mustafaozbag.org

270. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 27 Nisan 2012 · 1:00:44

Allah gecenizi ayır etsin inşallah, sene bak gündüzünüzü hayırlı eylesin, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşallah. Hakika kurbanı nedir, kime kesilir ve niçin kesilir? Sünnettir.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri oğlan çocukları için, iki tane kız çocukları için bir tane kesmiştir. Lanet nedir, mümin neden lanet edici değildir? Mümin laneti kendi üzerine alacak fiilde bulunursa hâline olur. Lanet etmeyiniz demiş, müminin mümine lanet olmaz, mümin lanet etmez. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sayılıdır peygamberliği boyunca lanet ettiği şeyler. O yüzden müminler laneti kendi ağızlarına bu noktada telsenek etmeyecekler. Mümin, mümini asla lanet etmez. O da hadis-i şerifle sabit ve kesin. Ev zikirlerine gitme mecburiyeti var mı? Eşim böyle bir mecburiyet yok diyor. Eşimi dinlemeyip gitmem lazım mı? Eşinizi dinlemeye çalışın ama şunu unutmayın.
Hiçbir ibadet bu noktada. Mecbur değildir hiç kimseye. İnanana bir şey mecburdur. Bir kimse namazın farz olduğuna inanıyorsa namaz mecburdur ona. Orucun farz olduğuna inanıyorsa oruç mecburdur ona. Zikrin farz olduğuna inanıyorsa zikri yapmak zorunda o zaman mecburdur ona. Bunun gibi. Normalde burada da insanların kendi hali, kendi takvası, kendi sevgisi, muhabbeti, aşkı çıkaranı. İnsan vardır zikirden zikre koşar. Sohbetten sohbete koşar. Onun için yaşam Allah'ın emir ve yasaklarının içerisinde yaşamaktır. Onun için yaşam Allah'ın haram kıldığı şeyleri, o yasakları çiğnememektir. Bu insanların kendi hal ve ahverleriyle alakalı.
Bir kimse onu zorlayamazsınız. Zikre gitmek istiyor. Burada tuhaf şeyler yaşanır. Dünya öyledir. İnsanlar eşleri zikrılığa gitsin. Kadınlar zikrılığa gitsin. Sohbete gitsin. Kur'an ve sünneti yaşasın. Bu noktada olabildiğince, yapabildiğince, yaşayabildiğince yaşamaya çalışsın diye uğraşır. Ama bir kısım insanlar da bunlardan eşlerini uzak tutmaya çalışırlar.
Bir insanın başına bir şey gelmeyince o bir şey öğrenmiyor. Başına bir şey gelecek onun. Başına bir şey gelince o zaman öğreniyor. Bir sıkıntı yaşamadan o sıkıntının ne olduğunu bilmiyor. Bir zikir yapmayan bir kadın, zikirden uzak bir kadın yaşayacak o kimse. Ondan sonra dervişin, ondan sonra zikir yapan kadının veya zikir yapan erkeğin kıymetini o zaman bilecek.
Yani bir ahlaksızlıkla karşılaşacak, bir edepsizlikle karşılaşacak, bir zikirsizlikle karşılaşacak, bir nankörlükle karşılaşacak. O zaman anlayacak. Şimdi dönümü arzu eder ki insanlar her gece zikrılığa gitsinler. Dönümü arzu eder ki kadınlar ev ev grup grup, mahalle mahalle, apartman apartman her gece Allah'ı zikresinler. Her gün bir yere sohbete gitsinler. Eşlerini ihmal etmeden, çocuklarını ihmal etmeden kendilerini ona göre bir düzene, sisteme koysunlar. Sohbetten sohbete koşsunlar. Zikirden zikre koşsunlar. Bunu bir insanın yapması için bu dünyayı geçici bir hayat olarak görmesi lazım. Eğer bu dünyayı geçici bir hayat olarak görürse en azından veya en azından bu dünyayı Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretinin adı şerifiyle yolculuğa çıkmış bir kimsenin çölde bir ağacın altında dinlenmesi, gölgelenmesi gibi görürse dünyayı
o kimse zikirden zikire, sohbetten sohbete, namazdan namaza, duadan duaya, oruçtan oruca kendisine ekleyecek hep. Tesbih tanesi gibi birbiri ardına sıra ekleyecek. Nurdan nura geçecek. Hayretten hayrete geçecek. Halden hale geçecek. Ve hayreti o zaman yakalayacak zaten. Eğer nurdan nura, ibadeti ibadete eklerse, zikri zikre eklerse, namaza namaza eklerse, edebi edebe eklerse, orucu oruca eklerse, dersi derse eklerse o kimse bir müddet sonra kalp gözü açılacak.
Kalp gözü açılan bir kimsenin hayrete açılacak. O kimsenin hayrete açıldığında gözünde başka bir dünya, başka bir alem seyredecek. Başka bir dünya, başka bir alem seyredince buradaki namazının, zikrinin, edebinin, hayasının, koşuşturmasının boş olmadığını, o aleme bir basamak olduğunu, o aleme bir basamak olduğunu, gerçek alemin uhrevi alem olduğunu, gerçek alemin bu alem olmadığını öğrenecek, ondan sonra o kimse zaten bu alem onun canını sıkacak.
Bu alem o zaman onun canını sıkacak. Şimdi o bayan kardeşin kocasının bu alemden, yani uhrevi alemden haberi olmuş olsa, bu alem dediğim uhrevi alem, uhrevi alemden haberi olmuş olsa, dünya cifedir, hadis-i şerifi o kimsede oturur. Öyle olunca da zikirden zikre koşar. Öyle olunca, kadın da öyle olunca, adamın zikirden zikre koşmasını normal görür. Ama kadın körse, adam kördeyse, kadın adamın halini anlamayacaktır. Bu adam zikirden zikre koşuyor, bu ne biçim iştir diyecek, böyle müslümanlık mı olur diyecek, bu hale gelenler var. Kadın körse, adam körse, kadın kördeyse, adam aynı şeyi diyecek. Ben de aynı şeyhe dervişim, ben de aynı zikre gidiyorum, biz sizin gibi yapmıyoruz diyecek.
Duymuyorsunuz bu sözleri? Duyuyorsunuz. Aşık, koşarken aşık olmayan diyecek ki, ya ben de aynı dergahtayım, ben de aynı şeyheye bağlayayım, ama o şeyhimiz böyle demiyor diyecek. Aşığı kendime kereh görecek. Veyahut da büyükler öyle demezler miydi? Biz de namaz kılıyoruz, biz de oruç tutuyoruz, biz de müslümanız. Ama sizin gibi yapmıyoruz. Siz aşırısınız. Bu sözleri duymuşsunuzdur hep, öyle değil mi? Evet. Bizler aşırı gidenlerdeniz. Kime göre aşırı? Kaplumbağaya göre tavşan çok hızlıdır. Ama kırıncaya göre kaplumbağa çok hızlıdır. Ama bir çıtaya göre de tavşan çok yavaştır. Öyle değil mi?
Kim neye göre aşırı? Herkes kendi gözlüğünden ve kendi mantığından bakar, kendi yürüyüşüne bakar. Ve herkes kendi yürüyüşünü normal görür. Ve herkes kendi yürüyüşünü orta görür. Neye göre orta? Kime göre orta? Burası tartışma konusu. Eğer kendinize bir aşık bulunsanız, o aşığa bakarsanız, o aşığa göre kendinizi dizayn ederseniz, o aşığın karşısında kendinizin çok tembel olduğunu görürsünüz. O aşık Muhammed Mustafa ise, sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, ona baktığınızda, kendinizin kilometrelerce geriden geldiğinizi, kendinizin bir karınca mesafesinde yürüdüğünüzü görürsünüz.
Hatta bazen karıncayı daha istekli, daha hırslı, daha istikametli görür, kendi yürüdüğünüzden utanırsınız. Karıncaya baktığımda o daha istekli geldi bana. O daha gayretli geldi, daha istikametli geldi. Daha hoşgörülü geldi. Daha selamlı geldi. Daha muhabbetli geldi. Yolda birbirlerini görüyorlar, hepsi birbirleriyle selamlaşıyorlar. Hepsi birbirleriyle korklaşıyorlardı. Siz birbirlerinize selam vermedikçe, ne? İman etmiş olmazsınız. Selamlaşıyorlar insanlardan daha fazla. Ve menzillerine hızla gidiyorlar, insanlardan daha fazla.
Oyalanmıyorlar. Çizgilerini değiştirmiyorlar. Safsaklanmıyorlar. İstikametlerine hızla gidiyorlar. O zaman karıncaya o gözle baktığında, kendini karınca kadar giden, karınca kadar muhabbetli, karınca kadar istikametli göremiyorsun. Ben kendi nefsim için söylüyorum. Sizler muhakkak ki çok iyisiniz. Neye göre bakacağız o zaman ölçüye? O aşıya göre. O aşık kim? Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri. Taha suresi 22. ayette Bir de elini koynuna sok ki diğer bir mucize olarak kusursuz, bembeyaz çıksın. Ayetinde anlatılmak istenen nedir? Bize açıklar mısınız? Musa aleyhisselam ile alakalı bu. Musa aleyhisselam elini koynuna sokar ve çıktığında bembeyaz olur.
Işık verir. Hemen bir parantez açayım. Masonlukta bir üstün noktaya gelen insanlar da sağ ellerini koynlarına sokarlar. Fotoğraflarda görürsünüz onları. Böyle çok normalmiş gibi paltaların elini kollarına sokarlar. Böyle görürler. 33 dereceli masondur o kimse. Hatta bir çıt yukarı o masona azamdır. Bu ritüel Hz. Musa aleyhisselama dayandırılır. Büyük Türk büyüklerini bu bakın elleri nerede diye. Genelkurmay başkanları görürsünüz. Elleri paltalarının içerisinde.
Paşalar görürsünüz. Başbakanlar görürsünüz. Cumhurbaşkanları görürsünüz. Bakanlar görürsünüz. Büyük iş adamları görürsünüz. Onlar selam böyle fotoğraf çekilirlerken bir yerde tören esnasında dururlarken sağ ellerini koyunlarına sokarlar. Sağ elini koyununa sokar ki sağ eli bembeyaz olarak çıkar. Musa'nın aleyhisselamı. Bunun üzerine çok rivayet konulabilir. Bu ayeti keriminin üzerine çok söz söylenebilir. Çok söz söylenebilir. Siz temiz işlerinizi hep sağ elle yapın. İyi işlerinizi hep sağ elle yapın. Gemertliğinizi mümkün olduğu kadarıyla sağ elle yapın.
Hani hadis-i şerif var ya sağ elin verdiğine sol elin haberi olmayacak ya. Sağ elin üzerinde durmaya çalışın. Pazartesi ve perşembe oruçlarını çevremizdeki sufi olmayan insanlardan gizlemeli miyiz? Yoksa açık açık söylememiz mi gerekir? Şimdi bu o kimsenin tavrıyla nefis mücadelesiyle alakalı. Terk edilmiş bir sünneti yerine getirmek yüz şehit sevabıdır. Başka bir rivayette iki yüz şehit sevabıdır diyor. Pazartesi perşembe oruçları terk edilmiş bir sünnet ümmetin içerisinde. Ümmetin çoğunluğu bunu yapmıyor. Ümmetin çoğunluğu bunu yapmıyorsa o terk edilmiş bir sünnettir. Bu terk edilmiş sünneti yeniden canlandırmak için bir kimse oruçlu olduğunu söyleyebilir.
Ama genelde mühür idamın üzerinde bu hoş görülmemiş. böyle bir büyüklenmeye, kibirlenmeye böyle şatahata sebep olabilir diye bunu çok söylememişler. Sufiler genel manada nafile ibadetlerini gizlemişler hep. Nefis mücadelesi noktasında ola ki o böyle etrafta çok takva görülmeye, ola ki onun nefsi pişpişlenmeye, ola ki onun nefsi böyle büyüklenmeye, ola ki ona ya sen ne mübarek adamsın filan demir mi?
O yüzden bunu saklamaya gayret etmişler. Ama an olur gün olur böyle çok mecbur kılarlar, yiyeceksin, içeceksin, şöyle yapacaksın, böyle yapacaksın. Bizim insanımız farklıdır çünkü. Halbuki bir kimse teklif çok ısrar, böyle bir noktada edilmez, birkaç sefer söylenir ama hala da o kimse bir şey yiyip içmeyeceğini söylüyorsa anlayışlı davranılıp geri çekilir insanlara. Ama bu noktada çok ısrar edilirse o kimsenin edebe mugayir olmamak şartıyla tatlı bir şekilde sadece o kendisini ısrar edenin duyabileceği şekilde oruçlu olduğunu söyleyebilir. Ama öyle bir yer vardır, öyle insanlar vardır, toplumun orada önderi gibidir. Ders yaptırıyordur orada, orada bir sohbet veriyordur, orada bir alimdir, orada bir hakimdir, orada bir üstaddır, mürşittir.
Orada insanlar onu örmekle ölçü alıyorlardır. O zaman o kimsenin etrafa örmekle ölçü olması için bazı ibadetlerini eşkare yapmasının, bazı ibadetlerini söylemesinin, anlatmasında bir deis olmaz. o ibadetin sünnet olduğu, o ibadetin öğrenilmesi için, o ibadetin yaşanarak anlatılması için bazen ölçü gerekebilir, o zaman o kimsenin söylemesinde bir deis olmaz. Ama bundan mümkün olduğunca uzaklaşmaya ve kaçmaya çalışın. Nafile ibadetlerinizi gizlemeye çalışın. Yolda teşbihinizi sallaya sallaya zikredeceğim diye uğraşmayın. Oruçlu olduğunuzu herkese ilan etmeyin. şu ölçü çok güzel. Hazreti Ayşe Vazemiz diyor ki Hazreti Peygamber sallallahu ve sellem hazretlerinin ramazanın haricinde öğlesine bazen oruç tutardı ki derdi ki hiç iftar etmeyecek.
Bazen öğlesine iftar ederdi hiç oruç tutmazdı derdi ki hiç oruç tutmayacak. Bu sakladığına işarettir belki de. Allah alem doğrusunu Allah bilir. Ama şu bir gerçek hani meşhurdur ya bilir. sahabeden birisi çok oruç tutmak ister. Bundan fazlasına gücüm yeter deyince Ramazan'ın haricinde her gün üst üste oruç tutuyordur. Der ki ona sen ayda üç gün oruç tut. başında başında ortasında sonunda bu aylar kameri aylar. Kameri bunları takip ederseniz bunda Peygamber sallallahu ve sellem hazretinin işareti var.
Muhakkak o işarette hükmet vardır. Muhakkak o işarette ayrı bir idrak vardır. Muhakkak o işarette ayrı bir pencere vardır. Ayrı bir kapı vardır. Muhakkak. O yüzden ayın başında ortasında sonunda tutacak olanlar kameri aylarda dikkat etsinler. Ayın başında ortasında sonunda tutsunlar. Bir de ayın 13'ünde 14'ünde 15'inde vardır. O da kameri aya göre tutun onları. Muhakkak bunları kameri aya göre tutacaksınız. Bunlarda insan üzerine muhakkak ki faziletleri var. İnsan üzerinde farklı farklı tecelliyetler var ki Peygamber sallallahu ve sellem hazretin bütünleri söylemiş.
Hiçbir şey olmayabilir. Olmayabilir kardeşim. Ya hiçbir şey olmayabilir. Sen kalktın böyle söyledin dese dahi bir kimse biz sünnet-i resulullah'a uymaktan zarar etmeyiz. Hiçbir şey olmasa dahi sünnet-i resulullah'ı uyguladığımız için Cenab-ı Hak ayriyette muhakkak ki bir sevap bir fazilet verir. Ya hiç vermese dahi hiçbir şey olmasa dahi biz o sevgililer sevgilisine uymaya çalışıyoruz. Bunun üstün pazartesi perşembe. Bunun üstü bir gün boş bir gün dolu. Sünnet miktarı bu. Raşit halifelere Hz. Ebu Bekir Hz. Ömer Hz. Osman Hz. Ali radiyallahu an hazretten hakaret etmek insanı küfre götürür mü? Bütün elb-i sünnetin toplandığı hemfikre olduğu bir noktadır bu.
Her kim Hz. Ebu Bekir Efendimiz Ömer Ömer Osman Ali Efendimiz'e ve Ashab'a küfrederse hakaret ederse bu noktada arıza alınmayacak şeyler söylerler iftira ederlerse onlar küfür ehlidir. Bunun adına ister sufi deyin ister tarikatçi deyin ister veli deyin ister şeyh deyin ister rüşid deyin çünkü bu lakabda bu üzerinde bu isimlerle anılan insanlar da gördüm Ashab'ın bir kısmını bir kısmına hakaret eden bir kısmına küfreden bir kısmının kafir olduğunu söyleyen insanlarla da tartıştım öyle söyleyeyim Cenab-ı Hak ne hikmetse
onlar da bize tanıttı eğer bir kimse Hz. Ebu Bekir Efendimiz'de ve Hz. Vahşi'ye kadar Ashab'ın herhangi birisine küfrediyorsa hakaret ediyorsa onların küfür ehli olduğuna dair fetva veriyorsa onlar küfür ehlidir Allah muhafaza eylesin o yüzden bu noktada hassas davranın Ashab'ın yıldızlar gibidir hangisine bulursanız hangisine sarılırsanız beni bulursunuz biz Ashab'ın hiçbir zaman hiçbirisine küfür etmeyiz hakaret etmeyiz Ashab'ın kendi arasındaki ihtilaflara dil uzatmayız şu haklıydı bu haksızdı diye ehli beyti sevmek
imandandır ehli beyti severiz ehli beyti gözümüzün gördüğü her şeyden fazla severiz Ashab'tan hiç kimseye küfür etmeyiz Ashab'tan hiç kimseye hakaret etmeyiz bu bize bir şey kazandırmaz kendi aralarında ihtilaf etmişler kendi aralarında almışlar satmışlar kendi aralarında sohbet etmişler muhabbet etmişler o gün içerisinde o doğruymuş onlar için kendi aralarında yaşamışlar Hz. Hüseyin'e ve yetmiş iki şu hedaya canımız yanar içimiz yanar onların hepsinde şehitliğinde hem fikirizdir ashab'a dil uzatmayız Allah muhafaza
eylesin dil uzatanlar var mı ya ve sufilik adına tasavvuf adına uzatanlar da var hayır biz onlardan değiliz açık fiyonet ve dil uzatanlar ümmetin içerisinde bir ayrılık tohumu atıyorlar ashab'a küffet edenler bu noktada bu noktada bu dairede duranlar ümmetin içerisine fitri çekilmiş el bombasını atar gibi atıyorlar Allah muhafaza eylesin mezhep imamları tasavvuf ehli miydiler evet her ne kadar bazıları kabul etmemiş olsa da İmam-ı Azam Hazretleri dahi son iki yıl olmasaydı Numan helak olmuştu der İmam-ı Şafi İmam-ı Hanbel'in
şeyhine intisap eder şeybanı rayidir o yüzden mezhep imamlarının hepsinde birer üstadları şeyhleri vardır bir ikincisi bir de mezhep imamı bir şeyhe bağlanmamış olsa dahi mezhep imamın neticesinde derecesinde bir kimsedir onun bir yere bağlanmamış olması geriden kalan geriden gelenlere bağlanmayacak manası çıkmaz oradan ölçü çıkaramaz bir kimse kendine ona şunu demir o zaman sen mezhep imamın sen de mezhep imamınsan evet sen de bir yere intisap etme kaldı ki imam-ı azam imam-ı şafi imam-ı hanbeli bunların hepsinde
üstadları var ve hiçbirisi de tasavvuf adına tarikat adına veliler mürşidi kamiller adına olumsuz bir şey söylememişler olumsuz hiçbir fetvaları yok olumsuz hiçbir fetvaları yok hiçbir hadis aliminin hiçbir fıkıh aliminin hiçbir kelam aliminin hiçbirisinin de eski eskileri söylüyorum hiçbirisinde veliliğe tasavvufa tarikata muhalif bir sözü yoktur ehli tasavvufın ehli tarikatım diyenlerin eksiklikleri ve yanlışlıkları konuşun bu makum ve malum bir şeydir kuşşehrinin risalesi öyle çıkmıştır
mesela kuşşehrinin risalesini ehli tasavvufın eksikliklerini ve noksanlıklarını onunki ehli tasavvufın yanlışlıklarını görür ve risaleye kalem alır risaleye kalem aldıktan sonra bütün islam dünyasına çoğaltılaraktan gönderilir ilk yazılı tasavvuf risalelerinden birisidir kuşşehrinin meşhur risalesi arifliğin nasıl olması gerektiğini veliliğin nasıl olması gerektiğini sufiliğin nasıl olması gerektiğini ahlakının edebinin yolunun nasıl olması gerektiğini dair risale yazılmıştır sürevinin risalesi sonradan gelir en meşhur olan
kuşşehrinin risalesidir hemen hemen ilk risalelerden yazıları çıkmıştır islam dünyasında hani bugün var ya bazı profesör ünvanlı insanlar horozdan da kurban olur balıktan da kurban olur diyen varlar ya hani kadınların muayyen zamanlarında da oruç tutabilirler hacca gidebilirler betullah'ı tavaf edebilirler diye söyleyen sivri zekalılar kendilerini bir şey zannederler hazreti peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretinin izine basmaktan utananlar çekinenler medya maymunları bunlar kitaplarımız satılsın kitaplarımız
önde olsun diye böyle abzül bir şey söylüyorlar zaten insanlara da böyle mama lazım bütün televizyoncular bunları alıyorlar programlarını çıkarıyorlar bunlar da kendi kitaplarını alıyorlar biz bakın filanca kitabımızda biz bunu yazdıydık diyorlar herkesi kitaplarına almaları için öneriyorlar onların kitapları çünkü Kur'an'dan da üstün haşa Hazreti Muhammed Mustafa'nın sünnetlerini anlatan hadislerden de hadis kitaplarından da üstün onlar öylesine üstün profesörler ki öylesine üstün profesörler ki ondan daha üstünleri yok
bin dört yüz yıldır gelmiş İslam uleması İslam alimi bilememiş bizimki bildi 28 Şubatçı profesör bunlar bunların hepsi de 28 Şubatçıların dinciliği Türkiye'de Kur'an ve sünnete dayalı imamların iştahatlarına dayalı tertemiz gelen o din yorunu o dini istismar etmek için bulandırmak için karanlık dehrizlerde yetiştirilmiş satılmış 3 kuruşa 5 kuruşa namusunu haysiyetini şerefini peşkeş çekmiş dinini imanını peşkeş çekmiş 28 Şubatçı zihniyet onlar işte İslam tarihinde de ne yazık ki bu tip insanlar tek tük çıkmış her yüzyılda
çıkmış bunlar nasıl her yüzyılda mücedditler çıkmış her yüzyılda da mücedditlerin karşısına anti-mücedditler çıkmış bunlar dini imsad etmek için ulaşmışlar bizdenmiş gibi görülmüşler o günün mücedditleri de bunun mücadelesini vermişler hani her yüzyılda bir mehdiyim diyenler çıkıyor ya her yüzyılda bir peygamberim diyenler çıkıyor ya sıvalanıyorlar bunlar evet o mehdi çıkacak mı evet çıkacak o mehdi vazifesini yapacak mı evet yapacak hadis şerifte diyor ki 7 günde kalsa 3 günde kalsa 1 günde kalsa değişik rivayetler var
kıyametin kopmasına Allah o mehdi gönderecek diyor eyvallah eyvallah ama geçen sene de mehdi geçen yüzyılda de mehdi çıkmış yani öyle tartışılmış ki Türkiye Cumhuriyeti devletinde Atatürk'ün dahi mehdi olduğu tartışılmış ve Atatürk'ün mehdi koltuğuna oturtmuşlar bunlar hep tartışılmış çıkmış birileri hep açıkta kalmış adam rüyada gördüm demiş ben mehdi demiş çıkmış bunun gibi böyle müceddiler var müceddilerin karşısında da böyle işte dini ifsad etmeye çalışan böyle her tarafa oynayan adamlar da çıkıyor var var mı var
İslam tarihinde de var var Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretinin sağlığında çıkmış müsellemetül kezzat ben de peygamberim demiş ben de peygamberim demiş ben Muhammed Mustafa'nın peygamberliğini kabul ediyordum demiş sallallahu aleyhi ve sellem hazretinin Kur'an'ı da kabul ediyorum demiş ben hazreti peygamberin peygamberliğini revd etmiyorum demiş ama Allah bana da vahy ediyor demiş bunların topu da kezzap lakapları böyle deyince kızıyor kezzaplılık yapanlar bana kezzap onun lakamı müsellemetül kezzap kezzap ne
acı su silferi kasit gittiği yeri helak eder yakar yıkar eritir bu yalancı peygamberler yalancı nebilerle yalancı resuller de insanların imanlarını eritirler yok ederler o zaman da müsellemetül kezzap'ın etrafında yalaklar salaklar dönmeler sebateistler bugünkü dilde adına ne dersen namazdan akdestten oruçtan kaçanlar neydi böyle sizler toplanmışlar çünkü müsellemetül kezzap bakıyor insanlara ne ağır geliyor o gün için işte zekat ağır geliyor zekatı kaldırdım sizden demiş ne ağır geliyor oruç kaldırdım sizden orucu demiş
tamam ne ağır geldi örtünmek kaldırıyor ne yapacağız programı çıplakların içinde yapacağım diyor şimdi kadınlara ne ağır geliyor dünya üzerinde namaz ağır vermiyor kimseye oruç ağır vermiyor şimdi kadınlara ya örtünmek ağır geliyor neresinden duracağız duracağız neresinden kıvıttıracağız neresinden ıgıttıracağız diye koca koca adamlar oturmuşlar benim onun telaşındalar şimdi diyemiyorum kardeşim farz örtünmek farz örtüneceksiniz örtünmenin şekli şemali belli vücut hatlarınız belli olmayacak içi de görünmeyecek bunu
kalır mı bunu neresinden bulandıracağım da uğraşma yapamıyorum yapamıyorum de şimdi bu farz yapanlara farz oruç gibi namaz gibi farz zekat gibi farz yapamıyorum yapamıyorum hani namazı kılmayacak ya adam ya gönlüme bak gönlüme diye herkes ha onun ne yani böyle olur mu aynı şey öbürki de diyor kendisi soyunmuş çırı çıplak hocam gönlüm temizledim diyor bana dedim onu okumak kullara ettin hiçbir kul niyet okuyamaz haram adli aşmış olur ben adlan hoca burada oturuyor hadi diye onun niyetini okumağa kakarsam Allah'la
şiyorum haddi aşıyorum ben niyeti Allah'la kendisinin arasında ben onu diyorum ki adlan hoca iyi bir insandır Allah razı olsun Allah'a bitti ben bir kötülüğüne şahit olmalım şahit olanın kendisidir beni ilgilendirmiyor niyet Allah'a et ama her devirde böyle müceddenin karşısına çıkmıştır insanlar farklı görünmek için Allah muhafaza eylesin peygamberler çıkmıştır mehdiler çıkmıştır her şey çıkmıştır çıkar bunlar bunlar da normalde hepsi herkeste kendince kendine haklı görür dinin bu noktada kendi içerisinde yaşadığı bir şey
bir buçuk yaşında oğlumuz var sema edip zikir çekmesini çok seviyor bu bizim hoşumuza gidiyor ama geçenlerde tarikat ehli bizzat o daha çok küçük ağır gelir hasar alır dedi bu konuda fikirlerinizi söyler misiniz o ağır hasar almış da herkesi hasarlı görüyor o kalbinden hasar görmüş o İsa aleyhisselamın beşikteyken konuştuğundan habersiz herkes ehli tarikat görünebilir görüntüsü öyledir o bir çocuğun anne karnında zikrılar yapabileceğini ve dışarıdan o zikrin
duyulabileceğini bilmez eğer anne baba hakiki zikreliyse o çocuk anne karnında zikreder melekler onu zikrettirir anne karnında ve dışarı o zikir duyulur tabi duyacak kulak gerek o anne karnında konuşur onu anlayacak kulak gerek bunu anlamaktan uzak olanlar da zaten zikir ehli bir kız almazlar bunu uzak olan insanlar zikir ehli bir adama varmazlar onlara baygırı mutlak insanlar lazım zikir ehli bir kadın almak da zor şimdi neden ya o kadın gece zikre gidecek dündüz zikre gidecek eğlenceye gidelim desen
gitmeyecek evde otur desen oturmayacak herkes zikre gidiyor ben de zikre gideceğim diyecek zor zikir ehli bir adamla evlenmek de zor zikir ehli bir kızla evlenmek de zor nefis istemiyor ki zikir ehli bir kızla evlensek örtünecek mantos olacak eşarpı olacak ya mantolu eşarpı benim kariyerime uygun değil ben bankacılarla çankacılarla onunla bununla onun bunun çocuklarıyla çok dolaşıyorum e benim kanımda yanımda biraz böyle işte şekli şemali düzgün olsun orası burası açık olsun onun tarzı tavrı farklı adamın kariyeri var
kimliği var kişiliği var öyle ya yanında mantolu örtülü bir kadını görünürse o da gerici ve irtici acı sayılır öyle olunca işten atarlar açtan atarlar ailesini edecek anasını edecek babasını edecek dedesi nenesi emmesi bütün sülalesini edecek bula bula gittin böyle örtülü mü zikir ehli kadını mı aldın bunun oturuyor o zikir kalkıyor zikir böyle gelin mi olur böyle kız mı olur e zor zor bizim de şeyhimiz vardı hiç böyle zikretmezdik diyecek bizim aynı dergahataydık biz Bayındır'a geliyorlardı şeyh efendi onları getiriyordu
Bayındır'da bir Mustafa efendi gelin görün bir bakın hani siz de böyle çalışın manasında benim bir şey olduğumdan değil geliyorlar dışında adamlar bakıyorlardı biz oturuyoruz zikir kalkıyoruz zikir yatıyoruz zikir uyanıyoruz zikir yemek inecek zikir yemek bitti zikir Bursa'da da ilk zamanlar böyle evlerde zikir Allah zikir millet kiralık ev bulamaz sürgün yer herkes apartmanlardan rahatsız olurlar kolay değil o ilk zamanlar o çileyi çekti arkadaşlar kolay değil aynı dergahatınız aynı şeyle bağlıyız zakirler bana derdi
Mustafa bende kardeş sen yani haddi aşıyorsun ne oldu çok zikrettiriyorsun çok ders yapıyorsun Cenab-ı Hak Hanım da olsun benim bilindiğim yerde haftada 4 gün 5 günden aşağıya ders olmamıştır ha şimdi Bursa'da 6 gün 7 gün var her yerde bir yerde bir ders var bildiğim kadarıyla öyle değil mi gitmek isteyenin 7 gün ders var Bursa'da şimdi daha da arttı biz başkalarına göre yanlış yapıyoruz haddi aştık bunlar hep olur ve bunlar konca konca şeyh tasavun fehli olarak geçerler aynı dergahtan da olur aynı bizim dergahta şimdi var olanlardan da vardır
o şöyle der kardeşim ya bu kadarı da fazla ya ben haftanın bir tek perşembe günü derse giderim gerisine bakmam sordum zaten mübarek o da tamam dedi doğru ben de tamam derim zaten o bana telefon açar selamun aleyküm aleyküm selam efendim sadece perşembe günleri derse gelsem yetmez mi yeter kardeşim ne yapayım seninle bir çay bardaklık varsa bir çay bardağı içen yetecek sana bana yetmiyor örnek demlik bitiyor ikinci demliğe gözüm gidiyor eskiden kalmamışkanlık bize biz masa döküne değil rafta kına gözümüzü dikiyorduk
rafta kına gözümüzü diktiğimizde bakıyorduk biz rafta kaç tane kaldı diye en sonunda dayanamıyordu adam rafta kınları toparlayıp saklamaya çalışıyordu bizden biz gördük diyor gördük sen sakladın onu bizden git olsun bu istihabı meselesi ama herkes de der siz motor kaynatacaksınız bir yerde benim tamirci sağlam Cevdet Usta var ya daha hiç su kaynatmadı bizdinki elhamdülillah benim Cevdet Usta kaynatmadı daha değil mi hiç bu arabası kaynatmadı Allah ne verdiyse basıyoruz bizi gaza bir yerde kalırsa kalacak ama bugüne kadar kalmadı
tamirci sağlam elhamdülillah bizim Abdülhatif kardeş pazar sabahları ders yapıyor bununla alakalı rahatsızlık duyanlar varmış dersten zikirden kimse rahatsızlık duymasın bir de şu var bir şey yapacak ya bir arkadaş bir hizmette bulunacak yemek yedirecek evine toplayacak milleti zikrettirecek veya bir yerde toplanacaklar şey şu tavır şu bunları yaşadığım için söylüyorum efendinin haberi var mı bundan yok gelmem ben o zaman iyi aynı şeyi bana yaparlar arkadaşlar filanca yerde ders yapacağız
efendi babanın haberi var mı bundan hatta beni Bursa'ya zakir tayin etmiş zakir tayin etmemiş o benim ya kuklayım ben ben kuklayım ya benim hiçbir şeyde bir etkim yetkim olmayacak kartonlarım ben orada gittim veya bayanların arasında da oluyor böyle bir şey veya erkeklerin arasında da işte Adnan'a diyorum ki Adnan arkadaşlar şöyle yapsın lan verilen tepki şu şey efendimi söyledi efendinin haberi var mı bundan gelme kardeşim yapma sen
ne olacak şimdi bu Adnan'ı Hüseyin'i Erkan'ı işte Latif'i Tahsin'i ne şunu atadık biz oraya ya yanlarda zakirler var çavuşlar var derse gidenler var koşuşturanlar var çolunu çocuğunu evini parkını fedakalı edip koşturanlar var herkes bir fedakalıkta bulunuyor koşturanlar yok onlar korkuluk orada ha Adnan benden çok uzak Hüseyin benden çok uzak Tahsin Latif hizmet edenler çok uzaklar benden hem bir de öyle toplanırlarsa bir de şeyhlik yaparlarsa değil mi
bunları aştım ben şeyhlik yapmak isteyen varsa icazetini yazayım vereyim eline şeyhlik yapabilir diye her kim ne icazeti istiyorsa gelsin ben vereyim ona icazeti böyle bir derdim yok benim kardeşler insanlar Allah'tan uzak peygamberden uzak dinden uzak imandan uzak ihsandan uzak sufilikten uzak edepten uzak adapten uzak deccal harıl harıl çalışıyor şeytan harıl harıl çalışıyor deccala çalışanlar harıl harıl çalışıyor şeytana çalışanlar harıl harıl çalışıyor birisi Allah için çıkmış meydana demiş gelin ya Allah'ı zikredelim şurada
evini aşmış sofrasını aşmış yüreğini aşmış kendini aşmış onu alkışlıyorum sadece keşke eskisi gibi böyle gayretim kuvvetim yerinde olsa da koşuştursam ben de gençlik kendi adım nefsime söylüyorum beyhude geçmiş benim tembel tembel yatmışım gençliğim boyunca koşamamışım çalışamamışım keşke daha gayretli olaymışım Allah beni affetsin keşke nerede kim Allah diyorsa koşun hizmet edin hürmet edin saygı duyun yardımcı olun toplanın nerede varsa hiçbir derdimiz yok
isterse bize muhalefet etsin toplansınlar Allah'ı zikretsinler yer yazımsa yer tahsis edeyim onlara Allah'ı zikretsinler isterlerse de bize muhalefet etsinler yer yazımsa yer verelim onlara yer tahsis edelim ev yazımsa ev verelim ev tahsis edelim Allah'ı zikredecekler çünkü Allah'ı zikredecekler kim sevdiğimi zikredecekse ona hizmet etmeye hazırım kim sevdiğimin yolunda koşacaksa ona yol olmaya onu sırtıma bindirmeye onun başıma hazırım korktuk yapmak istiyorsan korktuk burada hemen bırakmaya hazırım ona üstad olarak da bağlanırım
hiç sıkıntım olmaz yeter ki peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri desin ki bağlanın buna bitti hiç hiç hiç biz o peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünnetinde onun yolunda gitmeye o yolda koşmaya hazırız bizim makamla mansıpla hiçbir işimiz yok hiçbir makam sahibi de değiliz makam sahiplerinin hizmetçisiyiz biz bu kadar kim yolda koşmak isterse onun hizmetçisiyiz Allah bizi onlardan eylesin o yüzden birbirlerinizi bu noktada hoş görün birbirlerinize yardımcı olun birbirlerinizin çalışmalarına
köstek olmayın destek olun birbirlerinizin önünü açın orada bir zikir başlamış devam etsin orada bir ders başlamış devam etsin orada bir zikir alakası var devam etsin oraya gitme neden bir kaldırımda bir kaldırımda ne gün ders yapıyorsunuz pazartesi gün bir kaldırımda ders var toplu ders değil mi oradaki toplu ders var birisi kalktı pazartesi gün orada başka bir yere ders açtı tasavvuf adabı noktasında aykırı bir şey tasavvuf adabı noktasında aykırı bir şey tekrar söylüyorum orada başka bir arkadaşın kalkıp da orada
bir ders alakası açması orada bir evimi ben açtım orada ders var ben oraya gitmiyorum herkes buraya gelsin bu adabı aykırı benim gittiğim yere geleceğiniz hepinizde bu adabı aykırı dik kaldırımda ders var kardeşim dik kaldırımda 20 yıldan beri ders var günleri değişmiş olsa da 20 yıldan beri dik kaldırımda ders var sen orada dersi bölmek için bir şey yaparsan tasavvuf adabına aykırı bana sorsan biz de zikrılar yapmak istiyoruz efendim dik kaldırımda ders var ne dersiniz Allah mübarek etsin yap kardeşim Allah zikretlendirir
adaba aykırı olduğunu söylüyorum ne günler ders yapıyorsunuz pazartesi ders var bürsuda vermem ister ki herkes kendi mahallesinin ana derslerine toplu bir şekilde gitsin bu dergahın adabıdır bu dergah Ahmet'in Mehmet'in değil Mustafa Özbani hiç değil bu dergah adab olarak gelmiş adab olarak gidecek birisi adabı ters yüz etmeye kalkarsa onu ters yüz ederler onu ters yüz ederler bizim işimiz değil o yolun kurucusu biz değiliz ben yol kurucu değilim ben bir yolun
içerisinde büyüdüm o yolda edeb-i adabı aldım onun içerisinde Kur'an ve sünnet tarihisinde var olanları kendime ölçü ettim Kur'an ve sünnet tarihisinde gidiyorum fitnecilik yok yolda bölmeyin parçalanmayın zaten on kişi bir de bölünecek beş kişiye kalacak bu konuda sertimdir böldürmem parçalatmam birisi yıkılacaksa yıkılması için derim ki yıkılacaksa yıkılacak bu derim yıkılır adam yıkılacağım tutturunca ne diyeceğim yıkılmamı diyeceğim adaba ters dik kaldırımda bir ders var dik kaldırımın karşısında bir ders koymak
adaba ters ben ona zikir yapabilirsin desen dahi kalben onu desteklemem zikrullah ayrı adab ayrı zikrullah yap kardeşim sen orada ama orada bir adab var adabı çiğneme hiçbir ders yok hiçbir gün yok adam salı gün sabahleyin toplanın arkadaşlar filan yerde toplanacağız zikrullah yapacağız gidermişsün yürüsün bunda ne göreceğim ki sen de aç evini senin evine de toplansınlar gelsinler müslüman anne ve babadan dünyaya geldik müslüman bir toplumda yaşıyoruz
şükür sizin gibi bir Allah da olsun dizinin dibinde oturmayı Allah nasip öyle de hamdolsun efendim bunlardan uzak olanların veya başka din ailesinin yanında yetişen gayrimüslimlerin bizim üzerimizde hakları var mı hesabını verileceği gün bu nimetlerin hesabı daha çetin mi olur Allah sizden ve sizi seven herkesten razı olsun demiş bütün herkesin bizden hakkı var gücünüzün yettiği yere kadar temlih etmekle mükellefsiniz gücünüzün yettiği yere kadar bir sohbetinizde seven sevdiğinin kapısında yakalanır demiştiniz seven sevdiğinin
hep kapıda seven sevdiğini hep kapıda aramalı mıdır o tabi şey bir nokta yani seven bir kimseyi sevdiğinin kapısında yakalarsın birini yakalayacaksın evet o neyi çok seviyorsa kimi çok seviyorsa onun kapısına gidecektir ya polis dahi suçluları yakalayacağı zaman bakıyor bunun sevgilisi kim sevgilisini buluyor tespit ediyor adamın adamın sevgilisini tespit etti mi gidiyor sevgilisinin kapısının önüne oturuyor veya sevgilisinin telefonunu dinliyor tıp yakalıyor seven sevdiğinin kapısında yakalanacak adam veya kadın neye aşıksa
oraya gidecek adam kadına aşıksa o kadının kapısında yakalanacak kadına adama aşıksa o kadın da adamın kapısında yakalanacak kim neye aşıksa o aşığı maaşının kapısında arayacaksın maaşının mahallesinde alayacaksın maaşının şehrinde arayacaksın maaşının caddesinde arayacaksın siz aşık oldunuz mu hiç aşkı anlatın lütfen.
Keşke aşık olabilseydim ben. Nelerimi feda etmezdim ki aşık olabilmek için. Allah cümleye aşıklardan eylesin. Aşık olmak her babayızın işi değil ki ya. Hangi zengin fakirlere acımaz onların üstünlüğünü görmezse pintiliğini ortaya koymuş olur. Çünkü o da evindeki emanet şeylerden dolayı bir üstünlüğü olduğunu sanır. Nice maal sahipleri var ki mülkün asıl mülk sahibine ait olduğunu gördüğü ve ebedi mülk sahibine muhtaç olduğunu bildiği için fakirdir. Nice çıplak fakir de var ki ona fakir demek doğru değildir. Ona sadece yoksul muhtaç denir. Kimin ki Allah'a fakirlik yalnız ona muhtaç olma onun istina onun varlığıyla başka hiçbir şeye ihtiyaç duymama makamı doğru olursa dünya malının eksikliği başka yerden yardımların gelmemesi veya kesilmesi kendisine bir zarar vermez.
Evet. Fa'alamun nohu La El Fatiha Sayın 모�abesle

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi