mustafaozbag.org

268. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 12 Nisan 2012 · 33:48

Selamun Aleyküm, Allah geceniz hayırlısı inşallah, Selamun Aleyküm, gününüzü hayırlı eylesin, sayına zeyirlenize hayırlı eylesin inşallah, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem adı şerrinde diyor ki, âlimlere üstünlük taslamak, aptallar bize çatışmak ve halkın dikkatini üzerine çekmek maksadını da gidip öğrenmemiz. Böyle yapmanların yeri değerlendiriyor, buyuruyor, bu adı şerif, aydınlığa tırmızı kesinlikle, insanlar ilim öğrenmeyi, günlük hayatını sünnet üzerine idame ettirmek için öğrenmeli, ilmi bu noktada kendisinden talep edenlere, Allah rızası için, öğretmek için talep etmeli, eğer ilmi insanlara üstünlük taslamak için, ilmi geçim kapısı yapmak için, ilmi insanların içerisinde farklı bir kategoriye bürünmek için, farklı bir kategoride durmak için yapıyorsa, öğrendiği o ilim, kitap yüklü eşek gibi olacak ve onların cehennemlikleri olacak. Allah'ım hafaza edelim.
O yüzden ilim ehli olanlar bu hadd-i şerifin bu kısmına dikkat etmeli. İlim cedelleşmek için, birileriyle tartışmak için, birileriyle atışmak için, birilerine üstünlük sağlamak için öğrenilmez. İlim amel etmek için öğrenilir. Allah o amellerle süzlenenlerle meylesin inşallah. İnsanlar vardır. İlmi, bütün insanların dikkatini kendi üzerine celp etmek için yaparlar. Mesela ki de, hiç kimsenin o noktada ittifak etmediği bir şeyi, yeniden iştahat ederekten, yeniden bir şey söyleyerekten, bütün insanların dikkatini celp etmek için böyle bir şey söyler. İlmi bu noktada kullanılır.
Oysa o güne kadar İslam ümmeti o noktada, mesela işte hiç öyle düşünmemiştir. Veya içinden bir tanesi, kendi zamanında öyle bir çılgınca bir şey söylemiştir. Onu alıp önümüze koyarlar. Onlar da insanların dikkatlerini üzerine çekecekler. Televizyonlara çıkacaklar, televizyonlarda programın başına belli bir hücret aldıklar. İşte ne bileyim değişik sohbetlere, değişik bu noktada konferanslara davet edilebilecekler. Değişik sohbetlere ve konferanslara giderekten, orada konferanslı sohbet başına belli bir ücret talep ettikler. Aynı şarkıcılar, türkücüler gibi, onların nasıl konserden aldıkları ücret var. Bu ilim ehlinin de, ettiği sohbetten, bu ilim ehlinin de çıktığı televizyondan aldığı ücretler tavan yapacak.
Böylece ücreti atacak, kitabı satılacak. Allah muhafaza edersin Allah'a. Ayet-i kerimede ben sizinle Rabbiniz değil miyim? Şu an ne? Evet mi? Cevap verildiğine dair akli delil var mı? Akli delil ayet-i kerime için yeterli. Ayet-i kerimeler akıllı insanlar için zaten. Kur'an akıllı insanlar için. Kur'an akıllı insanlar için olduğundan bir kimse, hani ayet-i kerimede var ya ben sizinle Rabbiniz değil miyim? Herkes evet dedi ya, bu ayetle sabit ya. Bunun akli delili bu. Akli delil olarak o kimsenin kendi ilk yaratıldığı, ilk yaratıldığı, ruhların ilk yaratıldığı ana gitmesi lazım.
O anı yakalaması lazım ki onun için akli delil olsun. Soruyu soran kardeş bu noktada aklına yeterse, ruhların bela dediği ana, dediği anı ruce ederse o zaman onun akli de delinlenmiş olacak. Yoksa ayet-i kerime bu noktada aklı delil olarak bu noktada yeter. Eğer bela dediği anı kendi gözüyle görürse, o zaman kendi aklı da onun ne yapar?
Buna iman eder, buna inanır. Akli delili olursa bu. Ama ümmetin bu noktadaki afi delili ayet-i kerime. Bir derviş tasavvuf yolunda ilerlerken nelere dikkat etmesi gerekir? İyi ahlaklı olsun, sünnet-i Resulullah'a sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine sımsıkı bağlansın. Kur'an'ın hükümlerine sımsıkı bağlansın. Kur'an'ın hükümlerini Hz. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin gözlüğünden, süzgecinden, izinden, onun yolundan giderekten itaat etsin ve bağlansın.
Muhammed-i Mustafa'sız sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hazretlerinin olmadığı bir yol, yol değildir. Eğer bir yol Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünnetine, kaidesine, kuranına, edebine, ahlakına uyuyorsa yoldur. Bu son zamanlarda bir sürü peygamberler çıkmaya başladı. Bir sürü Nebi ve Resul adı altında kendilerini öyle gösterip, öyle inandırıp sapıklığa düşenler var. Bunlara düşmeye.
Bunlar inatla, ısrarla bir zatın Resul olduğunu iddia etmeye devam ediyor. O yüzden Resul de, Nebi de, peygamber de gelmeyecektir. Hz. Muhammed-i Mustafa'sız sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, peygamberlerin sonuncusudur. Nebilerin, Resullerin sonuncusudur. Hz. Muhammed-i Mustafa'dan sonra bir Nebi geldiğini iddia eden insanlar, sapıklığa düşmüş insanlar. kendilerince ayet-i kerimeleri kendi kafalarınca yorulmayıp, işte o Resuller geldiği, Resuller gönderdiği ayetlerini, işte İskender Eranosoğlu'na bağlayıp, onu Nebi gibi görüp, onu Resul gibi görüp, onun peşinden gitmeye çalışanlar, gidenler var.
Onların Nebilerin ve Resullerin kendilerine olsun. Sohbetleri de dinliyorlar. Bu sohbetleri dinlediklerine de işaret, her sohbetten sonra meyil atıyorlar buna. Yani biz eşhedü en la ilahe muhammedan abduhu, eşhedü en la ilahe illallah, İskender Eranosoğlu, İsa'nın zamanında İbrahim Aleyhisselam'ın peygamberliğine iman ettiler.
İsa Aleyhisselam'ın zamanında Musa'nın peygamberliğine iman ettiler. İsa Aleyhisselam'ın zamanında İsa'nın peygamberliğine iman etti Müslümanlar. Biz Muhammed-i Mustafa'yı peygamber olarak biliyoruz. Muhammed-i Mustafa'yı son nebi, son resim, son peygamber olarak biliyoruz. Böyle iman ettiler. Ondan sonra gelecek bir Nebi, bir Resul, bir peygamber olduğuna inat ettiler, mürşitler gelebilirler. Bunlar var. Bunların ismi belli. Ya müceddiddir, ya mürşid-i kamildir, ya velidir, ya evliyadır, ya salih insandır, mümin insandır.
Bence bunların sıfatları. Bunların sıfatları ben hiç kimse bizim nebi geldi dememiş. Resul geldi dememiş. Abduhu ve Resulü Müslüman'dır, başımızın tacıdır. Ondan kafirler tarafından, zecali tarafından içimize sokulmaya çalışıyoruz.
Hiç gibi görünüyorlar. 3 tane ayet-i kerim okuyorlar, 3-5 tane bir şey söylüyorlar, hemen bir şey oluyorlar. Televizyonlar, internetler, nebilerle, mehdilerle dolup taşıyor. Mürşitlerle dolup taşıyor. Mürşidi kamillerle dolup taşıyor ortalık. Ve herkes mürşidi kamil. Müslümanların birbirine düş, Müslümanların birbirine atışmaması lazım. Müslüman kardeşi lazım, hubbet lazım.
Cemaatlerin arasında tartışma çıkmasın. İşte meşrep kavgası, mezhep kavgası olmasın. Sus, sus, sus. Sıç işte ya. Şimdi kamilim demiş, sevbeyliyim demiş. O yüzden sünnet-i Resulullah'a uyacak o kimsenin yolu.
Sünnet-i Resulullah'a uyacak. İnancıyla, yaşantısıyla, felsefesiyle sünnet-i Resulullah'a uyacak. Haramlardan uzak duracak. Uzak duracak. Haram konuşmayacak. Düştemeyecek. Ben bu duaya yeterken günahlarım aklıma geliyor ve edemiyorum. Bu duayı ettik için kişinin birbirine bir haddeme olması gerekir.
Nefsi ve işini Allah'a aval etmek ne demek? Bu Seyir-i Sülub'un son noktasında yapacak olan dualı. Hazreti Meryem Haceret Rum Hazretleri isterken ölçülü isteder. İsterken ölçülü ister. İsterken haddini bil. İsterken haddini bil, dengini bil. İsterken ona göre ister. Aman çöpünün dağı kaldırmayı istemesi gülüçmişe. İsterken ölçülü isteyecek insan. Dua ederken de haddini bilecek. Nefsimi de işimi de sana haval ettim dediğinde işin de nefsin de bulunursa ne yapacaksın sonra? Ne yapacaksın? Alıverirse elinden paranı, pulunu, malını, mülkünü.
Göktekinlerin ve Göktekinlerin şerrinden sana sığınırım der. Sen bela ve musibetlerden sana sığınırım der. Beni hayatı kapatıncaya kadar beni nefsime bırakma der. Sen Ya Rabbi bana dünyada da ahire, dünyada da ahire, bana bereket, ihsan, lütuf ihsan eyle der. Dünyada da ahire de bize kolaylıklar nasip eyle der. Bize lazım olamaz. Bunlar bize muhafaza eylesin inşallah.
İşlemiş olur mu? Olmaz. İçinden okuduğum işinden ama ben dışından okuyacağım. Benim bir ricam olacak. Sorumu içinizden okursanız sevinirim. Benim bir arkadaşım sizin mürşid mi yoksa mürşidi kamil olduğunu sordu. Ben de mürşidi kamil dedim. Cevabım doğru mudur efendim demiş. Biz hiçbir şey değiliz. Askere gideceğim Mayıs'ta terörün boru olduğu zaman da çok korkuyorum. Duallığımızı bekliyoruz.
Vatan için örmekten korkmayın. Gizli şirk nedir? Gösteriştir. Rüyadır. İçi dışı ayrı olmaktır. İbadetlerin başkası için yapmaktır. Başkası beğensin diye yapmaktır. Allah için yaşamayan insan gizli şirktedir. Allah için yaşamamaktır gizli şirk. Akıl ile vahiy arasında fark nedir? Akıl insana aittir. Bu manada insan söz konusu vahiy Allah'a aittir. Vahiy bu noktada akla hitap eder. Zeka nedir demiş. O felsefe nedir? Neden büyük sufilerin vazgeçilmezlerinden biridir felsefe? Felsefe büyük sufilerin vazgeçilmezlerinden değil.
Kabir aleminde özlem var mıdır? Burada özlem varsa orada da vardır. Özlem yoktur. O zaman o da yoktur. Sülemin'in Risalesinden yani sufiler yüz çevirdiler.
Dünyadan tamamen yüz çevirmek burada dünyayı terk etmek değil. Dünya sevgisinden yüzünü çevirmek. Dünyayı sevmemek. Dünyaya aşık olmamak. Dünyaya tapmamak. Dünyayı bu noktada kendisine raf edilmemek. Dünyayı kendisine hedef koymamak. Dünyadan ancak şeriatın tersine müsaade etmediği ölçüde bir şey aldılar. Ahiretlerini örtecektir elbise. Tersleri yapmaya güç verecek miktarda gıda aldılar. Dünyadan az miktarda bir şey aldığı, ondan yüz çevirmeyi şia edindiklerinden dolayı onlara fukara... Yüce Allah buyurdu ki Allah yolunda kuşatılan o fakirler ki Makara suresi. Kuşatılan o fakirler. Onların seçtikleri, rahatlandırıldıkları fakir basit yoksulluk değil.
Yani o sufiler fukara bir hayat terbiye ediyorlar. Fukara bir hayat yaşıyorlar. Fukara hayat burada o kimselerin basit yoksullukları değil. Kimisi bu fukaralığı basit yoksulluk olarak görülür. Ve fukaraların da bu sufilerin de bu basit yoksulluk göründükleri veyahut da öyle tevazu ettiklerinden ve dışarıdan da öyle görünmek istediklerinden bir kısım ahmaklar onları basit görürler.
Bir kısım aklı yetmeyenler, bir kısım akılsızlar sufilerin bakınca onu bir şeye benzetmezler. Sufilere bakınca onları çok nazar itibar almazlar. Sufilere bakarlar, onları tepeden bakarlar. Bir kısım sufiler o tepeden bakanlara cevap olsun diye Alakva edeblerini bu noktada kendi yüzlerine göstermek için onlar da onlara tepeden baktığı görülmüş. Kibirlenene kibirlenir. Sufiler de bunların hayatında bunların bu edepsizliklerine ben de bulaşmayayım, bunlarla bulaşmayayım diye hiç istihdelerini bozmayanlar da olduk. Bütün kainattan yoksul olmak, kainatı tamamen terk etmektir. Ta ki yoksulluğu kainatı yaratana olsun.
Yani bu insanlar kainatı sevmekten, kainatla uğraşmayı terk ederler ki yaratanla uğraşalım diye, yaratanla alışverişe girelim diye. Bir ilim ehli vardır, o ilim ehli kainata bakaraktan sıfatlarının tecelliyatını seyrederekten Allah'a ulaşmaya çalışır. Ve işte çiçeklerin yeniden doğuşunu, çiçeklerin yeniden açışını, yeniden ağacın meyve verişini, yeniden toprakların neşü neva edip bitkilerle donatılmasına bakaraktan Allah'a ulaşmayaydılar.
Oysa sufiler kainatı görmeyerek, kainatı hiçe serraklar. Kainatın içerisindeki tecelliyata bakmadan sırf zatullahla uğraşmak için Allah'ı zikrederler ki o kainatla uğraşmazlar. Hani tefekkür etmek vardım ya, tefekkür etmek. Yani kainata bakaraktan, Allah'ın sıfatlarının tecelliyatına bakaraktan Allah'ın varlığını, birliğine, Allah'ın vahtetine ulaşmaktır. Oysa tefekkürden daha üstündür Allah'ın zikir. Zikretmekle fazla uğraşmazlar. Bu su nereden geldi, geldi diye tefekkür etmezler. Derler ki suyu gönderin Rabbimle, Allah'ı başlarlar zikretmeye. Oysa suyunun yolunu çizer Ali. İşte der ki o kömustan kalktı, orada buharlaştı, bulut oldu.
Cenab-ı Hak ona rüzgar verdikten Cenab-ı Hak bulutları dağıttı. İşte geldi Türkiye'nin üzerine. Burada bir daha hava değişimi yaptı. Bulut bir an daha hava değişimi kuruyunca yağmur haline geldi. Uludağın tepesine yağdı, yaprakların üzerine yağdı, ağaçların üzerine yağdı. Oradan dereler oldu, ırmadı, işte borularla talih geldi. Oradaki talih merkezlerden tekrar çeşmeye geldi. Çeşmeden birisi kalktı, bir bardak suyu kalktı, buraya getirdi. O suyun buraya gelmesinde bardağın teşkilatında, suyun teşkilatında bir düşündüğünde, tefekkür üzerine tefekkür, tefekkür üzerine tefekkür, suyun gelişini düşündüğünde o kimse suda gar kurup gidecek. Direkt hedefi o başlandır.
Der ki çayı Allah gönderdi. O Rize'deki dağlarla uğraşmaz. Karadeniz'deki çay bahçelerinde uğraşmaz. Der ki bunu gönderin Rabbim. Cenab-ı Hak sana hamd ediyorum. Zikir tefekkürden üstündür. Ve o yüzden sufler diye kainatı yaratanla uğraşırlar. Yalnız Allah'a muhtaç olsun. Başka bir şeye ihtiyacı bulunmasını isterler. Sufiler fukaralıklarını Allah'adır fukaralıkları. Allah'a fukaralıkları. Derler ki Rabbim sana muhtaçız. İyyâken hamdû ve iyâken estâîn. Ancak sana ibadet eder. Ancak senden yardım dileriz. Ancak senden isteriz. Sen ayet-i kerimede uyurdun ki hepinizde fukara kerimesini bir kendisine görür.
Der ki ben fukarım. Allah kan. Üzerinde hiçbir mal varlığını görmez. Üzerinde hiçbir kendi üzerine olan hiçbir şeyi kendini görmez. Der ki hepsinde Rabbim verdi. Hepsi de Rabbimi. Hepsi de Rabbimin lütfü, ikramı, ihsanı. Ya Rabbi sana muhtaçım. Ya Rabbi sana elimi açarım. Ya Rabbi senden isterim. Sana dilenirim. Senin fukaranın, senin garibinin, senin kimsesizim der. Allah'a yaslanır. İnsanın bir şeye ihtiyacı olduğu zaman onu elde edince ihtiyacı kalkar. Allah'tan başka bir şeyle zenginlik isteyen kimse kötü bir zenginlik içindedir. Sufileri haktan başka bir şey zengin etmez. Çünkü onların ondan başkasına ihtiyacı yoktur. Onlar yalnız Allah ile zengin olurlar. Bundan dolayıdır ki Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem fakirlik neredeyse küfür olacak demiştir.
Yani Allah'tan başkasına ihtiyaç neredeyse küfür olacak demiştir. İtibariyle fakirlik öyle bir noktaya gelir. Öyle bir noktaya gelir. İnsanlar bulacak hiçbir şey bulamaz ve isyan ederler. Bu da hadis-i şerifin başka manası. O zaman bu bir noktasına gelir. Allah'a muhafaza edin. Ama burada fakir olacak. Hadis-i şerifini Allah'tan başkasına bir şey istemeyi küfür olarak görmüşler. Hani Hazret-i Ebu Bekir Efendimiz razıallahu anh ben arkadaşıma bir söz verdim. Arkadaşıma verdim söz şu. Hiçbir kimseden hiçbir şey istemeyi bana söz ver. Ben de sana cenneti söz vereyim.
Mübarek Hazret-i Ebu Bekir Efendimiz elinden kırmacı düştülde devesini çökertip kırmacını kendisi almış. Demişler. Ya Emre'nin müminin bize söyleseydin, biz size verseydik. Demiş ki ben hem arkadaşım, hem dostum, hem de peygamberim olan Muhammed Mustafa'ya böyle bir söz verdim. Allah'tan başka hiçbir kimseden hiçbir şey istememem. Sufiliğin adabıdır. O Allah'a elini açar, Allah'tan ister. Gerçek fakir başkasına değil, yalnız ona muhtaç olandır. Fakirlik zenginliğin zıdıdır. Yüce Allah kendisini zenginlikle, kullarını da fatirlikle nitelendirmiştir. Ey insanlar, siz Allah'a muhtaçsınız.
Zengin ve örülmüş olan Allah'tır. Allah bizi o fakirlerden eylesin. Allah bizi bu sufilerden eylesin. Cenab-ı Hak, Kur'an ve Sünnet'e tabi olup, Kur'an ve Sünnet ışığı vesayesinde Allah'a koşanlardan eylesin. Allah'a emanet olun. Allah'a emanet olun. Rabbil alemin. Fatihah.
Allah'a emanet olun.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi