mustafaozbag.org

279. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 1 Haziran 2012 · 55:03

Tasavvufun olmazsa olmazlarından birisi vefa. Bunlardan bıkıyorsunuz belki de her hafta, her hafta diyemem. Bir daha bunları geri dönmemek üzere konuşuyorum. Yani gerekli olmadık canlısı. Sonra bunları tekrar tekrar anlatmıştık. Tabii bunları eski arkadaşlar değişik sohbetlerde, değişik zamanlarda dinlemişlerdir. Ama bundaki niyeti kastı, bir yol gidilirken görüp kaidelerinin belirlenmesi, insanlar neye nasıl uyacaklarsa onları bilsinler ve gidecek olan kimseler tasavvufun olmazsa olmaz kaidelerini öğrenip ona göre gitsinler.
Ehli tasavvuf yıllardan beri uydun, kalabalığa gitti. Yıllardan beri neyin ne olduğunu bilmeden, neyin ne manaya geldiğini bilmeden yürüdü gitti. Niyetim inşallahı rahman öyle olmamak. Kardeşlerim de arkadaşlarım da öyle olmaması. Vefa bir kimsenin pidesini düzelterek içini ve dışını Kuran ve sünnete uydurmasıdır. Yerine getirmektir. Vefa, sünnet-i Resulullah'a sımsıkı yapışır, içini ve dışını sünnet-i Resulullah'a uydurmaktır.
Mürşidi kamillere vefa, onu olan yerine getirmektir. İnsanların arkadaşlarına vefası vardır. Bu bir şekilde yaratın içinde değilsin eksik ve noksanlıktır. Siz içeri girene çıkanı göreceksiniz. Size şimdi açık bir şey. Yatını tespit et, girene çıkanı tespit edecek.
Bir uğraşmanıza böyle bir sesgah hiçbir denemezsin. Konulara hiçbir denemezse kimse, bunu öyle lan. O zaman inayeti bilemez. Örneğin.
Cenab-ı Hak düşüncesinden sarsılmaması getirecektir. O göre şekiller, o musibetlerin çok sıkı bir şey değildir.
Hiç kimsenin özel mülkü, özel malı değildir. Hiç kimsenin kendi ihtiyarında olan bir şey değildir. O yüzden, bela o musibet biz için gerçektir. Bize düşen, zinle, ipine sımsıkı tutunmak gelsin inşallah.
Haftaki, yani bir önceki haftaki program için çalışan bütün kardeşlere teşekkür ediyorum. Bilhassa Demirtaşlı kardeşlere teşekkür ediyorum. Emniyetimizi sağladıkları için. Herkes bu organizasyondaki çalışan arkadaşlardan, işte bunun içindeki görevlilerden çok memnun kalmışlar. Yani defalar zaten, belki de on kişilere falan açtı. Ne kadar güzel olmuş. İşte bu görevliler her şeye sahiptiler. Ondan sonra hiçbir problem çıkmadı. Hiç kimse üzülmedi diye özellikle teşekkür edenler oldu. O yüzden bunu belirteyim, bu bir. İkincisi, tabi semazen çalışmalarının tabaçı ve sonradan gelen bütün kardeşleri, semazen çalışmalarındaki yaptıkları gayretten dolayı hepsine teşekkür ediyorum.
Semazen kardeşlere ve dernektekinlere ve bu programın oluşması için gayret közü, ise kenarda bulunsa da sorusu olan varsa sorsun. Benim de cam bugün, orucuna niyet edecekler.
Niyet ettim ya Rabbi, örneğin işte bir takip üzerine gitmiyorlarsa, en son tutamadığım Ramazan orucunun kazasını tutmaya diye niyet ettim. Sebepten dolayı akıl bayrak olmadan önce veyahut yeni olduğumuzda tarihlerde tam hatırlamadığım için kastli olarak bir veya iki defa da yorucumu vurdum. O günlerde. Kesin bilmiyorum. Bunun için bir 61 tutmamda, belki daha küçüktüm ama 60 tutmam, bu kadarıyla daim iyi olur. Tutulması tutulmaması hakkında. Onu tutulacaktım. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem az eter, bir hadişe herifinde der ki, siz fetva için vicdanınıza danışınız. Bazı meseleler vardır. O meselelerin içinde zahiri olarak çıkmak mümkün değildir.
Zahiri olarak ona bir hüküm vermeniz mümkün değildir. O kimse kendini vicdanıyla baş başa kalacak o meselede. Mesela bir erkek kocasına der ki, defol git ademinin evine. Bunu boşamak kastıyla mı söyledin? Yoksa işte böyle bir kafanı dinlendirmek kastıyla. Kimse kendi içinden boşamak kastıyla mı niyet ederekten söylese, bir talak bu akıllı. O kimse zahiri olarak sinir edip kafamı dinlemek için böyle bir şey söyledim dese, bir talak bu akıllı olmaz. Bu şeriatını öyle yürütmeden, anlaşıldı. Vicdan, o kimsenin içinden der ki, o kimse, hayır, yani ben bu mevzuda yanlışlık yaptım, eksiklik yaptım, ben hanımımı boş... Diklerce boşamayı kastetliydim. O yüzden aslında benim bir tane hakkım vakı oldu der.
İnsanın vicdanı burada. Ben de vicdanen muhasebe edeceksin. O ucunu bozarken akıl bali olduğundan inanmıyorsan, yok, o esnarda akıl bali değildim. İslami bilgiye ve terbiyeye de... Önceki akşam derste sanki geçmişlerin hepsine bulacak gibi şeyi durdu.
Ya ben yanlış anlamadım. Yok, öyle değil. Bir kimse bir ramazan boyunca beş tane orucu kutmuş olsa, kutmuş olsa ayrı ayrı atmış bir güne atmış. Geçmiş ramazanlarda veriyor, vakı varsa bir tanesiler işi kurtarıyor. İnşallah o zaman bir tanesiyle işi kurtarıyormuş.
Artış tutun, işi kurtarın. Bir ramazanda beş tane, bir ramazanda da... Yetmişi kesin, altmış artı yetmiş kesin. Tamam. Evet, yani ömrü hayatında bir sefer kefaret tuttu mu yetiyor kimse. Bir mesele, Bursa'da bir zakiri vardı. İzmir'de bir zakiri vardı diyeyim. Sizin böyle bir gibi atamanız olacak mı yani? Sıralım hakkınızda verin, davranın. Helal olsun. Zaman her şeyin ilacıdır. Zaman her şeyin de cevabıdır. Helal olsun. Bir daha bu yana çıkıyor işte Serkan Yansı'nın kardeşinin. Şeyh Mürt'ün, İbn Arabaz Efendi'nin kitabında işte böyle yazıyor.
Kıyamda çizgi kopacak gibi böyle şeyler açıklıyor. Bu biraz kafa karıştırıyor da böyle bir şey var mı yani? Bir kimse otorümetin tarihini tahmin etmek için çalışabilir. Bu ilim kapalı değil. Kendi kendine ayetlerden, hadislerden bir şey çıkaraktan veyahut da geçmiş ulemanın, alimlerin, ehli tasavvufun bir şeylerinden bir şey çıkaraktan kendi kendine tahmin edin. Böyle bir hesaplamanın içine girebilir, buna bir söyleyecek mi sözümüz olmaz. Kıyamet şu tarihte, şu gün kopacak diye kat'i söylüyorsa tezhid-i İmai Nazım Hanım. Anlaşıldı, bu neye benzer biliyor musunuz? Şu kuvvet eserse bulut da bu kuvvet de şuraya doğru götürür, tahmin ediyor.
Gökten ordu neyin de öbür tarafta, derse gideceğiz, kar yağı, yağ alırsa elimizde misafir olur. Üç gün yeri içeriz orada. Ekmeğimizde yanılır da nasılsa. Bir sefer de zeytin de vardı yanılır da, değil mi? Ama bu tahmin, bir kimse de oturup kahmetin tahmin edebilir. Bunda bir meyş yok, uğraşsın, çalışsın. Kıyametin konuşulması güzel, o yüzden de olmasın diye. İnsanlar kıyameti konuştukça, hiç olmazsa dünyadan biraz vazgeçsinler. Kendilerine ahirete dese ki, işte yedi de kıyamet kopacak.
Kendinizi ona göre hazırlayın. İnsanlar harıl harıl, söz batıl olsa, bilmeyen yok. İnsanda çıkıyor, hesaplamış, yetmişe mi? Ah, ne demek ki?
Sen inanmıyorsun, desin yok. Adel veya adaletine inandığı, adaletde olması da oraya da adalet olsun diye. Ondan şefaat dini bilir. Veya da kurumlarından, akımların veya kafirların, kafirin, kafirin, kristiyanlar. Bir Müslüman, Hristiyanların adalet ve şefaat mekriğindey. Millet de, biz bunları haber etti, yayabilir. Bugün için, edicekleriniz zaman, siz hafeşekilin, millet olarak, bu yolun teması olarak gidin yaşayın demişti. Şirk yorumlara bile Yahudilerin içinde, öyle değil mi, mevcut zaman, anlaşılır.
Üzerine asan bir bölgedir, anlaşılır değil mesela, o yüzden Zeytullah'ın bu bölgeden alınmış. Burada, yani böyle değiştirecek, tek bir şey değil, şu tasarruma için olmaz ki, seçmiş kardeş.
Dilber mi var, bar mi var, demiş seçmiş. Filistin'de, o Çeşenistan'da davaları için, bayrağı için karını, canını, paramparça oluyorlar. Burada, bu kaçmaktan başka bir şey değil.
Dettere mümkün değil, Allah mutluluşa ermesi mümkün değil. Surlara doğru, insanların orada yedik bir malı var, kendinden birisi var.
Kendinden birisi var. Ölüsü dahi, ölüsü, ölüsü dahi hizmet edecek. Ölüsü dahi bir kapatıyor, beni surların dibine gömüyor. Hazretlerini, sahabelerden. Şimdi yakın zamanda, çıksak demiş, oraya gitmiş, Şam'dan ev almış, yerleşmiş.
Kıyametleri o gün için almış, götürmüş, yok demiş. Kıyamet yakın, Mehter'le Resul'un çıkışı da yakın. Toplamış kolasının, koltasının gitmiş, Şam'a yerleşmiş. Bu yeni değil ki, şimdi çıksak değil de oturtan değil. Mücadele etsen, savaşsan, efsinle, şeytanla mücadele etsen. Bıkkınlık yok, yıldınlık yok, yorgunluk yok.
Çıkacak canım, biz de on asker oluruz, bekle olursun. Bugünkü zaman, kafir dahi olsa, İslam'ın hükmüyle hükmetme noktasında olursa, o zaman ondan adalet istiyor. Anlaşıldı.
Bir kafire, derse durumu ne olur? Bu kısa bir zaman değil. Müslüman, kafire, Allah'ın rahmeti. Ölen bir kafire, Allah'ın rahmeti. Onun cevaresine kadar. Belki de onun Hristiyan olduğunu bilmiyordur ya, şu Hüsn-Zamresli. Siyasidir onun gitmesi. Ne diyelim, yine Hüsn-Zamresli.
Yani insanların içinde öyle siyaseten konuşmuştur. Öyle diyelim ya. Allah bizi affetsin. Arkadaşlar, Türkiye'de şu anda şöyle bir şey var. Önceden bolcu çatışması vardı. Şimdi, şimdi şu hale getirmek istiyorlar. Bunun bir altını çizeyim. Cemaatler arasında mücadele ve çatışma çıkarmak istiyorlar. Cemaatlerin başında bazı kimseler var. Asli o yanlışlıkları yapıyorlar. Ama onlara yaptırıyorlar. İkisinden birisi. O yanlışlıkların üzerine herkes, kendisini, o yanlışlıkları gördüğü için, tespit ettiği için, güldür güldür güldür oraya doğru savaşıyor. Burası tehlikeli bir nokta. Tekrar söylüyorum.
Tehlikeli bir nokta. Cemaatleri ve kusurlarıyla uğraşacak zamanımız yok. Bizim, ilk önce kendi eksik yolumuzda uğraşırız. Sonra, dinden, namazdan, miyazdan ilgilenip, temhal olup, sünnet çizgisine getirmeye çalışırız. Disturumuz bu. Kuşumuz bu. Anlaşıldı mı? Bize bir şey katmaz. Bize bir şey katmaz. Anlaşıldı. Anlaşıldı. Bütün sen adalet, şefaat, kuyu seziyorum.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi