyorsunuz? Yasak mı? Kadınların? Kadınların veyahut da ateistlerin kadınlarına tecavüzü de cinsi münasebette bulunulmazsa. Caiz olmaz. Bir mümin olursa o zaman cinsi münasebet söz konusu olur. Şu anda da cariye hükmündür.
Kimisinin olması mümkün değil. Savaş olması lazım bunun için. Savaş olacak, esir olacak. O zaman o kadına cinsi münasebette o kimseye hak doğmuş olur. Öbür türlü bir mümin bir erkeğin şu anda gayrimüslim dahi olsa ateist de olsa bir kadına tecavüz etmesi, cinsel ilişkide bulunması, tecavüz olmasa dair, tecavüz olmasa dair cinsel ilişkide bulunması yine de haramlı. Dağru bir harpte bir mümin kimse gayrimüslim bir kadınla zina ederse ona hak uygulanır mı, uygulanılmaz mı? Burası ayrı bir tartışma. Bir ona hak uygulanmaması yani zina cezası uygulanmaması onun zina günahına girmediğini göstermez. Bunun altını çizip. Yani imanlar, hanevilerin bir kısmı demiş ki bir mümin kadınla zina işlemiş olsa ona hak vurulmaz mı diye tahmin etmişler kendi işlerine.
Bir kısmı demişler ki Darül İslam'a döndüğünde ona hak vurulur. Bir kısmı demişler ki hayır ona hak vurulmaz. Çünkü o suçu Darül Harpte işledi. Darül Harpte işlediği için Darül Harpte işlediği cezadan dolayı, suçtan dolayı Darül İslam'da cezalandırılmaz diye hükmetmişler. Ben bu hükme katılıyorum. Ama velakin onun orada o suçu işlemesi onun günaha girmediğini göstermez. Zina her halükatde zinadır. Sizin adınızı kullanılır, bunu bu şekilde yayınlaştırmış gibi. Onun için söyleyelim. Yoksa zinadır. Mümin erkeklere ve mümin kadınlara haramdır.
Nerede olursa olsun. Ama şu ibare vardır. Harpte nasıl Müslüman kadınların ve erkeklerin can ve ırz emniyetleri yok ise Harpte de Müslüman olmayan unsurların, kadınların ve erkeklerin ırz, namus emniyetleri yoktur. Bu hüküm farklı bir hükümdür. Bu Darül Harbi'nin hükmüdür. Zinaya cevap vermek, burada şunu göstermek istedim. O sohbeti anlatırken eğer oradan algıladılarsa. Darül Harpte nasıl ki Müslümanların mal, can, namus, din emniyetleri yok ise, Müslümanların da mal, can, namus, din emniyetleri yoktur. Darül İslam bu noktada hem kafirlere, yani gayrimüslimlere rahmettir, hem de müminlere rahmettir.
Müminlere rahmet, onların da namus emniyetleri, din emniyetleri, mademiyetleri sağlanmıştır. Darül İslam'ın rahmetidir, bereketidir, Allah'ın lütfudur, ikramıdır bu. Bu noktada müminlerin de Darül İslam'da mal, can, namus, akıl, din ve kendi dairelerinde can emniyetleri sağlanmıştır. Buradan hareket ederek de Darül Harpte, Müslüman olmayan unsurların da can ve namus emniyetlerinin yoktur manasında, onların da zina edilebilir, onlar da cinsel ilişkiye girilebilir, bükmüş, çıkarmak, afesle iştigar. O meseleyi anlamamaktır, kavramamaktır.
Yalnız Darül Harpte bir kimse böyle bir suç istemiş olsa, Darül İslam'da ona hat uygulanmaz. Meseleyi anladınız değil mi? Yani bir kimse Darül Harpte gitti, gayrimüslim bir kimseyi öldürdü. Veya gayrimüslim bir kimse gitti, zina etti bir kadına. Ona Darül İslam'da hat uygulanmaz, ceza uygulanmaz. Onun fakat zina zinahı olmadığına işaret değildir bu. Burayı kavrayamamış olabilir o arkadaşlar. Burayı tekrar söylüyorum. Bir erkek gider başka bir mümin veya Müslüman, Müslüman veya olmayan bir kadınla zina ederse, Darül İslam'da ona hat uygulanmaz. Bir kimse gitse, zina yani tecavüz etmese de, parasıyla bir kadınla yatsa, parasıyla yatsa yine ona hat uygulanmaz Darül İslam'da.
Yani bir zorluk yok, hiçbir şey yok. Zorluk da olsa hat uygulanmaz, zorluk olmasa da hat uygulanmaz. Anlaşıldı mı? Yani bir kimse Darül Harpte gitti, harbini öldürse, İngilizler harbini öldürse, Darül Harp imamından izinli veya izinsiz olsa ona hiçbir ceza uygulanmaz. Gitmiş harbini öldürmüş, harbinden birisini öldürmüş, gayrimüslin birisini öldürmüş.
Darül Harp emiri veyahut da Darül İslam'a geçerse Darül İslam emiri ona bir ceza uygulayamaz, uygulanmaz. Bana dilerdi. Ama bu kimsenin orada bunu yapmasına, kendi kendine fetra vermiştir, kendi kendisine bir şey yapıp bir anarşi yaratmıştır adam. Ama ona ceza uygulayamaz Darül İslam'da o kimseye hiç kimse. Anlaşıldı mı? Fakat bu kimse böyle bir şey yapar mı yapar, beni ilgilendirmezdi. Anlaşıldı mı? Darül İslam'da ona ceza uygulanmaz. Akınçılar ne yapıyordu Osmanlı'da? Bu köy Osmanlı köyü, İslam köyü, öbür köyü de gayrimüslin köyü. Gece baskın yapıyordu oraya, gündüz baskın yapıyordu. Bir müddet sonra o köyü zapt ediyorlardı, rahatsız ediyorlardı ve hiçbir cezaya, cezayı uygulanmıyordu onlara.
Niçin? Çünkü Haneviler fetva vermişler. Darül Harp'te bu tip tazdikler olabilir ve Darül Harp'teki bu tazdiklerden dolayı onlar sorumlu tutulmaz. Ve onların gidip orada onların mallarını almaları, talan etmeleri, kadınların kızlarını alıp cariye etmeleri onların cahildir. Bakar o köyü, esir alıp. Bir komutanı var, köyü esir almış, bir kere bayrağını oraya davranıyor, bitti.
Onların oraya yerleştirme amaçları odur. Yerleştirme amaçları o olduğundan dolayı devamlı böyle tazdikler olmuştur Osmanlı'da. O yüzden ondan kalkıp da okumuyoruz, kimse okutturmuyorlar Türkiye'den. Evet, görmek derken yani içkiyi alıp da ne başkasını ver, imha edecek zaten bunu, imha edecek. Fitneyi uyandırmayınız, buradaki fitneden anlamamız gereken...
Kur'an ve sünnetin dışındaki söz ve davranışlara mahal vermeyin manasında. Kur'an ve sünnetin dışındaki şeylere meyletmeyin manasında. Yoksa fitneyi uyandırmayın demek, işte adam bir fazla işecek, herkesine uyandırma şimdi. Sünnet iştirdik adam, sünnet işliyor, sen böyle fitne uyandırıyorsun. Onlar fitne olmaz, sünnet fitne değil.
Yok, savaş meydanına gelmeyen kadınlar cari edilmez. Oradaki normalde savaşlar, o savaşanlara yardım eden kadınları cari ediyorlardı. Osmanlı'da vardır. Şimdiye kadar şöyle bir şey söyleyeceğim ki, Osmanlı'nın işte Avrupa'da mahkeme türenilmesinin severi, namusuna dokunmaması var. Hiçbirisinin namusuna dokunmamışlar ki, oradaki savaşan insanların kadınlarını yapmışlar.
Osman, özür dilerim. Gözlerinizden normalde bir şeyle basıp oradan... Orayı bir anlatayım buradan, orayı bir açayım. Nasıl Osmanlı'da akıncılar var ise, orayı bir açayım, mesele yanlış anlaşılmasın, Allah razı olsun. Osmanlı'da nasıl akıncılar, öncü güçler, kuvvetler var ise, normalde Hristiyanlar'dan, o günkü Osmanlı'nın karşısında güçlerde de böyle öncü güçler var. Onlar da Osmanlı'nın sınır boylarında yer tutarlar, Osmanlı'nın sınır boylarında yer tutarlar, onlar da Osmanlı akıncılarıyla savaşırlardı. Bu savaş nasıl bir savaş? Şimdi dünya üzerinden bir yerden örnek vereceğim, yanlış anlaşılacak. Yani biz aynı değildik. Şimdi ne oluyor mesela? İşte Amerika gitti, Irak'a işgal etti.
Öyle diyeyim. Amerika gitti, Irak'a işgal etti, Amerika'daki o işgalci güçlerle oradaki yerli güçler savaş halinde, öyle değil mi? Yerli güçler savaş halindeyken, Amerikan güçlerine yardım eden çeteler var orada. Anlaşıldı. Osmanlı'da, nasıl Osmanlı'nın akıncı güçleri varsa, Hristiyan dünyasının da kendilerine göre akıncı güçleri var. Ve o akıncı güçleri de Osmanlı'nın kıyılarına yerleşirler, onların da yanında kadınlar, kızlar vardır. Onlar da o savaşanlara yardım ederler. Anlaşıldı. Ve akıncılar gider, onlarla savaşırlar. Mahzun köylüler de değil. Gider o savaşan, savaşmak için oraya konuşlandıran, yerleştirilen insanlarla savaşır, onların kadınlarına cari ederler.
Normal köylüler değil. Birer o pozisyonun yemesinden, içmesinden, giymesinden zorunlu değil mi? Evet. Yani abi bu cariye gel. Ulan ne kadar bu var? Cariye hukuk, merak ettiniz. Doğru. Cariye de normalde onun hanımı gibi, yediğinden yedirecek, içecek zaten. Bir cariye hukuku olmuşlar, değil mi? Mesele anlaşıldı değil mi hocam? Allah razı olsun. Meseleyi aydınlattığın için senin. Anlaşılmasın, doğru. Evet. Şafiler demişler ki, kadınların ellerini değerlerse abdestleri bozulur, Hanefilerin ki bozulmaz. Yok o çelişki gibi değil, o hem Şafilerin hükmü hem de Hanefilerin hükmü belli olsun diye ben astırdım onu.
Kadınların arasında bir sohbet oldu burada da o yüzden. Ehli tasavvufun meseleleri hikayeyle anlatması meşhurdur. Hep hikaye anlatılır ya. Bugün de ben size bir hikaye anlatayım. Soru soran yok çünkü. Bir hikaye de benden de gelir. Nasıl rızıklanıyor?
Kendi kendine tefekkür eder ki, Ceynan'dan kalmadan Allah. Mümleketinde içine gömülmüş.
Allah'ı zikrediyor. İşte ibadetini, buna selam veren olsun diye yok. İnsan ne kadar azından geçemem insanın önüne geçemem. Öründe zannedersiniz rızkı ama patanın kuvveti sebeptir.
Kuvvetin ve insan karnını duyurmaz. Karnının kesin zekasıyla insan karnını duyurmaz. Düşüyle hak baba sohbet ediyormuş. Gözlerim daha fazla. Bir buğday tanrısı.
Mükaterat gözünü kapatır. Gider burnum bokadadır. Bu insan aptallığından, salaklığından, eksikliğinden değildir. İnsanın pençesi her şeye uğramaz. Kaderin pençesi her şeye uğramaz. İnsanın pençesi her şeye uğramaz. O yüzden o sebeplerin neticesinde o kimseye rızkını verir. O yüzden yolumuzda sebepleri terk etmiş yokuz. Sebepleri terk etmiş. Hepimiz sebepleri sımsıkı yapışacağız. Bir işimiz varsa işimizi titizlikle yerine getirmeye çalışacağız. Çalışacağız.
Çalıştığımızın, aklımızın terliğidir. Yani aslan olacağız. Bir başkasının aklını da yetinmeyeceğiz. Gececeğiz pençemizi ceylansa ceylana vuracağız. İlla ki önümüze ne geldiyse onu yiyeceğiz. Eyvallah. Tilki gibi oturup da, yalakalık yapıp da bir başkasının artını yemeye çalışacağız. Bu bizim düsturumuz. Allah'ımız bu düstura saygı olanlardan eylesin. O yüzden insanlar için geçim kaynağı olmasın. Şeyhler için, alimler için, zakirler, tavuklar, nakitler, mügabbalar için, rüya görenler için geçim kafası olmasın. Elhamdülillah olmanız bugüne kadar da bundan sonra da olmasın inşallah. O yüzden bir şey isterken Allah'tan isteyeceğiz.
Bir şeye yaslanırken Allah'a yattınacağız. Muhakkak bir şeye yattınacağız. Yaslandığımız şey Allah'a yattınacağız. Muhakkak bir şeyler istiyse, istediğimiz yer ve makam Allah'a yattınacağız. Allah bizi onlardan eylesin inşallah. O yüzden dervişlik, sebepleri temişlik, sebebi sebep göre, görerek, müsebbibe dayanmaktır, müsebbibe inanmaktır. Yani sebepleri hak eder, Allah'a dayanıp, O'na iman edip, O'na yaslanmak. Biz Allah'a dayanıp sebebi terk etmemektedir. Allah bizi onlardan eylesin inşallah. İşimize, aşımıza, eşimize, çolukumuzla, dergahımıza, kardeşlerimize bu noktada sahip iklas ve mesajımızı verdik. Allah bizi onlardan eylesin inşallah. Bütün arkadaşlar kahvektedir.
Saat 11.30, en geç 12'de kız alınmaya, gelin alınmaya gidecektir. Bir şeylere neden ilave edelim? Şimdi biz bir cemaatinin içine yoğru olduğumuzda dışarıdan fazla insanların tanıştıkları, fazla insanlarla mesaileri kalmıyor. Büyün, dernek, sünnet, cemiyetleri bizim kendi kendimiz olmamızı gerektiriyor. O yüzden kardeşlerin bu tip cemiyetlerini iştirak etmeyi kaybet edin. Kardeşimizden başka alınacak olan, dost olacak olan kimse yok. Bir kardeşimiz bir cemiyet ediyor. Biraz hali vakti yerindeyse, bir kardeşimizin cemiyeti varsa gidin. Bu bir.
Kimisi, bazı arkadaşın ama kendi suya sabuna dokunmayan insanı. Kimseyi tanımıyor orada. Bir kısmını da tanımaya, tanıştırmaya fırsat bırakmıyorlar eskiler. Bak, kimisi hiç kimseyle tanışmaya ihtiyacı duymuyor veya tanışamıyor. Bir kısmı da eskilerin bir böyle belli şekillerde tanışamıyor. Birbirlerinizi sevin, birbirlerinizi muhabbet edin. En eski yeni ayırmayın. Fakir senin diye ayırmayın. Gösterişli, gösterişsiz ayırmayın. Hangi kardeşimizin cemiyeti var ise, biz samimi olup olmamızın önemi değiliz. Gitmeye gayret edelim. Bir de şu var, bunu hiç sevmezdim önceden, şimdi de sevmiyorum. Bir program var, şehrine mi geliyorsa herkes diyor. Mustafa abi gelmiyor mu gelmiyor, geçin.
Yanlış. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri diyor ki, yanıp patçaya davet edilsen, edilsem gide. Beni de davet ediyorsun, ben gelemiyorum. Zamanım yok, fırsatım yok. Ondan sonra ne bileyim işte, sonuçta bir pazar günüm oluyor, bir cumartesi boşum oluyor. Veya bir yere gidiyorsun. Veya birisi geliyor. Veya işte sizin bilmediniz, birisi hanımından dövüşüyor, birisi şundan şöyle oluyor, öbürisi bundan böyle. Bunlardan şikayetçi değilim. O sebepten dolayı icabet edemiyorum her yere. O yüzden hakkınızı baştan helal ederiz. Bir yere gideceğim, dışarıdan gelenden oluyor, yapamıyorum. O yüzden hakkınızı helal ederiz ama birbirlerinizin davetlerine icabet edin.
Bakayım size, anlaşıldı mı? Bir hafta çarşamba günü, düğün salonunda saat sekizde düğün cemiyetimiz var. Tüm arkasında. Akşam sekizde. Akşam. Önümüzdeki çarşamba günü. Akşam sonraki çarşamba. Toplanma yeri olarak Hüseyin abine misafiraneyi belirtmiştim. Kadınlar mı adamı, hanımından girmişse dolayacak? Hanımlar da birisi, düğün salonunda bir taraf hanımlar için, bir taraf erkekler için de ayrı bir daha. Tamam. O zaman direkt düğün salonuna da girebilirler. Düğün salonu, Hüseyin abilerinin, dükkanın ağırlarında indirme, merhamet pazarından yan tarafı tamam. Bana söylemesin, nesel söyleyin. Sen de iyice ilan et, nerede, nasıl olacağını. Önümüzdeki hafta çarşamba günü saat sekizde Fomara'da Çağrı'nın salonunda. Bu da senin düğünün.
İnşallah. Arkadan birisinin eli kalktıydı. Toplanmıyoruz. İlana olanın haklarınızı helal edin. Mahalle sohbetleri iyice davamıyor. Mahalle sohbetleri dalıysa, birinci müsebbibi hepiniz sizler için. Toparlayacağınız. Toparlayacağınız, çalışacağınız, gayret edeceğiniz. Toparlayacağınız.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi