Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 22 Mayıs 2011 · 41:22
Bu çok güzel yani. İtikâfa girdiğimiz zaman siz namaz kıldırdıktan sonra müezzin birkaç defa estağfurullah çektir. Sonra görevimiz arkadaş müezzine biz namazda günah mı işledik dedik. Ve rahmetli Şeyh Efendi bunu yasakladığının ve dergamımızın ağırlığına uymadığını söyledi. Bu meseleyi açar mısın? Bu mesele de açıklanacak bir şey yok. Namazdan selam verir, vermez, hemen tövbeye istiğfar etmek sünnete de aykırı, bidat. Namaz kılar kılmaz, hemen selam verildikten sonra Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlere hemen müezzinin şu anda yaptırdıkları bazı yerlerde yapıldığı gibi öyle estağfurullah çektirmemişlerdi.
Zikrullah var, işte tesbihler var. Onun yaptırmamışlar, biraz böyle o mesele şey. Allah rahmet eylesin, Şeyh Efendi Hazretleri onun zaten pek uygun görmezdi. Onun da Çorum Macı Mustafa Efendi Hazretleri ona söylemiş. O yüzden Şeyh Efendi Hazretleri onun pek uygun görmezdi. Günahların en büyüğü hangisidir? Veya hangileridir? Bütçe Rabbimiz eğer tövbe edersek işlemiş olduğumuz günahları affeder mi? Affedilmeyecek günah var mı? Affedilmeyecek herhangi bir günah yok. Yeter ki insanlar işlemiş oldukları günahlardan geri dönsün. Bakın bir kimse bu günah affolmaz diye düşünür ise o zaman Allah'ın affı mağfuretine karşı çıkmış olur. Bu küfür, bu günah affolmaz diye böyle bir kaide yok.
Günahların en büyük şirktir. Tövbe edenin geri dönün Allah'ın günahını da affeder. İşte ondan sonra günahların büyük olarak, yani günah-i kebair olarak haksız yere adam öldürmek, hıcbet etmek, işte bir namuslu kadına iftira etmek gibi sıralanır. bildiğiniz malum günahlar, içki içmek, riba yemek, dokuz tane, bazı rivayetlerde yedi tane büyük günah-i kebair olarak. Normalde işte bazıları da birkaç tane hadis-i şerifi birleştirmiş günah-i kebair olarak ona çıkarmış, kimisi on beşe çıkarmış. Ama hepimizin malumudur büyük günahlar. Bunların içerisinde hiçbirisinde şunu Allah affetmez diyemeyiz. Bu Allah'ın affına bir franga vurmak, Allah'ın affına bir set çekmektir. Böyle bir şey söz konusu değil.
Ve insanlar bu günah affolmaz dediği anda Allah adına karar vermiş oluyor. Tabiri caizse ilahlık yapmış oluyor, Allah muhafaza eylesin. Şu günah affolmaz diye bir hadis-i şerif yok. Allah şunların ibadetlerini kabul etmez. Şunların tövbelerini kabul etmez. Kim? İşte içki içmeye devam eden kimsenin. Hani diyor ya, şey ile alakalı, beraat gecesi ile alakalı. Allah şu insanların günahlarını bu gece affetmez. Kim? İçkiye devam eden. Kim? Zinaya devam eden. Kim? Kumara devam eden. Kim? Anne babasına asi olan, küs olan ona devam eden. Bu gece Allah işte bu insanların günahlarını affetmez. Kadir gecesi ile de alakalı böyle bir hadis-i şerif var. Bu farklı bir şey. O kimse üzerinde günah-i kebaye var. O günah-i kebaye ile devam ediyor.
Ve o günah-i kebaye'den tövbe edip geri dönmüyor. Ve o gece affetliyor. Ama mesela içki içmeye devam ediyor. Veya da işte zina etmeye devam ediyor. Eşkari. Ve ondan tövbe edip ondan geri dönmemiş. Yani zinadan tövbe edip dönmemiş. İçkiden tövbe edip dönmemiş. Anne babasıyla kavgalı, gürültülü, küs. Anne babasının gönlünü almamış. Anne babasıyla muhabbet celbetmemiş. Onunla ilişkiye girmemiş. O gece tövbe edeceğim diye uğraşıyor. Hayır. Önce onun yapması gereken şeyler var. Bakın, tövbe bir günahı terk etmektir. Dil ile tövbe herkes yapıyordur. Fiil olarak bir günahı terk edeceksiniz. Tövbenin özü o. Ve tövbenin daha içselliği. O günahı kalbinizden geçirmeyeceksiniz.
Aklınızdan geçirmeyeceksiniz. Tekrar geri dönmeyi düşünmeyeceksiniz. Tövbenin hakikisi, nasuhi tövbe dediğimiz tövbe o. Yani bir kimse günah işledi, işledi. Eyvallah. Ondan geri dönecek. Ve ondan tövbe edecek. Ve ondan bir daha geri dönmeyecek. Oradan bir daha geri dönerse Allah, Cenab-ı Hak tekrar affeder. Ayrı bir mesele. Ama oradan geri dönmemeyi kendine hadletecek. Anne babayla ilişkisini düzeltecek. Bir daha artık anne babayla ilişkiyi bozmayacak. İçkiyi terk edecek. İçkiden tövbe edecek. Geri dönecek. Bir daha içmeyi düşünmeyecek. Veyahut da işte kumarı terk edecek. Bir daha kumar oynamamayı düşünmeyecek. Oynamayı düşünmeyecek. Veyahut da namaz kılmıyordu. Namaz kılmamak büyük günah-i kebâyet.
Namaz kılmaya başlayacak, bir daha namazı terk etmeyecek. Oruç tutmamak büyük günah-i kebâyet. Oruca devam edecek, bir daha geriye dönmeyecek. Bir daha terk etmeyecek orucu. Bunun gibi. Yani insanlar bir günahı işler-i kebâyet ve işlemeye devam eder-i kebâyet. Onların tövbesi, Hz. Ali Efendimiz'in demesine göre çok uygun bir tövbe değil. Yüzeysel. O kimse kendi kendini aldatıyor. O günaha devam ederken, o yanlışlığa, o eksikliğe bile bile devam ederken, senin tövbe etmen, yani kendini aldatmaktan başka bir şey değil. Tövbe, öz olarak oradan geri dönür. Yani bu güne kadar namaz kılamadım. Ya Rabbi, beni affeyle. Ben tekrar namazsız bir hayat yaşamak istemiyorum.
Döndüm, namazı kılacağım. Ya Rabbi, ben hiç oruç tutmamıştım. Bu günah-i kebâyet işledim. Ben döndüm, bundan sonra oruçlarıma devam edeceğim. Ya Rabbi, yaptım ben bu hatayı. Bu günahı işledim, ne günahıysa. Ben bundan geri döndüm, bir daha yapmayacağım Ya Rabbi. Eğer yapmaz ise, geri dönerse Allah'ın vaadi var. Allah diyor ki, geçmiş işlediği günahları ben sevaba çeviririm. Sevaba çeviririm. Allah'ın rahmeti, bereketi, lütfu, ikramı her şeyin üstündedir. Allah rahmeti gibi hiçbir şeyin rahmeti olmaz. Düşünülemez zaten. O zaman bir kimse işlemiş olduğu günahlardan geri dönecek. Ha muhakkak ki arada küçük günahlar olacak. Cenab-ı Resulullah diyor ki, sizin kapınızın önünden bir nehir geçse, günde beş kez o nehire girseniz, çıksanız, geriniz kalır mı? Kalmaz Ya Resulullah.
İşte beş vakit namaz da bunun gibidir. Sizin iki namaz arasında işlemiş olduğunuz, küçük günahları Cenab-ı Hak affeder. O zaman bir de Cuma'dan Cuma'ya var. Cuma'dan Cuma'ya Allah aradaki günahları affeder. Oruçtan oruca Allah aradaki günahları affeder. Zikirden zikire Allah aradaki günahları affeder. Hep bunlar müjde. Ramazandan Ramazan'a Allah aradaki günahları affeder. Allah öyle mübarek günler, mübarek saatler, mübarek dakikalar, mübarek aylar koymuş ki, arada ümmeti affolsun. Ümmet uyansın, kendine gelsin ve kendini affetirsin. Allah sizinle dostluk kurmak istiyor. Sizin kendinize, kendisine dost olmasını istiyor.
Siz istemiyorsunuz, o istiyor. Ve onun istediği kadar kulları istemiş olsa, hepsi de dost olacaklar. O dostluk kapılarını açmış. O rahmet ve bereket kapılarını açmış. O lütuf kapılarını açmış. Kim subhanallahî ve bihamdihi subhanallahî lazîm ve bihamdihi estağfurullah lazîm derse, deniz köpükleri kadar olsa günahını affeder. Müjde. Gel kardeşim. Günde yüz sefer söyle bunu. Hakkında hadis var. Hakkında hadisi kutsi var. Bu müjdeye nail ol. Geceleri çek bunu günahsız olarak yap. Uykun sahih olsun. Rüyan sahih olsun. Uykudayken daha ibadet etmiş gibi sevaba gir. Gel sevaba gir.
Sabahleyin Bismillah çıkmadan bunu söyle. Gece ola ki. Kalktığında, yattığında, onu bunu yaptığında, sabah namazını geciktirmişsindir, kılamamışsındır. Sabahleyin çek onu. Çek. Müjdeye nail ol. O dostluya kapı aralar. Kapısını açmış. Diyor ki gelin kullarım gelin. Gelin benimle dost olun. Siz ne kadar günahınız çok. Evet. Kusurunuz çok. Evet. Hatanız çok. Evet. Siz isyandan isyana sürüklenirsiniz. Bataklıktan bataklıya girersiniz. Çölden çöne düşersiniz. Ama gelin ben sizin Allah'ınızı. Tövbe edin. Şu müjdelere sarılın. İşte müjde. Biraz sonra zikrullah yapacağız. Af olmuş olarak dağılınız. Ben demedim.
Ahmet Mehmet Hüseyin demedim. Buradakiler de demedi. Allah dedi. Hadisi kutsi. Ulan dost olacak olanlar. Perşembeden perşembe. Pazartesiden pazartesi. Eski mutasavvuflar. Eski sahabeler. Ta sahabelere kadar gidelim. Her namazdan sonra zikrullah alakasını kurarlardı. Hz. Abbas'ın oğlu Abdullah diyor ki. Biz ashabın namazı bitirdiğini mescitteki zikrullah seslerinden anlardık. Derdik ki bunlar namazı bitirmişler. Neden? Her namazdan sonra cehri olarak Allah'ı zikrederlerdi. Sebep? Af olmuş olarak kalktınız. Eski dervişler her gece toplanırlardı. Sebep?
Olmuş olarak evlerine gidecekler. Kısa. Hemen yirmi dakika. Yirmi beş dakika zikrullah yaparlar. Yarım saha zikrullah yaparlar. Hemen on dakika zikrullah yaparlar. Neden? O affa nail olmak için. Pazartesi, perşembe derslerini hiç kaçırmazlardı. Ben bu eski dervişlerin son kalıntılarına denk geldim. Elhamdülillah. Cenab-ı Hak nasip etti. Hastayken dahi onlar pazartesi, perşembe derslerine giderlerdi. Hasta. Hatta dersi hastanın evine alırlar. Hasta gidemeyecekse. Hasta derse gidemeyecek. Hemen oranın çavuşun, zakiri, nakibi, nükabbası nesi varsa toparlarlar on beş yirmi kişi. Hastanın evine giderler. Zikrullah yaparlar. Niçin? Ya bu bizim derviş kardeşimiz, ihvanımız bu zikrullahsız geçirmesin perşembeyi.
Bu pazartesiyi zikrullahsız geçirmesin. Ola ki ecel gelir. Ola ki ölüm gelir. Ola ki vade biter. O affolmuş olarak gitsin. Onun kusursuz, adamsız gitsin. Aman zikrullah alakasında. Dua ederlermiş ya Rabbi bizi zikrullah alakasında nefesimize al. Dua ediyorum ya Rabbi. Her zikrullah alakasında derim ki. Ya Rabbi bitmedi mi çilem kürdanı verken. Allah derken ölmek. Ola ki nefsimize uyarız. Hataya düşeriz. Ola ki gafilete düşeriz. Dışarıda, orada, burada ne? Trafik kazası olur. Zehirlenme olur. Bela olur. Musibet olur. Sıkıntı olur. Her şey olur. Allah muhafaza eylesin. Zikrullah alakasında Allah Allah Allah. Bundan daha güzel müjde var mı?
Bunlar hepsi de af kapısı. Af kapısı, dostluk kapısı. Bunlara dikkat edeceksiniz. Aman ha! Dersinize dikkat edin. Ölüm uzak gibi gelir insana. Niceler ölür gider. Var mı kazık çakırıp duran? Yok. Babalar gidiyor, nineler gidiyor, dedeler gidiyor, genç kardeşler gidiyor, arkadaşlar gidiyor. Gidiyor. Müjde kapısında durun. Yani tövbeye dikkat edin. Müjde kapısında durun. Bu tip ibadetlere dikkat edin. İşte pazartesi, perşembe oruç. Pazartesi, perşembe ders. Cuma'dan cumaya, cumaya gitmek. Cuma namazını kılmak. Ramazan'dan namazana oruç tutmak. İşte hacca gitmek. Bunun gibi böyle günlük, aylık, yıllık temizleyen ibadetler.
Aman bunlara dikkat edin. Allah'ın muhafaza eylesin. Ve bu noktada da tövbe. Tövbenin hakikisini işleyin. Hepimiz, şimdi birimiz desek ki, ben bakmıyorum yalan söylüyoruz. Benim gözüm kaymıyor hatunlara. Yalan. Yalan. Sen çevir, var kardeşim. Nereye çevirin? Tövbe. Bundan kurtulun, üzerinden atma hemen tövbe. Ve hemen o gözüne iliştiği kimseye dua edin. Ya Rabbi sen buna hidayet eyle. Ya Rabbi sen buna İslam eyle. Buna İslam ahlakı nasip eyle. Buna dua edin. Gerçekten dua edin. Gördüğünüz olumsuzluklara dua edin.
Ya Rabbi şu mu içkiden kurtar. Ya Rabbi şu kardeşi kumardan kurtar. Ya Rabbi şu kardeşi yalandan kurtar. Ya Rabbi şu kardeşi gıybetten kurtar. Ya Rabbi idade eyle. Bunu affeyle. Bunu muhafaza eyle. Dua edin kardeşler. Dua edin. Niçin? Ya bir kişi cehenneme gitse kar mı edeceğiz biz? Biz ona dua edelim. Bir kişi daha cennetlik olsun. Biz ona dua edelim. Bir kişi daha İslam olsun. Biz ona dua edelim. Bir kişi daha ahlaklı olsun. Biz ona dua edelim. Bir kişi daha Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretini muhabbet etsin, sevsin. Aman buğuz yok. Aman onları kötülemek. Lanet olsun. Allah cezanı versin. Bas. Kahrol. Perişan ol. Sakın ha. Dua eder.
Mümin dua eder. Müslin dua eder. Bizim belayla lanet de işimiz yok. Allah muhafaza eylesin. İhya için varız. İhya. Dua edeceğiz. Dirileceğiz onu. Dua ile dirileceğiz. Ne yapardı İsa aleyhisselam? Aleyhisselam. Dua ile ölüleri diriltirdi. Onlar kirin içine girmişler. Pasın içine girmişler. Pisliğin içine girmişler. Onlar kirin ve pasın içerisinde kir ile pasla ölmüşler. Onları dua ile dirilteceğiz yeniden. Onlar uyuyorlar. Dua ile uyandıracağız. Onlar bataklığın içerisinde. Dua ile bataklığın içerisinden kurtaracağız onları Allah'ın izniyle. Temelli batırmaya gelmedik dünyaya. Derviş ışık verir etrafına. Derviş güneş gibidir. Derviş İsa nefeslidir. Nefes verdiği yer dirilir. İsa nefesli olur.
Nefes verdiğiniz yer dirilsin. Muhammed nefesli olur. Huu dediğiniz zaman karanlıklar aydınlığa çevrilsin. Ama bu çok zikrullahla, aşık olmakla, gözyaşı dökmekle, Allah'a dost olmakla, Allah'la hemhal olmaktan geçer. Aman kardeşler. Aman kardeşler. Dua edin. Annenize, babanıza, eşlerinize, çocuklarınıza, arkadaşlarınıza, kardeşlerinize, mahallenize, etrafınıza. Her şeye dua edin. İyi olması için, güzel olması için, tatlı olması için, lezzetli olması için, affolmaları için dua edin. Aman, sakın ha. Eşlerinize Allah belanı versin. Allah seni lanet etsin. Senin gibi çocuk olmaz olsun. Keşke sen o canın taş olsaydın. Aman ha. Aman. Duayla, duayla. Kayadan su çıkar.
Duayla. Söğüt ağacından üzüm yenir. Duayla. Çam ağacından armut yenir. Duayla. Bol bol dua edin. Secdelerde ağlayın. Namazlarınızda ağlayın. Derslerinizde ağlayın. Etrafınıza, affolmaları için. Siz kendinize de tövbe edin, dua edin. Allah dualarımızı kabul etsin inşallah. Amin. Zikirden sonra hasta babam için dua edebilir miyiz? İnşallah hatırladın. Cenab-ı Hak ona da şifa versin inşallah kardeşimizin babası. Rabbim muhafaza eylesin inşallah. Ebu Zerradallahu anh ve Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki, Dünyada zahillik helal olan şeyi kendine haram etmek ve mal ziyan etmekle olmaz.
Zira züyt Allah katıldığına kendi elindekinden daha çok güvenlen bir bela ile karşılaştığın zaman onda elde edeceğin sevap nedeniyle o belanın devamını daha çok istemendir. Evet, zülf malı mülkü terk etmek değildir. Zülf tehlike olmak, zahidlik asla ve asla dünyayla ilişkini kesmek demek değildir. Her ne kadar bazı ehli tasavvuf veya ehli tarikat olanlar dünyayla ilişkilerini kesip, işte ne bileyim, mal ile mülk ilişkilerini kestiklerini söyleyip, böyle göstermiş olsalar da, bizim zülf anlayışımız bu değildir.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hasretleri hiçbir sahabeye dünyayı terk etmelerini söylememiştir. Dünyayı sevmemek farklı bir şeydir, dünyayı terk etmek farklı bir şeydir. Bizim zülf anlayışımız dünyaya tapmamaktır, dünyayı sevmemektir, dünyayı terk etmek değil. Hepiniz işinize gücünüze dikkat edeceksiniz. Sabahleyin herkes sekizde işine gidiyorsa sen sekize çeyrek kala işine gideceksin. İşinizi gücünüze dikkat edeceksiniz. Malınızı mülkünüzü muhafaza edeceksiniz. Zekatınızı torsdoru vereceksiniz. İşinize dikkat edeceksiniz. İşi terk etmek yok, işi gevşetmek yok. İş teyvintinizi kesmek yok. Tembellik yok. Çalışma, de ki ya Allah gerilidir ya. Hayır çalış kardeşim, Allah'ın kerimliği çalışanın üzerine.
Çalışmak o lütfu, o ikramı talep etmektir. Dua isteğini kabul eder. Çalışmak dua etmektir. Dükkanı açmak talep etmektir, dua etmektir. Sen git sabahleyin dükkanını aç. Sen rafını düzel, malını düzel. Gücün miktarında git, çeşidini al, koy dükkanına. Çalışıyorsan sen git sabahleyin saatinde işinde ol. Saatinde işinde ol. Adama diyorsun gel burada bir günlük iş var. Furun büküyor. Boş geziyor adam. Bizim Said şahit boş geziyor adam dervişlerden. Dedim al da fırçayı buraya boyayın dedim ha. Amacım boyatmak değil.
Dedim ki şunları boyasın harçlık vereceğim yani işin doğrusu. Eline fırçayı almadım. Bıraktı gitti dükkanda. Said dedim. Said bu adam işe ihtiyacı yok mu? Var abi dedi. Ben boş geziyorum dedim. Boş geziyor dedi. Lan tembel adamın ne işi var lan bu dergahta dedim. Gelmiyor zaten derse şu anda. Tembellik yok. Zülk yapıyorum diyerekten tembellik yok. Sabahleyin git işine bak. Ne iş yapıyorsan yap. İster çalışıyorsun, işçisin, ister pazarcısın, ister dükkan sahibisin, ister fabrikada çalışıyorsun. Tembellik yok. Tembellik yok. Ben zülh tehliyim. E biz dervişiz. Dünyaya tamah etmeyiz. Eee çalışma. İş yok, git yok, hiçbir şey yok. Böyle dervişlik yok. Çalışmayacak olsam ben çalışmam.
Benim meşhur lafım. Ben kırk yedi yaşındayım. Ben gece saat ikide üçte bunu konuşmak istemiyorum. Üç yüz kilometre, beş yüz kilometre yoldan geliyorum ben. Yatsam yatarım orada. Diyorum ki sabahleyin dükkanın başında duracağım. Örnek olacağım diyor. Çalışmaya ihtiyacım olduğundan değil. Örnek örnek. Sabahleyin saat ama dokuz ama on. Yaş geçti, vücut geçti. Gece geliyorum yorgun. Olmuyor. Ama ben gidiyorum dükkanda duruyorum. Sait'e soruyorum yapılacak bir iş var mı diye. Ben soruyorum ona yapılacak iş var mı diye. Çalışacak. Oturayım, oturayım orada. Önemli değil. Herkes kendi ekmeğini kendisi kazanacak. Diyeceksiniz ya bunu iki de bir de söylüyorsun.
Evet iki de bir de söylüyorsun. Benim için önemli bir şey. Asalat derviş olmayacak bizim arkadaşlar. Başkasının sırtından geçen, başkasının eline bakan derviş olmayacak. Züft. Züft. Kendi elindekine dahi güvenmeyip Allah'a güvenmektir. Başkasının elindekine. Kendi elindekine dahi güvenmeyip Allah'a güvenmektir. Züft odur. Kendi paran var. Güvenme paran. Allah'a güvenme. O para biter. Bir milyon dolardan ben zekat verdim. Bir dahaki ömrüye borç parayla gittim. Malına güvenme. Nasıl gittiğini bilemezsin. Yürür gider elinden. Yürür gider. Ama Allah'a güvenme. Sebepler dairesinde sebepleri yerine getir.
Zafer Allah'ın eyvallah. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem adretten topladı. Nasıl savaşalım. Nasıl mücadele edelim. Eman-ı Farisi dedi ki ya Resulallah bizim orada hendek kazanlar. Güzel fikir dedi hendek kazanlar. Haydi hendek kazanlar. Kendisi de kazdı. Kendisi de kayaları kırdı. Kendisi de aç kaldı. Kendisi de susuz kaldı. Kendisinin de dudağları patladı susuzluktan. Demedi ki Allah kerim'dir. Allah'ın zaferi de mutlaktır. Yatalım. Yatmadı. Ashab'tan birisi geldi hicret etti. Ona dediler ki sana mağmuluk verelim. Hayır dedi. Dedi ki ya Resulallah bana bir develik akçe verin. Bir develik. Ben tüccanım dedi. Hemen ona bir develik sermaye verdiler.
Borç. O gitti bir tane deve aldı. Hamudunu koydu eve. Götürdü deveyi aynı paraya sattı. Gitti bir deve daha aldı. Getirdi hamudunu tekrar koydu eve. Götürdü aynı paraya sattı. Deveyi on akçeye alıyor. Getiriyor hamudunu bırakıyor. Deveyi çıplak satıyor. Hamudu hep kar kaldı. On tane öyle deve aldı. Hamudunu bıraktı. Ondan sonra hamudları da aldı. On akçeyi sattı. Bir deve parası kazanmış oldu. Demedi Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretler ona. Sen Allah'a güven otur. O on akçeyi eline aldı. Gitti ya Resulallah. Al dedi bu benim aldığım para. Ben sermayemi düştüm. Ne aldın? On akçe aldın mı? Demek ki zühd. Zühd. Daha güvenmek. Bu tabbellik değil.
Bu aymazlık değil. Bu boş vermişlik değil. Bu böyle sokak soytarılığı, sokak haytalığı değil. Değil. Allah muhafaza eylesin. Öyle arkadaş da istemiyorum zaten. Öyle arkadaş istemiyorum. Bazen kardeşler beni yanlış anlıyor olabilirler. Ticaret yapanlar, iş yapanlar. Adam iş yapan, ticaret yapanların dikkatlarından çok fazla gidip oturmayacak kardeşler. İşi varsa gidecek işini göreceksiniz. Selam aleyküm aleyküm selam. Oturmayacak orada en hem köşken. Ben görüyorum başka derviş kardeşlerinin dükkanlarına bakıyorum. Oturmuşlar bir iki kişi orada. Konuş, Allah konuş. Konuşmanın sonu yok. Oturma kardeşim adamın dükkanda. Adamın küçücük tezgahı var, küçücük dükkanı var. İki kişi daha orada oturdu mu bitti.
Git adamdan işini gör. Selam aleyküm aleyküm selam. Çek git dikkatından adamın. Adam borçlusuyla konuşacaktır. Alacaklısıyla da konuşacaktır. Birisine yalvaracaktır. Yapma, etme, çekimi, vurdurma. Üç gün sonra ödeyeyim, on gün sonra ödeyeyim. Bir başkasının yanında diyemez ki bunu. Veya bağıracaktır adama. Ödelenecektir. Diyecektir, ticaret bu. Senin yanında diyemezsin. Dese sen dersin ki ulan dervişe bak be. Bir de orada ağlıyor. Adama ödelen dedi. Dervişe bak ya. Bir de zenginim diye bak. Amma yağlar daha. Adama üç kuruş için. Allah muhafaza eylesin. O yüzden esnafların dükkanlarına işlerinizi görün gidin. Memurların yerinin yanına fazla gitmeyin.
Otur, git orada çay iç, kahve iç, otur. Hayır yok. Bizim kardeşimiz. Ya kardeşinse kardeşin. Allah muhafaza eylesin. Züyükte ehli olun. Evet. Allah'a güvenin. Allah'a yaslanın. Allah'a dayanın. Asla elinizdekine. Asla bir başkasının elindekine göz dikmeyin. Hele bir başkasının elindekine göz dikmeyin. Hele bir başkasından ummayın. Ya ne güzel pantolonlukmuş ya filan. Keser verir adam sana o zaman. Deme. Ya ne güzelmiş ya. Mis gibi koktu yemek canım. Deme. Bu dervişliğe yakışmayan şeyler. Ya gideceğim ama benim de param yok. Deme. Züyüktehli ol. Ot ye.
Düdanda kürdan taşı. Dervişlik odur. Ot yersin. Ot. Bizim orada ot kavurması yaradan. Dudana kürdanı takar. Et yemiş gibi dolaşır. Ben ona derim ki ot ye. Dudanda kürdan taşı. Herkes seni et yiyormuşsun. Yayan yürü. Spor yapmak için yayan yürüdüm de. Cebinde param yoktu da ben yayan yürüdüm de. Yayan geldim de. Otur. Söyleme. Halini arz etme. Allah muhafaza eylesin. Züyük tehli ol. Allah bizi onlardan eylesin inşallah. Hakkınızı helal edin. Saatı on olmuş. Burada bir sekiz tane soru var. İnşallah önümüzdeki haftaya fırsat olursa cevaplandıralım. Ramazan geldi. İnşallah. Pazartesi herhalde değil mi? Oruç. Pazartesi gün oruç.
Allah izin veririz. Herkese nasip olsun inşallah. İnşallah. Kardeşler. Ramazanda külahı alan derviş kardeş istemiyorum. Tekrar söylüyorum bunu. Ramazanda külahı almış bir derviş kardeş olmayacak. Yapabilirseniz hepiniz Ramazanda tartalım. Kaç kilo? Doksan sekiz. Ben kendi kilomdan bahsedeyim. Doksan yedi. Ey. Ramazan bittiğinde yüz olduysam yazıklar olsun bana. Bu lafı söyleyen benim bana yazıklar olsun. Doksan yedi ise doksan yedi ile Ramazanı bitireceksiniz. Oruç tutuyoruz diye sofralarınızda çok yemek olmayacak. Misafirlerinize yaptırın, yedirin.
Ne yediriyorsanız yedirin. Çok yemek mi istiyorsunuz? Çok çeşit mi istiyorsunuz? Evinize misafir alın. Misafirle yemeniz cahildir. Tek başınıza üç dört çeşit yemek yemek yok. Fazla yemek yemek yok. Sahurda, iftarda tıka basa yemek yok. Ramazanı Ramazan gibi. Orucu oruç gibi tutun. Hanımlarınıza, çoluğunuza, çocuğunuza eziyet etmeyin Ramazanda. Bizim Allah rahmet eylesin. Seyit Taş saat 10'da bir telefon açıyordu. Hu, ne yaptınız? Şunu yaptık. Yanına şunu yapın. Saat 1'de bir daha telefon açıyordu. Hep örnek veriyorum ona. Bir de telefon açıyordu. Ne yaptınız? Şunu yaptık. Şunu da yapın yanına. Saat 4'te 5'te bir daha arıyordu. Ne yaptınız ya? İyi misiniz? İyi.
Şunu da yapın yanına. Bir gün ben de orada oturuyorum. O da müddetler dedim ya. Layıcı dedim. Her telefon açışında bir sipariş oldu. Böyle baktı bana. Böyle tuhaf tuhaf durdu. Tamam mı? Şimdi ben öyle deyince iftarı beraber ederim. İyi ederim dedim ben. Söyleyeceğim ya ana. Hemen telefon açtım. Dedim bir şey ilave ettirme yani. Yeter ilave ettirdikler. Gittik. Hanımına dedim bacı bütün yemeklerden birer tabak koy. Yaptırdı ya dedim hepsini. He dedi. Hepsinden dedim koy yaptırdıklarından. Hepsinden koydu şimdi. Bir kaşık ondan, iki kaşık ondan, üç kaşık ondan. Ben dokudan alıyorum zaten. Kaldı hepsi de. Dedim hacı ne oldu bir sürü yaptırdın. Ya insanın canı durmuyor işte ya dedi.
Dedim yalnız yazık değil mi ya bu kadına da yazık. Ramazan günü ha bire yemek yap. Ramazan mı? Yemek bayramı mı? Ya bir İslam memleketinde, bir Müslüman memleketinde Ramazan gelince gıda fiyatları artar mı? Ramazan memlekette bütün kocaman marketler Ramazan'a hazırlık yapıyorlar. Ettir, peynirdir, zeytindir, işte tavuktur, pirinçtir, pirinçtir.
Ne bu ya? Mahfaza eylesin. Yemeyeceğiz kardeşler. Şunu düşüneceksiniz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri hiç bir günden bir güne doymadı karnı. Sen nasıl doyur musun? Sahur etmiş bir tane hurmayla. Demiş ki, sahur da hurma ne güzel tahammı. Bir bardak suyla da olsa sahur edin. Bir bardak su içecek, sahur et. Bir körme içecek, sahur et. Yok sahur da şişecek, iftarda şişecek, tıs tıs ötecek teravide, derste tıs tıs ötecek, geğirecek bol bol. Kim bu?
Derviş, yok böyle bir şey ya. Gargur, böyle bir şey ya. Böyle bir dervişlik yok. Pasar uyuyacak, bire kadar gündüz ne? Oruçlu arkada. Öğlen birde kalk, akşam altı buçuk yedide, sekizde iftar et. Olmadı, arada bir de kaybule sünnet, öğlenden sonra bir daha yer. Orucu uykuya tuttur. Yok böyle bir şey. Böyle bir şey yok. Allah muhafaza eylesin. Az yiyeceksiniz. Göbekleriniz ericek Ramazan'da. Evlerinizde de söyleyeceksiniz. Fazla yemek yok. Çorba, pilav yemek, tamam. Bunu böyle koymuş Hz. Mevlana'nın hanımı. Hanım. Soframız, firamun sofrası olur.
Allah muhafaza eylesin. O yüzden özellikle talimat vereceksiniz eve. Diyeceksiniz ki, bir yemek, çorba, pilav, ana yemek. Başka ikinci bir ana yemek olmayacak. Özellikle talimat vereceksiniz. Misafir geliyor. Ona söylenecek bir laf yok. Ama onlara da ölçü olsun. Herkes birbiriyle yarışmasın. Üçer, dörter, beşer çeşit yemek çıkarmasın. İsraf. Misafir geldiğinde yanına bir ilave alacaklar. Yemek yapın. Tamam, bitti. Bitti bu kadar. Varsın millet sizin hakkınızda. Demek o desin. Evine gittik de iki çeşit yemek çıkardın. Özellikle Ramazan gelirken bunu böyle tasarru... Tasarı halinde kafamda tuttuğum Perşembe günü dedim.
Bunu muhakkak sohbet edeceğim yine dedim. Muhakkak ve muhakkak. Ramazan'ı Ramazan gibi yaşayacağız. Boyuçlarımızı dük düzgün tutacağız. Dük düzgün bir hayat yaşayacağız. Ramazan'da böyle kaygına ufak işlerimiz olmayacak. Hayatımızda olmayacaklar. Ramazan'da dikkat edeceğiz. Dilimize dikkat edeceğiz. Fiiliyatlarımıza, hal ve hareketlerimize dikkat edeceğiz. Kimsenin gönlünü kırmamaya, kalbini kırmamaya, herkesin gönlünü almaya gayret edeceğiz. Allah bizi affetsin inşallah. Haklarınızı helal edin. Bizden yana da helal olsun inşallah. Üç ihlas müfatiha şerife. Ağabey! Hasul olan sebapları evvelen müzatlar, hikaye inatında sayı mevcudat Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem'e gelmiş geçmiş.
Bütün Peygamber'in nişanefelerimizin ruhlarına ayrı ayrı hediye edin vası ve seda arayla ya Rabbi. Arayla ya Rabbi. Arayla ya Rabbi peydandan, ehimmetlerini, şefaatlerini üzerlerimizden eksik eyleme ya Rabbi. Ağabey! Ağabey! Osmani Zündüren, Ali Al Murtaza, Aşarayla'ın ve Beşeri'nin evladı Resulullah'ın 72 şöyden ruhlarına, İmam-ı Adem, Ebu Hanifi, Emam-ı Şafi, Emam-ı Malik, İmam-ı Muhammeli Hazretlerinin ruhlarına ayrı ayrı hediye edin vası ve seda arayla ya Rabbi. Ağabey! Ağabey! Teclatlarını, ehimmetlerini, şefaatlerini üzerlerimizden eksik eyleme ya Rabbi. Ağabey! Pirimiz Seyyid Abdülkalem-i Eylani, Pirimiz Seyyid Ahmet-el Rufay, Pirimiz Seyyid Ahmet-el Medev-i, Pirimiz Seyyid İbrahim-i Duz, Kefirimiz Şehr-i Asen-i Şadili, Şanakşübent-i Muhammed-i Bahaddili, Şah-ı Mevlana, Celalettin Rufay, Ağabey!
Estağfurullah, estağfurullah, estağfurullahal azimel kerimel zilai ilahe ilahe ilahe. El hayyul gayyumu ve tövbeyle herhiru billahi mineşeytanın rajim. Bismillahirrahmanirrahim ve eftaranızı kiffal amennahum. Aslamatullah.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.