Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 22 Mart 2012 · 39:09
Selamun Aleyküm, Allah gecenizi eylesin inşâAllah, selamak gündüzünüze hayır eylesin, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşâAllah. İçki içmek, Kur'an'da haram olarak bildiriliyor, sigaranın da haram olduğunu söylemiştiniz, sigara içmek, içki içmek gibi haram mıdır yoksa harama yakın mekruhlardan mıdır? Haramdır. Harama yakın mekruhlardan değildir. Sigaranın zararları, illeti belli olduğu için, zararları ve illeti belli olmamış olsaydı, sizin dediğinize uyabilirdik.
Sigara içmek haramdır, hiç kimse sigara içmeyecek. Sufiler kesinlikle sigara içmeyecekler, bırakacaklar. Sigaranın üzerinde kendi kendinize fetva üzerinden veyahut da işte fıkıh oyunları oynayarak sizler için olmasa da başkaları için üzerinde öyle fıkıh oyunları oynayarak geri atılacak bir şey değil, direkt haram. Diş dolgusu yaptırırken yapmamız gereken bir şey var mı? Yok.
İnsan mezhebini kendi mi seçer yoksa doğduğu yere aileye göre mi olur? Başlangıçta doğduğu yere göre, aileye göre oluyor ama kendisi seçmesi lazım. Ben abdest almak için lavaboya girdiğimde ben sağımdan ve solumdan siyah kuşa benzer cisimlerin uçtuklarını görüyorum. Bu bana birkaç sefer oldu, bu benim gördüğüm nedir, bana açıklar mısınız? Her şey görünür bu alemde. İnsanın insani özellikleri yaratılışla mı alakalıdır? Her nefsin kişilik özelliği farklı mıdır? İnsanın fıtratı, gözü, kaşı, burnu, ağzı, dili, dişleri, uzuvlarıdır. İnsanlar yaratılışta huy olarak yani ahlak olarak Cenab-ı Hak bütün insanları en güzel surette, en güzel şekilde ahsen-i takvim üzerine yarattı.
O zaman bütün insanlar yaratılışta iyidir. Ama aldıkları terbiye ile onların iyilikleri bozulabilir. Bu aldıkları terbiye birinci derecede ailesinden, ondan sonra okuldan, sokaktan o çocuk terbiyeyi alır. Bütün insanlar İslam fıtratı üzerine doğarlar, hadis-i şerif. Bütün insanlar İslam fıtratı üzerine doğarlarsa, bütün insanlar, bütün çocuklar bu manada aslında temizdirler.
Ahlakları da temizdir, huyları da temizdir. Ama insanlar anne ve babalarının dini üzerine büyürler der, hadis-i şerifte. İnsanlar anne ve babalarının dini üzerine büyürler dediğinde, buradaki dinden kasıt sadece Muhammed'i olmak, İsevi olmak, Musevi olmak değil. O anne-babanın ahlakı, o anne-babanın ailedeki yaşantısı, anne-babanın ailedeki öngörüsüyle büyüyor. Eğer orada ailenin içerisinde anne-babada ahlaksızlık var ise, o çocuk o ahlaksızlıktan nasibini alıyor. Anne-babada haram varsa, o çocuk haramdan nasibini alıyor. Anne-babada namaz yoksa, o çocuk namazsızlıktan nasibini alıyor. Anne-baba devamlı kavga ediyorsa, o çocuk o kavgadan nasibini alıyor. Anne-baba Kur'an-ı Kerim'le hemhal ise, o çocuk Kur'an-ı Kerim'den nasibini alıyor.
Anne-baba bu noktada çok düzgün ahlaklıysa, o çocuk düzgün ahlaktan nasibini alıyor. Sonuçta anne ve babanın, yani ebeveynin dini üzerine büyüyor. O çocuk eğer ki yanlış bir din üzerine büyüdüyse, sonradan o çocuğa doğru din ulaştıysa, o çocuk o zaman yanlış dinini değiştiriyor. Bu din derken, buradaki dinden kastım benim, gerçek Kur'an ve sünnet. Evlerde yaşanan hayali, havai, Kur'an ve sünnetin özünden uzak olan din değil. İnsanlar şimdi namaz kılmayı sadece dindarlık olarak görüyorlar. Oruç tutmayı dindarlık olarak görüyorlar. Kafasına bir örtü örtüyor kadınlar, bunu dindarlık olarak görüyor. Adamlar bir tarikata gidiyor, sakal bırakıyor, ne bileyim sarık sarıyor, bunu dindarlık olarak görüyor.
Asıl dindarlık güzel ahlak. O güzel ahlakı sağlayamadıkça insanlar, ne yazık ki o kemale ermede, o insanlığa ulaşmada, o insan noktasına gelmekte sıkıntı yaşıyorlar. Allah muhafaza eylesin inşallah. Şüphesiz sizin bu ümmetiniz bir tek ümmettir. Ben de sizin Rabbinizim, o halde benden korkun. Ama ne var ki insanlar din hususunda aralarında parçaları bölünmüşler. Her grup benim dediğim doğru, benim dediğim dinin tak yerindesi. Sorsan bütün grupların hepsi de Müslüman. Neden bu ayrılık, ne zaman bu ayrılık son bulacak? Bunu normalde insanların sadece kendilerini doğru görmesi yanlış. Kendisini doğru görmesi doğru.
Ama sadece kendisini doğru görmesi yanlış. Kim Kur'an ve sünnete sımsıkı yapıştıysa o doğru yolla. O zaman hem birey noktasında, hem cemaat noktasında, topluluk noktasında insanlar fiilyatlarını, düşüncelerini Kur'an ve sünnete göre sağlama almak zorunda. Onu eğer sorgulayacaksa, bir şeye vuracaksa, bir şeyle karşılaştırılacaksa, bu Kur'an ve sünnet olacak. O zaman önce fikri dairede, yani imanın hakaitle alakalı kısmında, o kimsenin fikri yapısı Kur'an ve sünnete uyması lazım. Yani inanç noktalarında, iman noktalarında Kur'an ve sünnete uymuş olacak. Bunun karşılığı ne? Bunun karşılığı ayet ve hadis. O zaman bir kimse inanıyorum derken Kur'an ve sünnete uyacak. Yani eğer kabir hayatına inanmıyorsa Kur'an ve sünnetin dışında, hesaba inanmıyorsa Kur'an ve sünnetin dışında, mizana inanmıyorsa Kur'an ve sünnetin dışında, yeniden dirilişe inanmıyorsa Kur'an ve sünnetin dışında,
cennete, cehenneme inanmıyorsa Kur'an ve sünnetin dışında, meleklere inanmıyorsa Kur'an ve sünnetin dışında, bir peygambere peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretenin son peygamber olduğuna inanmıyorsa Kur'an ve sünnetin dışında ondan sonra bir resul bir nebi bir peygamber gelmeyecek buna inanıyorsa Kur'an ve sünnetin içinde buna inanmıyorsa Kur'an ve sünnetin dışında o zaman bir kimsenin ibadetine bakmıyoruz önce önce onun inanç akidelerine bakıyoruz inanmakla alakalı kaidelere bakıyoruz eğer bu kaideler Kur'an ve sünnete
uyuyorsa hem şahsın noktasında hem de o topluluk bu inanç noktasını kendisine benimsediyse onun inancında herhangi bir sıkıntı yok o inanç noktasında Kur'an ve sünnet dairesinde gidiyor kalıyor ibadetlerle alakalı o zaman ibadetlerde farz olan ibadetleri kabul ettiyse haramları haram olarak kabul ettiyse bir sıkıntı yok evet bazı noktalarda yapamayabilir eksik olabilir yaptıkları ettikleri bunlar farklı bir şey o zaman biz cemaatlere veyahut da topluluklara veya tarikatlara bir ayrılık noktasından bakmayalım her birisi birer okul diyelim
her birisi birer öğretinin olduğu bir yer bunları ayrılık olarak çatışma zihniyetine kataraktan çatışmacı bir zihniyetle bunları ayrı birer grupmış gibi ayrılık vesilesi gibi görmemek lazım ki bu cehalettir hiçbir cemaatın hiçbir cemaate üstünlüğü olmaz hiçbir kimsenin hiçbir kimse üstünlüğü olmaz üstünlük ancak takvadadır o zaman bunları normalde ayrılıkmış gibi görenler meselenin özüne vakıf olmayan insanlardır Allah muhafaza eylesin o yüzden ümmet bu manada tek ümmettir beslendiği kaynak Kur'an ve sünnet olduğu müddetçe
hiçbir sıkıntı yoktur yani biz İmam-ı Şafii İmam-ı Maliki İmam-ı Hanbeli İmam-ı Azam Hazretleri'nin birbiriniyle dövüştürecek değiliz onlar kendi zamanlarına dövüşmemişler İmam-ı Azam Hazretleri İmam-ı Malik Hazretleri'ni okutmuş yetiştirmiş İmam-ı Yusuf'u yetiştirmiş İmam-ı Muhammed'i yetiştirmiş onlar İmam-ı Hanbeli yetiştirmişler İmam-ı Şafii'yi yetiştirmişler bu noktada birbirlerini ayrı gayrı görmemişler çatışmacı bir zihniyetle yaklaşmamışlar cemaatlerin arasında tarikatların arasında şahısların arasında çatışmacı bir zihniyet olmaması gerekir
velev ki birisi açık bir şekilde Kur'an ve sünneti inkar ediyorsa veya onun içinden herhangi bir şeyi inkar ediyorsa Müslümanların uyanması Müslümanların bu noktada uyanık olması kimin ne olduğunu bilmesi açısından onun böyle ertilmesinde fayda var çünkü insanlar neyin ne olduğunu imanın imansızlığın Kur'an'ın sünnetin ne olduğunu bilmiyor o yüzden haricinin harici olarak bilinmesi mütezilenin mütezile olarak bilinmesi yalancı peygamberin yalancı peygamber olarak bilinmesi yalancı mehdilerin yalancı mehdi olarak bilinmesinde
fayda var bu gıybet değil bu çatışmacı bir zihniyet de değil bir kimse Hz. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinden sonra bir nebi bir resul gelecek diye bangır bangır bağırıyorsa ve bunun bazı şahıslar olduğu söyleniyorsa evet biz de o şahıslar da bunun kendilerinin olmadığını beyan etmiyorlarsa o zaman diyeceğiz ki bunlar bunu böyle böyle böyle söylüyorlar bu şahıs böyle değildir yalancıdır diyeceğiz çıkacağız burada amacımız çatışmacı bir zihniyet değil burada doğruluğun hakikatin belli olması lazım
bir hadis şeridi Resulullah buyuruyor sallallahu aleyhi ve sellem dünyalık şeyler size istemeden verilirse mübarek olur istediğinizden dolayı verilirse size yük olur ve minnet altında kalırsınız sakın istemeyin bu hadise göre iş istemenin ölçüsü ne olmalı Müslüman başkalarına bu manada yük olabilir mi hayır bu insanın dünyalık bir şeyden birisinden bir şey istemesiyle alakalı ben gidiyorum Adnan Hoca'ya diyorum ki Adnan Hoca ya bana bir tane çekyat gönder ya işte param yok parasını vermeyeceğim veya Hacı Erkan'a gidiyorum Hacı Erkan
ya benim arabamın parçaları bozuldu bana araba parçası lazım bunları temin ediver diyorum parasını vermiyorum onu istiyorum ondan bu isteme bununla alakalı birisinden gidip maddi bir şey istemek bununla alakalı bu Adnan çekyatı sırtına vurmuş gelmiş eve çekyat getiriyor örnek istemedim bir şey istemedim ondan hediye getirmiş böyle bir şey istenmeden gelirse diyor bu mübarektir başka bir hadislerde peygamber sallallahu aleyhi ve sellem diyor ki bu Allah'ın sana lütfudur ikramıdır bu Allah'ın sana ihsanıdır sen insanlardan
hiçbir şey istemeden insanın birisi kalktı senin bir ihtiyacını gördü ihtiyacın dahi olmasa sana bir şey getirdi sakın ben bunu söyledim sonra diye sıraya girip bana bir şeyler getirmeyin hiç kimseden hiçbir şey istemiyor getirmesini de istemiyor ya hediyeleşmek hediyeleşmek sünnet yok bana o sünneti işlemeyin o sünneti benimle işlemeyin varın başka arkadaşlarınızla kardeşlerinizle işleyin ha böyle bir hediyeleşme işte evet bu Allah'ın lütfu bu Allah'ın ikramı Hazreti Ömer Efendimiz'in oğlu Abdullah'a Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem
hazretleri bir şeyler gönderir verir der ki ya Resulallah benim ihtiyacım yok Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri der ki ona istemeden sana gelen şey Allah'ın lütfu ikramıdır ihsanıdır bunu reddetme ihtiyacın yoksa ona başka bir ihtiyaçlı kimseye ver senin ihtiyacın olmayabilir ama sen onu reddetme onu kabul et başka bir ihtiyaçlı kimseye ver evet demek ki bu öyle bir şey başınıza geldiğinde Sufi bir şey istemez ama Sufi'ye bir şey verildiyse bu Sufi ahlakıdır Sufi'ye bir şey verildiyse o tebessümle
onu karşılar onu beğenmemezlik etmez onu hor görmez onu kötü görmez onu eksik görmez onu yanlış görmez bu kibirliliktir Allah muhafaza eylesin onu alır başka bir kardeşine başka bir arkadaşına hediye eder bu da sünnettir şimdi insanlar birisine bir şey hediye ediyor oha onu o kullanacak yani onu illaki yok onu bir başkasına hediye edebilir bu hediye edenin kıymetsiz olduğunu göstermez hediye edenin hediyesinin de kıymetsiz olduğunu göstermez bu sünnet Allah bizi affetsin inşallah Hz. Ömer buyuruyor ki radıyallahu anh
ticaret hakkındaki hükümleri bilmeyen çarşımızda satıcılık yapamaz ticaretteki hüküm nedir bugün ticaret yapan müslümanlar bu hükümlere uyuyorlar mı bir tarikata veya ben tasvuf ehliyim diyen insanda çok rahatlıkla yemin ediyor yalan söylüyor mal satmak için bu doğru bir şey midir bu kim olursa olsun hangi cemaattan hangi tarikattan hangi noktada olursa olsun bir kimsenin yalan yere yemin etmesi caiz değil yalan söylemesi zaten caiz değil bu ticarette alırken satarken yalandan yeminden uzak durur tabii kimse yemin edebilir
miğer cevap edebilir yalan yere yemin yasaklanmış yoksa yemin yasaklanmamış yemin söylemek yemin etmek bazı insanlara cevaz verilmemiş ehli beyete cevaz verilmemiş Kureyş'e Kureyş'in bir kısmına cevaz verilmemiş bunun gibi ama illaki yeminleşmek gerekirse insanlar yeminleşir bu noktada bir sıkıntı yok ablama lakin ticarette alırken satarken kandırmamak alırken satarken yalan söylememek alırken satarken eksikte eksiklik noksanlık göstermemek partıda uzunlukta neyse ölçü birevi bunlar çok önemli malın vasfını söylemek
malın vasfını aldatmamak hani elini sokmuş buğday çuvalına 6 yaş üstü kuru demiş ki bunun üstü kuru 6 yaş biraz yağmur çiseledi ya Resulallah demiş o kimse demiş ki aldatan bizden değildir o zaman malın üstü ayrı altı ayrı olmayacak malın efrafı farklı işte söylediğin şey farklı olmayacak demir dediysem demir göndereceksin bakır dediysem bakır göndereceksin gümüş dediysem gümüş göndereceksin e alırken satarken haris olmamak önemli insanları aldatmamak kandırmamak önemli malda olmayan bir özelliği özellikmiş gibi göstermemek
önemli Allah doğru tüccarlardan eylesin doğru tüccarlar biliyorsunuz cennete daha çabuk girecekler Allah bizi onlardan eylesin böyle bu normalde hem sessiz okuyun diyorsunuz hem de buraya yazıyorsunuz sessiz okunacak olan şeyleri o zaman ya telefonla görüşün benimle ya da kendiniz gelin anlatın hakkınızı helal edin peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ashab-ı kiramın arasında olan sorunları nasıl çözdü ve nübüvvet ve velayet yolunda giden üstadlar dervişlerin arasında çıkan sorunları hemen çözdüler mi yoksa
zamanı mı bıraktılar ya normalde sufilerin arasında sorun problem çıkar o problem çıktığında sufiler dinlerse o problemi çözeriz sufiler dinlemezse hangi problemi çözeceğiz ki insanlar dinlerlerse problem çözülür dinlemezse nasıl problem çözeceksin ki e suf insanız insan topluluğu sufiler de gökten zembille inmediler melek de değiller aralarında da problem çıkacak eksik yanlış fazla algılanmalar ve anlaşılmalar olacak bunların hepsi dolmuş sahabelerin arasında dolmuş ama onların başında bir peygamber vardı sallallahu
aleyhi ve sellem hazretleri onun dediğini hemen dinliyorlardı hemen yerine getiriyorlardı e şimdi bir üstad bir şey o noktada değil ki dinlenmiyor insanlar konuşma diyorsun konuşuyor yapma diyorsun yapıyor dedikodu etme diyorsun ediyor sabret bekle diyorsun sabredip beklemiyor herkes aynı değil e muhakkak o zaman problem de sorun da çözülmüyor efendim hazreti isa zuhur ettiğinde peygamberliği tüm insanlar tarafından bilinecek mi yoksa herkes peygamber olduğunu bilmeyecekler müslüman olanlar için müslüman olanlar bilir mi
demiş hazreti isa aleyhisselam bir peygamber olarak yeryüzüne indirilmeyecek ve muhammedi kul olarak indirilecek muhammedi bir kul olarak indirileceği için insanlar onun bu noktada indirilişini bu noktada zuhur edişinden herkesin haberdar olacak hristiyanlar da haberdar olacak bütün hristiyan dünyası haberdar olacak bütün müslüman dünyası haberdar olacak burası önemli çünkü hadis şerifte haçı kırar diyor hadis şerifte haçı kırar demesi domuzu yasaklar demesi bu umuma ait şeyler ve hristiyanların büyük bir çoğunluğunun
ehli kitabın büyük bir çoğunluğunun müslüman olması islam olması hadis şerifte çünkü öyle söylüyor bunlar manidar muhakkak ki Allah dinini koruyor muhafaza ediyor ve Allah dinini koruyacak muhafaza edecek bütün temel esasları da koymuş oturtturmuş muhammed muhammed muhtafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin üzerinden temel taşlarını oturtturmuş hadis şerif meydanda hadis şerifte diyor ki isa yeryüzünde zuhur eder haçı kırar domuzu yasaklar ve hristiyanlar bölük bölük müslüman olurlar ehli kitap diyor hristiyanlar
da demiyor ehli kitap müslüman olurlar o zaman isa aleyhisselam zuhur ettiğinde yapacak olduğu işlemler var demek ki haçı kıracak yani üçlü testis inancını yok edecek haç malum üçlü testis inancının simgesidir bu haçı kırmak bunun şimdi bunun üzerine ayrı bir ders yapmamız lazım aslında ama şöyle bir girinti yapayım haçı kırmak sadece inanç noktasında üçlü testis inancını kırmak değil dünya üzerinde bu üçlü testis inancının simgesi olarak üçlü testis inancı var bunu dünya devletlerinin üzerinde dünya halklarının üzerinde
dünya insanlarının üzerinde işte Allah kutsal ruh oğul üçgeni olarak göstermiyorlar mesela dayatıyorlar demokrasi insan hakları hukukun üstünlüğü bu üçlü testis inancı birisi sizin karşınızda demokrasi insan hakları ondan sonra hukukun üstünlüğü diyorsa bu üçlü testis inancını size dayatıyor veya birisi kalkıyor işte örneğin serbest piyasa ekonomisi hür teşebbüs işte paranın dolaşması diyorsa üçlü testis inancını size dayatıyor bunlara dikkat edin batıdan gelen bu tip solagonlar üçlüdür hep buna dikkat edin birisi
televizyonda basında orada burada bu tip üçlü şeyler söylüyorsa bunlar üçlü testis inancına göre söylüyor yani şu anda batının ilahı noktasında olan şey demokrasi kutsal ruh insan hakları oğul da yani demokrasi ilah baba tanrı oğul da ne hukukun üstünlüğü bunu dayatıyor size benim bu söylediğim çok uçuk böyle size farazi bir şey gelsin gelsin ben bakıyorum böyle batıdan gelen bu şeyler hep üçlü üçlü geliyor sağlıkta üçlü geliyor ekonomide üçlü geliyor siyasette üçlü geliyor askeriyede üçlü geliyor ve bu üçlü şeyler
geldikçe diyorum batı bunu bize dayatıyor dünya üzerinde bu deccaliyet bize bunu dayatıyor deccaliyet bunu hristiyanlara da dayatıyor yani hristiyan zannetmeyin ki kendi hristiyan inancını yaşıyor musevi zannetmeyin kendi musevi inancını yaşıyor yani hristiyan da özgür değil dünya üzerinde hristiyan da açık bir şekilde hristiyanın dininin gerektirdiği bir şekilde yaşayamıyor dünyada yani zannetmeyin hristiyanlar hür zannetmeyin museviler hür yani adamlar her gün orada ölüm korkusu her gün öldürme vahşetti her gün baskı
zulüm bomba her yerde mücadele kavga gürültü bunu seviler onlara basından televizyonlardan radyolardan her an İran saldıracak işte Müslümanlar saldıracak her an orayı yerle bir edecekler orayı yok edecekler adamlar hepsi de pür dikkat savaşmak için bekliyorlar diyorlar ki kendimizi korumamız lazım ee daha bunlar bizden savaşmaya gelmezden önce bizim savaşmamız lazım bu psikolojiyi onlara yerleştiriyorlar sanki onlar rahat mı Allah hiç kimse hiçbir şekilde rahat bırakmıyor bu dünya üzerinde oynanan oyunlar var o dünya
üzerinde o sistem oturmuş ve o sistemin oturt o sistemi daha ileri götürmek için her türlü şeyi yapıyorlar bak Fransa'da buldular bir tane adam 6-7 kişiyi öldürtüler tamam sar kızı seçilecek adam durdu durdu durdu seçim zamanı eylem yaptı eylemden kim kazançlı çıktı Sarkozy kazançlı çıktı ha yapıştırdılar el-kade dediler bir de öldürdüler adamı kim konuşacak şimdi konuşacak kimse yok ifade verecek hiç kimse yok 7 kişi öldürüldü 7 kişi öldürüldükten sonra birisini tesbit ettiler öldüren bu dediler onu da öldürdüler
bizde salakız ya bizde seyrettik vay ya el-kade bak görüyor musun işte bu el-kade böyle müslümanlar böyle dedik attık kenara var ya bir tane hayali bir el-kade var şimdi hayali lazım nasıl Türkiye'de daha önce asalı olan neydi azimendiler lazımdı görevlerini yerine getirdiler tasfiye oldular ne lazım ağırlık kalkancı lazımdı çıkardılar televizyona görevini ifa etti tasfiye ettiler adam cezaevinde uyuşturucudan cezaevinde uyuşturucu üretmekten şeyhe bak kim şimdi bunun hesabını
verecek hangisi bunun hesabının üzerine gidecek kim bunu kurcalacak şimdi hangi güç onu getirdi oraya hangi güç ona müsaade etti hangi güç bunları televizyonlara çıkardı kim bunun hesabını verecek o zaman bağırdılar bütün müslümanları tahkir ettiler bütün müslümanları bütün müslümanları zan altında bıraktılar bütün müslümanları ağlattılar bütün müslümanları bütün ehli imanı çile çektirdiler kim hesabını verecek o zavallı kızcağızı çıkardılar oraya ağlattılar hoşurdattılar foşurdattılar arkasından sisi çıktı sisi kim
transseksüel fuhuş pazarının insanı ali kalkancı Fadime Şahin sisi üçgene bak kutsal üçgen o kutsal üçgenin arkasında daha büyük kutsal üçgen var sonuçta dünya üzerinde deccaliyet var aynı şey şimdi Fransa'da seyrediyorum ben şimdi haberleri adam sözde yedi kişiyi öldürmüş yedi kişiyi öldüren adamı da polis baskın yaptı evin içerisinde öldürdü bir de polise demişler ki kendinizi savunmak için silah kullanacaksınız ama adam anlından vurulmuş nasıl savunuyorsa adam kendini anlından vurmuş savunmuş kendini örgütlü örgütlü
asıl örgüt ayrı ve ben hiç akıl edemem zaten yani bir adam oturacak kalkacak bir örgüt kıracak o örgüt eylem yapacak inanmam ben buna hiç inanmam inanmam on üç eylül yaşayan insanım ben inanmam on üç eylül sabahı nerede ne var hepsini teker teker teker teker toplandı on üç eylül sabahı yani on iki eylül sabah ihtilal oldu sokağa çıkma yasağı var duyduk ki herkes evinden teker teker alınıyormuş ertesi günde alınmalar devam etti ellerinden koymuş gibi kimin evinde silah var
aldılar kimin evinde silah varsa kimin evinde silah varsa muhtere diyorlarmış bak bu mahallede böyle böyle bir silah olması lazım bu mahallede bu silahın kimde olduğunu biliyoruz atsın bu gece camiye son ikaz adam o gün camiye attı attı dayındır da yaşanan şey bu adam o gece atmadı ertesi gün adamı aldılar evinden silahı da aldılar adam öyle terörle merörle işi gücü yok bayındır gibi bir yerde silahı olmayan adamı adamdan saymıyorlar ben lise 1'e gidelim iki taneydi bende ne olacak ki bayındır gibi bir yerde bakın
bu buradan bir şey çıkıyor ne çıkıyor bir sistem var seni izliyor her daim ve böyle bir sistemin içerisinde birisi orada bir örgüt kuracak o örgütten devletin haberi olmayacak bir örgüt kuracak o örgütten uluslararası ajanların uluslararası sistemin haberi olmayacak yalan hepsi de yalan yalan lazım bittiği her neyse işte uluslararası bir kurulmuyor kuruluş o örgütü kuruyor oraya yalan onu istediği anda istediği gibi kullanıyor onu yani adam 15 kilo patlayıcı ile yakalanıyor ya ulan adamı 15 kilo patlayıcıyı devletin içerisinden
kendisine destek olmayan bir kimse olmadan yapabilir mi Türkiye hava uçuracak patlayıcı bulunuyor Türkiye'de Türkiye'de bulunan yakalanan sadece patlayıcıları bütün illerde ilçelerde bir patlatsalar Türkiye'de bir şey kalmayacak ya bundan devletlerin haberi olmaması mümkün mü devletin içerisindeki kanallar veya devletin içerisinde tarafların birbirinin haberi var o yüzden yani adam durdu Fransa'da seçimlere yakın el-kai'de eylem yaptı 7 kişiyi öldürdü ondan sonra adamı da anlıyor benden çaktılar mermiyi öldürdüler
kim terörist bu yakalandı mı yakalandı tamam nasıl olsa da yakalandı e yakalanırken de polis kendini korumak için anlının çatısından vurdu onu kendini korudu ya bitti Sarkozy şampiyon ne yaptı terörle mücadele etti Sarkozy sevgilinin huzurunda
tedbirini terk et fil var ki tedbiri de onun tedbirinden onun kaderinden doğmadır ya hakkın yücreti iş işe yarar nihayet biten ilk ekilendir madem ki sevgiliye esirsin ey aşık ektiğini onun için ek hırsız nefsin etrafında dolaşma onun işine bulaşma bu iş hakkın işi değil mi hiç kıyamet günü gelmeden gece hırsızı mal sahibinin yanında rüsvay olmadan bu işten vazgeç hilelerle tedbirlerle çalınmış olan malın vebali adalet günü çalan adamın boynunda kalır yüzbinlerce akıl
bir araya gelip onun tuzağına aykırı bir tuzak kurmak isterler kurarlar da kurdukları tuzağı pek kuvvetli pek yerinde ve kafi bulurlar ama birçok parçası rüzgarı nasıl beğenabilir eğer sen şu halde varlığın ne faydası var dersen senin bu sualine fayda var mı inatçı adam sualinde fayda yoksa bu abes ve faydasız suali niye dinleyeyim eğer birçok faydaları varsa neden bu cihan faydasız olsun öyleyse cihan bir cihetten faydasız başka bir cihetten faydalarla doludur sana faydalı olan şey bana faydasızsa madem ki sence faydalı
onun yapmaktan geri durma Yusuf'un güzelliği kardeşlerince abesli lüzumsuzdu fakat bütün bir aleme faydalıydı Davut'un sesi kadar güzeldi ama güzel seslen anlamayanlar dinlemek istemezlerdi 3 İhlas Fatiha Şerife
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.