mustafaozbag.org

260. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 14 Mart 2012 · 49:43

Bir yolu para alıyoruz. Bu çok bazı şehirde dinden bahsediyor. Ücret alıyor. Bizden ücret isteyenlerin peşinden gitmeyemiz. Yani bir tarafta Kur'an bize, bizden ücret isteyenlerin peşinden gitmememizi emrederken, din üzerinden bizden ücret alıyorlardır. Bizden bizden ücret alıyorlardır. Bu çok böyle meslekleriyle hanımlılar, Hallâc-ı Mansûr, mesleğiyle tanıyorlardır. Kimisi eskicilik yapmışlar, seslilik yapmışlar, kimisi yordancılık yapmışlar, kimisi tüccarlık yapmış, kişilik yapmış, kimisi bir gitmiş bir evin yanında kölelik yapmış. Birisinin de geçimi din olmamış. İmam-ı Ağzâma'sı tüccar, bir din değil. Bir dönem şu, ticaret yapmaması lazım, bir iş yapmaması lazım dediğinde, Haset-i Mevlân böyle bir şey söyleyebilirler diye, meslemesinde de bunu diğer eserlerinde de bunu eleştiren,
bunları eleştirenleri, ekseren beyinleri vardır. Fakat el tasarruf demiyorum bunu. Bir kısım el, kendilerince tarikatı geçim kapısı yapmışlar. Vakıflarla, tarikatlar, tekkeler bir araya geldiğinde olmuş. Vakıfların karından tekke şeyhlerine, tekkedeki yaşayanlara bir şeyler aktarmaya başladı. Ondan sonra da tekkeler bozulmuş zaten. Tekkenin başında değil, vakfiyenin başında oturmak için mücadele.
Ticaret yapmak için mücadele etmeye başladı. Ve ticaret yapan, kendisini sağlayan üstadları eleştirmeye başlamışlar. Sizin dünyayı terk etmeniz lazım diye. Dilencilik yapıyorlar, dini istismar ediyorlar. Dinin üzerinden hayat standartı oluşturuyorlar. Bir taraftan dinin üzerinden kendisine hayat standartı oluşturmayan, dini kendisine geçim kapısı yapmayanları eleştiriyorlar. Şimdi aynı şey de var. Şimdi biraz da tersine var. Şimdi insanların büyük bir kısmı bu adam veya bu kimse veya bu şahıslar bizden ne zaman bir şey isteyecek diye bekliyorlar. Eğer bir şey istenmezse de bu değirmenin suyu nereden geliyor, nereden kazanıyor, nereden ediyor, nereden ağrıcıyor, nereden azaltıyor, nasıl oluyor, bu iş nasıl dönüyor?
Bu sefer onu sorgulamaya başladı. Çünkü onların gözlerinin önünde, kafalarının önünde bir tek dünya var. Yani bir kimse kendi kazancını, kendi dünyasını, ahiret yoluna harcamasını, kendi kendisine harcamasını atla almıyor adamın. Bir kısmı kendisinden dillenilmesini bekliyor. Bir şey istese de ben de öyle bir kuruş versem de onu esser. Ücretsiz olsun ya. Oruç ücretsiz olsun. Sema ücretsiz olsun. Zikir ücretsiz olsun. İlahi ücretsiz olsun. Bizim ilahiciler notayı bilmesin. Sesi oradan fazla çıksın, birinin sesi eksik çıksın. Ücretsiz olsun.
Bizim sermazenlerin çarptığı bir şey bulamayıp, saçının başında olduğu yer burası. İçinizde dolaşın, bu adam sizden para istiyor mu, para diliniyor mu diye soruyor adamı. Bir de kendisi de hiç para istememiş. Yüzleştirsek ya onunla.
Bakıyorum bana, demek ki benim beyanımı doğru kabul etmemişsin sen diyorum ben. Kalıyor o zaman. Ben size vasiyet. Kimseden hiçbir şey talep etmeyin. İnsanların dairesinde koruyacak bir odara.
Biz burada filancı yere zikre gideceğiz. Bize arabanı ver. Biz filancı yerde şunu yapacağız. Bize orada iftar ver. Biz filancı yerde şunu yapacağız. Bize orada yatacak yer var. Filancı yerde sohbete gideceğiz. Bizim benzinimizi karşılıyorlar. Yok. Siz kendiniz yapın. Yapmayın kardeşim. İşte ne yiyeceğim, içeceğim? Para.
E tamam hocam biz sana üç günlük o parası vermemiz. Yok. Kardeşim, hakkım olursa Allah'ın dağıtlar. Yaparız, ederiz. Allah'ın denk getirmesi yapamayız. Durum uzun. Bitti. Size vasiyetim uzun. Ağlınız dik getersiniz. Birisi de sanıyor. Allah'ın dağıtlar için bir şey yapıyor.
Size yardımcı oluyor, hizmet ediyor, dertlaya yardımcı oluyor, bir şeye yardımcı oluyor. Koşturuyor. Ama bedenen, ama işte aklan, fikren, ama ilahi söylüyor, ama sema ediyor, ama çay dağıtıyor, ama temizliyor, ama oraya geliyor, vurnuyor. Cihad. Onu kovmayın. Onun için bir şey yapmaya çalışıyor değil mi? Ama birisi kullanmaya çalışıyor.
Sema ediyor, ilahi söylüyor, kullanmaya çalışıyor. Onu kullanmaya çalışıyor. Orada bulunuyor, önümüzde emin olduğunuzu anlatıyor insanlar.
Buna müsaade etmeyin. İnsanlığı bozan, birisi orada, ama ahkam kesiyor. Yok, hayır. Buna müsaade etmeyin. Bunu tuttu diye, kullanmaya çalışırsa böyle bir şey yaparsın.
Bir şeyler yapar, bekar olanlar üzerlerine alınmasınlar. Örçü olarak söylüyor. Oradan bir şeyler almaya çalışır. Oradaki o, ne de bir menfaatler için, sırf Allah için birbirlerini sevdiklerinden orada toplanır.
Ve bunların ikinci özellikleri, toplandıklarında Allah'ı zikretmeleri. Kutsi, aklımızdan çıkmayacak hiç. Hiç çıkmayacak. Hiç. Dergahı, cemaati, üstadı, şeyhi, kullanmayacağız. Adam telefon açıyor işte, bir tarafına, ben efendime, hiç bir şeyden haber vermiyorum. Aklını karışmayamıyorum, ben kalıyorum.
beni ilgilendirmiyor diyor, bu kalıyor ortada. Yok. Kime iyi diyeceğim, kime kötü diyeceğim, kime fazla diyeceğim. Bu çocuklar önünde olacak, sizin derde, başkasının, evladına neden kalıyor?
Dervişliğimizi, dinimizi, dinimizi, imanımızı, fikrimizi, tekkemizi, benim hayatım, benim hayatım, birinci sırayı teşkil eden şey, dinim mi?
Kimsenin sırasını sorgulayacak noktada değil, Allah bize affet. O yüzden yani, Kur'an'ı öğretenler, beni ilgilendirmez, namaz kılandıranlar, teravih kıldırıyor, namaz kıldırıyor, işte normalde gider, biter, haydi, imanlık yapar, haydi o imanlık yaptıktan sonra, oradan belirli bir müjdet alır, karşılık alır, ey onlar, söyleyecek bir sözüm yok benim.
Camilerde imanlık yapanlar, onlar devlet görevlisi. Benim nazarımdan, imanlık yapının arasında bir fark yok. Gücümsediğim için söylemiyorum ha, gücümsemiyorum. Ama ücret alıyor mu, karşılık ücret alıyor mu, hayır mesela.
Bunun diyeceklerine cami kireyi de desem. Sen cami bekçilsin kardeş, bu camiyi, tadilat edecek, tamirat edecek, buranın hizmetçilsin. Namaz kıldırma memuru teylesin. Camini hizmetçilsin. Adamın gelsin odana, kızın. Hizmetçisi yapaylarmış, hiç olmasa adamlar kendilerini kurtarır. Cami hizmetçisi ve sorumlusu, eyvallah. O zaman kurtardılar bari çok. Allah tek olmasına ne yaptı diyebilir miyiz?
Şimdi Allah'a, herkesin bir Allah'ı var bitersek, herkese farklı farklı Allah'ı verirmiş. Allah tek, bakışı farklı. Senin inancı ve bakışı farklı olduğundan dolayı, hani, Kudsi şu olsa gerek, aklıma gelen, kul mizana getirilir, mizana getirildikten sonra kitabı görürür, cehenninle, o bir baktı, melaikeler o kimseye.
Sen niçin hesap yerine döndün, baktın? Kul der ki diyor, ben ne işlediysem işledim, ama Rabbim beni affeder diye ümit ettim. Beni affedeceğini zannettim. Diyor, Ya Rabbi, onun senin üzerinde beni affeder, düşündüm der diyor. Cenab-ı Hak hemen cevap verir. Onun cennetime götürür. Ben kulumun zannı üzereyim. Hadis-i Şerif'te de benziyor. Bereket et verir. Bu kurtarıcı, Allah'ın rezzat, rızıklandırıcı, Allah'ın kudret ve kuvveti eğilir.
Onun üzerine hüsnü zannı beslemek. Ya ben iflas, beni iflas ettirir. Hüsnü zannı besliyor. Ben bu günahların affı olmaz. Hüsnü zannı besliyor. Ben buradan yanarım. Hüsnü zannı besliyor. Ben buradan kurtaramam. Hüsnü zannı besliyor. Onun üzerine hüsnü zannı beslemek. Kim tövbe ederse Allah tövbesini kabul eder. Tövbe, tövbe, hüsnü zannı besler. Kim Allah'ı zikrederse adamı zikreder. Sen hüsnü zannı besler. Allah'ı zikreder. O seni zikredecek. Daha da etmiş. Sana dua ederse onun duasına icap. Kim Ramazan'ı konuştuk için, gününü konuşturtar.
Çavuşun, zakinin, gününü kapatmanın şeyin, peygamberi. Sonu gelmez. Korumamak kimseyi olarak veya bir Allah olarak.
günah canları affeder. Kardeş, Hümmet-i Muhammed'e dua edin.
Hümmet-i Muhammed için dua edin. Gerçekten insanlar bir acayip karayip oldu. Yani insanlar eşleri, çocukları namaz kılsın, oruç kılsın, örtülsün, ibadet etsin diye bakarken ne yazık ki kalbi merhametsiz olanlar, bu noktada kalbi harekete gelmeyenler çocuğu nasıl umuyorlar? Allah bizi muhafaza etsin. gündeyi muhafaza etsin inşallah. İftarımız vardır ki, yere bilen tüm kardeşlerimizi davet etmiş. Şöyle buyurdu. Kim Ramazan'a yetişir de, oruç tutar ve kolayına geldiği şekilde teravih namazını kılarsa,
bir köle azat etmiş kadar sevap yazar. Her gecesi içinde bir köle azat etmiş kadar sevap yazar. Her gün Almanya ak yükü miktarınca tasatuk etmiş kadar sevap alın. Her gün sevap ve her gece sevap. Kadar sevap yazar.
Bir gün için, bir gün orada kaldı, o gün için bir köle azat etmiş gibi sevap yazar. Her gecesi içinde bir köle azat etmiş kadar sevap yazar. Gündüzünü ayrı, gecesini ayrışır. Her gün Allah için, ak yükü miktarınca tasatuk etmiş kadar sevap alın. Her gün sevap ve her gece sevap alın. Mekke'ye de geçiririz. Peygamber'e kışıyla bakar.
Kışıyla bakarsa, onun için hazırlanır. Onların dünya haklarından kurtulup, benim yurt ve ihsanıma istirahat için gelmeleri yaklaştırmış. Gecenin sonu midir deyince, hayır, çalışanları görmüyor musun? Onlar çalışıp, işleti bitirince, kendilerine ücretleri tam olarak ödenir.
Alışlanmışım. Allah'ın sonu. Bir Adi Şerif var ya, bunun kısaltılmışı, bir minbere bir adım atıyor, amin diyor. İkincisini atıyor, amin diyor. Üçüncüsünü atıyor, amin diyor. Ashab diyor ki, Ya Resulallah, hiç böyle bir şey yapmazdınız. Ne oldu ki? Cebrail aleyhisselam verin diyor. Kimin anne ve babası kendi yanında ihtiyarlar da cenneti kazanmazsa Cebrail aleyhisselam. Kişini aşına mı terk etmeyin.
Evlenince, kardeşlerimizin, anı.
Kişini aşına mı terk etmeyin. Kişini aşına mı terk etmeyin.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi